
1.777
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Konya ili Hediye Atarcı-Ayşe Tüzün konutunun restorasyon önerisi
Bu tez çalışmasında Konya ili Karatay ilçesinde yer alan sivil mimari örneklerden Hediye Atarcı-Ayşe Tüzün Konutu konu edilmektedir. Çalışmanın amacı, yapının mevcut durumunun, restorasyon olanaklarının incelenerek yapının korunması ve gelecek nesillere iletilebilmesi için uygun restorasyon müdahaleleri ve işlevin araştırılmasıdır. Çalışma kapsamında, Konya ili, konağın yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmekte, karşılaştırmalı çalışma ve tarihi araştırmalar ile konağın özgün durumu araştırılmaktadır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilip, kriterler belirlenerek bu kriterlerin uygulamaya geçiş safhasında yeni işlev ile birlikte düşünüldüğü bir restorasyon projesi önerilmektedir.
Kentsel boşlukların mekânsal niteliklerininanalizi: Düzce kent merkezi ve spor sokak örneği
Günümüz kentlerinde, özellikle kent merkezleri başta olmak üzere nüfus artışı, hızlı ve çarpık yapılaşma gibi nedenlere bağlı olarak kentsel boşluklar azalmakta ve dolu-boş dengesinde bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Bu süreçlerde kentlerin deprem vb. afetler için ayrılan kentsel boşlukları dahi yapılaşma sürecine girmektedir. Bu durum kentsel boşlukların varlığı ve niteliğinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Bu gerçekten hareketle; tez çalışmasında kentlerde varlıkları sürekli azalan, nefes alınabilen kentsel boşlukların mevcut durumlarının tespiti, bugün ve gelecek için yeterliliklerinin değerlendirilmesi ve korunma alanları olarak yapılabilecek öneriler hedeflenmiştir. Çalışmada, kentlerdeki "boşlukların" sürekliliklerinin sağlanarak kentlere yapılaşma alanı olarak değil "boşluk" olarak kazandırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde; çalışmanın amacı ve kapsamı, ilgili kaynakların yer aldığı literatür özetiyle desteklenerek ortaya konmuştur. İkinci bölümde "boşluk" kavramın mimarlık disiplininde temas ettiği kavramlarla olan ilişkisi; kentsel boşlukların tanımı, oluşum biçimleri, sınıflandırılması, önemi ve varlık sorunsalı olguları üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü olan alan çalışması iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama; Düzce kent merkezi sınırlarını kapsayan bir alan çalışması analizi şeklindedir. İkinci aşamada ise Düzce kent merkezinde seçilen, kentin en işlek yaya bölgelerinden biri olan ve en önemli kentsel boşlukları arasında yer alan "Spor Sokak", kullanıcı algıları ve mekânsal nitelikleri açısından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Alan çalışmasının iki aşamalı gerçekleşmesinin nedeni boşlukları bulundukları bağlamdan koparmadan kent ölçeğinde kavrayabilmek ve daha sonrasında detaylı analizler yapılabilmesine olanak sağlayabilmektir. İlk aşamada yöntem olarak; boşluk analizleri (doluluk-boşluk analizi, boşluk kategori analizi, yeşil alan analizi, yapı adaları içi boşluk analizi ve yol ağları analizi) ve kişisel gözlemler kullanılarak kent merkezindeki mevcut kentsel boşluklar tespit edilip sınıflandırılarak bugün ve gelecek için yeterlilikleri ortaya konmuştur. İkinci aşamada ise Spor Sokak üzerinde sosyo- mekânsal analizler; mekânsal kullanım analizleri, alanda yapılan kişisel gözlemler ve kentsel çevrenin niceliksel ve niteliksel özellikleri üzerinden hazırlanan anket çalışması uygulanarak somut verilere ulaşılmıştır. Son olarak sokak ve kent ölçeğinde yapılan incelemeler ve analizler doğrultusunda elde edilen veriler değerlendirilerek mevcut kentsel boşlukların niteliksel durumları tespit edilmiş ve niteliklerini geliştirici önerilerde bulunulmuştur.
Eğitim binalarının yapısal olmayan elemanlarında deprem risklerinin değerlendirilmesi: Bolu ili örneği
ÖZET EĞİTİM BİNALARININ YAPISAL OLMAYAN ELEMANLARINDA DEPREM RİSKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: BOLU İLİ ÖRNEĞİ Seda AKBALIK Düzce Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin BAYRAKTAR Temmuz 2020, 96 sayfa Türkiye sismik açıdan aktif bir bölgede yer aldığından sıklıkla depremlere maruz kalmaktadır. Yaşanan son büyük depremlerden 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremi sonrasında depreme karşı her an hazırlıklı olmanın önemi anlaşılmıştır. Yapıların işlevlerini sürdürebilmesi yönünden yapıların önemli aksamlarından olan yapısal olmayan elemanların incelenmesi ve deprem tasarımı yönünden önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra yapılarda yapısal olmayan elemanların yapı maliyeti içerisindeki payının çok büyük olması nedeniyle depremlerde kayıplara neden olması FEMA ve ASCE tarafından tasarım yapan mühendisler için standartlar oluşturulmuştur. Bu çalışmada, Bolu ilinde farklı bölgelerden örneklem olarak seçilen 4 okulun (2 Lise, 1 Ortaokul ve 1 İlkokul) olası bir depremde yapısal olmayan elemanlar bakımından riskleri ortaya konulmuştur. Her bir okul yerinde incelenerek yapısal olmayan elemanların oluşturabileceği riskler hazırlanan kontrol listesi yoluyla elde edilmiştir. Kontrol listesinde elde edilen bilgiler L Matris yöntemiyle sayısal veriler haline dönüştürülerek okulların yapısal olmayan elemanlar bakımından riskleri oransal olarak belirlenmiştir. Çalışma yapılan okullarda yapısal olmayan elemanların ne tür tehlikelere yol açabileceği ve alınabilecek önlemlerin neler olabileceği hakkında aydınlatıcı bilgiler kontrol listesi sonuç çıktılarının yanı sıra fotoğraf ve çizimler ile birlikte verilmektedir. Anahtar sözcükler: Deprem, Yapısal olmayan elemanlar, Eğitim yapıları.
Yeniden yapılanma sürecinde kentsel bellek mekanlarının korunması
Toplumun talepleri ve kültürel değerleri şüphesiz yapılı çevreyi var eden mimariyi biçimlendirir. Mekanların, belleği oluşturma aracı olması ya da hatırlatılması konusunda uyarı bir nesne olması bu biçimlenmeyi değerli hale getirir. Toplumun geçmiş yaşam pratiklerini, deneyimlerini, anılarını muhafaza eden bellek mekanları bireylerin zihinlerinde imge ve anlamların oluşmasını sağlar. Mekânla ilişkili olan bu etkileşimler yere bağlılığı ve aidiyetleri beraberinde getirir. Kolektif anımsamaların sürekliliğini sağlayan ortaklık ve aidiyet duygusudur. Birey veya grup ile mekân arasında kurulan bu anlamlı bağlar, kimlikli şehirlerin oluşumu için potansiyel bir güç taşır. Ortak bir geçmişe referans veren mekânların somutlaştırılması toplumsal ve kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarımını sağlayarak anıları ve geçmişi sabitleştirdiği gibi ortak kimliğin de korunmasını sağlar. Buradan da anlaşılacağı üzere mekânlar belleğin bağlamını oluşturur. Ancak kentlerin zorunda oldukları fiziksel değişimlerin süreklilikleri kesintiye uğratması mekanlara yüklenen anlamları ve belleği zedeler. Bunların engellenmesi için dönüşümler esnasında geçmişe dair izlerin korunması ve katmanların birikmesi gerekir. Bu sayede sahiplik duygusunun geliştiği, kente duyarlı toplumların yaşadığı kimlikli kentlerin oluşması mümkün hale gelir. Bu kapsamda, deprem afeti ile yıkımların yaşandığı, karma göçlere ev sahipliği yapan Düzce ili, bellek mekanlarının tespiti ve değişim sürecinin araştırılması için örneklem alan olarak seçilmiştir. Yıkımın ve yıkım sonrası kentteki değişim ve gelişim çalışmalarının bellek mekanlarını nasıl etkilediğini, kentin bellek mekanlarının hangileri olduğunu ve anlam sürekliliklerinin veya kopukluklarının hangi mekanlarda olduğunu tespit etmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bilinen bellek mekanlarının kentsel dönüşüm uygulamalarına yön vereceği düşünüldüğünden araştırma konusu önem taşımaktadır. Çalışmada yoruma dayalı nitel verilerin yanı sıra somut sonuçların eldesi için deneysel yöntemler kullanılarak nicel verilerin ortaya konması hedeflenmiştir. Bu amaca yönelik hazırlanan anket çalışması ile katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmış olup, bellek mekanlarının süreç içerisindeki değişimleri ortaya konmuştur.
Kampüs binalarında enerji verimliliğinin arttırılmasına yönelik bir çalışma: İnönü Üniversitesi
Tıpkı bir kent gibi çeşitli katmanlara, yapılara ve yasalara sahip olan üniversiteler, barındırdıkları toplumsal çeşitlilik sayesinde, sürdürülebilirlik ve ekoloji çalışmalarının önemli uygulanma alanlarıdır. Küresel iklim kriziyle birlikte artan sürdürülebilirlik çalışmaları, zaman içerisinde, üniversiteleri daha yenilikçi ve daha rekabetçi ortamlar olmaya itmiştir. Böylece ekolojik bir üniversitenin ne olduğu hakkında daha fazla çalışma yapılmış ve oluşan rekabet ortamı, sıralama ölçütlerinin geliştirilmesine zemin hazırlamıştır. Bu anlamda düzenlenen sıralama sistemlerinden biri olan UI GreenMetric, küresel çapta çok sayıda katılımcıya ulaşmayı başarmıştır. GreenMetric sıralamasında yer alan ve eko-kampüs niteliği ile öne çıkan İnönü Üniversitesi'nin saygın üniversitelerin seviyesine yükselebilmesi, eko-kampüs olma yolunda ilerlemesi ve ulusal sermayenin korunması adına seçilen kampüs binalarında enerji verimliliği potansiyeli araştırılmıştır. Çalışma için kampüsün en eski ve form olarak en çok tekrar eden yapıları (A-B, D-E ve F-G blok) referans olarak seçilerek mevcut binaların yenilenerek kullanım ömürlerinin artırılması, enerji tasarrufu ve iç ortam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir. Bu çalışma kapsamında enerji verimlilik potansiyelini artırmak için kullanılan yöntem pasif önerili senaryolar ile referans binalarda yapılacak olan iyileştirmelerdir. Binalarda enerji etkin iyileştirmeye odaklı kurulan senaryolar DesignBuilder programı kullanılarak simüle edilmiştir. Simülasyondan elde edilen enerji tüketim verileri, ölçülen doğalgaz tüketim verileri kullanılarak ASHRAE standartlarına uygun olarak kalibre edilmiştir. Bu simülasyonlar yönlenme ve kullanıcı yoğunluğu gibi varsayımsal parametrelerin yanı sıra duvar ana malzeme türü, duvar ısı yalıtım türü, duvar ısı yalıtım konumu, çatı ısı yalıtım türü, cam türü, pencere doğrama türü, çatı ışıklık türü, gölgeleme türü, gölgeleme elemanı çıkma uzunluğu ve pencere-duvar oranı değişimi gibi uygulanabilir parametreler üzerine kurulmuştur. Elde edilen simülasyon sonuçlarından ısıtma ve soğutma tüketimi, gölgeleme elemanları için aydınlatma enerjisi tüketimi ve CO2 salınımları hesaplanmıştır. En nihayetinde, en verimli parametrelerle kurulan senaryo, binanın maksimum enerji verimlilik potansiyelini ortaya koymuştur. Çalışma; çatı, duvar, pencere malzeme değişimlerinin yanı sıra gölgeleme elemanlarının kullanımı ile bir yılda %68,31 oranında ısıtma enerjisi tasarrufu sağlanabildiğini göstermektedir. Bu oran yaklaşık 153.117,39 kg CO2 salınımına eş değerdir. Çalışma sonuçları, İnönü Üniversitesi kampüs binalarında yapılacak olan enerji etkin iyileştirmelerin önemli ölçüde tasarruf potansiyeli sağladığını ve bu bulgunun başta üniversite ekolojisi olmak üzere çevre adına atılmış önemli bir adım olduğunu göstermektedir.
Energy efficient improvement of traditional Harput Houses: Hacı Kerim Sunguroglu Mansion
Sanayi devrimi sonrasında gelişen yeni dünya düzeni ile toplumların doğal çevreyle olan ilişkileri ve doğal enerjiyi kullanım düzeyleri oldukça önemli hale gelmiştir. Enerji tüketimi konusunda çok büyük paya sahip olan yapı sektöründe sınırlı kaynakların azalması ile oluşturulan ve çevreci olmayan yaklaşımlar yerini günden güne sürdürülebilir sistemler oluşturma gayesine bırakmıştır. Son yıllarda sıklıkla karşılaşılan sürdürülebilirlik çalışmalarında geçmişten günümüze ulaşan özgün nitelikleriyle değerini katlayan geleneksel yapıların, çevreci tasarım kriterleri ve enerjiyi etkin kullanma düzeyleri açıkça görünür olmaya başlamıştır. Bu nedenle, geleneksel yapılarda ortaya konan enerji etkinlik değerinin yükseltilmesi ve tarihi dokunun uzun yıllar yaşamasına fırsat verilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışma kapsamında, Elazığ ili Harput bölgesinde varlığını koruyan özgün ve nitelikli yapılardan biri olan, Hacı Kerim Sunguroğlu Konağı'nın enerji etkinliğini artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışma kapsamında 4 adet senaryo ve bunlara göre şekillenen 1 optimum senaryo oluşturulmuştur. Bu senaryolar girdi verilerinin tanımlanması ile bina simülasyon aracı olan DesignBuilder yazılımında modellenerek analiz edilmiş ve tüketilen ısıtma, soğutma, toplam enerji değeri ile CO2 salım değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlar, geleneksel yapının kimlik değerine zarar vermeyecek uygulamalar ile %36'ya varan enerji tasarrufu ve %38'e varan CO2 salım değerinde azalma sağlanabileceğini ortaya koymuştur. Hacı Kerim Sunguroğlu Konağı örneği ile iklimle dengeli tasarım içerisinde olan geleneksel yapıların yaşatılması ve enerji etkinlik değerlerinin artırılmasının mümkün olduğu görülmektedir. Bu çalışma yeni yapılacak ya da yeniden işlevlendirilecek yapılar için tasarımcıların kullanabilecekleri dikkate değer bir kaynak niteliğinde olması adına rehberlik edecektir.
Siverek (Şanlıurfa) Fettahlı evinin koruma sorunsalı bağlamında restorasyon önerisi
Geleneksel yapılar hem tarihi değeri olan hem de bir belge niteliği taşıyan yapılardır. Diğer yandan kentlerin dokusunu oluşturması ve yaşayanlar için aidiyet hissi yaratması önemini arttırmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Ancak bu yapıların korunması ve restorasyonu ile ilgili gerekli önemin verilmediği söylenebilmektedir. Bu çalışmada, Siverek sivil mimarlık örnekleri kapsamında geleneksel konut mimarisi ele alınmıştır. Tarihi bir kent olan Siverek'te özgün mimari özellikliği taşıyan konutlar yer almaktadır. Söz konusu konutlar zamanın getirdiği bozulmalar ve değişimlerle tehlike altındadır. Bu bağlamda yeterli koruma önlemlerinin alınmaması sebebiyle bu çalışmanın yapılmasına karar verilmiştir. Konusu, Siverek (Şanlıurfa) Fettahlı evinin koruma sorunsalı bağlamında restorasyon önerisi olan bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın amacının ve genel bilgilerin yer aldığı giriş bölümü, ikinci bölümde, geleneksel mimari ve geleneksel mimarinin korunması hakkında bilgi verilmektedir. Üçüncü bölümde, Siverek ilçesinin fiziksel, tarihi ve mimari özellikleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde çalışmanın materyal ve metot kısmı yer almaktadır. Beşinci bölümde Fettahlı Evi (199-8) ve 199-3, 199-5, 190-14, 199-16, 192-17 ada parsel numaralı evlerin mimari özellikleriyle ilgili çalışmalar yapılmıştır. Son bölümde ise tez çalışması ile ilgili genel değerlendirmeler yapılmıştır.
Modernleşen Anadolu kentlerinde geleneksel kerpiç mimarisinin koruma sorunsalı ve sürdürülebilirliğinin sağlanması: Malatya Konak mahallesi örneği
Gelecek nesillere aktarılması gereken kültürel mirasımızın en önemli parçalarında biri olan geleneksel mimari doku modernleşme ile hızla yok olmaktadır. Malatya ili bu bağlamda hızlı kentleşme ve uygulanan kentsel dönüşümleriyle hızla yerel dokusunu yitirmektedir. Pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Malatya ilinde merkeze 6 km uzaklıkta olup ve geleneksel dokusunu nispeten korumuş olan, Yeşilyurt ilçesi Konak mahallesi çalışma alanı belirlenmiştir. Günümüzde modern kent sınırının giderek yaklaştığı Konak Mahallesinde de geleneksel kerpiç dokunun değişen hayat standartlarıyla beraber terk edilme, yeni yapılaşma, artan nüfus gibi pek çok sebeple yok olmaya başladığı tespit edilmiştir. Varlığını sürdüren kerpiç konut dokusunun incelenmesi, mevcut doku yok olmadan belgelenmesi, sorunların tespiti, çözüm önerilerinin getirilmesi ve belgelenerek gelecekte yapılacak çalışmalara kaynak oluşturmak amaçlanmıştır. Tez kapsamında konak mahallesi tarihi ve fiziki özellikleri incelenmiş ve çeşitli doku analizleri yapılmıştır. Saha çalışmaları yapılmış, 20 adet geleneksel konutun plan, cephe ve yapısal özellikleri çözümlenmiş, rölöve çizimleri ve fotoğraflarla belgelenmiştir. Geleneksel dokuda yapılan bu çalışmalarla yerleşim alanına özgü özellikler belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda geleneksel dokudaki koruma sorunları tespit edilerek koruma önerileri sunulmuştur. Yapılan belgeleme ve yerinde tespit çalışmaları ile geleneksel dokunun yerleşim, plan, cephe ve yapım sistemi özellikleri çözümlenmiş, yerleşime özgü özellikler tespit edilmiştir. Yapılan çalışmaların ışığında yerleşimdeki geleneksel dokunun koruma sorunları tespit edilerek koruma önerisi geliştirilmiştir.
Antik kentlerde kültürel mirasın koruma sorunları ve gündelik yaşam mekanlarına etkisi: Mardin Dara antik kenti örneği
Dara Antik kenti; geçmişten bugüne birçok Mezopotamya uygarlığına ev sahipliği yapmış olduğundan onlara ait izleri, arkeolojik kalıntıları ve tarihi eser yapıları barındırmaktadır. Ancak bugüne kadar yapılan akademik ve resmi çalışmalarda Dara'nın sahip olduğu kültürel mirasın çok az bir bölümü açığa çıkarılabilmiştir. Yapılan kazı çalışmaları kaynak yetersizliğinden dolayı yarım kalmış veya parça parça sürdürüldüğünden kesintiye uğramış dolayısıyla bütüncül bir alan araştırması yapılamamıştır. Bu çalışmada Dara antik kentinin arkeolojik sit alanı ve tarihi yapıları mimari özellikleri bakımından incelenmeye çalışılmaktadır. Dara antik kentinin askeri yapıları, su yapıları ve dini yapıları incelenerek Dara tarihi ve mevcut durumu ile ilgili bütüncül bir alan çalışması yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca Dara antik kentinde kültürel mirasla iç içe gündelik yaşam devam etmektedir. Burçların üzerine inşa edilmiş bir konak, su sarnıcının üzerinde bir ev ya da Roma döneminden kalma bir sütun ekmek yapılan tandırın parçası olarak gözlemlenebilmektedir. Böyle bir kullanım biçimi bir anlamda yapının ve malzemenin kaybolmasını engellerken aynı zamanda tahrip edilerek özgünlüğünün bozulmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada Dara antik kentinde gündelik yaşam ve kültürel miras birlikteliği koruma bağlamında incelenmiştir. Çalışma yapılırken fiziksel alan araştırmaları, literatür taraması ve anket çalışmaları yürütülmüştür. Araştırmalardan elde edilen veriler değerlendirilerek Bulgular-Tartışma bölümünde sunulmuştur. Çalışmamızın Sonuçlar bölümünde de aktarıldığı üzere arkeolojik sit alanında gündelik yaşamın konfor koşullarının sağlanamadığı görülmüştür. Kültürel miras alanlarında gündelik yaşamın devam etmesinin mirası koruma noktasında ciddi sorunlar oluşturduğu tespit edilmiştir.
Yapı bilgi modelleme sistemi ile sürdürülebilir ve enerji tasarruflu konut tasarımı
Küresel ölçekte enerji talebi katlanarak artmaktadır ve bu enerji talebinin büyük çoğunluğu yenilenemez enerji kaynakları tarafından karşılanmaktadır. Binalar, dünya genelinde toplam enerji kullanımının %35'ini oluşturmaktadır. Yeni yapılacak binalar mevcut konut stokunun sadece %1'lik kısmını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, mevcut binaların enerji performansının güçlendirme stratejileri ile yükseltilmesi küresel enerji tüketimini ve sera gazı emisyonlarını azaltmak için önemli fırsatlar sunmaktadır. Yapı Bilgi Modelleme (BIM) teknolojisi, binaların yaşam döngüsünün tüm aşamalarında verimliliği ve etkinliği artırmak için kullanılan bir süreç ve buna karşılık gelen teknoloji olarak kabul edilir. BIM, mevcut binaların modellerini oluşturarak, alternatifler önererek, bu alternatifler için bina performansını analiz ederek ve karşılaştırarak güçlendirme önlemlerinin enerji performansını tahmin etmek için kullanılabilir. Bu çalışmada, BIM'in mevcut binaların yenileme çalışmalarında etkinliğini araştırmak ve uygulanabilir ve optimize edilmiş güçlendirme teknikleri hakkında öneriler geliştirmek için örnek bir konut özelinde uygulama çalışması yapılmıştır. Hali hazırda kullanılan bir konutun enerji performansı Autodesk Revit ve Green Building Stuido (GBS) entegrasyonu ile hesaplandıktan sonra binanın enerji performansını arttırmak için 8 parametre belirlenmiştir: bina yönlendirilmesi, bina kabuğu (duvar, çatı, ısı yalıtımı, pencere ve cephe saydamlık oranı), aydınlatma ve fotovoltaik panel. Bu parametreler özelinde seçenekler geliştirilmiş, 192 alternatif senaryo oluşturulmuş ve enerji analizleri yapılmıştır. Son olarak, her parametre için belirlenen en uygun uygun senaryonun kullanılmasıyla oluşturulan alternatif bina ile mevcut bina arasında kıyaslama yapılmıştır. Ayrıca, güçlendirme çalışmalarının ilk yatırım maliyetleri ve binada sağladığı tasarruflar göz önüne alınarak yatırımların geri dönüş süreleri hesaplanmıştır. Sonuçlar; enerji tüketimi (yıllık / yaşam boyu) (yakıt ve elektrik), maliyet (yıllık / yaşam boyu) , enerji kullanım yoğunluğu ve CO2 salınımı miktarına göre değerlendirilmiştir. Mevcut durumda 465974 TL olan yaşam döngüsü enerji maliyeti, optimum alternatif senaryo için 186798 TL'dir. Yıllık yakıt tüketiminde %61, elektrik tüketiminde ise %64 tasarruf sağlanmıştır. Güçlendirme yöntemlerinin toplam maliyeti 275050 TL'dir. Güçlendirme çalışmalarının yatırım maliyeti ve sağladığı yıllık tasarruf göz önüne alınarak geri dönüş süresi yaklaşık 12 yıl olarak hesaplanmıştır. Son olarak, GBS simülasyon aracından elde edilen bina enerji performans sonuçlarının doğruluğunu tespit etmek amacıyla, sonuçlar mevcut binanın gerçek enerji tüketim verileriyle karşılaştırılmıştır. GBS simülasyon sonuçlarının yakıt için gerçek veriler ile arasında %11 fark bulunması güvenilir sonuçlar sağladığını kanıtlarken, elektrik için %296 fark bulunması GBS'nin bu çalışma özelinde elektrik tüketimi / maliyeti hesabı için doğru sonuçlar vermediğinin göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Yapı bilgi modelleme, Sürdürülebilir mimarlık, Bina performans analizi, Enerji analizi, Bina güçlendirme, Revit, Green building studio
Köykent projesi kapsamında tasarlanan konut ve çevresinin sürdürülebilir kriterler açısından incelenmesi, Elazığ Sarıevler örneği
Sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan hızlı kentleşme olgusu ülkemizde de etkisini göstererek olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Şehirlerde artan imkânlar kırdan kente göçü tetiklemiş, kırsalda tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerinde azalmaya sebep olmuştur. Bunun yanı sıra çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynaklar tüketimi gibi negatif yansımalar da kendini göstermiştir. Şehirleşme faaliyetlerini kırsal kesimlere ulaştırarak devam etmekte olan göç dalgasının yönü değiştirilmeye ve kentte meydana gelen yoğunluk azaltılmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 1980'lerde güvenlik kaygısı sebebiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yoğun göç yaşanmıştır. Güvenlik nedenlerinin yanı sıra kentleşme hızını düşürmek, bölgedeki kentlerde üretimi artırmak amacıyla tasarlanan köykent projesi hayata geçirilmiştir. Türkiye'nin en büyük göçebe aşireti olan Beritan Aşireti mensupları için, köykent projesi kapsamında, topluluğun yerleşik hayata geçmesi amacıyla çalışmalar başlatılmıştır. 1981 yılında Elazığ ve Diyarbakır yerleşiminde kalıcı konutlar inşa edilmiştir. Geçimini hayvancılık yaparak sağlayan aşiret mensupları için, Elazığ ili Cumhuriyet Mahallesi'nde Sarıevler olarak adlandırılan alana başvuruda bulunan 127 aile arasından seçilen 109 aile yerleştirilmiştir. Konutların yapıldığı dönemde şehir merkezinden uzakta kalan bölge, günümüzde merkezi alana dönüşüp artan yapılaşmayla değişmeye başlamıştır. Değişen bölge zamanla kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap verememeye başlamıştır. Günümüzde, bölgede bulunan konutlar kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu çalışmada Sarıevler'deki konut ve çevrelerinin çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik düzeylerinin anlaşılabilmesi amacıyla, kullanıcılara anket çalışması uygulanarak elde edilen girdiler gözlem ve görüşmelerle desteklenmiştir. Anket verileri SPSS 26 programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Alanı daha verimli bir şekilde tanımlayabilmek için konutlar ve çevresinin mimari çizimleri yapılarak okunmuştur. Bu çalışmadan elde edilecek veriler ile hazırlanacak olan yeni yapılanmada bölgenin gelişimine kültürel, sosyal ve ekonomik anlamda katkı sağlayacaktır. Ayrıca köykent projesiyle yapılmış olan projelerin geliştirilmesi ve kente dahil edilebilmesi yönünde ışık tutacaktır.
Yapı bilgi modelleme teknolojisi ile sürdürülebilir yapı tasarımı
Günümüzde artan konfor ihtiyacı ile beraber özellikle konutların ve beraberinde tüm yapıların enerji ihtiyaçları kısa vadede yerine yenisi konamayacak fosil enerji kaynaklarından karşılanmaktadır.Bu sebeple fosil kaynak rezervlerinde gelecek nesillerin enerji gereksinimlerini tehdit edecek ölçüde azalma meydana gelmekte ve fosil kaynak kullanımına bağlı çevre sorunları oluşmaktadır. Yapıların inşaat aşamasından başlayıp yaşam süreçlerini bitirdikleri evreye kadar kullandıkları enerji miktarının oldukça yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Tasarım aşamasında alınan yanlış kararlar sebebiyle inşaat ve yapı kullanım evresinde mekanik enerji kullanımı üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Her alanda olduğu gibi yapı sektöründe de seçim olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelen "Sürdürülebilirlik" yaklaşımı, temel ilkeleri ve uygulama yöntemleriyle kentsel ve yapısal ölçekte incelenmiştir. "Yapılarda Sürdürülebilirlik" kavramı, yapım sürecinin erken aşamalarında alınan tasarım önlemleri ile tasarım ve analiz desteği veren programlar incelenmiştir. K- Odak isimli kütüphane yapısı " Autodesk Revit" programı kullanılarak modellenmiş ve " Autodesk Insıgt "enerji simülasyon programı ile enerji analizi yapılmıştır. Daha sonra farklı iyileştirme çalışmaları ve senaryolarla tezin ana fikri olan "Sürdürülebilirlik" konusu ve bu konunun "Yapılarda Enerji Korunumu ve Tasarrufu" konusu ile olan ilişkisi desteklenmiştir.
Geleneksel yığma yapılarda strüktürel sorunlar ve çözüm yolları
Tarihi yapılar kültürel mirasımızın önemli bir parçasıdırlar ve bulundukları yerin ve geçmişin sosyolojik, ekonomik, kültürel ve politik öğelerini bünyesinde barındırır. Günümüz ile geçmiş arasında çok önemli bir bağ oluşturan tarihi yapıların korunması ve gelecek nesillere aktarılması çok önemlidir.Ülkemizdeki ve dünyadaki tarihi yapılar gerektiği gibi korunamamaktadır. Depremler, doğal afetler, olumsuz çevre koşulları ve fiziksel-kimyasal bozulmalar ve insanoğlundan kaynaklı nedenler bu yapıların bozulma sürecini hızlandırmaktadır.Bu çalışmanın amacı, strüktürel sistemi zarar görmüş tarihi yapıların korunması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için uygulanacak olan onarım ve güçlendirme yöntemlerinin araştırılması ve bu konuda çalışan uzmanlara yardımcı olunmasıdır.Bu çalışma kapsamında,?Tarihi yapılarda görülen hasar çeşitleri ve nedenleri,?Günümüzde uygulanan hasar tespit yöntemleri,?Tarihi yapılarda uygulanan onarım ve güçlendirme yöntemleri örnekleriyle birlikte incelenmiştir.Çalışmanın sonuç bölümünde ise, bu inceleme ve araştırmalar neticesinde eski eser bir yapıya müdahale etmeden önce ve müdahale aşamasında yapılması gereken ve dikkat edilmesi gereken hususlar özetlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Tarihi yapılar, güçlendirme, strüktürel sorunlar
Rodos, Murat Reis Külliyesi belgelemesi ve restorasyon önerisi
Bu çalışma, Yunanistan, Rodos Adası'nda Murat Reis Külliyesi'ni konu edinmektedir. Külliye içinde Ebu Bekir Paşa Camii, Murat Reis Türbesi, Türbedar Evi, Tekke, Kütüphane ve Hamdi Bey Şadırvanı ile Çeşmesi bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, yapının korunarak gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için; bugünkü durumunu analitik incelemelerle ve değerlendirmelerle belgelemek, restitüsyon ile yapının özgün durumunu ortaya koymak ve uygun işlev verilerek yapının sürdürülebilir korunmasına yönelik restorasyon önerisi getirmektedir. Çalışma; Murat Reis Külliyesi'ni belgeleyen rölöve ve tanımlama, özgün halini gösteren restitüsyon, karşılaştırmalı çalışma katalogu ve yapının restorasyon projesini içermektedir.
Mimarlıkta genel estetik değerlendirme ve çağrışımsal anlam: Bir araç olarak analoji
Bu tezde; sembolik estetik üzerinden dış cephe-çağrışımsal anlam ilişkisi irdelenmiş, çağrışımsal anlamın çeşitli kavramlar üzerinden sorgulanması amaçlanmıştır. Çalışma, mimarlık öğrencileri, mimarlar ve mimar olmayanlar arasında görsel imajların yorumlarını incelemektedir. Çalışmanın ana hipotezi; literatürde yer alan mimar mimar olmayan faklılaşmasını kabul etmekle birlikte, görüntü ve anlamın örtüştüğü durumda grupların yorumlarında benzerlikler olacağı yönündedir.Tez çalışması teorik ve deneysel olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin strüktürünü oluşturan sembolik estetiğin bir parçası olan çağrışımsal anlam irdelenmiştir. Bu bölümde iletişim boyutunda mimarlığın anlam iletmede kullandığı dil, göstergebilim (semiology) çerçevesinde tartışılmıştır. Çalışmada daha sonra göstergebilim üzerinden çağrışımsal anlam araştırılmış, tasarımda bir girdi olan çağrışımsal anlamın mimar ve mimar olmayanlar tarafından nasıl algılandığı tartışılmıştır. Buradan yola çıkarak çağrışımsal anlam-analoji ilişkisi kurulmuştur.İkinci bölümde yer alan deneysel çalışma ise teorik çalışmayı desteklemek üzere kurgulanmıştır. Deneysel çalışma kapsamında, öncelikle; mimar ve mimar olmayanlar arasındaki farklılık ve benzerliklerin bulunması için istatiksel analizler yapılarak genel imaj yorumlarına bakılmış ve daha sonra, görüntü ve anlamın örtüştüğü durumdaki yorumlar fiziksel bileşenler-bilişsel kavramlar bazında Lens model yöntemi ile analiz edilmiştir. Deneysel estetik kapsamında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında; gruplar arasındaki ayrışmalara rağmen, görüntü ile anlamın örtüştüğü durumda görsel imaj yorumlarında benzerlikler olabileceği bulgusu ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler : Anlam, Analoji, Lens model, Deneysel Estetik,Çağrışımsal Anlam, Karmaşıklık, Tanıdıklık, Etkilenme.
Yapı elde etme sürecinde mimari tasarım kalitesinin ölçülmesi ve arttırılmasına yönelik analitik hiyerarşi prosesi tabanlı karar destek yaklaşımı ve örnek olaylarla sınanması
Yapı elde edimi karmaşık bir süreçtir. Hiçbir tasarım; ihtiyaç programı, paydaşları, arsası, imkan ve kısıtları gözetildiğinde diğer bir tasarıma benzememekte, ortaya çıkan ürün tek ve eşsiz olmaktadır. Tasarım kalitesini oluşturan ölçütlerin bir kısmını sayısal değerlerle ölçmek mümkünken, bazı ölçütler ise kişisel deneyim, beğeni ya da yargılarla tanımlanabilen soyut kavramlarla tanımlanabilmektedir. Mimari tasarım kalitesinin nesnel ve öznel ölçütler ile tanımlanabilmesi ve değişik paydaşlarca farklı tanımlanmasından dolayı değerlendirilebilmesi de karmaşık bir süreçtir. Tüm bu karmaşık sorunların üstesinden gelmek için geliştirilen kalite değerlendirme araçlarının etkin uygulama alanlarının çoğunlukla kullanım süreci ile çerçevelendiği de bir gerçektir. En önemlisi olan elde edilen değerlendirme verilerinin ise tasarım bilgisine dönüştürülerek aktarımı da sınırlıdır.Tanımlanan tüm bu sorunları araştırma konusu yapan bu doktora tezi, temel olarak mimari tasarım kalitesinin yapı elde etme sürecinin farklı aşamalarında değerlendirilmesi için ölçülemeyen ve tanımlanması zor olan öznel yaklaşımların aksine, kıyaslamaya dayalı, sayısal değerlendirme yapabilecek yöntemlerin geliştirilmesi ile bunlara bağlı olarak elde edilecek verilerin tasarım ekiplerine mimari tasarım kalitesinin arttırılması için tasarım bilgisi olarak aktarılmasını sağlayacak yaklaşımın ortaya konulmasını amaçlamıştır. Bu alanda yapılan kısıtlı çalışmalarla ortaya konmuş olan sorunların giderilerek, mimari tasarım kalitesinin değerlendirilmesi ve alternatiflerin kaliteyi belirleyen ölçütler bağlamında kıyaslanarak seçimi bu tez çalışmasının başlıca güdülerindendir. Önerilen yaklaşım, mimari tasarım kalitesini oluşturan ölçütlerin toplum, zaman, teknoloji, durum ve imkanlar göz önüne alındığında değişebileceğini, bu sebeple her tasarım ekibi için ortaya konabilecek farklı ölçütleri değerlendirebilecek esnek bir yapıya sahip olması gerektiği fikrini temel almaktadır. Ortaya konan, ölçütler ve alt ölçütler ışığı altında; tasarımın ilk aşamalarından başlamak üzere iç ve dış paydaşlar açısından alternatifleri, sayısal olarak değerlendirebilecek Çok Ölçütlü Karar Verme yöntemlerinin incelenerek Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) tabanlı yaklaşımın ortaya konması ve örnek olaylarla sınanarak tasarım süreçlerini de kapsayacak şekilde tasarım bilgisi ortaya konulabilmesi doktora çalışmasının omurgasını oluştururken, yapı elde etme sürecinin farklı aşamalarında kullanımı ile tasarım bilgisi üretme stratejileri de oluşturulmuştur.
Kentsel bir patoloji: Kayıp Mekân - Ewsad projeleri üzerinden bir değerlendirme
Kentler sürekli olarak değişen ve dönüşen dinamik varlıklardır. Değişim ve dönüşüm süreçleri kent içinde, ya yapısal bozulma, ya işlevselliğini yitirme ya da yapı ve işlevini bir arada kaybeden mekânları ortaya çıkarmıştır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, kentlerde değişim ve dönüşüm sürecinde ortaya çıkan kayıp mekânı tanımlamaya çalışmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi, yapısal-işlevsel ve sistem yaklaşımlarından meydana gelmektedir. Bu yaklaşımlar kullanılarak kent ve kayıp mekân arasındaki ilişki gerek yapısal-işlevsel gerekse sitem yaklaşımı açısından anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu kuramsal modele göre ?kayıp mekân? anomi içinde bulunan yer olarak tanımlanmıştır. Kayıp mekân, Ankara kentinden seçilen örnek alanlar (AKM, Zafer Meydanı ve İskitler Sanayi Bölgesi) aracılığıyla analiz edilmeye çalışılmış, seçilen örnek kentsel mekânlar, Gazi Üniversitesi'nde 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan kış okullarının ortaya koyduğu projeler ışığında tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler :Kent, Mekân, Kayıp Mekân, Anomi, EWSAD, AKM: Hipodrom Alanı, Zafer Meydanı, İskitler Büyük Sanayi Bölgesi
Televizyon stüdyolarında mimari akustik tasarım kriterleri ve bir örnek çalışma: Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü binası televizyon stüdyosu
Televizyon stüdyoları, sesin kontrol edilmesi ve düzenlenmesinin önemli bir gereklilik olduğu mekanlardır. Gerekli akustik düzenlemelerin yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek kontrolsüz yansımalar ve olması gereken değerlerin üzerindeki reverberasyon süresi, yayın sırasında olumsuz etkiler yaratacaktır.Bu tezde; genel olarak televizyon stüdyolarının tarihsel gelişimi, işlevi ve işleyişiyle birlikte mimari özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra televizyon stüdyolarının, yapı akustiği tasarım parametreleri kapsamında duvar, döşeme, tavan, kapı, pencere gibi yapı bileşenleri, hacim akustiği tasarım parametreleri kapsamında hacmin biçimi ve boyutlandırılması, reverberasyon süresi, arka plan gürültü düzeyi, ses yansıtıcı, yutucu ve saçıcı-dağıtıcıların dağılımı incelenmiştir. Bu parametreler ulusal ve uluslar arası yönetmelikler ile desteklenerek televizyon stüdyoları için mimari akustik performans kriterleri oluşturulmuştur.Örnek çalışma kapsamında Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Binası televizyon stüdyosunun incelenen parametreler doğrultusunda Insul (v 6.4.12) ve Odeon (v 10.02) simülasyon programları kullanılarak mevcut durum analizi yapılmıştır. Bu analizler ile yerinde yapılan çevresel gürültü düzeyi, arka plan gürültü düzeyi, yapı elemanlarının ses geçiş kaybı ve reverberasyon süresi ölçümlerinin karşılaştırmalı değerlendirmesi yapılmıştır. Bu örnek dahilinde uygun olmayan durumlar için iyileştirmeye yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler : Akustik, Yapı akustiği, Hacim akustiği, Televizyon Stüdyoları, Yayın stüdyoları
Ekolojik yapı estetik ilişkisinin deneysel olarak irdelenmesi
Bu çalışmanın amacı; ekolojik yapı estetik ilişkisinin deneysel olarak irdelenmesidir. Lens Model yöntemiyle gerçekleştirilen deneysel çalışmada, 53 Uludağ Üniversitesi Mimarlık Bölümü 4. sınıf öğrencisi, halk statüsünde denek grubu olarak 25 Uludağ Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü ve 24 Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 4. sınıf öğrencileri denek olarak çalışmaya dâhil edilmiş ve kendilerinden 40 yapı imajını değerlendirmeleri istenmiştir. Çalışmaya öğrencilerin yanı sıra mesleğinde en az 10 yıl deneyimli, ekolojik mimarlık alanında birikimi olan toplam 37 mimar da dahil edilmiştir. Deneklerden kendilerine gösterilen imajları, `beğeni', `etkilenme', `karmaşıklık' ve `sürdürülebilirlik' bilişsel kavramları başlıklarında derecelendirmeleri istenmiştir. Bu bilişsel kavramların fiziksel bileşenler ile ilişkisini belirlemek için ise, aynı imajlar `uzman grubu' adı altındaki mimar öğretim elemanlarına (14 kişi) sunulmuş, her bir imaj için 40 fiziksel bileşeni (20 Tasarım ve Estetik ve 20 Sürdürülebilirlik) değerlendirmeleri istenmiştir. Tez kapsamında gerçekleştirilen deneysel çalışmanın ana hipotezi; almış oldukları derslerin de etkisiyle, 4. sınıf mimarlık öğrencilerinin, eko mimarlara benzerlikler göstereceği yönündedir. Özellikle sürdürülebilirlik bilişsel kavramında bu benzerliğin güçlü olacağı varsayılmaktadır. Buna karşın halk olarak nitelenen grubun, imajların yorumlarında eko mimarlardan ve mimarlık öğrencilerinden farklılaşacağı varsayılmaktadır. Çalışma sonucunda ortaya çıkan bulgular, konunun öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğunu göstermektedir.
Ankara İli, Ayaş İlçesi, Balçiçek Evi Restorasyon Önerisi
ANKARA İLİ AYAŞ İLÇESİ BALÇİÇEK EVİRESTORASYON ÖNERİSİ(Yüksel Lisans Tezi)Umut İNCİGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ(Mart 2012)ÖZETBu çalışma, Ankara İli Ayaş İlçesi'nde yer alan geleneksel sivil mimari örneklerinden biri olan Balçiçek Evi'ni konu etmektedir. Çalışmanın amacı, yapının rölövesinin hazırlanarak mevcut durumunu belgelemek, restitüsyon çalışmalarını yaparak, yapının özgün durumunu tespit etmek, yapılan restitüsyon projesi ışığı altında, yapının gelecek nesillere aktarılması için yeni işlev önererek, yapıyı kullanılan, çevresine kazandırılmış bir restorasyon önerisi getirmektir. Çalışma kapsamında önce Ayaş ilçesi geleneksel kent dokusu ve yapıları, Balçiçek Evi yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmiştir. Yapıdaki kalıntı ve izler, karşılaştırma çalışmaları, yazılı ve sözlü kaynakların desteği ile yapının özgün durumu araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek, önerilen işlev ve restitüsyon projesi ışığında, yapının konforu da göz önünde bulundurularak öneri restorasyon projesi hazırlanmıştır.Bilim Kodu: 803.1.085Anahtar Kelimeler: Ayaş, Balçiçek, Ev, RestorasyonSayfa Adedi: 394Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Can Mehmet HERSEK
Hüsameddin-i Ankaravi Camii ve Türbesi restorasyon önerisi
Bu çalışmanın konusu Ankara İli, Haymana İlçesi Altıpınar Köyü'nde bulunan Hüsameddin-i Ankaravi Camii ve Türbesi'dir. Bu çalışmanın amacı cami ve türbenin günümüzdeki durumunun incelenmesi, restorasyonu ve korunmasına yönelik önerilerin geliştirilmesidir. Çalışma kapsamında Ankara İli ve çevresinde bulunan cami ve türbelerin karşılaştırmalı çalışması ve tarih araştırması yapılmıştır. Hüsameddin-i Ankaravi Camii ve Türbesi'nin özgün durumu tespit edilmeye çalışılmıştır ve camiye uygun işlev önerisi getirilmiştir. Hüsameddin-i Ankaravi Camii ve Türbesi'ne yönelik rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri elde edilmiştir. Böylece cami ve türbenin yok olmasını engelleyerek gelecek nesillere aktarılması yönünde bir çalışma sağlanmıştır.
Modern mimarlıkta yabancılaşma sorunu; Jacques Tati filmleri
Bu tez Jacques Tati (1907-1982) filmlerini çalışma konusu olarak ele almıştır. Tati, filmlerinde kent ve mimarlık konularını ağırlıklı olarak işleyen bir yönetmendir. Özellikle modern mimarlık, modern mimarlığın yarattığı mekânlar ve bu mekânların kullanıcı tarafından eleştirel bir biçimde deneyimlenmesi Tati'nin filmlerinde ana tema olarak karşımıza çıkar. Jacques Tati modernleşmenin bireysel, toplumsal ve mekânsal yansımalarını, kurguladığı filmler üzerinden aktarmaya çalışır. Tez kuramsal çerçevesini modernleşme, modern mimarlık ve yabancılaşma kavramları üzerinden kurgular ve filmleri bu çerçeve üzerinden okur.Tati'nin modern mimarlık algısı ve filmlerinde izleyiciye vermek istediği mesajlar doğrultusunda şekillenen analizlerden modern bireyin ve modernleşmeye ayak uyduramayan, eğitilemeyen bireyin `yeni' yaşam biçimine ve modern mimarlığın getirdiklerine yabancılaşması ele alınmıştır. Tati filmlerinde eğitilemeyen bireyi anlatmak adına modern tasarım ürünlerini araç olarak kullanmıştır. Filmlerde modernite öncesi yaşam biçimlerine ait anlatımlar mevcuttur. Tati' nin araç olarak kullandığı modern mimarlık ve getirdikleri, mekânı kullanmaları açışından birbiri ile sıkı ilişki içerisinde olan sinema ve mimarlığı daha da yakınlaştırır.Tati adeta bir mimar gibi kamerayı kullanan bir sinema adamıdır. Filmlerinde modern mimarlık için kendi manifestosunu yazar ve bize seyrettirir. Tati'ye göre yanlış olan modernizmin kendisi değil; uygulanış biçimidir. Bu sebeple; Tati filmleri üzerinden yapılan her okuma, modern konutu, kenti ve yabancılaşmış bireyi anlama da mimarlık disiplinine yardımcı olabilir.Anahtar Kelimeler : Modernizm, Sinema, Mekân, Yabancılasma, Sinema-Mimarlık
İşlevini yitirmiş binaların yaşam döngüsü içindeki yerinin sürdürülebilirlik açısından analizi:Diyarbakır Diyar Galeria Alışveriş Merkezi örneği
Yeryüzü devinim halindedir ve insanlar, hayvanlar, bitkiler, hatta pek çok cansız varlık bu devinimin bir parçasıdır. Yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmeler, sosyoekonomik ve toplumsal değişimler neticesinde varlıklar bulundukları ortama ayak uydurabilmek ve yaşayabilmek için kendilerini devamlı dönüştürmektedir. Bu çalışmada, 'sürdürülebilirlik' konusu, değişimlere ayak uyduramamış ve kaderine terk edilmiş bir alışveriş merkezi özelinde ele alındı. Sosyoekonomik ve toplumsal değişimler, yoğun rekabet, teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin beraberinde getirdiği e-ticaret koşulları bir yana, kentin gelişme akslarındaki değişim ve mekânsal performans düşüşleri yapının fonksiyonel ömrünü tamamlamasına sebebiyet verdi. İşlevsel ömrünü tamamlayan ancak fiziksel ömrünü tamamlayamayan bu yapı tasarım amacı dışında kiralanarak kullanılmaya devam etti. Böylelikle bu yapı yaşam döngüsündeki rolünden uzaklaşıp, atıl ve kullanılamaz hale gelerek işlevini yitirmiş alışveriş merkezleri arasında yerini aldı. Bu çalışmada, mekân özelliklerinin verili işlevlerin gereksinimleri ile uyum sağlama düzeyini anlamak için binanın günümüz kullanıcılarına anketler uygulandı ve bu anketler gözlem ve görüşmelerle desteklendi. Anket verileri SPSS 16 programında değerlendirilip yorumlandı. Alışveriş merkezinin yıllar içerisinde geçirdiği değişimleri saptamak ve günümüz hali ile kullanım zorluklarını belirlemek amacıyla mimari çizimleri yapılıp okundu. Yapılan analizlere göre kullanıcılarına memnuniyet sağlayamadığı belirlenen bu binanın, zamanla kullanıcılarını büyük oranda yitirerek yaşam döngüsündeki işlerliğini de koruyamadığı belirlendi. İşlevini yitirmiş olan bu alışveriş merkezinin, yaşam döngüsündeki yeri 'sürdürülebilirlik' açısından analiz edildi ve alışveriş merkezinin yeniden işlevlendirilip döngüye katılmasının önemi üzerinde duruldu. Bu doğrultuda, bu çalışmanın şehir gelişimine kültürel, sosyal ve ekonomik anlamda katkı sağlayacak mekânların inşasına ışık tutacağı düşünülmektedir. Yapının kaderine terk edilmeyip verilecek işlevlerle yaşam döngüsüne katılması sürdürülebilir yapı tasarımının da önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca günümüz ihtiyaçları dikkate alınarak yapının değerlendirilmesi, mekân dönüşümlerinde veya mekânın tekrar tanımlanmasında tasarımcılara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Yeşil çatıların bina ısıtma ve soğutma yüküne etkisinin farklı iklim bölgeleri için analizi
Gelişen teknoloji ve artan kentleşmeyle birlikte enerji ihtiyacı da artmaktadır. Konvansiyonel kaynak kullanımıyla bu ihtiyacın giderilmesi çevresel açıdan olumsuz sonuçlar doğurduğundan enerji tüketiminin en aza indirgenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması önemlidir. Türkiye'deki enerji tüketim oranları incelendiğinde yaklaşık %30'luk kısmını konut sektörü almaktadır. Konutlarda enerji etkin tasarımların gerçekleştirilmesiyle enerji korunumunun sağlanması mümkün olmaktadır. Bunun sağlanması ise tüm yapı bileşenlerinin uygun şekilde belirlenmesine ve uygulanmasına bağlı olup çeşitli etkenlere göre değişkenlik göstermektedir. Bu bağlamda yeşil çatılar enerji etkinliği açısından olumlu etki oluşturan önemli bir faktördür. Bu çalışmada konutlarda yeşil çatıların bina ısıtma ve soğutma yüküne etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Farklı derece gün bölgelerinde, farklı formlarda tasarlanan konut örnekleri standart teras çatılı ve yeşil teras çatılı olacak şekilde hesaplamalar yapılmıştır. Isıtma yükü TS 825 Hesap Yöntemi ile, soğutma yükü ise Soğutma Yükü Sıcaklık Farkı Yöntemi (CLTD) ile hesaplanmıştır. Ayrıca yeşil çatı bileşenlerinden bitki taşıyıcı katman kalınlığı farklılaştırılarak enerji etkinliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Böylelikle yeşil çatının Antalya, Diyarbakır, Elazığ, Kayseri ve Erzurum illerinde tasarlanan örnek konutlar üzerinde, bina ısıtma ve soğutma yüküne etkisi belirlenen değişkenler doğrultusunda incelenerek ortaya çıkan farklılıklar analiz edilmiştir.
Geleneksel konutların mekânsal yapısının irdelenmesi: Malatya / Darende – Aşağıulupınar örneği
Tarihi değeri olan ve belge niteliği taşıyan, aynı zamanda yaşayanlar için aidiyet duygusu oluşturan geleneksel yapılar, kentsel dokunun omurgasını oluşturmaktadır. Geleneksel yapıların bir kısmı, günümüze kadar gelerek kent dokusunu devam ettirmektedir. Geleneksel Aşağıulupınar konutları, fiziksel ve demografik açıdan değişim yaşamasına rağmen varlığını kısmen sürdürmektedir. Bu değişim sürecinde geleneksel konutlarla birlikte günümüz teknolojisi ve malzemesi ile yapılan konutlar da zamanla bu kentsel dokuya dâhil olmaya başlamıştır. Bu çalışmada, geleneksel doku bağlamı çerçevesinde yer alan yerel konutların, bu değişimlerle beraber günümüzdeki mevcut durumu ve mekânsal yapısı irdelenmiş olup günümüz şartlarına uyumu sağlanarak yok olmalarının önüne geçilmesi esas alınmıştır. Geleneksel kent dokuları ve yerel kimliği oluşturan konutlar üzerinde yapılan tespitlerde, konutların bütüncül olarak korunması–yaşatılmasına yönelik gerek akademik-bilimsel gerekse uygulama düzeyindeki çabalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Geleneksel Aşağıulupınar konutları bağlamında; somut veriler elde etmek amacıyla alan çalışması yapılmış ve değerlendirmesi sunulmuştur. Alan çalışması kapsamında; bu konutların arazi yerleşimi, mekân organizasyonu, yapı tekniği… gibi pek çok bakımdan uygunluğunun tespiti amacıyla konutların çizimleri yapılmış ve konut doku analiz taslakları şeklinde sunulmuştur. Bu veriler ışığında, yerel konutlar üzerinde yapılan çalışmalar değerlendirilerek konutların devamlılığı, korunarak yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Hem bu sayede geçmişle olan köprünün yok olmasının önüne geçilerek belli bir sosyallik ve aidiyet duygusunun günümüz ve geleceğe yansıtılması da düşünülmüştür. Geleneksel konutların korunarak yaşatılması ve geleceğe aktarılması; ancak içlerindeki yaşantının devamlılığı ile mümkün olabileceğinden dolayı kullanıcının güncel gereksinim ve isteklerinin karşılanması gerekmektedir. Ancak bunu yaparken koruma / kullanma dengesi doğru kurulmalıdır. Türk evi plan tipolojisine ve mekân kurgusuna uygun olarak biçimlenen ve geleneksel yaşam biçimini yansıtan Aşağıulupınar konutlarının yaşatılması ve korunması kültür sürekliliğinin sağlanması açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Aşağıulupınar, Geleneksel Konutlar, Mekânsal Yapı.
Sivas merkez Hubuyar Korucu Konağı restorasyon projesi önerisi
Bu tez çalışmasında Sivas İli'nde yer alan ve Osmanlı geç dönemi diye tabir edilen, Osmanlı Devleti'nin her alanda batılılaşma sürecine girdiği dönemde inşa edilen ve dönem özelliklerini yansıtan Hubuyar KORUCU Konağı konu edilmektedir. Konağın günümüzdeki durumunun incelenmesi, özgün halinin ortaya çıkarılması, restorasyonu, korunmasına yönelik önerilerin geliştirilmesi ve bu çalışmanın yapılacak benzer çalışmalar için örnek teşkil etmesi tezin temel amacıdır. Bu kapsamda Sivas İli'nde bulunan geleneksel konutların karşılaştırmalı çalışması ve tarih araştırmaları yapılmış, Hubuyar KORUCU Konağı'nın özgün hali tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ve Sivas'ın ihtiyaçları esas alınarak değerlendirme yapılmış, konağa uygun işlev önerisi getirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Sivas İli Konut Tipolojisi ortaya çıkarılmış ve Hubuyar KORUCU Konağı'na yönelik rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri elde edilmiş olacaktır. Bu sayede konağın gelecek kuşaklara aktarılması yönünde ilk önemli adım atılmış olacaktır.
Bina bilgi modelleme uygulamaları ile binalarda enerji analizi
Enerji kullanımının önemli bir kısmının konutlardan kaynaklandığı bilinmektedir. Bina bilgi modelleme programları kullanılarak, enerji kullanımını azaltmaya yönelik analizleri binaların tasarım aşamasında gerçekleştirmek veya uygulanmış bir binanın enerji etkinliğini arttırmak mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada Bina Bilgi Modelleme (BIM) uygulamalarının binaların enerji performansı üzerindeki etkisi bir uygulama çalışması ile ortaya koyulmuştur. BIM, bir binanın yaşam döngüsü boyunca tasarımını ve proje verilerini dijital formatta yönetmek için oluşturulmuş politikalar, süreçler ve teknolojilerin bütünü olarak tanımlanabilmektedir. Bu yaklaşım, inşaat sektörünün bina ve altyapıyı daha verimli planlama, tasarlama, inşa etme ve yönetme konusunda bilgi ve araçlar sağlayan üç boyutlu model tabanlı bir sürecini oluşturmaktadır. Çalışmada halihazırda kullanılmakta olan bir konutun, bina bilgi modelleme programı olan Revit ile enerji analitik modeli oluşturulmuştur. Model üzerinden enerjinin etkin kullanımına yönelik çalışmalar yapılmıştır. İlk olarak çalışmanın doğruluğunu teyit etmek amacıyla, seçilen konutun Autodesk Revit 2017 ve Carrier'in Hourly Analysis (HAP) programlarında ısıtma ve soğutma yükleri hesaplanmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak her iki program için bulunan ısıtma ve soğutma yüklerinin birbirine yakın değerlerde olduğu görülmüştür. Daha sonra seçilen konutun mevcut hali için bina enerji performansını etkileyecek parametreler (bina yönelimi, güney cephe saydamlık oranı, yalıtım malzemesi ve kalınlığı) belirlenmiş ve bu parametrelerin ayrı ayrı ele alındığı analiz çalışmaları yapılmıştır. Sonuçlar; yakıt ve elektrik kullanımlarının ele alındığı enerji analizleri, yaşam döngüsü analizleri ve yakıt kullanımından kaynaklanan CO₂ emisyon miktarına göre değerlendirilmiştir. Binanın mevcut konumu "0˚ yönlenme" olarak kabul edilip, yönlenme saat yönünde 15˚ lik artan açılarla değiştirilmiş ve +195º en uygun yönlenme açısı olarak belirlenmiştir. Mevcut durumda % 6.5 olan güney cephe saydamlık oranının % 15, 30, 40, 50, 65, 80 değerleri için analizleri yapılmış ve % 40 değeri uygun saydamlık oranı olarak belirlenmiştir. Mevcut durumda yalıtım bulunmayan dış duvarlar için 3, 5 ve 8 cm kalınlığında XPS, EPS, camyünü ve taşyünü için değerlendirmeler yapılmış ve 8cm'lik XPS uygun yalıtım malzemesi ve kalınlığı olarak belirlenmiştir. Son olarak belirlenen uygun bina yönelimi, güney cephe saydamlık oranı, yalıtım malzemesi ve kalınlığının kullanılmasıyla oluşturulan alternatif bina ile mevcut bina arasında kıyaslama yapılmıştır. Buna göre mevcut durumda 62810 $ olan yaşam döngüsü maliyeti, oluşturulan alternatif durum için 46574 $ olarak elde edilmiştir. Yakıt kullanımı için elde edilen CO₂ emisyon değerleri ise mevcut ve alternatif durumlar için sırasıyla 6.2 Mg ve 3.3 Mg olarak elde edilmiştir. Sonuç olarak, tasarım aşamasında veya uygulanmış bir yapı için BIM tabanlı programlar kullanılarak, binaların enerji performansının iyileştirilebildiği ve bu sayede sağlanacak çevresel etki somut olarak ortaya koyulmuştur.
Acil servis ünitelerinin kullanıcı katılımlı tasarımı
Acil servis ünitelerini konu alan bu çalışmada; kullanıcı gereksinmelerinin karşılanamamasının, acil servis ünitelerindeki kullanıcı memnuniyetsizliği üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın amacı; acil servis ünitelerindeki gereksinmelerin; detaylı bir biçimde sorgulanabilmesi, değerlendirilebilmesi ve ünitelerin niteliklerinin belirlenebilmesi için planlama ekibine kaynak ? rehber teşkil edebilecek bir çalışma sunabilmektir. Çalışmada; acil servis ünitelerindeki kullanıcı gereksinmeleri ile ilgili bir değerlendirme formu oluşturulmuş ve Ankara ilindeki iki acil servis ünitesi kullanıcılar üzerinden değerlendirilmiştir. Alan çalışmasında; gözlem ve incelemeler, fotoğraflama ile mevcut durum tespitlerinin yapılması, hasta yakınları ve teknik ? tıbbi personelin katılımı ile anket çalışması yöntemleri ile veri toplanmış, elde edilen veriler ile gereksinmelerdeki eksikliklerin giderilebilmesine yönelik olarak bir değerlendirme tablosu oluşturulmuştur.
Kentsel mekân olarak meydanların mekânsal kalitesinin ölçülmesine yönelik bir araştırma: Malatya Yeni Cami meydanı
Son yıllarda mimarlık ve şehircilik pratiklerindeki değişimler, bilimsel araştırmalar, yeni şehircilik modelleri ile beraber kentlerdeki yaşanabilirlik düzeyi, yaşam standartlarının yükseltilmesi ve kentsel mekân kalitesinin artırılmasına dair önemli ölçüde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalardan birisi kentsel mekânın bir parçası olan meydanlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Meydanlar günlük yaşamın geçtiği, sosyal ve toplumsal ilişkilerin geliştiği, insanlar arasındaki iletişimin arttığı, kentsel odağın oluştuğu mekânlardır. Meydanların fiziki ve sosyal özellikleri kullanıcıların yaşam kalitesini etkilemekte ve bu yönüyle kalite kavramını öne çıkarmaktadır. Bu çalışmaya konu olan Yeni Cami Meydanı özellikleri itibariyle, Malatya kent merkezini kamusal hafızada tanımlayan bir mekân, toplu taşımanın dağıldığı bir odak, kullanıcı-mekân etkileşiminin en yoğun olduğu bir yer, işlevsel olarak etkinliklerin yapıldığı bir alan, ölçeği ve konumu itibariyle kent merkezi olarak tarif edilmektedir. Yeni Cami Meydanı'nın ürettiği fiziksel, sosyal, psikolojik etkilerden referans alarak kentte yaşayan insanlar tarafından yoğun olarak kullanıldığı ve çokça tercih edildiği gözlemlenmiş fakat alanın kendisine dair mekânsal anlamda kalite ölçümü yapılmamıştır. Buradan hareketle meydanın tarihi, konumu, fiziksel ve işlevsel özellikleri araştırılmış, meydan içinde gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. İnceoğlu'nun (2007) mekânsal kalitenin ölçülmesi konusunda önerdiği ''işlevsel, estetik, yapım ve bakım hizmet kalitesi parametreleri uygulanarak anket çalışması yapılmış SPSS 25 programında sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen veriler ve anketten çıkan sonuçlar ile birlikte yorumlanarak meydanın kalitesi ölçülmüş, güçlü ya da eksik yönleri ortaya konulmuş ve eksik kalan yönleri üzerinden yeni öneriler getirilmiştir.
Bina yapım sürecinde inovatif kalite kontrol tekniklerinin firma ölçeğine göre farkındalık analizi
İnşaat sektöründe yapım teknolojilerinin kaydettiği gelişmelerin yanı sıra kullanıcıların üründen beklediği niteliklerin günden günde değişiyor olması, inşa aşamasında oldukça karmaşık iş akışlarına sahip büyük ölçekli projelere geçiş sürecini hızlandırmıştır. Yapı üretim standartlarında meydana gelen bu değişime rağmen inşaat sektöründeki kalite kontrolün hâlâ mevcut tekniklerle sürdürülüyor olması sektör açısından büyük bir handikaptır. Çünkü mevcut yöntemler bu süreçte yeni bir boyut kazanmış olan kalite kontrolünde birçok noktada yetersiz kalmakta ve hem yapım sürecinde hem de kullanım aşamasında öngörülemeyen problemlere neden olmaktadır. Tam da bu noktada, teknolojiden beslenen inovatif bir kalite değerlendirme sistemi ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaca cevap vermek adına araştırmacıların son zamanlarda üzerinde yoğunlaştığı entegre bir BIM-lazer tarama sistemi öne çıkmaktadır. BIM günümüzde daha çok tasarım ve planlama süreçlerinde, lazer tarayıcılar ise esasen ölçme mühendisliğinde kullanılmaktadır. Ancak BIM'in semantik açıdan zengin bir veri deposu oluşu ve lazer tarayıcıların yapılı çevrenin 3D verisini hızlı ve düşük maliyetle toplayabilmesi, entegre BIM-lazer tarayıcı fikrinin arkasındaki itici güç olmuştur. Bu alanda yapılan akademik ve ticari çalışmalar son yıllarda artmıştır. Bu çalışmanın amacı, hem Türk inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların ve sektör çalışanlarının yenilikçi kalite kontrol yöntemleri ile ilgili farkındalık düzeyini ölçmek hem de bu alanda bir farkındalık oluşturmaktır. Çalışma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. İlk aşamada günümüzde uygulanan geleneksel kalite kontrol yöntemleri ile inovatif sistemler araştırılarak kapsamlı bir literatür verisi ile açıklanmıştır. Tezin bu bölümünde inovatif sistemleri ele alan mevcut çalışmaların bir kısmı incelenmiş olup elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde sistemin oldukça umut verici ve geliştirilmeye açık olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada ise literatür verileri ışığında hazırlanmış bir anket yardımıyla sektör çalışanlarının inovatif yöntemlerle ilgili bilgi düzeyi ve kullanım yoğunluğu araştırılmıştır. Anket sonucu elde edilen araştırma bulgularına bu bölümde yer verilmiştir.
Binalarda doğal havalandırma performansının bina bilgi modelleme yöntemi ile incelenmesi
Enerji tüketiminin çok fazla olduğu günümüz dünyasında, mekanik havalandırma sistemleri gibi aşırı enerji tüketen sistemler yerine enerji etkin tasarım kriterleri göz önünde bulundurularak doğal havalandırma ile enerji tasarrufunun sağlanması amaçlanmalıdır. İç ortamdaki hava kalitesini belirli bir seviyede tutarak düzenli bir hava değişimi gerçekleştiren doğal havalandırma aynı zamanda insan sağlığı için çok önemlidir. Bu çalışmada Elazığ ilinde 3 farklı kent dokusu içerisinde değerlendirilen tip bir planın doğal havalandırma performansı incelenmiştir. Uygulama alanları olarak seçilen alanlar avlulu kent dokusu ile İzzetpaşa Mahallesi, birbirini dik kesen sokak ve caddeler ile gridal kent dokusunu temsil eden Doğukent Mahallesi ve dağınık gridal bir yapılaşmanın olduğu Nail Bey Mahallesi olarak belirlenmiştir. Belirlenen 3 farklı kent dokusu BIM (Building Information Modelling) sistemlerinden Revit programı aracılığı ile modellenmiş ve bölgenin iklimsel verileri ile hâkim rüzgâr yönü de çalışmaya dahil edilmiştir. Rüzgar analizleri için Flow design programından yararlanılmıştır. Rüzgâr yönünün, pencere açıklıklarının, bina yöneliminin, avlulu veya ayrık nizam yerleşim alanlarının iç mekanlarda doğal havalandırma performansı üzerindeki etkisi, belirlenen kent dokuları içinde sabit bir bina içindeki karşılıklı iki konut planı için incelenmiştir. Ayrıca farklı rüzgar yönleri ve konut içinde farklı pencere açıklıklarının devrede olduğu senaryolar üzerinden de değerlendirmeler yapılmıştır. Simülasyonlarda rüzgâr hızı sabit olup 1m/sn. olarak belirlenmiştir. Yapılan simülasyonların sonuçları Flow Design ekran görüntüsü olarak sunulmuş olup yorumlar bu görüntülere uyarlanan 5'li likert ölçeği üzerinden 1'den 5'e kadar uygunluk değerleri ile analiz edilmiştir.
Geleneksel Harput evlerinin enerji performansının değerlendirilmesi: Şefik Gül evi örneği
Geleneksel binalarda enerji etkinliğinin Elazığ Harput Şefik Gül Evi'nin konfor analizi ile birlikte değerlendirildiği bu çalışmanın asıl amacı ekonomik, çevresel ve sosyal boyutta sağlaması düşünülen katkılarının, araştırma yöresi olan Elazığ bölgesi dışında da bir anlam ifade etmesi olmuştur. Bu sebeple çalışmaya enerji etkinliği, enerji etkinliği üzerine çalışılmasının ekonomi ve çevre alanında sağladığı önemin incelenmesi ile başlanmıştır ve görülmüştür ki enerji verimliliğine dönük her çalışma, günümüzde dünyada ve ülkemizde karşılaştığımız sorunların en acil ve en temel konularına cevaplar aramasından dolayı gereklidir. Enerji verimliliği çalışmalarının insanın konfor koşullarının sağlanması ile sıkı bir biçimde ilişkili olduğu, ülkemizde ve dünyada binaların tükettiği enerji miktarlarına ve bu miktarların her sene artıyor olmasına bakılarak görülebilmektedir. Bu sebeple aktif sistemlerin etkisinin azaltılıp pasif sistemlerin kullanımının sağlanmasının günümüzün acil meselelerinden biri olduğu ve konfor koşullarının bu biçimde sağlanması gerektiği enerji verimliliği çalışmalarında ortak bir görüş olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amaçladığı ise yapı tasarımında geleneksel mimarinin pasif sistem kullanımında yapısal özelliklerinin sağladığı faydaların ve enerji etkinliği bakımından geleneksel binaların özelliklerinin incelenmesi olmuştur. Yukarıda bahsedilen gerekçelerden dolayı bu çalışmada, ülkemizde ve dünyada geleneksel binaların enerji verimliliği üzerinde olumlu bir etkisi olup olmadığı tartışmalarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu sebeple daha önce konfor koşulları incelenmemiş Elazığ Harput Şefik Gül Evi'nin simülasyon yolu ile bu bağlamda enerji verimliliğinin ve performansının incelenmesine karar verilmiştir. Uygulama sonuçları ve ileride yapılabilecek çalışmalara kaynak olabilecek tartışma konuları ile çalışma bitirilmiştir.
A proposal for an energy-efficient school building model in Kirkuk/Iraq
Despite the global trend towards reducing and rationalizing energy consumption in all of its forms of lighting, heating and cooling, building constructions in Iraq related to energy consumption and resources still proceed without awareness or study. The conservation of energy in the built environment should become one of the most important topics in both political and scientific programs in Iraq as a global trend issue. The growing population of Iraq, the decreasing fossil-based energy resources and the increasing emissions of harmful gases has emerged as a collection of major catalysts for energy efficiency in buildings. In addition, cost efficiency, safety and the need to reduce carbon emissions are the key reasons for energy conservation. At the moment, there has been an incredible increase in the amount of energy used in Iraq and there is an increasing reliance on energy resources and energy consumption in the most efficient way in every sector, and in the building sector especially. Construction buildings in Iraq ignore thermal design calculations, which has led to an uncomfortable indoor climate and the use of a lot of energy during the year. Achieving the energy efficiency of buildings particularly in Kirkuk city is critical due to the continuous energy crisis. The aim of this study was to investigate the effect of the Passive and Active Design parameters in the building design to reduce energy consumption. For this purpose, a School Building Model (SBM) was determined in the Kirkuk/ Iraq region. The amount of energy savings resulting from the application of thermal insulation, building orientation, building forms and window area according to the wall or floor ratio in the buildings was examined. There re two programs (Revit and green building studio) used to simulate the thermal loads and the amount of energy needed for the determined school building sample for the year period. The (SBM) building will be useful at reducing the energy consumption to a more environmentally friendly and energy-efficient level. In addition, the pvSOL tool was employed to simulate the photovoltaic (PV) panels assumed to be installed on the top of the roof of the (SBM).
Mimari tasarımda peyzaj temaları üzerine bir araştırma
20. Yüzyılda önemini kaybeden peyzaj, yatay düzlemde bir güzel sanatlar objesi olarak algılanırken daha aktif ve etkili bir tasarım girdisi haline gelmiştir. Şehirlerin değişen doğasından ortaya çıkarak farklılaşması, ?peyzaj?, ?mimarlık?, kent planlama? pratiklerinin gözden geçirilmesini sağlamıştır. Bu kapsamda, mimarlık ve kentsel planlama anlayışı, 21.Yüzyılda çok-disiplinli bir kavram olarak mimarlık, şehir planlaması ve peyzaj üzerinde oluşur. Bu ihtiyaçtan doğan pratikler kentleşme sürecini açıklayan yeni teorilerin önemine işaret etmiştir ve tasarım objelerine salt mimarlık veya kent tasarımından daha geniş alanla bakılmasını sağlamıştır. Bu teoriler asıl ortaya çıkış yerleri olan akademik ortamlarda tartışılırken, yeni konular olarak eğitim programlarına ve uzmanlık alanlarına eklenmiştir.
Yozgat ili İstanbulluoğlu Mahallesi Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı restorasyon önerisi
Bu çalışma, Yozgat ili Merkez'de yer alan geleneksel sivil mimari örneklerinden biri olan Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı'nı konu etmektedir. Çalışmanın amacı yapının rölövesinin hazırlanarak, mevcut durumunun belgelenmesi, restitüsyon çalışmasının yapılarak özgün durumunun belirlenmesi ve geçirdigi değişikliklerin tespit edilmesi, ortaya çıkan restitüsyon projesinin ışığında, yeniden konut işleviyle restorasyon projesinin yapılmasıdır. Çalışma kapsamında önce Yozgat ili kentsel sit alanı, Hasan Hüseyin Yeşilkaya Konağı'nın yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmekte, karşılaştırmalı çalışma ve tarihi araştırmalar ile yapının özgün durumu araştırılmaktadır. Daha sonra konak restorasyon projesine uygun olarak onarılarak ve yapının günümüz için gerekli konfor koşulları sağlanacaktır. Sürdürülebilir bir koruma anlayışı için yapı özgün işlevi olan konut olarak kullanılmaya devam edilecek ve bu değerli kültür varlığı gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakılabilecektir.
Geleneksel yapıların x,y,z düzlemindeki yapısal bozuklarınım bım teknolojisi ve lazer tarama yardımıyla inceleyen bir alan çalışması
İnşaat sektöründe mevcut veya inşa aşamasındaki her bir yapının kendine özgü işlevi, yeri, büyüklüğü, bulunduğu iklim, yapım tekniği gibi birçok faktörün olması ona farklı bir kimlik kazandırmakta ve bu durum kalite yöntemi belirsizliği ile birlikte inşaat sektöründe kalite uygulamasını zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda geleneksel yöntemlerle yapılan ve farklı mesleki bilgi ve deneyime sahip uzman kişilerin dahil olduğu insan insiyatifine bağlı bir kalite kontrol süreci inşaat sektöründe evrensel bir asgari kalite standardının oluşmasını engellemektedir. İşte tamda bu noktada inşaat sektöründe teknolojiden beslenen inovatif bir kalite sisteminin oluşmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaç doğrultusunda üzerinde araştırmacılar tarafından durulan BIM- Lazer tarama entegrasyonu karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda dünyada gelişmiş ülkelerde (ABD, İngiltere, Japonya gibi) aktif olarak kullanılmaya başlanan hatta kamusal binaların tasarım ve yapım sürecinde zorunlu kılınan Yapı Bilgi Modelleme (BIM) teknolojisi; binaların tasarım ve yapım sürecinde insan odaklı hataları ve kusurları ortadan kaldırmaya ve disiplinler arası entegrasyonu sağlamaya yönelik inovatif bir yaklaşımdır. 3D lazer tarama teknolojisi ile de yapıların mevcut durumu hızlı ve yüksek doğrulukta 3D olarak taranabilmekte ve dijital ortama aktarılabilmektedir. BIM-3D Lazer Tarama entegrasyonu; binaların yapım aşamasında boyutsal kalite değerlendirmesine ve süre yönetimi ve maliyet yönetimi gibi profesyonel yaklaşımların uygulanmasına olanak sağlar. Bu çalışma; Yapı Bilgi Modelleme (BIM) ve 3D lazer tarama entegrasyonu tekniği ile geleneksel yapıların cephe yüzeylerinde oluşan x,y,z boyutlarındaki hata ve kusurların, imalattan kaynaklı boyutsal sapmaların, cephe boyutsal kalite değerlendirmesinin elde edilmesini, geleneksel yapıların yapı üretim standartlarına ve boyutsal kalite standartlarına uygunluğunun saptanmasını ve insan kaynaklı yapısal hataların tespit edilmesini amaçlamaktadır. İki aşamalı olarak yürütülen bu tez çalışmasının ilk aşamasında derin bir literatür taramasından elde edilen veriler eşliğinde geleneksel kalite kontrol yöntemleri ile birlikte inovatif sistemler detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Aynı zamanda tezin bu bölümünde yapılan araştırmalar sonucu inovatif sistemlerin geleneksel yöntemler ile yapılan kalite kontrol işlemine göre kullanıcılarına çok daha fazla avantajlar sağladığı belirlenmiştir. İkinci ve son aşama olarak ise geleneksel bir yapı üzerinden yapılan cephe taraması ve yapı bilgi modeli teknolojisiyle elde edilmiş yapı sanal modelinden elde edilen verilerin birbirine entegresi sağlanarak cephe yüzeyine ait üç boyutlu karşılaştırmanın yapıldığı uygulamalı bir alan çalışmasına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yapı Bilgi Modelleme, 3D Lazer Tarama, Kalite, İnovatif Kalite Kontrol
Sivrihisar ibrahim bulgurcu evi restorasyon önerisi
Bu tez çalışmasında Eskişehir, Sivrihisar ilçesinde bulunan geleneksel evlerden İbrahim Bulgurcu Evi konu edilmektedir. Çalışmanın ana amacı İbrahim Bulgurcu Evi'nin tarihi ve estetik değerleri ile korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik restorasyon önerisinin hazırlanmasıdır. Çalışma kapsamında ilk olarak İbrahim Bulgurcu Evi'nin rölövesi hazırlanarak belgelemesi yapılmış, yapının mevcut durumu, geçirmiş olduğu değişiklikler ile deformasyonlar analiz çalışması ve arşiv çalışmaları ile birlikte saptanmıştır. Bu çalışmayı takip eden evrede yapıya ait özgün durumu gösteren bir restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Son olarak elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile fiziksel onarım kriterleri belirlenmiş olup İbrahim Bulgurcu Evi için çağdaş standartlara uygun olarak yeniden konut olarak kullanımı öngören bir restorasyon önerisi hazırlanmıştır.
Yeşil okul tasarım kriterleri uluslar arası leed değerlendirme sertifikası ve uygulaması
Tez çalışması kapsamında, sürdürülebilirlik kavramının mimariye yansımalarından (Yeşil Okul) kavramı, bu kavramın standartlaşması ve ona ait kriterleri değerlendirme ve ölçülebilir kılınması adına oluşturulan sertifikalı değerlendirme sistemi (LEED) irdelenmektedir. Tez çalışmasında, yeşil okullar ile ilgili çerçeve tanıtılmış, yeşil okul enerji verimliliği ve sertifikalandırma sistemleri ile ilgili çalışmaların genel bir irdelenmesi yapılmıştır. Çalısma, yedi bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde, yüksek performanslı kavramınıntanımı ve yeşil bina kavramı ele alınmıştır.Tezin üçüncü bölümünde; yeşil okullar kavramı, tarihçesi, çevresel etkileri ve avantajlarından bahsedilmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde değerlendirme sistemlerinin oluşum süreçleri incelenerek dünyada uygulanan sertifika sistemlerinden LEED tanıtılmış, okullar için sertifika sistemleri ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Altıncı bölümde ise Türkiye?de bir örnek okul ele alınarak LEED değerlendirme sertifikasının kontrol listesine göre değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında okulların LEED değerlendirme sistemine göre günümüzdeki durumu ve onların iyileştirme çabasından bahsedilmiştir.Anahtar Kelimeler : Yüksek performanslı (yeşil) kavramı, Yeşil Okul, Enerji verimliliği, LEED sertifikası
Az katlı konutlarda pasif ev kriterlerinin bina ısıl performansına etkileri
Ülkelerin gelişmişlikleri ile paralellik gösteren enerji kullanımı ve sera gazı salınımlarındaki artış, yenilenebilir kaynakların kullanımı ve enerji tüketiminde hassas politikaları beraberinde getirmiştir. Bu politikaları uygulama aşamasında, binaların tükettiği yıllık enerji ya da karbon salınımı miktarlarının belirlenmesi için enerji performans analizlerinin yapılması gerekmiştir. Ülkelerin bina stoklarında önemli yeri olan konut yapılarının enerji performansını tarifleyen standartlar geliştirilmiştir.Pasif Ev Standartları, mimari tasarımda enerji korunumuna, güneş enerjisinden pasif olarak yararlanmaya dayalı ve enerji etkin tasarım yaklaşımları öne çıkmıştır. Pasif tasarım kriterleri ve standartları artan bir değerde önem kazanmıştır.Bu noktada yapının mimari özellikleri ve mimarın amacına yönelik beklentileri, tasarım yaklaşımları ve kararlarını oluşturabilmesi ve bunu yaparken sezgisellikten çok bilimsel verilere (çevresel veriler, bina formu, organizasyon ve yönlenme, pasif güneş mimarlığı sistem analizleri ve iklim bölgesine dayalı tasarım modelleri) dayandırabilmesi önem kazanmaktadır.Bu çalışmada, az katlı konut tipolojisinde, pasif ev standardı tasarım kriterlerinin bina enerji performansına etkisi irdelenmiştir. Literatürdeki çalışmalar incelenerek, standartlar, tanımlar ve tasarım kılavuzları ile oluşturulmuş çalışma uzayı belirlenmiştir. Sıcak nemli iklim bölgesinde, Antalya özelinde, Desing Builder v3 simülasyon programı kullanılarak; pasif ev tasarım parametreleri, yapı kabuğunun optik ve termofiziksel özellikleri, pencere boyutları, bölgesel gölgeleme elemanı kullanımının bina enerji performansına etkisi analiz edilmiştir.Analizler sonucunda, mimari tasarımın karar aşamasında, pasif tasarım parametrelerinin performans üzerindeki etkisi ve hangi parametrelerin performans üzerinde öncelikli rol oynağının saptanması hedeflenmektedir.Sonuçlara göre; Antalya İli için; lineer ve geniş cephesini güneye açan plan tipolojisinin uygun yönlenme ve form olduğu yorumu yapılabilmektedir. Bina enerji performansı üzerinde yapı elemanlarının etkisi tespit edilmiş ve yapı elemanı ölçeğinde alınabilecek önlemler değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler :Pasif ev standardı, az katlı konut binaları, bina enerji performansı, yönlenme, form
Amasya ili Sofular mahallesi ve yakın çevresi geleneksel yerleşim dokusunun analizi, değerlendirilmesi ve koruma geliştirme önerisi
Bu çalışmanın amacı Amasya ilinin sahip olduğu geleneksel dokunun tarihi süreçteki değişimini inceleyerek barındırdığı değerleri ve yaşadıkları sorunları tespit ederek değerlendirmek, değerlerin korunması ve sorunların çözümüne ilişkin koruma önerileri getirmektir. Bütünleşik bir koruma yaklaşımı ile ele alınan bu tezde geleneksel dokunun yoğun olarak bulunduğu Sofular Mahallesi ve yakın çevresi incelenmiş, değerlendirilmiş ve alanın barındırdığı değerlerin korunması, problemlerin çözülmesi, koruma bilincinin geliştirilmesi ve alanın sürdürülebilir korunmasını sağlayacak koruma önerileri geliştirilmiştir. Çalışma, çevresel ölçekte başlayıp, sosyal, kültürel yapı ve yapı ölçeğine kadar detaylandırılmıştır. Tez; giriş ve sonuç bölümleri de dâhil olmak üzere sekiz bölümden oluşmaktadır.Bilim Kodu: 801.1.085Anahtar Kelimeler : Amasya, Sofular, Analiz, Değerlendirme, Koruma,Geliştirme, RestorasyonSayfa Adedi: 362Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Z. Gediz URAK
Hastane binalarının enerji verimliliğinde yeşil konsept çıktılarının simülasyon ile değerlendirilmesi: Elazığ örneği
Sanayi devrimi sonucundaki teknolojik gelişmeler ve insanların yaşam biçimindeki değişimler ile birlikte enerji ihtiyacı gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum enerjinin daha verimli bir şekilde kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Böylece enerji ile alakalı tüm konular arasından enerji verimliliğinin ön planda tutulmasına sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı yoğun enerji tüketimi olan hastane yapılarının enerji performansını simülasyon programı kullanarak analiz etmek ve enerji tüketimini azaltacak öneriler sunmaktır. Bu amaçla hastane yapılarının duvarlarında ve çatısında kullanılabilecek malzemelerin enerji verimliliğine olan katkısı simülasyon programı ile değerlendirilmiş, karşılaştırılmış ve alternatif kabuk bileşenleri belirlenmiştir. Çalışmada Elazığ ili sınırları içerisinde bulunan Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servis Binası yapısının Bina Bilgi Modelleme (BIM) tabanlı Autodesk Revit 2018 Programı'nda üç boyutlu modeli ve Bina Enerji Modeli (BEM) oluşturulmuştur. Daha sonra modelde malzeme türlerinin ve malzemelerin bir araya geliş biçimlerinin oluşturacağı enerji tüketim farklılıklarını hesaplamak için Green Building Studio (GBS) ile enerji analizi yapılmıştır. Acil Servis Binası'nın analizleri yapılmak üzere geleneksel duvar örgü malzemesi olarak bims blok, gazbeton, tuğla kullanılmıştır. Duvar yalıtım malzemesi olarak ise Expanded Polystyren köpük (EPS), Ekstrude Polistren sert köpük (XPS), Poliüretan Köpük, Taşyünü kullanılmıştır. Duvar malzemelerine ek olarak modül şeklinde yeşil duvar tipinin uygulandığı alternatifler de bulunmaktadır. Tüm bu malzemeler duvara içten yalıtımlı duvar, dıştan yalıtımlı duvar, sandviç duvar şeklinde uygulanmıştır. Çatı tipi olarak klasik teras çatı ve yeşil çatı seçilmiştir. Tüm malzemeler kullanılarak 148 farklı alternatif oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda belirlenen tüm alternatifler incelenmiş, karşılaştırılmış, en olumlu ve en olumsuz alternatifler belirlenmiştir.
Çağdaş mimarlıkta mekan, yer ve mekansallık tartışmaları - cermodern örneği
Bu tez çağdaş mimarlıkta mekân, yer ve mekânsallık tartışmalarını Fenomenolojik ve Hermenötik yaklaşımları kullanarak ele almakta ve CerModern yapısı üzerinden örneklendirmektedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel değişimler ile ortaya çıkan farklı yaşam tarzları, mimari açıdan da farklı ihtiyaçları doğurarak, mimarinin bu ihtiyaçlara yanıt vermesini beklemektedir. Bu nedenle çalışma, mimaride farklı bakış açılarını özne-mimarın (öznel anlama) gözüyle yakalama amacındadır. Bu amaca iki adımda ulaşılmaya çalışılmıştır. Birinci adımda, yirminci yüzyılda çağdaş mimaride sıklıkla kullanılmaya başlanan, Fenomenolojik ve Hermenötik yaklaşımlar irdelenerek, mimaride nasıl kullanıldığı ele alınmıştır. İkinci adımda ise, şeyleri kendinde olarak anlamlandırma yoluyla özün (eidos) yakalanması ve ufukların kaynaşması, mekân, yer ve mekânsallık bağlamında değerlendirilmiştir. Mekân-öznenin, mimar-özne tarafından anlama ve yorumlanmasının biricik-öznel bir anlama ve yoruma işaret ettiği CerModern örneği ile sunulmaya çalışılmıştır.
Sakarya ili Beşköprü (Sangarios, Justinianus Köprüsü)'nün koruma ve restorasyon önerisi
Bu çalışma, Sakarya ili, Adapazarı merkez ilçesinde ve Çark Suyu'nun kolları üzerinde yer alan, Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Justinianus döneminde (h.d. M.S. 527-565) yaptırılarak günümüze kadar ulaşabilmiş olan Beşköprü ve ek yapılarını konu etmektedir. Çalışma, köprü ve yapılarının mevcut durumunun belgelenerek araştırılmasını, elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi sonucu hazırlanan restorasyon önerisini içermektedir. Söz konusu çalışmaları içeren, metin ve çizimlerden oluşan tez çalışması, 9 bölümden oluşmaktadır. Amaç, kapsam ve yöntemi anlatan giriş bölümüyle başlayan çalışmanın, 2. Bölümünde tez konusu köprü ve yapılarının bulunduğu bölgenin coğrafi ve tarihi bilgilerine yer verilmiştir. 3. ve 4. Bölümlerde köprü ve ek yapılarının tarihi verileri ile mevcut durumunun tanımı yapılmıştır. Tarihi ve teknik verilerin analizlerinin anlatıldığı 5. Bölümden sonra, 6. Bölüm benzer örneklerin değerlendirilmesiyle elde edilen karşılaştırmalı çalışmalar ve sonuçları, 7. Bölüm 5 ve 6. Bölümlerin değerlendirilmesiyle sunulan restitüsyon önerisi ile devam etmektedir. Koruma kararları ve müdahalelerin belirlendiği restorasyon sürecinin anlatıldığı 8. Bölümden sonra, tez çalışması 9. Bölüm olan sonuç ve önerilerle bitirilmiştir.
Ankara ili Nallıhan ilçesi tarihi kent dokusunun incelenmesi ve koruma önerisi
Bu çalışmanın amacı Nallıhan ilçesinin tarihi ve kültürel dokusunu zaman içinde uğradığı değişim ve gelişimleri doğrultusunda araştırmak, günümüze kalanları saptamak, yeni yapılaşmaların mevcut karar ve yönetmelikler doğrultusunda olumlu, olumsuz yönlerini ortaya koyarak bölgenin rekreasyona uygun niteliklerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktır.Birinci bölümde, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır.İkinci bölümde, Nallıhan ilçesinin coğrafi konumu, fiziksel özellikleri ve sosyal nitelikleri ele alınmıştır.Üçüncü bölümde, Nallıhan ilçesinin genel tarihi ve idari gelişimi anlatılmıştır.Dördüncü bölümde, Nallıhan ilçesinin tarihi ve kültürel değerleri, günümüze ulaşan örnekleri incelenmiştir.Beşinci bölümde, Nallıhan ilçesinin mimari, fiziksel ve sosyal analizi yapılarak alanın sorunları araştırılmıştır.Altıncı bölümde, yapılan mimari, fiziksel ve sosyal analizlerin genel değerlendirilmesi yapılmıştır.Yedinci bölümde, Nallıhan ilçesi geleneksel mimari ve kültürel değerlerini koruma önerileri ve genel müdahale kararları ortaya konulmuştur.Sekizinci bölümde, çalışmanın sonucu yer almaktadır.
Yapı üretim sürecinde kalite yönetimi- termal otel yapısı kalite yönetimi analiz modeli
Termal otel yapıları gibi karmaşık nitelikli yapıların üretiminde, farklı uzmanlık alanlarının birlikte koordineli çalışması, birçok verinin aynı anda üretim sürecine girdi oluşturması sistematik bir yönetim anlayışının benimsenmesini zorunlu kılmıştır. Üretim sürecinde planlanan hedeflere en uygun biçimde varabilmek ve kaliteli bir yapı elde edebilmek için yapı üretim süreci ve alt evrelerinde kaliteyi etkileyen faktörlerin yönetilmesi gerekmektedir. Tezde, termal otel yapıları üretim sürecinde kaliteyi etkileyen insani, fiziksel ve dış faktörlerin; planlanması, tasarlanması, yürütülmesi, denetlenmesi, organizasyonu, koordinasyonu, iletişimi gibi genel yönetim eylem ve etmenlerini üretim süreçleriyle entegre edecek bir yönetim modeli kurgulanmıştır. Yönetim modelinde amaçlanan, termal otel üretim süreçlerinde yer alacak mimar, mühendis, proje koordinatörleri, yükleniciler, işveren gibi süreç katılımcılarına karar destek sistemi olarak katkıda bulunmasıdır. Kurgulanan yönetim modeli, termal otel üretim sürecinde kalite sorunlarının engellenmesine yönelik geri besleme yaparak düzeltici faaliyetlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır.
Samsun'da bir TCDD Lojmanı restorasyon önerisi
Günümüzde tarihi yapılar, korunmalarına yeteri kadar önem verilmediği için giderek yok olmaktadırlar. Kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik çıkarılan yasalara rağmen bu eserler ekonomik zorluklar ve gerekli bütçelerin ayrılamaması nedeniyle zamanla çürümeye terk edilmektedir. Samsun İli, Merkez Zafer Mahallesi'nde yer alan TCDD Lojmanları'nı konu eden bu çalışmanın amacı, kültür varlıklarımızdan biri olan bir Samsun TCDD Lojmanı Binası'nın; bugünkü durumunu analitik incelemeler ve değerlendirmelerle belgelemek, restitüsyonu ile yapının özgün durumunu ortaya koymak ve koruma ilkeleri ışığında yapının sürdürülebilir korunmasına yönelik restorasyon önerisi getirmektir. Çalışma; TCDD Lojmanı'nı belgeleyen rölöve ve tanımlama, özgün halini gösteren restitüsyon, çevresel analizler, karşılaştırmalı çalışma katoloğu ve yapının restorasyon uygulamasına hazır hale getirildiği restorasyon projesini içermektedir.
Kırsal ölçekte geleneksel konutların incelenmesi ve çevre koruma önerileri için bir yöntem araştırması Bağlıca Köyü- Nallıhan
Bu çalışmada Nallıhan İlçesi'ne bağlı Bağlıca Köyü'nün geleneksel yerleşim dokusu incelenerek kültürel ve mimari varlıkların bir bütün olarak korunması konusunda öneriler geliştirilmiştir.Yapılan çalışma giriş ve sonuç bölümleri ile birlikte yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır.İkinci bölümde, koruma ve kırsal alan koruma kavramı, kırsal alan korumanın tarihsel süreci ve kırsal alanlara ilişkin tasarım politikaları ele alınmıştır.Üçüncü bölümde, bölgenin coğrafi, tarihsel, ekonomik yapısı ve geleneksel dokusu konusunda bilgi verilmiştir.Dördüncü bölümde çalışma alanının fiziksel, sosyal ve mimari analizi sonucunda elde edilen veriler yer almaktadır.Beşinci bölümde, analiz çalışmaları sonucunda elde edilen verilerin değerlendirmesi yapılmıştır.Altıncı bölümde ise, Bağlıca Köyü geleneksel dokusunu korumaya yönelik genel yaklaşım ve müdahale kararları belirlenmiştir.
Çağdaş mimarlıkta cephe/yüzey kavramı tartışmaları
Bu çalışma tarihsel bir süreklilikte cephe ve yüzey kavramları bağlamında mekânın çeperlerine odaklanmaktadır. Bu çerçevede önemli bir soru, bir mimarlık gerçekliği ve soyut ifadeler olarak cephe ve yüzey kavramlarının mimarlık uygulamaları ve kuramsal alanlarındaki pozisyonlarına yöneltilmiştir. Mimarlıkta Cephe/yüzey nedir sorgulaması çeperlerin ne olduğunun, ne ifade ettiğinin, nasıl kullanıldığının ve mimarların çeperleri nasıl yapılandırdığının kuram ve uygulamada sonuçlarını içerir.Cephe kavramı Rönesans ve Postmodern mimarlık aralığında anlamları ve mekânsal karşılıkları bakımından analiz edilmiştir. Kavramın dilde ve mimarlık düşüncesindeki yeri seçilen mimarlar ve binaları bağlamında ele alınmıştır.Ondokuzuncu yüzyılda, cephe kavramının yüzey kavramı yönünde dönüşümü ve yüzeyin hem tarihi hem de kuramsal bir kaygı olarak mimarlar tarafından nasıl inşa edildiği önemlidir. Özellikle Gottfried Semper teorileri ile yüzey kavramının anlamlı hale gelmesinde önemli bir kaynak olarak çalışmada incelenmiştir.Yüzey kavramının çağdaş mimarlıktaki içeriği/niteliği Coop- Himmelb(l)au, Toyo Ito, Bernard Tschumi, Herzog & de Meuron, Rem Koolhaas, FOA, Jean Nouvel, Frank Gehry gibi mimarların söylem ve uygulamalarında analiz edilmiş ve çeperlerin içeriğini şekillendiren etmenler ve binaların yer aldığı bir grafik ifade hazırlanmıştır.Yüzeyin estetik bir unsur olarak temsilin kaynağı olması, üretim ve yapım arasındaki bağı kurması ile farklı yüzey tasarımlarının oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu farklılıkların genel bir ifade ile yüzey başlığı altında adlandırılması ile çeperlerde oluşturulmuş anlam zenginliğini ve mekânsal niteliklerin indirgendiği savlanmaktadır. Bu çerçevede çalışma güncel mimarlıkta yüzey kavramının anlam çeşitliliğini, özgünlüğünü ifade edecek kavram ve sıfat önerileri ile hazırlanmış bir okuma modelini içerir.Araştırmadan ile elde edilen bulgular bir yüzey kuramı önerisi ile sonuçlandırılmıştır. Yüzey kuramı çağdaş yüzeyin duyusal etkiler, nesnelliğini şekillendiren sabitler ve değişkenler olarak belirlenmiş/açıklanmış temel nitelikleri kapsamında program, endüstriyel ve dijital üretim modelleri, mimarın kişisel tutumları, para-bağlamsalcılık, arkitekturesk ve para-imgesellik olarak tanımlanmış kavramlar ile oluşturulmuştur.
Çağdaş mimarlıkta bağlamın yeniden kavramsallaştırılması üzerine eleştirel bakış
Tez, geçmiş ve güncel mimarlık kuramları üzerinden bağlamın kavramsallaştırılmasını ve bağlamsalcılığın çağın özgün söylemi haline gelmesini tartışmaktadır. Bağlama ilişkin kavramlar ve tasarım yöntemlerinin değerlendirilmesi ve belgelenmesi için öncelikle çağdaş mimarlığa bakmak gerekir. Bu kapsamda bağlamın mimari kuram ve pratikteki işlerliği, kavrama dair farklı söylem, öneri ve uygulamalar üzerinden araştırılmıştır.Geç 1970lere dek `fiziksel' ve `kültürel' olmak üzere iki temel alanda değerlendirilen bağlam tartışmaları, genellikle biçimsel ve tarihsel bir söylem ile geliştirilmiştir. Bu dönemden sonra bağlamın farklı bir yolla ele alınmasını öngören yenilik arayışları başlamıştır. Yeni bağlamsalcılık, `fiziksel' ve `kültürel' bakış çerçevesindeki bağlam tartışmalarından hareketle kendi mimarlık dilini oluşturmuştur. Bu dil, `üçüncü türden' bir bakış olarak çağdaş-bağlamsal söylemi ortaya koyar. Tez çalışmasında bu söylem, Zaha Hadid, Steven Holl, Bernard Tschumi, Rem Koolhaas, Peter Eisenman, Jacques Herzog, Pierre de Meuron, Peter Zumthor gibi güncel mimarlarla örneklendirilmiştir. Bu mimarların getirdiği yeni bakış ile genellikle biçimsel açıdan sınırlayıcı, tarihsel açıdan analojik bir mimarlığa işaret etmiş olan bağlamsalcılıkta mimarlık ve yer arasındaki ilişki yeniden tartışmaya açılmıştır.Tezde çağdaş-bağlamsal söylem, bağlamsalcılığı süreklilik, yenilik, gerçeklik ve olay gibi ortak bir kavram grubu ile ele alan Koolhaas, Eisenman, Herzog&de Meuron ve Zumthor aracılığıyla tartışılmaktadır. Bu mimarlar, iç-dış-peyzaj-yerleşme sınırlarını farklı dönemlere ve disiplinlere ait kavram, araç, yöntem ve imgeler aracılığıyla tanımlayarak bağlamı yeniden kurmuş ve anlamlandırmışlardır. Küresel mimarlığın ürünü olan çalışmaları, geleneksel ve yenilikçi bağlamsalcılığın farkını ortaya koymuş, bağlamı bölgesel ve arkaik değil evrensel ve güncel değerler ile ele alarak bugünün mimarlığını yeniden şekillendirmiştir.
İdeoloji, gündelik yaşam pratikleri ve mekan etkileşiminde Karabük Demir Çelik Fabrikaları yerleşiminden öğrendiklerimiz
Bu çalışma, modernleşme hareketinde fabrika yerleşimlerinin önemini ve misyonunu mekansal, sosyal ve ideolojik açıdan Karabük Demir-Çelik Fabrikaları yerleşimi üzerinden anlatmaktadır. Çalışmada; modernizm kavramı ideoloji ve devletçilik anlayışı bağlamında ele alınmaktadır. Cumhuriyet dönemi ideolojisinin ve devletçilik anlayışının mekansal yansıması olan fabrika yerleşimleri, dünyadaki ve Türkiye'deki örnekleriyle incelenmektedir. Çalışmanın özelinde ise; Karabük Demir-Çelik Fabrikaları yerleşiminin mekansal, sosyal ve kültürel bağlamda gündelik yaşam pratiklerine değinilerek, yerleşimin günümüzdeki durumu eleştirel bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Yerleşimin önemi, dönemde yayımlanmış gazeteler, dergiler, kitaplar, belgeler ve eski fotoğrafların incelenmesiyle ortaya çıkarılmaktadır. Dönemin ideolojisinin modern ulusun inşa sürecinde fabrikalar ve fabrika yerleşimlerine yüklediği anlam ve misyon; Karabük üzerinden değerlendirilmekte ve kentin bugünkü konut dokusunun oluşumu bu bağlamda sorgulanmaktadır.Anahtar Kelimeler : İşçi yerleşimleri, modernizm, ideoloji, Karabük, Karabük demir-çelik fabrikaları işçi yerleşimi.