3,001
Archived Theses
14
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Saha (Yakut) Türklerinin Culuruyar Nurgun Bootur Destanı
Saha (Yakut) Türkleri, Rusya Federasyonu'na bağlı ?Saha (Yakut) Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır. Ülkeleri, dünyanın en çetin iklim şartlarına sahip bölgelerinden biri olan kuzeydoğu Sibirya'dadır. Bu zor iklim şartlarında, Kamlık dinlerini, geleneklerini ve göreneklerini uzun yıllar boyunca yabancı kültürlerin etkisinden uzak bir şekilde yaşatmış olan bu Türk boyu, zengin bir sözlü edebiyata sahiptir. Bu zengin sözlü edebiyatın şekil ve içerik olarak en önemli türlerinden birisi de olonho adı verilen destanlardır. Olonho, Sahaların uzun ve soğuk kış gecelerinin en önemli eğlence aracıdır. Bu Türk boyunun asırlar boyunca oluşan kültürel kodları da bu türün içeriğinde gizlidir.Saha sözlü kültüründeki olonho terimi, Anadolu sahasında destanı, olonhohut da destan anlatıcısını karşılamaktadır. Bu çalışmamızda, ülkemizde çok ayrıntılı olarak tanınmayan, olonho adındaki bu sözlü edebiyat ürününün, en çok sevilen örneklerinden birisi olan Culuruyar Nurgun Bootur'u inceledik. Başkahramanı ?Nurgun Bootur? olan bu olonho, nazım-nesir karışık olarak icra edilmiştir. Culuruyar Nurgun Bootur'un pek çok varyantı arasında en yaygın olarak bilineni ise K. G. Orosin'e ait olanıdır.Tezimizde metin olarak Culuruyar Nurgun Bootur'un K. G. Orosin varyantını esas aldık. Bu metni, öncelikli olarak Kiril alfabesinden Latin alfabesine çevirip Türkiye Türkçesine aktardık. Aktarmayı, mümkün olduğunca metnin aslına sadık kalarak yapmaya özen gösterdik. Çalışmamız dört bölümden meydana gelmektedir: Birinci bölümde olonho anlatma geleneği, ikinci bölümde Culuruyar Nurgun Bootur Olonhosu'nun gelenek içerisindeki yeri, üçüncü bölümde olonhonun motifleri ve dördüncü bölümde de metin ve aktarma yer almaktadır. Çalışmamızın sonuna ise metnin Sahaca aslının genel dizinini ve ekler bölümünü ilave ettik.
Muğla ili Milas ilçesi Çomak dağ köyleri folkloru üzerine bir inceleme
Çalışmamızda Çomak Dağ Kızılağaç Köyü, başta kültürel özellikleri olmak üzere tüm yönleriyle incelenmiştir. Üç bölüm halinde düzenlenen tezin birinci bölümünde Çomak Dağ Kızılağaç Köyü hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın gerçekleştirildiği Kızılağaç Köyü'nde, örneklem grubuna sorulan sorulara verilen cevaplar çerçevesinde köyün demografik özellikleri ortaya çıkarılmıştır ve çoğu zaman tablolar üzerinde değerlendirmeye gidilerek aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Çomak Dağ Kızılağaç Köyü'nde hala yaşamakta olan folklorik unsurlar, ?Köyde Geçiş Dönemleri?, ?Halk Edebiyatı Ürünleri? ve ?Halk Edebiyatının Türlü Yönleri? başlıkları altında ayrıntılarıyla incelenmiştir. Çomak Dağ Kızılağaç Köyü'nün, dört gün süren geleneksel düğünleri, her gün kullanılan altın takıları, geleneksel kıyafetleri, ipekçiliği, yaneşleri, nazarlıkları, dört yüz yıllık evleri, ahşap oymaları ve daha birçok özelliği de resimlenerek ekler başlığı altında yöresel kelimelerden oluşan sözlük ve yöreyi tanıtıcı haritalarla birlikte verilmiştir. İncelemenin sonucunda köyün Türk kültürünün köklerine ait unsurları hala bünyesinde barındırdığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1.Çomak Dağ2.Kızılağaç3.Folklor4.Kültür Öğeleri5.Toplumsal Değişim
Varoluş ve bireyleşme açısından Ferit Ergü'nün öykü ve romanlarında yapı ve izler
Türaâbî Divânı (inceleme-metin)
XIX. yüzyıl gerek Osmanlı imparatorluğu gerekse Bektâşûlik için oldukçaçalkantılı bir dönemdi. Kötü gidişe dur demek için ardı arkasına yeniliklere gidilmişti.Tanzimat ve Islahat Fermanları ilan edilmiştir. Yeniçeriler bahane edilerek Bektâşûlikyasaklanmış tekkelerine el konulmuş tarikatın ileri gelenleri sürgüne gönderilmiş ya daidam edilmiştir.Türâbû bu yüzyılda 19 yıl Hacıbektaş Pir evinde dedebabaılk yapmıştır. Hemaruz vezniyle hem de sade halk Türkçe'siyle yazdığı şiirler Bektâşû çevrelerinde çokçasevilmiş dilden dile dolaşmıştır. Divanı eski harflerle basılmış fakat sağlıklı bir nüshaoluşturulamamıştır. Divanındaki şiirlerden hareketle onun Klasik edebiyatın gerektirdiğibilgi ve becerilere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Şiirlerinin çoğunluğu tasavvufikarakter taşımasına rağmen tekdüze bir işleyiş ve tasavvufi öğreti yoktur. Şiirlerindeakıcı, sıcak, çekici, duru ve yalın bir kullanır. Tabiatın tüm incelikleriyle güzelliklerinibüyük bir başarı ve ustalıkla şiirlerine yansıtmıştır. Din dışı sevgiyi bazı şiirlerindederinlemesine ve vurgulayarak işlemiştir. Aruz ve hece ölçülerini kullanmıştır.Türâbû'nin şiirlerinde işlediği konuların başında sıkça kullandığı Hurûfiliğe aitterminolojiler gelmektedirler. Şiirlerinde Hurûfûlikle ilgili terimlerin çokluğu veHurûfûlik üzerine yazdığı manzum risalesi göz önüne alındığında Türâbû'ninHurûfiliğin kuvvetli etkisi altında olduğunu söylemek mümkündür. Türâbû'ninşiirlerinde başta Fuzulû olmak üzere Bağdatlı Rûhû, Necati Bey, Ahmed Paşa, ŞeyhGalip ve Nedim'in etkilerini görmek mümkündür.Türâbû on dokuz yıl dedebabalık yaptıktan sonra M. 1868'de Hakk'ayürümüştür. Kabri, Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesindeki Pir Evi'ndedir.
Kırımçak Türkçesi grameri
3DOKTORA TEZİKIRIMÇAK TÜRKÇESİ GRAMERİNESRİN GÜLLÜDAĞT.C.FIRAT ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜESKİ TÜRK DİLİ ANABİLİM DALIELAZIĞ 2005, SAYFA XXVIV + 658Bu çalışma çoğunluğu Kırım, Rusya, İsrail, Filistin, Amerika, Almanya, veArjantin'de yaşayan Kırımçak Türkleri hakkındadır. Giriş kısmında Kırımçakların tarihi,yaşadıkları coğrafya, adet ve inanışları, eğitim durumları ve dilleri hakkında bilgi verilmiştir.Ardından Kırımçak Türkçesinin gramer özellikleri mevcut metinlerden hareketle üç bölümhalinde incelenmiştir.Birinci bölümde ses (fonetik), ikinci bölümde şekil bilgisi (morfoloji) hususiyetleri elealınmıştır. Üçüncü bölümde ise Kırımçak Türkçesinin (sentaks) sözdizimi incelenmiştir.Gramer özellikleri açıklanırken yararlanılan metinler, Latin harflerine aktarılmış olarak,çalışmamızın sonunda verilmiştir. Metinlerin anlaşılmasında kolaylık sağlamak için bir desözlük eklenmiştir.Böylece Kırımçaklar ve Kırımçak Türkçesi hakkında ilk kez akademik bir çalışmayapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kırımçak Türkçesi, Kırımçaklar
Bingöl masalları (inceleme-metin)
ÖZETYÜKSEK LİSANSBİNGÖL MASALLARI (İNCELEME-METİN)OKAN ALAYT.C.FIRAT ÜNİVERSİTESİSOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜTÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI2005, Sayfa: XIV+290Bir millet, kendine mahsus kültürle ve onu oluşturan değerlerle şekillenerekhayat bulur. Bu değerler; o millete ait dil, din, inanç, felsefe, folklor, gelenek vegörenekler gibi en önemli zenginliklerden oluşur. Geçmişi bugüne, bugünü de geleceğetaşıyan bu zenginlikler korunup, yaşatıldığı müddetçe, kültür de yaşar, dolayısıyla okültürle hayat bulan millet de yaşar. Çünkü bir milletin varlığının sürdürülebilmesi vebenliğinin korunabilmesi, kültürel değerlerle mümkün olabilmektedir.Bu düşünce ve duyarlılıkla hazırladığımız çalışmada, folklor ve halk edebiyatıaçısından oldukça önem arz eden masal konusunda değerlendirmelerde bulunarak,Bingöl masalları hakkında inceleme ve metin çalışmasında bulunduk.Çalışmamızı; masalların derlenmesi, yazıya geçirilmesi ve metinlerin bilimselbir metotla incelenmesi esasına dayandırarak oluşturduk. ?Giriş? kısmında, masalıntanımları, genel özellikleri, masal üzerine yapılan çalışmalar; Birinci Bölümde; Bingölmasallarının derlenme şekli; İkinci Bölümde, Bingöl masallarının tip/konu tasnifibelirlenerek, Aarne-Thompson ve Eberhard-Boratav kataloglarındaki numaraları ilemotif sıraları tespit edilmiştir. Üçüncü Bölümde, masallardaki motiflerin benzerlerini,Motif Index of Folk- Literature'a göre bularak araştırırken; Dördüncü Bölümde isemasalların formel yapısını inceledik. Beşinci Bölümde, derlediğimiz masal metinlerini;çalışmamızın son kısmında ise ?Kaynak Şahıslar Hakkında Bilgiler? ve?Bibliyografya?ya yer verdik. Böylece, Bingöl masallarının folklor içerisindeki yerinideğerlendirmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: kültür, folklor, halk edebiyatı, masal, Bingöl masalları
Şeyh Gâlib`in bestelenmiş şiirlerinde Usûl-Vezin ilişkisi
ÖZETYüksek Lisans TeziŞeyh Gâlib'in Bestelenmiş Şiirlerinde Usûl-Vezin İlişkisiSerda TÜRKELFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili Ve Edebiyatı Anabilim DalıElazığ- 2005, Sayfa:V+ 97?Şeyh Gâlib'in bestelenmiş şiirlerinde usûl-vezin ilişkisi? başlıklı çalışmamız,usûl-vezin arasında var olduğunu savunduğumuz ilişkiyi, Şeyh Gâlib'in din-dışı olarakadlandırdığımız sözlü mûsıkû formlarıyla bestelenmiş eserleri içinde göstermeyiamaçlamaktadır. Bu amacımızın hem Klasik Türk Müziği hem de Edebiyat alanıokuyucuları tarafından iyice anlaşılabilmesi için giriş bölümünde, Şeyh Gâlib'in hayatı,eserleri, edebû kişiliği vb., birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerde, usûl-vezin anlatılarakusûl-vezin ilişkisi, ayrıca sözlü mûsıkû formları, terennümler ve terennüm dışı lafzûsüslerle ilgili ön bilgiler yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise; tüm bu bilgilerdenyararlanmak suretiyle -ekte notaları da sırasıyla verilerek- bestelenmiş eserlerin usûl-vezin, terennümler, terennüm dışı lafzû süsler ve eser içinde yapılan yinelemelernoktasında incelemeleri yapılmıştır. Terennüm ve yinelemeler, usûl-vezin ilişkisi içindedeğerlendirilmiş, bu ilişki dahilinde olumlu ve olumsuz yanlarından bahsedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Seyh Galip, Usûl-Vezin, Terennümler, Yinelemeler
Buket Uzuner`in hikaye romanları üzerine bir inceleme
ÖZETYüksek Lisans TeziBuket Uzuner'in Roman ve Hikâyeleri Üzerine Bir İncelemeBetül KALELİFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı2005, Sayfa:377+VIIBuket Uzuner çağdaş Türk yazarları içinde önemli bir yere sahiptir. Hikâye ve romanlarındamodern bir tarz yakalama çabasıyla pek çok yenilik yapmıştır. Feminist bir yazar olarakdeğerlendirilmesine rağmen eserlerinde her konuyu işlemiş ve farklı kurguların oluşumunusağlamıştır. Özellikle insanı algılama ve anlatma becerisi onun hikâye ve romanlarının kalıcı olmasınısağlamaktadır.Buket Uzuner, roman ve hikâyelerinde anlaşılır ve sade bir dil kullanmıştır. Olayları anlatmakiçin farklı tekniklere başvurması eserlerinin diline de yansımıştır. Zaman zaman mahallû söyleyişlerede yer vermesi dil ile birlikte sosyal ortamın da yansıtılmasını sağlamıştır.Eserlerinde yaptığı yenilikler onun özellikle gençler tarafından fazlaca beğenilmesine; kurgudayakaladığı canlılık edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmesine neden olmuştur.Anahtar Sözcükler: Buket Uzuner, kadın yazar, insan, anlatı, yaşam.
Andırın (Kahraman Maraş)`dan derlenen ağıtlar (inceleme-metin)
ÖZETYÜKSEK L SANS TEZANDIRIN (KAHRAMAN MARAŞ)'DAN DERLENEN AĞITLAR( NCELEME - MET N)MEHMET TEM ZT. C.FIRAT ÜN VERS TESSOSYAL B L MLER ENST TÜSÜTÜRK D L VE EDEB YATI ANAB L M DALI2005, Sayfa: XXVII + 739Bir milleti ayakta tutan ve onun sonsuza dek yaşamasını sağlayan en önemli öğeler,kültürel değerleridir. Andırın yöresi, kültürel değerlerimizin, özellikle ağıt kültürünün çokcanlı olarak yaşatıldığı ve ağıt söyleme geleneğinin çeşitli örneklerle sürdürüldüğü güzelbeldelerimizden biridir.Kültürel değerlerimizin varlığını koruma ve gelecek kuşaklara aktarma amacınıtaşıdığımız bu çalışmada, ağıt türü ve Andırın ağıtları hakkında bilgi vermeye çalıştık.Giriş bölümünde ağıt kavramı, yas töreni ve ağıtlar, geçmişten günümüze Türkdünyasındaki yas töreni ve ağıtlar, ağıtların genel özellikleriyle diğer türlerle münasebetihakkında bilgi vermeye çalıştık. Birinci bölümde ağıtlar üzerine yapılan çalışmalara değindik.kinci bölümde araştırma alanı ve Andırın ağıtlarının derleme metotlarını, söyleme şekillerinive şekil yapısı ile muhtevasını inceledik. Sonuç bölümünde elde edilen bulguları özetledik.Üçüncü bölümde ise sözlü ve yazılı kaynaklardan derlemiş olduğumuz ağıt metinlerini verdik.Bu çalışmayla, Andırın ağıtlarını unutulmaktan kurtarmaya ve halk bilimi içerisindeki yeriniortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Kültür, folklor, ağıtlar, Andırın ağıtları
Muvakkit-Zâde Mehmed Pertev-hayatı, edebî kişiliği eserleri, Divan`ın tekitli metni ve tahlili
IIIÖZETDoktora TeziMuvakkit-zâde Mehmed Pertev-Hayatı, Edebû Kişiliği, Eserleri, Divanı'nın TenkitliMetni ve TahliliMehmet ULUCANT. C. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıElazığ-2005, SayfaVII+86718. yüzyıl, Türk tarihi ve Türk edebiyatı için önemli değişme ve gelişmelerinyaşandığı bir dönem olmuştur. Türk milletini yakından ilgilendiren siyasû, askerû,ekonomik vd. alanlardaki gelişmeler, bu dönemin dinû ve sosyal yaşamını derindenetkilemiştir. Edebiyat da bu gelişmelerden büyük ölçüde etkilenmiştir.Muvakkit-zâde Mehmed Pertev, 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış 19.yüzyılın da ilk on yılını görmüştür. Edebû gücünü ve etkisini ne döneminde ne de dahasonra yeteri kadar gösterebilmiştir. O, iyi bir şair olmakla birlikte daha çok iyi biröğrenci, dost ve arkadaş olarak tanınmıştır. Şairliğiyle birlikte, bu özelliklerine vurgudabulunulması şairlikten çok bu özellikleri haiz kimselerin daha çok önemsendiği veihtiyaç duyulduğu bir dönemde yaşadığından olmalıdır.Pertev, hacimli bir divana sahip olduğu halde hakkında ilmû bir çalışma olmayıp,henüz divanının karşılaştırmalı bir çalışması yapılmamıştır. Bu çalışmada; şairin hayatı,edebû kişiliği ve eserleriyle ilgili bilgiler toplanmış ve divanının tenkitli metniylebirlikte tahlili yapılmıştır. Şiirleri şekil ve içerik olarak sağlam ve güçlü olmasınarağmen Pertev, kendine has bir üslup belirleyip devam ettirememiştir. Etkilenmelereaçık olan Pertev'in pek çok şairden izler taşıdığını görmek mümkündür. Şiirlerindeözellikle mahallûleşmenin etkisi ve Nedim'in şuhâne edâsıyla hikemû edânın etkileri sonderece belirgindir. Kullandığı dil, sade ve akıcıdır. Aşırı sanat kaygısı taşımayan şiirleri,Klâsik şiirimizin bir devamıdır. Aruz ölçüsünü başarılı bir şekilde kullanan şairin,heceyle yazılmış bir şiiri de vardır.Pertev, Klâsik şiirimizi daha ileriye götürmek arzusunda olan bir şairimizdir.Hicrû 1159 (Milâdû 1746) yılında İstanbul'da doğmuş, Hicrû 1222 (Milâdû 1807-8)yılında Edirne'de ölmüştür. Kabri, Hasan Sezayi Dergahı hazûresindedir.
Güzel adlandırma
Güzel adlandırma terimi, toplum tarafından hoş karşılanmayan her hangi birkavramı, varlığı veya hareketi ifade eden kelime veya ifadeler yerine, dinleyenlerin deanlayabileceği daha yumuşak bir ifade veya kelimelerle söylenmesi anlamındadır. Daharesmû ve kibar ortamlarda konuların arz edilebilir hale getirilme işlemine güzeladlandırma denir.Bütün dillerde konuşmacı, duygu ve düşüncelerini ortama ve kişiliğine uygunolarak serbestçe tercih ettiği kelime ve ifadelerle dile getirir. Toplum tarafındansöylenmesi sakıncalı görülen kelimelerin yerine farklı kelimeler kullanarakdüşüncelerini örtülü bir şekilde ifade eder. şte bu çalışmada amaç, Türkçede örtülüifade yollarını, güzel adlandırma gayesiyle ortaya çıkan kelimeleri ve bu kelimelerinortaya çıkış sebeplerini tespit etmektir. letişimde söylenmesi toplum tarafından kabulgörmeyen ifadelerin, çeşitli kültürel sebepleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Derleme Sözlüğü, Türkçe Sözlük ve Anadolu ağızlarından derlenmiş bir kısımmetinlerde yer alan güzel adlandırma yoluyla oluşmuş kelimeleri tespit ederek, bukelimeleri yapı, köken ve anlam özellikleri bakımından inceledik. Ayrıca kelimelerinhangi kavram, varlık ve hareketler için güzel adlandırmaya başvurulduğunu göz önünealarak, toplumumuzun tabu gibi gördüğü şeyleri belirlemeye çalıştık.Anlam bakımından, güzel adlandırma için kullanılan kelimeler içinde farklı biranlam verilmiş kelimelerin oranı oldukça fazladır. Yapıları bakımından basitkelimelerin sayısı türemiş ve birleşik kelimelere göre daha azdır. Türkçenin kelimetüretme gücü güzel adlandırmalarda kullanılan türemiş kelimelerde de kendinigöstermektedir. Güzel adlandırma için birçok alıntı kelime de kullanılmıştır. Alıntıkelimelerden yeni kelimeler türetilmiş, türetilen bu kelimelere yeni anlamlaryüklenmiştir.Olumsuz çağrışımlar uyandıran kelimelerden kaçınıldığı ve bu kelimelere toplumtarafından yasak konulduğu görülmektedir. Güzel adlandırmalar, korkuyla ilgili güzeladlandırmalar, kusurları gizlemeye bağlı güzel adlandırmalar, ahlâkû değerlerle ilgiligüzel adlandırmalar ve inançla ilgili güzel adlandırmalar olmak üzere dört ana grubaayrılır.Güzel adlandırmalar içerisinde % 9.05'lik bir oran, söylenmesi dinen sakıncalıgörülen veya hurafelerden dolayı ortaya çıkan korku veya çekince sebebiyle adlarısöylenmeyen varlık ve kavramlarla ilgilidir. Hayâlû yaratıklar veya uğursuz kabul edilenbazı hayvanlarda da güzel adlandırma yoluna başvurulmuştur. Hortlak, peri gibiyaratıkların isminin anılmaması korkudan çok inanç kaynaklıdır.Korkuyla ilgili güzel adlandırmaların oranı % 10.96'dır. Bu gruptaki birleşikkelimelerin oranı basit ve türemiş kelimelere oranla daha fazladır. Korkuyla ilgili güzeladlandırmalar inançla da yakından ilgilidir. Birçok güzel adlandırmayı bu iki gruptadeğerlendirebiliriz. Korku bazen ahlâkû değerlerle de ilgili olabilir. Ahlâkû değerlerleilgili güzel adlandırmalar görgü kuralları ve toplumsal incelikle yakından ilgilidir.ğrenç, çirkin, kaba olaylar, davranışlar, nesne veya varlıklar toplumun nezâketanlayışının sonucu güzel adlandırmalarla ifade edilmektedir. Bu grup içerisinde yer alanbazı kavramlar (zina, rüşvet, hırsızlık) inançla da ilgilidir.Kusurları gizlemeye bağlı güzel adlandırmalar içerisinde daha çok bedenseleksiklikler ve bazı doğal vücut fonksiyonları yer almaktadır. Hastalıklar içerisinde enfazla ?verem? sözcüğü için güzel adlandırma yoluna gidilmiştir. Söylenmemesi gerekenkelime ile bir başka kelime arasındaki benzerlikler birçok güzel adlandırmanın ortayaçıkmasına sebep olmuştur.Tespit ettiğimiz güzel adlandırmalar Tük toplumunun incelik ve nezâketininaynasıdır.Anahtar kelimeler: Güzel adlandırma, örtmece kelimeler, argo, edeb-i kelâm,hüsn-i ta`bûr, dil-kültür ilişkisi
Muş ilinden derlenen maniler üzerine bir inceleme
Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme adlı çalışmamızda mâninin tarihî gelişimi ve menşei incelenerek mâni ile türkü, ağıt, ninni, bilmece, atasözü, deyim, dua, beddua ilişkisi ele alınarak benzer ve farklı yönler tespit edilmiştir. Çalışmamızda derleme işinin özellikleri hakkında bilgi vererek, mânilerin derlenmesiyle ilgili düşüncelerimizi belittik. Ayrıca mânilerle ilgili yapmış olduğumuz bir tasnifin yanında edebiyatımızda mâniler üzerine yapılan bazı tasnif çalışmalarına da yer verdik. Muş ilinden ve ilçelerinden derlediğimiz 795 mâniyi inceleyerek şekline ve temalarına göre tasnif ettik. Yaptığımız tasnifte derlediğimiz mânilerden örnekler vererek çalışmamızı zenginleştirdik. Çalışmamızın sonunda derlediğimiz 795 mâniyi birinci mısralarının ilk harflerine göre alfabetik olarak düzenli bir şekilde verdik. ANAHTAR KELİMELER: Mâni, Şekil, Tema.
Bahaeddin Özkişi'nin romanlarının tematik ve yapı bakımından incelenmesi
Bahaeddin Özkişi who was born in İstanbul in 1928, to taked part in 20. century Turkısh Literature with his stories and novels; he succeeded to capture to a style special to him with his expression and choosed subjects. The writer, used a comprehensible and net expressions, to loaded impressive meanings to details that we eve neglected usually and he dealed with the events psychologaclly. Bahaeddin Özkişi who grewn with comprehensive Sufism culture, reflected this to his works. So, his works –novels and stories- is like his mirror. Bahaeddin Özkişi is a writer and however he is an artist who signed to different business. He made the models of old İstanbul houses' and he gilded on the glass. KEY WORDS: Novel, Thematre Power, Sufism, Existence, Real, Human
Nef'î'nin Türkçe divânında maddi unsurlar
17. yy şairlerinden olan Nef´î'nin Türkçe Divânındaki maddi unsurları incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızı divânın maddi unsurları üzerinde yoğunlaştırmamızın nedeni, Divân Edebiyatı hakkında yapılan ?halktan ve sosyal hayattan kopuk olma? konusundaki eleştirilere cevap vermek idi. Bu amaçla yola çıkarken Nef´î gibi çığır açmış, devrinde ve devrinden sonra okul olmuş bir şair tercihimiz olmuştur. Bilindiği gibi Nef´î Türk Edebiyatında kasideciliğin, fahriye şiirlerinin en meşhur şairlerindendir. Onu seçmemizin bir başka nedeni de şiirlerinin her birinin dönemini aydınlatan tarihi birer vesika niteliği taşımasıdır. Hemen her şiirinde Sultan Ahmet, Sultan Murat ve diğer devlet görevlilerini bulabildiğimiz Nef´î, Türkçe Divânıyla Divân Edebiyatını halktan, sosyal hayattan kopuk ve tamamen şâirâne hayallerden oluşan bir edebiyat olarak değerlendirenlere yy.lar öncesinden cevap vermiş gibidir.Çalışmamız incelendiğinde her bir maddenin tek başına ele alındığı ve eser içindeki kullanım sayılarının teker teker verildiği görülecektir. Genel olarak bakıldığında, eser içinde fazlaca tekrar edilen kelime guruplarının, şairimizin mizacı ve yaşam tarzı ile yakından alakalı olduğu dikkat çekmektedir. Örneğin; divânda ?savaşla ilgili unsurlar? en fazla tekrar edilen kelimeler arasında yer almaktadır. Bu durum hem şairimizin sözünü esirgemeyen tabiatıyla, hem de kasidelerini genellikle devrin padişah ve paşalarına sunuyor olmasıyla alakalıdır.Kısacası eser içindeki maddi unsurların incelenmesi şairi, yaşam tarzını, kişiliğini daha iyi anlamamıza yardım ettiği gibi; genel olarak Divân Edebiyatı hakkındaki yersiz eleştirileri de tekrar değerlendirmemiz gerektiğini göstermiştir.KEY WORDSMaddi kültür=Materical cultureNefâi=NefâiDivan edebiyatı=Divan literatureDivan şiiri=Court poemTürkçe Divan=Turkish Divan
Elazığ yöresi avcılık terimleri sözlüğü
ÖZETYüksek Lisans TeziElazığ Yöresi Avcılık Terimleri SözlüğüErhan ÖZBAYFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı2006; Sayfa: XIV + 142Başlangıcı insanlık tarihi kadar eski olan avcılık, tarihin ilk devirlerinde,canlarını korumak, yiyecek ve giyeceklerini sağlamak amacıyla avlanan ilk insanlarıtoplum olma çizgisine taşıyan en önemli faktörlerden biridir. Gelişimi insanlığıngelişimiyle paralellik gösteren avcılık, daha sonraları bir geçim kaynağı, Orta Çağ'daise soyluların, hükümdarların ve kralların boş zamanlarını değerlendirdikleri bir eğlencehaline gelmiştir. Günümüzde ise avcılık bir spor türü olarak değerlendirilmektedir.Türkiye coğrafik konumu itibariyle birçok av kuşunun göç yolları üzerindebulunmakla birlikte, üç tarafının denizlerle çevrili olması ve değişik bölgelerde farklıiklim yapıların görülmesi yüzünden av hayvanlarının çeşitliğinin ve sayısının fazlaolduğu bir ülkedir. Üç tarafı sularla çevrili Elazığ ili, bu yönüyle Türkiye'nin küçük birmodelidir. Ayrıca 2000 metreyi aşan yüksek dağları, gölü ve verimli toprakları ileElazığ, av hayvanlarının bolca bulunduğu bir ildir. Avcılığa küçük yaşta babalarınınyanında ava gitmekle başlayan ve avcılığı ata yadigârı olarak gören Elazığ avcıları, buyörede en çok keklik, bıldırcın, tavşan, ördek ve balık avlamaktadırlar.Terimlerin en belirgin özelliği ait oldukları dalın mensupları arasında özel biranlamlarının olması ve bu yüzden hızlı bir anlaşma aracı olarak kullanılmalarıdır. Elazığavcıları da gerek av esnasında gerekse kendi aralarındaki sohbetlerde, toplumungenelinin bilmediği avcılık terimlerini kullanmaktadır. Bu araştırma avcıların kendiaralarında hızlı bir anlaşma aracı olarak kullandıkları ve özel anlamları olan bu terimleriderlemek, yapı ve köken bakımından inceleyip Elazığ Yöresi Avcılık TerimleriSözlüğünü oluşturmak amacıyla yapılmıştır.Elazığ ve ilçelerindeki avcılar arasında derlenen avcılık terimleri, tek kelimedenveya kelime gruplarından oluşmaktadır. Basit, türemiş ve birleşik yapıda bulunan buterimlerin çoğu Türkçe kökenli olmakla birlikte kökenleri Arapça ve Farsçanınçoğunlukta olduğu değişik yabancı dillere dayanan terimler de tespit edilmiştir. Ayrıcakelime grubu şeklindeki terimlerin bir kısmında Türkçe ile yabancı kökenli terimlerbirlikte kullanılmıştır.Tespit edilen avcılık terimlerinin bir kısmı, ortak dilde hiç kullanılmayan sadeceavcıların anlamını bildiği ve avlanırken kullandıkları terimlerden oluşmakla birlikte birkısmı ise ortak dilde kullanılan sözcüklere ikinci bir anlam yüklenerekoluşturulmuşlardır. Elazığ ve ilçelerinde altı yüze yakın avcılık teriminin tespitedilmesi, Elazığ yöresinde avcılığın köklü bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.Anahtar Sözcükler: Av, avcılık, keklik, keklik avı, Elazığ yöresi, terim sözcükler,avcılık terimleri sözlüğü.
Tahsin Yücel'in öyküleri üzerine bir inceleme
Tahsin Yücel çağdaş Türk yazarları arasında önemli bir yere sahip olan çok yönlü birsanatçıdır. Öykü, roman, deneme ve çevirileri ile Türk edebiyatını geleceğe taşıyacak yazarlariçerisindedir.Öykülerinde insanın var olma boyutlarını işleyen ve insanı yücelten yazar, gerek kurgugerekse kullandığı anlatım teknikleri açısından günümüzde beğenilen sanatçılar arasındadır.Bireyin kendini keşfetme yolunda geçirdiği dönüşüm ve değişimi kendi zihinsüzgecinden geçirerek öykülerinin içerisine yerleştiren yazar, böylece varlığını yazının griduvarlarına kazır. Yücel, öykülerinde yarattığı sosyal ortamları ve bu sosyal ortamların,insanların içine oturuşunu kendi dil havzasındaki kelimelerle ifade eder.Tahsin Yücel, öykülerinde kurgulama ve kullandığı teknikler açısından, küçükinsanları büyüterek yeniden öykü evrenine davet eder. Bu yönüyle sanatçı ele aldığı konularıdilin kanına girerek, okuyucusunun kulağına başarılı bir şekilde fısıldar.Anahtar Kelimeler: Tahsin Yücel, Ötegeçe, insan, yaşam, ben, öteki, kadın.
Yaşar Kemal`in romanlarında sosyal ilişkiler açısından şahıs kadrosu
YÜKSEK LİSANS TEZİYAŞAR KEMAL'İN ROMANLARINDA SOSYAL İLİŞKİLER AÇISINDANŞAHIS KADROSUHatice (KATAR) BOLATFIRAT ÜNİVERSİTESİ SOYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜTÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI2006, Sayfa: VI+153Yaşar Kemal, küçük yaşlardan itibaren edebiyatla ilgilenmiştir. Edebiyathayatına şiirle başlamıştır. Hikaye, roman, röportaj türlerinde de eserler vermiştir. Asılününü romanlarıyla kazanmıştır.Yaşar Kemal, Çukurova yöresinde yetişmiş; eserlerinde de daha çok Çukurovabölgesini ve bu bölgenin insanını anlatmıştır.Yaşar Kemal, eserlerinde ideolojik konuları işlemiştir. Romanlarında, daha çok,sömürenlerle sömürülenlerin ilişkilerini ele almıştır. Ayrıca değişim konusu üzerine deromanlar yazmıştır.Betimlemeleri çokça kullanmıştır. Genellikle sözü çok uzatmış, bu nedenleeleştirilmiştir.Yaşar Kemal'in eserleri birçok dile çevrilmiştir. Dünya çapında üne kavuşmuşbir yazardır.Anahtar Sözcükler: Yaşar Kemal, Çukurova, ideolojik konular.
Tatar Türkçesi Remzi Veliyev-Faciga (inceleme-metin-sözlük)
Fırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıYüksek Lisans TeziTatar TürkçesiRemzi Veliyev-Faciga(İnceleme- Metin- Sözlük)Selda TURHAN ARSLAN2006, Sayfa: XIII +282Özet"Tatar Türkçesi Remzi Veliyev-Faciga (İnceleme, Metin, Sözlük)" isimliçalışma Giriş, İnceleme, Metin ve Sözlük olmak üzere dört bölümdenoluşmaktadır.Giriş bölümünde, Tatar adı, Tatar Türklerinin tarihi, Tatar Türk boyları,Tataristan Özerk Cumhuriyeti, Kazan Tatar Türklerinin nüfusu, Kazan TatarTürkçesi, Tatar Türklerinin Edebiyatı ve Tatar Türklerinin din anlayışları,hakkında bilgi verilmiştir.İnceleme bölümünde, Kazan Tatar Türkçesinin gramer özellikleri yeralmaktadır. ?Faciga? adlı eserin dil özellikleri metinden örneklerle TürkiyeTürkçesiyle karşılaştırılarak tespit edilmiştir.Metin bölümünde Remzi Veliyev'in ?Faciga? adlı eseri Kiril alfabesindenLatin asıllı Türk alfabesine çevrilmiştir. Eserde, Tatar halkının geçmişinden, türlüengelleri aşan ulu bir halk olduğundan bahsedilmektedir. Kendi devletleri varkenuzun süre (beş yüz yıla yakın) devletsiz, ezilmiş halde yaşamalarına rağmen kendidillerini, milli unsurlarını ve ahlaklarını kaybetmedikleri vurgulanmaktadır.Sözlük bölümü, Faciga adlı eserde geçen kelimelerin Türkiye Türkçesindekikarşılıklarından oluşmaktadır.Anahtar kelimeler: Tatar, Türk, Faciga, ses bilgisi, şekil bilgisi.
Klasik Türk şiiri'nde sebk-i hindî (Hint üslûbu)
Bu tez, 17 ve 18. yüzyıllarda, Klasik Türk Şiiri'nde, Hint üslûbu ile şiirler yazan yedi önemli şairin şiirlerinden yola çıkarak, söz konusu üslûbun ortak özelliklerine ulaşmayı amaçlamaktadır. Yani bir tür, devir üslûbu araştırmasıdır. Böylece, yaklaşık altı asır, kesintisiz devam eden Klasik Türk Şiiri'nin, kendi içinde farklı ekollere sahip olduğu görülecektir.Çalışmamız, çağdaş üslûp bilimi metotlarına dayanmaktadır. Bu yüzden yer yer, istatistikî metotlar da kullanılmıştır. Ancak örnek alınan metinler, Klasik şiirin ürünleri olduğundan, yeri geldikçe, geleneksel belâgat terim ve metotlarından da istifade edilmiştir.Çalışmamızda, Sebk-i Hindî'nin Klasik şiirimizde, 17 ve 18. yüzyıllarda, belli bir çevrede etkili olduğunu gördük. Ancak onun etkileri, söz konusu yüzyıllarda yaşayan bütün şairlerde görülmez. Bu üslûp Hint-İran estetiğini, Türkçe üslûbun tabii gelişimi içinde ilerletebilen şairlerce kullanılmıştır. Dil gelişimi açısından, Türkçe'nin doğal seyrinden sapma sayılabilecek bu üslûp; mana, muhteva ve estetik açısından, Klasik şiirimizi çok önemli noktalara ulaştırmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Sebk-i Hindî (Hint üslûbu)2.Üslûp3.Klasik Türk Şiiri4.Divan Edebiyatı5.Estetik
Türkiye Türkçesi ile Azeri Türkçesindeki ortak kelimelerde anlam değişmeleri
IIIFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıYüksek Lisans Tezi?Türkiye Türkçesi ile Azeri Türkçesindeki Ortak Kelimelerin Anlam Değişmeleri?Ebru PER L OĞLU2006, Sayfa: X +255ÖZET?Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesindeki ortak kelimelerin anlamdeğişmeleri? isimli çalışma, Giriş, Sözlük, Anlam Değişmeleri ve Sonuç bölümündenoluşmaktadır.?Giriş bölümünde, Azerbaycan adı, Azerbaycan Türklerinin Tarihi, AzerbaycanTürklerinin nüfusu, Azerbaycan Türkçesi ve Azerbaycan Türklerinin Edebiyatıhakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde, Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesinde değişmelersonucu anlamı farklılaşmış ortak sözcüklerin oluşturduğu bir sözlük yer almaktadır.Sözlükte iki lehçedeki ortak sözcüklerin ilk anlamları da tespit edilmiştir.kinci bölümde, oluşturduğumuz sözlükten hareketle sözcüklerdeki anlamkayması, anlam genişlemesi, anlam daralması, anlam kötüleşmesi ve anlam iyileşmesitespit edilerek, örneklerle gösterilmiştir. ki lehçede anlam olayları görülen sözcüklereve bunların sayısal verilerine de yer verilmiştir.Sonuç bölümünde, Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi sözlüğünde yer alan,Türkiye Türkçesinde bulunmayıp, Azerbaycan Türkçesinde bulunan sözcüklerinyaklaşık olarak sayısı ve Azerbaycan Türkçesindeki sözcüklerin hangi dillerden, alındığıtespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Anlambilim, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi, TürkçedeAnlam Olayları, Anlam Değişmeleri .
Türk edebiyatında Varka ve Gülşah mesnevileri ve Mustafa Çelebi'nin Varka ve Gülşah mesnevsi
Bu çalışma, Klâsik Türk edebiyatının devamlılığı olmayan mesnevi konularından Varka ve Gülşah'ın, 16.yy. Anadolu sahasında metni günümüze ulaşan tek örneği olan Defteremini Mustafa Çelebi'nin mesnevisini konu alır. Mustafa Çelebi'nin bu eseri, Anadolu sahası Türk edebiyatında mesnevi formunda yazılarak metni günümüze ulaşan iki örnekten sonuncusu olma özelliğine sahiptir. Bu çalışmayla, Mustafa Çelebi'nin Varka ve Gülşah mesnevisinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi 1020 numarada bulunan metnini çevriyazı alfabesine aktarmak, mesneviyi şekil ve içerik özellikleri açısından analiz etmek ve bu isimle kaleme alınan ilk mesnevi olma özelliğine sahip Gazneli şairi Ayyukî'nin mesnevisi ile konu, motif, kahramanlar, mesnevide kullanılan vezin, nazım şekli ve türleri arasında bir karşılaştırma yapmak amaçlanmıştır.Çalışmamızda Bediî'nin olduğu söylenegelen Varka ve Gülşah mesnevisinin aslında Defteremini Mustafa Çelebi'ye ait olduğu; Mihr ü Vefa yazdığı fakat bu mesnevinin kayıp olduğu söylenen Mustafa Çelebi'nin aslında böyle bir mesnevi yazmadığı tespit edilmiştir.Varka ve Gülşah mesnevisinin Anadolu sahasındaki ilk örneği olan Yusuf-ı Meddah'ın aynı adlı eserinde yer alan kahramanların ölümden sonra Hz. Muhammed'in duasıyla dirilme motifinin Ayyukî'nin Farsça mesnevisinde bulunmadığı bu motifin mesneviye Yusuf Meddah aracılığı ile dahil edilip daha sonra yazılan Türkçe mesnevilerde de işlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı yapılan karşılaştırma sonucu teyit edilmiştir.
Fetihname-i Sultan Mehmed (inceleme - metin)
ÖZETYüksek Lisans TeziFetihnâme-i Sultan Mehmedİnceleme-MetinRuşan TÜRKEN (DUMAN)Fırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı2006; Sayfa: X+426Bu çalışma 15.yy.'da Kıvâmû tarafından yazılmış olan Fetihnâme-i SultanMehmed adlı eser hakkındadır. Giriş kısmında eserin müellifi olan Kıvâmû'nin hayatı,kişiliği, edebi şahsiyeti ve tarihçiliği anlatılmıştır. Daha sonra eserin tek nüshası, ismi,yazılış tarihi ve konusu hakkında bilgi verilmiştir. Eserin türü olan fetihnâmelerhakkında da genel bir bilgi verilerek, müellifleri tarafından fetihnâme olarakadlandırılan belli başlı eserler de tanıtılmıştır.Birinci bölümde eser imlâ özellikleri, ses bilgisi ve şekil bilgisi bakımındanincelenmiştir. İkinci bölümde metin Latin harflerine aktarılmış, nesir kısmındakinoktalama işaretleri tarafımızdan ilave edilmiştir. Böylece eserin incelenmesinin veokunmasının daha kolay ve anlaşılır olması hedeflenmiştir.Dil özellikleri bakımından Eski Anadolu Türkçesini yansıtan ve aynı zamandatarihi olayları anlatması nedeniyle Türk dili ve tarihi bakımından önemli bir kaynakolan Fetihnâme-i Sultan Mehmed adlı eser çeşitli yönleriyle tanıtılarak ilgili kişilerinistifadesine sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fetihnâme, Kıvâmû, Fetihnâme-i Sultan Mehmed, Eski AnadoluTürkçesi, Tarih Yazıcılığı.
Tahsin Yücel'in romanlarının tema ve yapı bakımından incelenmesi
ÖzetYüksek Lisans TeziTahsin Yücel'in Romanlarının Tema Ve Yapı Bakımından İncelenmesiFatma DOĞANAYFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı2006; Sayfa : V11I + 165Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız? Tahsin Yücel'in Romanlarının Temave Yapı Bakımından İncelenmesi? adlı çalışma, Tahsin Yücel'in hayatı, edebi kişiliği,romanlarının tanıtımı, romanlarını tema ve yapı bakımından incelenmesi, sonuç vekaynakça bölümlerinden oluşmaktadır.İlk romanını 1960 yılında yayımlayan Tahsin Yücel'in bugüne kadar altı romanıyayımlanmıştır. Yazar bu romanlarında ağırlıklı olarak bireysel temaları işlemiştir. Aşk,ölüm, yalnızlık, yozlaşma ve sosyal adaletsizlik konularını, kendi iç âleminde bunalan,yok olan bireyin bakış açısıyla yansıtılmıştır. Dil ve göstergebilim alanında da oldukçaönemli çalışmaları olan Tahsin Yücel'e özgü bir dil ve üsluba sahiptir. Romanlarınıngüçlü kurgusu, olay örgüsünün girift yapısı ve karakter oluşturmakta ki başarısı onunromanlarını farklı kılar.Biz bu çalışmamızda Tahsin Yücel'in romanlarını günümüzün geçerli romaninceleme metotları çerçevesinde inceledik ve onun sanatçı kişiliğini yansıtacaksonuçlara ulaştık. Bu çalışmamızın romancımızın edebiyat tarihimiz içindeki yerinisaptama açısından küçük de olsa bir katkı sağlayacağı inancındayız.Anahtar Kelimeler: Ötegeçe, Roman, Tema, Bilim adamı, Tahsin Yücel,Üslup, Kurgu
Divan şiirinde at
Bu çalışma 13. ve 19. yüzyıllar arasında kaleme alınmış divanlar ve mesnevilerden hareketle oluşturulmuştur. Basılmış divanlar ile tez halindeki divan ve mesnevi metinleri dikkate alınarak, bu metinlerde yer alan atla ilgili malzemeler tespit edilmiştir. Tespit edilen malzeme ve unsurlar da sınıflandırılarak değerlendirilmiştir.13. ve 19. yüzyıllar arasında kaleme alınmış şiir metinlerinden hareketle tespit edilen atla ilgili malzeme ve unsurların yüzyıllara göre farklı seyirler izlediği görülmüştür. Divan şiirinin ilk dönemlerinde, özellikle de 13. ve 16. yüzyıllar arasındaki şiir metinlerinde yer alan atla ilgili malzemenin daha sonraki yüzyıllara nazaran metin kaynaklarında daha az yer bulduğu görülmüştür. 16. yüzyıldan sonra, özellikle de 17. yüzyılın ortalarından 19. yüzyılın sonlarına kadar atla ilgili malzemenin manzumelerde daha fazla yer bulduğu görülmüştür. Bu, divan şiirinde atın ilk dönemlerden son dönemlere kadar işlene işlene zenginleşmiş bir şiir öğesi konumuna geldiğini göstermektedir.Metinlerde atın kültürel vasıflarıyla birlikte, estetik açılardan da ifade edildiği görülmüş, şairler arası edebî etkileşimler neticesinde atla ilgili kalıplaşmış ifade ve söyleyişlerin oluştuğu saptanmıştır.At, manzumelerde; âşık, sevgili, hükümdar ve övülen kişi bağlamında, genellikle belirli özellikleri ve sıfatları dikkate alınarak anlatılmıştır.Anahtar Sözcükler: Divan şiiri, at, divan, mesnevi, edebî tasvir.
Sadettin Nüzhet Ergun'un halk edebiyatı araştırmaları
Bu çalışma, Sadettin Nüzhet Ergun'un hayatı ve eserlerini tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır. Fakat Türk edebiyatının her sahasında eserler vermiş olan Ergun'un, özellikle halk edebiyatı çalışmaları seçilerek, çalışma sınırlandırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, ansiklopedi ve antolojilerden yaralanarak, Sadettin Nüzhet'in hayatı ile ilgili bilgiler tespit edilmiş; buradan hareketle, kitapları ve makaleleri elde edilmiştir. Halk edebiyatına dair eski yazı makaleler Latin harflerine çevrilerek, çalışmaya dâhil edilmiştir. Ayrıca, elde edilen kitap ve makalelerin bibliyografyası hazırlanmıştır. Sonuç olarak söylenebilir ki Türk edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahip olan Sadettin Nüzhet Ergun, özellikle halk edebiyatı alanındaki çalışmalarıyla ilklere imza atmıştır. Hazırladığı âşık monografileri ve topladığı Bektaşi şiirleriyle, bu alanda yapılacak yeni çalışmalara öncülük etmiştir.
Âşık Aşur Uygur'un hayatı - sanatı ve eserleri
Tezimiz, Türk edebiyatı içerisinde âşıklık geleneğinin mahiyeti, Çankırı kültürü, Çankırı âşıklık geleneği ve halk şairlerinden başlayarak Çankırılı Âşık Aşur'un hayatı, sanatı ve şiirlerini incelemeye yönelik hazırlanmıştır. Sanat eserlerinin yaratıcılarının yaşadıkları coğrafyanın etkisinde olduklarının, bu etkinin şüphesiz eserlerine de yansıyacağından hareketle giriş kısmında Çankırı ile ilgili coğrafya, tarih, kültür, dil v.b. yönlerden genel bilgiler verilmiştir. Girişin son kısmı âşıklık geleneğinin tarihi gelişimi, Çankırı âşıklık geleneği ve halk şairlerine ayrılmıştır. Birinci bölümde âşığın hayatı, şahsiyeti, yetiştiği kültür ortamının âşık üzerindeki etkisi ve gelenek içinde yer alışı anlatılmıştır. İkinci bölümde şiirler, şekil ve tür özellikleri, dil özellikleri, edebi sanatlar, anlatım özellikleri ve konuları bakımından değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise şiirler toplu olarak verilmiştir.Âşık Aşur, 1941 yılında Çankırı Şabanözü'nün Çapar köyünde doğmuştur. Âşık Aşur'un, âşıklık geleneği ve sazla tanışması kendisi gibi âşık olan abisi Murat Uygur sayesinde olmuştur, ilkokuldan sonra, 12 -13 yaşlarında iken abisinin sazını kendi kendisine çalmaya çalışır. Abisi bu durumdan memnuniyet duymuş ve kendisine yol göstermiştir. ?Cem?lerde sanatını icra eden, zakirlik yapan Murat Uygur katıldığı cemlere kardeşini de götürmeye başlamış, ona zakirlikle ilgili bilgiler vermiştir. İlk nefeslerini 16 - 17 yaşlarında söylemeye başlayan Aşur o zamanlar usta malı nefesler söylemiştir. Bir kalem şairi olan Aşur irticalen şiir söylemez, katıldığı cemlerde, defterine yazmış olduğu kendi şiirlerini ve usta malı deyişleri saz eşliğinde okur. Âşık Aşur çağrıldığı ayin- i cemlere katılıp cem zakiri olarak sanatını icra etmektedir. Şiirlerinin büyük bir kısmında ?Bektaşî adap ve erkânı? nı işlemiştir. Çalışmamızda aşığımızın şiirlerinde bu unsurları tespit ettik ve bu unsurların âşığımızın şiir dünyasına nasıl yansıdığını gösterdik.Âşık Aşur'un şiirleri Alevî - Bektaşî kültür öğelerinin zenginliği bakımından önemli bir kültür hazinesidir.Âşığın 81 şiirini inceledik. Bu şiirleri hece ölçüsü bakımından 8'li, 11'li ve ölçü bakımından sorunlu şiirler olarak gruplandırdık. Şiirlerde durak kullanılmıştır ve bazı şiirler de serbest duraklıdır. Genellikle halk şiirinde olduğu gibi Aşur'un şiirlerinde de kafiye çeşidi olarak yarım kafiye kullanılmıştır. Ancak ahenk kafiyeden ziyade rediflerle ve tekrarlarla sağlanmaya çalışılmıştır. Nazım biçimleri açısından ise âşığımızın en çok koşma biçimini kullandığını tespit ettik. Aşur'un şiirlerinde konuları gruplandırdığımızda şiirlerinin çoğunda dinî - tasavvufî konuları işlediği görülmektedir. Ayrıca Aşur'un şiirlerinde Çankırı'nın yöresel ağız özelliklerini de tespit ettik. Bu ağız özelliklerini yansıtması bakımından şiirleri yazıya geçirirken şiirlerin ses özelliklerini aslına bağlı kalarak verdik. Aşur'un dili sade halk dilidir. Yöresel sözcükler şiirlerde sık sık kullanılmıştır.Âşık Aşur, yazları Çankırı'da köyünde, kışları ise Ankara - Bağlum'daki evinde geçirmektedir. Çağrıldığı ayin-i cemlere giderek sanatını icra etmeye devam etmektedir.Anahtar Kelimeler1.Çankırı2. Alevîlik3. Bektaşîlik4. Âşıklık geleneği5. Aşur Uygur
Nail Abbas Paşa divanı ve tahlili
Baki Divanı`nda bitkiler ve çiçekler
İnci Aral`ın romanlarının tema, yapı,dil ve üslup yönünden incelenmesi
ÖZETYüksek Lisans TeziNuray ÖRNEKFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTürk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı2007;Sayfa: XI + 222Roman türünün ben'in sorunlarını daha realist bir bakış açısıyla irdelemeyebaşlaması 19. yy.'daki `Aydınlanma felsefesi' ile hız kazanır. Bireyin geçmiş vegelecek çizgisindeki gelişim ve değişiminin sosyolojik, psikolojik ve felsefik yönlerininedebiyatın kurmaca yapısı içerisinde yer alması romanın hareket alanını oldukçagenişletmiştir.Son dönem Türk edebiyatında yer alan isimlerin başında gelen İnci Aral,özellikle romanın bu geniş hareket alanını en çok ve en iyi kullanan yazarlardandır. İnciAral, romanlarında dile getirdiği olayların merkezinde kişisel sorgulamalardan yolaçıkarak özelde bireyin, genelde tüm insanlığın ortak problemleri olan özgürlük, varolmamücadelesi, cinsellik ve toplumsal yaptırımlar gibi konulara parmak basar.Bir Türk romancısı ve bir kadın olarak romanlarında kadının ve onun eksenindeerkeğin yetiştirilme tarzını, onlara yüklenen kadınlık ve erkeklik rollerini edebû bir dilleeleştirir. Bu nedenle İnci Aral'ın romanları bireyi ve o bireyin yetişip şekillendiğitoplumu yansıtması noktasında önemli bir ayna vazifesi görmektedir.Anahtar Kelimeler: Roman, İnci Aral, Birey, Toplum, Kadınlık ve Erkeklik Rolleri
Elif Şafak'ın romanlarının arketipsel sembolizm açısından incelenmesi
Carl Gustav Jung'un kuramlarından kaynaklanan arketipler, insanlığınevrensel simge yaratma biçimi olarak tanımlanmakta ve insanlığın ?en eskideneyimleri?ni ihtiva etmektedirler. Arketipler, mitoslar aracılığı ile insanlığınyüzyıllar süren serüveninde kendilerini efsane, destan ve masal gibi anlatılardaortaya koymuşlardır. Anlatı geleneğinin değişmesine bağlı olarak arketipler,simgesel anlatı alanlarını, roman ve hikâye gibi türlere taşımışlardır. Arketipselsembolizme dayanan inceleme metodu da edebû eserlerin simgesel yapısınıçözmede büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Biz de bu çalışmamızda oldukça gençyazarlarımızdan olan Elif Şafak'ın romanlarını arketipsel sembolizm açısından elealarak, eserlerin simgesel yapısını çözmeyi ve bu simgelerin eserlerinoluşmasındaki rolünü incelemeyi uygulamaya geçirmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Arketipler, Elif Şafak, roman.
Peyami Safa`nın Yalnızız romanında söz dizimi
In this work, 40 pages that are chose from one of the most important author of ourliterature, Peyami Safa?s novel named ?Yalnız?, are examined in point of syntax. Our aim is to contribute to syntax works and to determine how Peyami Safa uses the languageand to reach some informations about his style by using this work.We got these results from the examination we did:1. We determined 952 sentences from 40 pages that we chose from different partsof the work. We examined the sentences that we determined, according to theirstructures. 633 of these sentences are simple clauses, 17 of these are conditional clauses,31 of these are independent clauses, 96 of these are coordinete sentences, 85 of these aredependent clauses, 89 of these are uncompleted clauses. The most used sentence issimple sentence with % 66.49. The proportion of others are like this: coordinetesentences % 10.08, uncompleted clauses % 9.35, dependent clauses % 8.93, independentclauses % 3.26, conditional clauses % 1.79.2. We examined simple and complex sentences according to predicate?s place,predicate?s type and predicate?s meaning. The proportion of these sentences, 681 in total,are like this:Sentences according to predicate?s place: rugular sentences % 88.11, invertedsentences % 11.89Sentences according to predicate?s type: noun clauses % 26.87, verbal clauses %73.13Sentences according to predicate?s meaning: positive sentences %74.89, negativesentences % 15.27, guestion sentences % 9.843. We determined 3077 word groups in 40 pages that we examined. Adjectivephrases form more than one third of the word proups. The proportion adjective phrasesare % 36.20. The proportion of noun phrases are % 22.32, verbal compounds are %10.33,preposition groups are % 8.64.4. İ is seen that the author used short sentences mostly. According the wordtnumber examination on simple and complex sentences, %12.19 of sentences are formedof two words, % 14.80 of them are formed of three words, % 14.54 of them are formed offour words, % 11.16 of them are formed of five words, % 9.10 of them are formed of sixwords.As the gotten datums are interpreted, it is reached that Peyami Safa is very skilledat making sentences and using language according to contents and gives importance todescription.Key Words: Peyami Safa, Yalnız, sentence, word group , description
Samsun ili Havza ilçesi Karga köyü monografisi
Bu çalışmamızda Samsun İli, Havza İlçesi, Karga Köyü ile ilgili bir monografi hazırladık. Köydeki halk edebiyatı ürünleri, köyde uygulanmakta olan geçiş dönemleri, köydeki halk hekimliği uygulamaları, inançlar, kutsal kabul edilen yerler, eğlenceler ve bayramlar çalışmamızda yer verdiğimiz ürünlerdir. Bunun yanında, köy halkının inanç yapısı, temel İslami inançlara yaklaşımı, tasavvuf ve tarikat anlayışı da çalışmamızda yer almıştır. Köyümüzde Alevi-Bektaşi inancının olması hasebiyle Alevi-Bektaşi inancının tarihi teşekkülü ve gelişimi hakkında bilgi verdik. Alevilik-Bektaşilik farklılaşmasının nedenleri ve Alevi-Sünni bütünleşmesinin gerekliliği üzerine görüşler belirttik. Alevilik-Bektaşiliğin inanç yapısı ve inanç yapısının dayandığı esasların yanında Alevilik-Bektaşiliğin yazılı kaynaklarının da tanıtımını yaptık.Araştırma alanımız olan Samsun İli'nin, Havza İlçesinin ve Karga Köyü'nün tarihi ve coğrafi özellikleri hakkında bilgi verdik.
Malumat mecmuası (25-50. sayılar) inceleme ve seçilmiş metinler
Bu tez çalışmasında, edebiyatta yenileşme faaliyetleri gösteren oluşumlara karşıtlığı ön plana çıkan Malumat Mecmuası'nın; yayımlanan yazılarından yola çıkılarak kendi devrinde bu misyonu nasıl gerçekleştirdiği, edebî anlayışlardaki kutuplaşmalarda aldığı cepheye bağlı olarak dönemin edebî atmosferine nasıl katkı sağladığı ele alınmaktadır.?Giriş Bölümü?nde; Malumat Mecmuası'nın yayımlandığı dönemin siyasi, sosyal ve kültürel panoraması çizilmiş, bu dönem hakkında araştırma yapan değişik araştırmacıların görüşleri doğrultusunda bu devrin göze çarpan önemli hususiyetleri belirtilmiş ve değerlendirilmiştir.?1. Bölüm?de, aynı dönemde yayımlanan diğer dergilerden bahsedilmiş, dergilerin muhtevaları da kısaca belirtilerek toplumun o dönemdeki kültürel talepleri ve yönelimlerine ışık tutulmaya çalışılmıştır.?2. Bölüm?de, derginin yayın amacı, ilkeleri, şekil özellikleri, işlediği konular ele alınmış, derginin yazar kadrosu, hakkında bilgilere ulaşılabilenler doğrultusunda tanıtılmıştır.?3. Bölüm?de, dergide yer alan edebî yazılar türlerine göre sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir.?4. Bölüm?de, dergiden seçilerek hazırlanan metinler yayın düzenine riayet edilerek Latin harflerine çevrilmiştir.?5. Bölüm?de, dergide yayımlanan yazıların kronolojik indeksi verilmiştir.?6. Bölüm?de, edebî yazıların yazarlarına göre alfabetik indeksi sunulmuştur.Bu çalışmayla mecmuaların edebiyat alanında gerçekleştirdikleri değişimler, atılımlar, öncülükler çerçevesinde, Tanzimat'la Servetifünun arasında kalan dönemin mahsulleri olan dergilerden Malumat'ın edebî faaliyetlerini sunmaya çalıştık. Mecmua, yayın hayatı boyunca yeni tarz eserlerden ziyade eski edebiyat ürünlerinin sergilendiği bir yayın organı olmuş, edebiyattaki değişmelerle beraber zaman içinde kendine şiar edindiği edebî görüşler geçerliğini yitirmiş ve bu nedenle gündemden düşmüş, unutulmaya terk edilmiştir. Sonuç olarak, edebî yönden kaliteli sayılabilecek eserlerin yer aldığı bu mecmuanın incelenmesi, o dönem şair ve yazarlarının edebiyata kattıklarının ortaya çıkarılması ve hatırlanması açısından bir hayli önem arz etmektedir.
Köroğlu Destanı'nın Uygur versiyonu (metin-aktarma-inceleme)
Köroğlu Destanı, Türk milletinin ortak kültür mirasını, tarihini ve folklorunu yansıtan bir abidedir. Uygur sahası kahramanlık destanları içinde "Emir Göroğlu Destanı" önemli bir yere sahiptir. Köroğlu Destanı'na ait ilk tarihî tabakaların Türklerin kültürel ve siyasi birlik dönemlerine ait olduğunu ve daha sonra destanın tarihî süreç içinde zenginleştiğini söyleyebiriz. Köroğlu Destanı'nın doğu versiyonlarından biri olan "Emir Göroğlu", Oğuznamelerde ve Köroğlu Destanı'nın diğer versiyonlarında yansıyan ana çatıdan ve kültürel yapıdan farklı unsurlar ihtiva etmemektedir. Ayrıca, Emir Göroğlu Destanı Uygur Türklerinin destan geleneklerine has unsurları yansıtmaktadır. Destanda göze çarpan en önemli husus ise, yerleşik hayata ait motiflerin yoğun olarak işlenmesidir. Aynı zamanda Emir Göroğlu Destanı, kahramanın ve atının zuhuru bölümüyle diğer versiyonlardan farklı bir motif dizisine sahip görünmektedir.1.Uygur Türkleri2.Köroğlu Destanı3.Emir Göroğlu Destanı4.Şahıs, Yer ve Boy ? Kavim Adları5.Yerleşik Hayatı Yansıtan Motifler
Kabûlî İbrahim Efendi, hayatı, edebî kişiliği ve divanı (inceleme-tenkitli metin-dizin)
Tezin amacı; bilim dünyasında pek fazla tanınmayan Kabûlî İbrahim Efendi adlı Türk divan şairini ve Divan'ını tanıtmak, bunların Türk divan şiirindeki yerlerini tespit etmek ve eserin tam metnini ortaya koymaktır. Tezin kapsamı; Kabûlî İbrahim Efendi'nin hayatı, edebî kişiliği, Kabûlî Divanı'nın şekil ve muhteva yönünden incelenmesi ve eserin tenkitli metninin ortaya konulmasıdır. Bunun için araştırma, inceleme ve tenkit yöntemlerine baş vurulmuştur.Kabûlî, XVI. yüzyılda yaşamış bir divan şairidir. Asıl adı İbrahim'dir. Kütahya'nın Gediz ilçesinde doğmuş ve büyümüştür. İlk tahsilini de burada yapan Kabûlî, daha sonra İstanbul'a giderek burada medrese eğitimi görmüş ve ardından kadılık mesleğine atılmıştır. Sivas, Kars, Mısır gibi yerlerde ve daha çok Doğu Anadolu civarında kadılık yapmıştır. Kabûlî, devrin ileri gelen devlet adamlarından Sultan III. Murad, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Ferhad Paşa ile ilişki kurmuş ve zaman zaman onlara şiirler sunmuştur. Kabûlî, 1591-1592 tarihinde son görev mahalli olan Mısır'dan gemiyle dönerken denizde boğularak ölmüştür. Kişilik olarak zevk ve safaya düşkün biri olarak anlatılan Kabûlî, Hanefî mezhebine bağlı, Sünni bir müslümandır.Kabûlî'nin bilinen tek eseri Divan'ıdır. Bu Divan'ın İzmir, İstanbul, Berlin ve Londra'da olmak üzere dört yazma nüshası bulunmaktadır. Divan'da 516'sı gazel olmak üzere 933 manzûme vardır. Ayrıca birçok yazma şiir mecmuasında Kabûlî'nin şiirlerinin bulunması, şiirlerinin beğenildiğini göstermektedir. Kabûlî Divanı; içindeki sosyal ve tarihî unsurların bolluğu, halk dili ve kültüründen alınma ?yumuş?, ?bıldır? benzeri ifadelerin çokluğu, arkaik kelimelerin ve deyimlerin çok sık kullanılması, ayrıca edebî sanatlar içinde cinasa ayrı bir önem verilip bu sanatın çok sık ve başarılı şekilde kullanılmış olmasıyla dikkati çekmektedir.
Dil devrimi sonrası Türkiye Türkçesine giren Türkçe kelimelerin söz varlığına etkileri
1932'de uygulamaya konan dil devrimiyle dilde sadeleşme hareketi başlatılmış, Türkiye Türkçesindeki yabancı kökenli kelimelerin yerine yeni kelimeler önerilmiş ve bu süreç, dilin söz varlığını önemli ölçüde etkilemiştir. Yeni önerilen kelimelerden bir kısmı dilde tutunduğu gibi, yüzyıllardır kullanılan kelimelerin bir kısmı da kullanımdan düşüp unutulmuşlar ya da kullanımları azalmıştır.Bu çalışmada dil devriminin Türkçenin söz varlığına etkileri, 1935 yılında yayımlanan Türkçeden Osmanlıcaya ve Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzları kapsamında incelenmiştir.Çalışma, Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu'nda eski kelimelere karşılık önerilen 8753 kelimeye dayanılarak yapılmıştır. Söz konusu 8753 kelimeden, TDK Türkçe Sözlük'ün 2005 baskısında yer alarak günümüze ulaşan 1180'i incelenmiştir. Günümüze ulaşmayan diğer kelimelerin, söz varlığına etkisi olmadığı varsayımından hareket edilerek böyle bir sınırlama yapılmıştır. Dil Devriminden önce Türkçenin söz varlığında bulunan kelimeler de inceleme dışı tutulmuştur. Bu kelimeler, Dil Devriminden önce yayımlanan Kamusu Türkî (Şemseddin Samî, 1900) ve Yeni Türkçe Lügat (Ali Seydi, 1929-1930) adlı eserlerden tespit edilmiştir.Araştırmaya konu olan kelimeler; TDK Türkçe Sözlük'teki anlamları; yeni türetmelerde kullanılmaları; birleşik kelime, kalıp söz, deyim, atasözü gibi söz öbekleri oluşturmaları, bunlarda yer almaları ve kullanım sıklıkları bakımlarından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Malumat mecmuası (51-75. sayılar) inceleme ve seçilmiş metinler
Bu tez çalışmasında, edebiyatımızda yenileşmenin arttığı bir dönemde eskiye bağlılığı belirgin olan ancak yeniye de kapılarını tamamen kapatmayan Malûmat mecmuasının; incelediğimiz sayılarındaki edebi yazılardan hareketle döneminin edebiyat ortamını ne derece etkileyip yönlendirebildiği ortaya konulmaktadır.?1. Bölüm? de; dönemin basın hayatından bahsedilmiş, Malûmat ile aynı veya yakın dönemde yayımlanmış önemli edebi dergilerden, bu dergilerin içerikleri ve yazarlarından bahsedilerek Malûmat'ın farklılığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.?2. Bölüm? de; mecmuanın yayın amacı, ilkeleri, şekil özellikleri, işlediği konular ele alınmış, derginin yazar kadrosu, hakkında bilgilere ulaşılabilenler ölçüsünde tanıtılmıştır.?3. Bölüm? de; dergideki edebi yazılar türlerine göre sınıflandırılmış ve incelenmiştir.?4. Bölüm? de; mecmuanın 51?75. sayılarından seçilen metinler mecmua sayılarının sırasına göre Latin harflerine aktarılarak verilmiştir.?5. Bölüm? de; mecmuanın sayı numarasına göre kronolojik indeksi verilmiştir.?6. Bölüm? de; mecmuadaki yazıların yazarlarının isimlerine göre alfabetik indeks verilmiştir.Bu çalışmada, eski tarz eserlerin ağırlık taşıdığı ancak yeni ürünlerin de yayımlandığı Malûmat mecmuası; tanıtılmaya, dönem içindeki edebi faaliyetleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, dönemini edebi açıdan ne derece etkilediği ve yönlendirebildiği araştırılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Malumat Mecmuası2.Ara Nesil3.Baba Tahir4.Edebî Mecmualar5.II. Abdülhamit Dönemi
Fuzuli ve Şeyh Galib divanlarında ney metaforu
Şeyh Gâlîb ve Fuzûlî Dîvânlarında Ney Metaforu? başlıklı çalışmamız, Mevlânâ'nın Mesnevî'si ile çok bilinen `ney' sembolünü Fuzûlî ve Şeyh Gâlîb Dîvânlarında inceleyip, göstermeyi amaçlamaktadır. Bu amacımızın, hem Türk Mûsikîsi hem de Türk Edebiyatı alanı okuyucuları tarafından iyice anlaşılabilmesi için giriş bölümünde; `Ney'in Etimolojisi ve Tarihçesi, Yapısı ve Özellikleri, Türk Edebiyatı'nda Mûsikî ve Ney, Mevlânâ ve Mûsikî, Mesnevî'deki İlk Onsekiz Beyitin Açıklaması vb., birinci ve ikinci bölümlerde Fuzûlî ve Şeyh Gâlîb Divanlarında Ney Metaforu incelenmiş ve Ney ile ilgili olan bütün beyitler tespit edilerek açıklanmıştır
Fuzûlî divanı'nda şikâyet
Sikâyet, Fuzûlî Divanı'ndaki önemli unsurların basında gelir. Fuzûlî; ask, sevgili, felek, talih, ayrılık basta olmak üzere pek çok kavramdan sikâyet etmektedir. Sikâyetlerinin sebepleri arasında; sahip oldugu kisilik özellikleri, yasadıgı dönemin ve cografyanın kisiligi üzerindeki etkileri ve Divan siir geleneginin çesitli etkileri bulunmaktadır. Fuzûlî'nin sikâyetlerini, ?zahirî sikâyetler? ve ?gerçek sikâyetler? biçiminde sınıflandırmak mümkündür. Fuzûlî Divanı'ndaki sikâyetlerin tamamına yakını zahirî sikâyet kapsamındadır. Fuzûlî, akla gelebilecek her konudan sık sık sikâyet etmesine ragmen, sabır, sükür, kanaat, tevekkül gibi slami bilincin gerektirdigi hareket tarzından kopmamıstır. Almıs oldugu dini terbiyenin ve yasadıgı dönemin egilimleri bu konuda etkili olmustur. Bu durum, Fuzûlî Divanı'ndaki sikâyetlerin çogunlugunun zahirî nitelikte oldugunu ortaya koymaktadır.
Muş merkez ağzı(nceleme-metin-sözlük)
Muş-merkez ağzı adlı çalışmamızda; Muş ilinin tarihi, coğrafyası, iklimi, bitki örtüsü, etnik yapısı, sosyo-ekonomik durumu hakkında bilgi verdikten sonra; bu özelliklerin, Muş ağzı üzerindeki etkilerini yansıtmaya çalıştık. Muş ilinden ve Muş iline bağlı köylerden 59 metin derledik. Çalışmamızı, ses bilgisi ve şekil bilgisi olmak üzere 2'ye ayırdık. Ses bilgisi bölümüne, yazı dilinde bulunmayan ünlüler hakkında bilgi vererek başladık. İnceleme bölgemizde, karşımıza çıkan ünlüleri; normal, uzun, kısa ünlüler olmak üzere üçe ayırdık. Daha sonra kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık uyumunun bölgede yazı diliyle birleşen ve ayrılan yönleri üzerinde durduk. Ünlülerden sonra bölgede karşımıza çıkan ve yazı dilinde bulunmayan ünsüzler hakkında bilgi verdik. Ünsüzlerle ilgili ses olayları üzerinde durduk. Morfoloji bölümünde, isimler, fiiller, zamirler, zarflar, sıfatlar, edatlar gibi kelime türleri hakkında bilgi verdik. Her bir kelime türünü kendi içinde sınıflandırıp; örneklerle zenginleştirdik. Elde ettiğimiz metinleri Ahmet CAFEROĞLU'nun Muş ilinden yapmış olduğu derlemelerle karşılaştırdık. Elde ettiğimiz metinlerdeki farklılıklar ve benzerlikler üzerinde durduk. Metinlerden sonra, metinlerde geçen yöreye özgü kelimelerin, kelime gruplarının anlamlarını bu kelime ve kelime gruplarının hangi metinde kaçıncı satırda geçtiğini belirttik.
Ayrancı (Karaman) yöresi ağızları (inceleme- metinler- sözlük)
İnsanı var eden ve ona millet olma bilincini aşılayan en önemli unsurlardan biri de dildir. Dil de yazı dili ve konuşma dili olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Konuşma dilinde sosyal çevreye bağlı olarak birtakım farklılıklar görülür. Bu farklılıklar esas itibariyle kelimeleri söyleyiş ile bazı ses ve şekil ayrılıkları etrafında toplanır. Böylece bir dilin lehçeleri, şiveleri ve ağızları oluşur. Ağız çalışmaları da dilde meydana gelen bu farklılaşmayı konu almaktadır. Ağız çalışmaları, sözlü kültürümüzün kaybolmaya yüz tutmuş zengin dil değerlerini gün ışığına çıkararak yazı diline kazandırılmasını ve nesilden nesile aktarılmasını amaçlamaktadır. Yapılan ağız çalışmaları ile dil zenginleşmekte ve kelime haznesi genişlemektedir. Bir dilin bilinmeyen yönlerine ışık tutan ağız çalışmalarının bu açıdan çok büyük bir önemi vardır. Biz de bu çalışmamamızda Türk dili açısından oldukça önemli bir yere sahip olan Karaman ilinin Ayrancı ilçesi ağızlarını derleyerek, bu yörenin karakteristik dil özelliklerini tespit etmeye ve tespit edilen bu özellikleri gramatikal açıdan incelemeye çalıştık
Türk dilinde mastarlar
Türk dili, dünyanın en köklü ve zengin dillerinden birisidir. Türk dili deyince, sadece Türkiye'de konuşulan dil akla gelmemelidir. Çalışmamızda Türk dili kavramını kullanırken, Eski Türkçe döneminden günümüze kadarki dönemi ve günümüzde çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan çağdaş Türk lehçelerini, bir bütün olarak kast etmekteyiz. Bu çalışmamızın konusu, Türk dilinde yer alan mastarlardır. Mastarlar, fiillerin isim şekilleridir, bir bakıma adıdır. Hem fiil hem de isim özellikleri taşımaktadırlar. Dilde oldukça işlek olarak kullanılan unsurlardır. Birden fazla duygu, düşünce ve istek; bu ekler sayesinde birden fazla cümle kurulmadan ifade edilebilmektedir. Bu çalışmada; tarihi dönemlerden başlayarak, günümüzde konuşulan çağdaş lehçeleri de içine alacak şekilde mastarlar tespit edilmiş ve Türk dilinde geçmişten günümüze kadar kullanılan mastarların benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur.
Halit Ziya Uşakligil'in romanlarinda yapı tema
Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışma
Balıkesir ili ağızları (inceleme-metinler-sözlük)
Balıkesir Ağzı, Türkiye Türkçesi Ana Ağız Gruplarından Batı Grubu'nun I. Alt Ağız Grubunda yer alır. Balıkesirde Türkmen, Çepni, Manav ve Yörük muhacir ağızları dışında 4 ana ağız grubu vardır. Bunlardan başka bir de muhacir ağızları bulunmaktadır. Bu ağızlar ses ve şekil bilgisi yönlerinden incelendiğinde, Türkmen ağzının Çepni ağzı ile; Manav ağzının da Yörük ağzı ile yakın oldukları görülür.Bu dört topluluk içerisinde boy adını günümüze kadar kaybetmemiş olan topluluk, Çepnilerdir. ?Tahtacı? adıyla da bilinen Türkmenlerin kökenleri hakkında farklı görüşler olsa da 13. asırda Anadolu'ya gelen Oğuz boylarından oldukları düşünülmektedir. Manavlar ise Anadolu'ya geldikten sonra konargöçerlikten ilk olarak yerleşik düzene geçen Türk topluluklarının genel adı olmalıdır. Yörükler ise yakın zamanlara kadar konargöçerliğe devam eden, boy adından çok oymak veya aşiret adıyla yaşayan ve ağız farklılıklarının en yoğun olarak görüldüğü topluluktur.Ağız grupları kendi aralarında bazı benzerlikler gösterseler de farklı oldukları noktalar da bulunmaktadır.Ses bilgisiyle ilgili olarak ağız bölgesindeki ó, ú yarı kalın ünlüler ile ?, ?, ¤ gırtlak ünsüzleri, Çepni ağzında yaygındır. Damak ñ'si, ağız bölgesinin tamamında yoğun olarak görülür. Eski Türkçe döneminde kelime başındaki k ve t ünsüzlerinden bir kısmı Manav ve Yörük ağızlarında korunmaktadır.Şekil bilgisiyle ilgili olarak şimdiki zaman çekiminde kullanılan ?-yoru? ile ?-I4p batır? biçimleri ve aynı zamanın olumsuz çekiminde karşımıza çıkan -mA olumsuz yapan ekin sonundaki ünlü uzaması sadece Yörük ağzında görülür. Yine aynı kipin çekimlerinde kullanılan ??n, ?m; m?n? biçimleri Dursunbey, Bigadiç, Sındırgı ilçelerine bağlı Manav köylerinde görülür.Gelecek zaman çekimiyle ilgili olarak Çukurova ve yöresinde yaygın olarak görülen -IcI gelecek zaman eki sadece Çepni ağzında karşımıza çıkar. Gelecek zaman çekiminde Manav ve Yörük ağızlarında başka bir ayırt edici durum da kip ekinin kalın ünlüyle sona eren fiil tabanlarına, ince biçimiyle eklenebilmesidir.Ağız grupları arasındaki başka bir farklılık da şahıs eklerinin kullanılmasıyla ilgilidir. Türkmen ve Çepni ağızlarında teklik 1. kişi çekiminde şahıs eki olarak her zaman -m eki kullanılırken; Manav ve Yörük ağızlarında sık olarak -n eki de kullanılır. Bu türden dil özellikleri tezimizin dil incelemesi bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.Balıkesir ili ağızları Batı Anadolu ağızlarıyla olan benzerliklerinin yanında kendi yöresi dışındaki ağızlarla da benzerlikler göstermektedir. Çepni ağzının İç Anadolu ve Çukurova yöresi ağılarıyla olan benzerlikleri bu konuda örnek olarak gösterilebilir.Anahtar Sözcükler1. Balıkesir2. Ağızlar3. Türkmenler4. Yörükler5. Çepni
Sabahattin Kudret Aksal`ın tiyatroları ve tiyatroculuğu
?Sabahattin Kudret Aksal'ın Tiyatroları ve Tiyatroculuğu? adını taşıyan bu çalışma, sanatçının tiyatroya bakış açısını ortaya koymayı ve tiyatroları üzerinde ayrıntılı bir incelemeyi hedeflemektedir. Dört bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde, Aksa l'ın tiyatrolarının daha iyi anlaşılabilmesi için, hayatı, es erleri ve edebi kişiliği üzerinde durduk. Bu ilk bölümden önce de, ?Giriş? kısmında panoramik bir bakış açısıyla Sabahat tin Kudret Aksal'a kadarki Türk tiyatrosunun gelişimini verdik. İkinci bölümde, Aksal'ın tiyatrolarının her biri ni yapı bakımından inceledik. Tiyatro türünün gerektiği bazı kısımları da yapı unsuruna ekleyerek, bu bölümü daha detaylı bir şekilde ele aldık.Yapı bölümünde, her tiyatro eserini şu sekiz alt başlık altında tahlil ettik: ?Eserin Ter tibi?, ?Özet?, ?Olay örgüsü?, ?Şahıs Kadrosu?, ?Zaman?, ?Mekân?, ?Sahneleme Tekniği?, ?Sembol Dünyası?. Üçüncü bölümü ise, yazarın tiyatrolarının tema bakımından i ncelenmesine ayırdık. Aksal, ferdi duyguya bağlı temaları tiyatrolarında daha yoğun işlediği için bu bölümü daha geniş tutarak, yazarın eserlerini bir bütün olarak dikkatlere sunduk. Son bölümde, Sabahattin Kudret Aksal'ın tiyatrolarını dil ve üslûp açısından tahlil ederek, tiyatrolarında kullandığı şiirsel, felsefî, abart ılı ve soyut dili örnekler vererek açıkladık. ?Sonuç? bölümünde, yaptığımız araştırmalar ışığında ortaya çıkan yorumları bir bütün olarak değerlendirdik. ?Kaynakça?da ise, incelediğimiz ve yararlandığımız eserlere yer verdik. Anahtar Kelimeler: Sabahattin Kudret Aksal, Tiyatro, Yapı, Tema, Dil.
Fehîm-i Kadîm Dîvânı'nın tahlîli
Bu çalışma, 17, yüzyıl Dîvân şairlerinden Fehîm-i Kadîm'in Dîvânı'nın tahlili ve şiirlerinde Sebk-i Hindî izleri üzerinedir. Sebk-i Hindî şairleri içinde zikredilen şairin şiirlerinde bu üslubun izleri incelenmiştir. Şairin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra, Fehîm Dîvânı Din-Tasavvuf, Toplum, İnsan ve Tabiat olmak üzere dört ana bölümde incelenmiş, şairin hayata ve yaşadığı döneme dair izlenimlerini şiirine nasıl yansıttığı araştırılmıştır. Sonuç olarak, öteden beri Sebk-i Hindî içinde ismi zikredilen şairin eseri detaylı bir şekilde incelenmiş ve Sebk-i Hindî içindeki yeri net bir şekilde ortaya konulmuştur
Türkçede cansız tabiatla ilgili kelimeler
`Türkçede Cansız Tabiatla İlgili Kelimeler' konulu tezimizi hazırlamadaki amacımız, Türk milletinin tabiata dayalı söz varlığının tespit edilmesi olmuştur.Tabiat isimlerini verme ve kullanma bakımından Türk milletinin düşünce sistemini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple VIII. yüzyıldan XIX. yüzyıl sonuna kadarki Türk dilinin çeşitli tarihî dönemlerinde yazılmış belli başlı sözlük ve dizinler incelenmiş ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır.Tabiat kelimeleri başlangıçtan günümüze kadar Türk kültüründe yer almıştır. Bazıları kutsallaştırılmış, bazıları teşbih (benzetme) unsuru olarak kullanılmış, bazıları ise `özel isim', `yer ismi', `ırmak ismi', `yıldız-gezegen ismi' ve `câriye-köle ismi' olarak kullanılmıştır.Türkçede cansız tabiatla ilgili isimler renkleri, çıkardıkları sesleri ve niteliklerine göre çeşitli isimler almıştır.Türkçede cansız tabiatla ilgili kelimeler Türk milletinin düşünce sistemini ve kültürünü yansıtması açısından önemli bir yere sahiptir.Anahtar Sözcükler1. Tabiat2. Gök3. Yer4. Su5. Maden
"Varlık dergisinde şiir ve edebi inceleme"
Toplumların kültür hayatlarının yansıdığı bir ayna olan dergiler, Türk düşüncesinde ve sanatında da önemli bir işleve sahiptir. Bu durumun bir kanıtı da incelediğimiz ?Varlık Dergisi?dir. Derginin 75 yıllık bir maziye sahip olması ve Temmuz 2008 tarihi itibari ile 1210. sayıya ulaşmış olması derginin bir bütün halinde ele alınıp incelenmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle biz de çalışmamızı derginin 280 ile 330. Sayıları arasında yer alan elli sayı ile sınırlandırdık.Dört ana bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde dergide imzası bulunan yazar ve şair kadrosunu, yazı türleri çerçevesinde sınıflandırdık.İkinci Bölümde şiire yönelik teorik düşüncelerimizi verdik. Bununla birlikte derginin incelenen sayılarındaki şiirler hakkında istatistiki bilgiler ile şiirlerin değerlendirmesine yer verdik. Dönemin şiire bakış açısını şiirler üzerinde gösterdik.Üçüncü Bölümde nesir yazılarının ayrıntılı bir tasnifini yaparak onlar hakkında değerlendirmelerimizi sunduk. Bunun yanında her türdeki yazıların içerikleri hakkında okuyucuda izlenim bırakacak bilgiler de verdik.Dördüncü Bölümde ise derginin iki türlü fihristine yer verdik. Birinci fihristi yazar soyadına göre, ikinci fihristi de yazıların türlerine ve konularına göre tasnif ettik.Varlık dergisi cumhuriyet dönemi yayın hayatına damgasını vuran ve yayımlandığı süre içerisinde Türk sanat, edebiyat, tarih, eğitim başta olmak üzere her alandaki araştırmacılara kaynaklık edebilecek derinliğe sahip bir dergidir.Anahtar Sözcükler1.Varlık Dergisi2.Şiir3.Edebi İnceleme4.Şiirde Şekil5.Ahenk
Rıfkî Dîvânı
Rıfkî 19. yy'da yaşamış bir divan şairidir. Babasının adı Seyit Abdullah Paşa'dır. Asıl adı Mahmut Rıfkî'dır. Kaynaklarda hayatına ve edebi kişiliğine dair bir bilgiye rastlayamadık. Rıfkî'nın tek eseri çalışmamıza konu olan tek nüsha divanıdır. Divan 80 varaktan oluşmaktadır.Tezimiz, Rıfkî'nın hayatı, şahsiyeti ve eserleri, Rıfkî Divanı'nın şekil ve muhteva özellikleri, Divanın metni ve dizin olmak üzere 3 bölümden oluşmaktadır.1.Bölümde Rıfkî'nın hayatı, şahsiyeti ve edebi şahsiyeti ile eserleri tarihi kaynaklardan ve kendi şiilerinden hareketle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.2.Bölümde, divanda yer alan şiirlerin nazım şekilleri, vezin, kafiye ve redifler ele alınıp, divanın muhtevasında öne çıkan unsurlar tespit edilerek tek tek değerlendirilmeye çalışılmıştır.3.Bölümde ise, divanın metni transkripsiyon alfabesi ile yazılıp, klâsik divan tertibine göre dizilmiştir..Divanında 7 kaside, 109 gazel, 2 Kıt'a, 7 tuyug ve 60 müfred vardır. Rıfkî şiirlerinin tamamında din dışı konuları işlemiştir. Şairin dili oldukça sadedir. Terkiplere oldukça az yer veren şair, müjgân, tiğ gibi bir çok kelimenin Türkçe şekillerini tercih etmiş, ikilemelerden ve deyimlerden yararlanarak anlatımı kuvvetlendirmeye çalışmış bunda da başarılı olamamıştır. Dönemindeki halk şairlerinden etkilenmiş olan şair, kendi dönemindeki halk şairlerini de etkilemiştir.Anahtar Sözcükler1.Rıfkî Divanı2.Divan Edebiyatı3.Gazel4.Divan Şiiri5.Metin