
76
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
GAP bölgesinde yaşanan göçün sürdürülebilirlilik bağlamında konut çevrelerine etkisi Diyarbakır huzurevleri örneği
Kentlerde, doğal nüfus artışının yanı sıra sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak nüfus yoğunlaşmıştır. Nüfus artışı kentlerde konut gereksinimini artırmış ancak bu ihtiyaca barınma niteliğinde karşılık verilemediğinden ortaya sağlıksız ve yetersiz barınaklar çıkmıştır. Üretim ve tüketim alışkanlıklarındaki değişiklik ve fosil yakıtların kullanımı, çevresel bozulmaya, sınırlı kaynakların hızlı tüketilmesine, sebep olmuştur.Dünyada endüstri devrimiyle birlikte, Türkiye'de ise 1950'li yıllarda göç hareketlerinde artış görülmüştür. Türkiye'nin Güneydoğusu'nda yaşanan terör olayları küçük yerleşim alanlarındaki nüfusun büyük yerleşim alanlarına göç etmesine sebep olmuştur. Diyarbakır da bu göçten etkilenen illerin başında gelmektedir. Göçle gelenler kentin beş farklı yerinde yoğunlaşmışlardır. Huzurevleri Semtinde yer alan Nesrin Mahallesi göçle gelenlerin yoğun yaşadıkları yerlerden biridir. Bu durum nedeniyle Nesrin Mahallesindeki konut ve çevreleri sürdürülebilir planlama kapsamında uygun planlamaya yönelik çalışma alanı olarak seçilmiştir. Anket uygulamasıyla sürdürebilirlik örneklem alanda çözümlenmiştir. Enerji, tasarım, malzeme, peyzaj ve yerleşim ölçütleriyle değerlendirme yapılmış öneriler geliştirilmiştir.Bölgede yapılacak yeni planlamalarda çalışmadan elde edilen verilerin, yerel yönetimler tarafından kullanılması önem taşımaktadır.
Enerji performansı öncelikli mimari tasarım sürecinin ilk aşamasında kullanılabilecek tasarıma destek değerlendirme modeli
Tasarım sürecinin ilk adımlarında alınan kararların önemli bir bölümünün sonuçta elde edilen bina performansını doğrudan etkilediği bilinmektedir. Bu noktada bina performans simülasyonlarından elde edilen bilgi, tasarım sürecinin başından itibaren tasarım kararı destek sistemi olarak tasarım ekibinin alternatif çözümler içinden seçim yapabilmesine yardımcı olabilecek önemde görülmektedir. Bina performans simülasyonlarının tasarım süreci içinde dolaylı yolla kullanılabilmesinde hassasiyet analizine dayalı yeni bir yöntem aranmaktadır. Hassasiyet analizi tasarım parametrelerinin bina performansı üzerindeki etkisinin ve hangi parametrenin daha etkin rol oynadığının belirlenmesine yardımcı olmaktadır.Tezin amacı, henüz tasarım sürecinin başındaki okul binası şemalarının belirlenen parametreler ve denenen değerlerine bağlı enerji performansı hassasiyetinin sorgulanmasıdır. İklimsel farklılıklara bağlı hassasiyetlerin belirlenebilmesi için analiz, Türkiye'nin dört derece gün bölgesi için ayrı olmak üzere gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmaya veri sağlamak üzere Esp-r enerji performans simülasyon programı kullanılmıştır. Temsili bir sınıf zonları kümesi tanımlanmış ve girdi parametreleri belirlenmiştir. Analiz hem ısıtma enerjisi tüketimi hem de soğutma enerjisi tüketimi üzerinden irdelenmiştir.Tezin sonucunda okul tasarımları için ısıl açıdan dirençli tasarımlara yönelik bir modül önerisi Modulsco geliştirilmiştir. Bu modülü test edebilmek için bu modül ile elde edilen üç alternatif tasarım şeması Türkiye'nin dört iklim bölgesine uygulanmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu önerilen yöntem, iklime dayalı tasarım gerçekleştirmek isteyen tasarımcılar için hazırlanacak tasarım kılavuzun genel çerçevesini oluşturmaktadır.
Bazalt skoriasının taşıyıcı yarı hafif beton üretiminde kullanımı
Tezde skoria ve hiper akışkanlaştırıcı kullanılarak, ?yüksek dayanım sınıfı?nda olan onbeş farklı taşıyıcı yarı hafif beton serisi üretilmiştir. Araştırmanın öncelikli amacı; bu betonlarda, üretim bileşenleri, betonun özellikleri ve ara yüzey bölgesinin kristal morfolojisi arasındaki sayısal ilişkilerin belirlenmesidir. Ayrıca, yapay hafif agregalar yerine doğal bir agrega olan skoria kullanılarak; ekonomik ve çevresel yarar açısından taşıyıcı yarı hafif betonların kullanımının artmasını sağlamaktır.Bu amaçlar doğrultusunda; standart deney prosedürleri ve önceki araştırmalardan elde edilen bilgiler kullanılarak, sorgulanan betonların özellikleri sayısal olarak belirlenmiştir.Üretimde kullanılan agregaların ve çimentonun hacimsel oranları ilişkilendirilerek, üretim bileşenleri ile ilgili sayısal veriler elde edilmiştir.Ara yüzey bölgelerinin kristal morfolojisi; kalsiyum hidroksit (portlandit) kristallerinin en büyük boyutu ile sorgulanmıştır. Bu sorgulamalar için; on bin kez büyütülen taramalı elektron mikroskobu görüntülerinden yararlanılmıştır. Bu görüntülerden, belirtilen sorgulama için; ?parçacık sınırlarını belirleme? yöntemi ile kristal sınırları belirlenerek sayısal veri elde edilmiştir.Tüm sayısal veriler; betonların özelliklerini temsilen seçilen, iki önemli özellik olan; ?etüv kurusu yoğunluk? ve ?basınç dayanım değeri? aracılığıyla ilişkilendirilmiştir. Tezde bu özellikler, röper noktası olarak kullanılmış, üretim bileşenlerine göre farklılaşan grafiksel sınama serilerinde, ikili regresyonlar aracılığıyla sayısal olarak ilişkilendirilmiştir.Elde edilen sayısal verilerin çoğu, yüksek korelasyonda sayısal olarak ilişkilendirilmiş, skoria kullanılarak; yüksek dayanımlı taşıyıcı yarı hafif betonların üretilebileceği ve güvenle kullanılabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Zeminle temas eden yapı kabuğu için ekonomik ısıl yalıtım kalınlığının seçilmesinde kullanılabilecek bir model
Bu çalışmada, zeminle temas eden yapı kabuğu için ekonomik yarar açısından en uygun ısıl yalıtım kalınlık seçeneğinin belirlenmesinde kullanılabilecek ve;?zeminle temas eden yapı kabuğunun tüm geometrik özellikleri için hesap olanağı sunabilen esneklikte olacak,?zeminle temas eden yapı kabuğu için, sadece ürün standardizasyonu açısından kabul edilebilirliği olan ısıl yalıtım kalınlık seçenekleri içinden ekonomik yarar açısından en uygununun seçilebilmesine olanak tanıyacak,?pratik olarak kullanılabilmesini sağlayacak kadar kısa sürede, doğru ve güvenilir sonuç verecekbir optimizasyon modeli geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, öncelikle geliştirilecek optimizasyon modelinde kullanılabilecek ne tür ısıl yalıtım konfigürasyonları, optimizasyon prosedürleri ve hesaplama yöntemleri bulunduğu araştırılmış, daha sonra, bunlardan amaçlanan özelliklere sahip olanları belirlenerek yeni bir optimizasyon modeli için bir araya getirilmiştir.Türkiye'de zeminle temas eden yapı kabuğunun duvar ve döşeme bileşenlerinde kullanılması gereken ısıl yalıtım kalınlıklarının ve bu ısıl yalıtım kalınlıklarının kullanılması ile elde edilecek ekonomik yararın;?zeminle temas eden yapı kabuğunun geometrik özelliklerine,?iklim koşullarına ve?yakıt türlerinegöre nasıl bir değişiklik gösterdiği de araştırılmış ve geliştirilen modelin kullanılması ile şu sonuçlar elde edilmiştir: Duvar ve döşemede kullanılması gereken ısıl yalıtım kalınlıkları ve bu ısıl yalıtım kalınlıklarının kullanılması ile elde edilecek ekonomik yarar; yapının zeminle temas eden döşemesinin zemin yüzeyine göre derinlik değeri azaldıkça, iklim koşulları sertleştikçe ve toplam yakıt maliyeti daha yüksek olan bir yakıt türü kullanıldığı zaman kademeli olarak artmaktadır. Yapının döşeme alanı azaldıkça ve yapı için daha büyük döşeme çevre uzunluğuna yol açacak bir form kullanıldığında ise sadece döşemenin değerlerinde kademeli bir artış olmaktadır. Elde edilen sonuçların, literatürde yer alan çalışmalarla uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Zemin, yapı kabuğu, ısıl yalıtım, optimizasyon modeli, ekonomik analiz
Mimarlık ve bilim kurgu edebiyatı arakesitinde J. G. Ballard'ı okumak
Çıkış noktası mimarlık-edebiyat ilişkisini irdelemek olan bu çalışmanın amacı, mimarlık söyleminin disiplinlerarası bir yaklaşıma gereksinim duyduğu varsayımıyla mimarlığın sınırları dışında iki farklı alanın ?edebiyat ve bilim kurgu- kaynaştırılarak ele alındığı bir çerçeve kurmaktır. Bu çerçeveyi, bilim kurgu edebiyatında bulunan mimari ve kentsel nesne ya da bunların içinde bulunduğu sosyal koşullardan yola çıkarak, mimarlığın epistemolojik alanına yapılacak çıkarımlar olarak tanımlamak olanaklıdır. Bu bağlamda, sosyal eleştiri için bir araç olabilecek bilim kurgusal alanın gelecek tahminlerini mimarlık söylemine sistemli bir biçimde aktarmanın olanağı, çalışmanın biçim almasında bir diğer etmen olmuştur.Aynı zamanda mimarlık kuramcısı için edebiyat çerçevesinde söylemini kurabilmesi açısından, önerdiği yöntemin uygulanmasının yararını da vurgulayan çalışma boyunca, bilim kurgu edebiyatında yer alan mekansal verilerin modern mimarlık hareketinin eleştirildiği yakın geçmiş mimarlık söylemlerinde karşılıklarının benzer bir biçimde var olduğu gösterilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, bilim kurgunun artık insanlığın geleceği ile değil, şimdiki durumumuzu yorumlamakla ilgilenmesi gerekliliğini savunan Yeni Dalga akımının öncülerinden J. G. Ballard'ın 1957-2006 arasında üretmiş olduğu on altı roman ve öyküsüne ait metinlerden elde edilen anlam yoluyla, kent-içi bağlamındaki ütopyalar ve banliyö ütopyaları ve bunlara ilişkin fiziksel, sosyal ve psikolojik sonuçlarından elde edilen verilerle kategorilerin oluşturulmasıyla modern mimarlık eleştirisi söylemleri doğrultusunda bir çözümleme yapılmıştır.Sonuç olarak, bilim kurgu söyleminin sorun olarak tanımladığı, ancak mimarlık söyleminde yer bulmamış kavramların ve sonuçların ortaya konması ve yazınsal ve bilim kurgusal söylemden gelen bu çıkarımların mimarlık bilgisinin yeniden üretiminde yararlı bir araç olduğunun gösterilmesi bu çalışmanın katkısı olarak görülebilir.
Konut binalarında tasarım parametreleri ile enerji tüketimi ilişkisi
Bu çalışmanın temel amacı konut bloklarında yönlenme, kabuk U değeri, ekspoze duvar alanının pencere alanına oranı, kabuğun toplam ekspoze alanı, düşey zonlamada camla kapatılmış balkonların tampon bölge etkisi ve ısıtılmayan dairelerin ısıtılan dairelere ısıtma yükü etkisi gibi tasarım parametrelerinin etkilerini analiz etmek ve değerlendirmektir. İkili bloklardan her biri zemin + dört kattan ve 20 daireden oluşmuş olup aynı plan, kabuk ve inşa sistemine sahip farklı yönlenmiş bloklaradır. Dairelerde kombi kullanılmakta ve birbirinden bağımsız ısıtılmaktadır.Bina enerji performans simülasyonu ECOTECT 5.5V programı ile gerçekleştirilmiştir.Simülasyon sonucunda elde edilen ısıtma yüklerine göre güneye yönlenme, ekspoze alan ve U değerinin düşürülmesi; kuzey, batı ve doğuya açılan pencere alanlarının azaltılması ve güneye açılan pencere alanının artması, balkonların camla kapatılması ve dairelerin orta katlarda bulunması dairenin ısıtma yükünü düşürür.Bireysel ısıtma sistemi kullanılan çok daireli bloklarda, sadece kabuk yalıtımı değil, daireler arası yalıtım ve bütün ısıtılan ve ısıtılmayan alanlar arasında yalıtım da büyük önem taşımaktadır.Bilgisayar simülasyon programlarının, enerji verimliliği stratejilerinin belirlendiği tasarımın erken aşamalarında tasarımcıya ne denli önemli geri belsemler sağladığı ECOTECT programı ile değerlendirilmiştir.Bilim Kodu: 804.1.040Anahtar Kelimeler: Enerji etkin tasarım, ısıtma yükü, ECOTECTSayfa Adedi: 129Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Gönül UTKUTUĞ
Yangınla ilgili mevzuatlar çerçevesinde yüksek ofis binalarında kaçış yollarının analizi ve bir örnek çalışma
Yangın; yüksek ofis binaları için her zaman büyük risk oluşturmuştur. Kat yüksekliğinin fazla olması, insan yoğunluğu, dekorasyon amaçlı tutuşabilir özellikte kaplama malzemelerinin kullanılması, bu tip yapılardaki yangının oluşma ve büyüme riskini artırmaktadır. Bu bağlamda tezde, öncelikle yüksek ofis binalarında alınabilecek -pasif önlemler başta olmak üzere- yangın güvenlik önlemleri analiz edilmiştir. Yüksek ofis binalarında kaçış yolları ve bina boşaltım süreleri çerçevesinde ulusal ve uluslar arası mevzuatlar incelenmiş ve karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda performans kriterleri oluşturulmuş ve seçilen örnek proje olan ?EGO Genel Müdürlüğü Kamu Yönetim Binası? nın bu kriterlere uygunluğu denetlenmiştir. Seçilen örnek projenin çeşitli senaryolar çerçevesinde ?Simulex? bina boşaltım simulasyon programı ile boşaltım modellemeleri yapılmıştır. Bu senaryoların sonuçları çerçevesinde ise örnek olarak seçilen binada ve genelleme yapılarak yüksek ofis binalarında güvenli boşaltım için önerilerde bulunulmuştur.
Türk ve Avrupalı mimarlık öğrencilerinin mimari yapı imajlarından etkilenmelerini sağlayan mimari bileşenler
Kültür (yaş, cinsiyet, ülke vb.), bireylerin mimari ürünlerden etkilenmelerinde etkin bir faktördür. Bu çalışma, bu olgunun ampirik bağlamda örneklenmesi üzerinedir. Lens Model ile gerçekleştirilen örneklemede Avrupalı ve Türk mimarlık öğrencileri farklı kültür gruplarını, dergi, internet vb. iletişim ortamlarında yer alan yapı fotoğrafları da mimari eserleri temsil etmiştir. Farklı program özelliklerine sahip toplam 45 adet yapıya ait imajlar, Avrupalı (n=25) ve Türk (n=21) mimarlık öğrencilerine gösterilerek, bu imajlardan etkilenme dereceleri anket tekniği ile ölçülmüştür. Etkilenmelerin hangi mimari bileşenlerden kaynaklandığını saptamak amacıyla, aynı imajlar ?kontrol grubu? rolündeki mimarlık öğretim elemanlarına (n=13) sunulmuş ve her bir imaj için 25'er adet mimari bileşeni yine anket üzerinde irdelemeleri istenmiştir. Kullanılan Lens Modelin ilk adımı olarak, öğrenci gruplarının etkilenme verileri ile kontrol grubunun mimari bileşenlere ilişkin değerlendirme verileri ilişkilendirilmiştir (korelasyon). Modelin ikinci aşamasında ise etki derece ve yönlerinin (negatif/pozitif) saptanması amacıyla aynı veri üzerinde etki (regresyon) analizleri yapılmıştır. Analizler Avrupalı ve Türk mimarlık öğrencilerinin mimari imajlardan etkilenmelerinde etkin olan başlıca yedi mimari bileşen tanımlamıştır. Her iki grubun da etkilenmesinde ortak olan bileşenler ?yer çekimine karşı durma?, ?ustaca tasarlanmışlık?, ?meydan okuma-başyapıt olma? ve ?güçlü konsepte sahip olma?dır. Fark yaratan bileşenler ise ?insan ölçeğine göre yükseklik?, ?karmaşıklık? ve ?güçlü gölgelere sahip olma?dır. Saptanan bu durum, seçilen kültür gruplarının kavramsal niteliklerle ilgili mimari bileşenler üzerinde hemfikir olduğunu, fiziksel özellikler ile ilgili bileşenlerden ise farklı derecede etkilendiğini göstermiştir. Ortaya çıkan ortaklıkların mimarlık eğitiminin kişilere kazandırdığı ortak bakış açısından, farklılıkların ise coğrafi/kültürel bağlamların belirleyiciliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu durum aynı mimarlık disiplini içinde yer alan ancak sosyal-kültürel altyapıları ve coğrafi konumları farklı olan mimarlık öğrencileri ile yapılacak çalışmalarda algısal/etkilenmeye yönelik farklılıklar elde edilebileceği yönündeki hipotezi doğrulamaktadır.
Amasya Kapu Ağası Hüseyin Ağa Bedesteni restorasyon önerisi
Bu çalışma, Amasya'da 15. yy. Osmanlı yapılarından olan `Kapu Ağası Hüseyin Ağa Bedesteni'ni konu etmektedir. Yapının korunarak gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için; bugünkü durumunun tespiti, restorasyon imkanları ve uygun işlev araştırması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında Kapu Ağası Hüseyin Ağa Bedesteni'nin günümüzdeki durumu incelenmekte, tarihi araştırma ve karşılaştırılmalı çalışmalar yardımı ile özgün durumu araştırılmakta ve elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi ile uygun bir işlev belirlenerek bir restorasyon projesi önerilmektedir.
Toplu konutlarda kullanım aşaması kalite değerlendirmesi -Eryaman 7. Etap Toplu Konut uygulaması-
Günümüz toplu konut uygulamaları Türkiye'deki konut sorununa çözüm bulmaya çalışırken, kalite kavramının da tartışılmasını beraberinde getirmiştir. Alt ve orta gelir grubuna yönelik yapılan toplu konut uygulamalarındaki amaç, en az sürede en az maliyetle konut üretmektir. Fakat toplu konut binalarının yapıldıktan kısa bir süre sonra yıpranmakta ya da kullanım zorlukları yaratmaktadır. Bu durum kullanıcıların konutlarında değişiklik yapmalarına neden olmaktadır. Yapılan değişiklikler de konutların kullanım maliyetini artırmaktadır. Tezde, toplu konutların kullanım aşaması kalite değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırma kapsamında Ankara Eryaman 7. Etap toplu konutlarında ortaya çıkan kalite problemlerini araştırabilmek için anket çalışması yapılmış ve üretim süreci sonunda elde edilen yapı kalitesi ile kullanım aşaması kalite değerlendirmeleri yapılmıştır. Toplu konut inşaatlarında meydana gelen düşük kaliteden dolayı hane halkının konutunda yaptığı değişikliklerin belirlenmesi ile birlikte, düşük kaliteden kaynaklanan problemler ve bunların parasal olarak ifadelendirilmesi ve hane halkı üzerinde yarattığı olumsuz etkiler değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda, kalitesizliğin maliyetinin azaltılması için toplu konutların yapımında aranacak özellikler tartışılmıştır.