
637
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sarıçam (Pinus sylvestris L.)'da farklı tohum kaynaklarının kozalak ve tohum özelliklerine etkisi
Bu çalısmanın amacı, Sarıçam'da (Pinus sylvestris L.) farklı tohum kaynaklarının kozalak ve tohum özelliklerine etkisini belirlemektir. Çankırı-Ilgaz-Uzundag mevkiindeki tohum mesceresi ile Ilgaz orijinli Eskisehir-Mihalıçcık-Ormantepe mevkiindeki klonal tohum bahçesi seçilmistir. Bu amaçla; 2004 bol tohum yılında Ilgaz-Uzundag mevkii 176 nolu tohum mesceresindeki 30 üstün agaçtan ve Mihalıçcık-Ormantepe mevkiindeki 96 nolu klonal tohum bahçesinden 30 klonu temsil edecek sekilde her bir agaçtan 20'ser adet olmak üzere toplam 1200 adet kozalak örnegi alınmıstır. Her bir örnegin; kozalak çapı, kozalak boyu, karpel sayısı, kozalak agırlıgı ile her bir kozalaktan elde edilen tohumların; tohum çapı, tohum boyu, tohum sayısı, tohum agırlıgı, kanat boyu, kanat çapı ve kanat rengi gibi kozalak, tohum ve kanata iliskin morfolojik özellikleri belirlenmistir. Yapılan ölçüm ve degerlendirmeler sonucunda; Ilgaz tohum mesceresine ve Mihalıçcık klonal tohum bahçesine ait kozalakların v ortalama degerleri sırasıyla; Kzç: 23,81 mm ve 22,11 mm, Kzb: 47,92 mm ve 41,87 mm, Kzag: 11,27 gr ve 7,48 gr, Kps: 58,87 adet ve 67,07 adet ile tohumlara ait ortalama degerler sırasıyla; Ths: 30,18 adet ve 27,96 adet, Thç: 2,83 mm ve 2,73 mm, Thb: 5,13 mm ve 4,79 mm, Thag: 0,310 gr ve 0,180 gr, BrThag: 0,01 gr ve 0,006 gr, Knç: 5,82 mm ve 5,30 mm, Knb: 18,56 ve 16,6 mm olarak bulunmustur. Sonuç olarak; Ilgaz tohum mesceresinden alınan örneklerin Mihalıçcık klonal tohum bahçesinden alınan örneklere göre, Kps özelligi dısındaki tüm özellikler bakımından daha yüksek degerler tespit edilmistir. Anahtar Kelimeler : Sarıçam, Kozalak, Tohum, Tohum Kaynagı
Yüksek sıcaklık şoku uygulamalarının doğal çam türlerinin (Pinus sp.) tohum özelliklerine etkisi
Bu çalısmada; Türkiye'de genis yayılıs gösteren Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmobe), sarıçam (Pinus sylvestris L. var . hamata (Steven) Fomin. ) ve kızılçam (Pinus brutia Ten.) türlerinin tohum ve dolayısıyla gençlestirmeleri üzerine yangınlar sonrası olusan yüksek sıcaklıkların etkisi belirlenmistir. Deneme kapsamında kullanılan dogal türlere, sistematik botanik açıdan yakın türlerdeki sıcaklık soku ve süreleri uygulamaları baz alınarak toplam 5 farklı sıcaklık soku [kontrol (sıcaklık soku uygulanmamıs tohum), 80, 100, 120 ve 140 oC ] ve 5 degisik maruz kalma süresi (1, 3, 5, 7 ve 9 dakika) tatbik edilmistir. Çalısma kapsamında kullanılan üç türün çimlenme yüzdeleri üzerine sıcaklık soku, sıcaklık uygulama süresi ve her iki faktörün birlikte etkisi istatistiki olarak önemli bulunmustur. Ayrıca, gerek çimlendirme dolabı gerekse fidanlık kosullarında yürütülen denemelerde; sarıçam ve Anadolu karaçamı tohumlarına uygulanan tüm sıcaklık soklarında, kontrole göre diger islemlerde çimlenme yüzdesi düserken, kızılçam v tohumlarında 80 oC'lik sıcaklık soku uygulaması tohumun çimlenmesi üzerinde tesvik edici rol oynamıstır. Üç çam türünde yapılan denemelerde 120 oC'nin üzeri ve 5 dk'dan daha uzun süreli sıcaklık uygulamalarının çimlenmeyi düsürdügü ve tohum canlılıgını yok edici etki yaptıgı belirlenmistir. Deneme kapsamında kullanılan aynı türün farklı orijinlerinden ve aynı orijinli tohumlara uygulanan farklı islemlerin önemli çimlenme varyasyonu göstermesi, yüksek sıcaklık soku ve süresi ile ilgili çalısmaların orijin ve genotip bazında daha ileri çalısmalara gereksinim gösterdigini ortaya koymaktadır. Diger bir ifadeyle, yüksek sıcaklık soku streslerine dayanıklılık gösteren populasyon ve genotiplerin belirlenmesi gerektigi sonucuna varılmıstır.
Ilgaz Dağı Milli Parkı florası
Bu araştırma Ilgaz Dağı Milli Parkı Alanındaki Florayı kapsamaktadır. Batı Karadeniz ve İç Anadolu arasındaki geçiş kuşağı üzerinde yer alan Ilgaz Dağı Milli Parkı Kastamonu ve Çankırı illeri arasında yer almaktadır. Bölgeden 2005 ve 2006 yılları içinde vejetasyon periyodu içerisinde toplanan bitki türünün değerlendirmesiyle 61 familyaya ait 265 cins ve 630 takson tespit edilmiştir. Bu türlerin 101'i endemiktir.
Cide (Aydos) yöresi Lepidoptera türleri
?Cide (Aydos) Yöresi Lepidoptera Türleri? adlı bu tez çalışması, Aydos Yöresi' nde yaşayan Lepidoptera faunasının belirlenmesi amacıyla 2005 ? 2007 yılları arasında yapılmıştır. Bu türler arasında orman ağaçlarında zararlı olan türler de ayrıca belirtilmiştir. Bu yöre de Lepidoptera faunasını belirlemek amacıyla daha önce yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Lepidoptera faunasını tespit çalışmalarının amacı, yörede bulunan türleri belirlemektir. Çalışmada öncelikle öncelikle Lepidoptera takımı ile ilgili yerli ve yabancı literatür titizlikle incelenerek kaynaklar taranmış ve gerekli bilgiler toplanmıştır. İkinci aşamada ise arazi çalışmalarının yürütüleceği çalışma alanı belirlenmiş ve örnek toplama işlemlerine başlanmıştır. Arazide kelebeklerin yakalanmasında farklı teknikler kullanılmış ve yakalanan kelebekler laboratuvara getirilerek, teşhis için gerekli olan işlemlerden geçirilmiştir. Teşhisler konuyla ilgili çeşitli kaynaklardan yararlanılarak yapılmıştır. Kelebeklerin teşhisleri morfolojik karakteristikleri dikkate alınarak yapılmaya çalışılmıştır. Teşhisler için konunun uzmanlarından da faydalanılmıştır. Teşhis işlemleri tamamlanan örneklerin, Dünya ve Türkiye' deki yayılışları ile larvalarının beslendikleri bitki türleri konuyla ilgili kaynaklardan faydalanılarak tespit edilmiştir. iii Yapılan bu çalışma sonucunda, Cide Bölgesi Aydos Yöresi' nde yaşayan Lepidoptera takımına ait 6 üst familyaya bağlı 12 familyaya ait 47 adet tür teşhis ve tespit edilmiştir. Üst familyalara bakıldığında 26 tür ile en çok Papilionoidea üst familyasına (% 56) ait türler yakalanmıştır. Familyalar arasında 8' er tür ile Geometridae ve Lycaenidae familyaları (% 17) en çok türü tespit edilen familyalardır.
Fitohormonların saplı meşe (Quercus robur L.)1+0 yaşlı fidan morfolojik karakterleri üzerine etkisi
Çalısmada fitohormonların saplı mese (Quercus robur L) 1+0 yaslı fidan morfolojik karakterlerine etkisini belirlemek amacıyla, Çankırı- Merkez orijinli 8-10.9 gr agırlıgındaki palamutlara NAA (150, 300, 500 ppm), IAA (150,250,400 ppm), MCPA (100, 200,400 ppm), 11-13.9 gr agırlıgındaki palamutlara ise 2-4 D (100, 200, 400 ppm), IBA (150,250,400 ppm), IPA (150,300,500 ppm) hormonları 24 saat süreyle uygulanmıs, Fidan boyu (FB), Kök bogazı çapı ( KBÇ), Dal/Tomurcuk sayısı, Gövde taze ve kuru agırlıgı (GTA ve GKA), Kök taze ve kuru agırlıgı (KTA ve KKA), Fidan kuru agırlıgı (FKA), Kuru kök yüzdesi (KY), Katlılık (K), Gürbüzlük ndeksi (G), Kalite ndeksi (K) karakterleri incelenmistir. FB'da IBA(32.744 cm) ve IPA(31.304 cm); KBÇ'da IBA 400 (8,987 mm) islemleri en iyi gelisimi saglamıstır. Dal/tomurcuk sayısında islemlerin etkisi görülmemistir. TA'da IBA (7,340 gr) ve IPA ( 7,046 gr), GKA'da IBA(4,386 gr) ve IPA (4,161 gr), KTA'da IBA (15,894 gr) ve IPA (14,814 gr), KKA'da IBA (9,202 gr), FKA'da IBA (13,588 gr) ve IPA(12,597 gr) en yüksek degerleri saglamıstır. MCPA (74,567) ve NAA (70,957)'da en yüksek KY elde edilirken, kılcal kök oranında IBA ve IPA üstünlügü gözlenmistir. Katlılık yönünden, IAA'da en zayıf kök gelisimi (K=0.51), 2-4 D (K=0.42) ve MCPA'da en iyi kök gelisimi (K=0.40) gerçeklesmistir. G'i en yüksek fidanlar NAA 150 (4,297) ve IAA 150 (4,227) islemlerinden, K en yüksek fidanlar MCPA 200 (3,290) ve IAA 400 (3,217) islemlerinden elde v edilmistir. Saplı mese fidanlarının kullanım alanına uygun karakterleri gelistirici hormonal islemlere gidilmeli, uygun dozların belirlenmesi ve diger aplikasyon sekilleri konusunda çalısmalar yogunlastırılmalıdır. Anahtar Kelimeler : Fitohormon, saplı mese, fidan, morfolojik karakter
Sırçalı kanyonu florası (Safranbolu)
Bu araştırmada, 2006-2007 yılları arasında Sırçalı Kanyonu Florası tesbit edilmiştir. Araştırma alanı Safranbolu'nun doğusundadır. Araştırma alanı Batı Karadeniz bölgesinde ve yarı kurak Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Araştırma alanının florası 73 familyaya ait 218 cins ve 292 takson içermektedir. Araştırma alanındaki türlerin bitki coğrafyasına dağılımı; Bilinmeyen (129), Avrupa- Sibirya (51), Geniş yayılışlı (60), İran-Turan (27), Akdeniz (25). En yaygın familyalar sırasıyla; Asteraceae (24), Lamiaceae (18), Fabaceae (14), Rosaceae (12), Poacea (11), Brassicaceae (10), Apiaceae (10), Boraginaceae (9), Caryophyllaceae (8), Scrophulariaceae (7), Liliaceae (6), Caprifoliaceae (4).
Kastamonu-Karadere Orman İşletme Müdürlüğü doğal gençleştirme alanlarında başarının kontrolü
Karadere Orman İşletme Müdürlüğünde 1988-1997 plan periyodunda 3409 ha alangençleştirmeye verilmiş, aynı dönem silvikültür planlarında 3016 ha sahadagençleştirme önerilmiştir. Uygulamaya geçilmiş gençleştirme sahalarında 1121 hasahada başarılı olunmuştur. 1999-2008 plan periyodunda amenajman planlarıyla 1368ha alan gençleştirmeye verilmiş, silvikültür planları ise 667 ha sahada gençleştirmeönermiştir.Orman Genel Müdürlüğü tarafından doğal gençleştirme alanlarında başarınınkontrolü klasik yöntemle yapılmaktadır. Klasik yöntemde alandaki gençlik başarısısayısal olarak belli yüzdelerle ifade edilmektedir. Fakat bu yöntemde meşcereninistikbal kuruluşu yönünden önem taşıyan gençliğin homojenitesi ve heterojenitesihakkında inceleme yapılmamaktadır. Bu nedenle klasik yönteme göre başarı oranı%95 gibi yüksek olan gençleştirme alanları, sıfır alan kontrol yöntemi bakımındangençliğin dağılımının heterojen olduğu başarısız alanlar olarak nitelenebilmektedir.Bu da doğal gençleştirme alanlarında sıfır-alan kontrol yönteminin kullanılmasınıngençlik başarısının belirlenmesi açısından daha güvenilir olduğunu göstermektedir.Amenajman planlarında gençleştirmeye verilen alanların büyük kısmı, silvikültürplanlarında gençleştirme dışına atılmak, bu da gençleştirme temposunuyavaşlatmaktadır. Ayrıca özel gençleştirme süreleri ağaç türlerine uygunolmayacak derecede uzun tutulmaktadır.Anahtar Kelimeler : Gençleştirme, Gençleştirme başarısı, Sıfır-alan kontrolyöntemi
Cedrus Libani A. rich (Lübnan sediri) polen özellikleri
Bu çalışmada 2004 ve 2006 yılları arasında Eskişehir 117 nolu ulusal kayıtnumaralı Sedir tohum bahçesinden 4 klon (11342, 11344, 11345, 11351) vebahçe yakınındaki yaşlı bir sedir ağacından toplanan erkek çiçeklerden eldeedilen polenlerin çimlenme özellikleri ve polen tüp gelişimi, besin ortamı,sıcaklık ve inkübe süreleri belirlenmiştir. Polen çimlendirmeleri, Brewbaker veKwack, MS ve %2 agar + %5 sükroz besin ortamlarında yapılmıştır.Brewbaker ve Kwack besin ortamında çimlenmenin çok az olması nedeniyle,çalışmaya MS ortamında devam edilmiştir. Ortam karşılaştırması yapabilmekamacıyla da 11342 nolu klonda ayrıca, %2 agar + %5 sükroz besin ortamındaçimlendirme yapılmıştır. MS ve %2 agar + %5 sükroz besin ortamlarında+33 0C sıcaklık, karanlık ortam ve 3 günlük inkübe süresi kullanılmıştır.2005 yılı polen örneklerinde MS besin ortamındaki çimlenme yüzdesi, 11342nolu klonda %84,77, 11344 nolu klonda %81,23, 11345 nolu klonda %57,69 vekontrol ağaçta %78,78 iken, 11351 klon'da %40,52 bulunmuştur. 2004 yılında11351 nolu klondan alınan ve +3 0C 13 ay saklanmış polenlerin MS besinortamındaki çimlenme yüzdesi ise %49,95 olarak bulunmuştur.11351 nolu klonun 2005 yılı örneklerinden oda ortamına bırakılan polenlerinMS besin ortamında yapılan çimlendirmelerine göre 30'uncu günde %33,88,195'inci günde %24,22 çimlenmesinin olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, %2 agar +%5 sükrozlu besin ortamında +33 0C, karanlık ortam ve üç günlük inkübesüresi sonunda 11342 nolu klonda %76,30 çimlenme tespit edilmiştir.11351 nolu klonun 2004 yılında toplanan 13 ay +3 0C'de saklanan polenlerinçimlenmenin üçüncü gününde ortalama 545 µm, aynı klonun 2005 yılıpolenlerinde ise çimlenmenin üçüncü gününde ortalama 434 µm polen tüpüuzattıkları ölçülmüştür.11351 nolu klonun 2005 yılı polen örneklerinde, polen tüpü uzunlukdeğerlerinin (434 µm) ve çimlenme yüzdelerinin (% 40,52) 2004 yılına göre dahadüşük olması (545 µm - %49,95) 2005 yılının zayıf tohum yılı olmasındankaynaklandığı düşünülmektedir.
Orman işletmelerinde sermayenin ölçülebilirliği
Bu çalışmada, Orman İşletmelerinin sermayesi olarak bilinen ağaç serveti vearazinin dışında, sermaye olarak görülmesi gereken yaban hayvanlarından avturizmine konu olan geyik (Cervus elaphus), karaca (Capreolus capreolus) veyaban domuzu (Sus scrofa)'nun ekonomik değeri; Orman İdaresinin belirlediğifiyatlar ve serbest piyasadaki fiyatlar karşılaştırılarak ortaya konulmayaçalışılacaktır. Aynı zaman da bu çalışmada, yaban hayvanlarının çok az biryatırım yapılarak av turizmi sayesinde büyük maddi kaynak olabileceğinin; deyapılan hesaplamalarla altı çizilmeye çalışılmıştır.Çalışma için Kastamonu bölgesindeki Ilgazdağı yaban hayatı geliştirme sahası(YHGS), Tosya Gavurdağı YHGS ve Daday Ballıdağ YHGS'ları seçilmiştir. Busahalarda metot kısmında belirtilen yöntemlere uygun olarak envanterleryapılmış ve Orman İdaresinin de uygun gördüğü (envanter sonuçlarınınyorumlanmasında kullandığı) hesaplama yöntemleri kullanılmıştır. Yapılanenvanter çalışmaları sonucu elde edilen bulgular hesaplama yöntemikullanılarak alana yayılmış ve alanlardaki toplam tahmini yaban hayvanımiktarı hesaplanmıştır.Bulunan tahmini yaban hayvanı miktarının bugün itibarı ile ortalama değeriortaya konmuş ve azımsanmayacak bir miktar ortaya çıkmıştır. Özel sektörfiyatları ile ortalama 1 874 200 YTL, orman idaresi fiyatları ile ortalama 914300 YTL lik bir değer ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkılarak yabanhayvanı varlığımızın iyi değerlendirildiğinde Orman idaresi ve ülke ekonomisibağlamında azımsanmayacak bir kaynak olduğu anlaşılacaktır.
Oyrak geçidi ve çevresi florası
Bu çalışma ile 2004-2005 yılları arasında Oyrak Geçidi ve Çevresi Florası tespitedilmiştir. Araştırma alanı Kastamonu İl sınırları içerisindedir. Kastamonumeteoroloji istasyonu verileri göz önüne alınmıştır. Araştırma alanının florası63 familyaya ait 187 cins ve 260 takson içermektedir. Türlerin fitocoğrafikbölgelere göre dağılımı; Bilinmeyen %63, Avrupa-Sibirya %12, İran-Turan,%13, Öksin %2, Akdeniz %8, Doğu Akdeniz %2, olarak tesbit edilmiştir. Engeniş yayılış gösteren familyalar sırasıyla: Asteraceae (%12), Leguminosae(%9), Labiatae (%10), Crucifera (%6), Rosaceae (%5), Boraginaceae (%4),Liliaceae (%3) şeklinde sıralanmaktadır.
Mersin Orman İşletme Müdürlüğü iğne yapraklı orman ağaçlarında zarar yapan Scolytidae (Coleoptera) türleri ile önemli parazitoid ve predatörlerinin saptanması
İğne yapraklı orman ağaçlarında epidemi yapan ve büyük zararlara neden olantürlerin önemli bir kısmını Scolytidae familyası oluşturur. Bu familyanıntemsilcileri bütün dünyaya yayılmışlardır. Ülkemiz ormancılığında önemli biryere sahip olan Mersin Yöresinde de iğne yapraklı ormanlarda kabuk böceğizararı söz konusudur. Kabuk böcekleri (Scolytidae), özsuyu ileten dokularıtahrip etmek suretiyle arız oldukları ağaçları ölüme sürüklerler.Arazi çalışmalarına başlamadan önce Türkiye' de konu ile ilgili mevcut yerli veyabancı literatür gözden geçirilerek Scolytidae türleri hakkında bilgi sahibiolunmuştur. Bu bilgiler ışığında Mersin Orman şletme Müdürlüğü ğneyapraklı orman ağaçlarında zarar yapan Scolytidae türlerini tespit etmek içinsaf ve karışık ormanlar, satış depoları, üretim alanları ve devrik sahalarıincelenmiştir.Ayrıca feromon tuzakları asılmış, tuzak ağaçları hazırlanmış olup bu tuzaklar,kesim artıkları, yatar ve dikili durumda olan gövdeler, zaman zaman kontroledilerek üzerlerindeki böcekler alınmıştır.Mersin Orman şletme Müdürlüğünde 2003-2006 yılları arasında yapılan buçalışma ile araştırma alanında Scolytidae familyasına mensup 14 tür tespitedilmiştir.Hylastes attenuatus Erichson, Hylastes cunicularis Erichson, Blastophaguspiniperda (Linnaeus), Hylurgus ligniperda (Fabricius), Phloeosinus armatusReitter, Phloeosinus aubei (Perris), Crypturgus numidicus Ferrari, Crypturguspusillus (Gyllenhal), Pityogenes bistridentatus (Eichhoff), Pityogenes pennidensReitter, Pityokteines curvidens (Germar), Orthotomicus erosus (Wollaston), Ipssexdentatus (Boerner), Xyloterus lineatus (Olivier).Çalışmalar sırasında mıntıka ormanlarında bu altfamilyalara dahil türlerinparazit ve yırtıcıları saptanmıştır. Bu türlerin doğal düşmanı olarak 13 adetyırtıcı ve 1 adet parazit tespit edilmiştir. Tespit edilen tek parazit türüDendrosoter sp. (Hymenoptera, Braconidae)' dir. Bu parazite daha önceAkdeniz Yöresinde yapılmış olan çalışmalarda rastlanmamıştır. Bu çalışma ilesöz konusu parazit Akdeniz ve Mersin Yöresi' nde ilk kez tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Kabuk böcekleri, Scolytidae, Mersin, yırtıcı
Dikili ağaç satış yönteminin değerlendirilmesi
D K L AĞAÇ SATIŞ YÖNTEM N N DEĞERLEND R LMES(Yüksek lisans Tezi)Akgün KARAKAYAGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜKasım 2006ÖZETBu çalışmanın amacı, dikili ağaç satışı uygulamasında ortaya çıkan temelsorunları belirlemek, konuyla ilgili mevcut yönetmelikleri irdelemek,uygulamanın orman devamlılığına ve üretim kalitesine etkisinideğerlendirmektir.Türkiye'nin yıllık endüstriyel odun üretimi yaklaşık 8 milyon metreküpcivarındadır. Bu üretimin yaklaşık olarak yarısı kereste, maden direği vetelefon direği, kağıtlık odun olarak kullanılmakta, diğer yarısı da lif ve yongalevha üretiminde değerlendirilmektedir. Genel olarak Türkiye'de üretilenendüstriyel odun miktarı artan endüstriyel odun talebini karşılayamamaktadır.Böylece, Türkiye dışarıdan odun ithal eden bir ülke durumundadır.Türkiye ormanlarının %99,5'i devlete ait olduğundan odun üretimi de devlettarafından yapılmaktadır. 1974 yılına kadar devlet ormanlarında yapılanüretim orman köylerine yaptırılmaktaydı. 1974 yılından sonra 6831 SayılıOrman Kanunu'nun 34'üncü maddesinde yapılan değişiklik sonucu ormanköyleri kalkındırma kooperatifleri vasıtasıyla da üretim yapılmaya başlamıştır.Diğer taraftan, orman ürünlerine uygulanan gümrük vergilerininkaldırılmasından sonra Orman Genel Müdürlüğü, orman ürünleri üzerindekitekel konumunu ve iç piyasadaki pazar payını yavaş yavaş kaybetmeyebaşlamıştır. Sonuç olarak artan orman ürünleri ithalatı ile birlikte fiyatlarınucuzluğu, ülke içinde ise üretim maliyetlerinin yüksekliği pazar rekabetiniağırlaştırmıştır.Üretim maliyetlerini azaltmak ve böylece pazar payını elinde tutmak için dikiliağaç satış sistemi, 5038 Sayılı Tamim ile 1996 yılında uygulamaya konulmuştur.Uygulamada görülen aksaklıkların düzeltilmesi için bu tamim 1998 yılında 6057no.lu ve 2004 yılında 6350 no.lu tamimler ile iki kere değişikliğe uğratılmıştır.Bu çalışmada, dikili ağaç satışı sisteminin ormanların devamlılığı, ürün kalitesive üretim maliyetlerinin düşüklüğü bakımından daha iyi bir sistem olduğusonucuna varılmıştır. Buna rağmen, bu sistemde orman köyleri ve ormanköyleri kalkındırma kooperatiflerine verilen bazı haklar kaybolduğugerekçesiyle benimsenmemiştir. Böylece, dikili ağaç satışı sistemi ilgiliuygulamada ki tamimin yeniden değişikliğe uğratılması gerekmektedir.Bilim Kodu : 5.023Anahtar kelime : Dikili ağaç satışı, Orman Ürünleri, Orman DevamlılığıSayfa adedi : 58Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Hasan VURDU
Bazı Sorbus L.(üvez) türleri tohumlarının çimlenme ve fidecik gelişimi üzerine hormonal işlemin etkisi
Bu çalışmada, Sorbus domestica L., S. torminalis (L) Crantz ve S. aucuparia L.tohumlarının çimlenme ve fidecik gelişimi üzerine fitohormonların etkisi ortayakonmak amacıyla açık alan koşulları ve iklim dolabında denemeleryürütülmüştür. Açık alan koşullarında; 150 gün soğuk katlamaya (SIÖİ) alınantohumlarda; 12 saat süreyle GA3 (0, 250, 500 750 ppm), IBA (0, 50, 150, 300ppm), BA (0, 25, 100, 200 ppm) konsantrasyonları uygulanmıştır.150 gün SIÖİ'de, S. domestica L. tohumlarının radikulası çıkanları; 2 ve 4 saatsüreyle GA3'ün 0, 250, 500 ve 750 ppm'lik konsantrasyonları ile muameleedilerek ekilmiştir.İklim dolabında; SIÖİ alınan (150 gün) S. domestica tohumları 0, 250, 500, 750ppm GA3 ve SIÖİ uygulanmayan, S. domestica tohumlarında 0, 750, 1500 ve3000 ppm GA3 konsantrasyonlarında 12 saat bekletilerek 16 saat 15,000 lüx ışık,8 saat karanlık, 20 +/-2 oC sabit sıcaklık ve %70 bağıl nemde ekilmiştir.Hormonal ön işlemin etkisini belirlemek için çimlenme yüzdesi, fidecik boyu,hipokotil boyu, yaprak sayısı, yaprak eni ve yaprak boyu parametreleriölçülerek değerlendirilmiştir. Çimlenme yüzdesi; Gölköy Orman Fidanlığındayapılan ekim denemelerinde S. domestica'da %1-2 oranında çimlenme eldeedilmiştir. Diğer türlerde ise hiç çimlenme elde edilememiştir. 150 gün (5 Ay)katlamada kalan tohumlar, katlama koşullarından çıkarılma aşamasında S.domestica'da: % 30-35, S. torminalis ve S. aucuparia'da: %3-4 oranındaçimlenme gerçekleştirdiği gözlemlenmiştir.İklim dolabında, en yüksek çimlenme yüzdesi S. domestica'da 3000 ppm GA3uygulamasında % 29 ve 750 ppm de % 9 ve kontrolde ise çimlenme eldeedilememiştir. SIÖİ tabi tutulan tohumlarda ise en yüksek çimlenme: 150 günSIÖİ'e tabi tutulan S. domestica'da 750 ve 500 ppm dozlarında %8, kontroldeise % 5,3 elde edilmiştir.GA3 (0, 250 ,500 ve 750 ppm) uygulanan radikulaları çıkmış S. domesticatohumlarında; En yüksek fidecik boyu 750 ppm'de 60,66 mm. ve en düşükfidecik boyu ise kontrolde elde edilmiştir. Hipokotil boyu kontrole (8,8 mm)göre diğer uygulamalarda iki kat (16,8-18,9 mm.) daha fazla gelişmiştir. Dozunyaprak boyuna da olumlu tesiri olurken yaprak eni ve yaprak sayısına etkisiolmamıştır. Bu sonuçlara göre; Sorbus türlerinde fitohormonların çimlenme vefidecik gelişimi üzerine etkisi olduğu ifade edilebilir.Anahtar Kelimeler : Sorbus, Çimlenme, Fidecik, Önişlem, FitohormonSayfa Adedi : 65Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sezgin AYAN
Batı Karadeniz bölgesi Sarıçam (Pinus sylvestris L.) tohum meşcerelerinde populasyonlar arası farklılıklar
BATI KARADENİZ BÖLGESİ SARIÇAM (Pinus sylvestris L.) TOHUM MEŞCERELERİNDE POPTJLASYONLAR ARASI FARKLILIKLAR (Yüksek Lisans Tezi) Hakan ŞEVİK GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Şubat 2005 ÖZET Bu çalışmanın amacı, Sarıcam (Pinus sylvestris L.)'ın L ıslah zonundaki tescili yapılan bazı tohum meşcereleri arasındaki farklılıkların, morfolojik karakterler yardımıyla belirlenmesidir. Bu amaçla, bu ıslah zonundaki 9 adet tohum meşceresine ait tohum, fidecik ve fidanlar üzerinde ölçüm ve gözlemler yapılarak 18 morfolojik karakter belirlenmiştir. Elde edilen veriler varyans analizi, cluster analizi ve penrose analizi yardımıyla değerlendirilerek hem tohum meşcerelerinin yakınlık ve uzaklıklarının belirlenmesi hem de aynı verilere uygulanan farklı analiz yöntemlerinin sonuçları irdelenmiştir. Çalışma sonucunda; aynı verilere uygulanan farklı istatistik analizlerinin bazen birbirini desteklediği, bazen de birbirleriyle çelişki gösterdiği tespit edilmiştir. Ouster analizine göre en farklı tohum meşceresinin Akyazı- Dokurcun tohum meşceresi olduğu belirlenmiştir. Birbirine en uzak tohum meşcerelerinin ise penrose analizine göre Akyazı-Dokurcun ile Beypazarı- Eğriova tohum meşcereleri oldukları tespit edilmiştir.II Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adeti Tez Yöneticisi : 502.01.02 : Sarıçam, Morfolojik karakterler, Tohum meşceresi :60 : Yrd. Doç. Dr. Sezgin AYAN
Anadolu şimşirinin (Buxus sempervirens L.) bazı morfolojik ve fiziksel özellikleri
iiiANADOLU ŞİMŞİRİNİN (Buxus sempervirens L.) BAZI MORFOLOJİK VEFİZİKSEL ÖZELLİKLERİ(Yüksek Lisans Tezi)Esra TÜRKYILMAZGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜHaziran 2005ÖZETBu çalışmada, Anadolu Şimşiri (Buxus sempervirens L.)'nin bazı morfolojik,fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Deneylerde kullanılan şimşirlerCide ve Pınarbaşı Orman İşletme Müdürlüklerinden seçilmiştir. Anatomiközelliklerden; yaprağa ait örneklerden alınan kesitlerde, yaprak kalınlığı, üst vealt epidermis, palizad ve sünger parankiması kalınlıkları, oduna ait örneklerdenalınan kesitler üzerinde ise, trahe boyutları, 1mm2'deki trahe sayısı, 1 mm'dekiözışını sayısı, lif boyutları, lümen genişliği, fiziksel özelliklerden, özgül kütle,hücre duvarı maddesi, hava boşluğu oranı, hacim yoğunluk değeri ve odununçalışma özellikleri belirlenmiştir. Ayrıca, odun, kabuk ve yapraklarına ait külve ekstraktif madde çözünürlükleri tespit edilmiştir. Sonuç olarak, trahe hücreuzunluğu, trahe radyal ve teğet çapları, 1 mm2'deki trahe sayısı, 1 mm'dekiözışını sayısı, lif uzunluğu, lif genişliği, lif çeper kalınlığı, lümen genişliği,yaprak kalınlığı, mezomorfi kalınlığı, tam kuru özgül kütle, hacim yoğunlukdeğeri, kül miktarı, alkol çözünürlüğü sırasıyla 452,09 µm, 22,22 µm, 22,27 µm,127,83 adet, 13,63 adet, 665,57 µm, 17,37 µm, 6,60 µm, 4,17 µm, 380,52 µm,360,07 µm, 0,91 g/cm3, 0,79 g/cm3, % 0,85, % 7,5 bulunmuştur. Özgül kütlesiyüksek olan Anadolu şimşirinin tornacılıkta, küçük süs eşyaları yapımında,boyutsal stabilitenin ve aşınmanın önemli olduğu yerlerde kullanımı uygungörülmektedir.ivBilim Kodu :502.19.00Anahtar Kelimeler :Anadolu şimşiri, Anatomik özellikler, Özgül kütle,Odunun çalışmasıSayfa Adedi :75Tez Yöneticisi :Prof. Dr. Hasan VURDU
Küre dağları milli parkının Kastamonu bölümündeki karakteristik orman kuruluşlarının belirlenmesi
In this study, determination of the characteristics forest structure in theKastamonu part of Küre Mountain National Park. Thus, firstly actualmanagement plans were examined and needed data were obtained in thearea.Rich in species, mixed and old stands and karstic lands are typical especially inabsalute protected zone of national park area. Because of the fact that forestadministration have been crried out for long years , the structure of forest hasbeen degraded. With the aim of protecting precious forest organizations andrichness of species, it is necessary to practice special protecting strategy in thenational park area.Science Code : 502.01.02Key words : Küre Mountains National Park, Stand StructurePage number : 53Thesis adviser : Asist. Prof. Ahmet SIVACIOĞLU
Bozkurt Orman İşletmesi Türk-Alman ormancılık projesi model amenajman planının planlama tekniği ve silvikültürel açıdan incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Göynük (Bozkurt) Orman işletmesi Türk-AlmanOrmancılık Projesi Model Amenajman Planının planlama tekniği vesilvikültürel açıdan incelemektir. Bunun için, araştırma alanına ait model planve daha önceki klasik plan; envanter metotları, meşcere tipleri ve işletmesınıflarının ayrılması, işletme amaçlarının ortaya konulması, bonitet sınıflarınınayrılması, idare süreleri, optimal kuruluşlar ve bu kuruluşa ulaşma yolları,silvikültürel işlemlerinin ve faydalanmanın düzenlenmesi ile haritalama tekniğiaçılarından karşılaştırılmıştır.Bu karşılaştırmalar sonucu, model amenajman planının planlama vesilvikültürel yönden yenilikleri ortaya konularak, bu planın araştırmaalanındaki yapraklı ormanlarda uygulanabilirliği araştırılmıştır.Araştırma sonucuna göre; model planda, envanter, meşcere tipleri ayrımı,gençlik durumu ve silvikültürel eta tespitinin klasik plana göre daha ayrıntılıyapıldığı görülmektedir.Bu olumlu özelliklere karşın model planlarda, bonitet tespitinin yapılmaması vemeşcereleri optimal kuruluşa ulaştırma açısından yetersiz olması gibieksikliklere de bulunmaktadır. Ayrıca, çok küçük gençleştirme alanlarıverilmesi uygulamada gençleştirmenin yapılması ve takibi açısındanproblemlere neden olmakta, sürekliliğin temel koşulu olan gençleştirme yetersizkalmaktadır. Model planlarda yetişme ortamı envanteri ve haritalanmasıöngörülmesine rağmen, uygulamada yapılmamaktadır. Model planlardaormanlara fonksiyonel yaklaşım asıl amaç olmasına rağmen, gerçek birfonksiyonel planlamanın yapılmadığı görülmektedir.Sonuç olarak, Türk-Alman Ormancılık Projesi kapsamında düzenlenen modelplanlar, Batı Karadeniz Bölgesi gibi yapraklı türlerin yoğunlukta olduğu ormankuruluşlarında belirli ön koşulların yerine getirilmesi durumunda uygulanabilirve sürdürülebilir bir yaklaşım olarak görülmektedir.Bilim Kodu : 502.01.02Anahtar Kelimeler : Bozkurt Orman İşletmesi, Orman Amenajmanı, ModelplanSayfa Adeti : 92Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Ahmet SIVACIOĞLU
Korunan orman alanlarında silvikültürel yaklaşımların değerlendirilmesi
Korunan alanların genel olarak amacı, biyo-çeşitliliğin korunması bakımındanoluşturulan başlıca in-situ koruma alanlarıdır. Doğanın-ekosistemin korunmasıiçin oluşturulan doğa koruma alanları (korunan alanlar), dünyadadurdurulamayan orman tahribatının, biyolojik çeşitliliğin azalışınınönlenebilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesini amaçlamaktadır. Bu amacıgerçekleştirmek için korunan alanların belirlenmesi, sınıflandırılması ve etkinbir yönetim anlayışının oluşturulması gerekir. Korunan alanların geleceknesillere taşınması ve biyolojik çeşitliliğin devamının sağlanması, bu alanlarınyönetim planlarının uygulanmasına ve silvikültürel çalışmalarında kaynakdeğerlerine yönelik yapılmasından geçmektedir. Silvikültürel uygulamalarda;korunan alanların ayrılmasındaki ?amaç? ve ?kaynak değerleri? ile müdahaleyetabi tutulacak objenin ?doğallık derecesinin? dikkate alınması gerektiği önplana çıkmaktadır. Bu çalışmada, Dünyada ekosisteme ve özellikle ormanlarayönelik tehditler, ormansızlaşma ve tür kayıpları irdelenmiş ve doğanınkorunmasıyla ilgili uluslararası gelişmeler incelenmiştir. Bu bağlamda, biyoçeşitliliğin korunması için oluşturulan ?korunan alan? kavramı, kategorileri,yönetim anlayışı ve devamlılığının sağlanması konularında yapılması gerekençalışmalar değerlendirilmiştir.iv2Sonuç olarak, korunan orman alanlarındaki silvikültürel işlemlerindeğerlendirilmesi, korunan alanların belirlenmesi, yönetilmesi, devamlılığınınsağlanması ve uygulanabilecek silvikültürel işlemlerin temel prensipleribelirlenmiştir. Böylece uygulayıcılara katkı sağlayacak korunan alanlarınyerinde korunmasının temelini oluşturan silvikültürel işlemler ve ilkelerverilmiştir.Biyolojik zenginliğin ve türlerin korunması konusunda henüz yeterli birseviyeye ulaşılmamıştır. Bu durum, ?Korunan alanlar? konusunda bilgilenmeyi,bu alanların yönetilmesi, korunması ve devamlılığının sağlanması konusundadaha aktif bir sürece girilmesi gerektiğini göstermektedir. Korunan alanlarınher birinin farklı bir yönetim planına göre yönetilmesi gerektiği ve standart birsilvikültürel işlem uygulamasının söz konusu olamayacağı bilinmektedir.Böylece, yönetim şeklinin ve kaynak değerlerine uygulanacak silvikültürelişlemler her bir koruma alanı için ayrı ayrı ele alınmalıdır.Bilim Kodu : 502.01.02Anahtar Kelimeler : Korunan Alanlar, Silvikültürel Yaklaşımlar, DoğallıkDerecesi, In-Situ, Yönetim PlanıSayfa Adedi : 114Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sezgin AYAN
Kızılcahamam orman fidanlığında yetiştirilen bazı ibreli türlerin kaplı fidan karakterleri
Bu çalışmada Kızılcahamam Orman Fidanlığında üretilen 1+0 yaşlı karaçamve sedir fidanları kullanılmıştır. Vejetasyon dönemi sonu itibariyle fidanmorfolojik özelliklerinin belirlenmesi, TSE normlarına göre karşılaştırılması,periyodik kök gelişimlerinin takip edilerek; köklerde spiralleşmenin olupolmadığı, dönemsel olarak kompaktlaşma durumunun ortaya konması ilefidanların enso tipi kaplarda kalış sürelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; araştırma kapsamında incelenenkaraçam fidanlarında, FB 8,10 cm ile 18,50 cm iken KBÇ 2,57 mm ile 4,59 mmarasında değişmektedir. Sedir fidanlarında ise, FB 11,2 cm ile 24,2 cm ikenKBÇ 2,61 mm ile 5,01 mm arasında değişmektedir. Bu değerlerle karaçam vesedir fidanları FB ve KBÇ bakımından 1. kalite sınıfında olduğu belirlenmiştir.Kompaktlaşma durumları incelendiğinde; karaçam ve sedirde Eylül ayındanitibaren ancak kompakt bir durum aldığı, karaçamın sedire göre daha çabukkök gelişimi gerçekleştirerek, kap dolgu materyalinin tutup saracak vedağılmasını engelleyecek düzeye ulaştığı gözlemlenmiştir. Fidanlarda, kökkıvrılmalarının karaçamda Eylül ayından itibaren başladığı sedirde ise, Ağustosayının sonlarından itibaren başladığı ve her iki türde de vejetasyon sonunadoğru arttığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın gerçekleştirildiği enso tipi kaplarda4bir vejetasyon mevsimi daha fidanların bekletilmesi durumunda, kökkıvrılmalarının, dikim başarısını tehdit edecek düzeyde artacağı kanısınavarılmıştır.Bilim Kodu : 502.01.02Anahtar Kelimeler : Fidan, Morfolojik özellik, Anadolu Karaçamı, TorosSediri, Kap tipi, Kök kıvrıklığıSayfa Adedi : 91Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sezgin AYAN
Kastamonu'daki tarihi ahşap yapılarda zarar yapan böcekler
Odunda zarar yapan böceklerin çoğunu Coleoptera takımının Anobiidae,Lyctidae, Cerambycidae, Bostrychidae familyasına mensup türler oluşturmaktadır. Bu çalışmada amaç, Kastamonu'daki tarihi ahşap yapılarında zarar yapanböcek türlerini tespit etmektir. Bunun için, Kastamonu'daki tarihi ahşapyapılarında periyodik kontroller yapılmış, böceklerin biyolojisi hakkında bilgiedinmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, Anobiidae familyasına ait 4,Lyctidae familyasına ait 1, Cerambycidae familyasına ait 1, Bostrychidaefamilyasına ait 1 tür tespit edilmiştir. Bu türler; Anobium punctatum (DeGeer.), Xestobium rufovillosum (De Geer.), Ernobius mollis (L.), Ptilinuspectinicornis (L.), Lyctus brunneus (Steph.), Hylotrupes bajulus (L.),Rhizopertha sp.'dır.Bilim Kodu : 809Anahtar Kelimeler : Odunda Zararlı Böcekler, Tarihi Ahşap YapılarSayfa Adedi : 39Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sabri ÜNAL
Yüksek dağ ağaçlandırmalarının incelenmesi: Galyan örneği
Bu çalışmada "Galyan Ağaçlandırma Projesi" kapsamında aktüel orman sınırının yüksek kesimlerinde dikimi gerçekleştirilen, sarıçam ve ladin fidanlarının 10 yıllık gelişimleri incelenmiştir. 2006 ve 2007 yıllarında, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, yıllık programı içerisinde dikimi gerçekleştirilen alanda rastlantısal olarak sarıçam (Pinus sylvestris L.)'da 9 adet, doğu ladini (Picea orientalis L.)'nde ise 4 adet örnek alanbelirlenmiştir. Deneme alanlarına ait fidanlarda 2010 ve 2011 yıllarında ölçümler yapılmış, yüksek dağ mıntıkasında, sarıçam ve ladinin büyümeleri ile ilgili tespitlerde bulunulmuştur. Aynı alanlarda 2016 yılında da gözlem ve ölçümler yapılarak, yüksek dağ ağaçlandırması ile ilgili olarak 10 yıllık büyümeye ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, sarıçamın gelişimi ile ilgili tepe kurumaları, çatallanmalar başta olmak üzere bazı sorunların olduğu, doğu ladininde ise sarıçam göre daha sağlıklı bir gelişimin görüldüğü ve başarının ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre yüksek dağlık alanlarda yapılacak ağaçlandırma çalışmalarında planlamaların daha komplike ve özenli yapılması gerektiği ile ilgili bazı yorumlar ileri sürülmüştür.
Kastamonu-Taşköprü orman fidanlığı koşullarında sarıçam (Pinus sylvestris L.) fidanlarının büyüme dönemlerinin belirlenmesi
KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ ORMAN FİDANLIĞI KOŞULLARINDA SARIÇAM (Pinus sylvestris L.) FİDANLARININ BÜYÜME DÖNEMLERİNİN BELİRLENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) Nurcan DEMİRCİOĞLU GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 2004 ÖZET Bu araştırmada, Taşköprü Orman Fidanlığı açık alan koşullarında, geleneksel üretim tekniği ile yetiştirilen 2+0 yaşta dikim sahasına gönderilebilecek aşamaya gelen sarıçam fidanlarının TSE'ye uygunluğu denetlenmiş, bununla birlikte yeni oluşturulan kalite sınıflamasının hassasiyeti diskriminant analizleri ile denetlenmiştir. Ayrıca, fidanlıkta açık alan koşullarında geleneksel üretim tekniği ile yetiştirilen 1+0 yaşlı Sarıçam-Daday orijinli ve 2+0 yaşlı Koldandere orijinli sarıçam fidanlarının bir vejetasyon dönemi içerisindeki büyüme dönemleri araştırılmıştır. Bunu için, vejetasyon dönemi boyunca yapılan periyodik ölçümlere dayalı olarak "kuru madde değişim" yöntemine göre büyüme dönemleri belirlenmiştir. Fidanlık koşullarına ve türe özgü büyüme dönemlerinin tespiti; bu dönemlere uygun kültürel işlemlerle dikim standartları yüksek fidanlar elde etmeyi olanaklı hale getirebilecektir. Bu ise; fidan üretim maliyetinin daha düşük ve fidan kalite standartlarının daha üstün olmasını sağlayacaktır. TSE kalite sınıflamasına göre; deneme materyali olarak kullanılan fidanların FB bakımından %92.7'si, KBÇ bakımından %98.7'si, FB- KBÇ bakımından %91,4'ü, K kriteri bakımından %92.7'si I. kalite sınıfında yer almaktadır. Fidan gelişim dönemlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmada; 1+0 yaşlı fid anlarda ki büyüme dönemleri; 5 Haziran-10 TemmuzII fıdeeik dönemi, 11 Temmuz~4 Eylül gelişme ve hızlı gelişme donemi, 5-19 Eylül tarihlerinin yavaşlama (duraklama), 20 Eylül-7 Aralık odunlaşma, 8 Aralıktan sonrası ise durgunluk dönemine giriş olarak tespit edilmiştir. 2+0 yaşlı fidanlarda ise, 22 Mart-2 Mayıs tarihinde fidanların durgunluktan çıkış aşamasında oldukları, 3 Mayıs-24 Temmuz tarihleri arasında gelişme ve hızlı gelişme döneminde oldukları tespit edilmiştir. 25 Temmuz-7 Ağustos tarihleri arasında ise yavaşlama (duraklama) döneminde oldukları belirlenmiştir. 8 Ağustos-7 Aralık odunlaşma dönemi, 8 Aralıktan sonrası durgunluk dönemine giriş olarak tespit edilmiştir. Bilim Kodu : 502.01.02 Anahtar Kelimeler : Sarıçam, Gelişim Dönemi, Fıdeeik, Odunlaşma, Fidanlık, TSE Sayfa Adeti : 88 Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sezgin AYAN
Artvin, Rize ve Trabzon illerindeki bazı hidroelektrik santrallerin orman alanları üzerindeki etkileri
Türkiye'de enerjiye olan ihtiyacın artması ve enerji açığı, yeni kaynak arayışlarına neden olmuştur. Bu kapsamda hidro-enerji alanındaki hızlı ve plansız uygulamalar yazık ki başta orman olmak üzere doğal kaynaklara ağır zararlar vermiştir. Bu sonuç, bilinenin aksine HES'lerin sürdürülebilir enerji olarak kabulünü zorlaştırmaktadır. Bu çalışma ile HES'lere yönelik taleplerin özellikle orman kaynakları üzerindeki etkileri ve yerel halkın bu konudaki tutumu değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, Artvin İli Şavşat İlçesindeki Papart HES; Murgul İlçesindeki Cansu HES; Rize İli İkizdere İlçesindeki Kalkandere HES ile Trabzon İli Çaykara ilçesinde bulunan Çambaşı HES'le ilgili saha çalışması yapılmış ve toplam 160 kişiye anket uygulanmıştır. Bu anket çalışması sonucuna göre; halkın %76'sı yöresindeki dereler üzerinde HES yapılmasını istemezken, %46'sı Türkiye'de HES yapılmasını istememiştir. Ayrıca santrallerin yapımı sırasında tahrip edilen ve üzerinde kurulduğu orman alanı büyüklükleri belirlenmeye çalışılmıştır. İzin alınan orman alanlarına karşılık ödenen ağaçlandırma bedelleri değerlendirilmiş ve bu bedelin hektar başına ortalama 0,69 TL olduğu tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, HES'ler için hazırlanan ÇED raporlarındaki yetersizlikler tablolaştırılmıştır. Çalışmada, HES'lerin özellikle inşaat aşamasında, orman ve nehir ekosistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu; işletme aşamasında da nehir ekosistemi üzerindeki olumsuzlukların artarak devam ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu olumsuzlukların kontrol mekanizmasındaki eksikliklerden ve HES prosedürünün uygulanmamasından kaynaklandığı fikri oluşmuştur. Son olarak, bu olumsuz etkilere neden olmadan HES yapılması için öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: HES, ÇED, HES Tahribatı, Orman, Artvin, Rize, Trabzon.
Safran'ın (Crocus sativus L.) biyolojik özellikleri
Türkiye'de yalnızca Safranbolu ilçesine bağlı Davutobası köyünde küçük bir alanda kültürü yapılan safranın {Crocus sativus L.) nesli tükenmek üzeredir. Bu çalışmada, safranın {Crocus sativus L.) fenolojik periyotları, kök, gövde (korm), yaprak ve çiçeğe ait morfolojik özellikleri ile yetişme muhiti özelliklerinden iklim ve toprak isteklerini içeren biyolojik özellikleri belirlenmiştir. Bunun için faktöriyel deneme deseni şeklinde oluşturulan deneme alanındaki ekim planına göre safran ekimi, iki farklı aralık x derinlik x korm çapı kullanılarak üç tekerrürlü olarak yapılmış ve bu faktörlerin yavru korm ve çiçek verimine olan etkileri ortaya konulmuştur. Bilim Kodu : 502.19.01 Anahtar Kelimeler : Safran, Crocus sativus, Korm, Stigma Sayfa Adedi : 64 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Hasan VURDU
Çevre faktörlerinin Corylus maxima Mill. (tombul fındık) odunlarının anatomik yapısına etkisi
Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nde yetişen ve yetiştirilen Betulaceae familyasına ait Corylus maxima Mill. odununun anatomik yapısı üzerinde çevre faktörlerinin etkisini irdelemek için anatomik incelemeler yapılmıştır. Anatomik verileri ortaya koyabilmek için odun örnekleri, Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Kastamonu, Bartın, Zonguldak, Düzce, Sakarya ve Kocaeli yörelerinden 0-500m yükseltiler arasından toplanmıştır. Bu odunların anatomik yapıları ve birbirleri arasındaki anatomik farklılıklar araştırmamızın esasını oluşturmaktadır. Anatomik yapıda; traheler (teğetsel ve radyal çapları, hücre uzunlukları ve birim alandaki sayıları), özışınları (yüksekliği, genişliği, birim alandaki sayıları), lifler (uzunluğu, genişlikleri, çeper kalınlıkları) boyuna paranşim ve yalancı özışınlarının varlığı araştırılmıştır. Elde edilen veriler istatistik analizlerle irdelenmiştir.
Çam keseböceği (Thaumetopoea pityocampa (Schiff. )) ile keselere petrol enjeksiyonu yöntemiyle mücadele
ÇAM KESEBÖCEĞİ (Thaumetopoea pityocampa (Schiff)) İLE KESELERE PETROL ENJEKSİYONU YÖNTEMİYLE MÜCADELE (Yüksek Lisans Tezi) Ahmet DUYAR GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ağustos 2003 ÖZET Çam keseböceği (Thaumetopoea pityocampa (Schiff.)) Akdeniz iklimi özelliği gösteren ılıman kesimlerindeki çam türlerinde önemli zararlar yapmaktadır. Zararlının mücadelesinde mekanik, kimyasal ve biyolojik mücadele yöntemleri uygulanmaktadır. Bu çalışmada, kimyasal mücadele yöntemlerinden biri olan, keselerin içine petrol dökülmesi yönteminin detaylı incelemesi yapılmıştır. Çalışmanın amacı; çam keseböceği keselerine petrol ürünlerinin enjeksiyonunda en yüksek başarıyı elde etmek için hangi ürünün, hangi miktarda ve nasıl uygulanacağının belirlenmesidir. Ayrıca, bu yöntemin keselerin toplanarak yakılması yöntemiyle ekonomik, etkinlik, çabukluk, emniyet ve sağlık yönleriyle ilgili karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma kızılcam + karaçam meşçerelerinde yapılmıştır. Keselere motorin, gazyağı ve %25 benzinli motorin l,5cc, 3cc ve 5cc uygulanmıştır. Petrol enjeksiyonunu en kolay, en çabuk ve en ergonomik yapılmasını sağlayan "Duyarlı Keseböceği Enjektörü" tasarlanarak uygulayıcıların kullanımına sunulmuştur. Uygulamalar sonucunda en etkili ürünün %25 benzinli motorin, bunun en etkili miktarının 5cc olduğu, keselerin toplanarak yakılması metoduna göre dört kat ekonomi sağladığı sonucuna varılmıştır. Bilim Kodu : 502.02.01 Anahtar Kelimeler : Çam keseböceği, Petrol ürünleri, Enjeksiyon Sayfa Adedi : 48 Tez Yöneticisi : Yrd.Doc.Dr. Sabri ÜNAL
Küre Dağları Milli Parkı'nda yaban hayatı yaşam alanlarının belirlenmesi
Bu çalışmada; Küre Dağları Milli Parkı içinde doğal olarak bulunan, soyları tükenme noktasına geldiği için koruma altına alman, üç memeli ve dört kuş türü incelenmiştir. Bu türler; memelilerden geyik (Cervus elaphııs L.), karaca (Capreolus capreolus L.), ayı (Ursııs arctos L.) ve yörenin yırtıcı kuş türlerinden olan doğu atmacası (Accipiter nisııs Linnaeus), çayır doğanı (Circus pygarcus L.), büyük atmaca (Accipiter pentilis L.), gezici doğan (Falco peregrinus Tunstal)'dır. Türlerin milli park içindeki yaşam alanları belirlenmiş, habitatları fotoğraflanmış ve yaşam ortamlarının geliştirilmesi için alınması gereken önlemler belirlenmiştir. Ayrıca milli parkın güncel arazi kullanımı da tespit edilmiştir. Bilim Kodu : 502.02.02 Anahtar Kelimeler : Yaban Hayatı, Milli Park, Küre Dağları Sayfa Adedi : 60 Tez Yöneticisi : Yrd. Doç. Dr. Sabri ÜNAL
Kuşların, Trabzon havalimanının uçuş güvenliğine etkileri
Kuşlar, son yıllarda hızla gelişen havacılık sektöründe kuş çarpmaları sonucunda uçuş güvenliğini tehdit ederek önemli can ve mal kayıplarına yol açmaktadırlar.Bu tez kapsamında, Türkiye'nin uluslar arası uçuşlara açık en önemli havalimanlarından olan Trabzon Havalimanında kuşların uçuş güvenliğine etkileri araştırılmıştır. Araştırma alanı olarak, Trabzon Havalimanı pistinin orta noktası merkez alınarak kuş uçuşu 13 km yarıçapındaki güvenli yaklaşma ve tırmanma alanı seçilmiştir. Eylül 2009-Mayıs 2010 tarihleri arasında araştırma alanı içerisinde haftada en az iki gün yapılan arazi çalışmalarında kuş türlerinin teşhisi, tespit edilen kuş türlerine ait davranışlar teleskop, dürbün, fotoğraf çekimleri ile alanda tutulan notlar ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, araştırma alanının arazi yapısı değişimi ve alandaki kuş türlerine etkileri, uydu görüntüleri ve birebir arazi gözlemleriyle belirlenmiştir.Araştırma alanı içerisinde 125 kuş türü gözlemlenmiş ve bu türler içerisinde Trabzon Havalimanı uçuş güvenliğini tehdit eden 54 kuş türü tespit edilmiştir. Tespiti yapılan türler içerisinde, kuş çarpmaları bakımından en önemli türlerin sırasıyla; Martıgiller, Güvercingiller, Kargagiller, Ördekgiller familyalarına ait olduğu belirlenmiştir. Tespiti yapılan kuş türlerinin yaşam alanı olarak çokça tercih ettiği alanlar ise; dereler, Trabzon Havalimanı pisti ve pisti çevreleyen yeşil alan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Yerleşkesi, dolgu alanları, ziraat alanları, sahil şeridindeki park ve bahçeler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Trabzon Havalimanı yetkilileri tarafından uygulanan kuş uzaklaştırma teknikleri içerisinde en başarılı yöntemin, havalimanına ait araçlarla havalimanı pisti ve çevresinde siren çalarak uygulanan aktif uzaklaştırma çalışması olduğu belirlenmiştir.Trabzon Havalimanın yerleşimi itibariyle şehirle bir bütün haline gelmesi, kuş göç yolları üzerinde olması, düzenli ve etkin kuş uzaklaştırma tekniklerinin uygulanmasını zorlaştırmaktadır.
Ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos L.)' nün çelikle üretilmesi üzerine araştırmalar
Ülkemizin kuzey kesimlerinde doğal olarak bulunan ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos L.)'nün çelikle üretilmesi incelenmiştir. Bu amaçla elde ettiğimiz ayı üzümü çeliklerinin uç kısımları su kaybını önlemek amacıyla bal mumu denilen maddeyle kapatılıp, 6 farklı ortamda, üç dozda 2 farklı hormon (İBA, Polysitimulin) kullanarak üç tekrarlı olacak şekilde bu hormonlara uygulanarak ortamlarına dikilmiştir.Bir vejetasyon dönemi boyunca köklendirilen çelikler ortamlarından sökülerek köklenenler, köklenmeyenler (ölü), köklenecek durumda olanlar (kalluslu, kallussuz) sayılarak kullanılan hormonların etkisi ve hangi ortamın daha iyi sonuç verdiği ortaya konulmuştur. Ayı üzümünün ayak çeliklerindeki köklenme oranına bakıldığında; hormon uygulanan çeliklerin hormon uygulanmayan çeliklere göre daha iyi köklenme meydana getirdikleri görülmüştür. Buna göre uygulanan hormonlar içerisinde en iyi köklenme IBA hormonu ile sağlanmış olup, polistimulin hormonunda sağlıklı bir köklenme gözlemlenmemiştir. IBA hormonunun 1000 ppm ve 5000 ppm'lik dozunda en iyi köklenme görülmüştür. Bu nedenle IBA'nın 1000 ppm ve 5000 ppm dozunda çeliklere uygulanması önerilebilir. Ayı üzümünün dikildiği ortamlardaki köklenme oranına bakıldığında; perlit, kullanılmış perlit+turba ve turba ortamında diğerlerine göre daha iyi köklenme meydana geldiği görülmüştür. En iyi köklenme perlit ortamında olup, kestane toprağı ve perlit+turba ortamında sağlıklı bir köklenme gözlemlenmemiştir.Ayrıca yapılan varyans analizi sonucunda ortam, hormon ve ortam+hormon etkileşimi belirlenmiş, karşılaştırmalı Duncan testi ile parametreler arasındaki benzer veya farklı gruplar ortaya konulmuştur.Elde edilen verilerle, SPSS istatistik programı ile çok yönlü anova (varyans) analizi yapılarak, çeliklerdeki köklenmeye ilişkin veriler bakımından ortam, hormon, ortam+hormon parametreleri arasında farkın olup olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda farklı ortam ve hormonların Vaccinium arctostaphylos L. ayak çeliklerinde köklenmeye büyük oranda etki ettiği tespit edilmiştir.
Ormancılıkta endüstriyel odun hammaddesinin tarım traktörleriyle bölmeden çıkarılmasında sürütme şeritleri ağının optimizasyonu
Ormancılıkta endüstriyel odun hammaddesinin traktörler ile sürütme şeritlerinden sürütülerek, geçici istif yerlerine getirilmesi bölmeden çıkarma yöntemlerinden birisidir. Traktörler ile yapılan bölmeden çıkarma çalışmaları, sürütme şeritleri üzerinde gerçekleştirilmektedir. Sürütme şeritleri için üretim sahasının tamamını kapsayacak şekilde bir planlamanın hangi esaslara göre yapılacağı yönünde, mevzuata ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle zamansal ve ekonomik açılardan kayıplar oluşabilmekte, üretim alanında birçok olumsuz çevresel etkiler de meydana gelmektedir.Bu çalışmanın amacı, endüstriyel odun hammaddesinin üretimi sırasında tarım traktörleriyle sürütme şeritleri üzerinde sürütme işlerinin teknik, ekonomik ve çevresel açılardan incelenmesi ve saptanan olumsuz yönleri en alt düzeye indirerek yeni bir sürütme modelinin oluşturulması ile sürütme şeritleri ağının optimizasyonunun yapılmasıdır.Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü, Balıklı Orman İşletme Şefliği'nde eğimi %0-33 arasında olan üretim alanları çalışma alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada; sürütme şeritleri kavramı değerlendirilmiş, tarım traktörleriyle bölmeden çıkarma işleri incelenmiş, teknik, ekonomik ve çevresel yönlerden istatistik yöntemler kullanılarak sürütme modeli oluşturulmuş ve sürütme şeritleri ağının optimizasyonu sağlanmıştır. Modelin optimize edilmesinde DP yöntemi kullanılmış ve alana ilişkin veri tabanı CBS ile kurulmuştur.Çalışma sonucunda, geliştirilen optimum sürütme modelinde teknik, ekonomik ve çevresel açıdan adım adım ilerleme ve iyileştirme stratejisi uygulanmış ve sürütme şeritleri ağının optimizasyonu sağlanmıştır. Optimum sürütme modelinin belirlenmesi sonucu tarım traktörleriyle bölmeden çıkarma işinde çalışma verimi mevcut duruma göre %16,84 arttığı ve 100 m'de 1 m3 tomruğun sürütülmesiyle seferde 0,10 $ tasarruf sağlandığı görülmüştür. Sürütme şeritleri ağının optimizasyonu yaklaşımıyla üretim alanında, hektarda 236 m2 alanın toprak sıkışıklığına maruz kalması, hektarda 17,86 m3 (44829 ton) toprak kaybının olması ve hektarda 2124 adet fidanın zarar görmesi gibi belirlenen olumsuz sonuçlar minimize edilmiştir.Sürütme şeritleri ağının optimizasyonu yaklaşımıyla endüstriyel odun hammaddesinin bölmeden çıkarılması minimum zaman, maliyet ve çevre zararıyla sağlanabilecektir.
Kırsal kesimdeki nüfus hareketlerinin orman varlığı üzerine etkilerinin araştırılması (Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü örneği)
Türkiye'de özellikle 1980'li yıllardan itibaren kırsal alanlardan kentlere, yurt genelinde de sanayi bölgelerine ve büyük kentlere doğru göçler yaşanmaktadır. Göç veren coğrafyalardan birisi de Doğu Karadeniz Bölgesi (DKB)'dir.Bu araştırma DKB.'den yaşanan göçün nedenleri, göç eğiliminin durumu ve göç sonucu orman varlığında meydana gelen değişimi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma, Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içinde bulunan 85 orman köyünde 850 orman köylüsüyle ve bölgeden göç etmiş büyük kentlerde yaşayan hane reisleriyle yüz yüze anket çalışması yapılarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programında yer alan istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir.Elde edilen sonuçlara göre, son 30 yıl içinde orman köylerinden %55 seviyesinde dışa göç yaşanmış olup köylerde kalan hane reislerinin %83,6'sı artık göç etmeyi düşünmemektedir. Göçe nedeni olarak %98,5 ile geçinememe (yoksulluk, fakirlik) ilk sırada yer almaktadır. Bireyin yaşının genç olması, bekar olması, eğitim düzeyinin yüksek olması, köyde sahip olduğu arazi varlığının az olması ile aileden göç eden bireylerin bulunması gibi özelliklerin göç eğilimini tetiklediği görülmüştür. Orman köylerinden dışarıya yaşanan göçle, bir taraftan doğal kaynakların atıl kalmasına neden olunurken diğer taraftan orman varlığının son 20 yılda %9 seviyelerinde artışına da etkili olduğu belirlenmiştir. Sürecin devam edeceği ve ormanlaşmanın daha da artacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışma sonucunda, göçmen hane reislerinin göç sonrası ekonomik durumlarının köylerde yaşayan hane reislerine göre daha iyi olduğu ve mevcut koşullarda köye geri dönme eğilimlerinin çok düşük seviyede (%0,9) kaldığı belirlenmiştir.Bölgede orman köylerinin kalkınmasına yönelik ORKÖY vb. kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Orman köylerinde bir miktar genç nüfusun tutulabilmesi için gelir getirici yeni kaynaklar yaratılmalıdır. Bunun için, ormancılık etkinliklerinde daha fazla iş olanakları yaratılması, ormanların korunmasında daha aktif görevler verilmesi düşünülebilir. Ayrıca, bölgede doğal olarak yetişen odun dışı ürünlerin toplanması ve pazarlanması, kültüre alınması konularında da gelir sağlayıcı çalışmalar yapılabilir.Anahtar Kelimeler: Orman Köyü, Orman Köylüsü, Kırsal Göç, Geri Dönme Eğilimi, Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü.
Ormanların karbon depolama kapasitesinin uzaktan algılama yöntemi ile belirlenmesi (Düzdağ Orman İşletme Şefliği )
Son yıllarda uydu teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak, çok kanallı uydu verilerinin, ormancılık çalışmalarında geniş bir uygulama alanı bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Giresun Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Akkuş Orman İşletme Müdürlüğü, Düzdağ Orman İşletme Şefliği'nin verimli meşcerelerindeki Karbon depolama kapasitesinin uzaktan algılama yöntemi kullanılarak belirlenmesidir. Bu amaç için Düzdağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki meşcerelerden örnek alanlar alınmıştır. Alınan örnek alanlar içerisindeki ağaçların göğüs yüksekliklerindeki çapları ölçülmüş ve araştırma alanı için belirlenen tek girişli hacim tablolarından faydalanılarak hektardaki hacim değerleri hesaplanmıştır. Karbon depolama kapasitesinin hesaplanmasında Türkiye ormanları için Asan (1999) tarafından belirlenen BEF1 katsayısı kullanılmıştır. Hesaplanan karbon depolama kapasitelerinden yararlanılarak 4 adet karbon sınıfı oluşturulmuştur. Bu karbon sınıflarına göre araştırma alanına ait Landsat ETM + uydu görüntüsü üzerinde kontrollü sınıflandırma yapılmıştır. Kontrollü sınıflandırma yapılırken En Büyük Olasılık (Maximum Likelihood) algoritması kullanılmıştır. Yapılan kontrol sonucunda genel sınıflandırma doğruluk oranı % 84,17, Kappa İstatistiği doğruluk oranı ise 0,7889 bulunmuş ve karbon depolama kapasitesinin uzaktan algılama yöntemi kullanılarak uydu görüntüsü üzerinde belirlenebileceği sonucuna varılmıştır.
Rize ve Trabzon yöresi kırsal ev bahçelerinin agroforestry potansiyeli açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Doğu Karadeniz Bölgesi kırsal ev bahçelerindeki tür çeşitliliği; tarım ürünü, orman ağacı ve meyve ağaçlarının miktarca dağılımı, yetiştirilme şekli ve ev bahçelerinde çok yönlü yararlanma gibi genel özellikleri ele almıştır. Bu amaçla Rize ve Trabzon yöresinde köy ve mahallelerde birebir görüşme ile anket ve gözleme dayalı olarak araştırma yapılmıştır. Rize'de 22, Trabzon'da 26 kırsal ev bahçesi sahipleriyle anketler yapılmıştır. Rize yöresi ile Trabzon'un doğu ve güney ilçelerindeki ev bahçeleri bitki tür çeşitliliği bakımından daha zengin çıkmıştır. Buna karşılık genel olarak bitki tür çeşitliliği ortalaması Trabzon'da Rize'deki tür çeşitliliği ortalamasına göre daha fazladır. Trabzon yöresi kırsal ev bahçelerinde çok yıllık bitki ve sebze tür çeşitliliği sayısı (23,73), Rize'deki çok yıllık bitki ve sebze tür çeşitliliği sayısı (20,91) ortalamasından yüksek çıkmıştır. Ayrıca çok eski kırsal ev bahçeleri ve yeni kırsal ev bahçelerindeki bitki ve sebze tür çeşitliliği yönünden Trabzon yöresi kırsal ev bahçelerinin daha zengin olduğu görülmüştür. Trabzon yöresinde fındık, çeşitli meyve ve orman ağaçları ile birlikte yetiştirilmekte olup, sebze tarımı oldukça yaygındır. Yerel imkânlarla arazinin uygun olduğu alanlarda seracılık çalışmalarının yapıldığı gözlenmiştir. Rize yöresi doğal bitki çeşitliliğinin zenginliği, toprakların yağış etkisiyle yıkanıp fakirleşmesi, tarım ürününden beklenilen geliri elde edememesi sonucu ek gelir elde etme ihtiyacı doğmuştur. Son yıllarda halk, kiviyi ikinci tarım ürünü olarak ev bahçelerinde yetiştirmeye ve arıcılığa önem vermeye başlamıştır.Anahtar Kelimeler: Kırsal Ev Bahçeleri, Tarımsal Ormancılık, Anket, Rize, Trabzon.
Altındere Vadisi Milli Parkı yaylalarının milli park yönetimi açısından değerlendirilmesi olanakları
Çalışmanın gerçekleştirildiği Altındere Vadisi Milli Parkı doğal, kültürel ve estetik değerleri bir arada ve uyum içinde barındırması nedeni ile ülkenin en önemli kaynak değerlerinden birisini oluşturmaktadır. Araştırma, Altındere Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde 21 yaylada 59 hanede ve her haneden 1 kişiyle yapılan anket çalışmasından oluşmaktadır. Çalışma sonucunda 28 yaylada toplam 263 adet hane tespit edilmiştir. Arazi çalışmalarının yapıldığı Ağustos-Eylül 2010 dönemi itibarıyla açık olan 140 hanede toplam 476 kişilik bir nüfusun yaylacılık etkinliği içinde olduğu görülmüş olup yaylacılık etkinliklerinin sosyal ve ekonomik boyutu ile koruma boyutuna yönelik saptamalar ortaya konulmuştur. Yaylacılar ağırlıklı olarak 51-60 yaş grubuna giren ev hanımı ve emeklilerden oluşmaktadır. Eğitim seviyelerine bakıldığında % 42'si okur-yazar değildir. Yaylacılık etkinlikleri Yomra ilçesi, Maçka ilçesi ve kısmen de Merkez ilçe köylülerince sürdürülmektedir. Halkın yaylaya geliş nedenlerine bakıldığında % 91 oranında hayvancılık ilk sırada yer almaktadır. Milli park sınırları içindeki 21 yaylada toplam 818 adet büyükbaş ve 808 adet küçükbaş hayvan tespit edilmiştir. Yaylacıların % 56'sı yayla alanlarının milli park sınırları içerisinde olduğu konusunda bilgilerinin olmadığını belirtmiştir. Alanın korunan alan statüsünü devam ettirebilmesi ve koruma uygulamalarının gerçekleştirilebilmesi için kaynak yönetim planlarının yapılması, milli park alanının sürdürülebilir kullanımı ve korumasının sağlanabilmesi için yöre halkına alanın ekolojik önemini anlatacak eğitimlerinin verilmesi, yaylacılık ve hayvancılık kapasitesinin belirlenmesi gereği de saptanan araştırma bulguları ışında geliştirilen önerilerdendir.Anahtar Kelimeler: Yaylalar, Korunan Alanlar, Altındere Vadisi Milli Parkı.
Yaylacılık faaliyetlerindeki sosyo-ekonomik değişimin yüksek dağ ormanları üzerindeki etkilerinin araştırılması (Maçka ilçesi örneği)
Bu çalışmada, yaylalardaki sosyo-ekonomik değişimin yüksek dağ ormanları (YDO) üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla; Maçka ilçesi yüksek dağlık alanlarında bulunan 157 adet yayla seçilmiştir. Yaylalar çok boyutlu analiz yöntemleri ile 56 değişken kullanılarak gruplandırılmış ve sonuçta gruplandırmada etkili olan 25 adet değişken belirlenmiştir. Çalışmada 48 adet yaylada anket uygulaması yapılmış ve veriler SPSS 11.5 programında yüzde analizi, Likert tutum ölçeği, Ki-kare bağımsızlık testi, ve Korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Yüksek dağ ormanlarındaki alansal değişimin belirlenmesi için ArcGIS 9.2, yapısal değişimi incelemek için de FRAGSTATS? programı kullanılmıştır. Maçka'daki YDO'nun 14880,5 ha olduğu, 1973-2008 döneminde YDO'nun %1,4 oranında (201,1 ha.) arttığı belirlenmiştir. YDO içerisinde bozuk ormanların yaklaşık %40'ı bu dönemde verimli ormana dönüşmüştür. 1500 m üzeri yükseltide yaylaların % 64,5'inin bulunduğu 1901 m ve yukarısında bozuk ormanlar artarken, yaylaların %35 oranında en yoğun olduğu 1901-2100 m'ler arasında verimli ormanlar azalmıştır. Yayla merkezine 1 km mesafedeki alanlarda ormanlardan yararlanma en yüksek seviyededir. YDO'daki artışın en önemli nedenleri, yaylalardaki nüfusun azalması, yaylalardaki kalış sürelerinin kısalması (3 aydan fazla süre kalanların oranı; 1973'de %67, 2008'de %43), yaylacıların eğitimin seviyesinin artması, hayvancılığın %37, odun kullanımının %52 oranında azalması, betonarme konut sayısının %30 artması ve yaylacıların yaylalara geliş amaçlarındaki değişim olarak belirlenmiştir.
Kent ağaçlarında iyileştirme çalışmalarının değerlendirilmesi: İstanbul örneği
Kent ağaçlarında iyileştirme uygulamalarının değerlendirildiği bu çalışmada; İstanbul İlinde ağaçlara uygulanan restorasyon çalışmalarının başarısı ve ilgili gurupların görüşleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın arazi aşamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Budama ve Restorasyon Şefliği tarafından 2001 yılından itibaren yapılan tüm ağaç restorasyon çalışmalarının yapıldığı 9 alana gidilerek, İstanbul'u temsil edecek şekilde örneklenmiştir. Ağaçların anıtsal niteliği, hastalık dereceleri, sağlık durumu, bulunduğu mekan, insan ve çevre faktörü göz önünde tutularak toplam 67 adet örnek ağaç seçilmiş ve ilk çalışma yılındaki durumu ile 2011 yılındaki durumları karşılaştırılarak incelenmiştir. Bu amaçla hazırlanan `Ağaç Gözlem Kartı' her bir ağaç için değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirmede; ağaç türü, mevkii, yaş, tepe çapı, tepe tacı uzunluğu, tepe başlangıç yüksekliği, tepe izdüşüm alanı, tepe tacı yoğunluğu, boyları, çevreleri, çapları, yara/kovuk boyutları, gövde yapıları, sürgün durumları, uygulanan müdahale şekli belirlenmiştir. Bununla birlikte restorasyon çalışmalarının değerlendirilmesinde kullanmak üzere işin uygulayıcılarıyla ve akademisyenlerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak mülakat soruları uygulanmıştır. Bu bağlamda araştırma kapsamında, restorasyonu yapılmış ağaçların; genel durumları, gereksinimleri ile sorunları incelenmiştir. Çalışma sonucunda yara, çürük ve kovuk olan ağaçların sağlıklı şekilde yaşamlarına devam edebilmelerinde, bulunduğu ortam koşullarının önemli bir faktör olduğu sonucu çıkmıştır. Bu noktadan hareketle ağaçlardaki kentsel baskılara karşı kontrolün sağlanması gerekliliğine dikkat çekilmiş ve ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent ağaçları, Ağaç Restorasyonu, Ağaç Yaraları, Gövde Kovukları, İstanbul
Farklı yetişme ortamı koşullarının sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa subsp. barbata (C. A. Mey.) Yalt.) odununun bazı fiziksel ve mekanik özelliklerine etkileri
Bu çalışmada Artvin (Arhavi), Trabzon (Akçaabat) ve Giresun (Espiye) yörelerindeki kızılağaç meşcerelerinin gelişimi ile edafik ve fizyografik etkenler arasında ne gibi ilişkilerin olduğu ve farklı yetişme ortamlarının kızılağaç odununun bazı fizikselvemekanik özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma alanlarında seçme usulüyle 33 adet örnek alan alınmış, her bir örnek alanda fizyografik ve edafik faktörler belirlenmiş, bazı mekanik ve fiziksel analizler içinde ağaçların 2-4 metre arasından 1 m'liktomruklar alınaraknumaralandırılmış ve kesim atölyesine taşınarak gerekliçalışmalar yapılmıştır.Açılan toprak profillerinde belirlenen (0-10 cm, 10-30 cm, 30-50 cm, 50-80 cm ve 80-120 cm) toprak derinlik kademelerindenalınan toprak örnekleri üzerinde mekanik analiz (kum, toz ve kil oranları) yapılmış, toprak asitliği (pH), toprak organik maddesi (om) ve faydalanılabilir su kapasitesi (FSK), değişebilir katyonlardan Ca, Mg, Na, K (me/100 gr) ile Fe (ppm) ve Mn (ppm) miktarları belirlenmiştir. Odun örnekleri üzerinde ise özgül ağırlık, rutubet, liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci ve eğilmede elastiklikmodülü ve son olarak dinamik eğilme (şok direnci) belirlenmiştir. Belirlenen edafikvefizyografik özelliklerin, kızılağaç meşcerelerinin gelişimine ve kızılağaç odununun bazı mekanik ve fiziksel özellikleri üzerine etkileri istatistiksel analizlerle irdelenmiştir.
İstanbul ili Avrupa yakasındaki kent ağaçlarında budama çalışmalarının değerlendirilmesi.
Yüksek Lisans TeziÖZETİSTANBUL İLİ AVRUPA YAKASINDAKİ KENT AĞAÇLARINDA BUDAMA ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİFaruk YAZICIKaradeniz Teknik ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüOrman Mühendisliği Anabilim DalıDanışman: Prof. Dr. İbrahim TURNA2012, 73 Sayfa, 7 Sayfa EkKent ağaçlarında budama çalışmalarının değerlendirildiği bu çalışmada; İstanbul İlinde yapılan budama çalışmalarının başarısı ve ilgili gurupların görüşleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın arazi aşamasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Budama Şefliği tarafından 2006 yılından itibaren devam eden tüm budama çalışmalarının yapıldığı alanlar gezilmiştir. Kent içi ağaçların bulunduğu alanların çok sayıda olması ve birbirleriyle benzer özellikler göstermesi nedeniyle cadde, koru ve meydan ağaçlandırma alanlarından bazıları örnek alan olarak seçilmiştir. Gülhane Korusu, Sultanahmet Meydanı, Millet Caddesi, Dolmabahçe Caddesi, Kenedy Caddesi ve Fevzipaşa Caddesi seçilen örnek alanlardır. Örnek alanlarda yapılan arazi çalışmalarında gözlemler yapılmış, veriler toplanmış, geçmişte yapılan çalışmalar neticesinde literatürle birlikte eski fotoğrafları elde edilmiş ve yeni çekilen resimlerle karşılaştırılmıştır. Ağaçların budama istekleri, sağlık durumları, bulunduğu mekan, insan ve çevre faktörü göz önünde bulundurularak, budama çalışmalarının etkilerini belirlemek için aynı alan üzerinde bulunan ağaçların, budama öncesine ait arşiv resimleri ve budama sonrasına ait tarafımdan çekilmiş olan resimlerin karşılaştırılarak değerlendirildiği anket formu geliştirilmiştir. Bununla birlikte budama çalışmalarının değerlendirilmesinde kullanmak üzere işin uygulayıcılarıyla ve akademisyenlerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak mülakat soruları uygulanmıştır. Bu bağlamda araştırma kapsamında, budama yapılan ağaçların; genel durumları, gereksinimleri ile sorunları incelenmiş ve çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent ağaçları, Budama, Anket Formu, İstanbul
Sarıçam (pinus sylvestris l.), anadolu karaçamı (pinus nigra arn. subsp. pallasiana (lamb.) holmboe) ve toros sedirinde (cedrus libani a. rich.) don stresi üzerine bir araştırma
Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Anadolu Karaçamı (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) ve Toros Sedirine (Cedrus libani A. Rich.) ait fidanlarda dona dayanıklılık testi gerçekleştirilmiştir. Yapılan dona dayanıklılık testlerinde bitkiler 16 saat süreyle 3 farklı donma sıcaklığına ( -150C, -250C ve -450C) maruz bırakılmışlardır.-25°C don uyguladığımızda Toros sedirinde ve -45°C don uyguladığımızda Anadolu Karaçamında önemli zarar olmuşken, bu sıcaklık kademesinde Sarıçamda önemli bir zarar görülmemiştir.Fidanların iğne yapraklarında oluşan zararlar, iyon sızıntısı ve klorofil floresans analizleri ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, don zararının iyon sızıntısı ve klorofil floresans' a (Fv/FM) etkisinin olduğunu ve bu iki parametre arasında kuvvetli bir ilişkinin bulunduğunu göstermiştir.
Ormanların karbon depolama kapasitesinin üç farklı uydu görüntüsü kullanılarak uzaktan algılama yöntemi ile belirlenmesi (alacadağ orman işletme şefliği örneği)
Gelişen günümüz teknolojisine paralel olarak, uydu görüntülerinin ormancılık çalışmalarında uygulama alanları her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın amacı Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Alacadağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kalan saf Doğu kayını (Fagus orientalis L.) meşcereleri için biyokütle denklemlerinin geliştirilmesi, bu denklemlerden yararlanarak biyokütle miktarlarının ve biyokütle içerisinde depolanan karbon miktarının uzaktan algılama teknolojileri ile belirlenmesidir. Bu amaç için Alacadağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kalan saf Doğu kayını (Fagus orientalis L.) meşcerelerinden 40 adet örnek ağaç alınmıştır. Alınan örnek ağaçların biyokütlesi hesaplanmıştır. Karbon depolama kapasitesi hesaplanırken, Kayın ağaç türü için bu tez kapsamında geliştirilen biyokütle denklemleri, meşe ağaç türü için Durkaya (1998) tarafından geliştirilen biyokütle denklemleri kullanılmış ve daha sonra bu biyokütle içerisinde depolanan karbon miktarlarını belirlemek için; Asan (2002) tarafından verilen dönüştürme faktörü kullanılmıştır. Bu karbon sınıflarına göre araştırma alanına ait Landsat ETM +, SPOT-5 ve Quickbird-2 uydu görüntüleri üzerinde ayrı ayrı kontrollü sınıflandırma yapılmıştır. Yapılan kontrol sonucunda Kappa İstatistiği doğruluk oranları sırasıyla 0.8762, 0.7524 ve 0.7429 bulunmuş ve karbon depolama kapasitesinin uydu görüntüsü üzerinden belirlenmesinde en yüksek doğruluğu Landsat ETM 7 +, uydusunun verdiği sonucuna varılmıştır.
Galyan-atasu barajı havzasında farklı arazi kullanım şekilleri altındaki toprakların bazı fiziksel özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada Galyan deresi üzerinde yapılmakta olan Atasu Barajının yağış havzasındaki farklı arazi kullanım şekilleri altındaki toprakların bazı özelikleri araştırılmıştır. Söz konusu baraj hem içme suyu hem de elektrik üretimi amaçlı kullanılacaktır. Havza toprakların özelliklerine bağlı olarak bu barajların kullanım süreleri değişmektedir. Yeni inşa edilen bu barajın kısa sürede sedimentler ile dolup ve kullanılamaz hale gelmesi ekonomik ve ekolojik açıdan istenmeyen bir durumdur. Bundan dolayı, farklı arazi kullanım şekli altındaki havza topraklarının fiziksel özelliklerinin belirlenmesi bilhassa da erozyon eğilimlerinin belirlenmesi yağış havzasının yönetimine önemli katkı sağlayacaktır.Bu amaçla, baraj gölüne yakın olan iki jeolojik formasyonlar (Çatak ve Hamurkesen) üzerindeki üç farklı arazi kullanım şeklilerinden (tarım, orman ve açıklık alan) ve iki farklı yükselti kademesinden (500-1000 m ve 1000- 1500 m) toplam 53 örnek alan seçilmiştir. Toprak örnekleri, açılan profillerden derinlik kademelerine göre (0-20 cm, 20-50 cm ve > 50 cm) alınmış olup, bu çalışmada ilk iki derinlik kademeleri kullanılmıştır.Bu çalışma ile bir havzada arazi kullanım şeklinin, o havza topraklarının çeşitli özellikleri üzerinde önemli etkileri olduğu ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçların, yapılacak ormancılık uygulamalarında dikkate alınması Türkiye ormancılığı açısından faydalı olacaktır.
Maki ve pseudomaki vejetasyonlarına ait bazı odunsu taksonların ekolojik odun anatomisi yönünden incelenmesi
Bu çalışma, Türkiye?de doğal olarak bulunan Maki ve Pseudomaki vejetasyonlarına ait bazı odunsu taksonların odun ekolojisi yönünden farklılıklarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Söz konusu taksonlar Trabzon (14-347 m) ve Antalya (454-842 m)?dan alınmıştır. Anatomik karakterler; traheler (teğetsel ve radyal çap, trahe hücre uzunluğu, ½ mm2 de ilkbahar odunu, ½ mm2?de yaz odunu ve 1 mm2 ?de trahe sayısı), lifler (lif uzunluğu, lif genişliği, lümen genişliği, lif çeper kalınlığı), özışınları (1mm?de özışını sayısı, özışını yükseklik ve genişliği) ve boyuna paranşim olarak belirlenmiştir. Taksonlar arasında meydana gelen varyasyonlar tür düzeyinde belirlenmiş, ekolojik parametrelerden ?Mezomorfi? ve ?Vulnerabilite? oranları hesaplanmıştır. Verilerden yararlanarak vejetasyon tipleri arasındaki farklılıkların; mm2 ?deki trahe yoğunluğu ve 1mm?deki özışını sayısı maki vejetasyonunda, pseudomaki vejetasyonundan daha yüksek olurken; mezomorfi, vulnerabilite, trahe teğet çap, trahe radyal çap, trahe hücre uzunluğu ve lif hücre uzunluğu pseudomaki vejetasyonunda daha yüksek değere sahip olduğu görülmüştür. İstatistik analizleri sonucunda, mm2?deki trahe sayısı, 1mm?de özışını sayısı, vulnerabilite, mezomorfi, trahe hücre uzunluğu, mültiseri özışını genişliği, mültiseri özışının yüksekliği ve lif hücre uzunluğunun ekolojik şartlardan yüksek oranda etkilendiği, trahe teğet çap, trahe radyal çap, üniseri özışını yüksekliği, üniseri özışını genişiliği ve lif çeper kalınğının ise asgari düzeyde etkilendiği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ekolojik Odun Anatomisi, Maki Vejetasyonu ve Pseudomaki Vejetasyonu
Rize ili etnobotanik özellikleri
Bu çalışma, Rize ilindeki 5 ilçede kullanılan bitkilerin etnobotanik özelliklerini, kullanım alanlarını ve yerel isimlerini tespit ederek, bu yörede halkın kaybolmaya yüz tutmuş kültür zenginliğinin yanı sıra, ekonomik öneme sahip olanlarının belirlenmesi amacıyla, 2011-2012 yılları arasında yapılmıştır.Araştırma alanında saptanan 56 familyaya ait 113 taksonun, 78'i tedavi, 43'ü gıda, 19'u hayvanlarda tedavi ve yem, 8'i baharat ve çay, 26'sının ise farklı amaçlarla kullanıldığı tespit edilmiş olup, bu bitki türlerinin familyalara göre dağılımı ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Buna göre ilk beş familya şu şekilde sıralanmaktadır: Asteraceae familyası 14 takson (% 12), Rosaceae familyası 11 takson (% 10), Lamiaceae (Labiatae) familyası 10 takson (% 9), Ericaceae ve Fabaceae (Leguminosae) familyaları ise 4'er takson (% 4).Teşhisi yapılan taksonlardan 66 (% 58,4)'sının fitocoğrafik bölgesi belirlenmiştir. Bu taksonların 45 adedi (% 39,82) Avrupa-Sibirya, 1 adedi (% 0,89) İran-Turan ve 1 adedi (% 0,89) Akdeniz elementidir. Ayrıca, toplanan bitkilerin 5 adedi (% 4,42) kozmopolit, 7 adedi (% 6,19) egzotik ve 2 adedi (% 1,76) endemik takson olup, endemik taksonların IUCN kategorilerine göre tehlike durumu LC olarak saptanmıştır.
Yenikapı (İstanbul) kazılarında açığa çıkan Neolitik döneme ait odunların teşhisi
İstanbul Marmaray Metro Projesi kapsamında Yenikapı'da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda Neolitik Döneme ait kalıntılar elde edilmiştir. Bu kalıntılar arasından çıkarılan odun örnekleri ile özel olarak geliştirilen donduruculu kızaklı mikrotom ile kesitler alınmıştır. Alınan kesitler ile yapılan daimi preparatlar mevcut referans preparatlar ve atlaslar ile karşılaştırılarak bu odun örneklerinin teşhisleri yapılmaya çalışılmıştır.Kazı alanından elde edilen odun örneklerinin hangi türe ait olduğunu tespit etmek için yaptığımız bu çalışmada toplanan 430 parça odun örneğinden sadece 240 tanesinden kesit alınabilmiştir. Teşhisi yapılan örnekler arasında, Quercus spp., Juniperus spp., Ficus carica, Juglans regia, Fraxinus spp., Alnus glutinosa, Abies spp., Salix sp., Acer campestre, Ulmus minor, Castanea sativa, Taxus baccata taksonları tespit edilmiştir.
Dikili ağaç satış uygulamasının analizi (Borçka Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Türkiye'de orman varlığının çok büyük bir bölümü devlete ait olup Osmanlı devletinin son dönemlerinden itibaren planlı ve sistemli bir üretime geçilebilmesi için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Bu girişimlerden bir tanesi olan ormanların mültezimler tarafından satın alınarak üretime verilmesi amaçlanmıştır ki ; bu gerekli denetimlerinin yerinde yapılamaması sonucu ormanların tahribatına neden olmuştur. Daha sonra Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla birlikte ormanlara zarar veren iltizam ormancılığına son verilmiş , sonraki yıllarda da ormanlar hızla devletleştirilmiştir. Devlet tarafından devlet ormanlarında yapılan üretim işlerinde orman köylülerine ve bu köylüler tarafından kurulmuş kooperatiflere öncelik tanınmıştır. Yıllar içinde dışardan Türkiyeye giren orman emvallerinden gümrük vergilerinin kaldırılmasının ardından Orman Genel Müdürlüğü orman ürünleri üzerindeki tekelciliği kaybederek iç piyasa da malını satamaz hale gelmiştir. OGM bu durumu aşabilmek için 1996 yılından itibaren üretim maliyetlerini azaltmayı amaçlayarak dikili satış yöntemini uygulamaya başlamıştır. Bu çalışmada araştırma alanı olarak Borçka Orman işletme Müdürlüğü seçilmiştir. Çalışılan konular Borçka Orman İşletmesinin son beş yıllık dikili satış ve depo satış miktarları , kârlılık karşılaştırmaları ve Başköy Orman İşletme Şefliğinden seçilen üç farklı bölmeden depo satış ve dikili satış miktarlarının kâr oranları karşılaştırmalarının tür bazında değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmadan çıkan sonuçlar Borçka Orman İşletmesinde üretim rakamlarında bir değişiklik olmamasına rağmen satış yöntemlerinde dikili satışların yıllar içinde artışa geçtiği gözlemlenmiştir. Kârlılık oranları kıyaslandığında 2006-2010 yıllarında dikili satışların depo satışlarına göre oldukça kârlı olduğu görülürken 2011 yıllında özellikle Türkiyeye dış ülkelerden alternatif emval girişinin azalması sonucu alıcıların iç piyasaya yönelmesiyle depo satış fiyatları yükselerek kârlılık miktarı dikili satışları geçmiştir. Borçka Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Başköy Orman İşletme Şefliğinden alınan ve tür bazında incelediğimiz bölmelerden elde ettiğimiz sonuçlara göre; satış yöntemlerinin kârlılığında ağaç türlerinin özelliklerinden çok depo vahidi fiyatı için kullanılan kriterler etkin olmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da depo satışıyla daha fazla gelir elde edebileceğimizi düşündüğümüz kestane türünden dikili satışından daha fazla kâr elde edildiği belirlenmiştir. Bu sonuçlardan, teknik elemanların işletme kârlılığı ve toplum memnuniyeti dengesini sağlayacak şekilde satış yöntemlerinden herhangi birini tercih etmelidir.Anahtar Kelimeler: Ormanların Planlı İşletilmesi, Dikili Ağaç Satışı, Orman Ürünlerinin Pazarlanması, Borçka Orman İşletme Müdürlüğü
Fırtına Deresi havzasında doğal olarak yetişen ayı üzümü (Vaccinium arctostaphylos L.) populasyonlarında bazı ekolojik faktörlerin bitki ve meyve özelliklerine etkisi üzerine araştırmalar
Bu çalışmada; Rize-Fırtına Dersi Havzasında bazı ekolojik faktörlerin Vaccinium arctostaphylos L.' un vejetatif ve generatif özellikleri ile toprak özelliklerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla üç farklı yükselti grubunda, iki farklı Jeolojik formasyonda (Kaçkar ve Çatak) ve meşçere kapalılığında (% 0 ve % 40?60) toplam 30 adet deneme alanı alınmıştır. Bu deneme alanlarından 267 adet toprak örneği alınmış ve yapılan analizler sonucunda toprağın bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri (kum, kil, toz oranı, hacim ağırlığı, gözenek hacmi, faydalı su, pH, organik madde, toplam azot vb.) belirlenmiştir. Ayrıca bitkinin boyu, m2'deki gövde sayısı, yaprak eni, boyu, alanı, LMA, meyve eni, boyu ve ağırlığı, toplam polifenol miktarı, antioksidan aktivitesi gibi özellikler de ortaya koyulmuştur.Çalışmanın sonucunda; çalılık alanda çalılık+orman göre daha düşük pH ve kil oranı görülürken, ortalama toplam azot, gözenek hacmi ve organik madde değerlerinde artış gözlenmiştir. Çalılık+ormanlık alanda çalılık alana göre 100 meyve ağırlığı, birim alandaki gövde sayısında ve LMA değerlerinde düşüş tespit edilmiştir. Yükseltiye göre LMA değerlerinde düzensiz değişim gözlenirken, bitki boyu, gövde sayısı ve yaprak alanı değerlerinde azalma görülmüştür. Yükselti ile toplam polifenol miktarı arasında pozitif yönlü korelasyon tespit edilmiştir.
Atasu-Galyan baraj havzasında farklı arazi kullanım biçimlerinin agregat stabilitesine etkileri
Trabzon ili Maçka ilçesi Atasu-Gaylan havzasında yapılan bu çalışmanın amacı, arazi kulanım biçimlerinin (orman, tarım, mera) agregat stabilitesi üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaçla çalışma alanını temsil edecek 180 adet toprak örneği alınmıştır. Toprak örneklerinde mekanik, pH, elektriksel iletkenlik, hacim ağırlığı, tane yoğunluğu, kireç, organik madde, agregat stabilitesi, mikrobiyal biyokütle karbon analizleri yapılmıştır. Agregat stabilitesi, (1-2 mm agregatlar için) en düşük orman topraklarında, en yüksek tarım topraklarında bulunmu?tur. Tarım alanlarında yüksek agregat stabilitesi kil içeriğinin yüksek olması ile ilgili olabilir. Orman topraklarının düşük agregat stabilitesi diğer arazi kullanım biçimlerine göre daha yüksek toz içeriğinden (%11.95) kaynaklanabilir. Organik karbon konsantrasyonu ile agregat stabilitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Genel olarak agregat stabilitesi, organik madde içeriği %5-%6?dan fazla olduğunda, agregat stabilitesini olumlu etkilemektedir. Ancak, bu değerin altındaki organik madde değerlerinde agregat stabilitesi daha çok kil içeriğine bağlı olarak değişmektedir. incelenen toprakların mikrobiyal biyokütle karbon içerikleri tarım alanında 295.6 ?g g-1, merada 376.6 ?g g-1, ormanda ise 383.6 ?g g-1 bulunmuştur. Basit varyans analizi sonuçlarına göre tarım toprakları anlamlı oranda daha düşük miktarda mirobiyal biyokütle karbon içermektedir. Ancak, agregat stabilitesi ile toprak mikrobiyal biyokütle karbon arasında anlamlı bir ilişki (r= 0.148 P> 0.05) bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, agregat stabilitesinin daha çok toprakların mekanik bileşimi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çalışmada kullanılan agregat boyutları (1-2mm), toprak taneciklerinin çimentolanmasında organik madde ve biyolojik toprak özelliklerinden çok kil minerallerinin etkili olmasına yol açabilir.
Sinop yetişme ortamı bölgesi doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) meşcerelerinin bazı erodibilite indekslerinin belirlenmesi
Eroziv kuvvetlerin etkisi ile toprak agregatlarının dispersiyonu ve çözülmesine karşı direnç veya yatkınlık gösteren toprak özellikleri olarak bilinen erodibilite toprak erozyonunda etkili bir faktördür. Bu çalışmada erodibilite indeksleri belirlenerek, kayın meşcereleri altındaki toprakların erozyona karşı duyarlı olup olmadığı yükselti basamaklarına göre ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma, Sinop Orman İşletme Müdürlüğü?ne bağlı bulunan Sinop, Erfelek, Bektaşağa ve Ahmetyeri Şeflikleri içerisinde yer alan Saf Doğu Kayını ormanlarında yapılmıştır. Bu amaçla, beş farklı yükseklik kademesinden ve iki farklı bakıdan toprak örnekleri alınmıştır. Her yükseklik kademesinden 10 adet (5 adet kuzey bakı grubundan, 5 adet güney bakı grubundan) olmak üzere toplamda 50 adet toprak çukuru açılmış ve her profilden toprak horizonlarına göre 218 adet toprak örneği alınmıştır. Toprakların bazı fiziksel (tekstür analizi, tarla kapasitesi, solma noktası, rutubet analizi, faydalı su kapasitesi, dispersiyon oranı, kolloid-nem ekivalanı oranı, erozyon oranı, kil oranı) ve kimyasal (organik madde, pH, elektriksel iletkenlik ve toplam kireç miktarı) özellikleri belirlenmiştir. Kayın meşcerelerindeki toprakların genel olarak erozyona duyarlı oldukları belirlenmiştir. Dispersiyon oranı (%27.25) ve erozyon oranı (25.23) oranları sınır değerlerin üzerinde bulunmuştur. Kolloid-nem ekivalanı oranı bakımından sadece 4. yükselti basamağındaki (600-800 m) topraklar erozyona dayanıklı, diğer yükselti basamaklarındaki topraklar ise erozyona duyarlı bulunmuşlardır. Her ne kadar araştırma alanındaki toprakların hepsi erozyona duyarlı olarak bulunsa da yükselti arttıkça göreceli olarak daha dayanıklı oldukları bulunmuştur.
Trabzon-Düzköy yöresi yapay kayın (Fagus orientalis Lipsky) sıklıklarında meşcere kuruluşu ve artım-büyüme ilişkisinin analizi
Bu araştırma kapsamında, Trabzon Orman İşletme Müdürlüğü?ne bağlı Düzköy Orman İşletme Şefliği sınırlarında bulunan, suni (yapay) yolla oluşturulmuş Doğu Kayını (Fagus Orientalis Lipsky) meşcerelerinde uygulanan sıklık bakımı çalışmalarının, o meşcerenin artım ve büyümesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla homojen yetişme ortamı koşullarına sahip saf, aynı yaşlı ve yapay yolla oluşturulmuş kayın meşcerelerinde, 2 farklı müdahale şiddetine sahip kısımlardan ve hiç sıklık bakımı müdahale görmemiş yerlerden alanı temsil edecek şekilde 24 adet 20x10=200 m2?lik örnek alanlar alınmıştır. Meşcere profili yardımıyla meşcere kuruluşları tespit edildikten sonra, her örnek alanda gövde analizi yapılmıştır. Gövde analizi sonuçlarına göre iki farklı müdahale şiddeti ile uygulanan sıklık bakımı çalışmalarının meşcere gelişimi üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Ayrıca farklı yapılardaki sıklıklarda bireysel ve kollektif istikrarlılık değerleri belirlenmiştir. 2008 yılında sıklık bakımı uygulanan alandan ortalama % 19, 2009 yılında sıklık bakımı uygulanan alandan ise %40 oranında göğüs yüzeyinin çıkarıldığı belirlenmiştir. Büyüme ilişkileri değerlendirildiğinde, 2008 yılında müdahale edilen meşcerenin stabil bir gelişim gösterdiği, 2009 yılında müdahale edilen örnek alanların ise 2008 yılında müdahale edilen meşcerelere göre negatif bir ivme ile dinamik yapısına devam ettiği tespit edilmiştir. Bireysel istikrarlılığın %19 oranında müdahale şiddetine sahip alanlarda daha yüksek çıktığı, kollektif istikrarlılığının ise kontrol ve %19 müdahale şiddetli alanlarda benzer olduğu belirlenmiştir.
Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü Torul Orman İşletme Müdürlüğü Alacadağ Orman İşletme Şefliği Saf kayın (Fagus orientalis L.) meşcerelerindeki kök ve toprak kütlesi değişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü Torul Orman İşletme Müdürlüğü Alacadağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kalan saf doğu kayını (Fagus orientalis L.) meşcerelerinin kök ve toprak kütlesinin kimi ekolojik etmenlere göre değişimi incelenmiştir. Bu amaca yönelik olarak, Alacadağ Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf Doğu kayını (Fagus orientalis L.) meşcerelerinden 30 adet örnek alan alınmıştır. 270 adet kök ve 150 adet toprak örneği alınmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda saf doğu kayını meşcerelerinin kılcal kök kütlesinin ortalama 1526 kg/ha, ince kök kütlesi ortalama 1457 kg/ha ve kalın kök kütlesi ortalama 8158 kg/ha, toplam kök kütlesinin ortalama 11142 kg/ha olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda kılcal kök kütlesinin toprak derinlik kademesine göre değiştiği, ince ve kalın kök kütlesinin değişmediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca saf doğu kayını meşcerelerinin bakıdan etkilendiği ve meşcere servetinden etkilenmediği sonucuna varılmıştır. Güneşli bakılar gölgeli bakılara oranla daha fazla kök kütlesine sahiptir. Saf doğu kayını meşcerelerinin toprak kütlesi ortalama 4180 ton/ha olduğu, toprak kütlesinin toprak kademesine göre değiştiği ve en yüksek toprak kütlesinin 1525 ton/ha, 50-80 cm toprak derinlik kademesinde olduğu, aynı kök kütlesinde olduğu gibi toprak kütlesi üzerinde bakı ve meşcere servetinin etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.