Gaziantep University
Anabilim Dalı

Kent Çalışmaları Anabilim Dalı

Gaziantep University

20

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

20 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Sonic environment and the walking urbanite the case of Atatürk boulevard, Ankara, Turkey

The term "soundscape" emerged and gained interest with the progression of studies in the field of urban acoustical environment. In the urban context, auditory perception is as critical as the visual conception of the space. However the researches in this regard are not profound yet. From this departure point, the thesis interconnects a wide range of critical issues. It considers the relationship between space, form and movement through the sonic experience of the walking urbanite. The main research objective is to develop a spatial framework and approach to examine the sonic condition(s) along the Atatürk Boulevard. In this respect, this study specifies the components of the physical space which affects the type, range and level of sonic effects. Integrating these concepts requires innovative approaches, methods and tools.

Ankara-Atatürk AvenueSpatial evaluationWalking urbanite+2
Rabıh Borjı
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'da kent ve mekân poetikası

Ahmet Hamdi Tanpınar'ı Kent Sosyolojisi zaviyesinden inceleyen bu tez, mekân ve kentin Tanpınar'ın eserlerinde nasıl yer ettiğini soruşturmaktadır. Bu soruşturmada birçok disiplinden faydalanılmıştır. Tez bu anlamda disiplinler arası bir çalışmadır. Kent ve mekân düşünceyi, dili, kültürü, yaşam biçimini belirleyen özgül içerikleri olan iki kavramdır. Mekân toplumsaldır, toplum tarafından belirlenir ve toplumu biçimlendirir. Medeniyetin vuku bulduğu yer olarak adlandırılan kent ise bireyin ve toplumun gündelik hayatını belirleyen ve biçimlendiren bir yapıya sahiptir. Mekânın ve kentin incelenmesi Tanpınar tarafından kent planlaması yahut kentolog zaviyesinde ele alınmamıştır. Muharrir ve şair olarak Tanpınar mekânı ve kenti poetik biçimde ele almıştır. Poetika muhayyile, temaşa, tasavvur etme, mekânı edebi dil üzerinden yeniden üretmekle ilgilidir. Bu incelemeye mekânın poetik biçimde ele alınışının fenomenolojisini gösteren Gaston Bachealard'ın Mekânın Poetikası kitabı kılavuz olmuştur. Bir mekânda yaşamanın ontolojik, toplumsal, poetik boyutu Tanpınar metinleri üzerinden gösterilmeye çalışılmıştır. Yöntem olarak içerik analizi ve eleştirel içli-dışlılık benimsenmiştir. Tezin amacı, insanın ontolojik olarak tecrübe ettiği mekânın elimine edilmesi, izinin silinmesi ve yeni tecrübelere girildiği modern zamanlarda kentte yaşamanın poetik biçimde ne demek olduğunu göstermektir. Özet olarak tezde, disiplinler arası kontekste Tanpınar'ın eserlerinde mekânın toplumsallığı ve ilişkiselliği; kentin gündelik hayat ve medeniyet üzerindeki etkisi gösterilmiştir.

DisiplinlerarasıKent sosyolojisiKentler+3
Mehmet Hanifi Yanar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentleşme süreçleri ve konut politikaları: Gaziantep Karataş alt-kentinde inşaat sektörü

Araştırmamızın odak noktası, tarihsel süreçten beri süregelen devlet-sermaye ilişkiselliğinin günümüzde kentler üzerinde nasıl şekil aldığıdır. Sermaye; dolaşımını sağlamak ve sınırsız sermaye biriktirmek, devlet ise; iktidarını güçlendirmek ve pekiştirmek adına bir takım ekonomi-politikalarını kentlerde sürdürmektedirler. Bu politikaları kentlerde yapılı çevre üretimi ile sağlamaktadırlar, dolayısıyla inşaat sektörü ve konut üretim süreçleri sermaye grupları ve devlet arasındaki ilişkiselliğin en görünür olduğu alandır. Bu nedenle sermayenin yapılı çevre üzerinden yeniden üretimi detaylı bir şekilde açıklanmaya muhtaçtır. Temelde bu argümanlardan yola çıkarak, Türkiye'de son dönemde inşaat sektörünün ve konut üretim sürecinin artması sermaye ve devlet ilişkisini anlamanın yanı sıra ülkenin genel ekonomik-politik durumu içinde ayrıca önemlidir. Bu bağlamdan yola çıkarak son dönemde yapılı çevre üretiminde ciddi bir gelişim göstermiş ve hala gelişim göstermeye devam eden Gaziantep kentinde bir araştırma yürütülmüş ve mevcut durumun sosyolojik, ekonomik ve çevresel olarak bir değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde yapılı çevre üretiminin hem devlet adına hem de sermaye grupları adına önemi ampirik veriler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır.

Ekonomi politikalarıEkonomi sosyolojisiGaziantep+6
Fırat Acar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin hesap verilebilirliği ve etkinliğinin artırılabilmesi için sivil gözetim modeli

Tarihsel süreçte, yerleşim alanlarının güvenliğinin sağlanmasında bekçiler aktif rol üstlenmiştir. İlk uygarlıklardan başlayıp günümüze kadar taşınan bekçilik uygulaması, özellikle kent güvenliğinin sağlanması noktasında önemli işlevler yerine getirmiştir. Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi Cumhuriyetin ilk yıllarında da büyük önem taşıyan mahallede, mahallelinin birbirlerini tanımaları ve mahalleye yerleşim sürecinde uygulanan kefil gibi uygulamalar, bekçilerin işlevlerinin ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Günümüzde artan nüfus ve teknolojide yaşanan gelişmelere bağlı olarak mahallelerde birtakım güvenlik sorunları ortaya çıkmaya başlamıştır. Çarşı ve mahalle bekçiliği sistemiyle mahalle güvenliği sağlanmaya çalışılsa da bekçilerin eski işlevlerini ne ölçüde devam ettirebilecekleri yeni bir tartışma konusunu ortaya çıkarmıştır. Ortaya çıkan tartışmalar, mevzuat ve uygulamadaki eksiklikler göz önünde bulundurularak yeni düzenlemelerle bekçilerin daha etkin olması beklenmektedir. Kolluk kuvvetlerinin denetimi genellikle iç denetimle sağlanıyor olsa da günümüzde, toplumunda dahil olduğu bir denetim türü gündemdedir. Türkiye'de farklı uygulamalarla bu tür denetimler yapılsa da, kolluk kuvvetlerinin böyle bir denetim mekanizmasına tam anlamıyla sahip olduğu söylenememektedir. Özellikle çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin kendisine has ayrı bir teşkilatlanma ve denetim yapısı olmadığı için genel kolluk kuvvetlerine bağlı olarak hareket etmesi sıklıkla tartışılan konular arasında yer almaktadır. Sivil gözetim, halkın katılımının sağlandığı, hesapverebilirliğin ve etkinliğin ön planda tutulduğu bir denetim mekanizması olarak çarşı ve mahalle bekçiliğinin denetiminde yaşanan bu tür aksaklıkları giderebilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada, çarşı ve mahalle bekçilerinin denetim sorunları detaylı bir şekilde ele alınarak, çarşı ve mahalle bekçiliği sisteminin hesap verilebilirliği ve etkinliğinin artırılabilmesi için sunulan sivil gözetim modeli uygulamasına dair önerilere yer verilecektir.

DenetimEtkinlikHesap verebilirlik+2
Seda Kulu Bay
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanayi devrimi sonrası kentin ve toplumun distopyaya göçü: Şehir planlama üzerine bir inceleme

Sanayileşme süreci, İngiltere'de ortaya çıktığı 18. Yüzyıl'dan itibaren toplumların ve kentlerin yapısını sürekli olarak değişime uğratmaktadır. Bu değişimin yaşanmasındaki en büyük etken sanayileşme ile birlikte kentlere olan yoğun göçlerdir. Yoğun nüfus artışı barınma ihtiyacını da beraberinde getirmekte fakat kentler bu yoğunlukta nüfus artışlarına yönelik olarak yeterli konuta sahip olmadıkları için ortaya plansız yapılaşmalar çıkmaktadır. Bu sürece batıdaki örneklerinden yıllar sonra katılan Türkiye kentleri de maruz kalmıştır. Bu soruna yönelik olarak Ebenezer Howard 'Garden Cities of Tomorrow' isimli kitabında sanayi kentleri ile kırsal alanın iyi yönlerini birleştirdiği sınıfsız ve sürdürülebilir bir kent planı sunmuştur. Bu gibi planlı kent çalışmaları sanayi kentlerinde ve Türkiye'nin Ankara şehrinde denenmiş fakat alınan sonuçlar en nihayetinde amacından saparak sınıfsal kutuplaşmaları daha da arttırmıştır. Küreselleşme çağına kadar alt sınıfın yaşam alanları kentlerde ortaya çıkmaya devam ederken üst sınıf kentlerin kalabalığından, kirliliğinden ve tehlikelerinden kaçma ihtiyacı hissetmiştir. Böylece yatırımlar kentleri dışında, orta-üst ve üst sınıfın ulaşabileceği alanlara aktarılırken kentler içi boşaltılarak yatırımlardan mahrum bırakılmışlardır. Fakat küreselleşme ve neoliberalizmin etkisi ile üretim merkezlerinin ikinci ve üçüncü dünya ülkelerine, merkezi kentlerden çevre kentlere taşınması kentleri sermaye dönüşüm araçları haline getirmiştir. Böylece kentler kentsel dönüşümler, soylulaştırma, yerinden etme gibi kavramlarla sınıfsal ayrımın merkezleri haline gelmişlerdir. Bu bağlamda batıdaki örneklerde Friedrich Engels, David Harvey, Anthony Giddens, Richard Florida gibi isimlerin, Türkiye'de ise Ruşen Keleş, İlhan Tekeli, Çağlar Keyder gibi literatüre önemli katkıda bulunan isimlerin çalışmalarından yararlanılarak eleştirel bir bakış açısı ile araştırmanın yürütülmesi hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanayileşme, kent, toplum, sınıf

DistopyaEndüstri devrimi sonrasıEndüstrileşme+5
Hasan Can Yağlı
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal bellek bağlamında bir hafıza mekânı olarak Gaziantep Panorama 25 Aralık Müzesi

Geçmişle gelecek arasında bir köprü görevi gören bellek, olayların gelecek kuşaklara aktarılması aşamasında anlam kazanmaktadır. Toplumsal bellek, bireysel hatırlamalar arasındaki köprüleri anlama, görme ve bunların çözümlenmesiyle ilgilidir. Toplumsal bellek, hatırlama ediminde bireyler arasındaki köprüyü birleştiren bir çerçeve çizmektedir. Modern toplumlar öncesinde kendiliğinden oluşan bir toplumsal bellek varken, bugün riteülsizleşmeden kaynaklı birbirine içkin bir bellek yıkımı ve bellek inşası vardır. Toplumsal bellek bağlamında hatırlama ve unutma edimi ile bellek yıkımı ve bellek inşası birbirine zıt gibi görünen ama aynı sonucu ifade eden kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla inşa edilebilen bir kavram olan toplumsal bellek ile toplumsal kimlik arasında da tek yönlü bir ilişki yoktur. Çünkü bellek kimliği inşa eder, kimlik de belleği inşa etmektedir. Bu inşa sürecinde de toplumlar artık bellek ortamları olmadığı için kendi bellek mekânlarını yaratırlar. Toplumsal belleğin dışsallaşmış haline de hafıza mekânları denilmektedir. Geçmişi bugünde yeniden inşa eden ve aktaran hafıza mekânlarından biri de müzelerdir. Çalışma alanı olarak seçilen Panorama 25 Aralık Müzesi kuruluşu, amacı, koleksiyonu, misyonu, üslubu açısından nasıl bir hafıza mekânına karşılık geldiği çalışmanın varmaya çalıştığı sonuç olmuştur. Ayrıca müzenin, Gaziantep kentinin sahip olduğu Gazi kimliğine ne derece katkı sağladığı ve toplumda nasıl karşılık bulduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda müzenin toplumda veya kentteki karşılığını ölçmek için nicel araştırma yönetmelerinden anket ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Anketten elde edilen bulgular frekans analizi ile tablo oluşturularak amacına uygun şekilde değerlendirilmiştir.

Bellek mekanlarıBenlik inşasıGaziantep+3
Ecem Tan
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmalat sanayinde dijital dönüşüm: Gaziantep örneği

İnsanlık tarihinde meydana gelen tüm teknolojik değişimler ve yaşanan tüm sanayi devrimleri toplum, ekonomi ve firmalar üzerinde mutlaka iz bırakmıştır. Artan dijitalleşme ile beraber firmalar, ulusal ve uluslararası piyasada var olabilmek için rekabet stratejilerinde değişikliğe gitmek zorundadırlar. Tüm bunlara ek olarak Endüstri 4.0 ile birlikte gelişen teknolojiler pazar performansı, rekabet stratejisi ve üretimde önemli etkiler sağlamaktadır. Bu araştırmada, Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 4 imalat sektörü (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, kimya, makine) Endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanımı, farkındalığı, kullanımında karşılaşılan problemler ve faydaların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yapıldığı Gaziantep şehrinde genellikle tekstil sektörüne bağlı olarak kimya ve makine sektörlerinin de geliştiği tespit edilmiştir. Teknolojik değişimle yaratılan devrim, ekonominin her kesiminde özellikle imalat sektöründe yeni üretim biçimlerinin ve araçlarının ortaya çıkmasıyla kendini göstermektedir. Bu teknolojik değişimin izlerini özellikle emek-yoğun sanayinin yoğunlaştığı bir üretim alanında görmek amacıyla bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmış ve Gaziantep'te faaliyet gösteren 4 imalat sektöründen (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, makine, kimya) yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde Gaziantep imalat sanayisinde tıbbi cihazların imalatı haricinde ciddi manada Endüstri 4.0 teknolojileri kullanımı ile ilgili eksiklikler görülmektedir. Başta finansman ile ilgili problemlerle birlikte birçok problem dijital teknolojilerin kullanımına engel olmaktadır.

Bilgisayar destekli otomasyonEkonomik coğrafyaEndüstri 4.0+6
Ozan Sezen
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konut piyasasının ekonomi politiği: Gaziantep vakası

Bu tez çalışması kapitalist üretim biçiminin egemen olduğu toplumlarda konut piyasasının işleyişini ve onun sermaye birikim süreçleriyle ilişkisini anlamaya çalışmak için yapılmıştır. Bu alandaki toplumsal, ekonomik ve politik güç ilişkileri ekonomi politik içerisindeki değer ve rant teorileri gibi temel tartışma alanları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tezin örneklemi sanayileşen ve göç alan bir şehir olan Gaziantep'te faaliyet gösteren inşaat firmaları, meslek kuruluşları ve büyükşehir belediyesi oluşturmaktadır. Yapılan görüşmeler aracılığıyla şehirdeki arsa ve konut piyasasını etkileyen dinamikler, rantı ortaya çıkaran faktörler, sanayi ve inşaat sektörleri arasındaki etkileşim gibi hususlar tahlil edilmeye çalışılmıştır. Söz konusu faillerin konut piyasasında bulunma saikleri, bu piyasanın üretim, finansman ve satış gibi aşamalardan oluşan işleyiş mekanizmasını görüşmeler vasıtasıyla anlamak, bunların ortaya çıkardığı kâr ve ranta dayalı güç ilişkilerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada temel bir ihtiyaç olduğu aşikâr olan konutun fiyat oluşumlarını etkileyen ekonomi politik faktörler Gaziantep gibi nüfusu 2 milyonu aşan, sanayi ve ticari sermaye birikiminin belirli bir gelişkinliğe ulaştığı bir şehir örneği üzerinden tahlil edilmeye çalışılmıştır.

Arazi rantıGaziantepKentsel konut+5
Hasan Küçük
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İskân ve kentlileşme: Kilis Tibil evleri

1983 yılında güvenlikli alan oluşturma ve gümrüğün genişletilmesi kararıyla birlikte tam Türkiye-Suriye sınır hattında bulunan Tibil köyünün boşaltılmasına karar verilmiştir. Köy halkı zorunlu göç sonucunda Kilis kentinin merkezinde iskâna tabi tutularak Tibil Evleri olarak inşa edilen mahalleye yerleşmişlerdir. Bu araştırma iskân öncesi sınırda bir köy olan Tibil halkının yaşamlarını, iskân kararıyla birlikte yaşadıkları zorunlu göç deneyimini ve sonrasında kente yerleşmeleriyle birlikte kentle uyum süreçlerini, yerli halkla bütünleşme sürecinde yaşadıkları mekânsal, sosyo-kültürel ve politik engelleri inceleyecektir. İzlenen iskân siyasetinin eksik kalan yönlerine vurgu yapılarak işsiz kalan, göreli yoksulluk çeken ve kendilerini dışlanmış hisseden mahallelinin sosyo-psikolojik sorunlarına yer verilecektir. Çalışmanın amacı 2510 sayılı iskân yasasına bağlı olarak taşınan Tibil halkının kırsaldan kente göç deneyimleri örneği üzerinden, kentsel politikaların kent yaşamına etkisini incelemektir. Bu bağlamda Tibil köyünde doğup, iskâna tabi tutulup ve hala Tibil Mahallesinde ikamet etmekte olan, 16 görüşmeciyle nitel araştırma yöntemlerinden olan derinlemesine mülakat yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucundan iskân faaliyetlerinin uygulamada yetersiz kalmasından dolayı halkın yoksulluk ve dışlanmaya maruz kalmakla birlikte kentle uyum sürecinde de sıkıntılar çektikleri tespit edilmiştir.

Kent sosyolojisiKilisYerel siyaset+2
Nevra İrem Gülcü
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2020
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belemedik Tabiat Parkı ve çevresinin kültürel peyzaj çerçevesinde değerlendirilmesi

Günümüzde peyzaj tanımı içerisinde ayrışan "kültürel peyzaj" hem kültürel hem de doğal mirasın aynı alanda belirli bir tarihi süreç içerisinde etkileşmesiyle oluşan bir kavramdır. Dünyada 20. yüzyılda akademik bir terim olarak kabul edilen "kültürel peyzaj" Türkiye'de ağırlıkla son yirmi yıldır tartışılmaktadır. Kültürel peyzaj çalışmalarının yapılması bu değerlerin geleceğe aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışma kapsamında kültürel peyzaj olarak önem arz ettiği düşünülen, Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce korunan alan olarak ilan edilmiş, Adana-Pozantı Belemedik Tabiat Parkı ve çevresi ele alınmıştır. Alan içerisinde farklı noktalarda, yapımına 1903 yılında başlanmış Berlin-Bağdat demiryolu yapım sürecinde Alman yüklenici firma tarafından inşa edilmiş ve bugün metruk durumda olan yapılarla birlikte tüneller, Alman Mezarlığı, Varda Viyadüğü, Hacıkırı Gar Yapısı ve şu an kullanımda olmayan Belemedik gar yapısı bulunmaktadır. Ayrıca Berlin-Bağdat Demiryolu projesi için bölgeye getirilen tahtacılar günümüze kadar özgün kültürlerini devam ettirmektedir. Çalışmanın amacı doğal ve somut-somut olmayan kültürel miras öğelerinin kültürel peyzaj çerçevesinde bütüncül olarak ele alınmasıdır. Çalışma tarihi fotoğraflar, geçmiş yıllara ait hava fotoğrafları ve arşiv belgeleri irdelenerek anket çalışması, paydaş mülakatları ve GZFT analizi ile değerlendirilmiş sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: kültürel peyzaj, tabiat parkları, demiryolu mirası, alan koruma, Belemedik

Adana-Kuşcular-BelemedikBelemedik Tabiat ParkıKültürel peyzaj+1
Eda Baçnak
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentlerin iklim adaleti sınavı: Adana örneği

Günümüzün endişe veren en büyük problemlerinden biri olan küresel iklim değişikliğinin şehirlerde farklı insan profillerini farklı biçimlerde etkilemesi, kentsel iklim adaletsizliği oluşturmaktadır. İklim adaletsizliğinin kentsel ölçekte ortaya çıkardığı eşitsizlikleri çözmede yerel yönetimler devreye girmektedir. Şimdiye dek herkes için görünür olmayan iklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları, etkilerini şiddetlendirdikçe daha fazla insanın dikkatini çekerken gündelik hayatın sorunlarında üst sıralara yükselmiştir. Bu sebeple başta Adana Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm yerel yönetimlerin iklim değişikliği eylem planı hazırlayıp bir an önce uygulamaya geçmesi elzem nitelik taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Adana'da yaşayan 501 katılımcıya yöneltilen anket soruları ve yapılan derin literatür araştırması ile küresel iklim değişikliğinin Adana'daki etkilerini belirlemek, kent sakinlerinin iklim değişikliği hakkında farkındalık düzeyini ölçmek, Adana'nın kentsel iklim adaletinde payına düşeni alıp almadığını tespit etmek ve Adana'da oluşturulması beklenen iklim değişikliği eylem planı için iklim değişikliği uyum politikası önerileri geliştirilerek büyükşehir belediyesine kolaylık sağlamak ve literatüre katkı sağlamaktır. Yaptığımız anket çalışması sonucunda, katılımcıların %89,62'si insan faaliyetlerinin küresel ısınma üzerinde önemli bir etkisi olduğunu düşünmektedir. Bölge halkının %70,2'si küresel problemlerin sıralanmasında kuraklığı ilk sıraya taşırken, %75,0'i küresel ısınma ve iklim değişikliğini üçüncü en büyük küresel sorun olarak görmektedir. Kent sakinlerinin %63,3'ü Adana'da iklim değişikliğinin etkilerinin yüksek olduğunun, %95,4'ü en çok tarım sektörünün etkilendiğinin farkındadır. Katılımcıların %66,66'sı iklim değişikliğinin en temel sebebinin fosil yakıtlara dayalı elektrik üretimi olduğunu ve %37,3'ü Adana'daki en büyük çevre sorununun hava kirliliği olduğunu bilmektedir. İklim değişikliği ile mücadelede katılımcıların %69,1'i bilinçlendirmenin önemli olduğunu düşünmektedir. Yaptığımız anket çalışması neticesinde, Adana'da yerel halkın iklim değişikliği ile ilgili farkındalık seviyesinin tahmin edilenden fazla olduğu görülmektedir.

AdanaBelediyelerEylem planı+6
Maide Demirbaş
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel-bölgesel kalkınma ve yönetişim: Güney Adana kalkınma programı örneği

Kalkınma, başta sosyal ve ekonomik yönleri olmak üzere çok yönlü bir kavramdır. Tarih çizgisinde daha ziyade iktisadi bir terim olarak kullanılan kalkınma, nitelik ve nicelik olarak olumlu gelişmelerin bütünü ve büyüme ile sermaye birikiminin karşılığı olarak anlamlandırılmıştır. Devletlerin yerel ve bölgesel kalkınmanın sağlanması için merkezi yetkilerinden vazgeçmeye başlaması, yerelden ulus-üstü birliklere varıncaya kadar yeni bir yönetim anlayışının doğmasını da beraberinde getirmiştir. 1980'lerden itibaren adı konulmaya başlanan yönetişim; çok yönlü, çok aktörlü, devletle birlikte özel sektör ve sivil toplumun da yönetim masasında yer bulduğu, şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir süreçler bütünüdür. Güney Adana Kalkınma Programı da kalkınma ve yönetişim ilkelerini aynı potada eritme iddiasıyla Mart 2017'de başlatılan bir yerel kalkınma programıdır. Bu çalışmanın amacı Güney Adana Kalkınma Programı'nın kurgusunu, ilkelerini, dinamiklerini, eylem planını, saha uygulamalarını, yerel kalkınma ve yönetişim esasları çerçevesinde ele alarak yönetişim modelini tüm yönleriyle ortaya koymaktır. Programın paydaşları arasındaki ağ ve ortaklık ilişkileri ile paydaşlık hukukunun ne şekilde oluştuğunu, bu paydaşlığın sahaya yansımalarını ve program dâhilinde ne gibi çalışmaların yapıldığını göstermektir. Çalışma ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan ve kamuoyunda İzmir Modeli olarak bilinen İzmir İçin Demokratik Bir Belediyecilik Modeli Önerisi Projesi ile Güney Adana Kalkınma Programı'nı kalkınma ve yönetişim unsurları üzerinden karşılaştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Yerel Kalkınma, Bölgesel Kalkınma, Yönetişim, Adana, Güney Adana Kalkınma Programı.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaSürdürülebilir kalkınma+4
Güngör Selçuk
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ilinin tarımsal atık kaynaklı biyokütle potansiyelinin araştırılması

Fosil yakıtların küresel iklim krizinin en önemli sebebi olarak görülmesi ve mevcut rezervlerinin hızla tükeniyor olması Dünya'yı yeni enerji arayışlarına mecbur kılmaktadır. Dünya'nın en büyük sorunlarından biri haline gelen enerji ihtiyacı, fosil yakıtlardan uzaklaşıp yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekle çözülecektir. Çukurova Bölgesi yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji potansiyeli açısından oldukça zengin bir bölgedir. Bu çalışmada, Adana'da tarımla uğraşan katılımcılara yöneltilen anket soruları ile; bölgede yetiştirilen tarımsal ürün türleri ve açığa çıkan tarımsal atıklar ile ilgili tespitlerde bulunulmuş, anız yangınları konusunda farkındalık ve bilgi düzeyleri ölçülmüştür. Adana'nın tarımsal atık kaynaklı biyokütle potansiyelinin yaklaşık olarak tespit edilmesi ve Adana'da yapılabilecek olası bir biyokütle tesisi için öneriler geliştirerek literatüre katkı sağlanmıştır. Biyokütle Enerji Potansiyeli Atlası'ndan alınan istatistiki verilere göre biyokütle enerji eşdeğeri en fazla olan kaynak tarımsal kaynaklı atıklar olmuştur. Bu kapsamda Adana ilinin yoğun tarım yapılan Ceyhan, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Sarıçam, Seyhan, Yumurtalık ve Yüreğir ilçelerinde, 205 çiftçi ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Yaptığımız anket çalışması sonucunda, ilçelerde yetiştirilen ürünler sırasıyla %36,1 buğday, %21,5 arpa, %9,5 mısır, %7,5 soya, %7,3 ayçiçeği, %6,3 pamuk, %6,1 şeker pancarı, %2,0 patates, %1,2 fiğ, %1,2 biber, %0,8 narenciye ve %0,4 zeytin olarak tespit edilmiştir. Yetiştirilen bu ürünlerin ekili alan miktarları kullanılarak biyokütle enerji eşdeğer hesaplamaları yapılmıştır. En fazla enerjinin elde edildiği bitkisel ürünler sırasıyla buğday, mısır, narenciye, ayçiçeği, pamuk, soya, zeytin, patates, arpa, biber, fiğ, şeker pancarı şeklinde bulunmuştur. Bölgenin önemli çevre sorunlarından biri olan anız yangınları konusunda ise farkındalık seviyesinin tahmin edilenin üzerinde olduğu görülmüştür. ''Anız yakılmalı mı?'' sorusuna %84,4 oranında hayır yanıtı alınmıştır ve %88,3'lük bir kesim anız yakma işlemini zararlı görmektedir. Çiftçilerin %55,1'lik kesimi, alternatif bir yöntem olan biyokütle enerjisi konusunda bilgileri olmadığını beyan etmişlerdir. Tarımsal atıkların işlenebilmesi halinde, katılımcıların %46,8'lik kesimi bu atıkları bekletebileceklerini belirtmişlerdir. Bu bilgiler doğrultusunda ilgili Bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversiteler ve ilgili derneklerin iş birliği yaparak çiftçilere yönelik farkındalık faaliyetleri sayesinde bu oranın artabileceği öngörülmüştür.

AdanaAtıklarBiyokütle+6
Elif Asena Tanrıverdi
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli ailelerin bakış açısından çocuklarının entegrasyonu sürecinde okul öncesi eğitimin rolü: İskenderun örneği

Bu çalışmada İskenderun'da yaşayan Suriyeli ailelerin çocuklarının topluma entegrasyon sürecindeki okul öncesi eğitimin etkisi araştırılmıştır. Araştırma konusu 'Suriyeli Ailelerin Bakış Açısından Çocuklarının Entegrasyonu Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Rolü: İskenderun Örneği şeklinde belirlenmiştir. Göç ve sonrasında karşılaşılan entegrasyon sürecinde okul öncesi eğitimin rolünü incelemek için alt başlıklar halinde detaylı alan yazın taramasına başvurulmuştur. Kavramsal olarak göç ve çeşitlerine, göç ve hukuki statüsüne, zorunlu yapılan göçlerin doğurduğu sonuçlara, göç sonrası eğitim süreçlerine, okul öncesi dönemde karşılaşılan problem davranışlara, Suriyeli çocukların okul öncesi eğitime uyum sürecine, eğitim engellerine, Suriyeli öğrencilerin devlet okullarındaki öğrenci sayılarına detaylı olarak değinilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Hatay İskenderun ilçesinde bulunan devlete bağlı ilkokul anasınıflarında ve anaokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. 10 farklı okuldan toplamda 30 veli katılımı ile nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın verileri araştırma sorusu ışığında hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Bu kapsamda; öncelikle Suriyeli ailelerin bakış açısından çocuklarının okul öncesi eğitim aracılığıyla entegrasyon süreci araştırılmıştır. Okul öncesinde ve okula başladıktan sonra ne tür değişimler yaşandığı, dil problemi karşısında okulun rolü, yeni kültürel yapıya alışma ve topluma uyum sağlamada okul öncesi eğitimin önemi aileler tarafından yorumlanmıştır. Araştırma sonunda literatür taraması ve Suriyeli ailelerin bakış açısıyla elde edilen bulgularda; çocukların entegrasyonunda okul öncesi eğitimin olumlu yönde katkıları olduğu saptanmıştır. Suriyeli aileler görüşmeler sırasında; entegrasyonu zorlaştıran ve en sık karşılaşılan sorunun dil bilmemek olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan Suriyeli aileler, okul öncesi eğitimin çocuklarının kısa zamanda Türkçeyi öğrenmesine olumlu katkıları olduğunu ifade etmişlerdir. Bu noktada katılımcılar; okul öncesi eğitim sürecinde Türkçe öğrenen çocuktan anne babaların da bazı kelimeleri öğrendiklerini belirtmişlerdir. Okulda öğretmenle ya da sosyal hayatlarında Türk vatandaşlarıyla iletişim kurarken Türkçeyi öğrenen okul öncesi çağı çocuklarından yardım aldıklarını da yapılan görüşmeler kapsamında aktarmışlardır. Sonuç olarak; tezde okul öncesi eğitimin çocuğun entegrasyon sürecindeki rolü araştırılmıştır. Bu sürecin çocukların topluma entegrasyonuna olumlu katkı sağladığını ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Suriyeli öğrenciler, entegrasyon, okul öncesi eğitimin önemi

BütünleşmeGöçlerHatay-İskenderun+7
Fatma Demirel
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel yaşam ve mimari çevre bağlamında kadına şiddet olgusu üzerine bir araştırma: Adana örneği

Bu çalışmanın amacı, şiddet mağduru kadınların hangi kentsel koşullarda ve mimari çevrede yaşadıkları ve hangi şiddet türlerine maruz kaldıklarını incelemek ve nedenleriyle ortaya koymaktır. Bu kapsamda Adana ilinde bulunan Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliklerine gelerek yaşadıkları şiddetten dolayı şikayetçi olan 100 kadın üzerinde bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Adana'nın hemen hemen her ilçesinde bulunan bu bürolara gelerek müracaat eden kadınlara anket uygulaması yapılmış ve farklı kentsel yaşam koşulları ortaya konulmuştur. Sonuç olarak her ne kadar kadınlar farklı yaşam koşulları içerisinde bulunsa da şiddetin her türlüsüne maruz kalmışlardır. Şiddete maruz kalan kadınların büyük bir çoğunluğu yaşadıkları çevreyi değiştirmek istemektedir. Bundan dolayı kentsel dönüşüm gibi çalışmalar ile kentsel yaşam olanaklarının artırılması ve mimari çevrenin iyileştirilmesi gerekliliğine ulaşılmıştır. Ayrıca son yıllarda Türkiye'de tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun ile kadına karşı şiddet engellenmeye çalışılsa da şiddet mağduru kadınların adli makamlara ve emniyet güçlerine olan güveninin çok az düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı şiddettin engellenmesi için, devletin yükümlülükleri artmalı ve bu yönde çalışmalar yapan kuruluşlar desteklenmelidir.

AdanaKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Şenol Dikencik
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal yardımların şehirli ev kadınlarının siyasal tercihleri üzerindeki etkisi: Adana örneği

Bu araştırmanın amacı sosyal yardımların Adana ilinde ikamet eden ev kadınlarının oy verme davranışları üzerindeki etkisini tespit etmeye yöneliktir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma evrenini sosyal yardımlardan yararlanan ve yararlanmayan şehirli ev kadınları oluşturmaktadır. Çalışma grubu ise Adana ili, Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde ikamet eden, sosyal yardımlardan faydalanan 15 kadın ve sosyal yardımlardan faydalanmayan 15 kadının katılımından oluşmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu ve derinlemesine görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcılara yöneltilen 'Sosyal yardımların oy verme davranışınız üzerindeki etkisi nedir ?' sorusundan elde edilen veriler, sosyal yardımlardan faydalanan ve faydalanmayan katılımcılar için ayrı değerlendirilmiştir. 30 şehirli ev kadını ile yapılan görüşmeler neticesinde mevcut sosyal yardım sisteminin kapsamı, amacı, yeterliliği, uygulanışı ve dağıtımındaki adalete ilişkin olumsuz deneyimlerine de bağlı olarak tek başına sosyal yardımların katılımcıların oy verme davranışlarını değiştirmede önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür.

Didem Şahbaz
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erasmus+ kapsamında Kahramanmaraş'ta eğitim alanında yürütülen Avrupa Birliği projelerinin dönemsel öncelik temaları bakımından incelemesi

AB'nin üye ve aday ülkelerde kültürel norm ve benzerlik oluşturmak amacıyla oluşturduğu, eğitim alanındaki sorun ve eşitsizliklerin, AB hibeleriyle desteklenmesini sağlayan, AB eğitim programları Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programlarıdır. Bu çalışmanın temel konusu Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı, Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı projelerinin, AB'nin beklediği reformlarla güncel eğitim stratejilerine uyum sağlayabilmek adına, programların yapısına en doğru içerik, tema ve faaliyetlerle yürütülüp yürütülmediğinin tespitinin yapılması ve projelerin gereken standartlara ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesidir. Bu çalışmada Kahramanmaraş'ta bulunan kurumların, 2014-2020 ve 2021-2027 AB eğitim programları uygulama dönemlerinde katılım sağladığı projeler çeşitli açılardan taşımaları gereken özellik ve temalar gibi yönlerle değerlendirilerek, proje standartlarına uygun yapıyı taşıyıp taşımadıkları eldeki verilerin tablolaştırılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında AB'nin eğitim stratejileri, AB'nin güncel eğitim politikası oluşturma çalışmalarıyla birlikte belirlenerek, AB eğitim programlarının taşıdığı özelliklerde belirlenmiştir. AB'ye üyelik süreci devam eden Türkiye'nin programlara katılım anlaşmaları yapması nedeniyle, Türkiye'nin, AB eğitim politikalarına entegrasyon sürecinde gerçekleştirdiği reformlar ve AB'nin eğitim alanındaki güncel Türkiye ülke raporu da araştırmada incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırmalarda kullanılan, doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Araştırma için gerekli dokümanlar toplandıktan sonra, dokümanların özgünlük incelemesi yapılmış, elde edilen veriler sınıflandırılarak, tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Tezin teorik bilgileri içeren kısmında, ulaşılan dokümanlarla gerekli çerçeve oluşturulduktan sonra, AB eğitim programlarına Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı projeler sınıflandırılarak, Erasmus+ programlarının taşımaları gereken bazı öncelik temaları ve özelliklerine göre ayrımları yapılarak, tablolaştırılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar yorumlanmıştır. Oluşturulan tablolardan elde edilen verilere göre, 2014-2020 Erasmus+ program döneminin 2021-2027 program dönemine göre daha fazla çeşitlilik ve kapsayıcılık içerdiği gözlemlenirken, projelerde dönemsel bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Genel anlamda projelerin AB'nin belirlediği standart çerçeve, tema ve faaliyetlerle uyumlu oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak AB'nin eğitim programlarına Kahramanmaraş'ın katılım sağladığı projelerin geniş bir analizi yapılmıştır. Kahramanmaraş'ın gelecek dönemlerde gerçekleştireceği Erasmus+ projelerine yol göstermesi amacıyla, incelenen dönemlerde eksik kalan yönler tespit edilerek, gerçekleştirilecek yeni projelerde eksikliklerin giderilmesine kaynak oluşturabilecek veriler üretilmiştir.

Perihan Acıpayam
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6 Şubat depremi sonrası toplumsal deneyimler ve kırılganlık: Osmaniye örneği

Bu çalışma, Türkiye yüzyılının en büyük felaketi olan 6 Şubat depreminin Osmaniye'de yaşayan vatandaşlar üzerindeki etkilerini ve bu etkiler sonucunda depremzedelerin hayatlarını nasıl sürdürdüklerine dair yarı yapılandırılmış görüşmeleri içermektedir. Araştırma, meydana gelen doğal afetlerin özellikle zelzelelerin geride bıraktığı maddi ve manevi tahribatların onarılması, bundan sonra ortaya çıkabilme ihtimali olan afetlere gerçek hayattan örnekler sunarak gerekli önlemlerin alınmasını amaçlamaktadır. Türkiye, bulunduğu konum nedeniyle sürekli afetlere maruz kalan bir ülkedir. Depremler bu afetler arasında en çok meydana gelen felaket türüdür. 1900' lü yıllardan bu yana orta ve yüksek şiddetli birçok zelzele ortaya çıkmıştır. Bu depremlerden en şiddetlisi şüphesiz 6 Şubat 2023 depremidir. Toplumsal hayatı neredeyse durma noktasına getiren bu deprem canlıların hayatında sosyal, ekonomik ve fiziksel anlamda yıkıma yol açmıştır. Kısa süre aralığında, yüksek şiddette ve uzun süren depremler sonrası ortaya çıkan tahribatın iyileştirilmesi her afet sonrası olduğu gibi kolay olmayacaktır. Veriler, bu felaketten her yaş grubunun farklı yönlerden etkilendiğini açığa çıkarmıştır. Özellikle küçük yaşta çocukların psikolojisinde derin etkiler bırakan bu deprem, üzerinden ne kadar zaman geçse de hafızalardan silinemeyecektir. Literatürde kırılgan grup olarak nitelendirilen(kadınlar ve engelli bireyler gibi) ve hâlihazırda savunmasız durumda olan bireylerin kırılganlığı afetler sonrası daha görünür hale gelmektedir. Afetlere hazırlık aşamasında üretilen politikaların her kesime hitap edebilmesi oldukça önemlidir. Gerekli planlamaların yapılması ve hayata geçirilebilmesi sonrası afetlere karşı dirençli toplumların oluşabilmesine olanak sağlamaktadır. Neticede "küçük kıyamet" olarak nitelendirilen bu felaket doğanın, insanların, hayvanların ve hatta bitkilerin günlük hayat rutinlerini zedelemiştir. Araştırmanın sonuçları, meydana gelen ve daha sonrasında meydana gelme ihtimali olan afetlere gerekli tedbir ve önlemlerin alınması, ilgili kurumların üzerine düşen görevi yerine getirmesini hedefleyen kanunların hayata geçirilmesini teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: afet, afet yönetimi, 6 Şubat depremi, kırılganlık, sosyal farkındalık.

Zühal Tangüner
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem sonrası Antakya: Afet yönetimi ve göç üzerine yerel deneyimler

Doğal afetler, özellikle depremler, toplumsal yapıları ve mekânsal dinamikleri derinden etkileyen krizlerdir. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli ve 20 Şubat 2023 tarihinde Hatay merkezli depremler, Antakya'nın fiziksel, ekonomik ve kültürel yapısında radikal değişimlere neden olmuştur. Bu çalışma, depremler sonrası Antakya'da gerçekleşen afet sonrası afet yönetimi süreçlerini ve yaşanan zorunlu göç hareketlerini ele alarak bireylerin deneyimlerini sosyolojik bir perspektiften analiz etmektedir. Araştırma kapsamında, Antakya'da depremi yaşamış 20 kişiyle yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, üç farklı konteyner kentte ve Antakya'nın çeşitli semtlerinde yapılmıştır. Katılımcılar, deprem sonrası göç edenler ve kentte kalmaya devam eden bireyler arasından seçilmiştir. Afet yönetiminin etkinliği, göç kararlarını etkileyen faktörler, toplumsal entegrasyon, sosyal bağların dönüşümü, geleneklerin sürdürülmesi, ekonomik dayanıklılık ve inşa süreçleri üzerine detaylı bilgiler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, afete hazırlık ve müdahalede katılımcı ve kapsamlı çalışmaların önemini ve afet sonrası göçün bireylerin kimlik, aidiyetlerini yeniden şekillendiren çok boyutlu bir olgu olduğunu göstermektedir. Çalışma, Antakya'nın çokkültürlü yapısının deprem sonrası nasıl değiştiğini, kültürel mirasın göçle birlikte nasıl etkilendiğini, sosyal hayat üzerindeki değişimleri, ekonomik yaşamdaki bozulmaları tartışmaktadır. Ayrıca, yaşanan afetin ve sonrasındaki göç hareketlerinin toplumsal dayanıklılık, mekânsal dönüşüm üzerindeki etkileri ele alınarak, yerel yönetimler ve politika yapıcılar için öneriler sunulmaktadır.

Semra Kara
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana'da hava kirliliğinin halk üzerindeki etkilerifarkındalık ve bilinç düzeyinin değerlendirilmesi

Tüm dünyada, dolayısıyla Türkiye'de de çevresel faktörler nedeniyle hava kalitesinde meydana gelen hızlı bozulmalar, yalnızca insan yaşamını ve sağlığını olumsuz etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda toprağa, ekinlere, ormanlara, göllere ve nehirlere de zarar vermektedir. Türkiye'de artan nüfus, yoğunlaşan kentleşme, ulaşım ve sanayileşme, hava kirliliği düzeylerinin giderek yükselmesine neden olmakta; sanayileşmenin artışıyla birlikte kırsal alanlardan kente göç de emisyonların artmasına katkıda bulunarak, hava kirliliğini hem ülke genelinde hem de özellikle Adana bölgesinde ciddi bir sağlık sorunu haline getirmiştir Bu doğrultuda, Adana ilinde hava kirliliğine ilişkin halkın farkındalık ve bilinç düzeylerini belirlemek amacıyla, 402 kişiye 35 soruluk yüz yüze anket uygulanmış, katılımcıların hava kirliliğinin algısı, kaynakları, etkileri ve buna yönelik bireysel tutumları değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş; bulgular, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun Adana'daki hava kirliliğinin farkında olduğunu, ancak kişisel önlem alma konusunda yetersiz davrandıklarını ortaya koymuştur. Anket sonuçlarına göre, katılımcıların %77'si hava kirliliğinin insan kaynaklı olduğuna inanırken, %68'i kirliliğin sağlık üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu belirtmiş; en sık bildirilen sağlık sorunları arasında nefes darlığı, göz rahatsızlıkları ve baş ağrısı yer almıştır. Mevsimsel analizlerde, hava kirliliğinin kış aylarında ve akşam saatlerinde daha yoğun hissedildiği, özellikle Seyhan ilçesinin en çok etkilenen bölge olduğu belirlenmiştir. Bireysel önlemler açısından, katılımcılar hava kirliliğinin kaynakları konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen, düzenli hava kalitesi ölçümleri için maddi katkıda bulunma veya korunma amacıyla maske kullanma konusunda isteksizlik göstermiş; ayrıca, ev seçimi sırasında hava kalitesinin göz ardı edilerek kira ve mülk fiyatının öncelikli kriter olarak belirlendiği gözlemlenmiştir. Ulaşım tercihlerine ilişkin bulgular ise, otobüs ve özel araç kullanımının yaygın olduğunu; otoyolların ulaşım kolaylığı sağlamakla birlikte, gürültü ve hava kirliliğini artırdığı şeklinde yorumlanmıştır. Bu çalışma, Adana'daki hava kirliliğine yönelik farkındalık ve bireysel tutumların belirlenmesi açısından önemli veriler sunmakta; elde edilen bulgular, çevresel duyarlılığın artırılması ve etkin politika stratejilerinin geliştirilmesi için temel oluşturacak niteliktedir.

Hava kirliliği
Esra Turhan
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00