
1.105
Arşivlenen Tez
6
DOI Atanmış
1%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Gaziantep'te ön lisans düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin kariyer planlamaları ve turizm sektörüne ilişkin algılarının değerlendirilmesi
Turizm endüstrisinde yaşanan hızlı gelişim ve değişimle birlikte önemli istihdam olanaklarının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu doğrultuda turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu kalifiye iş gücünün eğitimli olması gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir. Türkiye'de turizm sektörünün ara eleman ihtiyacını karşılayan Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerin, turizm sektörüne ilişkin görüşleri ile kariyer planlamaları hem kendileri hem de sektör açısından önem arz etmektedir. Yapılan bu araştırmanın temel amacını, Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda turizm eğitimi alan ön lisans öğrencilerinin kariyer planlarını yaparken hangi unsurlara dikkat ettikleri ile turizm sektörüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Bununla birlikte, öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışmak istedikleri işletmeden beklentilerini ve turizm sektörüne ilişkin görüşlerini belirleyerek bu görüşlerin demografik ve tanıtıcı özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının analiz edilmesi bu araştırmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için 01.05.2017-19.05.2017 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda eğitim gören 165 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin sektöre ilişkin görüşlerini değerlendirmek üzere hazırlanan sorular, "iş sağlığı ve güvenliği, performans nitelikleri, eğitim, sektörün niteliği, sektörün itibarı, sektörde çalışma koşulları, ücret, sosyal haklar ve sektörün iş zorluğu" olmak üzere 9 boyuttan oluşmaktadır. Öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışmak istedikleri işletmeden beklentilerine yönelik hazırlanan sorular ise, "iş yerinin kurumsallığı, ücret ve sosyal haklar, işin manevi tatmini, çalışma koşulları ve etkili motivasyon" olmak üzere 5 boyut altında sınıflandırılmıştır. Yapılan bu araştırma sonucunda, öğrencilerin mezuniyet sonrası kariyer planlamalarında, çalışacakları işletmedeki manevi tatmine önem verdikleri ve öğrencilerin sektöre ilişkin görüşlerinde sektörün çalışma koşullarına dikkat ettikleri tespit edilmiştir. Bununla beraber, öğrencilerin sosyal haklar ve ücret konularını yetersiz buldukları, öğrencilerin büyük bir bölümünün daha önce turizm sektöründe hiç çalışmadığı, çalışan öğrencilerin ise yiyecek-içecek işletmeleri ile otel işletmelerinde çalıştıkları, öğrenciler turizm okulunda eğitim görmeyi kendileri seçmiş olmalarına rağmen, imkân olması durumunda turizm dışında bir okulda eğitim görmeyi istedikleri ve öğrencilerin yarısından fazlasının turizm sektöründeki kariyer olanakları hakkında kısmen bilgi sahibi olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, öğrencilerin büyük çoğunluğu mezun olduktan hemen sonra ve mezun olduktan 10 yıl sonra kendi iş yerini kurmak istedikleri araştırmadan elde edilen bir sonuçtur.
Yiyecek-içecek işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesi: Gaziantep şehrinde bir araştırma
Küresel alanda faaliyet gösteren, mal ve hizmet üreten, çeşitli işletmelerde uygulamaya konulan yenilikçi teknolojiler; bu işletmelerde çalışanların hayatında değişimler oluşturduğu gibi geçtiğimiz çeyrek asırlık zaman dilimine kadar, tüm toplumları etkisi altına almıştır. Gün içerisinde çalışma zamanı dışında kalan boş zamanını etkin bir şekilde nasıl kullanabileceği konusunda da bilinçlenen tüketiciler ise temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra geride kalan harcanabilir gelirleri üzerinde daha farklı tasarruflar sağlamaya başlamıştır. Diğer taraftan turizm sektörünün çeşitli dallarında olduğu gibi yiyecek-içecek sektöründe de tüketiciler gerek yakın aile bireyleri gerekse arkadaşları ile birlikte yiyecek-içecek işletmelerinden faydalanmayı bir sosyalleşme aracı olarak görmeye başlamıştır. Önceki yıllarda sadece lüks, gösteriş ve zarafet kavramı ışığında varlıklı insanların gerçekleştirdiği dışarıda yemek yeme, günümüzde toplumun geniş kesimlerine kadar nüfuz ederek; dinlenme, eğlenme, stres atma ve sosyalleşme amacıyla gerçekleştirilen bir boş zaman değerlendirme etkinliği haline gelmiştir. Elbette bu durum sonucunda yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin sayı ve niteliklerinde büyük artışlar olmuş ve aralarında da yoğun bir rekabet başlamıştır. İşletmeler arasındaki bu rekabetin olumlu bir getirisi olarak sunduğu hizmet ile rakiplerinden farklılaşmaya çalışan ve bu sayede müşteri memnuniyetini sağlamayı amaçlayan işletmeler için kendilerini tercih eden müşterilerin değerlendirmeleri büyük önem arz eder hale gelmiştir. Özellikle günümüzde sosyal medya üzerindeki pek çok kanalda, müşterisi oldukları yiyecek-içecek işletmelerini farklı noktalardan değerlendiren tüketicilerin sayısının giderek artması da bu kavramın önemini giderek artırmaktadır. Bu araştırmanın amacı; Gaziantep şehrinde faaliyet gösteren yiyecek-içecek işletmelerinde tüketiciler tarafından algılanan hizmet kalitesinin ölçülmesidir. Bu kapsamda araştırmada nicel araştırma yönteminden faydalanılmıştır. İlgili literatürden faydalanılarak geliştirilen anket formu, 2016 yılının Mayıs ve Haziran ayları ile 2017 yılının Nisan ve Mayıs ayları içerisinde Gaziantep şehrindeki yiyecek-içecek işletmelerini en az bir defa ziyaret eden 772 kişi üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, yiyecek-içecek işletmelerinde algılanan hizmet kalitesinin "Güvence ve Empati", "Fiziksel Özellikler" ve "Güvenilirlik ve Heveslilik" olmak üzere üç boyut ve bu boyutlara bağlı 29 önermeden oluştuğu tespit edilmiştir. Ayrıca müşterilerin Gaziantep şehrinde faaliyet gösteren yiyecek-içecek işletmelerindeki hizmet kalitesini "yüksek" düzeyde algıladığı sonucu ortaya konulmuştur. Yine bununla birlikte müşteriler tarafından en yüksek düzeyde algılanan hizmet kalitesi boyutunun "güvenilirlik ve heveslilik" boyutu olduğu tespit edilirken; en düşük düzeyde algılanan hizmet kalitesi boyutunun ise "fiziksel özellikler" boyutu olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular göz önüne alınarak Gaziantep şehrindeki yiyecek-içecek işletmelerinin sahiplerine ve yöneticilerine, işletmelerindeki hizmet kalitesini artırıcı çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yiyecek-İçecek İşletmesi, Hizmet Kalitesi Müşteri Memnuniyeti, Gaziantep
Türkiye'de helal konseptli otel işletmelerinde israfın değerlendirilmesi
Turizm endüstrisi dünyada ve Türkiye'de son derece hızlı gelişen sektörlerin başında gelmektedir. Birçok sektör de olduğu gibi turizm sektöründe de tüketici tercihlerinde farklılıklar yaşanmaktadır. Özellikle dini hassasiyeti olan Müslümanlar için helal mal, helal ürün ve helal hizmet süreçlerine giderek artan bir talep görülmektedir. Dünya üzerinde Müslümanların nüfusundaki artış, gelir ve eğitim seviyelerindeki yükseliş helal ürünlere ve hizmetlere olan talebin artmasına neden olmuştur. Artan bu talep karşısında İslami kurallara uygun ürün ve hizmet üreten turizm işletmeleri ortaya çıkmıştır. Turizm sektöründe faaliyette bulanan otel işletmeleri fonksiyonları gereği önemli miktarlarda yiyecek-içecek, enerji ve su gibi birçok ürünün israf olmasına sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda israf sorunu turizm sektöründe önemli bir konu haline gelmiştir. Bu araştırmanın genel amacı, helal konseptli otel işletmelerinin israfı önleme çalışmalarının neler olduğunun değerlendirilmesi ve helal konseptli otel çalışanlarının israfa yaklaşımlarının araştırılmasıdır. Ayrıca bu çalışmada Türkiye'de helal konsepti benimsemiş otel işletmelerinin konseptleri gereği israfı önlemek için yaptıkları çalışma ve yöntemlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada anket yönteminden yararlanılmıştır. Anket uygulaması 1 Ağustos 2017 – 25 Ekim Aralık 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Anketlerin büyük kısmı yüz yüze görüşme yoluyla, bir kısmı ise otel işletmelerine e-posta yoluyla gönderilip yöneticilerden yardım alınarak doldurulması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Uygulanan 953 anket formunun eksik ve hatalı bilgi taşıyanlar ayıklanmış ve 705'i analize tabi tutulmuştur. Anket verileri güvenilirlik analizi, açıklayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler kullanılarak değerlendirilmiştir. Ayrıca elde edilen veriler korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Yapılan faktör analizi sonucunda ortaya çıkan boyutlar ''İsrafı Önlemenin Amacı'', ''İsraf Önleme Farkındalığını Oluşturma Çalışmaları'' ve '' İsraf Önlemeye Yönelik Uygulamalar '' olmak üzere 3 faktörde toplanmıştır. Otel çalışanlarının genel ifade ortalamalası (x)=3,67 olarak tespit edilmiştir. Bu sonuç, helal konseptli otellerin israf önleme çalışmalarının genel olarak çalışanlar tarafından yüksek düzeyde algılandığına işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularından hareketle işletmelerde meydana gelen israf, otel işletmesinde bir maliyeti temsil etmektedir. Gıda alımı, işçilik, su, enerji, misafir hizmetleri ve atık yönetimi gibi unsurların maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır. Otel işletmeleri kendi bünyelerinde israfı azaltıcı yöntemler oluşturarak hem maddi hem de çevresel faydalar elde edebilirler. İsraf yöntemleri, işletmelerde uygun şekilde uyarlanıp uygulanır ise üretilen atık miktarının azalmasına yardımcı olacak elde bulunan kaynakların etkin ve verimli şekilde kullanılması sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Helal Turizm, Helal Konseptli Otel, İsraf, Turist, Tüketim
Seyahat acentalarında müşteri memnuniyetinin tekrar satın alma ve hizmeti başkalarına tavsiye etme davranışı üzerindeki etkisi: Hatay ilinde bir araştırma
İçinde bulunduğumuz yüzyıl pek çok alanda dünya çapında gelişmelerin ortaya çıktığı ve insana verilen değerin hızla arttığı bir dönemdir. Son yıllarda işletmeler öncelikle kâr elde etmek amacıyla sahip olduğu müşterilere hizmet etmek şeklinde ifade etmektedir. İnsanların son yıllarda aşina olduğu kavramlardan bir tanesi de "hizmet" kavramıdır. Son yıllarda ekonomide yapılan klasik imalat, ticaret ve hizmet biçimindeki üçlü ayrım yerine, her sektör kendini bir hizmet ve üretim örgütü olarak konumlandırmayı seçmektedir. Hizmet sektörünü oluşturan faaliyetler arasında yer alan turizm sektörü, 21. yüzyılda telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri ile birlikte küresel ekonomide en hızlı büyüyen sektör hâline gelmiştir. Bu araştırmada seyahat acentalarında müşteri memnuniyetinin tekrar satın alma ve hizmeti başkalarına tavsiye etme davranışları üzerindeki etkisi incelenerek, tekrar satın alma davranışı ile hizmeti başkalarına tavsiye etme davranışı arasındaki ilişkinin yönü ve kuvveti bulunmaya çalışılmıştır. Araştırma 2017 yılında Hatay'da bulunan seyahat acentalarından hizmet alan ve tesadüfi olmayan örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiş 724 müşteri üzerinde uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, seyahat acentalarında müşteri memnuniyetinin tekrar satın alma davranışını anlamlı düzeyde etkilediği, müşteri memnuniyeti ile tekrar satın alma davranışı arasında kuvvetli ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine müşteri memnuniyetinin hizmeti başkalarına tavsiye etme davranışını anlamlı düzeyde etkilediği ve her iki değişken arasında pozitif yönlü ve kuvvetli bir ilişki olduğu sonucu ortaya konulmuştur. Ayrıca müşteri memnuniyetinin personel memnuniyeti, fiziksel özellikler memnuniyeti, ürüne erişim memnuniyeti ve güvenirlik memnuniyeti olmak üzere dört boyuttan oluştuğu ve bu dört boyutun da tekrar satın alma ve hizmeti başkalarına tavsiye etme davranışını anlamlı bir şekilde etkilediği sonucu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyahat Acentaları, Müşteri Memnuniyeti, Tekrar Satın Alma Davranışı, Başkalarına Tavsiye Etme Davranışı, Hatay
UNESCO'nun anma ve kutlama faaliyetlerinin kültür ve inanç turizminin geliştirilmesine etkisi: 2021 Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran-ı Veli ve Yunus Emre anma yılı örneği
Kültür, uygarlıkların yaşayış biçimini, asgari gelişme anlayışını, öz saygı, öz sevgi gibi yaşam dürtülerini var eden, işleyen, gelecek kuşaklara aktaran ve kalıcı bir etki bırakan kurallar bütünüdür. Kültür yaşandıkça ve yaşatıldıkça var olmaya devam ettiği için bu sürecin sağlıklı ve olumlu ilerlemesi dostluk, anlayış ve farkındalık ile olmaktadır. Farklı kültürlerle yetişmiş, farklı dini inanışlara sahip insanlar turizm hareketi ile bir araya gelip, hem kültür alışverişinde bulunup farkındalık kazanmaktadırlar hem de ülkenin inanç turizmi sektörüne ekonomik katkıda bulunmaktadırlar. Kültür ve inanç turizmi yüzyıllardan beri süre gelmiş en eski turizm hareketlerinden olmasına karşın dünyada en popüler olan ancak alanında oldukça az çalışmalar yapılan alternatif turizm çeşitlerindendir. Günümüzde her iki turizm çeşidi UNESCO tarafından Somut ve Somut Olmayan Kültürel Miraslar aracılığıyla yaşatılmaya çalışılmaktadır. UNESCO, sosyal, beşerî ve doğa bilimlerinde çığır açan kişileri Anma ve Kutlama Faaliyetleri adı altında anmakta ve bir yıl boyunca etkinlikler düzenlemektedir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin 750.ci, Yunus Emre'nin 700.cü ölüm yıldönümü, Ahi Evran-ı Veli'nin 850.ci ölüm yıl dönümü münasebetiyle UNESCO Türkiye Milli Komisyonu önerisiyle 2021 yılında Anma ve Kutlama Faaliyetlerine dahil edilmiştir. Buna paralel olarak ilgili kişilerin yaşadığı ve türbelerinin bulunduğu Nevşehir, Kırşehir ve Eskişehir illerinde yaşayan halkın 2021 Yılı Anma ve Kutlama Faaliyetlerine olan farkındalığını tespit etmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılarak UNESCO Anma ve Kutlama Faaliyetlerinin kültür ve inanç turizmi, kültürlerarası ilişkilerin geliştirilmesi potansiyeline ilişkin söz konusu her il için 15 kişi olmak üzere toplam 45 katılımcının düşünceleri alınmıştır. Araştırmanın sonucuna göre 2021 yılında UNESCO Anma ve Kutlama Programlarına dahil edilen ilgili kişilerin yaşam felsefelerinin, yöre halkı nezdinde yeterli derecede anlaşılmadığı ancak bu kişilerin kültür ve inanç turizmi açısından çekici birer değer olduğu tespit edilmiştir.
Kastamonu ili yöresel yemeklerinin bilinirliği üzerine kuşaklar arasındaki farklılıkların belirlenmesi
Geniş bir mutfak kültürüne sahip olan Kastamonu, yöresel yemek zenginliğiyle bilinmekte ve gündelik yaşamında da bu zenginlikten yararlanmaktadır. Bu çalışma Kastamonu yöresel yemeklerinin kuşaklar arasındaki bilinirliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kastamonu'da ikamet eden 1946 ve 2007 tarihleri arasında doğan, bebek patlaması, X,Y ve Z kuşaklarına dâhil olan kişiler çalışmanın evreni olarak belirlenmiştir. Tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilen 392 kişiden oluşan bu örneklem grubuna 2022 yılı Haziran Temmuz ve Kasım ayı içerisinde ulaşılmış ve anket tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların yöresel yemekleri bilme durumlarının kuşaklara göre farklılıklar gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. En çok duyulan, tadılan ve tarifi bilinen ürünlere bakıldığında tarhana çorbası, etli ekmek, patatesli, yoğurtlu, ıspanaklı, mantarlı ekmek, cevizli burmalı çörek, sıkma, kulaklı makarna, banduma, simit tiridi, kuyu kebabı, kuru yeşil fasulye, eğşili pilav, kanlıca turşusu, üryani kompostosu, kuşburnu pelverdesi, tatlılardan, çekme helva, kaşık helvası, cırık tatlısı ve cevizli helvası olduğu görülmüştür. Duyulmayan ve tarifi bilinmeyen yöresel lezzetler ise karaçorba, alapilav, üçürdüm, samsı, çullu börek, haluşka, müsellim sarma, toklu mıhlaması, sarım burması ve hasude yemekleri olmuştur. Kuşaklar ilerledikçe bilinirlik arasındaki farkta büyümüş en genç olan Z kuşağının diğer kuşaklara göre daha az yöresel ürün bildiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kastamonu, Kuşak, Yöresel Yemekler, Mutfak kültürü
Kruvaziyer turizmde deneyimsel pazarlamanın müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyetine etkileri: Kuşadası limanını ziyaret eden yabancı turistler üzerine bir araştırma
Pazarlama gelişim süreci ürün, üretim ve satış kavramlarına dayalı olarak, geleneksel pazarlamadan günümüz modern pazarlamasına değişim göstermiştir. Geleneksel pazarlama anlayışı rasyonel kararlara bağlı olarak stratejilerin geliştirilmesini temel almaktadır. Modern pazarlama içerisinde yer alan deneyimsel pazarlama ise veri tabanlı pazarlama stratejileri geliştirme, deneyim oluşturma böylelikle akılda kalıcılığın sayesinde oluşturulmasıyla sağlandığı bir süreci kapsamaktadır. Deneyimsel pazarlama; tüketicilerde merak, duygular, farklılık ve değerlilik gibi hislerin yoğun kullanımı ile deneyim alanları oluşturulmaktadır. Tüketici, oluşturulan deneyimden uzaklaşmasına rağmen deneyimsel pazarlama boyutlarında yer alan beş duyu organının kullanılmasıyla akılda kalıcılık şeklinde devam etmektedir. Bu akılda kalıcılığın kullanılması deneyimsel pazarlamanın temel bileşenini oluşturmaktadır. Turizm sektörü içerisinde fazlasıyla yer alan deneyimsel pazarlama uygulamaları, turizm işletmeleri müşterilerinin deneyiminden kendini özel hissetmesi, tekrarlanmasını istemesi ve memnuniyet gibi duyguların eş ve dosta aktarılması ile bütünselbir süreç olarak değerlendirilmektedir. Yapılan bu araştırmanın temel amacını; Kuşadası limanını ziyaret eden yabancı gemi turistlerinin deneyimsel pazarlamanın kruvaziyer turizm içerisindeki yerinin tespit edilerek deneyimsel pazarlamanın müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyetine olan etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda geliştirilen anket formu, 2017 yılının Haziran ve Ekim ayları arasında kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Kuşadası kruvaziyer limanını ziyaret eden 69 gemi yolcusuolan 550 turiste uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; Kuşadası Limanı'nı ziyaret eden yabancı turistlerin deneyimsel pazarlama algıları 6 boyut ve bu boyutlara bağlı olarak 24 önermeye sahip olduğu, bu boyutların ise "Hizmet-Keyif, Gemi Performansı, Seyahat Hissiyatı, Görsellik, Düşünsel Katkı ve Yeterlilik" olduğu sonucu tespit edilmiştir. Öte yandan katılımcıların deneyimsel pazarlama kapsamında müşteri sadakati ve tekrar ziyaret etme niyeti ilişkisinin anlamlı, ayrıca deneyimsel pazarlamanın tekrar ziyaret etme niyetinde müşteri sadakatinin kısmi bir aracılık etkisine sahip olduğusonucuna da ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlardan hareketle kruvaziyer turizmde deneyimsel pazarlamanın rolü ve önemi üzerinde durularak sektörde faaliyet gösteren işletmelere çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Kruvaziyer Turizm, Müşteri Sadakati, Tekrar Ziyaret Etme Niyeti, Kuşadası.
Festivallerin,destinasyon pazarlamasına olan yararları: 10. Uluslararası Antep Fıstığı Kültür ve Sanat Festivali örneği
Dünyada ve Türkiye'de turizme verilen önemin artması, çeşitli turizm eğilimlerinin ortaya çıkmasını, yeni yerlerin ve yeni turizm türlerinin ilgi çekmesini sağlamıştır. Etkinlik turizmi, son zamanlarda güçlü bir talep oluşturma aracı olarak kullanılmakta, seyahat ve konaklama endüstrilerine önemli katkılar sağlamaktadır. Bununla beraber turizmin; yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası anlamda değerinin fark edilmesi ile turizmin gelişmediği veya az geliştiği yerlerde, turizmi ve bölgeyi kalkındırmada önemli bir araç olarak etkinlik turizmi kapsamında olan festivaller kullanılmaktadır. Bu araştırmada; festivallerin destinasyon pazarlamasına olan yararlarını festival katılımcılarının nasıl değerlendirdiği ve bu değerlendirmenin demografik değişkenlere göre bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu kapsamda 417 festival katılımcısından 19.08.2017-20.08.2017 tarihleri arasında anket yöntemi ile veri toplanmış, bu verilere keşfedici faktör analizi uygulanmış ve iki boyutlu bir yapı elde edilmiştir. Daha sonra doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçeğin kabul edilebilir uyum değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Bundan sonra festivallerin, destinasyon pazarlaması üzerindeki yararları ile demografik özellikler arasında herhangi bir farklılığın olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcıların, festivallerin destinasyon pazarlaması üzerindeki yararlarını değerlendirme ortalamalarının çok yüksek düzeyde olduğu ve bu değerlendirmenin demografik değişkenlere göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.
Öğrencilerin iyimserlik ve kötümserlik kişilik özelliklerinin iletişim becerilerine olan etkisi: Gaziantep Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu'nda yıllar itibarıyla bir kıyaslama
Bu araştırmada, turizm eğitimi alan öğrencilerin iyimserlik ve kötümserlik kişilik özelliklerinin iletişim becerilerine olan etkisini araştırmak ve bunları çeşitli değişkenler açısından incelemek amaçlanmıştır. Veri toplama yöntemi anket olan bu araştırma, 2018-2019 Akademik Yılı güz döneminde Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu'nda eğitim alan 304 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Aynı araştırma aslında 2014-2015 Akademik Yılı güz döneminde 383 öğrenciyle gerçekleştirilmiş fakat çeşitli sebeplerden dolayı araştırma tamamlanamamıştır. Elde edilen sonuçlarda yıllar itibarıyla bir kıyaslama yapılabilmek adına bu 383 anket de ayrıca analiz edilmiştir. Her iki dönem verilerinin normal dağılım gösterip göstermediği göz önünde bulundurularak standart sapma ve aritmetik ortalama değerleri hesaplanmış; frekans, yüzde, "Bağımsız Değişken T Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi", "Mann-Whitney U", "Kruskal- Wallis H Testi", "Spearmanve Pearson Korelasyon" analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin iyimserlik ve kötümserlik kişilik özellikleri ile cinsiyet, öğrenim türü, anne ve baba birlikteliği, babanın eğitim seviyesi, aslen yaşanılan bölge ve yer arasında her iki dönemde de istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın bulunmadığı, annenin eğitim seviyesine göre ise yalnızca 2014-2015 Akademik Yılında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın bulunduğu, bununla beraber yine öğrencilerin iletişim becerileri ile öğrenim türü, aslen yaşanılan bölge ve yer arasında yalnızca 2014-2015 Akademik Yılında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca her iki dönemde de öğrencilerin iyimserlik ve kötümserlik kişilik özellikleri ile iletişim becerileri arasında pozitif yönde, küçük düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.
İnanç turizmine katılan bireylerin ziyaret edilen destinasyona yönelik memnuniyetlerinin belirlenmesi: Suudi Arabistan'ı ziyaret eden hac ve umre turistleri üzerine bir araştırma
İnsanların inançları gereği dinlerinin emrettiği yerleri gezip görme istekleri, inanç turizminin önem kazanmasında etkili olmaktadır. Bu bağlamda dinlerinin emrettiği bir seyahati gerçekleştiren bireylerin manevi olarak rahatlamalarının yanı sıra gittikleri destinasyonlardan bazı beklentileri vardır ve bu beklentilere bağlı olarak da memnuniyet düzeyleri oluşmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Suudi Arabistan'ı hac ve umre amacıyla ziyaret eden turistlerin destinasyona yönelik memnuniyet düzeylerini ortaya koymaktır. Çalışmada turistlerin memnuniyet düzeylerini ölçmek için tanımlayıcı araştırma yönteminden, Adana'da hacca ve umreye giden turistlere 2018 yılının Eylül, Ekim ve Kasım aylarında anket uygulaması yapılmıştır. Veri toplamak amacıyla tesadüfî olmayan örneklem yöntemlerinden kolayda örneklem yöntemiyle 400 örnekleme ulaşılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak "Faktör Analizi", "Kruskal Wallis-H Testi" , "Mann-Whitney U Testi" ve "Korelasyon" testlerine tabi tutularak inanç turizmi amaçlı hac ve umre ziyaretine katılanların Mekke ve Medine destinasyonundan memnuniyet düzeyleri analiz edilmiştir. Faktör analizi sonucunda Mekke Destinasyon Memnuniyetini oluşturan dört faktör ortaya çıkmıştır. Genel olarak ankete katılan turistlerin Mekke destinasyonunda "çok yüksek düzeyde'' memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Medine destinasyon memnuniyetinin beş faktörden oluştuğu tespit edilmiştir. Genel olarak katılımcıların Medine destinasyonundan "çok yüksek düzeyde'' memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Otel işletmelerinde algılanan nepotizm düzeyinin örgütsel adalet ve yaşam tatmini üzerindeki etkileri: Hatay ili örneği
Hizmet sektörü içerisinde yer alan otel işletmeleri yoğun emek gerektiren bir işletme türü olduğundan sunulan hizmetin en iyi şekilde gerçekleştirilmesi büyük ölçüde işgücüyle ilişkilidir. Bu nedenle otel işletmelerinde misafirlere sunulan hizmetin kalitesini ve memnuniyet düzeyini işletme bünyesinde görev yapan işgörenler belirlemektedir. Bu doğrultuda memnuniyet düzeyi yüksek olan misafirlere sahip olan işletmelerin rakipleri ile rekabet edebilmesi için, işgörenlerin motivasyon düzeylerinin yüksek olması ve yaşam koşullarından tatmin olmaları gerekmektedir. Yapılan bu araştırmanın amacını Hatay ilinde faaliyet gösteren 3-4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin nepotizm, örgütsel adalet ve yaşam tatmini düzeylerinin tespit edilmesi ve işgörenlerin nepotizm durumlarının örgütsel adalet ve yaşam tatminine olan etkilerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Öte yandan nepotizmi oluşturan boyutların örgürsel adalet ve yaşam tatminini oluşturan boyutlarla arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığının ortaya konulması, bu araştırmanın diğer bir amacını oluşturmaktadır. Araştırma, 2017 yılının Eylül ve Ekim aylarında Hatay ilinde hizmet sunan otel işletmelerinde çalışan 400 işgören üzerinde anket uygulamasıyla gerçekleştirilmiştir. Anket uygulaması sonucunda elde edilen verilerin analizi yapılarak aritmetik ortalama değerleri hesaplanmış ve verilerin gruplandırılmasında faktör analizinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmanın amacı kapsamında oluşturulan hipotezleri test edebilmek için verilerin normaldağılmadıkları durumu göz önüne alınarak "Kruskal Wallis H Testi" ile "Mann-Whitney U Testleri" uygulanmış olup, elde edilen bu verilerin analizinde dağılım ölçüleri, faktör analizi, korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin nepotizm durumlarının "iş sürecinde kayırmacılık" "terfi sürecinde kayırmacılık" ve "işe alım sürecinde kayırmacılık" olmak üzere üç boyuttan oluştuğu tespit edilmiştir. Otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin örgütsel adalet durumlarının ise "yönetsel adalet" ve "yapılan işin adaleti" olmak üzere iki boyuttan oluştuğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte işgörenlerin yaşam tatmin durumlarının ise "yaşam tatmini" olmak üzere tek boyuttan oluştuğu tespit edilmiştir. Öte yandan otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin nepotizm ve örgütsel adalet durumlarının "orta" düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin yaşam tatmini durumlarının genel olarak "orta" düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Son olarak yapılan korelasyon analizi sonucunda otel işletmelerinde çalışan işgörenlerin, nepotizm, örgütsel adalet ve yaşam tatmin durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul'da Yahudi mirası rotası
İstanbul içerisinde saptanan sinagoglar, eski Yahudi yerleşim yerleri ve mahalleleri Yahudi kültürel mirasının bir parçası olarak kabul edilmelidir. Bu çalışmada Yahudi Mirası eserlerinin saptanması ve turizm açısından ele alınarak alternatif bir kültür, inanç rotası oluşturulması hedeflenmiştir. Yazıtların büyük bir bölümü sinagoglardan oluşmakla birlikte diğer bölümleri Yahudilik dininin tarihsel geçmişi, sinagogların ortaya çıkışı, gelişimi ve diaspora sonrası tüm dünyaya yayılan Yahudilerin Anadolu topraklarında özellikle İstanbul içerisindeki yaşamlarının yer aldığı eski mahalleler üzerinde bir tur rotası oluşturularak turizme kazandırılması amaçlanmıştır.
Gaziantep'te kültür turizmi: Yerli turistlerin algılarının değerlendirilmesi
Turizm sektörünün gün geçtikçe gelişmesi ve değişmesi ile birlikte turizm destinasyonları arasında rekabet de giderek artmaktadır. Bu rekabet ortamında yaşanan değişikliklere ayak uydurabilmek ve turizmden daha fazla gelir elde etmek isteyen ülkeler turizmde yeni ürün ve pazar arayışlarına girmeye başlamıştır. Ayrıca insanların eğitim seviyesinin yükselmesiyle, teknoloji ve ulaşımda yaşanan gelişmelerle turist profili de giderek değişmiş ve farklı arayışlar içerisine giren turist profili oluşmuştur. Bu bağlamda, ülkeler için farklı turizm türleri giderek önem kazanmaya başlamıştır. Kültür turizmi de birçok ülke için vazgeçilmez bir turizm türü haline gelmiştir. Gaziantep'in kültürel değerleri göz önüne alındığında şehirde kültür turizminin geliştirilmesi gerekmektedir. Bir bölgede kültür turizminin geliştirilebilmesi için turistlerin kültür turizmine ilişkin algıları ise göz ardı edilemeyecek kadar önem taşımaktadır. Yapılan bu araştırmanın temel amacını, Gaziantep'te kültür turizminin mevcut durumunun incelenmesi ile Gaziantep'i ziyaret eden yerli turistlerin kültürel bir destinasyon olarak Gaziantep'e yönelik algılarının belirlenmesi oluşturmaktadır. Bununla birlikte yerli turistlerin seyahat deneyimlerine göre Gaziantep'i nasıl değerlendirdikleri ve memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi de araştırmanın diğer amaçlarıdır. Ayrıca kültürel algılarını oluşturan ölçeğin boyutları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesi, kültürel algılarının ve memnuniyet düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda Gaziantep'te kültür turizminin gelişimine katkı sağlayacak öneriler sunulması da bu araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda 1 Ağustos 2017- 31 Ekim 2017 tarihleri arasında Gaziantep'i ziyaret eden 852 yerli turiste anket uygulanmıştır. Anket verileri, güvenilirlik analizi, faktör analizi, ifadelerin ortalamaları ve standart sapma değerleri kullanılarak değerlendirilmiş, ayrıca korelasyon ve farklılık analizlerine tabi tutulmuştur. Bununla beraber; yerli turistlerin kültürel bir destinasyon olarak Gaziantep'e ilişkin algılarının değerlendirilmesi için hazırlanan ölçeğe faktör analizi uygulanmış ve "kültürel amaçlı seyahat, kültürel değerlerin önemi, tanıtım ve kültürel aktivite eksiklikleri" olmak üzere 3 faktörde toplanmıştır. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, yerli turistlerin kültürel bir destinasyon olarak Gaziantep'e ilişkin algılarının genel olarak yüksek olduğu tespit edilmiş ve bu algılarının cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve aylık gelir durumlarına göre farklılık gösterdiği, medeni durumlarına göre ise farklılık göstermediği saptanmıştır. Yerli turistler seyahat deneyimlerine göre Gaziantep'i genel olarak iyi şeklinde değerlendirmişlerdir. Ayrıca memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu ve memnuniyet düzeylerinin demografik özelliklerine göre bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Buna benzer çalışmaların yapılmaya devam etmesi ve bu çalışmalara yurtdışından gelen turistlerin de dâhil edilmesi şehirde kültür turizminin gelişmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca bu çalışmanın akademik literatüre katkı sağlayacağı ve turizm sektörüyle ilgili karar alıcılarına yol gösterici olacağı, yeni politika ve strateji oluşturulmasında yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, kültür turizmi, algı, yerli turist.
Film turizmi ve destinasyon imajı algısı: Kapadokya örneği
Turizm hareketlerinin ve ekonomik getirisinin artmasıyla birlikte turizm değerine sahip ülkelerin turistik destinasyonlarının daha cazip hale getirilmesi amacıyla tanıtım faaliyetlerine ağırlık vermektedirler. Film ve dizilerin bireylerin düşünce ve tutumlarını etkileyebilmedeki gücünün farkına varılmasının ardından film ve diziler, turizm alanında da birer tanıtım aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Film ve diziler, izleyenlerin zihninde gezip görmek isteyecekleri yerlerle ilgili belli bir imaj oluşturarak destinasyon tercihine karar verme aşamasında etkili olabilmektedir. Bu sebeplerden ötürü film ve dizilerin çekimlerinin yapıldığı destinasyonların da imajını etkilendiği belirtilmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Kapadokya Bölgesi'nde çekilen film ve dizilerin, bölgeyi ziyaret eden turistler üzerinde destinasyon imajı oluşturarak bölgeyi tercih etmeleri üzerinde bir algı oluşturup oluşturmadığını incelemektir. Araştırmanın verileri, bölgeyi ziyaret eden turistlere uygulanan anketler aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma alanı olarak film ve dizi çekimlerinde sıklıkla kullanılan ve bölgenin başlıca turistik çekim merkezlerinden olan Ürgüp, Göreme ve Avanos ilçeleri tercih edilmiştir. Bu araştırma çerçevesinde öncelikle 2017 yılı Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde 400 turiste uygulanan anket verilerinin normal dağılıp dağılmadığı araştırılmıştır. Normal dağılımın tespit edilmesinin ardından T testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi testleri uygulanmıştır. Turistlerin demografik özelliklerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunup bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ziyaretçiler tarafından Kapadokya Bölgesi'nin tercih edilmesinde çekimleri bu bölgede yapılan film ve dizilerin izleyicide oluşturduğu destinasyon imajı algısının rol oynadığı ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Film turizmi, destinasyon imajı, Kapadokya Bölgesi.
Konaklama işletmelerinin sosyal medya kullanımı ve dijital pazarlama stratejileri
Dijitalleşmenin hayatımıza ekonomik anlamda kattığı birincil olay dijital pazarlama ve getirileridir. Ülke ekonomisine en fazla katkıyı sağlayan sektörlerden biri olan turizm sektörü de hem dijitalleşmeye hem de dijitalleşmenin getirilerine uyum sağlayan sektörlerin başında gelmektedir. Turizm sektöründe yerli-yabancı turist hareketliliğine ev sahipliği yapan konaklama işletmeleri, günümüzde dijital çağa ayak uydurarak pazarlama faaliyetlerinde dijital araçlardan da faydalanmaktadır. Özellikle her geçen gün farklı bir sektörün reklamlarının da karşımıza çıktığı sosyal medya platformlarında konaklama işletmeleri de oldukça fazla yer almaktadır. Bunun yanı sıra başka hangi dijital araçlardan yararlanıldığı ve aynı zamanda bu araçlarda hangi dijital stratejilerin kullanıldığı sorusu araştırmaya temel oluşturmuştur. Bu durumdan hareketle araştırmanın amacını, Türkiye'de faaliyet gösteren otel işletmelerinin hangi dijital medya ve dijital pazarlama yöntemlerini tercih ettiğinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcılar dijital medya kullanımı sonrasında işletmelerinin talep ve satış performansının arttığını belirtmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal medya, dijital pazarlama, konaklama işletmeleri
Ulusal düzeyde bilinirliği olan yemeklerin siyez ile yeniden yorumlanması
Siyez buğdayı (Triticum monococcum), binlerce yıldır ekili olan kadim bir tahıldır. Lif, vitaminler ve mineraller dâhil olmak üzere besin açısından zengin, yüksek proteinli, düşük glutenli bir buğdaydır. Siyez buğdayının kalp hastalığı riskini azaltması, kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi ve tokluğu artırması gibi bir dizi sağlık yararı vardır. Sağlığa olan faydalarının yanı sıra siyez buğdayı Türk mutfağının da önemli bir parçasıdır. Ekmek, makarna ve hamur işleri dâhil olmak üzere çeşitli geleneksel yemeklerin yapımında kullanılır. Siyez buğdayı, hem sağlıklı hem de lezzetli olan kendine özgü bir tada sahiptir. Bu çalışmada siyez buğdayının daha geniş bir gıda yelpazesinde kullanılma potansiyeli araştırılmıştır. Ulusal bilinirliği olan 8 yemek (simit, Kayseri yağlaması, keşkek, erişte, içli köfte, pide, zeytinyağlı yaprak sarması, kadınbudu köfte) siyez buğdayı kullanılarak yeniden geliştirilmiş ve ortaya çıkan ürünler 10 kişiden oluşan bir panel tarafından duyusal analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Duyusal değerlendirme sonuçları, ürünlerin tadım yapanlar tarafından beğenildiğini göstermiştir. Özellikle ekmek, makarna ve hamur işlerinin tamamı yüksek puan almıştır. Bu sonuçlar siyez buğdayının daha geniş bir gıda yelpazesinde kullanılma potansiyeline sahip olduğunu düşündürmektedir. Ayrıca, siyez buğdayının bilinirliğini ve tüketimini artırabileceği gibi, insanlara diğer buğday ürünlerine göre daha sağlıklı ve lezzetli bir alternatif sunabilir. Veri analizi, SPSS programında tanımlayıcı istatistik (frekans) analizi kullanılarak yapılmıştır. Sonuçlar, biri hariç tüm panelistlerin ürünlere genel beğeni düzeyi ölçeğinde 9 üzerinden 7 veya daha yüksek bir puan verdiğini göstermiştir. Bu çalışma, siyez buğdayının daha geniş bir gıda yelpazesinde kullanılma potansiyeline sahip olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Bu durum, siyez buğdayının bilinirliğini ve tüketimini artırabileceği gibi, insanlara diğer buğday ürünlerine göre daha sağlıklı ve lezzetli bir alternatif sunabilir.
Corona virüs salgınının turizm talebine etkileri: Seferihisar örneği
Turizm endüstrisi gelişmekte olan ülkelerde kilit bir rol oynamaktadır. Uluslararası düzeyde sosyal, politik ve ekonomik bağlarını sürdüren turizm sektörü, küresel gelişmelerden hızla etkilenmektedir. Destinasyon çekiciliği, fiyatlandırma, reklam ve pazarlama gibi turizmi geliştiren faktörlerin yanı sıra turizmi olumsuz etkileyen birtakım faktörler de bulunmaktadır. Dünyanın başına bela olan terör, savaş, doğal afetler gibi olaylar turizm organizasyonları üzerinde yıkıcı etkiler bırakmaktadır. Bugün ortaya çıkan yeni bir salgın ise COVID-19 virüsüdür. 2020 yılının Mart ayı sonlarında Türkiye'de ilk vakaları görünen koronavirüs, birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu etkinin ne kadar süreceği ve ne kadar devam edeceğinin bilinmemesi turizm sektöründe endişe uyandırmaktadır. Veri toplama aşaması yapılandırılış görüşme formları kullanılarak 01 Nisan 2021 ile 30 Eylül 2021 tarihleri arasında yapıldı. Görüşme formları katılımcıların mail adreslerine gönderildi. Fakat iki otel işletmecisi ve bir tekne turu işletmecisi hariç dönüş sağlanmadığı için diğer katılımcılarla randevu alınarak yüz yüze görüşmeler sağlanmıştır. Yüz yüze görüşme imkanı sağlanan katılımcılara görüşmenin ses kaydına alınması talep edildi ise de katılımcılar kayıt işine sıcak bakmadıklarını belirttiler. Görüşme formlarını katılımcılar kendileri doldurmuş olup mümkün olduğunca müdahaleden sakınılmıştır. Görüşme sonrasında tutarsız cevaplar fark edildiğinde, soru katılımcıya tekrar yöneltilerek soruyu iyi anlaması sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği uygulanmıştır. Bunun için öncelikle araştırmanın kavramsal yapısı ve görüşmelerden veri analizi için bir çerçeve oluşturulmuş ve ikinci aşamada veriler düzenlenmiştir. Üçüncü aşamada veriler tanımlanmış ve son aşamada ise bulguların açıklanması, ilişkilendirilmesi ve anlamlandırılarak yorumlanması gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki mülakat soruları üç kategoride incelenmiştir. İlk kategori "Türkiye'de Koronavirüs (COVID-19) Salgını Henüz Görülmeden Önceki Dönemdeki Turizm Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi", ikincisi "Türkiye'de Koronavirüs (COVID-19) Salgını ve İlk Vakanın Görülmesiyle Yaşanan Süreçte Turizm Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi" Üçüncüsü ise "Koronavirüs (COVID-19) Salgını Sonrası Turizm Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi" şeklindedir. Araştırmaya dahil olan katılımcıların verdikleri yanıtlara göre korona virüsün başladığı dönemde turizm işletmelerine getirilen yasaklar doğrultusunda pek talep olmadığı ancak normalleşme sürecinden hemen sonra taleplerin oldukça arttığı ve işletmelerin tedbirlere uyarak sorunsuz bir şekilde hizmetlerini devam ettirdiği araştırmanın temel sonucudur.
Türkiye'de Hristiyan kültür mirasının haritalandırılması
Anadolu coğrafyası Hristiyanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren önemli bir merkez olmuştur. Hristiyanlık; Roma, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerinde Anadolu coğrafyasında gelişim göstermiştir. Bu sebeple Türkiye'nin inanç turizmi değerlerine bakıldığında Hristiyanlık dini önemli bir yer tutmaktadır. Konuyla ilgili literatür incelendiğinde Türkiye'de Hristiyanlık kültür mirasını kapsamlı bir şekilde ele alan çalışmaların az sayıda olduğu görülmüştür. Ancak yalnızca büyük yerleşim alanlarında değil, Anadolu'nun her tarafında Hristiyanlığa ait kültürel miras unsurlarını tespit etmek mümkündür. Bu kapsamda Türkiye'de Hristiyanlığın kültürel miras unsurlarının ortaya çıkarılması ve haritalandırılması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Resmi kaynaklar ve bilimsel yayınlar karşılaştırmalı şekilde taranarak her şehirde, ilçede, kırsal alanlarda ve yerleşim alanlarının dışında kalan yerlerde bulunan kilise, şapel ve manastırlar tespit edilmiş ve Türkiye Hristiyanlık Yapıları Tablosu oluşturulmuştur. Bu yapıların isimleri, konumları, mevcut kullanım durumu (kilise, cami, kültür merkezi vb.), koruma programlarına dahil olup olmadıkları tablo üzerinde gösterilmiştir. Bu veriler kullanılarak yoğunluk haritaları oluşturulmuştur. Sonuç olarak ülke genelinde 622 farklı konumda yapı ve yapı topluluğuna ulaşılmıştır. Bu veriler görselleştirilerek Türkiye Haritası ile birlikte 7 bölge için yoğunluk haritaları oluşturulmuştur. Faal olarak hizmet veren dini yapıların sayısı 200'e yakındır. Bunların 170'ten fazlası kilise olarak hizmet vermekte iken, geriye kalan yapılar patrikhane, manastır, ayazma ve şapeldir. Ülke genelindeki yapıların yaklaşık olarak %16'sı müze olarak kullanılmakta veya ören yerleri ve arkeolojik kazı alanları içerisinde yer almaktadır. Camiye dönüştürülen yapıların oranı yaklaşık %9'dur. Az sayıdaki yapının ise kültür merkezi, sanat galerisi, sahne, kitaplık veya kütüphane olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu yapıların sayısı toplamda 20'dir. 200'e yakın yapının terk edildiği, tahribata uğradığı veya harabe halinde bulunduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: İnanç Turizmi, Hristiyanlık, Kiliseler, Dini Yapılar, Kültürel Miras
Festival nitelikleri ve deneyim ilişkisi: Kastamonu Araç Yayla Festivali örneği
Festivaller, insanların boş zamanlarını değerlendirdikleri etkinlikler olarak ifade edilmektedir. Etkinlikler arttıkça, festival türleri de artmaktadır. Çeşitlenen festivallere katılımın artmasında, gerçekleştirilen yerlerin nitelikleriyle kişilerin festival deneyimleri önem arz etmektedir. Festival nitelikleri ve deneyimi, memnuniyet ile davranış niyeti üzerinde olumlu etki yaratarak sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı, festival niteliği ile festival deneyimi, memnuniyet ve davranışsal niyet arasındaki ilişkiyi incelemek ve festivallerin Kastamonu tanıtımına vurgu yapmaktır. Çalışma da, nicel araştırma yöntemi benimsenmiş anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 338 katılımcıya anket uygulanmış. Eksik ve hatalı uygulanan 22 anket çıkarılmıştır. Toplam 316 anket analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan hipotezler, regresyon analiz sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Festival deneyiminin alt boyutları olan bilişsel, fiziksel, duyuşsal katılım ve yenilik yaşama boyutlarının; festival niteliklerini anlamlı bir şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Ziyaretçilerin festival deneyimleri ile memnuniyetleri arasında anlamlı bir etki bulunmamış ancak ziyaretçilerin festival deneyimleri davranışsal niyetlerini anlamlı bir şekilde etkilemiştir. Festival nitelikleri ölçeğin frekans analizi sonucunda, festival bölgesinin temiz bulunduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dinlenmesi için yeterince alan olmadığı ve yöresel kıyafetli insan sayısının yetersiz olduğu belirtilmiştir. Ziyaretçilerin festival deneyimi ölçeğinin frekans analizi sonucunda, kişilerin yeni şeyler öğrendikleri, normal yaşantılarının dışına çıktıkları ve bu deneyimi tekrar yaşamak istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Festival sonunda memnuniyet ve davranışsal niyetleri ise Kastamonu'ya tekrar gelme ve festivale yeniden katılma isteği olarak belirlenmiştir.
Türk dünyası ülkelerinde UNESCO kapsamına giren kültürel varlıkların incelenmesi
Her geçen gün ulaştırma ve destinasyon araçlarının hızla gelişmesi ile birlikte turizm sektörü de büyük gelişim göstermektedir. Bu gelişmelerin doğal sonucu olarak yeni turizm çeşitleri ortaya çıkmaktadır. Turizm çatısı altında mevcut olan ve bu hizmet sektöründe büyük yer kaplayan turizm türlerinden birisi de kültür turizmidir. Kültürel varlıkların, insanların kendi tarihsel öz geçmişini tanımasında sahip olduğu değeri göz önünde bulundurulduğunda bu varlıkların korunmasının ne kadar önemli olması da anlaşılmaktadır. Kültürel varlıkların korunarak gelecek nesillere aktarılması için Dünya genelinde birçok farklı kurum ortaya çıkmıştır. Bu amaç doğrultusunda Birleşmiş Milletler tarafından UNESCO örgütü geliştirilmiştir. Bugün neredeyse tüm Dünya ülkelerinin bu resmi kuruma kayıtlı kültürel ve doğal varlıkları yer almaktadır. Türk halklarının kat ettiği uzun tarihsel yola dikkat edildiğinde ne denli zengin geçmişlerinin olduğu açık şekilde gözükmektedir. Bu zengin tarihsel öz geçmiş insanlığa birçok kültürel varlık miras bırakmıştır. Bu tarihsel zenginlik nedeniyle Türk Cumhuriyetlerinin UNESCO'ya kayıtlı olan birçok somut ve somut olmayan kültürel varlıkları bulunmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı da Türk Cumhuriyetlerinin UNESCO resmi kurumunda kayıtlı olan varlıkların bütüncül şekilde ele alınarak incelenmesidir. Geçmişte bu konuda yürütülmüş çalışmaların kapsayıcı olmaması bu çalışmanın önemini artıran faktörlerin başında gelmektedir. Çalışmada araştırma yöntemlerinden biri sayılan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kavramsal çerçeveye değinilmiş, ikinci bölümde bulgulara yer verilmiş ve son olarak üçüncü bölümde sonuç ve öneriler kısmıyla çalışma tamamlanmıştır. Bulgularda kültürel varlıklar iki başlık altında toplanmıştır. İlk olarak Türk Cumhuriyetlerinin sahip oldukları somut varlıklara değinilmiş, devamında ise somut olmayan varlıklara yer verilmiştir. Araştırmada ülke isimleri alfabe sıralamasına göre takip edilmiştir.
Gastronomi turizmi deneyiminin ziyaretçilerin davranışsal niyetlerine etkisi ve yerel yöneticilerin tutumları üzerine bir araştırma: Kastamonu örneği
Araştırmanın amacı, Kastamonu ili gastronomi turizmini, ziyaretçi görüşleri ve destinasyon yöneticileri bakımından çift taraflı olarak incelemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Dolayısıyla iki farklı evren ve örneklem grubu bulunmaktadır. Araştırmanın birincil evreni Kastamonu'yu ziyaret eden turistler, ikincil evreni ise Kastamonu ili yiyecek içecek işletmeleri yöneticileri ve yerel yöneticileridir. Veriler 2023 yılının Mart-Ağustos ayları arasında toplanmıştır. Araştırmada hipotezlerin test edilmesi için SPSS istatistik programı kullanılmış olup, verilerin çözümlenmesinde regresyon analizinden faydalanılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre algılanan gastronomi turizmi deneyiminin davranışa yönelik tutum, öznel norm, algılanan davranışsal kontrol ve davranışsal niyet değişkenleri üzerinde anlamlı ve olumlu etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir. Planlı Davranış Teorisini oluşturan değişkenler arasındaki etkileşim incelendiğinde davranışa yönelik tutum, öznel norm ve algılanan davranışsal kontrolün, davranışsal niyet üzerinde anlamlı ve olumlu etkiye sahip olduğu söylenebilir. Bu sonuçlardan yola çıkılarak yarı yapılandırılmış form oluşturmuş ve 49 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda yerel, doğal ve kültürel olanın geliştirilmesinin önemine vurgu yapılmıştır. Ziyaretçilere daha iyi deneyimler yaşatabilmek için destinasyon yöneticilerinin uzman olduğu alanlar üzerine yoğunlaşmaları gerektiği vurgulanmıştır. Sektörel ve akademik öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Davranışsal Niyet, Gastronomi, Kastamonu, Turizm ve Turist.
Doğa sporları ve kültür sanat festivaline katılım sağlayan kişilerin deneyim ve memnuniyetlerinin incelenmesi; Samsun Bafra Kapıkaya festivali örneği
Festivaller geçmişten günümüze evrilerek birçok farklı içerikte ve özellikte düzenlenmeye devam etmektedir. Festivaller nesiller boyunca eğlence, anma, tanıtım gibi alanlarda, her zaman tercih edilen etkinlikler olmuştur. Günümüzde festivaller dünyanın hemen her beldesinde gerçekleştirilir hale gelmiştir. Gastronomi, kültür, müzik, film, teknoloji ve spor gibi farklı kategorilerde festivaller organize edilmektedir. Bu kategoriler de kendi içerisinde farklı kollara ayrılarak yapılanları oldukça fazladır. Bu araştırmanın amacı doğa sporları festivali örnekleminde deneyim ve memnuniyet ilişkisini incelemektir. Ayrıca katılımcıların deneyim ve memnuniyet düzeylerinin incelenerek doğa sporları festivallerinin iyileştirilmesi amacıyla gerekli verileri elde etmek çalışmanın diğer amacını oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup anket tekniğinden faydalanılmıştır. Festivale katılım sağlayan kişilerin tamamına ulaşmak mümkün olmadığından kolayda örnekleme yöntemine gidilmiştir. Çalışma 210 kadın ve 181 erkek olmak üzere 391 kişiye uygulanmıştır. Demografik, çoktan seçmeli, kapalı uçlu, açık uçlu, dereceli sorular ve festivaldeki deneyim, memnuniyet düzeyleri ile ilgili farklı içerikte 35 soru sorulmuş ve festival hakkında görüşleri alınmıştır. Elde edilen verilere regresyon analizi yapılarak deneyimin memnuniyet üzerinde etkisi incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda deneyimin memnuniyet üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Deneyimin memnuniyet üzerindeki etkisine ilişkin yapılan regresyon analizi sonuçlarında deneyimin alt boyutlarından olan katılımcı deneyimi, yenilik ve duyuşsal katılım boyutlarının memnuniyet üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılırken, deneyimin boyutlarından olan öğrenmenin deneyiminin memnuniyet üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca festivalde düzenlenen etkinlik sayısının artırılması gerektiği, festival alanında yöresel ürünlerin sunumunun az olduğu ve duş, lavabo gibi kişisel ihtiyaç alanlarının artırılması gerektiği dile getirilmiştir.
Hedonik ve fonksiyonel faydaya yönelik dijital mecra içeriklerinin turistik tüketicilerin satın alma karar sürecine etkisi Kastamonu örneği
Araştırmanın amacı dijital mecralarda kullanılan turizm reklam içeriklerinin turistik tüketicilerin karar alma sürecinde tüketicileri daha çok hangi fayda içeren reklam içerikleri satın alma karar sürecine etki etmektedir sorusunun cevabına ulaşmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Kastamonu ili genelinde farklı yaş grupları ve farklı eğitim düzeylerine sahip 131 kadın ve 127 erkek olmak üzere rastgele seçilen toplam 258 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu rastgele seçim yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracını Turistik Tüketicilerin Satın Alma Karar Sürecini Etkileyen Hedonik Ve Fonksiyonel Faydalar Anketi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan ankete pilot çalışma yapılmış ve pilot çalışmanın sonucunda crombach alpha güvenirlik katsayısı 0,775 olarak hesaplanmıştır. Araştırma da elde edilen veriler SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularından yola çıkılarak yapılan analizlerde cinsiyete bağlı t-testi sonucunda hedonik fayda yönlerinin kadınların satın alma karar süreci üzerinde daha fazla etkili olurken, fonksiyonel fayda yönlerinin ise erkek katılımcıların satın ama karar süreci üzerinde daha fazla etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yaş grupları, eğitim durumları, meslek grupları ve gelir düzeyleri ile yapılan anova testi sonucunda hedonik ve fonksiyonel fayda yönleri ile yaş grupları, eğitim durumları,meslek grupları ve gelir düzeyleri arasında herhangi bir anlamlı ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Doğa turizmi deneyiminin memnuniyete etkisinde yenilik arayışı, algılanan risk ve destinasyon imajının rolü
Bu çalışmada turist deneyiminin memnuniyet üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu etkide yenilik arayışı, algılanan risk ve destinasyon imajının aracılık rolü incelenmiştir. Çalışmanın evrenini Küre Dağları Milli Parkı'nı ziyaret eden yerli turistler oluşturmaktadır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın nicel kısmı için tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi, nitel kısmı için amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak nicel kısım için anket tekniğinden, nitel kısım için ise görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Çalışmanın verileri 01.07.2022-15.11.2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın nicel bulguları, turist deneyiminin yenilik arayışı, algılanan risk, destinasyon imajı ve memnuniyet üzerinde anlamlı etkisi olduğunu ve destinasyon imajının memnuniyeti etkilediğini göstermiştir. Ayrıca turist deneyimi ve memnuniyet ilişkisinde algılanan risk ve destinasyon imajının aracılık etkisinin bulunduğu ancak yenilik arayışının bu ilişkide aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın nitel bulguları, doğal alanları ziyaret eden turistlerin deneyimlerinde kaçış ve estetik boyutlarının olduğunu ortaya koymuştur. Yenilik arayışının turistlerin farklılık arayışı, yeni yerler görme, farklı insanlar tanıma isteğinden kaynaklandığı, ayrıca yerel ürünlerin turistler için önemli olduğu tespit edilmiştir. Risk algısı düşük olan turistlerin, destinasyonu daha önce ziyaret ettiği, ziyaretlerini tavsiye üzerine gerçekleştirdiği, destinasyona gelmeden önce araştırma yaptığı ve seyahat partnerinin destinasyon hakkında bilgili olduğu belirlenmiştir. Risk algısı yüksek turistlerin ise destinasyonu ilk kez ziyaret ettikleri, medyadaki olumsuz haberlerden etkilendikleri, doğada vahşi hayvanlarla karşılaşma ihtimalini düşündükleri ve parkurda olası acil durumlar için müdahalenin zor olduğu düşüncesini taşıdıkları görülmüştür. Olumlu destinasyon imajına sahip olan turistlerin bu algılarının, bu kanyonların diğer kanyonlara kıyasla eşsiz güzellikte olması, parkurların güvenli olması ve doğayla uyumlu bir şekilde inşa edilmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Olumsuz destinasyon imaja sahip olanların da bu algılarının bilgilendirici tabela eksikliği, tanıtım eksikliği, konaklama ve yiyecek içecek işletmelerinin yetersizliği ve parkurun bazı noktalarında bulunan deformasyonlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Doğal güzelliklerin korunması, yerel halkın samimiyeti ve parkurların yeterli uzunlukta olması turistlerin memnuniyetini sağladığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde nicel ve nitel bulgular birlikte değerlendirilerek teorik ve pratiğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Kastamonu Cide ilçesinin turizm potansiyelinin incelenmesi
Turizm, ekonomiye olan katkısı ile son yıllarda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gelirlerinin arttırılmasında önemli bir sektör olarak ilgi çekmektedir. Bu nedenle daha fazla ziyaretçi çekebilmek ve sürdürülebilirliğin sağlanması için kaynakları koruyan bir yaklaşımı esas alan turistik ziyaretlerin, daha geniş bir dönemi kapsayacak şekilde planlanması ve çeşitlendirilmesi turizm gelirlerini etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada Kastamonu Cide İlçesinin mevcut turizm potansiyelinin ortaya konulması ve turizmin gelişimi için çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada turizm kaynaklarının detaylı ve derinlemesine bir şekilde ele alınabilmesi için yorumlayıcı felsefenin bir ürünü olan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma Cide İlçesinin potansiyel yönlerinin ortaya konulmasına yönelik olduğu için bu kapsamda uzman görüşlerini ve deneyimlerini almak önemli bir husus olmuştur. Araştırma kapsamında ilçenin potansiyelinin belirlenmesi adına yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veriler yüz yüze toplanmıştır. Görüşmeler neticesinde toplanan veriler nitel betimsel analizine tabi tutulmuştur. Çalışmadan elde edilen veriler neticesinde turizmin planlaması, turizm hizmet altyapısının geliştirilmesi, turizm pazarlamasına yönelik pazarlama altyapısı ile teknik yardım ve eğitim ihtiyaçlarına ilişkin tespitlere yer verilmiştir. Yapılan saha araştırmaları ve alınan cevaplar üzerinden Cide ilçesinin turizm çekiciliklerinin yeterli olduğu ancak altyapı imkânlarının yetersiz olduğu ve ilçenin turistik ürün olarak pazarlanamadığı ortaya konmuştur. Son olarak, araştırmada tanıtım ve reklam eksikliklerinin sebepleri ve mevcut kaynaklar belirlenmeye çalışılmıştır.
Yerel halkın bakış açısıyla Cittaslow (Sakin şehir) kavramı ve etkinliği: Yalvaç ve Eğirdir örnekleriyle karşılaştırmalı bir araştırma
Küreselleşme sayesinde meydana gelen aynılaşma olgusuna tepki olarak ortaya çıkan "yavaş hareketi" son yıllarda uluslararası alanda büyük ilgi görmektedir. "Yavaş hareketi" kavramından etkilenerek ortaya çıkan Cittaslow (Sakin Şehir), kentlerin yaşam kalitesini arttırmak için kurulan kentler birliğidir. Şehirler, bu birliğe üye olarak turizm potansiyellerini arttırmayı ve bu sayede ekonomik kalkınmayı hedeflemektedirler. Bu nedenle turistlik potansiyeli olan Türkiye gibi ülkelerde Cittaslow uygulamalarıyla sıklıkla karşılanmaya başlanmıştır. Bu çerçevede araştırmayla yerel halkın Cittaslow hareketine yönelik algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Cittaslow uygulamalarından öncelikle yerel halk etkilenmektedir. Bu nedenle yerel halkın Cittaslow algısının belirlenmesi, uygulamalardan kaynaklı olumlu ve olumsuz durumların belirlenmesine fayda sağlayabileceği gibi turizmin sürdürülmesine katkı sunup sunmadığının da işaretlerini verebilir. Böylece gelecekte uygulanması muhtemel politikalara da yol gösterebilir. Anket uygulamasının kullanıldığı ampirik incelemede Cittaslow kabul edilen Yalvaç ve Eğirdir araştırma alanı olarak belirlenmiştir. 20 Aralık 2018-30 Aralık 2018 tarihleri arasında Yalvaç ve Eğirdir halkıyla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve 851 anket formunun doldurulması sağlanmıştır. Eksik ve hatalı bilgi taşıyanların ayıklanmasının ardından elde edilen veriler, istatiksel analizlere tabi tutulmuştur. Anket verileri, açıklayıcı faktör analizi ve farklılık analizleri ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. Her iki Cittaslow kenti için ayrı ayrı elde edilen faktör analizi bulgularına göre beş boyut belirlenmiş ve bu boyutlar "yerel halkın desteği, hayat tatmini, refah ve ekonomiye etkisi, kültürel etki ve doğal çevreye etkisi" şeklinde adlandırılmıştır. Araştırma sonucunda Cittaslow algı düzeylerinin Yalvaç'ta orta, Eğirdir'de yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Cittaslow olmanın Yalvaç ve Eğirdir'in değerlerini koruma noktasında katkı sağladığı ancak refah bakımından katkısının düşük olduğu anlaşılmıştır. Buna benzer araştırmaların farklı Cittaslow destinasyonlarında yürütülmesi zaman içerisinde Cittaslow'ların geliştirilmesine katkı sunabilir. Ayrıca bu araştırmanın bölge belediyeleri için yeni fikir ve faaliyetler gerçekleştirilmesi açısından turizm sektöründe yol gösterici olacağı, yeni strateji ve politika oluşturulmasında fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Marka deneyimi, marka farkındalığı ve marka tatmini ilişkisi: Ankara'daki otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada marka farkındalığı, marka deneyimi ve marka tatmininin aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ele alınan marka farkındalığı, marka deneyimi ve marka tatmini ilişkisinin küreselleşen dünya üzerinde tüm sektörlerde ve turizm sektöründe de fark yaratmak adına büyük önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın alt problemleri şu şekilde ifade edilebilir: Marka farkındalığı, marka deneyimi ve marka tatmini ile ilişkili midir? Şehir otellerinde marka tatmini önemi nedir? Söz konusu otellerin müşterilerinin marka tatmini ve marka farkındalığı ilişkisine bakışları nasıldır? Çalışma amacına yönelik olarak seçilmiş olan beş farklı otelden 250 müşterinin katılımı ile Ekim Aralık 2023 tarihleri arasında araştırma yapılmıştır. Yüz yüze anket yöntemi ile veriler toplanmış SPSS 22 programı aracılığıyla değerlendirilmiş ve analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar marka farkındalığı, marka deneyimi ve marka tatmininin müşteri sadakati üzerinde anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırmada sözü geçen marka farkındalığı; tüketicilerin bir markayı tanıma ve hatırlama derecesiyle ilgilidir ve genellikle reklam ve pazarlama çabaları aracılığıyla artırılmaya çalışılır. Bu müşterilerin bir markayı rakiplerinden ayırt etmelerini sağlar ve genellikle satın alma tercihleri üzerinde önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Marka deneyimi ise, müşterilerin markayla olan tüm etkileşimlerinden elde ettikleri bütünsel izlenimleri kapsar. Bu, ürünün kendisinden, müşteri hizmetlerine, mağaza atmosferinden dijital etkileşimlere kadar geniş bir yelpazede deneyimler içerir. Marka tatmini, müşterilerin beklentilerinin karşılanması veya aşılması sonucunda oluşan olumlu duygusal durumdur ve tekrar tekrar o markayı tercih etme olasılığını artırır.
2023 Kahramanmaraş Botanik EXPO Organizasyonunun şehre olan etkisinin turizm sektör paydaşlarınca değerlendirilmesi
Mega etkinlikler; ev sahibi ülke ve şehirlerin tarihi ve kültürel değerlerini tanıtmanın yanı sıra katılımcılar ile potansiyel müşterileri bir araya getiren büyük organizasyonlardır. Özellikle düzenlendiği şehrin gelişimi ve tanıtımı açısından önemli bir etkiye sahip olan Expo'lar, Olimpiyatlar ve Dünya Kupası'ndan sonra düzenlenen en büyük dev organizasyonlardır. Bahçecilik Expo'su üzerine bir organizasyon düzenleyecek olan Kahramanmaraş, tarım ve bahçecilik alanında yenilikçiliği desteklemeyi, yaşam kalitesini artırmayı, bu alanlardaki sorunlara çözüm arayışına aracılık yapmayı hedeflemektedir. Araştırma için 2023 Botanik Expo organizasyonunun seçimindeki temel etken, düzenlenecek mega etkinliğin Kahramanmaraş için önemli oranda kültürel, çevresel, mekânsal, politik ve sosyo-ekonomik etkiler doğurabilecek kadar büyük bir etkinlik olmasıdır. Bu araştırma ile 2023 yılında yapılması planlanan Expo organizasyonunun Kahramanmaraş'a olan etkisinin turizm sektör paydaşlarınca belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2023 Expo Kahramanmaraş öncesi kentte bulunan turizm sektörü paydaşları araştırmanın evren ve örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 392 sektör paydaşına anket uygulanmış, bu verilere keşfedici faktör analizi yapılmış ve sekiz boyutlu bir yapı elde edilmiştir. Uygulanan faktör analizi sonrası düzenlenecek mega etkinliğin Kahramanmaraş'a olan etkisi ile katılımcıların demografik özellikleri arasında bir farklılığın olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde turizm sektörü paydaşlarının, Botanik Expo Organizasyonunun kente olan etkisini olumlu yönde değerlendirdikleri ve bu değerlerin demografik ve tanıtıcı değişkenlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiş, bir Dünya kenti olmayı amaçlayan Kahramanmaraş için 2023 Botanik Expo Organizasyonunun bir fırsat niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mega Etkinlikler, Fuar Turizmi, Botanik Expo, Kahramanmaraş
Konaklama işletmelerinde Endüstri 4.0 kavramına ilişkin bilgi ve farkındalık düzeyinin belirlenmesi
Bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler sanayi devrimlerinin oluşmasına neden olmuştur. 1750'li yıllardan itibaren 21. yüzyıla kadar üç sanayi devrimi yaşanmış ve her devrimin ekonomik, sosyal ve politik etkileri olmuştur. 2011 yılından bu yana literatüre giren dördüncü sanayi devriminin etkilerinin ekonomik, sosyal ve politik alanda olacağı öngörülmektedir. Endüstri 4.0; internet, dijitalleşme, otonom sistemler, robotik teknolojiler, yapay zekâ, mühendislik, yazılım ve yeni gelişen kuantum teknolojileri gibi farklı disiplinlerin kesişme noktasıdır. Bu araştırmanın amacı Gaziantep'te faaliyet gösteren 3, 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde çalışan bireylerin, Endüstri 4.0 farkındalık ve bilgi düzeyinin ölçülmesidir. Ayrıca bu araştırmada konaklama işletmelerinde Endüstri 4.0 kavramını oluşturan alt bileşenlerin kullanım düzeyi araştırılmıştır. Veriler, 293 otel çalışanından Şubat ve Mart 2020 tarihlerinde anket yoluyla ile elde edilmiş olup, istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Keşfedici faktör analizi yapılarak, farkındalık ölçeğinin 4 alt boyuttan oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Daha sonra katılımcıların demografik özelliklerinin farkındalık ve bilgi düzeyi arasında anlamlı farklılık olup olmadığının araştırılması için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Farkındalık düzeyinin bilgi düzeyi üzerindeki etkilerinin ve yönünün araştırılması için korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde katılımcıların Endüstri 4.0 genel farkındalık düzeyinin "orta düzeyde" olduğu ve Endüstri 4.0 bilgi düzeyinin "düşük düzeyde" olduğu, Endüstri 4.0 alt bileşenlerinin otel işletmelerinde uygulama düzeyinin "çok düşük düzeyde" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bunların yanı sıra yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda, Endüstri 4.0 bilgi düzeyi ile Endüstri 4.0 farkındalık düzeyi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu ve Endüstri 4.0 bilgi düzeyi, Endüstri 4.0 farkındalık düzeyinin %17,3'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yiyecek-içecek işletmelerinde çalışanların mesleki tükenmişlik düzeylerinin işten ayrılma niyetine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Gaziantep'te faaliyet gösteren yiyecek-içecek işletmelerinde çalışanların mesleki tükenmişlik düzeyinin, işten ayrılma niyetine etkisini belirlemektir. Bu amaçla öncelikle alanyazın taraması yapılmıştır. Sonrasında yiyecek-içecek işletmelerinde çalışan 412 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeyleri ile işten ayrılma niyetleri arasında doğrusal ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre duygusal tükenme boyutunda yüksek düzeyde; duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık boyutlarında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı zamanda katılımcıların duygusal tükenmişlik düzeylerinde meydana gelen artışın, işten ayrılma niyetlerini de artırdığı tespit edilmiştir. Bu etkiye, duygusal tükenme boyutunda en yüksek düzeyde, duyarsızlaşma boyutunda en düşük düzeyde rastlanmaktadır. Benzer şekilde, tükenmişlik seviyesi düşük düzeyde olan katılımcıların, işten ayrılma niyetlerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir.
Otel işletmesi çalışanlarında örgütsel stres kaynaklarının iş performansına etkisi: Kahramanmaraş'ta bir uygulama
Otel işletmeleri, doğası gereği emek yoğun ve insan gücünden beslenerek devam eden bir sektördür. Bu nedenle zor çalışma koşulları çalışanlar üzerinde olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Uzun çalışma saatleri, ağır iş yükü ve benzeri durumlar çalışanların zihinsel ve fiziksel sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. İnsan ilişkilerinin yoğun olduğu hizmet sektöründe stres faktörlerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadığından, turizm sektörü oldukça stresli bir meslek grubu alanı haline gelmektedir. Otel işletmelerinin eş zamanlı üretimi ve tüketimi nedeniyle, çalışan personel hızlı hareket etmeli ve farklı beklentileri ve talepleri karşılamalıdır. Beklentileri ve talepleri karşılama aşamasında, çalışanda stres yapıcı etkiler oluşabilmektedir. Şöyle ki çalışan personel aşırı seviyede kendini stres baskısı altında hissediyorsa kötü bir ruh haline bürünecek ve bu ruh hali de hem müşteri ile ilişkisine hem de hizmet kalitesine yansıyacaktır. Aşırı baskı altında hissetme, çalışanın işten ayrılmasında etkili olur, bu da otel işletmeleri tarafından istenmeyen bir durum olarak görülmektedir (Tekin, 2010: 21). Çünkü çalışanın işten ayrılması, işletmeler açısından doğrudan ya da dolaylı maliyetlere neden olacaktır. Bütün bu etkenler düşünüldüğünde stres faktörünün otel işletmeleri için kaçınılmaz bir tehlike unsuru olarak ortaya çıktığı ifade edilebilir (Yıldırım, 2010: 29). Çalışanların iş performansını etkileyen ana öğe işletme içerisinde karşılaşılan örgütsel strestir (Örücü vd., 2011: 2). İş ortamında yaşanılan örgütsel stres her zaman olumsuz değildir. Stresin olmadığı bir iş ortamı tekdüze çalışılan bir alan demektir. İşinde yoğunluk yaşamayan ve iş yerinde tekdüze bir ortamı olan çalışanın sağlıklı iş performansı göstermesi beklenemez. Belirli kademedeki stresin işletme üzerinde pozitif etkilerinin bulunduğu araştırmacılar tarafından belirtilmektedir (Yılmaz ve Ekici, 2003: 9). Bundan dolayı orta ya da yüksek seviyede stres yaşamak çalışanı tekdüzelikten uzaklaştırarak, çalışan üzerinde olumlu yönde etkiler oluşturacaktır (Yıldırım, 2010: 67).). Otel işletmelerinde stres dikkatlice yönetilmeli ki bundan hem işletme, hem de çalışanlar fayda sağlasın. Stres ve performans açısından dört farklı varsayımın olduğu bilinmekle birlikte bunlar kısaca; performans ve stres arasındaki ilişki birbirleriyle ters U şeklindedir, örgütsel stres iş performansını düşürebilmektedir, örgütsel stres iş performansını arttırabilmektedir ve örgütsel stresin iş performansı üzerinde hiçbir etkisi yoktur (Gökgöz, 2013: 60). Stres ve performans arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarda dört farklı sonuç ortaya çıkabilmektedir (Yılmaz, 2006: 98; Ergül, 2012: 57; Gökgöz ve Altuğ, 2014: 521; Saltık, 2016: 53; Türkmen, 2016: 10; Özbozkurt ve Kırmızısaç, 2019: 290). Çünkü çalışanların iş yeri ortamı, iş ilişkileri, iş arkadaşları, misyon ve vizyonu, iş yerinden beklentileri, kişilik özellikleri ve iş yerinde karşılaşılan örgütsel stres kaynakları çalışanları farklı etkilemekte ve iş performanslarına farklı yansımaktadır (Gümüştekin ve Öztemiz, 2005: 283). Bu nedenle yapıcı veya olumlu örgütsel stres hem çalışan hem de otel için olumlu katkılar sunacaktır. Bu araştırmanın temel amacı Kahramanmaraş'ta faaliyette bulunan turizm işletme belgeli otel işletmesi çalışanlarında örgütsel stres kaynaklarının iş performansına etkisini araştırmaktır. Bu kapsamda 02.01.2020-15.04.2020 tarihleri arasında, Kahramanmaraş'ta faaliyet gösteren otel işletme çalışanlarına yönelik anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada otel çalışanlarının yaşadıkları örgütsel streslerin iş performanslarına etkisinin ne seviyede olduğu sorgulanmıştır. Hazırlanan anket formu; işin yapısı, fiziki şartlar, politik, işletme yapısı, işletme ilişkisi, vakit ve iş performansı olmak üzere yedi alt faktörden oluşmaktadır. Yapılan araştırmada nicel yöntemden faydalanılarak araştırmadan elde edilen verilerin standart sapma, aritmetik ortalama, frekans ve yüzde değerleri hesaplanmış ve değişkenler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H Testi ve Mann-Whitney U Testi yapılmıştır. Örgütsel stres faktörleri ile iş performansı arasında bir ilişkinin olup olmadığı için ise Spearmen Korelasyon Testi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuca göre Kahramanmaraş'ta faaliyet gösteren turizm işletme belgeli otel işletmelerinde çalışanların örgütsel stres düzeylerinin orta veya yüksek, iş performanslarının ise yüksek seviyede olduğu, çalışanların iş performansları ile çalıştıkları otelin niteliğine göre anlamlı farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan yaş, cinsiyet, medeni durum, çalışılan otelin niteliği, aylık ortalama gelir, çalışılan bölüm ve pozisyon, sektörde ve şu an ki otelde çalışılan süre değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Çalışmanın son kısmında ise elde edilen sonuçlar ışığında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Örgütsel Stres Kaynakları, İş Performansı, Kahramanmaraş
Turist rehberlerinin kişilik özelliklerinin başarı ve mutluluğa etkisi
Bu araştırma, turist rehberlerinin kişilik özelliklerinin öznel kariyer başarısı ve mutluluk düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de turist rehberliği mesleğini eylemli olarak icra eden profesyonel turist rehberleri oluşturmuştur. Örneklem seçiminde, olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği tercih edilmiştir. Nicel araştırma deseninin benimsendiği çalışmada, veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Dört bölümden oluşan anket formunda; Beş Faktör Kişilik Ölçeği, Öznel Kariyer Başarısı Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve kişisel bilgi formu yer almıştır. Anket uygulaması Şubat–Mart 2025 tarihleri arasında Google Forms üzerinden gerçekleştirilmiş ve toplam 442 eylemli turist rehberinden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. İki gruplu karşılaştırmalarda bağımsız örneklem ttesti, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalarda ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Kişilik özellikleri, mutluluk düzeyi ve öznel kariyer başarısı arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile test edilmiş; aracılık etkileri Process analizi, nedensel etkiler ise regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulguları, turist rehberlerinin dışa dönüklük, öz denetimlilik, deneyime açıklık ve yumuşak başlılık düzeylerinin yüksek; nevrotiklik düzeylerinin ise düşük olduğunu göstermiştir. Rehberlerin genel mutluluk düzeyleri orta-üst seviyede, öznel kariyer başarı algıları ise yüksek düzeyde bulunmuştur. Dışa dönüklük ve öz denetimlilik boyutlarının hem mutluluk hem de öznel kariyer başarısı ile anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Demografik değişkenlere göre kadın rehberlerin "öz denetimlilik" ile "büyüme ve gelişme" boyutlarında erkeklere kıyasla daha yüksek puan aldığı; evli ve çocuk sahibi rehberlerin dışa dönüklük ve mutluluk düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar; turist rehberlerinin kişilik özelliklerinin mesleki performans, kariyer gelişimi ve psikolojik iyi oluş açısından belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, rehberlik mesleğine yönelik eğitim süreçlerinin, insan kaynakları politikalarının ve mesleki destek programlarının planlanmasında kişilik özelliklerinin sistematik biçimde dikkate alınması önerilmektedir. Bu araştırma, eylemli turist rehberlerinde kişilik özelliklerinin öznel kariyer başarısı ve mutlulukla ilişkisini bütüncül bir modelle ampirik olarak ortaya koyarak, literatürde ilk kez kişilik–başarı–mutluluk etkileşimini profesyonel düzeyde ölçülebilir hâle getirmiştir.
Teknoloji odaklı küresel vatandaşlık: Yeni bir ölçek geliştirme
Bu doktora tezi, teknoloji odaklı küresel vatandaşlık kavramına yönelik yeni bir ölçek geliştirme çalışmasını ele almaktadır. Süreç, Churchill'in (1979) ölçek geliştirme modeline dayalı sekiz adımda gerçekleştirilmiştir. Her adım, geçerlilik ve güvenilirliği sağlamaya yönelik detaylı analizlerle desteklenmiştir. Teknoloji odaklı küresel vatandaşlık kavramı, literatürdeki ilgili çalışmalar (ör. küresel vatandaşlık, teknoloji kullanımı, küresel farkındalık, teknoloji odaklılık) ve uzman görüşleri doğrultusunda yapılandırılmıştır. Kavramın alt boyutları; teknoloji kullanımı, farklı kültürleri anlama, dijital platformlar ve küreselleşme, sosyal medya kullanımı ve küresel vatandaşlık değerleri olarak belirlenmiştir. Literatürde yer alan mevcut ölçekler, teorik çerçeve ve uzman görüşleri dikkate alınarak, başlangıçta 27 maddelik bir ifade havuzu oluşturulmuştur. Maddeler, Likert tipi ölçek formatında hazırlanmış olup her bir madde, ölçülmek istenen yapıların farklı yönlerini kapsamayı hedeflemiştir. Uzman görüşleri doğrultusunda şekillendirilen ölçek, 22 madde ile pilot örneklem grubuna uygulanmıştır. Pilot uygulama verileri üzerinden yapılan analizler sonucunda Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ile faktör yükü 0.60'ın altında olan 2 madde ölçekten çıkarılmıştır. Bu analizler sonucunda, ölçek 20 maddeye indirgenmiştir. Sadeleştirme yapılan ölçek, Türkiye genelinde eylemli turist rehberi 408 kişilik bir nihai örneklem üzerinde uygulanmıştır. Ölçeğin faktör analizine uygunluğunu belirleyebilmek için KMO testi ve Bartlett's Küresellik testi uygulanmıştır. Bununla birlikte CR ve AVE değerleri de analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, veri setinin faktör analizi için uygun olduğunu göstermiştir. AFA sonucunda ölçek, toplam varyansın %81,92'sini açıklayan beş faktörlü (teknoloji kullanımı, farklı kültürleri anlama, dijital platformlar ve küreselleşme, sosyal medya kullanımı, küresel vatandaşlık) bir yapı ortaya koymuştur. Doğrulayıcı Faktör Analiz bulgularına ait uyum indeksleri, ölçeğin ölçüm modelinin güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve geçerli olduğunu göstermiştir. Teknoloji Odaklı Küresel Vatandaşlık (TOKV) ölçeğinin geçerliliği, nomolojik ve yordayıcı geçerlilik kapsamında test edilmiştir. Bu kapsamda ölçeğin Kültürlerarası Farkındalık (KFO) değişkeni ile olan ilişkisi incelenmiştir. TOKV ile KFO arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. TOKV düzeyinin KFO düzeyleri üzerindeki etkisi yapısal eşitlik modelleme (SEM) yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, TOKV'nin KFO üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğunu ve modele ait iyi uyum indeksleri ile ortaya koymuştur.
Macera turizmi için yatırım alanlarının belirlenmesine yönelik bir model önerisi
Bu çalışmada, Kastamonu ilinde macera turizmine yönelik yatırım alanlarının Analitik Hiyerarşi Sistemi (AHS) ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile belirlenmesi ve haritalandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kastamonu ilinin macera turizmi potansiyelinin yüksek olduğu Daday, Azdavay, Cide ve Pınarbaşı ilçeleri uzman görüşleri ve alanyazın incelemeleri doğrultusunda belirlenmiş ve ilgili alanlarda yatırım alanları haritalandırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup olasılıksız örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak uzmanlara uygulanan anket, görüşme formlarının yanında bölgenin haritalandırma verilerini içeren dokümanlardan yararlanılmıştır. 01.10.2023- 31.05.2024 tarihleri arasında veriler toplanmış olup uzmanlardan alınan görüşler ışığında macera turizmine uygun yatırım alanlarının belirlenmesinde önem arz eden beş kriter; teknik altyapı uygunluğu, maliyet, jeolojik/jeofiziksel tehlike, topoğrafya ve yola yakınlık olarak belirlenmiştir. AHS ile belirlenen kriterlerin ESRI ArcGIS programına girilmesi ile yapılan CBS ağırlıklı çakıştırma analizleri sonucunda Daday ilçesinde büyüklükleri 17.883 m² ile 118.671 m² arasında değişen 3 yatırım alanı, Azdavay ilçesinde büyüklükleri 4.765 m² ile 21.025 m² arasında değişen 3 yatırım alanı, Cide ilçesinde büyüklükleri 4.765 m² ile 8.179 m² arasında değişen 3 yatırım alanı ve Pınarbaşı ilçesinde büyüklükleri 4.765 m² ile 32.951 m² arasında değişen 3 adet yatırım alanı belirlenmiştir. İlgili alanlara kamping alanı, karavan park alanı, otel, rekreasyon alanı, motel, oberj gibi turizm tesisi yatırım önerileri getirilmiştir. Araştırmada daha sonra yapılacak çalışmalara, Kastamonu'daki yerel paydaşlara, turizm sektör katılımcılarına, kamuya, yerel halka hem teorik hem de pratik olarak uygulanabilecek çeşitli öneriler sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Macera Turizmi, Turizm Tesisi Yatırım Alanları, Analitik Hiyerarşi Süreci, Coğrafi Bilgi Sistemi. Ekim 2025, 182 Sayfa
Kırgızistan'ın sağlık turizmi potansiyeli ve sürdürülebilir sağlık turizmi için bir model önerisi
Bu çalışmada Kırgızistan'ın sağlık turizm potansiyelinin belirlenmesi ve sürdürülebilir bir sağlık turizmi modeli önerilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanının evrenini Kırgızistan sağlık turizmi paydaşları oluşturmuştur. Örneklemde ise olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan kartopu örneklemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın ana verileri yapılandırılmış görüşme tekniğiyle 21 sağlık turizmi paydaşından elde edilirken ikincil veriler çalışmanın destekleyici verileri olmuştur. Çalışmada veriler 30.06.2023 – 30.10.2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiş ve bir GZFT (Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizi yapılmıştır. Çalışmada öne çıkan bulgular değerlendirildiğinde, Kırgızistan'ın sağlık turizmi arz unsurlarının sanatoryumlar, termal turizm, doğal kaynaklar, geleneksel tedaviler ve kültürel değerler olduğu, sağlık turizmi potansiyelinin termal turizm ve spa-wellness, medikal turizm, doğa temelli turizm, Issık Göl ve göçebe kültürü olduğu söylenebilir. Bununla birlikte Kırgızistan sağlık turizminin güçlü yönlerinde bozulmamış doğa, mevcut sağlık turizmi kaynakları, diğer doğal kaynaklar, gelişime açık yapı, personel potansiyeli ve iklim unsurlarının öne çıktığı görülürken zayıf yönlerinde gelişmemiş olması, hizmet kalitesinin yetersizliği, devlet desteğinin olmaması ve alt yapı eksikliği dikkat çekmektedir. Kırgızistan'ın sağlık turizmindeki fırsatlarında sağlık turizmi potansiyelinin olması, sağlık turizminde merkez olma potansiyeli, Kırgızistan'ın dağlık yapısı ve alternatif tıp potansiyeli öne çıkmaktadır. Tehdit olarak ise turizmin sürdürülebilir olarak gelişmemesi, çevre kirliliği, bilinçsizlik, siyasi istikrarsızlık, turist güvenliği ve hijyen gibi başlıklar öne çıkan unsurlar olarak tespit edilmiştir. Kırgızistan'ın sağlık turizmi gelişimini etkileyen en önemli faktörün ise hizmet kalitesi olduğu ortaya çıkmıştır. Kırgızistan'da geliştirilebilecek sağlık turizmi türleri ve aktivitelerinde termal turizm başlığı altında öne çıkanların, kımız tedavisi, kaplıca turizmi, tıbbi çamur tedavisi, klimatizm ve tuz mağaraları olduğu, medikal turizmde ise kardiyovasküler tedaviler, dental turizm, plastik cerrahi ve kozmetik cerrahi olduğu ve ayrıca sanatoryum ve kurotlarda sunulan hizmetlerin de geliştirilebilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda planlama, eğitim, yönetim, finans ve yatırım, pazarlama stratejileri ve denetim- kontrol olmak üzere 5 temadan oluşan Kırgızistan'da sürdürülebilir sağlık turizmi modeli ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte çalışmanın sonunda modele yönelik uygulama aşamaları ile uygulama süreci sunulmuş ve bulgular değerlendirilerek teorik ve pratiğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Üç boyutlu baskı teknolojisi ile fonksiyonel ürün geliştirme ve tüketici eğilimi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada turistlerin 3B baskılı yiyeceklerin özelliklerine yönelik algılarının incelenmesi ve bu algıların değer, tutum ve davranışlar üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca 3B baskılı yiyeceklerin özelliklerine yönelik algıların, algılanan değer üzerindeki etkisinin, gıda teknoloji neofobisinin düzenleyici rolüyle birlikte araştırılması bir diğer amaçtır. Araştırmanın teorik temelini Homer ve Kahle'nin (1988) Değer-Tutum-Davranış modeli oluşturmaktadır. Literatürde sıklıkla teorik modeller üzerinden yapılan tutum ve niyet analizlerine ek olarak, bu çalışmada bizzat 3B gıda ürünleri geliştirilmiş, duyusal analizler gerçekleştirilmiş ve tüketici tepkileri gerçek deneyim üzerinden ölçülmüştür. Araştırma kapsamında ilk aşamada, literatürde sıkça kullanılan teorik modellere ek olarak, fonksiyonel özellik taşıyan katkı maddesiz iki farklı 3B gıda ürünü (tavuklu ve sebzeli) geliştirilmiş, bu ürünler üzerinde besin değeri, mikrobiyolojik analiz, enstrümantal renk ölçümü ve duyusal değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen ürünlerde Creality Ender 3 V2-Neo model FDM tipi 3B yazıcı kullanılmıştır. Besin değeri analizi sonuçlarında her iki ürünün farklı besin ihtiyaçlarına yönelik fonksiyonel nitelikler sunduğu belirlenmiştir. Mikrobiyolojik analiz sonuçlarında, ürünlerin mikrobiyolojik açıdan güvenli olduğu ve iki ürünün TS 5000-U kalite standardını karşıladığı ortaya konmuştur. Duyusal analiz sonucunda tavuklu 3B ürünün genel beğenisi yüksek; sebzeli ürünün ise iyiye yakın bulunmuştur. Araştırmanın nicel bölümünde ise Kapadokya bölgesinde 463 yerli ve yabancı turiste 29 Ocak–3 Şubat 2024 tarihleri arasında kolayda örnekleme yöntemiyle yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarında, 3B baskılı gıda özelliklerinin hem fayda değerini hem de hedonik değeri etkilediği belirlenmiştir. Fayda değeri ve hedonik değerin tutumu, tutumun da satın alma niyetini etkilediği ortaya konmuştur. Gıda teknoloji neofobisinin, 3B gıda özellikleri ile fayda değeri arasındaki ilişkide anlamlı bir düzenleyici etkisi bulunurken, hedonik değer ile ilişkide bu etki gözlenmemiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında teorik ve pratiğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'deki dil okullarının eğitim turizmi kapsamında değerlendirilmesi
Turizm faaliyetlerinden biri olan özel ilgi turizmi, turistlerin boş vakitlerini değerlendirmek için ilgi alanlarına yönelik olarak yaptıkları etkinliklerdir. Bu etkinliklere merak duyan turistler, sevdikleri konuların kapsamına giren faaliyetleri gerek yurt içinde ve gerek yurt dışında yakından takip etmektedirler. Bu ilgi alanları içerisinde yer alan eğitim turizmine olan ilgi de eğitim seviyesinin artmasıyla popüler hale gelmiştir. Eğitim turizmine ilgisi olan kişiler kültürel ve eğitimsel etkinlikleri yakından takip etmektedirler. Özellikle eğitim almak, kendi kişisel gelişimlerine katkı sağlamak için birçok kursa katılmaktadırlar. Örneğin; resim, müzik, yoga, spor ve dil kursları bunlardan bazılarıdır. Bu kurslardan biri olan dil kurslarına olan talep giderek artmaktadır. Çünkü teknolojinin gelişmesiyle yeni yerlere keşifte artmıştır. İnsanlar artık sadece kendi ülkesindekilerle değil birçok ülkeden gelen insanlarla etkileşim halindedir. Bu sebepten insanlar hem bu insanlarla tanışmak hem de o ülkelere gidip kendilerini keşfetmek, o kültürü ve dili öğrenmek için farklı ülkelere giderler. İş veya eğitim amaçlı olan bu seyahatler sayesinde dil okullarına ilgi de artmıştır. Dünya da ve Türkiye'de çok sayıda dil kursları ve dil okulları bulunmaktadır. Dünyada en çok konuşulan dil olan İngilizce başta olmak üzere İspanyolca, Almanca, Fransızca, Çince, Flemenkçe ve Rusça gibi diller, dil okullarında ön plana çıkmıştır ve bu derslere yönelik eğitimler verilmektedir. Bu çalışmada Eğitim Turizmi kapsamında Dünyadaki ve Türkiye'deki en popüler dil kurs ve okullarının incelenmesi amaçlanmıştır. Eğitim turizmi ve dil okulları ile ilgili kavram çalışmasından sonra bulundukları ülkeler, kurucular, kurulduğu yıl, öğrettikleri diller, şubeleri hakkında bilgileri de bulgular kısmında tablo şeklinde verilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada yöntem olarak örnek olay tarama modeli, desen olarak ise çoklu durum deseni kullanılmıştır. Türkiye'deki dil okullarına ilişkin veriler, betimleme yapmak amacıyla seçilmiş olup araştırma için gerekli bilgiler yerli ve yabancı pek çok ikincil kaynaklardan elde edilmiştir. Bu bağlamda ilgili alan yazın derinlemesine incelenmiştir. Web siteleri, gazete, dergi, afişler ve kitaplar incelenmiştir. Dünyadaki veTürkiye'deki öne çıkan dil okul/kursu ile bilgiler bulgular kısmında yer almıştır.
Coğrafi işaretli yiyeceklerin glütensiz beslenme tarzına uygun geliştirilmesi ve tüketici niyetine etkisi
Bu araştırmada Batı Karadeniz bölgesindeki coğrafi işaretli yiyecekler kapsamında glütensiz muadil ürün çeşitlerinin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında ilk olarak glütensiz hale dönüştürülmesi için en fazla talep edilen ürünler belirlenmiştir. Sosyal medya (instagram) üzerinden yapılan araştırmada 322 glüten hassasiyeti taşıyan katılımcıya ulaşılmış ve anket tekniği kullanılarak yedi ayrı il için en fazla talep gören birer ürün belirlenmiştir. Glütensiz ürün geliştirme çalışmaları bu ürünler özelinde ikişer denemeyle test edilmiştir. Bu testler sonucunda glütensiz hale dönüştürülen yedi coğrafi işaretli üründen en iyi sonucu verenler Akçakoca mancarlı pide, Safranbolu kıtırı, Bartın gözlemesi, Bolu patatesli ekmeği olmuştur. Duyusal testlerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda 12 Çölyak hastası ve Çölyak hastası ebeveynlerinin ürünlerle ilgili görüşlerine başvurulmuştur. Odak grup görüşmesi baz alınarak en beğenilen ürün olarak değerlendirilen glütensiz Safranbolu kıtırı ise araştırmanın son aşaması olan nicel bölüm için kurulan modeli ve değişkenleri belirlemiştir. Glüten içermeyen Safranbolu kıtırı için yapılan saha araştırmasında, duyusal deneyimin değiştirme niyeti üzerindeki etkisi incelenmiş; ayrıca, memnuniyet ve değiştirme maliyetinin bu etkiye aracılık rolü araştırılmıştır. Araştırma evrenini, Safranbolu'yu en az bir kez ziyaret etmiş turistler oluşturmuştur. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemiyle 700 kişiye ulaşılmıştır. 05.03-07.05.2024 tarihleri arasında toplanan veriler, glüten içermeyen Safranbolu kıtırına yönelik duyusal deneyimin memnuniyet üzerinde etkisi olduğunu, ancak değiştirme niyeti ve değiştirme maliyeti üzerinde bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur. Memnuniyetin ve değiştirme maliyetinin değiştirme niyeti üzerinde etkisi olduğu saptanmıştır. Aracılık analizinde, duyusal deneyimin değiştirme niyeti üzerindeki etkisinde memnuniyetin aracılık rolü olduğu belirlenmiş, ancak memnuniyetin değiştirme niyeti üzerindeki etkisinde değiştirme maliyetinin aracı rolü oynamadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen veriler doğrultusunda glüten içermeyen Safranbolu kıtırının yüksek pazar potansiyelinin yüksek olduğu ve ticari değer kazanabileceği sonucuna varılmıştır.
Ön lisans düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin pratik eğitime ilişkin görüşlerinin uygulama oteli perspektifinden belirlenmesi
Turizm sektörü her geçen gün hızlı bir gelişim ve büyüme göstermektedir. Bununla birlikte önemli oranda istihdam olanaklarını da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla turizm sektörünün ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağının turizm eğitimi almış kişilerden olması kaçınılmaz bir gerçektir. Turizm sektöründen en yüksek faydanın sağlanabilmesi ancak etkin ve kaliteli bir turizm eğitimi ile mümkündür. Bu araştırmanın temel amacı, Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu ile Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu'nda turizm eğitimi alan ön lisans öğrencilerinin uygulama oteli algılarının değerlendirilmesidir. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için 03.10.2019-07.10.2019 tarihleri arasında Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu'nda turizm eğitimi alan 147 ön lisans öğrencisine, 10.10.2019-15.10.2019 tarihleri arasında ise Gaziantep Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu'nda turizm eğitimi alan 259 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında öğrencilerin uygulama oteli algılarının belirlenmesi için hazırlanan anket formu, "Mesleki Deneyim Kazanma ve Mesleki Eğitim İmkânları" olmak üzere 2 boyuttan oluşmaktadır. Nicel yöntemin kullanıldığı bu araştırmada elde edilen verilerin aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde değerleri hesaplanmış ve değişkenler arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann-Whitney U Testi ile Kruskal Wallis H Testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, turizm eğitimi alan ön lisans öğrencilerinin uygulama oteline yönelik algılarının cinsiyet, sınıf, okunan bölüm ve program değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Diğer taraftan mezun olunan lise, turizm sektöründe mesleki deneyim sahibi olma, uygulama otelinde çalışma durumu ve bağlı olunan üniversite değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Ayrıca araştırmaya katılan 406 ön lisans turizm öğrencisinin okudukları meslek yüksekokulunda uygulama otelinin olmasından memnuniyet duydukları ve turizm eğitimi veren her meslek yüksekokulunda da uygulama otelinin olması gerektiğini düşündükleri tespit edilmiştir.
İnanç merkezi ziyaretçilerin marka deneyimi, farkındalığı, etkileşimi, tatmini ve sadakatinin incelenmesi: Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri örneği
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'de inanç turizmi bağlamında önemli bir destinasyon olarak kabul edilen Kastamonu ilindeki Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri Külliyesi'ni ziyaret eden bireylerin marka deneyimi, marka tatmini ve marka sadakati düzeylerini analiz etmektir. Çalışma kapsamında ziyaretçilerin bu inanç merkezini tercih etme nedenleri; dini manevi motivasyonlar, kültürel unsurlar ve bireysel, duygusal gerekçeler bağlamında değerlendirilmiş ve bu tercihlerin marka algısı üzerindeki yansımaları çok boyutlu olarak incelenmiştir. Bununla birlikte, dijitalleşme sürecinde sosyal medya kullanımının, ziyaretçilerin kutsal mekânlara ilişkin deneyim paylaşım eğilimleri üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemine dayalı olarak yürütülmüş olup, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Kastamonu'daki Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri Külliyesi'ni ziyaret eden toplam 209 katılımcıdan elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, ziyaretçilerin demografik ve davranışsal özelliklerine göre marka deneyimi, tatmini ve sadakati değişkenlerinde anlamlı farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen bulgular, ziyaretçilerin duygusal, duyusal, bilişsel ve ilişkisel deneyimlerinin, marka tatmini ve sadakati üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca sosyal medya üzerinden yapılan dini içerikli paylaşımların, mekâna yönelik marka farkındalığını ve duygusal bağlılığı güçlendirdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, inanç merkezlerinin dijital çağda marka perspektifiyle ele alınmasına yönelik özgün bir çerçeve sunmakta ve literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Araştırmanın yalnızca belirli bir zaman diliminde ve Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri Külliyesi'ni ziyaret eden katılımcılarla sınırlı kalması, sonuçların genellenebilirliğini kısıtlayan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, belirli bir ziyaretçi profili ve mekânsal bağlamla sınırlı olup, farklı inanç merkezleri ya da daha geniş örneklemler için doğrudan genelleme yapılması uygun olmayabilir.
19 ve 20. yüzyıl Osmanlı saray mutfağında deniz ürünleri
Osmanlı Devleti, İstanbul'u başkent olarak ilan ettikten sonra deniz ile ilgili büyük bir hazineye kavuşmuştur. Deniz ürünleri konusunda bereketli bir coğrafyada bulunan Osmanlı Devleti, altı yüzyıl boyunca yeteri kadar boğazdan yararlanamamıştır. Busbecq'in tabiri ile boğazın balık akını öyle yoğundur ki, elinizle balık avlamanız mümkündür. Saray mutfağındaki deniz ürünleri çalışmalarını incelediğimizde ise deniz ürünlerinin özellikle de balığın ticari ve gelir boyutlarının ele alındığı fakat saray mutfağında tüketilen deniz ürünleriyle ilgili bir araştırmaya yer verilmediği görülmüştür. Buradan hareketle 19 ve 20. yüzyıl Osmanlı saray mutfağında tüketilen deniz ürünlerinin tespit edilmesi amacıyla tarihsel araştırma modeli kullanılmış, yaşayan kaynakların mevcut olmaması sebebiyle de doküman incelemesinden yararlanılmıştır. Araştırmanın konusu gereği Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi'nde yer alan birtakım yazmalar birincil kaynak olarak çözümlenen belgeleri içermektedir. Aynı zamanda konu ile bağlantılı olan diğer birincil ve ikincil kaynakların betimsel analiz ile çözümlenmesi ise bu araştırmanın veri analiz sürecini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular arasında; kılıç, torik, altıparmak, uskumru, kolyoz, çinakop, lüfer, istavrit, ateş, sardalya, kırlangıç, barbunya, tekir, karagöz, ispari, mezgit, gelincik, levrek, ispendek, izmarit, mercan, eşkina, kaya, gümüş, yılan, kefal, kalkan, pisi, vatoz, ıstakoz, karides, pavurya, midye, istiridye ve tarak olmak üzere toplam 35 tür deniz ürününün 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saray mutfağında kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Aynı zamanda imparatorluğun son iki yüzyılında kaleme alınmış yazma yemek kitaplarında yer alan 186 çeşit deniz ürünlü yemek tarifi; çorbalar, kebaplar, külbastılar, yahniler, tavalar, pilakiler, güveçler, dolmalar, pilavlar, taratorlar, salatalar, turşular ve deniz ürünleri ile yapılan diğer ürünler olmak üzere 13 başlık altında toplanmıştır.
Sürdürülebilir destinasyon yönetimi kapsamında macera turizmi üzerine nitel bir değerlendirme
Bu çalışmanın amacı, Kastamonu'nun Daday, Azdavay ve Pınarbaşı ilçelerinde sürdürülebilir destinasyon yönetimi çerçevesinde macera turizminin mevcut durumunu çok paydaşlı bir yaklaşımla incelemek ve elde edilen nitel bulgular doğrultusunda uygulanabilir stratejik öneriler geliştirmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseniyle yapılandırılmıştır. Çalışmaya katılanlar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniğiyle seçilmiş; yerel halk, turistler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri bu araştırmada görüşlerine başvurulan temel paydaşları oluşturmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilen yüz yüze derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanmış; görüşme formu, alan yazın ve uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Toplanan veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiş; bölgenin macera turizmi potansiyeli ve mevcut yönetim yapısına ilişkin bulgular değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, turist deneyimlerinde doğayla bütünleşme, macera ve keşif unsurlarının ön planda olduğunu; ancak altyapı eksiklikleri, güvenlik sorunları ve profesyonel rehberlik yetersizliğinin deneyimi olumsuz etkilediğini göstermektedir. Yerel halkın turizm süreçlerine katılımının oldukça sınırlı olduğu; bu durumun hem yerel kalkınmayı zayıflattığı hem de turizme yönelik aidiyet duygusunu olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, doğal ve kültürel varlıkların korunması, turist deneyimlerinin niteliğinin artırılması ve yerel halkın sürece etkin katılımının sağlanmasını önceleyen, çok paydaşlı iş birliğine dayalı sürdürülebilir bir yönetişim yaklaşımına ihtiyaç duyulduğu ortaya konmuştur. Bu doğrultuda, bölgenin sosyo-kültürel, çevresel ve yönetsel özelliklerini dikkate alan ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir yaklaşıma dayanan bütüncül bir değerlendirme sunulmuştur.
Tükenmişlik ve duygusal emek ilişkisi: Akdeniz Bölgesinde görev yapan turist rehberleri üzerine bir araştırma
Turist rehberlerinin turizm sektöründeki diğer çalışanlara göre, farklı kültürlere ve karakterlere sahip turistlerle daha fazla iletişim halinde oldukları bilinmektedir. Nitekim çok sayıda turistin yer aldığı turları seyahat sırasında yönettikleri ve organize ettikleri düşünüldüğünde, turist rehberlerinin yoğun duysal emek harcadıklarını söylemek mümkündür. Dolayısıyla bu tez çalışmasının temel amacı, Akdeniz Bölgesinde Antalya Rehberler Odası'na bağlı olarak görev yapan turist rehberlerinin duygusal emek ve tükenmişlik düzeylerini inceleyerek, duygusal emek ve tükenmişlik kavramları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Çalışmada Antalya Rehberler Odası'na kayıtlı 1289 eylemli turist rehberi olup bu rehberlerden ve 312 tanesi çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. 2019 Aralık, 2020 Ocak ve 2020 Şubat aylarında turist rehberleri ile yüz yüze görüşülerek anketlerin doldurulması sağlanarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 18 (Statistical Package for Social Sciences) paket programı ile analizi edilmiştir. Çalışmada ölçümün güvenilirliğini saptamak için Cronbach's Alpha Katsayısı hesaplanmıştır. Ayrıca ölçeklerin verilerinin faktör analizine uygunlukları kontrol için Örneklem Yeterliliği Testi (Kaiser-Meyer-Olkin) ve değişkenler arasındaki korelasyon seviyesini belirlemek için Barlett Küresellik Testi kullanılmıştır. Duygusal emek ile demografik değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla t testi ve Anova testi yapılmıştır. Öte yandan tükenmişlik ile demografik değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla ise Man Whitney u testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Son olarak duygusal emek ile tükenmişlik ölçekleri ve alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda profesyonel turist rehberlerinin duygusal emek düzeylerinin orta ve yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, tükenmişlik düzeylerinin düşük ve orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte duygusal emek ile tükenmişlik arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Turist rehberi, Duygusal emek, Tükenmişlik
Kastamonu'nun bütünleşik tabiat turizmi seçenekleri: Glamping, orman banyosu, iklim terapisi ve dijital detoks
Günden güne gelişmekte olan turizm olayında önemli bir yer tutan tabiat turizmi, çekim gücü yüksek bir turizm çeşididir. Doğa ile iç içe olmak, eşsiz deneyimler kazanmak ve rahatlamak gibi amaçlarla tercih edilmektedir. Tabiat turizmi faaliyetlerinin bir parçası olarak glamping, orman banyosu, iklim terapisi ve dijital detoks gibi faliyetler turistler için bir motivasyon kaynağı oluşturmaktadır. Bu tür aktiviteler, insanlar için doğal çevrede dinlenme, enerji toplama, verimli yaşam alanları oluşturma ve zihinsel pozitif doygunluk hissi elde etme gibi birçok faydalı sonuca katkı sağlamaktadır. Kastamonu doğal mirası ve 693 bin hektarlık orman varlığı ile Türkiye'nin en geniş verimli ormanlarına ev sahipliği yapan iller arasında bulunmaktadır. Bu bağlamda tabiat turizmine olanak sağlayacak zengin doğal miras Kastamonu'daki tabiat turizmi potansiyelinin önemini ortaya koymaktadır. Tabiat turizmi içerisinde yeni nesil ürünler olarak öne çıkan glamping, orman banyosu, iklim terapisi ve dijital detoks faaliyetlerinin yüksek katma değer yaratmada oynayabileceği role koşut araştırma konusu olarak seçilmiştir. Bu bağlamda çalışma, Kastamonu'da glamping, orman banyosu, iklim terapisi ve dijital detoks faaliyetlerini geliştirmeyi; bu faaliyetler için uygun alanları belirlemeyi, seçilen alanları turistik cazibe merkezlerine dönüştürerek bütünleşik olarak sunmayı ve bu hususta bir model önererek özgün bir niş pazar oluşturmayı amaçlamaktadır. Ayrıca anılan turizm faaliyetlerine ilişkin mevcut durumun tespit edilip olumsuzluk yaratan ve yaratması olası durumlar için önlemlerin alınması ve paydaşlara duyurularak erken bir farkındalık yaratılması da hedeflenmiştir. Araştırma amaçlarına ulaşabilmek amacıyla öncelikle literatür taraması yapılmış elde edilen verilerin yardımı ile bir görüşme formu oluşurulmuştur. Yüz yüze yürütülen görüşmelerle veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler nitel araştırma programı MAXQDA 20 kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, Kastamonu'nun glamping, orman banyosu, iklim terapisi ve dijital detoks olarak nitelenen yeni nesil tabiat turizmi potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu ve gelişim avantajına sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Gastro turistlerin duygusal iştahları gastronomi turizmi motivasyonlarını etkiler mi?
Bu çalışmanın amacı, gastro turistlerin duygusal iştahlarının gastronomi turizmi seyahat motivasyonları üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca kilodan memnuniyetin bu ilişkideki aracılık rolünün tespit edilebilmesi ve gastronomi turizmi motivasyonlarının tercih etme niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama modeli çerçevesinde planlanmış olup, Gaziantep ilini ziyaret eden gastro turistlerden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubunu 393 gastro turist oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Duygusal İştah Ölçeği, Gastronomi Turizmi Seyahat Motivasyonları Ölçeği, Tercih Etme Niyeti Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) yöntemi ile SmartPLS 4.0 yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, olumlu duygusal iştahın gastronomi turizmi seyahat motivasyonları üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Olumsuz duygusal iştahın gastronomi turizmi seyahat motivasyonları üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlı bulunmamıştır. Kilodan memnuniyet durumunun duygusal iştah ile gastronomi turizmi seyahat motivasyonları arasındaki ilişkide aracılık rolü tespit edilmemiştir. Bununla birlikte, gastronomi turizmi seyahat motivasyonuna sahip gastro turistlerin tercih etme niyetlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Gaziantep gibi gastronomi yönünden zengin destinasyonlar için olumlu duygu ve durumların yaşandığı alanlarda gastronomi turizmi tanıtım içerikleri etkili bir biçimde kullanabilir. Ayrıca sosyal medya kullanıcılarının olumlu duygu içeren paylaşımları algoritmalar tarafından kullanılabilir ve gastronomi turizmine yönelik içeriklerin keşfet alanlarında daha sık görünmesi sağlanabilir. Bu çalışma hem teorik hem de uygulamalı açıdan gastronomi turizmi literatürüne yenilikçi ve kapsamlı bir perspektif kazandırmakta olup, gelecek araştırmalarda farklı turist profilleri ve niteliksel yöntemlerle daha derinlemesine incelenmesi önerilmektedir.
UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olan Gaziantep ilindeki gastronomi girişimcilerinin kişilik özellikleri ve yenilikçiliğe bakış açıları üzerine bir araştırma
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) gastronomi, gıda ve kültür çalışmalarını tanımlamak, insanların yediklerine ve içtiklerine dair bilgi sahibi olabilmelerini ve kültürel çeşitliliği sağlamak adına 2004 yılında "Yaratıcı Şehirler Ağı (Creative Cities Network)" programını faaliyete geçirerek Gastronomi Şehirler Ağı'nın da içinde bulunduğu Tasarım, Zanaat ve Halk, Edebiyat, Müzik, Sinema/Film, Medya Şehirlerini 7 tema altında sınıflandırmıştır. Gastronominin Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında bir tema altında değerlendirilerek yöresel mutfakların kültürel birer miras olarak ulusal ve uluslararası düzeyde korunması gerektiği bilinci, yaşanan ekonomik ve kültürel gelişmelerle beraber giderek önem kazanmıştır. Bu kapsamda UNESCO'nun yayımlamış olduğu hedef ve maddelerinden biri olan; "Üye şehirlerin kamu, özel sektör ve sivil toplumun içinde bulundukları ortaklıklar sayesinde aynı platformda buluşturarak, yenilikçi fikirleri hayata geçirme yönünde girişimde bulunmaya teşvik etmek ve geliştirmek" ile bu bileşenleri ortak platformda buluşturabilecek; gerekli durumlarda risk ve sorumluluk almaktan çekinmeyen, aynı zamanda yenilikçi fikirleri hayata yansıtabilen lider ruhlu bireylerin varlığı önem kazanmıştır. UNESCO'nun Gastronomi Şehirleri arasına 2015 yılında dahil olan Gaziantep ilinin markalaşmasında ve sürdürülebilir kentsel kalkınmasında gastronomi girişimcileri aktif rol oynamaktadır. Bu kapsamda yapılan araştırmanın temel amacını, Gaziantep ilinin gastronomi turizminde markalaşmasında öncü role sahip olan gastronomi girişimcilerinin kişilik özelliği ve yenilikçiliğe bakış açılarının tespit edilerek, kişilik özellikleri ile yenilikçilik özellikleri arasında bir ilişki ve gastronomi girişimcilerinin kişilik özelliklerinin yenilikçiliğe bakış açılarına herhangi bir etkisi olup olmadığının ortaya konulması oluşturmaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda geliştirilen anket formu, 2019 yılının Ağustos ve Ekim ayları arasında tesadüfi olmayan örneklem yönteminden kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Gaziantep ilinde hizmet veren yöresel ve turistik yiyecek-içecek işletmelerindeki 254 gastronomi girişimcisine uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda gastronomi girişimcilerinin kişilik özelliklerinin "Kararlılık", "Objektiflik" ve "Motivasyon" olmak üzere üç boyuttan oluştuğu tespit edilirken, yenilikçiliğe bakış açılarını oluşturan boyutların "Yenilikçi Düşünce", "Farklılık" ve "Etkileşim" olmak üzere üç boyuttan oluştuğu görülmüştür. Gastronomi girişimcilerinin kişilik özellikleri ile yenilikçiliğe bakış açıları arasında "düşük" düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizleri sonucunda ise, gastronomi girişimcilerinin kişilik özellikleri yenilikçiliğe bakış açılarını pozitif yönde ve anlamlı etkilediği saptanmıştır.
Turizm alanında lisans ve önlisans eğitimi veren kurumlarda etik iklimin kuruma güven üzerindeki etkisi
Etik iklim algısının kuruma güven üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlayan bu çalışma, Batı Karadeniz Üniversiteleri Birliği'ne üye üniversitelerin turizm bölümlerinde çalışan akademik personellere yönelik yapılmıştır. Bu kapsamda 7 üniversitede görev yapan 301 akademik personel araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırma verileri, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile toplanmıştır. Veriler SPSS 18 programı ile analiz edilmiş olup, demografik özellikler, frekans analizi, değişkenler arası ilişkileri inceleyen ve farklılıkları inceleyen analiz teknikleri ile hipotezler test edilmiş ve araştırma sorularına cevap aranmıştır. Bu analizler sonucunda etik iklim algısının ve kuruma güven algısının araştırmaya katılanlar tarafından çalıştıkları kurum bazında olumlu olarak algılandığı ve etik illim algısının sosyal sorumluluk bilincine sahip olma boyutu dışında diğer tüm boyutların (Kurum Çıkarı, Kişisel Çıkar, Kişisel Ahlak, Takım Çıkarı) kuruma güveni şekillendirmede etkili olduğu sonucu bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Etik, Etik İklim, Güven, Kuruma Güven.
Yeniden işlevlendirilen tarihi yapılarda sürdürülebilirliğe etki eden çekicilik faktörleri
Süreç içerisinde hızla gelişen bilim ve teknoloji, birçok konuda olduğu gibi bireylerin sosyal yaşantısını da büyük ölçüde etkilemektedir. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte bireylerin çalışma şartlarında, aile yapılarında, dünya görüşlerinde, inançlarında ve ihtiyaçlarında bir takım değişiklikler oluşmaya başlamıştır. Bu değişiklikler sonucunda birçok tarihi yapı işlevini kaybetmiş terk edilmiş ve atıl kalmıştır. Atıl kalan bu yapılar, turizmde sürdürülebilirliğin öneminin ortaya çıkmasıyla değer kazanmıştır. Bu doğrultuda yeniden işlevlendirme faaliyetleri gerçekleştirilerek kıt kaynakların korunması, kültürel sürekliliğin gerçekleştirilmesi ve yapıların çevresine sosyal, kültürel ve ekonomik katkı sağlaması amaçlanmıştır. Konuya ilişkin yapılan literatür taramasında tarihi yapıların sürdürülebilirliğini ancak yaşatılmaya devam ederek sağlayabileceği savunulmuştur. Bu bağlamda Kastamonu'da yer alan tarihi yapıların yaşatılması için tercih nedeni olmasını sağlayan çekicilik faktörlerinin neler olduğu sorgulanmıştır. Ayrıca bu faktörlerin katılımcıların demografik özellikleriyle anlamlı farklılıklar oluşturup oluşturmadığı anket tekniğiyle araştırılmıştır. İki bölümden oluşan anket, 2016 yılının Ekim ayında başlayarak 2017 yılının şubat ayına kadar Kastamonu'da otel olarak işlevlendirilmiş tarihi yapılarda konaklayan 405 misafire uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde çekicilik faktörleriyle alakalı 17 ifadeye yer verilirken, ikinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla 9 soru sorulmuştur. Veriler SPSS 23 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde "yüzde", "frekans" bağımsız iki değişken için "Spearman Korelasyon testi", bağımsız iki grup için "Mann Whitney U testi," bağımsız ikiden fazla grup için ise "Kruskal Wallis testi" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların konak otelleri tercih etmelerine etki eden faktörlerin kültür, yaşam tarzı, meslek ve ekonomik durum olduğu, bu faktörler arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ve bu faktörlerin turistlerin bireysel özelliklerinden, cinsiyet, eğitim durumu ve toplam aylık gelire göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yeniden İşlevlendirme, Sürdürülebilirlik, Turizm, Turistik Çekicilik
Kastamonu konaklarının turizme kazandırılması
Tarihi bir sokak, mahalle, kent ve sivil mimari yapılar turizm açısından bir değer teşkil eder. Kastamonu gibi bu yönden zengin şehirlerde yer alan tarihi konaklar; turizm için ülkemize gelen yerli veya yabancı misafirleri burada ağırlamada, ülkemizi ve geleneksel değerlerini sunmak açısından olağanüstü bir fırsattır. Konakların restorasyonlarının yapılarak turizme kazandırılması ile Kastamonu'ya daha da çok yerli ve yabancı misafir çekebilir. Bu noktada göz önünde bulundurulması gereken unsur, konakların yaşanabilen evler olmasıdır. Bir konak, içinde yaşayan birileri olmazsa yavaş yavaş çürür ve yıkılır. Yıkılan tek şey konağın kendisi değildir. Zira konaklar yaşadığı dönemin ruhunu tüm yönleriyle yaşatan, maneviyatla yaşayan ahşap yaşam alanlarıdır. Konakların yok olup gitmesi, restorasyon işlemleri için konak sahiplerinin yeterli bilince ve bilgiye sahip olmamaları, tarihi yapıların yok olup gitmesine ve turizme kazandırılamamasına yol açmaktadır. Araştırmanın amacı; Kastamonu şehrindeki konakların turizm potansiyelinin incelenmesi, yeniden işlevlendirme olanaklarının ayrıntılı bir şekilde ele alınarak Kastamonu konaklarının sahip olduğu bu potansiyelin nasıl turizme kazandırılabileceğidir. Araştırma yöntemi olarak, niteliksel (kalitatif) analiz yöntemlerinden biri olan odak grup görüşmesi yöntemi tercih edilmiştir. Odak grup kamu kurumlarından, özel sektör temsilcilerinden ve sivil toplum kuruluşlarından katılımcılardan oluşturulmuştur. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde analitik genelleme yapılmıştır. Toplanan veriler, nitel veri analizi yaklaşımlarından betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Analiz sonucunda Kastamonu konaklarının turizme kazandırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.
Türkiye'de seyahat sektöründe istihdam edilen yabancı uyruklu çalışanlar üzerine bir araştırma
Bir ülkede turizmin gelişmesi seyahat sektöründe sunulan hizmetin kalitesi ile doğru orantılıdır. Turistlerin evinden ayrılıp geri dönünceye kadar geçen sürede yanlarında bulunan acente personelinin sunacakları hizmetin turistlerin aynı ülkeye tekrar gelip gelmeyecekleri konusundaki kararlarında etkisi yadsınamaz. Ancak çalışanların turisti memnun edebilmesi için öncelikle kendilerinin işlerinden memnun olmaları bunun için ise sorunlarının çözümlenmiş olması gerekmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı; Türkiye'de seyahat sektöründe istihdam edilen yabancı uyruklu personel profilini ortaya çıkarmanın yanında sorunlarını, beklentilerini ve düşüncelerini belirlemektir. Araştırmada anket tekniği kullanılmış ve veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgulara göre; Türkiye'ye çalışmak üzere gelen yabancılar arasında ilk sırayı % 35,2'lik bir oranla Rus vatandaşlarının ikinci sırayı ise Türk Cumhuriyetlerinden gelenlerin aldığı, Türkiye'yi tercih edenlerin % 40,3'ünün 26-30 yaş grubu arasında oldukları, % 75,2'inin lisans ve lisansüstü eğitim aldıkları katılımcıların % 80'nin turizm konusunda eğitimli oldukları, % 60'dan fazlasının en az 3 yıllık rehberlik tecrübelerinin olduğu, % 73,6'sının kendi ülkelerinde herhangi bir işlerinin olmadığı, % 60'ının Türkiye'ye 3 defadan fazla geldikleri, % 96'sının aylık 300 dolardan fazla kazandıkları, % 49,1'nin Türkiye'deki işlerini İnsan Kaynakları şirketleri aracılığıyla buldukları, % 98,4'ünün Türkçe bildikleri, % 35,7'sinin ise Türkçe ve anadilleri dışında ikinci bir dil olarak İngilizce konuşabildikleri, meslek seçiminde ve çalışmak için Türkiye'yi tercih etmelerinde etkili olan unsurlar arasında ilk sırada 'ailem' ikinci sırada 'yakın arkadaşlarım' seçeneklerinin yeraldığı, katılımcıların % 39'nun 'çalışma izni' olduğu, % 31,8'inin acenta ile sorun yaşadıkları, yaşanılan en önemli sorunun 'iş yoğunluğu' ve 'sosyal hakların gözetilmemesi' olduğu, en olumlu değerlendirmeler arasında iyi para kazandıklarına inandıkları, % 99'unun Türkiye'de bulunuyor olmaktan memnun oldukları, % 84,5'nin Türkiye'ye çalışmak için tekrar gelmeyi düşündükleri, Rus ve Kazak asıllı personelin eğitim düzeyi olarak diğerlerinden yüksek olduğu ve Türkiye'de bulunmaktan en fazla Kazakların memnun olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizm, Seyahat Sektörü, Tur Acentesi, Sektör Çalışanları, Yabancı Uyruklu Personel