
28
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0
Araştırmacı
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Periyodik toplanmış tusaga-aktif ölçülerinin deformasyon izlemede kullanılabilirliğinin araştırılması
Günümüzde mühendislik yapılarının kontrolü, yatay ve düşey yöndeki yerkabuğu hareketlerinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yapıların kontrolü ve yerkabuğu hareketlerinin belirlenmesine ilişkin deformasyon analizleri her zaman mühendislik jeodezisinin temel konuları arasında yer almıştır. Objelerin şekil, boyut ve yer değişimleri bu analizler yardımıyla belirlenmekte ve yorumlanmaktadır.Türkiye' de adı Ağ-RTK olan TUSAGA-Aktif Türkiye çapında kullanıcılara gerçek zamanlı hassas koordinat sağlar. Bu çalışma periyodik toplanmış gerçek zamanlı TUSAGA-Aktif datalarının deformasyon izlemede kullanılabilirliğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın amacı, günümüzde pek çok alanda kabul görmüş yöntemlerden biri olan TUSAGA-Aktif ile bir noktada periyodik olarak toplanmış TUSAGA-Aktif ölçülerinin deformasyon izlemede kullanılabilirliğini inceleyip daha gerçekçi yorumlama yapabilmektir. Bu amaçla, TUSAGA-Aktif teknolojisi ile Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde seçilen bir noktada GNSS alıcıları ile 3 ayda bir periyodik olarak 10 epokluk TUSAGA-Aktif ölçüleri gerçekleştirilmiş, ölçüler dengelenmiş, statik ve kinematik deformasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları karşılaştırılmış ve uyumlu oldukları gözlemlenmiştir.Bu metot diğer metotlara göre daha pratik ve ekonomiktir. Deformasyon ölçüm ve analizi yapmak için sadece bir GNSS alıcısı ve bir insana ihtiyaç vardır. Ölçüm zamanı çok kısadır. Ayrıca, uygulama alanında aynı zamanda çok sayıda veri toplanabilir. Diğer taraftan, metodun doğruluğu santimetre (cm) seviyesindedir.Anahtar kelimeler: TUSAGA-Aktif, Ağ-RTK, Deformasyon, Dengeleme, Statik Analiz, Kinematik Analiz
Hareketli platformlarla fotogrametrik hacim hesabı üzerine bir çalışma
Gelişen algılayıcı sistemler ve hızla artan konumsal bilgi ihtiyacı karşısında harita yapım sistemlerinin de vizyonu sürekli değişmektedir. Buna paralel olarak günümüz harita üretim sektörü için hareketli platformlar üzerinde birkaç farklı algılayıcının birlikte kullanıldığı doğrudan konum bilgisini üreten sistemler geliştirilmektedir. Mobil Harita Yapım Sistemi (MHYS) denilen bu sistemler ilk kulanım alanı olan yol envanterinin çıkarılması ve yol üst yapı ve çevresinin görüntülenmesi, izlenmesinin yanında bu günkü geldiği noktada pek çok mühendislik çalışmalarında konum ve obje geometrisi belirleme alanlarında da sıklıkla kullanılmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ve paralelinde görüntü işleme tekniklerinin de artan kullanımı MHYS?lerin konum ve geometri bilgisi üretmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, yukarıda anılan pahalı sistemlere karşın oldukça ucuz olmasının yanında uzaktanlığını (detay temassızlığını) koruyan bir ölçme sitemi olarak tasarlanan GPS destekli hareketli yersel fotogrametrikölçme sisteminden kamera görüntüleri ve dış yöneltme parametreleri elde edildi. Elde edilen bu bilgiler kullanılarak otomatik görüntü eşleme teknikleri ile yüzey modelleri çıkartıldı. Bu yüzey modellerinin hacimsel analiz çalışmalarında kullanılabilirliği için sonuçları analiz edildi. Anahtar Kelimler: Yersel Fotogrametri, GPS, Fotoğraf Kamerası, Doğrudan Konumlandırma, Görüntü Eşleme, Hacimsel Analiz
Gümüşhane – Trabzon hattı boyunca yerkabuğu hareketlerinin GNSS verileri ile izlenmesi
Türkiye'nin ana tektonik birimlerinden birisi olan ve yaklaşık olarak Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Doğu Pontid Orojenik Kuşağı, jeolojik evrimine ilişkin tartışmaların halen devam ettiği en karmaşık jeodinamik oluşumlardan birisidir. Alpin dağ oluşumunun bir parçası olan bu orojenik birim için geçmişten günümüze birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen yetersiz jeolojik, jeofiziksel ve jeokimyasal verilerden dolayı bölgenin yitim yönü halen tam olarak tespit edilememiştir. Milyonlarca yıl önce meydana geldiği ve günümüzdeki Doğu Karadeniz Dağlarının oluşumundan sorumlu olduğu öne sürülen bu ters fay hareketinin etkisinin günümüzde halen devam ettiği düşünüldüğünde, bölgenin güncel tektonik hareketinin bilinmesi ile tartışmalı olan yitim polaritesinin netlik kazanmasına katkı sağlanabilir. Bu amaçla bu çalışmada Trabzon ve Gümüşhane şehirleri arasındaki alanda belirlenen 4 noktada periyodik olarak 3 kampanya GNSS ölçümü yapılmış ve bu noktalardaki deformasyon miktarları ve yönleri belirlenmiştir. En büyük deformasyon miktarları 1. ve 3. periyot ölçüleri arasında kuzey ekseni üzerinde 4.9 mm ve 6.2 mm lik farklar ile BOZT ve TORU noktalarında kuzey yönünde gözlemlenirken, doğu ekseni üzerinde ise 8.2 mm ve 17.4 mm lik farklar ile ZIGA ve MACK noktalarında doğu yönünde gözlenmiştir. Bu noktalarda elde edilen deformasyonlar ile Doğu Pontidlerin tümünü saran TUSAGA-Aktif ve TUTGA noktalarının yıllık hız değerleri birlikte dikkate alınarak tüm noktalardaki hareket yönünün tutarlı olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen jeodezik sonuçların tutarlı oldukları ve bölgenin yükselerek kuzey yönünde gitmekte olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar bölgenin yitim polaritesi ile ilgili öne sürülmüş olan jeolojik teoriler ile bölgedeki bazı jeofiziksel bulgulara göre değerlendirildiğinde, tüm sonuçların güney yönlü yitim modelini desteklediği görülmüştür.
Uydu görüntüleri ile kentsel gelişimin zamansal ve mekansal olarak incelenmesi: Artvin şehir merkezi örneği
Uzaktan Algılama teknolojileri ile geniş alanlara ait zamansal değişim bilgilerini elde etmek mümkün olabilmektedir. Günümüzde, elde edilen uydu görüntüleri değişimlerin zamansal ve mekânsal olarak izlenilmesinde ve sorunların çözülmesinde önemli birer kaynaktır. Bu çalışmada farklı zamanlara ait uydu görüntülerinin değerlendirilmesi ile Artvin şehir merkezini kapsayan çalışma alanında zamansal ve mekânsal olarak kentsel gelişim değerlendirilmiştir. Çalışma alanını kapsayan 2004 yılı IKONOS, 2011 yılı WORLDVIEW-2 uydu görüntüleri elde edilmiş olup, mevcut harita ve yer kontrol noktaları (YKN) verilerinden de yararlanılmıştır. Görsel değerlendirme yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemleri ile oluşturulan veri tabanına amaca uygun verilerinin kayıt edilmesi sağlanarak değişim analizleri ve sonuçlara ulaşılmıştır. 2004 – 2011 yılları arasında alansal olarak ev alanlarında yaklaşık %25,5, yol alanlarında ise %7,3 artış gerçekleşmiştir. Ayrıca, kamu bina alanlarının yaklaşık %0,3, yeşil alanların ise % 3,5 azaldığı tespit edilmiştir. Bu değişimin en büyük nedenlerinden birinin yapılan değerlendirmeler sonucu şehir merkezindeki nüfus hareketliliği olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda Artvin şehir merkezi ile ilgili yapılacak çalışmalara ve planlamalara ışık tutacak önemli istatistiksel bilgiler elde edilmiştir.
Yersel lazer tarama ve yersel fotogrametri ile elde edilen yüksek çözünürlüklü verilerden üretilmiş üç boyutlu modellerin karşılaştırılması
Günümüzde kültürel varlıkların, mühendislik projelerinin 3B dokümantasyonu büyük önem arz etmektedir. Yapılan dokümantasyon çalışmalarında dokümantasyona konu olan nesnenin mümkün olan en yüksek detay ve doğruluk ile elde edilmesi hedeflenmektedir. Bugüne kadar 3B dokümantasyon çalışmalarında gelişen bilgisayar teknolojisinin de yardımı ile yersel fotogrametrik yöntemler kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. Son 10 yıllık zaman diliminde gittikçe yaygınlaşan lazer tarama teknolojisi sunduğu yüksek kapasite nedeniyle revaç bulmuş ve günümüzde pek çok projede yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Yapılan uygulamamalarda yersel lazer tarama aleti olarak uçuş zamanı yöntemi ile çalışan Leica C10 Lazer tarayıcı ve yersel fotogrametrik amaçla da Canon Eos 550d kamera kullanılmıştır. Bu çalışmada yersel lazer tarayıcılar ile yersel fotogrametrik yöntemlerin farklı senaryolarda birbirlerine göre konumsal ve model doğrulukları incelenmiştir. Bu senaryolar, farklı alet nesne arası mesafelerdeki hedeflerin ölçülerek bu mesafelerdeki hata miktarlarının araştırılması, düzensiz geometriye sahip olan bir yüzeyin modellenerek hacim ve yüzey alanlarının karşılaştırılması ve son olarak da geometrisi bilinen küçük nesnelerin boyutlarının karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada kullanılan donanımların hangi tür çalışmalar için uygun olacağı maliyet, zaman, taşınabilirlik ve doğruluk açılarından değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalarda yersel lazer tarayıcıların ve yersel fotogrametrik yöntemlerin en uygun olduğu durumlar araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda yersel lazer tarayıcılar cm altı doğruluğa sahip doğrudan 3B veri elde edebilen ağır, hassas ve pahalı aletler olarak karşımıza çıkmıştır. Yersel fotogrametrik yöntem ise cm seviyesinde doğruluğa sahip, hızlı, ekonomik, ancak fotoğrafların çekim geometrisinden ve nesne yüzeyindeki dokudan ve çevre aydınlatmasından etkilenen bir yöntem olarak karşımıza çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğruluk, Hacim, Karşılaştırma, Model, Yersel Fotogrametri, Yersel Lazer Tarama, Yüzey.
Statik tusaga-aktif ölçüleri yardımı ile heyelanların izlenmesi - Gümüşhane İmam Hatip Lisesi heyelan örneği.
Günümüzde hassas konum belirleme uygulamaları gerçek zamanlı olarak yapılmaktadır. Bu uygulamalar; mühendislik amaçlı ölçmeler, jeodezik çalışmalar, kadastral amaçlı çalışmalar, meteorolojik ölçmeler, yer kabuğu hareketleri ve deformasyondur. Ülkemizde hassas konum belirleme TUSAGA – Aktif sistemi ve TUTGA noktaları dikkate alınarak yapılır. Böylece GNSS ölçümleri ile deformasyon belirleme işlemi yapılır. Bu çalışmada uygulama alanı Gümüşhane İmam Hatip Lisesi ve çevresi olarak seçilmiştir. Eski bir heyelan bölgesi olan bu alan, çevredeki patlatmalar, kazılarla ve meteorolojik olarak ani değişimler tarafından tetiklenmiştir. Periyodik olarak toplanan veriler yardımı ile seçilen uygulama alanındaki deformasyon belirlenmeye çalışılmıştır. Gümüşhane İmam Hatip Lisesi çevresinde deformasyonun belirlenmesi için, heyelanı temsil edebilecek 3 adet nokta araziye aplike edilmiştir. Bu noktalarda GNSS alıcıları ile 2012 Nisan ve 2014 Ocak aylarında olmak üzere 2 periyot ölçü gerçekleştirilmiştir. Ölçüler statik yönteme göre dengelenmiş ve deformasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarının uyumlulukları irdelenmiş ve aplike edilen noktalarda deformasyon gözlenmiştir.
Heyelan hız alanlarının anlık tusaga-aktif ölçüleriyle belirlenmesi
Heyelanların sebep olduğu maddi ve manevi kayıplara bakıldığında, heyelanların izlenmesi ve araştırmalar yapılması gereken önemli bir doğa olayı olduğu ortaya çıkar. Kayıpları en aza indirmek ve bu doğa olayıyla mücadele edilebilmek için heyelanların periyodik olarak izlenmesi gerekmektedir. Deformasyon ölçümleri bu hareketlerin hızına bağlı olarak belirli periyot aralıklarında yapılmalıdır. Gerçekleştirilen ölçümler neticesinde deformasyon analizleri yapılabilmekte objelerin değişimleri belirlenebilmekte ve objeler üzerinde karar verilebilmektedir. Bu çalışmada, Trabzon ili Çağlayan beldesi Kutlugün (Hacımehmet) bölgesindeki heyelanı kapsayacak şekilde araziye tesis edilen 35 ayrı noktada TUSAGA-Aktif (Türkiye Ulusal Sabit GNSS İstasyonları Aktif Ağı) ile 3 periyot (Ağu.2012–Kas.2012–Şub.2013) da gerçekleştirilen GPS ölçülerinden yararlanılarak; meydana gelen deformasyonların hem statik hem de kinematik deformasyon analizleri yapılmış ve elde edilen veriler irdelenmiştir. Bu veriler, statik ve kinematik deformasyon modellerinde kullanılmıştır. Kinematik tek nokta modeliyle noktaların hareketleri, hareketlerin hızları ve ivmeleri belirlenmiştir. Modelin çözümünde Kalman-Filtreleme tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda noktalara ait yatay ve düşey konum değişimleri ve hareket parametreleri hesaplanmıştır. Heyelanın güncel durumu, mekanizması ve ileriye yönelik önlemler alınması hakkında yorumlar yapılmıştır. Noktaların, kayma yönleri, kayma miktarları ve hızları belirlenmiş, bu gelişmelere bağlı olarak da, heyelanın davranışları analiz edilmiştir. TUSAGA-Aktif sisteminin, deformasyon izlemede kullanılabilirliğinin ve istenilen hassasiyete ulaşılıp ulaşılamayacağı soruları yanıtlanmaya çalışılmıştır. TUSAGA-Aktif sisteminin küçük çaplı, lokal heyelanlarda; zaman ve maliyet açısından kullanılabilirliği vurgulanmıştır.
Uzaktan algılama ve cbs ile yayla alanlarındaki değişimin izlenmesi: Gümüşhane örneği
Uzaktan Algılama ve CBS teknolojileri ile uzun zaman aralıklarına ait zamansal ve mekansal değişim bilgilerini elde etmek mümkün olmaktadır. Günümüzde, uydu görüntüleri ve hava fotoğrafları bu değişimlerin takibinde ve değişimler sonucu ortaya çıkan problemlere ilişkin çözüm üretilmesinde önemli bir kaynaktır.Bu çalışmada farklı zamanlara ait hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinin değerlendirilmesi ile Gümüşhane ilinde bulunan, 4 yayla ve 2 köydeki zamansal ve mekansal değişim belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanını kapsayan 1982 yılına ait siyah – beyaz hava fotoğrafları ve 2011 yılına ait yüksek çözünürlüklü WORLDVIEW-2 uydu görüntüsü elde edilmiş olup; arazi örtüsü, yol ve bina detaylarını tanımlamada ve sınıflandırmada, Gümüşhane iline ait CORINE arazi örtüsü sınıflandırma sistemine göre üretilmiş 2006 yılına ait arazi örtüsü veri katmanı ve 1 / 25 000 ölçekli standart topografik haritalardan faydalanılmıştır. Görsel değerlendirme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada CBS ile oluşturulan veritabanına uygun veriler girilmek suretiyle değişim analizleri yapılmış ve sonuçlar irdelenmiştir. Sınıflara ilişkin oransal artış ve azalmalarda; Gümüşhane yöresinin sahip olduğu engebeli arazi yapısı, yörede yaşayan insanların birtakım ekonomik kısıtlılıklardan dolayı dışarıya göç etmesi, yayla alanlarını rekreasyon amaçlı kullanmak isteyen insanların bulunduğu birtakım yapılaşma faaliyetleri gibi unsurların etkili olduğu sonucuna varılmıştır.Bu çalışma ile Gümüşhane'deki yayla ve köylere ilişkin yapılacak planlama ve çalışmalara ışık tutacak önemli bilgiler elde etmek ve yapılacak bu planlama ve çalışmalara altlık oluşturmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Arazi Kullanımı, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Gümüşhane, Uzaktan Algılama, Yayla.
Kentsel alanlarda gayri̇menkul değerleme i̇çi̇n bölgesel kapi̇tali̇zasyon oraninin beli̇rlenmesi̇: Amasya/Merzi̇fon örneği̇
Gayrimenkul değerlemesinde en büyük sorun gayrimenkul değerine etki eden faktörlerin kesin bir modelin oluşturulamamasıdır. Bu nedenle gayrimenkul değerlemesine yönelik değişik birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin birbirine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde kullanılan gayrimenkul değerleme yöntemlerinin tanıtılması ve değerlendirilmesidir. Seçilen örnek bir çalışma alanı için bölgesel gayrimenkullere ait bilgilerden kapitalizasyon oranlarının bulunması hedeflenmiştir. Amasya İli Merzifon İlçesindeki taşınmazlar mahallelerin yapısal özelliklerine göre gruplara ayrılarak her bir grup için kapitalizasyon oranı belirlenmiştir. Elde edilen kapitalizasyon oranları bölgelerin getiri oranlarını ve gelirlerinden hareketle ortalama değerlerini gösteren sabitlerdir. Anahtar Kelimeler: Değerleme Yöntemleri, Gayrimenkul Değerleme, Kapitalizasyon Oranı.
Kadastro paftalarının yenilenmesi üzerine bir inceleme: Erzurum Bölge Müdürlüğü örneği
Türkiye'de Cumhuriyetin ilanıyla birlikte 1920'li yıllarda başlayan kadastro çalışmaları bugüne kadar çeşitli ölçme teknikleriyle değişik standartlarda ve farklı yasal dayanaklarla yürütülmüştür. Bunun sonucunda, kadastrodaki en önemli problemlerden biri mevcut altlıkların günümüz kadastrosundan beklentileri karşılayacak nitelikten uzak olmasıdır. Oysa 2005 tarihli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun birinci maddesinde kadastronun amacı mekânsal bilgi sisteminin altyapısını oluşturmak olarak tarif edilmiştir. Bu problemi çözmek ve kadastro paftalarını yenilemek amacıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) 2009 yılında Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi'ni (TKMP) başlatmıştır. Proje kapsamında 2014 yılının sonuna kadar 10 milyon parselin yenilenmesinin tamamlanması hedeflenmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de kadastro paftalarının yenilenmesi kapsamındaki çalışmalar örnek bir uygulama alanı üzerinde yasal ve teknik boyutuyla ele alınarak mekânsal bilgi sisteminin altyapısını oluşturmaya yönelik olarak ikinci kadastroya olan ihtiyacın değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Erzurum Tapu ve Kadastro VIII. Bölge Müdürlüğü'nün yürüttüğü kadastro yenileme çalışmaları incelenmiştir. Yenileme çalışmalarının teknik boyutu değerlendirildiğinde özellikle özel sektörün imkânlarıyla yenileme çalışmaların hızlı bir şekilde tamamlandığı kadastro teşkilatının kontrol ve denetimlere ağırlık verdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte kadastrodaki yenileme çalışmalarının bazı eksikliklerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan en önemlisi yenileme çalışmalarının mevcut kadastro verilerinin zenginleştirilmesi ve güncellenmesi noktasında yetersiz kalmasıdır. Yenileme mevzuatının mülkiyete yönelik hak tesislerine ve cins değişikliği işlemlerine müsaade etmiyor olması diğer bir eksiktir. Bütün bunlar yenilenen kadastro verilerinin arazinin fiili durumunu göstermesini de engellemektedir. 3402/22.a Uygulaması kadastro haritalarının yenilenmesinin yanında tapu kütüğünde bulunan parsellerle kadastro paftasındaki parsellerin birebir eşlenmesini sağlaması açısından oldukça yararlı bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Kadastro, Kadastro Haritalarının Yenilenmesi,3402/22.a Uygulaması
Kula ve çevresindeki jeosit alanında yüzeyleyen Kula bazaltlarının zamansal ve alansal değişimlerinin landsat uydu görüntüleri tespiti
Dünyamız sürekli bir değişim/gelişim içindedir. Bu değişimin ana sebebi yer kürenin dinamik yapısı ve canlı faaliyetleridir. İnsanoğlu, yaşadığı dünyadan azami şekilde faydalanabilmesi ve güven içinde bu küre üzerinde yaşayabilmesi için bu değişimleri takip etmek hatta zaman zaman da yönlendirmek zorundadır. Bu çalışmanın amacı, Kula ve yakın çevresinde bulunan jeosit alanında yüzeyleyen Kula bazaltlarının zamansal ve alansal değişimlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla çalışma alanının; 1987, 2006 yıllarına ait LANDSAT uydu görüntüleri temin edilmiştir. Sahada yüzeyleyen bazaltların yayılımlarının belirlenmesi amacıyla bu görüntülerde PCA ve band oranlaması gibi değişik görüntü işleme teknikleri kullanılmıştır. Bu görüntüler üzerinde ise bazaltların yıllar içindeki alansal değişimlerinin belirlenmesi amacıyla kontrollü ve kontrolsüz sınıflandırmalar yapılmıştır. Kontrollü sınıflandırma sonuçlarından elde edilen verilere göre, jeosit alanında yayılım gösteren bazaltların, yerleşim ve tarım arazisi alanlarına dönüştürülmesi nedeniyle 1987 yılı 2006 yılı arasında 705,23 ha azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değişim Tespiti, Jeosit, Kula Bazalt Lavları, Uzaktan Algılama.
Trabzon ili için geoid ondülasyonları belirleme amacıyla enterpolasyon yöntemlerinin uygulanması
Mühendislik uygulamalarında kullanılan ortometrik yüksekliklerin geleneksel ölçülerle bulunması oldukça zor ve zaman alıcı bir işlem olmasına karşın GNSS ölçüleri ile bulunan elipsoid yüksekliklerinden ortometrik yüksekliklere dönüşüm daha kolaydır. Fakat bu dönüşüm için de belirli doğruluğa sahip geoit ondülasyon değerlerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Trabzon ilinde Tapu ve Kadastro IX. Bölge Müdürlüğü kadastro çalışmaları kapsamında doğu-batı yönünde 80 km, kuzey güney yönünde 30 km'lik bir alanda oluşturulan 600 adet C3 noktalarında ölçülen ortometrik ve elipsoidal yükseklik değerleri kullanılmıştır. Tüm noktaların ITRF96 (International Terrestrial Reference Frame-Uluslararası Yersem Referans Ağı) datumuna dayalı üç boyutlu kartezyen koordinatları, ve Gauss Krüger projeksiyon sisteminde tanımlanmış projeksiyon koordinatları bilinmektedir. Uygulamada noktalar dayanak ve test noktaları olarak ikiye ayrılmıştır. Dayanak noktaların seçiminde, x ve y ekseni yönlerindeki nokta dağılımlarına bakılmıştır. Çalışmada ağırlıklı ortalama, polinom yüzeyleri ve multiquadratik enterpolasyon yöntemleri kullanılmıştır. Seçilen dayanak noktalarında bilinen elipsoidal ve ortometrik yüksekliklerin farkından hesaplanan geoit ondülasyonlarını kullanarak farklı enterpolasyon yöntemleri ile test noktaları için hesaplanan ortometrik yüksekliklerin, bu noktalarda bilinen ortometrik yüksekliklerden farkları hesaplanarak enterpolasyon yöntemleri arasında kıyaslamalar yapılmıştır. Farklı sayıdaki dayanak-test nokta grupları için elde edilen sonuçlar üzerinden enterpolasyon yöntemlerinin uygulanması ile ilgili çeşitli kıyaslamalar yapılmıştır.
Kentsel dönüşüm alanlarında uygunluk analizi: Gümüşhane örneği
Kentleşme; ana sebep itibarı ile ekonomik olarak güçlenmek amacıyla insanların küçük yerleşimlerden daha büyük merkezlere yani şehir merkezlerine göçlerin başladığı zaman ortaya çıkmıştır. Ulaşım imkânlarının çeşitlenmesi ile birlikte şehirlerin büyümesi kent sınırlarına doğru genişleme göstermiştir. Bunun sonucunda, yoğun kent şeklinden daha dağınık kent şekline doğru dönüşüm başlamıştır. 1950'lere kadar dünyadaki nüfusun büyük bir bölümü geçimini tarımsal faaliyetlerden sağlamakta iken hızla gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak yeni iş olanaklarının ortaya çıkmasıyla kentlerin nüfusu artmaya başlamıştır. Ülkemizdeki konut hacminin büyük çoğunluğunun imar mevzuatı dışında yapılmış olduğu karşı konulmaz bir gerçektir. Herkesin hemfikir olduğu ancak çıkartılan kanunlara rağmen tam anlamı ile önüne geçilemeyen bu durum kalitesizlik açısından afet riski oluşturmakta ve çarpık kentleşmeye neden olmaktadır. İşte bu çarpık kentleşme ve çirkin görüntünün ortadan kaldırılması ve daha yaşanabilir alanların oluşturulabilmesi için planlı bir müdahalenin gerekliliği "kentsel dönüşüm" kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada ülkemizdeki kentsel dönüşüm uygulamalarının çeşitleri ve yasal dayanakları üzerinde durulmuş, kentsel dönüşüm alanlarının seçiminde hangi alanların ele alınması gerektiği araştırılmıştır. Gümüşhane ili, Yenimahalle Mahalle sınırları içerisinde kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğu düşünülen bir alan için arazi ve kurumlardan toplanan mekânsal veriler ilişkilendirilerek Sketch Up programı ile 3 boyutlu hale getirilmiştir. İmar planına uygunluk için çekme mesafesine tecavüzlü binalar ortaya çıkarılmıştır. Seçilen alana yönelik kentsel dönüşüm sonrası örnek modelleme çalışması yapılmış, yapılan modelin 3 boyutlu hali ortaya çıkarılarak eski ile yeni durum karşılaştırılmış ve kentsel dönüşüme uygun bir alan olup olmadığının araştırması yapılmıştır.
Baraj ve sulama projelerinde ölçme-kamulaştırma sorunları ve çözüm önerileri
Su, insan yaşamının en önemli ihtiyaçlarından biridir. Su, insan ihtiyacının yanında uzun yıllardır tarım, endüstri ve teknoloji gibi alanlar da büyük ölçüde kullanılmaktadır. Su, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için gereken en önemli kaynaklardan da biridir. Artan dünya nüfusu, yükselen hayat standartları ve bozulan doğal denge, suya olan ihtiyacı daha da artırmıştır. Bu nedenlerle, insanların su kaynaklarından daha fazla faydalanmak istemeleri, bu kaynakların kontrol altına alma zorunluluğu ve depolama ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu yüzden suyun akış yönü değiştirilmiş, su kaynaklarının önüne setler, barajlar, göletler ve hidroelektrik tesisler inşa edilmiştir. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, imkânlar daha da artmış ve bu durum kaynakların önüne yapılan barajların hızla artmasına neden olmuştur. Barajlar gibi kritik mühendislik yapılarında zamanla ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuzluk, baraj ve yakın çevresinde yaşayan insanlar için kimi zaman bir afete dönüşebilir ve ülke ekonomisi için de ciddi zararlara neden olabilir. Bu sebeple, bu tür mühendislik yapıları, inşasından itibaren izlenmeye alınıp, jeodezik ve jeodezik olmayan ölçme teknikleri kullanılarak muhtemel değişimleri ve deformasyonları belirlenmeye çalışılır.Mühendislik ölçmelerinin hassasiyetle uygulanması gereken ve gelişen teknolojileri de göz önünde bulundurmamızı zorunlu kılan, birçok meslek disiplininin ortaklaşa çalışıp ürettiği büyük su yapılarından en önemlisi Barajlardır. Günümüzde ülke şartlarına göre önemli yatırımlar olan barajların planlanması, projelendirilmesi, inşaatı ve işletilmesi aşamalarında, konularında uzman meslek disiplinlerinin bulunması kaçınılmazdır. Meslek disiplinimiz olan Harita Mühendisliği' de bu aşamaların hepsinde bulunmak zorundadır.Bir barajın projelendirme safhasından en az otuz yıl öncesinde Akım – Rasat istasyonunun kurulması aşamasında başlayan ölçme çalışmaları; barajın projelendirilmesine esas, sayısal hâlihazır haritaların alınması, yine projelendirilmeye esas sondaj ve araştırma kuyuların aplikasyonu, baraj gövdesini oluşturan dolgu zonlarının en kesitlerle miktarlarının hesaplanması, ulaşım ve malzeme taşıma yollarının projelendirilip, kazı – dolgu miktarlarının çıkartılması, inşaatı aşamasında proje kriterlerine göre minimum hata ile aplikasyonu ve kamulaştırma işlemlerinin yapılması, aylık hak ediş miktarlarının tespit edilmesi, baraj inşaatının tamamlanması ile işletme aşamasındaki deformasyon ölçümleri ve hidrografik ölçmelerle baraj ömrünün tamamlanması aşamasına kadar devam eder.Bu çalışmada; Baraj, gölet ve sulama projelerinde planlama, projelendirme, inşaat aşaması, baraj inşaatının tamamlanması ve işletme aşamasında yapılan Ölçme-Kamulaştırma çalışmaları ve bu aşamalarda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Arazi çalışmalarında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Harita Genel Komutanlığınca onaylı TUTGA noktaları olan ERZR,UDER,KRS1 ve HORS noktaları kullanılmıştır.Devlet Su İşleri'nce arazide tesis edilmiş olan C3 derece nirengi noktaları ve TUTGA noktaları arasında en az 4 uydu ve 2 saatlik oturum ile statik ölçü yapılmış olup arazide elde edilen verilerin büro çalışmaları neticesinde; process yapılarak bozuk sinyaller temizlenmiş ve ağdan çıkarılmış, üçgenleme yapılarak kapalı alan oluşturulmuş,dengeleme hesabı yapılmış ve tecviz sınırları dışında olan noktalar ağdan çıkarılarak ölçüm dışında bırakılmıştır. DSİ Genel Müdürlüğünce yürütülen baraj projelerinde yaşanan en büyük sorunların başında kadastro paftalarının grafik oluşu ve sayısal olmayışıdır. Bununla beraber barajı oluşturan ünitelerinden etkilenen taşınmaz da çok olduğundan dolayı kamulaştırma çalışmaları gecikmekte ve arazide vatandaş sorunu ile karşı karşıya kalınmaktadır. Bu da kamu yararı kararı alınan projenin bir an önce faydaya dönüşme sürecini uzatmaktadır. Çözüm önerisi olarak Kadastro Müdürlüklerince 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22-a maddesi gereğince yenileme çalışmalarının yapılması gerekmektedir.Deprem, taşkın ve heyelan gibi doğa olaylarının, barajlarda meydana getirdiği her türlü değişimlerin zamanında izlenmesi yani deformasyon ölçümlerinin yapılması gereklidir. Eğer değişimler izlenmez ise tarihte olduğu gibi büyük yıkımlara, can ve mal kaybına sebebiyet verecektir. Çözüm önerisi olarak; Barajlar üzerinde kurulmuş her türlü ölçüm ve gözlem cihazlarından elde edilen veriler analiz edilmelidir. Bunun için baraj çeşitlerine göre farklı ve ilgili barajın karakteristiklerine uygun gözlem yöntemleri uygulanmalı, toplanan veriler irdelenip detaylı analiz edilmeli, risk faktörü yüksek barajlar için kısa, orta ve uzun vadede yapılabilecekler belirlenmeli, hidrografik ölçmelerin bir program dâhilinde ivedilikle bütün barajlarda yapılması sağlanmalıdır.
Tünel çalışmalarında harita mühendisliği uygulamaları: Yeni Zigana tüneli örneği
Bu tez çalışmasında Yeni Zigana Tüneli projesindeki harita mühendisliği uygulamaları incelenmiştir. 13 Mart 2017 tarihinde temeli atılan ve halen Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde yapımı süren Yeni Zigana Tüneli her biri 14.5 kilometre olan toplam 29 kilometre uzunluğundaki çift tünel tüpü ile Türkiye ve Avrupa'nın birinci, dünyanın ikinci en büyük karayolu ulaşım tüneli projesi olarak kabul edilmektedir. Tez çalışmasıyla Yeni Zigana Tüneli projesi için yapılan jeodezik çalışmalar, jeodezik referans sistemi seçimi, yükseklik sistemi ve jeoid modeli seçimi, harita projeksiyonu seçimi, koordinat dönüşümü, GNSS (Küresel Navigasyon Uydu Sistemi) RTK (Gerçek Zamanlı Kinematik Uydu Sistemi) servisi kullanımı ve halihazır harita üretimi çalışmalarından oluştuğu belirlenerek bu çalışmalar incelenmiştir. Trabzon ve Gümüşhane yönlerinden eş zamanlı devam eden tünel açma çalışmalarını yönlendirmede sağladığı yüksek konumsal doğruluk nedeniyle yersel ölçme yöntemlerinin (EUÖ, GNSS) ağırlıklı olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Bunun yanında, jeodezik altyapının kurulmasında ve halihazır harita üretiminde topoğrafya ve bitki örtüsünün izin verdiği yerlerde GNSS tekniği kullanımı ölçme çalışmalarını hızlandırmıştır. Yükseklik ölçmeleri geometrik nivelman tekniğiyle gerçekleştirilmektedir. GNSS tekniği kullanılması durumunda, GNSS ile ölçülerek belirlenen elipsoid yükseklikleri yine geometrik nivelman tekniği kullanılarak ortometrik yüksekliğe çevrilmektedir. Yeni Zigana Tüneli projesinde kamulaştırma işleri (mülkiyet problemlerinin çözümü) incelendiğinde tünel inşaatı için gerekli olan arazi mülkiyetinin elde edilmesinde üç farklı durumun söz konusu olduğu belirlenmiştir. Birincisi, tünel giriş ve çıkış noktalarında gerçekleştirilen kamulaştırma yöntemidir. İkinci durum, tünel nedeniyle taşınmazlar üzerinde sınırlı bir ayni hak olan irtifak hakkı tesisidir. Üçüncü durum ise, can ve mal güvenliği bakımından tünel üzerindeki taşınmazlarda bir risk oluşmadığına karar verilmesi halinde herhangi bir hak tesisinin yapılmaması durumudur. Tez çalışmasında, her üç durum için de gerçekleştirilen işlemler yasal dayanaklarıyla beraber incelenmiştir. Tez çalışmasında son olarak Yeni Zigana Tüneli projesi verileri üç boyutlu (3B) bir ortamda yönetilerek mevcut imkân ve kısıtlamalar değerlendirilmiştir. Özellikle Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı yaklaşımla tünel ve taşınmazlara ait veriler 3B bir ortamda analiz edilebilmiştir. Web tabanlı 3B modelleme yaklaşımının ise proje verilerini daha anlaşılabilir hale getirip sunmada önemli imkânlar sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: 3B Modelleme, Kadastro, Kamulaştırma, Tünel Ölçmeleri.
Kadastro verilerinin üç boyutlu gösterimi
Bu tez çalışmasında kadastronun 3B görselleştirmesine yönelik olarak mevcut imkân ve kısıtlamaların araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla ilk olarak dünyada bu yöndeki çalışmaların analizi gerçekleştirilmiştir. Bu analiz için, Uluslararası Haritacılar Birliği (FIG) 3B Kadastrolar Çalışma Grubunun 2010, 2014 ve 2018 yıllarında gerçekleştirdiği anket çalışmaları ve grup bünyesinde konuyla ilgili olarak oluşturulan literatür incelenmiştir. Dünyadaki çalışmalar yanında Türkiye'de de kadastronun 3B görselleştirilmesine yönelik çalışmaların planlandığı tespit edilmiştir. 2018 yılı Şubat ayında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM), '3B Kent Modelleri ve Kadastro Projesi' isimli bir projenin duyurusunu yapmıştır. 2018 yılının Aralık ayında ise TKGM, '3B Şehir Modellerinin Üretimi ve 3B Kadastro Altlıklarının Oluşturulması İşi' başlığıyla projesinin birinci paketi için ihaleye çıkmıştır. Bu tez çalışmasında ayrıntılı olarak incelenen proje ve ihale dokümanlarına göre 3B modellenme çalışmalarının 4 yıl sürmesi planlanan bu projenin ihale edilen ilk paketlerinin 1/1000 ölçekli toplam 14466 paftayı ve 327162 mimari projeyi kapsadığı belirlenmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, kadastronun 3B görselleştirilmesine yönelik olarak farklı konumsal veri modellerinin kullanılabilirlikleri araştırılmıştır. Yurt dışındaki örnekler ve Türkiye'de TKGM'nin 3B kadastro projesinin incelemesi sonucunda kadastro için kullanılabilecek veri modelleri CityGML, IFC, IndoorGML, LandXML ve LADM olarak belirlenmiştir. Bu çalışma kapsamında son olarak örnek uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Böylece, araştırılan farklı ülke yaklaşımları, Türkiye'de planlanan projeler ve incelenen konumsal veri modelleri dikkate alınarak farklı 3B modelleme ve gösterim alternatifleri ortaya konmuştur. Bina ve bağımsız bölümlerin modellenmesinde CAD tabanlı, CityGML tabanlı ve Web tabanlı yaklaşımlar kullanılabilirlikleri bakımından öne çıkmaktadır. Bunun yanında, tezin ana amacı olan kadastro verilerinin 3B görselleştirilmesinde, üretilen 3B modeller 3D PDF, Nasa World Wind, Cesium, Terra Explorer, Google Earth kullanılarak 3B olarak sunulmuştur. 24 Ocak 2019 tarihinde Harita Genel Müdürlüğü (HGM), HGM-Atlas ve HGM-Küre uygulamalarını kullanıma açmıştır. Bunun üzerine, üretilen 3B modellerin milli uygulama olan HGM-Küre ile sunulması da tez çalışmasında ele alınmış ve örnek modellerin HGM-Küre ile entegrasyonu sağlanmıştır. Üretilen 3B modellerin yerli ve milli altyapıyla sunulabilmesi sayesinde benzer uygulamalar için yurt dışına ödenen ücretlerin ödenmemesi ve benzer yabancı uygulamalar vasıtasıyla kişisel verilerin toplanması faaliyetlerinin önüne geçilmesi mümkün olacaktır.
Olay sonrası heyelanların haritalanmasında değişim saptama yaklaşımlarının performanslarının test edilmesi
Heyelanlara yönelik duyarlılık, tehlike ve risk haritalarının oluşturulması için güvenilir heyelan envanter haritalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Karadeniz Bölgesi gibi şiddetli yağışların olduğu coğrafyalarda genellikle bir olay sonrası çok sayıda sığ heyelan meydana gelmektedir. Bu sığ heyelanlar iklim koşullarından dolayı zamanla bitki örütüsü yeşillenmekte ve heyelan olan bölgeler kapanmaktadır. Bundan dolayı bu bölgelerde doğru ve güvenilir heyelan envanterlerinin oluşturulması için hızlı çözümler sunan yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda gelişen uydu teknolojileri ve bu teknolojilerden elde edilen zamansal ve mekânsal olarak yüksek çözürlüklü görüntüler heyelanların haritalanmasında etkili çözümler sunmaktadır. Bu tez çalışmasında zamansal olarak bir gün, mekânsal olarak 3 m çözünürlükte görüntü sunan PlanetScope uydularının görüntüleri kullanılarak olay sonrası hızlı heyelan haritalamada değişim saptama yaklaşımlarınının başarısı test edilmektedir. Bu kapsamda Giresun ilinin Espiye ilçesine bağlı Eriçek köyü ve çevresinde 22 Ağustos 2020 tarihinde şiddetli yağışların tetiklediği heyelanların değişim saptama ile haritalanması gerçekleştirilmektedir. Değişim saptama işleminde Temel Bileşenler Analizi (PCA), Bağımsız Bileşenşer Analizi (ICA), Değişim Vektör Analizi(CVA) ve Normalize Edilmiş Fark Bitki İndeksi (NDVI) yöntemlerine göre değişim belirleme haritaları üretilmiştir. Üretilen haritalarda heyelan ve heyelan olmayan alanların belirlenmesi için literatürde kullanılan otomatik eşik belirleme yöntemleri Kittler, Otsu, Tsai ve Kapur yöntemleri ve manuel eşik belirleme yaklaşımı uygulanmıştır. Elde edilen heyelanların doğrulukları çalışma sahasında uzman tarafından görsel yorumlama ile üretilen heyelanlarla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda yağışların tetiklediği heyelanların haritalanmasında NDVI yaklaşımının ve Tsai eşik belirleme yönteminin daha doğru sonuç verdiği görülmüştür. Ayrıca çalışma kapsamında kullanılacak PlanetScope takım yıldızı uydu görüntülerinin hızlı heyelan haritalamada kullanılabilirliği ortaya konulmuştur.
Web CBS tabanlı kültürel miras envanteri oluşturulması: Trabzonörneği
İnternet kullanımının yaygınlaşması ve coğrafi bilgi teknolojisinin ilerlemesi birleşerek web tabanlı Coğrafi Bilgi Sistemleri (Web CBS)'nin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Web CBS, hem CBS'nin hem de internetin imkânlarını biraraya getirerek internet ortamında haritaların üretilmesi ve sunulması işlemlerini daha kolay ve hızlı bir şekilde mümkün kılmaktadır. Web tabanlı harita uygulamalarının önemli bir kullanım potansiyeline sahip olduğu alanlardan biri de turizmdir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), web ortamında kullanıldığında sürdürülebilir turizm uygulamalarının geliştirilmesi, kültürel mirasın ortaya çıkarılması, korunması ve turizm envanterinin sınıflandırılması gibi konularda önemli olanaklar sunmaktadır. Trabzon şehrinin ekonomisinde turizm önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak turizmle ilgili coğrafi bilgilerinin yönetiminde eksiklikler bulunmaktadır. Bu noktada, web CBS tabanlı bir turizm envanterin oluşturulması turizm potansiyelinin daha iyi tanınması ve tanıtılması yanında turizm varlık/faaliyetlerindeki değişimin izlenmesi ve yeni turizm çeşitlerinin belirlenmesinde güncel ve güvenilir veri ile karar vericilere destek olacaktır. Bu çalışmada, Trabzon ili kültürel miras envanterinin web tabanlı bir coğrafi veri tabanı üzerinde kullanıcılara temel tasarım ilkelerine uygun olarak sunulacaktır. Bu sayede farklı kurum ve kuruluşlar tarafından yönetilen turizm bilgilerinin ortak bir platformda toplanması ve kullanıcıların ekleyecekleri verilerle güncel tutulması hedeflenmektedir. Bunun yanında, son yıllarda oldukça yaygınlaşan sanal tur uygulaması seçilen örnek kültür nesneleri için tasarıma entegre edilmiştir. Trabzon ili özelinde gerçekleştirilen kültürel miras verilerine yönelik uygulama ihtiyaç duyulması halinde başka illeri ve farklı turizm verilerini de kapsayacak şekilde genişletilebilir. Gerçek kullanıcılarla yapılan test çalışması gerçekleştirilen uygulamanın (www.kulturelmirasenvanteri.com.tr) kullanılabilirliğinin yüksek olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, sürekli gelişen teknoloji ve kullanıcı talepleri takip edilerek ihtiyaç duyulacak güncellemeler gelecekte yapılmalıdır.
Uzaktan algılama teknikleri ile üretilen tematik haritalar yardımıyla zamansal değişimin belirlenmesinde Corine ve Lucas yöntemlerinden yararlanılması: Trabzon ve Paris örneği
Bu çalışmasının amacı; uzaktan algılama teknikleri ile üretilen tematik haritaların zamansal değişim ve doğruluk değerlendirmesinin yapılabilmesi amacıyla, LUCAS ve CORINE veri tabanlarından faydalanılmasıdır. Çalışma alanı olarak Trabzon'un Ortahisar ilçesi ile Fransa'nın Paris şehri ve çevresi seçilmiştir. Uygulama aşamasında, Ortahisar için; 2007, 2014, 2018 ve 2022 tarihli LANDSAT görüntüleri, 2018 ve 2022 tarihli SENTINEL görüntüleri, Paris ve çevresi için; 2013, 2015 ve 2018 tarihli LANDSAT görüntüleri kullanılmıştır. Tüm uydu görüntülerine kontrolsüz ve kontrollü sınıflandırma işlemi, ardından doğruluk analizi işlemi uygulanarak kappa istatistik değeri ve genel doğruluk belirlenmiştir. Çalışma alanlarının AÖ/AK dağılımının tespiti için uydu görüntüleri LUCAS ve CORINE sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılarak bilgi sınıfları elde edilmiştir. Ardından, bilgi sınıflarının yıllar içerisinde meydana gelen değişimini belirlemek amacıyla değişim analizi işlemi uygulanmıştır. Sonuçların tematik doğruluğunun belirlenebilmesi için, sınıflandırılmış görüntüler LUCAS veri tabanına ait öznitelik veriler ve CORINE veri tabanına ait raster veriler ile karşılaştırılmıştır. CORINE verileri ile karşılaştırma yapabilmek için, sınıflandırılmış görüntüler en küçük haritalama birimi 25 hektar'a genelleştirilmiştir. Paris ve çevresini kaplayan alan için LUCAS verileri ile kıyaslama yapabilmek amacıyla arazi çalışmaları sonucu üretilen mevcut noktasal veriler kullanılırken, Ortahisar için bu veriler mevcut olmadığından çalışma alanı içerisinde belirlenen noktaların AÖ/AK sınıfları yüksek mekansal çözünürlüklü PlanetScope görüntüsü kullanılarak tespit edilmiştir. Son aşamada GEE kullanılarak çalışma alanlarının her ikisi için NDBI ve NDVI indeksleri hesaplanmıştır.
Arazi ve arsa düzenlemesi uygulamalarında inşaat alanı dağıtımı ile imar hakkı aktarımı kullanımı
Yerel yönetimler tarafından planlı şehircilik anlayışı kapsamında yapılan en önemli ve yaygın uygulama Arazi ve Arsa Düzenlemesi (AAD)'dir. Yapılaşmaya uygun olmayan parseller, sahiplerinin onayına bakılmaksızın 3194 sayılı İmar Kanunu, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre parselasyon planları yapılarak uygun imar parsellerine dönüşmektedir. Parselasyon uygulamalarında Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) olarak maksimum %45 kesinti yapılarak, bu kesinti miktarının her parselde eşit miktarda değer artışına karşılık geldiği kabul edilmektedir. Ancak uygulama sonrası her parselin değer değişimi aynı olmamaktadır. Uygulama imar planlarında, düzenleme bölgesinde çeşitli yapılaşmalar oluşarak emsal farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Oluşan emsal farklılıkları nedeniyle hak sahipleri arasında anlaşmazlıklar çıkarak yerel yönetimlere olan güven zedelenmektedir. Uzmanlar tarafından adil olmayan değer değişimi için, değer bazlı dağıtım modeli önerilmektedir. Ancak değer dağıtımının gerek yasal altyapısının olmaması, gerekse hangi değerleme yönteminin kullanılacağına ilişkin sorunlar nedeniyle ülkemizde uygulanması oldukça güçtür. Bu tez çalışması kapsamında değer dağıtımının önemli bir bileşeni olan inşaat alan dağıtım modeli önerilmiştir. Erzurum ili, Pasinler ilçesi, Kurtuluş Mahallesi ile Giresun ili, Bulancak ilçesi, Güzelyalı Mahallesinde tescillenmiş parselasyon uygulamaları örnek uygulama olarak alınmıştır. Parsellerin değer değişimleri gösterilerek inşaat alan dağıtım modeli uygulanmış, inşaat alan eşitliği sağlanmıştır. İnşaat alan farklarının ise ülkemiz için henüz yeni bir kavram olan İmar Hakkı Aktarımı (İHA) Sertifikası olarak menkul kıymete dönüştürülmesi önerilerek yerel yönetimler üzerindeki mali külfetin hafifletilmesi sağlanmıştır. Yeni yöntemin kurum ve yatırımcılar açısından nasıl karşılanacağını belirlemek için anket çalışması düzenlenmiş, sonuçlar grafik olarak değerlendirilmiştir.
AHP ile potansiyel güneş enerji santral yerlerinin belirlenmesi: Erzurum ili örneği
Dünyamız, artan nüfus ve gelişen teknolojinin getirdiği enerji ihtiyacı ile karşı karşıyadır. Bu durum, yenilenemeyen enerji kaynaklarının hızla tükenmesine ve çevreye zarar vermesine neden olmaktadır. Bu nedenle, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Güneş enerjisi, bu noktada öne çıkan en önemli alternatiflerden biridir. Türkiye, güneş enerjisi potansiyeli açısından oldukça şanslı bir coğrafyada yer almaktadır. Ülkemizin güneşlenme süresi ve güneş ışınımı yüksektir. Bu durum, güneş enerjisi santralleri kurulumu için ideal koşullar sunmaktadır. Son yıllarda güneş enerjisi yatırımları hızla artmakta ve bu alanda önemli gelişmeler kaydedilmektedir. Güneş enerjisi santrallerinin kurulumu için uygun yer seçimi, yatırımın başarısı açısından kritik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Erzurum ili için güneş enerjisi santralleri kurulumuna en uygun yerlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHP) kullanılarak, güneş enerji potansiyeli, arazi kullanımı, eğim, bakı, akarsu ve göllere uzaklık, enerji nakil hatlarına uzaklık, yollara uzaklık, yerleşim yerlerine uzaklık, fay hatlarına uzaklık, litoloji ve koruma statüsünde bulunan alanlar gibi 11 farklı kriter analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Erzurum ilinde güneş enerji santrali kurulumu için uygun bölgeler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar irdelendiğinde Erzurum ilinde yer alan GES alanları ile üretilen haritada yer alan potansiyel GES alanlarının uyum sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Analitik hiyerarşi yöntemi, Coğrafi bilgi sistemleri, Erzurum, Güneş enerji santrali
Farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle incelenmesi
Yapay Açıklıklı Radar İnterferometri (InSAR) yöntemi deformasyonların belirlenmesinde sıklıkla tercih edilen bir jeodezik tekniktir. Günümüzde, geniş bir uygulama alanına sahip olmasıyla birlikte başta yüzey deformasyonlarının belirlenmesi olmak üzere pek çok çalışmada kullanılmaktadır. Ayrıca geniş bölgeleri etkileyen olayları detaylı bir şekilde inceleme imkânı sağlamaktadır. Depremler geniş alanlara etki eden doğa olayları olduğundan, depremlerin izlenmesinde de sıklıkla başvurulan bu tekniğin farklı büyüklükteki depremlerde izlenebilirliği merak konusudur. Bu tez çalışmasında, farklı büyüklükteki depremlerin neden olduğu yüzey deformasyonlarının InSAR yöntemiyle izlenebilirliğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türkiyenin değişik bölgelerinde yer alan, düşük (Mw=4.5, Erzurum-Başaklı), orta (Mw=5.6, Denizli-Acıpayam) ve büyük (Mw=6.8, Elazığ-Sivrice) şiddetli üç deprem bölgesi seçilmiştir. Söz konusu bölgelerde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA: European Space Agency)'ya ait Sentinel uydu verileri elde edilerek Sentinel Uygulama Platformu (SNAP: Sentinel Application Platform) yazılımıyla değerlendirilmiş ve farklı büyüklükteki depremlerin, InSAR yöntemiyle izlenebilirliklerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda söz konusu bölgelerde Sentinel-1 uydu verileri elde edilerek SNAP yazılımında değerlendirilmiş ve farklı depremlerin izlenebilirliğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda analiz sonuçları göstermektedir ki düşük büyüklükteki deprem bölgelerinin InSAR ile izlenebilirliği mümkün olmamakla birlikte, orta ve büyük şiddetli deprem bölgelerin de etkili izleme kabiliyetine sahiptir.
Baraj gövde dolgusu sürecinde meydana gelen deformasyonların GNSS ile izlenmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri (Gömükan Barajı örneği)
Barajların yapısal ve işlevsel güvenliğini, can ve mal güvenliğini sağlamak, gelecekteki benzer projeler için kaynak sağlamak amacıyla barajı etkileyen yüklere karşı davranışının bir bilgi sistemi mantığı içinde ortaya konulması gerekmektedir. Bu sebeple barajları inşa öncesi, inşa sırasında ve işletme süresince emniyet açısından sürekli izlemek ve denetlemek gerekir. Bu çalışmada baraj gövde dolgusu sürecinde meydan gelen deformasyonların GNSS ile takip edilmesi, karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri Gömükan Barajı gövde dolgusu inşaatı sürecinde yapılan ölçmeler yardımıyla incelenmiştir. Gövde dolgusu sırasında baraj gövdesi üzerine beton bloklar şeklinde obje noktaları tesis edilmiş ve baraj inşaatı devam ederken bu noktalarda belirli aralıklarla ölçümler yapılarak veri toplanmıştır. Bu çalışmada Çift frekanslı GNSS alıcısı kullanılmış, TUSAGA-Aktif istasyonları ile baz uzunluğuna bağlı olmaksızın statik ölçü yöntemi kullanılarak nokta koordinatları Datum: ITRF-96 Dilim Orta Meridyeni:39-3 derece olarak belirlenmiştir. Yapılan ölçümler ile meydana gelen yatay ve düşey deformasyonlar tespit edilmiş daha sonra bu veriler proje parametreleri ile uyumlu olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırma için yapılan ölçmeler devam ederken 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Depremleri meydana gelmiş ve çalışma alanımız olan Gömükan Barajı ve çevresi de bu depremlerden oldukça etkilenmiştir. Deprem sonrasında yapılan ölçümler ile depremin baraj gövdesine etkisi incelenmiştir. Gövdenin tamamında yaklaşık olarak 1.6m batı ve 0.07m güney yönünde bir kayma gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular TMMOB'nin yayınlamış olduğu "6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Raporunda" tespit edilen deformasyonlar ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler sonucunda gövde dolgusu sırasında meydana gelen deformasyonlara ilişkin sonuç değerleri, çalışma sürecinde karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik fikir ve önerilere araştırma içerisinde yer verilmiştir.
Bulut kent bilgi sistemi`nin yerel yönetim uygulamaları: Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği
Bu çalışma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından geliştirilen Bulut Kent Bilgi Sistemi'nin (BKBS) yerel yönetimlerdeki uygulanabilirliğini Malatya Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. BKBS, konumsal veri yönetimi alanında bütünleşik çözümler sunarak, belediye hizmetlerinin dijital dönüşümünü destekleyen ve Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi (TUCBS) standartlarına uyumlu bir platformdur. Araştırmada, modül bazlı uygulama yaklaşımı benimsenmiş; ilgili veri setleri üzerinden format dönüşümü, öznitelik uyumu, geometrik doğruluk, konumsal veri kalitesi, meta veri kalitesi, TUCBS eşleşmeleri, sistem entegrasyonu ve web servisleriyle güncelleme süreçleri test edilmiştir. Bu kapsamda, saha kontrolü, veri temizliği ve entegrasyon çalışmaları yürütülmüştür. Verilerin büyük bir kısmında güncellik, meta veri eksikliği ve topolojik hatalar belirlenmiş; sistemin sürdürülebilirliği için düzenli bir konumsal veri yönetimi kapasitesine ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, BKBS'nin teknik olarak kapsamlı ve idari olarak işlevsel bir sistem olduğunu, ancak başarılı bir uygulama için standartlara uyum, kurumsal koordinasyon, nitelikli personel, güçlü altyapı ve sürekli veri yönetimi gibi temel koşulların sağlanması gerektiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, BKBS'nin yerel düzeyde etkin biçimde uygulanabilmesi için yalnızca yazılım temelli bir yaklaşım yeterli olmayıp; kapsamlı bir veri politikası, güncelliği sağlanan içerikler, sürdürülebilir yönetim süreçleri ve TUCBS standartlarıyla tam uyum gerekmektedir.
CBS ile kentsel taşınmazların raster tabanlı değer haritası üretimi - Trabzon örneği
Nüfus artışı, savaş, göç ve afet gibi dinamikler, yerleşme kavramını küresel ölçekte önemli hale getirmiştir. Bu kapsamda yürürlüğe konulan yasal düzenlemeler ile kamusal planlama uygulamaları, taşınmaz değerini etkileyen temel kriterler arasında yer almaktadır. Sosyal donatı ve yerleşim planlarının uygulanması, rant olgusunu ortaya çıkararak taşınmaz değerlerinde dalgalanmalara neden olmaktadır. Bu durum, mülkiyet yöntemini dikkatle yürütülmesi gereken bir süreç haline getirmektedir. Taşınmaz değerinin belirlenmesinde birçok kriter dikkate alınmakta ve bu kriterlerin etkileri çeşitli yöntemlerle analiz edilebilmektedir. Özellikle geniş alanlarda taşınmazların birlikte değerlendirilmesinde Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), etkin bir analiz aracıdır ve bu çalışmada da yararlanılmıştır. Çalışma alanı olarak Trabzon ili, Köprübaşı ilçesinin planlı alan sınırları içindeki 170 yapı ve 441 arsa seçilmiştir. Uygulama sürecinde; bölgeye ait imar planı, yol ve altyapı ağları, doğal oluşumlar ile taşınmazlara ait öznitelik ve fiziki durum verileri değerlendirilmiştir. Değerlemeye esas alınan kriterler; yasal yapısal, konumsal ve fiziki durum olmak üzere üç ana grupta toplanmıştır. Bu kriterler için alternatif alt değer aralıkları, puanlar ve ağırlıklar literatürdeki benzer çalışmalar referans alınarak Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) ile uyarlanmıştır. Tüm analizler CBS ortamında gerçekleştirilerek, raster tabanlı taşınmaz değer haritası oluşturulmuştur.
Kadastro için bilgi sistemi tasarımı: Kerkük örneği
İnsan ve toprak arasındaki karmaşık ilişki, tarih boyunca mülkiyet ve kullanım haklarının korunmasını zorunlu kılmıştır. Kadastro, arazi ve kaynakların yönetiminde kritik bir rol oynamakta ancak Kerkük'teki mevcut sistem, çeşitli sorunlar nedeniyle bu rolü yeterince yerine getirememektedir. Geleneksel tapu-kadastro yönetimi, kağıt ve kalem tabanlı işlemlerle yürütülmekte ve bu durum veri tutarsızlığı, güncellik sorunları ve hatalara yol açmaktadır. Mevcut sistemin eksiklikleri, mülkiyet haklarının ihlal edilmesine ve işlem güvenliğinin tehlikeye girmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, modern teknolojilerin entegrasyonu, dijital tapu ve kadastro sistemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) gibi araçların kullanımı, bu sorunların çözümünde kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Irak'ın Kerkük bölgesindeki kadastro sisteminin mevcut durumunu analiz ederek bu sistemin modern bir bilgi sistemi tasarımı ile geliştirilmesine yönelik bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında seçilen bir pilot bölge için geleneksel yöntemlere göre hazırlanmış olan kağıt ortamdaki tapu-kadastro verileri dijital ortama aktarılarak bu verilerin CBS araçları ile sorgulanması ve gösterimi sağlanmıştır.
Rüzgar enerjisi santrali için yer seçim analizi : Giresun ili örneği
Bu çalışmada, Türkiye'nin artan enerji ihtiyacı ve enerjide dışa bağımlılığının azaltılması gerekliliği doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan rüzgâr enerjisinin etkin kullanımına yönelik olarak Giresun ili için rüzgâr enerji santrali (RES) yer seçim analizi gerçekleştirilmiştir. Giresun ili genelinde faal durumda olan RES yatırımlarının bulunmaması, ilin rüzgâr enerjisi potansiyelinin bilimsel ve mekânsal yöntemlerle değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, Giresun ili sınırları içerisinde RES kurulumu açısından potansiyel taşıyan ve teknik açıdan uygun alanların belirlenmesidir. Bu doğrultuda Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) birlikte kullanılmış, analizler ArcGIS 10.5 yazılımı aracılığıyla yürütülmüştür. Reclassify, Euclidean Distance ve Weighted Overlay analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Analiz sürecinde rüzgâr hızı, arazi kullanımı, yerleşim alanlarına uzaklık ve yükseklik gibi RES yer seçimini etkileyen temel kriterler dikkate alınmıştır. Elde edilen uygunluk haritası; uygun değil, az uygun, orta uygun, uygun ve çok uygun olmak üzere beş sınıfa ayrılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, RES kurulumu açısından uygun alanların genel olarak ilin orta ve güneydoğu kesimlerinde yoğunlaştığı, dağlık ve engebeli alanlarda ise kısıtların daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, çok uygun alanların sınırlı olması, Giresun ili genelinde RES yatırımlarının planlı ve seçici bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen uygunluk haritaları, Giresun ili için rüzgâr enerjisi yatırımlarına yönelik ilk mekânsal rehber niteliği taşımakta olup, karar vericiler için önemli bir karar destek aracı sunmaktadır. CBS ve AHP'nin birlikte kullanıldığı bu yaklaşımın, benzer özellikteki bölgelerde gerçekleştirilecek RES yer seçim çalışmalarında etkili ve uygulanabilir olduğu görülmüştür.
E-ÇED raporlarının coğrafi bilgi sistemleri ile analizi: Gümüşhane örneği
Yatırım ve faaliyetlerin planlama ile uygulama süreçlerinde doğal unsurların korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), yalnızca Türkiye'de değil dünya genelinde de stratejik bir araç haline gelmiştir. Doğal, ekolojik ve sosyo-ekonomik çevresel etkilerin büyük ölçüde mekânsal boyuta sahip olması nedeniyle Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), ÇED sürecinin proje alanı seçimi, etki tahmini, alternatif değerlendirme ve izleme dahil tüm aşamalarında etkin bir şekilde kullanılabilecek güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de ÇED sürecinin yasal ve kurumsal boyutu incelendikten sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan e-ÇED Portalı'nda bulunan Gümüşhane ilini kapsayan ÇED raporlarına ait verilerin CBS desteğiyle mekânsal bir veri tabanına aktarılarak analiz edilmesi amaçlanmaktadır. e-ÇED Portal verileri incelendiğinde Türkiye için 2013 yılından bugüne kadar olan yaklaşık 111 bin ÇED raporunun PDF formatında erişilebilir olduğu görülmektedir. Gümüşhane ili için bu sayı 594'tür. e-ÇED Portal'da ÇED raporları 14 sektör altında sınıflandırılmaktadır. Gümüşhane için en çok ÇED raporunun bulunduğu ilk iki sektör, toplamda 394 ÇED raporuyla maden ve toplamda 94 ÇED raporuyla enerji sektörüdür. Yapılan analizler sonucunda, tüm projeler için toplam proje alanının %12'sinin orman alanlarından tahsis edildiği ve il nüfusunun %58'inin bir maden alanına 1 km mesafede yaşadığı belirlenmiştir. CBS desteği sayesinde tüm ÇED raporu gerektiren projelerin Gümüşhane ili genelindeki mekânsal dağılımının gösterilmesi, mekânsal sorgulama ve analizler ile yeni projeler için yer belirlemede daha sağlıklı karar verme olanaklı hale gelmiştir. Mevcut e-ÇED Portal harita tabanlı bir yapıya dönüştürülerek gelecekte benzer uygulamalar tüm iller için gerçekleştirilebilir.