Gümüşhane University
Anabilim Dalı

Jeoloji Anabilim Dalı

Gümüşhane University

18

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

6%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

18 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayabaşı (Kanköy-Yomra-Trabzon) cevherinde toprak ve bitki jeokimyasının uygulanması

Kayabaşı (Yomra-Trabzon) yöresinde örtülü Kayabaşı (Kanköy) cevherleşmesi üzerinde toprak jeokimyası yanında bitki jeokimyası yöntemi uygulanarak anomali tespitine gidilmiştir. Bölgemizde biyojeokimyasal çalışmalar için en uygun bitki türleri araştırılmış, toprak ve bitki jeokimyasal verileri karşılaştırılarak yorumlanmıştır. İnceleme alanının tabam sipilitleşmiş bazalt lav ve piroklastlan ile başlar. Bunların üzerine uyumsuz olarak gelen cevherli dasitler, yer yer dayklar şeklinde bu birimi kesmişlerdir. Bölgede masif sülfit cevher yataktan için kılavuz seviye olarak kabul edilen kırmızı biyomikritler ile mor dasit lav ve piroklastlan uyumlu olarak cevherli dasitleri üstlerler. Tüm birimleri kesen ve uyumsuz olarak mor dasitlerin üzerine gelen bazalt lav ve proklastlan yer yer mor dasitler içerisinde dayklar şeklinde izlenir. Arazide üst kretase yaşlı birimler hakimdir. Kanköy cevher sahasında toprak jeokimyası yöntemiyle Cu, Pb, Zn anomalileri tespit edilmiş, bunların cevher sahasıyla uygun olduğu saptanmıştır. Doğu Karadeniz bölgesinde bu yöntemin uygulanabilirliği bir kez daha ortaya konmuştur. Aynı bölgeye uygulanan bitki jeokimyası yöntemiyle bulunan Cu, Pb, Zn anomalilerinin de cevher alanıyla ve toprak jeokimyasıyla tespit edilen anomalilerle çakıştığı görülmüştür. Doğu Karadeniz Bölgesinde biyojeokimyasal çalışmalar için Mor Çiçekli Orman Gülü (Rhododendron Ponticum), Fmdık (Corylus Avellana) ve San Çiçekli Orman Gülü (Rhododendron Luteum) bitkiler ile bu türlerin yaygın olduğu bölgelerde çalışılabileceği ortaya konmuştur Anahtar Kelimeler: jeokimya, toprak jeokimyası, bitki jeokimyası, masif sülfit

CevherleşmeJeokimyaTrabzon-Yomra-Kanköy
Abdurrahman Lermi
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kop Dağları Erzincan-Erzurum-Bayburt ultramafik ve mafik kayaçlarının jeolojik, petrolojik ve metallojenik incelemesi

ÖZET İnceleme alam Kopdağlan (Erzincan-Erzurum-Bayburt) silsilesinin önemli bir bölümünü kapsar. Doğu Pontid Güney Zonu ile Anatolid tektonik birlikleri arasındaki ortak noktayı temsil eden inceleme alanında bugüne kadar detaylı bir jeolojik çalışma yapılamamıştır. Genelde ültramafik kayaç gruplarının yüzeylendiği bu alanda tortul ve metamorfîk kayaçlardan başka diğer magmatitler de yeralır. Ültramafik kayaçlar başlıca dünit, harzburjit, lerzolit ve daha az oranda da verlit ve piroksenitlerden oluşurlar. Tortul kayaçlara gelince; Liyas, volkano-sedimanter kayaçlarla; Malm- Alt Kretase, kireçtaşlarıyle; Üst Kretase, kınntılı-karbonatlı kayaçlarla; Eosen, kalın ve masif konglomeralarla; Miyosen ise kırıntılı araseviyelerin de bulunduğu karbonatlı kayaçlarla temsil edilirler. Metamorfîk kayaçlar ise; rejyonal metamorfizma ürünü gnays, mikaşist, amfibolit, kloritşist ve serisitşistlerden oluşurlar. Gnays ve mikaşistlerin köken kayaçlarmı pelitler ve kumtaşlan, amfiboliüerinkini ise eski bazaltik kayaçlarla grovaklar oluştururlar. Ültramafit haricindeki diğer magmatik kayaçlar ise bazik (gabro, diyabaz, bazalt), ortaç (diyorit, andezit), ve asit (tonalit, kuvarslı diyorit, granofir, dasit) kayaçlardan ibarettir. Rejyonal metamorfîk karakterli olan gnays, amfibolit, mikaşist ve diğer metamorfitler inceleme alanının en yaşlı kayaç grubunu oluşturup kıtasal kabuğa karşılık gelirler. Sübkontinental karakterli oldukları belirlenen ültramafik kayaçlar sözkonusu metamorfitler içerisine sokulum yapmışlardır. Bazaltlar hariç diğer tüm asit, ortaç ve bazik magmatik kayaçlar kalkal kalen ve VAG karakterlidirler. Bazaltlar ise toleyitik ve MORB+WPB karakter sunarlar. İnceleme alanındaki bütün kayaçlar tektonik olarak güneye doğru itilmişlerdir. Öyle ki en yaşlı birimleri en üstte, en genç olanları da en altta görmek mümkündür. Kabuk kalınlaşması olarak bilinen bu durum K-G yönünde büyük bir sıkışma rejimi ile açıklanır. vnYukarda sözü edilen ültramafîtler ve beraberindeki magmatik kayaçlar ark gerisi bir havzanın ürünleridirler. Sözkonusu bu kayaçlar ark gerisi bir havzada kıta kabuğuna sokulum yapmışlardır. Kabuğun Liyas öncesinde açılmaya başlanması ve Üst Kretase öncesinde sıkışmaya uğrayarak üst manto yükseüminin sona ermesi, kıtasal bir kabuğun rifüeşerek okyanusal bir kabuğun geUşiminin ilk aşaması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca ültramafiüerin yerleşim yaşının Jura- Alt Kretase, yüzeylerime yaşının ise Üst Kretase öncesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kromit madenciliği açısından bölge son derece verimlidir. Önemli kromit yatakları dünit, nadiren de harzburjitler içinde bulunur. Dünit içerisindeki kromit kütlelerinin rezervi bir kaç yüz tondan 70 bin tona, tenörleri ise (0*203 %) en çok % 55' e kadar değişir. Harzburjitler içindeki kromit kütleleri en çok Mbin tona, tenörleri ise en çok % 62'ye kadar değişir. Kromitler ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu, bunların kökenleri, cevher-yan kayaç ilişkileri, yataklanma şekilleri, strüktürleri, mikrokimyasal özellikleri, birbirleriyle olan ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ültramafik kayaç, Subkontinental peridotit, Kromit, Kop dağlan, Türkiye. vm

BayburtErzincanErzurum+5
Hasan Kolaylı
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bitlis merkez ilçenin jeolojik ve jeoteknik etkisinin incelemesi

Bu çalışmanın amacı, Bitlis Merkez İlçenin jeolojik ve jeoteknik özelliklerinin detaylı bir incelemesini yaparak bölgenin yerleşim alanı olarak uygunluğunu değerlendirmektir. Bununla birlikte, bilimsel verilerden yararlanarak bölgedeki zemin yapısının mühendislik taşıma kapasitesini ve genel inşaat potansiyelini tespit etmektir. Kentsel planlama ve mühendislik projelerinde kullanılmak üzere bölgeye özgü önemli veriler sağlayarak güvenli yapılaşma sürecine katkıda bulunmaktır. Hem saha hem de laboratuvar ortamında nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Saha çalışmalarında toplam 13 temel sondaj kuyusu açılmış ve her bir sondaj kuyusuna karşılık gelen 13 profilde Sismik Kırılma ve MASW (Multi Channel Analysis of Surface Waves) analiz yöntemi ile birlikte mikrotremor ölçüm çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu ölçümlerle bağlantılı olarak, toprak katmanlarının stratigrafik kesitleri hazırlanmış ve temsili toprak ve kaya örnekleri laboratuvarda test edilmiştir. Zeminlerin fiziksel (doğal su içeriği, birim hacim ağırlığı, tane dağılımı, vb.) ve mekanik (konsolidasyon, kesme dayanımı, taşıma kapasitesi, vb.) özellikleri laboratuvar testleri ile belirlenmiştir. Ayrıca, çalışma alanının sismik tehlikesi ve yerel zemin sınıfı belirlenmiş ve oturma için kritik parametreler değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, Bitlis Merkez İlçesi'nin çeşitli jeolojik birimlerin ve mühendislik açısından yetersiz özelliklere sahip zeminlerin varlığıyla karakterize olduğunu ve bu durumun özellikle alüvyal dolgu alanlarında belirgin olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, bazı bölgelerde kaya birimlerinin yüzeye çıkmasıyla inşaat için daha uygun alanlar tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Bitlis Merkez İlçede zemin özellikleri açısından heterojen bir yapı gözlenmekte olup, inşaat kararlarında mikrobölgeleme, zemin iyileştirme ve yerel zemin davranışına uygun tasarım gibi geoteknik önlemler alınmalıdır.

Yapısal jeoloji
Emrullah Kandemir
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makine öğrenme algoritmaları kullanılarak heyelan duyarlılık haritalaması

Bu çalışmada, İstanbul Anadolu yakasının güneyinde yer alan Kartal İlçesi sınırları içerisinde bulunan 38.54 km2'lik bölgede uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak alanın heyelan duyarlılık haritalaması yapılması amaçlanmıştır. Çalışma alanı nüfus ve ticaret alanı olması nedeniyle önemli bir konuma sahiptir. Çalışma kapsamında farklı veri setinden oluşturulan topografik, morfometrik ve spektral parametreler kullanılmıştır. Bu parametreler ASTER uydu görüntüleri ve bunların analizlerinden elde edilen görünür ve yakın kızılötesi, kısa dalga boylu kızılötesi, termal kızılötesi, normalleştirilmiş fark bitki örtüsü indeksi, dekorelasyon germesi, temel bileşenler analizi, sayısal yükseklik modeli ve türevleri (eğim, bakı, kanallara olan uzaklık, plan eğriliği, profil eğriliği, topografik ıslaklık indeksi, LS faktör) verileri ile mevcut fay hatlarına olan uzaklık ve heyelan envanter verileri kullanılmıştır. Çalışmada analiz ve işlem sonuçları ile elde edilen girdi parametreleri, makine öğrenme algoritmalarından Destek Vektör Makinesi (SVM) kullanılarak heyelan duyarlılık haritalaması yapılmıştır. Çalışmada İki Seviyeli Rastgele Örnekleme (2LRS) algoritması kullanılarak eğitim ve test sınıfları belirlenmiştir. Bu algoritmanın en önemli özelliği çalışma sahasında heyelan öncesi koşulların kullanılmasıdır. Böylece otomatik heyelan haritalaması değil, heyelan duyarlılık haritalaması yapılmıştır. Üretilen heyelan duyarlılık haritasında, her piksel 0.0 ile 1.0 aralığında süreklilik arz eden duyarlılık değerlerini göstererek sınıflandırılmıştır. Elde edilen duyarlılık haritaları, her biri yüksek, orta, düşük ve çok düşük duyarlılık olmak üzere dört farklı sınıfa ayrılmıştır. Sınıflandırma sonucunda elde edilen haritaların doğruluk değerlendirmesi için alıcı işletim karakteristik (ROC) eğrisi ve eğri altında kalan alan (AUC) değerleri kullanılmıştır. Üretilen heyelan duyarlılık haritalarının doğruluk değerleri olarak hesaplanan AUC değerleri %93 olarak bulunmuştur.

Coğrafi bilgi sistemleriUzaktan algılama
Aslı Ilgın Horzum
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gnays kaya şevlerindeki hat etüdü ölçümleriyle insansız hava aracı verilerinin kinematik analizlerinin karşılaştırılması

Slope failures due to mass movements can cause occupational accidents and result in loss of life and property. In order to prevent these possible accidents, the slopes should be designed to remain safe for both the continuity of production and work safety. As in all open pit mines, these slopes should be designed as vertical as possible for the economic continuity of the enterprises. However, high angle slopes designed in this way carry a considerable risk in terms of mass movements and slope failures. In this case, some engineering geology studies are required to determine the safest possible slope angle. Discontinuity-controlled slope failures occurred in this albite (feldspar) quarry, which was opened in the gneisses in the Menderes Massif and produced by the open pit mining method. In these rock slopes located in the gneiss unit, it has been determined that in addition to the discontinuities formed by the effect of tectonism, foliation planes also cause planar sliding failures. The number of wedge type failures is quite high due to the presence of many discontinuity sets overlapping each other in the study area, and it has also been determined that toppling type failures are dominant due to the high angle of these discontinuities. Activities such as production, excavation and blasting in the eastern part of this mine, where slope instabilities are more dominant, were stopped by the company's authorized engineer. With these studies, the mass movements in the eastern part of the albite quarry were classified and the regions where these movements were intense were determined. 140 observations were made in 10 stages in total. Unmanned Aerial Vehicle has been used in areas where discontinuity measurement cannot be made in terms of speeding field work and occupational safety in this mine where the working area is so large and the number of discontinuities is high.

AlbiteOpen pit miningMass movements+2
Melikhan Karakaş
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Patara antik kenti jeoarkeolojik incelenmesi (Kaş, Antalya)

Bu çalışmada yapılan arazi gözlemleri ve Literatür araştırmaları sonucu bölgede daha önceki yapılan çalışmalara göre Patara bölgesinin jeolojik yapısı genelde Tk Kozağaç formasyonuna ait Qal Alüvyon, kum ve çakıldan oluşan Qp plaj çökelleri, Qk kumul, Qym yamaç molozu-birikinti konisi, kireçtaşı ve çört elemanlı breş türü litolojilerden oluşmaktadır. Yine arazi çalışmaları ve literatür bilgilerine göreinceleme alanının en yaşlı birimlerini Beydağları Otoktonu, Yeşilbarak napları ve Likya naplarıoluşturur. Yapılan tüm arazi ve laboratuvar çalışmalarının sonucunda Pataraantikkentindeki yapılarda kullanılan kayaçların üç farklı kaynaktan temin edildiği tespit edilmiştir. Birinci kaynak: Makro örneklerde görüldüğü gibi beyaz renkli iri kristalli mermer türü karbonat kayaçlarından oluşmaktadır.Yapılan petrografik incelemelerde de bol çatlaklı, çatlaklar silis ile doldurulmuş tipik bir dokusal görünüme sahiptir. Petrografik tanımlama sonucu kayaç Dunham(1962) Sınıflaması göre Vaketaşı; Folk, (1962) Sınıflamasına göre Seyrek + Bio + İntra + Biomikrit olarak tanımlanmıştır. (P-1), (P-2 antik), (P-3 antik), (P-4), (P-8-A) (P-11) (P-12)(P-13), (P-14-A), (P-14-B)(P-14-C), (P-15-A), (P-15-B), (P-16), (P-16-E), (P-17) lokasyonlarındaki kayaçların birinci kaynaktan geldiği tespit edilmiştir İkinci kaynak: Büyük delikli dokuda mikritik kireçtaşı. Bol gözenekli ve gözenekler 4-5 mikron büyüklüktedir. Dunham(1962) Sınıflaması göreÇamurtaşı; Folk, (1962) sınıflaması göre Mikrit + Dismikrit + Fosilli Mikrit olarak tanımlanmıştır. (P-3 doğal) lokasyondaki kayaçları ikinci kaynaktan geldiği tespit edilmiştir. Üçüncü kaynak: Küçük deliklimikritik dokudadır. Gözenekler kalsitle doldurulmuştur. Dunham(1962) Sınıflaması göre Vaketaşı;Folk, (1962) sınıflamasına göre Seyrek + Bio + İntra + Biomikrit ve Wilson, (1975) sınıflamasına göre (SMF-21) olarak tanımlanmıştır. Algli çamurtaşı içerisinde 2-3 mikron delikler mevcut olup bu delikler sparit ile doldurulmuştur. (P-2 anakaya), (P-5), (P-6), (P-7nero hamamı), (P-7 zemin), (P-8-B), (P-9), (P-10) lokasyondaki kayaçları üçüncü kaynaktan geldiği tespit edilmiştir.

Arozo Azızı
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ziga (Aksaray) jeotermal sularının sürdürelebilirlik ve kaynak alanındaki travertenlerin termal turizm açısından değerlendirilmesi

Bu tezin amacı, Ziga (Aksaray) jeotermal alanında mevcut travertenleri geliştirmenin yanısıra yapılacak havuzlarda travertenlerin oluşum mekanizmasını belirlemek, jeotermal suları sürdürülebilirlik ve termal turizm açısından su kimyası yöntemleriyle değerlendirmek, koruma alanlarını çizmek, yeni sondaj ve jeotermal atıksuyun uzaklaştırılması için reenjeksiyon kuyu noktalarını önermektir.İnceleme alanında su kimyası örneklemeleri ile önceki analizlerden de faydalanılarak yorumlar yapılmış, dönemsel farklılıklar dikkate alınmış, hazne kaya sıcaklıkları hakkında tahminlerde bulunulmuştur.Alanda çökelmiş olan travertenlerin izotop miktarları dikkate alınarak çökelim sıcaklıklarındaki değişimler hakkında fikir edinilmiştir. Traverten çökelim mekanizmasının anlaşılabilmesi için deneysel çalışma alanındaki suların pH, CO2 ve sıcaklık gibi fiziksel parametreleri ölçülmüştür. Bu bağlamda deneysel çalışma alanında 10 günlük süre sonunda 1,5-2 mm tufa oluşumu gözlenmiştir.ZJA'da bulunan sondaj kuyusunda, İller Bankasının yapmış olduğu çalışmalar ile 175 m. derinlikte, 45,27 °C ve 310,87 psig değerleri elde edilmiştir. Bu verilere göre, yıllar bazında uzun süreli olarak yüksek debilerde üretim yapılabileceği, ancak statik ve dinamik basınç/seviye değerlerinin değişebileceği fark edilmiştir.ZJA suları balneoterapik tedavi amaçlı kullanılabilir özelliktedir. İnceleme alanında jeolojik çalışmalar yürütülmüş, 1. koruma alanı içerisine alınan, aktif tektonik hatların bulunduğu traverten alanlarında yeni sondaj noktaları, havza kenarlarında bulunan derin faylar üzerinde ise gradyan sondajı olarak reenjeksiyon noktaları önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Jeotermal su, Sürdürülebilir kullanım, Traverten, Termal turizm, Ziga, Aksaray.

Hulusi Buğrahan Demirel
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum yöresinde yüzeylenen Jura/Kretase ve Kretase/Paleosen yaşlı sedimanter kaya birimlerinin lito ve biyo fasiyes özellikleri

Çorum yöresinde 1/25000 ölçekli Çankırı-G32-c2, Çorum-G33-c2, Çorum-H34-a2 ve Çorum-G35-d3 paftalarında yer alan çalışma alanında yüzeylenen Ferhatkaya ve Malboğazı Formasyonlarından 6 adet stratigrafik kesit ölçülmüş ve toplam 110 adet örnek derlenmiştir. Derlenen örneklerin paleontolojik incelemeleri sonucunda; Ferhatkaya Formasyonu' nun inceleme alanındaki oluşum yaşı Geç Jura-Kampaniyen (? 161.2-70.6 milyon yılları arası), Malboğazı Formasyonu' nun inceleme alanındaki oluşum yaşı Maastrihtiyen (70.6-65.5 milyon yılları arası) olarak belirlenmiştir. İnceleme alanında her iki formasyonun içerdiği kireçtaşlarında yapılan Standart Mikrofasiyes (SMF) ve Fasiyes Zonu (FZ) çalışmaları sonucunda, Ferhatkaya Formasyonu'nun depolanması sırasında? Geç Jura-Berriasiyen zaman aralığında ortamın önce sığlaşıp, sonra derinleştiği; Valanginiyen-Apsiyen zaman aralığında ortamın tektonik olarak aktif ve ?Geç Jura-Berriasiyen zaman aralığına göre daha sığ olduğu; Albiyen zaman aralığında Valanginiyen-Apsiyen zaman aralığına göre derinleştiği gözlenmiştir. Senomaniyen-Santoniyen zaman aralığında ortamın Albiyen zaman aralığına göre sığlaştığı; Kampaniyen zaman aralığında ortamın Senomaniyen-Santoniyen zaman aralığına göre derinleştiği belirlenmiştir. Malboğazı Formasyonu'nun depolanması sırasında ise Maastrihtiyen boyunca ortamın duraylı olmadığı tektonik olaylar nedeniyle sürekli olarak yükselip, alçaldığı ve Maastrihtiyen zamanının derin denizle başlayıp, yine derin denizle sonuçlandığı tespit edilmiştirAnahtar Kelimeler: Çorum, Ferhatkaya ve Malboğazı formasyonları, Standart Mikrofasiyes, Fasiyes Zonu.

Güldane Akıllı
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ihlara Vadisi (Aksaray) boyunca kaya düşmelerinin değerlendirilmesi

Ihlara Vadisi'nin turistik bir bölge olması ve her yıl yüz binlerce turistin vadiyi ziyaret etmesi sebebiyle kütle hareketlerinden kaynaklanacak tehlikelerin önlenmesi, hiç istenmeyen can kayıpları ve yaralanmaların olmaması adına çok büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ihlara Vadisi boyunca özellikle turistik faaliyetlerin yoğun olduğu alanlara yönelik kaya düşmelerinden kaynaklanabilecek tehlikelerin belirlenmesi ve bu tehlikelerin azaltılmasına yönelik alınabilecek tedbirler önerilmiştir. Kaya düşme analiz çalışmalarının en önemli parametresi olan süreksizlik özelliklerinin ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi için; yüzlek taraması ve hat etütleri yapılarak süreksizliklerin türü, durumu, aralığı, açıklığı, yönelimi, devamlılığı, eklem sıklığı, takım sayısı, dolgu malzemesi, pürüzlülük ve dalgalılığı, su sızıntıları ve blok boyutları ile ilgili veriler toplanmıştır. Ihlara Vadisi boyunca Kızılkaya ignimbiritlerinden oluşan yamaçlarda meydana gelen kaya düşmesi iki boyutlu kaya düşme analizleri ile değerlendirilmiş ve farklı blok boyutlarına göre değişik kaya düşme modellemeleri gerçekleştirilmiştir. Blok düşürme analizlerinden elde edilen; blokların gidebildikleri en uzak mesafe, yatay hız ve toplam kinetik enerji miktarları yorumlanarak, kaya düşmelerinden etkilenebilecek alanlar belirlenmiş ve tehlike derecesine göre zon haritası oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ihlara Vadisi, Kaya düşmesi, İki boyutlu modelleme

Müzeyyen Taşpınar
Aksaray University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çamlıkaya intrüzif kompleksi'nin (İspir-Erzurum) jeokimyası ve jeokronolojisi

Sakarya Zonu'nun doğusunda bölgenin temel kayaçlarını oluşturan Çamlıkaya İntrüzif Kompleksine ait Karbonifer ve Geç Jura yaşlı granitoyidlerin kökenlerini ve jeodinamik evrimlerinin ortaya koyulması amacıyla, söz konusu kayaçlar üzerinde, mineralojik, tüm kayaç ve radyometrik yaş tayinleri gerçekleştirilmiştir. Çamlıkaya İntrüzif Kompleksi'ni oluşturan alkali feldispat granit ve bunları kesen granodiyorit ve tonalit bileşimli dayklardan, LA-ICP-MS U-Pb zirkon yöntemiyle, sırasıyla; 344.8±5.9 My ve 152.7±2.2 My yaşlar elde edilmiştir. Tamamı I-tipi granitoyid kayaç özelliği sunan intruzif kompleksteki Karbonifer yaşlı alkali feldispat granit genellikle peralumin karakterli olup; yüksek potassik kalk-alkalen ve şoşonitik karaktere doğru geçiş sunarken; Geç Jura kayaçları, metalumin karakterli ve kalk-alkalin ve yüksek-K kalk-alkalin özelliklidirler. Her iki kayaç grubu da büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce (BİYLE) (Rb, Ba, K ve Th), hafif nadir toprak elementlerce (HNTE) (La/Yb)n zenginleşme ve yüksek alan enerjili elementlerce (YAEE) (Ta, Nb, Hf, Sm ve Yb) tüketilme, negatif Nb ve Ti anomalileri göstermemektedirler. Elde edilen jeokimyasal bulgular, bölgesel jeolojik verilerle değerlendirildiğinde, Sakarya Zonu'nun doğu kesiminde, Çamlıkaya İntrüzifi'ni oluşturan orta kabuk türevli kayaçların kısmi ergimesiyle oluşan ana magmanın fraksiyonlaşması ve azda olsa kabuksal kirlenmesiyle oluşan Karbonifer kayaçları, Rheik Okyanusu'nun tamamen kapanma sürecini takip eden kıta-kıta çarpışması sonrasındaki dönemde geliştikleri anlaşılmaktadır. Zenginleşmiş bir manto kamasının kısmi ergimesi ve bazik ana magmanın fraksiyonlaşmasıyla oluşan Geç Jura kayaçlarının ise; Paleotetis Okyanusu'nun güney yönlü yitimle tamamen kapanması sonrası genleşmeli safhada oluştukları sonucuna varılmıştır.

Muammer Şahin
Recep Tayyip Erdogan University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elbistan kömür havzası e sektörü'nün hidrojeolojik modeli

Elbistan Kömür havzasında bulunan ve işletmeye açılması planlanan E sektörünün hidrojeolojisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda tez çalışmasının amacı, E sektörünün hidrojeolojik kavramsal modelini oluşturmak ve oluşturulan bu kavramsal modeli matematiksel bir yeraltısuyu akım model ile test etmektir. Kavramsal modeli oluşturabilmek için öncelikle sayısal ortamda jeolojik model oluşturulmuştur. Bu modelin oluşturulmasında yaklaşık 700 kuyu logundan yararlanılmıştır. Jeolojik model kullanılarak yeraltısuyu taşıyan birimlerin ilişkileri hakkında bulgular ortaya koyulmuştur. İzotop analizleri, pompa testleri, yeraltısuyu seviye ölçümleri gibi çalışmalardan faydalanılarak yeraltısuyu bulunduran birimlerin hidrojeolojik özellikleri tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında Elbistan Kömür Havzası E Sektörünün kavramsal modeli elde edilmiştir. Kavramsal modelin matematiksel olarak doğruluğunun sınanması FEFLOW programı ile yapılmıştır. Kavramsal modele göre E sektöründe bulunan Pliyosen-Pleyistosen yaşlı kömür ve gidya birimlerinin üzerinde yer alan tavan kili yüzey suları ve güncel yağışlar ile olan beslenimi sınırlarken, bu birimlerin tabanında bulunan taban kili de karbonatlı kayaçlar ile olan hidrolik ilişkiyi sınırlamaktadır. Benzer şekilde çalışma alanının doğu kısmında karbonatlı kayaçlar ve gidya/kömür arasındaki hidrolik ilişkiyi de göreli olarak geçirimsiz olan Kemaliye formasyonu sınırlamaktadır. Kavramsal modelde sistemin boşalımının model alanının güney-güneybatı kesiminden gerçekleştiği tespit edilmiş, bu durum yeraltısuyu akım modeli ile sınanmıştır. Buna göre karbonatlı kayaçlar içerisindeki yeraltısuyu dipten dolaşım ile sistemi terk etmektedir. Yeraltısuyu akım modelinin kararlı akım koşullarında kalibrasyonu sahada ölçülen yeraltısuyu seviyeleri ile yapılırken; kararsız akım koşullarındaki kalibrasyonu pompa testleri sırasında kaydedilen düşüm/zaman eğrileri ile yapılmıştır. Kalibrasyonlar sonucunda mevcut durumu temsil eden yeraltısuyu akım modeli elde edilmiştir. Kararlı akım koşullarında yapılan kalibrasyonda gözlenen değerler ile hesaplanan değerler arasındaki artıkların ortalaması (RMS) yaklaşık 4 metre olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç, matematiksel modelin kavramsal modeli oldukça başarılı şekilde temsil ettiğini göstermektedir. Çalışma kapsamında hassasiyet analizi yapılmış, sistemin belirsizlikleri tespit edilmiştir. Sistemin yatay yöndeki hidrolik iletkenlik katsayısı ve sınır koşullarını denetleyen parametrelerden birisi olan transfer katsayısı parametrelerinin değişimine hassas olduğu yapılan bu çalışma ile ortaya koyulmuştur. Bu durumun giderilmesi için farklı lokasyonlarda pompa testlerinin yapılmasında fayda görülmektedir. Sistemi kontrol eden ve E Sektörünü çevreleyen karbonatlı kayaçlarda açılmış kuyu ve test sayısı oldukça yetersizdir. Benzer şekilde bugüne kadar sektör bazında yürütülen hidrojeolojik çalışmaların yanında Afşin-Elbistan Havzası'nı kapsayan detaylı bir hidrojeolojik çalışmanın tamamlanması gerekmektedir. İşletmeye alınması gündemde olan saha için bu eksikliklerin bir an önce giderilmesi önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: Hidrojeoloji, kavramsal model, yeraltısuyu akım modeli, hidrojeolojik model, nümerik model

Ahmet Fuat Yargıcı
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ordu ili yüzey ve yeraltı su kaynaklarının su kalitesi yönünden incelenmesi

Bu çalışma Ordu ili su kaynaklarının su kalitesi yönünden incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma kapsamda Ordu ilinde yüzey ve yeraltı suları analiz sonuçları kullanılarak (TS 266), (WHO, 2006) ve Kıta içi Yerüstü Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmiştir. Ayrıca suların içme-kullanma ve sulamaya uygunlukları araştırılmıştır. Yüzey ve yeraltısularının kalite indeksleri WAWQI ve NSF-WQI kullanılarak belirlenmiştir. Suların kimyasal parametreleri arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon testi, temel bileşenler analizi ve kümeleme analizi yapılarak tespit edilmiştir. Elde edilen NSF-WQI yöntemin su kalite indeksi değerleriyle yapay sinir ağları kullanılarak bir tahmin modeli geliştirmesi hedeflenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, bazı yüzey suyu izleme noktalarında ve yeraltısuyu izleme kuyularında kimyasal parametrelerin standartlarda belirtilen sınır değerlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Tüm yüzey suların izleme noktalarına ait amonyum miktarı (TS 266)'da belirlenen sınır değerin üstünde bulunmaktadır. Hidrokimyasal sınıflandırmaya göre yüzey ve yeraltısuları Ca-Mg-HCO3 ile Ca-HCO3 su tipindedir. Parametrelerin Spearman korelasyon analizine göre HCO3-Mg (r=0,76), Ca-HCO3 (r=0,84), arasında kuvvetli pozitif korelasyon belirlenmiştir. SAR, magnezyum tehlikesi, RSC ve %Na parametrelerine göre tüm yüzey suyu istasyonlarına ait sular sulamada kullanabilirken; yeraltısularının bir kısmının sulama için uygun olmadığı belirlenmiştir. NSF-WQI su kalite indeksine göre yüzey suları "orta kalite" ile "iyi kalite" arasında değişmektedir. WAWQI su kalite indeksine göre ise yüzey suları "mükemmel", "iyi" ve "içme için uygun olmayan" su kalitesi; yeraltısuları "mükemmel", "orta" ve "kötü" su kalitesi arasında değişmektedir. Yapay sinir ağları yöntemiyle geliştirilen basitleştirilmiş NSF-WQI su kalite indeks performansı korelasyon katsayısı (R), kök ortalama kare hatası (RMSE) ve ortalama mutlak hata (MAE) istatistiksel kriterlerle kullanılarak değerlendirilmiştir ve modelin iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir Anahtar Kelimeler: Ordu İli, Su Kalitesi, Hidrojeokimya, İstatistik, Su Kalite İndeksi, NSF-WQI, WAWQI, Yapay Sinir Ağları,

Boubacar Sıdıkı Tonde
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hayran (Alucra-Giresun) sıcak su kaynaklarının hidrojeolojik ve hidrokimyasal incelenmesi

Hayran jeotermal su kaynağı Giresun ilinin 127 km güneydoğusunda Alucra ilçesinde yer almaktadır. Sahadaki Ca-Mg-HCO3'lı jeotermal suyun sıcaklığı 24.6-28.1°c pH'ı 6.47-7.48 ve Eİ değeri 592-646 µS/cm'dir. Çalışma sahasında Erken-Orta Jura'dan Kuvaterner'e kadar değişen zamanlarda çökelmiş volkanik arakatkılı tortul birimler yer almaktadır. Hayran jeotermal sahasında jeotermal sistemi tanımlamak, sistemin elemanlarını belirlemek amacıyla suyun izotopik (O, H) karakterizasyonu ve çevre kayaç özellikleri kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda jeotermal ve soğuk kaynaklar ile yüzey sularından alınan örneklerin hidrokimyasal ve izotopik karakterizasyonları belirlenmiştir. Hayran jeotermal sahasındaki tüm suların kalsit, aragoni,t dolomit gibi karbonat minerallerine, götit gibi demir minerallerine ve K-mika ve kaolinit gibi kil minerallerine doygun olduğu belirlenmiştir. Sularda iz elementlerden Al, Mn, Cu, Sr, Ba ve Pb konsantrasyonları diğer elementlere göre daha yüksektir. Soğuk su kaynağı (HK), Fe (270 µg/L) ve As (14.7 µg/L) konsantrasyonu bakımından standartların üzerindedir. Kararlı izotoplar (δ2H ve δ18O) ve trityum verileri, jeotermal kaynak (ASK) suyunun daha yüksek kotlardan beslenen daha derin dolaşımlı ve meteorik kökenli su olduğunu göstermektedir. Jeotermal akışkanın rezervuar sıcaklığı silis jeotermometreleri ile yaklaşık 28.2-53.6 C, silis-entalpi karışım modeline göre 115.16 C hesaplanmıştır. Bu sıcaklıklar ile Hayran jeotermal sahası "düşük entalpili saha" sınıfındadır. Anahtar Kelimeler: Hayran Jeotermal Sahası, Jeotermal Sistem, Hidrojeokimya, Çevresel izotoplar, Alucra

Necati Ömürkan Çokkaynar
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
10
DoktoraAçık ErişimTR

Topuk-Göynükbelen (Orhaneli-Bursa) yöresi nikel oluşumlarının kökensel incelenmesi

ÖZET Topuk-Göynükbelen(Orhaneli-Bursa) yöresi nikel oluşumları ve bu oluşumlardan sorumlu Göynükbelen granitoyid sokulumu ile ultramafik kayaçlar mineralojik ve jeokimyasal acıdan ele alınarak incelenmiştir. Sahadaki nikel oluşumları, Paleojen yaşlı sokulumdan kaynaklanan hid- rotermal çözeltilere bağlı olarak, Üst Kretase-Paleosen yaşlı ultra mafik kayaçlardaki kırık ve çatlakların kontrolünde meydana gelmiştir. Kalk-alkali granitik bir magmanın ürünü olan Göynükbelen grani toyid sokulumu, göreceli olarak sodik karakterlidir. QAP üçgen diyag ramında diyorit-gabrD, kuvars diyorit, kuvars monzodiyorit, tonalit ve granodiyorit alt birimlerini içeren sokulum, I- tipi granitoyidlerin mineralojik ve kimyasal özelliklerini sergilemektedir. Tektonik disk- riminasyon diyagramında volkanik yay granitoyidlerinin alanında yer alan sokulum, primitif ada yayları ve kıtasal yaylardan, normal kıta sal yaylara kadar geniş bir yay olgunluğu göstermektedir. Dunit, harzburjit, piroksenit damarları, piraksenli gabro, serpantinit ve listvenit oluşumlarını içeren ultramafik-mafik birimin, baskın kayaç tipleri, değişen oranlarda serpantinleşmiş dünit ve harzburjitlerdir. Mg0-A1_D3 ve MgO-CaO diyagramlarında az tüketilmiş pirolit alanında yer alan ultramafik-mafik kayaçlar, AFM üçgen diyagramında mafik-ult- ramafik kümülat ve ultramafik tektonik sınırları içinde yayılım gös termişlerdir. Çalışma alanında yukarıda tanımlanan koşullara bağlı olarak mey dana gelmiş üç farklı tip nikel oluşumu tespit edilmiştir. Bunlar: 1- Serpantinleşmiş ultramafik kayaçların yerli yerinde (in situ) ay- rışmasıyla meydana gelmiş, kırmızı toprak znnlardaki nikel zenginleş meleri. Arazide düzensiz bir dağılım gösteren ve ortalama 3m. düşey kalınlığa sahip olan bu zonlarda, en düşük 1DD ppm., en yüksek 9DD0ppm. Ni değerleri elde edilmiştir. 2- Göynükbelen granitoyid sokulurundan kaynaklanan hidrotermal çözel tilerin içlerinden geçtikleri ultramafik kayaçlardan remobilizasyonla kazandıkları nikel 'i yine ultramafik kayaçlardaki kırık ve çatlaklar içine pentlandit, hezlavudit, millerit, makinavit, avaruit ve viyola- rit şeklinde çökelmesiyle oluşan nikel sülfür oluşumları. Bu tür olu şumlar arazide beş zonda tanımlanmıştır. Yüksek nikel değerleri, saha nın güneyinde Meryemkaldırımı Sırtı ile YapkBy Dere 'den alman örnek lerde saptanmıştır. 3- Nikel sülfür oluşumlarından sorumlu hidrotermel çözeltilerin taşı dığı Nikel 'in (Ni ), ortaşda var olan talk ve klorijler'in kristal yapısındaki magnezyum (Mg ) ve kısmen demir' in (Fe ) yerini alma sıyla (substitution) oluşan nikelli talk, nikelli kloritleşimş talk ve nikelli kloritler. Arazinin güneyinde yaygın alarak bulunan ve yeşil renkli pulcuklar şeklinde izlenen bu tür oluşumlar genelde ni kel sülfür oluşumlarıyla birlikte bulunmaktadır. Laboratuvar araş tırmaları sonucu, bu tür nikel oluşumlarının, talk ve kloritlerin fi ziksel ve kimyasal özellikleri arasında özelliklere sahip bir ara ürün olduğu sonucuna varılmıştır. vı

Bursa-Orhaneli-Topuk-GöynükbelenNikel
Yüksel Örgün
Istanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mescitli (Gümüşhane) ve çevresindeki eosen yaşlı volkanik kayaçlarin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi

Mescitli (Gümüşhane) ve çevresinde yer alan Eosen yaşlı volkanik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma ile inceleme alanındaki kayaçların gelişimleri ortaya konularak, kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontidlerin Güney Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Liyas yaşlı Hamurkesen Formasyonu bulunur. Bu birim Dogger-Malm-Alt Kretase yaşlı Berdiga Formasyonu tarafından uyumsuz olarak üstlenir. Üst Kretase yaşlı Kermutdere Formasyonu bu birim üzerine uyumsuz olarak gelir. Tüm bu birimler Eosen yaşlı Alibaba Formasyonu tarafından uyumsuz olarak üstlenir. İnceleme alanının en genç birimini Kuvaterner yaşlı alüvyonlar oluşturur. İncelenen Eosen yaşlı volkanik kayaçlar bazaltik andezit, andezit, traki andezit, dasit ve riyolit bileşiminde olup, başlıca plajiyoklas, kuvars, hornblend, ojit ve biyotit minerallerinden oluşurlar. Eosen yaşlı Mescitli volkanitleri kalk-alkali karakterli olup, düşük-orta K içeriğine sahiptirler. Volkanitler büyük iyon yarıçaplı litofil elementler ve hafif nadir toprak elementlerce zenginleşmiş, yüksek çekim alanlı elementler bakımından da tüketilmişlerdir. Kondrite normalize edilmiş nadir toprak element dağılımları, düşük-orta derecede zenginleşmeyle konkav şekilli olup (LaN/LuN=1-19), volkanitleri oluşturan kayaçların benzer kaynaktan itibaren oluştuklarını gösterirler. Volkanitlerin gelişiminde başlıca fraksiyonel kristallenme, daha az oranda da özümleme ± magma karışımı rol oynamıştır. Tüm bu veriler, volkanitlerin köken magmasının muhtemelen daha önce yitimle ilişkili olaylardan türeyen sıvıların metazomatizması yoluyla zenginleşmiş, yarı kıtasal (subcontinental) litosferik manto kaynağından türemiş olabileceğini gösterir. Anahtar Kelimeler: Doğu Pontidler, Eosen, Jeokimya, Mescitli Volkanitleri, Petrografi, Petroloji, Torul.

Kübra Şahin
Gümüşhane University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Çoruh nehri (Bayburt) dere yatağı çökellerinin jeokimyasal özellikleri ve ağır metal içeriğinin incelenmesi

Tez çalışmasının konusunu, Çoruh Nehri dere yatağı çökelleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda çökellerin jeokimyasal özelliklerine dayanarak, nehire malzeme sağlayan kaynak alanları, kaynak alanındaki kimyasal ayrışma dereceleri, çökellerin ağır metal içeriği ve kökenleri hakkında bilgi elde edilmiştir. Çoruh Nehri boyunca yaklaşık 40 km'lik bir alanda çalışma yapılmış ve bu mesafe BM (Bayburt merkez–Gezköy arası, yerleşim yoğun), GK (Gezköy–Gezhanları arası, yerleşim seyrek), ZT (Gezhanları–Ziyaret sırtı mevki, kırsal kesim) kodlarıyla adlandırılıp üç kısım olarak değerlendirilmiştir. İncelenen örneklerin Al2O3 içeriği ile Na2O, K2O, TiO2, P2O5 ve CaO içeriği arasında pozitif korelasyon mevcuttur. SiO2, Al2O3, K2O, Na2O, TiO2, P2O5, MnO elementleri, genel olarak üst kıtasal kabuğa (ÜKK) göre tükenmiş, diğer ana elementler ise zenginleşmiştir. Çalışılan örneklerin Al2O3 içeriği ile Rb, Sr, Ba, Th, Hf, Y, Nb, Zr, V, Pb, U ve Cu elementleri arasında pozitif korelasyon vardır. Söz konusu örneklerin Rb, Sr, Ba, Th, U, Zr, Hf, Y, Nb ve Pb elementleri ÜKK'ya göre genel olarak tükenmiş, Co, Ni, Cu, Sc ve V genel olarak zenginleşmiş, Au ise yer yer tükenmiş, yer yer zenginleşmiştir. Örneklerin (Gd/Yb)N oranları >1, (La/Yb)N oranları 6.92 - 8.71 ve Eu/Eu* ise 0.75 – 0.89 arasında değişmektedir. Nadir toprak element (NTE) içeriği ÜKK'ya göre genel olarak tükenmiştir. Hafif nadir toprak element (LREE) ve ağır nadir toprak element (HREE) içeriği Al2O3, K2O, TiO2, P2O5, Zr, Th ve Y ile pozitif korelasyon göstermektedir. Analiz edilen örneklerin Zn, Sb ve Sc içeriğinde çok az zenginleşme, Cu'da düşük – orta zenginleşme, As'de ciddi zenginleşme ve Ni'de aşırı ciddi zenginleşme vardır. Dere yatağı çökellerinin Cu içeriği kısmen jeolojik, kısmen antropojenik, As tamamen antropojenik, Ni ise jeolojik kaynaklıdır. Jeokimyasal verilere dayanarak, dere yatağı çökellerinin ortaç-mafik/ultramafik kaynaklardan türediği bu kaynakların zayıf–orta derecede kimyasal ayrışmaya maruz kaldığı, zaman zaman yüksek tektonizma, yüksek erozyon ve yarı kurak – kurak iklim şartlarında hızlı sedimentasyonun olduğu ve buna bağlı olarak adı geçen çökellerin kimyasal olarak olgun olmadığı, ayrıca söz konusu çökellerin hem litojenik, hemde antropojenik nedenlerden dolayı kirlenmeye maruz kaldığı sonucuna varılmıştır.

Esen Demirkol Kılıç
Gümüşhane University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
50
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2015.102
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cebre riyolili'nin (Demirözü-Bayburt) petrografik, jeokimyasal izotopik özellikleri

Demirözü (Bayburt) civarında yüzeyleyen Cebre Riyoliti'ne ait kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve izotopik açıdan incelendikten sonra elde edilen bulgular bu tez kapsamında petrolojik ve tektonik açıdan yorumlanmaya çalışılmıştır. Yaklaşık 12 km2lik bir alanda yüzeyleyen Cebre Riyoliti, Variskan orojenezi sırasında oluşan çok az sayıdaki yüzey kayalarından biridir. Zirkon U-Pb verileri Cebre Riyoliti'nin 332.8±4.38 my kabuğa yerleştiğini öngörmektedir. Hyaloporfirik ve mikrogranü porfirik dokuların baskın olduğu birimde yer yer akma bandı dokusu da gözlenir. Cebre Riyoliti ana mineral fazları olarak bol miktarda kuvars ve alkali feldispat, az olarak da kordiyerit fenokristalleri ve nadir olarak da muskovit ve biyotit mikro fenokristalleri içerir. Kristaller genellikle kenarları boyunca matriksle etkileşime işaret eden dengesizlik dokuları gösterirler Kordiyerit tamamen pinitleşmiş olup, fenokristalleri yer yer poikilitik dokulu zirkon içerir. Zirkon, titanit, apatit ve Fe-Ti oksit mineralleri tali fazlar olarak bulunurlar. Cebre Riyoliti'ne ait örnekler oldukça yüksek SiO2 (%74.23-80.62), K2O (% 3.72-7.42) ve Al2O3 (% 10.77-14.11) içeriklerine sahiptirler. Buna karşılık CaO (% 0.02-0.21), Na2O (% 0.05-0.78) ve MgO (% 0.3-0.21) içerikleri ise oldukça düşük miktarlardadır. Örnekler 1.48 ilâ 2.95 arasında değişen A/CNK değerleri ve 1.49 ilâ 2.99 arasında değişen A/NK değerleri ile güçlü peralumin özellik sunmaktadır. Ana ve iz elementlerin büyük bir çoğunluğu artan SiO2 içeriği ile negatif bir korelasyon sunmaktadır. Hafif nadir toprak elementler (HNTE), ağır nadir toprak elementlere (ANTE) göre az/orta oranlarda zenginleşmiş (LaN/YbN= 4-11) ve güçlü negatif Eu anomalisi gösterirler (Eu*/Eu=0.04-0.25). Belirgin negatif Nb, Ta, Sr, P ve Ti anomalileri, örneklerde gözlenen diğer jeokimyasal özelliklerdir. Petrografik ve jeokimyasal özellikler, kesirli kristallenmenin, özellikle de K'lu feldispat ve daha az olarak da plajiyoklas ayrımlaşmasının, Cebre Riyoliti'nin bileşimsel aralığının oluşmasında önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir. Yukarıda değinilen jeokimyasal özelliklere ilave olarak Cebre Riyoliti'nde kordiyerit ve muskovit gibi alüminyumca zengin mineral fazlarının bulunması, kaynak alan olarak tortul kayaçlara işaret etmektedir. Reyik Okyanusu'nun Erken Karbonifer'de yay-kıta çarpışması şeklinde kapanmasını takiben meydana gelen yiten dilimin kopması astenosferik manto yükselimine yol açtığı ve kabuksal malzemenin ergimesi için gerekli ısıyı sağladığı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Demirözü, Jeokimya, Kordiyerit, S-tipi Riyolit, Sakarya Zonu, U-Pb zirkon yaşı, Variskan Orojenezi

Elif Külekçi
Gümüşhane University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kışlaköy (Narman-Erzurum, Türkiye) çevresinde yüzeylenen volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası ve kristallenme koşulları

Bu çalışma alanının konusu Kışlaköy (Narman/Erzurum) ve çevresindeki Eosen yaşlı volkanik kayaçlardan oluşmaktadır. Bu alanda bulunan volkanik kayaçların minerolojik, petrografik ve mineral kimyası analizleri incelenmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda magmaların kristallenme esnasında etkili olan sıcaklık, basınç gibi fizikokimyasal özellikleri ile fizikokimyasal verileri jeolojik verilerle birleştirerek bu kayaçları oluşturan magmaların kabuktaki gelişimleri irdelenmiştir. Çalışma alanındaki başlıca birimler Eosen yaşlı Kışlaköy Volkaniti, Oligo-Miyosen yaşlı Oltu Formasyonu, Oligo-Miyosen yaşlı Alabalık Formasyonu ve Alüvyonlardan oluşmaktadır. İnceleme alanındaki volkanik kayaçlar volkanik fasiyes özelliklerine göre piroklastitler, dayklar ve lavlar olmak üzere üç başlıkta incelenmiş ve bu kayaçlarda bulunan başlıca mineraller plajiyoklas, klinopiroksen, olivin ve opak minerallerdir. Bu kayaçlar genel olarak hyalo-mikrolitik porfirik, glomeroporfirik, kümülofirik, mikrolitik porfirik, poikilitik, intersertal dokular sergilerler ve piroksenler Wo40-46 En41-50 Fs5-18 bileşimine sahip ojittirler, plajiyoklaslar An49-85 bileşimlidir, olivinler Fo68-75 arasında değişim göstermektedir ve Fe-Ti oksitler bulunmaktadır. Termobarometre hesaplamalarına bakıldığında volkaniklerin kristallenme sıcaklığı 489-1247 0C arasında, basınç 0.5-4.7 kbar arasında değişmekte olup bütün bu verilere bakılarak incelenmiş olan volkanik kayaçların orta-sığ kıtasal kabuk içerisinde susuz magmalardan itibaren yerleştiği görülmektedir.

Hande Güngör
Gümüşhane University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00