Hitit University
Anabilim Dalı

Temel Bilimler Anabilim Dalı

Hitit University

158

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hâkim eş-Şehîd'in el-Kâfî adlı eseri: Tahkik ve inceleme (nikah bölümü)

İmam Muhammed (v. 189/805) Hanefi mezhebinin tedvininde en önemli görevi üstlenmiştir. Mezhebin görüşlerini gelecek nesillere aktarmayı başarmıştır. Bu eserler Zâhirür'r-rivâye ve Nâdirü'r-rivaye olarak iki kısma ayrılmaktadır.Hâkim eş-Şehîd, (v. 334/945) İmam Muhammed'in Zâhirür'r-rivâye eserleri arasında en kapsamlı ve en önemli olan el-Asl kitabını el-Kâfî ismiyle ihtisar etmiştir. Bununla birlikte yer yer el-Asl dışındaki diğer Zâhirü'r-rivaye eserlerinden, nevâdirlerinden ve İmam Ebû Yusuf (v. 182/798) gibi diğer bazı Hanefi imamlarının eserlerinden nakillerde bulunarak istifade etmiştir. Hanefi mezhebinin en önde gelen âlimlerinden Serahsî'nin (v. 483/1090) el-Kâfî'ye şerh yazması ve birçok kaynak eserde kitaba atıf yapılması eserin önemini göstermektedir. Eserin müellif nüshası günümüze ulaşmamışsa da pek çok yazması kütüphanelerde mevcuttur. Çalışmamızda, müellifin hayatı, eserleri hakkında bilgiler verildikten sonra yazma nüshalara göre el-Kâfî eserinin Kitabü'n-nikâh kısmının tahkikini yapmak suretiyle aslına en yakın metni hazırlamayı amaçladık. Tahkikte tercih metodu kullanılmış olup nüshalarda bulunan farklılıklar dipnotlarda belirtilmiştir.

Necat Şimşek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mütekaddimîn ve müteahhirîn dönemi kelâm ilminde dış duyulara yaklaşımlar: Karşılaştırmalı bir inceleme

"Mütekaddimîn ve Müteahhirîn Dönemi Kelamında Duyu Organlarına Yaklaşımlar" başlıklı bu tez, dış duyuların kelam ilminde nasıl ele alındığını, hangi tartışmalara konu olduğunu, nerelerde kullanıldığını, farklı dönemlerde bu yaklaşımların nasıl değiştiğini ve bu değişimi etkileyen faktörleri tartışmaktadır.

Muhammed Emin Görgülü
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm Hukukunda devlet başkanlığı seçimi

"İslâm Hukukunda Devlet Bakanlığı Seçimi" adındaki bu tezimiz bir giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntem ve sınırlılıklarından meydana gelmektedir. Araştırmamızın birinci bölümümde devlet başkanlığı ile ilgili konular kavramsal çerçevede ele alınmaktadır. "Seçim", "bey'at" ve aralarındaki benzer ve farklılıklar da kısa bir şekilde işlenmektedir. İkinci bölümde Hulefâ-i Raşidîn Dönemi'ndeki halifelerin devletin başına geçme usûllerine değinilmektedir. Üçüncü bölümde İslâm hukukunda devlet başkanlığı ile ilgili meseleler, Kur'ân-ı Kerime, Sünnette ve sahâbe uygulamalarına dayandırılarak klasik ve çağdaş hukukçuların görüşleri çerçevesinde işlenmektedir. Bu bölümde devlet başkanının gerekliliği üzerinde durulmakta ve çağdaş siyasî akımların etkisi neticesinde fukahânın bu konudaki farklı görüşleri ve tavırları ele alınmaktadır. Ayrıca bey'atin mahiyeti, meşruîyyeti, hukukî boyutu ve çeşitleriyle beraber şûrânın mahiyeti, hükmü, alanı ve şûrâ heyeti üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulmaktadır. Akabinde de devlet başkanının seçim yöntemleri açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde gününüzde uygulamakta olan "Başkanlık", "Yarı Başkanlık" ve "Parlamenter" gibi çağdaş sistemler ve bu sistemlerin seçim yöntemleri ele alınmaktadır. Son bölümde ise İslâm hukuku açısından çağdaş devlet başkanlığı seçimi değerlendirilmektedir. Bununla beraber İslâm'daki seçim usûlleri, çağdaş seçim şekilleriyle mukayese edilmekte ve aralarındaki benzerlik ve farklılıklara değinilerek konu bitirilmektedir.

Devlet başkanıHulefa-i Raşidin DönemiSeçimler+3
Mehmet Emin Geçit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l A'lâ El-Mevdûdî'nin kelâmî görüşleri

Ebu'l A'lâ Mevdûdî, XX. Yüzyılda Hint-Alt Kıtasında yaşayan ve dini ihyacı kimliği ile öne çıkan büyük bir mütefekkirdir. Bütün hayatını ilme veren Mevdûdî birçok eser yazmıştır. Eserleri birçok dile çevrilmiş olup, Müslüman ülkelerde büyük bir iz bırakmıştır. Mevdudi, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu maddi ve manevi çöküşün sebeplerini araştırarak itikadı ve ameli konularında birçok farklı yaklaşımlarda bulunarak çözümler üretmeye çalışmıştır. Nitekim onun itikâdî alandaki düşünceleri önem arz etmektedir. Araştırmada Ebu'l A'lâ Mevdûdî'nin kelamî görüşleri incelenmiştir. Mevdûdî, düşüncelerin merkezine tevhid inancını koyarak, itikâdî alanda dini kavramları farklı ve yeni bir bakış açısıyla yorumlamıştır. "Allah'a iman" kavramını genişleterek pratikteki her şeyin bu iman üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Peygamberlerin sıfatlarını ele alarak Peygamberlik makamının önemini vurgulamıştır. Gaybi konularda vahiy bilgisini yakînî bilgi olarak kabul edip, onun dışında yapılan yorumların tümünün ise zanni bilgiye dayandığını ifade etmiştir. İtikâdî konularda fikirlerini beyan etmesinden dolayı aşırı eleştirilere maruz kalmıştır. Fakat doğru bildiğini açıklamaktan çekinmemiştir. Kendisine yapılan eleştirilerin birçoğunu hak etmediğini kanısındayız. Nitekim eserleri bir bütünlük içerisinde incelendiğinde bu gerçek ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler : Mevdûdî, İtikat, İlah, İman, İrade, Nübüvvet, Ahiret Sayfa Sayısı : 157 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Burhaneddin KIYICI

AhiretKur'an-ı KerimMevdudi+3
Fesih Kaplaner
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmeleri

Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarına ilişkin değerlendirmelerinin incelenmesidir. Bu amaç kapsamında öncelikle, ebeveynlerin sahip oldukları tutumların ebeveyn tutum ölçeğiyle belirlenmesi ve ardından ebeveynlerin kendi ebeveynlik tutumlarını nasıl değerlendirdiklerinin görüşme yoluyla ortaya koyulması hedeflenmiştir. Ayrıca ebeveynlerin ebeveynlik tutumları demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Açıklayıcı karma araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu Kars İli Sarıkamış İlçesinde yaşayan ve okul öncesi dönem çocuğu olan 429 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Ebeveyn Görüşme Formu" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Toplanan nicel veriler SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Ebeveyn Tutum Ölçeğinden elde edilen verilere göre, çalışmaya katılan ebeveynlerin hiçbiri demokratik ebeveynlik tutumunu benimsemezken büyük çoğunluğu, otoriter tutuma sahiptir. Bunu sırasıyla, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları izlemiştir. Ebeveynlerin kendi değerlendirmelerine göre ise, çoğu ebeveyn demokratik bir tutuma sahipken, bunu sırasıyla izin verici, aşırı koruyucu ve otoriter ebeveynlik tutumlarının takip ettiği belirlenmiştir. Bu durumda ebeveynlerin, Ebeveyn Tutum Ölçeğine göre belirlenen ebeveynlik tutumlarıyla kendi değerlendirmelerine göre ortaya çıkan tutumları arasında farklılıklar olduğu görüşmüştür. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumları, çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun cinsiyetine ve yaşına, annenin ve babanın yaşına, çocuk sayısına, anne ve baba eğitim durumuna göre Ebeveyn Tutum Ölçeğinin bazı alt boyutlarında anlamlı farklılık göstermiştir

Aile eğitimiErken eğitimÇocuk-okul öncesi
Abdülselam Koçak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çözüm odaklı anlayış bağlamında Hz. Peygamber'in (s.a.v.) problemlere yaklaşımı

Günümüzde modern bir yaklaşım olarak daha çok ruh sağlığı alanında bir psikoterapi modeli olarak tanınan "Çözüm Odaklı Yaklaşım" modelinden eğitim, sağlık, iş yönetimi gibi birçok alanda son zamanlarda oldukça yararlanılmaktadır. Farklı yöntemiyle kısa sürede problemleri çözmede ve kriz zamanlarında sorunlarla başa çıkmada başarısıyla adından söz ettiren bu yaklaşımda dikkat çeken, problem yerine çözüme odaklanma, güçlü yönleri ortaya çıkarma, geçmişe değil geleceğe odaklanma, faydalı ve esnek olma, küçük adımlarla ilerleme ve değişime vurgu gibi temel ilkelerin benimsenmiş olmasıdır. İşin ilginç olan yanı ise Hz. Peygamber'in (sallallahü aleyhi vessellem) bundan 14 asır önce problemlere yaklaşım tarzıyla yakın zamanda ortaya çıkan bu yöntemin son derece uyumlu bir görünüm arz etmesidir. Nitekim Hz. Peygamber'in bir beşer olarak hayatı, maruz kaldığı sıkıntılara rağmen, insanlarla ilişkilerinde; etkili iletişimi, ikna gücü, ara buluculuğu, krizlere müdahelesi, problem çözme başarısıyla ve insanlığa rehber olan kişilik özellikleriyle, zamanımızın öne çıkan bireysel ve toplumsal problemlerine ışık tutacak, eğitimden ruh sağlığına kadar birçok alanda yararlanılması gereken örnek yaşam modelleriyle doludur. Hadisler ışığında Hz. Peygamber'in çözüm odaklı anlayışını ele aldığımız bu çalışmada Hz. Peygamber'in insanlarla ilişkileri ve kendisine arz edilen problemlere müdahalesi, çözüm odaklı yaklaşımın temel ilkeleriyle karşılaştırılarak yorumlanmaya çalışılmıştır. Hz. Peygamber'in problemlere olumlu bakış açısı ve çözüm odaklı yaklaşımına dâir ilgili konu altında zikredilen rivayetler; günümüze ışık tutan, hayata dokunan ve zor zamanlarda insana yön verecek mesajlar içeren hadislerden oluşmaktadır. Hadislerin hayata dâir güncel değerini vurgulayan bu çalışma, sınırlılıkları nedeniyle bütün verileri ortaya koyamasa da hadis literatürüne ve çözüm odaklı yaklaşım modeline İslâm kaynaklarının bakış açısını belirleme yönünden katkı sağlayacaktır. İnsanlığı, ahlakı, numune-i imtisal hayatıyla bulunduğu asırdan bütün zamanlara hitap eden Hz. Peygamber'in çözüm odaklı yaklaşımının tesbit edilmesi önem arz etmektedir. Dolayısıyla Onun çözüm odaklı uygulamalarından yaşamı ilgilendiren bütün alanlarda istifade edilmesi ve bu konuda yapılacak çalışmalara ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hadis, Problem, Çözüm, Yaklaşım, Değişim. Sayfa Sayısı: xii+150 Danışman: Doç. Dr. Rıdvan KALAÇ

Zehra Arpacı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbadetlerde kıyas (el-Mühezzeb örneği)

İbadetlerde kıyas konusu, Ebû İshâk eş-Şîrâzî (ö. 476/1083)'nin eseri el-Mühezzeb çerçevesinde incelenmiştir. Tezimizin amacı Şâfiî mezhebi açısından ibadetlerde kıyas yapmanın mümkün olup olmadığını; mümkün ise bunun hangi hâl ve şartlarda gerçekleştiğini somut örneklerle ortaya koymaktır. Tezin amacı doğrultusunda ilk önce Ebû İshâk eş-Şîrâzî'nin hayatı için tabakat kitaplarına bakılmıştır. Konunun iyi anlaşılabilmesi için ibadet ve kıyas kavramları için usul eserlerine özellikle Ebû İshâk eş-Şîrâzî'nin Luma'ı üzerinde durulmuştur. Çalışmada usul eserlerinde kıyas yömteminin alanı ile ilgili olarak yapılan tartışmalara değinilmiştir. Bu çerçevede mezheb müctehidlerinin görüşlerine bakılmıştır. el-Mühezzeb'de geçen kıyas örnekleri incelenmiştir. El-Mühezzeb'in ibadetler bölümünde kıyas yönteminin nasıl ve hangi ifadelerle kullanıldığı tezde araştırma konusu edilmiştir. Tezin hedefi doğrultusunda, Şâfiî mezhebinde muamelatta olduğu gibi ibadetler sahasında da kıyasın kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak namazın sayısı, rekâtları, zekâtın oranı gibi ibadetlerde akılla kavranılamayan hususlarda, kıyasın gerçekleşmeyeceği de ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ebu İshak eş-ŞiraziKur'an-ı KerimKıyas+5
Mehmet Birgin
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hatîp eş-Şirbînî ve Muğni'l–Muhtâc'ında Nevevî'ye yönelttiği eleştiriler

Bu tezde, Hatîp eş-Şirbînî'nin Muğni'l–Muhtâc'ında Nevevî'ye yönelttiği eleştiriler ele alındı. Hatîp eş-Şirbînî eserini oluştururken Nevevî ile mutabık kaldığı yerleri belirtmiş, farklı düşündüğü meselelerde ise eleştirisini ortaya koymuş ve tercihte bulunmuştur. Tercihte bulunurken; Nevevî'nin daha önce yazmış olduğu eserleri ve Minhâcu't-Tâlibîn'nin diğer şerhlerini göz önünde bulundurmuş, ayrıca ulemânın konuya yaklaşımı ve özellikle hocaları Remlî (v.957/1550) ve Zekeriya el- Ensâri'nin (v.926/1520) görüşlerini dikkate alarak tercihte bulunmuştur. Bu çalışmada, Hatîp eş-Şirbînî'nin hangi konularda Nevevî'ye eleştiri yönelttiği, bu eleştirileri niçin yaptığı ve bu eleştirilerin mahiyeti ortaya konulmuştur. Şafiî mezhebinde kaynak kabul eserlerden Minhâcu't-Tâlibîn'in en önemli şerhlerinden biri olarak addedilen Muğni'l-Muhtâc'ta, Hatîp eş-Şirbînî'nin Nevevî'ye yönelttiği eleştirilerin anlaşılması, Şafiî fıkhının tekâmül seyri açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Şirbînî, Muğni'l–Muhtâc, Nevevî, el-Minhâc,

Hatib eş-ŞirbiniKur'an-ı KerimNevevi+1
Nesim Danış
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam hatip lisesi ile Kur'ân kurslarındaki 14-18 yaş öğrencilerinin Kur'an-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterliliklerinin değerlendirilmesi (Şırnak ili örneği)

Bu çalışmada Şırnak ili ve ilçelerinde İmam Hatip Liseleri ve Kur'ân kurslarında öğrenim gören öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterliliklerine yönelik mevcut durumları incelenmiştir. Kur'ân-ı Kerim'in doğru anlaşılması, daha derin kavranması, dini yaşama etkisinin artması, meal okumaya ilginin teşvik edilmesi, derslerden keyif alınması gibi hedefler gözetilmiştir. Ayrıca öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine yönelik tutum ve yeterlilikleri ile beraber başarı duyguları ve manevi yaşam ilişkileri de değerlendirilmiştir. Bu Çalışmada İmam Hatip Lisesi ile Kur'ân kurslarında öğrenim gören 14-18 yaş arasındaki öğrencilerin Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutum ve yeterlilikleri cinsiyet, yaş, eğitim alınan okul ve hafızlık durumuna göre analiz yapılmıştır. Yapılan bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır: Birinci kısımda Kur'ân-ı Kerim'in tanımı, amacı, önemi ve tarihçesi ele alınmış; ikinci kısımda ise anket çalışmalarıyla elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Netice olarak; öğrencilerin geneli Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin dini bir motivasyonla yaklaştığını ve bu dersi Allah rızası için öğrendiklerini, Kur'ân-ı Kerim dersinin onlara manevi bir haz verdiğini ortaya koymuştur. Erkekler ve kızlar arasında Kur'ân-ı Kerim dersine ilişkin tutumda herhangi bir fark görülmemiş, bu da eğitim müfredatında kız ve erkek arasında eğitim eşitliğin arttığını ve her iki cinsin dini eğitime eşit düzeyde önem verdiği tespit edilmiştir. Yaşa bağlı olarak, 14 yaş ile 18 yaş aralığındaki öğrencilerin tutumlarında gelişimsel farklılıklar bulunmakla birlikte, bu durumun ergenlik dönemiyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin daha kapsamlı dini bir eğitim alması, onların derslere daha profesyonel bir bakış açısıyla yaklaşmalarına sebep olmuştur. Son olarak, hafız olan ve olmayan öğrenciler arasında tutum farkları gözlemlenmiş, hafız olan öğrencilerin daha disiplinli ve derinlemesine bir tutum sergilediği tespit edilmiştir. Bu bulgular, öğrencilerin dini eğitimdeki değişik motivasyonlarını, eğitim ortamlarını ve kişisel gelişimlerini yansıtan önemli bilgiler sunmaktadır.

Selahettin Aksoy
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Trading strategy based classification on cryptocurrency price prediction

These days, the price prediction of cryptocurrencies, which is one of the main topics discussed in the media, is considered as a difficult problem when the volatility and high risk is taken into account. In this study, classification and regression algorithms have been developed and compared with the time series model on the question of whether it will increase more than different threshold values in the next 24 hours by using different indicators as support and resistance levels, highest low opening and closing prices or not. One of the most important results obtained is that the use of limited data to cover a certain period, rather than the use of all data, gives better metric results.

Sale and purchaseBitcoinPrice+7
Mehmet Ali Atçeken
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul hayat bilgisi, sosyal bilgiler ve fen bilimleri öğretim programı ve ders kitaplarında doğa kaynaklı afet kavramının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ilkokul Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler öğretim programı ve ders kitaplarında doğa kaynaklı afet türlerinin içerik, görsel öğeler, hazırlık, pekiştirme ve değerlendirme soruları açısından nasıl ele alındığını ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında kamu ve özel okullara ücretsiz dağıtılan Hayat Bilgisi, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda ilgili derslerin öğretim programları ve ders kitapları incelenerek veriler nitel araştırma yöntemlerinden belgesel tarama (doküman analizi) yöntemi ile toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre ikinci sınıf Hayat Bilgisi ve dördüncü sınıf Sosyal Bilgiler öğretim programında doğa kaynaklı afetlere ilişkin doğrudan kazanımların olduğu, Hayat Bilgisi birinci ve üçüncü sınıf düzeyinde kazanımların afet ve acil durum ile ilgili olduğu ancak Fen Bilimleri öğretim programında doğa kaynaklı afetlere ilişkin kazanımlara yer verilmediği belirlenmiştir. Fen Bilimleri dördüncü sınıf kitabı dışında araştırmaya konu olan ilkokul ders kitaplarında yer alan metinlerde doğa kaynaklı afetlere yer verilirken afetlerle ilişkili içerik ve görsel öğelerde hatalar tespit edilmiştir. Afet eğitimi açısından elde edilen bulgulara göre afet öncesi ve afet sırasında yapılması gerekenlere değinilmiş, ancak tatbikat gibi uygulamaya yönelik çalışmalara yer verilmediği belirlenmiştir. Doğa kaynaklı afetlere yönelik hazırlık, pekiştirme ve değerlendirme sorularının sınırlı olduğu ve alternatif ölçme ve değerlendirme sorularına yer verilmediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin farkındalık ve bilgi seviyelerini arttırmak, kitaplarda yer verilen afet eğitimini daha etkili hale getirmek için doğa kaynaklı afetlere öğretim programları ve ders kitaplarında birinci sınıftan itibaren kademeli olarak ve bütüncül yapıya dikkat edilerek daha fazla yer verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.

Filiz Sürmeli Akgöz
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

Paranchymal neuroinflammation in familial hemiplegic migrane TYPE 1 transgenic mouse model after cortical spreading depression

Cortical spreading depression (CSD) is the likely cause of the migraine aura. CSD causes a signaling pathway between stressed neurons and trigeminal afferents via transient opening of neuronal Pannexin-1 (Panx1) mega-channels followed by high mobility group box 1 (HMGB1) release from neurons and nuclear factor kappa B (NF-κB) relocation in astrocytes. Familial hemiplegic migraine type 1 (FHM1) is a rare monogenic subtype of migraine with aura caused by mutations in the CACNA1A gene. Transgenic knock-in mice that carry human FHM1 missense mutations R192Q or S218L exhibit an increased susceptibility to CSD and other features relevant to migraine. Here, we investigated the basal and experimentally CSD-induced parenchymal neuroinflammation in female mutant mice and wild-type (WT), and studied whether CSD-induced inflammation shows a particular regional pattern, which may highlight areas that are particularly relevant to disease pathology. Our data revealed a basal parenchymal neuroinflammatory state in R192Q mutant mice as revealed by higher neuronal HMGB1 release and NF-κB activation in astrocytes. There was a different regional distribution pattern in the inflammatory signaling upon CSD in the frontal/parietal cortices and striatum/thalamus of both R192Q and WT mice. In addition, in mutant mice this inflammatory pattern was bilateral. There was a rise in HMGB1 release in subcortical areas of mutant mice compared to that in WT mice which was particularly pronounced in thalamus compared to striatum. Immunohistochemical data was supported by Western blotting in which cerebrospinal fluid (CSF) HMGB1 amount and brain nuclear translocation of NF-κB was studied. S218L mutant mice showed more HMGB1 in CSF compared to WT and brain NF-κB translocation was increased in mutant and WT CSD and mutant sham-operated groups compared to WT sham. Electrophysiological analysis showed that CSD speed is higher in mutant groups, however CSD half maximum amplitude duration and CSD frequency did not change significantly between groups. Derivative of CSD depolarisation phase demonstrated that both derivative of the first CSD and subsequent CSDs were increased in FHM1 mutant groups compared to WT mice reflecting the hyperexcitability of mutant ones. Here for the first time in the literature, we presented that there is basal parenchymal neuroinflammation in R192Q mutant mice brain both in cortical and subcortical levels. Our findings indicate that CSD triggers parenchymal inflammatory processes in both WT and mutant mouse brains, which is mostly ipsilateral to the side of CSD induction in WT mice, and bilateral in the mutant mice. Future studies may indicate if basal neuroinflammation contributes to cortical hyperexcitability seen in FHM1 mutants in addition to the increased neuronal calcium influx or increased calcium and glutamate cause basal neuroinflammation. These findings indicate that CSD-induced parenchymal neuroinflammation spreads through cortex, striatum, and thalamus of both hemispheres in genetically susceptible brains, which may explain the prolonged hemiplegia, coma, and seizure phenotype in this variant of migraine with aura.

HeadacheHeadache disordersDepression+5
Anısa Dehghanı Mohammadı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mûsa Süreyya Bey'in Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı ve incelemesi

Müzik çalışmalarında en önemli kaynaklar, günümüze kadar ulaşabilmiş kuram kitaplarıdır. Kuram kitaplarının incelenmesi, günümüze bu bilgilerin doğru aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Ancak bu konuda karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de eski yazı problemidir. Bu bağlamda, 1927 yılında yazılmış olan Mûsıkî Kitabı'nın günümüz Türkçesine çevirisi büyük önem taşımaktadır. Mûsa Süreyya Bey'in "Mûsıkî Kitabı'nın Çeviriyazım ve İncelemesi" adlı çalışmada incelenen mûsıkî kitabı, Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Mûsıkî Kitabı, çeviriyazım metodu kullanılarak incelenmiştir. Çalışma ile 1927 yılında Mûsa Süreyya Bey tarafından yazılan eserin yayınlandığı dönemde müzik dersinin okutulduğu ortaokullar ve ilk öğretmen okullarında müzik dersi müfredatı ve uygulanışı konularında bilgi edinilerek, eserin barındırdığı bilgileri ortaya çıkarmak ve alana bir kaynak daha kazandırmak amaçlanmıştır. "Mûsa Süreyya Bey'in Mûsikî Kitabı'nın Çeviriyazımı ve İncelemesi" adlı çalışma; "Giriş", "Üç Bölüm", "Sonuç" ve "Ekler" bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikle kitabın genel tanıtımı yapılmış, daha sonra başlıklar altında ilgili konulara değinilmiştir. Ayrıca çeviriyazımda kullanılan yöntemden söz edilmiştir. Birinci bölümde, Mûsa Süreyya Bey'in yaşamı hakkında bilgilere yer verilmiş, bunun yanısıra Darülelhân'daki görevinden ve yazdığı makalelerin içeriğinden söz edilerek, Mûsa Süreyya Bey'in tespit edilebilen eserleri sunulmuştur. İkinci bölümde, Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı yapılmıştır. Sayfa düzeni, sayfa numaraları, fotoğraflar ve şekiller kitabın orjinaline sadık kalınarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde, çeviriyazımı yapılan kitabın ana ve alt başlıkları dâhilinde yazarın konuyu anlatımı ve örneklendirmeleri sergilenmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın ekler bölümünde ise Mûsıkî Kitabı'nın orjinali, Osmanlı Türkçesi-Batı Dilleri-Türkçe Müzik Terimleri Sözlüğü ve Osmanlı Türkçesi- Günümüz Türkçe Sözlük yer almaktadır. Anahtar Kelime: Mûsa Süreyya Bey, Mûsıkî Kitabı 1927, Çeviriyazım.

KitaplarMusa Süreyya BeyMüzik+7
Yıllar Turan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popüler müzikte ney'in kullanımı ve postmodern yaklaşımlar

Ney çalgısının Mevlevi ekolü içinde mistik bir anlamı vardır. Günümüz popüler müzik üretimlerinde Ney, Mevlevi müzik geleneğindeki kimliği dışında farklı müzikal ve anlamsal kurgular içerisinde de kullanılmaktadır. Popüler kültür ürünü halinde ve metalaşmış bir biçimde karşımıza çıkan Ney, Mevlana'nın mesnevisindeki edebi dilin taklidi yoluyla oluşan mistisizm benzeri bir dil içinde ifade aracı olmuştur. "Popüler Müzikte Ney'in Kullanımı ve Postmodern Yaklaşımlar" isimli bu çalışmada ney çalgısı, günümüzdeki bazı popüler müzik kullanımlarında bu geleneğin deforme edildiği fikri çerçevesinde ele alınmış ve bu fikir kitsch kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

KitschMüzikMüzik aletleri+6
Aytekin Kandemir
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fado müziğinin yapısal özellikleri ve analizi

Uluslar bazı müzik türleriyle bütünleşmişlerdir. Nasıl ki Arjantin denilince Tango, İspanya denilince Flamenko, Yunanistan denilince Sirtaki akla geliyorsa, Portekiz denildiğinde de Fado akla gelmektedir. Fado, Portekiz müziğinin en çok tanınan türüdür. Bu araştırmada Portekiz'in halk müziği türlerinden biri olan Fado müziğinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan toplumsal faktörler edimsel olarak kültür yönünden incelenerek, doğuşundan bugüne kadar olan tarihi süreçler ve bu müzik türüne ait sosyolojik unsurlar ele alınarak anlatılmıştır. Araştırma betimsel bir araştırma olup aynı zamanda tarihsel ve karşılaştırma teknikleri kullanılarak, literatürden seçilen yazılı, görsel ve sesli kaynaklar incelenerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Fado müziğinin diğer müzik türlerinden ağıt, bozlak ve arabesk müzikle benzerlikleri incelenmiş, bölgesel, kültürel ve yaşanmışlık farklılıklarına karşın toplumların müzikle birleştiği duygu durumları ortaya koyulmuştur. Fado müziğine ait şarkı sözleri analiz edilerek bu müziğin taşıdığı bir duygu olan, Portekiz'e özgü saudade terimi ifade edilmeye çalışılmıştır. Fado müziğinin Portekiz halkı için bir kültür öğesi olduğu, bu müziğin geçmişten bugüne kadar Portekiz'de gerçekleşmiş olan toplumsal ve ideolojik olaylara ışık tuttuğu, Portekiz'i dünyaya tanıtmakta bu müzik türünün önemli rol oynadığı sonuçları elde edilmiştir.

FadoHalk müziğiMüzik+5
Gizem Doğan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Mûsikisinde Rehâvî makâmı Ve tarihsel gelişimi

Bu araştırma; Türk müziğinde her dönem kullanılmış olan Rehâvî makâmının tarihsel akış içerindeki gelişimini, kurallarını ve Rehâvî makâmında bestelenmiş eserlerin tekrar notaya alınarak incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmaya veri oluşturmak amacıyla Devlet Korosu, Dârü'l Elhân Külliyatı, Kevserî Mecmuası, Kantemiroğlu Edvârı ve özel arşivlerde bulunan Rehâvî makâmındaki eserler yeniden notaya alınarak incelenmiştir. Rehâvî makâmının tarihsel süreçte nasıl geliştiği ve günümüzdeki kullanım şekli açıklanmış elde edilen bulgular ışığında Rehâvî makâmının daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir.

MakamlarMüzikMüzik eserleri+3
Gürkan Yıldız
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçmişten günümüze muhayyer sünbüle makâmı

Bu çalışma, Türk müziği makâmlarından muhayyer sünbüle makâmının tarihsel süreç içerisindeki gelişimini, kuramcı ve müzikologların vermiş oldukları muhayyer sünbüle makâmı tarifleri ile bu makâmda bestelenmiş olan eserler arasındaki tutarlılığın tespit edilmesini ve bu makâmda bestelenmiş olan eserlerin tekrar notaya alınarak, incelenip yorumlanmasını amaçlamaktadır. Araştırmaya veri sağlamak amacıyla TRT klasik Türk mûsikîsi repertuvarı kullanılmıştır. Bu çalışmayla, muhayyer sünbüle makâmı repertuvarındaki eserler tekrar notaya alınmış, bu eserlerin müzikal analiz ve yorumları yapılarak, makâmın tarihsel süreç içinde geçirdiği gelişmin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Klasik Türk müziğiMakameMakamlar+6
Onur Bezci
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piyanist Feyzi Aslangil'in müzik kimliği ve piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesi

Tezin konusu, Türk sanat müziği piyanisti olarak tanınan Feyzi Aslangil'in müzik kimliğini kavramak, icra davranışlarını analiz etmek ve bu bağlamda Aslangil aracılığıyla piyanonun Türk sanat müziği geleneğinde yerelleşmesini sorgulamak üzerinedir. Tez çalışmasının giriş kısmında, Türk sanat müziğinin piyano ile icrası üzerine tartışılmış, piyanonun Osmanlı Devleti'ne girişi üzerinde durulmuş ve Aslangil gibi söz konusu stili kullanarak icra gösteren piyanistlerden bahsedilmiştir. Giriş bölümünün son kısmında ise tezin kapsam ve yöntemi anlatılmıştır. Tezin birinci bölümü tarihçi bir yaklaşım üstüne kuruludur. Aslangil'in yaşadığı dönemde yayınlanan gazete küpürleri ile piyanistin içinde bulunduğu müzik ortamı tespit edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda piyano ve müzik eğitimi üzerinde durularak, Aslangil'in almış olabileceği, kendisinin müzik kimliğini şekillendiren eğitim ve icra ortamları saptanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Aslangil'in icra ettiği repertuvar ve özellikleri yorumlanmıştır. Piyanistin repertuvar tercihleri, estetik beğenisini, teknik uygunluğunu ve müziksel olarak piyano ile icra edilebilir olan eserlerin makam, tür ve bestecileri kapsamında üç alt konuda işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, icra merkezli yapısalcı bir analiz yöntemi ile Aslangil'in icra hareketleri yorumlanmıştır. Kullandığı sağ el süslemeleri ve sol el teknikleri belirlenmiştir. Genel anlamda yeniden yaratma sürecinin Aslangil tarafından nasıl şekillendiğine dair somut verilere ulaşılmıştır. Aslangil'in gelenek tarafından kabulünün sebeplerinden biri olarak, Türk sanat müziği ortamında yetişmesi, üslubu bozmadan icrasına aktarmış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir başka açıdan bakıldığında ise, 19. yüzyılın ikinci yarısında, sanat müziği açısından dönemin kültür merkezi olan İstanbul'da tecrübe edilen Avrupai hayat tarzının bir parçası da piyanodur. Dolayısıyla Aslangil'in bu dönemde bestelenmiş, popüler sanat müziklerini piyanoda icra etmiş olması yadırganmamış aksine makul görülerek hatırı sayılır beğeni toplamıştır.

Aslangil, FeyziBestekarlarBesteler+6
Erman Erol
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cevdet Çağla (Hayatı, keman icracılığı, besteciliği)

Tezin giriş kısmında; müzik analizinden ve niçin bu analize ihtiyaç duyulduğundan bahsedilmiştir. "Kapsam ve Yöntem" başlığı altında çalışmanın içeriği, izlenilen yöntemler ve yapılan incelemeler ele alınmıştır. Birinci bölümde; kemani bestekâr Cevdet Çağla'nın hayatı, musiki eğitimi, çalıştığı kurumlar, icra ortamları, çalışma arkadaşları kaynaklar doğrultusunda ele alınmıştır. Bestekârın üslûbu ve sanatsal tavrı üzerinde etkisi olduğu düşünülen bu konular, eserler incelenmeden önce araştırılmıştır. Cevdet Çağla'nın nasıl bir musiki ortamında sanatını icra ettiği, musiki alanında kimlerden ve nelerden etkilendiği sorgulanmıştır. İkinci bölümde; "Eser Analizleri" başlığı altında Cevdet Çağla'nın TRT Türk Sanat Musikisi Repertuvarı'nda kayıtlı olan elli sekiz adet eseri, yeniden notaya alınarak incelenmiştir. Bu başlık altında, Cevdet Çağla'nın kullandığı makamsal ögeler üzerinde durulmuş, eserlerine yansıttığı nazariyat bilgisinin önemi vurgulanmıştır. Sonuç bölümünde elde edilen veriler ışığında yorumlar yapılmıştır.

BestekarlarBestelerKeman+5
Hasan Görkem Erdem
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaziantep ili halk çalgılarından Zambır üzerine bir inceleme

Zambır, Gaziantep'te Barak aşiretinin yaşadığı yörelerde icra edilen nefesli bir çalgıdır. Yörede "çatal kamış" ve "kartal kanadı" olarak da adlandırılan çalgı, "abdal" ya da "aşiret" olarak tanınan ve tek geçim kaynakları müzisyenlik olan mahalli müzisyenler tarafından usta-çırak ilişkisi çerçevesinde icra edilmektedir. Birbirine yan yana birleştirilen iki adet borudan oluşan zambırın bir borusunda perdeler bulunmakta, diğer borusu ise sadece dem sesi vermektedir. Türk halk müziğinde değişik tınılar elde etmek açısından, zambır polifonik bir çalgı olarak değerlendirilebilir. Zambıra benzer çift borulu üflemeli çalgılar birçok uygarlıkta bulunmaktadır. Çok eski çağlara dayanan bu çalgılar, Antik Yunan'da "Aulos"; Türkiye'de "Çifte Kaval"; "Çifte" veya "Zambır"; İtalya'da "Launeddas"; Orta Asya Türklerinde "Koş–ney"; İran'da "Duzare"; Arap Dünyasında "Zummara" ve "Argul"; Rusya'da "Double Pishik" vb. isimlerle anılmaktadır. Formlarında, icra biçimlerinde ve repertuvarlarında farklılıklar olabilen bu çalgıların ortak noktaları çift borulu olmalarıdır.

GaziantepHalk bilimiHalk kültürü+6
Harun Genç
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

"Kanun"un, Türk ve Azeri müziklerinde icrasının teknik ve işlevsel yönleriyle karşılaştırılarak incelenmesi

"Kanun'un, Türk ve Azeri Müziklerinde İcrasının Teknik ve İşlevsel Yönleriyle Mukayeseli Olarak İncelenmesi" konulu bu yüksek lisans tezi E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü`nde hazırlanmıştır. Yapılan çalışmada ister Azerbaycan`da ister Türkiye`de tarihi gelişimi, çalış tekniği, süslemeleri, yapımı, sanatçıları, kanun metodları ve kanun için yazılmış olan eserler araştırılıp ortaya konmuştur. Bu çalışmada, "kanun" çalgısının diğer ülkelerdeki çalgılarla benzerlikleri incelenmiş; Türkiye'de kullanılan "kanun'un yapı ve icra teknikleri ile Azerbaycan "kanun'undaki yapı ve icra teknikleri ve etüdleri karşılaştırılmıştır. İran, Mısır ve Azerbaycan'da, Orta Asya müzik bilimcileri ve özellikle Abdülkadir Meragi üzerinde geniş incelemeler yapılmışsa da "kanun" çalgısının her yönüyle tanınması ve bilimsel olarak incelenmesi konusu hâlâ tam olarak çözüme ulaşmamıştır. Azerbaycan'da "kanun"un tarihi gelişimi, ses özellikleri ve kullanım alanları ile ilgili en önemli incelemeler, Ü. Hacıbeyov, S. Abdullayeva, S. Elesgerov, E. Rehmetov, E. Bedelbeylî, A. Necefzâde ve F. Ezimli'ye ait eserlerdir. Sözü edilen bu araştırmacılar sayesinde kanun, müzik eğitiminde ve dünya literatüründe hak ettiği yeri bulmuştur. Türkiye'de kanun yapımı ve metotları konusundaki çalışmalar Azerbaycan'dan daha fazladır. İ. Şençalar, Ü. Mutlu H. Karaduman, T. Tezelli gibi ustalar kanun metotları üzerinde çalışmış olmasına rağmen kanun yapımı, usta-çırak ilişkisine dayandığından "kanun yapımı dersi" üniversitelerde hak ettiği yeri bulamamıştır. Kanun, klasik üslup ile çalış icrasının dışında, birçok farklı müzik türlerinde de çok çeşitli icra teknikleri ile çalınabilme imkanlarına sahip bir çalgıdır. Tezin amacı, bu çalgının iki devlet arasında tarihinin, yapımının, sanatsal ve teknik imkânlarının araştırılması ve icra özelliklerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışma, yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Tarihsel Süreçte Kanun Çalgısının Benzeri Olan Telli Çalgılar" konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde "Türkiye ve Azerbaycan'daki Kanun Çalgısının Kısa Tarihi", üçüncü bölümde "Kanun Çalgısının Yapısal Özellikleri ve Yapımcıları", dördüncü bölümde "Tarihsel Süreçte Türkiye'deki ve Azerbaycan'daki Kanun İcracıları", beşinci bölümde "Kanun Metodları, Kanun Çalış ve Süsleme Teknikleri", altıncı bölümde "Kanun İçin Yazılmış Olan Eserler" birbiri ile ilişkilendirilmiştir. Yedinci bölüm "Türkiye ve Azerbaycan'daki Kanun Çalgısının Fonksiyonel Karşılaştırmaları" ilk bölümlerin kazanımlarından değerlenlendirmeler içermektedir.

AzerbaycanKanunMüzik aletleri+4
Zamına Babayeva
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuzey Afrika Libya Trablus garb Müziği: "Muvaşşah"

Bu çalışmada, Endülüs halkının en önemli kültür miraslarından biri olan muvaşşah sanatı ele alınacaktır. Coğrafi olarak Libya'nın Trablus ve Endülüs bölgesinde edebiyat alanında ve hicri takvime göre üçüncü asırda, Endülüs halkı arasında doğmuş ve yayılmış bir şiir sanatıdır. Arap edebiyatındaki en önemli türlerinden biri olan muvaşşah tür, Endülüs halkının müziğe olan eğilimi ile bölgesel halk ağzıyla terennüm edilen şarkıların kaynaşması sonucu doğmuştur. Beş yüzyıl boyunca geçerliliğini koruyan bu tür, göçler yayılmıştır. X. yüzyılda doruk noktasına ulaşan muvaşşaha, matla, devr, sımt, kufl, gusn, beyt ve harce gibi kendine ait terminolojisi ile özelliğini belli etmektedir. Diğer taraftan Arapça olmayan kelimeleri içermesi sebebiyle Doğulu ve Batılı birçok araştırmacının da ilgisini çekmiştir. Muvaşşah sanatının doğduğu ve yayılmaya başladığı coğrafi konum, mavaşşah tanımı ve tarihi, bu sanatın içeriğindeki konuları, edebi alanda özelliklerinden yola çıkarak muvaşşah şiirlerini kullanan besteciler, bestecilerin belirgin özellikleri çalışmada yapılan analizlerle ortaya çıkarılacaktır. Muvaşşah sanatına işaret eden eski veya yeni tarihli araştırmaların içerisinde değişik görüş ve teoriler bulunmaktadır. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği alanında aldığım yüksek lisans eğitimim sırasında, Arap kültürüne ait olan, aynı adla yazılmış şiirlerin müziksel kısımlarına dair bir çalışmanın yapılmamış olması, beni Muvaşşah sanatıyla ilgili araştırma yapmaya teşvik etti. Bu araştırmada hedefim, Muvaşşah okuma sanatında kullanılmış ritimsel, makamsal olguları ortaya koyarak, Muvaşşah bestelerinin Türk Müziği icra edenler tarafından da ulaşılabilir ve anlaşılarak icra edilebilir olmasını sağlamak amacıyla analizlerini yapmak olacaktır. Anahtar Kelimeler: Muvaşşah, Şiir, Endülüs.

Arap edebiyatıEndülüsLibya-Trablusgarp+5
Abdullah Hasan Alı Araıby
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halk Opereti Topluluğu ve Türk müziği tarihindeki yeri

Halk Opereti Topluluğu'nun ve Türk müziği tarihindeki yerinin incelendiği bu çalışmada, tarihsel yaklaşımla opera ve operet türlerinin gelişimleri incelenmiş, bu türlerin Osmanlı Devleti'ne girdiği dönemden başlanarak, operet toplulukları, batılılaşma hareketlerinin tiyatral ve müziksel yönü saptanmıştır. Buna ek olarak, operet topluluklarının kronolojik sıralamasının verildiği çalışmada, HOT'un temsilleri de kronolojik olarak sıralanmış ve oynanan her operet, topluluğun Türk müziği tarihi açısından yerinin saptanabilmesi için ulaşılan bilgiler ışığında tartışılmıştır. Ele alınan tüm veriler doğrultusunda bir sonuca ulaşılmış ve sonuç bölümünde HOT'un Türk müziğindeki yeri diğer operet toplulukları ile karşılaştırılarak, çalışmanın tamamından faydalanılarak yapılan örneklendirmeler ile değerlendirilmiştir.

Müzik tarihiOperaOperet+1
Nihan Eskitaş
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir ili Bergama ilçesi müzik uygulamalarında asma davul icrası

Ritim, birçok disiplinde farklı şekillerde tanımlanan ve en genel ifadeyle "düzen, hareketlerin düzenli işleyişi" anlamlarına gelen bir kavramdır. Müziğin, ezgi (melodi) ve armoniyle birlikte üç temel unsurundan biri olan ritim, ezgilerin düzenli bir halde sıralanması, icra edilmesini sağlar ve ritim katmanını icra etmek için vurma çalgılar kullanılır. GTM'nin iki ana kolu olan GTHM ve GTSM'nde ritmik hareketler "usul" kavramıyla açıklanır. GTSM'nde özel düzüm kalıplarına ve özel adlara sahip olan usuller, GTHM'de ise ölçüleri oluşturan vuruşları ifade eder. Asma davul, bendir, darbuka, kaşık gibi vurma çalgılarla yörelerde icra edilen yöresel ritim kalıplarının usuller olarak ele alınması ve bu şekilde GTHM nazariyatında yer alması, araştırmacılar tarafından tartışılan bir konudur. Asma davul, uzun yıllardır Türk kültür tarihinde yer almış olan ve günümüzde Türkiye'nin hemen her yerinde kullanılan bir vurma çalgıdır. GTHM'nin en temel vurma çalgılarından biri olan asma davul, ebatları, yapımında kullanılan malzemeleri ve özellikle icra şekilleri bakımından yöreden yöreye farklılıklar gösterir. Bu icra şekilleri arasında, Bergamalı müzisyenler tarafından, ilk kez Şekerci Mustafa adlı bir müzisyen tarafından uygulandığı belirtilen ve "tremolo, tırr" gibi isimlerle ifade edilen icra şekli, günümüzde birçok asma davul icracısı tarafından "Bergama tavrı" olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu icra şeklinin "Bergama tavrı" olarak adlandırılması yöre müzisyenlerinin kendilerine atfettikleri "Bergamalılık" müziksel kimliğinin bir örneğidir.

DavulMüzikMüzik aletleri+4
Onurcan Kaya
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kastamonu yöresi geleneksel müzik pratiklerinde kemâne

"Kastamonu Yöresi Geleneksel Müzik Pratiklerinde Kemâne" adlı çalışma; "Giriş", "Dört Bölüm" ve "Sonuç" kısımlarından oluşmaktadır. Giriş kısmında öncelikle kemâne çalgısı ve içerisinde yer aldığı müzik pratikleri hakkında yapılan çalışmalar değerlendirilmiş, ardından araştırmada sergilenen yaklaşım hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde; Asya ve Avrupa'da tırnak teması ile icra edilen yaylı çalgılar ve kemâne çalgısı sınıflandırılarak, oluşturulan başlıklar altında yapısal ve işlevsel özellikleri ile sunulmuştur. Bölümde ayrıca, kemâne çalgısının yapısal özellikleri, ortaya çıkışı, akort ve icra biçimleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümü; kemâne çalgısının yaygın olduğu bölgelerin tarihi ve kültürel özelliklerinin incelenmesinin yanısıra, sosyal çevre bağlamında kemâne icracılarının yetişmeleri ve yapımcılık yönlerininin değerlendirildiği bilgileri içermektedir. Bölümde ayrıca, göç sonucunda büyükşehirlerde varlığını sürdüren kemâne icracılarının; geleneği yaratma ve aktarma süreçleri, kültürel kimlik ve otantiklik bağlamlarında değerlendirilmiştir. Üçüncü bölüm; Kastamonu yöresinde tespit edilen müzik pratiklerinin incelenmesi ve kemânenin meytar olarak adlandırılan topluluk içerisindeki işlevinin ayrıntılı anlatımının dışında, meytar içerisinde yer alan diğer unsurların da açıklanmasıyla oluşturulmuştur. Çalışmamızın son bölümü; yörede tarafımızca tespit edilen icraların, açış ve düzenli usullere bağlı icra örnekleri olarak sınıflandırılması ve icra merkezli yapısal analizlerin bu çalışmada farklı bir notalama yöntemi ile görsel hale getirilerek formüle edilmesiyle ortaya konmuştur. Sonuç kısmında; kemâne çalgısı, adlandırma, köken, çalgı sınıflandırması, yapısal özellikler, icra ve akort biçimi, çalgının icra tekniği, icracılar, kemânenin yerellik, otantiklik ve göç bağlamlarında işlevleri, dinleyiciler, kemâne icracıları dışında geleneksel müzik pratiklerinde yer alan diğer icracılar, kemânenin yer aldığı ortamlar, icra merkezli yapısal analizler konularında, çalışmamızın diğer bölümlerinde yapılan değerlendirmeler bir araya getirilerek sunulmuştur.

Geleneksel yapıGeleneksel yöntemlerKastamonu+5
Beril Çakmakoğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Zurna pratikleri ve kültürel kimlik: Turgutlulu Abdal Zurnacılar örneği

Bu tez, Turgutlulu Subaşı mahallesinde yetişen zurnacıların Abdal kültürel kimliğinin zurna pratiklerindeki dışavurumunu ve bu zurna pratiklerinin benimsenen kültürel kimliğin sürekliliğini sağlamadaki rolünü inceler. Turgutlulu Abdal zurnacılar örneklemi hem müzisyen kastına üye olmaları hem heterodoks İslam inancına sahip olmaları hem de profesyonel müzisyenler olarak Abdalların görünmez Romanların görünür olduğu Kıyı Ege'de yaşamaları nedeniyle çokboyutlu bir toplumsal marjinallik sergilerler. Kök kültür saydıkları Orta Anadolu Abdallarından uzakta, fakat reddettikleri kimliğe sahip Romanlarla akrabalık kurarak yaşamalarına karşın Abdal kimliğinin sürekliliğini sağlamayı başarırlar. Tezin temel araştırma soruları Noam Chomsky'nin ilk kez dilbilimde kullandığı Blacking'in ise etnomüzikolojik incelemeleri için önerdiği derin yapı-yüzey yapı kavramlarına dayanılarak sorulur. Tezde bu iki yapı arasındaki etkileşimin belirlenmesi amaçlanır. Derin yapının en önemli parçası olan Abdal kültürel kimliğinin yapılanışı ise Nuri Bilgin'in önerdiği, incelenen topluma ait bir "resim" çizilmesi ve "adres" in belirlenmesi şeklinde basitçe formüle ettiği yöntem benimsenerek çözümlenir. Bu formüle uyularak incelenen topluluğun bir "resmini" çizebilmek için, örneklemin yaşam, inanç ve müzik pratikleri antropolojik yöntem ve teknikler ve etnografiler kullanılarak ortaya konur. Bu resim derin yapının yüzey yapıdaki dışavurumlarını gösterir. "Adres" ise örneklemin kimlik düzleminde ilişkilendiği diğer toplumlara göre konumunun belirlenmesiyle saptanır. Bu saptamalardan sosyokültürel yapılanışın, yeniye uyum ve kültürde süreklilik stratejilerinin ortaya çıkarılmasında yararlanılır. Söz konusu zurna pratiklerindeki yüzey yapı, yani ideal tınının zurnada müziksel ifadesi hem geleneksel müzik çözümleme yöntemlerinden hem de müzik bilgi erişim yöntemlerinden yararlanılarak çözümlenir. Tezin çeşitli başlıkları altında ve özellikle sonuç bölümünde yüzey yapı ile derin yapı arasındaki etkileşim tartışılır.

AbdallarEtnomüzikolojiKültür+5
Şebnem Sençerman
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şehnâz Bûselik Makamı (Kuram, tür ve biçim incelemesi)

Şehnazbuselik makamı, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Türk Sanat Müziği Sözlü ve Saz Eserleri Repertuvarı'nda bulunan 72 eser ışığında incelenmiş ve makamın kuramsal yapısı hakkında daha önce yapılan açıklamalar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede tarihsel ve analitik yöntem kullanılmıştır. Makamın kuramsal yapısı konusunda ileri sürülen çeşitli görüşler incelenmiş, bu makamda üretilen eserlerin tür ve biçim analizi yapılmıştır. Çalışmanın başında "Makam" ve "Şehnazbuselik Makamı" tanımları yapılarak, bazı önemli araştırmacıların tarif ve görüşlerine yer verilmiştir. Şehnazbuselik makamının tarihçesine ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Belleten dergisinde Serhad Durmaz ve Yavuz Daloğlu'nun araştırma yazılarında bu makamdaki ilk eserlerin Tab'i Mustafa Efendi ve Nalizâde Ali Dede'ye ait olduğunu yazmışlardır. Bu bilgiye göre makamın oluşması XVIII. Yy.'a denk gelmektedir. Şehnazbuselik Makamı, temel olarak Hüseyni perdesinde Hûmayun Dizisi'ne Dügâh perdesinde Buselik Beşlisi'nin eklenmesiyle oluşmuştur. Bu tarife göre "İnici Seyir" hareketi söz konusudur. Çalışmanın devamında Türk Müziği'nde eser formları hakkında bilgi verildikten sonra bu makamda eser üretmiş bestecilerin eserleri tarihsel sıralamaya göre verilmiştir. Çalışmanın sonunda, bu makamda eser veren bestecilerin, kullandıkları usullerin istatiksel sonuçları bulunmuş, hangi dönemde daha çok ilgi gördüğü, hangi besteci tarafından daha çok eser verildiği, hangi usulün daha çok tercih edildiği ve makamın Türk musikisi repertuvarı içindeki yeri "Sonuç" bölümünde netleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği, ŞehnazbuselikMakâmı

BestelerBuselik makamıMakamlar+5
Güven Aslan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kıbrıs Doğu Mesarya Bölgesi (Mesarga Ovası)kına gecesi geleneğinde müzik

Bu tez, Doğu Mesarya Bölgesi içerisindeki kına gecelerinde yer alan pratiklerin edimsel ve söylemsel olarak kültürel zeminde irdelenmesine odaklanır. Kıbrıs adasında 1974 yılında, Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünde kurulan "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin" bir devlet olarak uluslararası tanınırlığının olmaması, adanın Kuzey kısmındaki Türkler için kimlik ekseninde özellikle siyasal zeminde ciddi sıkıntıları beraberinde getirir. Bu siyasal sıkıntılar adanın bu kısmına yönelik akademik ve kültürel çalışmalara da yansır. Bu çalışma, Kıbrıs'taki güncel durumun yani iki devletli ve iki uluslu yapının tanımlanması üzerine inşa edilmiş ve mümkün olduğunca siyasal ve kültürel bir polemik üretmekten uzak durulmaya çalışılmış, yalnızca müzikbilimi açısından veriler toplanıp, kuramsal bir çerçevede değerlendirilmiştir. Günümüzde kültürün homojen olmadığına hatta aynı soydan gelen toplulukların bile kimi davranışlarıyla birbirlerinden ayrıştığına ilişkin genel kabule destek veren bir etnografik çalışma olarak bu tez, Kıbrıs adasındaki Türklerin bahsedilen siyasal konjonktür çerçevesinde müzik özelinde nasıl bir kimliksel alan yarattıklarına yönelir. Kıbrıs'taki Türkler, zaman içindeki kendi içlerinde farklılaşmalarına ve Türkiyeli Türklerin de Kıbrıs'a göç etmeleri sonucunda kültürel temas yoluyla yeni bir melez kültür ürettiğine de şahitlik eder. Dolayısıyla bu tezde kına gecesi ve müzik özelinde Kıbrıs'taki kültürel pratik sahipleri, Türklük ekseninde iki farklı kültürel grup olarak kategorize edilmiş ve Kıbrıslı yerleşik olarak yaşayan (yerliler) "Kıbrıslı Türkler"; Türkiye'den özellikle 1974 sonrası göç edenler ise (göçmenler) "Türkiyeli Türkler" olarak tanımlanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında yaşamlarını sürdüren bu heterojen toplumun kına geceleri içerisinde uygulamış oldukları edimler irdelenerek, edimler arasında farklılığı üreten dinamikler çerçevesinde, özellikle müziksel eksende kültürel kimliklerini nasıl biçimlendirdikleri ortaya konmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Mesarya Ovası, Müzik, Kına, Kültürel Kimlik

EvlilikGeleneklerHalk bilimi+7
Neriman Sunisioğluları
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlama yapımında yenilikçi yaklaşımlar

'Bağlamada Yenilikçi Yaklaşımlar' adlı çalışmamızda, yüzyıllardır geleneksel yöntemle ampirik bir şekilde yapılan bağlamanın altın orana uyarlanmış hali anlatılmaktadır. Çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bağlama yapımında kullanılan ağaçlar, makine ve el aletleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, altın oran anlatılarak, bağlamanın altın orana göre dizayn edilmiş hali çizimlerle desteklenerek anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, bağlamanın altın orana göre yapım aşamaları fotoğraflarla desteklenerek anlatılmıştır Dördüncü bölümde, geleneksel yöntem ve altın oranla yapılan bağlamaların, kuvvet ve basınç hesapları ile ses analizleri yapılmış, iki yöntemle yapılan bağlamaların aralarındaki farklar ortaya konmuştur. Bu çalışmanın amacı geleneksel çalgılarımızdan biri olan bağlamının, belli yöntemler izlenerek, gelişimini tamamlamış çalgılar arasında yer alan gitar ve keman gibi bir yapım standardına kavuşmasını sağlamaktır. Anahtar kelimeler: Bağlama, altın oran, saz, çalgı yapım, müzik.

Altın oranBağlamaMüzik+4
Ümit Çiçekçioğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hatay ili Defne ilçesi Arap alevilerinde (Nusayri) düğün (Ferah) müzik kültürü

"Hatay İli Defne İlçesi Arap Alevilerinde (Nusayri) Düğün (Ferah) Müzik Kültürü" çalışmamızda Hatay ilinin çok kültürlülük yapısının bir parçası olan Arap Aleviliği (Nusayrilik) evlenme geleneğinin düğün müzikleri incelenmiştir. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşur. Birinci bölümde, Hatay ilinin ve Defne ilçesinin; coğrafik konumu, tarihsel geçmişi ve demografik yapısı gibi başlıklar ele alınmıştır. İkinci bölümde Arap Aleviliği (Nusayrilik) ile ilgili etimolojik inceleme, Arap Aleviliği tarihsel süreçleri, ayrıca Arap Alevilerinin kültürel kimlikleri; Arap Aleviliğine kabul edilme, ana dil olan Arapçanın günlük hayattaki ve düğün ritüelindeki yeri, ayrıca evlenme geleneğinde yer alan "kız isteme, nişan, çeyiz çıkarma, kına, gelin çıkarma" gibi olaylar da incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Arap Alevilerinin müzik kültürü (mavval, 'ataaba, mijana) ve düğün ritüellerinde yer verilen müzikler incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, yaptığımız çalışmanın daha iyi anlaşılması için takip etmiş olduğumuz bir düğün ritüelinin betimlemesine de yer verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ekler bölümünde Arap Alevi düğünlerinde gelenekselleşmiş/karakteristik eserlerin notalarına yer verilmiştir.

AlevilerAlevilikAraplar+7
Şeniz Çiçekçioğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Şâfiî mezhebinde "vecih" ve Nevevî'nin el-Minhâc'ında yer alan vecihler (Kitâbu'l-buyû örneği)

İslam hukuk tarihinde, mezheplerin teşekkülü devrinden itibaren mutlak bağımsız içtihat sona ermiş ve müctehidler mezhep imamlarının ictihadlarına ve kurallarına bağlı olarak fıkhi faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Bu kapsamda olmak üzere, Şafii fakihlerin İmam Şafii'nin ictihad etmediği konularda mezhep esasları çerçevesinde ortaya koydukları ictihadları, mezhepte 'vecih' (çoğulu vücûh) olarak ifade edilmiştir. Bu fakihlerin çoğu hicri IV. yüzyılda yaşamış ve ve Şafii tabakatında "ashâbü'l-vücûh" olarak adlandırılan üçüncü tabakayı oluşturmuşlar. Bir sonraki tabakada yer alan ve "Şeyhayn" olarak bilinen Râfi'î ve Nevevî ise mezhepteki bu farklı içtihatlar arasında tercih yapma sürecinde büyük önem taşımış iki fakihtir. Râfi'î ve Nevevî, mezhepteki bu içtihat farklılıklarını değerlendirerek, hukuki meselelerde hangi görüşün tercih edilmesi gerektiği konusunda kapsamlı çalışmalar yapmışlardır. Sonraki Şâfi'î fakihleri, bu iki alimin görüşlerini mezhepte ölçü olarak kabul etmiştir. Bu tez çalışması, Şâfiî mezhebinde "vecih" ve "ashâbü'l-vücûh" kavramlarını ve İmam Nevevî'nin bu mezhepteki rolünü incelemekte ve Nevevî'nin el-Minhâc adlı eserinde yer verdiği vecihleri ve bunlara dair değerlendirmelerini ele almaktadır. Çalışmanın amacı, Nevevî'nin Şâfiî mezhebindeki yeri ve el-Minhâc'ındaki vecihleri açıklığa kavuşturmaktır. Birinci bölümde Nevevî'nin hayatı ve el-Minhâc'ın önemi üzerinde durulurken, ikinci bölümde Şâfiî mezhebinde vecih ve vücûh ashâbının tanımı ve konumu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Nevevî'nin el-Minhâc'ındaki vecihleri, özellikle "Kitâbü'l-buyû" örneği üzerinden incelenmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışmanın ortaya koyduğu bulgular özetlenmiştir. Anahtar kelimeler: Şafii Mezhebi, Nevevî, el-Minhâc, Vecih, Ashâbü'l-vücûh

Ashabül-vücuhEl-MinhacMezhepler+5
Taha Abdullah Ahmed Al-haddad
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'n-Neccâr'ın el-İfhâm adlı kırâat eseri ve kırâat ilmindeki yeri

Bu çalışma, Fütûhî nisbesiyle meşhur olan Ebû Bekr Takiyyuddîn Muhammed b. Ahmed b. Abdülazîz el-Fütûhî'nin kırâat ilmi sahasındaki ilmî konumunu ve hususen el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm adlı eserini merkeze alarak müellifin ilmî mirasına katkı sağlamayı hedeflemiştir. Kırâat literatürünün tedvin ve tertip sürecinde mühim bir merhaleyi temsil eden bu eser, yedi kırâat imamının vakf uygulamalarına dair açıklamalarıyla klasik kırâat birikiminin sistematik bir yansımasıdır. İbnü'n-Neccâr el-Fütûhî, kendisinden önceki kırâat üstatlarının birikimini dikkatle derleyip değerlendirmiş; ancak bununla yetinmeyip gerekli gördüğü yerlerde yorum ve açıklamalarda bulunarak bu birikime özgün katkılar sunmuştur. Bu yönüyle müellif hem geleneğe bağlılık hem de ilmî cesaret arasındaki dengeyi kurmayı başaran nâdir simalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızda, İbnü'n-Neccâr el-Fütûhî'ye nispet edilen ve günümüze ulaşan el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm adlı eser, nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analizi" ve "doküman incelemesi" yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Müellifin eserde takip ettiği yöntem, meseleleri ele alış biçimi, ilmî yaklaşımları ve metot tercihleri ayrıntılı şekilde analiz edilmiş; eserde sıkça yer verilen (قيل) ve (قال) gibi tabirlerin bağlamsal arka planları irdelenerek, müellifin hangi görüşleri ne şekilde merkeze aldığı ortaya konulmuştur. Söz konusu eser hakkında daha önce Muhammed b. Ahmed b. Dâvûd tarafından yapılan tahkik çalışması, eserin metin neşrine yönelik kıymetli bir katkı olmakla birlikte, bu çalışmamız mevcut neşrin ötesine geçerek, eserin kırâat literatüründeki yerini daha geniş bir ilmî perspektifle değerlendirme çabası gütmektedir. Bu minvalde, müellifin ilmî çevresi, istifade ettiği kaynaklar ve sonraki âlimler üzerindeki tesiri etraflıca ele alınmış; böylece sadece bir metin analizi yapılmakla kalınmamış, aynı zamanda eserin klasik kırâat ilmindeki yeri ve katkısı da tespit edilmiştir. Bu araştırma, özellikle klasik dönem kırâat eserleriyle yeterince temas edilmemiş olması hasebiyle, alanda hissedilen bir boşluğa katkı sunmayı amaçlamaktadır. İbnü'n-Neccâr'ın söz konusu eseri hem teorik tartışmalara hem de pratik uygulamalara yer vermesi bakımından sahih bir metodolojik örneklik teşkil etmektedir. Vakf ve hemze gibi kırâatın en mühim ve incelikli alanlarını ele alan bu eser gerek içerik gerek yöntem bakımından klasik kırâat geleneğini anlamada önemli bir kaynaktır. Sonuç itibariyle;Vakf el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm, yalnızca müellifinin değil, aynı zamanda kadîm kırâat geleneğinin ilmî muhtevasını yansıtan mümtaz bir eserdir. Bu yönüyle, kırâat alanında araştırma yapacak ilim ehli için hem tarihi bir zemin hem de metodolojik bir kaynak olarak kıymet arz etmektedir. Bu çalışma ile amaçlanan; klasik kırâat birikiminin mühim bir halkasını gün yüzüne çıkarmak, geleneğin sürekliliğine katkıda bulunmak ve sonraki ilim araştırmalarına sağlam bir zemin sunmaktır.

Hatice Taşlıcalı
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Abdülkâhir el-Cürcânî ve Temmâm Hassân'a göre anlam bileşenlerinin klasik ve çağdaş dönemler bağlamında karşılaştırması ve günümüz dilbilim çalışmalarına katkıları

Her dilde anlamlı bir cümlenin veya sözün oluşumunda önemli olan unsurlar vardır. Bu unsurlar Arap dilinde de ilk günden günümüze kadar dilbilimciler tarafından ele alınıp farklı tasnifler yapılmıştır. "Abdülkâhir el-Cürcânî ve Temmâm Hassân'a Göre Anlam Bileşenlerinin Klasik ve Çağdaş Dönemler Bağlamında Karşılaştırması ve Günümüz Dilbilim Çalışmalarına Katkıları" adlı bu çalışmada, dilbilimci Cürcânî'nin nazım nazariyesi ile Temmâm Hassân'ın yenilikçi dilbilim teorisi üzerinde durulacaktır. Dil içi ve dil dışı etkenler bakımından anlam oluşumundaki etkili olan ögelerin anlam ilişkilerinin analizi amaçlanmaktadır. Klasik dönemde yaşayan Cürcânî'nin savunduğu Sözdizimi Teorisi, cümle diziminde anlamları ortaya çıkaran bileşenler arasındaki ilişkiler üzerine kurulmuştur. Çağdaş dönemde Temmâm Hassân'ın savunduğu Karîneler Teorisi de anlam oluşumunu etkileyen bileşenlerden oluşmuştur. Bu çalışmada, söz konusu anlam-anlambilim için kendi dönemlerinde (klasik ve çağdaş) önemli yeni fikirler getiren iki dilbilimcinin dil ve anlam ile alakalı düşüncelerinin karşılaştırılması bağlamında özgün yaklaşımlar getirilmesi amaçlanmaktadır.

AnlamArapçaCürcani+4
Mehmet Yenice
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiyel meselesi ve hadis edebiyatındaki yeri: Buhârî örneği

Müslümanların karşılaştıkları sorunları çözmek için başvurdukları alternatif yollar anlamına gelen hiyel, İslam düşünce tarihinde çok erken dönemlerden itibaren var olmuştur. Bu bağlamda Hz. Âdem'in oğulları Hâbil ve Kâbil arasında Allah Teâlâ'ya kurban takdim meselesiyle gündeme gelmiş olan bu usul, İslam öncesi Yahudilik ve Hıristiyanlıkta bazı mezvularda uygulandığı gibi Cahiliye Dönemi'nde de kimi meselelerde tatbik edilmiştir. Ayrıca Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetlerde, Hz. Peygamber'in kimi yönlendirmelerinde ve sahâbenin de birtakım problemlere çözüm üretmelerinde hile-i şer'iyye örneklerine rastlanılmıştır. Bu usul, ilk defa çıkış yeri anlamındaki "mehâric" ismiyle Hanefîler tarafından kullanılmakla birlikte diğer mezhepler zaman zaman da olsa bu yönteme müracaat etmişlerdir. Dolayısıyla her ne kadar mezkûr yöntem Hanefîler'e nispet edilse de onlar bu durumu mutlak kabul etme yoluna gitmemişler, haramların helal yapıldığı ve bir hakkın zayi edilmesine sebep teşkil eden hileleri uygulama safhasına almamışlardır. el-Camiu's-sahîh'in bazı bölümlerini çeşitli gruplara cevap olsun diye telif eden Buhârî, eserinin hiyel kısmını da bu usulü kullanan Hanefîler'e yönelik rivayetler bağlamında kaleme almış bu doğrultuda o, hukukî tasarruflarda şekli esas alan ve bu şekilde de hileli işlemlerin geçerli olduğunu söyleyenlere karşılık teklifte niyetin dikkate alınması gerektiğini belirterek aykırı bir duruş sergilemiştir. Böylece mezkûr yaklaşımı ile hilenin sünnete muhalefet etmek manasına geldiğini belirtmiş ve bu hususun Müslüman ahlakına yakışmayacağını beyan etmiştir. İşte Buhârî tüm bu anlatılanlar çerçevesinde namaz, zekât gibi ibadetler; ihtiyaç fazlası suyun kullanımına engel olmak, hibeden dönmek, neceş, gasp edilen malın durumu, şüf'a hakkı, yetim kızların mehri, nikâhta yalancı şahitlik ve eşlerin birbirleri haklarına riayet etmeleri gibi muâmelat konularında başvurulan hilelerin dine aykırılığını göstermek üzere, ilgili konularda bâb başlıkları tertip etmiş ve tahric etmiş olduğu rivayetlerle de düşüncesini desteklemiştir.

El-Camiu`s-SahihHadisKitab-ı Hiyel
Lokman Şentürk
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlkokul öğrencileri için değer bilinçlendirme yaklaşımına dayalı değer eğitimi uygulaması

Bu çalışmanın amacı ilkokul öğrencileri düzeyinde Değer Bilinçlendirme Yaklaşımına Dayalı Değer Eğitimi Uygulamasında yer alan tekniklerin işlevsel olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışma dürüstlük, saygı, sevgi, sorumluluk ve yardımseverlik değerleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma 25 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Eğitim süreci 21 hafta sürmüştür. Değer Bilinçlendirme Yaklaşımına Dayalı Değer Eğitimi Uygulamasının ilkokul öğrencilerinin bilişsel farkındalıklarına etkisini ortaya koyabilmek için yapılan bu çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Öğrencilerin çalışma öncesinde belirlenen değerlerle ilgili Değer Bilinçlendirme Yaklaşımının hedeflerine yönelik sahip oldukları bilgi durumları ile çalışma sonrasında sahip oldukları bilgi durumları ön test ve son test uygulaması ile karşılaştırılmıştır. Veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonunda gerçekleştirilen uygulamada yer alan tekniklerin işlevsel olduğu ve öğrencilerde bilişsel farkındalık oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrenciler değerleri daha doğru tanımlayabilmişler, davranışlardaki değerleri doğru tespit edebilmişler, değerleri hem kendileri hem de başkaları için öngörebilmiş ve kendileri için ideal bir değer belirleyip nedenlerini belirtebilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Değer, Değer Eğitimi, Değer Eğitimi Yaklaşımları, Değer Bilinçlendirme Yaklaşımı

BilinçlendirmeDeğerlerDeğerler eğitimi+1
İlker Akgül
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokulda başarılı ve düşük başarılı öğrencilerin problem çözme sürecinde kullandıkları görsellerin incelenmesi

Problem çözme süreci hem yaşam becerilerinden biri olarak hem de disiplinler arası bir beceri olarak oldukça önemli görülmektedir. Bu sebeple öğrencilerin problem çözme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Görseller ise öğrencilerin zihnindeki bilgileri kağıda yansıtarak somutlaştırılmasına katkı sağladığı için problem çözme sürecinde büyük önem taşımaktadır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencileri ile yapılan bu çalışmada başarılı öğrenciler ile düşük başarılı öğrencilerin problem çözme sürecinde kullandıkları görseller incelenmiştir. Durum çalışması kullanılarak yapılan araştırmada 12 başarılı 12 düşük başarılı öğrencinin problem çözümünde kullandıkları görseller incelenmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan 5 adet problem içeren görüşme formu çalışma grubuna uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada temalar belirlenerek öğrencilerin problem çözümünde kullandıkları görseller incelenmiştir. Çalışmada başarılı öğrencilerin problem çözüm süreçlerinde daha net ve detaylı görseller kullanarak etkili çözüm gerçekleştirdiği, düşük başarılı öğrencilerin ise daha karmaşık, anlaşılmayan ve basit görseller kullandığı gözlemlenmiştir. Matematik dersi problem çözme sürecinde kullanılan görsellerin matematik eğitiminde önemli bir araç olabileceği ve öğrencilerin başarılarını artırmada etkili olabileceği söylenebilir. Yapılan çalışma ile özellikle matematik eğitiminde görsellerin ve görselleştirme türlerinin daha yaygın kullanılarak öğrenci ve öğretmenlerin etkin bir şekilde uygulamaları önerilmektedir.

Sevim Elif Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 3. sınıf hayat bilgisi dersinde yaratıcı drama yoluyla hayır diyebilme becerisinin geliştirilmesi

Araştırmada amaç ilkokul üçüncü sınıf Hayat Bilgisi dersinde yaratıcı drama uygulamalarıyla öğrencilerin hayır diyebilme becerilerinin gelişimini incelemektir. Uygulama 2021-2022 öğretim yılında özel bir kolejin 3-A sınıfında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem çeşitlerinden gömülü desen kullanılmıştır. Nicel verilerin oluşturulmasında Ferat Yılmaz ve M. Akif Sözer tarafından geliştirmiş olan "Hayır Diyebilme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek kontrol grupsuz olarak çalışma grubuna öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Nicel verilerin istatistiksel çözümlemelerinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ayrıca öğretmen ve öğrenciler tarafından tutulan günlükler destekleyici veri olarak değerlendirmeye katılmıştır. Nitel verilerinin çözümlenmesinde tümevarım tekniğinden faydalanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin araştırma sürecinden önce hayır diyebilme becerisine sahip oldukları kanaatini taşıdıkları belirlenmiştir. Yapılan etkinliklerden sonra sahip olunan becerinin daha da arttığı görülmüştür. Beceri düzeyinin cinsiyet, baba eğitim durumu, anne eğitim durumu ve ebeveynlerin birliktelik durumuna göre değişmediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin özellikle aile ve okul ortamında hayır demekte zorlandıkları, hayır denmesi gereken kişiler listesinin başına yabancılar ve niyeti belli olmayanları yerleştirdikleri, hayır denmemesi durumunda ise fiziksel ve psikolojik zarar görmekten kaygı duydukları belirlenmiştir. Araştırmanın yaratıcı drama boyutunda ise öğrencilerin yaratıcı drama yöntemi ile ders işlenmesinden memnun kaldıkları, yaratıcı dramanın oyun endeksli olmasının dersleri zevkli ve kalıcı kıldığı tespit edilmiştir.

AtılganlıkHayat bilgisi dersiHayır diyebilme becerisi+4
Sema Adıgüzel
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas anlayışlarının mukayesesi

Kıyas; Kitap, Sünnet ve icmâ ile tespit edilen hükümleri, illet birliği olan diğer meseleler için genişletmeye yarayan bir yöntemdir. Usul âlimleri arasında bu genişletme işleminin hücciyyeti ve mahiyeti hususunda birçok ihtilaf vardır. Çalışmamız hicrî 5. asırda yaşamış iki büyük Şâfi'î âlim Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas hususundaki görüşlerinin mukayesesini konu edinmektedir. Sem'ânî Ḳavâṭıʿu'l-edille adlı eserini fukahâ metoduna göre; Gazzâlî el-Müstaṣfâ adlı eserini mütekellim metoduna göre telif etmiştir. Bu çalışma aynı mezhep birikiminden hareket eden iki müellifin telif metotlarındaki farklılığın etkilerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı bu iki âlimin benimsemiş oldukları fukahâ ve mütekellim metodlarının kıyas anlayışlarına nasıl yansıdığını tespit etmektir. Bunun için şu soruların cevapları aranmıştır: Şâfi'î fakih Sem'anî'nin fukahâ metodunu benimsemiş olması kıyas anlayışına nasıl yansımıştır? Gazzâlî'nin kelamcı kimliği, kıyas konusundaki görüşlerine nasıl yansımıştır? Bu müelliflerin kıyas konusunda ittifak ettikleri ve ihtilafa düştükleri meseleler nelerdir? Müelliflerin üslup ve yöntem konusundaki farklılıkları kıyas konusu çerçevesinde ele alındığında, mensup oldukları Şafiî mezhebine olan bağlılıklarına ne derece etki etmiştir? Sem'ânî'nin ele aldığı hangi mevzulara Gazzâlî eserinde yer vermemiştir? Bunun sebebi telif metotlarındaki farklılık mıdır? Gazzâlî eserinde Sem'ânî tarafından işlenmeyen hangi konulara yer vermiştir? Bu durumun Gazzâlî'nin mütekellim kimliğiyle ilişkisi nedir? Bu araştırmada nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle her iki müellifin kıyas konusundaki görüşleri tespit edilmiş daha sonra bunlar karşılaştırmalı olarak tahlil edilmiştir. Birinci bölümde kıyasın mahiyeti ve hüccet değeri ile ilgili meseleler; ikinci bölümde illetin mahiyeti ve illeti tespit yöntemleri incelenmiştir. Sonuç olarak kıyasın tanımı, kıyasın hüccet değeri, illetin tespitinde sahih kabul edilen yöntemler hususunda Gazzâlî'nin kelamcı kimliğinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir.

GazzaliKıyasSemani+1
Hakan Barlı
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin özel gereksinimli çocuklara yönelik sosyal kabulleri ile kaynaştırma yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sosyal kabul bireyin kabul görmesi, kendini keşfetmesi ve değerli hissetmesi için önemli bir faktördür. Okul öncesi öğretmenlerinin de özel gereksinimli çocukların akranları ve toplum tarafından kabul görmeleri, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmeleri ve topluma kazandırılabilmeleri için olumlu tutum ve davranışlara sahip olmaları beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı; okul öncesi öğretmenlerinin sosyal kabulleri ile kaynaştırma uygulamalarına yönelik yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Bu desen kapsamında nitel ve nicel veriler eş zamanlı toplanmış, ayrı ayrı yorumlanmış ve en sonunda birleştirilerek aralarındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinde okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan 59 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için ''Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Öğretmen Sosyal Kabul Ölçeği'',''Yapılandırılmış Görüşme Formu'' ve ''Demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerden görüşme formları MaxQda24 programına yüklenmiş açık kodlama tekniği ile kodlanmış ve tematik analiz yöntemi ile analizlenmiştir. Ölçek verileri ölçek puan aralığı formülasyonu ile yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin sosyal kabulleri düşük, orta ve yüksek olmak üzere üç düzeyde incelenmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin sosyal kabul düzeyleri arttıkça kaynaştırma yeterliklerinden sınıf ortamı uyarlamaları, etkili öğretim yöntemleri ve BEP sürecine yönelik becerilerinde bir artış olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra duygularını farkındalıkla açıklayabilme becerilerinin de anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

Büşra Nur İnan Bünül
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aile destekli duygu düzenleme programının 4-6 yaş (48-72aylık) çocukların problem davranışlarına ve ebeveynlerinin özyeterliğine etkisi

Bu araştırmada 4-6 yaş çocuklara uygulanan aile destekli duygu düzenleme programının çocukların problem davranışlarına ve ebeveyn öz yeterliğine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan ilkokullara bağlı anasınıflarında eğitim alan 4-6 yaş 76 öğrenci ve ebeveyninden oluşmaktadır. Duygu düzenleme programı uzman görüşleri ve pilot uygulamaların ardından haftada 2 gün olacak şekilde 8 hafta, 16 günlük plan akışını kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Bir deney grubuna aile destekli duygu düzenleme programı (n=24), diğer deney grubuna aile desteksiz program uygulanırken (n=25) kontrol grubuna (n=23) program uygulanmamıştır. Araştırmada hem ön test hem de son test aşamasında velilerden kişisel bilgi formu ve Yenilenmiş Berkeley Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (BPSE-R), öğretmenlerden ise Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği (PKBS-2) aracılığıyla veri toplanmıştır. Toplanan veriler normallik testleri, betimsel analizler ve parametrik ve parametrik olmayan çıkarımsal hipotez testleriyle incelenmiştir. Ön test aşamasında deney ve kontrol grupları arasında PKBS-2 Genel puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken son test aşamasında anlamlı farklar görülmüştür. Buna göre hem duygu düzenleme grubu hem de aile destekli duygu düzenleme grubu son test puanları kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puan farklarına bakıldığında ise aile destekli grup ile kontrol grubunun son test puanları ön test puanlarından anlamlı derecede daha düşüktür. BPSE-R puanları incelendiğinde ise gruplar arasında hem ön test hem de son test aşamasında bir fark görülmediği gibi ön test ve son test puanları arasında da bir fark bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre aile destekli duygu düzenleme programı problem davranış düzeylerinin azalmasında etkili olurken benzer bir etki kontrol grubunda da görülmüştür. Uygulanan programın ebeveyn öz yeterlik düzeylerinde bir etkiye yol açmadığı bulunmuştur.

Zeynep Özdoğru
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

الاستشراق الروسي وترجمة إيغناتي يوليانوفيتش كراتشكوفسكي للقرآن

Oryantalizm, Batı'nın Doğu'ya bakışını şekillendiren çok katmanlı bir düşünsel olgudur. Özellikle İslam ve onun kurucu metinleriyle ilgili yaklaşımlarda bu olgu, zaman zaman misyonerlik, sömürgecilik ya da ideolojik amaçlar taşımıştır. Ancak Rus oryantalizmi, diğer Batılı geleneklerden farklı olarak, coğrafi yakınlık, tarihî etkileşimler ve Rusya sınırları içindeki Müslüman nüfusun varlığı gibi unsurlardan beslenen özgün bir yönelim sergilemiştir. Bu yönelimin en dikkat çekici temsilcilerinden biri, Arap ve İslam araştırmaları alanında derin izler bırakmış olan İgnaty Yulianovich Krachkovsky'dir. Krachkovsky'nin Kur'an-ı Kerim'i Rusça'ya çevirme çabası Rus oryantalizmi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Çevirisi, filolojik titizlik ve akademik yöntemlerle şekillendirilmiş; metne ideolojik yorumlar katmaksızın Arapça aslının anlam derinliğine mümkün olduğunca sadık kalınmıştır. Bu çeviri aynı zamanda onun İslam kültürüne duyduğu ilgiyi, geniş çaplı bilimsel bir yaklaşımla ele aldığını gösterir. Bu çalışma, Krachkovsky'nin Kur'an çevirisini tarihî ve kültürel açıdan ele alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışma da Krachkovsky'nin izlemiş olduğu çeviri yöntemi ile Kur'an'ı Rusça'ya tercüme eden diğer mütercimler arasında karşılaştırma yapılacaktır. Ayrıca bu çalışma, söz konusu çevirinin küresel Kur'an çevirileri konumunu ortaya koymayı ve Rus akademik çevresinde İslam'a dair nesnel bir imajın oluşumundaki rolünü açıklamayı da hedeflemektedir. Anahtar kelimeler: Tefsir, Rus oryantalizmi, Krachkovsky, Kur'an'ın tercümesi, İslam araştırmaları.

Gulnara Baımasheva
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyun destekli öğretim ortamı ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin sayı örüntülerindeki üstbilişsel farkındalıklarını ve üstbilişsel strateji kullanma becerilerini nasıl etkiler?

Bu araştırmada oyun destekli öğretim ortamının 3. sınıf öğrencilerinin sayı örüntüleri konusunda üstbilişsel farkındalık oluşturmalarına ve üstbilişsel strateji kullanmalarına katkıda bulunup bulunmadığının anlaşılması hedeflenerek karma yöntem kullanılmıştır. Nicel kısımda 20 kişilik deney grubu ve 20 kişilik kontrol grubu oluşturularak yarı deneysel model ile deney grubuna oyun destekli matematik öğretimi, kontrol grubuna ise sunuş yoluyla öğretim stratejisi uygulanmıştır. Betimsel kısmında ise deney grubunda yer alan altı öğrencinin sahip oldukları üstbilişsel farkındalıklarını ve stratejileri kullanma becerilerini görmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Görüşmeler, uygulama sürecinde oynanan oyunlar sırasındaki alınan video kayıtları ve gözlem raporları betimsel kısmı açıklamada katkı sağlamıştır. Uzman görüşü ve ünite değerlendirme testlerinden uyarlanan sorularla hazırlanarak oluşturulan 20 soruluk veri toplama aracı, deney ve kontrol gruplarının başarısını ölçmek amacıyla öntest başarı-sontest başarı ve kalıcılık başarı testi olarak uygulanmıştır. Ön ve son test başarı testi analiz sonuçlarına göre, oyunla destekli öğretim ortamının matematik öğretiminde matematik başarısını arttırdığını göstermişken kontrol grubunda yer alan öğrencilerin başarı ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda oyun destekli öğretim ortamının öğrencilerin üstbilişsel farkındalığını, üstbiliş strateji kullanma becerilerini arttırdığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üstbilişsel farkındalık, Üsbilişsel stratejiler, Matematik Öğretimi, Oyun Destekli Öğretim, Sayı Örüntüleri

Bilişüstü farkındalıkBilişüstü stratejilerMatematik+5
Akın Dönmez
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin FeTeMM etkinlik uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 4. sınıf öğrencilerinin Fetemm uygulamaları etkinliklerinde ortaya çıkan beceriler ve karşılaştıkları zorlukların neler olduğu araştırılmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı İstanbul ili Küçükçekmece semtinde bulunan bir ilkokulda öğrenim gören 27 kişilik bir sınıfta gerçekleşmiştir. Araştırmanın belirlenen dört grup üzerinde çalışılması için öğrencilern rastgele oluşturulmuş heterojen 4 grup haline getirilmiştir. Uygulanan etkinlikte becerilerin kullanımı ve etkinlik sürecinde yaşanan zorluklar ele alınmıştır. Okulun ve sınıfın belirlenmesi örneklem yöntemlerinden uygun örnekleme göre belirlenmiştir. Araştırmada, temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Fetemm etkinlik uygulamalarında ortaya çıkan beceriler ve yaşanan zorluluklar video ve fotoğraf ile kayıt altına alınarak incelenmiştir. Kayıt altına alınan görüntüler ve notlar ile öğrencilerin araştırmacının sorularına verdikleri cevaplar, dersin Fetemm' e uygun işlenişi ve öğrencilerin uygulama esnasında geliştirdikleri beceriler içerik analiz ile değerlendirilmiştir. Öğrencilere her uygulama için ortalama 45 dakika verilmiş ve bu süre boyunca gruplar video-fotoğraf ile kayıt altına alınmışlardır. Araştırmanın analizi, kaydedilen görüntülerin ve ders esnasında alınan notlar ile içerik analiz kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda, Fetemm uygulamaları ile destekli derslerin işlenmesi sayesinde öğrencilerin etkinliklerde akıl yürütme, mühendislik, ilişkilendirme ve iletişim becerilerinin ortaya çıktığı ve bu becerilerin uygulamayı olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, Fetemm etkinlik uygulamalarında öğrencilerin anlamada, odaklanmada, malzeme kullanımında, zamanı yönetmede ve görev paylaşımında zorluklar yaşadıkları soucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlara ilişkin öneriler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Beceriler, etkinlikler, fetemm, zorluklar

EtkinlikEğitim etkinliğiFeTeMM+2
Müzeyyen Bahçe
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Kurtubî'de eskatoloji

Kelâmın "sem'iyyât" olarak bilinen kısmında yer alan ölüm, ölüm ötesi ve ölüm ötesine ilişkin fiten/melâhim ile eşrâtü's-saat başlıkları, gaybî alana tekabül eden muhtevaya sahip olduğundan ancak nakil yoluyla haklarında bilgi sahibi olunabilmektedir. Hem sübût hem delâlet yönünden kesinlik ifade eden naslarda geçen ve bu özellikleri hasebiyle itikâdî bağlayıcılık taşıyan mezkûr başlıklar, aynı zamanda İslâm dininin naklî ilimleri tarafından sıkça ele alınmış ve birden fazla disiplinin şekillendirdiği hususlar haline gelmiştir. Bu bağlamda bir tefsîr âlimi olarak temayüz eden Kurtubî'nin, kelâm kapsamındaki bu konular hakkında kaleme aldığı hacimli eseri Kitâbü't-Tezkire incelenmeye değerdir. Ayrıca Kurtubî'nin fıkhî anlamda öne çıkan tefsîri el-Câmi' li ahkâmi'l-Kur'ân da ilgili bahislere kısmen kaynak teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Kurtubî'nin konuyla ilgili görüşleri, eskatoloji üst başlığıyla bir giriş ve üç bölüm halinde incelenmiştir. Giriş kısmında İmam Kurtubî'nin; hayatı, hocaları, öğrencileri ve eserleri, birinci bölümde Kurtubi'nin ölüm ve kabir hayatına dair meselelere, ikinci bölümde fiten/melâhim kabîlindeki olaylara ve kıyâmet alâmetlerine, son bölümde ise kıyâmet esnasında meydana gelecek hadiselere ve âhiret ahvâline dair görüşleri ele alınmıştır. Bu minvalde çalışma; âyetler, hadîsler, tartışmalı noktalarda Ehl-i Sünnet ile Mu'tezile ekollerinin söylemleri ve İmam Kurtubî'nin kanaatleri çerçevesinde tasvir edilmiştir. Sonuç olarak tefsîr ilminde derinleştiği bilinen Kurtubî'nin, Kitâbü't Tezkire'sinde kelâm ilminde üzerinde fazla durulmayan bazı husuları detaylı bir şekilde ele alış tarzıyla kelâmcılardan ayrıştığı, bazı tartışmalı noktalarda ise kelâm metodu doğrultusunda bir yaklaşım sergilediği ortaya çıkarılmıştır.

AhiretEskatolojiKelam+3
Münevver Güdendede
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hanefî fıkıh düşüncesine göre nimet-külfet dengesi ve bununla ilgili malî düzenlemeler

İslâm hukukunun temel ilkelerinden biri, hak ile sorumluluk arasında dengenin sağlanmasıdır. İslâm'ın ilk dönemlerinden itibaren verilen hükümlere bakıldığında, fıkıh âlimlerinin hüküm verirken, nimet-külfet dengesini dikkate aldıkları görülmektedir. Bununla birlikte bu kavramların mahiyetine ve hükümlere nasıl yansıdığına dair yeterli bilgi veren eserlerin kaleme alınmadığı görülmektedir. Tezimiz, nimet-külfet kavramlarının mahiyetini ve konumunu belirleyerek, Hanefî mezhebine göre malî işlemlerdeki nimet-külfet dengesini ortaya koyabilmeyi, nimet-külfet dengesine uygun olan ve olmayan malî işlemleri belirlemeyi ve bütüncül bir bakış açısı oluşturmayı hedeflemektedir.

AdaletHanefilerNimet-külfet+2
Semra Pala
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

İslâm hukukunda yapı mâliklerinin kusursuz sorumluluğu

Bu çalışmada İslâm hukukunda yapı mâliklerinin kusursuz sorumluluğunu inceledik. Tez konusu önemlidir. Çünkü insanlar ilk çağlardan itibaren barınma ihtiyaçlarını gidermek için basit dahi olsa, bina ve yapılar edinmeye başlamışlardır. Zamanla yaşam alanlarını daha uygar ve bayındır kılmak için de modern ve ileri teknoloji standartlarında bina ve yapılar inşa etmişlerdir. Çok tabiidir ki, bu değişim ve gelişmeler "sorumluluk hukuku" alanında önemli bazı hukukî neticeleri de beraberinde getirmiştir. Bilindiği üzere, Roma hukukundan başlayarak sorumluluk için "kusur ilkesi" aranmıştır. Kusur ilkesine göre, şahsın kusuru yoksa sorumluluğu da olmayacaktır. Ancak bu ilke, ilerleyen zaman içinde yetersiz kalmış, hakkaniyeti tesis etmemeye başlamıştır. Batı ancak 19'uncu asırda bu hakkaniyetsizliğin farkına vararak "sebebiyet ilkesi" ni benimsemeye başlamıştır. Oysa İslâm hukuku "kusursuz sorumluluk" diye de adlandırılan "sebebiyet ilkesi" ni işin başından beri benimsemiştir. Bu da İslâm hukukunun hukuk düşüncesine sağladığı önemli katkılardan biridir. Sebebiyet ilkesi ve diğer bazı hususlarla birlikte düşünüldüğünde, İslâm hukukunun özgün ve müstakil bir hukuk olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü kusursuz sorumluluğa göre, bir şeyden yararlanan kişi onun mukadder zararlarını da tazminden sorumlu ve yükümlü tutulmaktadır. İşte bu prensibe göre, yapı mâlikleri kusurlu fiilleri yanında bir de sebep oldukları zararları tazminle yükümlüdürler. Çünkü bu işten çıkar ve menfaati olan bizzat kendileridir. Öyleyse olası zararlarını da ödemek zorundadırlar.

Hukuki sorumlulukKusursuz sorumlulukTazmin+4
Mehmet Ergün
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turan Dursun'un Kur'ân tarihi hakkındaki görüşlerinin tahlili

Kur'ân-ı Kerîm üzerine, nüzulünden günümüze dek pek çok çalışma kaleme alınmıştır. Bu çalışmalar onu anlamak ve anlatmak maksadıyla kaleme alındığı gibi eleştiri ve reddiye için de kaleme alınmıştır. Müslüman nesiller Kur'ân'ı bir sonraki nesillere aktarabilmek için çeşitli yollarda onu muhafaza altına almak istemişlerdir. Fakat asırlar sonra korumak maksadıyla yapılan bu çalışmalar Kur'ân'a inanmayan veya inanmak istemeyen kimselerin adeta eleştirilerini yönelttikleri bir kapı olmuştur. Kur'ân tarihi üzerinde yapılan çalışmaların sayısı oldukça fazladır. Aynı şekilde Kur'ân tarihi üzerinden birtakım şüpheleri ortaya atan kişi ve çalışmalarda oldukça fazladır. Ülkemizde Kur'ân-ı Kerîm üzerine pek çok yazı kaleme alan isimlerden biri de Turan Dursun'dur. Ancak Turan Dursun yazılarını Kur'ân'ı reddetmek ve eleştirmek üzere kaleme almıştır. Gerek Kur'ân tarihi gerekse Kur'ân ilimleri hakkında pek çok yazı kaleme alan Turan Dursun'un çalışmaları ülkemizde oldukça tanınan bir isimdir. Dursun, Kur'ân'ın uydurulduğunu ve başlangıçtan günümüze gelene kadar pek çok kez tahrif edildiğini savunmaktadır. İslâm'ın kopyalandığını ve yalanlarla dolu olduğunu iddia eden Dursun, dinleri ilkellik olarak tanımlamaktadır. Bu çalışmada, onun Kur'ân'ın kaynağı ve korunması hakkında ortaya attığı iddiaların bilimsel tutarlılığını ve arkasındaki sebepleri ortaya konulmaya çalışılmaktadır.

Dursun, TuranEleştiriGaranik meselesi+5
Mervenur Çil
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zenginleştirilmiş öğretim uygulamalarının ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin okuma becerilerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışmada, ilkokul birinci sınıf Türkçe dersinde kullanılan zenginleştirilmiş öğretim uygulamalarının, öğrencilerin okuma becerilerine ve okumaya yönelik tutumlarına etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel modele göre desenlenmiştir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında, Akdeniz Bölgesi'nde orta sosyo-ekonomik düzeydeki iki devlet okulunda okuyan 43 birinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama, 10 hafta sürmüştür. Araştırmada deneysel işlemler başlamadan önce ve deneysel işlemlerin bitiminde, deney ve kontrol grubuna, "Okuma Becerileri Ölçeği" ile ''Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. ''Haftalık Öz Değerlendirme Formu'' ile deney grubundaki öğrencilerin zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları, okuma becerileri ve okumaya yönelik tutumlarına yönelik görüşleri alınmıştır. ''Kişisel Bilgi Formu'' çalışmaya katılan öğrencilerin kişisel bilgilerini almak üzere kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda deney grubundaki öğrencilerin Türkçe dersi ve derste uygulanan zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları ile ilgili görüşleri "Öğrenci Görüşme Formu" ile alınmıştır. Deneysel işlem sonrasında uygulanan ölçeklerden elde edilen veriler, SPSS 22 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada okumaya yönelik tutum ölçeği ve okuma becerileri ölçeğinden elde edilen veriler üzerinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Görüşme formundan ve haftalık öz değerlendirme formunun birinci bölümünden elde edilen veriler nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Haftalık öz değerlendirme formunun ikinci bölümden elde edilen verilerin çözümlenmesinde, yinelenmiş ölçümler için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonucunda okuma becerileri ve okumaya yönelik tutum ölçeği sontest puanları açısından deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen sonuçların bir kısmı şu şekilde özetlenebilir: Öğrenciler, zenginleştirilmiş öğretim uygulamaları sayesinde, Türkçe derslerini daha çok sevdiklerini, eğlendiklerini, kolay anladıklarını söylemişlerdir.

OkumaOkuma becerileriTutum ölçekleri+7
Fatma Gül Öz Yurdaer
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Abdülmelik b. Alî el-Bâbî'nin, "Muhatasar mimmâ leyse fi'r-Ravza ve'l-Minhâc" adlı eserin edisyon kritiği (Kadâ ile Ümmehâtü'l-Evlâd arası)

Tez, 839/1436 yılında vefat eden Abdülmelik b. Alî el-Bâbî'nin "Muhtasar mimmâ leyse fi'r-Ravza ve'l-Minhâc" adlı eserinin Kadâ bahsinden Ümmehâtü'l-Evlâd bahsine kadar edisyon kritiğini içermektedir. Tahkiki yapılan bölümler şunlardır: Kitâbü'l-Kadâ, Kitâbü'l-Kısmât, Kitâbü'ş-Şehâdât, Kitâbü'd-Davâ ve Kitâbü'l-Beyânât, Kitâbü'l-Itk, Kitâbü't-Tedbîr, Kitâbü'l-Kitâbe ve Kitâbu Ümmehâti'l-Evlâd. Yazar bu kitabı, Şâfiî fıkıh kaynaklarından naklettiği birtakım konulara ayırmıştır. Yazarın konulara yaklaşımı, bölümlerde esneklik, dil kolaylığı ve fikirleri kademeli olarak sunma konusunda esneklik göstermiştir. Ayrıca konuları ele alırken Kur'an-ı Kerim'e, Peygamber Efendimizin sünnetine ve icmaa dayanmaktadır. Şafii fakihlerinin görüşlerinden birden fazla görüş ileri sürerek mukayese etmiştir. Hanefî ve Mâlikî mezheplerinin görüşleri ile karşılaştırmıştır. Ayrıca İmam Şafii'nin mezheb-i kadim ve mezhebi cedidi olan fetvalarına temas etmiştir. Kitap, döneminin çağdaş fıkıh meselelerinden bahsetmesiyle, kaybolan kaynaklardan alıntı yapmasıyla ve İmam Nevevî'nin (El-Ravda) ve (El-Minhac) kitaplarında ele almadığı konuların sunumu ile temayüz etmektedir. Araştırmacı tezi üç bölümde ele almıştır: Birinci bölümde yazarın hayatını detaylıca işlemiştir. İkinci bölümü de ikiye ayırmıştır. Birinci kısımda tahkik edilecek nüsha incelenmiş; ikinci kısımda de yazarın üslubu analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise tahkiki yapılan eser bilgisayar ortamında modern imla kurallarına uygun olarak farklı nüshaları ile karşılaştırılarak yazılmıştır.

Irfan Abdulhaq Gburı Al-ıbadı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin (ö. 1149) Kurratü'l-Enzâr alâ Şerhi Tenvîri'l-Ebsâr İsimli Eseri

Bu tezde İmam Ebu't-Tayyib es-Sindî'nin Kurratü'l-Enzâr Alâ Şerhî Tenvîri'l-Eebsâr adlı eserinin tahkiki yapılmıştır. Araştırma velâ bahsinin başından kısmet bahsinin sonuna kadar olan bölümle sınırlandırılmıştır. Araştırmanın önemi şerh edilen eserden kaynaklanmaktadır. Zira eser, Hanefi mezhebinin en önemli kaynaklarından olan Muhammed Abdullah b. Timurtâşî el-Hanefî'nin Tenvîrü'l-ebsâr ve câmiu'l-bihâr isimli eserinin şerhidir. Eserde birçok fıkıh kaidesi yer almakta olup, müellif, başta Muhtasaru Kudûrî, Muhtasaru Tahâvî olmak üzere Hanefi mezhebince muteber birçok kaynakta yer alan görüşleri bir araya getirmiştir. Eser, bu özellikleri sayesinde Hanefi ve diğer mezheplere mensup fakihlerin temel kaynaklarından biri haline gelmiştir. Sindî'nin haşiyesi ise, incelenen konulara dair Hanefi ve diğer mezheplere mensup alimlerin görüşlerine dair faydalı nakiller içermektedir. Hâşiye, müellifin eşsiz tercihleri yanında nakledilen görüşlerden müftâ bih ve ma'mûlun bih olanı ortaya koymasıyla tanınır. Meseleleri güzel bir şekilde sunma, fıkıh konularına uygun olarak eşsiz bir şekilde kısımlara ayırma hususunda temayüz etmiştir. Müellif, Ebû Hanîfe ve diğer Hanefi alimlerin görüşlerini naklederek, uygun olanını tercih etmiş, zaman zaman Şâfiî gibi diğer mezheplerin görüşlerini nakletmiştir. Çalışmada bir kısmı Türkiye'de bir kısmı ise yurtdışında olan üç yazma nüsha esas alınmıştır. Haskefî, Sindî ve Timurtâşî'nin biyografileri, şahsi ve ilimi hayatlarıyla ilgili bilgi verilirken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metin yazılırken ise talik ve tahkik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kitap mezhebin müftâ bih olan görüşlerini içermektedir. Müellif sadece imam Ebû Hanîfe'nin görüşlerine odaklanmamış, tercih edilen veya kendi tercih ettiği görüşleri esas almıştır. Kendine has bir içtihad yöntemi olan müellif, tercih ettiği görüşleri destekleyen delilleri sunmuştur. Metin sahibi Timurtâşî ve onun şerhi olan Haskefî'nin görüşlerini nakletmekle yetinmemiş, birçok fıkhî konuda onlara muhalefet ederek itiraz etmiştir. Aynı şekilde Sindî de sadece belli imamların görüşlerini nakletmekle yetinmemiş birçok alimin görüşlerini nakletmiş, vakıf menfaatlerinin tazmini, yetim malı, zorla madenden istifade konularında olduğu gibi müteahhir alimlerin görüşlerini tercih etmiştir. Sindî'nin seçim ve doğru tercihlerinde fıkhi mahareti net şekilde görülmektedir. Kaynaklar konusuna gelince, Hanefi mezhebinin temel kitapları yanında çeşitli kaynaklardan nakiller yapmıştır. Nakil yapılan eserler arasında el-Hidâye, Mülteka'l-ebhur, Tebyînü'l-hakâik, Aynî Şerhi, el-Fetâva'l-Velvâliciyye ve daha niceleri yer almaktadır. Henüz baskısı yapılmamış İbn Şahne'nin Tafsîlu Akdi'l-Ferâid, Hayreddîn er-Ramlî'nin Hâşiye alâ menehi'l-Gaffâr, Hüseynî'nin Kitâbu keşfi'-remz, Sicistânî'nin Kitâbu Münyetü'l-Müftî isimli eserlerden de bolca nakiller yapılmıştır. Sindî Kur'ân ayetleri ve hadislerden bolca istidlâlde bulunmamıştır. İstidlâl ettiği hadislerin sayısı dörttür. Lügat kitaplarına sadece iki defa atıf yapmıştır. Sonuçta bu kitap, Hanefi alimlerinin tercih edilen görüşlerini ihtiva eden fıkıh ansiklopedisi mesabesinde olup, kendisinden sonra gelen bütün Hanefiler Allâme es-Sindi'nin eserine itimat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Fıkıh. Kurratü'l-Enzâr. Ebu't-Tayyib es-Sindî. Tenvîrü'l-Ebsâr. Raddü'l-Muhtâr.

Mhmood Abdulrahman Shlash Al-husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
10