İhsan Doğramacı Bilkent University
Anabilim Dalı

İşletme Anabilim Dalı

İhsan Doğramacı Bilkent University

9.689

Arşivlenen Tez

33

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimEN

Essays on participation finance system and stock market analysis

As an alternative model, the participation finance system has recently achieved substantial asset and fund sizes in capital markets and the Turkish banking sector. This model has attracted participants from various market segments and has been examined in numerous theoretical and empirical studies. The search for models and systems resulting from economic and financial failures, which are becoming increasingly evident worldwide, necessitates a review of the conventional approaches and practices. In other words, the mainstream paradigm is changing. Each approach, with different thought systematics, advocates the implementation of a new financial framework. In this context, the first essay examines the changing paradigm of finance within the framework of alternative approaches. Theoretical and practical approaches that have changed the direction of finance have been conceptualized as postmodern finance. A conceptual review is conducted under the headings of ethical, social, and responsible finance, good finance, Islamic finance, humanitarian finance, and alternative finance. This essay also introduces the participation finance system and explains its fundamental principles and practices in the Turkish finance system. In addition, the function of the participation finance system in conventional finance in Türkiye and its future perspectives are evaluated and discussed. The essay concludes although the participation finance system has certain limitations, it is a model compatible with the changing paradigm of finance and has its own characteristics and remarkable components. The second essay presents empirical research on the stock market in a participation finance system. It proposes an alternative weighting strategy based on postmodern portfolio theory using Borsa Istanbul Participation 30 Index stocks. The study includes two optimization processes. The first is a weighting strategy based on Sharpe ratio maximization in accordance with Modern Portfolio Theory. The second approach is based on Sortino ratio maximization in line with Postmodern Portfolio Theory. The Sharpe and Sortino portfolios are constructed using weights and compared in terms of return performance. In addition, equally weighted portfolios and market indices were included in the comparison. Consequently, these techniques are applicable as alternative investment strategies. The third essay presents empirical research on volatility forecasting for participation and conventional indices in Borsa Istanbul. The GARCH, TGARCH, EGARCH, APARCH, and EGARCH-M models were used, model parameters were estimated, and the volatility characteristics of the series were analyzed. In addition, volatility forecasting was conducted for the out-of-sample period. Regression equations were solved to analyze the explanatory power of the models for realized volatility, calculated using intraday five-minute data. The model that best predicts volatility according to R-squared coefficients was found to be the EGARCH model. In addition, the findings indicate important results in favor of the Participation 30 Index. This thesis, which consists of three essays, is expected to contribute to the literature on the participation finance system, both conceptually and empirically. Keywords: Participation finance system, Paradigm shift, Postmodern portfolio theory, Portfolio optimization, Volatility forecasting models, Borsa Istanbul.

Erdi Bayram
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Liderlik tarzlarının, örgütsel vatandaşlık davranışı, çalışanların iş performansı ve duygusal zeka üzerindeki etkileri: Özel bir bankanın Çukurova bölgesi çalışanları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı liderlik tarzlarının finans sektöründe öncü kuruluşlardan biri olan bankalarda çalışanların; iş performansına (İP), örgütsel vatandaşlık davranışına (vicdanlılık ve diğergamlık) (ÖVD), duygusal zekasına (DZ) etkilerinin neler olduğunu belirlemektir. İkincil amacı ise demografik faktörler (cinsiyet, medeni durum, statü, eğitim ve yaş) ile bağımlı ve bağımsız değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın amaçlarını gerçekleştirebilmek için, istatistiksel olarak belirlenmiş olan ölçekler dahilinde inceleme yapılmıştır. Bu bağlamda Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir bankanın Çukurova Bölgesindeki şubelerinde çalışanlar üzerinde, +/- %5 hata payı önem düzeyi dikkate alınarak, 310 kişiye anket veya görüşme tekniği uygulanarak veri toplanmıştır. Araştırma sorularını cevaplarını bilmeye yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak demografik özelliklerin farklılaşmaları araştırılmıştır. Yapılan anketlerden elde edilen verilerin analizi neticesinde hem Hizmetkar (HL) hem de Babacan (BL) liderlik tarzlarının, çalışanın iş performansı, duygusal zeka düzeyleri ve örgütsel vatandaşlık davranışları üzerinde anlamlı ve pozitif etkiler tespit edilmiştir. Tarafımızca hazırlanan altı adet etkiye yönelik hipotez testlerimizin tümünün sonucu zayıf da olsa kabul edilmiştir. İkincil amaç doğrultusunda gerçekleştirilen analizler neticesinde erkeklerin veya kadınların, tüm değişkenlerimizden etkilenme biçiminde farklılaşma olmadığı görülmüştür. Yani erkeklerin veya bayanların HL, BL, DZ, ÖVD, İP değişkenlerini alıgılamalarında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Ancak bu durum demografik özelliklerden medeni durumun incelenmesinde farklılık göstermiştir. Analizimizde t-testi sonuçlarına göre evli ve bekar çalışanların bağımsız değişkenlerimiz olan HL ve BL tarzlarını algılayış ve etkilenme biçiminde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüştür. Evli ve bekar iş görenlerin bağımlı değişkenlerimizi (İP, ÖVD, DZ) algılama biçimlerinde t-testi sonuçlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Çalışanların yaş aralıklarına göre BL, HL ve DZ değişkenlerini algılama ve bu değişkenlerden etkilenme durumları yapılan anova testi sonuçlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Diğer değişkenler olan İP, ÖVD'nin yaş aralıkları değişkenine göre yapılan anova testi sonuçlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir. İş görenlerin eğitim durumları ile ÖVD'si arasında anlamlı bir farklılığa rastlanılmış olup eğitim düzeyi yükseldikçe kişilerin örgütsel vatandaşlık davranışlarından etkilenme seviyesinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer değişkenlerde ise eğitim seviyesi ile anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Demografik değişkenlerden kişilerin iş yerindeki dikey görev tanımına göre sadece ÖVD'nin alt boyutlarından olan Vicdanlılık değişkeni ile görev pozisyonu arasında, anova testine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanılmıştır. Araştırmamızda şoför, çaycı, hizmetli gibi çalışanların incelendiği "Diğer" kategorisindeki çalışanların, vicdanlılık alt boyutundan diğer çalışanlara göre daha fazla etkilendiği, bu kategorinin ardından ise yöneticilerin daha da fazla etkilendiği görülmektedir. Yapılan literatür taramalarından da anlaşıldığı üzere Doğu kültürlerine benzer şekilde Türk kültüründe de baskın olarak BL türüne rastlanılmıştır. Yönetici seçiminde kurumlar seçecekleri kişinin liderlik özelliklerinin yöneticinin, altında çalışacak olan diğer çalışanların üzerine etkisinin önemli düzeyde olacağını dikkate almaları gerekliliği çalışmamız ile bir kez daha teyit edilmiştir. Bu durum çalışanların iş davranışlarına etki etmekte olup BL ve HL tarzlarının yönetsel beceriyi ortaya koymada katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Günümüzde, finansal sektörde, terfilerde en önemli kriter olarak performans tabloları ile birlikte yönetici adayının yönetsel becerilerinin de dikkatlice incelenmesinin sektöre katkı sağlayacağı, var olan yöneticilerin de bu kapsamda eğitilmesi durumunda örgüte ve sektöre başarı getireceği düşünülmektedir.

Babacan liderlikBanka çalışanlarıBankalar+7
Timuçin Uluhan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A research on operational funds and organizational performance correlation in nonprofitable organizations

Nonprofit organizations dedicate much energy to increase organizational performances so that it balances with the support they receive from donors in form of funds in order to achieve their own budgets. On much occasions, these achievements have been frustrated by huge funds allocated to mainstream projects yet inadequate or almost no funds dedicated as operational funds to carter for administrative costs, employee salaries, transport, office furniture, rent among others. Therefore, this study explores the deep impact of inadequacy of operational funds on organization performance in nonprofit organizations. It examines the relationship between operational funds and organizational performance in Nonprofitable organizations. A descriptive survey design was used to gather data from the randomly selected nonprofit organizations in Adana. Questionnaires were administered to 25 active nonprofit organizations which were randomly selected from the 2300 to participate in the study. Purposive sampling was used to select 50 respondents where for every organization there were 2 respondents to participate in the study. Data collected was analyized using SPSS and results indicate there is a correlation between operational funds and organizational perfromance in Nonprofit organizations. Finally, the study is concluded by interpreting the results. Keywords: Non-government organization, nonprofit organization, organization management, funds, funding, operational funds.

FinancingFundsNon-profit organizations+3
Jamıl Nsubuga
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel sağlık ve erdemli raporlama (Whistleblowing) arasındaki ilişkinin araştırılması: Eğitim ve sağlık kuruluşları örneği

Eğitim ve sağlık kuruluşlarında meydana gelen etik dışı veya yasadışı davranışların açığa çıkarılmasında erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Örgütlerde bir kontrol sistemi çerçevesinde etkin rol üstlenen erdemli raporlama davranışı (whistleblowing) özellikle örgütlerin kendilerini denetlemesinde hareket noktasıdır. Örgütsel sağlık, çalışan verimliliği ve etkinliği, iş tatmini, kurumsal bağlılık ve sadakat duygusu oluşturmaya katkı sağlayan her türlü fiziksel, psikolojik ve zihinsel koşulların oluşturduğu bir bütün ve iyilik halidir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma, tanımlayıcı nitelikte bir çalışma olup, nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve basit tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen hastane ve okullarda görev yapan 212 eğitim çalışanı, 158 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 370 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmada güvenilirlik analizi, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis varyans analizi testi, Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasında pozitif yönlü, zayıf (r=0,143) ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin mevcut olduğu görülmüştür. Ayrıca örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının alt boyutları incelendiğinde kayıtsızlık boyutu haricinde bütün boyutlarda anlamlı ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının artması ile örgütsel sağlık algısının artacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Örgütü, Erdemli Raporlama, Örgütsel Sağlık, Sağlık Örgütü

Eğitim kurumlarıRaporlamaSağlık+4
Mustafa Altıntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgüt alt kültürleri bağlamında örgütsel bağlılığın örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi: Bir elektrik üretim işletmesinde araştırma

Bu çalışmada çalışanların örgütsel adalet algılarının işlem adaleti alt boyutu ve örgütsel bağlılık tutumlarının duygusal bağlılık alt boyutunun örgüte yönelik örgütsel vatandaşlık davranışıyla (ÖVDÖ) ilişkisi incelenmektedir. Ayrıca, sözkonusu ilişkilerin örgüt kültürü bağlamında yorumlanabilmesi için örgütsel alt kültürler incelenmektedir. Araştırmada kullanılan veriler, İskenderun Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.'nin İSKEN Enerji Santrali'nde görev yapan 513 çalışandan, gönüllülük esasına göre ankete katılmış 396 çalışana ait anketlerden elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, ilk olarak, işlem adaleti ve duygusal bağlılığın, ÖVDÖ ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, ikinci olarak, duygusal bağlılığın, işlem adaleti ile ÖVDÖ ilişkisinde kısmi aracılık etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, son olarak, örgütte "Profosyonel" ve "kuralcı" olarak tanımlanan iki alt kültür grubundan ilkinde yer alanların diğer gruba göre işlem adaleti, duygusal bağlılık ve ÖVDÖ seviyelerinin daha yüksek olduğu göstermektedir. Buna göre, ÖVDÖ çalışmalarında, sonuçların örgüt kültürü bağlamında yorumlanmasının yararlı olduğu değerlendirilmiştir.

AltkültürDuygusal bağlılıkElektrik sektörü+4
Mehmet Topeli
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

Entrepreneurial orientation and business performance: An integrative model proposition and empirical analysis

This study aimed to examine the level of entrepreneurial orientation (EO) of 128 medium-sized manufacturing companies in Adana, and its potential influence on their performance. A study model consisted of business strategy, organizational structure, environmental uncertainty, firm resources, industry life cycle, and firm performance was developed based on previous researches. The impact of each of business strategy, organizational structure, environmental uncertainty, firm resources, and industry life cycle on both entrepreneurial orientation and on EO-firm performance was investigated separately. Research findings suggest that entrepreneurial oriented firms perform better than conservative firms. Moreover, organizational structure, environmental dynamism and hostility, and non-financial resources had impact on the level of entrepreneurial orientation in the manufacturing companies. Research findings suggest that environmental hostility has a moderation affect in the relationship between entrepreneurial orientation and firm performance. Thus, in benign environments the EO and relative competitive performance relationship will be stronger. Entrepreneurial firms are also more likely to be prospectors and analyzers rather than reactors. Prospectors perform better than reactors.

Firm performanceEntrepreneurshipEntrepreneurship orientation+4
Osama Z.y. Elbelbessı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin alışverişte self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkileri

Bu tez çalışmasında tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin tüketicilerin alışverişte self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Tüketici yenilikçiliği ve algılanan riskin tüketicilerin self servis teknolojilerini kullanma niyeti üzerindeki etkileri incelenirken, güdülenmiş tüketici yenilikçiliği sosyal, fonksiyonel, hedonik ve bilişsel yenilikçilik tamamlayıcı alt boyutları üzerinden ve algılanan risk ise performans/fiziksel, sosyal, zaman ve psikolojik risk alt boyutları üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada veriler, Diyarbakır ilindeki, Migros süpermarketlerde bulunan jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kullanan 468 tüketiciye kendi başlarına doldurdukları anket formu vasıtası ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; SPSS 24 istatistik paket programı ve LISREL 8.54 istatistiksel yazılım programından yararlanılmıştır. Yapısal eşitlik analizi kullanılarak incelenen araştırmanın temel bulgularına göre; tüketici yenilikçiliği ile algılanan risk arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Algılanan risk ile tüketicilerin jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kulanma niyetleri arasında negatif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır. Tüketici yenilikçiliği ile tüketicilerin jet kasaları (kasiyersiz kasaları) kulanma niyetleri arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Tüketicilerin yenilikçi olmaları jet kasa (kasiyersiz kasaları) kulanım niyetini arttırırken, algılanan risk kullanım niyetine azaltıcı yönde etki etmektedir. (Anahtar Kelimeler: Tüketici yenilikçiliği, algılanan risk, self servis teknoloji)

Kendi kendine servisRisk algılamasıTeknoloji kullanımı+1
Derya Yaka
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kültür ve kurumsal yönetimin firmaların gönüllü bilgi açıklama düzeyine etkisi: BIST şirketleri üzerinde bir çalışma

Sermaye piyasalarının gelişmesi ile birlikte yatırımcıların karar vermeleri daha çok bilgiye sahip olmaları gerekliliğini doğurmuştur. Bu kapsamda, firmaların bilgi açıklama düzeyleri ve istekleri önem kazanmıştır. Araştırmalar firmaların bilgi açıklama düzeylerinin değişik faktörlerden etkilendiklerini ortaya koymaktadır. Firmaların faali-yette bulundukları çevredeki kurumsal yönetim uygulamaları ve kültür, bilgi açıklama düzeyini etkileyen başlıca faktörlerdir. Bu çalışmada, kültür ve kurumsal yönetimin Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların kamuya gönüllü açıkladıkları bilgi düzeyine etkisi Hofstede-Gray modeli esas alınarak analiz edilmiştir. Kültür ve kurumsal yönetim değişkenlerinin yanısıra firma spesifik değişkenlerin de dikkate alındığı çalışma sonu-cunda yönetim kurulunun yapısı, firma büyüklüğü, bağımsız denetçi ve eğitim, firmaların açıkladıkları bilgi düzeyini etkileyen başlıca önemli faktörler olarak bulunmuştur.

Gönüllü açıklamaKurumsal yönetimKültür
Rıdvan Günel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal girişimcilik ve işletme performansı ilişkisi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada Adana'da faaliyet gösteren otellerde çalışanların kurumsal girişimciliği ile işletme performansı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Adana ilinde dört yıldız ve üstü statüsünde otelcilik hizmeti sunumu gerçekleştiren otellerde görevli beyaz yaka personelleri üzerine çalışma uygulanmıştır. Yöntem olarak bağımsız gruplar t-testi analizi ile tek yönlü varyans analizleri ise Anova testi ile farklılığın nedenini bulma adına çoklu karşılaştırma testlerinden Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ayrıca ölçekler arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi için Korelasyon analizi yöntemlerine başvurulmuştur. Bu araştırma sonucunda katılımcıların kurumsal girişimcilik alt boyutlarından risk alma eğilimi, yenilikçilik, proaktiflik, örgütsel yenilenme, rekabetçi agresiflik ve çevrenin rekabetçi yapısı ile performans alt boyutları finansal olan ve olmayan alt boyutları ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Proaktiflik ile performans alt boyutları finansal olan ve olmayan alt boyutları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenleri ile kurumsal girişimcilik alt boyutları ile aralarındaki ilişkilerin sonuçları incelenmiştir. Yaş değişkeni açısından katılımcıların yaş düzeyleri arttıkça, pozitif yönlü bir eğilim sergiledikleri gözlenmiştir. Eğitim durumu açısından eğitim düzeyi arttıkça negatif yönlü bir eğilimin varlığı gözlenirken, cinsiyet değişkeni penceresinden kadın katılımcıların, erkek katılımcılara göre daha pozitif bir düşünceye hakim oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Olan Performans, Finansal Olmayan Performans, Girişimcilik, Kurumsal Girişimcilik, Performans.

Finansal performansGirişimcilikKurumsal girişimcilik+3
Demet Ballık
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital asistanlara yönelik algıların tüketici kullanım niyeti üzerine etkisi

Bilgi çağındaki teknolojik gelişmeler sonucunda dijitalleşme kavramı ortaya çıkmış ve hem bireyler hem de işletmeler üzerinde oldukça etkili olmuştur. Değişen tüketim alışkanlıkları sonucunda işletmeler, dijital teknoloji araçlarını kullanarak tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalışmaktadır. Dijital pazarlamanın gelişmesiyle yeni uygulamalar ortaya çıkmıştır. İnsanlarla yazılı ya da sözlü olarak etkileşime girerek karşılıklı diyaloglar kurabilen yapay zekâ destekli dijital asistan uygulamaları hem tüketiciler hem de işletmeler tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında dijital asistanlara yönelik algıların tüketici kullanım niyeti üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada tüketicilerin tutum ve davranışlarını incelemek için teknoloji kabul modelinden yararlanılmıştır. Araştırma verileri, 400 katılımcının yer aldığı anket çalışması ile toplanmış olup SPSS 25.0 ve AMOS 22,0 programları kullanılarak tanımlayıcı istatistik analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Düzenleyici değişkenlerin test edilmesinde ise Process Macro yazılımı kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına bakıldığında algılanan kullanım kolaylığı, algılanan fayda ve sosyal etkinin kullanım niyeti üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden yalnızca yaş değişkeninin algılanan kullanım kolaylığı ve kullanım niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Chatbot
Ferdi Tonk
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Organize Sanayi Bölgesi firmalarında çalışan muhasebe meslek mensuplarının dijitalleşmeye yönelik algısı

Daha sonra doldurulacaktır.Bu tez, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'ndeki muhasebe meslek mensuplarının dijitalleşmeye yönelik algılarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme, muhasebe uygulamalarında köklü değişimlere neden olarak süreçlerin otomasyonunu ve verimliliğini artırmaktadır. Ancak, bu dönüşümün muhasebe meslek mensupları tarafından nasıl algılandığı ve kabul gördüğü konusunda literatürde sınırlı bilgi bulunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma, muhasebe meslek mensuplarının dijitalleşme sürecine ilişkin tutumlarını ve bu sürecin mesleki uygulamalara olan etkilerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nin, uluslararası bağlantıları ve hızlı dijitalleşme süreçleriyle dikkat çeken bir endüstri merkezi olması, bu çalışmanın önemini daha da artırmaktadır. Araştırma süresince nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve ilişkisel tarama modeli takip edilerek veri toplanmıştır. Çalışmada, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 154 muhasebe meslek mensubuna anket ve ölçek uygulanmıştır. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi anketi ve muhasebe meslek mensuplarının dijitalleşme algı ölçeği kullanılmıştır. Anket soruları, katılımcıların demografik bilgilerini; ölçek ise dijitalleşme hakkındaki bilgi düzeylerini ve dijitalleşmeye yönelik algılarını ölçmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistikler ve çeşitli analiz teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Özellikle, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, unvan, yaş ve mesleki kıdem yılı gibi değişkenler üzerinden dijitalleşme algısındaki farklılıklar analiz edilmiştir. Demografik özellikler incelendiğinde, katılımcıların büyük bir kısmının 30-45 yaş aralığında ve çoğunluğunun lisans mezunu olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları, muhasebe meslek mensuplarının dijitalleşme sürecine genel olarak olumlu baktıklarını, ancak bu sürecin bazı endişelere de yol açtığını ortaya koymaktadır. Katılımcılar, dijitalleşmenin iş süreçlerini kolaylaştırdığı ve verimliliği artırdığı konusunda hemfikir olmakla birlikte, yeterli eğitim ve teknolojik altyapının sağlanamaması durumunda bu sürecin zorluklar yaratabileceğini belirtmişlerdir. Ayrıca, yaş ve mesleki kıdem gibi faktörlerin dijitalleşme algısında belirleyici olduğu; genç ve daha az kıdemli meslek mensuplarının dijitalleşmeye daha açık oldukları saptanmıştır. Sonuç olarak, dijitalleşme sürecinin muhasebe meslek mensupları tarafından büyük ölçüde olumlu karşılandığı, ancak bu sürecin başarılı bir şekilde yönetilmesi için gerekli eğitim ve teknolojik altyapı yatırımlarının yapılmasının elzem olduğu sonucuna varılmıştır. Dijitalleşme, muhasebe mesleğinin geleceği için büyük fırsatlar sunmakla birlikte, bu sürecin getirdiği risklerin de etkin bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, meslek mensuplarının dijital dönüşüme uyum sağlamalarını desteklemek için sürekli eğitim programlarının ve uygun teknolojik altyapının sağlanması önerilmektedir. Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nin gelişen ve uluslararası bir endüstri merkezi olması, bu çalışmanın bulgularının genelleştirilebilirliğini artırmakta ve sonuçların ulusal ve uluslararası düzeyde dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır.

Muhasebe ve finansman eğitimi
Gülşah Geriş
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dönüşümsel liderliğin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisinde örgütsel güvenin rolü

Bu çalışmanın amacı, dönüşümsel liderlik (DL) ve alt boyutlarının örgütsel güven (ÖG) ve örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) üzerindeki etkisini ve DL ve alt boyutları ile ÖVD arasındaki ilişkide ÖG'nin aracı (mediator) rolünü incelemektir. Dönüşümsel liderlik, yapılan keşifsel faktör analizinde iki boyutta ortaya konmuş, analizlerde DL ve "karizmatik motivasyon" ile "geliştiren ilgi" adı verilmiş olan iki alt boyut bağımsız değişken olarak alınmıştır. Sonuçta, DL ve saptanan alt boyutları ile örgütsel güven ve ÖVD arasında pozitif ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan analizler, örgütsel güvenin dönüşümsel liderlik ve onun alt boyutlarının ÖVD'ye olan etkisinde kısmi olarak aracılık ettiğini (partial mediation) göstermektedir. Anahtar kelimeler: Dönüşümsel liderlik, örgütsel vatandaşlık davranışı, örgütsel güven, aracılık

Dönüşümcü liderlikLiderlikÖrgütsel güven+1
Sencer Özgür
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ücret, iş motivasyonu ve iş gören performansı ilişkisi: Kuşaklar bağlamında bir araştırma

Çalışma İzmir ve Denizli ili merkez ilçelerinde faaliyet gösteren beyaz yaka iş görenlerin ücret, iş motivasyonu ve iş performansı değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma evrenini oluşturan iş görenlerden anket tekniği ile veri toplanmıştır. Çalışmada yapılan analizler doğrultusunda değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması ve kuşaklar bağlamında incelenmesi hedeflenmiştir. Ulaşılan hedef sonucunda ücret, iş motivasyonu ve iş gören performansı değişkenleri arasında nasıl bir ilişki olduğu ve söz konusu ilişkinin kuşakların ortak payda özelinde gösterdikleri tutum ve davranışlardan nasıl etkilendiği görülmüştür. Bu ilişki neticesinde günümüzde birçok kuşağın bir arada çalıştığı örgütlerde ücret politikalarını belirlenmiş, iş görenlerin iş motivasyonlarını artırmak ve performanslarını artırabilecek tavsiyelerde bulunularak, örgütlerin sürekliliği ve verimliliğine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Türkçe literatürde aynı anda ücret, iş motivasyonu ve iş gören performansı değişkenlerini aynı anda kuşaklar bağlamında inceleyen bir araştırma bulunmamaktadır. Bahsi geçen bu yönü ile araştırmanın literatüre katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Ücret, iş motivasyonu, iş gören performansı, kuşak .

Fulya Aybüke Fişengi
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya kullanımının elektronik ağızdan ağıza iletişim ve satın alma niyeti üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi

Son yıllarda iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve internetin sunduğu kolaylıklar, sosyal medyayı tüketiciler için önemli ve cazip bir iletişim platformu haline getirmiştir. Kullanıcıların sosyal medya üzerinden iletişimi etkin bir şekilde sağlamaları, ağızdan ağıza iletişim kavramının sanal ortamda yer almasına olanak sağlamıştır. Sosyal medya aracılığıyla paylaşımda bulunan kullanıcılar, oluşturdukları içeriklerle tüketicilerin satın alma kararlarında etkili olmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı tüketicilerin sosyal medya kullanımları ile elektronik ağızdan ağıza iletişimin, satın alma niyeti üzerindeki etkilerinin tespit edilmesidir. Bu çalışmada hedonik ve faydacı motivasyon unsurları ile şekillenen sosyal medya kullanımı tartışılmaktadır. Araştırmanın evrenini Kırşehir ilinde ikamet eden sosyal medya kullanıcıları oluşturmaktadır. Belirli tarihler arasında kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen internetten alışveriş yapan 400 sosyal medya kullanıcısı ile iletişime geçilerek araştırma örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılacak olan veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanılmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda hedonik ve faydacı motivasyon unsurları ile şekillenen sosyal medya kullanımının, elektronik ağızdan ağıza iletişim ve satın alma niyeti üzerinde etkili oldukları belirlenmiştir. Ayrıca elektronik ağızdan ağıza iletişim, satın alma niyetini etkilemektedir. Tüketicilerin satın alma kararında en fazla etkilendikleri bilgi kaynağının, sosyal medya paylaşımları olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim, Faydacı ve Hedonik Motivasyon, Satın Alma Niyeti, Sosyal Medya.

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimSatın alma niyeti+1
Tuğba Köysüren
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal kaynak planlama sistemlerinin kurumsallaşma üzerindeki etkileri

Kurumsallaşma ve Kurumsal Kaynak Planlama Sistemleri akademik yazında ilgi gören iki konu olmasına rağmen iki başlık arasındaki birbirini etkileme düzeyleri yeterince incelenmemiştir. Araştırma, literatürdeki bu eksikliği gidermek üzere kurumsal kaynak planlama sistemlerinin kurumsallaşmanın üzerindeki etkilerini ölçmeyi amaçlamaktadır. DeLone ve McLean tarafından 2003 yılında güncellenen Güncellenmiş Bilişim Sistemleri Başarı Modeli referans alınarak araştırma modeli geliştirilmiştir. Modeli test etmek için geliştirilen ölçek ile hazırlanan anket çalışmasına aktif KKP kullanıcıları ile danışmanlar olmak üzere iki ana grup katılımcı dahil edilmiştir. Araştırmada bu iki grubun yanıtları incelenerek farklılık analizleri yapılmıştır. Farklılık analizlerin yanında demografik analizler de detaylı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerde özellikle KKP sistemlerinde üçüncü parti yazılım kullanımına yönelik literatüre katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma hipotezini test etmek üzere yapısal eşitlik modeli yöntem olarak kullanılmış ve çözümleme için SPSS ve AMOS programları tercih edilmiştir. Açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi uygulanıp model ile uyumu doğrulanan ölçekler kullanılarak ölçüm modeli oluşturulmuştur. Ölçüm modeline uygulanan yol analizi sonucunda kurumsal kaynak planlama sistemlerinin kurumsallaşma üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri teyit edilerek hipotezler desteklenmiştir. Ayrıca, aracı değişkenlerin aracılık etkileri incelenmiş ve kullanım faktörünün aracılık etkisinin anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir.

Tayfun Çaylan
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel bilgi paylaşımının bilgi güvenliği üzerine etkisinin incelenmesi

Günümüzde örgütler açısından bilgi, önemli üretim kaynakları arasında yer almaktadır. Örgütler bilgi paylaşımı yardımıyla bilgiyi açık ve kullanılır hale getirerek örgüt içerisindeki bölümlere hızla yaymaktadırlar. Gelişen dünyayla günümüzdeki örgüt yöneticileri bilgi paylaşımının önemini anlarken, bilgiyi daha etkin ve verimli bir şekilde kullanarak çalışanlarının bilgi paylaşımını artırmak istemektedirler. Örgütün bir parçası olarak bilgi paylaşımının yanı sıra iyi ve etkin yönetilebilen bilgi güvenliği kavramı da örgütlerin hayatına dâhil olmuştur. Örgütlerdeki bilgi paylaşımının nasıl ve ne şekilde olacağının bilgi güvenliği ile de yakından ilgili olduğu görülmektedir. Bu çalışmada; bilgi, bilgi yönetimi, bilgi paylaşımı ve bilgi güvenliği kavramları ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, özel öğretim kurumunda çalışan personelin bilgi paylaşım sürecine ilişkin tutumlarının, bilgi güvenliğine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve evreni temsil edecek örneklem yoluyla belirlenen özel öğretim kurumunda görev yapan 161 özel öğretim kurs merkezi çalışanı, 213 özel okul çalışanı olmak üzere toplam 374 eğitim çalışanı oluşturmaktadır. Tanımlayıcı nitelikte bir çalışma olup, nicel araştırma modeli kullanılmıştır. Veri toplama formunun ilk bölümünde katılımcılara yönelik demografik özellikler, ikinci bölümünde bilgi paylaşım ölçeği ve üçüncü bölümünde bilgi güvenliği ölçeği yer almaktadır. Verilerin analizinde, SPSS 16.00 paket programından yararlanılmıştır. Çalışmada, Kruskal Wallis Varyans testi ve Mann-Whitney U testi yardımıyla sosyo-demografik özelliklere göre bağımlı değişkenlerin farklılık gösterip göstermediği belirlenmiştir. Bilgi paylaşım ölçeği ile bilgi güvenliği ölçeği arasında ilişki olup olmadığını test etmek amacıyla Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada örgütsel bilgi paylaşım düzeyi ile bilgi güvenliği değişkeni arasında korelasyon analizi sonucunda, pozitif yönde orta düzeyde anlamlı (r= 0,406, p<0,01) bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel bilgi paylaşımı düzeyi ile bilgi güvenliği düzeyinin alt boyutları incelendiğinde bütün boyutlarda anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizi sonucunda, örgütsel bilgi paylaşım değişkenin bilgi güvenliği değişkeni üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür (R= 0,23, p<0,01). Araştırmanın bulgularına göre, örgütsel bilgi paylaşım düzeyinin bilgi güvenliğini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Sonuçlar, literatür destekli olarak yorumlanmıştır.

BilgiBilgi güvenliğiBilgi paylaşımı+1
Selma Baran
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarının afiliasyon uygulamasına yönelik tutumlarının araştırılması

Sağlık kurumlarında kullanılan işbirliği ve birleşme modellerinden birisi olan ve en güçlüsü olarak kabul edilen model afiliasyon uygulamasıdır. Afiliasyon; ortak amaçlara yönelik oluşturulan birliktelik ve olumlu bağlılık anlamına gelmektedir. Kurumlar arası işbirliği olarak ifade edilen afiliasyon, insan gücü ve alt yapıya yönelik kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılması amacıyla kurumların işbirliğine gitmesi olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde hastanelerde Afiliasyon uygulaması belirlenen yönetmelik ve protokol dâhilinde Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile Yükseköğrenim Kurumu'na bağlı üniversite hastaneleri arasında yapılmaktadır. Araştırmanın amacı, afiliye olmuş olan T.C. Sağlık Bakanlığı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi ve T.C. Sağlık Bakanlığı AİBÜ İzzet Baysal Eğitim Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarının afiliasyon uygulamasına yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Çalışmada nicel ve nitel yöntemler kullanılmak üzere karma araştırma yöntemine başvurulmuştur. Çalışmanın evrenini 2018-2019 yıllarında görev yapmakta olan T.C Sağlık Bakanlığı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 965 sağlık çalışanı, T.C Sağlık Bakanlığı AİBÜ İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ise 820 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel araştırma kapsamındaki veri toplama süreci; katılımcılar ile yüz yüze anket yapmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma; araştırmaya katılmayı kabul eden 415 sağlık personeli üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmada güvenilirlik analizi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek yönlü varyans analizi ve ki-kare testi yapılmıştır. Çalışmanın nitel araştırma kapsamındaki veri toplama süreci ise; katılımcılar ile derinlemesine görüşme yapmak suretiyle gerçekleştirilmiştir Çalışmanın nitel kısmında kartopu yöntemi kullanılmış olup toplam 16 kişi çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. İçerik analizinde bilgisayar destekli "Atlas. Ti" adlı nitel veri analizi programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda afiliasyon sisteminden memnuniyet düzeyinin hastaneler açısından farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi çalışanlarının memnuniyet düzeyinin Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi çalışanlarına göre; Sağlık Bakanlığı çalışanlarının memnuniyet düzeyinin üniversite çalışanlarına göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyo-demografik özellikler açısından incelediğinde ise; hastane, bağlı olunan kurum, öğrenim durumu, meslek ve aylık gelir ile ölçek puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilirken; cinsiyet, medeni durum, toplam çalışma süresi ve hastanedeki çalışma süresi ile ölçek puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Nitel araştırma kapsamında ise; katılımcılar tarafında afiliasyon ortak kullanım, işbirliği, karmaşa gibi terimlerle ifade edilmiştir. Bunun yanında afiliasyon uygulamasının çalışanlar ve kurum için avantajları belirtilirken daha çok dezavantajlarının üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak katılımcıların 6'sı afiliasyonu destekliyorum, 10'u ise desteklemiyorum cevabını vermiştir. Anahtar Kelimeler: Afiliasyon, Şirket Birleşmeleri, Hastaneler, Sağlık Çalışanları

AfiliasyonSağlık personeliÇalışanlar+1
Tuğçe Topçu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akademik personelin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının belirlenmesi

Bu çalışmanın temel amacı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde görev yapan akademik personelin, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının incelenmesidir. Karma araştırma yöntemlerinden sıralı açıklayıcı desen modelinin kullanıldığı bu çalışmada, öncelikle nicel araştırma kapsamında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde görev yapan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 222 akademik personel ile yüz yüze anket tekniği kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edilmiş ve bu verileri desteklemesi için nitel araştırma aşamasına geçilmiştir. Nitel araştırma kapsamında ise fenomenoloji deseni tercih edilmiş ve amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak belirlenen 20 akademik personel ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama amacıyla kullanılan ölçek ve yarı yapılandırılmış görüşme formları, literatürden ve uzman görüşlerinden faydalanılarak araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Nicel araştırmada kullanılan ölçekte 20 soru yer almaktadır. Ölçekteki sorulara verilen cevaplar 5'li Likert tarzında olup; 1- Kesinlikle katılmıyorum ve 5-Kesinlikle katılıyorum şeklinde derecelendirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS programına yüklenmiş ve toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılıma uygunluk testi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Nitel araştırmada kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formunda ise açık uçlu 11 soru yer almaktadır. Katılımcıların izinleri doğrultusunda görüşmeler ses kaydına alınmış ve çalışmada katılımcılara birer takma isim verilmiştir. Katılımcılar ile yapılan görüşmelere içerik analizi yapılmış, 3 tema 6 alt tema ve 155 kod oluşturulmuştur. Yapılan karma araştırma sonucunda akademik personelin Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde yürütülen kalite çalışmalarına yönelik düşünce ve tutumlarının bazı yönlerinin olumsuz bazı yönlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular neticesinde kalite çalışmalarıyla ilgili daha fazla eğitim verilmesi ve tam katılımın sağlanması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Akademik personelKaliteKalite geliştirme+3
Oğuzhan Bozbayır
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yalın üretim kapsamında kanban sistemi tasarımı

Günümüzde küreselleşen işletmelerin sayısının ve rekabetin artmasıyla; işletmeler başarılı olabilmek için verimlilik ve maliyet faktörleri üzerinde durmaktadırlar. Yalın Üretim uygulamaları ile işletmeler en kısa sürede, düşük maliyetle yüksek kaliteli bir üretim sistemi geliştirmeyi hedeflemektedir. Kanban sistemi; üretim ve malzeme akışlarının kontrollü bir şekilde ilerlemesini sağlamaktadır. Bu sistemin uygulanması ile ürün ve bilgi akışı birlikte ele alınarak farklı bir stok yönetimi gerektirmeden yalın üretim gereklerine ulaşılır. Bu çalışma, bisiklet üretimi yapan bir fabrikada kanban sisteminin tasarımını içermektedir. Kanban uygulaması ile zaman tasarrufunun hesaplanması amaçlanmıştır. Bu çalışmada; kanban çekme bilincini oluşturmak üzere, SIPOC çevrimi, FMEA, balık kılçığı diyagramı ile süreç tanımlanmıştır. Kanban uygulaması için gerekli kanban sayısı hesaplanarak maliyetler incelenmiştir. Lojistikte yalın yaklaşım esas alınarak tedarikte milkrun uygulaması incelenmiştir. Araştırma kapsamında, mevcut durum incelendiğinde; depodan ilgili bölümlere parça akışında iyileştirilmeler yapılması gerektiğine karar verilmiştir. Yalın üretim sistemlerinde en önemli kavramlardan birisi israftır. Kanban sistemi sayesinde işlem israfının ve hareket israfının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bu tip işlemler ürüne değer katmamaktadır tersine maliyet katmaktadır.

Rozet Polıtı
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların yönetim kurullarındaki kadın üye varlığı ile firma kârlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı 2012-2017 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların yönetim kurullarında yer alan kadın üye varlığı ile firma kârlılığı arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Analiz sonuçlarına göre yönetim kurullarındaki kadın üye oranı ile kadın üye varlığının, firma kârlılığı ile arasında anlamlı bir ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgular, farklı modeller ve değişkenler kullanılması durumunda da benzerlik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul, Firma Kârlılığı, Kadın Yönetim Kurulu Üyeleri, Cinsiyet Çeşitliliği.

Borsa İstanbulFirma performansıHisse senetleri+3
Nihan Yurt
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan örgütsel politikanın ölçümüne yönelik bağlama uygun bir ölçek geliştirme çalışması

Hayatımızın her alanında, sosyal bir canlı olarak katıldığımız her ortamda politik etkilere maruz kalır ya da diğerlerini maruz bırakırız. Politikanın yönetilebilmesinin en önem kazandığı yerler şüphesiz kurumsal örgütlerdir. Yönetim araçlarının belirlenmesi için öncelikle algılanan örgütsel politikayı tespit edecek doğru ve güvenilir test araçlarına ihtiyaç vardır. Araştırma aşamasında; ulusal yazında örgütsel politika algısı ile ilgili taranan tezlerde genellikle aynı ithal ölçeğin farklı biçimlerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Deniz Dirik ve Hakkı Okan Yeloğlu tarafından 2020 yılında yapılan meta-analiz çalışmasında, algılanan örgütsel politikanın ardılları üzerinde yapılan incelemelere göre, içinde bulunduğumuz toplum yapısı, kültür ve dil özelliklerini de kapsayan bir ölçek geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Kapsamlı bir geçmiş yazın taramasının ardından, politika konusu detaylıca incelenerek ölçümsel süreçlerin ulusal ve uluslararası yazında seyri ortaya konulacaktır. İhtiyaç analizinin ardından yeni bir ölçek geliştirme adımları izlenerek, ulusal araştırmacıların kendi dilinde, toplum ve kültür yapısına uygun, güvenirlilik ve geçerliliği onaylanmış yeni bir ölçeğe sahip olması amaçlanmaktadır.

Anıl Karter
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal yönetim ihlalleri sonucu yaşanan skandallar: Örnek olay incelemeleri

Bu çalışma, küresel ölçekte büyük yankı uyandıran finansal skandalları kapsamlı bir şekilde incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Enron, WorldCom, Parmalat, Royal Ahold, Satyam, Kanebo, Global Crossing, HealthSouth, Lehman Brothers, İmarbank ve Demirbank gibi skandallar, yalnızca ilgili şirketlerin değil, yatırımcıların, düzenleyici kurumların ve kamuoyunun da güvenini sarsmak, finansal kırılganlığı artırmak gibi önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu vakalar, finansal raporlama süreçlerindeki ihlallerin, kurumsal yönetim zafiyetlerinin ve yetersiz kontrol mekanizmalarının kurumsal-ekonomik ortamda nasıl ciddi krizlere yol açabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Çalışmada, finansal skandalların ortaya çıkış nedenleri, uygulanan hile yöntemleri, kurumsal yönetim mekanizmalarındaki eksiklikler ve şirket kültürünün bu süreçlerdeki rolü sistematik bir biçimde ele alınmıştır. Bu kapsamda, her bir vaka olayın gelişim süreci, tarafların etkilenme biçimleri ve doğurduğu sonuçlar açısından değerlendirilmiş, ayrıca ortak özellikler ve farklılıklar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Böylece hem geçmişte yaşanan skandalların anlaşılması hem de gelecekte benzer krizlerin önlenmesine yönelik çıkarımların ortaya konması amaçlanmıştır. Bu araştırma, vaka analizi yöntemi esas alınarak yürütülmüştür. Her bir skandal, kendi dinamikleriyle incelenmiş, literatürdeki akademik çalışmalar, resmi raporlar ve güvenilirliği kabul görmüş araştırma yayınlarından elde edilen bilgiler ışığında yorumlanmıştır. Bu yöntem sayesinde, çalışma yalnızca tarihsel olayların aktarımıyla sınırlı kalmayıp, kurumsal yönetim ve finansal raporlama uygulamaları açısından derinlemesine incelenmiştir.

Öznur Mert Çiftçi
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşletmelerde dijital muhasebe bilgi sistemlerinin kullanımı ve etkinliğinin ölçülmesi: Manisa OSB'de bir araştırma

Son yıllarda hızlı gelişen teknoloji ve küreselleşme, işletmelerin daha çok rakiple daha fazla rekabet etmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu rekabetin en önemli etmenlerinden biri bilgi ve bilgi sistemlerinin verimli ve etkin kullanılmasından geçmektedir. Muhasebe, işletmenin faaliyetlerini yürütmesinde en önemli bilgi sağlama yönetim aracıdır. Karar vericiler doğru, etkili ve zamanında kararlar vermek için muhasebe bilgilerini kullanırlar. Bu kararlara ilişkin olarak kullanılacak olan muhasebe bilgilerinin doğruluğunu ve güvenilirliğinin sağlanması en önemli konudur. Doğruluğu ve güvenilirliği sağlanmış muhasebe bilgisi, alınan kararların etkin olmasını sağlamaktadır. Muhasebe bilgi sistemleri, kurumsal ürün ve hizmetlerin finansal hesaplamaları, kurumsal verimlilik, varlıklar, kaynaklar, kurumsal mali durum, ödeme gücü sermaye yapısı, borç arama ve ödeme gücü, alacak hesapları, envanter, satış vb. birçok hususu etkiler ve bu işlemler için devamlı bir süreç gerçekleştirir. Muhasebe bilgilerinin karar almayı etkilediği en temel alandır. Buna göre muhasebe bilgilerinin kurumsal karar almayı veya karar verme sürecini etkilediği söylenebilir. Muhasebe bilgileri iş hedeflerini belirlemek, işletmedeki çalışanların ve iş birimlerinin performansını değerlendirmek, yönetim kararları almak ve yeni üretim hatlarının tanımlanıp tanımlanmayacağına karar vermek için kullanılır. Muhasebe bilgi sistemleri teknolojik gelişmeler ve yazılım sektöründeki hızlı ilerlemelerden dolayı dijitalleşmeye başlamıştır. Özellikle kamu kurumlarının dijitalleşme adımlarıyla birlikte iş dünyasında da hızlı bir dijital dönüşüme gidilmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak dijital muhasebe bilgi sistemleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmayla, dijital muhasebe bilgi sistemlerinin konularını incelemek ve etkinliğini ölçmek amaçlanmaktadır. Bu kapsamda bilgi sistemleri, muhasebe bilgi sistemleri ve dijital muhasebe bilgi sistemleri hakkında bilgiler verildikten sonra, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdüren işletmelerde kullanılan dijital muhasebe bilgi sistemi uygulamalarının etkinliğini ölçemeye çalışan bir model geliştirilmiştir. Araştırmada nitel veri toplamada kullanılan tekniklerinden biri olan anket kullanılmıştır. Çalışma tek boyutlu üç ölçekten oluşmaktadır. Bu ölçekler; sistem kalitesi ölçeği, bilgi kalitesi ölçeği ve faydalılık ve kullanışlılık ölçeğidir. Araştırmada verilerin analizinde ilk olarak tamamlayıcı istatistikler yapılmıştır. Sonrasında açıklayıcı faktör analizi, yol analizi ve araştırmanın doğrulanması için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre dijital muhasebe bilgi sistemlerinin sistem kalitesinin, bilgi kalitesinin ve faydalılık ve kullanışlılığının işletmelerin etkinliğinde olumlu katkı yaptığı ortaya konmuştur.

Muhasebe bilgi sistemleri
Bahadır Bilge Aycan
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital dönüşüm olgunluk olgusu üzerine bibliyometrik bir analiz ve bir ölçek geliştirme

İnsanların ve işletmelerin, hızlı teknolojik değişimlere ayak uydurabilmesi için bu gelişmelere uyum sağlaması ve dijital dönüşümünü gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dijital dönüşüm ve dijital olgunluk kavramlarının anlaşılması, uluslararası yazında bu konularla alakalı çalışmaların belirlenmesi ve bu konularla alakalı trendlerin belirlenmesi elzem bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, dijital dönüşüm olgunluk olgusuna ilişkin bibliyometrik bir analiz gerçekleştirmek ve dijital dönüşüm olgunluk ölçeği geliştirmektir. Çalışmada öncelikle Web of Science veri tabanı kullanılarak Moher vd. (2009)'nin PRISMA yöntemine dayalı sistematik bir literatür taraması gerçekleştirilmiş, dijital dönüşüm ve dijital olgunluk kavramlarına odaklanılmıştır. Sistematik literatür taraması sonucunda elde edilen 521 makale Vosviewer programı ile bibliyometrik analiz kullanılarak haritalanmıştır. Bu çalışmada araştırmacılar arasındaki işbirlikleri incelenecek ve atıf analizleri kullanılarak araştırmacıların ve dergilerin bilimsel çıktıları ayrı ayrı değerlendirilecektir. Bu analizlerin temel sınırlılığı yalnızca Web of Science veri tabanındaki veriler kullanılarak gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bibliyometrik analiz kapsamında eş-yazar analizi, anahtar sözcüklerin eş-oluşum analizi, belge atıf analizi, kaynak eşleştirme analizi ve eş-atıf analizi, atıf yapılan referans, atıf yapılan yazar ve atıf yapılan kaynak olmak üzere toplam 7 analiz uygulanmıştır. Dijital dönüşüm ve dijital olgunluk üzerine ilk çalışma 2006 yılında yapılmış olup, son zamanlarda ilgili çalışmalarda artış görülmüştür (2023'te 127 makale; 2024'te 144 makale). En yüksek bağlantı gücüne sahip eş-yazarlar Foroudi ve Pantea, ardından Ritala ve Paavo, Paul ve Justin ve Giones ve Ferran'dır. En çok atıf alan eş-yazarlar Broekhuizen ve Thijs, Dong ve John, Verhoef ve Peter ve Bart ve Yakov'dur. Uluslararası literatürde en sık kullanılan anahtar kelime "dijital dönüşüm"dür. Dijital olgunluk kavramıyla birlikte, özellikle son zamanlarda çalışmalarda artan diğer ilişkili kelimeler sırasıyla "inovasyon", "performans" ve "dinamik yetenekler" kavramları olarak belirlenmiştir. Dijital olgunluk üzerine yapılan çalışmalara yapılan atıfların analizimizde Verhorf'un (2021) çalışması öne çıkmaktadır. Verhorf'u (2021) sırasıyla Warner (2019), Zhu (2006), Peng (2022) ve Li (2020) takip etmektedir. Çalışmamızın ikinci kısmı, dijital dönüşüm olgunluk ölçeğinin oluşturulması olarak belirlenmiştir. Literatürdeki dijital olgunluk çalışmalarında en sık kullanıldığı belirlenen kültür, organizasyon, strateji, bilgi teknolojileri, teknoloji kaynakları, müşteri ve tedarik zinciri boyutlarına ilişkin 76 maddelik ifade havuzu oluşturulmuş ve bu ifadelere yönelik kapsam geçerliği çalışması yürütülmüştür. Kapsam geçerliği sonucu, gerekli nicel değerleri sağlamayan 29 madde çalışmadan çıkarılarak kalan 47 madde üzerinden bir uygulama gerçekleştirilmiştir. 330 katılımcıyla gerçekleştirilen uygulama bulgularına açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulanmış, 32 madde ve 4 boyuttan oluşan dijital dönüşüm olgunluk ölçeği elde edilmiştir. Son olarak, AFA sonrası geliştirilen 32 maddelik dijital dönüşüm olgunluk ölçeğine doğrulayıcı faktör analizi yapılarak, ölçeğin yapı geçerliği kanıtlanmıştır.

Dijital olgunlukDijitalleşmeOlgunluk+2
Hakan Has
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımsız denetim sürecinde denetçilerin denetim riskine yönelik yaklaşımlarının araştırılması

Denetim riski, finansal tabloların önemli yanlışlık içermesine rağmen bağımsız denetçilerin bu tablolara olumlu görüş verme olasılığıdır. Bağımsız denetimin makul güvence sağlaması, denetim riskinin düzeyine bağlıdır. Bu sebeple bağımsız denetçilerin finansal tablolara makul güvence sağlaması için denetim riskinin kabul edilebilir düşük bir düzeyde tutulması gerekir. Çalışmanın temel amacı, bağımsız denetim riskine karşı hem bağımsız denetim kuruluşlarının hem de bu kuruluşlarda görev yapan bağımsız denetçilerin almış olduğu önlemleri ortaya koymak ve bağımsız denetim riskini azaltmaya yönelik gerçekleştirdikleri faaliyetleri tespit etmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bağımsız denetçilerle yüz yüze görüşmeler yapılarak, elde edilen bulgular Atlas.ti programı kullanılarak analiz edilmiştir. Denetim riskini azaltmak için öncelikle bağımsız denetim kuruluşlarından müşteri kabul politikalarına göre yapısal risk ve kontrol risk düzeyi düşük müşterileri kabul etmeleri beklenir. Ancak çalışmadan elde edilen bulgular, bağımsız denetim kuruluşlarının müşteri kabulünde denetim ücretinin ön planda olduğunu göstermiştir. Bağımsız denetim kuruluşları kâr amacı güden kuruluşlar arasında yer almalarından dolayı riski yüksek olsa da yüksek ücret vermeyi kabul eden müşterilerin denetimini yapmayı kabul edebilmektedir. Bağımsız denetim kuruluşlarının denetim riskini minimize etmek amacıyla; yüksek riskli müşteriler için deneyimli, mesleki şüpheciliği yüksek ve mesleki yargısı kuvvetli bir denetim ekibi oluşturmaya özen gösterdiği tespit edilmiştir. Risk düzeyi arttıkça, daha detaylı incelemeler yaptıkları, test sayısını, örneklem sayısını, kanıt sayısını hatta denetçi sayısını artırdıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada aynı zamanda yapısal risk ve kontrol risk düzeyinin müşterinin faaliyet gösterdiği sektöre göre değiştiği ve yüksek tutarlı hesapların daha yüksek risk taşıma potansiyeline sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bağımsız denetimin risk unsurları arasında en çok dikkat edilmesi gereken riskin bulgu riski olduğu ve bulgu riskini düşürmek için de en önemli görevin bağımsız denetçilere düştüğü ortaya çıkmıştır. Bu açıdan da bağımsız denetçilerin devamlı eğitime tabi tutulmaları, alanlarında uzmanlaşmaları ve mesleki etik ilkelere bağlı kalmaları büyük öneme sahiptir. Çalışmadan elde edilen bir diğer önemli bulgu, denetlenen kuruluşun iç kontrol sisteminin varlığı ve etkinliği ile kuruluşun açtığı veya kuruluşa karşı açılan büyük tutarlı davaların denetim risk düzeyini etkileyen faktörlerin başında gelmesidir. Bağımsız denetçiler tarafından Türkiye'de yapılan bağımsız denetimlerin denetim riski düzeyi genel olarak orta-yüksek arasında olduğu ileri sürülmüştür. Bunun temel sebebi ekonomik yapının istikrarlı olmaması olarak değerlendirilmiştir. KGK'nın kurulması ve denetim kuruluşlarına ve denetçilere uygulanan yaptırımların artmasıyla birlikte denetim risk düzeyinin azaldığı ve denetimlerin güvenilirliğinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetçi, Bağımsız Denetim, Bağımsız Denetim Riski, Denetim Riski Düzeyi, Denetim Riski Unsurları

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıDenetim+2
Serap Gökbayrak
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lider–üye etkileşiminin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracılık rolü: Bir zincir perakende işletmesi üzerine araştırma

Rekabet koşullarının arttığı günümüzde örgütler rakipleri tarafından taklit edilmesi güç olan örgüt içi yapılarına yönelmişlerdir. Bu noktada, liderin çalışanları ile olan etkileşimi, örgüt içerisinde çalışanlar tarafından algılanan örgütsel destek ve örgüt başarımına etki eden örgütsel vatandaşlık davranışı gibi unsurlar oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; lider - üye etkileşimi, algılanan örgütsel destek ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkileri belirlemek ve lider - üye etkileşiminin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracılık etkisini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda benzer konularda daha önce yapılmış olan araştırmalar incelenerek araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırmamızda bağımsız değişken lider - üye etkileşimi, bağımlı değişken örgütsel vatandaşlık davranışı aracı değişken ise algılanan örgütsel destek olarak belirlenmiştir. Araştırma modelimize uygun hipotezler geliştirilmiştir. Araştırmamızda yer alan hipotezlerin sınanması amacı ile veri toplama araçları arasından anket yöntemi uygulanmıştır. Bu kapsamda Türkiye ' de Adana ve Mersin illerinde mağazaları bulunan yerel bir zincir perakende işletmesinde çalışan toplam 500 katılımcıya anketler dağıtılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler güvenirlik analizi, doğrulayıcı faktör analizi, normallik testi, regresyon analizleri ve aracılık testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre; lider - üye etkileşimi ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif anlamlı bir ilişki, lider - üye etkileşimi ile algılanan örgütsel destek arasında pozitif anlamlı bir ilişki, algılanan örgütsel destek ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca lider - üye etkileşiminin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisinde algılanan örgütsel desteğin aracılık etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Lider - üye etkileşimi, algılanan örgütsel destek, örgütsel vatandaşlık davranışı

Algılanan örgütsel destekLider-üye etkileşimiPerakende satış işletmeleri+5
Özlem Atakay
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal yönetim uygulamalarının kâr dağıtım politikasına etkisi: BİST'de bir uygulama

İşletmelerin kâr dağıtım politikasına ilişkin kararlarının nakit akışlarını, piyasa değerlerini ve dolasıyla ortakların refahını etkileyip etkilemediği çok tartışılan konulardan biridir. Araştırmacılar işletmelerin kâr payı dağıtım politikası davranışlarının arkasında yatan faktörleri analiz ederken farklı sonuçlara ulaşmışlardır. İşletmenin sahiplik yapısı (sahiplik bileşimi, yabancı sahiplik, yöneticinin sahipliği), kârlılığı, büyüklüğü, riskliliği, kurumsal yönetim uygulamaları, likiditesi, büyüme (yatırım) olanakları, ilgili ülkedeki vergilendirme uygulamaları ve yasal düzenlemeler araştırmalarda kâr dağıtım politikasına etkileri incelenen faktörlerdir. Literatürde bu faktörlerin kâr payı politikasına etkisini farklı ülke, sektör ve işletmeler özelinde ele alan çalışmalara sıkça rastlanmaktadır. Daha çok gelişmiş ülkeler için yapılan bu çalışmalar, son yıllarda gelişmekte olan ülkeler için de artmaktadır. Gelişmekte olan ülkelere yatırımcı ilgisinin artması, bu ülkelerdeki kâr payı dağıtım politikalarının incelenmesi gereğini doğurmuştur. Bazı araştırma sonuçlarına göre; işletmelerin kâr payı dağıtım politikasını belirleyen faktörlerden biri de işletmelerin belirli kurallar çerçevesinde faaliyet göstermesini sağlayarak verimliliklerini arttırmayı ve işletme paydaşlarının (hissedarlar, yatırımcılar, alacaklılar, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve diğerleri) çıkarlarını korumayı hedefleyen kurumsal yönetim uygulamalarıdır. Bu çalışmada, işletme ile paydaşları (öncelikle hissedarlar ve yatırım yapanlar) arasındaki ilişkileri tüm yönleriyle ele alan kurumsal yönetim uygulamalarının, işletme paydaşlarını da doğrudan etkileyen kâr dağıtım politikasına etkisi belirlenmeye çalışılacaktır. Bu kapsamda hisse senetleri Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören ve kurumsal yönetim derecelendirmesi yaptıran bazı işletmeler, 2009-2017 yıllarını kapsayan 9 yıllık dönem için panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada işletmelerin kâr dağıtım politikasını temsil eden kâr payı dağıtım oranı bağımlı (açıklanan) değişken olarak belirlenmiştir. Çalışmanın bağımsız (açıklayıcı) değişkeni ise kurumsal yönetim derecelendirme notudur. Çalışmada kontrol değişkeni olarak firma büyüklüğü ve firma kârlılığı kullanılmıştır. Panel veri analizinin uygulandığı çalışmanın sonuçlarına göre; kurumsal yönetim derecelendirme notunun ve kontrol değişkeni olan firma kârlılığının, firma kâr payı dağıtım oranı üzerinde anlamlı ve pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Kontrol değişkenlerinden firma büyüklüğünün ise istatistiki olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Kâr dağıtım politikası, kurumsal yönetim, panel veri analizi, Borsa İstanbul, kâr payı ödemesi.

Borsa İstanbulHisse senetleriKar dağıtım politikaları+4
Yeşim Şendur
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışanlarda örgütsel adalet algısının, örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Sasa Polyester Sanayi A.Ş. uygulaması

Günümüz rekabetçi iş dünyasında rekabetçi olabilmek için en uygun çalışanı bulmak, en yüksek verimi sağlamak ve bu iş gücünü sürdürebilir olarak korumak oldukça önemli hale gelmiştir. Gününün ciddi bir zaman dilimini çalışma alanlarında geçirmek, kişilerde bireyselden çok örgütsele yönelen tutumun gelişmesini sağlamaktadır. Ortak kullanım alanlarında beraber bulunmak, adil şartlar altında çalışmak, karşılıklı kurulan iyi ilişkiler ve çalışanlarda kendini bütünün bir parçası şeklinde görme hissiyle örgütsel bağlılık bilinci oluşmaktadır. Bu çalışmada örgütsel adalet değişkenlerinin alt boyutları; dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, kişilerarası adalet ve bilgisel adaletin; örgütsel bağlılık değişkenlerinin alt boyutları; duygusal bağlılık, normatif bağlılık ve devam bağlılığı üzerine olan etkisi incelenmektedir. Örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık değişkenlerinin demografik değişkenler ile ilişkisini incelemek için Adana ilinde faaliyet gösteren Sasa Polyester San. AŞ. Çalışanları üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Örgütsel adalet değişkeninin örgütsel bağlılık değişkeni üzerindeki etkisini test etmek üzere veriler analiz edilmiştir. Analizlerin sonuçları örgütsel adaletin örgütsel bağlılığı pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği görülmüştür. Ayrıca araştırma değişkenleri ile demografik faktörler arasında bazı anlamlı farklılaşmalar belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, örgütsel bağlılık, üretim işletmesi

ÇalışanlarÖrgütsel adaletÖrgütsel bağlılık+2
Atakan Ant
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A research on transformational leadership and institutionalization correlation

Transformational Leadership is a style of leadership which has effective role on creating difference among subordinates and companies. This difference is valuable and positive for both subordinates and ultimate goals of the company. Meaningful changes have influence on the sense of identity. Institutionalization is a process that is necessary for companies to cope with challenges resulted from changes at business environment. In order to ensure their durability and to provide competition advantages, companies should follow some critical policies. Institutionalization is one of the most remarkable tools between those policies. Institutionalization deals with integration of the existing norms, values and patterns with new ones. Firms may already have rules, norms, standards or procedures; however, creating and realizing them independently from people is possible only with institutionalization. However, institutionalization cannot be developed without a reason; a leading person with enough qualifications for organizing and affecting employees can lead it. Who is this leading person? What are qualifications and necessities of her/him? May it be transformational leader? The study consists of six chapters. The first chapter is Introduction part that includes abstract, Turkish summary, preface, and table of contents, list of figures and list of tables. Following sections begin with literature review. First of all, Leadership with its history, theories and types was handled as the second chapter. The third part is about Transformational Leadership with sub-sections such as historical background and dimensions. Then, Institutionalization was studied as the fourth chapter while Research Methodology and Hypothesis part constitutes the fifth chapter. The last but not the least, the sixth chapter is the Conclusion and Recommendations part. The main purpose of the study is to examine whether there is correlation between transformational leadership and institutionalization. Correlation between Transformational Leadership and Institutionalization was analyzed via questionnaires. Sample group of the study is companies in the Adana Hacı Sabancı Organized Industrial Zone. By January 2018, 354 firms were taken into consideration and all of them included to the study. The survey was created at an online platform and its link was delivered to the participants via e-mail. E-mail addresses of the institutions were obtained from the website of the Industrial Zone and also personal linkages were used in order to establish a connection with authorities. One respond was accepted from each participant institution. 190 replies gathered at the database. 155 of them accepted as valid and used for analyzes. Those 155 participants were visited physically in order to provide and guarantee healthy replying process. Data obtained from the surveys was used to perform various analyzes in order to test accuracy of the hypothesis by using SPSS (Statistical Package for the Social Sciences). There are many hypothesis based on dimensions of two variables or demographic data of the participants. The Thesis was mainly constituted on the claim of meaningful relation between transformational leadership and institutionalization and the results of the analyses demonstrate that transformational leadership has a considerable effect level (more than 50%) at institutionalization of companies. Key Words: Leadership, types of leadership, transformational leadership, institutionalization, dimensions of institutionalization.

Transformational leadershipLeadershipLeadership models+1
Duygu Ayata Varak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orijinal ve taklit ürün satın alma niyetine etki eden faktörlerin incelenmesi

Kökeni eski medeniyetlere kadar dayanan lüks kavramı ve beraberinde doğan taklit ürün kavramı günümüz dünyasında oldukça geniş bir pazara hitap etmektedir. Orijinal yani hakiki lüks markalı ürün tüketicisi ile bu ürünlerin taklitlerini satın alan ve kullanan tüketiciler bu tezin ana kütlesini oluşturmaktadır. Çalışmayla tüketicilerin orijinal markalı lüks ürün ve taklit ürün satın alma niyetine etkileyen faktörler incelenmiştir. Çalışma sonucunda, ekonomik faydanın ve hedonik faydanın taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Hedonik faydanın lüks ürünlerin orijinallerini satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi varken, finansal riskin de orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi vardır. Finansal risk ve performans riskinin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Performans riskinin orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi vardır. Sosyal riskin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde negatif yönlü bir etkisi bulunurken, orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Materyalizmin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi varken, orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde de pozitif bir etkiye sahiptir. Kamusal benlik bilincinin lüks ürünlerin orijinallerini satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Orijinal ürün, taklit ürün, orijinal ürün satın alma, taklit ürün satın alma, lüks, ekonomik fayda, hedonizm, algılanan risk, materyalizm, kamusal benlik bilinci

HedonizmSatınalmaSatınalma davranışı+2
Gülay Güler
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin yönetim kurulundaki kadın üyelerin firma riskine etkisi

Bu çalışmanın amacı; Borsa İstanbul'da hisse senetleri işlem gören firmaların yönetim kurullarındaki kadın üyelerin firma riskine olan etkisini incelemektir. Çalışmada, 2012-2016 dönemleri arasında Borsa İstanbul'da işlem gören finansal olmayan şirketler gözlemlenmiştir. Şirketlerin risk göstergeleri olarak, sistematik risk ölçütü beta ile finansal kaldıraç oranı kullanılmıştır. İncelenen şirketlere ait verileri test edebilmek amacıyla çalışmada, havuzlanmış regresyon ve sabit etkiler modelleri kullanılmıştır. Yapılan araştırma ve testler sonucunda, yönetim kurullarında bulunan kadın üyelerin firma riskine etkisinin olmadığı saptanmıştır. Kurumsal Yönetim, Yönetim Kurulu Yapısı, Kadın Yönetim Kurulu Üyeleri, Firma Riski

Borsa İstanbulFinansal riskKadın yöneticiler+6
Mehmet Gözel
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel olarak finansal okuryazarlık ve İslami finansal okuryazarlık: Adana ili'nde bir araştırma

Finansal açıdan bakıldığında okuryazarlık, para ve sermaye piyasaları hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapabilme, tasarruf sahibi olma ve hatta doğru yer ve zamanda yatırımlar yapabilme gibi durumlar iken ''islami finansal okuryazarlık'' kavramı da bütün bu kavramların yanısıra her şeyden önce İslami inanca sahip olma, bu inanç üzerine yaşantısını sürdürebilme ve aynı zamanda da para ve her türlü maddi iş ve işlemlerinde İslami kuralları gözetip o kurallara göre hareket etme; aynı zamanda İslami finansal kavramlara yönelik bilgi sahibi olma ve hatta bunları kullanabilme yetkinliği olarak değerlendirilebilir. İslami finans piyasaları özellikle 1980'lerin başında Türkiye'de ve daha da öncesinde dünya çapında uygulamaya konulmuş bir sistem olup, para ve sermaye piyasalarında İslami kural ve şartlara göre iş ve işlem yapmak isteyen kişi ve kurumlara altyapı sağlayan aracı kurumların barındırıldığı bir sistemdir. Gelişmeye son hızla devam eden bu sistem, özellikle İslam ülkelerince ilgi görmekte ve bu bağlamda araştırmaya değer bir konu olarak ele alınabilmektedir. Türkiye'de bir çok ilde, özellikle üniversiteler bazında yapılan birkaç çalışmada finansal ve İslami finansal okuryazarlık kavramları incelemeye alınmış ve kişilerin bilgi, tavır, tutumları finansal boyutta araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarda genel olarak finansal okuryazarlık düzeyi ortalama seviyelerde bulunmuş, erkek öğrenci ya da katılımcıların kadınlara görece bilgi düzeylerinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle belirli kitleleri hedef almak isteyen kişi ve kurumlarca bilgi/veri olarak görülüp kullanılabilecek birer kaynak teşkil etmektedir. Dünya çapında finansal okuryazarlıkla alakalı çalışmalar mevcuttur, bunların arasında önem kazanmış olan bir çalışma, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından 12 ülkeden katılım yapan vatandaşlar üzerine uygulanmış, finansal bilgi, finansal davranış ve finansal tutumları gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, Adana ili içerisinde yaşayan farklı yaş ve meslek gruplarından katılımcılardan oluşan bir anket üzerinden araştırma yapılmış ve bulgular incelenmiştir. Anket çalışmasının yapıldığı dönem, Mart 2019 – Mayıs 2019 arasındadır. Çalışma sonuçlarına göre, katılımcıların genel anlamda finansal bilgileri sıklıkla kullandıkları finansal ürünler olan kredi/banka kartı ve mevduat hesabı gibi finansal ürünler hakkında yüksek olmakla birlikte, kadın katılımcı sayısı daha fazla olmuştur, erkek katılımcıların bilgi düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca ankete katılan bireyler finansal bilgi konusunda önce çevresine ve banka personellerine danışmaktadır. Çalışmada ayrıca islami finansal okuryazarlık konusu da incelenmiş olup, katılımcılarda genel olarak islami finansal okuryazarlık düzeyleri son derece düşük bulunmuştur. Katılımcıların faiz konusundaki inanca yönelik algısı, faizin haram olmadığı şeklinde tespit edilmiştir. Çalışmada cinsiyet faktörü ile ankette sorulan sorular üzerinde anlamlı farklılık oluştuğu, meslek ve yaş faktörü ile anket soruları üzerinde ise anlamlı bir farklılık oluşmadığı gözlemlenmiştir.

AdanaEkonomi okuryazarlığıFinansal okuryazarlık+4
Toprak Ferdi Karakuş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Algılanan örgütsel politikanın örgütsel güven ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Türkiye-Romanya karşılaştırması

Bu çalışmanın amacı, Ankara ve Bükreş şehirlerinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarının örgütsel politika algılarının, örgütsel güven düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini ne şekilde etkilediğini ortaya koymak ve araştırmaya konu olmuş iki farklı kültüre mensup çalışanlar arasında bir karşılaştırma yapmaktır. Araştırmanın Türkiye örneklemini, Ankara şehrinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanları (n=407) oluşturmaktadır. Araştırmanın Romanya örneklemini ise Bükreş şehrinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanları oluşturmaktadır (n=402). Bu çalışmada veriler, Kacmar ve Ferris (1991) tarafından geliştirilen, Yeliz Mohan Bursalı (2008) tarafından Türkçe'ye çevrilen Örgütsel Politika Algısı Ölçeği, Omarov (2009) tarafından çeşitli yabancı ölçekler aracılığıyla oluşturulan Örgütsel Güven Ölçeği, Wayne, Shore ve Linden (1997) tarafından geliştirilen, Küçükusta (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan İşten Ayrılma Niyeti Ölçeğinden oluşan bir anket yardımıyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler, keşfedici faktör analizi, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; örgütsel politika algısının genel politik davranışlar ve çalışma arkadaşlarının davranışları boyutları hem Türkiye hem de Romanya örneklemlerinde örgütsel güven üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Buna karşın örgütsel politika algısının terfi-ücret uygulamaları boyutunun her iki örneklemde de örgütsel güven üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda örgütsel politika algısının genel politik davranışlar ve çalışma arkadaşlarının davranışları boyutlarının Türkiye ve Romanya örneklemlerinde işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu saptanmış olup, örgütsel politika algısının terfi-ücret uygulamaları boyutunun Türkiye örnekleminde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı, Romanya örnekleminde ise pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak araştırmanın bazı kısıtlarının bulunduğu vurgulandıktan sonra, hem araştırmaya konu olan sektördeki işletmelere konu ile ilişkili araştırma bulgularına dayalı olarak bazı önerilerde bulunulmuş hem de gelecekte benzer konularda yapılacak araştırmalara ilişkin öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan Örgütsel Politika, İşten Ayrılma Niyeti, Örgütsel Güven

Karşılaştırmalı analizOtel personeliOteller+6
Hamdi Orhun Gülbahar
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel alt kültürler ve kaynakları: Bir hizmet işletmesinde araştırma

Örgüt kültürü araştırmaları, örgüt çalışanlarının bütüncül biçimde değer, norm ve anlayışları paylaşlaşabileceği gibi aralarında farklılıkların da oluşabileceğini göstermektedir. Örgütsel kademeler, fonksiyonel birimler, meslekler ya da demografik özelliklerdeki farklılaşmanın sonucunda örgütsel alt kültür grupları oluşmaktadır. Bu çalışmada, daha önce imalat sektörü işletmelerinde yapılan örgütsel alt kültür araştırmalarında kullanılan kültür alt boyutları esas alınarak bir hizmet işletmesinde araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmanın, en az üç nedenle önemli olduğu düşünülmektedir. İlk olarak, daha önce imalat sektörü işletmelerindeki örgütsel alt kültür gruplarını belirlemek için kullanılan kültür alt boyutlarının hizmet işletmesinde kullanılması ülkemizdeki alt kültür araştırmaları yazınına katkıda bulunmaktadır. İkinci olarak, hiyerarşik, sıralı (tandem) ve iki aşamalı kümeleme yöntemlerinin kullanılarak sonuçlarının karşılaştırılması alt kültür çalışmalarındaki yöntem tartışmasına katkı yapmaktadır. Üçüncü olarak, bir hizmet işletmesindeki aynı profesyonel meslek grubundaki çalışanlar arasındaki alt kültür gruplarının kaynaklarının belirlenmesi yazındaki alt kültürün kaynakları tartışmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma için Sivil Havacılık Sektörü'nde faaliyet gösteren bir hizmet işletmesinde görev yapan 233 pilottan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda sıralı (tandem) kümeleme yönteminin örgütsel alt kültür gruplarının belirlenmesi için en iyi sonucu verdiği görülmüştür. Araştırma sonuçları ayrıca, örgütsel alt kültür gruplarının ayrışmasında ülke kültürlerinin belirleyici olabileceğine yönelik bulgular ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları çerçevesinde yöneticilere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürün kaynakları, kümeleme analizi, sivil havacılık sektörü, hizmet işletmesi

AltkültürHizmet işletmeleriKümeleme analizi+3
Serdar Bakioğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin aracılık etkisi: Kırşehir ilindeki kamu çalışanları üzerine bir araştırma

Tezin amacı, beş faktör kişilik özellikleri ile iş tatmini arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin aracılık rolü üstlenip üstlenmediğinin Kırşehir İlinde çalışmakta olan kamu çalışanları üzerinde araştırılmasıdır. Bu amaçla Kırşehir İlinde görev yapmakta olan 391 kamu çalışanına anket uygulanmıştır. Kişilik özelliklerinin ölçümü için Benet, Martinez ve John tarafından 1998 yılında geliştirilen ölçek kullanılmıştır. İş tatmini ölçümü için Weiss, Davis, England ve Lofguist (1967) tarafından geliştirilmiş ve Baycan (1985) tarafından Türkçeye uyarlanan ölçek kullanılmıştır. Psikolojik sermaye için ise Luthans, Avolio, Avey & Norman (2007) tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanan psikolojik sermaye ölçeği kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre, içsel iş tatmini boyutu üzerinde beş faktör kişilik özelliklerinin alt boyutları olan duygusal denge boyutu negatif ve anlamlı, dışadönüklük ve uyumluluk boyutları ise pozitif ve anlamlı etkilere sahiptir. Dışsal iş tatmini boyutu üzerinde ise beş faktör kişilik özelliklerinin alt boyutu olan uyumluluk boyutu pozitif ve anlamlı etkiye sahiptir. Ayrıca psikolojik sermaye üzerinde beş faktör kişilik özelliklerinin alt boyutlarından duygusal denge negatif ve anlamlı etkiye sahipken, dışadönüklük boyutu ise pozitif ve anlamlı etkiye sahiptir. Psikolojik sermayenin ise içsel ve dışsal iş tatmini boyutları üzerinde pozitif etkileri olduğu görülmüştür. Aracılık etkisi bakımından ise, psikolojik sermayenin beş faktör kişilik özellikleri alt boyutları olan duygusal denge ve dışadönüklük ile içsel iş tatmini arasında tam aracılık etkisi bulunurken, bir diğer kişilik özelliği alt boyutu olan uyumluluk boyutunda ise psikolojik sermayenin kısmi aracılık etkisine sahip olduğu gözlenmiştir. Yine uyumluluk boyutuna ilişkin olarak, bu boyutun dışsal iş tatmini ile olan ilişkisinde psikolojik sermaye kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Genel iş tatmini açısından bakıldığında ise, psikolojik sermaye kişilik alt boyutlarından dışadönüklük alt boyutunda tam aracı etkiye sahipken, uyumluluk alt boyutunda ise kısmi aracılık etkisine sahip bulunmuştur.

AracılıkBeş faktör kişilik modeliKamu personeli+5
Mehmet Orkun Ünsever
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal yönetim uygulamalarının finansal performans üzerindeki etkisi: Ekonometrik bir analiz

Kurumsal yönetim uygulamalarının finansal performans üzerindeki etkisinin tespit edilmesinin amaçlandığı bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kurumsal yönetim kavramına, boyutlarına, kurumsal yönetimin teorik ve tarihsel gelişimine, kurumsal yönetimin amaç ve faydalarına ve temel ilkelerine değinildikten sonra, ikinci bölümü kurumsal yönetim sistemleri ve Türkiye'de ve Dünya'da kurumsal yönetim uygulamaları tartışılmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde kurumsal yönetim uygulamalarının finansal performans üzerindeki etkilerini konu alan literatüre değinilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal performans üzerindeki etkisi, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören firmalarının oluşturduğu bir örneklem dahilinde incelenmektedir. Bölümün sonunda, elde edilen ampirik bulgular ışığında genel bir değerlendirme yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Finansal Performans, Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi.

Borsa İstanbulEkonometrik analizFinansal performans+2
Ümmügülsüm Bayar
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracı rolü: Kamu çalışanları üzerinde bir araştırma

Sürekli gelişmeye, değişmeye ve kendini yenilemeye mecbur olan iş dünyasında, insan kaynaklarını etkili şekilde kullanmak verimliliği ve faydayı arttırmak açısından bir zorunluluktur. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmek için çeşitli yönetim felsefeleri ve yöntemlerinden faydalanmak mümkündür. Bu yöntemlerden bir tanesi de psikolojik sermayedir. Psikolojik sermaye, bir kişinin işteki performansını ve başarılarını iyileştirmeye yardımcı olmak için kullanabileceği bir dizi kaynağı ifade etmek için kullanılan önemli konulardan biridir. Çalışanların işlerine olan bağlılığı örgütün başarı sağlayabilmesi konusunda son derece önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan kaynaklarını etkili kullanabilmenin temelinde iş görenin işine olan bağlılığı yatmaktadır. İşine bağlı olan çalışanlar verilen görevleri yerine getirme aşamasında zorlanmazlar ve örgütün çıkarları doğrultusunda hareket etmek isterler. Örgütler, başarı ve devamlılık sağlayabilmek için insan kaynağını iyi ve etkin şekilde kullanmalıdır. İnsan kaynaklarını etkin kullanabilmenin temelinde ise motivasyon yatmaktadır. Örgüt çalışanlarının içsel motivasyonu ne kadar yüksek olursa işe olan bağlılıkları, performansları, iş tatmin düzeyleri o kadar çok olacaktır. Bu çalışmanın amacı psikolojik sermayenin işe bağlılık üzerindeki etkisinde içsel motivasyonun aracılık rolünü ortaya koymaktır. Çalışma iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmaya çalışıldığı tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmaya yol gösterici olması ve hipotezlerin oluşturulması açısından bir model kurulmuş ve sınama işlemi YEM ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Kırşehir ili kamu çalışanları arasından basit tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 487 çalışandan oluşmaktadır. Bu araştırmada: Luthans ve arkadaşları tarafından geliştirilen, Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan psikolojik sermaye ölçeği, Schaufeli ve arkadaşları (2002) tarafından geliştirilen, Eryılmaz ve Doğan (2012) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan UWES İşe Bağlılık Ölçeği ve Mottaz (1985) tarafından geliştirilen, Dündar ve arkadaşları (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan İçsel Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi Testi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, İndependet Samples T Test, One Way Anova analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda psikolojik sermayenin içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisi ve işe bağlılığın içsel motivasyon üzerinde doğrudan etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik sermaye ve işe bağlılık etkileşiminde içsel motivasyonun kısmi aracılık etkisinin olduğu yapılan analizlerle ortaya konmuştur.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliMotivasyon+4
Ezgi Fidan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyuncak seçiminde ebeveynlerin cinsiyet algısı ve kişiliğin satın alma niyeti üzerindeki etkisi

Oyuncak; çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişiminde rol oynayan oldukça önemli ve işlevsel bir tüketim nesnesidir. Bir oyun nesnesi olmakla beraber ek olarak, toplumsal cinsiyet rollerinin yansıtıldığı ve toplumsal normlardan izler taşıyan bir ürün niteliği taşımaktadır. Son yıllarda oldukça çeşitlenen ve talep gören bu nesne aynı zamanda çocuk- ebeveyn- toplum üçgeni arasında cinsiyete dair toplumsal algının da aktarımını sağlayan bir araç mahiyetindedir. Mevcut toplumsal algı ebeveynlerin oyuncak konusundaki tüketim pratiklerini de önemli ölçüde etkileyerek yön vermektedir Günümüzde markaların birçoğu oyuncakları renk, şekil, içerik, fonksiyon gibi açılardan farklılaştırıp toplumsal cinsiyet kazandırarak tüketicilere sunmaktadırlar. Reklam, animasyon film, çizgi film, youtube çocuk kanalı, gibi tutundurma faaliyetleriyle ürünün toplumsal cinsiyetini vurgulayarak pekiştirmektedirler. Kullanılan tüm bu cinsiyet göstergelerine karşın ebeveynin farkındalığı ve tutumu önem teşkil etmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, firmaların oyuncaklarda kullanmış oldukları renk, şekil ve içerik gibi cinsiyet göstergelerine karşı ebeveynlerin tutumlarını incelemek ve bu tutumlar üzerinde etkisi olan toplumsal cinsiyet algısını ve kültürel kodları belirlemektir. Bu kapsamda çalışma, nitel ve nicel araştırma metotları kullanılarak karma yöntemle tasarlanmıştır. Nicel araştırma kısmında veri toplama aracı olarak; satın alma niyeti ölçeği, cinsiyet rolleri tutum ölçeği, kişilik ölçeği kullanılmıştır. Anket çalışması, 0-6 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlere online şekilde uygulanmıştır. Veri analizi SPSS programı ile yapılarak yorumlanmıştır. Toplumsal cinsiyet algısının oyuncak satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin oyuncak seçiminde cinsiyet algıları demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ebeveynlerin satın alma niyetlerinin demografik özelliklerine ve eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Nitel araştırma kısmında, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ebeveynlerle derinlemesine görüşme yapılmıştır. Veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak ATLAS.ti programı ile yorumlanmıştır. 7 adet tema belirlenmiştir. Bu temalar; aile-çocuk ilişkisi, ebeveynin cinsiyetsiz çocukluğu, oyun-oyuncak ilişkisi, oyuncak satın alma davranışı, oyuncak tercih kriteri, toplumsal cinsiyet algısı, renklerin cinsiyet algısına etkisi olarak nitelendirilmiştir.

Ana-baba algısıCinsiyet rolleriEbeveynler+3
Öznur Özer
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyanın gösterişçi tüketimde araç olarak kullanılmasına ilişkin bir inceleme

Aşırı tüketim, ekosistemde bozulmalara neden olan ana nedenlerden biridir. Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlara birbirleri ile anlık iletişime geçme imkânı veren sosyal medya, insanları aşırı tüketime teşvik eden önemli bir faktördür. Sosyal medya bireylerin, manken, futbolcu, şarkıcı gibi ünlü kişilerin özenilen lüks yaşantılarını mercek altına almalarını ve kendi günlük yaşantılarını sergileme imkânı sağlayarak bireylerin yaşantısında vazgeçilmez hale gelen önemli bir mecradır. Lüks yaşam standartlarına ve toplumsal sınıfına özenilen kişilerin günlük yaşantılarını sosyal medya aracılığı ile takip eden bireyler tüketim kalıplarını zamanla, toplumsal sınıfına özendikleri bireylerin tüketim kalıplarına benzetmeye çalışmaktadır. Bireyler, sosyal medyada gösterişçi tüketim tarzları aracılığı ile kendilerini daha yüksek bir toplumsal sınıfta göstererek sosyal çevrelerindeki insanlar tarafından saygınlık kazanmak, takdir edilmek, beğenilmek gibi çeşitli psikolojik ihtiyaçları gidermek amacıyla kendileri için yeni bir kimlik yaratmaktadırlar. Sosyal medyada yarattıkları bu kimliğin devamlılığını sağlamak isteyen bireyler, daha fazlasını tüketme eğilimine girmektedirler. Bu çalışmada amaç, sosyal medyanın gösterişçi tüketimde araç olarak kullanılmasını incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde öğrenim gören 287 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan bir anket formu oluşturulmuştur. Araştırmanın veri analiz yöntemi olarak; Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Gruplar Arası t-Testi, tanımlayıcı istatistikler ve frekanslardan yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; yaş ile sosyal medyada gösteriş tüketimi arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet ile sosyal medyada gösteriş tüketimi eğilimi arasında da anlamlı bir fark olmadığı tespit edilirken, kredi kartı kullanımı ile sosyal medyada gösteriş tüketimi arasında anlamlı bir fark olduğu, kredi kartı kullananların kredi kartı kullanmayanlara göre sosyal medyada gösteriş tüketimi eğilimlerinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aşırı Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Sosyal Medya, Tüketici Davranışları.

Gösterişçi tüketimSosyal medyaTüketici davranışı+2
Gizem Akçam
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim ve sağlık çalışanlarında kayırmacılık ile işe bağlılık arasındaki ilişkinin araştırılması

Bu çalışmanın temel amacı Kırşehir'de görev yapan eğitim ve sağlık çalışanlarının kayırmacılık algıları ile işe bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan 276 sağlık ve Kırşehir İl Merkezi'nde bulunan devlet liselerinde görev yapan 254 eğitim çalışanı olmak üzere toplam 530 katılımcıya anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Asunakutlu ve Avcı'nın (2010), Abdalla vd. (1998) ile Ford ve McLaughin'in (1985) çalışmalarından yararlanarak geliştirdiği 12 maddelik nepotizm ölçeği; Asunakutlu ve Avcı (2010) ile Büte ve Tekarslan'ın (2010) Abdalla vd. (1998) ile Ford ve McLaughin'in (1985) çalışmalarından yararlanarak geliştirdiği 17 maddelik kronizm ölçeği ve Schaufeli Bakker ve Salanova (2006) tarafından geliştirilen Eryılmaz ve Doğan (2012) tarafından uyarlanan 17 maddelik Utrecht işe bağlılık ölçeğinden faydalanılmıştır. Ölçeklerdeki sorulara verilen cevaplar 5'li Likert tarzında olup; 1- Kesinlikle katılmıyorum ve 5-Kesinlikle katılıyorum şeklinde derecelendirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS programına yüklenmiş ve toplanan veriler üzerinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılıma uygunluk testi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek ve çift yönlü varyans analizi ile korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda nepotizmle işe bağlılık arasında negatif yönlü ve istatistiksel açıdan anlamlı (r=-0,104; p<0,05) bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde kronizmle işe bağlılık arasında ise zayıf ve negatif yönlü ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir (r=-0,107; p<0,05). Ayrıca kronizm ile nepotizm arasında r=62,1'lik bir korelasyon olduğu görülmüştür (p<0,01). Analiz sonuçlarına göre kayırmacılık algısının artmasıyla işe bağlılık seviyesinin azaldığı ifade edilebileceğinden, çalışanların işe bağlılık düzeylerini arttırmak için yöneticilerin çalışanlarda liyakat ve adil bir çalışma ortamı algısı oluşturmaları gerekmektedir.

KayırmaKronizmNepotizm+3
Evren Altun
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yönetici davranışlarının çalışan iş doyumuna ve örgütsel bağlılığına etkisi; sağlık sektörü örneği

Hizmet sektörünün önemli girdilerinden olan insan kaynağının, iş doyum düzeyi ve örgütsel bağlılığı şüphesiz ki sağlık hizmetinin verimini ve kalitesini etkileyecektir. Çalışanların iş doyum düzeylerini ve örgütsel bağlılıklarını etkileyen birçok faktör vardır. Yönetici davranışları da bu faktörlerden birisidir. Yönetici davranışları, çalışan iş doyumu ve örgütsel bağlılık üzerinde etkili olarak çalışanların iş hayatına yön verir. Çalışanların psikolojik durumlarından, örgütlerine bakış açısına, sektör yeniliklerine ayak uydurulmasından, hizmet alan kitlenin beklentilerinin karşılanmasına kadar geniş bir alanda etkisini gösterir. Bu gerçeklikten hareketle araştırmanın amacı, sağlık sektöründeki yöneticilerin, algılanan davranış tiplerinin çalışan iş doyumuna ve örgütsel bağlılığına etkisini ortaya koymaktır. Çalışma nicel araştırma yöntemi kullanarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini 2021 yılında Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı kuruluşlarında görev yapan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında veriler, katılımcılar ile yüz yüze anket tekniği yapılmak suretiyle toplanmıştır. Bu çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 359 katılımcı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Toplanan verilere SPSS 26.00 paket programı yardımıyla sırasıyla gruplar arası bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, yönetici davranışları alt boyutlarından demokratik yönetici davranışları ile iş doyumu arasında pozitif ve yüksek şiddette anlamlı (r= 0,689; p<0,05) bir ilişkinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ilgisiz yönetici davranışı alt boyutu ile çalışan iş doyumu arasında negatif yönlü orta şiddette (r=-0,472; p<0,05) ve istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Yönetici davranışları alt boyutları örgütsel bağlılık arasında demokratik alt boyut hariç anlamlı bir ilişkinin olmadığı demokratik yönetici davranışı alt boyut ile örgütsel bağlılık arasında pozitif ve zayıf (r= ,153; p<0,05) ancak anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Yönetici davranışlarının, iş doyumunun alt bileşenlerinden olan içsel doyumun %42,1'ini, dışsal doyumun ise %48,4'nü açıkladığı tespit edilmiştir.

Sağlık hizmetleriSağlık personeliSağlık sektörü+4
Ali Bakırcı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BİST metal ana sektöründe kârların yakınsaması üzerine ekonometrik bir uygulama

İşletmeler, insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere mal ve hizmet üretmek aynı zamanda işletme sahiplerine sürdürülebilir kârlılık ve topluma sosyal fayda sağlamak için kurulmuş ekonomik birimlerdir. İşletmeler uzun dönemde büyüme, kaliteli mallar sunma, toplumsal sorumluluk gibi birçok etkeni göz önünde bulundurmalıdır. İşletmelerin uzun dönemdeki temel amacı faaliyetlerini kârlı bir şekilde devam ettirmek, sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek ve bütün bunların sonucunda işletmenin bugünkü cari piyasa değerini artırmaktır. Bu bağlamda işletmelerin faaliyetlerini aksatmadan devam ettirebilmeleri için ve uzun dönemde büyüme hedeflerine ulaşabilmeleri için yeterli seviyede kâr elde etmeleri gerekmektedir. İşletmelerin rekabet üstünlüğü kurabilmesi için pazar payını arttırmak ve kâr payını yükseltmeyi hedeflemesi gerekmektedir. İşletmelerin rekabet üstünlüğü kazanabilmesi için yarar, hedef piyasa ve rekabet gibi belirleyici etkenleri göz önünde tutması gerekmektedir. Çalışmada Borsa İstanbul'da bulunan Ana Metal Sanayi sektöründeki firmaların aktif kârlılıklarının yakınsayıp yakınsamadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ana metal sanayi firmalarının aktif kârlılıklarının sektör ortalamalarına yakınsamasının sınanmasında stokastik yakınsama yöntemi kullanılmıştır. Serilerin 2000:Q1-2020:Q4 yıllarına ait dönemleri ele alınarak analiz yapılmıştır. Oluşturulan serilerde yakınsamanın sınanmasında birim kök testlerinden faydalanılmıştır. Çalışmada serilerin durağanlık düzeyleri Artırılmış Dickey-Fuller (ADF) birim kök testi, Phillips-Perron (PP) birim kök testi, Zivot ve Andrews birim kök testi ile analiz edilmiştir. Yapılan birim kök analizleri sonucunda firmalara ait ROA serilerinin durağan olduğunu tespit edilmiştir ve elde edilen bu sonuca göre yakınsamanın var olduğunu söylemek mümkündür. Bu bağlamda işletmeler arasında yoğun rekabetin var olduğunu ve işletmelerin rekabet ortamında sürdürülebilir kâr elde edebilmeleri için birçok faktörü dikkate almaları gerekmektedir.

Birim kök testleriBorsa İstanbulEkonometrik analiz+3
Sultan Tuncer
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BIST teknoloji endeksi'ndeki firmalarda entelektüel sermayenin finansal performans üzerindeki etkisi

Literatürde entelektüel sermaye ile finansal performans arasındaki olası ilişkiyi konu alan çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Ancak, yapılan çalışmaların çoğunlukla hizmet sektörü üzerine yoğunlaştıkları görülmektedir. Emeğin, sistem ve süreçler ile dış paydaşlarla olan ilişkilerin birlikte bir bütün olarak önem kazandığı teknoloji sektörüne yönelik çalışmalar ise nispeten sınırlı olup, literatür genellikle tek bir alt sektöre yönelik çalışmaları barındırmaktadır. Bu çalışma, bu boşluğu doldurmaya çalışmakta ve entelektüel sermayenin nasıl ölçüldüğünü ve işletmelerin finansal performansları üzerinde nasıl bir etki yaratacağını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç bağlamında, Borsa İstanbul Teknoloji Endeksi'nde işlem gören teknoloji temelli firmalarından oluşan bir örneklem üzerinde ekonometrik bir analiz yapılması amaçlanmaktadır. Elde edilen ampirik bulgulara göre; uzun dönemde de kısa dönemde de entelektüel sermayenin, finansal performans üzerindeki etkisinin negatif olduğu görülmektedir. Bu durum teorik beklentilerin tersine bir durumdur. Diğer bağımsız değişken olan maddi olmayan duran varlıkların, finansal performans üzerindeki etkisi kısa dönemde pozitif yöndedir. Bu teorik çerçeve ve beklentiler ile uyumlu bir sonuçtur. Ancak, bir dönem gecikme sonucunda katsayının işaretinin negatif yönde olduğu görülmektedir.

Borsa endeksiBorsa İstanbulEntelektüel sermaye+4
Buse Lektemur
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algısı, tutum ve üye olma davranışının değerlendirilmesi

Günümüzde sendikalar gittikçe önem kazanan kuruluşlar arasında yer almaktadır. Sendikalar kuruluş amaçları doğrultusunda çalışanların çalışma koşullarını iyileştirme çabasında olmalılardır. Sendikaların bir iş yerinde söz sahibi olabilmeleri için o iş yerinde üye çoğunluğuna sahip olmaları gerekmektedir. Bir iş kolunda birden fazla sendika bulunmaktadır ve çalışanlar istedikleri sendikaya üye olma konusunda özgürdürler. Bu sebeple sendikalar gerek üyelerine gerekse diğer çalışanlara en iyi hizmeti sunmak durumundadırlar ve sundukları bu hizmetleri çalışanlara anlatarak, onları bu konuda bilgilendirmelilerdir. Bu çalışmada çalışanların, ileride çalışma ihtimali bulunan kişilerin ve önceden çalışmış kişilerin sendikaların sundukları hizmetlere yönelik kalite algıları ve bu algı neticesinde geliştirdikleri tutumları ve tutumun neticesinde sendikalara üye olma davranışını gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma Ankara ilinde yaşayan ve kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 18 yaş üstü 400 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler 2021 yılının şubat ayından başlayarak mayıs ayına kadar yüz yüze anket yöntemiyle ve Google docs yöntemiyle toplanılmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 25.0 for Windows paket programı ile analiz edilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından güvenilirlik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu, kalite algısı unsurlarından isteklilik faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, kalite algısı unsurlarından fiziki görünüm faktörünün davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, tutumun davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiKalite+4
Tülin Yüksel
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının vergi affına yönelik görüş ve beklentilerinin araştırılması: Kırşehir ve Hatay illeri örneği

Af insanlık tarihi boyunca iktidar ile vatandaşlar arasında sürekli gündemde olan bir kavramdır. Bu bağlamda vergi afları da devlet tarafından farklı gerekçeler gösterilerek sık sık başvurulan bir uygulamadır. Bu çalışmada Kırşehir merkez ve Hatay merkezde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının vergi afları hakkındaki düşünce, tutum ve önerileri incelenmiştir. Bu amaca yönelik toplam 39 sorudan oluşan 5'li likert tipinde bir ölçek gerekli yasal izinler alınarak kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini TÜRMOB'a kayıtlı ve aktif çalışan Hatay merkezde 299, Kırşehir merkezde 91 muhasebe meslek mensubu oluşturmaktadır. Gönüllü örnekleme yöntemi kullanılarak çalışmaya katılmaya gönüllü olan muhasebe meslek mensupları ile çalışma yürütülmüştür. Çalışmaya Hatay merkezde hizmet vermekte olan 131 muhasebe meslek mensubu, Kırşehir merkezde hizmet vermekte olan 70 muhasebe meslek mensubu dahil olmuştur. Anket uygulaması araştırıcı tarafından yüz yüze ve online anket tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya katılan muhasebe meslek mensuplarının vergi afları ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu tespit edilmiştir. Muhasebe meslek mensupları vergi afları ile kamunun daha önce tahsil edemediği vergi alacaklarının tahsil edilmesini sağlayarak devletin vergi gelirlerinin arttığını, bunun sonucunda da özel sektörün kamuya olan borcunun azaldığını ve ekonominin canlanmasına katkı sağlandığını savunmaktadırlar. Muhasebe meslek mensupları olağanüstü şartlar dışında çok sık vergi affı çıkartılmasını, vergi ödevini tam ve eksiksiz yerine getiren dürüst mükelleflerin cezalandırılması olarak görmektedirler. Bu nedenle çıkartılacak afların sıklığı, gerekçesi ve kapsamının ülkede vergi adaletini bozmayacak şekilde ayarlanması gerektiğini savunmaktadırlar.

MuhasebeMuhasebeciVergi affı+2
Fatma Görgülü
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital bankacılığın banka sektörü üzerindeki etkileri ve bu bağlamda müşteri sadakatinin evrimleşmesi

Bankacılık sektöründeki dijitalleşme, müşterilerin tercih ve beklentilerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Bankacılık sektörü teknolojiyle birlikte değişen trendlere ve müşterilerin tercihlerine uyum sağlamak için dijitalleşmeyi benimsemektedir. Bankaların etkin ve verimli bir şekilde faaliyet göstermelerini sağlamak için bu yeni uygulanan dijital yaklaşımların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve diğer kurumlar arası önlemlerle birleştirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, banka kurumları için yeni oluşturulan bir çözüm, bankacılık işlemlerinin etkinliğini, güvenliğini ve maliyet verimliliğini artırmalı ve en üst seviyede müşteri hizmetleri memnuniyetine imkân sağlamalıdır. Mobil cihazların giderek çok daha fazla kullanılması ve müşterilerin finansal hizmetlerini bu kanallardan sunulmasını talep etmesi nedeniyle cep telefonları ve internet aracılığıyla dijital bankacılık, bankaların hizmetlerinin pazarlanmasında gittikçe önem kazanmaktadır. Bankacılık sektörünün dinamiklerindeki değişim, bankaların artık yalnızca şube satışlarının sonuçlarına bağlı olmamasını beraberinde getirmektedir. Müşterileri cezbetmek ve elde tutmak bankalar için fazlasıyla önem taşımaktadır. Dijital bankacılığın, müşteri deneyimini ve bankaların performansını nasıl etkilediğine dair yeterince çalışma bulunmamaktadır. Bu tez, dijital bankacılığın banka sektörü üzerindeki etkileri ve bu bağlamda müşterinin memnuniyet ve sadakati üzerindeki etkisini ölçmeyi amaç edinmiştir. Araştırma verileri dijital ortamda anket çalışması ile toplanmış verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, dijital bankacılığın müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırarak bankaların müşterileriyle kalıcı bağlar kurmasına yardımcı olduğunu, bununla birlikte müşteri taleplerini karşılamak için daha kişiselleştirilmiş ve yaratıcı ürün ve hizmetler gerektirdiğini göstermektedir. Bankalar, süreçlerini dijitalleştirerek müşteri deneyimini değiştirirken müşteri sadakatini korumak için teknolojik altyapılarını geliştirmeli ve rekabet avantajlarını artırmalıdır.

Neslişah Sultan Özseçen
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile işletmelerinde örgütsel demokrasinin inovasyona etkisi

Çalışmanın temel amacı, Kırşehir ili özelinde faaliyet gösteren aile işletmelerinin yönetim mantığı içerisinde sahip oldukları örgütsel kültür ve örgütsel demokrasi yapılarının, rekabetçi ortamda ayakta kalabilmeleri adına artık günümüzde bir işletme için zaruriyet haline gelmiş olması sebebiyle işletmelerin mevcut inovasyon yaklaşımlarına, beraberinde gerçekleştirmeleri gereken inovasyon çalışmalarına olan etkisini ortaya koymaktır. İnovasyon günümüz rekabet şartlarında gelişen teknolojiye ayak uydurabilmek ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilmek için önemli bir faaliyettir. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Nicel araştırma, vaka ve olayları objektif, gözlemlenebilir, ölçülebilir ve sayısal olarak ifade edilebilir bir şekilde ortaya koyan araştırma şeklidir. Elde edilen veriler uygun istatistiksel program kullanılarak analiz edilmiş ve verilerin analize uygun olup olmadığı belirlenmiştir. Kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılarak, ölçeklerin güvenilirlik ve geçerliliği sağlanmıştır. Araştırma Kırşehir Sanayi ve Ticaret Odası'na kayıtlı üretim ve imalat işletmeleri üzerinde yapılmıştır. Elde edilen veriler, one way anova, t testi, korelasyon ve regresyon analizlerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda aile işletmelerinde örgütsel demokrasi algısının inovasyon üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir (R2= ,422). Yine araştırma neticesinde örgütsel demokrasinin alt boyutlarından şeffaflık ve adalet alt boyutunun inovasyonu pozitif yönlü ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir (R2= ,497). Bu sonuçlar doğrultusunda aile işletmeleri için önemli olan örgütsel demokrasi ve inovasyon arasındaki ilişki ortaya konularak literatüre katkı yapmak istenmiştir.

Aile işletmeleriAile şirketleriDemokrasi+3
Çağatay Han Torun
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konkordato sürecinde başarıyı etkileyen bir faktör olarak adli muhasebe desteği

Ülke ekonomilerinde yaşanan krizler, döviz dalgalanmaları, riskler ve belirsizlikler ile teknolojinin hızlı gelişimi sonucu sermayenin uluslararası düzeyde hareket etmesi işletmelerin yaşam döngüsünü olumsuz yönde etkileyen sonuçlar doğurabilmektedir. İşletmeler yaşanan bu ani belirsizlikler neticesinde aslında faaliyetlerine devam edebilecekken mali darboğaza girebilirler. Konkordato kurumu, mali darboğaza giren işletmeleri iflastan korumak ve yaşam döngülerini devam ettirebilmelerini sağlamak üzere başvurulan hukuki bir yoldur. Daha açık bir ifadeyle konkordato, borçlu işletmenin, borçlarını belirli bir vade ve/veya tenzilat ile ödeme konusunda alacaklıları ile yaptığı anlaşmadır. Bu anlaşmanın üçüncü tarafı ise borçlu ve alacaklı menfaatlerini eşit düzeyde korumayı hedefleyen yargı mercileridir. Konkordato, mali zorluk yaşayan bir işletmenin sürdürülebilirliğini korurken aynı zamanda alacaklıların da haklarına iflastan daha tatmin edici düzeyde ulaşmasını ve bu sayede ülke ekonomisine ve istihdama katkısını devamlı kılmayı amaçlar. Konkordato mali ve hukuki sonuçları olan bir süreçtir ve uygulamada "iflastan önceki aşama" olarak nitelendirilir. Bu durumda iyi hazırlanmamış bir konkordato projesi işletmenin iflasına sebep olabilecektir. Ancak bu konkordatoya taraf olan tüm kesimlerin karşılaşmak istemediği bir sonuçtur ki konkordato kurumun etkin hale getirilme sebebi de budur. Bu anlamda bakıldığında konkordato projesinin iyi hazırlanmış olması ve sürecinin iyi yönetilmesi borçlu işletmenin finansal yapısını tekrar toplamasını sağlayacaktır. Bu sürecin iyi yönetilmesi ise hukuk ve mali konuların kesiştiği nokta olan adli muhasebeye bağlı olacağı açıktır. Adli muhasebe, bünyesinde muhasebe, denetim, hukuk, psikoloji, sosyoloji gibi birçok bilim bulunduran, ticari faaliyetlerle ilgili sorunları hukuksal boyutta inceleyen bir meslek dalıdır. Özellikle günümüz teknolojisi ve şartlarında, finansal işlemlerin karmaşık hale gelmesi, klasik muhasebe ve denetim anlayışının bu karmaşıklığı çözümlemede yetersiz kalması yeni bir mesleğe duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Konkordato süreci mali ve hukuki boyutları olan bir anlaşmadır. Konkordato ilanında sunulan projenin test edilmesi noktasından başlayıp konkordatonun tasdik edilmesine kadar geçen süreçte adli muhasebenin rolü ve katkısı büyük önem arz etmektedir. Sunulan projenin güvenilirliğinin test edilmesi, uygulanabilirliğine karar verilmesi, mühlet içerisinde işletmeyi başarıya ulaştırmaya yönelik gerekli tüm faaliyetlerin yapılması ve nihayetinde iyi niyetli işletmeler için konkordatonun başarı ile sonuçlandırılması adli muhasebe mesleğinin konkordatoya sunduğu katkıları özetlemektedir. Konkordato sürecinde konkordato komiseri olarak karşımıza çıkan adli muhasebeciler, konkordatonun daha sağlam bir zeminde yürütülmesi için mahkemenin görevlendirmiş olduğu kişilerdir. Konkordato komiserlerin kanunda belirtilen görev ve sorumlulukları düşünüldüğünde birer adli muhasebeci oldukları açıktır. Bu anlamda konkordato sürecinin yönetilmesi, başarıya ulaştırılması ve bunun hukuksal zeminde yapılması işi ancak adli muhasebeciler tarafından yönetilebilen işlerdir. Literatürde konkordato ve adli muhasebe ile ilgili fazlaca çalışma bulunmakla birlikte, adli muhasebenin konkordato sürecindeki rolü üzerine çalışma bulunamamıştır. Bu anlamda tezin literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, konkordato sürecinde adli muhasebenin rolü ve önemini bu süreçte konkordato komiseri olarak görev alan adli muhasebecilerin bakış açılarıyla ortaya koymak ve konkordatonun başarıya ulaşmasında iyi adli muhasebecilik uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Çalışmada konkordato komiseri olarak görev yapan sekiz katılımcıdan derinlemesine görüşme tekniği ile kişisel deneyimlerini aktarmaları sağlanmış, katılımcılardan toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Katılımcıların deneyimleri, içerik analizi neticesinde altı ana tema ile on dokuz alt tema oluşturularak incelenmiştir. Ana temalar, komiserlerin ortak deneyim alanları dikkate alınarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda, konkordato sürecine sağladıkları katkılar göz önünde bulundurularak; karşılaştıkları zorluklar, kullandıkları adli muhasebe yöntemleri, konkordatonun başarıya ulaşması amacıyla kullandıkları temel uygulamalar ve mesleğin geliştirilmesine yönelik önerileri ana temalar halinde işlenmiştir. Alt temalar ise, ana temaları detaylandırmak ve komiserlerin dikkat çektikleri noktaları vurgulamak amacıyla oluşturulmuştur. Analiz sonucunda, konkordato sürecinin başarıya ulaşmasında konkordato komiserlerinin önemli rol oynadıkları, bu süreç içerisinde araştırma muhasebeci, uzman şahit, yönetim danışmanı gibi birçok görev üstlendikleri anlaşılmıştır. İçerik analizi sonucunda elde edilen ana temalar, katılımcıların verdikleri cevaplar neticesinde detaylandırılarak incelenmiştir. Ana temalar adli muhasebecilerin süreç içerisindeki rollerini, üstlendikleri görevleri, karşılaştıkları zorlukları, kullandıkları yöntemleri ve meslek adına sundukları iyileştirme önerileri dikkat alınarak oluşturulmuştur. Ana temaların detaylı anlatımı alt temalar ile sağlanmış, katılımcıların üzerinde durdukları alanlar aktarılmıştır. Ana tema ve alt temaların oluşmasında kullanılan görüşme formu referans ile katılımcıların verdiği cevaplar esas alınmıştır.

Melis Parlak
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının hata ve hileleri önlemesinde dijital muhasebe uygulamalarının etkisine yönelik görüşlerinin belirlenmesi: İzmir ilinde odak grup çalışması

Dijital dönüşüm pek çok mesleği ve iş yapma biçimlerini etkilediği gibi muhasebe ve muhasebe meslek mensuplarını ve çalışma biçimlerini de derinden etkilemiştir. Çalışmanın amacı, dijital dönüşümle birlikte ortaya çıkan dijital muhasebe uygulamalarının muhasebe hile ve hatalarını önlemede meslek mensuplarına ne derecede faydalı olduğunu tespit etmek, yetersiz kaldıkları hususları belirlemek, meslek mensuplarının uygulamalarda karşılaştıkları sorunları ortaya koymak ve çözümler üretebilmektir. Odak grup görüşmesi tekniğinin kullanıldığı bu çalışmada İzmir ili Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasında faaliyet gösteren meslek mensuplarının görüşlerinden faydalanılması planlanmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilen literatür taraması sonucunda hazırlanan on iki ifade, sekiz katılımcıdan oluşan üç gruba iletilerek, bu ifadelerle ilgili görüşleri kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler sayesinde dijital dönüşümün muhasebe mesleği için sağladığı avantajlar, dezavantajlar, karşılaşılan sorunlar ve bu sorunlar için geliştirilebilecek çözümlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede muhasebe meslek mensuplarının hata ve hilelerin önlenmesinde dijital muhasebe uygulamalarının faydasına yönelik görüşlerinin ortaya konacağı ve karşılaştıkları sorunların çözümünde muhasebe uygulamalarını geliştiren kişi veya kurumlara geri bildirim sağlanmasına katkıda bulunulacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Dijitalleşme, Dijital Muhasebe Uygulamaları, Hata ve Hile, Muhasebe Meslek Mensupları,

Candan Serra Altuntaş
Manisa Celal Bayar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Girişimcilik niyeti ile girişimcilik davranışı arasındaki ilişki:İçsel kontrol odağı ve sosyal desteğin düzenleyici etkileri

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinde girişimcilik niyeti ile girişimcilik davranışı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide sosyal destek ile içsel kontrol odağının düzenleyici rolünü analiz etmektir. Girişimcilik literatüründe sıkça vurgulanan "niyet-davranış boşluğu" probleminden yola çıkan çalışma, niyetlerin eyleme dönüşme sürecini etkileyen bağlamsal ve psikolojik faktörleri bütüncül bir modelde ele almaktadır. Araştırmanın nicel verileri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler ile İşletme fakültelerinde öğrenim gören 430 öğrenciden anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde korelasyon, regresyon ve düzenleyici etki analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, girişimcilik niyetinin girişimcilik davranışını pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediğini göstermiştir. Bununla birlikte hem sosyal desteğin hem de içsel kontrol odağının, niyet-davranış ilişkisi üzerinde anlamlı bir düzenleyici etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bulgular, yüksek sosyal desteğe veya yüksek içsel kontrol odağına sahip öğrencilerin, girişimcilik niyetlerini davranışa dönüştürme olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, niyet-davranış boşluğunun anlaşılmasında sosyal ve psikolojik kaynakların kritik önem taşıdığını göstermekte ve Türkiye bağlamında girişimcilik literatürüne ampirik kanıtlar sunmaktadır.

Shujaat Shahıdlı
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00