İnönü University
Discipline

Clinical Pharmacy

İnönü University

25

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

25 Theses
Master'sOpen AccessTR

Diyaliz hastalarının pnömokok aşısı olma niyetlerinin incelenmesi

Bu çalışmada; hemodiyaliz hastalarında pnömokok hastalığı ve aşısı ile ilgili bilgi düzeyini tespit etmek, bu hasta grubunda eczacı liderliğindeki eğitim müdahalelerinin; hastaların pnömokok hastalığı ve aşısı ile ilgili tutumları üzerindeki ve eğitim sonrası aşılanma oranları üzerindeki etkisini tespit etmek amaçlanmaktadır. Ayrıca hastalarda pnömokok aşılanma davranışını etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma, Ekim 2023-Mayıs 2024 tarihleri arasında Yunus Emre Devlet Hastanesi'nin diyaliz merkezinde yürütülmüştür. Katılımcılara, pnömokok hastalığı ve aşısı hakkında anket uygulanmış sonrasında eczacı tarafından pnömokok hastalığı ve aşısı hakkında eğitim broşürü dağıtılarak eğitim verilmiştir. Eğitimden 3 ay sonra hastaların pnömokok aşısı hakkındaki tutumu ve aşı olma durumu değerlendirilmiş, aşı olma durumunu etkileyen engeller tepit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada hemodiyaliz hastalarında pnömokok hastalığı ve aşısı ile ilgili önemli düzeyde bilgi ve farkındalık eksikliği tespit edilmiştir. Eczacı liderliğindeki eğitim müdahalesi, katılımcıların hastalık ve aşısı konusundaki farkındalık ve tutumlarını iyileştirmiş (p<0,001) ve bu durum pnömokok aşılama oranının artması (n=44;%29,3) ile sonuçlanmıştır. Aşılamaya karşı en büyük engel ise 'yan etkilerden endişelenmek' (84;%79,2) olarak bulunmuştur. Eğitim sonrası aşı olan ve olmayan hastaların demografik verileri karşılaştırıldığında hastaların yaş (p=0,639), cinsiyet (p=0,355) ve aylık hane geliri (p=0,111) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yokken hastaların eğitim durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p=0,015). Eczacıların aşılama pratiğine dahil edilmesi, hemodiyaliz hastalarındaki aşılanma oranlarını artıracaktır. Ayrıca, yanlış bilgilendirme ve aşı kararsızlığının önüne geçmek için daha hedeflenmiş ve etkili halk sağlığı stratejileri geliştirilmelidir. Bu yaklaşım, eksik vi aşılama oranlarını düzelterek, risk altındaki bireylerin sağlığını koruyacak ve halk sağlığı açısından önemli bir kazanım sağlayacaktır Anahtar Sözcükler: Diyaliz hastaları, Pnömokok aşısı, Klinik eczacılık,eğitim müdahaleleri, Eğitim

Songül Aslancı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarında psikotrop ilaçlar ile gözlenen ve QT aralığı (QTc) uzamasına neden olan potansiyel ve klinik olarak anlamlı ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, psikotrop ilaçlar ile gözlenen, iki ilaç etkileşimi programı tarafından bulunan potansiyel ilaç-ilaç etkileşimlerinin (pİİE) şiddet seviyelerindeki farklılıkları tanımlamayı ve palyatif bakım alan hastalarda QTc uzamasına neden olan klinik olarak anlamlı ilaç-ilaç etkileşimlerini bulmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Ekim 2023 ile Mayıs 2024 tarihleri arasında devlet hastanesinin palyatif bakım ünitesinde yapılmıştır. Micromedex® ve Lexicomp® ilaç etkileşimi programları, pİİE'leri ve bunların şiddetlerini belirlemek için kullanılmıştır. Elektrokardiyogram(EKG), ilaç etkileşim programlarında QTc uzaması riski uyarısı görülen hastalara uygulanmıştır. Ayrıca, QTc uzamasına neden olan klinik olarak anlamlı ilaç etkileşimlerini belirlemek için İlaç Etkileşim Olasılığı Ölçeği(DIPS) kriterleri kullanılmıştır. Bu çalışmaya 120 hasta dahil edilmiştir. Majör pİİE için değerlendiriciler arası güvenilirlik (kappa= −0.034) ve genel değerlendiriciler arası güvenilirlik kötü (kappa= −0.052) olarak sınıflandırılmıştır. QTc uzaması, EKG çekilen hastaların (n=58) %66,7'sinde (n=38) gözlemlenmiştir. DIPS değerlendirmesine göre, 122 klinik olarak anlamlı İİE (63 farklı çift) tespit edilmiştir. 38 hastaya yönelik klinik eczacı tarafından yapılan önerilerin yalnızca 4'ü (%10,5) hekim tarafınmdan kabul edilmiştir. Klinik eczacının önerisinin kabul edildiği 4 hastaya bir hafta sonra EKG çekilmiştir ve QTc uzaması gözlenmemiştir. Bu çalışmanın sonuçları, palyatif bakım hastalarının önemli bir kısmının, QTc uzaması riski ile bağlantılı olan psikotrop ilaçlarla etkileşime girebilecek ilaç kombinasyonları aldığını göstermektedir. Klinik eczacının dahil olduğu multidisipliner bir sağlık ekibi tarafından palyatif bakım hastalarının profesyonel değerlendirmeye dayalı bireyselleştirilmiş hasta izlemi sürdürülmelidir. Anahtar sözcükler: psikotrop ilaçlar, klinik eczacı, ilaç etkileşimleri, palyatif bakım

Fadaın Abıshov
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının beslenme tüpü yoluyla verilen ilaçlar için güncel kılavuz bilgilerini uygulama niyetlerinin planlı davranış teorisi ile incelenmesi

İlaçların beslenme tüpleri aracılığıyla uygulanması, sağlık profesyonelleri için önemli zorluklar oluşturmaktadır. Bu süreçte yapılacak hatalar, tüp tıkanıklıklarına, ilaç etkinliğinde azalmaya veya toksisiteye yol açabilir. Bu nedenle, enteral yolla ilaç uygulamasına ilişkin güncel kılavuzlara uyum büyük önem taşımaktadır. Bu kesitsel çalışma, hemşirelerin bu kılavuzlara uyma niyetlerini etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Beslenme tüpüyle ilaç uygulama deneyimi olan devlet hastanesinde görevli hemşirelerden veriler toplanmış; Planlanmış Davranış Teorisi (TPB) temel alınarak geliştirilen geçerli ve güvenilir bir Türkçe ölçek kullanılmıştır. Kağıt tabanlı anket uygulanmış ve niyet puanlarını etkileyen faktörleri incelemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Toplam 149 hemşire çalışmaya katılmış ve %80,0 yanıt oranı elde edilmiştir. Katılımcıların %85,2'si ilaç uygulamalarında kılavuzları takip ettiklerini bildirmiştir. Ancak yalnızca %34,9'u modifiye salımlı tabletlerin, %22,8'i enterik kaplı tabletlerin ve %33,6'sı film kaplı tabletlerin ezilmemesi gerektiğini bilmektedir. Ayrıca, katılımcıların %42,3'ü beslenme tüpüyle ilaç uygulamasına yönelik herhangi bir eğitim almadıklarını ifade etmiştir. Daha yüksek niyet puanları; olumlu tutumlar, geçmiş davranışlar ve destekleyici öznel normlarla anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak, hemşirelerin güncel kılavuzları uygulama niyetleri; tutumları, önceki deneyimleri ve sosyal destek algılarıyla yakından ilişkilidir. Kılavuzlara uyumu artırmayı hedefleyen müdahaleler bu faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, daha güvenli ilaç uygulamalarına ve hasta bakım kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir.

Nurana Yusıfova
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eczacılık fakültesi öğrencilerinin kolorektal kanser farkındalığının değerlendirilmesi

Kolorektal kanser (KRK), en yaygın teşhis edilen kanserlerden biridir ve risk faktörleri, semptomlar ve tarama yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmak, erken teşhis için esastır. Çalışma, dördüncü ve beşinci sınıf eczacılık öğrencilerinin kolorektal kanser hakkındaki bilgilerini değerlendirerek, müfredatın düzenlenmesi ve toplum temelli eğitim girişimlerini geliştirmek amacıyla veri sağlamayı hedeflemektedir. Çalışma, 6 Ocak - 9 Mart 2025 tarihleri arasında Türkiye'nin 5 farklı eczacılık fakültesindeki öğrencilerin arasında çevrimiçi kesitsel bir anket çalışmasıdır. Çalışmaya 532 öğrenci katılmıştır. Ortalama KRK risk faktörü puanı (± SD) 11,54 (± 3,58) idi. Öğrencilerin %85,2'si (n=453) riskler hakkında iyi bilgiye sahipti. Ortalama KRK semptom skoru (± SD) 4,39 (± 2,10) idi. Öğrencilerin %60,7'si (n=323) semptomlar hakkında yetersiz bilgiye sahip olduklarını bildirdi. Ortalama KRK tarama puanı 1,44 (± 0,70) idi. Öğrencilerin %93,2'si (n=496) tarama konusunda yetersiz bilgiye sahipti. "Kötü bir sonuç hakkında endişelenmek," gaitada gizli kan testi (GGKT) ve kolonoskopi yaptırmanın birincil engeli olarak belirlenmiştir. GGKT için ikinci engel, "testin utanç verici olduğu düşüncesi" iken, kolonoskopi yaptırmanın ikinci engeli "işlemin acılı olacağı korkusu"ydu. Öğrencilerin yarısından fazlası (n=318, %59,8) KRK hakkındaki bilgiyi fakülte eğitimi sırasında edinmiş olup; bunu aile ve arkadaşlar (n=177, %33,3), sosyal medya (n=174, %32,7), kitaplar, dergiler ve broşürler (n=86, %16,1), televizyon veya radyo (n=75, %14,1) ve doktorlar (n=64, %12,0) takip etmektedir. Fakülteler; KRK farkındalığını artırmak amacıyla kurslar düzenlemeli, sosyal medya, televizyon ve broşür dağıtımı gibi diğer eğitim müdahalelerine daha fazla önem verilmelidir.

Aytaj Alıyeva
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki toplum eczacıları arasında insülin konusunda bilgi, tutum ve uygulamalar

Diyabet yönetimi giderek daha fazla insülinin etkili kullanımına bağlıdır ve toplum eczacıları, hastaların uygun danışmanlık almasını sağlamada önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, Türk eczacılarının insülin tedavisini desteklemeye hazırlığına dair kanıtlar sınırlıdır. Bu kesitsel çalışma, Kasım 2024–Nisan 2025 arasında 385 eczacıyla yapılan geçerli bir anketle, Türk toplum eczacılarının bilgi, tutum ve uygulamalarını (KAP) değerlendirmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare, ANOVA, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizleriyle incelenmiştir.Sonuçlar, genel bilgi düzeyinin yalnızca kabul edilebilir olduğunu göstermiştir (ortalama = 14.239, p < 0.001). Katılımcıların yalnızca %25,2'si "iyi" düzeye ulaşmış, hipoglisemi (%44,7) ve diyabetik ketoasidoz (%44,4) yönetiminde belirgin eksiklikler bulunmuştur. Yaş anlamlı bir faktör olarak öne çıkmıştır; genç eczacılar (20–40 yaş) en yüksek, ≥61 yaş grubu ise en düşük puanları almıştır (F = 33.683, p < 0.001). Bu durum, güncel müfredatın etkisini ve sürekli eğitimin gerekliliğini göstermektedir. Tutumlar genellikle nötrden pozitife yönelmiş (ortalama = 3.375, p < 0.001) ve insülinin etkinliği ile hasta eğitiminin önemi vurgulanmıştır. Uygulamalar orta–iyi düzeyde bulunmuştur (ortalama = 3.85, p < 0.001); eczacılar depolama ve uygulama konularında daha güvenli hissederken, komplikasyon yönetiminde daha az güven bildirmiştir. Korelasyon ve regresyon analizleri, bilgi ile hem tutum hem uygulama arasında zayıf ama anlamlı ilişkiler göstermiştir; bu da bilginin tek başına davranışı belirlemede yetersiz olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, genç eczacıların daha yüksek bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiş ve sürekli mesleki eğitimin, tutarlı danışmanlık ve daha iyi diyabet bakımının temelini oluşturduğu vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: toplum eczacıları, insülin, diyabet mellitus, KAP, Türkiye, eczacılık uygulamaları

Yusra Saad Salıh Al Bayatı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Turistlerin Türkiye'deki toplum eczanelerinde karşılaştığı zorluklar

Türkiye, her yıl farklı ülkelerden milyonlarca uluslararası turisti ağırlayan, dünyanın en çok ziyaret edilen ülkelerinden biridir. Türkiye'de bulundukları süre boyunca turistler, farmasötik bakım gerektiren sağlık sorunlarıyla karşılaşabilmektedir. Toplum eczacıları, kolay erişilebilir sağlık hizmeti sunucuları olup, turistlerin ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak, uluslararası turistlerin Türkiye'deki toplum eczanelerindeki deneyimleri yeterince araştırılmamıştır. Bu nedenle bu çalışma, turistlerin karşılaştıkları engelleri, zorlukları ve güçlükleri algılayışlarını; yaşadıkları deneyimlere dayalı olarak hizmet kalitesine ilişkin algılarını; ve toplum eczacılığı hizmetlerinin algılanan kalitesini artırmaya yönelik önerilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, sağlık hizmetlerine erişimin beş boyutundan oluşan Penchansky ve Thomas modelinden (erişilebilirlik, Bulunabilirlik, karşılanabilirlik, uyum sağlama ve kabul edilebilirlik) yararlanılarak yürütülmüştür. Nitel bir yöntem kullanılmış olup, Türkiye'de kaldıkları süre boyunca bir toplum eczanesini ziyaret etmiş ve deneyim yaşamış 19 farklı ülkeden 25 yetişkin turist ile yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve belirlenen tema ve alt temalar, sağlık hizmetlerine erişim modelinin beş boyutu çerçevesinde düzenlenmiştir. Bulgular, çeşitli zorlukları ortaya koymuştur. En belirgin zorluk ise dil engelleridir. Bunun yanı sıra, belirli ilaçların bulunabilirliği, eczanelere mesai saatleri dışında ve Pazar günleri erişim, ilaç fiyatlandırması ve eczane hizmetlerinin kalitesine ilişkin memnuniyet düzeyi gibi unsurlar da turistlerin deneyimlerini etkilemiştir. Toplum eczacılarının rolü, eczacıların empati düzeyleri, iletişim becerileri ve mesleki destekleri ile eczacılara duyulan güven ve güvenilirlik algısı da dikkat çeken diğer unsurlar arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın bulguları; dil desteğinin artırılması, kültürel açıdan yetkin eczacılık uygulamalarının benimsenmesi, eczane hizmetlerine yönelik bilgilendirici materyallerin erişilebilirliğinin geliştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca, eczanelerde sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi adına paydaşlarla ortak hareket edilerek uluslararası ziyaretçilerin deneyimlerinin güçlendirilmesi ve Türkiye'deki genel turistik deneyimlerine olumlu katkı sağlayacak yüksek kaliteli eczacılık hizmetlerinin sunulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeleri: toplum eczaneleri, sağlık hizmetlerine erişim,Turistlerin ilaç erişimi engeller,Uluslararası turistler.

Wed Saad Salıh Al-bayatı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde kolistin kullanımının uygunluğunun değerlendirilmesinde klinik eczacının rolü

Çoklu ilaca dirençli Gram-negatif enfeksiyonların tedavisinde ve diğer antibiyotiklere direnç varlığında kolistin önemli bir role sahiptir. Kolistinin söz konusu tedavilerde kullanımında tedavi etkinliği ve güvenliği açısından uygun şekilde hazırlanışı, uygun dozda kullanımı, renal doz ayarının yapılması ve nefrotoksik ajanlarla kullanılıp kullanılmadığı, önem taşımaktadır. Sunulan tez çalışması prospektif gözlemsel bir çalışmadır ve tez çalışmasının ilk 4 ayında klinik eczacı tarafından sadece kolistin kullanımının uygunluğu değerlendirilmiş ve herhangi bir öneride bulunulmamıştır (gözlem grubu), sonraki 4 ayda ise klinik eczacı tarafından önerilerde bulunulmuştur (müdahale grubu). Gözlem grubu ve müdahale grubu arasındaki uygunluk yüzdesi karşılaştırılarak klinik eczacının tedavi uygunluğuna ve klinik sonuçlara etkisi bu tez konusunda sadece kolistin ilaç örneği ile araştırılmıştır. Kolistin kullanımının uygunluğunun değerlendirilmesinde uluslararası geçerliği olan "International Consensus Guidelines for the Optimal Use of the Polymyxins'' "Polimiksinlerin Optimal Kullanımı için Uluslararası Uzlaşı Kılavuzundan'' yararlanılmıştır. Çalışmanın tek yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilmesi, hasta popülasyon sıklığının az olması ve çalışmanın uzmanlık tezi olması sebebiyle belirli bir süresinin olması örneklem büyüklüğünü sınırlamıştır. Gözlem grubunda 51, müdahale grubunda 40 kişi dahil edilmiştir. Kolistin toplam kullanım uygunluğu gözlem grubunda %21,6 iken, müdahale grubunda %97,5'e çıkarak klinik eczacı müdahalesinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Klinik Eczacının nefrotoksisitenin önlenmesinde istatistiksel olarak önemli bir katkısı olmuştur. Nefrotoksisite insidansı gözlem grubunda %72,7 iken müdahale grubunda %35'e düşerek istatistiksel açıdan anlamlı bir azalma gözlenmiştir (p<0,05). Bu tez çalışmasında klinik eczacıların hekimlerle karşılıklı işbirliği içinde çalışmasının, kolistinin uygun kullanımını artırdığını ve kolistinin en önemli yan etkisi olan nefrotoksisite gelişimini azalttığını gösterilmiştir.

AntibiyotiklerEczacılarEczacılık+4
Aslınur Albayrak
Gazi University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 tedavilerinin uzun dönem etkilerinin incelenmesi ve post-COVİD sendromu ile ilişkisi

Akut solunum sendromu virüsü-2 (SARS-CoV-2) tarafından meydana gelen koronavirüs hastalığının (COVID-19) akut döneminde, hastalarda başta ateş ve öksürük olmak üzere çeşitli semptomlar meydana gelmiştir. Bu süreci ayaktan atlatabilenler olduğu gibi bazı hastalar COVID-19 nedeniyle hastanede tedavi görmüştür. COVID-19 dönemi sonrasında post-COVID-19 sendromu olarak adlandırılabilen ve hastalığı atlatmış kişilerin devam eden ya da yeni meydana gelen bazı semptomlar yaşayabildiği gözlenmiştir. Bu çalışmaya 01.09.2021 ile 31.03.2022 tarihleri arasında, bir devlet hastanesinin ilgili servislerinde en az bir gece yatışı sonrası taburcu olan, 118 COVID-19 hastası ve 47 pnömoni hastası olmak üzere toplamda 165 hasta dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında çalışmaya dahil edilen kişilere hastanede uygulanan ilaç tedavileri incelenmiş, hastane yatışlarından yaklaşık 10 ay sonra telefon aracılığıyla ulaşılmış ve çalışma öncesinde belirlenen bazı semptomları yaşayıp yaşamadıkları sorgulanmıştır. Bunun sonucunda COVID-19 tanılı hastalarda, pnömoni tanılı hastalara göre taburculuk sonrasındaki süreçte tat veya koku kaybı ve saç dökülmesi semptomlarının daha fazla; nefes darlığı ve göğüs ağrısı semptomlarının ise daha az gözlendiği tespit edilmiştir. Bu dördü dışında kalan semptomlarda ise her iki grupta da benzer sonuçlar gözlenmiş olduğundan dolayı post-COVID-19 semptomu olarak düşünülen semptomların aslında hastalığın kendisinden değil neden olduğu pnömoniden kaynaklanabileceği düşünülebilir. Ayrıca hastane yatış sürecinde parasetamol ve nonsteroidal antiinflamatuar ilaçları kullananlarda tat veya koku kaybı semptomu yaşanma ihtimalinin daha yüksek olabileceği çalışmamızca gözlenmiş olup, ilaçlar ile semptomlar arasındaki ilişkinin incelenmesi ve yorumlanabilmesi için ileri çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+3
Özgenur Geridönmez
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Romatolojik hastalıklarda kullanılan biyolojik ilaçların yaygın yan etkileri, uyunç ve hasta memnuniyetlerinin değerlendirilmesi

Biological agents use have significantly improved the prognosis of rheumatologic diseases (RD). Despite great therapeutic effects, many patients may not adequately comply with these treatments. The aim is to study common side effects, adherence and its barriers during therapy. A descriptive cross-sectional study was conducted using a questionnaire tool in the rheumatology service of a tertiary hospital. Patients diagnosed with one RD using a biological agent were enrolled in the study. The questionnaire was adopted and modified for the current study setting. Face validation was carried out following a forward backward translation to the Turkish language. A written consent form was acquired and the study design was approved by an ethical committee. Statistical analysis was carried using SPSS version 25. 80 patients with RD were invited of whom 60 patients responded (75%). Among responders, 76.7% were females with a mean age of patients 50.85 ± 1.7 years. The average duration of biological drug use was found significantly higher with infliximab (6.48 ± 0.78 years) than the others (p=0.017). Most patients (63.33%) used biological drugs for the first time. Of those who discontinued a biological therapy before; the most common reason was ineffectiveness (55%) followed by infusion reactions (24%). Common side effects include insomnia (18.33%), headache (15%), feeling restless (15%), muscle stiffness (13.33%), blurred vision (11.66%), and difficulty to move (11.66%). In conclusion, findings indicate that biologic therapy has few tolerable side effects, and has a high rate of drug discontinuation mostly due to the ineffectiveness of the first agent used. Keywords: Biological drugs, side effects, treatment satisfaction, discontinuation

Patient satisfactionRheumatic diseasesTreatment adherence and compliance+2
Selin Sarıkaya
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Serbest eczanede ilaçla ilgili problemlerin çözümü için gerekli hasta verilerinin değerlendirilmesi: Karma yöntem analizi

Access to patient information is essential for community pharmacists to provide comprehensive pharmaceutical care, involving a deep understanding of medical history, medications, and disease conditions. Yet, the impact of information access on a pharmacist's ability to identify and resolve drug-related problems remains uncertain. This study investigates this relationship's significance in enhancing pharmaceutical care quality. The primary objective is to assess how access to patient information affects community pharmacists' ability to deliver comprehensive pharmaceutical care and accurately address drug-related problems. Additionally, the study explores factors influencing pharmaceutical care provision in community pharmacies. We used a mixed-methods approach to evaluate pharmacist patient care services through standardized simulated patient cases. We collected quantitative data on the number and accuracy of identified drug-related problems and time spent on care provision. Qualitative analysis involved a think-aloud protocol for pharmacist decision-making and cognitive interviews to explore perceptions and factors impacting the identification and resolution of drug-related problems, with a focus on the role of information access. Our findings indicate significant improvements in total drug-related problems identified, confidence levels, accuracy, and sensitivity after providing access to patient information. Thematic analysis of transcripts uncovered key themes related to information access and pharmaceutical care in community pharmacies, including missed care opportunities, pharmacy and pharmacist-related barriers, external obstacles, societal perceptions of pharmacists, and a strong desire to advance pharmaceutical care. Keywords: Pharmaceutical care, Drug Related Problems, Mixed method study, access to patients' health records, community pharmacist

Information accessPharmacistsPharmacies+7
İrem Çiftçi
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Serbest eczanelerde tip 2 diabetes mellitus hastalarında glisemik kontrol, öz bakım yönetimi ve COVID-19 deneyiminin araştırılması

Objective: Diabetes is a chronic disease with significant health implications, exacerbated by the challenges posed during the COVID-19 pandemic for individuals with chronic illnesses. This study evaluates self-care management, medication adherence, glycemic control, and COVID-19 experiences among T2DM patients in Türkiye during the pandemic. Materails and Methods: A cross-sectional design involved 2772 T2DM patients approached from 67 community pharmacists, with 462 eligible patients participating in the survey using a Turkish validated MARS and DSMQ questionnaires along lab results. Results: Nearly 51% reported experiencing COVID-19. A significant proportion (58.9%) were identified as non-adherent to their medications and scored significantly lower on all DSMQ subscales. Only a few (33.3%) achieved the target HbA1c level or total cholesterol (30.3%). Higher DSMQ general scale scores were associated with lower HbA1c levels and improved medication adherence. Poor glycemic control and multiple comorbidities were linked to hospitalization or ER admission due to COVID-19. Conclusion: A concerning proportion of diabetic patients failing to achieve treatment targets is seen, particularly those with multiple morbidities, adding strain to the current healthcare system. Addressing medication adherence, glycemic control, and self-care activities is critical for better supporting diabetic patients and improving overall healthcare outcomes in the post-COVID-19 era. Key words: Type 2 diabetes mellitus; adherence; self-care; glycemic control, COVID-19

COVID 19Diabetes mellitusDiabetes mellitus-type 2+4
Oğuz Tanıl Çete
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Pediatrik sıvı ilaç dozaj hatalarının ve aile bakım veren bireylerin ilaçlarla ilgili bilgi memnuniyetinin değerlendirilmesi

Background and Objective: Ensuring accurate dosing of liquid medications in pediatric populations is of paramount importance for both treatment efficacy and patient safety. This study aims to investigate the prevalence of liquid medication dosing errors in pediatric patients and associated factors along with parental satisfaction with information about medicine provided by healthcare providers. Design: A cross-sectional study was carried out involving parents or legal guardians over 18 years old who administer liquid medication to children aged ≤8 years. A minimum sample size of 397 participants was determined. Parent's satisfaction with counseling information was evaluated using the SIMS questionnaire. Dosing accuracy was evaluated by requesting the parent's measure of 2.5 ml, 5 ml, and 7 ml of liquid paracetamol and comparing it to the standard dose using calibrated cylinders. Dosing errors were defined as deviations of ≥20% from prescribed doses. Ethical approval and written consent were secured prior to data collection. Statistical analysis was performed using SPSS version 25. Results: Totally 397 patient families responded. Overall 49% were women and 93% of these women were the child's mother. More than 90% of respondents reported being knowledgeable of indications, dosing techniques, and duration of medications for their children. Parents report both pharmacists and physicians (31%) to educate them regarding their disease or medicine. A total of 46% reported that they use spoons or dosing cups during the administration of liquid medications. Following evaluation of parents dose-measuring of 2.5 ml, 5ml, and 7ml the following readings (mean±SD, (range)) were attained respectively: 3.64±1.067 (2-7); 5.57±1.24 (3-12); 8.49±1.846 (4-17). Conclusion: In Turkey, the prevalence of inaccurate dosing practices among parents necessitates advanced counseling strategies and standardized dosing tools to improve pediatric medication administration. Healthcare providers' role in enhancing parental knowledge and promoting standardized instruments, like oral syringes, emerges as crucial for safe and effective dosing.

CaregiversDose-response relationship-drugPatient care+5
Soz Hardı Mustafa Bakhtyar
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye'de pediatrik onkoloji hastalarında klinik olarak önemli advers ilaç etkileşimlerine göre ilaç etkileşimi veritabanının değerlendirmesi

Background and Objective: Pediatric patients are vulnerable to drug-drug interactions (DDIs), studies on Pediatric patient are generally limited particularly in Hemato-Oncology patients, the aim of this study is to evaluate the performance of DDIs checkers, along with most frequent DDIs and its prevalence. Materials and Methods: A retrospective observational study was conducted at the Yeditepe Hospital's Oncology Center from 2019 to 2023. Two different tools, Drugs.com and Lexicomp were utilized, and the agreement between these tools was assessed using the Kappa value. Tools' sensitivity, specificity, Positive Predictive Value (PPV), and Negative Predictive Value (NPV) was determined to evaluate the accuracy of these tools compared to Stockley's interaction book. The Spearman correlation test to compare the length of hospitalization with exposure to DDIs. Statistical significance was defined as a p-value of < 0.05. Logistic regression was performed to identify variables associated with the patients' final status and length of hospitalization (LOS). The consistency of ChatGPT was assessed using the Intraclass Correlation Coefficient (ICC). the study design was approved by an ethics committee. Statistical analysis was carried out using SPSS 25. Results: A total of 155 patients were initially screened, with 80 met the inclusion criteria. Drugs.com and Lexicomp identified 752 and 473 unique drug-drug interactions (DDIs), respectively, resulting in an average DDI prevalence of 78%. Spearman was 0.79 and 0.85 for Lexicomp and Drugs.com, respectively. The Mann-Whitney showed a significant difference in DDI exposure between surviving and deceased patients. The performance of Lexicomp and Drugs.com revealed sensitivity values 0.5 - 0.77, specificity values 0.5 - 0.36, PPV values 0.31 - 0.36, and NPV values 0.31 - 0.77. The accuracy for both tools was 0.5, and Kappa value was 0.575. ICC for ChatGPT's consistency, showed a poor result with a Cronbach's Alpha of 0.630. Conclusion: The study revealed that pediatric patients with hematologic oncology diseases are at a high risk of drug-drug interactions (DDIs). The accuracy of the tools used in this study was found to be moderate, and there was poor agreement between these tools. Keywords: Drug interaction checker, Adverse effect, DDIs, Online software, Oncology

Computer softwaresCancer patientsMedical oncology+4
Adnan Aleklah
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessEN

Anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinde topluluk eczacılarının bilgi, tutumu ve uygulaması

Objective: Maternal and child health is in disputable public health matter potentially affecting the quality of life of both current and future generations as mothers and their children account for more than two-thirds of the world's population. The aim of this study was to evaluate the knowledge, attitude, and practice of community pharmacist in relation to maternal and child health services, since appropriate use and management of medications in pregnancy is an essential component of parental care and pregnant women health. Materials and Methods: A cross-sectional research conducted within the community pharmacies of Istanbul. The target population for this study consisted of all licensed pharmacists. A minimum sample size of 385 participants were required during their shift either written or using online. A questionnaire was validated consisting of 41 items. Main outcome measure involved pharmacist's knowledge, attitude, and practice in maternal and child health services. A written consent form was acquired, and study design received approved by an ethical committee. Statistical analysis was carried using SPSS. Results: Among the 750 community pharmacy professionals who were approached randomly, a total of 430 individuals expressed their willingness to participate in the study by completing the questionnaire. Ultimately, 408 of these participants successfully fulfilled the entire questionnaire. Among the participants, 343 individuals (84.1%) identified as female, whereas 65 individuals (15.9%) were identified as male. About 80.5% of the respondents had good knowledge regarding contraceptive method. The majority of the respondents had a positive attitude (n = 241; 59.16%) and good practice (n = 197; 48.32%). The Psychometric properties of the developed tool show good reliability, Cronbach's alpha values were 0.871 for attitude and 0.823 for practice. KD test ranged 0.41 for contraceptive and sexual health, 0.48 for maternal and antenatal, 0.38 for neonatal and child care and 0.45 for infant growth assessment. The intraclass correlation coefficients were ranged from 0.833/ 0.801 for both Attitude and practice scales at baseline and after 8 days. Conclusion: The findings of the study indicate that community pharmacists exhibited favorable attitudes and practices. However, it was observed that their level of knowledge pertaining to maternal and child health was inadequate. This underscores the persistent need to enhance the knowledge, attitudes, and practices of community with regards to maternal and child health. Keywords: Maternal health, Child health, Pharmacist, Competency, Practice, Türkiye.

Sonıta Anwarı
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Kardiyometabolik durumlu hastalarda ilaç uyum raporu ölçeğinin ve ilaçlar hakkındaki inançlar anketinin Kürtçe versiyonunun psikometrik değerlendirmesi

Objective: This study aimed to evaluate the psychometric properties of the Kurdish versions of the Medication Adherence Report Scale (MARS‐5) and specific domains (necessity and concern domains) of the Beliefs About Medication Questionnaire (BMQ) among patients with cardiometabolic conditions. Materials and Methods: In this cross-sectional study, patients with cardiometabolic conditions undergoing treatment for at least a year at various medical centres in Erbil, Iraq, from February to July 2023 were included. Translation and cultural adaptation of two tools: MARS-5 and specific domains (necessity and concern domains) of BMQ were done. principal component analysis, analysis of internal consistency, and test-retest reliability were performed. The correlation analysis between clinical indicators (including blood pressure, HbA1C, and lipid profiles) and the score of MARS-5 was done. Results: Among 407 patients, almost half of participants (52%) were female with a median age of 60 (ranging from 25 to 88 years). Principal component analysis confirmed one component for MARS-5, and two components (Specific-Necessity and Specific-Concern) for BMQ. Cronbach's alpha values were 0.87 for the MARS-5 and 0.91 and 0.89 for the necessity and concern domains of BMQ, respectively. The intraclass correlation coefficients ranged from 0.84 to 0.95 for both tools at baseline and after two weeks. There were significant correlations between the score of MARS-5 and HbA1c levels using the chi-square test and Spearman correlation (rho: -0.45, p<0.001), as well as with blood pressure levels (rho: -0.21 for systolic blood pressure, p<0.001 and -0.17 for diastolic blood pressure, p<0.05). Conclusion:The Kurdish versions of MARS-5 and BMQ specific domains (necessity and concern domains) have shown good psychometric properties in the study population hence are suitable to evaluate medication adherence and beliefs about medication in Kurdish-speaking populations. Keywords: Medication Adherence, cardiometabolic condition, psychometric evaluation

Huda Jabbar Jawhar
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Kuzey Irak'taki Romatoid Artrit hastalarında ilaç uyumu ve ilaçla ilgili sorunların değerlendirilmesi

Objective: With Rheumatoid Arthritis (RA) being one of the most challenging diseases to manage Drug Related Problems puts further obstacles in the way of reaching the goal of treatment. This study aims to detect and identify DRPs as well evaluate the adherence of patients with rheumatoid arthritis to their medications in Erbil, Iraq. Materails and Methods: The present study was conducted in two major hospitals in North Iraq. A cross-sectional multicenter design was adopted enrolling 203 RA outpatients from February 15th until June 1st, 2023. Medication adherence and drug-related problems were assessed using the Medication Adherence Report Scale 5 (MARS-5) and relevant RA and medication therapy guidelines. The DRPs were categorized using the PCNE Classification of Drug-Related Problems V9.1. Statistical analysis was carried using SPSS V.26. Binary logistic regression analysis was performed in order to identify variables associated with the disease activity score and p-value of < 0.05 was considered to be statistically significant. Results: Among the 280 visiting outpatients, 203 were eligible and included; 91.1% of the patients were female. The mean (±SD) age of the patients was 51.9 ±12.3 years. Only 36.45% of the patients were found to be adherent to their medications. A total of 423 DRPs with an average of 2.08±1.46 problems per patient were identified. Calculated DAS-28 showed 40.39% of patients were with high disease activity, 35.46% with moderate disease activity, 9.36% with low disease activity, and 14.78% with remission. Conclusion: medication non-adherence, female gender, and presence of DRPs were found to be strongly associated with the worsening of the disease activity of RA patients. These findings along with a high prevalence of DRPs and nonadherence were found among the RA patients. Keywords: Rheumatoid arthritis, Adherence, drug-related problems, disease activity score (DAS-28).

Karez Omer
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Hematoloji servisinde yatan hastalarda potansiyel ilaç-ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı hematoloji servisinde yatan hastalarda potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi sıklığının belirlenmesi ve bu etkileşimlerin yönetilmesinde klinik eczacının rolünün belirlenmesidir. Materyal ve metot: Çalışmamız 1 Mart-30 Eylül 2020 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Hematoloji Servisinde prospektif olarak yürütülmüştür. Çalışmaya hematoloji servisinde yatan, en az iki ilaç kullanan ve çalışmaya katılmayı kabul eden hastalar dahil edilmiştir. Hastaların kullandığı ilaçlar değerlendirilerek potansiyel ilaç-ilaç etkileşimleri Lexicomp©, Micromedex© ve Medscape© ilaç bilgi sistemleri ile kontrol edilmiştir. Klinik eczacı potansiyel ilaç-ilaç etkileşimlerini yönetmeye yönelik çözüm önerilerini hekimlerle ve hemşirelerle sözlü veya yazılı olarak paylaşmıştır. Bulgular: Çalışmaya toplam 155 hasta (99 erkek, 56 kadın) dahil edilmiş ve bu hastaların 149'unda (%96.1) en az bir adet potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi tespit edilmiştir. Tüm hastaların yaşının medyan değeri 60 ve ÇAA'sı 44-72 olarak bulunmuştur. Tüm hastalarda 642 ilaç çiftine ait toplam 1985 potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi tespit edilmiştir. En az bir potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi saptanan hastaların kullandığı ilaç sayısının ve yatış sürelerinin etkileşim saptanmayan gruba göre daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0.001). Bununla birlikte iki grubun yaş ve cinsiyetlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Potansiyel ilaç-ilaç etkileşimlerini yönetmek adına klinik eczacı tarafından 88 adet öneri yapılmış ve bu önerilerin 82'si (%93.2) kabul edilmiştir. Sonuç: Hematoloji servisinde yatan hastalarda ilaç bilgi sistemleri tarafından tespit edilen potansiyel ilaç-ilaç etkileşimi sıklığının oldukça fazla olduğu görülmüştür. Klinik eczacı, potansiyel ilaç-ilaç etkileşimlerinin yönetilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir ve sağlık bakım ekibinin içerisinde yer almasının tedavi başarısına katkısı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İlaç-ilaç etkileşimi, hematoloji, klinik eczacılık

EczacılıkFarmakoloji-klinikHematoloji+2
Ömer Faruk Bahçecioğlu
İnönü University
2021
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Nefroloji servisinde yatan hastalarda klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı nefroloji servisinde yatan hastalara klinik eczacılık hizmetlerinin sunulması, tespit edilen ilaç ilişkili sorunlarla çözüm önerilerinin sınıflandırılması ve klinik eczacının katkısının ortaya konmasıdır. Materyal ve metot: Çalışma 1 Mart-30 Eylül 2020 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Nefroloji Servisi'nde yürütülmüştür. Bu süre zarfında nefroloji servisinde yatan ve en az 1 ilaç kullanmış olan 170 hastada gözlenen ilaç ilişkili sorunlar prospektif olarak değerlendirilmiş ve bu sorunların sınıflandırılmasında PCNE v.9 sınıflandırma sistemi kullanılmıştır. İlaç ilişkili sorun saptanan ve saptanmayan hastalarda klinik ve demografik özellikler karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 170 hastanın 135'inde en az 1 ilaç ilişkili sorun saptanmış ve bu 135 hastada toplam 383 ilaç ilişkili sorun kaydedilmiştir. İlaç ilişkili sorun saptanan hastaların kullandığı ilaç sayısının medyan değeri 10 (ÇAA: 7-12), sorun saptanmayan hastaların ise 6 (ÇAA: 5-7) olarak bulunmuştur (p<0.05). Çalışmada servis hekim ve hemşiresine 383 öneri yapılmış, bu önerilerin 338'inin (%88.25) kabul gördüğü, 45'inin (%11.75) ise kabul görmediği saptanmıştır. İlaç ilişkili sorunların nedenlerine göre dağılımı incelendiğinde ilaç seçimi (N1) ile ilgili nedenlerin %40.48 ile en sık görülen neden olduğu, bunu %34.8 ile doz seçiminin (N3) takip ettiği görülmüştür. En sık karşılaşılan hastaneye yatış nedenleriyle yaş, yatış süresi, ilaç sayısı gibi demografik ve klinik özellikler karşılaştırılmıştır. Yaş ve yatış süresi açısından yatış nedenleri arasında fark gözlenmezken, ilaç sayısı bakımından her üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. (p<0.05). Sonuç: Klinik eczacının multidisipliner sağlık ekibi içinde yer alarak ilaç ilişkili sorunlara yönelik çözüm önerisinde bulunmasıyla bu sorunların önüne geçilebildiği ve tedavi başarısına katkı sunulabildiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Klinik eczacılık, ilaç ilişkili sorun, nefroloji

EczacılıkFarmakoloji-klinikYatan hastalar+1
Selim Gök
İnönü University
2021
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Dahiliye yoğun bakım servisi'nde yatan hastalarda klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada Dahiliye YBÜ'de yatan hastaların ilaç tedavilerinin klinik eczacı tarafından değerlendirilmesi; İLİS'lerin belirlenmesi, sınıflandırılması ve çözüm önerilerinin sorumlu hekimlerle paylaşılması yoluyla klinik eczacının hastalara sunulan sağlık hizmetine katkısının ortaya konması amaçlanmıştır. Materyal ve metod: Bu çalışma İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dahiliye YBÜ'de 16.08.2021-16.03.2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Bu süre zarfında Dahiliye YBÜ'de yatan ve en az 1 ilaç kullanmış olan 257 hastada gözlenen İLİS'ler prospektif olarak değerlendirilmiş ve bu sorunların sınıfandırılmasında PCNE v.9 sınıflandırma sistemi kullanılmıştır. İLİS saptanan ve saptanmayan hastalarda klinik ve demografik özellikler karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 257 hastanın 157'sinde en az bir İLİS saptanmış ve 257 hastada toplam 399 İLİS kaydedilmiştir. İLİS saptanan hastaların kullandığı ilaç sayısının medyan değeri 12 (ÇAA: 9-15), saptanmayan grupta ise 7 (ÇAA: 5-10) olarak bulunmuştur (p<0.05). Çalışmada servis hekim ve hemşiresine 399 öneri yapılmış, bu önerilerin 349'unun (%87.5) kabul edildiği, 50 (%12.5) tanesinin ise kabul edilmediği saptanmıştır. İLİS'lerin nedenlerine göre dağılımı incelendiğinde ilaç seçimi (N1) ile ilgili nedenlerin %42.2 ile en sık görülen neden olduğu, bunu %41.5 ile doz seçiminin (N3) takip ettiği görülmüştür. Hastalarda atriyal fibrilasyon, kemik iliği nakli öyküsü, antibakteriyel ilaç kullanımı ve polifarmasi varlığının İLİS riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Sonuç: Klinik eczacının multidisipliner sağlık ekibi içinde yer alarak İLİS'lere yönelik çözüm önerisinde bulunmasıyla bu sorunların önüne geçilebildiği ve tedavi başarısına katkı sunabildiği görülmektedir.

EczacılıkKritik hastalıkYatan hastalar+4
Mefküre Durmuş
İnönü University
2023
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Anesteziyoloji ve reanimasyon yoğun bakım servisinde yatan erişkin hastalarda meropenemin çukur düzeyine etki eden faktörlerin terapötik ilaç izlemi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı yoğun bakım hastalarında kullanılan meropenemin çukur düzeyine (Cmin) etki eden faktörlerin saptanmasıdır. Materyal ve Metot: Bu prospektif çalışma 09.05.2022-09.03.2023 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesi'nde gerçekleştirilmiştir. Yoğun bakımda yatan ve en az 48 saat meropenem tedavisi gören 18 yaşından büyük hastalar çalışmaya alındı. Meropenem tedavisinin üçüncü gününde ilaç uygulamasından yaklaşık 30 dakika önce hastadan kan alındı. Daha sonra toplanan kan santrifüj edilerek konsantrasyonları Enzyme-Linked Immuno-Sorbent Assay yöntemi ile analiz edildi. Statistical Package for the Social Sciences v27.0 kullanılarak elde edilen Cmin seviyeleri ile hastalara ait faktörler arasında istatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 26'sı erkek olmak üzere 38 hasta dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 66.68±16.27 idi. En yaygın tanılar, tanımlanmamış çoklu kırıklar (%15.79), kardiyak arrest (%13.16) ve subaraknoid kanama (%10.53) idi. Meropenem Cmin düzeyleri arasında en yüksek değer 0.63 mg/L bulunmuş olup sadece bu örneğin alındığı hastaya uzatılmış infüzyon verildiği saptandı. Kreatinin klirensi eşik değeri 50 mL/dk olarak belirlendi ve ortalama Cmin seviyeleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (p= 0.651). Meropenem tedavisi öncesi ve sonrası eritrosit sayısı ve hemoglobin değerlerinde anlamlı fark vardı. Bunlar meropenem tedavisinden sonra başlangıca göre azalmıştır (p<0.05). Aynı zamanda C-Reaktif Protein (CRP) ve Sıralı Organ Yetmezliği Değerlendirmesi (SOFA) değerlerinde de çok anlamlı fark olduğu belirlendi. Meropenem tedavisi sonrası başlangıca göre CRP azalırken, SOFA skoru yükseldi (p<0.001). Cmin düzeyi ile hastalara ait bazı faktörler arasındaki ilişki incelendi ve bu faktörler ile Cmin düzeyi arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadığı tespit edildi (p>0.05). Sonuç: Kritik hastalarda, uzun süreli beta-laktam infüzyonları Cmin düzeyini artırabilir. Terapötik ilaç izlemi bu popülasyonda tedavi etkinliğinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Anahtar kelimeler: ilaç çukur düzeyi, klinik eczacılık, meropenem, terapötik ilaç izlemi, yoğun bakım ünitesi

AnesteziMeropenemTerapötik yöntemler+5
Ahmet Çakır
İnönü University
2023
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Anesteziyoloji ve reanimasyon yoğun bakım servisinde yatan erişkin hastalarda teikoplaninin çukur düzeyine etki eden faktörlerin terapötik ilaç izlemi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasında anesteziyoloji ve reanimasyon yoğun bakım servisinde yatan kritik hastalarda hedeflenen teikoplanin çukur düzeyine erişen hastaların oranının ve bu çukur düzeye erişmede etkisi olduğu düşünülen faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu prospektif tez çalışması 09.05.2022-27.01.2023 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Reanimasyon YBÜ'de ve 01.05.2023-21.07.2023 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Anestezi YBÜ'de yürütülmüştür. Hastalara ait demografik veriler, laboratuvar verileri, hastaların günlük vital bulguları ile günlük ilaç istemleri ve teikoplanin infüzyonuna ait bilgiler teikoplanin tedavisi boyunca günlük olarak toplanmış ve teikoplanin çukur düzeyi ile aralarındaki ilişki istatistiksel olarak incelenmiştir. Plazma teikoplanin çukur düzeyinin tayini LC/MS-MS ile yapılmıştır ve hedef çukur düzeyi 10 mg/L olarak belirlenmiştir. Sürekli veriler ortanca [ÇAA], kategorik veriler sayı (yüzde) olarak ifade edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya yaşı 18'den büyük olan toplamda 20 erişkin hasta dahil edilmiş ve hastaların yaşının ortanca değeri 70 [55.25-73.00] olarak bulunmuştur. Hastalara uygulanan birim teikoplanin dozu ortancası 5.52 [4.51-6.04] mg/kg olarak bulunmuş ve bu dozla hastaların %50'sinin hedef teikoplanin çukur düzeyine eriştiği gösterilmiştir. Teikoplanin tedavi öncesine kıyasla eritrosit, hemoglobin ve hematokrit değerlerinin tedavi sonunda anlamlı şekilde düştüğü görülmüştür (p<0.05). Teikoplanin-indüklü hepatotoksisite, trombositopeni ve serum kreatinin değerinde artış oranları da incelenmiş ancak anlamlı bir değişiklik saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç: Bu tez çalışmasıyla teikoplanin yoğun bakım popülasyonunda 6 mg/kg'dan az birim dozlamayla hastaların önemli bir kısmında hedef düzeye erişildiği gösterilmiştir. Bunun nedeninin hastaların böbrek fonksiyonları olduğu düşünülmektedir. Teikoplanin çukur düzeyi üzerinde etkisi olabilecek risk faktörlerinin ve teikoplanin-indüklü advers etkilerin daha net ortaya konabilmesi için klinik eczacıların rol aldığı daha büyük örneklem genişliği olan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kritik hastalıkTeikoplaninTerapötik yöntemler+5
Hasan Memiş
İnönü University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik eczacının evde sağlık hizmetleri alan yaşlı hastaların bakımındaki olası görevleri

Amaç: Bu çalışmada, evde bakım hizmeti alan 65 yaş ve üzeri polifarmasi hastalarında, klinik eczacı liderliğinde ilaçların gözden geçirilmesiyle hastaların ilaç kullanımlarının belirlenmesi, hekim ve hemşirenin yer aldığı evde bakım sağlık ekibiyle birlikte tespit edilen ilaçla ilişkili problemlerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel olan çalışma, Mayıs-Ekim 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Birimi'ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri, polifarmasisi olan 100 hasta dahil edilmiştir. Hastalarda ilaç yükü indeksi (İYİ), ilaç uygunluk indeksi (İUİ) ve ilaç tedavisi karmaşıklık ölçeği (İTKÖ) hesaplanmıştır. İUİ değerlendirilmesinde 2019 Beers kriterleri ve TIME-STOP Kriterleri kullanılmıştır. İlaçla ilgili problemler, DOCUMENT Sınıflandırma Sistemine göre sınıflandırılmıştır. Bulgular: 100 hastanın (kadın/erkek: 74/26) yaş ortalaması 78,54±7,95 olarak hesaplanmıştır. Toplam ilaç sayısı medyan değerleri 7 (5-9), İYİ puanı 0,5 (0-0,83), İTKÖ puanı 21 (17-31) ve İUİ puanı 13 (6-16,9) olarak hesaplanmıştır. Hastaların %96'sında en az bir adet ilaçla ilişkili problem tespit edilmiştir. En sık rastlanan problemler; 'İlaç Seçimi' (%66), 'Eğitim ve Bilgi' (%58) ve 'İzlem' (%33) olarak tespit edilmiştir. Tespit edilen 329 adet ilaçla ilgili probleme yönelik klinik eczacı önerilerinin %84.19'u (n=277) evde bakım ekibi tarafından kabul edilmiştir. Sonuçlar: Bu çalışma, klinik eczacının evde sağlık hizmeti alan yaşlı hastalarda ilaçla ilgili problemleri tespit etme, önleme ve çözümleme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

EczacılarEczacılıkEvde sağlık hizmetleri+6
Semra Memiş
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eczaneye başvuran hastalarda ilaç kullanım davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızda, serbest eczaneye gelen hastaların ilaç kullanım davranışları, ilaç kullanım bilgileri ve ilaç tedavisine uyumlarının değerlendirilmesi ve ilaçlardan en yüksek faydayı sağlamalarını engelleyecek durumların tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma İstanbul Gaziosmanpaşa'da yer alan Gündoğdu Eczanesi'nde 101 hasta üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada hastaların demografik bilgileri, ilaç kullanım davranışlarına yönelik veriler ve ilaç kullanımına yönelik bilgilerini değerlendirmek üzere veriler toplanmıştır. Hastaların ilaç tedavilerine uyum düzeyleri Morisky İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği ile belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 101 hastanın ortalama yaşı 35,07 ± 12,43 olarak bulunmuştur. Hastaların sadece %6,9'unun tedavilerine yüksek uyum gösterdiği bulunmuştur. Hastaların %77,2'si Kullanım Talimatı'nı okuduklarını ifade etmiştir; %69,3'ü ateş veya boğaz ağrısı gibi belirtiler düzeldiğinde hasta tarafından antibiyotik kullanımının sonlandırılabileceğinin yanlış olduğunu ifade etmiştir. Hastaların %81,2'si ilaçlarla ile ilgili danışmanlık sağlama konusunda eczacılara güvendiklerini ifade etmiştir. Sonuç: Eczacılar, hasta eğitimi ile hastaların ilaç kullanım bilgilerini artırarak ilaç kullanım davranışlarında değişiklik yapabilir ve dolayısıyla hastaların ilaç tedavilerine uyumlarını artırma konusunda olumlu sonuçlara katkıda bulunabilir. Anahtar Sözcükler: İlaç kullanım tutumu, ilaç kullanım davranışları, ilaç kullanım bilgileri, kullanım talimatı

DavranışEczanelerHastalar+3
Ayşe Şeyma Büyük
Marmara University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nöropatik ağrı tedavisinde ilaç kullanımının klinik eczacı tarafından incelenmesi

Nöropatik ağrı, yönetimi multidisipliner bir yaklaşım gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Hasta eğitimi ile geliştirilebilen, ilaç tedavisine olan uyunç ve tedavi memnuniyeti, ağrı yönetiminin başarısını etkiler. Bu çalışmanın amacı, hastalarda nöropatik ağrı öyküsünün değerlendirilerek poliklinikte klinik eczacı tarafından sağlanan ilaç bilgilendirme hizmeti ile ilgili hasta memnuniyetinin belirlenmesidir. Çalışma, Mart-Mayıs 2017 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri, ağrı polikliniğinde yürütülmüştür. Nöropatik ağrısı olan ve tedavi için amitriptilin, gabapentin, pregabalin ve duloksetin ilaçlarından en az birini kullanan hastalar çalışmaya dahil edilmiş olup, hastalar ilaç kullanımı ve yan etkileri ile ilgili olarak klinik eczacı tarafından bilgilendirilmiştir. Bilgilendirme ile ilgili hasta memnuniyeti 5'li Likert ölçeği kullanılarak; genel memnuniyet, hastaların sorularına eczacının verdiği cevaplar, bilgilendirmenin anlaşılabilirliği, bilgilendirme şekli ve içeriği ile ilgili memnuniyet olmak üzere dört soru ile ve bilgilendirmeden 1 ay sonra hastalarla telefon ile iletişime geçilerek değerlendirilmiştir. Çalışmaya bilgilendirilerek takibi yapılan 90 hasta dahil edilmiştir. Bilgilendirme süresi ortancası (25. - 75. yüzdelik) 8,5 (7-10) dakika olarak belirlenmiştir. Hastaların %98'i eczacı tarafından verilen bilgilendirme hizmetinin poliklinikte sürekli olmasını istediklerini belirtmiştir. Hasta memnuniyeti ile ilgili dört soruyu; katılımcıların %95'i 'memnun' veya 'çok memnun' olarak cevaplamış ve %90'ı bu hizmeti serbest eczanelerden de almak istediklerini belirtmiştir. Rutin klinik hizmetleri dışında hastalar eczacı tarafından ilaç bilgilendirme hizmeti almaktan memnun kalmıştır. Nöropatik ağrı tedavisinde akılcı ilaç kullanımının sağlanmasında, ağrı polikliniğinde eczacı tarafından sağlanan düzenli bilgilendirme hizmeti önem taşımaktadır. Multidisipliner işbirliği, hastaların tedaviye uyuncunu arttırarak etkin ağrı kontrolünün sürdürülmesine yardımcı olmaktadır.

AğrıEczacılarEczacılık+4
Göknur Göker
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Febril nötropeni gelişim riski olan ve granülosit koloni stimüle edici faktör (G-CSF) kullanan kanser hastalarının patient risk score (PRS) ile takibi ve yan etkilerinin değerlendirilmesi

Febril nötropeni, kemoterapinin en önemli doz kısıtlayıcı yan etkisidir. Uluslararası tedavi kılavuzları febril nötropeni riski >%20 olan protokollerde profilaktik olarak granülosit koloni stimüle edici faktör (G-CSF) kullanımını önerirken; riskin %10-20 olduğu protokollerde hastaların bireysel risk faktörlerine göre hekim tarafından değerlendirilmesi ve gerek duyulduğunda tedaviye başlanılmasını önermektedir. Bu çalışmanın amacı; kemoterapi alan hastalarda febril nötropeni riskinin Hasta Risk Skoru (PRS) ile belirlenmesi ve belirlenen yan etkilerin her tedavi küründe klinik eczacı tarafından değerlendirmesini sağlamaktır. Çalışma, 15 Mayıs- 15 Kasım 2017 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Medikal Onkoloji Polikliniği ve Gündüz Tedavi Ünitesi'nde yürütülmüştür. Çalışmaya febril nötropeni riski > %20 ve %10-20 olan kemoterapi protokollerini alan, hekim tarafından G-CSF tedavisi başlanmış olan hastalar dahil edilmiş ve klinik eczacı tarafından her hasta 3 ay boyunca takip edilmiştir. Çalışmaya 118 hasta dahil edilmiş ve toplam 286 görüşme gerçekleştirilmiştir. Hastaların ilk görüşme ve 2. takip sırasında PRS skorları arasında istatiksel olarak anlamlı bir artış bulunmuştur (p= 0,034). G-CSF kullanımı değerlendirildiğinde; hastaların %34,7'sinde 'yetersiz', %22,8'inde 'gereksiz' ve %42,3'ünde 'uygun' profilaksi sağlandığı saptanmıştır. Yan etki izlemi ile G-CSF ilişkili kas-iskelet sistemi ağrısının tedavinin 2. ve 3. gününde artış gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, PRS klinikte kolay uygulanabilen ve özellikle 'yetersiz' veya 'gereksiz' G-CSF profilaksisi olan hasta gruplarının belirlenmesinde kullanılabilecek uygun bir değerlendirme sistemidir. Klinik eczacı tarafından sürdürülecek ve hastanın raporlayabildiği bir yan etki takip sisteminin hayata geçirilmesi, onkoloji alanında hasta-odaklı ve multidisipliner bakım hizmetlerinin ba şarısının devamlılığını sağlayacaktır.

EczacılıkGranülosit koloni stimülan faktörKanser hastaları+5
Elif Aras
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00