Isparta University of Applied Sciences
Anabilim Dalı

Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı

Isparta University of Applied Sciences

498

Arşivlenen Tez

2

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin ekonomik analizi ve sürdürülebilirliği

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yerli ırk sığır yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik analizi yapılarak, yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliğinin ölçülmesi ve sürdürülebilirliğe etkili faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmanın ana materyalini Türkiye yerli ırk sığır varlığının %34.22'sini oluşturan; Diyarbakır, Ağrı, Şanlıurfa, Muş ve Samsun illerinde 215 yerli ırk sığır yetiştiricisi işletmeden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Elde edilen veriler Mayıs 2021 - Nisan 2022 üretim dönemine aittir. Araştırma bölgesinde; Doğu Anadolu Kırmızısı, Yerli Kara, Güney Anadolu Kırmızısı, Yerli Güney Sarısı, Boz Irk ve Zavot ırkları yetiştirilmektedir. Bölgede yerli ırk sığır yetiştiriciliği arazi yapısı ve iklim koşullarına uygun bir faaliyet olduğu için yapılmaktadır. Görüşülen işletmelerin yerli ırk sığır varlığı ortalama 15.11 BBHB'dir. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin GSÜD içerisinde payı ortalama %54.53'dir. Büyükbaş hayvan birimine göre yerli ırk sığır üretim maliyeti 5 877.85 TL, brüt kâr, 5 805.67 TL, nispi kâr ise 1.60 hesaplanmıştır. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinde ekonomik sürdürülebilirlik indeksi 0.44, sosyal sürdürülebilirlik indeksi 0.54, çevresel sürdürülebilirlik indeksi 0.49 tespit edilmiştir. Genel sürdürülebilirlik indeksi 0.49'dur. İşletmelerde sürdürülebilirliği etkileyen faktörler; gelir, sosyal ağ, bilişim, mera varlığı ve eğilimdir. Sürdürülebilirliği etkileyen ve istatistiki olarak etkisi anlamlı bulunan gelir ve mera durumu gibi faktörlerin en önemli masraf unsurunun yem maliyetleri olduğu dikkate alındığında; mera alanlarının ıslah çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Yerli ırk sığır yetiştiriciliği özelinde verilen desteklemelerin kapsamının genişletilmesi ve yoğun olduğu bölgelere ağırlık verilmesi sağlanmalıdır. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin önemi, hayvan gen kaynaklarının korunması perspektifinde bir politika olarak ilgili kurum ve kuruluşların tüm birimlerini kapsayan bir biçimde farkındalık oluşturulması gerekmektedir. Ancak böylelikle kamu/özel/üretici arasında zincirleme bir etki sağlanabilir.

Ekonomik analizFaktör analiziSürdürülebilirlik endeksi+2
Bekir Sıtkı Şirikçi
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Isparta ilinde kayısı üretiminin ekonomik açıdan irdelenmesi ve geleceği

Bu çalışmanın amacı Isparta ilinde kayısı yetiştiriciliği yapan işletmelerin sosyo-ekonomik yapısı, maliyet ve kârlılık durumları incelenerek üretim ve pazarlama yapısı ile ilgili sorunların tespit edilmesi ve elde edilen bulgular dâhilinde Isparta ilinde kayısı üretimi ve kârlılığını iyileştirmeye yönelik öneriler geliştirilmesidir. Ayrıca Isparta ilinde kayısı yetiştiriciliğinin geleceği hakkında öngörüde bulunulmuştur. Araştırmanın ana materyalini; %91 dikim alanı ve %87 üretim payına sahip Isparta ili Yalvaç ve Senirkent ilçelerindeki kayısı yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı köylerde bulunan 138 kayısı işletmesinden anket yöntemi ile elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Örnek hacminin tespitinde tabaka sınırları dikkate alınarak tabakalı örnekleme yöntemlerinden biri olan Neyman Yöntemi kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda örnek hacmi 138 işletme olarak belirlenmiştir. İşletmelerden elde edilen veriler 2021 yılı üretim sezonuna aittir. Elde edilen sonuçlara göre işletmelerin ortalama parsel sayısı 6.02 adet, arazi genişliği ise 34.05 dekar bulunmuştur. Kayısı arazi parsel sayısı 5.25 adet, arazi genişliği 28.63 dekar hesaplanmıştır. İşletmelerin yetiştirdiği kayısı çeşitlerinin başında Şekerpare, Roxsana, Aprikoz ve Orange Ruby gelmektedir. İşletmeler kayısı üretiminde dekara 1.97 saat çekigücü, 27.57 saat aile işgücü, 27.00 saat yabancı işgücü kullanmışlardır. Kayısı bahçelerinde dekara saf madde olarak 8.86 kg azot, 12.92 kg fosfor ve 4.33 kg potasyum uygulamışlardır. İşletmeler ortalamasında dekara kayısı üretim maliyetleri 6 013.62 TL, GSÜD 25 090.66 TL, brüt kâr 21 933.14 TL, mutlak kâr 19 077.04 TL, nispi kâr 4.17 olarak hesaplanmıştır. 1 kg kayısı üretim maliyeti 1.84 TL olarak tespit edilmiştir. Kayısı üretiminin kârlılığı yüksek olduğu için üreticilerin gelecek yıllarda üretime devam edeceği tespit edilmiştir.

IspartaKayısıÜretim ekonomisi+1
Sultan Poyraz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal destekleme politikalarının serada domates üretiminde agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi: Antalya ili Kumluca ilçesi örneği

Çalışmada Antalya İli Kumluca İlçesinde serada domates üretiminde destekleme politikalarının agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Antalya ili Kumluca ilçesinde 115 domates üreticisi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden, agroekolojik uygulamaları gerçekleştirme düzeyine göre yararlanılan desteklerin ortaya konmasında t-testi, sera üretimindeki destekleme politikalarının ve sosyo-demografik özelliklerin agroekolojik uygulamalara etkisinin belirlenmesinde ise lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca domates üretiminin sürdürülebilirlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla sürdürülebilirlik indeksi de hesaplanmıştır. İncelenen işletmelerde üreticilerin %70.43'ünün düşük düzey kategorisinde, %29.57'sinin orta düzey kategorisinde agroekolojik yöntemleri uygulama düzeyine sahip olduğu ve yüksek düzey kategorisinde hiçbir üreticinin yer almadığı saptanmıştır. İşletmelerin tarımsal desteklerden yararlanma düzeyi %98.26 olup verilen desteklerin sadece %19.35'inin agroekolojik uygulamalara verilen destekleri kapsadığı belirlenmiştir. Serada tarımsal deneyim süresinin, herhangi bir üretici örgütüne üye olma oranının artması ve domates üretim alanının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının azaldığı; üreticilerin düzenli olarak kitle iletişim araçlarını kullanarak tarımsal bilgi edinme düzeyinin artması, aile işgücü sayısının yükselmesi ve tarımsal destekleme miktarının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının arttığı saptanmıştır. Bu kapsamda, serada domates üretiminde çevre koruyucu önlemlerin alınması, agroekolojik uygulamaların teşvik edilmesi ve üreticinin refahının korunması tarımsal sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli olup, politika yapıcıların tarımsal destekleme politikalarını buna göre planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Tarımsal destekler, Agroekolojik uygulamalar, Antalya, Örtüaltı üretim

AntalyaDomatesTarımsal destekleme+1
Merve Mürüvvet Dağ
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Indonesian palm oil export analysis

This study aims to analyze the factors affecting Indonesian palm oil exports between 1990-2019 and the impact of the COVID-19 pandemic (2020-2021 period) on Indonesian palm oil exports. This study also reveals the structure of Indonesian palm oil exporting companies, identifies the problems of palm oil exporting companies, and proposes solutions to these problems. Primary data was obtained through in-depth interviews with 15 Indonesian palm oil exporters. The study used regression prerequisite testing, classical assumption, and multiple linear regression methods to analyze the factors affecting Indonesian palm oil exports between 1990-2019. A literature review and simple descriptive methods were used to analyze the impact of the COVID-19 pandemic (2020-2021) on Indonesian palm oil exports. Basic statistical methods for comparative interpretation were used to identify Indonesian palm oil export companies' structure, problems, and solutions. According to the results, palm oil production, the USD exchange rate against the IDR, and the world palm oil price had a 96.5% impact on Indonesian palm oil exports. Palm oil production and export volume decreased during the COVID-19 pandemic due to supply chain disruptions, labor limitations, and other constraints. Palm oil companies faced various internal and external challenges, including production, export, and climate issues, high fertilizer prices, global economic uncertainty, export restriction policies, and negative campaigns by environmental and social NGOs on palm oil. Solutions to be implemented by companies include careful fertilization planning, implementation of integrated pest management, market diversification, active participation in industry associations, and compliance with national and international palm oil sustainability standards.

COVID 19IndonesiaPalm oil+1
Zahraturrahmı Zahraturrahmı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya ilinde zeytinyağı üreten işletmelerin teknik etkinliği

Zeytin tarih boyunca barışın simgesi, refahın kaynağı olarak görülmüştür. Sofralık ve yağlık değerinin yüksekliği ve sınırlı alanlarda yetiştiriliyor olması zeytinin ne kadar kıymetli bir bitki olduğunun göstergesidir. Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde İspanya, Tunus, İtalya ve Yunanistan'ın ardından beşinci sırada yer almaktadır. Son yıllarda Türkiye'nin zeytinyağı ithalatı çok hızlı artmış, buna rağmen ihracatı aynı hızla artmamıştır. Bu çalışmanın amacı Antalya ilinde faaliyet gösteren zeytinyağı işletmelerin teknik etkinliğini belirlemek, sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç için zeytinyağı üreten 30 işletme ile görüşülmüştür. Anketlerle elde edilen veriler 2022-2023 üretim sezonuna aittir. Etkinlik skorlarının tahmininde veri zarflama analizi kullanılmıştır. Sonuçlar işletmelerin etkinliklerinin %30.9 ile %100 arasında değiştiğini, ortalama etkinliğin ise %73.4 olduğunu göstermiştir. İşletmeler ortalama %58.83 kapasite ile Eylül-Şubat arasında faaliyet göstermektedir. İşletmelerin zeytinyağı satış fiyatı zeytinyağının kalitesine bağlı olarak ortalama 58.57 TL ile 93.69 TL arasında değişmiştir. Üretilen zeytinyağının %20.36'sı doğrudan tüketiciye satılırken, %71.71'i toptancıya ve %7.93'ü ise perakendeciye satılmıştır. İncelenen işletmelerde girdi maliyetlerindeki artış, fiyat istikrarsızlığı ve kaliteli hammadde teminindeki güçlükler en temel sorunlar olarak belirlenmiştir. Kaliteli hammadde temininin sağlanması için zeytin üreticileri tarafından modern tarım tekniklerinin kullanılması ve düzenli bakımın yapılması gerekmektedir. Son olarak üretimde kullanılan girdilerin daha etkin kullanılmasına yönelik bilincin ve iradenin ortaya koyulması en önemli konulardan biri olarak değerlendirilmektedir.

AkdenizEtkinlikTürkiye+2
Çetin Baver Salman
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üzüm üretimi yapan işletmelerin ekonomik analizi: Denizli ili Baklan ilçesi örneği

Bu çalışmanın amacı, Denizli ili Baklan ilçesinde üzüm üretimi yapan işletmelerin ekonomik yönden incelenmesidir. Araştırmanın ana materyalini Baklan ilçesinde üzüm üretimi yapan işletmeler ile anket yöntemi kullanılarak birincil veriler oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan bilgiler 2021 üretim sezonunu kapsamaktadır. İncelenen işletmelerde birim alana (da) üzüm verimi 685.65 kg olarak belirlenmiştir. Üretim maliyetlerinin %57.08'ini değişen maliyetler, %42.92'sini sabit maliyetler oluşturmaktadır. Üzüm üretiminde dekara düşen üretim masrafı 1742.92 TL olarak tespit edilmiştir. Dekara düşen gayri safi üretim değeri 2536.27 TL olarak belirlenmiştir. Ortalama net kâr 1541.48 TL/da hesaplanmıştır. Görüşülen üreticilerin bir kilogram üzüm üretim maliyeti 2.54 TL ve bir kg üzüm satış fiyatı ise 3.73 TL olarak hesaplanmıştır. Nisbi karın ise işletmeler ortalamasındaki değeri 1.47 olarak hesaplanmıştır.

BağcılıkEkonomik analizÜzüm
İsmet Tutar
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de etlik piliç üretiminde teknik ve ekonomik etkinlik

Bu araştırmada Türkiye'de etlik piliç üretiminin ekonomik analizi, yatırım analizi ve etkinlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini, Türkiye'de etlik piliç varlığının %57.12'sini oluşturan Manisa, Balıkesir, Bolu, Sakarya ve Mersin illerinde 139 işletmeden anket yöntemi ile toplanan birincil veriler oluşturmuştur. Örnek işletmelerin tabakalara dağıtımında tavuk sayısına göre Neyman Paylaştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; işletmelerde ortalama ölüm oranı %4.40, ortalama canlı ağırlık 2.61 kg, bir yıldaki ortalama besi dönemi sayısı 5.38 ve bir dönemdeki ortalama besi süresi 42.63 gün olarak tespit edilmiştir. Canlı ağırlık birimi başına üretim masrafları ortalama 15.45 TL/kg, brüt kâr 5.73 TL/kg, net kâr 3.98 TL/kg ve nispi kâr 1.26 olarak hesaplanmıştır. Etlik piliç yetiştiriciliğinde yatırımın mali ve ekonomik yönden değerlendirilmesinde; fayda masraf oranları işletme büyüklük gruplarına göre I., II. ve III. grup işletmelerde sırasıyla 1.14, 1.24 ve 1.35 olarak hesaplanmıştır. İç kârlılık oranı ise I., II. ve III. grup işletmelerde sırasıyla %27.85, %39.71 ve %70.69 olarak saptanmıştır. VZA'ya göre işletmelerin girdiye yönelik ekonomik etkinlik skoru ortalama 0.87, kaynak kullanım etkinliği skoru, 0.97, teknik etkinlik skoru, 0.82, saf teknik etkinlik ve ölçek etkinliği skoru 0.91 olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin çıktıya yönelik teknik etkinlik skoru 0.82 ve SSA'ya göre ise teknik etkinlik skoru ise 0.92 olarak saptanmıştır. Sektörün en önemli sorunu olarak yem hammaddelerinin ithalat yoluyla temin edilmesi görülmektedir. Yem hammaddelerinin ülke içinde üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca üreticilerin etlik piliç ile ilgili tarımsal örgüt oluşturmalarının sektörde söz sahibi olabilmeleri için önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Üreticilere yetiştiricilik ile ilgili eğitim verilmesinin de işletmelerin etkinliğini artıracağı sonucu çıkmıştır.

Etlik piliçMaliyetStokastik sınır analizi+2
Aslı Dalgıç
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buğday ve arpa üreticilerinin iklim değişikliğine uyum davranışları - Yalvaç ilçesi örneği

Bu araştırmanın amacı, iklim değişikliğinden oldukça fazla etkilendiği bilinen Isparta'da (özellikle Yalvaç ilçesinde) Buğday ve Arpa üreticilerinin nasıl etkilendiklerini ortaya koymak ve iklim değişimine yönelik davranışlarını belirlemektir. Yüz yüze anket yönteminin kullanıldığı çalışmada, tabakalı örnekleme yoluyla rastgele seçilen 116 katılımcıdan veriler toplanmıştır. Örneklem büyüklüğünü her bir tabakaya dağıtmak için Neyman yöntemi kullanılmıştır. Ankete katılan üreticilerin iklim parametreleri hakkındaki bilgi düzeylerini değerlendirmek için Likert ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, çoklu uyum analizi, kısıtlama endeksi ve ikili lojistik regresyon kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre üreticilerin yaş ortalaması 46, %96.6'sı erkek, lise mezunu ve tarımsal üretimde ortalama 22 yıllık deneyime sahiptir. Yalvaç ilçesinde buğday ve arpa verimindeki düşüş kuraklık, yağış azlığı, don ve artan sıcaklıklardan kaynaklanmaktadır. Bu iklim faktörlerinin tehditlerine karşı, üreticiler buğday/arpa türünde değişiklik, ekim ve hasat tarihlerinde değişiklik, meteorolojik bilgileri takip etme kararı gibi birçok uyum önlemi uygulamıştır. İkili lojistik regresyonun sonuçları, üreticilerin iklim değişikliği uyum önlemlerine yönelik algılarını etkileyen değişkenlerin deneyim yılı, tarım kredisi kullanımı, yaş, gelir gibi faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Kısıtlar endeksi, iklim değişikliğine uyum önlemleri hakkında bilgi eksikliğinin ankete katılan üreticilerin çoğunluğu tarafından en çok ifade edilen kısıt olduğu ortaya çıkmıştır. Beklentiler açısından, üreticiler devletin iklim bilgisine erişim olanaklarını artırmasını ve ardından iklim değişikliklerinin yönetimi konusunda düzenli eğitim kursları düzenlemesini istemektedir. Bu araştırmanın sonuçları, Yalvaç ilçesindeki tarımsal politika yapıcılara, üreticilerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını artırmada yol gösterecek bir araç olarak hizmet edecektir.

Koffı Romarıc Gassı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çörek otu üretiminin geliştirilmesi, sorunlar ve çözüm önerileri: Burdur ili bucak ilçesi örneği

Bu çalışmada Burdur ili Bucak ilçesinde çörek otu üretiminin geliştirilmesi, sorunlar ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini Burdur ili Bucak ilçesinde faaliyet gösteren 124 çörek otu üreticisinden anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre, İncelenen işletmelerde üreticilerin ortalama yaşının 58.42 yıl, ortalama eğitim süresinin 7.73 yıl ve ortalama çörek otu yetiştiricilik deneyiminin 5.02 yıl olduğu saptanmıştır. Üreticilerin %69.35'nin çiftçilik dışında başka işlerinin de olduğu belirlenmiştir. İncelen işletmelerde ortalama işletme arazi büyüklüğü 128.97 dekar, ortalama çörek otu ekim alanı 44.64 dekar olarak hesaplanmıştır. İncelen işletmelerde ortalama işletme arazisinin %34.61'nin çörek otu üretimine tahsis edildiği hesaplanmıştır. Çörek otu verimin ortalama 69.94 kg/dekar olduğu, ortalama çörek otu satış fiyatının ise 20.08 TL/kg olduğu tespit edilmiştir. Üreticilerin %66.94'ünün depolama ve pazarlama, %87.90'ı hasat, %99.19'unun yabancı ot mücadelesinde ve %50.81'inin alet ve makine temininde sorun yaşadıkları saptanmıştır. Üreticilerin %100'ü iklim koşulları uygun olduğu için, %97.58'i hasat kolay olduğu için, %91.93'ü ise işçiliğinin kolay olması nedeniyle çörek otu üretimini tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin tamamının mazot ve gübre desteğinden yararlandıkları saptanmıştır. Üreticilerin %66.13'ü çörek otu üretiminin fark ödemesi (prim) desteği kapsamına alınmasını istemektedirler. Araştırma bölgesinin sosyoekonomik ve ekolojik koşulları çörek otu üretiminin geliştirilmesi için önemli bir potansiyele sahiptir. Tüketici talebi gittikçe artan çörek otu üretimin artırılması ve katma değerli ürünlerin üretilmesi için gerekli devlet desteği ve yönlendirmesinin yapılması önem arz etmektedir. Bu gelişmeler sağlanabilirse çörek otu üretiminin araştırma bölgesinde kırsal ekonomiye önemli katkılar sağlayacağı söylenebilir.

Şeyma Özer
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yumurta tavukçuluğu üretim ve tüketim yapısının analizi

Bu çalışmada, Türkiye'de yumurta tavukçuluğu sektörünün üretim ve tüketim yapısı analiz edilmiştir. Bu çerçevede yumurta tavukçuluğu işletmelerinin üretim yapıları ekonomik yönden değerlendirilmiş, etkinlikleri araştırılmış, piyasa durumu analiz edilmiştir. Tüketim yapısında da yumurta tüketimi, tüketici algıları, davranışları ve tercihleri irdelenmiştir. Araştırma verileri, tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemine göre 68 yumurta üreten işletme, oransal örnekleme yöntemine göre ise 1076 tüketiciden yüz yüze görüşme yapılarak elde edilmiştir. Çalışmada, işletme ortalaması olarak toplam masrafın %67.05'ini yem masrafı, %10.14'ünü pazarlama masrafı ve %8.45'ini yarka amortismanı oluşturmuştur. Birim (adet) yumurta üretim maliyeti 1.27 TL, nispi kar 1.21 olarak bulunmuştur. İşletmelerin teknik etkinlik skorları, ölçeğe göre sabit getiri varsayımı altında (crste) 0.86, ölçeğe göre değişen getiri varsayımı altında (vrste) 0.94 ve ölçek verimliliği (scale) 0.91 olarak hesaplanmıştır. Yumurta üretim süresi 66 hafta, kapasite kullanım oranı 0.88, tavuk başına yumurta verimi 290 adet/yıl olarak tespit edilmiştir. Tüketici hanelerinde ortalama birey sayısı 3.14 kişi, haftalık yumurta tüketimi 28.14 adet, ortalama gelir 21.149 TL ve aylık ortalama yumurta harcaması 237 TL olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, artan yem maliyetlerinin önüne geçilebilmesi için yem hammadde temininde ithalat eğiliminden çok, iç pazarda üretim potansiyelinin artırılmasına ağırlık verilmesi önemlidir. Yumurta piyasasında süreklilik sağlanarak iç ve dış piyasada fiyat dengesinin oluşmasına katkıda bulunulması, yumurtanın raf ömrünün uzatılması ve katma değeri daha yüksek ürünlerde değerlendirmesine olanak sağlanması amacıyla yumurtayı sıvı ya da kuru şekilde daha uzun süre muhafaza edecek teknolojik alt yapıya ulaşmaları için işletmelerin teşvik edilmesi ve desteklenmesi önem arz etmektedir.

EtkinlikFiyatKarlılık+3
Mehmet Işık
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

IPARD programı kapsamında desteklenen ve desteklenmeyen besi sığırcılığı işletmelerinin yenilikçi teknolojileri kullanım düzeyleri ve en iyi yetiştiricilik pratikleri açısından karşılaştırılması: İç Anadolu Bölgesi örneği

Bu araştırmada IPARD Programının I. Dönemi'nde İç Anadolu Bölgesi'nde kırmızı et üreten tarımsal işletmeler kapsamında IPARD desteği alan ve almayan besi sığırcılığı işletmelerinin; sosyo – ekonomik özelliklerini, iletişim davranışlarını, yenilikçi teknoloji kullanım düzeylerini ve en iyi yetiştiricilik uygulamalarını saptayıp karşılaştırmak, uygulamalar konusunda karşılaştıkları sorunları belirlemek ve ilgili kuruluşlara, çiftçilere ve politika belirleyicilere öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla bölgedeki 7 ilden 88 işletme ile gerçekleştirilen anketler sonucu elde edilen veriler, araştırmanın ana materyalini oluşturmuştur. Ayrıca, sektör paydaşlarının bakış açısını yansıtması amacıyla nitel bir veri toplama aracı olan odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada hem nicel hem de nitel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada ortalama olarak; besicilerin yaşlarının 47.1, çiftçilik deneyimlerinin 25.6 yıl, besicilik deneyimlerinin 17.9 yıl, hayvan varlıklarının 216 baş olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları; yapılan ki – kare analizine göre, IPARD desteği alan ve almayan besi işletmeleri arasında eğitim düzeyi, çifçilik ve besicilik deneyimleri, bilgisayarda kayıt, padok, revir, bakıcı binası, gübre sıyırıcılar, hayvan sigortası, kamera sistemi, anızda otlatma, kaşıma fırçası uygulamalarında istatistiki olarak farklılık bulunduğunu göstermiştir. Lojistik regresyon analizi sonucunda, besi işletmelerinin IPARD desteğinden yararlanıp yararlanmamaları ile çiftçilik deneyimi, hayvan sigortası yaptırma, silaj üretimi, kamera sistemi, sürü yönetim yazılımı ve eğitim düzeyleri değişkenleri arasında istatiksel yönden önemli ilişki bulunmuştur. IPARD propramının etkinliği ve sürdürülebilir besiciliğin temini için; IPARD projesi izleme süresi artırılmalı, mesleki deneyimi daha fazla olan ve/veya tarım konusunda eğitim alan işletmelere öncelik verilmeli, yenilikçi teknolojilerin yatırım maliyetlerini azaltacak ve besicilikte kullanımını yaygınlaştıracak tedbirler alınmalıdır.

IPARDKırmızı etKırsal kalkınma+1
Murat Kahraman
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de yağlık ayçiçeği üretimi yapan işletmelerin ekonomik analizi ve çevresel etkinliği

Araştırmanın amacı yağlık ayçiçeği üretimi yapan işletmelerin ekonomik analizinin yapılması, yağlık ayçiçeği üretiminin çevresel etkisinin ölçülmesi, işletme düzeyinde çevresel etkinliğin tahmin edilmesi, çevresel etkinlik belirleyicilerinin tespit edilmesi ve işletme düzeyinde sürdürülebilirliğin ortaya konulmasıdır. Araştırmanın işletme düzeyindeki verileri, Türkiye yağlık ayçiçeği ekim alanlarının %54.57'sini, üretiminin ise %53.81'ini oluşturan Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Konya illerinde yağlık ayçiçeği üretimi yapan 222 tarım işletmesinden anket yoluyla toplanmıştır. Çevresel etkilerin ölçülmesinde yaşam döngüsü analizi, çevresel etkinliğin tahmin edilmesinde veri zarflama analizi ve sürdürülebilirliğin ortaya konulmasında sürdürülebilirlik indeksi kullanılmıştır. Çevresel etkinlik, sürdürülebilirlik ve ekonomik performans ilişkisi bir arada incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yağlık ayçiçeği üretim değerinin toplam gayrisafi üretim değeri içerisindeki payı %47.29'dur. Türkiye'de 1 kg yağlık ayçiçeği üretimi için atmosfere 0.459 kg CO2-eş sera gazı salınmaktadır ve sera gazı salınımı işletme büyüklüğü arttıkça artmaktadır. İncelenen tarım işletmeleri üretimlerini azaltmaksızın ve çevreye ilave etki yapmaksızın girdi kullanım miktarlarını %21.9 oranında azaltma imkânına sahip oldukları belirlenmiştir. İşletmecilerin yağlık ayçiçeği üretimde deneyim süresi, üretim sistemleri, işletmecilerin çevresel bilgi düzeyleri ve işletmecilerin çevresel üretim sistemlerini uygulama durumları çevresel etkinliğe pozitif yönde; işletmecilerin tarımsal deneyim süresi, işletmelerdeki hanehalkı büyüklüğü, işletmecilerin çevresel ifadelere katılımları ise çevresel etkinliğe negatif yönde etki etmektedir. İşletmelerin ekonomik, sosyal, çevresel ve politik sürdürülebilirlik indeksleri sırasıyla 0.45, 0.63, 0.42 ve 0.50; genel sürdürülebilirlik indeksi ise 0.50 olarak belirlenmiştir. Çiftçilere yönelik çevresel bilgi düzeylerini artırıcı eğitimlerin düzenlenmesi, verimli sulama yöntemlerinin ve çevre dostu üretim sistemlerinin uygulanmasının teşvik edilmesi yağlık ayçiçeği üretiminde fazladan kullanılan girdileri azaltacak, işletmelerin kârlılıklarını ve çevresel etkinliklerini artıracak, doğaya daha az sera gazı salınımı gerçekleşecektir.

Ayçiçek yağıSosyal sürdürülebilirlikSosyoekonomik analiz+2
Bektaş Kadakoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası uygulamalarının süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi: Burdur ili örneği

Bu çalışmada, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası (BHHS) uygulamalarının Burdur ili süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Burdur ilinde süt sığırcılığı yapan ve devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası kapsamında hayvanlarına sigorta yaptıran 52 çiftçi ve sigorta yaptırmayan 141 çiftçi olmak üzere toplam 193 çiftçi ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çiftçilerin sosyo-ekonomik, demografik ve teknik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Süt sığırcılığı işletmelerinin, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası yaptırma ve yaptırmama nedenlerine etki eden faktörlerin tespit edilmesinde Binary Logit Model ve Ki-Kare bağımsızlık testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, incelenen işletmelerde BHHS yaptıran çiftçilerin ortalama yaşının daha küçük (49.02 yıl), ortalama eğitim düzeyinin daha yüksek (9.73 yıl), ortalama hayvancılık deneyiminin daha düşük (22.63 yıl) ve ortalama hayvan sayısının daha fazla (66.04 baş), ortalama işletme arazi büyüklüğünün daha yüksek (150.13 dekar), ortalama mülk arazi büyüklüğünün daha yüksek ( 113.67 dekar) , ortalama sulanan arazi büyüklüğünün daha yüksek (74.88 dekar), ortalama çalışan kişi sayısının daha fazla (3.50 kişi) ve işletme faaliyet kayıtlarını tutma oranının daha yüksek (%86.54) olduğu saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, incelenen işletmelerde büyükbaş hayvan sayısındaki artışın, BHHS yaptırma olasılığını 1.06 kat artırdığı, tarımsal kredi kullanımının, BHHS yaptırma olasılığını %86.80 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma bölgesinde hayvan hayat sigortası uygulamalarının benimsetilmesi ve yaygınlaştırılmasına yönelik farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri için çiftçi eğitim programları hayata geçirilmelidir Ayrıca hayvan hayat sigortası uygulamaları öncesi ve sonrası yaşanan sorunlar ortadan kaldırılarak çiftçilerin hayvan hayat sigortası yaptırmaları yönünde isteklilikleri artırılmalıdır.

BurdurSüt sığırcılığı
Mehmet Akıncı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

1980 sonrası krizler ve dinamiklerin Türkiye koyunculuğuna olası etkilerinin incelenmesi

Ekonomik kriz olgusu klasik iktisada göre dışsal ani şoklardan ya da yanlış karar süreçlerinden dolayı gelişen konjonktürel dalgalanmalar ile açıklanırken Marksist öğretiye göre içsel dinamiklerce açıklanmaktadır. Bir ekonomide etkili olan krizlerin reel etkilerini anlayabilmek için dinamikleri iyi tanımlamak ve krizin oluşum sürecini iyi irdelemek gerekmektedir. Türkiye ekonomisinin şekillenmesinde 1980 istikrar kararları büyük etkiye sahip olmuştur. Nitekim bu süreçte neoliberal ekonomiye geçiş başlamış, küresel ve yerel dinamikler ile krizlerin etkisi altında ülkede köklü değişimler yaşanmıştır. Kentleşme ve sanayileşmenin 1980 sonrası hız kazandığı ülkede bölgesel kalkınma daha çok ülkenin batısında ve kıyı şeridinde gerçekleşmiştir. Bu süreçte kırsal alanın kamu yatırımlarından yeterince faydalanamaması ve gelir adaletsizliği zaman içerisinde büyük göç hareketlerine neden olmuştur. 1980 yılında toplam işgücünün %53.6'sı tarım sektöründe çalışırken bu oran 2021 yılında %17.2'ye gerilemiştir. Yaşanan göç hareketi daha çok hayvancılık faaliyeti üzerinde etkili olmuş ve çok sayıda hayvansal üretim yapan işletmenin faaliyetini sonlandırmasıyla neticelenmiştir. Bu durum ülke genelinde hayvan sayılarında azalma ile kendini göstermiştir. Bu süreçte ekstansif koşullarda gerçekleştirilen küçükbaş hayvancılık cazibesini yitirmiş ve yerini çayır mera ihtiyacı olmaksızın kent merkezlerine yakın olarak entansif koşullarda gerçekleştirilebilen büyükbaş hayvancılık faaliyetine bırakmaya başlamıştır. Nitekim küçükbaş hayvan varlığı 1980 yılına oranla 2010 yılında %50'nin üzerinde azalış göstermiştir. Bu çalışmada Türkiye'de koyun varlıklarındaki değişimler küresel ve ulusal dinamikler ve krizlerin etkisi altında irdelenmiş, daha sonra Box-Jenkins (ARIMA) yöntemi yardımıyla ülke genelinde ve üretimin yoğun yapıldığı bölgeler düzeyinde koyun varlığına ilişkin gelecek tahminleri yapılmıştır. 1980 sonrasının değerlendirildiği çalışmada 42 yıllık süreçte hangi olayların genel olarak ülke ekonomisini etkilediğine değinilirken, 2010 yılına kadar ülke ekonomisini etkileyen faktörlerin koyun üretimini olumsuz yönde etkilediği, daha sonra uygulamaya konulan tarım politikaları ve ithalat rejiminde yapılan köklü değişimler neticesinde koyun varlığında artan bir ivme yakalandığı görülmekle birlikte istatistiksel olarak anlamlı tek değişim 2010 yılında yaşanmıştır. Ülkede koyun varlığındaki artışın gelecekte de devam edeceği öngörülmektedir. Alt bölgeler düzeyinde ise son yıllarda gerçekleşen artış trendinin koyun varlığında önemli paya sahip olan 4 alt bölgede seyir değiştirerek düşüş eğilimine geçeceği öngörülmüş ve 2022 yılında ki gerçekleşmeler benzer sonuçlar vermiştir. 2010 yılıyla birlikte yakalanan artış trendi 30 yıllık hayvan kaybını 10 yılda yerine koymuş olsa da halen kendine yeter üretim düzeyinden uzaktadır. Günümüzde koyunculuk faaliyetini geliştirmeye yönelik ülkenin jeopolitik konumunun sağladığı dış ticaret potansiyelinden ve çayır mera varlığından halen istenilen düzeyde yararlanılamamaktadır.

Muhammed Ali Palabıçak
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde küçükbaş hayvancılıkta mera kullanımına ilişkin bir araştırma

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği faaliyeti kırsal kalkınmanın sağlanması ve toplum beslenmesi açısından oldukça önemlidir. Mera alanları küçükbaş hayvan yetiştiriciliği faaliyetinin ekonomik olarak devamlılığının sağlanmasında büyük rol oynamaktadır. Şanlıurfa ili mera varlığı ile küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin yapılabilmesi için uygun olanaklara sahiptir. Bu çalışmada Şanlıurfa ili sınırları içerisinde faaliyetlerine devam eden küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin mera kullanımlarına ilişkin detayları incelemek ve mera kullanımında yaşadıkları sorunları tespit ederek çözüm önerileri geliştirmek amaçlanmıştır. Şanlıurfa Damızlık Koyun Keçi Yetiştirici Birliği kayıtlarına göre Şanlıurfa ilinde yaklaşık 6000 küçükbaş hayvan yetiştiricisi bulunmaktadır. Çalışmanın ana materyalini elde etmek üzere yüz yüze anket çalışması gerçekleştirilmiş olup %99 güven aralığı ve %10 ortalamadan sapma ile görüşme yapılacak küçükbaş yetiştirici sayısı 162 kişi olarak belirlenmiştir. Görüşmeler sonucunda araştırma sahasındaki küçükbaş hayvan yetiştiricilerin sosyo-demografik ve ekonomik bulgularının diğer akademik çalışmalarda tespit edilen bulgular ile benzer nitelikte olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırma sahasında görüşme yapılan küçükbaş yetiştiricilerinin memnuniyet düzeyinin diğer akademik çalışmalarda tespit edilen memnuniyet düzeyine göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Mera kullanımına ilişkin araştırma sahasında ortaya çıkan en önemli bulgular mera alanlarının işgal edildiği, mera ıslahı yapılmadığı ve neticesinde bu alanların mera vasfını yitirmekte olduğudur. Bu durumun oluşumunda Şanlıurfa ilinin sosyo-demografik yapısı büyük etkiye sahiptir. Nitekim araştırma sürecinde kırsalda güçlü aileler ile siyasi otorite ile güçlü bağa sahip olan bireylerin meraları amaç dışı kullanarak işgal etmekte oldukları açıkça gözlemlenmiştir. Mera işgallerinin önlenmesi açısından araştırma sahasında denetimlerin arttırılması, mera alanlarının sınırlarının açıkça ortaya konması ve işgallere yönelik cezai yaptırımlarda taviz verilmemesi gerekmektedir. İl genelinde mera ıslahına yönelik çalışmaların yapılmaması meraların verimsizleşerek niteliğini yitirmesine sebep olmaktadır. Mera ıslahına yönelik çalışmaların gerçekleştirilebilmesi, mera alanlarının korunumu ve sürdürülebilirliği açısından küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin çalışmalarda iş birliği ile fiili katılımlarının sağlanması büyük önem arz etmektedir. Sonuç olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği Şanlıurfa ili için önemli bir tarımsal faaliyet türü olup hem kırsal kalkınma hem de toplumsal kalkınmanın sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinde mali olarak büyük önem arz eden kaba yem ihtiyacının ekonomik olarak karşılanması ancak meraların efektif kullanımıyla mümkündür. Bu nedenle gerek ülke kaynaklarının etkin kullanımı gerekse hayvancılığın sürdürülebilirliği için meraların niteliğini kaybetmesi ve işgaller dolayısıyla alanların daralması gibi sorunların en kısa zamanda çözülmesi gerekmektedir.

Mera ıslahıÇevresel sürdürülebilirlikÇiftlik hayvanları
Hüseyin Atakaya
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ili suruç ovası sulamalarının sosyo-ekonomik analizi: Bitkisel üretim örneği

Tüm canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için besin alma ihtiyacı duyarlar. Avcılık ve toplayıcılıkla başlayan besin karşılama ihtiyacı daha sonraları tarımsal üretim ile devam etmiştir. Doğada bulunan kıt kaynaklarla giderek artan insan ihtiyaçlarını karşılamak tarımın en önemli görevidir. Tarımsal faaliyetler ile karşılanmaya çalışılan besin ihtiyaçları birçok faktörden etkilenmekte olup, en önemlileri toprak ve sudur. Vatandaşların güvenli ve yeterli gıda ihtiyacını karşılamak devletlerin en başta gelen görevlerindendir. Ülkemizde su ve toprağın etkin ve tasarruflu kullanımı için bugüne kadar yapılan en büyük proje Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)'dir. GAP kapsamında; barajlar, hidroelektrik santralleri, sulama sistemleri, tarımsal altyapı hizmetleri gibi birçok proje bulunmaktadır. Bu kapsamda, Suruç Ovası'nda dünyanın beşinci, Türkiye'nin ise en uzun sulama tüneli yapılmış ve 2015 yılında faaliyete geçmiştir. Suruç Ovası'nda sulamayla birlikte bitki deseninde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Bu tez çalışmasında çiftçilerin sulamayla birlikte ürün desenlerindeki değişiklikler, çiftçilerin tarımsal üretime bakışlarını etkileyen faktörler ve sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna yönelik tutum ve davranışları araştırılmıştır. Bu çalışma Şanlıurfa İli Suruç İlçesi'ne bağlı olan 95 köyün 66'sında yüz yüze anket uygulanarak hazırlanmıştır. Bunlar araştırmanın birincil verilerini oluşturmaktadır. Örneklem %95 güven aralığında %5 hata payıyla hesaplanarak, 383 anket yapılmıştır. Ayrıca ürün desenin belirlenmesi için Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürlüğü Çiftçi Kayıt Sisteminden alınan veriler kullanılmıştır. Bunlarda araştırmanın ikincil verilerini oluşturmaktadır. Analizlerde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Varyans testleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre katılımcıların ortalama arazi büyüklükleri 71.38 dekar (da), tarımsal faaliyetlerden elde edilen ortalama gelir 1 780.72 TL/da ve toplam ortalama gelirleri ise 2 031.30 TL/da olarak hesaplanmıştır. Çiftçilerin tarımsal üretime bakışlarını etkileyen faktörlerin analizinde kooperatif, bilgi alınılan kaynaklar, arazi varlığı değişkenlerinde anlamlı bir sonuç elde edilmemiştir. Eğitim, kredi, ürün sigortası, yaş, gelir değişkenlerinde anlamlı değişiklikler elde edilmiştir. Çiftçilerin sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna etkisinin olduğuna yönelik tutumları analizinde sulama yöntemlerinin verime ve su tasarrufuna etkisinin olduğunu düşünen katılımcıların basınçlı sulama yöntemleri, drenaj suyu, taban suyu, alternatif ürün tercihleri için anlamlı sonuçlar elde edilmiş, diğer ifadelerde ise anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. İkincil veriler kullanılarak elde edilen ürün deseni sonuçlarına göre ise 2015 ten 2023 yılına kadar olan süreçte Suruç Ovası bitki deseninde pamuk, ikinci ürün olarak mısır, yonca, sebze ve meyve üretim alanlarında artışlar, kuru koşullarda yetiştirilen arpa, mercimek ve nohut gibi ürünlerin alanlarında ise azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada girdi maliyetleri ve iklim sorunlarının çiftçiler üzerinde etkili faktörler olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sahasında etkili yayım çalışmaları, örgütlenme ve su tasarrufu sağlayan ikame ürünlere ürün deseninde daha fazla yer verilmesi önerilmektedir.

Tarım ekonomisi
Gülistan Vurgun
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Edirne ilinde ayçiçeği üreticilerinin tarımsal faaliyet sürecinde başvurdukları bilgi kaynakları ve üreticilerin bilgi kaynaklarına yönelik ödeme istekliliğinin ölçülmesi

Ayçiçeği günümüzde önemli bir endüstriyel tarım ürünüdür. Ayçiçek yağı toplum beslenmesinde kullanılmakla beraber birçok sektörde hammadde olarak da önemli bir yere sahiptir. FAO verilerine göre 2022 yılında yaklaşık 70 ülkede ayçiçeği üretimi yapılmıştır. Bu ülkeler içerisinde ekim alanı ve üretim miktarı bakımından sırasıyla Rusya, Ukrayna ve Arjantin ilk üç sırada yer almaktadır. Türkiye 2022 yılında üretim alanı itibariyle yedinci, üretim miktarı itibariyle altıncı ve verim itibariyle ile dokuzuncu sırada dünya ayçiçeği üretimi sıralamasında yer almıştır. Edirne ili ise Türkiye'de ayçiçeği üretimi konusunda Tekirdağ'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Tarımsal üretim faaliyetleri sürecinde çitçiler tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç duymaktadır. Türkiye'de farklı modeller ile çiftçilerin bu ihtiyaçları giderilmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışmasında Edirne ilinde ayçiçeği üretimi yapan çiftçilerin öncelikli olarak tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyaçlarını nasıl giderdikleri araştırılmıştır. Ayçiçeği üreticilerin ihtiyaçlarını giderdikleri bu tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyi, istedikleri hizmet biçimi ve istedikleri biçimde kendilerine hizmet verilir ise dekara ne kadar ödeme yapacaklarının tespiti de tezin amaçları içerisinde yer almaktadır. Araştırmada birincil verilerden faydalanılmış ve birincil verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Örneklem hesaplamasında oransal örneklem hesaplama yöntemi kullanılmıştır. Örneklemde hata payı %10 ve güven aralığı %99 kabul edilerek 165 örneklem sayısı hesaplanmıştır. Araştırma sahası olan Edirne ilinde 165 ayçiçeği üreticisi ile yüz yüze görüşme sağlanmıştır. Ayçiçeği üreticilerinin tarımsal yayım ve danışmanlık ihtiyaçlarını ziraat odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taşra teşkilatları aracılığı ile giderdikleri tespit edilmiştir. Ayçiçeği üreticilerinin bu birimlerden almış oldukları tarımsal yayım ve hizmet memnuniyet düzeyleri çok yüksek olmasa da ortalamanın üzerindedir. Ayçiçeği üreticileri tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetinin kamu organları tarafından verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bu şekilde verilecek bir hizmet içinde 165 ayçiçeği üreticisinin %35.15'i (58 kişi) yıllık dekar başına ortalama 48.62 TL ödeme yapabileceklerini beyan etmişlerdir. Bu rakam ayçiçeği üreticilerin ortalama 92.05 dekarda üretim sonucu dekara elde ettiği 3 366.27 TL'nin yaklaşık %1.44'üne tekabül etmektedir.

Tarım ekonomisiTarımsal yayım
Fatma Ocakoğlu
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ili pamuk üreticilerinin tarımsal faaliyet sürecinde başvurdukları bilgi kaynakları ve üreticilerin bilgi kaynaklarına yönelik ödeme istekliliğinin ölçülmesi

Tarım sektörünün toplum ve ülke kalkınması açısından büyük öneme sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye' de stratejik birçok tarım ürünü yetiştirilmekte olup; bunlardan biri de "beyaz altın" olarak nitelendirilen pamuktur. Pamuk üreticileri Türkiye tekstil sanayisine hammadde sağlayarak Türkiye'nin dünya tekstil sanayinde önemli bir yere sahip olmasına katkı sunmaktadırlar. Diğer taraftan pamuk küspesi hayvancılık sektöründe yem olarak kullanılmaktadır. Ayrıca pamuğun gerek üretimi aşamasında gerekse işlenmesi aşamasında yoğun istihdam yaratılmaktadır. Sonuç olarak, pamuk üretimi ülkemiz için ekonomik bakımdan önemli ve gelir oluşturan bir tarımsal faaliyettir. TÜİK verilerine göre Türkiye'de 24 ilde toplam 2.2 milyon ton kütlü pamuk üretimi yapılmaktadır. Şanlıurfa ili 813 258 ton kütlü pamuk üretimi ile Türkiye'de pamuk üretimi yapan 24 il sıralamasında birinci sıradadır. Şanlıurfa ilinde pamuk üreticileri üretim faaliyetleri süresince birçok bilgi kaynağına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu çalışmada öncelikle Şanlıurfa ilinde pamuk üretimi yapan çiftçilerin üretim ve üretim sonrası aşamalarında başvurdukları bilgi kaynakları ve danışmanlık hizmetleri araştırılmıştır. Çiftçilerin başvurmuş oldukları tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinden memnuniyet düzeyi tespit edilmiştir. Ayrıca çiftçilerin istedikleri tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti biçimi ve istenilen hizmet sağlanırsa çiftçilerin bu danışmanlık hizmetine ödeme istekliliği ölçülmüştür. Araştırma sahasında ÇKS verilerine göre yaklaşık 20 bin pamuk üreticisi bulunmaktadır. Oransal örnekleme yöntemine göre; %10 hata payı, %99 güven aralığında görüşme yapılacak pamuk üreticisi sayısı yaklaşık 168 olarak hesaplanmıştır. Pamuk üreticileri ile yapılan görüşmelerde hazır soru formu yani anket formu kullanılmıştır. Araştırma sahasında pamuk üreticilerinin tamamına yakını tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyaçlarını tohum, ilaç ve gübre bayileri aracılığı giderdiğini beyan etmişlerdir. Ancak bu hizmetten memnuniyet düzeyleri ortalama seviyededir. Pamuk üreticileri farklı kurum ve kişilerin vermiş olduğu eğitimlerden en çok üniversitelerin vermiş olduğu eğitimlerden memnun kalmışlardır. Pamuk üreticileri özellikle hastalık ve zararlılarla mücadelede, ilaç kullanımında ve gübrelemede ciddi anlamda tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyduklarını beyan etmişlerdir. Bu hizmetleri, üniversite, önder çiftçiler ve özel danışmanların eşgüdümlü olarak vermelerini istemişlerdir. Pamuk üreticilerine göre en etkili tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti yüz yüze tarlada verilen eğitimdir. Pamuk üreticilerinin %80.3'ü (135 kişi) istedikleri biçimde ve istedikleri kişi ya da kurumlarca verilecek olan tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti için, yıllık dekara 199.33 TL/yıl ödeme yapabileceklerini belirtmişlerdir. Bu nedenle bölgede üniversite önderliğinde, tüm paydaşların sorumluluk üstlendiği "Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Ofisi" kurulması gerekmektedir. Bu ofis tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti ihtiyacı duyan çiftçiler ile uzman kişiler arasındaki bağı kurmada görev alacak ofistir. Pamuk üreticilerinin toplamda yaklaşık 388.11 milyon TL/yıl tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetine yönelik ödeme yapabilme potansiyeli bulunmaktadır. Bu rakam yukarıda bahsedilen ve uygulamaya konabilecek tarımsal yayım ve danışmanlık hizmeti için yeterli olabilecek bir bütçeyi de sağlayabilecektir.

Tarım ekonomisiTarımsal yayım
İpek Yücel
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hane halkının gıda israfına yönelik tutum ve algılarının belirlenmesi: Şanlıurfa Örneği

Bu araştırma; Şanlıurfa ilinde yaşayan tüketicilerin gıda israfının önlenmesi konusundaki tutum ve davranışlarını etkileyen etmenlerin incelenmesine yönelik olarak hazırlanmaktadır. Gıda israfı ve kayıplarının belirlenmesi insan yaşamının devam etmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada gıda israfı ve kayıpları konuları genel olarak tanımlandıktan sonra Şanlıurfa ili özelinde yapılacak bir çalışma ile konu; uygulamalı bir araştırma ile ortaya konulacak ve tüketicilerin tutum ve davranışları incelenecektir. Bu çalışmada iki grup materyalden yararlanılacaktır, birincisi Şanlıurfa ilinde yaşayan tüketicilerle karşılıklı görüşme yoluyla elde edilen verilerden oluşacak. Anket çalışmaları Karaköprü, Haliliye ve Eyyübiye ilçelerinde ikamet eden tüketicilerle gerçekleştirilecektir. İkinci grup materyal ise yapılmış olan araştırma raporları ve makalelerden elde edilen veri ve bulgular kullanılacaktır. Toplanan verilerin analizinde, öncelikle tüketicilerin demografik ve sosyoekonomik özellikleri ortaya konulmuş, daha sonra gıda israfını önleme ile ilgili tutum ve davranışları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çeşitli farklı ifadeleri birleştirip; yeni bir ifade ortaya koymak amacıyla faktör analizi uygulanmıştır. Oluşan yeni faktörlerin gıda israf etme durumu üzerine etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla çeşitli analizlerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin %67,90'i kadın, %32,10'u ise erkektir. Faktör Analizi ile oluşturulan yeni faktörler ile gıda israf etme durumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Gıda israfı konusu hem ekonomik hem de kültürel anlamda farkındalık oluşturulması aynı zamanda israfın azaltılması ve önlenmesi ile ilgili yöntem ve politikaların geliştirilmesi açısından önemli hale gelmektedir. Bu çalışma, tüketicilerin hanedeki gıda israfı ile ilgili farkındalıkları ile tutum ve davranışlarını ortaya koyması ve israfın azaltılması ve önlenmesi açısından öneriler geliştirmede kullanılacak verileri sağlayacak olması ile daha sonra yapılacak çalışmalara önemli katkılar sağlayabilecektir.

Abdullah Bozkurt
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile işletmeleri tarafından üretilen Urfa peyniri pazarlama kanallarının araştırılması

Beslenme, insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından en temel gereksinimlerden biridir. Süt ve süt ürünleri, beslenmede önemli bir yer tutarken, özellikle peynir fermente bir gıda olması dolayısıyla sağlık açısından özel bir konuma sahiptir. Probiyotik içeriğiyle bağırsak mikrobiyotasını destekleyen peynir, sindirim sisteminin sağlıklı işleyişine katkı sağlamakta, kalp-damar sağlığı, metabolik sendrom ve hipertansiyon riskinin azaltılmasında olumlu etkiler sunmaktadır. Günümüzde endüstriyel yöntemlerle üretilen peynirlerin üretim miktarını artırdığı, ancak tüketicilerde gıda güvenliği konusunda bazı endişeler yarattığı bilinmektedir. Bu bağlamda, geleneksel yöntemlerle peynir üreten aile işletmeleri, sürdürülebilir üretim açısından önemli aktörler arasında yer almaktadır. Bu tez çalışmasında, hayvancılıkla uğraşan ve geleneksel peynir üretimi içinde önemli bir yere sahip olan Urfa peynirini üreten aile işletmelerinin tüketiciye ulaşmada benimsedikleri pazarlama kanalları ve stratejiler temel araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Bunun yanı sıra, hayvancılıkla geçimini sağlayan aile işletmelerinin ekonomik ve sosyal yapıları, Urfa peyniri üretim teknikleri ile üretim ve pazarlama süreçlerinde karşılaştıkları temel sorunlar da çalışmanın diğer araştırma alanlarını oluşturmaktadır. Araştırmanın ana materyalini, peynir üretimi yapan aile işletmelerinden anket formu aracılığıyla toplanan birincil veriler oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, 100 peynir üreticisi aile işletmesi temsilcisiyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, Urfa peyniri üreticilerinin karşılaştığı temel sorunların pazarlama, fiyatlandırma, depolama, hijyen, üretim teknikleri ve girdi maliyetleri gibi çeşitli alanlarda yoğunlaştığı belirlenmiştir. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, üreticilerin örgütlenmesi, dijital pazarlama ve e-ticaret süreçlerine entegrasyonu, gıda güvenliği ve hijyen konularında yayım çalışmaları yapılması ve hayvancılık sektörünün çeşitli destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi önerileri sunulmuştur.

Tarımsal işletmelerTarımsal pazarlamaTarımsal politikalar
Elif Tuba Salman
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayısının Türkiye ekonomosindeki yeri ve önemi

Bu çalışmada Türkiye'nin kayısı üretimi ve ihracatı incelenerek mevcut durum kapsamlı bir şekilde ortaya konulmuştur. Ayrıca SWOT analizi kullanılarak Türkiye'nin kayısı üretimindeki güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş, fırsatlar ve tehditler değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'nin özellikle kuru kayısı olmak üzere kayısı ihracatında lider konumda olduğu ortaya konuşmuştur. Rusya, Almanya, İngiltere, ABD Fransa ve İtalya kayısı ihracatı yapılan önemli ülkelerdir. Swot analizinden elde edilen sonuçlara göre Türkiye'nin dünya lideri konumunda olması, coğrafi yapının uygun olması, kalitenin yüksek olması ve ihracat potansiyelinin yüksekliği gibi güçlü yönlerinin olduğu, diğer taraftan ise üretim maliyetlerinin yüksekliği, pazarlama eksiklikleri, iklimsel riskler, işletmelerin küçük olması ve aktif üretici birliklerinin olamaması gibi zayıf yönlerinin olduğu ortaya konulmuştur. Diğer taraftan, ihracat hacminin ve verimliliğin artırılabilir olması, organik üretim ve yan ürün geliştirme imkânları gibi fırsatlar sektörün gelişimi için önemli avantajlar sunarken, iklim değişikliği, hastalık ve zararlılar, ticaret engelleri, döviz kuru dalgalanmaları ve küresel rekabet gibi tehditlerin sektördeki sürdürülebilirliği zorlaştırdığı ortaya konulmuştur. Sahip olunan güçlü yönler Türkiye'nin dünya pazarındaki lider konumunu pekiştirmektedir. Ancak, bu liderliğin sürdürülebilmesi için zayıf yönlerin değerlendirilerek giderilmesi, fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve tehditlere karşı proaktif önlemlerin alınması ve bu doğrultuda politikaların uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SWOT analizi
Eda Kaynak
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal kalkınmada yerel yönetimlerin rolü üzerine bir araştırma: Şanlıurfa ili Bozova ilçesi örneği

Bu yüksek lisans tezi, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Şanlıurfa ili Bozova ilçesi örneğinde, kırsal kalkınma sürecinde yerel yönetimlerin rolünü çok boyutlu bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Tezde, 6360 sayılı Kanun sonrası büyükşehir sınırlarının genişlemesiyle birlikte kırsal mahallelerin yönetsel statüsünde meydana gelen değişikliklerin, hizmet sunumu ve yerel kalkınma dinamikleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Yerel yönetimlerin kırsal alandaki hizmet sunumu, sosyal politikalar, altyapı çalışmaları, tarımsal destekler, kooperatifçilik, çevresel sürdürülebilirlik ve danışmanlık hizmetleri bağlamında değerlendirilmiş; Bozova ilçesindeki kırsal mahallelerde yaşayan bireylerin yerel yönetim hizmetlerinden duydukları memnuniyet düzeyleri anket uygulaması aracılığıyla ölçülmüştür. Araştırmanın saha çalışması kapsamında 174 birey ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veri toplanmış ve veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bulgular, yerel halkın genel olarak altyapı ve sosyal hizmetler gibi temel alanlarda memnuniyet düzeyinin düşük olduğunu, tarımsal destekler ve danışmanlık hizmetlerinin yetersiz kaldığını ve özellikle kadınlar, yaşlılar ve gençler gibi kırılgan grupların bu hizmetlere erişimde sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda, kooperatifçilik ve örgütlenmeye yönelik hizmetlerde de yetersizlikler gözlemlenmiş; yerel halkın bu yapılara olan güveni ve katılımı sınırlı bulunmuştur. Tezin sonuçları, kırsal kalkınmanın sürdürülebilirliğinde yerel yönetimlerin daha aktif, kapsayıcı ve iş birliğine dayalı bir yönetim anlayışı benimsemeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. Yerel ihtiyaçlara duyarlılık, demokratik katılım, şeffaflık ve sosyal sorumluluk ilkeleri doğrultusunda yerel yönetimlerin kurumsal yapılarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma, Bozova örneği üzerinden kırsal alanlara yönelik hizmetlerin niteliğini artırmak ve yerel yönetimlerin stratejik rollerini daha işlevsel kılmak amacıyla çeşitli politika önerileri de sunmaktadır. Bu yönüyle tez, yerel kalkınma stratejilerine akademik katkı sunmasının yanı sıra, karar alıcılara yönelik somut bir saha temelli değerlendirme aracı da işlevi görmektedir.

Büyükşehir belediyeleriKırsal alanlarKırsal kalkınma+3
İlhan Ziro
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde badem üretiminin sosyo-ekonomik analizi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde badem üretimi gerçekleştiren çiftçilerin sosyo-demografik ve ekonomik yapılarını incelemek, üretim sürecinde karşılaştıkları temel sorunları belirlemek ve üretici birliklerine yönelik tutumlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel materyalini, 2024 yılı içerisinde Şanlıurfa ilinde badem üretimi yapan 87 üreticiyle yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Ayrıca, konuyla ilgili çeşitli akademik kaynaklar ve resmi istatistiklerden elde edilen ikincil verilerle analiz süreci desteklenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, üreticilerin büyük çoğunluğunun lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip olduğu, ortalama hane halkı büyüklüğünün 4.65 kişi, çiftçilik deneyim süresinin ise 24.41 yıl olduğu belirlenmiştir. Ortalama badem ekim alanı 123.46 dekar olarak tespit edilirken, ağaç başına verim 3.22 kg düzeyinde gerçekleşmiştir. Üreticilerin "badem üretiminden yeterli düzeyde kâr elde ettiklerine" ilişkin algıları görece düşük seviyedeyken, üretici birliklerinin kurulması durumunda başarılı olacağı yönündeki inançları görece yüksektir. Üreticilerin en çok karşılaştıkları sorunlar arasında yüksek girdi maliyetleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, teknik bilgi eksikliği, sulama problemleri ve pazarlama güçlükleri öne çıkmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, badem üretiminin sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla; üreticilere yönelik teknik yayım hizmetlerinin güçlendirilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi, üretici birliklerinin kurulmasının desteklenmesi ve bölgeye özgü tarımsal destekleme politikalarının oluşturulması gerekliliği ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışmanın yalnızca Şanlıurfa iliyle sınırlı olması ve örneklem büyüklüğünün sınırlılığı gibi bazı kısıtlılıkları bulunduğundan, gelecekte farklı bölgelerde daha geniş örneklemlerle benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.

BademTarım ekonomisiTarım politikaları+1
Fatma Durap
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de pamuk üretiminde destekleme politikalarının üretime olan etkisi ve gelecek öngörüsü

Tarımın toplum ihtiyaçlarını karşılama ve toplumun kalkınmasındaki rolünün büyük olduğu aşikârdır. Tarım bir ülke ekonomisinin bel kemiği niteliğindedir. Türkiye'de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye topraklarında birçok stratejik tarım ürünü yetişmekte olup, bunlardan biride stratejik öneme sahip olan ve "Beyaz Altın" olarak nitelendirilen pamuk bitkisidir. Pamuk tekstil sanayiye hammadde sağlamakla kalmamakta, gıda ve hayvancılık sektörlerine de hammadde sağlaması açısından büyük öneme sahiptir. Aynı şekilde dolaylı olarak birçok iştigal alanı oluşturarak ülke istihdamına katkı sağlamaktadır. Türkiye tekstil sektöründe yurtiçinde ve yurtdışında büyük bir prestije sahip olup, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Pamuk üretimi Türkiye için ekonomik açıdan önemli ve gelir sağlayan bir tarımsal faaliyet alanıdır. Bu çalışmada, pamuk üretim alanı, üretim ve tüketim miktarı, verim ve dış ticaret verileri ile pamuk üretimine yönelik uygulanan politikalar değerlendirilmiş ve Türkiye'de pamuk tarımının gelecek tahminin yapılması ve destekleme politikalarının etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Pamuk hasat alanı, üretim miktarı ve verim değerlerine ait verilerin temininde FAO ve TÜİK veri tabanından yararlanılırken, pamuk tüketim verilerinin temininde ICAC ve OECD veri tabanı, dış ticaret verilerinin temininde FAO ve UN Comtrade veri tabanından, pamuk üretiminin vergilendirilmesi ve desteklenmesine yönelik gelişmelerin incelenmesinde ise ulusal ve uluslararası kurumlarca hazırlanmış raporlar ve literatür kaynaklarından yararlanılmıştır. Pamuk üretim alanı, üretim miktarı ve verime yönelik gelecek tahmininde ARIMA modelinden istifade edilirken, pamuk üretimine yönelik destekleme politikalarının etkinliğinin belirlenmesinde ise doğrusal çoklu regresyon yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan tahminleme sonuçları incelendiğinde; hasat alanında geçmiş yıllarda olduğu gibi daralmaların devam edeceği, pamuk üretim miktarı ve pamuk veriminde ise kademeli olarak bir artış yaşanacağı öngörülmüştür. Pamuk üretimine yönelik destekleme politikalarının etkinliği incelendiğinde ise; fark ödeme desteğinin üretime pozitif bir etkisinin olduğu mazot ve gübre desteğinin ise üretim üzerinde kayda değer bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada pamuk üretim seyrini tahmin etmek suretiyle çiftçilerin üretim kararı almalarına yardımcı olmak ve pamuk destekleme politikalarının etkinliğini ortaya koymak hedeflenmiştir.

ARIMA modelleriEkonomik zaman serisiMakroekonomi+2
Mohammad Yunus Khalılı
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlenmiş tarımsal ürünlerde tüketici davranışları ve marka düşkünlüğü: Şanlıurfa örneği

İnsanoğlu biyolojik yaşamını devam ettirebilmek amacıyla beslenmek zorundadır. Beslenme sürecinde ihtiyaç duyulan materyaller temel olarak bitkisel ve hayvansal olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu materyallerin ortaya çıkışı ise tarımsal faaliyetler ile mümkündür. Tarımsal faaliyetler sürecinde toprak, tohum ve doğa kullanılarak bitkisel ve hayvansal materyaller ortaya çıkarılmaktadır. Bu materyaller daha sonra bir kısmı ham olarak (meyve, sebze vb.) bir kısmı ise işlenerek (süt, kırmızı et vb.) tüketicilerin beslenmede kullanılabilmeleri için pazarlama kanalları aracılığı ile arz edilmektedir. Son yıllarda artan insan nüfusu ile beraber pazarda arz edilen tarımsal ürün miktarı yetersizliği gündeme gelmiştir. Bu sorunun çözümü ise öncelikli olarak tarımsal ürünlerde verimlilik artışı ile sağlanmaya çalışılmıştır. Bu artış üretim ya da yetiştirmede geleneksel yöntemlerin yerine endüstriyel yöntemlerin kullanılması ile sağlanmaktadır. Endüstriyel yöntemlerde pestisit, kimyasal, koruyucu, ürünlerin uzun süre bozulmasını engelleyen ve raf ömrünü uzamasını sağlayan paketleme yöntemleri kullanılmaktadır. Tarımsal üretimde endüstriyel yöntemlerin kullanılmasıyla beraber tarımsal ürün piyasasında farklı markalar adı altında farklı tarımsal ürünler pazarda yer almaya başlamıştır. Tüketiciler farklı özellikler ve markalar adı altında satılan bu tarımsal ürünler içerisinde tercihte bulunmaktadırlar. Bu tez çalışmasında tüketicilerin işlenmiş tarımsal ürün satın alma sürecinde göstermiş oldukları davranış ve bu davranışı etkileyen etmenlerin neler olduğu araştırılmıştır. Araştırmada ayrıca tüketicilerin işlenmiş tarımsal ürün satın alma sürecinde marka düşkünlüğü ile ilgili davranışları da araştırılmıştır. Araştırma Şanlıurfa ilinde gerçekleştirilmiştir. Birincil veriler araştırmanın ana materyalini oluşturmaktadır. Birincil veriler anket formları kullanılarak toplanmıştır. Güven aralığının %90, hata payının %5 olduğu varsayımında örneklem 203 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmada hesaplanan örneklem sayısı kadar anket uygulaması yapılmıştır. Verilerin analizinde parametrik analiz yöntemlerinin kullanımında istenilen varsayımlar sağlanmamıştır. Bu nedenle parametrik olmayan Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Varyans testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet, medeni durum ve kırsalla bağlantı değişkenlerinin grupları arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Yaş, çocuk sayısı, hane halkı büyüklüğü, eğitim seviyesi, çalışma alanı ve gelir düzeyi değişkenlerinin grupları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Genel olarak 45 yaş ve altında, 2 ve altında çocuk sahibi, 4 kişi ve altında hane halkı büyüklüğü, üniversite ve üzeri eğitimi, kamuda çalışan ve gelir düzeyi yüksek olan katılımcıların tarım ürünlerinde marka düşkünlüğüne sahip oldukları tespit edilmiştir.

MarkaMarka aşkıTüketici davranışı+3
Muhammed Timur Demir
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kırmızı mercimek üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğinin incelenmesi

Baklagiller grubunda yer alan mercimek, zengin içeriğiyle önemli bir besin kaynağıdır. Besin değerinin yüksek olmasının yanı sıra iyi bir azot bağlayıcı olduğu için toprağa gübre atılmasına gerek bırakmaz ve nadasa bırakılan alanların azalmasına yardımcı olmaktadır. Mercimek Türkiye'de üretim ve tüketim açısından büyük öneme sahip olup, Dünya ticaretinde de önemli bir konumdadır. Bu çalışmada 1961-2021 yıllarındaki mercimek hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim değerleri alınarak Box-Jenkins Metodu (ARIMA), zaman serilerindeki değişiklikleri dikkate alarak geleceğe yönelik tahminler yapılmıştır. Bu kapsamda; hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim FAO ve TÜİK, dış ticaret yani ithalat ve ihracat verileri için UN Comtrade ve FAO veri tabanlarından yararlanmıştır. Türkiye'de 1961-2021 yılları arasındaki üretim alanı, üretim miktarı ve verim verileri kullanılarak koşulan ARIMA modellemesi sonucunda modeli sonucunda Türkiye'de mercimek önümüzdeki 5 yıl hasat edilen alan ilk önce artış olacağı sonrasında azalışa geçeceği, üretim miktarı ise giderek artacağı verim ise ilk önce artıp sonra azalacağı öngörülmüştür.

ARIMAGelecek tahminiMakroekonomik politikalar+3
Hediye Aslan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa'da yetişen tıbbi aromatik bitkilerden nane ve kimyonun Şanlıurfa ekonomisine katkısı

Bitkiler, insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini ve oksijeni sunar. İlk çağlarda bitkiler insanoğlu tarafından doğal ortamdan toplanarak elde edilirdi. Ancak yerleşik düzene geçişle beraber tarım kültürü ortaya çıktı. Bugün bitkiler sadece beslenme için değil hastalıkların tedavisine destekleyici materyaller olarak da kullanılmaktadır. İnsanlık tarihine bakıldığında bitkilerin insanlığın var oluşu ile beraber hastalık tedavisinde kullanılmasına ilişkin birçok delil bulunmaktadır. Medeniyetlerin beşiği olan Anadolu, hem bitki çeşitliliği hem de bitkilerin farklı kullanım alanlarına ilişkin kültür birikimine ilişkin oldukça zengin bir coğrafyada yer almaktadır. Anadolu'da yüzyıllardır var olan halk hekimliği ve bitkilerin hastalık tedavisinde kullanılması geleneği bu toprakların zenginliğinden ortaya çıkmaktadır. Günümüz modern dünyası da bu gelenekten faydalanmakta ve modern tıp hastalıkların tedavisinde kullanılan birçok kimyasal ilaçta hammadde olarak bitkileri kullanmaktadır. Bu çalışmada öncelikle Şanlıurfa ilinde yetişen tıbbi aromatik bitkilerden nane ve kimyonun Şanlıurfa ekonomisine katkısı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda alternatif ürünlerin toprağa, çiftçiye, Şanlıurfa ve ülke ekonomisine ne derecede katkı sağlayacağı ölçülmüştür. Çiftçilerin sürekli aynı ürünü ekip arz fazlalığı oluşturmalarının ve toprağı yormak yerine, alternatif ürünler ile ekonomik gelir elde edebileceğinin önerisi sunulmuştur.

Bitkisel ürünlerTarım ürünleriTüketim ürünleri
Zeynep Yüksekyayla
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kahve tüketiminde kuşaklar arası tutum ve davranışlardaki farklılıklar: Sosyo-demografik, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla Şanlıurfa ili örneği

Kahve, tarihsel süreç içerisinde yalnızca bir içecek olmanın ötesinde, kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir unsur haline gelmiştir. Özellikle geleneksel ve modern tüketim alışkanlıklarının bir arada sürdürüldüğü bölgelerde, kahve tüketimi hem bireysel tercihler hem de toplumsal normlar çerçevesinde şekillenmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen bu çalışma, Şanlıurfa ilinde yaşayan tüketicilerin kahve tüketimine yönelik tutum, davranış ve tercihlerinin çok boyutlu olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yaklaşım benimsenerek saha araştırması şeklinde yürütülmüş ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 384 katılımcıdan elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyo-demografik bilgiler, kahve tüketim sıklığı, tercih edilen kahve türleri, tüketim alışkanlıkları ve katılımcıların tutumlarını ölçen Likert tipi ölçeklerden oluşan anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra parametrik ve parametrik olmayan testler, ANOVA ve ki-kare testleri ile sınıflandırılmış regresyon modelleri (Logit ve Probit) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, kahve tüketiminin yalnızca bir içecek tercihinden öte, kültürel değerler ve sosyal yaşamla bağlantılı bir davranış biçimi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre kuşaklar arasında belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Y ve Z kuşaklarının ambiyans ve sosyalleşme odaklı faktörleri daha fazla önemsedikleri, X kuşağının ise fiyat/performans unsurunu görece daha ön planda değerlendirdiği belirlenmiştir. Hijyen faktörü ise tüm kuşaklarda ortak bir öncelik olarak öne çıkmıştır. Ayrıca sosyo-demografik değişkenlerin (cinsiyet, gelir ve eğitim düzeyi gibi) kahve tüketim sıklığı ve tür tercihi üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışma, kahve tüketiminde hem geleneksel hem modern çeşitlerin tercih edildiğini, ancak kuşaklar arasında farklı tüketim motivasyonlarının öne çıktığını ortaya ymaktadır. Araştırma, bölgesel ve kültürel bağlamda tüketici davranışlarını anlamaya katkı sunmakta ve özellikle işletmelerin pazarlama stratejilerine, ürün çeşitlendirmesine ve tüketiciye yönelik uygulamalarına yol gösterici olabilecek bulgular üretmektedir.

Türk kahve kültürü
Ayşe Bozkurt
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üreticilerin dijital tarıma bakışı: Şanlıurfa ili örneği

İnsanlığın en temel ihtiyacı gıdadır. Gıda güvenliğini sağlamak kolay değildir. Bu sebeple tarımsal işletmelerin verimliliğini arttırmak için dijital tarım araçlarını kullanarak arazideki alandan yüksek verim almak ön plandadır. Bu çalışmanın esas materyalini Şanlıurfa ili ilçelerine bağlı köylerde yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında 2023 yılı üretim dönemi için basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 200 çiftçi ile anket yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; Şanlıurfa ilinde üreticilerin tarımsal üretim faaliyetinde dijitalleşme ile ilgili tutumları ve etkili faktörleri saptamaktır. Araştırmada işletmecilerin, ortalama 44.7 yaşında, olduğu, 7.41 yıl eğitim öğretim gördüğü ve 21.71 yıllık tarımsal deneyime sahip olduğu saptanmıştır. Ortalama hane halkının 6.51 kişi olduğu ve 2.79 kişinin işletmede çalıştığı belirlenmiştir. İşletmelerin önemli bir kısmının (%94) bitkisel üretim faaliyetinde bulunduğu, ortalama 179 da araziye sahip olduğu saptanmıştır. İşletmecilerin, tarımını önceden biliyor oldukları, alıcısının çok olduğu ve hızlı satıldığı üretim faaliyetini öncelikli olarak tercih ettikleri saptanmıştır. İşletmelerin önemli bir kısmında tarım alet makine varlığının yeterli olmadığı saptanmıştır. Üreticilerin tamamının akıllı cep telefonu kullandığı; interneti önemli derecede tarımsal haberleri, ürün fiyatlarını ve hava durumunu takip etmede kullandıkları saptanmıştır. Üreticilerin önemli bir kısmının tarımsal üretim faaliyeti ve dijital tarım ile ilgili eğitim faaliyetine katılmamış oldukları belirlenmiştir. Çalışmada üreticilerin dijital tarıma geçiş ve kullanımı üzerine etkili faktörlerle ilgili düşüncelerine dair 14 maddelik 10'lu likert tipi ölçeğin güvenilirliği Cronbach's Alpha değeri ile ölçülmüş olup, ölçeğin %88.7 ile güvenilir olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin tarımda yeni teknolojilere karşı ilgili oldukları ve ülke tarımını geliştirebileceğine inandıkları belirlenmiştir. Söz konusu teknolojilerin kullanımı ile işgücü, girdi verimliliğinin, verimin ve dolayısıyla karlılığın artacağına inandıkları saptanmıştır. Ancak üreticiler, ilgili alt yapı ve alet makine temininin destekleme kapsamına alınması durumunda dijital tarıma geçebileceğini belirtmiştir. Araştırmada, dijital tarımın uygulamada yeri olmayacağı düşüncesine katılımın en düşük düzeyde olduğu ve üreticilerin başarısızlık ile ilgili korku yaşamadıkları belirlenmiş olup; üreticinin bilgi eksikliği giderildiğinde, eğitim çalışmalarına katıldığında, uygun koşullar geliştiğinde veya benimseme sürecini tamamladığında dijital tarımı uygulamaya açık olduğu ve dijital tarım ile ilgili yeni destekleme politika araçlarının oluşturulması gerektiği saptanmıştır.

Dijital teknolojilerTarım ekonomisiTarım uçakları+1
Fehime Nur Gürkan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği: Mevcut durum ve üretim tahminleri

Hayvansal gıdalar sağlıklı beslenmede protein ihtiyacının karşılanması için büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda hayvancılık sektörü ülkeler açısından stratejik öneme sahiptir. Hayvancılık sektörü; su ürünleri, büyük ve küçükbaş hayvancılık ile kanatlı hayvan yetiştiriciliği olmak üzere 4 alt koldan oluşmaktadır. Kanatlı hayvan tüketimi, ticareti ve sanayileşmesiyle diğer hayvancılık kollarından daha hızlı gelişim göstermektedir. OECD ve FAO'nun yayınladığı 2023-2024 Tarım Raporu'na göre 2023 yılında Dünyada yaklaşık 356 milyon ton hayvan eti üretimi gerçekleşmiş olup 143 milyon ton ile bu üretimin %40'ını kanatlı hayvan yetiştiriciliği oluşturmuştur. Tavuk ürünlerinin (yumurta ve tavuk eti) üretim arzının kısa süre içerisinde gerçekleşmesi ve Dünya genelinde diğer kanatlı hayvan türlerine göre daha çok tercih edilmesi nedeniyle 2023 yılında dünya genelinde 20,1milyar adet canlı tavuk varlığı ile tavuk yetiştiriciliği söz konusu üretimde en büyük paya sahiptir. Tavuk yetiştiriciliği endüstriyel anlamda etlik piliç ve yumurta tavukçuluğu şeklinde iki kolda faaliyet yürütmektedir. Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği 1980'li yıllarda entegre üretim tesisleri ile büyümeye başlamış,1990'lı yıllarda modern tesislerin kurulması ile yüksek kalitede üretim gerçekleştiren bir seviyeye ulaşmıştır. Bu süreçte gerek Dünyada gerekse ülkede yaşanan ekonomik krizler ve salgın hastalıklar üretimi olumsuz yönde etkilemiş olsa da söz konusu krizlerin kırmızı et sektörü üzerinde oluşturduğu baskı ile artan kırmızı et fiyatları, tüketiciyi ikame ürün olan kanatlı etine yönlendirmiş bu da tavuk yetiştiriciliğinde genel bir büyümenin yaşanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'de mevcut tavuk sektörü dikkate alınarak 1980-2024 yılları üretim miktarının ne durumda olduğu, geleceğe yönelik tavuk ve tavuk ürünleri üretim tahminleri ile ülke hayvancılığının gerekli düzeye ulaşılmasında etkili olacak politikaların geliştirilmesine yardımcı olmak hedeflenmiştir. Çalışmada ikincil veri kaynaklarından yararlanılmış olup 1980-2024 yılları baz alınarak kullanılan veriler FAO, TÜİK ve UN Comtrade veri tabanından temin edilmiştir. Çalışmanın amacına uygun olarak gerçekleştirilen istatistiksel analizlerde ARIMA(p,d,q) modellemesi ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Tavuk eti ve tavuk yumurtası verileri için yapılan sınamalar neticesinde en uygun yöntemin ARIMA(p,d,q) modellemesi olduğu, toplam hayvan varlığı ve tavuk yumurtası fiyatlarına ait veriler için en uygun yöntemin regresyon analizi olduğu saptanmış olup sırasıyla Quadratik Regresyon modeli ve Cubic Regresyon modeli kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel analizler sonucunda, Türkiye'de tavuk yetiştiriciliğinde toplam hayvan varlığı, tavuk eti üretimi ve tavuk yumurtası üretiminde yaşanan artışların gelecek beş yılda devam edeceği öngörülmektedir. Ülkede 2021 sonrası üretici fiyatlarında yaşanan yüksek artışların tavuk yumurtası fiyatlarında da etkisini sürdüreceği ve gelecek beş yılda fiyat artışlarının devam edeceği öngörülmektedir. Tarımsal üretim planlamasında zaman serisi analizleriyle bulunan gelecek tahminleri aktif olarak yer almalı ve veri odaklı planların oluşturulması gerektiği önerilmektedir.

ARIMA modelleriRegresyon analiziTavukçuluk
Gülsüm Ödemiş
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde tüketicilerin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde yaşayan hane halkı bireylerinin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkları etkileyen temel faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, tüketicilerin zeytinyağına ilişkin tercih ettikleri türler, satın alma sıklıkları, fiyat ve marka hassasiyetleri, sağlıkla ilgili algıları, duyusal değerlendirmeleri, kültürel eğilimleri, alışkanlık düzeyleri, algılanan kalite ve değer, ürüne ilişkin algılanan engeller ile bilgi kaynaklarını kapsamaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerle zeytinyağı tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiler incelenerek farklı tüketici grupları arasında anlamlı farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı, Şanlıurfa ilinde 18 yaş ve üzeri 536 bireyden anket yoluyla toplanan birincil verilerdir. Verilerin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmış; ölçeklerin yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile güvenilirliği ise Cronbach Alfa katsayısı ile değerlendirilmiştir. Zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel bulgularına göre, Şanlıurfa ilinde zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörler arasında yaş, eğitim, kültür, alışkanlık ve algılanan değer değişkenlerinin pozitif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, bireylerin zeytinyağını uzun süredir kullanmaları ve evde genel olarak zeytinyağı tüketilmesi gibi yerleşik alışkanlıkların, tüketim miktarını belirlemede en kritik rolü oynadığı görülmüştür. Kültürel bağlamın da zeytinyağı tüketimini artırıcı bir etkiye sahip olduğu, zeytinyağının aile geleneği veya kültürel bir unsur olarak algılanmasının tüketimi desteklediği belirlenmiştir. Ayrıca, tüketicilerin zeytinyağına ödedikleri paranın karşılığını aldıklarını düşünmeleri, yani algılanan değerin yüksek olması, tüketim yoğunluğunu artıran bir diğer önemli faktördür. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, zeytinyağının sağlık yararları algısı, duyusal çekicilik ve algılanan kalitenin zeytinyağı tüketim yoğunluğu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermemesidir. Bu durum, zeytinyağı tüketenler arasında bu faktörlere yönelik zaten yüksek ve homojen bir olumlu algının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Zeytinyağı tüketmeyen veya yeterince tüketmediğini düşünenler için fiyatın önemli bir engel olduğu, ayrıca zeytinyağını yemeklerde ağır bulma veya diğer yağlardan farkı olmadığını düşünme gibi algılanan engellerin de tüketimi kısıtladığı ortaya konulmuştur. Ürün nitelikleri açısından yapılan değerlendirmelerde, içsel niteliklerden kokunun tüketiciler için en önemli özellik olduğu, dışsal niteliklerde ise üretici ve satıcının güvenilirliğinin en belirleyici faktör olduğu saptanmıştır.

Regresyon analiziTüketim alışkanlıklarıTüketim davranışları+1
Cansu Tekin
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van ili İpekyolu ilçesinde ikamet eden hane halklarının ekmek tüketim davranışları

Tezin başlıca amacı, Van İli İpekyolu İlçesinde ikamet eden hane halklarının ekmek tüketimi ile ilgili davranış biçimlerini belirlemektir. Çalışmanın verileri 2016 yılına ait olup, sonlu ana kitle örnek hacmi yöntemi ile belirlenen 269 hane halkından anketler aracılığıyla toplanmıştır. Ekmek satın alımında, tüketicilerin % 40.15'i tat ve lezzet faktörü; % 43.49'u kalite faktörünü; % 26.39'u yumuşaklık faktörünü ve % 19.70'i besin değeri faktörünü kesinlikle dikkate almaktadır. Ekmek satın alınan yerin belirlenmesi bakımından. temizlik, ikamet edilen eve yakınlık ve kalite faktörlerinin Likert ölçeği ortalamaları sırasıyla; 3.71, 3.40, 3.26 olup, tüketicilerin bu faktörleri fazlasıyla dikkate aldıkları anlaşılmaktadır. Kişi başına düşen günlük ekmek tüketim miktarı 382.80 gram olup, tüketicilerin % 29.37'si ekmeği beyaz somun ve % 21.56'sı ise tam buğday olarak tüketmeyi tercih etmektedir. Tüketicilerin yarısına yakını (% 47.58) hiç ekmek israfı yapmamaktadır. Bazen ve sürekli ekmek israfı yapan tüketicilerin oranı sırasıyla % 41.01 ve % 10.41 düzeyindedir. Tüketicilerin 2/3'ünden fazlası (% 66.17) ihtiyaç fazlası ekmek satın alınmasının ekmek israfına neden olduğunu düşünmektedir.

Ekmek tüketimi
Fatih Fuat Göksu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alternatif yöntemlerle üretilmiş tarım ürünlerine yönelik tüketici tercihlerinin belirlenmesi: İzmir ili örneği

Çalışmanın ana amacı, tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi tercihlerini belirlemektir. Çalışmada, konvansiyonel tarıma alternatif üretim yöntemleri olarak tüketicilerin organik, yerel ve iyi tarım uygulamaları tercihleri analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında üretim yönteminin, tüketicilerin gıda satın alma kararlarının temelinde yatan bileşenlerden olup olmadığını belirlemek için faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, gıda satın alma kararlarını tanımlayan dört faktör belirlenmiştir: Pazarlama koşulları, ürünün niteliği, koku-dış görünüş ve tazelik-hijyen. İkinci aşamada, faktör analizinden elde edilen sonuçlar, kümeleme analizinde kullanılmış ve tüketiciler üç segmente ayrılmıştır: Hijyenik, hedonik ve tedbirli (duyusal olmayan) tüketiciler. Sonuçlar, gıda satın alma davranışlarında değişikliği amaçlayan politikalar için hedef kitlenin hedonik tüketiciler olduğunu göstermiştir. Son aşamada, tüketicilerin üretim yöntemi tercihleri, gelir düzeyi, ürünün fiyatı, bilgilendirme, bilgi kanalı ve satın alındığı yer dikkate alınarak konjoint analizi yardımıyla incelenmiştir. Tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi olarak organik tarım ve iyi tarım uygulamalarını tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonuçlar ayrıca, tüketicilerin tarım ürünleriyle ilgili bilgilendirmeleri tıp uzmanları tarafından yazılı medyada yapılırsa ve ürün markette satılırsa organik tarım yöntemi kullanılarak üretilen ürünleri satın alabileceklerini göstermiştir. Çalışma sonuçlarının üreticilere, tarım ürünleri pazarlama kanalında faaliyet gösteren firmalara ve politika yapıcılara ışık tutacağı düşünülmektedir.

Büşra Şimşek
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre amaçlı tarım arazilerini koruma (Çatak) programının üretici açısından analizi: İzmir ili örneği

Doğal kaynakların tarımsal üretimde kontrolsüz kullanımı sonucu kaynaklar tahrip olmakta ve tükenmeye yüz tutmaktadır. Endüstriyel sistemin yarattığı tahribatın onarılması ancak doğal kaynakların israf edilmeden kullanıldığı ve çevre, ekolojik denge ile doğanın korunmasının dikkate alındığı üretim sistemlerine geçiş yapılarak gerçekleştirilebilir. Tarımsal politikalar hazırlanırken geniş çerçeveden bakılarak ekosistem dengesi de göz önüne alınmalı ve tarımsal politikalar çevre ön plana alınarak düzenlenmelidir. Türkiye'de çevre göz önünde bulundurularak düzenlenmiş tarım politikalarından biri de ÇATAK'tır. Bu araştırmanın amacı da ÇATAK kapsamındaki üreticilerin destekten memnuniyet düzeylerini ve üreticiler açısından uygulamanın başarısını etkileyen faktörleri belirlemek ve gelecekte uygulanacak benzer politikalar için üretici tercihlerini ortaya koymaktır. Bu amaca dönük olarak çalışmada, İzmir iline bağlı beş ilçede ÇATAK desteğinden yararlanan 92 üretici ile yüz yüze anket çalışması yürütülmüştür. Verilerin analizinde, Yeni Ekolojik Paradigma, En iyi-En kötü Analizi, Analitik Hiyerarşi Süreci ve Sıralı Logit Model yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üreticilerin ÇATAK programı ile çevre dostu üretim tekniklerini benimsemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üreticiler ÇATAK programını kesinlikle başarılı bulmuş (4.78) ve yine kesinlikle devam etmek istediklerini belirtmişlerdir (4.90). Sıralı Logit Model sonucunda, kendi arazisinde tarım yapan, çekirdek aileye sahip, genç ve çevreye duyarlı olan çiftçilerin ÇATAK desteğinden daha memnun oldukları belirlenmiştir. Anahtar sözcükler : ÇATAK, Tarım-Çevre Politikaları, Doğal Kaynaklar, Üretici memnuniyeti, İzmir.

Derya Nermin Dereli
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal amaçlı kooperatiflerde kooperatif–ortak ilişkilerini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma: İzmir ili örneği

Kooperatifler hem üreticilere ve tüketicilere ekonomik anlamda, hem de topluma sosyal anlamda fayda sağlayan örgütsel yapıların başında gelmektedir. Kooperatiflerin sosyal boyutunu oluşturan ortakların kooperatif ile ilişkilerinin düzeyi kooperatif başarısını doğrudan etkileyen unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, farklı kooperatif türleri açısından kooperatif-ortak ilişkisi ortaya konmuştur. Kooperatif-ortak ilişkisi incelenirken, ortakların yönetime katılımı, ortakların yönetsel memnuniyeti, pazarlama ve teknik destek konularındaki beklentileri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında İzmir ilinde faaliyet gösteren sulama, su ürünleri, tarım kredi, tarım satış ve tarımsal kalkınma kooperatiflerine ortak toplam 282 üretici ile yüz yüze görüşülmüştür. Kooperatif türlerine göre ortak özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı testler, ortakların başarıya ulaşmak için tercih ettikleri girişimin tespit edilmesinde AHS (Analitik Hiyerarşi Süreci), kooperatif-ortak ilişkisini ölçmek için etkili olan faktörlerin belirlenmesinde faktör analizi ve faktörler ile kooperatif türleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulmasında korelasyon katsayısı tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, tarım satış kooperatifi ortaklarının yönetimden memnuniyeti ve kooperatiften finansal sorunlara katkı anlamındaki beklenti düzeyi ile tarım kredi kooperatifi ortaklarının yönetime katılım düzeyi diğer kooperatif ortaklarına göre düşük bulunmuştur. Hem yönetimden memnuniyet hem de yönetime katılım düzeyinin arttırılması için ortaklar ile kooperatif yönetimi arasındaki mesafenin giderilmesine yönelik eğitim ve toplantı faaliyetlerinin arttırılması, ortakların kooperatif yönetiminde daha fazla söz sahibi olmaları sağlanmalıdır. Tarım satış kooperatiflerinin pazarlama faaliyetleri kapsamında piyasada daha aktif rol alarak özellikle piyasa fiyatının oluşmasında söz sahibi olması ortaklarının finansal beklenti düzeyinin iyileştirilmesi yönünde olumlu etki yaratacaktır. Ortaklar en çok pazarlama kriterine önem vermekte ve pazarlama faaliyetlerini en çok kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirmeyi istemektedirler. Su ürünleri kooperatifi ortaklarının hem pazarlama hem de teknik destek anlamında beklentilerinin karşılanma düzeyinin oldukça yetersiz olduğu görülmüştür. Diğer yandan, tarımsal kalkınma kooperatifi, ortaklarına sağladığı pazarlama olanakları ile ortaklarının finansal beklentilerinin karşılanma düzeyi açısından diğerlerine göre en başarılı kooperatif bulunmuştur. Pazarlama konusunda yerel yönetimler ile kamu kurum kuruluşlarının ihtiyaçlarının karşılamasında kooperatif ürünlerinin tercih edilmesi önerilmekte ve bu konuda başarılı olan tarımsal kalkınma kooperatiflerinin diğer kooperatif türleri açısından örnek teşkil etmesi gerekmektedir. Elde edilen bulgular ile tarımsal kalkınma, su ürünleri ve sulama kooperatifleri gibi daha çok yerel seviyede faaliyet gösteren köy kooperatiflerinin incelenen diğer kooperatiflere göre daha demokratik ve kooperatifçilik ilkelerine daha uyumlu bir örgütsel yapılanma içinde oldukları tespit edilmiştir. Türkiye'de kooperatiflerin özellikle ortakların ürünlerinin pazarlanması ve üretim maliyetlerini düşürücü girdi tedarik programlarına yoğunlaşmaları gerektiği bir gerçektir. Bu faaliyetlerin ilgili bakanlıkların destekleme politikaları içinde yer alması ve desteklemelerin kooperatifler aracılığı ile yönlendirilmesi yönteminin tercih edilmesi tarım politikaları açısından üzerinde durulması gereken bir konudur.

Zübeyde Albayram Doğan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yağlık zeytin üretimine yönelik politikaların etki değerleme analizi-İzmir örneği

Zeytin ağacının yapısal özelliğinden kaynaklanan periyodisiteye bağlı olarak verimde yıldan yıla değişme meydana gelmekte ve bu durum üretici gelirlerini etkilemektedir. Bu nedenle zeytin yetiştiriciliği değişik politika araçları ile desteklenmektedir. Bu çalışma ile, zeytinyağı politikalarının üretici kararları üzerindeki etki derecesinin belirlenmesi ve zeytinyağında farklı destekleme yöntemlerinin etkisi de dikkate alınarak arz fonksiyonlarının tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma verileri, İzmir ilinde yağlık zeytin üretimi yapan 151 üretici ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilmiştir. Araştırma bölgesinde yağlık zeytin üretimi yapan üreticilerin, uygulanan ve alternatif destekleme politikaları içinde 'fark ödeme desteğini' birinci sırada tercih ettikleri saptanmıştır. Arz modelleri, çeşitli senaryolar çerçevesinde ürün fiyatlarına gösterilen potansiyel tepki dikkate alınarak Tobit model yardımıyla tahmin edilmiştir. Tüm veriler dikkate alınarak hesaplanan kısıtsız esneklikler dikkate alındığında, zeytinyağı fiyatı % 10 artırıldığında zeytinyağı arzında artış meydana gelmesi beklenirken, yağlık zeytin üretim alanının % 10 artırılması durumunda ise daha az artış meydana gelmesi beklenmektedir. Kısıtsız esneklikler dikkate alındığında girdi desteği uygulanmasının destek uygulanmama durumuna göre zeytinyağı arzını % 3.49, doğrudan gelir desteği uygulanmasının % 5.51 ve prim desteği uygulanmasının % 3.83 artırması beklenmektedir. Üreticilere yöneltilen tercihlerin sonuçlarına göre kabul etme istekliliklerine bakıldığında ise üreticilerin, organik tarım desteğinin 2.7 TL/kg, doğrudan gelir desteğinin 2.5 TL/kg, girdi desteğinin 1.13 TL/kg ve prim desteğinin 0.94 TL/kg olacak şekilde uygulanmasını tercih ettikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeytinyağı, Destekleme Politikaları, Arz Analizi, Analitik Hiyerarşi Süreci, Tobit, Best-Worst.

Mine Yalçın
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim değişikliğine uyum politikalarına yönelik çiftçi algı ve davranışlarının analizi: Küçük Menderes Havzası örneği

İnsanın etkisiyle ortaya çıkan ve yirmi birinci yüzyılın üzerinde tartışılan en önemli ve büyük çevre sorunu iklim değişikliğidir. İklime olan bağımlılığıdan dolayı tarım, iklim değişikliğine karşı en savunmasız sektörlerden biridir. Tarım sektörünün değişen koşullara uyum sağlaması ve bu doğrultuda politikalar oluşturulması üretimin devamlılığı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; havza için iklim değişikliğine uyum politikalarını çiftçi algı ve davranışları doğrultusunda belirleyerek, üreticilerin bu politikalara maddi katkıda bulunma ve ödeme istekliliğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma; iklim değişikliği açısından risk altında bulunan Küçük Menderes Havzası'nda tarımın yoğun olarak yapıldığı Ödemiş, Bayındır, Tire ve Beydağ ilçelerinde gerçekleştirilmiş ve 171 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çalışmada üreticilerin algı ve davranışlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde faktör analizi; bu analiz sonuçlardan yararlanılarak üretici grupları elde edilmesinde kümeleme analizi; üreticilerin çevresel tutumunun belirlenmesinde, çevresel tutum envanterinden yararlanılmıştır. Ayrıca üreticilerin görüş ve tercihleri doğrultusunda iklim değişikliğine uyuma yönelik bir politika oluşturmak ve üreticilerin bu politikaya yönelik ödeme istekliliklerinin ortaya konması için seçim denemesi modelinden yararlanılmıştır. Model sonuçlarına göre; üreticiler iklim değişikliğine uyum perspektifinden; sulama yöntemi olarak damla sulama yönteminin uygulanması için yılda 439,13 TL, yerel tohum çeşitlerinin kullanılması için 119,69 TL, hayvansal ve/ve ya yeşil gübre kullanılması için 64,09 TL ödemeye istekli olduklarını belirtmişlerdir.

Yarkın Akyüz
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği; İzmir ili örneği

Bu tezde, İzmir ilinde koyunculuk işletmelerinin demografik yapısı, sosyo-ekonomik özellikleri ve koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği analiz edilmiştir. Çalışmanın verileri 2018 yılına ait olup bu veriler ana faaliyeti koyunculuk olan 126 adet işletmeden elde edilmiştir. Sürdürülebilirlik analizi için, sürdürülebilirliğin üç boyutunu (ekonomik, sosyal ve çevresel) kapsayan 8 gösterge (Ekonomik Etkinlik, Emek Kârlılığı, Hayvan Karlılığı, Hayvan Verimliliği, Tarım Dışı Gelir, İstihdam, Doğal Mera Alanı Varlığı ve Hayvan Yoğunluğu) seçilmiştir. Temel Bileşenler Analizi yöntemiyle göstergeler 3 boyuta indirgenmiş, Normalleştirme (Min-Max: 0-1 arası yeni değerler) yöntemiyle ölçek yanılgısı ortadan kaldırılmış, Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemiyle gösterge ağırlıkları hesaplanmış ve son olarak elde edilen temel bileşen değerleri bütünleştirilerek kompozit sürdürülebilirlik endeksi hesaplanmıştır. Çalışmada ayrıca, Türkiye genelinde koyunculuk faaliyetine yönelik SWOT analizi yapılmıştır. Sonuç olarak; koyunculuk faaliyetinin geleceğine ilişkin strateji ve politika önerileri geliştirilmiştir. Araştırma bölgesinde, faaliyette bulunan işletmelerin ortalama koyun varlığı 150,74 baştır. İşletmecilerin yaş ortalaması 49,59, eğitim düzeyleri 5,94 yıl ve koyunculuk faaliyeti deneyim süreleri 31,27 yıldır. İşletmecilerin %55,56'sı 50 ve üstü yaştadır. Aile işgücü kullanım oranı %88,43'tür. İşletmelerde yem bitkisi üretimi sınırlı, teknoloji kullanım düzeyi düşük, ağıl vd. binalar oldukça yıpranmıştır. İşletmenin değişken masrafları içerisinde en yüksek payı %60 ile yem maliyetleri; sabit masraflar içerisinde en yüksek payı %44 ile faiz giderleri oluşturmaktadır. İşletmelerin en önemli gelir unsuru kuzu ve toklu satışlarıdır. Araştırmada, sürdürülebilirlik kompozit endeksi %28,30 (ekonomik sürdürülebilirlik %14,13, sosyal sürdürülebilirlik %4,76 ve çevresel sürdürülebilirlik %9,42) olarak hesaplanmıştır. FAO sürdürülebilirlik düzeyi referansına göre, İzmir ilinde koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği sınırdadır. Çalışmada, ekonomik faktörlerin koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği açısından sosyal ve çevresel faktörlere göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Aşırı otlatma ve bakımsız meralar çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir. Tarım dışı gelirin ve yabancı işgücü kullanımının az olması sosyal sürdürülebilirliği olumsuz etkileyen temel faktörlerdir. Türkiye'de koyunculuk faaliyetinin öne çıkan güçlü yönleri; mera varlığı, koyun varlığı, tecrübe, aile işletme sayısı, geniş faaliyet alanı, yerli ırklar. Zayıf yönleri; üretim maliyeti ve rekabet, meraların ot kalitesi, meraların amaç dışı kullanımı, piyasa eksikliği, kırsal göç, desteklemeler. Fırsatlar; genç ve dinamik nüfus, ihracat potansiyeli, fiziki ve kültürel altyapı, bilimsel çalışmalar, kamu kurumları, üretim çiftlikleri ve enstitü. Tehditler; yaşlanan tarım nüfusu, isteksizlik, ilgisizlik, damızlık kesimleri, hijyen koşulları. Koyunculuk faaliyeti ekonomik, sosyal ve çevresel yönleriyle bir bütün halinde değerlendirilmelidir. Siyasi gelişmelerden etkilenmeyecek uzun vadeli politikalara ihtiyaç vardır. Uygulanabilir makro ölçekli projeler (Ör: mera ekosisteminin korunması, verim ve ıslah çalışmaları vb.) devreye sokulmalıdır. Özellikle küçük ölçekli aile işletmelerinin sürdürülebilirliği için koyunculuk faaliyetinde piyasa mekanizması işletilmelidir. Doğru fiyat için canlı hayvan, kırmızı et, yapağı ve yem borsası devreye girmelidir. Tanıtım faaliyetleriyle (fuar, yemek programları, yöresel ürünler vb.) koyun eti, sütü ve bunların türevlerinin insan sağlığındaki önemi anlatılmalıdır. Anahtar sözcükler: Koyunculuk Faaliyeti, Sosyo-Ekonomik Analiz, Ekonomik Sürdürülebilirlik, Sosyal Sürdürülebilirlik, Çevresel Sürdürülebilirlik.

Kenan Keskinkılıç
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi uygulamaları: izmir ve manisa örneği

Araştırmanın temel amacı süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi ilkelerine dayanan yöntemlerin uygulanmasıyla işletmelerin etkinliğinin artırılması olanaklarının incelenmesidir. Bu amaçla araştırmada süt sığırcılığı faaliyetini yürüten üreticilerin yem tedarikçi ve süt alıcı tercihleri belirlenmiş, üretimi planlanmış, işletme etkinlikleri belirlenmiş ve işletmelere ilişkin ideal tedarik zinciri ortaya konulmuştur. Araştırma kapsamında İzmir ilinin Ödemiş ilçesinde 117 üretici ve Manisa ilinin Salihli İlçesinde 30 üreticiyle yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin tedarikçi ve alıcı tercihlerinin belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci, üretim planlamasında Doğrusal Programlama ve işletme etkinliklerinin belirlenmesinde Veri Zarflama Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde işletmeler inek sayılarına göre 5-15 baş, 16-25 baş, 26-40 baş ile 41 baş ve üzeri olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Buna göre 1. grupta 32, 2. grupta 46, 3. grupta 36 ve 4. Grupta 33 işletme yer almıştır. Araştırma sonuçları üreticilerin yem tedariğinde en fazla yem kalitesine önem verdiklerini göstermiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde mandıralar en uygun yem tedarikçisi konumundadırlar. Süt satışında ise süt alıcısının alım miktarının en önemli kriter olduğu ve sütün fiyat, ödeme süresi ve alım miktarı açısından en iyi alternatif olan kooperatife satılması gerektiği belirlenmiştir. Üretim planlaması sonucunda ise tam etkinliğe sahip olan işletme sayısının ve teknik etkinlik değerinin arttığı saptanmıştır. Ortaya konulan model süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının işletme etkinliğini artırılabileceğini göstermektedir. Ayrıca araştırmada süt sığırcılığı işletmelerinde yüksek girdi maliyetleri, düşük örgütlenme düzeyi, yetersiz sermaye, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri, yetersiz barınak koşulları, döl tutmamaya bağlı üreme sorunu, modern ekipman eksikliği, vasıflı işçi bulamama gibi çeşitli sorunların bulunduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar mevcut koşulların süt sığırcılığı faaliyetinin sürdürülebilirliği için yeterli olmadığını ve süt sığırcılığına yönelik yeniliklere ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler: Süt sığırcılığı işletmeleri, tedarik zinciri yönetimi, analitik hiyerarşi süreci, doğrusal programlama, veri zarflama analizi.

Duran Güler
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yortanlı barajının işletmeye açılmasının yöredeki tarım arazisi piyasasına etkilerinin analizi üzerine bir araştırma

Bu araştırma, İzmir'in Bergama ilçesindeki Yortanlı barajının işletmeye açılmasının yöredeki tarım arazisi piyasasına etkilerini analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla baraj sulamasından yararlanacak 9 yerleşim yeri kapsamına alınmıştır. Araştırmada oransal örneklemeyle 87 üreticiden veriler derlenmiştir. Verilerin analizinde öncelikle işletmelerin sosyo-ekonomik yapıları ve yıllık faaliyet sonuçları analiz edilmiştir. Daha sonra üreticilerin tarım arazisi piyasası ve barajın etkileri ile ilgili görüşleri saptanmıştır. Araştırmada üreticilerin sahip olduğu parsellerin değerinin saptanmasında pazar değeri ve gelir yöntemleri kullanılmıştır. Gelir yönteminde kullanılacak kapitalizasyon oranı %4.13 olarak hesaplanmıştır. Arazilerin değerini etkileyen faktörlerin ekonometrik analizinde faktör analizi ve hedonik fiyat analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; arazilerin dekara ortalama pazar değeri 23377.57 TL,gelir üzerinden hesaplanan dekara ortalama değeri ise 15424.21 TL'dır. Hedonik modeldedeğeri etkileyebilecek 6 bağımsız değişken esas alınmıştır. Model sonuçları, değeri pozitif olarak etkileyen değişkenlerinparsel alanı, parseldeki yapı durumu, toprağın verimliliği ve baraja olan mesafe olduğunu göstermektedir.

Betül Serez
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaz yetiştiriciliğinde üretim ve pazarlama etkinliğinin belirlenmesi üzerine bir araştırma: Kars ili örneği

Kaz yetiştiriciliği dünyada pek çok ülkede yapılan önemli bir ekonomik faaliyettir. Dünyada kaz eti yanında kazdan elde edilen karaciğer ve tüy gibi yan ürünlerin üretimi ve ticareti yaygın olarak yapılmaktadır. Diğer yandan, sahip olduğu üretim potansiyeline rağmen, Türkiye'de kaz yetiştiriciliğinin yeteri kadar gelişmediği görülmektedir. Girişimcilerin kaz yetiştiriciliğine yönlendirilmesi açısından bu üretim dalının nispi kârlılığı yanında, üretim ve pazarlama etkinliğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı kaz yetiştiriciliği yapan işletmelerin üretim ve pazarlama etkinliğini belirlemektir. Bu kapsamda, Kars ilinin Merkez, Arpaçay ve Susuz ilçelerinde kaz yetiştiriciliği yapan 90 üretici ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Kaz yetiştiriciliğinde üretim etkinliğinin hesaplanması amacıyla Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Pazarlama etkinliği hesaplanırken, Acharya'nın modifiye edilmiş pazarlama etkinliği formülü esas alınmıştır. Görüşülen üreticilerin ortalama yaşı yaklaşık 46 olup, ağırlıklı bir kısmını (%89) kadınlar oluşturmaktadır. Eğitim seviyesi düşük (%61'i ilkokul mezunu) olan kaz yetiştiricilerinin yaklaşık %97'si bitkisel üretim veya hayvancılık faaliyetinde bulunmakta ve %43'ü tarım dışı faaliyet göstermektedir. Üreticilerin kaz yetiştiriciliği yapma kararını verirken göz önüne aldığı en önemli faktörler sırasıyla yüksek gelir sağlamak ve aile içi et tüketimini karşılamaktır. Genel itibariyle kaz işletmeleri yetiştirdikleri kazın küçük bir kısmını tüketip büyük bir bölümünü pazarlamakta olup, aile içi tüketimin küçük işletmelerde daha fazla olduğu saptanmıştır. Nispi kâr yönünden işletmeler incelendiğinde, genel olarak kaz yetiştiricilerinin elde ettiği ortalama fiyatın maliyeti karşılamadığı ortaya çıkmaktadır. Genel olarak, elde edilen fiyat canlı kazda maliyetin %37'sini, taze ve kurutulmuş kazda %41'ini karşılamaktadır. İşletmelerin nispi kârlılığın düşük çıkması, kaz yetiştiriciliğinin ekonomik sürdürülebilirliği açısından riskli görülmektedir. Her üç üretim şeklinde de nispi kâr oranı en yüksek büyük işletmelerde tespit edilmiştir. Geleneksel pazarlama koşullarında kaz yetiştiricilerinin taze kazda pazarlama etkinliği indeksi ortalama 5,60 olarak hesaplanmıştır. En yüksek pazarlama etkinliği indeksinin büyük işletmelerde olduğu görülmektedir. Farklı işletme ölçeklerinde pazarlama etkinliği indeksinin 1'den büyük çıkması, kaz işletmelerinin pazarlamada etkin çalıştığını göstermektedir. İncelenen kaz işletmeleri için ortalama teknik etkinlik skoru çıktı yönelimlide %81,29 iken, girdi yönelimlide %84,91 hesaplanmıştır. Hem çıktı hem de girdi yönelimlide tam etkin olan işletmelerin oranı %25,56 bulunmuştur. İncelenen işletmelerin teknik etkinlik ortalaması yüksek çıkmasına rağmen tam etkin olarak çalışan işletmelerin oranı oldukça düşüktür. Potansiyel iyileştirme oranlarına göre, kaz yetiştiriciliği yapılan işletmelerin tam etkinliğe erişebilmesi için özellikle de yem, işgücü ile veteriner ve ilaç masraflarını kontrol altında tutması ve kaz yetiştiriciliğinden elde edilen çıktıyı artırmak için üretim tekniği ve pazarlama stratejilerini gözden geçirmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.

Gül Sultan Keleşoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin dünya pazarında pamuk ve pamuklu dokuma sektörü açısından rekabet gücünün analizi

Pamuk ve pamuk ürünlerinin uluslararası ticarete yoğun olarak konu olması, bu ürünlerde Türkiye'nin uluslararası rekabet düzeyini belirlemeyi gerekli kılmaktadır. Bundan dolayı bu çalışmada pamuk ve pamuklu dokuma sektöründe Türkiye'nin dünya pazarındaki rekabet gücünün seçilmiş alt gruplar itibariyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye ile birlikte rakip ülkelerin Nispi İhracat Avantajı, Nispi İthalat Avantajı, Nispi Ticaret Avantajı, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler, İhracatta Uzmanlaşma endeksi ile İthalat Avantajı Oranı ve Uluslararası Rekabete Maruz Kalma Oranı hesaplanmıştır. Bu endeksler sonucunda Türkiye'nin 5201 kodlu pamuk ürünü dışında alt gruplar itibariyle nispi ticaret avantajına sahip olduğu ama karşılaştırmalı üstünlüğün ise orta ya da zayıf olduğu görülmüştür. Sabit pazar payı analizi sonuçları da Türkiye'nin 18 yıllık dönemde talebi artan pamuk ürünlerine yoğunlaşmadığını göstermektedir. Dünya pazarındaki payının değişiminde en etkili olan faktör pazar hacmi etkisidir. Türkiye 2000'li yılların başında yakaladığı rekabet avantajını 2013-2017 döneminde kaybetmeye başlamıştır. Türkiye'nin dünya piyasasında rekabet avantajını tekrar yakalayabilmesi için pamuğun üretiminden, işlenmesi ve konfeksiyona dönüştürülmesine kadar her aşamasını kapsayan çok boyutlu ve bütüncül politikalarla yönlendirilmesi gerekmektedir.

PamukUluslararası rekabet
Çiğdem Kantur
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balıkesir ve Manisa illerindeki çiftçilere yönelik targel elemanlarının çalışmalarının etkilerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi üzerine bir araştırma

Son yıllarda Türkiye'de ve dünya 'da tarımsal yayım ve danışmanlık konusunda üç farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bunlar tarımsal yayımın kamu eliyle yapılması, özel tarımsal yayım şirketleri ile yapılması ve iki kurumun ortak şekilde yapması şeklindedir. Türkiye'de ise Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan itibaren devlet eliyle sürdürülen tarımsal yayım 2000'li yıllardan itibaren hem devlet hem özel şirketler aracılığıyla sürdürülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı 2004 yılında bilgi ve teknolojinin üreticilere ulaştırılmasında 1000 Köye 1000 Ziraat Mühendisi" sloganı ile KÖY-MER Projesini, 2007 yılında da TARGEL (Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi) Projesini hayata geçirmiştir. Bu araştırmada; Türkiye'de 2007-2016 yılları arasında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından istihdam edilen tarım danışmanlarının bölge üreticileri üzerindeki etkilerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesini yapmak ve bu konular üzerine politikaları ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada, bölgede görev yapan 29 TARGEL elemanının, çalışmaları, eğitimleri, mesleki yeterlilikleri, üreticiler ve kurumları ile iletişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, seçilen bölgede domates üreticileri ile görüşülerek TARGEL elemanlarının onlara götürdüğü hizmetler ve memnuniyetleri belirlenmeye gayret edilmiştir. Çalışmanın sonunda görüşülen üreticilerin çoğunluğunun TARGEL elemanlarına güvendiği ve çalışmalarından memnun olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Mehmet Tuna Özdemir
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin gıda israfının önlenmesine yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi: İzmir ili örneği

Bu çalışmanın amacı, İzmir ilinde yaşayan tüketicilerin gıda israfına ilişkin farkındalıkları ile gıda israfının önlenmesine yönelik tutum ve davranışlarını ortaya koymaktır. Bu amaçla oransal örnek hacmi formülünden yararlanarak Buca, Karabağlar, Bornova, Konak ve Karşıyaka ilçe merkezlerinde yaşayan 150 tüketici ile anket yöntemiyle veriler derlenmiştir. Toplanan verilerin analizinde, öncelikle tüketicilerin demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri ortaya konulmuş, daha sonra gıda israfını önleme ile ilgili tutum ve davranışları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çeşitli farklı ifadeleri birleştirip; yeni bir ifade ortaya koymak amacıyla faktör analizi uygulanmıştır. Oluşan yeni faktörlerin gıda israf etme durumu üzerine etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla Multinominal Lojistik Regresyon (MLR) analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin %70'i kadın, %30'u ise erkektir. Tüketicilerin ortalama aylık mutfak alışverişi harcamaları 908.33 TL olarak hesaplanmıştır. Tüketicilerin %4.7'si gıda israfı yaptıklarını, %63.3'ü ise bazen gıda israfı yaptıklarını belirtmişlerdir. Tüketicilerin %32'si gıda israfı yapmadıklarını belirtmişlerdir. Faktör Analizi ile oluşturulan yeni faktörler ile gıda israf etme durumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Gıda israfı konusu hem ekonomik hem de sosyo kültürel anlamda farkındalık oluşturulması aynı zamanda israfın azaltılması ve önlenmesi ile ilgili stratejilerin geliştirilmesi açısından önemli hale gelmektedir. Bu çalışma, tüketicilerin hanedeki gıda israfı ile ilgili farkındalıkları ile tutum ve davranışlarını ortaya koyması ve israfın azaltılması ve önlenmesi açısından öneriler geliştirmede kullanılacak verileri sağlayacak olması ile daha sonra yapılacak çalışmalara önemli katkılar sağlayabilecektir. Anahtar kelimeler: Gıda israfı, Faktör analizi, Planlanmış Davranış Teorisi, İzmir.

Harun Daysal
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fast food ürünlerine yönelik tüketici davranışları ile yaşam tarzı ilişkisi üzerine bir araştırma: İzmir ili örneği

Bu çalışmada, İzmir ilindeki tüketicilerin fast food tüketimleri ile yaşam tarzları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Ayrıca, tüketicilerin fast food tüketim desenleri, tüketim sıklıkları, tüketim nedenleri ve fast food ürünlerine olan tutumları incelenmiştir. Araştırmanın ana materyalini oransal örnekleme hacmi ile belirlenen 271 tüketici ile yüz yüze yapılan anketler oluşturmuştur. Çalışmanın ilk aşamasında tüketiciler faktör analizi ve kümeleme analizi uygulanarak yaşam tarzlarına göre segmentlere ayrılmıştır. Analiz sonucunda başarılılar, gayret edenler, yapıcılar ve hayatta kalanlar olmak üzere 4 farklı segmentte tüketici grubuna ayrılmıştır. Tüm gruplarda fast food tüketme nedeni olarak en etkili nedenler fast food ürünlerinin "lezzetli olması" ve "zamandan tasarruf sağlaması" olarak bulunmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında; cinsiyet, çalışma durumu, yaş, eğitim ve gelir gibi demografik kriterler dikkate alınarak tüketicilerin fast food tüketim davranışları ve tutumları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, tüketim nedenleri, tüketim sıklıkları ve fast food ürünlerine yönelik tutumlar için gruplar arasında farklılıklar olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise tüketicilerin fast food tüketim kararını etkileyen kriterlerin öncelikleri bulanık eşli karşılaştırma (BEK) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, tüketicilerin fast food ürünlerini satın alma kararında en önemli kriterler sırası ile ekonomik olması, sağlıklı olması ve her yerde bulunabilir olması olarak bulunmuştur. Fast food tüketme kararını en az etkileyen değişkenler ise; lezzetli olması ve doyurucu olması olarak bulunmuştur. Fast food tüketim desenlerini ve nedenlerini ortaya koyarak bu konuya dikkat çekilmeye çalışılan bu çalışmanın tüketicilerin davranışlarını olumlu yönde etkilemek adına politikalara ve eğitim programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Ecem Tumay Bulut
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal kesimdeki kadın üreticilerin girişimcilik kararlarını etkileyen faktörlerin saptanması: İzmir'in Bayındır ilçesi örneği

Bu araştırmada İzmir ili Bayındır ilçesinde sulanabilir arazilerde bitkisel üretim yapan kadın üreticilerin girişimcilik kararlarını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Araştırma verileri 81 üreticiden anket yöntemiyle derlenmiştir. Verilerin analizinde; kadın üreticiler 10 dekar ve daha az arazisi olan ve 10 dekardan fazla arazisi olan üreticiler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre; kadın üreticilerin yaşı 49.91, tarımsal deneyim süreleri ise 20.15 yıldır. Ortalama arazi miktarı 14.20 dekardır. Araştırmada kadın üreticilerin meyve yetiştiriciliği yapma olasılığını etkileyen faktörleri saptamak amacıyla lojistik regresyon (logit) modelinden yararlanılmış ve üreticilerin meyve yetiştiriciliği yapma olasılığı ile sahip oldukları arazi büyüklükleri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Araştırma kapsamına alınan kadın üreticilerin çoğu, öz sermayelerini kişisel tasarruf yolu ile temin etmiştir. Araştırmada kadınların girişimcilik kararı alırken önem verdikleri kriterleri değerlendirmek amacıyla Bulanık Eşli Karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kadın üreticilerin en fazla önem verdiği kriterin aile yapısı ve sosyal çevre olduğu saptanmıştır.

Ece Yürük
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seçilmiş bazı ülkelerde ve türkiye'de bankaların tarımsal finansman ygulamalarının analizi

Kırsal kesim tarafından kullanılan krediler kalkınmanın sağlanmasında önemli bir araç oldukları gibi, zaman zaman borçlanma nedeniyle üreticiler açısından olumsuz etkide de bulunabilmektedir. Buna karşılık birçok tarımsal faaliyetin finansmanı için kredi kullanımı kaçılmaz bir durum arz etmektedir. Bu çalışmada belirlenmiş ülkelerde ve ülkemizde tarımsal kredi piyasasının genel durumu, özel bankaların tarımsal kredi uygulamaları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında belirlenmiş ülkelerde tarım sektörüne kısaca değinilmiş ve kredi piyasalarının genel durumu anlatılmaya çalışılmıştır. Ülkemizdeki özel banka uygulamaları da ayrıca detaylı olarak paylaşılmıştır. Ayrıca ülkemiz ile belirlenmiş ülkelerdeki tarımsal kredi uygulamaları karşılaştırılmış ve ülkemize dair eksiklik ve sorunlar belirlenmeye çalışılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.

Banka kredileriKooperatif bankacılığıTarım kredi kooperatifleri+3
İpek Topuzoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İzmir ve İstanbul'da organik pazarların mevcut durumu ve en fazla tercih edilebilir organik pazar tasarımının geliştirilmesi

Organik ürünler, işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, üretilmesi organik tarım metoduyla gerçekleştirilen, insan, fauna, flora ve toprağın sağlık ve güvenlik konularını gözlemleyerek gıda verimliliğini en üst düzeye çıkaran sertifikalı ürünler olması açısından oldukça önemlidir. Organik ürün tüketicisinin organik ürünlere doğrudan ulaşmasını sağlayan ve organik ürünün iç pazarda gelişmesine, organik ürün fiyatlarının makul seviyelerde tutulmasına katkı sağlayan organik ürün pazarlarının, tüketici ve üreticilerce daha fazla tercih edilebilir olması ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın ana amacı, en fazla tercih edilebilir organik pazar modelinin geliştirilebilmesi için, organik ürün pazarlarının aktörleri olarak nitelendirilen; tüketici, üretici, aracı, ilgili belediye ve sivil toplum kuruluşları yetkililerinin farklı bakış açılarının bir araya getirilerek nasıl bir organik pazar beklentisi içinde olduklarını ortaya koymaktır. Bu temel amaç kapsamında, İzmir ili Karşıyaka, Balçova ilçelerinde ve İstanbul ili Şişli, Kartal ilçelerinde faaliyet gösteren organik pazarlardaki 271 tüketici, 30 tezgâh sahibi (üretici, aracı) ve bu pazarlarda görevli olan ilgili belediye, sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinden 4 kişi ile yüz yüze görüşme sağlanmıştır. Tüketicilerin ve tezgâh sahiplerinin organik pazara gelme nedenlerinin belirlenmesinde Bulanık Eşli Karşılaştırma yöntemi, tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarının belirlenmesinde Faktör Analizi, tüketicilerin ve tezgâh sahiplerinin nasıl bir organik pazar beklentisi içinde olduklarının belirlenmesinde ise Konjoint Analizi kullanılmıştır. Tüketicilerin organik ürün pazarlarına gelme nedenlerinin başında "sağlıklı ürünler bulmak" gelirken, tezgâh sahiplerinin ise gelme nedenlerinin başında "sağlıklı ürünler satmak" olduğu ortaya çıkmıştır. Tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarına ilişkin dört boyut (güvenlik, deneyim (karşılaştırma), araştırma (bilişsel) ve sağlık) belirlenmiştir. Tüketicilerin organik pazar tercihinde, pazarlardaki tezgâhlarda satılacak ürünlerin sadece organik ürünler olması ve bu ürünlerin sadece mevsiminde yetişen ürünlerden oluşması, ürünlerin Tarım ve Oarman Bakanlığı logosuna sahip olması, ürün fiyatlarının geleneksel ürünlere göre %10 fazla olması ve pazarın hafta sonu kurulması birincil öncüldür. Tezgâh sahiplerinin organik pazar tercihindeyse, pazarlardaki tezgâhlarda satılacak ürünlerin sadece organik ürünler olması, bu ürünlerin pazara ulaştırılmasını belediyelerin üstlenmesi, ürünlerin sertifikasyon şirketine ait sertifika ve logolara sahip olması, ürün fiyatlarının geleneksel ürünlere göre %30 fazla olması ve pazarın hafta içi kurulması öne çıkmıştır. Yetkililerin ise kuruluş alanı ve tezgâhları temiz, düzenli olan, denetimleri her hafta yapılan, otopark ve sosyal alanları bulunan bir pazar beklentisi içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ayça Nur Şahin
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Kalkınma Ajansı tarafından yaptırılan toprak analiz laboratuvarlarının çiftçilerin toprak tahlili yaptırma ve gübre kullanımları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, İzmir Kalkınma Ajansı tarafından 2009 Yılı Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programları kapsamında Kiraz'da Kiraz Ziraat Odası bünyesinde, Bergama'da ise Bergama Ziraat Odası ortaklığında Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu bünyesinde kurulan toprak analiz laboratuvarlarının faaliyete geçmesiyle, bölgede üreticilerin toprak analizi yaptırma davranışlarında bir değişiklik olup olmadığı, bunun nedenleri sorgulanmıştır. Araştırmanın ana materyalini İzmir ili Bergama ve Kiraz ilçelerindeki toprak analizi yaptıran 146 çiftçi oluşturmaktadır. Toprak analizi yaptırma davranışını etkileyen etkenlerin belirlenmesi amacıyla üreticilerin sosyolojik yapısının tespitine, üretim deseninin, üretimde kullandığı metotların ve genel olarak sosyo-ekonomik düzeyinin ortaya konulmasına yönelik sorular yönetilmiştir. Analiz kapsamında, her iki ilçedeki üreticilere, toprak analizi yaptırıp yaptırmadıkları ve laboratuvarlar kurulduktan sonra analiz davranışlarının değişip değişmediği ve bunu etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, ankete katılan 146 üreticinin %65'i İzmir Kalkınma Ajansı desteği ile kurulan iki laboratuvarın faaliyete geçmesiyle analiz hizmetlerinden faydalanmaya başladıklarını, %90'ı analiz sonuçlarına göre gübre kullanımlarında değişiklik olduğunu ve tamamına yakını analiz sonuçlarına güvendiğini ifade etmiş; ayrıca, devlet desteklerinin toprak analizi yaptırılması açısından etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışma, yapılan laboratuvar yatırımlarının bölgede analiz alışkanlarında anlamlı bir iyileşme ve değişme yaşattığı, bunun kalıcılığının başka uygulamalarla desteklenmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Çağdaş Güneş
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin tarıma olası etkileri ve uyum için politika önerileri

İklim değişikliği son yıllarda insanlığın karşılaştığı en büyük çevre tehdididir. İklim değişikliği; sıcaklık artışları, kuraklık, sel, şiddetli kasırga gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan topluluklarının da önemli risk altında olduğu etkilere sahiptir. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin bu etkilerinden en fazla etkilenecek olan bölgelerin başında gelmektedir. Tarım sektörü de, tarımsal faaliyetlerin iklim koşullarına bağlı olması nedeniyle iklim değişikliğinin sonuçları karşısında en kırılgan sektörlerden birisidir. Bu sektörün iklim değişikliğinin etkilerinden korunması ve iklim değişikliğine olan etkilerinin de hafifletilmesi anlamında bir takım tedbirlere ihtiyaç vardır. Bunların başında da azaltım ve uyum olarak iki kavram öne çıkmaktadır. Tarım sektörünün iklim değişikliğine uyumu; iklim değişikliğinin bu sektör üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılarak, zararın en aza indirilmesini ifade etmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'de iklim değişikliğinin tarıma olası etkilerini incelemek ve Türkiye tarımının iklim değişikliğine uyum durumunu değerlendirerek çeşitli önerilerde bulunmaktır. Çalışmada, Türkiye tarımının iklim değişikliğine uyumunu değerlendirmede SWOT analizinden yararlanılmıştır. İklim değişikliğine uyumda Türkiye tarımının güçlü ve zayıf olduğu noktalar ile tehdit ve fırsatları değerlendirilerek, öneriler getirilmiştir.

Figen Özer Ayhan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00