İstanbul Arel University
Institute

Institute of Health Sciences

İstanbul Arel University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

7 Theses
Master'sOpen AccessTR

Toplum ruh sağlığı merkezlerinde izlenen ikiuçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinde empati ve psikolojik dayanıklılık

Amaç: Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde izlenen iki uçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini incelemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı tipteki araştırma, Mart-Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntem: G-Power istatistik analizine göre örneklem sayısının minimum 110 birey olması belirlenmiş olup, 145 birincil bakım veren ile çalışma tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, bilgi formu, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 45,97±13,31 (min:18-max:70) olan katılımcıların, büyük çoğunluğunun evli (% 80; n=116) ve kadın (% 61,4; n=89) olduğu belirlenmiştir. Bakım verilen hastalarda tanıdan bu yana geçen süre ortalama 11.18±7.42 yıldır. Katılımcıların bakım vermeye bağlı en fazla kaygılı, üzgün, çaresiz, güçlü ve huzurlu hissettikleri görülmüştür. Kişilerarası Tepkisellik İndeksi kapsamında ''Empatik Düşünce''alt ölçeği puan ortalaması (21.62±4) ve ''Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'' toplam puan ortalaması (119.38±24.26) (min.61-max.160) yüksektir. Katılımcıların yakınının psikiyatrik rahatsızlığına bağlı tedavi ve bakım gereksinimlerini karşılamada yeterlilik algısı ortalaması ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği toplam puan ortalaması ve Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ''Perpektif Alma'' ve ''Empatik Düşünce'' alt ölçekleri puan ortalamaları arasında "pozitif"; ''Kişisel Rahatsızlık'' alt ölçeği puan ortalaması ile "negatif" yönde anlamlı ilişki vardır. Sonuç: Bakım verenlerin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini geliştirecek uygulama ve eğitimlerin Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde planlanıp uygulanması yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, Empati, İki uçlu ve ilişkili bozukluk, bakım veren

Bakım verenlerBakım verme yüküBipolar bozukluk+4
Hülya Uğurtay
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde üstbilişsel farkındalık,mesleki öz-yeterlilik algısı ve ilişkili faktörler

"daha sonra doldurulacaktır"

Kübra Nur Birsen
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğuma hazırlık eğitimi almış primipar gebelerin doğum şekli tercihleri

Doğuma hazırlık eğitimleri, primipar kadınlarda sık görülen doğum korkusunu azaltarak, anne ve yenidoğanın doğum sonuçlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışma, doğuma hazırlık eğitimlerinin gebelerin doğum korkusunu ve doğum şekli tercihlerine etkisinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 01 Ocak 2019-31 Temmuz 2019 tarihleri arasında ''SBÜ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde'' kadın doğum kliniğine başvurmuş 220 primipar gebeden en az bir kez Doğuma Hazırlık eğitimi almış 110 gebe ile doğuma hazırlık eğitimi almamış 110 gebe oluşturmaktadır. Araştırma, yarı-deneysel ve ileriye dönük tiptedir. Eğitim alan grup en az bir kez doğuma hazırlık eğitimine katılmış olup, eğitim almayan gruba herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmanın verileri gebeler ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin toplanmasında ''Kişisel bilgi formu'', ''Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği Versiyon A'', '' Özyeterlilik Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik, Anova, Mann-Whitney U, Ki-Kare, T-testi, Kruskal Wallis, sayısal sürekli değişken analizinde Pearson kolerasyon analiz testleri, gruplar arası fark Scheffe testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Eğitim alan ve eğitim almayan gruptaki kadınların tümü evli, 18 yaş üzeri ve primipar gebelerden oluşmuştur. Eğitim alan gruptaki kadınların çoğunluğu üniversite mezunu olup, yaş ortalamasının 28,91, eğitim almayan grupta ise 24,25 olduğu belirlenmiştir. Eğitim alan grup 52,61'orta şiddette'doğum korkusuna sahipken eğitim almayan grupta bu puan 57,04 çıkmış olup her iki grubunda 'doğum korkusu seviyesi (W-DEQ-A puanı 38-65 arasında olanlar') orta düzeyde çıkmıştır. Eğitim almış ve eğitim almamış olan primipar gebelerin doğum tercihi birbirine benzer çıkmış olup eğitim alan grubun %95,9'u, eğitim almayan grubun ise %87,3'ü normal vajinal doğum planlamışlardır. Doğum sonu görüşülen eğitim almış primipar gebelerin %49,4'ü sezaryen, %50,7'sinin normal vajinal doğum gerçekleştirmiştir. Sezaryen oranının planlanandan çok yüksek çıkma sebebinin %95,5 oranında tıbbi endikasyonlar olduğu belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda doğuma hazırlık eğitimi almanın doğum yöntemi olarak normal vajinal doğum tercihini artırdığı (p<0,05), fakat gerçekleşen doğum şeklinde sezaryen oranlarının yüksek çıktığı saptanmıştır. Doğum öncesi bakım alma ve doğuma hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması önerilmektedir.

DoğumDoğum korkusuGebelik+2
Songül Yıldırım
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan bireylerde sınır (borderline) kişilik özelliklerinin kendine zarar verme ve intihar davranışları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, Madde Kullanım Bozukluğu (MKB) tanısı olan ve MKB tanısı olmayan gruplarda, Sınır (borderline) kişilik özelliklerinin kendine zarar verme ve intihar davranışları üzerindeki yordayıcılığının değerlendirilmesidir. Araştırmanın örneklemini Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Psikiyatri servisinde tedavi görmekte olan MKB tanılı olgu grubu (n=122) ve İstanbul Arel Üniversitesi öğrencilerinden oluşan kontrol grubu (n=124) oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Sınır (borderline) Kişilik Envanteri (BKE), Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri (KZVDDE) ve İntihar Davranışı Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. Gruplar arası farkların belirlenmesinde, bağımsız örneklemler için t- Testi ve tekrarlı olmayan ölçümler için Tek Yönlü Varyans Analizi (One- Way ANOVA); değişkenler arasındaki ilişkilerin karşılaştırılması için ise Pearson korelasyon analizi ve çoklu hiyerarşik regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, MKB tanılı ve kontrol grubunda, Sınır (borderline) kişilik özellikleri arttıkça kendine zarar verme davranışları düzeyinin arttığı bulunmuştur. Yine tanılı ve kontrol grubunda KZVD Envanterinden sağlanan puanları kıyaslandığında anlamlı farklılık gözlenmemesine karşın iki grup arasında KZVD yöntemlerinin farklılaştığı gözlenmiştir. Çalışmanın diğer bir sonucu ise Sınır (borderline) kişilik özelliklerinin ve intihar davranış puanlarının kontrol grubuyla farklılaştığı ve kontrol grubundan daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Tanılı grupta katılımcıların cinsiyetleri ile kendine zarar verme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki gözlenirken, aynı değişkenler arasındaki ilişki kontrol grubunda pozitif yönde ve yine istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılıp araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

Kendine zarar verme davranışıMadde kullanım bozukluklarıSınırda kişilik bozukluğu+1
Suzan Özdemir
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde üstbilişsel farkındalık, mesleki öz-yeterlilik algısı ve ilişkili faktörler

Bu çalışmanın amacı hemşirelik öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık, mesleki öz-yeterlilik algısı ve ilişkili faktörleri belirlemekti. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel araştırma tipinde gerçekleştirildi. Araştırma verileri Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında İstanbul'da özel bir üniversitenin hemşirelik bölümünde eğitim gören hemşirelik öğrencilerinden elde edildi. Araştırmanın örneklemini bu üniversitede öğrenim gören ve olasılıksız örneklem yöntemiyle belirlenen 196 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Araştırma kapsamında üstbilişsel farkındalığın ölçülmesi amacı ile ÜBÖ-30 ölçeği, öz yeterliliğin ölçülmesi amacı ile genel öz yeterlilik ölçeği kullanıldı. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanılarak analiz edildi. Hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 21,23±1,66 olup, %81,9'u kadındı. Hemşirelik öğrencileri, öz yeterlilik ölçeği puanları 33,65±9,89; üstbilişsel farkındalığın "olumlu inançlar" alt boyutu puanları 16,31±6,47, "kontrol edilmezlik ve tehlike" alt boyutu puanları 17,29±6,44, "bilişsel güven" alt boyut puanları 16,55±7,12, "düşünce" alt boyutu puanları 18,53±7,66 ve "bilişsel farkındalık" alt boyut puanları 21,00±3,94, üstbilişsel farkındalık ölçeği puanları 89,69±31,64 olarak bulundu. Üstbilişsel farkındalığın "kontrol edilmezlik ve tehlike", "bilişsel güven" ve "düşünce" alt boyutlarının öz yeterlilik algısı üzerinde bir yordaması olduğu belirlendi. Sonuç olarak, hemşirelerin sağlık hizmetlerindeki sorumlulukları ve oynadığı rol göz önüne alındığında, mesleğin başlangıcında olan hemşirelik öğrencilerinin üst bilişsel farkındalıklarının ve öz-yeterliliklerinin yüksek olmasının hem kendi başarıları hem de sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından önemli olduğu söylenebilir.

Kübra Nur Birsen
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik ve bankacılık-finans bölümü öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve aktif yaşlanma uygulamalarına ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi

Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışı; bireyin var olan sağlığını korumak ve sağlığını geliştirmek için inandığı ve uyguladığı davranışlarının tümü olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma İstanbul Arel Üniversitesi Hemşirelik Bölümü ve Bankacılık - Finans Bölümü öğrencilerinin SYBD ve aktif yaşlanma uygulamalarına ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı - kesitsel biçimdeki çalışmanın evrenini İstanbul Arel Üniversitesi Hemşirelik Bölümü ve Bankacılık Finans Bölümü öğrencileri (367) oluşturmuştur. Evrenin tamamı araştırma kapsamındadır. Araştırma kapsamındaki öğrencilerden 302 (%82.2) kişiye ulaşılmıştır. Anket formu 3 parçadan oluşmaktadır. 1) Sosyo-demografik özellikler, 2) SYBDÖ soruları, 3)Aktif yaşlanma uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı ve bazı analitik istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmadaki öğrencilerin %63'ü kadın, %37'si erkek öğrenci olup (n:302), yaş ortalamaları 21,64±1,90 (min: 18, maks: 35)'dir. Hemşirelik öğrencilerinin SYBD ölçeği genel ortalaması 132,66 ± 25,02 puan, bankacılık – finans öğrencilerinin SYBDÖ genel ortalaması 124,19 ± 23,06 puan olarak saptanmıştır. Araştırmada Hemşirelik Bölümü öğrencilerinin SYBD-II ölçek puan ortalaması anlamlı olarak Bankacılık-Finans Bölümü öğrencilerinin ortalama puanından yüksek olduğu görülmektedir. Bunun sebebi olarak hemşirelik bölümü öğrencilerinin aldığını eğitimin etkili olduğu söylenebilir. Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan davranışlar içerisinde en yüksek puan ortalaması manevi gelişim (tinsellik) alt boyutuna, en düşük puan ortalaması ise fiziksel aktivite alt boyutuna aittir. Araştırmada hemşirelik bölümü öğrencilerinin "sağlık yaşam biçimi" davranış alt boyutlarından sağlık sorumluluğu ortalama puanı (22,27 ± 5,50), fiziksel aktivite ortalama puanı (18,74 ± 5,34) ve stres yönetimi ortalama puanı (19,75 ± 4,56) anlamlı olarak bankacılık-finans öğrencilerinin ortalama puanından yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmada hemşirelik bölümü öğrencilerinin %48'i ve bankacılık-finans bölümü öğrencilerinin %28'i aktif yaşlanma kavramını bildiklerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: SYBD, SYBD Ölçeği, Aktif Yaşlanma, Hemşirelik Öğrencileri, Halk Sağlığı, Bankacılık-Finans Bölümü Öğrencileri

Aktif yaşlanmaHalk sağlığıHemşirelik+7
Büşra Çalışkan
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lomber disk protrüzyonu olan hastalarda fizik tedavi modaliteleri uygulamaları ve kinezyolojik bantlamanın ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Lomber Disk Protrüzyonu tedavisindeki güncel yaklaşım seçenekleri hastanın günlük yaşam fonksiyonlarının iyileştirilmesini hedeflemektedir. Tedavisinde birçok fiziksel tıp yönteminin kullanıldığı Lomber Disk Protrüzyonunda fizik tedavi modaliteleri ve son dönemlerde kinezyolojik bantlama yöntemleri de popülerlik kazanmıştır. Bu amaçla fizik tedavi modaliteleri ve birçok farklı kinezyolojik bantlama yöntemi mevcuttur. Bu çalışma Lomber Disk Protrüzyonu olan Hastalarda fizik tedavi modaliteleri uygulamaları ve kinezyolojik bantlamanın ağrı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya 40 hasta dahil edildi. Hastalar çalışma kriterlerine göre iki gruba ayrılarak randomize edildi. İlk gruptaki 20 hastaya sadece fizik tedavi modaliteleri (sıcak ve soğuk uygulama, ultrason, tens) diğer gruptaki 20 hastaya ise alan düzeltme tekniği yöntemi ile kinezyolojik bantlama uygulandı. Hastaların demografik özellikleri alındı. Ağrı şiddetleri Vizüel Ağrı Skalası ve Oswestry Ağrı Skalası ile değerlendirildi. Hastalar tedaviye başlamadan önce değerlendirildi. Toplam iki hafta boyunca hastalar tedaviye alındı. Birinci gruptaki hastalara fizik tedavi modaliteleri 2 hafta boyunca, haftada 5 seans, her seansta 45 dakika süreyle uygulandı. İkinci gruptaki hastalara 2 hafta boyunca toplamda 3 defa kinezyolojik bant uygulandı. Tedavi öncesi ve sonrası yapılan değerlendirilmede birinci grupta istatistiksel olarak anlamlı düzelme görüldü. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre fizik tedavi modalitelerinin Lomber Disk Protrüzyonu olan hastalarda ağrıyı kinezyolojik bantlama uygulamasına göre daha çok azalttığı ancak bu konuda daha ileri çalışmalara gereksinim olduğu düşünüldü.

Bel ağrısıFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Sümeyye Akbaş
İstanbul Arel University · Institute of Health Sciences
2019
00