
14
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Antik Yunan tragedyalarının çağdaş sahnelenmesine bir örnek: Medea
Bu çalışmada, yaklaşık 2500 yıl önce yazılmış Antik Yunan tragedyalarının, günümüzde sahnelenmesi ile ilgili izlenmesi gereken yollar araştırılmıştır. Birinci bölümde; tragedyaların altın çağı olarak da bilinen MÖ.V.yy Atina'sında, tragedyanın gelişimi ve sahnelenmesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; tragedyaların çağdaş sahnelenmeleri ve örnekleri incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, mitolojideki Medea araştırılmış ve bugüne kadar Medea'dan esinlenen sanatçıların eserleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; tragedyaların günümüzde nasıl sahnelenmesi gerekliliği üzerinde durulmuş, bu doğrultuda, farklı anlatım biçimleri kullanılarak, çağdaş bir yorumla sunulan Trabzon Devlet Tiyatrosu yapımı, Medea ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak, tüm oyunlarda olduğu gibi, Antik Yunan tragedyalarının da nihai bir yorumunun asla olamayacağına, bu tragedyaların farklı yönetmenlerin elinde, yeniden yorumlanarak zenginlik kazanacakları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler : Antik Yunan tragedyaları, Medea, Trabzon Devlet Tiyatrosu, Çağdaş yönetmenler, Yönetmen
Avrupa tiyatrosunda sahne ve seyirci ilişkisi
'Avrupa Tiyatrosunda Sahne ve Seyirci İlişkisi' başlığını taşıyan, bu yüksek lisans tez çalışması; tarihsel süreci içerisinde, 'sahne ve seyirci ilişkisini incelemek', tartışmaları bugün dahi geçerliliğini koruyan 'seyircide bir eylem alanının mümkün olup olmadığı' ve de 'seyirci algısını belirleyen ögeler' hususunda bir araştırma yapmak gayesiyle ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan ilk olarak sanat olgusu içerisinde alıcı kavramı incelenerek; alıcının, sanat eseri ve sanatçı ile birlikte eşit öneme sahip olduğu belirlenmiştir. Daha sonra alıcının tiyatrodaki karşılığı olan seyirci kavramı araştırılarak, sahnenin tamamlayıcı ögesinin seyirci olduğu ve sahnede yaratılanı kendi bakış açısıyla anlamlandırma yetisine sahip olduğu vurgulanmıştır. Bir şimdiki zaman sanatı olarak görülen tiyatro sanatı, aynı zamanda da bir eylem sanatı olarak değerlendirilmektedir. Hannah Arendt'in eylem tanımlamasında yer alan eylemin sürekliliği göz önüne alındığında; sahnede başlayan her bir eylem, yeni bir eylemi de beraberinde getirmektedir. Bu eylemsellik sahne üzerindeki oyuncuyu etkilediği gibi aynı zamanda edilgen konumdaki seyircileri de bu eylemselliğe sürüklemektedir. Yani seyircinin eylemliliği; oyunu kendi bilgi ve kültür birikimi, yaşantıları, psikolojik durumu gibi pek çok veri ışığında değerlendirme, analiz etme ve yorumlama yetisi olarak kabul edilebilmektedir. Bu bağlamda belirtilmelidir ki her ne kadar bir yönetmen sahnelediği oyun çerçevesinde seyirciye ulaşmak üzere yola çıksa da seyircinin tiyatro eserinden alımlaması farklılıklar gösterebilmektedir. Yapılan tez çalışmasının da temel problemi olarak belirlenen bu durum; tez içerisinde seyirci algısının felsefik ve psikolojik veriler çerçevesinde değerlendirilmesine sebebiyet vermiş; seyirci algısını belirleyen ögeler de sahne üzerinde yer alan göstergeler üzerinden örneklendirilmiştir. Hiç şüphesiz ki yönetmenler; sahnelemelerini, seyirci ile buluşması adına yaratmakta ve bu yolla seyirciye anlatmak istediklerini göstermek üzerine kurgulamaktadırlar. Eğer ki bir yönetmen, seyirci algısını gözetmek ve hedef kitlesini bilmek suretiyle oyuna yöneliyorsa; seyirci ile kurduğu ilişki daha çok netlik kazanacaktır. Bu tez çalışmasının hipotezi olarak da belirlenen bu düşünce yapısından yola çıkılarak; Patrice Pavis'in alımlamanın koşulu olarak sunduğu psikolojik, toplumbilimsel ve antropolojik olmak üzere üç alandaki inceleme yapısı; yönetmenlerin sahneleme sürecinde, seyircinin olanak ve olanaksızlıklarını gözlemleyebileceği bir yaklaşım olarak incelenmiştir. Bu yöntemle; bir yönetmenin sahnelemesi gereken oyunu nitelendirmesi kolaylaşabileceği ve seyirciyle iletişimine de katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Tiyatroda maske kullanımı: İstanbul Devlet Tiyatrosu prodüksiyonlarında son 10 yılın örnekleri
'Tiyatroda Maske Kullanımı – İstanbul Devlet Tiyatrosu prodüksiyonlarında son 10 yıl örnekleri' başlığını taşıyan, bu yüksek lisans tez çalışması iki bölümden oluşmaktadır; tarihsel süreci içerisinde, 'maskenin ortaya çıkışı, anlamı ve önemi literatür taraması yapılarak ele alınmış ve tiyatroda maskenin kullanım amaçları, maskenin tiyatroda ki tarihçesi, tiyatro dalında maskenin kullanım çeşitleri gibi bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde; Antik Yunandan günümüze maske kullanımı ve kullanılan maske çeşitlerinden bahsedilmekte. Sonraki yıllarda Roma dönemi, daha sonra makyajın yoğun olarak maske amaçlı kullanıldığı Doğu tiyatrosunun incelendiği Çin, Noh, Kabuki, Kathakali tiyatrosunda gelişimi, Afrika dönemi maske örnekleri, Rönesans dönemi Commedia del'Arte'de kullanım örnekleri, Türk Tiyatrosunda maskenin tarihsel gelişimi ve durumu, en son ise günümüz tiyatrosunda maske ile ağır sahne makyajları arasında ki benzerlikler de ele alınmıştır. İkinci bölümde ise; maskenin İstanbul Devlet Tiyatrosundaki son 10 yıl örnekleri ayrıntılı olarak incelenmiş ve maskenin kullanıldığı oyunları ele alarak nasıl sahnelendiğine vurgu yaparak, yönetmenlerin maske üzerinde anlatım biçimleri ortaya çıkarılmıştır. Sonuç olarak bu tez çalışmasında, Tiyatronun sembolü olan maske, görüldüğü üzere zaman ve mekândan bağımsız olarak tiyatronun içinde varlığını sürdürmekte ve her çağda kendine bir yer bulabilmektedir.
Performans, taziye ve seyirci
Bu çalışmada, "Performans Teorisi" ışığında İran taziyesinin önemi ortaya konurken, bu teori ile taziye ritüelinin ilişkisinin belirtilmesi amaçlanmış ve ritüelin tarihî, siyasi ve kültürel yönleri incelenmiştir. Ayrıca bu ritüelin performans ve tiyatro yönü, yeni bir bakış açısıyla gösterilmiştir. Bu tezdeki üç kavram, yani performans, ritüel ve tiyatro, tezin konusuna paralel olarak açıklandıktan sonra, taziye terimi detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ayrıca taziye ritüelindeki seyirci ve oyuncu ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada, taziye seyircilerinin izledikleri oyunla ilgili katılımları ile inanç konusu değerlendirilmiş ve bu törensel gösterinin kimliği, Amerikalı yönetmen Richard Schechner'in Performans Teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca taziye konusunu içeren ritüel ve performans kavramları analiz edilerek seyirci ve oyuncu arasındaki enerjinin hem zihinsel hem bedensel eylem olarak nasıl bir alışveriş içinde olduğu ortaya konmuştur. Bu alışverişin hem bireysel hem toplumsal olarak sebep olduğu dönüşümden bahsedilmiştir.
Gölge oyunu ve Kocaeli şehir tiyatrosu repertuarının son 20 yılında yapılan sahne performaslarında kullanılan gölge oyununun değerlendirilmesi
Araştırma; gölge oyununun tiyatro sanatı ile sahne üzerinde kurduğu ilişkiyi, tiyatro sahnelemelerinde gölge oyunu kullanımından çıkan sonuçları, günümüz tiyatrosu açısından faydalarını, olumsuz yanlarını, bu birlikteliği kullanan yönetmenlerin; hangi teknikleri; hangi amaçlarla kullandığını, kullanılan performanslarda atmosfere olan katkısını, oyuncu, yönetmen, aksiyon adına yeni olanaklarını, bu kullanımın oyuncuyu arka planda bırakma olasılığını, bu yöntemi kullanan sanatçıların; gelecekte de bu kullanıma başvurma isteklerini, oyun metninin aktarımına katkısını, birlikteliğin olumlu ve olumsuz yönlerini saptamak için yapılacak araştırmalarda; bu birlikteliği deneyimlemiş; yönetmen, oyuncu, koreograf ve tasarımcı görüşlerine yer verilerek; birliktelikten doğabilecek sorunsalları; farklı araştırmacıların konuya ilişkin görüşleri ile; karşılaştırmalı olarak değerlendirerek; gölge oyununun tiyatro performanslarındaki kullanımı ve etkileşimlerini açıklama amacı taşımaktadır. Araştırmanın bu amacı doğrultusunda; gölge oyununun tarihsel gelişimi ve içinde barındırdığı teknikler, farklı disiplinler ile olan bağı literatürdeki bilgiler ile desteklenmekle beraber; tiyatro performanslarında; gölge oyunu unsurları barındıran gösterim örneklerine yer verilmektedir. Bu örnekleri takiben araştırma; Hindistan, Çin, Endonezya, Tayvan, Tayland, Kamboçya, Mısır, Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Fransa, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Brezilya, Amerika gibi ülkeler özelinde; gölge oyununun tarihsel gelişimi, farklı disiplinlere olan etkisi ve tiyatro performanslarında gölge oyunu kullanımına yer açmış yönetmenlerin; bu kullanıma başvurdukları tiyatro sahnelemelerinde; nasıl kullanıldığı ile ilgili görsel ve açıklamalara yer verilmektedir. Araştırmanın sorunsallarını açıklayabilmek ve sınırlılık getirmek maksadıyla; örneklem; ödenekli tiyatrolar arasında yer alan; Kocaeli Şehir Tiyatrosu'nun; son 20 yılı repertuarında; gölge oyunu kullanılan tiyatro performansları seçilmiştir. Yapılacak görüşmeler ve konuya ilişkin literatür bilgileri; görüşmelerin yapıldığı sanatçı yapımları göz önüne alınarak, bu yapımlara ait performanslarda gölge oyunu unsurlarını ne şekilde barındırdıkları, bu birliktelik ile olan bağları, ortaya çıkan etkileşimleri örneklemi oluşturan performanslar üzerinden ve bu performanslarda yer alan sanatçılarla yapılacak görüşmeler çerçevesinde elde edilen bulgular doğrultusunda; farklı akademisyenlerin; konuya ilişkin, benzer görüşlerine yer verilerek değerlendirilecektir. Araştırmanın son bölümünde yer alan; Kocaeli Şehir Tiyatrosu'nun, gölge oyunu unsurları barındıran performansları üzerinden; bu performanslarda yer alan sanatçıların görüşlerinden elde edilen bulgular ile farklı araştırmacıların konuya ilişkin görüşlerinin; karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesinden, ortaya çıkan; gölge oyunu unsurları ile tiyatro birlikteliğinin varlık nedenleri ve sonuçlarının, gölge oyunu sanatının gelişmesi yolunda; farklı araştırmalara kaynak oluşturması özelliğini barındırdığından; bu çalışma önem arz etmektedir.
Xavier Durringer ve Philippe Minyana'nın oyunlarında şiddet olgusu
Bu çalışmanın amacı Fransız tiyatrosunun iki önemli yazarının oyunlarının odağına farklı biçimlerde yerleştirdikleri şiddet olgusunu analiz etmektir. Giriş bölümünün ardından ikinci bölümde şiddetin etimolojisi ve farklı tanımları incelenmektedir. Araştırmamızın üçüncü bölümü antik tragedyadan, postdramatik tiyatroya şiddetin tiyatro tarihinde nasıl ele alındığını ve seyirciyle hangi ölçüde buluşabildiğini ortaya koymaktadır. Dördüncü bölümde, Xavier Durringer'nin yazdığı "Dilimin Ucunda Öldürme İsteği adlı oyunda banliyölerde yaşanan şiddetin gündelik hayatın sıradan bir parçasını haline gelişini incelemek, bu durumun arkasında yatan tarihsel gerçeği ve bugün gelinen noktayı anlamamıza yardımcı olmaktadır. Beşinci bölümde ise Philippe Minyana'nın kaleme aldığı "Anne-Laure ve Hayaletler" adlı oyunu aracılığıyla toplumun her katmanına yerleşen şiddeti incelerken sözel şiddetin çağdaş bireyin insan ilişkilerini nasıl etkilediğini farklı açılardan yorumlamamıza olanak sağlayacaktır. Her iki bölümün sonunda şiddeti farklı yönleriyle ele alan bu oyunlar için reji önermesi yer almaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehir tiyatrolarının milenyum sonrası yaptığı yerli oyunlarda geleneksel Türk tiyatrosu unsurları kullanımı
Türk geleneksel tiyatrosu asırlar boyunca dünya tiyatro literatürü açısından önem arz eden örnekleri ile bugünkü yaşadığımız coğrafya sınırlarında belli bir kültürün birikimiyle oluşmuş türlerden oluşan bir manzumeye verilen isimdir. En etkili örnekleri Tanzimat öncesi görülmesi ile birlikte icra edildiği zaman diliminde halk içinde kendisine büyük bir karşılık bulmuştur. Daha sonraları değişen siyasi ve felsefi ortam nedeniyle gelişim grafiğinde bir düşüş yaşamış ve en sonunda temsilleri yok denecek kadar az bir sayıya gerilemiştir. Günümüzde ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Türk geleneksel tiyatrosu günümüz tiyatrosu için önem arz eden konudur. Aynı İtalyanların "Commedia Del Arte" İspanyolların "Auto" oyunları gibi kült olmuş tiyatro türlerine sahip olan Türk geleneksel tiyatrosunun bugünkü Türk tiyatrosuna yansımaları mevcuttur. Bu yansımalar Türk geleneksel tiyatrosunun hala bir şekilde yaşadığı ya da yaşatılmaya çalışıldığının bir habercisi olabilme özelliği taşımaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyeleri Şehir Tiyatroları kuruluşundan itibaren batı formunda tiyatro üzerine kurulu bir tiyatro anlayışını benimsemektedir. Her ne kadar bugüne kadar geldiği zamansal yolculukta bazı dönemlerde ara ara Türk geleneksel tiyatrosu örnekleri sergilemek istese de bir bütün itibari ile batı formunda tiyatroyu benimseyerek ilerlemiştir. Bu sergilediği örneklerle dünya ülkelerine de turneler düzenlemektedir. Bu kurum içerisinde çalışan yönetmen, oyuncu olarak geleneksel dönemin sonlarına yetişmiş usta sayılabilecek kişiler tarafından Türk geleneksel tiyatrosu unsurları kullanılmaktadır. Bulunan Türk geleneksel tiyatrosuna ait unsurların İstanbul Büyükşehir Tiyatrolarının milenyum sonrası yapmış olduğu yerli oyunlarında kullanımı araştırılmıştır. Bu araştırma sonucu ortaya çıkan oyun içerisindeki Türk geleneksel tiyatrosuna ait unsurların çağdaş batı formunda sahnelemenin içindeki kullanımları tespit edilerek sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk, Geleneksel, Tiyatrosu, İBBŞT, Darülbedayi
Tiyatroda mekan - uzam - reji ilişkisi
Bir oyunu sahneye koyma işi olan reji, tiyatro tarihi boyunca çok farklı biçimlerde ele alınmıştır. Biçimdeki bu farklılık, sahneye koyulan oyun türlerinin dönemlere göre değişkenlik göstermesinden kaynaklandığı gibi oyunun sahnelendiği yer olan tiyatro mekânının ve bu mekânla beraber ortaya çıkan uzamın değişip dönüşmesinden de kaynaklanmıştır. Böylece tiyatro tarihinin başlangıcından bu yana değişen, dönüşen ve gelişen bir mekân-uzam-reji ilişkisi ortaya çıkmıştır. Yönetmenin ortaya çıkışından önce reji, dramatik metne bağlı olarak, daha çok yazınsal bir uygulama ya da metni direkt sahneye aktarma, metni sahnenin hazır kalıplarına sokma olarak süregelmiştir. Genel bir ifadeyle, yazılmış olan metin sadece sahnede somutlaştırılmıştır. Bu hazır kalıplarına sokma işleminden, önceleri oyun yazarları sonraları ise rejisörler sorumlu olmuştur. Yönetmenlik kavramının ortaya çıkışıyla uzamın etkinlik kazanması sonucunda klasik sahne uzamının yapısı çeşitlenmiş, uzamın dikeylik, yataylık, derinlik gibi boyutlarının araştırılıp kullanılmasıyla, sahnenin merkeziyetçiliği kırılmıştır. Tüm bunların sonucu olarak seyirci tarafından sahneye yöneltilen geleneksel bakış kırılmış, seyirciyi oyun alanında gezinmeye itilmiştir. Kutu sahnenin dışına taşan, çeşitli yapılarda, alanlarda, her yerde gerçekleştirilmeye başlanan tiyatroyla birlikte, seyirci de kutu sahnenin sınırlarını aşmış, tek yönlü bakış açısının yerini çok yönlülük almıştır. İtalyan sahnenin perspektife dayalı düz uzamının daha üç boyutlu bir uzama dönüşmesiyle sahnede gösterilen yerden, ortama geçiş sağlanmıştır ve kutu içinden bir türlü çıkamayan İtalyan sahnesi egemenliği, sahneleme düşüncesinin değişime uğramasıyla bozulmaya başlamıştır. Gerek sahnelenmiş bir tiyatro oyununu incelemek için gerekse yönetmen olarak yeni bir oyun sahnelemek için mekân ve uzamın oyun yeri ile olan ilişkisini inceleyip anlamak gerekmektedir. Bu gereklilik, bir ilişki dizgesi yaratarak, "Tiyatroda Mekan – Uzam – Reji İlişkisi" başlığı altında bir araştırma yapma gerekliliği doğurmuştur. Anahtar Kelimeler : Mekân, Uzam, Reji, Tiyatro Tarihi, Tiyatro Yönetmeni.
Kültür endüstrisi ve müzikal tiyatro
Bu çalışmanın amacı kültür endüstrisinin müzikal tiyatronun evrimine olan etkisini incelemektir. Bu sebeple kültür endüstrisinin bir ürünü olan megamüzikaller benzerlikleri ve ortak özellikleri bakımından incelenip saptanıcaktır. Çalışmada müzikal tiyatronun tanımlanması, yapısı içersindeki disiplinlerin özellikleri, dijitalleşmenin etkisi, megamüzikalleri şekillendiren teknolojik, sosyal ve ekonomik faktörler ve bunların etkileşimleri ile kültür endüstrisi içindeki yerleri ele alınacaktır. Dünya üzerinde en uzun süre sahnelenmiş üç megamüzikalin öykü, prodüksiyon ve sahnelenmelerine ait benzerlikler ve kodlar saptanarak ticari verileri eşliğinde kültür endüstrisiyle olan ilişkileri ve sonuçları irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: Kültür Endüstrisi, Müzikal, Megamüzikal, Dijitalleşme
Kavram olarak ötekiye göre Sevim Burak'ın tiyatro metinlerinin incelenmesi
Kavram olarak öteki; insanın doğası gereği bir başka insana ihtiyaç duyması, insanın sosyal bir varlık olması gereği, yaradılışı icabı ortaya çıkmaktadır. İnsanlık tarihi boyunca başta Antik Yunan Filozofları olmak üzere öteki kavramına sayısız düşünür yaklaşım getirmektedir. Öteki kavramı felsefe, din, sosyoloji, psikoloji, antropoloji başta olmak üzere sosyal bilimlere konu olmaktadır. Araştırma boyutu bir yana dursun; öteki kavramı ötekileştirme boyutuna geçtiği an itibariyle; tavır ve anlam değiştirerek insana yakışmayan bir pencereyle ırkçılık boyutuna varabilmektedir. 20. Yüzyıla kadar bu anlam değişikliği toplumların siyasi yapıların bir parçası olarak kalmaktadır. Bu ayrımın olumsuzluğuna değinen belki de en önemli kişi Levinas olmaktadır. Irkçılık bir yana dursun; öteki kavramı, cinsel ayrımcılığa da gidebilen bir başlık olmaktadır. Yine 20. Yüzyıla kadar ayrımcılığın koyu şekliyle cinsel ayrımcılık; toplumlarda gözlenebilmektedir. Öteki kavramına değinen yerli yazarlardan biri de 20.yüzyılda farklılığıyla öne çıkan Sevim Burak olmaktadır. Sevim Burak yazın hayatına getirdiği yeni bakış açısı, imgelem gücünü ortaya koyması, anlamın yetmediği noktalarda gerek bilinç akışı tekniğiyle gerek anlamı güçlendirmek için kullandığı fotoğraf ve sembollerle dikkat çeken bir yazar olmaktadır. Sevim Burak yazdığı 3 oyun metniyle öteki kavramını bir başka boyuta taşımaktadır. Sahibinin Sesi isimli eser; bir kalp gibi ötekileştirmeyi konu edinmektedir. Söz konusu eserde Bilal Bağana isimli karakter evlilik dışı ilişki yaşadığı Zembul Allahanati başta olmak üzere bütün mahalleyi ötekileştirmektedir. Yazarın bir diğer ötekileştirmeye konu olabilecek eseri Everest My Lord olmaktadır. Everest My Lord birincil olarak amacı anlama yenilik getirmek olmasına rağmen; eserin geçtiği mekânın demokrasi kürsüsü bulunan Hyde Park olması durumuyla ötekileştirme karşısında tavır alan bir eser olmaktadır. Yazarın yazdığı bir diğer oyun metni İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar olmaktadır. Söz konusu eser İstanbul'da Kuzguncuk semtinde geçmektedir. Burada 1940'lı yıllarda olduğu tahmin edilebilecek, iki mahalleli kadının hikayesi anlatılmaktadır. Bu eserde geçtiği semt itibariyle ötekileştirme karşıtı; kozmopolit bir yapıyı savunan bir pozisyondadır. Yazarın 3 eseri içinde tavrının, duruşunun ötekileştirme karşıtı olduğu söylenilebilir. Anahtar Kelimeler: Öteki, Özne Nesne İlişkisi, Ben Ve Başkası, Sevim Burak, Oyun İnceleme
Geleneksel Türk tiyatrosu motifli komedilerde entrikakurucu olarak kadın ve üç model oyun: Yedi Kocalı Hürmüz, Kanlı Nigar, İstanbul Efendisi
Bu tezin amacı, Geleneksel Türk Tiyatrosu motifli komedilerde ana entrikayı kuran kadın karakterin özelliklerinin belirlenmesidir. Avrupa tiyatrosu ile tanışan Türk tiyatrosunun beslendiği damarlardan biri de Geleneksel Türk Tiyatrosu'dur. Batı tiyatrosu ile Geleneksel Türk Tiyatrosunu birleştirerek özgün bir tiyatro yaratmak isteyen yazarlar ortaya çıkmıştır. Bu yazarlar bilinçli veya bilinçsiz şekilde Geleneksel Türk Tiyatrosu'nu motif olarak aldıkları oyunlarda, kadını entrika kuran kişi olarak oyunlarında göstermişlerdir. Çalışmanın birinci bölümü olan giriş kısmında, çalışmanın çerçevesi ele alınmıştır. Çalışmanın sağlam temellere oturabilmesi için bu bölümde aynı zamanda tarihsel bilgilere yer verilmiştir. Çalışmada incelenen model oyunlar Türk tuluat tiyatrosu geleneğinden gelen, ancak kaleme alınmış oyunlardır. Bu yüzden çalışmanın ikinci bölümünde Türk Geleneksel Tiyatrosu ele alınarak Türk Geleneksel Tiyatrosu'nda bulunan türler anlatılmıştır. Bu türlerin anlatılması özellikle önemli görülmüştür. Çünkü incelenen model oyunların Türk Geleneksel Tiyatrosu'nun güldürme tekniklerini kullandığı anlaşılmıştır. Üçüncü bölüm, Türk geleneksel tiyatrosundaki güldürme biçimleri, bu tiyatroya ait gösterilerde kadın karakterlerin ve tiplemelerin nasıl kullanıldığı ve bu türde entrikanın nasıl kullanıldığına değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü, model oyunların incelenmesine ayrılmıştır. Bu bölümde sırasıyla, Müsahipzade Celal Efendi'nin "İstanbul Efendisi", Sadık Şendil'in "Kanlı Nigâr", yine Sadık Şendil'in "Yedi Kocalı Hürmüz" oyunları incelenmiştir. Sonuç bölümü ise çalışmanın değerlendirme kısmıdır. Üçüncü bölümde yer alan bilgilerin ışığında dördüncü bölümde yer alan bilgilerden çıkarımlar yapılmıştır. Model olarak seçilmiş ve yirminci yüzyılda yazılmış bu üç oyundaki geleneksel öğelerin üzerinde durulmuştur. Üç oyunun birbirine benzeşen noktaları belirtilmiştir. Birbirinden ayrılan noktalar gösterilmiştir.
Sözlü toplumdan görsel topluma geçişte tiyatro ve geleceği
Sözlü Toplumdan Görsel Topluma Geçişte Tiyatro başlığını taşıyan bu yüksek lisans tez çalışması, 3 bölümden oluşmaktadır. Sözel gelenekten görsel bir kültür ve geleneğe geçen insanlığın, tarihsel süreç içindeki bireysel ve toplumsal düşünme ve iletişim biçimleri ile bunlara ait araçların nasıl değiştiği incelenmiştir. Buna bağlı olarak yazılı kültürün insanlık tarihine dahil olması ile sanatın bundan nasıl etkilendiği incelenmiştir. Birinci bölümde her ne kadar görsel düşünme biçimi konuşma ve sözel gelenekten önce var olmuşsa da, doğrudan bir iletişim biçimi olarak kullanılamadığından toplumların dile olan ihtiyacı ve sanatların bu yöndeki dönüşümü ele alınmıştır. İkinci bölümde dilin tek başına bir iletişim aracı olarak yetersizliği ve sınırlılığının, sanat üretimine de sınırlar getirmesi nedeniyle, toplumların görsel kültüre adapte oluşuyla birlikte tiyatronun bu durumdan nasıl etkilendiği irdelenmiştir. Bu aşamada tiyatronun reklam stratejilerinden ve görüntüleri kullanış biçiminden nasıl yararlandığına dair örnekler yer almaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise karşı gerçekçi akımlardan başlayarak, postdramatik tiyatronun başlangıcı, gelişim evresi ve bugünü, modernizmden postmodernizme tiyatroda görselliğin dönüşüm aşamaları örneklerle incelenmiştir. Bu bölümde tiyatronun sahne dili ve biçimciliği ile reklam ve medyanın algı stratejilerinin hangi zeminlerde buluştuğu ve gelecekte buluşabileceğine dair, literatür taraması yöntemiyle bazı sonuçlara ulaşılmış ve saptamalar yapılmıştır.
Tiyatro yönetmeni olarak Ayşenil Şamlıoğlu'nun reji anlayışı
Bir tiyatro yönetmeni, sahnelenmek için yazılan oyun metnini yeniden yorumlayarak o metne hayat veren kişidir. Rejisör, yazınsal olan metni sahneleme metnine yani görsel metne çevirir. Yönetmen, rejilerini yaparken çeşitli sahneleme tekniklerinden yararlanır ve tiyatronun tüm araçlarını birarada kullanarak sahnede kollektif bir sanat ortaya çıkarır. Bir oyunda yönetmen; oyun metni, oyuncu, dekor, kostüm, ışık, müzik, ses ve efekt gibi öğelerin hepsini imgeleminde oluşturduğu dünyaya hizmet edecek şekilde organik bir yapı içinde kullanır. Benzetmeci, Göstermeci, Epik ve Grotesk reji teknikleri ile sahnelenen oyunlar, yönetmenlerinin izleyicilere o oyunlar aracılığı ile seslenmesinde kullandıkları biçemleri bünyelerinde barındırmaktadır. Benzetmeci biçim, oyundaki herşeyin sanki gerçekmiş gibi izleyicilere aktarılmaya çalışıldığı yöntemdir. Bu türde oyunlar sahneleyen rejisörler, sahnede her ne oluyorsa, oyuncularının içselleştirmesini ve sanki gerçek hayatlarında yaşıyormuşcasına oynamalarını ister. Tiyatronun tüm araçları bu açıdan kullanılır ve tasarlanır. Göstermeci üslup ve onun daha gelişmiş hali olan Epik ve Grotesk yöntemler ise Benzetmeci anlayışa karşıdır. Sahnede olup biten her şeyin bir oyundan, tiyatrodan ibaret olduğunu savunur. Bu üslupta oyun sahneleyen rejisörler, sahnelenen oyunların kurmaca bir dünya olduğunu benimser. Oyunları izleyen seyircilerinde bunun farkına varabilmesi için mutlaka sahneledikleri oyunlarda kullandıkları çeşitli tekniklerle gerçekliği kırarlar. Yabancılaştırmayı bünyesinde barındıran Grotesk Tiyatro ve Epik Tiyatro yöntemleriyle sahnelenen oyunları izleyen seyirciler, oyundan sonra eserde verilen mesajları sorgular ve düşünür. Bu çalışmada, Türk Tiyatrosu'nun en önemli yönetmenlerinden biri olan Ayşenil Şamlıoğlu'nun sahnelediği oyunlarda kullandığı reji uygulamaları bu çerçevelerden değerlendirilmiştir. Şamlıoğlu'nun sahnede oluşturduğu kurmaca dünya içinde hangi teknikleri kullanarak gerçekliği kırdığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda, Ayşenil Şamlıoğlu'nun sahnelediği oyunlarda kullandığı reji tekniklerinin analiz edilmesiyle ortaya çıkan tespitler, tiyatro oyuncuları ve geleceğin yönetmen adayları için yol gösterici bir rehber olacaktır. Anahtar Kelimeler: Epik Tiyatro, Tiyatro Oyuncuları, Grotesk Tiyatro, Tiyatro Yönetmeni, Gerçeklik
Mehmet Birkiye'nin yönetmenlik anlayışı üzerine bir inceleme
Bu yüksek lisans tezinde yönetmenlik kavramına değinmekle birlikte esas olarak günümüz tiyatrosunda önemli bir tiyatro adamı olan Mehmet Birkiye'nin yaşam serüveni içerisindeki sanatçı, akademisyen kimlikleri incelemiştir. Araştırmanın kuramsal niteliği, yönetmenin kendi üslubunun incelenmesi, sahne üzerinde uyguladığı ve yönteme dönüşen tekniklerinin ortaya konulması üzerine temellendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak tiyatro yönetmenliği kavramı çerçevesinde Mehmet Birkiye'nin reji anlayışına farklı açılardan bakma olanağı doğar. Bu çerçevede tiyatroda eğitimin yeri, bir sanatçının kendini yetiştirme süreci, seyirci sahne ilişkisi, oyuncu yönetmen bütünlüğü gibi öne çıkan kavramlar bu yaşam öyküsü ile birleşerek tezin çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışma sonucunda, Mehmet Birkiye'nin sanat hayatının sanatçı adayları ve hatta sanatçıların bizzat kendisi için yol gösterici olması hedeflenmektedir.