
24
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Toplumsal cinsiyet bağlamında Türkiye'de kadınlara yönelik hazırlanan bloglarda kadın temsili üzerine bir inceleme
Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek arasında var olan biyolojik farklılıkların toplumsal ve kültürel düzlemler paralelinde geliştirilmiş yanlarına yönelik olan bir kavramdır ve tarihsel süreçte, kültürel ve sosyal devinimler kapsamında bireylere kadın ve erkek cinsiyetinin sınırlarına dair öğretilerin keskin olduğu toplumlarda yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Kadın ve erkeğin kamusal alandaki görünürlüğünün günümüzde birçok toplumda halen eşit olmaması ve kadının, ezilen, ikinci sınıf birey muamelesi görmesinin temelinde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı yatmaktadır. Gelişmiş olarak nitelendirilen toplumlarda dahi, kadın cinsiyeti üzerinde kalan birtakım roller bulunmaktadır. Geleneksel ve modern roller yüklenen kadınlar ve erkekler açısından değerlendirildiğinde, bu rollere yönelik davranış, sorumluluk ve tutumların belirlenmesi noktasında en önemli etkenlerden biri medya olarak kabul edilmektedir. Medya ve kitle iletişim araçları, topluma sunduğu içerikleri vasıtası ile kadına ve erkeğe sunulan rolleri etkilemektedir. Bir anlamda medya, toplumsal cinsiyet rollerinin belirlenmesi noktasında önemli bir değişkendir. Bu durumda, kadının kamusal görünürlüğünün artması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının azalması noktasında medyada sunulan içeriklerin bu yönde olması önemlidir ve fakat geleneksel medya araçlarında kadının temsilinin erkekler ile kıyaslandığında oldukça az olduğu fark edilmektedir. Bu noktada, küreselleşme ve internet teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmeler ile paralel olarak yaygınlığı her geçen gün artan sosyal medya ve araçları devreye girmektedir. Günümüzde bireylerin kolaylıkla ulaşabildiği sosyal medya ve araçları, kadınların toplumsal cinsiyetçiliğe yönelik seslerini çıkartma, fikirlerini duyurma, özgürce kendini ifade edebilme ve kamusal alandaki görünürlüklerini arttırma noktada önemli bir aracıdır. Sahip olduğu bu önem ile paralel olarak, sosyal medyanın popüler araçlarından biri olan bloglar ve bu blogların kadın yazarlarının sundukları içerikler toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında kadın temsilinin belirlenmesine yönelik değerlendirilmiştir. Araştırmaya, Türkiye'deki yedi kadın bloger gönüllülük esası ile katılmıştır. Araştırma betimsel analiz yöntemi ile yürütülmüştür.
İki aşamalı akış kuramı bağlamında sosyal medya etkileyicilerinin etkisi: İnstagram'daki gurme hesapları üzerine bir inceleme
Kitle iletişim araçlarının gelişmesi toplumun iletişim biçimlerini, sosyalleşme kalıplarını değiştirmektedir. Bu değişiklik oldukça hızlı bir şekilde gelişirken bu değişim hızını tespit ve analiz etmek isteyen ilgililer için de yeni kavram ve model arayışları ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu anlamıyla iletişim bilimcilerin literatüründe yer eden kavram ve modeller hızla değişen iletişimin içeriğini anlamak açısından anlamlı bir malzeme sunmaktadır. Sosyal medya olgusu ortaya çıkışından bu yana baş döndürücü bir hızla gelişmektedir. Bu gelişim içerisinde yeni bir takım olgu ve kavramlar da ortaya çıkmaktadır. Bugün sosyal medyada en popüler olgulardan birisi de sosyal medya etkileyicilerini ihtiva eden sosyal medya etkileyicileri kavramıdır. Sosyal medya etkileyicileri kendi hazırladıkları içerikleri kendi platformlarından yayınlar yaparak kitleler üzerinde bir etkileme gücüne sahip olmuşlardır. Fakat bu etkilerin hangi alanlarda daha çok ve daha az olduğu tartışmalıdır. Bu çalışma sosyal medya etkileyicilerinin etkilerini araştırmaya odaklanmaktadır. Bu kapsamda gurme etkileyicilere yönelik evreni sınırlayabilmek adına 2017 yılına ait MyNet.com ve 2018 yılına ait Yemek.com sayfalarında yer alan gurme etkileyiciler listesinden amaçlı örneklem yöntemi ile 7 hesap incelenmiştir. Bahsi geçen bu 7 sosyal medya etkileyicisinin instagram sayfalarında yaptığı restoran tavsiyeleri öncesi ve sonrası olmak üzere değerlendirilmiştir. Tavsiye edilen restoranların instagram sayfalarının beğeni etkileşimlerinin aritmetik ortalamaları değerlendirilmiştir. Veri tabanı üzerinde tanımsal ve çıkarımsal yöntemlerle nicel analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında, sosyal medya etkileyicilerinin insanların tercihlerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu böylece araştırma kısıtlılıkları bağlamı göz önünde bulundurulduğunda etkileyicilerin tüketicilerin tercihlerine etkisinin varlığının olumlandığı görülmüştür.
Türkiye'deki popüler dizilerde kadın imgesi; İstanbullu Gelin dizisindeki kadın karakterlerin temsili
Osmanlı döneminden itibaren Cumhuriyet'in ilan edilmesine kadar olan zaman içerisinde Türk kadını pek çok değişim ve gelişim yaşamıştır. Cumhuriyet'in ilanıyla beraber de kadın, modernleşme sürecinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Lakin tarihsel gelişimlerden ve değişimlerden yola çıkılarak günümüze de baktığımızda toplumsal cinsiyet rolleri ve kalıp yargıları var olmaya devam etmekte ve yeniden üretilmektedir. Kitle iletişim araçları da bu durumun en büyük destekleyicilerinden biri olmaktadır. Kitle iletişim araçları arasında en etkili olan araçlardan biri televizyondur. Televizyon, toplumda var olan ataerkil ideolojinin korunması ve değer yargıların yeniden üretilmesinde oldukça etkili bir araçtır. Televizyon programları içerisinde de diziler, insanların hayatında boş zamanlarını değerlendirmek adına önemli bir yer tutmakta ve diğer televizyon ürünlerine göre daha çok dikkat çekmekte ve izlenmektedir. Dizileri bu denli dikkat çekmesini sağlayan şeyler ise senaryoları, anlatı yapıları ve kullanılan karakterlerdir. Dizilerdeki karakterlere yüklenen rollerle kalıplar, belirli imgeler oluşturulmakta ve bu imgelerle izleyici kendini özdeşleştirmekte, bütünleştirmektedir. Türk dizilerinde, kimi zaman toplumun modernleşme sürecine uyum sağlayan kadın karakterler oluşturulsa da alt yapısında ataerkil bir toplum yapısına ve toplumsal cinsiyet yargılarına bağlı olma durumu devam etmektedir. Dizi karakterleri, izleyiciler üzerinde etkili imgeler oldukları için örnek dizi olarak seçilen İstanbullu Gelin dizisinden yola çıkılarak Lajos Egri'nin Diyalektik Çözümlemesiyle Karakter Analizi yöntemi ile belirli karakterler seçilip analiz edilmiştir. Bu çalışmada televizyon dizilerinde kadın imgelerinin nasıl yer aldıkları, örnek dizi üzerinden karakter analizleri yapılarak incelenmiştir.
Toplumsal cinsiyet bağlamında bir film incelemesi: Tereddüt filmi örneği
Bu tezde Yeşim Ustaoğlu'nun Tereddüt filmindeki kadının konumu toplumsal cinsiyet ve feminizm bağlamında incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet ve sinema ilişkileri irdelenirken aynı zamanda feminist kuramlardan yararlanılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri; toplumdan topluma, bireyden bireye, kültürden kültüre değişiklik gösterse de, statü sahibi çalışan kadınların dahi ev içi işlerden sorumlu tutulması, çocuk bakımı üstlenmesi, minimal işlerde görevlendirilmesi kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklere yol açmaktadır. Bu çalışmada da kitle iletişim araçlarından yedinci sanat olma niteliği kazanmış sinema ile, kadın karakterlerin inşası üzerinden, toplumsal cinsiyet rolleri anlatılmıştır. Film sosyal gerçekçi yapısıyla ve toplumsal cinsiyet açısından incelemeye uygun olması sebebiyle önemli bulunmuştur. Literatür taraması ve film çözümlemesi bölümlerinden oluşan bu çalışmada Tereddüt Filmi sosyolojik bir veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde toplumsal cinsiyet kavramı ve rolleri, toplumsal sınıf kavramı, Türk toplumunda feminizm, feminist teoriler, sinema ve toplumsal cinsiyet ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İkinci bölümünde kitle iletişim kavramı, kitle iletişim araçları, kitle iletişim araçları ve toplumsal cinsiyet, sinema filmlerinin sosyolojik veri kaynağı olarak kullanılması gibi konular incelenmiştir. Üçüncü bölümse ise; literatürde araştırması yapılan bu kavramlar bağlamında Tereddüt filmi ele alınarak kadının konumu irdelenmiş, filmin çözümlemesi yapılmıştır. Sonuç olarak, toplumsal normların çizdiği sınırlar içerisinde kadın ve erkeğe atfedilen kimliğin kabul edilmiş kimliğe dönüşmesiyle, kadının eril yaklaşım karşısındaki sıkışmışlığı ve bununla mücadele ederken, ruhsal devinimleri içinde kaybolduğu sonucuna varılmıştır. Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Kadınlık, Feminist Yaklaşım
Tolga Karaçelik'in "Sarmaşık" filminin göstergebilimsel çözümlenmesi
Geçmiş tarihler süresince, aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşamını sürdüren ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan cemiyetlerin hepsi; hiyerarşik bağların dışında alt-üst ilişkileri, baskıcı güçler, hegemonya, yasaklama, cezalandırma, otoriter tutuma bağlı farklı kavramlar üzerinden tartışılır duruma gelmiştir. Hiyerarşik sıralamada, farklı kümeler içerisinde yer alan ve toplumu oluşturan toplulukları idare eden güçler vardır. Dünya düzeni, yöneten ve yönetilenler üzerinden devam etmektedir. Toplum içerisinde yaşamlarını sürdüren insanların, hayatlarını ve yaşam biçimlerini etkileyen bu kavramlar sinema sektörünün de ilgi alanını kapsayan bir gerçeklik haline gelmiştir. Tolga Karaçelik'in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Sarmaşık filmi, senaryosu bakımından incelendiğinde, farklı görüş ve düşüncelere bağlı olan, altı erkek oyuncu tarafından canlandırılan ve birbirinden değişik karakterlerde iktidar, baskıcı güç otoriter tavırların anlatıldığı kavramların üzerinden hayat bulan bir filmdir. Ticari amaçlı bir şekilde, uluslararası mal götürüp getirmekte kullanılan bir yük gemisinde ortaya çıkan hadiseler, karakterlerin kendi bireysel özellikleri ile dışa vurulan bir ülke alegorisi şeklindedir. Film içerisinde izleyiciye aktarılan mesajlar; metaforlar ve semboller üzerinden verilmeye çalışılmıştır. Bu semboller ve metaforlar, filmi gerçeküstü bir boyuta taşımaktadır. Tez çalışmasında; Sarmaşık filmi anlatısı içerisinden, iktidar olgusunun nasıl ortaya çıktığı ve ne şekilde ilişkiler kurulduğu, otorite karşısında toplum içerisinde yer alan, yönetilen toplulukların ne şekilde tepkimelerde bulunduğu ve ortaya çıkan davranışları çözümlenmektedir. Bir başka anlatım biçimiyle; otorite karşısında "ötekiler" diye gösterilen toplulukların ne şekilde hareketler sergiledikleri "ulusal alegori" biçimiyle göstergebilimsel olarak çözümlenmektedir.
Hayran kültürü ve popüler kültür ekseninde animeye bakış: Anime izleyen hayranlara dair bir inceleme
Anime, Japon kültüründen doğan ve kökü bu kültürün geçmişine dayanan, Japonya için manevi ve maddi anlamda önemli bir yer tutan kısa veya uzun animasyonlardır. Japonya'da animeler sadece bir animasyon olarak görülmemektedir. Animeler zaman içerisinde Japonya için önemli bir ymuşak güç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Anime hayranlığı sadece Japonya ile sınırlı değildir, dünyanın her yerinden anime izleyicileri/hayranları bulunur ve hayran sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu artışın altında birtakım kavramlar mevcuttur ve anime bunlardan beslenir. Bu kavramlardan en önemli iki tanesi 'popüler kültür' ve 'hayran kültürü'dür. Anime ekseninde incelendiğinde popüler kültür, hayranları kısa süreli ve çabuk tüketime yönlendirirken; hayran kültürü, sağlam temelleri olan, araştıran ve izlediklerine sadık hayranlar oluşmasını sağlar. Bu çalışmada Türk anime izleyicilerinin, 'hayran kültürü'nden mi, yoksa 'popüler kültür'den mi beslendiğine odaklanılmıştır. Araştırma evreni kapsamındaki 30 Türk anime hayranının, animeye olan bakış açılarını anlayabilmek amacıyla nitel veri toplama yöntemi olan yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, anime hayranlarının görüşleri doğrultusunda 'hayran kültürü' ve 'popüler kültür' kavramları üzerinden incelenmiştir. Pandemi dolayısıyla belirlenen anime hayranlarıyla telefon üzerinden, izinleri dahilinde ses kaydı alınarak yapılan görüşmelerin deşifreleri yapılmıştır. Bu deşifreler üzerinden detaylı bir nitel veri analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara bakıldığında, araştırma evreni kapsamındaki Türk anime hayranlarının animeyi, önemli bir kültür olarak gördükleri, kendilerinden pek çok duygu buldukları ortaya çıkmıştır. Yapılan görüşmeler kapsamında anime hayranları, Türkiye'de animenin var olmasındaki en önemli sebebin 'hayranlar' olduğunu belirtmişlerdir. Animenin pazarlanması ve daha çok kesime hitap etmesinde popüler kültürün etkisi de hayranlar tarafından olumlanmıştır. Yapılan bu araştırma kapsamında animenin 'hayran kültürü'nün bir ürünü olduğu sonucuna varılmıştır.
Türk dizilerinde toplumsal değişim ve toplumsal cinsiyet açısından kadının sunumu: 1975 ve 2008 yıllarında yayınlanan Aşk-ı Memnu dizisi örneği
Tarih öncesi çağlardan beri gerçekleşen doğal afetler, göçler, nüfus-artışı azalışı ve teknolojik ilerlemeler gibi faktörler toplumsal değişimin önünü açmıştır. Değişen toplum, kadınında toplum içindeki konumunda köklü değişiklikler yaşanmasına sebep olmuştur. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte modernleşen Türkiye'de kadın, toplumsal değişimin simgesi haline gelmiştir. Toplumu değiştirme ve şekillendirmede en etkili araçlardan biri olan televizyon da meta olarak kadını kullanmıştır. Televizyon, toplumun kültür ve ideolojisini değiştirerek yeniden üretmiştir. Ataerkil anlayışı ortadan kaldırıp kadın-erkek eşitliğini savunan yayınlar yapması beklenirken tam tersi ataerkil anlayışı devam ettirmiştir. Medyanın ataerkil ideolojiyi destekler nitelikte sürdürdüğü çalışmalar, kadının sömürülmesine ve cinselliği ile gündeme gelmesini normalleştirmiştir. Araştırmanın konusunu belirleyen Aşk-ı Memnu dizisi 1899 yılında yayınlanan romanın televizyona uyarlanmasıdır. Çalışmada 1975 ve 2008 yılında yayınlanan Aşk-ı Memnu dizisinin kadın karakterleri söylem analizi yöntemiyle incelenmiş, kadına karşı toplumsal cinsiyet algısının korunduğu sonucuna varılmıştır.
Beckett Tiyatrosu'nda iletişimsizlik ve yabancılaşma: Oyun Sonu örneği
Bu çalışmada, Absürd Tiyatroya genel bir bakışta bulunarak dönemin yaşam şartlarının dönemin sanat anlayışını nasıl etkilediği incelenmiştir. Kuramcılar tarafından Absürd tiyatronun özellikleri olarak belirlenen iletişimsizlik, eylemsizlik ve yabancılaşma kavramları mercek altına alınmış ve bu kavramları doğuran döneme ait yazar Samuel Beckett'in hayatı incelenmiştir. İlk iki bölümdeki bu çalışmaların ardından üçüncü bölümde Beckett'in Oyun Sonu oyununun incelemesi iletişimsizlik, eylemsizlik ve yabancılaşma kavramları üzerinden yapılmıştır.
Toplumsal olgulara kaleydoskop ile bakmak: Yoksulluk ve sosyal sorumluluğun Türk haber medyasında temsili
Tez, kamuoyu oluşturmada güçlü bir ortam olarak görünen medyanın, sosyal sorumluluk kuramından doğan görevlerini tartışmaktadır. Araştırmada sosyal sorumluluk kavramı, hem medya kuramı hem bir faaliyet alanı olarak ele alınmıştır. Türk haber medyasında sosyal sorumluluk mesajlarının yeri yoksulluk olgusundan hareketle incelenmiştir. Tez, gerçekliği yeniden üretimiyle medyayı, kaleydoskopa benzetmektedir. Tezdeki kaleydoskop, anlamları farklılaştıran güçte, bilgiyi yeniden üreten bir araçtır. Ortaya çıkışında hipodermik iğne kuramının da etkisi olduğu düşünülen sosyal sorumluluk kuramının bağlamında, medyanın üçüncü sektöre katkıları 'Sosyal Sorumluluk Kuramı Bağlamında Medyanın Gücü ve Haber', 'Çalışma Alanının Kavramsal Çerçevesi: Yoksullukla Mücadelede Sosyal Sorumluluk Faaliyetleri', 'ATV, FOX TV, Kanal D, Show TV Haberlerinde İçerik Analizi ve Medyada Sosyal Sorumluluk Mesajlarının Yeterliliği ile ilgili Görüşler' başlıkları çerçevesinde analiz edilmiştir. Tezde, Türk haber medyasında yoksulluk ve sosyal sorumluluk kelimelerinin geçtiği yayınların içerik analizi yapılmıştır. Anket yöntemiyle ise medyada sosyal sorumluluk anlayışına dair görüşler tespit edilmiştir. Bu bağlamda elde edilen verilere göre araştırmaya katılanların, medyanın sosyal sorumluluk mesajlarını yeterli bulmadığı sonucuna varılmıştır. İzlenme oranı en yüksek 4 kanalın, sosyal sorumluluk konusu için haber yayın akışlarında özel bir alanları olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma değişkenlerinin demografik bilgiler bakımından incelenmesi sonucunda yaş, meslek durumu, yıllık gelir, eğitim durumu, bakımından istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur, cinsiyet değişkeni bakımından ise anlamlı fark bulunamamıştır.
COVID-19 pandemisi sürecinde Youtube videolarının güvenilirliği üzerine bir araştırma
Gelişen sosyal medya platformları istatistiklerine bakıldığında platformların gün geçtikçe daha fazla kullanıcıya ulaştığı gözlemlenirken, aynı zamanda bu kullanıcıların sosyal medya platformlarında geçirdikleri sürelerin de kullanıcı sayısına paralel olarak arttığı görülmektedir. Günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen bu yeni mecralar, kişilerin neredeyse hiç çaba sarf etmeden herhangi bir konudaki meraklarına ya da sorularına cevap verebilmektedir. Bu tezde, Covid-19 pandemisi boyunca YouTube kullanımı ile bireylerin bilgi edinme sürecinde platformun yeterince faydalı olup olmadığının, salgın sürecinde YouTube videolarının pandemi hakkında doğru haberler verip vermediğini, pandemi hakkındaki video içeriklerinde ünlü kişilere (topluma mâl olmuş tanınmış bireylerin) yer verilmesinin izleyenlerce nasıl değerlendirildiği, YouTube videolarındaki içerik çeşitliliğinin edindiğimiz bilginin güvenirliliğine nasıl etki ettiğinin saptanması amaçlanmıştır. Literatür taramasından sonra araştırma olgu bilim desenine göre şekillenmiştir. Amaçlı örneklem seçme yöntemine göre belirlenen 10 kişiye yüz yüze görüşmelerle toplamda 8 soru sorulmuştur ve katılımcıların Covid-19 ile ilgili YouTube videolarının güvenirliliği hakkındaki görüşleri tümevarımsal bir yaklaşım izlenerek içerik analizine tabi tutulmuştur.
CGI reklamların marka imajı oluşturma ve tüketici algısı üzerindeki etkileri
Dijitalleşme ve sosyal medyanın yükselişiyle birlikte dijital reklamcılığın dünya çapında önemi belirgin bir şekilde artmıştır. Artık işletmeler için en etkili, güçlü ve bütçe dostu pazarlama araçlarından biri olarak kabul edilen dijital reklamcılık, pazarlama stratejilerinin merkezine yerleşmiştir. Ayrıca, Bilgisayarla Üretilmiş Görüntülerin (CGI) yükselişi, reklam endüstrisinde devrim yaratmıştır. CGI reklamlar, gerçek dünyadaki ünlülerden ve insan influencer'lardan daha etkili olduğu bilinmektedir, çünkü CGI reklamların varlıkları gerçek olmasa bile, izleyiciyi etkilemek için daha fazla özgürlük sunarlar. Bu nedenle, dünya çapında birçok önde gelen marka, CGI reklamların kullanımını artırarak tüketicilerle daha etkili bir şekilde iletişim kurmaya çalışmaktadır. Bu çalışma, CGI kullanılarak hazırlanan reklamların marka imajı oluşturma ve tüketici algısı üzerindeki etkilerini incelemektedir. CGI reklamlarının görsel kalitesi ve gerçekçiliğinin tüketiciler üzerindeki etkileri, odak grup görüşme yöntemiyle araştırılmıştır. Bu araştırmanın odak grubu için seçilen 5 kişiye 2023 yılında yapılmış CGI reklam filmleri izlettirilmiş ve katılımcılara yöneltilen sorularla reklamın marka imajı oluşturma ve tüketici algısı üzerindeki etkisine yönelik fikir ve tutumları öğrenilmeye çalışılmıştır. Bulgular, CGI reklamlarının etkili kullanımının tüketici karar süreçlerini önemli ölçüde etkileyebileceğini göstermektedir.
Otomotiv sektöründe markalaşmada persona ve arketip oluşturmaMercedes–Benz örneği
Otomotiv sektörü günümüzde hızla gelişen, değişen ve dönüşen bir sektördür. Rekabetin hızla arttığı bir sektör olarak öne çıkmaktadır. Teknolojinin her geçen gün gelişmesi, tüketicilerin beklentilerinin değişmesi ve sürdürülebilirlik teması otomobil üreticisi markaların yalnızca ürünlerini ön plana çıkardığı bir alan olmaktan çıkarak marka kimliği açısından da stratejik olmalarını zorunlu kılmaktadır. Otonom sürüş teknolojisi, elektrikli araç sistemleri, dijitalleşmenin ilerleyişi otomobil markaları için farklılaşmaya gidebilecekleri teknik sistemler olmasına karşın bu sistemleri tüm markaların kullanıyor olması firmaların sadece teknik olarak farklılaşmasının yeterli olmadığını göstermektedir. Bu bağlamda markalaşma önemli bir stratejik araç olarak ön plana çıkmaktadır. Hedef kitleleriyle kurulan marka bağı, müşteri sadakati ve hedef kitlesiyle örtüşen yaşam biçimleriyle kendini anlatan markalar stratejileri ile önem taşımaktadır. Marka kimliğini oluşturma sürecinde persona ve arketipler hedef kitleleriyle markaların örtüşmesini sağlayacak önemli stratejiler olarak ön plana çıkmaktadır. Küreselleşmeyle birlikte otomobil markalarının daha evrensel bir demografik gruba hitap etmesi marka kimliğinin de evrensel olma ihtiyacını doğurmuştur. Tüketiciler sadece teknik özellikleri değil aynı zamanda ona yaşam tarzı sunan duygusal bağ kurduğu markaları tercih etmektedir. Arketipler markalara kişilik özellikleri atfederek tüketicilerin bilinçaltına dönük mesajlar iletirken, personalar markanın kitlesini anlamasını ve hedef kitleye özel stratejiler geliştirerek hedef kitleyle özdeşleşmelerine olanak tanır. Bu çalışma, otomotiv sektöründe markalaşmada arketip ve personaların kullanımının önemini ve Mercedes – Benz markası örneği üzerinden markalaşmaya katkısını ele almaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönetimi kullanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Persona ve arketip kullanımlarına dair bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Mercedes – Benz markası üzerinden persona ve arketipler aracılığıyla hedef kitle ile kurulan bağ anlatılmaya çalışılmıştır.
Sosyal medyanın aile üzerindeki etkisi: Facebook örneği
Bu çalışmanın temel amacı, sosyal medya kullanımının, özellikle Facebook'un aile ilişkileri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışma, Facebook kullanımının kullanıcılar arasında izolasyona ve « İçe kapanmaya" neden olup olmadığını, aile görevlerinin ihmal edilmesine yol açıp açmadığını veya Facebook'un aile içinde sorunlara ve çatışmalara neden olup olmadığını incelemektedir. Ayrıca, aşırı Facebook kullamının etkilerinin cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini de incelemektedir. Çalışmada betimsel yaklaşım izlenmiştir. Örneklem kümesi basit rastgele örneklemeyle seçilen psikoloji öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu nedenle, beş bölümden oluşan bir Anket hazırlandı. Çalışma verilerini işlemek ve analiz etmek için, SPSS ve T-testi kullanılarak frekanslar, yüzdeler, aritmetik ortalamalar ve standart sapmalar hesaplandı. Cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlendi. İstatistiksel işlem aşağıdaki sonuçları verdi: Sosyal paylaşım sitelerini (Facebook) kullanmak izolasyona ve içe dönüklüğe yol açmaz. Ailevi görevlerin ihmal edilmesine yol açmamaktadır. Ailevi sorunlara ve anlaşmazlıklara yol açmamaktadır. aile ilişkileri üzerindeki etkisinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamaktadır.
2023'te Gazze'ye yönelik saldırısı sırasında İsrail'in sosyal paylaşım sitesi "X" aracılığıyla yaptığı propaganda söylemi üzerine analitik bir çalışma
Araştırma, İsrail ordu sözcüsü Avichai Adraee'nin sosyal medya sitesi X üzerinden Arapça olarak paylaştığı gönderilerin içerdiği anlamları analiz ederek ve 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik saldırı sırasında yaptığı paylaşımlarda ele aldığı konular ve fotoğrafların özünde bulunan çağrışımları esas alarak İsrail propaganda söylemini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma betimsel araştırma kapsamında olup, gündem belirleme kuramı, örtük anlam kuramını ve görüntü analizi araçlarını kullanılarak söylem analizi yaklaşımı esas alınmıştır. Çalışma; İsrail'in propaganda söyleminin, Filistinli sivillerin hedef alınmasının meşrulaştırmasının ve onların güvenliğine yönelik kaygıların açığa çıkarılmasının yanı sıra Gazze'deki katliam ve yıkımdan yalnızca HAMAS'ın sorumlu tutulması ve HAMAS'ın kasıtlı olarak İslami karakterinden arındırılmasına odaklandığı sonucuna varmıştır. Bütün bunlara ek olarak İsrail propagandasında İsrail ordusunun başarılarının abartılması ve yenilmez bir ordu imajının pekiştirilmesi karşılığında direnişin başarılarının görmezden gelindiği ve İsrail propaganda söyleminde istatistiklerden büyük ölçüde yararlanıldığı sonucuna varılmıştır.
Sosyalist feminizm bağlamında Barbie filminin incelenmesi
"Sosyalist Feminizm Perspektifinden Barbie Filminin İncelenmesi" adlı yüksek lisans tez çalışmasında 2023 yılında vizyona giren ve izleyenleri ikiye ayıran Barbie filminin bir feminist çalışmamı yoksa anti-feminist bir hikâye mi olduğuna dair çalışma yapılması hedeflenmiştir. Kadın hakları savunucularını da ikiye bölen bu filmde yer alan sahneler üzerinden sosyalist feminizm görüşünün değerlendirmesi yapılacaktır. Sosyalist feminizm bakış açısıyla, filmdeki toplumsal cinsiyet rolleri, cinsiyetçilik ve kapitalizmin kadın üzerindeki etkileri değerlendirilecektir. Bu analiz, Barbie'nin geleneksel kadınlık imgelerini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve kapitalizmle olan ilişkisini incelemeyi hedeflemektedir. Birçok eleştirinin aksine Barbie filminin sosyalist feminizm bağlamında incelendiğinde bir feminizm filmi olarak görülmesinin doğru olacağı vurgulanmak istenmiştir. Barbie'nin kusursuz gösterilen dünyası içerisinde gerçek dünya ile karşılaştığında kapitalist tüketim kültürünün ve ataerkil düzenin kadınlar açısından acımasızlığı, kadınların yaşamış olduğu sınıf, ırk, cinsiyet, dini inanç gibi kimliklerle sömürülme biçimlerinin gösterilmesi amaçlanmıştır.
Bir şeyleşme pratiği olarak sharenting
Dijital çağ, toplumsal normların ve bireysel kimliklerin yeniden şekillenmesine neden olurken, ebeveynlerin çocuklarına dair anları sosyal medyada paylaşması anlamına gelen "Sharenting" pratiğini gündeme taşımıştır. Bu çalışmada, Sharenting'in ebeveynler, çocuklar ve aile ilişkileri üzerinde şeyleşme ve metalaşma süreçlerini tetiklediğini savunmaktadır. Literatürde Sharenting üzerine çeşitli çalışmalar bulunmakla birlikte, bu kavramın tüketim kültürü ve şeyleşme bağlamında sistematik bir şekilde ele alınmamış olması, çalışmayı özgün kılmaktadır. Nitel analiz yönetimiyle gerçekleştirilen bu araştırma, fenomen annelerin sosyal medya paylaşımlarını analiz ederek, tüketim kültürüne nasıl hizmet ettiklerini ve takipçilerinin "FoCAN (Fear of Consumer Absence Now)" olarak tanımlanan anlık satın alamama korkusunu nasıl beslediklerini incelemektedir. FoCAN kavramı, sosyal medya temelli tüketim dinamiklerini açıklamak üzere geliştirilmiş özgün bir katkıdır. Çalışmada, Sharenting'in çocukların mahremiyetini ihlal ederek bireysel kimlikleri metalaştırdığı, annelerin ise "ideal annelik" normlarını güçlendirme ve sosyal medya platformlarını ticari amaçlarla kullanma yoluyla tüketim kültürünün bir parçası haline geldiğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma, dijital çağın bireysel ve toplumsal etkilerini tüketim kültürü ve şeyleşme bağlamında anlamlandırmaya yönelik önemli bir akademik katkı sunmaktadır.
Tek parti döneminde bir gazeteci: Vala Nurettin'in Akşam Gazetesindeki toplumsal yaşam ve eğitim üzerine yazıları
Bu çalışma, Tek Parti Dönemi'nde gazetecilik faaliyetleri ve basının toplumsal hayat ile eğitim alanındaki yansımaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Çalışma kapsamında Vala Nurettin'in Akşam Gazetesi'nde kaleme aldığı yazılar incelenmiştir. Gazetecilik kariyerinde dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel dinamiklerini yansıtan Nurettin, özellikle eğitim politikaları ve toplumun modernleşme sürecine katkı sağlayan konulara odaklanmıştır. Araştırmada Akşam Gazetesi'nde yer alan yazılar aracılığıyla Vala Nurettin'in eğitim reformlarına ve toplumsal yaşamın dönüşümüne ilişkin görüşleri değerlendirilmiştir. İncelemelerde gazetecinin Cumhuriyet'in erken yıllarındaki kalkınma hedeflerine uyumlu olarak halkın bilinçlendirilmesine ve modernleşme sürecine katkıda bulunma çabaları öne çıkmıştır. Toplumun okuryazarlık düzeyinin yükseltilmesi ve sanat ile kültürün yaygınlaştırılması gerektiği konularındaki düşünceleri, dönemin reformist politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Vala Nurettin'in yazılarının hem Tek Parti Dönemi'nin gazetecilik anlayışını hem de dönemin toplumsal ve eğitim politikalarının medya üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemli bir kaynak sunduğu ortaya konmuştur. Genel olarak bu yazılar, dönemin modernleşme sürecine dair önemli bir perspektif sunmakta ve Türkiye'nin toplumsal dönüşüm tarihini anlamlandırmada katkı sağlamaktadır.
Kişilerin kendileştirme sürecinde endüstrileşmiş Lol Bebeğin tüketim nesnesine dönüşü
Lol Surprise! Dolls were created by Isaac Larian, the founder and CEO of MGA Entertainment, and sold in specific target stores for the first time in 2016. In 2017, it was selected as the toy of the year by the Toy Association, entering the top ten toys sold in the USA. The founder and CEO of MGA, Isaac Larian created Lol Surprise! dolls based on unboxing videos, and shortly, the product has received a demand from various parts of the world in a short time. Its popularity shows how products spread all of a sudden with globalization. Considering the source of advertisement and marketing of Lol Surprise! Dolls in Turkey, there is not tangible resource. It is observed that the resources related to Lol Surprise! Dolls include YouTube videos and advertisements. The spread and popularity of this toy among children through the YouTube channels in Turkey are based on the content produced by the users through the toys. Every piece of content produced by users shows that the toy has also become a part of the marketing campaign. Societies become witnesses of a fast transformation and alteration period nowadays, where social, political, cultural, economic, etc. changes take place. The most affected age group by these transformations and alterations is between 6-11. Nowadays, we tend to see children between 6-11 share common styles, objects, hobbies with the same excitement and interests. As the global world we are in creates an environment where they can express their cultures, it also binds them to live with others' by losing their traditions, personalities, and habits and adapt to those changes to live among them. Consequently, many factors play a role in popular culture becoming a rising value among children in Turkey. The study analyses the underlying factors that children quickly consume popular culture elements and quickly internalize them. The study also focuses on how the Lol Surprise! Dolls, which became popular among children, became a consumption object. The research method adopted for the subject was more about objective, measurable behaviors, and attitudes. For this reason, an unstructured in-depth interview and focus group study was conducted. In-depth interviews were conducted with 20 people, including ten children from different age groups with ten parents. Children and parents were reached through snowball sampling and purposive sampling. When children's responses analyzed, it was concluded that they were affected by advertisements, thought the toy was flamboyant, that they want to own the toy for their features, that they want it as one of their friends already have it, that they personalized it and compared it to a real being, human or friends. When the answers of the parents analyzed, although the toy is expensive and has no function for the development of children, it is emphasized that the product is so demanded by children because it is in everyone, that it is so effective in getting it to be ostentatious, and that advertisements make the toy interesting. In this context, the reasons for using the product are explained by associating them with the bandwagon effect, self, mirror, mass society, and culture industry, cognitive contradiction, habitus, false needs, fear of social loneliness, media addiction, postmodernism, post-Fordism, panopticon system, cognitive-developmental theories that frame the self-appropriation theory.
Sağlık iletişiminde sosyal medya kullanımı: Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın pandemi döneminde Twitter kullanımı
Health communication is constantly conducted on individual and corporate levels in all areas of life. While it encompasses all types of communications regarding health, its foundations lie in creating the right health behavior and attitude. Health authorities and institutions are responsible, in this sense, to relay information and appropriate behavior to individuals during times of crisis, as well as in daily life. This study analyzes health communication processes Turkish Ministry of Health conduced on Twitter, and the content shared there, during Covid-19 pandemic. The Ministry of Health provided awareness raising messages in the health communication process it established on Twitter, where messages about the pandemic were frequent, in addition to other themes that are not directly related. Formed by the Ministry of Health between March 11th, 2020 and November 20th, 2020 via its social media account on Twitter, this type of communication is parallel with the theory, Diffusion of Innovations, ensuring active communication endeavors over social media during the time of the pandemic. Keywords: Health communication, social media, crisis communications, Covid-19
Varoluşsal iletişim ve feminist paradigma perspektifinden: Baba-kız iletişiminin kadının benlik algısına etkisi
This work is focused on the thought that the nature of communication between a father and his daughter influences how that woman will perceive her identity. It is known that a person's perception of his own identity affects his attitude. A person who has a positive perception of identity can realize himself by reaching his reality, while it is thought that a person with a negative and non-constructive perception of identity will experience difficulties in reaching his reality. The objective of this thesis is to review father-daughter communication and attain its effects on how a woman perceives her identity. Father-daughter communication will be discussed based on the Existential Communication concept of the existential philosopher Karl Jaspers, who puts communication at the core of his philosophy. Semi-structured in-depth interviews were conducted with seven female participants who were identified by applying the snowball sampling recruitment technique. During the interviews, the participants were asked questions about their communication with their father. Records of the interviews were analyzed and resolved with the thick description method. The participant data obtained from the in-depth interviews was reviewed in the context of the Existential Communication concept and the findings include results that support the hypothesis of this master thesis work.
Influencer pazarlaması: Instagram'daki marka işbirlikleri üzerine bir çalışma
This research aims to measure the impact of the engagement rate of different influencer tiers as nano, micro, mid-tier, macro, mega on different kinds of brands' influencer marketing campaigns on social media platform, Instagram. Even though there is research about influencer marketing from the perspective of consumers, there has not been much research on the engagement rate of different influencer tiers as the perspective of brands, for brands to create more effective social media marketing campaigns. In order to compare the engagement rate of different influencer tiers, the research methodology was designed with a quantitative analysis for the measurement of the engagement rate as the division of the sum of like, seen, comment on the selected social media content to the total number of followers of the selected influencer. Moreover, with a questionnaire conducted to marketing specialists, current strategies of influencer marketing learned and with the results of quantitative analysis, the research is aimed to be a guideline to marketing specialists on their following influencer marketing campaigns. Research is based on the research question; 'In order to create more effective social media marketing campaigns on Instagram; is working with which tier of influencers as nano, micro, mid-tier, macro, mega allows more engagement with consumers?' with the following hypothesis; 'For brands, working with nano influencers is more effective as well as allows more engagement with consumers than working with other tiers of influencers.' In the end, this thesis confirms the hypothesis' trueness as nano influencers acquire the most engagement rates.
Pandemi sürecinde netflix kullanımı
This study gathered data and provided explanations for the use of Netflix during the pandemic process. Information has been given about the media technologies that are developing day by day and the Uses and Gratifications Theory, which is related to media technologies. Comparisons were made between traditional media and new media, and explanations of new media were included. The main subjects of the study, Netflix's historical development, institutional structure, original contents, and Netflix's activities in Turkey were introduced. It has been mentioned that people's social lives are interrupted during the pandemic process and that they are trying to meet these sociability needs through media technologies. Examples of social media applications that people use during this pandemic are presented. The events experienced in the world and in our country during the pandemic process are given in chronological order. Decisions and measures taken to reduce the impact of the virus on the world and in our country are mentioned. In this study, an interview form, which is one of the qualitative study methods, was used. A total of six Netflix users, three women and three men, participated in the research. As a result of the study, all participants stated that their Netflix usage times have decreased in recent days compared to the start of the pandemic.
Postmodern çağda gerçeğin kontrolü
Today, developments in information and communication technologies have made it easier to communicate and access information than any technology has done in the past. Today, through smart mobile phones and tablet or laptop computers that provide internet access, human beings can access the content they want at any time and communicate instantly with people on the other side of the world. This situation has enabled the public, which previously existed as a passive audience in the face of the media, to take part as an "active" audience. At this point, it has opened the door to many new debates about the media's role, power, and discourse. Considering that this new social structure brings about many negative situations, such as the violation of the surveillance, privacy, and freedoms of individuals, it can be said that new technologies make it equally easier to access all kinds of information, especially confidential information about people through social media channels, as well as the conveniences they add to the field of communication and information. Therefore, the media and ethics debate, which previously only targeted the governments, has been an issue for everyone connecting to social networks today. However, the inflation experienced in both news production and news circulation has led to the concern of verifying the contents in the new media, and this concern has led to the establishment of many news and information "verification" sites. Although the concept of "verification", which entered the literature as "factchecking," was actually developed within by the political campaigning process, today, many national and international newspapers have created "news, content, information verification" channels, which they call "fact-checkers." Fact-checking sites are emerging as a new media discourse where false or fake news and claims are debunked. However, the question of which "facts" are "fact-checked," which "untrue" or "fake" news are selected and refuted, and to what extent they affect the opinion of the public remains hot. The concept of fact-checking is parallel to the emergence of the concept of post-truth. With its current meaning and use, the concept of post-truth should be considered as a political projection of the concept of fact-checking in the media. The concept of post-truth was used for the socio-political environment that brought Donald Trump, elected President of the United States in the 2016 elections, to power. It was because although the American mainstream media portrayed Trump as a "mind-blowing" profile, his election as the president pushed both the media and political scientists to seek a reality "beyond the truth." Inspired by Baudrillard's work (2011, p. 56), which goes beyond McLuhan's motto of "the medium is the message" and emphasizes that medium is a simulacrum that tries to change reality by settling into it like a chronic disease, it can be said that the concepts of fact-checking and post-truth are also our "new tellaks." 1 In this thesis, we will focus on the "fact" in the concept of fact-checking and look for an answer to the question of "which fact." Although the concept of fact-checking rises as a journalistic term, both its emergence and its claim make it necessary to address it both epistemologically, philosophically, and politically. For this reason, in this thesis, the concept of fact-checking will be examined within the framework of postmodern thought and praxis. Although undoubtedly the breadth of this framework exceeds the limits of this thesis, we aim to present a perspective in this direction in the study. Keywords: Agenda-Setting, disinformation, discourse, fact-checking, gatekeeping, post-truth, postmodernity
Türkiye'de otomotiv endüstrisinde tüketici davranışı: B ve C segmenti otomotiv tüketicilerinin alışveriş uygulamaları ve satın alma davranışları üzerine bir araştırma
This dissertation hereby is aimed to analyze the buying behavior ofautomotive consumers in Turkey. The thesis contains three main parts; conceptual framework, research, and results. What these parts include is explained below. The conceptual framework contains three parts: a) The Concept of Consumer and Consumer Behavior This part explains consumer behavior, types of buying behavior, consumer buying (decision process), and the factors affecting buying behavior. b) Automotive Sector This part explains the segments in the Renault-Nissan (Europe) automobile classification, campaigns and target audience of segments' brands, and the effects of the changing conditions in the automotive industry on the consumer. c) Consumer Behavior in Automotive Sector This part combines the information presented in the first two parts and explains the expectations of consumers, considerations when buying an automobile and SEC classification, consumer decision styles, and its result in automotive. The research includes the research topic and the problem, which is the consumers' buying behavior considering the segments in the automotive industry. Questions and hypotheses mainly focus on two of the best selling segments in Turkey; which are B and C segments. The methodology includes a survey that is done by consumers. The results include the analysis and inferences of the survey answers and their correlation with the automotive sector and consumer behavior