İstanbul Beykent University
Enstitü

Fen Bilimleri Enstitüsü

İstanbul Beykent University

329

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'a giriş kapısı olarak Galataport tasarım sürecinin incelenmesi

Hızla gelişen günümüz dünyamızda küreselleşme ile birlikte kentlerin kendisine ait değerlerini koruyarak, yeniliklere, gelişmelere uyum sağlaması giderek zorlaşmaktadır. Kentlerin, kent kimliğinin özgünlüğünü koruyarak, sosyal, kültürel ve ekonomik dengeyi oluşturup sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamak kentlilerin başlıca görevlerindendir. Çünkü aslında kentler, o kent içerisinde yaşamını sürdüren insanların kimliğini yansıtmaktadır. Kentlerin içerisinde yaşayan toplumların ihtiyaçlarının doğru bir şekilde sağlanabilmesi, sağlıklı yaşam alanlarının korunabilmesi ve hızla gelişen dünya düzenine uyum sağlayabilmesi için bir farklı bakış açısı ile toplumun yaşam kalitesinin arttırılması amacıyla kentsel tasarım kavramı ortaya çıkmıştır. Kentler arasında kentsel mekanlar farklılık göstermekle beraber aynı kent içerisinde de birbirinden farklı kentsel kimlik taşıyan mekanlara rastlamak mümkündür. Çünkü her bölgenin ihtiyaç gereksinimleri birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Kıyı kentleri tarih boyunca önemli yerleşim yerleri olmuşlardır. Kentler ve kent kullanıcıları için kıyı her zaman önem taşımıştır. Bu bağlamda kıyı, kentin kimliğini oluşturmakta önemli bir yer tutmaktadır. Kamusal mekân olan kıyılar, toplumun gelişmesinde, sosyal, ekonomik, kültürel ihtiyaçları gidermesinde önemli yerlerdir. Bu kapsamda, İstanbul'da tarih boyunca önemli bir yer tutmuş olan kıyısının üzerinde durulması gerekmektedir. Son yıllarda gündemde olan Galataport ise İstanbul için en önemli kıyı alanlarından birisidir. Galataport ve çevresi bu parametreler doğrultusunda araştırılarak değerlendirilmesi yapılmıştır.

Ahmet Faruk Tiryaki
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul kent meydanlarının kentsel imge odaklı incelenmesi

Geçmişten bugüne kentlerdeki yapılar, kentler için özel anlamlar oluşmasına katkıda bulunmaktadır. İstanbul, sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginlikler sebebiyle dünyadaki önemli kentlerden birisidir. İstanbul'daki kent meydanarının kentsel imge odaklı bir bçimde incelenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için literatür taramasının yanında Beyazıt, Eminönü, Eyüp, Galata, Sultanahmet, Ortaköy ve Taksim meydanlarını içeren araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar kent meydanlarından her birisinin kentsel imge açısından farklı değerlere sahip olduğunu göstermektedir. Yedi farklı meydanda görüşülen toplam 169 bireyin yanıtları aracılığıyla ulaşılan sonuçları içermesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.

Merve Deliktaş
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme perde ve çerçeveli yapılarda perde boyutlandırması ve yerleşiminin deprem davranışına etkisi

Levha hareketleri nedeniyle birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasıyla oluşan depremler, dünyada ve ülkemizde yarattığı etki bakımından doğal afetlerin başında gelmektedir. Coğrafi olarak dünyadaki en etkin deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almakta olan Türkiye, deprem riskinin fazla olduğu ülkeler arasındadır. Yapılarda taşıyıcı sistemin doğru düzenlenmesi, taşıyıcı elemanların boyutlandırılması ve yerleşimi, yapının deprem davranışını önemli derecede etkilemektedir. Günümüz teknolojik koşullarında oluşabilecek depremlerin zamanını bilmemiz mümkün değildir. Fakat depreme dayanıklı yapılar inşa etmemiz mümkündür. Deprem etkisi altında çok katlı betonarme yapıların yer değiştirmelerinin sınırlandırılması, yeterli rijitlik ve dayanıma sahip olması için çerçeve sistemlerde perde kullanımı kaçınılmaz olmaktadır. Perdenin taşıyıcı sistemdeki boyutu ve plandaki konumu yatay yükler altındaki davranışı etkilemektedir. Bu tez çalışmasında, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik-2007 (DBYBHY-2007) referans alınarak deprem yükü hesap yöntemlerinden "Eşdeğer Deprem Yükü Yöntemi" kullanılmıştır. Betonarme perde ve çerçeveli yapıların farklı doğrultularına, çeşitli boyutlarda perdeler yerleştirilmesinin yapının deprem davranışına olan etkisi analiz edilmiş ve incelenmiştir.

Gökhan Kaya
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genetik algoritma kullanılarak rüzgar türbinleri için mikro konumlandırma

Enerji ihtiyaçlarını gidermek amacıyla birçok ülke rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, biyokütle enerjisi ve dalga enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ilgi duymaktadır. Ülkemizde de enerji talebinin karşılanabilmesi için mevcut yenilenebilir enerji potansiyelinin değerlendirilmesi ile ilgili çalışmalar artış göstermektedir. Son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarından, rüzgar enerjisi ile ilgili yapılan yatırımlar oldukça çoğalmıştır. Dünya'da rüzgar enerjisi alanında büyük santral kurulumları ile enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmı karşılanır hale gelmiştir. Rüzgar enerjisi santrallerinde rüzgar türbinlerinin yerleşim tasarımı oldukça önemli bir unsurdur. Türbinlerin alan üzerindeki yerleşimi üretilen enerji miktarını ve maliyetini oldukça etkilemektedir. Optimal bir tasarımda daha yüksek enerji üretimi yapılabilmektedir. Rüzgar türbinlerinin araziye yerleşimi yapılırken arka arkaya gelen türbinler birbirlerinin rüzgarından etkilenirler. Bu etkileşim wake etkisi adını almaktadır. Türbinlerin birbirinden etkilenmemeleri, verimli şekilde enerji üretmeleri ve wake etkisine maruz kalmamaları için arazi boyutu dikkate alınarak, en uygun sayıda türbin yerleşimi yapılmalıdır. Bu çalışmada rüzgar tarlasının türbinlerinin yerleşiminde genetik algoritma ile tesis yerleşimi yapılmıştır. Araziye verim kaybı olmaksızın 7 adet rüzgar türbini sığması beklenirken 14 adet yerleştirildiğinde bile wake etkisine maruz kalmadan, en verimli şekilde enerji üretileceği çözümüne ulaşılmıştır. 21 adet rüzgar türbini yerleşimi yapıldığında bile az bir verim kaybı ile enerji üretilebildiği sonucuna varılmıştır.

Buket Küyük
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme yapılarda sismik çarpışma etkisinin azaltılması

Geçmişte yaşanan depremler, farklı dinamik karakteristiklere sahip komşu betonarme yapıların çarpışma etkisi altında ağır hasar aldıklarını göstermiştir. Bu hasarların azaltılması için mevcut yönetmeliklerde komşu iki yapının arasında bırakılması gereken deprem derz mesafeleri tanımlanmıştır. Yönetmeliklerce öngörülen deprem derz mesafeleri büyük cepheli yapılarda arsa maliyeti kapsamında düşünüldüğünde daha düşük deprem derzleri ile çalışılması arzu edilmektedir. Bunun ötesinde yapı sistemlerinin malzeme kalitesindeki ve kat sayılarındaki farklılıklar yapıların dinamik özelliklerinin farklılaşmasına ve potansiyel çarpışma riskini açığa çıkarmaktadır. Bu kapsamda kısıtlı derz aralıklarında çarpışma etkisiyle oluşacak ek deprem kuvvetlerinin azaltılması önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında farklı dinamik özelliklere sahip yapılar ikili gruplar halinde ele alınan betonarme yapıların lineer olmayan analitik modelleri kurulmuş ve çarpışma etkileri görülmek üzere lineer olmayan dinamik analizler ile simülasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan sayısal çalışmalarda kullanılan temel değişkenler; kat sayısı, malzeme kalitesi, kat seviyeleridir. Bu değişkenler çerçevesinde gerçekleştirilen analizlerde farklı kat seviyelerindeki çarpışma etkileri aynı kat seviyelerindeki çarpışma etkilerine göre daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. İkili gruplar halinde iyi malzeme kalitesinin tercih edildiği yapı çiftinde, birinde iyi diğerinde yetersiz malzeme kalitesinin kullanıldığı duruma göre modellere göre daha düşük çarpma etkilerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Bu sonuçlar öngörülen deprem derz mesafelerinin yeterli olmadığını göstermektedir. Bu etkilerin azaltılması amacıyla çalışma kapsamında iki bina arasına neopren kauçuk yerleştirilmesi düşünülmüştür. Neopren kauçuk malzemenin düşey eksenel rijitliiği literatürde tanımlanan bir ampirik bağıntı ile hesaplanmıştır. İki yapı arasına tanımlanan bir yay modeli, çarpışma etkilerinin simülasyonunda kullanılmıştır. Neoprenli durumlarda aynı analiz serisi gerçekleştirilmiş ve neopren malzemenin yapı derz boşluğunda kullanılmasıyla çarpışma etkilerinin önemli derecede azaltılabileceği sonucuna varılmıştır.

Selahattin Güler
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Capacity model araçlarda can hattından km verisinin alınması

Bu çalışmada, İstanbulda Metrobüs güzergahında çalışmakta olan Capacity model araçların Can-Bus sistemi üzerinde dolaşmakta olan araç toplam km verisinin araç ile eş zamanlı, uzaktan erişim ile alınabilmesi çalışması yer almaktadır. Can-Bus sistemi üzerinde dolaşmakta olan veri demetlerinin anlamlı hale getirilebilmesi için uluslararası standart olarak yolcu taşıyan araçlarda kullanılan J1939 standardı yardımıyla km veri kodlarının tespit edilmesi ve anlandırılması sağlanmıştır. Can-Bus sistemi üzerinden veri alınmasının sağlanabileceği devre tasarımı gerçekleştirilmiş ve veri demetinden km verisinin yazılım yardımı ile araç ile eş zamanlı olarak okunabilmesi sağlanmıştır. Çalışmanın sonucu, araç üzerinden km verisinin %100 doğruluk ile eş zamanlı olarak alınabildiğini göstermiştir.

Arif Özkan
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-ticaret'te yeni nesil karma sistem yaklaşımı ve bir uygulama mimarisi

Bu çalışmada B2B ve B4B yapıları incelenmiş özellikleri, kullanım amaçları ve farkları ortaya konmuştur. Türkiyede kullanılan B2B çeşitlerinin yapısı incelenmiş, B2B'den B4B'ye geçişin nedenleri tüm detaylarıyla irdelenmiştir. Bunun yanı sıra bulut bilişim ve bir bulut bilişim yapısı olan SAAS servis yapısı incelenmiş, klasik yapıdan maliyet, erişebilirlik, stabilizelik ve güvenlik açısından daha iyi olduğu tespit edilerek teze konu olan B4B Karma sistemi bu anlayış ile bir SAAS servisi olarak inşa edilmiştir. Uygulama geliştirilmeden evvel ilkin çevik yazılım metodolojisi incelenmiş, uygulama geliştirilirken çevik yazılım metodolojisinin bir alt basamağı olan Scrum yöntemi kullanılmıştır. Scrum ile birlikte yazılım projesinin zaman, insan kaynağı, maliyet bakımından klasik yöntemlere göre daha fazla fayda sağladığı ve daha esnek olduğu tespit edilmiştir. Nihayetinde bir B4B karma sistemi uygulamasının prototipi ortaya konmuştur.

Yıldıray Yıldırım
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hidroelektrik santrallerde kavitasyon durumunu gerçek zamanlı izleyen uygulama geliştirilmesi

Enerji santrallerinde üretim maliyeti yüksektir. Üretim maliyeti içerisine bakım işlemi de dahildir. Bakım sırasında santralin duruş pozisyonuna geçmesi ve üretime ara verilişi(sistemin durması), maliyeti artıran bir başka unsurdur. Planlamaya uygun yapılmayan bakımlar, santrallere ek maliyet yükü getirmektedir. Geliştirilen bu yazılım projesindeki amaç, hidroelektrik santrallerdeki türbinlerde suyun etkisi ile oluşabilecek kavitasyondan mümkün olduğunca kaçınmak isteyen yetkililere, gerekli bildirimi canlı (online) sağlamaktır. Bu projedeki yazılımda, sistemin kavitasyon bölgesinde çalışıp çalışmadığı gözlemlenirken, iki özellik esas alınmıştır. Birincisi, sağlanan "abstract class" formatında bir kod yığını, kullanıcı koduna entegre edilip; programa tanıtılmıştır. Programa yüklenen geliştirilmiş data sürücüleri ile veri kaynağından bağımsız, "veri okur/yazar özelliği" oluşturulmuştur. İkincisi, türbin üreticileri tarafından sağlanan kavitasyon eğrileri sisteme yüklenmiştir. Sahadaki sensörlerden alınan verilerin standart olmasıyla; program, herhangi bir türbine rahatlıkla adapte edilebilir özellik kazanmıştır. Geliştirilen bu yazılımın testi için Osisoft firmasına ait PI Sistem (tarih bazlı veri tabanına bağlanan kaynak kodu) uyarlanmış ve sisteme yüklenmiştir. Bunun yanında, iki hidroelektrik santralinin kavitasyon eğrileri sisteme tanıtılmıştır. Sistem başarılı olarak test edilmiş ve kabul edilebilir sonuçlar elde edilmiştir.

Kamuran Seçkin
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Asansörlerde halat ömrünü etkileyen parametrelerin ve yeni nesil asansörlerin incelenmesi

Asansörler günlük yaşamda evden işyerine, hastaneden seyir kulelerine birçok alanda insan ve yük taşımada vazgeçilmez birer iletim aracı haline gelmiştir. Artan yüksek binaların sayısı, bina kullanım yoğunlukları ve asansör trafik yoğunluğu gibi problemler mühendisleri bu konularda yeni çalışmalara yönlendirmiştir. Asansörlerin seyir konforu şartlarında can ve mal güvenliği içinde kullanımı doğru tasarım, imalat ve bakım süreçlerine bağlıdır. Yapılan araştırmalara göre asansörlerin güven içinde kullanımını etkileyen parametreler 80-100 civarındadır. Bu çalışmada en önemli parametrelerden biri olan çelik halatların ömrünü etkileyen parametreler ele alınmıştır. Halatların güvenli bir şekilde görevini ne kadar süreyle yerine getirebileceğinin tespit edilebilmesi bu parametrelerin ve etkileme seviyelerinin bilinmesine bağlıdır. Kullanım esnasında eğilme yorulmasına uğrayan tel halatlarda, halat ömrü üzerinde etkisi bulunan tasarım, imalat ve işletim parametrelerinin etkileri teorik olarak incelenmiştir. Çelik halatlar, sadece asansörlerde değil diğer kaldırma ve iletim makinelerinin de en önemli elemanlarından biridir. Söz konusu makinelerin emniyet içerisinde ve uzun ömürlü kullanılabilmesi noktasında işletmenin koşulları açısından uygun halat kullanımının, periyodik bakımlarla kontrollerin zamanında yapılmasının ve halat ömrüne etki eden faktörlerin bilinerek ona göre hareket edilmesinin önemi ortaya konmuş, ayrıca günümüzde kullanılan ve geliştirilen yeni nesil asansörlerdeki teknik gelişmeler incelenmiştir. Tez çalışması sonunda halat kullanarak taşıma yapacak tasarımcılar için dikkate alması gereken hususların, imalat esnasında üreticilerin hangi kriterlere riayet etmeleri gerektiği, kullanıcıların ve bakımcılara uzun halat ömrü için rehberlik edecek bir kaynak çalışması yapılmıştır.

Can Filiz
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayar görüsü teknikleri ile gökyüzü görüntülerinin analizi ve bulut hareketlerinin izlenmesi

Günümüzde nesne tanıma, bilgisayar görüsü alanında oldukça popüler ve birçok otomatize sistemin temelini teşkil eder durumdadır. Bu tez çalışmasında gökyüzü görüntülerinin analiz edilerek bulutların tespit edilebilirliği, tespit edilecek bulutların hareketlerinin takibe alınabilirliği ve bulutların hareket hızlarına göre güneş ışınlarını ne kadar süre sonra kesebileceğinin tahmin edilebilirliği incelenmiştir. Tez çalışmasının sonucunda olası güneş kesintileri için bir erken uyarı sisteminin geliştirilebileceği ve özellikle solar enerji tesislerinde kullanım alanı bulabileceği görülmüştür.

Recep Altın
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00