İstanbul Gelişim University
Discipline

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı

İstanbul Gelişim University

408

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Miyofasyal ağrı sendromu olan bireylerde miyofasyal gevşetme teknikleriyle birlikte sanal gerçeklik temelli denge eğitiminin postüral kontrol ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Miyofasyal ağrı sendromu yaygın olarak görülen kas iskelet sistemi rahatsızlığıdır. Kas üzerindeki gergin bant ve üzerindeki hassas noktalar ile karakterize bir rahatsızlıktır. Ağrı, psikolojik bozukluklar, uyku bozuklukları, eklem hareket açıklığında azalma, kuvvet kayıpları ve denge bozukları görülmekte. Miyofasyal gevşetme tekniği sıklıkla kullanılan, sanal gerçeklik temelli denge eğitimi son zamanlarda yayın olarak kullanılan tedavi yöntemleridir. Bu çalışmada miyofasyal ağrı sendromu olan bireylerde sanal gerçeklik temelli denge eğitiminin postüral kontrol ve yaşam kalitesi üzerine etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza Kilis ilinde yaşayan miyofasyal ağrı sendromu olan bireyler çalışmaya gönüllük esasına göre davet edilmiştir. Miyofasyal ağrı sendromu olan (n=29) kişi çalışmaya katıldı. 1. Gruba 20 dakika miyofasyal gevşetme tekniği ile birlikte, 20 dakika sanal gerçeklik temelli denge rehabilitasyonu uygulandı. 2. Gruba sadece 20 dakika miyofasyal gevşetme tekniği uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise yürüyüş önerildi. 4 hafta boyunca 12 kere eğitim verildi. Toplam 3 kere değerlendirmeye alındı. Ağrı düzeyi Mc Gill Ağrı Anketi ile, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi ile, psikolojik durum SCL-90 ile değerlendirdi, postüral durumu New york Postür Analizi ile, denge durumu ise Romberg duruş, Tandem duruş, tek ayak üzerinde yumuşak ve sert zeminde göz açık ve kapalı olacak şekilde değerlendirme yapılmıştır. Yaşam kalitesi, ağrı düzeyi, uyku kalitesi ve düzeyleri açısından her iki grupta anlamlı değişikler meydana gelmiştir (p<0,05). Psikolojik durumda grup 1, grup 2 ye göre daha anlamlı değişikler meydana gelmiştir (p<0,05). Postür analizinde grup 1 de omuzun yere paralelliğinde, kalçanın yere paralelliğinde, omuzun protraksiyonunda anlamlı değişikler görülürken, grup 2 de ise sadece omuzun yere paralelliğinde anlamlı değişikler meydana gelmiştir (p<0,05). Denge parametrelerinde grup 1 de Romberg Denge Testi hariç tüm göz kapalı parametrelerde anlamlı değişikler meydana gelmiştir (p<0,05), Romberg skorunda iyileşme görülmüştür. Grup 2 de ise sadece sert zemim sağ ayak üzerindeki değerlendirmelerinde anlamlı değişiklik meydana gelmiştir. Sonuç olarak miyofasyal ağrı sendromu olan bireylerde miyofasyal gevşetme teknikleri birlikte sanal gerçeklik temelli denge eğitiminin postüral kontrol ve yaşam kalitesi üzerinde anlamlı etkileri mevcuttur.

DengeMiyofasyal ağrı sendromlarıMiyofasyal gevşetme+3
Furkan Çulcu
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik nöromüsküler stabilizasyon egzersizlerinin ve pilatesin dinamik denge, fonksiyonel performans ve kor kas dayanıklılığı üzerine etkilerinin karşılaştırılması

DNS egzersizleri ve pilates kor stabilizasyon, denge ve duruş üzerinde etkili olduğu bilinen iki farklı egzersiz yaklaşımı olarak belirtilmiştir. Dns ve pilates egzersizileri hareket verimliliğini optimize etmek, koordinasyon, denge, kas simetrisi üzerine kanıtlanmış etkisi olan yöntemlerdendir. Bu sebeple çalışmamızda dns ve pilates egzersizlerinin dinamik denge, fonksiyonel performans ve kor kas dayanıklılığı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 20-60 yaş arası çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 30 sağlıklı kadın birey katılmıştır. Pilates grubuna haftada 2 defa 40 dakika 6 hafta süreyle stabilizasyon egzersizleri uygulanmıştır. Dns grubuna ise haftada 2 defa 40 dakika 6 hafta süreyle stabilizasyon egzersizleri uygulanmıştır. Her iki grup için de 1. seanstan önce ve 12. seans sonrası değerlendirmeler yüz yüze yapılmıştır. Bireylerin fonksiyonel performans parametresinin değerlendirilmesinde 6 dakika yürüme testi kullanılmıştır. Dinamik denge değerlendirmesi için Star Excursion Balance (Yıldız Denge Testi) kullanılmıştır. Kor kas dayanıklılığını değerlendirmek için gövde fleksiyon, gövde ekstansiyon ve yan köprü testleri kullanılmıştır. Fonksiyonel performans değerleri açısından dns ve pilates yapan gruplar arasında ilişki olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Dinamik denge ve kor kas dayanıklılığı değerlerine bakıldığında sağ anteriomedial ve gövde fleksiyon sonuçlarında pilates yapan grup dns yapan gruba göre daha yüksek ve anlamlı bir sonuç bulunmuştur (p=0.03). Sonuç olarak dns ve pilates yöntemleri fonksiyonel performans üzerine benzer etkiye sahip iken, pilates yöntemi dinamik denge ve kor kas dayanıklılığını dns yöntemine göre bazı değerlerde daha fazla geliştirmiş. İstatiksel olarak anlamlı sonuçların çıkabilmesi için bu alanda eş zamanlı, daha büyük örneklem ve aynı zaman da daha uzun soluklu çalışmaların ihtiyaç vardır.

DengeEgzersizFiziksel dayanıklılık+3
Nurbanu Arslan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik inmede etkilenen tarafın yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisi

Bu çalışmanın amacı inme sonrası hemipleji gelişen hastalarda etkilenen tarafın yaşam kalitesi ve memnuniyet düzeyine etkisini incelemektir.Çalışmayainme sonrası hemipleji gelişmiş30 erkek, 30 kadın alındı. Yaş ortalamaları62,7±14.0yılolan hastaların 29'unda sağ hemipleji, 31'inde ise sol hemipleji mevcuttu. Sosyodemografik ve hastalık özellikleri kayıt edilen hastaların motor iyileşme düzeyleri Brunnstrom Hemipleji İyileşme Evrelemesi ile, fonksiyonel düzeyleri Barthel İndeksi (BI) ile, kognitif düzeyleri Mini Mental Durum Testi (MMSE) ile, yaşam kaliteleri SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile, memnuniyet düzeyleri SATİS İnme Memnuniyet Anketi ile değerlendirildi. Sağ ve sol hemiplejik hastalar yaş, cins, medeni durum, çalışma durumu, inme sonrası geçen süre, dominant taraf açısından karşılaştırıldıklarında gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Buna karşın sağ hemiplejiklerde eğitim düzeyi daha yüksek (p=0,009), dominant tarafı plejik olan kişi sayısı (p=0,004) ve MMSE puanı 24kesimpuanı altında olan birey sayısı (p=0,001) sol hemiplejiklerden daha fazlaydı. Sağ hemiplejiklerin alt ekstremite Brunnstrom Motor Evreleme düzeyi (p=0,049); MMSE (p=0,001), BI (p=0,005), SF-36 Genel Sağlık Algısı alt kategorisi (p=0,009), SATIS-İnme (p=0,032), puan ortalaması sol hemiplejiklerden daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışmada inme sonrası geçen süre uzadıkça memnuniyet düzeyinin düştüğü, ileri yaşta olup motor ve kognitif fonksiyonları kısıtlı kişilerde yaşam kalitesi ve memnuniyetin özellikle azaldığı gözlenmiştir. Sağ hemiplejiklerin genel sağlık algısı ve inme sonrası memnuniyet düzeylerinin daha düşük olduğu ve yine sağ hemiplejiklerde kognitif fonksiyonlar ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığın daha fazla olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelime:İnme, hemipleji, yaşam kalitesi, memnuniyet

Fizik tedaviHasta memnuniyetiHemipleji+3
Esra Meltem Bayrak
Haliç University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Unilateral transtibial amputasyonu olan bireylerde farklı aktivitelerde alt ekstremite kinematiklerinin incelenmesi

Çalışmanın amacı unilateral transtibial amputasyonu olan bireylerde alt ekstremite yürüyüş kinematiklerini günlük hayattaki çevresel koşullara benzer ortamlarda incelemekti. Çalışmaya 10 transtibial ampute ve kontrol grubu olarak 10 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerden düz zeminde ve hareketli zeminde rahat oldukları hızlarda yürümeleri, hareketli zeminde hızlı ve yavaş yürümeleri, rampa çıkmaları ve rampa inmeleri, stabil olmayan bir zemin üzerinde yürümeleri ve merdiven inip çıkmaları istendi. Tüm yürüyüşlerde ve merdiven inme çıkma esnasında alt ekstremite kinematik verileri üç boyutlu hareket analiz sistemi ile değerlendirildi. Bireyler demografik ve antropometrik özellikler bakımından benzerdi. Toplanan veriler farklı zeminlerde (sabit, hareketli ve stabil olmayan) yürüyüş, farklı hızlarda yürüyüş, farklı eğimlerde yürüyüş ve merdiven inme-çıkma aktivitesi olarak dört başlıkta incelendi. Bu dört başlıkta koşullar arası ve ekstremiteler arası karşılaştırmalar analiz edildi. Çalışmanın sonucunda tüm koşullarda alt ekstremite açısal kinematiklerinde ve yürüyüşün zaman-mesafe parametrelerinde farklar bulundu (p<0,05). Elde edilen veriler ve literatürdeki geçmiş çalışmalarda elde edilen sonuçlar ışığında ampute rehabilitasyon programına alınması planlanan bireylerde yürüyüş analizlerinin bireylerin yaşadıkları ortamdaki koşullara benzer ortamlarda yapılması, simetrik yürüyüş eğitiminin bu koşullar altında da verilmesi, eğitim programı planlanırken, modifiye edilirken ve sonlandırılırken yürüyüş analizi yapılması gerektiği düşünülmektedir.

Alt ekstremiteAmpütasyonKas kontraksiyonu+2
Ali İmran Yalçın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda gövde duyusu, kas enduransı, kas kuvveti ve dengenin incelenmesi

Bu çalışma, Adölesan İdiyopatik Skolyozu (AİS) olan bireylerin gövde duyusu (hafif dokunma, vibrasyon ve iki nokta ayrımı), kas enduransı, kas kuvveti ve dengesini; benzer yaş ve cinsiyete sahip sağlıklı bireylerle karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 14,52 ± 2,53 yıl olan 35 AİS'li birey ile yaş ortalaması 14,13 ± 2,65 olan 35 sağlıklı birey alınmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik ve fiziksel özellikleri kaydedilmiştir. Kontrol grubundaki bireylerin gövde duyu değerlendirmeleri yapılırken, T12 ve L5 vertebraları; AİS grubundaki bireylerin, tek ana eğrisi varsa apeksin olduğu vertebra, iki ana eğrisi varsa iki apeksin de olduğu vertebralar referans noktaları olarak belirlenmiştir. Hafif dokunma, vibrasyon ve iki nokta diskriminasyonu duyuları sırasıyla Semmes-Weinstein Monofilamet Kiti, 128 Hertz frekanslı diyapazon ve esteziyometre ile değerlendirilmiştir. Gövde kas enduransını incelemek için Biering-Sorenson ve Kraus-Weber testleri kullanılmıştır. Gövde kas kuvveti manuel kas testi ile ölçülmüştür. Fullerton Gelişmiş Denge Ölçeği ile denge değerlendirilmiştir. AİS'li bireylerin ortoröntgenogram sonuçlarına göre ortalama Cobb açısı ortalama 35,12° ± 8,93° olarak bulunmuştur. AİS grubu ile sağlıklı bireyler karşılaştırıldığında iki grup arasında gövde duyusunda (hafif dokunma, vibrasyon ile iki nokta ayırımı) istatistiksel olarak fark bulunmuştur (sırasıyla p1<0,001, p2=0,015 ve p3=0,001; p<0,05). Gövde kas enduransı kontrol grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,001). Gövde kas kuvveti sırt ekstansörleri dışında (p=0,538; p>0,05), anterior, lateral ve oblik gövde fleksör kas grubunda sağlıklı bireyler lehine istatistiksel anlamda farklılık göstermiştir (sırasıyla p1<0,001, p2=0,003 ve p3=0,028; p<0,05). Denge, kontrol grubu lehine anlamlı bir fark göstermiştir (p<0,001). Bu bulgular sonucunda AİS'li bireylerin somatosensoriyel eksikliği olduğu, gövde kas enduransının ve kuvvetinin azaldığı ve denge kaybı yaşadığı sonucuna varılmıştır.

ErgenlerFiziksel dayanıklılıkKas kuvveti+2
Mete Özgün
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Halluks valgusu olan bireylerde plantar duyu eğitiminin ağrı, ayak postürü, fonksiyonel aktiviteler, yürüme ve denge parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi

Çalışmanın amacı, halluks valguslu (HV) hastalarda plantar duyu eğitiminin halluks valgus açısı, ağrı, ayak postürü, fonksiyonel aktiviteler, yürüme ve denge parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi olarak belirlendi. Dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 30 hafif ve orta şiddette HV'lu kadın çalışmaya dahil edildi. Katılımcılar, tabakalı randomizasyon kullanılarak çalışma ve kontrol grubu olarak iki gruba ayrıldı. Hastaların demografik bilgileri kaydedildikten sonra halluks valgus açısı, universal gonyometre ile; ağrı şiddeti, Vizüel Analog Skalası (VAS) ile; ayak postürü, ayak postür indeksi ile; ayak fonksiyonu, Amerikan Ortopedik Cerrahları Ayak ve Ayak Bileği Derneği (AOFAS)-ön ayak skalası ve Nil Çok Boyutlu Halluks Valgus Derecelendirme Ölçeği ile; hafif dokunma duyuları, Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT) ile; alt ekstremite fonksiyonelliği, alt ekstremite fonksiyonellik skalası ile; yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri GAITRite® bilgisayarlı yürüme yolu (CIR System INC. Clifton, NJ 07012) ile ve postüral salınım ve stabilite sınırı, Bertec Balance Check Screener (Force plate AM, Bertec, Columbus, OH) ile değerlendirildi. Kontrol grubu standart tedavi programına alınırken çalışma grubuna ek olarak plantar duyu eğitimi uygulandı. Altı haftalık rehabilitasyon programı sonucunda her iki grupta halluks valgus açısı, ağrı şiddeti, ayak postürü, ayak fonksiyonu, alt ekstremite fonksiyonelliğinde iyileşme olduğu görüldü (p<0,05). Çalışma grubunda ek olarak arkaya salınım sınırı, adım uzunluğu ve sallanma fazı yüzdesinin arttığı, duruş fazı yüzdesinin azaldığı, lateral orta ayak ve beşinci parmak duyusunun geliştiği belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak, hafif ve orta şiddette HV'lu hastalarda 6 haftalık konservatif tedavinin semptomları azalttığı, ek olarak uygulanan plantar duyu eğitiminin plantar hafif dokunma duyusunu geliştirdiği görüldü. HV'lu hastaların rehabilitasyon programına plantar duyu eğitiminin eklenmesi önerildi.

AyakAyak deformasyonlarıAyak hastalıkları+7
Elif Kırdı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple sklerozlu hastalarda teknoloji destekli görev odaklı eğitim ve telerehabilitasyonun etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, Multiple Skleroz hastalarında teknoloji destekli görev odaklı eğitim ve mobil uygulama kullanılarak uygulanan telerehabilitasyonun; gövde, denge, ataksi semptomları, yorgunluk, fonksiyonel mobilite, yürüme, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi, katılım ve fonksiyonel aktivite kinematikleri üzerine olan etkilerini karşılaştırmalı olarak araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 34 hasta randomize olarak iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki hastalar 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika tedaviye alındı. Birinci gruba görev odaklı eğitim istasyonlar halinde uygulandı. Hastalar her istasyonda, 5 dakika egzersiz ve 1 dakikalık dinlenme periyotları halinde aktivite eğitimi aldı. Eğitim kapsamında 10 farklı aktivite kullanıldı. Aktivite istasyonlarının son üçü sanal gerçeklik oyunları ile uygulandı. İkinci gruba araştırmaya özgü geliştirilen mobil uygulama aracılığıyla videolar gönderilerek egzersiz yaptırıldı. Her iki grup için egzersizlerin zorluk seviyesi modifiye borg ölçeğine göre 3-5 olacak şekilde ayarlandı. Gövde, Gövde Bozukluk Ölçeği; denge, Berg Denge Ölçeği; ataksi semptomları, Uluslararası Kooperatif Ataksi Oranlama Ölçeği; yorgunluk, Yorgunluk Şiddet Ölçeği; fonksiyonel mobilite, Zamanlı Kalk Yürü Testi; yürüme, 12 Maddeli Multiple Skleroz Yürüme Ölçeği, üst ekstremite becerileri, Abilhand ve Minnesota testleri; yaşam kalitesi ve katılım, Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Amaca Ulaşma Ölçeği; fonksiyonel aktivite kinematikleri ise 10 günlük yaşam aktivitesinde XSens MVN Awinda sensörler kullanılarak kör bir değerlendirici tarafından değerlendirildi. Çalışmayı 32 hasta tamamladı. Grupların yaş ortalamaları görev odaklı eğitim (T-GOE) grubunda 38,7+5,5 olarak, telerehabilitasyon (TR) grubunda 36±8,19 olarak bulundu. Grupların bütün klinik değerlendirmelerinde başlangıç değerleri benzerdi (p>0,05). T-GOE grubunda tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda hastaların gövde, denge, ataksi semptomları, fonksiyonel mobilite, yürüme, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi ve katılım parametrelerinde gelişme görüldü (p<0,05). TR grubunda ise; gövde, denge, ataksi semptomları, fonksiyonel mobilite, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi ve katılım parametrelerinde gelişme görüldü (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda T-GOE'nin kinetik fonksiyonlar, gövdenin dinamik dengesi, mental ve bilişsel sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ve tedavi sonrası amaca ulaşma düzeyini geliştirmede TR'ye kıyasla daha etkili olduğu görüldü (p<0,05). Alt ekstremiteye ve gövdeye yönelik kinematik değişkenler de T-GOE grubu lehine görülen klinik değerlendirmelerle benzer sonuçlara sahipti (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları fizyoterapi yaklaşımlarına teknoloji entegrasyonunun Multiple Skleroz hastalarının yürüyüş, denge, üst ekstremite becerileri, fonksiyonel mobilite, yaşam kalitesi, katılım ve fonksiyonel aktivite kinematikleri bakımından olumlu etkilere sebep olduğunu gösterdi.

DengeFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+6
Mert Doğan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Prostatektomi sonrası üriner inkontinans semptomu olan bireylerde farklı konservatif tedavi protokollerinin etkinliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, radikal prostatektomi sonrası üriner inkontinans (Üİ) şikâyeti olan bireylerde Knack manevrası ve yaşam tarzı önerileri (YTÖ) eğitimlerinin pelvik taban kas eğitimi (PTKE)'ne ilave etkilerini randomize kontollü dizaynda ortaya koymaktı. Çalışmaya prostatektomi sonrası Üİ şikâyeti olan 66 birey dahil edildi. Bireyler randomize olarak Grup 1 (Knack manevrası ve YTÖ ile birlikte PTKE), Grup 2 (Knack manevrası ile birlikte PTKE) veya Grup 3 (tek başına PTKE)'e atandı. 8 haftalık çalışma sürecinde bireyler başlangıçta, 4. hafta sonunda ve 8. hafta sonunda değerlendirildi. Primer sonuç ölçümü olan subjektif inkontinans ciddiyeti ve inkontinansın genel yaşam kalitesi üzerine etkisi Uluslararası İnkontinans Konsültasyon Anketi-Kısa Form ile değerlendirildi. Sekonder sonuç ölçümleri olarak objektif inkontinans şiddeti 1 saatlik ped testi ile, inkontinansın yaşam kalitesinin alt boyutları üzerine etkisi King Sağlık Anketi ile, bireylerin semptom ciddiyeti algısı "Hasta Global Ciddiyet Algısı Skalası" ile ve iyileşme algısı "Hasta Global İyileşme Algısı Skalası" ile değerlendirildi. Çalışma sonunda, yaşam kalitesinin "genel sağlık algısı", "kişisel ilişkiler" ve "ciddiyet ölçümleri" alt boyutları dışındaki tüm sonuç ölçümlerinin tüm gruplarda zaman içerisinde istatistiksel açıdan anlamlı değişim gösterdiği tespit edildi (p0,001). Grup içi değişimler gruplar arası karşılaştırıldığında, PTKE'ye Knack manevrası ve yaşam tarzı önerileri eklenmesi tüm sonuç ölçümleri açısından daha yüksek iyileşmeler açığa çıkardı (p0,001). Bunun yanı sıra YTÖ olmaksızın PTKE'ye sadece Knack manevrası eğitiminin eklenmesi de tek başına PTKE'ye kıyasla çeşitli sonuç ölçümü parametreleri (subjektif inkontinans şiddeti ve genel yaşam kalitesi düzeyi, inkontinans etkisi, Üİ ciddiyet algısı) açısından üstünlük gösterdi. Bu çalışmanın sonucunda, prostatektomi sonrası Üİ tedavisinde PTKE'ye Knack manevrası ve YTÖ eklenmesi ile kısa dönemde daha iyi sonuçlar elde edildiği tespit edildi. Prostatektomi sonrası Üİ yönetiminde konservatif yaklaşımlara uyumu uzun dönemde devam ettirerek etkileri ortaya koyan takipli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Belirti ve semptomlarKas aktivasyonuKegel egzersizi+7
Ege Nur Atabey Gerlegiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik boyun ağrısında boyun farkındalığı ile eklem pozisyon hissi, baş postürü ve kas enduransı arasındaki ilişki

Bu çalışma kronik boyun ağrısı olan bireylerde boyun farkındalığının eklem pozisyon hissi, baş postürü, kas enduransı ile ilişkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmamızda ek olarak boyun farkındalığı ile vücut farkındalığı ve psikososyal faktörler arasındaki ilişki de araştırıldı. Çalışmaya 20-50 yaş arasında, istirahat boyun ağrısı Numerik Ağrı Skalası'na göre 3 ve üzeri olan, Boyun Özür Anketi'ne (BÖA) göre 5 ve üzeri puan alan, nonspesifik boyun ağrısı tanısı almış 30 birey dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri kaydedildi, boyun farkındalıkları Fremantle Boyun Farkındalık Anketi (FreBFA), servikal eklem hissi Servikal Eklem Pozisyon Hissi Hata (SEPHH) testi, baş postürü Kraniovertebral Açı (KVA) ölçümü, servikal endurans zamanlı endurans testi, vücut farkındalıkları Vücut Farkındalık Anketi (VFA), servikal eklem hareket açıklıkları gonyometre, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili (NSP), emosyonel durum Hastane Anksiyete ve Depresyon Anketi, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği ile (TKÖ) değerlendirildi. Bireylerin boyun farkındalığı ile servikal eklem pozisyon hissi fleksiyon ve rotasyon yönünde orta-zayıf kuvvette negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulundu (sırasıyla r: -0,471, r: -0,518, r: -0,362, r: -0,409 r: -0,399; p<0,05). Boyun farkındalığı ile boyun özür seviyesi, yaşam kalitesi arasında orta kuvvette (r:0,632, r:0,411) ; boyun farkındalığı ile anksiyete, hareket korkusu arasında zayıf kuvvette (r:0,384, r:0,387) pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). Boyun farkındalığı ile baş postürü, servikal kas enduransı, ağrı şiddeti/süresi, vücut farkındalığı, servikal eklem hareket açıklığı ve depresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu (p>0,05). Çalışmamızda kronik boyun ağrılı bireylerde pozisyon duyusunda değişme, boyun özür seviyesi ve bazı psikososyal faktörlerin boyun farkındalığını etkileyen faktörler olduğu belirlenmiştir. Kronik boyun ağrısı olan bireylerde boyun farkındalığına yönelik değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kronik boyun ağrısı, Boyun farkındalığı, Eklem pozisyon hissi, Postür, Kas Enduransı

AğrıBoyunBoyun ağrısı+7
Makbule Özel
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

C1-C2 manipülasyonunun hamstring esnekliği üzerine etkisi

Suboksipital kaslara uygulanan kas inhibisyon tekniği ve myofasyal gevşetme tekniğinin hamstring esnekliğini arttırmada etkili olduğu gösterilmiş olmasına rağmen C1-C2 manipülasyonunun hamstring kas esnekliği üzerindeki etkisi ile ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. C1-C2 vertebralarına uygulanan manipülasyon tekniğiyle de aynı etkinin ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı C1-C2 manipülasyonunun hamstring kas esnekliği üzerindeki akut etkisini araştırmaktır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan bireyler hamstring kas esneklik kaybı olan ve C1-C2 disfonksiyonu olan 25 kişi (X±SD; yaş= 27,48±3,56 yıl; VKİ= 24,81±2,97 kg/m2) ve hamstring kas esneklik kaybı olan ve C1-C2 disfonksiyonu olmayan 25 kişi (X±SD; yaş= 27,88±4,33 yıl; VKİ= 24,47±2,58 kg/m2) olacak şekilde 2 gruba ayrıldı. Her iki grupta da müdahale öncesi ve müdahale sonrası olmak üzere hamstring kaslarının kısalık değerlendirmesi için kullanılan aktif diz ekstansiyonu testi, pasif düz bacak kaldırma testi ve otur-uzan testi değerlendirildi. Müdahale, bireyin sırtüstü yattığı ve gözlerinin kapalı olduğu pozisyonda uygulandı. Grupların yaş, cinsiyet ve vücut kitle indeksi dağılımları homojendi (p>0.05). Müdahale öncesi-müdahale sonrası değişimler grup-içi karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.001), gruplararası karşılaştırıldığında ise istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Çalışmamızda, C1-C2 manipülasyonu sonucu hamstring kas esnekliğinde artışın görülmesi, suboksipital kaslar ile hamstring kaslarının tek bir fasya ile bağlantılı olduğu düşüncesini ve spinal manipülasyonun biyomekanik, musküler refleksojenik, kas tonusu gibi etki mekanizmalarının olduğu görüşünü destelemektedir. Sonuç olarak, C1-C2 manipülasyonu hamstring kas esneklik kaybı olan bireylerde bir tedavi seçeneği olarak sunulabilir ve diğer fizyoterapi-rehabilitasyon yöntemlerine destekleyici bir yaklaşım olarak kullanılabilir.

Boyun kaslarıFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Ayşe Nur Öztürk Ewaıda
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Unilateral meme kanseri ile ilişkili üst ekstremite lenfödeminde remedial egzersizlerin ve kompresyonun akut etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, meme kanseri cerrahisi sonrası lenfödem gelişen kadınlarda, kompresyonlu ve kompresyonsuz uygulanan remedial egzersizlerin lenfödem şiddeti ve semptomları üzerine akut etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya unilateral meme kanseri cerrahisi ile ilişkili lenfödemi olan 34 kadın dahil edildi. Bireylerin demografik ve fiziksel özellikleri kaydedildi. Bireylerin kinezyofobi düzeyi Tampa Kinezyofobi Ölçeği ile yaşam kalitesi Lenfödem Yaşam Etki Skalası ile değerlendirildi. Lenfödem şiddeti ve ekstraselüler sıvı oranı ve epidermis, dermis ve subkuten doku kalınlıkları sırasıyla bilateral çevre ölçümü, biyoempedans spektroskopisi (L-dex skoru) ve ultrasonografik değerlendirmeler ile yapıldı. Lenfödem semptomları olarak şişlik, ağırlık ve ağrı hissi görsel analog skalası ile sorgulandı. Bireylerin egzersiz müdahalelerine yönelik memnuniyet algıları likert tipi ölçek ile ve iyileşme algıları Hasta Global İyileşme Algısı Skalası ile değerlendirildi. Lenfödem şiddeti ve semptomların değerlendirilmesi her iki egzersiz müdahalesi (bandajsız, bandajlı) öncesi ve egzersizden 24 saat sonra olmak üzere 4 kez uygulandı.l Bireyler 3 günlük bir arınma periyoduyla ayrılan kompresyonsuz ve kompresyon bandajı ile birlikte 3 setten oluşan remedial egzersizleri 24 saat içinde tamamladı. Kompresyonsuz egzersizlerden 24 saat sonra kol hacmi, L-dex skoru ve semptom şiddet skorlarının (ağrı hariç) egzersiz öncesi ile benzer (p>0,05) iken kompresyonlu remedial egzersizlerden 24 saat sonra, tüm sonuçların başlangıca göre anlamlı derecede azaldığı belirlendi (p<0,001). Bireylerin ortalama yaşam kalitesi düzeyi 27,38±12,22 iken kinezyofobi düzeyleri ortalama 33±6,02 olarak belirlendi. Meme kanseri ile ilişkili lenfödemde remedial egzersizlerin lenfödem şiddetini akut olarak artırmadan bir gün içinde kompresyonsuz olarak güvenle yapılabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma sonuçları, kompresyon tedavisi olmadan gerçekleştirilen remedial egzersizlerin uzun vadeli etkilerinin gelecekteki prospektif çalışmalarda incelenmesinde kullanılabilecek önemli ön bulgulardır. Anahtar Kelimeler: Kompleks boşaltıcı fizyoterapi, fizyoterapi, biyoempedans spektroskopisi, ultrason, egzersiz

EgzersizFizik tedavi yöntemleriFizyoterapi+7
Gülbala Gülören
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tek taraflı alt ekstremite amputasyonu olan bireylerdeki ağrının aktivite ve katılım üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı tek taraflı diz altı amputasyona sahip bireylerdeki ağrının Uluslararası Fonksiyonel Sınıflandırma Sistemine (ICF) göre aktivite ve katılıma olan etkisini incelemektir. Yöntem: Katılımcıların demografik ve klinik özellikleri kaydedilecektir. Çalışmada ağrıyı değerlendirmek için McKill-Melzack Ağrı Anketi ve görsel analog skalası (GAS) kullanılacaktır. Aktivite ve katılım düzeyleri Alt Ekstremite Protez Kullanıcıları Mobilite Anketi (PLUS-M) ve Normal Yaşama Katılım Endeksi (RNLI) ile değerlendirilecektir.Unilateral diz altı amputelerin bağımsız ambulasyonunda ICF'e göre kapasite ve performansı değerlendirmek için amputelere yönelik oluşturulan ICF kısa set kullanılacaktır.

Alt ekstremiteAmpütasyonAğrı+3
Sibel Yerli
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üst ekstremite amputelerinde günlük yaşam aktivitesi ve iş uğraşı anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, güvenirlik ve geçerliği

Bu çalışmanın amacı Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun kültürlerarası adaptasyonu, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Anketin geliştiricisi ve yazarlardan Türkçe versiyon çalışması için gerekli izinler alındı. Anketin orjinal dili olan İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesi ve kültürlerarası adaptasyon uyarlaması, çeviri yöntemleri kurallarına uyularak gerçekleştirildi. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketi, 125 üst ekstremite amputesine test ve tekrar-test olarak uygulandı. Türkçe versiyonunun iç tutarlılığı hesaplandı. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketinin geçerlik analizleri için Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ve Görsel Analog Skalası (GAS) kullanıldı. Anketin test ve tekrar-test uygulaması arasında pozitif yönde mükemmel bir korelasyon olduğu (r=0.93, p<0,001) bulundu. Anketin Türkçe versiyonunun iç tutarlığı genel skorlamayı içeren 9. Kısımda yer alan 17 maddelik günlük yaşam aktiviteleri için yapıldı ve ICC=0,96 olarak belirlendi. Türkçe versiyon çalışması yaptığımız anketin 9. kısmında yer alan günlük yaşam aktiviteleri ile GAS ve DASH ile ilişkisi için toplam skor oluşturuldu ve DASH toplam skoru ile pozitif yönde iyi korelasyon belirlendi (r=0,88, p<0,001). Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinde klinikte ve bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir anket olduğu sonucuna varıldı. Bu çalışma ile ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinin günlük yaşam ve iş ile ilgili aktivitelerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket elde edilmiş olup, uygun proteze karar verme ve rehabilitasyon süreçlerinin planlanmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Üst ekstremite, ampute, protez el, öz değerlendirme, anket

AmpütasyonAnketlerEl+7
Aslı Bebek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsamlı alt ekstremite ampute soket anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliği

Bu çalışmanın amacı Comprehensive Lower-limb Amputee Socket Survey -CLASS'ın Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirliğini araştırmaktır. CLASS protez soketinin uyumunu ölçmeyi amaçlayan geçerliği ve güvenirliği İngilizce dilinde kanıtlanmış bir ankettir. CLASS'ın yazarından alınan iznin ardından kültürlerarası adaptasyon yöntemleri kullanılarak anketin Türkçe versiyonu oluşturuldu. Oluşturulan Türkçe versiyon 80 unilateral alt ekstremite amputasyonuna sahip katılımcıya tekrar-test yöntemiyle iki defa uygulandı. Ek olarak literatürde kullanılan geçerli ve güvenilir ölçme araçlarından Trinity Amputasyon ve Protez Deneyimleri Ölçeği-TAPES, Protez Memnuniyet anketi- PMA, Soket Konfor Skoru-SKS kullanılarak katılımcıların protez kullanımına ve memnuniyetine ilişkin deneyimleri kayıt altına alındı. Ayrıca sosyo-demografik bilgiler, amputasyon düzeyine, rezidüel uzuv sağlığına ilişkin ve protez kullanım sürelerini içeren veriler toplandı. Katılımcıların aktivite düzeyleri Amputee Mobilite Ölçeği- AMP ile kayıt altına alındı ve yaşam kalitesi SF-36 kısa form kullanılarak değerlendirildi. Elde edilen test-tekrar test verileri ile ilk uygulama skorları Cronbach Alfa katsayısı hesaplanarak değerlendirildi ve aralarında güçlü korelasyon tespit edildi (Cronbach Alfa > 0,80). CLASS Türkçe versiyona ait iç tutarlılık yüksek bulundu (Cronbach Alfa > 0,80) ve maddelerden biri anketten çıkarıldığında tutarlılık düzeyinde bir değişiklik gösterilmedi. CLASS Türkçe versiyon ile TAPES, PMA ve SKS skorları arasında çeşitli düzeylerde korelasyon olduğu tespit edildi (p≤ 0,01). CLASS Türkçe versiyonun unilateral alt ekstremite amputelerinde klinikte, araştırmalarda ve protez hizmetlerini geliştirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu gösterildi. Anahtar kelimeler: Amputasyon, Alt ekstremite, Soket uyumu, Sonuç Ölçümleri, Yaşam kalitesi

Alt ekstremiteAmpütasyonAnketler+5
Ceren Kuzu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolcularda bel ağrısının ve motor kontrol etkileniminin sportif performansa etkilerinin incelenmesi

Futbol, farklı yetenek seviyelerine sahip erkekler ve kadınlar, çocuklar ve yetişkinler tarafından oynanan en popüler spordur. Bel ağrısı, profesyonel sporcular da dahil olmak üzere dünya nüfusunun %60-90'ını etkileyen ve giderek artan önemli bir sorundur. Elit futbolcularda, bel ağrısı en yaygın dördüncü rahatsızlıktır ve en sık bildirilen aşırı kullanım yaralanmasıdır. Bel ağrısı öyküsü olan çoğu futbolcu bel ağrısı öyküsü olmayan oyunculara kıyaslandığında lumbopelvik bölgenin motor kontrolünde değişmeler gözlenmiştir. Ancak motor kontol değişiminin olup olmamasının ve motor kontrolün etkilenim seviyesinin futbolcularda performans için önemli parametreler olan gövde enduransına, stabilitesine, çevikliğe, statik ve dinamik dengeye ve kinetik zincire etkileri bilinmemektedir. Futbolcularda erken dönemde bu değişimlerin belirlenmesi sportif performansın yaralanmalarla kesintiye uğramasını önlemek ve sportif kariyerin sürekliliğini sağlamak adına önemlidir. Bu bilgiler doğrultusunda bu çalışmada motor kontrol etkileniminin performans parametreleri üzerine etkisi değerlendirilecektir. Çalışmaya en az üç yıldır futbol oynayan, iki haftadan uzun süre sahadan uzak kalmamış, 16 yaş üzeri en az 60 gönüllü sporcunun dahil edilmesi planlanmıştır. Çalışmaya katılan tüm sporculardan aydınlatılmış onam formu alındıktan sonra demografik bilgileri kaydedilecektir. Bel ağrısına bağlı özür değerlendirmesi Oswestry Fonksiyon anketi ile, kas iskelet sistemi problemleri Nordic Kas İskelet Sistemi anketi ile, spora katılım isteği Sporda Güdülenme Ölçeği- 2 ile değerlendirilecektir. Sporcuların motor kontrol düzeyleri Motor kontrol test bataryası (MKTB) ile, Kor bölgesinin stabilitesi Sahrmann's core stability testle, kor bölgesindeki kasların enduransı spora özel endurans plank testi ve yan köprü endurans testi ile, statik denge stand stork test ile, dinamik denge alt kadran y denge testi ile, postüral değişimleri Corbin Postür Değerlendirme Ölçeği ile, çeviklik modifiye hexagon testi ile, kinetik zincir ise fonksiyonel hareket analizi ile değerlendirilecektir.

AğrıBel ağrısıFutbol+6
Cansu Akkuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alt üriner sistem semptomu olan ve olmayan multipl skleroz hastalarında fiziksel ve psikososyal fonksiyonelliğin incelenmesi

. Bu çalışmanın amacı alt üriner sistem (AÜS) semptomu olan ve olmayan Multipl Skleroz (MS) hastalarında fiziksel ve psikososyal fonksiyonelliğin incelenmesiydi. Hastalar semptom sorgulaması yapıldıktan sonra AÜS semptomu olan (n=36) ve olmayan (n=14) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Fiziksel fonksiyonlar, Zamanlı Kalk ve Yürü (TUG) testi, Multipl Skleroz Yürüyüş Ölçeği, Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği, Yorgunluk Etki Ölçeği ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği ile değerlendirildi. Fiziksel aktivite düzeyinin değerlendirilmesinde Global Fiziksel Aktivite Ölçeği kullanıldı. Buna ek olarak, psikolojik semptomlar Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği ile; yaşam kalitesi ise Multipl Skleroz Yaşam Kalitesi-54 Anketi ile değerlendirildi. AÜS semptomu olan MS hastalarında, TUG testi süresinin AÜS semptomu olmayan MS hastalarından daha yüksek olduğu bulundu (p=0.031). Alt grup analizinde, idrar kaçırma semptomu olan hastalarda, TUG testi süresinin (p=0.008) ve Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (p=0.020) idrar kaçırma semptomu olmayan hastalardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunurken, Global Fiziksel Aktivite Ölçeği'nin toplam puanının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu (p=0.028) bulundu. Aşırı Aktif Mesane Sendromu (AAMS) olan hastalarda, TUG testinin süresinin AAMS olmayan hastalardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulundu (p=0.014). AÜS semptomu olan MS hastalarında, Nörojenik Mesane Semptom Skoru ile değerlendirilen semptom şiddeti ile TUG testi süresinin (r=0,356, p=0,033), MS Yürüyüş Ölçeği puanının (r=0,428, p=0,009) ve Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (r=0,469, p=0,004) pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca semptom şiddetinin artmasıyla MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının (r=-0,557, p<0,01) anlamlı düzeyde azaldığı bulundu. İdrar kaçırma semptomu olan MS hastalarında semptom şiddeti ile MS Yürüyüş Ölçeği'nin (r=0,400 p=0,035) ve son bir yıldaki düşme sayısının (r=0,443, p=0,018) pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Semptom şiddetinin artmasıyla MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının negatif yönde kuvvetli düzeyde ilişkili olduğu (r= -0,64, p<0,01) bulundu. AAMS olan MS hastalarında semptom şiddeti ile MS Yürüyüş Ölçeği puanının (r= 0,354, p=0,049), Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (r=0,389, p=0,031), Yorgunluk Şiddet Ölçeği puanının (r= 0,353, p=0,049) pozitif yönde zayıf düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Semptom şiddetinin artmasıyla Global Fiziksel Aktivite Anketi'nin iş aktiviteleri alt ölçek puanının (r=-0,353, p=0,049) ve MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının (r=-0,676, p<0,01) anlamlı düzeyde azaldığı bulundu AÜS semptomu olan MS hastalarında yapılan lineer regresyon analizinde, daha yüksek TUG testi süresinin (β=0,410, p=0,001) ve daha düşük fiziksel sağlık puanının (β=-0,345, p=0,006) daha yüksek AÜS semptom şiddetine katkıda bulunan faktörler olduğu bulundu. Çalışmamız, MS'li hastalarda AÜS ile ilgili değerlendirmelerin hastalığın erken döneminde başlaması gerektiğinin, MS hastalarına fonksiyonelliğin artırılmasını hedefleyen fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlara ek olarak pelvik taban rehabilitasyonunun da önerilmesinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, Alt Üriner sistem işlev bozukluğu, fiziksel fonksiyon, psikolojik durum, yaşam kalitesi

Belirti ve semptomlarDüşme kazalarıFonksiyonel yetkinlik+7
Şeyma Dilek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağındaki serebral palsili çocuklarda üst ve alt ekstremite kas kuvvetinin yaşam kalitesi ve katılıma etkisinin incelenmesi

Üst motor nöron lezyonu, Serebral Palsili (SP) çocuklarda aktivite, katılım seviyesi ve yaşam kalitesini etkileyen çok çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Çalışmanın amacı, okul çağındaki SP'li çocukların üst ekstremite ve alt ekstremite kaslarının kuvvetinin İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF) çerçevesinde belirlenen aktivite, katılım ve yaşam kalitesi parametrelerinde bir faktör olup olmadığını değerlendirmek ve tipik gelişen yaşıtlarına göre alt ve üst ekstremite kas kuvvetindeki farkı ortaya koymaktı. Bu amaçla, SP tanısı almış, 6-12 yaş aralığında 105 çocuk (n: 105, X̅±SS: 9,002,01 yıl) ve 5 tipik gelişim gösteren çocuk (n: 35, X̅±SS: 9,00±2,03 yıl) çalışmaya dahil edildi. SP'li ve tipik gelişim gösteren çocukların alt ve üst ekstremite kas kuvvetlerinin ölçümü el dinamometresi ile yapıldı. Aktivite düzeyi Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri Bilgisayar versiyounu (PEDI-CAT), katılım seviyesi Yaşam Alışkanlıklarının Değerlendirilmesi Anketi (LIFE-H), yaşam kalitesi Serebral Palsi Yaşam Kalitesi Anketi (CP QOL) ve Pediatrik Veri Toplama Aracı (PODCI) ile bütüncül bir şekilde değerlendirildi. Alt ve üst ekstremite ortalama kas kuvveti değerleri açısından tipik gelişen çocuklar lehine istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu (p<0,05). Diz ekstansör kas kuvvetinin katılım üzerinde anlamlı etkisi olduğu görülürken (p<0,001), dirsek ekstansör kas kuvvetinin yaşam kalitesi üzerinde anlamlı etkisi olduğu görüldü (p<0,001). SP'li çocuklarda katılım seviyesini ve yaşam kalitesini arttırmak için kas kuvveti göz önüne alınması gereken bir faktördür. Özellikle dirsek ve diz ekstansör kas kuvvetinin değerlendirme ve fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına eklenmesi önemlidir.

Alt ekstremiteEkstremitelerKas kuvveti+6
Anıl Soykan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evre I,II ve III diz osteoartritli hastalarda diz içi hyalüronik asit enjeksiyonunun Ağrı, yaşam kalitesi ve fiziksel performans üzerinde etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışma, diz içine uygulanan hyaluronik asit enjeksiyonunun diz osteoartriti (OA) tedavisinde ağrı, yaşam kalitesi ve fiziksel performans üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 45 yaş üzeri ağrı ve hareket kısıtlılığı ile başvuran Kellgren-Lawrence radyolojik evrelemesine göre evre 1,2 ve 3 olan 60 kişi dahil edilmiştir. Hastaların tedavi öncesi ve sonrası sonuçları ağrı şiddeti Vizüel analog skalası (VAS) ile yaşam kalitesi ve fiziksel performans değerlendirmeleri SF-36 ile değerlendirilmiştir.

AğrıAğrı ölçümüDiz+6
Damla Dedeoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde kare adım egzersiz eğitiminin denge üzerinde etkisi

Fiziksel aktivite (FA), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "Çalışırken, oynarken, ev işlerini yaparken, seyahat ederken ve eğlence amaçlı uğraşırken gerçekleştirilen faaliyetler de dâhil olmak üzere, enerji harcanmasını gerektiren, iskelet kasları tarafından üretilen herhangi bir bedensel hareket" olarak tanımlanmıştır. Yaşlanma, karakterize edilen evrensel, içsel ve zararlı bir süreçtir. Zamanla doku ve organ fonksiyonunun ilerleyici kaybı, kardiyovasküler bozukluklar, kanser, diyabet ve nörodejeneratif hastalıklar gibi önemli insan patolojilerinin gelişme riskinin artmasına neden olur. Yaşlanma sürecinde bazı fizyolojik belirtiler fiziksel aktiviteyi gerçekleştirmede güçlüklere yol açarak hareketsizlik oranlarını artırır. Yaşlanma sürecinin bir sonucu olarak azalan esneklik, kas kütlesi kaybı ve azalan aerobik aktivite karşımıza çıkmaktadır. Adım atma eğitimi, günlük ortamda dengeyi korumak için yaygın olarak uygulanan bir koruyucu strateji olan ve ayrıca yaşlı yetişkinlerde önemli bir düşme risk faktörü olan adım atma kapasitesini doğrudan ele alan, düşmeyi önleme için oldukça spesifik bir denge eğitimi biçimidir. Kare Adım Egzersizi, pahalı ekipman gerektirmediği için grup halinde kolaylıkla ve düşük maliyetle yapılabilen bir yürüyüş egzersizi şeklidir. Yaşlı yetişkinlerin iç mekânlarda istedikleri zaman ve açık havada yürürken karşılaşabilecekleri yağmur veya şiddetli soğuk gibi zorluklar olmaksızın egzersiz yapmalarına olanak sağlamak için geliştirilmiştir. Ayrıca, KAE hem fiziksel hem de bilişsel egzersizleri içerir ve bir grup olarak yapıldığından potansiyel olarak sosyal etkileşimi teşvik edebilir. Yaptığımız bu çalışmada Kare Adım Egzersizlerinin yaşlı bireylerde denge açısından etkisini inceledik. Kare Adım Egzersizlerinin yaşlı bireylerde denge üzeri etkil bulduk.

DengeEgzersizFiziksel aktivite+3
Yakhoub Hassan Yakhoub
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Multipl sklerozda seçici egzersiz eğitiminin kas mimarisi, denge, fonksiyon ve yorgunluğa olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Multipl Skleroz (MS) hastalarında kas gruplarına özel, seçici, eksentrik ve konsentrik eğitimin; denge, fonksiyon, yorgunluk ve kas mimarisi üzerine olan etkisini belirlemekti. Tek kör, randomize kontrollü olan bu çalışmaya EDSS skoru 4 ve altında olan 33 MS hastası dahil edildi. Hastalar üç gruba ayrıldı. 1. gruba seçici eğitim 3 gün/hafta, 2. gruba koşu bandında yokuş aşağı yürüme eğitimi 2 gün/hafta, 3. gruba koşu bandında yokuş yukarı yürüme eğitimi 2 gün/hafta olmak üzere 8 hafta uygulandı. Kas mimarisinin normal özelliklerinin tanımlanması için 11 sağlıklı birey, kontrol grubu olarak değerlendirildi. Değerlendirmeler 1. hafta, 8. haftanın sonunda ve 12. haftada tekrar edildi. Kas kuvveti el dinamometresi ile değerlendirildi. Yorgunluk değerlendirilmesinde; Yorgunluk Şiddet Ölçeği, 6 dk yürüme testi öncesi ve sonrası Modifiye Borg Skalası ve Yürüyüş Yorgunluk İndeksi kullanıldı. Kas mimarisi değerlendirmesi için rektus femoris, biseps femoris, gastro-soleus, gastroknemius ve tibialis anterior kaslarının pennasyon açısı, lif uzunluğu ve kalınlığı Ultrasonografi ile değerlendirildi. Denge için tek ayakta durma ve 4 kare adımlama testleri kullanıldı. Fonksiyonel aktiviteler, süreli kalk-yürü, 2 dk yürüme ve 25 adım yürüme testi ile değerlendirildi. Çalışmamızda eğitim sonrası üç grupta denge, fonksiyonel aktivite ve yorgunluk yönünden sonuçları benzer bulundu (p>0,05). Yokuş aşağı yürüme grubunda plantar fleksör, yokuş yukarı yürüme grubunda dorsi fleksör kas kuvvetinde artış görüldü (p<0,05). MS hastalarının rektus femoris kas kalınlığı, sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak üç farklı egzersiz eğitiminin denge, fonksiyonel aktivite, yorgunluk ve kas mimarisi üzerine olumlu etkileri olduğu görüldü. Kas mimari temelli seçici egzersiz eğitim grubu sonuçlarının, yokuş aşağı ve yukarı yürüme grupları ile benzer olması nedeniyle, MS rehabilitasyonunda alternatif bir yaklaşım olabileceğini ve farklı kas gruplarının da dahil edildiği çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Eksentrik Egzersiz, Kas Mimarisi, Konsentrik Egzersiz, Multipl Skleroz, Yorgunluk

DengeEgzersizEgzersiz tedavisi+6
Zekiye İpek Katırcı Kırmacı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda kaba motor fonksiyon ölçütünün uzun (KMFÖ-88) ve kısa (KMFÖ-66) formunun Türkçeye uyarlanması, güvenilirlik ve geçerliliğının araştırılması ve klinik tıplere göre incelenmesı

Çalışmanın amacı, Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ)'nün uzun hali olan 88 maddelik formu ve kısa hali olan 66 maddelik formunun Türkçe'ye uyarlamasının yapılarak, her iki formun Türkçe uyarlamalarının Serebral Palsili (SP) çocuklarda geçerlik ve güvenirlik analizinin yapılması ve bu güvenirlik ve geçerliliğin tiplere göre farklı olup olmadığının incelenmesiydi. Çalışmaya, 5-18 yaş arasında 100 SP'li çocuk dahil edildi. KMFÖ formlarının Türkçe'ye uyarlanması yapıldı ve orijinal yazarlar tarafından onaylandı. Her bir KMFSS seviyesi için 10'ar çocuk olmak üzere 50 çocukta test- tekrar test uygulaması yapıldı ve Cronbach Alfa katsayısı KMFÖ-88 A, B, C, D, E alt bölümleri ve toplam için sırasıyla 0,999; 0,999; 0,999; 0,993; 1,00; 0,999 ve KMFÖ-66 için ise 0,999 olarak bulundu. Geçerlik analizi için ise altın standart olarak Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS) kullanıldı. Güvenirlik KMFSS ile KMFÖ-88 alt boyutları ve KMFÖ-66 toplam skoru arasında kuvvetli negatif ilişki bulundu (p<0,05) ve Türkçe KMFÖ-88 ve KMFÖ-66'nın fonksiyonel ayırımı yapabildiği saptandı; en yüksek ilişki KMFÖ-88 için yürüme, koşma ve sıçrama alt boyutunda bulundu (p<0,05). Yapı geçerliğinde ise, KMFÖ-88'in alt boyutları ve toplam skoru ile KMFÖ-66 toplam skorunun birbirleriyle kuvvetli ve mükemmel ilişkili bulundu (p<0,05). Açıklayıcı faktör analizinde ise, KMFÖ-88 ve KMFÖ-66 maddelerinin tek bir faktör altında toplandı ve bu sonuç ölçütlerden beklenildiği gibiydi. Türkçe KMFM-88 ve KMFÖ-66 SP'li çocuklar için geçerli ve güvenilir olarak tespit edildi. Spastik, diskinetik ve ataksik olgularda, hem KMFÖ-88 in tüm alt boyutları ve toplam skorunda hem de KMFÖ-66 toplam puanında, gözlem içi güvenirlik değeri olarak alınan Cronbach Alfa 0.998 ve 1.00 arasında, ICC değerleri ise 0.977 ve 1.00 arasında değişmekte idi ve aralarında fark yoktu, geçerlilik açısından ise tipler arasında KMFÖ 88 tüm alt boyutları ve toplam skoru ile KMFÖ-66 toplam skorları ile KMFSS arasında negatif yönlü ancak birbirleriyle aynı ilişki vardı (p<0,05). SP'de motor fonksiyonları ve motor gelişimi değerlendirmede altın standart olarak kullanılan ve Türkçe'leştirilen KMFÖ nün Türk pediatrik rehabilitasyon alanına önemli katkı sağlayacağını ve dünya sağlık örgütünününde önerisi doğrultusunda bundan sonra ülkemizde yapılacak çalışmalarda Türkçe KMFÖ'nün kullanılmasına olanak vereceğini düşünmekteyiz.

Güvenilirlik ve geçerlilikKaba motor becerileriMotor beceriler+2
Tuğçe Ataç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibular eklem rahatsızlığında farklı tedavi yöntemlerinin çiğneme kas aktivitesi, ağrı, postür, psikolojik durum ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Temporomandibular Eklem Rahatsızlığı (TMER)'nda, üç farklı tedavi yönteminin çiğneme sırasındaki kas aktivitesi, ağrı, temporomandibular eklem (TME) ve servikal bölge eklem hareket açıkığı (EHA), psikolojik durum ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması idi. Çalışmaya kas kaynaklı TMER olan 42 birey ve 12 sağlıklı birey katıldı. TMER'li bireyler, Egzersiz Grubu (EG), TENS Grubu (TG) ve Manuel Tedavi Grubu (MTG) olmak üzere 14'er kişiden oluşan üç gruba arıldı. Her üç gruba 6 hafta boyunca TME ve servikal bölgeye germe, kuvvetlendirme ve postüral egzersizlerden oluşan egzersiz programı uygulandı. EG'ye sadece egzersiz programı uygulanırken, TG'ye egzersize ek olarak TENS tedavisi ve MTG'ye egzersize ek olarak manuel tedavi 6 hafta boyunca, haftada 3 seans uygulandı. Ağrı şiddeti (görsel analog skala-GAS), basınç ağrı eşiği (BAE) (algometre), masseter ve anterior temporalis kaslarının çiğneme sırasındaki kas aktivitesi (yüzeyel elektromigoyrafi), çiğneme kalitesi (GAS), TME eklem hareket açıklığı (EHA) (milimetrik cetvel), servikal bölge EHA (Cervical Range of Motion-CROM), TME fonksiyonel durumu (Fonseca Anamnestik Anketi-FAA ve Mandibular Fonksiyon Bozukluğu Anketi-MFBA), psikolojik durum (Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği) ve yaşam kalitesi (SF-36 Ölçeği) değerlendirildi. TMER'li bireylerin tedavi sonrasındaki verilerini sağlıklı bireylerle karşılaştırabilmek için, SG'nin "çiğneme sırasındaki kas aktivitesi" ve TME EHA değerlendirildi. Tedavi sonrasında her üç tedavi grubunda, tüm parametrelerde anlamlı iyileşmelerin olduğu (p<0,05), ancak bazı parametrelerin sağlıklı grubun değerlerine ulaşamadığı görüldü. Gruplar arasındaki karşılaştırmada; bütün gelişmeler MTG'de EG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05). BAE, TME'nin sağ/sol lateral hareketleri, servikal fleksiyon ve ekstansiyon, çiğneme kalitesi ve çiğneme sırasındaki kas aktivitesindeki gelişmeler MTG'de TG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05). Ağrı şiddeti, BAE değerleri, çiğneme kalitesi, servikal fleksiyon ve ekstansiyon ve TME'nin sol lateral hareketindeki gelişmeler TG'de EG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05).Sonuç olarak, TMER' de üç tedavi yöntemi de etkili olmakla birlikte, etki büyüklüğüne göre manuel tedavi ile egzersiz kombinasyonun en etkili tedavi seçeneği olduğu bulundu. Diş hekimi ve fizyoterapistlerin ekip çalışması içinde olduğu uzun süreli hasta takiplerinin yapıldığı çalışmalarla, tedavi başarısının ve fonksiyonel düzeyin artacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Temporomandibular eklem rahatsızlığı, kronik ağrı, fizik tedavi modaliteleri, manuel tedavi, yaşam kalitesi, elektromiyografi Yazar doktora eğitimi süresince TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB) tarafından desteklenmiştir.

AğrıDuruşElektromiyografi+6
Nazım Tolgahan Yıldız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda kaba motor fonksiyon sınıflandırma sistemi aile raporunun Türkçe uyarlaması, güvenirliğinin belirlenmesi ve aile ve fizyoterapistin kaba motor fonksiyon seviye belirlemesindeki tutarlılığının araştırılması

Çalışmanın amacı, Serebral Palsi (SP)'li çocuklar için geliştirilen Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi Aile Raporunun (KMFSS-AR)'nin Türkçe versiyonu oluşturmak, güvenilirliğini ve geçerliliğini değerlendirmek, anne, baba ve fizyoterapist arasındaki tutarlılığını araştırmaktı. Çalışmaya yaşları 2-18 arasındaki 100 SP'li çocuğun anneleri, babaları ve fizyoterapistleri katıldı. Çalışmaya katılan tüm çocuklar kendilerine uygun olan KMFSS-AR'ye göre 2-4 yaş, 4-6 yaş, 6-12 yaş, 12-18 yaş ve 12-18 yaş öz rapor olarak beş gruba ayrıldı. Tüm çocukların KMFSS seviyeleri fizyoterapistlerinden öğrenilip kaydedildi. Anneler, babalar ve fizyoterapistler uygun olan KMFSS-AR'yi kullanarak çocukların motor becerilerini sınıflandırdı. Anneler ve babalardan çocuğun fonksiyonel yeteneklerini belirlemek için Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçütü 2 (WeeFIM 2®)'yi puanlamaları istendi. KMFSS-AR'nin test-tekrar test güvenilirlik değerleri, annelerde her grup için sırasıyla ICC=0,990, 0,991, 0,985, 0,987, 0,989, babalarda ise ICC=0,961, 1,000, 0,989, 0,986, 1,000 olarak kaydedildi. Gözlemciler arası güvenilirlik değerleri, anneler ve fizyoterapistler arasında her grup için sırasıyla ICC=0,973, 0,955, 0,957, 0,904, 0,962, babalar ve fizyoterapistler arasında ise ICC=0,929, 0,948, 0,978, 0,915, 0,902 olarak bulundu. Geçerlilik çalışmasında, annelerin ve babaların yaptığı KMFSSAR sınıflandırmalarının, WeeFIM 2® total puanları ile arasındaki ilişki r=0,847, 0,840 olarak bulundu. Annelerin fizyoterapistlerle olan tutarlılığı sırasıyla : 0,738, 0,676, 0,806, 0,530, 0,718, babaların ise : 0,741, 0,807, 0,936, 0,590, 0,502 olarak kaydedildi. Son dönemde ailelerin rehabilitasyon programındaki etkinlikleri önem kazanmıştır. Çalışmamızda güvenilir, geçerli ve tutarlı bir sınıflandırma sistemi olarak bulunan KMFSS-AR, ailelerin kendi çocuklarının motor performansını belirleyerek fizyoterapistlerle birlikte ortak hedef oluşturmasında kolaylık sağlayacaktır.

Kaba motor becerileriMotor beceri testleriMotor beceriler+3
Esra İncesu Oral
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Menopoz sonrası cinsellik anketi'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması

Bu çalışma, menopoz dönemindeki kadınlarda cinsel aktiviteyi değerlendirmek amacıyla geliştirilen Menopoz Sonrası Cinsellik Anketi (MSCA)'ni Türkçe'ye uyarlanması, Türk kadınlarda geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya, yaş ortalaması 60,2 ± 7,6 yıl olan 356 menopoz döneminde olan kadın katıldı. Öncellikle kadınların demografik özellikleri ve obstetrik bilgileri kaydedildi. İlk olarak MSCA'nın Türkçe'ye uyarlaması yapıldı. Her bir kadına cinsel aktivitesini ve menopoza özgü yaşam kalitesini belirlemek amacıyla Kadın Cinsel İşlev Ölçeği (KCİÖ), Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) ve MSCA uygulandı. MSCA'nın güvenirlik ve geçerliği; iç tutarlılık, test- tekrar test ve kriter geçerliği analizleri ile incelendi. Çalışma sonuçlarına göre MSCA'nın iç tutarlılığının (Cronbach's α=0,97) ve test- tekrar test güvenirliğinin (r=0,95) yüksek olduğu bulundu (p<0,001). MSCA'nın KCİÖ (r=0,76; p<0,001) ve MÖYKÖ (r= -0,47; p<0,001) skorları ile ilişkisine dayanarak kriter geçerliği ortaya konuldu. Sonuç olarak MSCA'nın Türkçe uyarlamasının menopoz dönemindeki Türk kadınlarda cinsel aktiviteyi değerlendirmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi.

Cinsel ilişkiCinsel işlevlerCinsel yaşam+7
Hatice Gülşah Kürne
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

PRP uygulanmış diz osteoartritli hastalarda fizyoterapinin ağrı, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; PRP enjeksiyonu yapılmış olan diz osteoartritli (OA) kadın hastalara uygulanan fizyoterapinin ağrı, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkisini incelemekti. Diz OA'i nedeniyle PRP enjeksiyonu yapılmış yaşları 46-65 yıl arasında değişen 28 kadın hasta, tabakalı randomizasyon yöntemiyle PRP+fizyoterapi grubu ( n=14 ortalama yaş: 55,00 ± 4,81 yıl) ve PRP (kontrol) grubu ( n=14 ortalama yaş: 55,35 ± 6,19 yıl) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. PRP+fizyoterapi grubundaki hastalara, haftada 2 gün olacak şekilde 6 hafta boyunca diz çevresi gergin yapılara manuel gevşetme uygulamaları, patellar mobilizasyon ve fizyoterapist eşliğinde bireysel egzersiz programı uygulandı. Kontrol grubundaki hastalara ilave bir tedavi verilmedi. Tüm hastalar başlangıçta (PRP enjeksiyonundan 3 gün sonra) ve 6. hafta sonunda değerlendirildi. Aktivite, dinlenme ve uyku sırasındaki ağrı şiddeti Görsel Analog Skala (VAS) ile; fiziksel fonksiyon Western Ontario ve McMaster Universities Osteoartritis Index (WOMAC) ile; fonksiyonel performans süreli kalk yürü (SKY) testi, merdiven çıkma ve inme testleri ile; kuadriseps femoris ve hamstring kas kuvvetleri izokinetik kas kuvvetleri 90°/sn ve120°/sn hızlarda Biodeks System 3® (Biodex Corp, Shirley, NY) ile ve sağlıkla ilişkili yaşam kaliteleri SF-36 kısa form ile değerlendirildi. Hastaların fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Formunun kısa versiyonu (IPAQ-SF) kullanılarak sorgulandı. Çalışmanın sonucunda PRP + Fizyoterapi grubunda 6 haftanın sonunda incelenen tüm parameterlerde anlamlı gelişmeler bulunurken, kontrol grubunda SKY testi ve yaşam kalitesinin enerji/yorgunluk ile sağlık değişimi parametrelerinde gelişme olduğu tespit edildi (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada aktivitedeki ağrı şiddeti, kas kuvvetleri, fiziksel fonksiyon puanları, basamak inme ve çıkma testleri süreleri, yaşam kalitesi toplam puanı ve fiziksel aktivite düzeylerinde PRP + fizyoterapi grubu lehine anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Bu çalışma ile diz OA'lı hastalarda PRP enjeksiyonu sonrası fizyoterapinin ağrı, kas kuvveti, fiziksel fonksiyon, fonksiyonel performans, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi üzerine olumlu etkileri gösterildi. Tedavinin başarısını arttırmak için PRP enjeksiyonu yapılan diz OA'lı hastaların fizyoterapiste yönlendirilmesi ve yapılandırılmış bireysel egzersiz programına dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.

AğrıDiz eklemiEgzersiz+6
Sibel Bozgeyik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Riskli bebeklerin klinik özellikleri ve yaşam kalitelerinin, annelerinin yaşam kalitesi üzerine olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, riskli bebeklerin klinik özellikleri ve yaşam kalitelerinin annelerinin yaşam kalitesi üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 130 riskli bebek ve bebeklerin anneleri dahil edildi. Bebeklerin klinik bilgileri ve demografik özellikleri kaydedildi. Annelerin yaşam kalitesini değerlendirmek için Pediatrik Yaşam Kalitesi Soru Formu (PedsQL™)'nun Ailevi Etki Anketi ve Aile Etki Ölçeği (IPFAM) kullanıldı. Riskli bebeklerin yaşam kalitesini değerlendirmek için Pediatrik Yaşam Kalitesi Envanteri (PedsQL™) (Bebek Skalaları-Bebekler için Ana Baba Raporu (1-12 aylık)) kullanıldı. PedsQL™ Bebek Skalaları total skoru ile PedsQL™ Ailevi Etki Anketinin total skoru ve IPFAM total skoru arasında pozitif yönde istatistiksel yönden anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). İntrauterin gelişim geriliği, maternal risk faktörleri varlığının ve düşük doğum ağırlığının aile üzerinde etkisi bulunamamıştır (p>0,05). Riskli bebeğin yaşam kalitesinin ailesi üzerine etkisi olduğu ve annenin yaşam kalitesini etkilediği görüldü.

AnnelerBebek-düşük doğum ağırlığıBebek-prematür+6
Melek Güngör
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Meme kanserinde cerrahi sonrası radyoterapi süresince uygulanılan egzersiz eğitiminin etkinliğinin araştırılması

radyoterapi süresince uygulanılan gözetimli egzersiz eğitiminin, omuz eklem hareket açıklığı (EHA), kavrama kuvveti, skapular diskinezi, lenf ödem, üst ekstremite fonksiyonelliği, hareket korkusu, yaşam kalitesi, ağrı ve duyusal semptomlar üzerindeki etkinliğini araştırmaktı. Tek taraflı meme ve aksilla cerrahisi geçiren ve aksillar alanı içeren radyoterapiye yönlendirilen 37 hasta, basit rastgele yöntem ile egzersiz (n=19) ve kontrol (n=18) olarak iki gruba ayrıldı. Egzersiz grubundaki hastalara; EHA, germe, kuvvetlendirme, solunum, sinir mobilizasyon egzersizleri ve manuel terapi uygulamalarından oluşan program, 7 hafta boyunca haftada 3 gün uygulandı. Kontrol grubundaki hastalara, rutin radyoterapi sürecinde olduğu gibi herhangi bir egzersiz eğitimi uygulanmadı. Gruplardaki hastalar radyoterapi öncesi ve sonrasında 2 kez olmak üzere; EHA evrensel gonyometre ile, kavrama kuvveti Jamar el dinamometresi ile, skapular diskinezi Lateral Skapular Kayma Testi ile, lenf ödem çevre ölçümü ile, fonksiyonellik Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ve Omuz Ağrı ve Engel Indeksi (SPADI) ile, hareketten korku TAMPA Kinezyofobi Ölçeği ile, yaşam kalitesi Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Organizasyonu Yaşam Kalite Anketleri C30-BR23 (EORTC QLQ-C30 ve BR23) ile, ağrı ve duyusal semptomlar McGill Ağrı Soru Formu ve Görsel Analog Skala (GAS) ile değerlendirildi. Çalışmanın sonuçlarına göre; omuz EHA'da egzersiz grubunda her yönde artış elde edilirken (p<0,05), kontrol grubundaki tek değişim omuz fleksiyon derecesinde azalma oldu (p<0,05). Kavrama kuvvetinde egzersiz grubunda artış elde edilirken (p<0,05), kontrol grubunda azalma gözlendi (p<0,05). Skapular diskinezinin pozitif olduğu hasta sayısı ve hastalardaki lenf ödem durumu her iki grupta da değişmedi. Fonksiyonellikte, hem DASH hem de SPADI bulgularında tedavi grubunda iyileşme elde edilirken (p<0,05), kontrol grubunda azalma gözlendi (p<0,05). Hareket korkusunda, egzersiz grubunda iyileşme elde edilirken (p<0,05), kontrol grubunda değişim bulunmadı (p>0,05). Yaşam kalitesi alt ölçeklerinde, meme semptomlarında her iki grupta da artış gözlendi (p<0,05). Egzersiz grubunda kognitif fonksiyon değerinde değişme olmaksızın diğer tüm parametrelerde iyileşme elde edildi (p<0,05). Kontrol grubunda yaşam kalitesi alt parametrelerinden; vücut imajı, emosyonel fonksiyon, genel sağlık düzeyi ve kognitif fonksiyonlarda değişme olmazken (p>0,05), diğer tüm alt parametrelerde azalma gözlendi (p<0,05). McGill ve GAS değerlerinde, egzersiz grubunda iyileşme elde edilirken (p<0,05), kontrol grubunda kötüleşme gözlendi (p<0,05). Sonuç olarak meme ve aksilla cerrahisi sonrası, aksillar radyoterapi süresince uygulanılan gözetimli egzersiz eğitimi ile üst ekstremitedeki akut komplikasyonlar engellenmiş ve iyileşme yönünde bulgular elde edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan egzersiz protokolünün, meme kanseri radyoterapi hastalarında uygulanması tavsiye edilir niteliktedir. Egzersiz tedavisinin aksillar radyoterapi hastalarında uzun dönem etkinliğini araştıran çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Meme kanseri, adjuvan radyoterapi, egzersiz tedavisi, üst ekstremite, hayat kalitesi

CerrahiEgzersiz tedavisiHasta eğitimi+6
Damlagül Aydin Özcan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı Multipl Skleroz (MS) hastalarında motor ve kognitif ikili görevin yürüyüş ve postüral kontrol üzerine etkisini araştırmaktır. Hacettepe Hastaneleri Nöroloji Kliniğine başvuran, kesin MS tanılı, yaş ortalaması 30,47 ± 6,38 yıl olan, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) puanı 5'ten az olan ve Standartize Mini Mental Test (SMMT) skoru 24'ün üzerinde olan ve bağımsız yürüyebilen 30 MS'li birey dahil edildi. Kontrol grubu olarak yaş ortalaması 29,47± 5,66 olan, herhangi bir ortopedik, nörolojik veya sistemik bir rahatsızlığı bulunmayan 30 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin; tanımlayıcı özellikleri kaydedildi. İkili görevlerin postüral kontrol üzerine etkilerini incelemek amacıyla gözler açık ve kapalı sağ ve sol tandem duruş testi, zamanlı kalk ve yürü testi ve dört kare adım testleri sırasıyla; görevsiz, motor ikili görev ve kognitif ikili görev verilerek tekrarlandı. Yürüyüş değişkenliği ise Gait-trainer Biodex cihazı kullanılarak değerlendirildi. Motor ikili görev için; bir elinden diğerine objeyi geçirmesi, kognitif ikili görev için; 100' den geriye doğru 3'er 3'er sayması istendi. MS'li ve sağlıklı bireylerde motor ve kognitif ikili görevin dört kare adım testi ve zamanlı kalk ve yürü testi performans sonuçlarını kötüleştirdiği, kognitif yükün daha fazla görev yükü oluşturduğu görüldü. (p<0,05) Gözler açık ve kapalı pozisyonlarda sağ veya sol tandem dengenin, ne motor ne de kognitif ikili görevle etkilenmediği görüldü(p>0,05). MS'li bireylerin sağlıklılara göre, daha düşük hızda, daha az adım sayısına ulaştıkları, daha kısa sol adım mesafesi kullandıkları ve daha değişken adım uzunlukları ile yürüdükleri görüldü. Ayrıca MS'li bireylerin sağ ve sol adım uzunluklarının motor ikili görevle değişmediği, kognitif ikili görev verildiğinde ise uzadığı görüldü. Bu çalışma MS'li bireylerin, yürüyüş ve denge performanslarının motor ve kognitif görevlerle etkilendiğini, kognitif görevin daha fazla yük oluşturduğunu ve denge ile ilgili sonuçlarda sağlıklılarla benzer performans açığa çıkardıklarını gösterdi. Çalışmamız MS'li bireylerde en erken dönemden itibaren amaca yönelik tekrarlanan kognitif görevlerin verilmesinin bireyin postüral kontrol becerisine doğrudan katkı sağlayacağı düşünüldü. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, ikili görev, postüral kontrol, yürüyüş

Bilişsel işlevlerMotor becerilerMultipl skleroz+3
Aysun Katmerlikaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiopatik skolyozda menstrual ağrı şiddetine göre skolyoz şekli ve spino-pelvik parametrelerin incelenmesi

Bu çalışma, adölesan idiopatik skolyoz (AİS) teşhisi olan bireylerde menstrual ağrı şiddetine göre skolyoz şekli ve spino-pelvik parametreleri incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 15,8±2,7 yıl olan, anteroposterior ve lateral grafileri mevcut olan ve AİS teşhisi olan 114 birey dahil edildi. Bireylerin menstrual ağrısı "Görsel Analog Skalası" ile değerlendirildi ve daha sonra menstrual ağrı şiddeti ortalamalarına göre bireyler 3 gruba ayrıldı. Menstrual ağrı şiddeti ortalaması 0-3 cm arasında olan bireyler "yok-hafif şiddetli ağrı" grubu (n: 39), 3,1-7 cm arasında olan bireyler "orta şiddetli ağrı" grubu (n: 43), 7,1-10 cm arasında olan bireyler ise "şiddetli ağrı" grubu (n: 32)'na dahil edildi. Tüm bireylerin tanımlayıcı özellikleri (demografik ve fiziksel özellikler, korse kullanımı, anksiyete ve depresyon düzeyi), skolyoz şiddeti (Cobb açısı), skolyoz şekli (eğri sayısı, primer eğri bölgesi) ve spinopelvik parametreleri (torakal kifoz, lumbal lordoz, pelvik insidans, pelvik tilt, sakral slop, pelvik obliklik derecesi, pelvik kayma ve pelvik aksiyal rotasyon) değerlendirildi. Çalışmamızda menstrual ağrı şiddetine göre oluşturulan gruplar arasında yaş, eğitim durumu ve pelvik obliklik derecesi parametreleri açısından fark bulunurken (p<0,05), diğer tanımlayıcı özellikler, skolyoz şiddeti, skolyoz şekli ve diğer spinopelvik parametreler açısından fark bulunmadı (p>0,05). Pelvik obliklik derecesi şiddetli ağrı grubunda daha büyük bulundu. Çalışma sonuçlarımıza göre, AİS teşhisi olan olgularda pelvik obliklik derecesi arttıkça menstrual ağrı şiddetininde arttığı söylenebilir. Standart ve çok boyutlu analize izin veren yöntemlerle skolyoz şiddeti, şekli ve spinopelvik parametreleri değerlendiren ve bu parametrelerin menstrual ağrı ile ilişkisini inceleyen geniş örneklemli ileri çalışmalar planlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Adölesan idiopatik skolyoz, Cobb, menstrual ağrı, pelvik obliklik, spinopelvik parametre.

AğrıDismenoreErgenler+6
Burcu Şenol
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelik semptom envanteri"nin Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik-güvenirliği ve trimesterlere göre semptomların incelenmesi

Bu çalışma, Gebelik Semptom Envanteri (GSE)'ni Türkçe'ye uyarlamak, geçerlik ve güvenirliğini araştırmak ve trimesterlere göre en yaygın beş semptomu belirlemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 30,44 ± 4,35 yıl olan 210 gebe dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen tüm gebelerin demografik, fiziksel ve obstetrik özellikleri ve yaşam stili bilgileri kaydedildi. GSE'nin güvenirlik ve geçerliği; iç tutarlılık, test-tekrar test, kapsam ve kriter geçerliği analizleri ile incelendi. Kriter geçerliğinde, GSE skorları ile "Görsel Analog Skalası", "Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği", "Durumluk ve Süreklilik Kaygı Ölçeği", "Beck Depresyon Envanteri" ve "Nottingham Sağlık Profili" skorları arasındaki ilişki değerlendirildi. Ayrıca semptomların genel prevalansları ve trimesterlerde en yaygın görülen beş semptom incelendi. Çalışma sonuçlarına göre, GSE'nin Türkçe uyarlamasının iç tutarlılık (Cronbach alfa= 0,88) ve test- tekrar test güvenirliği (r=0,99) oldukça yüksek bulundu. Gebelik semptomlarının sıklığının ve günlük yaşama etkisinin, gebelikte distres, kaygı, depresyon ve düşük yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu görüldü (p<0,05). Semptomların genel prevalanslarına göre, en yaygın görülen semptomların sırasıyla bitkinlik/yorgunluk, sık idrara çıkma, vajinal akıntıda artma, sırt/bel ağrısı ve uyku problemleri olduğu saptandı. Trimesterlere göre ise bitkinlik ve yorgunluk, sık idrara çıkma, vajinal akıntıda artma ve sırt/bel ağrısı tüm trimesterlerde yaygınken, mide bulantısının birinci, reflünün ikinci ve uyku probleminin üçüncü trimesterde ilave olarak yaygın olduğu tespit edildi. Türk gebelerin semptomlarını değerlendirmede geçerli ve güvenilir bir ölçek olan GSE, klinik araştırmalarda bir sonuç ölçümü olarak yer almalı ve Türkiye'nin farklı sosyokültürel kesimlerini temsil eden ve sonuçlarını çalışmamızla karşılaştıran ileri araştırmalar planlanmalıdır.

AnketlerBelirti ve semptomlarGebelik+2
Burçin Özyürek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tetik parmakta rehabilitasyonun evrelere göre fonksiyonel iyileşme süreçleri üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, tetik parmağı olan hastalarda uygulanan fizyoterapi programının tetikleşme evrelerine göre fonksiyonel iyileşme süreçleri üzerine olan etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmaya tetik parmak tanısı almış ve yaşları 35-65 yıl arasında olan toplam 34 hasta dahil edildi. Hastalar tetikleşme evrelerine göre Evre 1 (n=11), Evre 2 (n=14) ve Evre 3 (n=9) olmak üzere üç gruba ayrıldı ve toplam 6 ay takip edildi. Her üç grubun fizyoterapi ve rehabilitasyon programında splintleme, egzersiz programı ve aktivite modifikasyonu yer aldı. Hastalar, tedavi öncesinde, 1. ay, 2. ay, 3. ay ve 6. ayda değerlendirildi. Değerlendirme kapsamında, ağrı şiddeti, tetikleşme sayısı, kavrama kuvveti, üst ekstremite fonksiyonel durumu, yaşam kalitesi, emosyonel durum ve kinezyofobi yer aldı. Fizyoterapinin Evre 1'de ağrı, kavrama kuvveti, üst ekstremite fonksiyonel durumu, yaşam kalitesi ve depresyon üzerine etkili olduğu kaydedildi (p<0,05). Evre 2'de ağrı, tetikleşme sayısı, üst ekstremite fonksiyonel durumu, yaşam kalitesi ve depresyonda gelişme sağladığı saptandı (p<0,05). Evre 3'te tetikleşme sayısı, üst ekstremite fonksiyonel durumu ve yaşam kalitesinde iyileşme kaydedildi (p<0,05). Evre 1, Evre 2 ve Evre 3 grupları karşılaştırıldığında fizyoterapinin Evre 1'de kavrama kuvvetinin gelişiminde diğer evrelere göre daha etkili olduğu, Evre 3'de ise yaşam kalitesinin duygusal rolde kısıtlılık alt parametresinin daha iyi olduğu bulundu. Ayrıca, çalışmamızda her 3 evredeki hastaların ağrı, tetikleşme ve fonksiyonel durumundaki iyileşme süreçlerinin farklı olduğu kaydedildi. Evre 2 ve Evre 3 hastalarında bu parametrelerde Evre 1'e göre daha erken dönemde iyileşme kaydedildi. Sonuç olarak tetik parmak hastalarında evrelere göre iyileşme süreçleri farklıdır. Fizyoterapi tetik parmağın üç evresinde de etkili bir yaklaşımdır. Anahtar kelimeler: tetik parmak, fonksiyonel iyileşme, fizyoterapi, splintleme

AtellerFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+3
Seda Namaldı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlıklı bireylerde farklı tip egzersiz eğitimlerinin suprahyoid kas aktivasyonu, disfaji limiti ve dil basıncı kuvvetine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışma sağlıklı bireylarda 8 haftalık 3 farklı egzersiz eğitimini içeren CTAR (Chin Tuck Against Resistance) egzersizleri, Shaker egzersizleri ve tarafımızca geliştirilen Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizlerinin suprahyoid kas aktivitesi ve kuvveti, disfaji limiti ve dil basıncı üzerine etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-40 yaş arasında T-EAT10'den (Türkçe Yeme Değerlendirme Aracı) 3 puandan az alan 36 sağlıklı gönüllü birey (yaş ortalaması: 27.124.42 yıl) dahil edildi ve bireyler randomize olarak 3 gruba ayrıldı. Normalize edilmiş suprahyoid kas akvitasyonları, maksimum suprahyoid kas akvitasyonları ve disfaji limit ölçümleri yüzeyel Elektromoyografi ile, maksimum suprahyoid kas kuvvetleri ise dijital dinamometre kullanılarak değerlendirildi. CTAR egzersizinin Shaker egzersizine ve Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizine göre normalize edilmiş suprahyoid kas aktivasonunu daha fazla artrırdığı (p1<0.001, p2=0.013), Shaker ve Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizinin normalize edilmiş suprahyoid kas aktivasyonlarını benzer şekilde aktive ettiği görüldü (p=0.036). CTAR ve Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizinin bireyların maksimum suprahyoid kas aktivasyonları açısından istatistiksel olarak artırdığı bulunurken (p1=0.004), (p2=0.018), Shaker egzersizinin suprahyoid kas aktivasyonunu artırmadığı görüldü (p=0.507). CTAR ve Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizinin bireyların dil basınçlarını istatistiksel olarak artırdığı bulunurken (p1=0.041, p2=0.045), Shaker egzersizinin dil basınçlarını artırmadığı görüldü (p3=0.248). CTAR, Shaker ve Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizi gruplarının her üçünde de, egzersiz öncesi ve sonrası disfaji limitleri değişmedi (p1=0.162), (p2=0.102), (p3=0.257). Sonuç olarak çoğu parametrede CTAR egzersizi daha etkili görünse de tarafımızca geliştirilen Theraband ile yapılan Chin Tuck egzersizinin de seçilmiş vakalarda CTAR'a alternatif olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz Anahtar Kelimeler: Disfaji, Dil Basıncı, Suprahyoid Kas Aktivasyonu

DilEgzersizFizik tedavi+2
Hasan Erkan Kılınç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Chalder yorgunluk ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlanması ve genç yetişkin bireylerde psikometrik özelliklerinin incelenmesi

Çalışmanın amacı Chalder Yorgunluk Ölçeği'nin (CYÖ) Türkçe'ye uyarlanması ve genç yetişkin bireylerde güvenirliğinin ve geçerliğinin incelenmesiydi. Çalışmaya yaşları 20-40 arasında değişen (ortalama±standart sapma=29,78±5,30) 501 sağlıklı birey (202 kadın ve 299 erkek) dahil edildi. Chalder Yorgunluk Ölçeği Türkçe'ye uyarlandıktan sonra test-tekrar test güvenirliği, iç tutarlılığı, eş zamanlı geçerliği ve yapı geçerliği incelendi. Tekrar test uygulaması 192 bireye test uygulamasından en erken 3, en geç 7 gün sonra uygulandı. Ölçeğin fiziksel yorgunluk boyutunun (CYÖ-FYB) iyi, mental yorgunluk boyutunun (CYÖ-MYB) orta ve genelinin (CYÖ-G) ise iyi seviyede test-tekrar test güvenirliğe sahip olduğu bulundu (sırasıyla Intraclass Correlation Coefficient değerleri: 0,793; 0,739; 0,817). İç tutarlılığının ise CYÖ-FYB için iyi, CYÖ-MYB için kabul edilebilir ve CYÖ-G için iyi seviyede olduğu bulundu (sırasıyla Cronbach alfa değerleri: 0,893; 0,764; 0,897). Eş zamanlı geçerliğin incelenmesinde kullanılan Checklist Individual Strength Yorgunluk Ölçeği ve Görsel Analog Ölçeği ile arasında orta seviyede ilişki bulundu (sırasıyla r değerleri: 0,60 (p<0,001); 0,54 (p<0,001)). Açıklayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin CYÖ-FYB'yi temsil eden faktör 1 ve CYÖ-MYB'yi temsil eden faktör 2'den oluştuğu görüldü. Birleşim geçerliğinin incelenmesinde kullanılan Beck Depresyon Ölçeği (r:0,42 (p<0,001)) ile orta seviyede, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (r:0,36 (p<0,001) ve Notthingham Sağlık Profili (r:0,39 (p<0,001) ile düşük-orta seviyede ilişkili bulunurken Godin Boş Zaman Fiziksel Aktivite Ölçeği (r:0,048 (p<0,001)) ile ilişkili bulunamadı. Bilinen grup geçerliğinde ise iyi ve kötü uyku kalitesine sahip olan bireylerin CYÖ puanları arasında fark bulundu (p<0,001). Sonuç olarak, CYÖ'nün Türkçe versiyonu algılanan yorgunluğun değerlendirilmesinde kullanılabilecek güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracıdır. Anahtar Kelimeler: Chalder Yorgunluk Ölçeği, Türkçe versiyon, yorgunluk, değerlendirme, güvenirlik, geçerlik

GençlerGüvenilirlik ve geçerlilikPsikometri+4
Rıdvan Muhammed Adın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kanser hastalarında düşme riski ile yaşam kalitesi ilişkisi

Bu çalışma, kanser tanısı sonrası tedavi aşamasında olan yetişkin kanser hastalarının düşme riski ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirildi. Çalışmamıza onkolog tarafından tanısı konulan, solid tümörü olan 18-65 yaş aralığında 54 yetişkin kanser tedavisi gören hasta katıldı. Aldıkları tedaviye göre hastalar 3 gruba ayrıldı. 1. grubu sadece kemoterapi alan 17 hasta, 2. grubu kemoterapi+ cerrahi olan 20 hasta, 3. grubu kemoterapi+radyoterapi+cerrahi olan 17 hasta oluşturdu. Hastaların denge değerlendirmesi Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile ayak tabanı duyusu; hafif dokunma ve iki nokta ayırımı olarak iki kısımda, düşme riski Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği (TDEÖ) ile yorgunluk şiddeti Yorgunluk Şiddet Skalası (YŞS) ile yaşam kalitesi Avrupa Kanser Tedavisi Araştırma Organizasyonu Yaşam Kalitesi Anketi- Çekirdek 30 (AKTAO-YK-Ç 30) ile, üst ekstremite kas kuvveti Jamar el dinamometresi ile alt ekstremiteden M. QF kas kuvveti manuel kas testi ile değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; tedavi gören kanser hastalarının düşme riskinin olduğu (%24,1) ve en fazla kemoterapi+radyoterapi+cerrahi grubunun düşme öyküsüne sahip olduğu bulundu. Yaşam kalitesi ile düşme riski arasındaki ilişkide; yaşam kalitesi alt basamaklarından fonksiyonel ölçekten fiziksel fonksiyon (r=-0,386, p=,005) rol fonksiyonu (r=-0,471, p=0,000), kognitif fonksiyon (r=-0,312, p=0,026) ve fonksiyonel skor (r=-0,496, p=0,000) ile semptom ölçeğinden ise yorgunluk (r=0,392, p=0,04), ağrı (r=0,283, p=0,044) ve semptom skoru (r=0,282, p=0,45) ile ilişkili olduğu bulundu. Yorgunluk hissinin fazla olması, kadın cinsiyetin, 50 yaş ve üzerinde olmanın, denge kaybının olması ve topukta hafif dokunma duyusunun azalması hastaların düşme riskini artırdığı bulundu. Çalışmamızın sonucunda tedavi gören kanser hastalarında düşme riskinin olduğu ve düşmenin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirlendi. Hem yaralanmaların önüne geçmek hem de yaşam kalitesini artırmak için kanser hastalarında düşmelerin erken dönemde önlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: kanser, düşme riski, yaşam kalitesi, yorgunluk

Düşme kazalarıKanser hastalarıKazalar+4
Ayşegül Atlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı hastalarda temel vücut farkındalığı terapisinin ağrı, denge ve proprioseptif duyuya olan etkileri

Bu çalışmada, kronik boyun ağrısı olan hastalarda Temel Vücut Farkındalığı Terapisi (TVFT) ile konvansiyonel tedavilerin (KT) ağrı, denge ve servikal bölgenin proprioseptif duyusu üzerine olan etkilerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çapraz tasarım olarak yapılan çalışmada hastalar A (n=17) ve B (n=18) gruplarına ayrılmıştır. A grubundaki hastalara 6 hafta süresince haftada 2 gün TVFT, B grubundakilere aynı gün ve sürede KT programı uygulanmıştır. Yaklaşık 5 haftalık aranın ardından A grubundakilere KT, B grubundakilere TVFT uygulanmıştır. Ağrı şiddeti; Görsel Analog Skalası (GAS), özür düzeyi; Boyun Özürlülük Ölçeği (BÖÖ), yaşam kalitesi; Kısa Form -36 (SF 36), hareket korkusu; Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), eklem hareket açıklığı (EHA); Cervical Range of Motion Deluxe (CROM) cihazı, baş yeniden pozisyonlama testi; CROM cihazı, denge, Bilgisayarlı Dinamik Postürografi cihazı, fonksiyonel denge; Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TAÜDT) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler birinci ve ikinci tedavinin önce ve sonrasında yapılmıştır. İlk tedaviler sonrasında aktivite ağrı şiddeti TVFT alan A grubunda KT alan B grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p=0,024). A grubunda TVFT'nin aktivite ağrısına etkisi sonraki tedaviye yansımıştır (p=0,038). BÖÖ puanı açısından A grubunda TVFT'nin etkisi sonraki tedaviye yansımıştır (p=0,019). Her iki tedavinin etkisi SF 36 ağrı puanı ve hareket korkusu puanı açısından sonraki tedaviye yansımıştır (p<0,05). Gruplar arasında ikinci tedavilerden sonra aktif fleksiyon ve sağ rotasyon dereceleri B grubunda TVFT alan hastalarda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içi tedaviler sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında A grubunda TVFT sonrasında aktif fleksiyon, sağ-sol lateral fleksiyon ve sol rotasyon dereceleri daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içi tedaviler sonrası pasif EHA değerlerinde A grubunda sol lateral fleksiyonda TVFT lehine, ekstansiyon ve sağa rotasyonda KT lehine, B grubunda ise sağ rotasyonda TVFT lehine fark vardır (p<0,05). TVFT'nin KT'ye göre A grubunda sagital düzlem, B grubunda transvers düzlemle olan açısal hataları azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür (p<0,05). TVFT sonrası A grubunda Duyusal Organizasyon Testi (DOT) konum 4,5,6 ve bileşik puan sonuçlarında anlamlı bir artış görülürken, KT ile başlayan B grubunda yalnızca konum 5 puanında anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Sola hareket hızı, sola son nokta gezintisi ve sola maksimum gezinti değerleri B grubunda TVFT'si sonrasında daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içinde tedaviler sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında B grubunda sağ taraf üzerinde gözler kapalı olarak yapılan TAÜDT sonuçlarında TVFT lehine anlamlı fark görülmüştür (p=0,011). TVFT'si aktivite ağrısı, aktif EHA, proprioseptif duyu ve denge üzerinde KT'den daha etkilidir. Bedensel bilinci geliştirerek doğru vücut dizilimi ve mekaniklerini yerleştirmeyi amaçlayan TVFT'nin kas iskelet sistemiyle ilgili problemlerin tedavisinde fizyoterapistler için iyi bir alternatif yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Boyun ağrısı, eklem hareket açıklığı, farkındalık, egzersiz.

AğrıBoyun ağrısıDenge+7
Kamil Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diskinetik Serebral palsi'li çocuklarda distoni ve koreoatetoz'un fonksiyon, aktivite, katılım ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, diskinetik Serebral Palsili (SP) çocuklar ve ergenlerde distonik ve koreoatetoid hareketlerin ayırt edilmesi, şiddetinin belirlenmesi ile fonksiyon, aktivite, katılım ve yaşam kalitesi üstüne etkilerini incelenmek ve 2-18 yaş aralığındaki tipik gelişen çocuklar ve diskinetik SP'li çocuklar arasındaki katılım farkını da karşılaştırmak için yapıldı. SP'li bireylerin distoni ve koreoateteoid ayrımları Diskinezi Bozukluk Ölçeği (DBÖ) ile yapıldı; 15'i distonik 25'i koreoatetoid, 40 diskinetik SP'li çocuk çalışmaya dahil edildi. Fonksiyon, aktivite, katılım ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkilerbulunurken kullanılan değerlendirmeler, İşlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırması (ICF); çerçevesi temel alınarak yapıldı. Diskinetik SP'li çocukların yaşam kalitesindeki farkı ortaya koymak için tipik gelişen 20 çocuk çalışmaya dahil edildi. Bireylerin sosyo- demografik özellikleri ve sınıflandırma sistemlerine göre dağılımları gösterildi. Koreoatetozun aksine distoni ile fonksiyon, aktivite ve katılım arasında güçlü bir ilşki bulundu (p<0,01). Distoni vakalarında, toplam distoni skoru ile yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, koreoatetoz ile zayıf bir ilişki gösterdi. Diskinetik SP'li çocukların tipik gelişen çocuklara göre yaşam kalitesinin anlamlı olarak düşük olduğu bulundu (p<0,01). Sonuçlar doğrultusunda bu çalışma, literatürde SP'nin ağır formlarını içeren diskinetik SP'li bireyleri inceleyen az sayıdaki çalışmadan biri olması ve diskinetik SP'li bireylerde distoni ve koreoatetoz ile fonksiyon, aktivite, katılım ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirilebilmesi için diskinetik SP'li çocuklardaki distoni ve koreoatetoid klinik tipini de içeren detaylı bir değerlendirme yapılarak DBÖ'yi de kullanmış olması nedenleri ile önem taşımaktadır. Çalışma sonuçları, diskinetik SP'li bireylerdeki vücut yapı ve fonksiyonlarındaki bozuklukları, aktivite ve katılım limitasyonlarını, ICF çerçevesinde ortaya koyarak bütüncül bir pencere sunması açısından klinisyen ve araştırmacılara yol göstermesi yönüyle de önemlidir. Anahtar sözcükler: serebral palsi, fonksiyon, aktivite, katılım, yaşam kalitesi

DistoniErgenlerFiziksel aktivite+4
Eda Burç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnme hastalarında gövdenin kısıtlanmış pozisyonunda verilen uzanma aktivitelerinin üst ekstremite fonksiyonları üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, kronik dönem inme hastalarında nörogelişimsel fizyolojik yaklaşım temelli fizyoterapi programına ilave olarak, gövde kısıtlanmış ve gövde serbest pozisyonda verilen uzanma aktivitelerinin üst ekstremite proksimal kaslarının fonksiyonel sonuçlarına etkilerini incelemektir. Randomize tek kör olarak planlanan bu çalışmaya 20 hasta alınmış ve hastalar çalışma (5 kadın, 5 erkek) ve kontol (3 kadın, 7 erkek) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışma kapsamında her iki gruba 4 hafta boyunca, haftada 5 gün, ihtiyaca göre hazırlanmış 40 dakikalık nörofizyolojik temelli egzersizler verilmiştir. Ayrıca her seansta çalışma grubundaki bireylere gövde kısıtlandırılmış pozisyonda, kontrol grubuna ise gövde serbest pozisyonda 20 dakikalık uzanma hareketleri yaptırılmıştır. Tedavi öncesinde her iki gruptaki bireylerin izometrik dinamometreyle kas kuvvetleri, Fugl-Meyer Değerlendirme Ölçeği ile motor fonksiyonları, Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile günlük yaşam aktiviteleri ve İnmeye Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği ile de yaşam kaliteleri değerlendirilmiştir. 4 haftalık tedavi sonunda, her iki grupta da aynı ölçümler tekrarlanmıştır. Bulgular incelendiğinde; kas kuvveti, aktif eklem hareket alanı, günlük yaşam aktiviteleri, motor fonksiyonlar ve yaşam kalitesi parametrelerinde her iki grup da gelişmeler göstermiştir (p<0,05). Ancak tedavi sonrasında istatiksel açıdan iki grup arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu bulgular doğrultusunda tedavi programlarına gövde kısıtlamalı veya gövde serbest pozisyonda ilave edilen uzanma aktivitelerinin kas kuvveti, aktif eklem hareket alanı, günlük yaşam aktiviteleri, motor fonksiyonlar ve yaşam kalitesi parametrelerine olumlu etkileri olacağı görüşüne varılmıştır.

EgzersizEgzersiz tedavisiFizik tedavi+3
Ayşegül Küpeli
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda kinezyofobi, ağrı, fonksiyonel durum ve öz-etkililik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Korkmaz N., Diz Osteoartritli Hastalarda Kinezyofobi, Ağrı, Fonksiyonel Durum ve Öz-Etkililik Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışmamızın amacı diz osteoartritli hastalarda kinezyofobi, ağrı, fonksiyonel durum ve öz etkililik arasında ilişkinin incelenmesi ve bu parametrelerin diz osteoartritinin radyolojik şiddeti ile orantılı olup olmadığını araştırmaktır. Çalışma Nisan 2018 – Şubat 2019 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi'nde Kellgren Lawrence sınıflamasına göre Evre 2 ve Evre 3 diz osteoartriti tanısı konmuş ve kontrol grubu gönüllü bireyler üzerinde gerçekleştirildi(n=108). Bireylerin fiziksel özellikleri ve sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Kinezyofobi Tampa Kinezyofobi Ölçeği(TKÖ), ağrı Vizüel Analog Skalası(VAS) ile değerlendirildi. Fonksiyonel durum için The Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Indeks (WOMAC), 30 sn otur kalk testi(OKT), Manuel Kas Testi, Universal Gonyometre, 10 m Yürüme Testi(10mYT), Tinetti Denge ve Yürüme Testi(TDYT), Tek Ayak Üzerinde Durma Testi kullanıldı(SLST). Öz etkililik Artritte Öz Etkililik Ölçeği(AÖÖ) ile değerlendirildi. Sonuç olarak diz OA'lı bireylerin WOMAC ile TKÖ sonuçları arasında pozitif orta düzeyde ilişki saptandı(p=0,048; r=0,332). AÖÖ sonuçlarının TKÖ ve WOMAC ile negatif orta düzeyde ilişkili olduğu görüldü(p=0,002; r=0,499, p=0,000; r=0,580). WOMAC ile TDYT arasında da negatif orta düzeyde ilişki görüldü (p<0,05). Tek ayak üzerinde durma testi WOMAC ile negatif orta düzeyde, AÖÖ ile pozitif orta düzeyde ilişkili görüldü(p<0,05). Evre 3'ün VKİ, TKÖ değerleri Evre 2'ye göre daha yüksek, AÖÖ ve TDYT sonuçları ise daha düşük bulundu(p<0,05). Çalışmadan elde edilen sonuçların diz osteoartritli hastaların fiziksel performansının aslında korku ve kaçınmaya, kişinin kendi yapabileceğine olan inancına göre değişebileceği, radyolojik sonuçların kişinin fiziksel durumuna ne derecede yansıdığı konusunda fizyoterapistlere ve diğer sağlık profesyonellerine bilgi vereceği düşünülmektedir.

AğrıFonksiyonel özelliklerHareket korkusu+4
Nurhayat Korkmaz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda düşme riski, denge ve yaşam kalitesinin, kırılganlık bileşenleriyle ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada İzmir Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi'nde yaşayan yaşlılarda kırılganlığı değerlendirmek ve düşme riski, denge kaybı, yaşam kalitesinin kırılganlık bileşenleriyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza huzurevinde kalan 65 yaşüstü 110 yaşlı dahil edilmiştir. Kırılganlık Fried'in belirlediği fenotip, denge Berg Denge Testi, düşme riski Aktiviteye Özgü Denge Güven Ölçeği, yaşam kalitesi SF-36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak incelenmiştir. SPSS 23.0 programı ile uygun istatistik analizler yapılarak veriler sunulmuştur. Bulgular: Çalışmaya 65 yaş üzerinde 51 kadın (%46,4), 59 erkek (%53,6) toplam 110 kişi katılmıştır. Değerlendirilen 110 yaşlıdan 79'u kırılgan, 28'i kırılganlık öncesinde (prefrajil), 3 kişinin de kırılgan olmadığı görülmüştür. Kadınlarda erkeklere göre kırılganlık bileşenlerinden olan ağırlık kaybı (%47,1-%28,8, p=0,04), kuvvetsizlik (%86,4-%66,1, p=0,01), yorgunluk (%56,9-%30,5, p=0,005) ve düşme riski (%78,4-%54,2, p=0,008) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olmuştur. Berg Denge Testi'nden kadınlar erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha az puan almıştır (p=0,014). 85 yaşın üstündekiler 65-74 yaş arasında olanlara göre daha fazla düşme riskine sahiptir (%87,5-%48,8, p=0,009). Kırılganlık ve bileşenleri olan kuvvetsizlikle (p=0,001) yavaşlık (p=0,02) düşme riskini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Kişilerin Berg Denge Ölçek puanları ağırlık kaybı hariç bütün kırılganlık bileşenlerinden ve kırılganlıktan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilenmiştir (p<0,05). Yaşam kalitesi değerlendirmesinde, kırılgan olan 79 kişinin fiziksel fonksiyonellik, genel sağlık, canlılık, sosyal fonksiyonellik puan ortalamaları kırılgan olmayan 31 kişiye göre istatistiksel olarak anlamı düzeyde daha az bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmada ilerleyen yaş ile birlikte yaşı daha az olanlara göre kırılganlığın, düşme riskinin ve denge kaybının arttığı görülmüştür. Yaşam kalitesi ilerleyen yaştan olumsuz etkilenmiştir. Kırılganlık ve bileşenleri düşme riskini ve dengeyi negatif yönde etkilemektedir. Kişilerde kırılganlık ya da alt bileşenlerinin bulunması yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Kırılganlığın erken tespiti ile düşme, denge kaybı ve bunlara bağlı meydana gelebilecek kaza ve olası sekellerin önüne geçilebileceği ve dolaylı olarak yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanabilir

DengeDüşme kazalarıKazalar+5
Maide Keskin
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde interferansiyel akımın etkinliği: Farklı giriş akımlarının karşılaştırılması randomize, çift kör çalışma

Amaç: Diz osteoartriti olan hastalarda analjezi sağlamada seçilen farklı interferansiyel giriş akımlarının (IFA) ağrı için vizuel analog skala (VAS), The Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis Index (WOMAC), 10 metre yürüme testi ve parasetamol kullanım miktarı üzerine etkisini araştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, polikliniğimize diz ağrısı ile başvuran ve Kellgren-Lawrence skalasına göre diz osteoartrit (OA) evresi 2 veya 3 olan 61 hasta dahil edildi. Hastalar interferansiyel giriş akımı 2000 Hz, 4000 Hz ve 8000 Hz olmak üzere üç tedavi grubuna randomize edildi. 3 hafta boyunca haftanın 5 günü 20 dk boyunca, her iki dize interferansiyel akım (IFA) tedavisi uygulandı. Ayrıca tüm gruplara ev egzersiz programı verildi. Hastalar başlangıçta, 3. hafta ve 7. haftada değerlendirildi. Bulgular: IFA tedavisinin diz OA her üç grupta da VAS ağrı, WOMAC ağrı, WOMAC fonksiyon parametrelerinde anlamlı bir iyileşme sağladığı görüldü fakat gruplar arası kıyaslamada fark saptanmadı. WOMAC tutukluk parametresinde sadece birinci grupta, on metre yürüme testinde ise bir ve üçüncü grupta grup içi anlamlı iyileşme görüldü. Parasetamol kullanım miktarında ise zamanla grup içinde ve gruplar arasında anlamlı değişiklik izlenmedi. Tartışma: Klinik pratikte sık kullanılan elektroterapi yöntemlerinden biri olan IFA, akut veya kronik ağrılı durumların giderilmesinde etkilidir. Önceki çalışmalarda IFA akım ile diz ağrısında belirgin azalma ve fonksiyonlarda artış gözlenmiş olmakla birlikte IFA'nın hangi giriş akımıyla ve ne kadar süre kullanılacağı konusunda fikir birliğine varılamamıştır. Yapmış olduğumuz çalışmada farklı giriş akımlarının ağrı ve fonksiyon üzerine olumlu etkileri saptanmış olmakla beraber grupların birbirine üstünlüğü saptanmamıştır. Bu nedenle daha uzun dönem takipli ve daha fazla hastanın dahil edildiği çalışmalara ihtiyaç vardır.

Akut ağrıAğrıAğrı yönetimi+5
Benil Nesli Ata
Ege University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimlerinde görülen kas-iskelet sistemi ağrılarının yaşam kalitesi ve fiziksel aktiviteye etkisi

Bazı meslek gruplarında kas-iskelet sistemini uygun olmayan şekillerde kullanmaya bağlı olarak kronik ağrı sorunu sık yaşanmaktadır. Bu meslek gruplarından biri de diş hekimleridir. Bu çalışmanın amacı diş hekimlerinde çalışma koşullarına ve mesleğe bağlı olarak ortaya çıkan kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrının, yaşam kalitesine ve fiziksel aktiviteye etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya meslekte çalışma süreleri 2 ile 15 yıl arasında değişen, herhangi bir konjenital kas-iskelet sistemi deformitesi ve nörolojik, ortopedik, romatizmal problemi bulunmayan 100 diş hekimi katılmıştır. Çalışmamıza katılan diş hekimleri sosyo-demografik açıdan sorgulandı, ağrı değerlendirmesi VAS ile yapıldı. Fiziksel aktivite düzeyinin değerlendirilmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde SF-36 kullanıldı. Çalışmaya katılanların %76'sının en az bir vücut bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrısının olduğu saptandı. Kas iskelet ağrıları sırasıyla; %23, %20 ve %17 ile en fazla sırt, bel ve boyun bölgelerinde hissedildiği görüldü. Çalışmamızda kadın diş hekimlerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının erkeklere oranla daha fazla olduğu ve ayakta veya oturarak çalışma ile ağrı şiddeti ve ağrı süresi arasında anlamlı bir fark olmadığı gözlendi. IPAQ sonucuna göre katılımcıların %48'inin inaktif, %45'i minimal aktif, %7'sinin aktif olduğu belirlendi. Çalışmaya katılanlarda ağrı varlığı ile fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı gözlendi (p>0.05). Katılımcılarda SF-36 parametrelerinden fiziksel fonksiyon, ağrı, genel sağlık, vitalite, sosyal işlevsellik, fiziksel fonksiyon özet skoru ve mental sağlık özet skoru ile ağrı varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu (p<0.05). Çalışmamızda elde edilen bulgulara göre diş hekimlerinde görülen kas-iskelet sistemi ağrılarının yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği fakat fiziksel aktivite üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı görüldü.

Gülay Altunsoy
Ege University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sırt ağrısı ile kayropraktik kliniğine başvurmuş bireylerin omurga sağlığı üzerine farkındalığının araştırılması

"Sırt Ağrısı ile Kayropraktik Kliniğine Başvurmuş Bireylerin Omurga Sağlığı Üzerine Farkındalığının Araştırılması" başlıklı bu çalışma omurga sağlığı konusunda kayropraktik uzmanının önerileri ve bilgilendirmeleri ile farkındalık yaratmayı amaçlamıştır. "Birleşmiş Miletlerin" üçüncü sürdürülebilir kalkınma hedefi olan "Sağlıklı Yaşamlar Sağlamak ve Herkes için Her Yaşta Sağlık Refahını Teşvik Etmek" ilkesi bu çalışma da temel olarak alınmıştır. Çalışma izni alınmış kurumlarda planlanan çalışmaya, gönüllü onam formunu onaylamış ve dahil etme kriterlerine uygun 60 katılımcı katılmıştır. Katılımcıların öncelikli olarak demografik bilgileri alınmış olup sonrasında omurga sağlığı konusundaki farkındalıklarını sorgulayacak anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmaları çalışmacı ile görüşmeden önce ve görüştükten minimum 4 hafta sonra uygulanmıştır. Elde edilen veriler yüzdesel ve frekans olarak yorumlanarak farkındalık oranı da Ki -Kare testi ile analiz edilmiştir. Çalışmacıların sorulara verdikleri cevaplar yorumlandığında; "Kayropraktik Tedavi Hakkında Ne Kadar Bilgi Sahibisiniz?" sorusuna verdikleri cevabın istatiksel ortalaması 2,57±1,9 (Ort.±SS)'dan 4,28±0,9 (Ort.±SS)'e çıkmıştır. "Omurga Sağlığınızı Korumak İçin Yapmanız Gerekenler Konusunda Ne Kadar Bilgi Sahibisiniz?" sorusuna verdikleri cevabın istatiksel analizi 2,83±1,2 (Ort.±SS)'dan 4,23±0,8 (Ort.±SS)'a çıktığı görülmüştür. "Omurga Sağlığınızı Korumak İçin Egzersiz Yapıyor musunuz?" sorusuna verdikleri yanıtlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Katılımcıların 36'sı (%60) masa başı veya oturarak çalışmaz iken, 24'ü(%40) masa başı veya oturarak çalışmaktadır. Masa başı çalışanların omurga sağlığını korumak için görüşmeden önce; günde 3-4 defa ayağa kalkma oranı %3,6 iken görüşme sonrası bu oran %53,6'ya çıkmıştır. Diğer anket sorularının çoğunluğunda da çalışmanın omurga sağlığı konusunda da farkındalık yarattığı görülmektedir. Katılımcıların çalışma sonunda omurga sağlığı konusundaki farkındalıklarının arttığı istatiksel analizler sonucunda da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Omurga Sağlığı, Kayropraktik, Omurga Sağlığı Farkındalığı, Sırt Ağrısı

AğrıFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+4
Tansel Evci
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın sağlık hizmetlerinde tedavi bilinirliğine etkisi: Kayropraktik

Eskiden insanlar hastaneler hakkında olumlu ya da olumsuz olarak insanlar birbirlerine anlatarak bir bilgi edinirken sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle beraber internette yaptıkları araştırmalar sonucunda, hastalığın nedenleri, tedavi süresince yaşandıkları ve tedavini ne gibi başka çeşitlilikleri olduğunu bu araştırmalar sonucunda buluyordur. Buradan yola çıkacak olursak hastanelerin doğru şekilde planlar kurarak ve devam ettirilmesinde yapılmış olan uygulamaları kendilerine yardım edici olması amaçlandığı bu yazıda, insanların hastaneyi kullanmak için seçerken sosyal medyada ne kadar aktif durumdalar bunun tespit edilip, insanların reklam ve tanıtım amaçlı şeylerden etkilenmesi ve hastanede yaşadıkları deneyimleri internetteki herhangi bir mecrada ne kadar bahsettikleri belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi şeklinde yapılan bu çalışma kayropraktiği bilen 300 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara tanıtıcı bilgileri ve kayropraktikle ilgili 21 soru sorulmuş, verilen cevaplar SPSS 22.0 paket programına girilmiş frekans ve yüzdeleriyle dağılımları verilmiştir.Yapılan çalışma sonucunda katılımcıların çoğunun kayropraktiği sosyal medyadan duyduğu, duyduktan sonra uzman arayışına girdiği ve tedaviye yöneldiği belirlenmiştir. Katılımcıların kayropraktik tedavi hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriKayropraktik+4
Semina Sarıdede
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının kayropraktik hakkındaki farkındalık düzeylerinin sorgulanması

Çalışmamızın amacı kayropraktik uygulamalarının yeterince bilinmemesi ve bu yüzden uygulamaların görmezden gelinmesi uygulamaların bilinçsiz kişilerce yapılmasına, istismarına ve toplum sağlığının tehlikeye atılmasına yol açabilmektedir. Ülkemizde kayropraktik uygulamalar hakkındaki bilgi ve görüşlerine yönelik araştırmalar sınırlıdır. Çalışmamız belirli bir alanda çalışan profesyonellerin farkındalık düzeylerini belirleyeceğinden kesitsel ve tanımlayıcı bir çalışmadır. Bu çalışmanın amacı özellikle sağlık alanında çalışan profesyonellerin kayropraktik hakkında bilgi düzeyi ve bakış açılarının incelenmesidir. Terapistlerin, ülkemizde en sık kullanılan kayropraktik yöntemlerinin, özellikleri, güvenirliliği ve olası istenmeyen etkileri konusunda bilimsel bilgi ile donatılmalarına imkan tanıyacaktır. Kayropraktik ile ilgili eğitimlerinin planlanması, bu konudaki boşluğu dolduracaktır. Sağlık alanında çalışan personellere farkındalık yaratacaktır. Sağlık çalışanları ''Kayropraktik'in ne olduğunu biliyor musunuz?'' sorusuna 85'i (%65,89)'u evet cevabını vermiştir. ''Kayropraktik aşağıdakilerden hangisidir?'' sorusuna ise 57 kişi %64,77 si '' Kas iskelet sistemi üzerinde esnetme, manipülasyon,ve masaj gibi uygulamalar yapan bir yöntemdir'' yanıtını vermiştir. Elde ettiğimiz bu bulgular göz önüne alındığında H1: Sağlık alanında çalışan profesyoneller kayropraktik hakkında yeterli bilgiye sahiptir hipotezi kabul edilmiştir.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriKayropraktik+2
Süleyman Yalın
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan bireylerde skapula pozisyonunun denge ve fonksiyonellik üzerine etkisinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı kronik bel ağrısı olan bireyler ile sağlıklı bireylerin skapula pozisyonunu incelemek, denge fonksiyonellik ve propriosepsiyon ile ilişkisini belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Çalışmamız en az 3 ay süreli ağrı şikayeti olan kronik bel ağrılı (n=40) ve benzer yaş grubu ve fiziksel özelliklerdeki sağlıklı bireyler (n=41) dahil edildi. Bireylerin ağrı şiddeti vizuel analog skala ve ağrı toleransı algometreyle değerlendirildi. Skapular pozisyon değerlendirmesi için lateral skapular kayma testi uygulandı. Bireylerin günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonelliği Oswestry Disabilite İndeksi ile vücut farkındalığı Fremantle Bel Farkındalık Anketi ile değerlendirildi. Bireylerin proprioseopsiyonunu değerlendirmede gözler açık/kapalı koşullarda lumbal fleksiyon ve gözler açık/kapalı koşullarda lumbal ekstansiyon pozisyonlarında inklinometre cihazı kullanılarak ölçüm yapıldı. Bireylerin dinamik ve statik dengelerini değerlendirmek için biodex denge sistemi kullanıldı. Çalışma sonucumuzda sağlıklı ve kronik bel ağrılı gruplar arasındaki fark incelendiğinde propriosepsiyon (p=0.084), ağrı toleransı (p=0.64) ve skapula pozisyonu (p=0.570) açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak bireyler arasında sol ayak dinamik (p=0.036) ve statik (p=0.035) ve dinamik çift ayak (p=0.039) dengede anlamlı fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Denge, Fonksiyonellik, Kronik Bel Ağrısı, Skapula Pozisyonu

AğrıBel ağrısıDenge+4
Şirin Aktaş
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Alevlenme dönemi kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerde sanal gerçeklik uygulaması: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın amacı, alevlenme dönemi kronik obstrüktif akciğer hastalığında (KOAH) sanal gerçeklik uygulamasının semptomlar, günlük yaşam aktivitesi, fonksiyonel kapasite, anksiyete ve depresyon düzeyleri üzerine etkilerini incelemekti. Çalışmaya KOAH alevlenme nedeniyle hastaneye yatışı yapılan 50 hasta dahil edildi. Hastalar Randomize olarak iki gruba ayrıldı. Çalışma grubuna (ÇG) (n=25) pulmoner rehabilitasyona (PR) ek olarak yatak başı bisiklet ergometresinde pedal çevirme egzersizi sanal gerçeklik simülasyonu ile yapıldı. Kontrol grubuna (KG) (n=25) ise aynı tedavi programı sanal gerçeklik olmadan uygulandı. Tedaviler hastalar taburcu olana kadar uygulandı. Tüm hastalar tedavi öncesi ve tedavi sonrasında 1 dk Otur-Kalk testi, modifiye Medical Research Council (mMRC) ölçeği, CAT ölçeği, Hastane anksiyete ve depresyon skalası (HADS) ve London Chest Günlük Yaşam Aktiviteleri ölçeği (LCADL) ile değerlendirildi. Pedal çevirme egzersiz süreleri ve seans sayıları kaydedildi. Bir dk Otur-Kalk testi sonuçları iki grupta da tedavi sonrasında artarken ÇG' deki artış anlamlı derecede daha fazlaydı (p=0,037). mMRC dispne skoru, CAT skoru tedavi sonrasında iki grupta da azalırken ÇG' deki azalma daha fazlaydı (p=0,062, p=0,003; sırasıyla). Hastane anksiyete ve depresyon skalasının iki alt parametresi ve total skoru tedavi öncesi döneme göre iki grupta da azaldı, anksiyetedeki azalma gruplar arasında benzerken (p=0,117), depresyon ve total skorda ÇG' deki azalma daha fazlaydı (p<0,05). London Chest Günlük Yaşam Aktivitelerinin ev işleri haricindeki alt parametreleri ve total skoru tedavi sonrasında iki grupta da azaldı (p<0,05), Boş vakit alt parametresi iki grup arasında tedavi sonrası dönemde benzerdi (p>0,05), diğer alt parametreler ve total skordaki iyileşme ÇG' de daha fazlaydı (p<0,05). İki grubun tedavi seans sayıları arasında anlamlı bir fark yoktu (p=0,526). Pedal çevirme sürelerin de ise ÇG' nin süresi daha fazlaydı (p=0,007). Çalışmamızın sonuçları KOAH alevlenme döneminde PR uygulamaları sırasında sanal gerçekliğin, fonksiyonel kapasiteyi artırdığını, anksiyete, depresyon, dispne ve diğer semptomları azalttığını, günlük yaşam aktivitelerinde daha fazla iyileşmeye katkıda bulunduğunu gösterirken, sanal gerçekliğin güvenle kullanılabileceğini desteklemiştir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifSanal gerçeklik
Erhan Kızmaz
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı hastalarda miyofasyal indüksiyon tekniğinin ve eklem mobilizasyon tekniğinin ağrı şiddeti, farkındalık, fonksiyonellik üzerine anlık ve kısa süreli etkilerinin karşılaştırılması

Çalışmamız kronik boyun ağrılı hastalarda miyofasyal indüksiyon tekniği ve eklem mobilizasyon tekniğinin etkilerini karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kronik boyun ağrılı 61 hasta randomize olarak miyofasyal indüksiyon tedavisi (MİT) (ortalama yaş: 45.26 ± 10.46 yıl) ve eklem mobilizasyon tedavisi (MOB) (43.6 ± 10.74 yıl) tedavisi alan grup olarak ikiye ayrılmıştır. İki gruptaki katılımcılar tek seans (ortalama 30 dk) tedavi almıştır. Çalışmamızda sonuç ölçümleri olarak ağrı şiddeti, boyun farkındalığı, özür ve fonksiyonel aktivite düzeyi, eklem hareket açıklığı (EHA), derin boyun fleksör kas enduransı (DFKE) değerlendirmeleri göz önüne alınmıştır. Tedavi öncesi, tedaviden hemen sonra ve tedaviden bir hafta sonra gerçekleştirilen tüm sonuç ölçümleri tedaviyi uygulayan fizyoterapist tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda uyguladığımız iki tedavi yaklaşımı da (EHA hariç) değerlendirilen diğer tüm parametrelerde anlamlı gelişme sağlamıştır (p<0.05). EHA değerleri ise MİT grubunda sağ lateral fleksiyon değerinde, MOB grubunda ise fleksiyon ve rotasyon (sağ ve sol) değerinde anlamlı gelişme sağlamıştır (p<0.05). İki uygulamanın da kronik boyun ağrılı hastalarda ağrı şiddeti, boyun farkındalığı, özür ve fonksiyonel aktivite düzeyi ve DFKE değerlendirmelerinde birbirlerine üstünlüğünün bulunmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Çalışmadan elde ettiğimiz bulgular MİT ve MOB uygulamalarının boyun ağrılı hastalarda etkin olduğunu göstermiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda iki tedavi şeklinin EHA hariç birbirine üstünlüğü olmadığı görülmüştür. EHA da ise MİT'in sağ lateral fleksiyonu MOB'un ise fleksiyon ve rotasyonu (sağ-sol) artırmada daha etkili olduğu görülmüştür. Çalışmamız, kronik boyun ağrılı hastalara uygulanan tek seans uygulama sonrasında ağrı, farkındalık ve fonksiyonel düzey üzerinde iyileştirici etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Bu etkilerin bir hafta boyunca devam etmesi, manuel terapi uygulamalarının kronik boyun ağrısında etkili bir tedavi yaklaşımı olduğunu düşündürmüştür.

AğrıBoyun ağrısıEklemler+6
Rabia Öz
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bronşektazi hastalarında ekspiratuar kas eğitiminin etkinliği

Bu çalışmanın amacı, ekspiratuar kas eğitiminin (EKE) bronşektazili hastalarda öksürme kuvveti, solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmektir. Çalışmayı toplam 14 (6 kadın; 8 erkek) hasta eğitim, 15 (7 kadın; 8 erkek) hasta sham EKE grubunda tamamlamıştır. Hastaların öksürme kuvveti (Tepe öksürük akım hızı, TÖA), solunum kas kuvveti [maksimum ekspiratuar basınç (MEB) ve maksimum inspiratuar basınç (MİB)], solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, altı dakika yürüme testi (6DYT) ve yaşam kaliteleri [Saint George yaşam kalitesi anketi (SGYK) ve Leicester öksürük anketi (LÖA)] belirlendi. Eğitim grubuna ve sham EKE grubuna 8 haftalık hafta da üç gün tedavi uygulandı. Eğitim grubunda solunum fizyoterapisine ek olarak dirençli EKE verildi. Sham EKE grubunda solunum fizyoterapisine ek olarak EMST-150 cihazı ile yüksüz olarak EKE verildi. Tedavi öncesi iki grubun sonuçları karşılaştırıldığında TÖA, TÖA %, MİB, MEB, 6DYT ve SGYK ve LÖA anketleri arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Tedavi sonrası iki grup karşılaştırıldığında eğitim grubu lehine TÖA, TÖA %, MİB, MEB, 6DYT ve SGYK ve LÖA anketleri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Tedavi öncesi ve sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında eğitim grubunda TÖA, TÖA %, MİB, MEB, 6DYT, SGYK ve LÖA anketinde anlamlı fark görülürken(p<0,05), sham EKE grubunda LÖA total puan ve psikososyal alt bölümünde anlamlı fark saptandı (p<0,05). Sonuç olarak bronşektazi hastalarında EKE programı öksürme kuvveti, solunum kas kuvveti, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesini artırmaktadır. Bu sonuçlarımız bronşektazi hastalarının pulmoner rehabilitasyonuna yol gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıBronşektaziKas kuvveti+4
Ayşenur Yılmaz
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik eğitimi alan üniversite öğrencilerinde core kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı müzik eğitimi alan üniversite öğrencilerinde core kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya Pamukkale Üniversite Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü ve Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programı'nda eğitim alan öğrenciler (yaş ortalaması22,33±3,49yıl)katıldı. Katılımcıların demografik bilgileri kaydedildi. Core kuvveti gövde fleksör, ekstansör ve lateral fleksör kaslarının endurans ölçümleri, yüzüstü enduransı ve stabilite testi (plank testi) ile değerlendirildi. Üst ekstremite dinamik dengesi Y denge testi, üst ekstremitre performansıNelson el reaksiyon testi, disklere dokunma testi ve kapalı kinetik zincir testi ile değerlendirildi. Postür, Newyork Postür Analizi ile değerlendirildi. Yaşam kalitesini değerlendimek için Whoqol-Bref Türkçe versiyonu kullanıldı. Çalışma bulguları; gövde fleksör enduransı ile üst ekstremite koordinasyonu ve Y denge testi arasında; gövde ekstansör enduransı ile VKİ arasında; gövde yüzüstü enduransı ile VKİ, Y denge testi veüst ekstremite koordinasyonu arasında; gövde lateral fleksiyonu ile Y denge testi, el reaksiyon zamanı ve kapalı kinetik zincir testi arasında; core kuvvet ve stabilite testi (plank) ile üst ekstremite koordinasyonu, kapalı kinetik zincir testi ve Y denge testi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Yaşam kalitesi ile yüzüstü endurans, gövde lateral fleksiyon enduransı, gövde ekstansör endurans, core kuvvet ve stabilite testi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Çalışma sonucunda core kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasında ilişki olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Core stabilizasyon, üst ekstremite fonksiyonları, yaşam kalitesi

Müzik eğitimiYaşam kalitesiÇekirdek kararlılığı+2
Ümmügül Esra Kabukçu
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Temporomandibular eklem disfonksiyonu olan kadınlarda ağrı şiddetinin fonksiyonel ve ruhsal durum parametreleri ile ilişkisinin incelenmesi

Çalışmamız Temporomandibular Eklem Disfonksiyonu olan kadın bireylerde istirahat sırasındaki çene ağrısı şiddetinin fonksiyonel ve ruhsal durum parametreleri ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya yaş ortalaması 33,67 ± 13,54 yıl olan 60 Temporomandibular Eklem Disfonksiyonlu (TMED) kadın birey dahil edilmiştir. Bireylerin çene ve boyun ağrısı şiddetleri Görsel Analog Skala, TMED şiddeti Fonseca Anamnestik İndeks, mandibular eklem hareket açıklıkları 15 cm'lik sürgülü kaliper ve 10 cm'lik cetvel, servikal bölge eklem hareket açıklıkları ise Baseline Bubble İnklinometre, servikal bölge derin fleksör kas enduransı "Derin Servikal Fleksör Endurans Testi", ruhsal durumları Hasta Sağlık Anketi-4 ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizleri, Ki-kare testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. TMED'li kadın bireylerde istirahat sırasındaki çene ağrısı şiddeti ile TMED şiddeti (r=0,518), bruksizme sahip olma arasında pozitif yönde; mandibulanın sola lateralizasyon hareket açıklığı arasında negatif yönde anlamlı olarak ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). TMED'li kadın bireylerde istirahat sırasındaki çene ağrısı şiddeti ile servikal bölge eklem hareket açıklığı, servikal bölge derin fleksör kas enduransı ve ruhsal durum arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Çalışmadan elde ettiğimiz bulgular TMED'li kadın bireylerde TMED şiddeti arttıkça istirahat sırasındaki çene ağrısı şiddetinin arttığını göstermiştir. TMED şiddetindeki 1 birimlik artışın istirahat sırasındaki çene ağrısı şiddetini 0,5 cm arttırdığı bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları TMED'li kadın bireylerde istirahat sırasındaki çene ağrı şiddeti ile TMED şiddeti, bruksizm ve sola lateralizasyon arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Elde ettiğimiz bu sonuç, TMED'li kadın bireylerde ağrıya yönelik rehabilitasyon uygulamalarının yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisinin olacağını düşündürmüştür.

AğrıAğrı şiddetiBruksizm+3
Ayşe Ece Gökce
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00