İstanbul Gelişim University
Enstitü

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

İstanbul Gelişim University

1.940

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düşük etkili kentleşme yöntemleri ile yağmur suyu drenaj sistemlerinin modellenmesi

Nüfusun, göç vb. çevresel faktörler ile artışı, kentsel yapılaşmayı olumsuz etkilemektedir. Artan kentsel yapılaşma beraberinde, beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerin geniş alanlara yayılmasına sebep olmaktadır. Meydana gelen söz konusu geçirimsiz tabakalar, yağmur sularında sızma kaybı oluşturmakta, yağmur suyunun yeraltına geçişini engellemektedir. Yeraltına aktarılamayan yağmur suları akış haline geçerek, kentlerde su baskınlarına, beraberinde can ve mal kaybı yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Yapılan bu çalışmada, Zonguldak ili içerisinde seçilen, kentleşmenin yoğun olduğu çalışma alanında, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Zonguldak Meteoroloji İstasyonundan alınan veriler ve tasarım kriterleri doğrultusunda, EPA SWMM programı kullanılarak, yağmur suyu drenaj sistemi modellenmiştir. Kurulan bu modele, SWMM programınca tanımlanmış, Düşük Etkili Kentleşme (DEK) uygulamaları entegre edilerek, bu metotların yüzeysel akış ve pik debi değeri üzerinde olan etkisi incelenmiştir. Kentlerde oluşan kontrolsüz yüzeysel akışa, sürdürülebilir çözümler getirilmiştir. Bu tez çalışmasında, EPA SWMM programınca tanımlanmış olan, Düşük Etkili Kentleşme (DEK) yöntemlerinden; yeşil çatı, yağmur bahçeleri ve yağmur varili metotlarının kullanıldığı senaryo oluşturularak tasarlanan model 25, 50 ve 100 yıllık dönüş aralıklı yağış durumu incelenmiştir. Geliştirilen bu senaryoda, modelde oluşturulan tahliye hatlarının çıkış noktalarındaki pik debi değerinde meydana gelen değişim gözlemlenmiştir. Debi miktarlarındaki değişim incelendiğinde; 25 yıllık dönüş aralıklı yağış durumu incelendiğinde, modelde tanımlanmış çıkış noktalarında oluşan debi miktarlarının, Düşük Etkili Kentleşme (DEK) uygulamalarının entegrasyonu sonucunda bu değerlerin; H1 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %21,12 azaldığı, H2-H3 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %26,15 azaldığı, H4-H5 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %24,32 azaldığı, H6 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %45,85 azaldığı, H7 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %25,30 azaldığı, H8 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %37,83 azaldığı belirlenmiştir. 50 yıllık dönüş aralıklı yağış durumu incelendiğinde, modelde tanımlanmış çıkış noktalarında oluşan debi miktarlarının, Düşük Etkili Kentleşme (DEK) uygulamalarının entegrasyonu sonucunda bu değerlerin; H1 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %21,90 azaldığı, H2-H3 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %25,86 azaldığı, H4-H5 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %24,27 azaldığı, H6 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %45,71 azaldığı, H7 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %25,18 azaldığı, H8 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %37,84 azaldığı belirlenmiştir. 100 yıllık dönüş aralıklı yağış durumu incelendiğinde, modelde tanımlanmış çıkış noktalarında oluşan debi miktarlarının, Düşük Etkili Kentleşme (DEK) uygulamalarının entegrasyonu sonucunda bu değerlerin; H1 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %22,01 azaldığı, H2-H3 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %25,40 azaldığı, H4-H5 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %24,20 azaldığı, H6 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %45,59azaldığı, H7 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %25,06 azaldığı, H8 çıkış noktasında maksimum debi miktarının %37,88 azaldığı belirlenmiştir. Düşük Etkili Kentleşme Metotlarının entegre edildiği haliyle modelde, tahliye hatlarının çıkış noktalarında oluşan pik debi değerinin azaldığı gözlemlenmiştir. Söz konusu metotların, akışın kontrol altına alınması hususunda çevreci bir yaklaşım olduğu görülmektedir.

Selin Ece Altun
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızılcık tarhanasının atıştırmalık ürün formunda değerlendirilmesi: Kızılcık tarhanası ile zenginleştirilmiş bisküvi

Kızılcık meyvesinin sağlık üzerine olan faydaları pek çok araştırmacı tarafından belirtilmiştir. Kızılcık meyvesi doğal antioksidanlar ile mineraller bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Kızılcık tarhanası, içeriği bakımından oldukça zengin olan kızılcıktan üretilen ve Bolu iline özgü coğrafi işarete sahip bir geleneksel gıda ürünüdür. Bu ürün, kızılcık pulpu, tuz ve buğday unu karıştırılarak güneş görmeyen bir ortamda kurutulmak suretiyle hazırlanır. Gün geçtikçe beslenme konusunda daha bilinçli hale gelen tüketicilerin sağlıklı besinlere olan ilgisi artmaktadır. Bu durum, daha sağlıklı içeriklere sahip gıda ürünlerinin geliştirilmesini teşvik etmiştir. Bu doğrultuda; kızılcık tarhanasının bisküviye ilave edilmesi ile yeni bir bisküvi formülasyonunun geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada yapılan ön denemelerin sonuçları doğrultusunda, üretilen bisküvilere %20 oranında kızılcık tarhanası eklenmiştir. Bisküvilerin enerji, nem, kül, protein, karbonhidrat, diyet lifi, su aktivitesi, yağ ve tekstür gibi fizikokimyasal özellikleri ile duyusal özellikleri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kızılcık tarhanası eklenmiş bisküvilerin enerji değeri 502,39 kcal olarak ölçülmüştür. Bu değer, üretilen ürünün literatürdeki diğer bisküvi çeşitlerine kıyasla daha yüksek bir enerji değerine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bisküvilerin nem oranının %4,60, kül oranının ise %2,81 olduğu tespit edilmiştir; bu sonuçlar kızılcık tarhanası ilavesinin bisküvilerin nem ve kül içeriğini etkilediğini göstermektedir. Protein içeriği %6,08 ile %10'un altında saptanmış olup, bu bulgu kızılcık tarhanasının bisküvilerdeki protein miktarını düşürebileceğini düşündürmektedir. Karbonhidrat oranı ise, %58,63 olarak belirlenmiştir. Literatürde yer alan veriler ışığında, kızılcık tarhanasının bisküvilerde karbonhidrat miktarını azaltıcı bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir. Diyet lifi ve yağ miktarları sırasıyla %3,68 ve %27,88 olarak ölçülmüştür. Bu değerler kızılcık tarhanası ilavesinin bisküvilerde diyet lifi ve yağ içeriği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. Bisküvilerin su aktivitesi değeri 0,45 ile ideal bir aralıkta olup, tekstür analizleri sonucunda kırılganlık 1494.90 g.sec, sertlik ise 650 g.sec olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, kızılcık tarhanasının bisküvi üretiminde kullanımının, geleneksel ürünlerle modern beslenme gereksinimlerini birleştirerek yenilikçi bir yaklaşım sunabileceğini ortaya koymaktadır. Kızılcık tarhanası ilaveli bisküviler, sağlıklı atıştırmalık arayan tüketiciler için çekici bir alternatif oluşturabilir. Ancak, ürünün pazar potansiyeli ve tüketici kabulünün daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu tür analizlerin, gelecekteki araştırmalara yönelik önemli bir alanı temsil edeceği öngörülmektedir.

Melike Şahin
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin sosyal medya bağımlılığı belirti şiddeti ile mesleki tükenmişlik ve depresif belirti şiddeti arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Millî Eğitim Bakanlığı'nda görev yapan özel eğitim öğretmenlerinin sosyal medya bağımlılığı belirti şiddeti ile mesleki tükenmişlik belirtileri ve depresif belirtileri arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılmıştır. Bunun yanında sosyodemografik özellikler açısından anlamlı farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul ili Avcılar, Esenyurt, Beylikdüzü ilçelerinde görev yapan ve kolay örnekleme yöntemiyle seçilen yaklaşık 300 özel eğitim öğretmeni bu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada sosyodemografik verilerin yanı sıra Sosyal Medya Bağımlılık Yetişkin Formu, Maslach Mesleki Tükenmişlik Envanteri ve Back Depresyon Envanteri kullanılarak Google -form üzerinden veriler elde edilmiştir. Betimsel istatistikler fark testlerinden bağımsız gruplar için t-testi ile tek yönlü varyans analizi ve son olarak ilişki testlerinden Pearson Korelasyon (Two-tailed) analizi uygulanmıştır. Değişkenlerden cinsiyet ve eğitim durumu için bağımsız gruplar için t-testi yapılmıştır. Değişkenlerden yaş aralığı, sosyal medya kullanım süresi ve gelir durumları için ise tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) yapılmıştır. Gruplar arası farklılığın bilinmesi için çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey kullanılmıştır. Son olarak SMB, MBT ve BD arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon (Two-tailed) analizi yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda erkek katılımcıların sosyal medya bağımlılık düzeylerinin kadın katılımcılara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu, eğitim düzeyine göre katılımcıların sosyal medya bağımlılık düzeylerinin benzer olduğu, yaş seviyesi düştükçe sosyal medya bağımlılığına daha yatkın olunduğu , sosyal medya kullanım süreleri artıkça sosyal medya bağımlılık belirtilerinin manidar bir şekilde arttığı, gelir seviyesi arttıkça sosyal medya bağımlılık belirtilerinin yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği'nin sanal iletişim ile Maslach Mesleki Tükenmişlik Envanteri'nin duyarsızlaşma alt boyutu arasında pozitif yönde düşük; SMB ölçeğinin sanal tolerans alt boyutu ile MMT ölçeğinin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve düşük başarı hissi alt boyutunda pozitif yönde orta düzey anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Benzer bir ilişki de BD ölçeği ile SMB ölçeği sanal tolerans ve sanal iletişim alt boyutlarında görülmektedir. Dahası benzer düzey ve yönde ilişki BD ölçeği ile MMT ölçeğinin duygusal tükenme duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyutlarında da vardır. Tüm bu bulgular, katılımcıların sosyal medya bağımlılıkları ile mesleki tükenmişlik düzeyleri artıkça depresyon düzeylerinin de artacağını gösterir.

Gürkan Kuyumcu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The influence of organizational culture on employee engagement and performance: A case study of Yemeni institutions in Türkiye

This thesis investigates the influence of organizational culture on employee engagement and performance within Yemeni establishments in Turkey. Employing structural equation modelling through Smart-PLS, four hypotheses were empirically tested. The first hypothesis (H1) positing that organizational culture has significant influence on employees' performance was not supported, suggesting a role for organizational culture in shaping performance. Conversely, the second hypothesis (H2) was supported, revealing a significant and positive influence of organizational culture on employee engagement. Furthermore, the third hypothesis (H3) found strong support, indicating a significant and positive effect of employee engagement on employee performance. A mediation analysis was conducted to explore the mediating role of employee engagement between organizational culture and employee performance. The study applied SEM (PLS) and bootstrapping to test the hypotheses. The results showed that employee engagement fully mediated the relationship between organizational culture and employee performance (H4), with a significant and positive influence (β = 0.461, t = 7.103, p<0.001). This underscores the critical role of employee engagement as a mechanism through which organizational culture impacts performance. The study contributes to understanding the nuanced dynamics between organizational culture, employee engagement, and employee performance in the specific context of Yemeni establishments in Turkey.

Haithm Ahmed Mohammed Abu Alsaud Aldarwısh
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş bağımlılık, bağlanma stilleri ve psikolojik zihinlilik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma eş bağımlılık, bağlanma stilleri ve psikolojik zihinlilik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla ortaya konulmuştur. Ek olarak sosyodemografik özelliklere göre psikolojik zihinlilik, bağlanma stilleri ve eş bağımlılık düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı kontrol edilmiştir. Bu kapsamda katılımcılara Eş Bağımlılık Belirleme Ölçeği (EşBBÖ), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Psikolojik Zihinlilik Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi formu sunulmuştur. Araştırmanın örneklem grubunu 18-65 yaş arası yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Bu kapsamda 344'ü kadın, 77'si erkek toplam 421 gönüllü katılımcının katkısıyla veriler elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistik metotları (sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama ve standart sapma) ve ölçek güvenilirliğinin test edilmesinde "Güvenilirlik Analizi" kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu için basıklık çarpıklık değerleri incelenmiştir. Sürekli değişkenler arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi yapılarak, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisi çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda Eş Bağımlılık ile Psikolojik Zihinlilik ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Eş Bağımlılık ile Kaygılı bağlanma alt boyutu arasında pozitif, Kaçıngan bağlanma alt boyutu ile arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Psikolojik Zihinlilik, İç görü ve İlgi alt boyutları ile Kaygılı bağlanma alt boyutu arasında anlamlı ve negatif yönlü, Kaçınmacı bağlanma alt boyutuyla arasında ise anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda Kaçınma, Kaygı, İç görü ve İlgi alt boyutlarının Eş Bağımlılık üzerinde anlamlı bir etkiye sebep olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonuçlarına dair detaylı bilgiler bulgular ve tartışma bölümünde incelenmiştir.

Kaygılı ve kaçınan bağlanmaYetişkinlerde bağlanma
Elif Altay
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet üzerinden uydu yayınının haber izlenme oranlarına etkisi: BBC News Channel ve Al Jazeera örneği üzerinden incelenmesi

Bu çalışma, betimsel analitik yaklaşıma dayanarak Irak'taki BBC izleyicilerinin görüşlerini araştırmayı, çalışma değişkenlerini kesin olarak tanımlamayı ve ardından onlara özel bir anket tasarlamayı amaçladı. Ayrıca uydu haber yayınlarıyla izlenme oranlarının artıp artmadığını görmek için de kullanılacak. Bu çalışma katılımcılardan veri toplamak için bir ankete dayanıyordu. Çevrimiçi akışın haber izleme oranları üzerindeki etkisini incelemek için sosyal medya aracılığıyla rastgele örnekleme kullanılarak Irak'taki Iraklı katılımcılara anketler gönderildi. Erkekler ve kadınlar arasında haber izleme oranlarında yaşa ve eğitim düzeyine göre farklılık olup olmadığını belirlemek için ANOVA analizi kullanıldı. Anket yanıtlarının tanımlayıcı analiz tablosu, katılımcıların yaklaşık büyük bir yüzdesinin, olayları izlemenin ve BBC'nin çalışmalarındaki özel fırsatlar hakkında bilgi edinmenin yanı sıra ilginç ve önemli bilgiler edinmek için BBC haber kanalını çevrimiçi olarak takip ettiğini gösterdi. Ayrıca ANOVA analizi sonucunda katılımcılar arasında yaş ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu, yaş değişkenine göre ise katılımcılar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olmadığı tespit edilmiştir.

Werood Idnan Hırdan Al Sudane
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliği projeksiyonları ile ekstrem yağışların frekans analizi

Son yıllarda iklim değişikliği ve küresel ısınmanın sonucunda ekstrem iklim olaylarının sayısında ve şiddetinde büyük artışlar meydana gelmiştir. Bu artışların birincil sebebi sıcaklık artışının atmosferin su tutma kapasitesinde meydana getirdiği artıştır. Özellikle taşkınların dünya çapında daha sık ve daha şiddetli hale gelmesinde arazi kullanımındaki değişikler gibi diğer faktörlerle birlikte iklim değişikliğinin payı büyüktür. Bu doğrultuda gelecek yıllarda oluşacak değişikliklerin ekstrem yağışlar üzerindeki etkisinin araştırılması ve modellenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada Hükumetlerarası İklim Değişikli Paneli (IPCC) 2021 yılında yayımlanan Değerlendirme Raporu kapsamında kullanılan 5 yeni Küresel Sirkülasyon Modelleri'nin (KSM) çıktıları iki yeni sosyo-ekonomik senaryo (SSP2-4.5 ve SSP5-8.5) altında gelecekteki ekstrem yağış olaylarının analiz edilmesi için kullanılmıştır. Bu modellerin isimleri şu şekildedir: BCC-CSM2-MR (Çin), CMCC-ESM2 (İtalya), GFDL-ESM4 (Amerika). HadGEM3-GC31-LL (İngiltere) MPI-ESM1-2-LR (Almanya). Çalışmada bölgesi olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin Virginia Eyaleti seçilmiştir. Analizlerde model çıktılarının yanısıra beş gözlem istasyonunda ölçülen günlük veriler de kullanılmıştır. Modellerdeki belirsizlikler referans dönemdeki simülasyonların ölçülen değerlerle mukayese edilmesi ile düzeltilmiştir. Bunun için lineer ölçekleme yöntemi kullanılmıştır. Frekans analizleri yıllık maksimumlar ve eşiği aşan pikler olarak bilinen iki farklı yöntemle ele alınmıştır. Bu iki yöntemin kullanılmasıyla kısmi zaman serileri üretilmiştir ve bu seriler uygun dağılım fonksiyonlara uydurulmuştur. Daha sonra 1985-2014 (referans dönem), 2015-2040 (yakın gelecek), 2041-2070 (orta vade gelecek) ve 2071-2100 (uzak gelecek) olmak üzere 2, 5, 10, 20, 50, 100, 500 ve 1000 yıllık tekerrür dönemi olan ekstrem yağışların şiddeti hesaplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre bölgede ekstrem yağışların şiddetinde referans döneme kıyasla yakın gelecekte düşüş olacağı tahmin edilmektedir. Bu fark orta vade gelecekte kapanarak uzak gelecekte negatif yönde değişecektir. Şöyle ki yüzyılın sonunda özellikle SSP5-8.5 senaryosu altında ekstrem yağışların şiddetinde ciddi artışlar modellenmiştir. Bu sonuçlar düşük emisyonlu senaryoların doğal afetlerin azaltılmasındaki önemini vurgulamaktadır.

Sura Dheyaa Husseın Husseın
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kriz dönemlerinde hava kargo yöneticilerinin karar verme stratejilerinin kriz yönetimine etkisi

COVID-19 Pandemisinde havacılık sektörü benzeri görülmemiş bir kriz yaşamıştır ve tarihte ilk defa küresel anlamda kapanmıştır. Ancak tüm dünyayı hızlı bir şekilde etkisi altına alan Corona Virus - Covid 19 salgın hastalığının etkilerini en aza indirmek ve insanları hastalıktan korumak amacıyla dünyanın dört bir tarafında üretilen maske ve tıbbi malzemelerin uluslararası sevkiyatlarında kargo uçaklarının yetmemesi sebebi ile yolcu uçakları ile koltukların üzerleri dahil yüklenerek taşınmış olması, hava taşımacılığının ne derece önemli olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bu çalışmanın amacı hava kargo işletmelerinde yöneticilerin karar verme stratejileri ile örgütün kriz yönetimi arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Türkiye'de hava kargo taşımacılığı yapan bir kuruluşun, uçuş operasyonları kapsamında uzun vadede yaşadığı kriz ve yönetici kararları doğrultusunda üretilen çözüm stratejilerinin krize olan etkisi detaylı bir şekilde analiz edilerek örnekleme gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuca göre karar verme stratejisi ile kriz yönetimi arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.

Şükrü Can
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Petek çerçeve sistemlerinin statik ve dinamik analizi

Petek çerçeveler, yapısal performansı artırmak ve mukavemet değerlerini koruyarak yapıların ağırlığını azaltmak amacıyla, geleneksel düz çelik yapı elemanları yerine petek kirişler ve kolonlar kullanılarak oluşturulan çelik yapılar olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, iki farklı çerçeve modeli incelenmiş ve her model için farklı açıklık tipleriyle statik ve dinamik analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler, ANSYS 2024 programı kullanılarak sonlu elemanlar yöntemiyle üç boyutlu olarak modellenmiştir. Çalışmada, çerçevelerin kolon ve kiriş elemanları IPE200 profili seçilerek modellenmiştir. Kolonlar iki farklı tip (boşluksuz ve kare boşluklu) olarak değerlendirilmiş olup kirişler ise boşluksuz, dairesel, kare, altıgen ve sekizgen boşluk tiplerine sahip olacak şekilde toplamda 19 çerçeve modeli üzerinden analiz yapılmıştır. Statik analiz kapsamında, dört farklı yükleme durumu ele alınmış ve toplamda 76 model çözülerek toplam yer değiştirme, asal gerilmeler, Von-Mises gerilmesi ve maksimum kayma gerilmeleri değerlendirilmiştir. Dinamik analizlerde, serbest titreşim analizi ile birlikte zorlanmış titreşim analizleri (sönümsüz ve sönümlü) gerçekleştirilmiştir. Serbest titreşimin analizinde, ilk 10 modun maksimum yer değiştirme değerleri dikkate alınmış, zorlanmış titreşim analizinde ise yatay ve düşey dinamik yükleme altında sönüm oranlarının etkisi araştırılmıştır. Sönümsüz ve sönümlü durumlar arasında elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak petek çerçeve modellerinin boşluk tiplerinin ve kolon-kiriş kombinasyonlarının dinamik davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Analiz sonuçları, petek çerçeve sistemlerinde kiriş ve kolonların boşluk tiplerine göre yapıların statik ve dinamik performanslarının farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Özellikle sekizgen ve altıgen boşluk tipleri, toplam yer değiştirme ve gerilme değerlerinde önemli farklar yaratmıştır. Ayrıca, yapısal sönüm oranının artırılması ile çerçevelerin dinamik yük altındaki performanslarının iyileştiği gözlemlenmiştir.

Ayat Abbara
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ticari bankalarda kârlılığın bilanço yapısı, aktif kalitesi ve likidite ile olan ilişkisinin incelenmesi ve örnek bir uygulama

Çalışmanın amacı; "Ticari Bankalarda Kârlılığın Bilanço Yapısı, Aktif Kalitesi ve Likidite ile olan İlişkisinin incelenmesi"dir. Bankalar, finansal sistem içinde yerine getirdikleri görevler açısından kritik bir rol oynamaktadır. Türkiye'de tarihi süreçler içinde bankacılık sektöründe önemli sorunlar meydana gelmiş fakat 2001 yıllarında bankacılık sektörü yeniden yapılandırılırmış ve uygulanan yeni programlarla önemli bir gelişme süreci başlamıştır. Bankacılık sektöründe kârlılığın bilanço yapısı, aktif kalitesi ve likidite ile olan ilişkilerinin tespit edilmesi ve yönetilmesi 2008 Küresel Krizinden sonra daha önemli hale gelmiştir. Bankaların sorunlu kredilerden dolayı aktif kalitesinin bozulması, bilanço yapısındaki dengenin bozulması ve likiditenin zayıflaması yalnızca kârlılıklarında değişime yol açmakla kalmayıp; finansal sistemde ve ekonomik istikrarı sağlanmasında olumsuz etki yaratmıştır. Bu çalışmada "Türk bankacılık sistemi içerisinde ticari bankaların kârlılıklarının bilanço yapısı, aktif kalitesi ve likiditeleriyle olan ilişkileri" incelenmiştir. Çalışma kapsamında 2011-2021 dönemi için Türk bankacılık sisteminde faaliyet gösteren kamu sermayeli, özel sermayeli ve yabancı sermayeli 49 ticari banka dahil edilerek karşılaştırmalı incelenmesi amaçlanmıştır. Banka kârlılıklarının ölçüsü olarak iki model üzerinden "aktif kârlılığı" ve "öz kaynak kârlılığı" esas alınmıştır. Hazırlanan veri seti SPSS 21 paket programı kullanılarak çoklu regresyon ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Yapılan Panel Veri analizleri sonucunda; ticari bankalarda "Ortalama Aktif Kârlılığı" ve "Ortalama Öz Kaynak Kârlılığı"nı etkileyen değişkenlerin neler olduğu araştırılmıştır. Bu kapsamda; "Donuk Alacaklar/Toplam Krediler", "Likit Varlıklar /Toplam Varlıklar", "Sermaye Yeterliliği Oranı", "Toplam Gelirler / Toplam Giderler" "Toplam Mevduat/Toplam Varlıklar", "YP Varlıklar/YP Yükümlülükler", "Faiz Gelirleri/Faiz Giderleri", "Toplam Kredi/GSYH" ve "Tahvil Faiz Oranları" değişkenlerinin bulunan p değerleri 0,05'ten küçük olduğu için "Ortalama Aktif Kârlılığı" üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulgulanmıştır. Buna karşılık; "Donuk Alacaklar/Toplam Krediler", "Nakit Oranı", "Likidite Oranı", "Sermaye Yeterliliği Oranı", "Toplam Krediler/Toplam Mevduat", "Toplam Krediler/Toplam Varlıklar", "Toplam Mevduat/Toplam Varlıklar", "YP Varlıklar/YP Yükümlülükler" değişkenlerinin "Ortalama Öz Kaynak Kârlılığı", "Toplam Kredi/GSYH" ve "Tahvil Faiz Oranları"nın "Ortalama Öz Kaynak Kârlılığı" üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı ancak "Faiz Gelirleri/Faiz Giderleri ve Toplam Gelir/Toplam Gider"lerinin "Ortalama Öz Kaynak Kârlılığı" üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

Oktay Tosun
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00