10
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ekonomik büyüme ve çevre kirliliği ilişkisi: Türkiye örneği
Sanayi devriminin beraberinde getirmiş olduğu ekonomik fırsatlar birçok ülkenin hızlı ve kolay bir şekilde büyümesine sebep olmuştur. Ancak sanayi sektörünün fosil yakıtlar gibi çevreye zarar veren enerji girdilerini kullanması bu şekilde gerçekleşen ekonomik büyümenin ne kadar sağlıklı olduğu sorusunu gündeme getirmiştir. İlk kapsamlı araştırmanın 1991 yılında Grossman ve Kruger tarafından yapılması ile ekonomik büyüme ve çevre kirliliği ilişkisi yıllardır inceleme konusu olmuştur. Bu çalışmada çevre kirliliği ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki Türkiye için 1960-2014 yılları arasında yer alan ekonomik büyüme (g) ve karbondioksit (CO2) emisyon verileri kullanılarak incelenmiştir. Dünya Bankası (WB) tarafından CO2 emisyon verileri 2014 yılına kadar kaydedildiği için analizde bu yıllar arasındaki veriler kullanılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak ekonomik büyüme kavramının ne olduğu ve geçmişten günümüze ekonomik büyüme teorilerinin neler olduğu gösterilecektir. İkinci olarak ise çevre kirliliğinin ne olduğu, örneklerinin ve faktörlerinin neler olduğu anlatılacaktır. Yine bu bölümde Çevresel Kuznest Eğrisi (ÇKE) hipotezinden ve literatür taramasından bahsedilirken son olarak ekonometrik uygulamaya yer verilecektir. Uygulama sonucunda CO2 değişkeninden ekonomik büyüme değişkenine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin var olduğu gözlemlenmiştir. Böylece çalışmada yer alan ekonomik büyüme çevre kirliliğine neden olur hipotezi reddedilmektedir. Ayrıca etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizi de uygulamada kullanılmıştır.
Markanın davranışsal iktisat bağlamında yeri ve tüketiciler üzerindeki etkisi: Azerbaycan örneği
Bu tezin amacı, Azerbaycan`da tüketici davranışlarını davranışsal iktisat bağlamında ele almaktır. Bu doğrultuda davranışsal iktisad perspektifi çerçevesinde marka ile tüketici davranışlar arasındakı ilişik teorik ve ampirik olarak değerlendirilmiştir. Tüketici davranışlarının konusu, tüketici satın alma davranışlarını etkileyen faktörlerin incelenmesidir. Gelişen yaşam koşulları ve yeni tüketim çılgınlıklarının ortaya çıkmasıyla, tüketici davranışlarında farklılıklar olduğu kanısına varılmıştır. İnternet kullanımı artmış, tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları da değişmiştir. İnsanların marka ürün tüketimi artmıştır. Bu çalışmada, insanların marka üzerinde yaptıkları tüketimde rasyonellik durumları ve onlardan sapmaları ele alınacaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde davranışsal iktisat, rasyonellik, sınırlı rasyonellik kavramları açıklanmaya çalışılıp, davranışsal iktisadın gelişiminden söz edilecektir. İkinci bölümde tüketici davranışları, tüketici davranış modelleri ve lüks tüketim konularına değinilecektir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde tüketicinin marka satın alma niyetini etkileyen faktörlerin incelenmesi ile ilgili hazırlanan anket çalışması ve sonuçları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler : Davranışsal iktisat, tüketici davranışları, marka, Azerbaycan
Osmanlı'dan günümüze Türkiye'nin kapitalistleşme ve kalkınma süreci
Türkiye'nin kalkınma süreci, sermaye birikimi rejimi ve liberalleşme aşamaları ile birlikte ele alınırsa anlamlı olacaktır. Bundan önceki çalışmalarda Türkiye'nin kalkınma ve kapitalist iktisadi düzene geçiş süreçleri ya dış ticaret politikasındaki değişmeler ya da sınıfsal çatışmalar üzerinden ele alınmıştır. Bu açıdan bu tezin literatüre bir katkı sunacağı düşünülmektedir. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Tezin Birinci Bölümü'nde Türkiye'nin kalkınma tarihini inceleyen bazı temel çalışmalardan bahsedilmiş ve bunların konuyu hangi temalar etrafında analiz ettiği açıklanmıştır. Eserler karşılaştırılmış ve farkları ortaya konmuştur. Tezin İkinci Bölümü'nde İktisadi Kalkınma ve Sermaye Birikimi kavramkları incelenmiştir. Her bir kavramın iktisat bilimindeki yeri, bu iki kavram hakkında temel tartışmalar ve bu iki kavramın birbiriyle ilişkisi ele alınmıştır. Tezin Üçüncü Bölümü'nde Türkiye'nin Cumhuriyet dönemindeki iktisadi kalkınma süreci liberalleşme safhaları göz önüne alınarak sıralanmış ve sermaye birikim rejimi ile liberalleşme aşamaları arasındaki bağlantılar kurulmuştur. Bu bağlamda elde edilen sonuçlar irdelenmiştir. Tezin Dördüncü Bölüm'ü bütün tezden elden edilen sonuçların değerlendirilmesi ile birlikte tezin genel bir özetini vermektedir. Tezde elde edilen ana görüş, Türkiye'de her liberalleşme aşamasının farklı bir sermaye birikim sürecine denk geldiği ve her bir liberalleşme aşamasının öncekilerin devamı olduğudur. Bu açıdan gelecekteki çalışmalar içinde referans teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: İktisadi Kalkınma, İktisadi Büyüme, Sermaye, Sermaye Birikimi, Cumhuriyet Devri Türkiye İktisat Tarihi, Liberalleşme Aşamaları, Kalkınma İktisadı
Tüketici güven endeksinin tüketimi öngörü yeteneğinin ölçülmesi
Bu çalışma Türkiye ekonomisi için, tüketici güveninin tüketim harcamaları üzerindeki etkisini analiz etmektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, ilgili konuların teorik arka planlarını incelemekte ve literatür taraması sunmaktadır. Aynı zamanda Ocak 2004-Haziran 2018 dönemi üzerine bir ampirik uygulama gerçekleştirilmiştir. En Küçük Kareler (OLS) yönteminde tutarlı (sağlam) standart hataların dikkate alındığı çalışmada birçok kontrol değişkini de kullanılmaktadır. Elde edilen ampirik bulgulara göre, tüketici güven endeksinin tüketim harcamaları üzerinde pozitif bir etkisi bulunmaktadır. Ayrıca, Toda-Yamamoto Granger Nedensellik analizinden elde edilen bulgulara göre, tüketici güven endeksinden tüketim harcamalarına doğru tek yönlü ve pozitif bir nedensellik ilişkisi söz konusudur.
Azerbaycan turizm gelirlerinin makroekonomik göstergelere etkisi; 1995-2016 yılı analizi
Bir hizmet sektörü olarak turizmin, dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Turizm, dünyada en hızlı büyüyen ikinci sektör konumundadır. Bununla birlikte konuya ilişkin yapılan teorik ve ampirik çalışmalardan, turizmin makroekonomik göstergeler üzerinde olumlu bir etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Turizm ülke ekonomileri için hem en büyük döviz girdisi sağlayan hem de istihdam yaratan sektör olması bakımından önemli bir sektördür. Bu sebepler turizm ve ekonomi ilişkisini, turizmin ekonomiye olan etkisini araştırmayı önemli hale getirmektedir. Bundan başka, dış ödemeler dengesi, gelir düzeyi be bölgesel kalkınma gibi konularda sağladığı katkılar, ülkelerin turizm gelirlerinden elde ettikleri payı daha da büyütmek için çalışmalar yapmaya yönlendirmektedir. Bu çalışma, 1995-2017 yılları arası Turizm gelirlerinin Azerbaycan ekonomisinin temel makroekonomik göstergelerle olan ilişkisini ve bu göstergeler üzerindeki etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında Azerbaycan devlet İstatistik Kurumu, Azerbaycan Cumhuriyyeti Merkez Bankasının yayınladığı yıllık raporlardan elde edilen veriler ekonometrik analizie tabi tutulmuştur. Azerbaycan ekonomisi bağlamında turizm sektöründen elde edilen gelirlerin makroekonomik göstergeleri olumlu yönde etkilediği hipotezi sırasıyla Philip Peron birim kök testi, ARDL modeli, VAR analizi , etki-tepki ve varyans ayrıştırması fonksiyonları ile araştırılmıştır. Turizm gelirlerinin, enflasyon ve işsizlik oranıyla ters yönlü ve zayıf ilişkisi olduğu, GSYİH ve bütçe gelirleri ile ise pozitif yönde ve kuvvetli bir ilişkisinin belirlenmesi ile birlikte GSYİH değişkeni üzerinde artan etkisinin uzun dönemde yüzdesel olarak artma eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Turizm gelirlerinin ülkenin temel ekonomik faktörlerini etkilemesi, bu sektörün ülke ekonomisinin petrol dışı gelirlerini artmasında önemli bir etken olduğu anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Azerbaycan ekonomisi, turizm sektörü, VAR analizi, makroekonomik göstergeler.
Özgecilik, toplumsal işbirliği ve rekabet
Bir toplum kendi çıkarını düşünen akılcı ve bencil iktisadi insanla (homo economicus) kendi çıkarlarına karşın toplumsal özveride bulunan özgeci (altruistik) bireylerden oluşmaktadır. Bir piyasanın, ya da başka bir toplumsal kurumun ortaya çıkışını ve gelişimini bu karma (heterogen) yapı içindeki bireyler arasındaki birikimli davranışlar belirlemektedir. Özgeci cezalandırma, bu birikimli davranışların ortaya çıkardığı kamu mallı niteliğindeki yapısal kurumların ve işbirliğinin sağlanmasında yaşamsal bir araçtır. Bu tez çalışmasıyla aynı anda bir arada süren grup içi ve gruplar arası rekabetin toplumsal işbirliği üzeindeki etkisini araştırılmıştır. Bu etki çok aşamalı seçim kuramlarına uygun, z-tree ile programlanmış, ödülün grup içi rekabette kaybedenlerce, gruplar arası rekabette ise kaybeden grup tarafından ödendiği bir deneyle desteklenmiştir.
Türkiye'de girişimciliğin motivasyon kaynakları
Girişimciliğin yalnızca bir kişilik özelliği olmayıp, onu ortaya çıkaran şartlarla birlikte düşünülmesi gereken bir fenomen olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Doğuştan gelen kişilik özellikleri belli oranda bunda bir rol oynamakla birlikte, girişimcilik, onu ortaya çıkaran fırsatlardan ve bu fırsatları yaratan ekonomik, sosyal, kültürel ve kurumsal faktörlerden etkilenerek şekillenmekte ve bireylerin sahip olduğu girişimsel beceriler ile fiziksel imkanlar ve tercihlerin sonucunda hayata geçmektedir. Bu ön kabullerden yola çıkarak; bu çalışma, girişimciliğin kişiler bazında hangi şartlarda ortaya çıktığına, neler tarafından motive edildiğine ışık tutmayı hedeflemektedir. Bu bakımdan iktisat sosyolojisi alanında da bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Çalışmada GEM verileri kullanılmıştır. Ekonomik ve demografik değişkenler ile algısal değişkenlerin etkisini ayrı ayrı görebilmek için farklı modeller oluşturulmuş ve lojistik regresyonla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, algılar ve kişilik özelliklerinin girişimcilik için önemli ve gerekli olduğu, ancak girişimciliğin hayata geçmesi için yeterli olmadığı sonucu çıkmıştır. Çünkü algılar ve kişilik özellikleri girişimcilik için ne kadar uygun olursa olsunlar, 1- uygun fırsatların yokluğu halinde; 2- bu fırsatları algılayabilecek donanımı sağlayacak asgari bir eğitime sahip olunmaması halinde; 3- Bu fırsatları girişimciliğe dönüştürmekte kullanılacak bir sermaye ve gelire sahip olunmaması halinde, girişimciliğin ortaya çıkma ihtimali düşmektedir. Analiz sonuçlarında ayrıca, algısal değişkenlerden yeteneklere güvenmenin girişimciliği en çok etkileyen özellik olduğu görülmüştür. Başarısızlık korkusu ise negatif etkiye sahiptir. Demografik ve ekonomik değişkenlere baktığımızda, genç, erkek ve üst gelir grubuna dahil olmanın girişimciliği arttırdığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Girişimcilik, Türkiye'de girişimcilik, girişimciliği etkileyen faktörler, GEM
Küresel değer zincirleri, ihracat, istihdam ve verimlilik
Dünya üretim, ticaret ve yatırım politikaları, uluslararası üretim ayrıştırması olarak ifade edilen küresel değer zincirleri (KDZ) katılımı aracılığıyla yürütülmektedir. Uluslararası üretim ayrıştırması; teknolojik gelişme, maliyet, kaynak ve piyasalara erişim kanalı ile gerçekleştirilmektedir. Ekonomi politikalarını etkileyen önemli bir unsur olmasına rağmen KDZ'nin ihracatı, işgücü piyasasını ve verimliliği nasıl etkilediği hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. Bu sebeple tezde, KDZ'nin; ihracat performansı, istihdam ve işgücü verimliliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz, Dünya Girdi-Çıktı Veri Tabanı (WIOD) verileri kullanılarak En Küçük Kareler Kukla Değişkeni (LSDV) yöntemi aracılığıyla 42 ülke ve 2000-2014 dönemi için yapılmıştır. Analiz bulguları, yabancı katma değerin, ileri katılım ve yerli katma değer bağlamında ihracat performansını artırdığını göstermektedir. İleri teknolojili ve rekabetçi fiyatlara sahip ithal girdi ile ihracat performansı arasında tamamlayıcı bir ilişki bulunmaktadır. Elde edilen bulgulara göre KDZ katılımı, işgücü verimliliğini ve istihdamı artırmaktadır. KDZ katılımının ücretler üzerindeki etkisinin ise negatif olduğu belirlenmiştir. Ülke düzeyinde yapılan analiz sonucunda, KDZ katılımının gelişmiş ülkelerde verimlilik ve istihdamı artırdığı bulgusu elde edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise işgücü verimliliği artışı gerçekleşmektedir. KDZ katılımı, yenilik ve teknoloji sürecine yön veren gelişmiş ülkelerin yüksek katma değerli üretim yapmasına katkıda bulunmaktadır. Düşük katma değerli üretim gerçekleştiren gelişmekte olan ülkeler, KDZ katılımı ile ucuz ithal girdi, gelişmiş bilgi ve teknoloji temin etmektedir. Çalışma bulguları, gelişmekte olan ülkelerin yüksek katma değerli üretim yapmayı sağlayacak, verimlilik ve istihdamı artıracak yeni teknoloji ve üretim tekniklerinin geliştirilmesine yönelik eğitim ve yatırım politikaları uygulamaları gerektiğini göstermektedir.
İş gücü verimliliğini etkileyen faktörler: Erzurum Devlet Hastanelerinde çalışan doktorlar üzerine bir uygulama
İş gücü verimliliği son yıllarda "çok çalışma" kavramının yerini almış bir konudur. Özellikle iş yoğunluğu, stresi çok olan ve insan hayatı söz konusu olması dolayısıyla yüksek riskler taşıyan sağlık sektörü, iş gücünün verimli olmasına en çok ihtiyaç duyulan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık hizmetleri içerisinde en büyük hacim kuşkusuz devlet hastanelerine aittir. Devlet hastanelerinde işgücünün önemli bir kısmını oluşturan doktorlar, hastanelerin ve dolayısıyla ülkenin gelişmişlik oranını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, Erzurum devlet hastanelerinde çalışan doktorların iş gücü verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Bu amaçla, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, Bölge Eğitim & Araştırma Hastanesi ve Palandöken Hastanesi'nde çalışan 276 doktora bir anket uygulanmıştır. Doktorların verdikleri cevaplara; tanımlayıcı istatistikler, ortalamaların analizi yöntemi, ki-kare testi, ikili (binary) lojistik regresyon analizi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Bunlara göre, doktorların verimliliği "hastanedeki çalışma yılı", "meslektaşlarla arada bulunan güven, dayanışma ve işbirliği" ile "şehirdeki özel hastaneler hakkında bilgi sahibi olmak"la ilişki çıkmıştır. Ayrıca doktorların verimliliğinin en fazla fiziksel faktörlerden, en az ise kurumsal faktörlerden etkilendiği sonucu elde edilmiştir.
İnternet ve mobil bankacılık kullanımının belirleyicileri: Düzey 1 bölgeleri
Bu tez, internet ve mobil bankacılık kullanımının belirleyicilerini analiz etmektedir. Araştırma, Türkiye'nin Düzey 1 bölgelerinde internet ve mobil bankacılık kullanımını etkileyen faktörleri incelemektedir. Çalışmada, bireylerin demografik özellikleri, teknolojiye erişim durumu ve internet kullanımı gibi çeşitli değişkenlerin internet ve mobil bankacılık kullanımına olan etkisi değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, hane geliri, iş durumu ve internet kullanım sıklığı gibi demografik faktörlerin internet ve mobil bankacılık kullanımını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bireylerin internet üzerinden mal ve hizmet satın alma, yazılım ve mobil uygulama indirme, sosyal medyada aktif olma gibi çevrimiçi aktiviteleri de internet ve mobil bankacılık kullanımını etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bölgesel analizlerde, TR4 ve TR5 bölgelerinde yaşayan bireylerin internet ve mobil bankacılık kullanma olasılığının, coğrafi konum erişimi, gizlilik politikası okuma gibi faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bu bölgelerde cinsiyetin internet ve mobil bankacılık kullanımında belirleyici bir rol oynadığı görülmüştür. Tez, internet ve mobil bankacılığın yaygınlaştırılması için politika yapıcıların ve bankaların, demografik ve davranışsal faktörleri dikkate alarak stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, özellikle teknolojiye erişim ve dijital okuryazarlık düzeyinin artırılması, internet ve mobil bankacılık hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacaktır.