
408
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklı bölgelerde ve dikim aralıkları ile tesis edilmiş bazı kavak klonlarının odun kalitesinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenmesi
Bu doktora tez çalışmasının amacı İzmit ve İpsala yörelerinde farklı dikim aralıkları ile tesis edilmiş kavak klon denemelerinde, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkilerinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenme olanaklarının araştırılmasıdır. Tez çalışması kapsamında İzmit ve İpsala/Edirne'de 3x4 m, 3x3 m, 3x2 m ve 3x1,5 m dikim aralıkları ile tesis edilmiş olan 2 farklı melez kavak klonu (I-214 ve I-45/51) ve 3 farklı Populus deltoides klonu (I-77/51, S.307-26 ve 89.M.060) ağaçlandırmaları deneme alanları olarak belirlenmiştir. Bu klonlardan 89.M.060 kavak klonu Türkiye'de geliştirilen bir klon olması bakımından özel önem arz etmektedir. Seçilen deneme alanlarındaki bütün dikili ağaçlar üzerinde stres dalga yöntemi kullanılarak liflere paralel ses iletim hızı ve dinamik elastikiyet modülü ölçümleri yapılmıştır. Göğüs yüksekliğinden alınan artım kalemleri üzerinde fraktometre cihazı ile radyal eğilme direnci ve liflere paralel basınç direnci testleri gerçekleştirilmiştir. Yine her bir ağaçtan alınan artım kalemlerinde yıllık halka genişlikleri ölçülmüştür. İzmit yöresinden dikili haldeki ölçümleri tamamlanan ağaçlardan her bir klon ve her bir dikim aralığı için bulunduğu deneme alanının ortalamasını yansıtan 5 adet ağaç deneme ağacı olarak kesilmiştir. Kesilen ağaçlardan 0.30-2.30 m gövde yüksekliği arasından 2 metrelik tomruk kısımları tahribatlı laboratuvar testleri için alınmıştır. İligili TSE standartlarına göre hazırlanan örneklerde yoğunluk, daralma (radyal ve teğet), eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve dinamik eğilme direnci değerleri ölçülmüştür. Ölçülen tüm değerlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler ve yöre, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkisi istatistiki testlerle ortaya konulmuştur. Ayrıca, tahribatsız-Fraktometre, tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı testler arasındaki ilişkilerin ortaya konulması için regresyon analizi yapılmıştır. Genel olarak, tahribatsız, tahribatlı ve artım kaleminde yapılan testlerde P. deltoides klonlarının (S-307-26, I-77/51 ve 89.M.060) melez kavak (I-214 ve I45/51) klonlarına göre daha yüksek değerler verdiği, dikim aralığının odun kalitesi üzerine etkisinin istatistiki olarak anlamlı olduğu fakat dikim aralığı arttıkça artan ya da azalan bir ilişki olmadığı, İpsala yöresi tahribatsız ve Fraktometre ölçümlerinde elde edilen değerlerin İzmit yöresine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı ölçüm sonuçları (dinamik eğilme direnci hariç) arasında doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu, tahribatsız ölçüm sonuçları ile fraktometre eğilme direnci arasındaki ilişkilerin zayıf bir ilişki olduğu buna karşın fraktometre basınç direnci ile arasındaki ilişkinin doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Sodyum bikarbonat (NaHCO3) ile yüzeyleri aşındırılan ve emprenye edilen bazı odun türlerinde doğal yaşlandırma işleminin fiziksel ve mekanik özelliklere etkisi
Eko sistemde orman kaynakları hızla azalmakta ve ağaç malzeme en üst seviyede korunarak daha geniş alanlarda kullanımının sağlanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu yüzyılda, zarar verici faktörleri değiştirerek ve ekosistemin evrimsel ortamının ekolojik yapısını daha doğal koruma yöntemleriyle koruyarak, yeni koruma malzemeleri onarıcı ekolojinin temelini oluşturmaktadır. Ahşap malzemenin gerek tarihi yapılarda ve gerekse çok çeşitli alanlarda kullanılabilmesi için teknolojik, üst yüzey vb. çok çeşitli testlerin/analizlerin yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle çalışma sürecinde dört odun türü Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu Ladini odunu (Picea orientalis (L.) Link.), Kestane odunu (Castanea sativa Mill.), Meşe odunu (Quercus petraea Lieble) tercih edilmiş ve doğal yaşlandırma (24 Aylık periyot) işlemi öncesinde kondisyonlanan tüm deney örnekleri çeşitli basınçlarda (1; 2 ve 3 atü) aşındırma ile yüzeyde ondülasyon oluşturarak; %5; %7 ve %9 çözelti derişimlerinde sodyum bikarbonat (NaHCO₃) ile vakumlu basınç yöntemi/emprenye işleminin gerçekleştirilmesinin ardından su bazlı boya/vernik uygulaması yapılmıştır. Deney paneline yerleştirilen gerek kontrol ve gerekse test örnekleri 24 aylık doğal yaşlandırma periyodunun akabinde üst yüzey işlem testleri (renk, parlaklık), mekanik özelliklerden eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, basınç direnci deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deney sonuçlarına göre emprenye öncesi ve emprenye sonrasında çözeltilerin pH ve yoğunluklarında değişme olmamıştır. Emprenye işlemi uygulamasından sonra ahşap malzemede % tutunma miktarı (ahşabın toplam kuru ağırlığına göre kalan katı madde miktarı) tutunma miktarının en yüksek olduğu ladin odununda %7 Sbc 3 atü (%32,46), tutunma miktarı en düşük meşe odunda %9 Sbc (%5,22) 1 atü'de gerçekleşirken; kontrol örneklerinde ışıklılık (L*) değeri en yüksek sarıçam odununda (47,32), en düşük meşede (39,84), test örneklerinde ışıklılık (L*) değeri en yüksek kestane odununda (44,34), en düşük olarak meşede (39.84); kırmızı-yeşil renk (a*) değeri kontrol grubunda en yüksek değer sarıçam odununda (10,37), en düşük kestane odununda (8,69), kırmızı-yeşil renk (a*) değeri test örneklerinde en yüksek değer kestane odununda (7,11), en düşük ladin odununda (6,62); sarı-mavi renk (b*) değeri kontrol örneklerinde en yüksek değer sarıçam odununda (22,15), en düşük meşe odununda (17,21), sarı-mavi renk (b*) değeri test örneklerinde en yüksek değer kestanede (14,28), en düşük meşe odununda (12,86); doğal yaşlandırma periyodu (0-12 Ay Farkı) sonrası toplam renk değişim (∆E*) değeri en yüksek sarıçam odununda (12,15), en düşük meşe odununda (8,09); doğal yaşlandırma periyodu sonrası kontrol grubunda en yüksek parlaklık değeri ladinde (18,98), en düşük sarıçam odununda (15,71); doğal yaşlandırma periyodu sonrası test örneklerinde en yüksek parlaklık değeri kestane odununda (8,32), en düşük sarıçam odununda (5,94) gerçekleşmiştir. Mekanik özelliklerde en yüksek basınç direnci değeri meşe odununda 2 atü'de (87,61 N/mm²), en düşük ladin odununda 3 atü (31,17 N/mm²); en yüksek eğilmede elastikiyet modülü değeri meşe odununda 1 atü'de (12809 N/mm²), en düşük eğilmede elastikiyet modülü kestane odununda 3 atü (7893N/ mm²); eğilme direnci değeri en yüksek meşe'de (169,25 N/mm²), en düşük ladin'de (123,66 N/mm²) gerçekleşmiştir. Odunun anatomik yapısı, tüm parametreler (aşındırma, emprenye, üst yüzey, mekanik özellikler) üzerinde etkili olmuştur.
Orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi (TR42 düzey 2 bölgesi örneği)
Orman ürünleri sektöründe iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sağlık ve güvenlik sorunudur. Bu bakımdan orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışanların risk alma davranışlarını anlamak, bu tür sorunların giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada amaç, orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörleri Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanarak ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında mavi yakalı (işçi) ve beyaz yakalı (yönetici) çalışanların risk alma davranışları, çalışanlara ait bireysel faktörler (riske yönelik tutum, bilişsel önyargı ve risk algısı), organizasyonel faktörler (güvenlik iklimi, iş stresi ve güvenlik eğitimi) ve işyeri faktörleri (çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı) başlıklarında ele alınmıştır. Çalışanların risk alma davranışlarının analizinde araştırmacı tarafından geliştirilen anketten yararlanılmış ve TR42 Düzey 2 Bölgesinde (Düzce, Bolu, Sakarya, Kocaeli ve Yalova) orman ürünleri sanayisinde faaliyet gösteren 64 işletmede 687 çalışana uygulanmıştır. Çalışanlara ait bireysel, organizasyonel ve işyeri faktörleri ile risk alma davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek için 10 hipotez oluşturulmuştur. Oluşturulan bu 10 hipotezi tanımlayan bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, oluşturulan bu 10 hipotezden 7'sinin kabul edildiği; organizasyonel ve işyeri faktörlerinin çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir negatif etkiye sahip olduğu ve bu faktörlerin iyileştirilmesiyle risk alma eğiliminin azalacağı bulunmuştur. Bireysel faktörlerin ise, çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, sektör yöneticilerine ve karar vericilere işletmelerde iş güvenliği performanslarının iyileştirilmesi için ne tür bir yol izlenmesi gerektiği noktasında yardımcı olabilir.
Nanoteknolojik ambalaj kağıdı ve karton üretiminde enzimatik/kimyasal ön muamele yöntemlerinin ürün performans özellikleri üzerine etkisinin araştırılması
Türkiye'de birçok tarımsal ürüne ait atıklar hasat sonrası tarlada çürümeye bırakılmakta veya yakılmaktadır. Oysaki sürdürülebilir bir tarım, atıkların etkin bir şekilde bertarafı ile mümkündür. Son yıllarda tarımsal atıklar birçok alanda değerlendirilebilir hale gelmiştir. Bunlardan biri de nanoteknoloji alanındaki uygulamalardır. Bu çalışmanın amacı; buğday saplarından mikrofibrillenmiş selüloz/nanofibrillenmiş selüloz ve okside mikrofibrillenmiş selüloz/okside nanofibrillenmiş selüloz elde ederek, bu ürünlerin ambalaj kağıdı ve karton üretiminde ortaya çıkan ve maliyetlere ciddi etkisi görülen yurtdışı kaynaklı kimyasal ürünler yerine kullanılarak atık kağıt liflerinden daha üstün özelliklere sahip ambalaj kağıdı ve karton üretimini gerçekleştirmektir. Bu kapsamda ana hammadde kaynağı olan buğday saplarının bir dizi pişirme ön denemesi ile lif üretim metoduna karar verilmiştir. Optimum pişirme işlemi sonrasında elde edilen lifler, klorit ağartma yöntemi ile delignifikasyona ardından enzimatik ve oksidasyon ön muamelelerine tabi tutularak homojenizasyon kademesinde mikro ve nano boyuta indirgenmişlerdir. Elde edilen mikro ve nanoselülozlardan optimum olarak belirlenen ürünler, fluting kağıt ile mihver karton üretimlerinde bünyeden veya yüzeyden (size press kısmında) eklenerek kullanılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen kağıtların; mekanik, fiziksel ve drenaj özellikleri ilgili standartlara göre belirlenmiştir. Metodolojik açıdan ve maliyet açısından optimum olarak belirlenen nanoselüloz ve ticari nanoselüloz kullanılarak üretilen kağıtların test sonuçları karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; enzimatik muamelede selülaz enziminin hemiselülaz enzimine nazaran ve oksidasyon işlemlerinde ise 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil'in (TEMPO) N-hidroksi ftalimit (PINO) ve periyodat oksidasyonlarına nazaran daha fazla etkili olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan homojenizasyon işleminden sonra elde edilen sonuçlar lifsel yapının tamamen değiştiğini ve liflerin homojen bir şekilde nano boyuta indirgendiğini ortaya koymuştur. Optimum nanoselüloz ve ticari nanoselülozun (P-CNF) kağıt hamur liflerine bünyeden ve yüzeyden ilavesi ile kağıtların mekanik özellikleri geliştirilmiş olup drenaj özellikleri olumsuz yönde etkilenmiştir. Bunun yanı sıra kağıt hamur liflerine yapılan optimum CNF ve P-CNF ilaveleri sonucunda fiziksel özelliklerde düşüş meydana geldiği gözlemlenmiştir.
Tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motiflerin CNC ahşap işleme olanakları kullanılarak modern yapılarda uygulanması: Amasya Mehmet Paşa cami örneği
Artvin ilinde bulunan modern mimaride yapılan Şehitlik köyü camisine, tamamı mermer olan Amasya Mehmet Paşa minberi ve mimari motifleri örnek alınarak ahşap işlemeler uygulanmıştır. Ahşap süsleme tekniklerinin detaylı bir şekilde uygulandığı bu eserdeki işlemlerin çoğu CNC ile yapılmıştır. Yapıdaki tüm ahşap işlemelerde masif paneller ve kereste kullanılmıştır. Kabartmalar, grift hatlar ve bitkisel motifler yoğun kullanılmıştır. Tezin 2. ve 3. bölümlerinde daha çok tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motifler, analizleri, çizimleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Genel olarak Türk-islam kültüründen etkilenen cami anlayışı dönem dönem farklılıklar göstermiştir. Anadolu Selçuklu, erken-klasik-geç Osmanlı dönemi ve çağdaş dönem ile farklı çizgiler bulunmaktadır. Bilgisayar destekli üretimin önemli parçası olan CNC ile çalışmalar yapılmıştır. Modern mimaride yapılan bu esere, tarihi kültürel değere sahip erken dönem Osmanlı motiflerini barındıran işlemeler ve inşasının yanı sıra günümüz CNC teknolojisini kullanarak çalışmalar yapılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında ağaç türlerine göre CNC parametreleri, en uygun ağaç türünü, yüzey pürüzlüğü ve ahşap malzemenin ıslanabilirlik dereceleri, parametrelere göre harcanan elektrik enerjisi ve işlem süresi belirlenmiştir. Ağaç türleri olarak iroko, sapelli, ceviz, dişbudak ve ladin kullanılmıştır. CNC parametreleri olarak 3 farklı bıçak çapı (3, 6 ve 9 mm), 3 farklı devir hızı (12000,15000 ve 18000 d/dk) ve 3 farklı kesme hızı (3000, 6000 ve 9000 mm/dk) belirlenmiştir. En düşük yüzey pürüzlülük değeri İroko örneklerinden elde edilmiştir. En düzgün yüzey 6 mm çaplı bıçakla elde edilirken, yine 15000 d/dk işlem gören örneklerden ve 3000 mm/dk kesme hızında daha kaliteli yüzeyler oluşmuştur. Islanabilirlik değerlerine bakıldığında ladin, dişbudak ve sapelli türleri, ceviz ve irokodan daha iyi sonuçlar vermiştir. Dişbudak ve Ceviz örneklerinin işlenirken diğer ağaç türlerine göre birim zamanda daha fazla elektrik tüketimine neden olduğu tespit edilmiştir.
Ülkemizdeki coğrafi iklim bölgelerine göre denge rutubet miktarı haritasının çıkarılması
Türkiye'deki coğrafi iklim bölgelerine göre en çok kullanılan ağaç malzemelerin Denge Rutubet Miktarlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizdeki 7 farklı coğrafi iklim bölgesini kapsayacak şekilde 9 farklı il seçilmiş ve ülkemizde ahşap sektöründe en çok tercih edilen 6 farklı ağaç türü deneme kapsamında ele alınmıştır. Örnekler 1 yılı kapsayacak şekilde, 4 farklı mevsimde belirlenmiş olan illere bırakılmış ve her grup bırakıldıktan 1 ay sonra örnekler hava almayacak şekilde paketlenip denge rutubet miktarı tayini için Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Laboratuvarına getirilmiştir. Burada standartlara uygun şekilde Denge Rutubet Miktarı tayinleri belirlenmiştir. Örneklerin denge rutubet miktarları bina içi ve yağmurdan arındırılmış bina dışı olacak şekilde iki ayrı sonuç ile ele alınmıştır. Sonuç olarak tüm iklim bölgeleri ele alındığında ve tüm ağaç türlerine bakıldığında bina içi denge rutubet miktarı ağaç türlerinde farklı olmak üzere %11,5 – 5,9 arasında bulunmuş, bina dışında ise; %12,4 – 7,3 arasında bulunmuştur. İklim bölgelerine ve ağaç türlerine göre sonuçlar farklılıklar göstermektedir.
Lif levha zımpara tozunun üretimde değerlendirilmesi
Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak orman ürünleri sektöründe levha üretimi de artış göstermektedir. Buna paralel olarak lif levha fabrikasında açığa çıkan zımpara tozu atığı da artmış olup 600 m³/gün üretim yapan bir fabrikanın zımpara tozu atığı yaklaşık 25 ton/Gün'dür. Fabrikada söz konusu atık yakılarak enerji üretiminde değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, atıl durumda bulunan zımpara tozunun orman ürünleri endüstrisinde levha sektörüne kazandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca yakılmayarak atmosfere salınmadığı için karbon emisyonunun azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Fabrika şartlarında çeşitli odunsu kaynaklardan üretilen lifler ile MDF levhası zımpara tozları değişik oranlarda karıştırılarak 10 mm kalınlığında lif levha (MDF) üretimi laboratuvar ortamında gerçekleştirilmiştir. Üretilen levhalardan elde edilen örnekler üzerinde standartlara uygun olarak teknolojik özellikleri incelenmiştir. Sonuçta, levha içerisindeki MDF zımpara tozu oranı arttıkça direnç özelliklerinde belirgin bir azalma meydana gelmiştir. Ancak zımpara tozu atıklarının lif levha üretiminde % 50 orana kadar kullanılması mümkün olup standartlara uygun olduğu tespit edilmiştir.
Orman kesim artıklarından Mikrodalga Ekstraksiyonu Yöntemi (MEY) ile Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) kullanılarak elde edilen biyoaktif bileşenlerin karakterizasyonu
Günümüzde orman kesim artıkları birçok ürünün hammadde ihtiyacını karşılamakta önemli bir potansiyel olarak görülmektedir. Doğada bırakılması halinde oluşturacağı olumlu etkilerle birlikte en önemli sakınca da olarak, büyük bir potansiyelin atıl kalması yanında, kuruduklarında oluşturacakları yüksek miktarlardaki biyokütlenin yangın risklerini artırmasıdır. Orman ağaçlarının yıllık sürgün ve dallarının ekstraktif bileşenleri ve karakterizasyonu ile ilgili çalışmalar bulunmasına karşın son zamanlarda geliştirilen çevre dostu, enerji, maliyet ve zaman açısından etkili yeni çözücü ve ekstraksiyon yöntemlerinin geliştirilmesiyle biyokütle bileşiminin kalitatif ve kantitatif olarak ne şekilde bir değişim göstereceği, farklı çözücülerin bu değişime etkilerinin araştırılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada karaçam (Pinus nigra), meşe (Quercus robur), göknar (Abies nordmanniana) ve kayın (Fagus orientalis) ağaçlarının ibre, yaprak ve sürgünlerinden oluşan orman kesim atıklarından, Mikrodalga Destekli Ekstraksiyon Yöntemi (MEY) ile farklı Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) ve organik çözücüler kullanılarak elde edilen ekstrakt ve uçucu yağların karakterizasyonu ve antimikrobiyal aktiviteleri gerçekleştirilmiştir. Uçucu bileşenlerin analizi GS-MS-SPME analizi, uçucu olmayan bileşenlerin tayini ise LC-MS/MS analizleri ile yapılmıştır. Elde edilen her bir ekstraktın şeker ve organik asit içeriği HPLC analizi ile belirlenmiştir. Ekstraksiyon öncesi ve sonrası yaprak yüzeyleri, SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile görüntülenmiştir. Elde edilen ekstraktların, toplam fenolik, flavonoid ve antosiyanin madde miktarları standart metodlar ile belirlenmiştir. Ekstrakt ve uçucu yağların antioksidan aktivitelerini belirlemek için DPPH, ABTS ve CUPRAC analizleri gerçekleştirilmiş süpürme, trolox ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, ekstrakt ve uçucu yağların, Staphylococcus aureus, Escherichia coli, Candida albicans, Pseudomonas aeruginosa ve Bacillus cereus suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri de belirlenmiştir. Ekstraksiyon işlemi sonucunda, derin ötektik çözücülerin kullanıldığı ekstraktların verimleri %29,56-72,57 aralığında bulunmştur. Karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçlarının yapraklı yıllık sürgünlerinde, uçucu bileşen analizine göre sırasıyla %14,19; %14,42; %17,76 ve %25,80 ile en yüksek oranları veren 1R-α-pinene bileşenine rastlanmıştır. LC-MS/MS analizi ile ekstraktlarda tespit edilen 23 bileşen içerisinde; en yüksek sonuçları şikimik asit ve kateşi̇n bileşenleri vermiştir. Şikimik asit de 263,203 µg/L ile en yüksek değeri veren etanol+Kç; kateşi̇n için ise 11,495 µg/L ile en yüksek sonucu veren etanol+M numuneleri olmuştur. Döç-3+K numunesi 195,948 g/L turanoz; döç-3+K numunesi ise 82,393 g/L maltoz ile ekstraktlar içerisindeki en yüksek şeker içeriğini vermiştir. Toplam fenolik madde içeriği bakımından metanol ve etanol çözücülerinden elde edilen ekstraktlar sırasıyla 77,238-237,637 mg/L ve 183,316-242,436 mg/L aralığındaki değerlerle en yüksek içeriği vermiştir. Toplam flavonoid madde içeriği bakımından da benzer şekilde en yüksek sonuçları 68,072-192,517 mg/L ve 153,628-222,114 mg/L aralığında değerler veren sırasıyla metanol ve etanol çözücülerden elde edilen ekstraktlar olmuştur. Toplam antosiyanin madde içeriğinde ise aseton+M ve metanol+M sırasıyla 1,920 mg/L; 0,818 mg/L ile en yüksek içeriğin görüldüğü ekstraktlar olmuştur. IC50 değerlerine göre, DPPH analizinde sırasıyla 5,18 mg/L ve 7,72 mg/L değerlerine veren aseton+K ve etanol+M; ABTS analizinde sırasıyla 1,79 mg/L ve 8,82 mg/L sonuçlarını veren döç-1+K ile saf su+G ekstraktları en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermiştir. CUPRAC analizinde ise etanol+K ve metanol+M ekstraktları sırasıyla 116,077 mg/L ve 111,311 mg/L ile en yüksek trolox sonucunu vererek en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermişlerdir. Tüm numuneler içerisinde en yüksek antibakteriyel aktiviteyi, B. cereus'a karşı 15 mm'lik zon oluşturan etanol+G ekstraktı göstermiştir. Sonuç olarak yüksek verimlerin elde edildiği derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktların, odunun ana bileşeninde, degradasyonundan kaynaklı yüksek şeker içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Organik çözücülerden elde edilen ekstraktların derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktlara göre daha düşük verim göstermelerine rağmen yüksek polaritede olmaları sebebiyle bitkide fenolik bileşenleri çözme kabiliyetinin daha iyi olduğu düşünülmektedir. Fenolik bileşenlerce zengin olan ekstraktların yüksek antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktivitede oldukları tespit edilmiştir. Endüstriyel alanda kullanımı yaygın olan karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçların yapraklı yıllık sürgünlerinden çevre dostu, daha az enerji ve süre kullanımı ile elde edilen ekstraktların antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktiviteleri bakımından farmakolojide, kozmetik sanayisinde ve takviye gıda olarak kullanılabileceği önerilmektedir. Bu sayede endüstriyel orman kesim artıklarının özellikle sağlık sektöründe değerlendirilmesi ile, hem orman kesim artıklarının geri dönüşümle değerlendirilerek yangınlar için büyük risk oluşturan önemli bir etmenin ortadan kaldırılabilmesi hem de toplumun doğal ve organik esaslı ürün kullanımına yönelik talebinin karşılanmasında katma değerli ürünlerin üretiminde rahatlıkla değerlendirilebilir.
Çeşitli nano malzeme ile güçlendirilmiş odun esaslı levhaların karakteristik özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında; toz formunda 18-50 nm tane boyutlarında olan, Magnezyum oksit (MgO), Çinko oksit (ZnO) ve Silisyum dioksit (SiO2) nano katkı malzemeleri %1, %3 ve %5 olarak üç farklı oranda, Üre formaldehit (UF) ve Melamin üre formaldehit (MUF) tutkalları içerisine katılmıştır. Nano katkı maddelerinin, yapı malzemesi olarak kullanılan yönlendirilmiş yongalevha (OSB)'nin fiziksel özelliklerinden olan; 24 saat suda kalınlık şişmesi, formaldehit ve rutubet içeriği, boyutsal değişim, yanma direnci, esmer çürüklük mantarına karşı dayanım, ısı geçirgenliği, termogravimetrik analiz (TGA) ısı özellikleri incelenmiştir. Aynı zamanda nano katkı malzemesinin levha içerisinde şerit yongalar üzerinde dağılım özellikleri SEM mikroskopu ile araştırılmıştır. Mekanik direnç değerlerinden; çekme, eğilme, eğilmede elastikiyet modülü ve çekme-makaslama değerleri incelenmiştir. Çalışmada, OSB üretimi için Karaçam (Pinus nigra A.) ve Kızılçam (Pinus burutia T.) odunu yongaları (flake) karışık olarak, Kronospan orman ürünlerinden temin edilmiştir. Levhaların üretiminde kullanılan tutkallar; %60'lik üre formaldehit (UF) tutkalı, %60'lık, melamin içeriği %5 olan melamin üre formaldehit (MUF) tutkalı Kronospan Orman Ürünleri firması tutkal fabrikasından temin edilmiştir. Her bir tutkal çeşidi için tutkal; katı tutkal miktarı kuru yonganın %11 olarak verilmiştir. Formaldehit emisyon değerini azaltmak için kullanılan %50 konsantrasyonlu catcher kimyasalı Kronospan orman ürünleri tutkal fabrikasından temin edilmiştir. Catcher katı miktarı, katı tutkal miktarına oranı %5 olacak şekilde tutkal içerisine ilave edilmiştir. Sertleştirici olarak %20 sulu çözeltili amonyum klorür Kronospan orman ürünlerinden temin edilmiş ve tutkal içerisine, katı sertleştirici miktarı, katı tutkal miktarı oranı %2 olacak şekilde katılmıştır. Su itici özelliğinde olan %50 konsantrasyonda parafin emülsiyonu Mercan parafin firmasından sağlanmıştır. Parafin emülsiyonu, sıvı olarak tutkal içerisine tüketim oranı katı parafin miktarı kuru yongaya oranla %1 olacak şekilde karıştırılmıştır. Üretilen nano katkısız ve nano katkılı numuneler üzerine ilgili standartlarda belirtilen ebatlara uygun olarak deney numuneleri hazırlanmış ve deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler SAS 9,4 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda; UF ve MUF tutkalına katılan nano katkı maddelerinin herbiri için numune yoğunluk ortalama değerleri hedeflenen yoğunluk ve tolerans değerleri arasındadır. UF tutkalı ve MUF tutkalı içerisine katılan MgO nano katkı malzemesi oranı arttıkça eğilme, elastikiyet ve çekme mukavemet değerinde düşüş, fiziksel özelliklerden 24 saat suda şişme ve formaldehit değerinde artış tespit edilmiştir. Mekanik değerlerdeki düşüş, kalınlık şişme ve formaldehit değerlerindeki artışın UF tutkalında MUF tutkalına göre belirgin olarak daha fazla olduğu görülmüştür. MUF tutkalı ile üretilen nano katkısız kontrol numunelerinde ve nano katkılı numunelerde formaldehit emisyon değeri düşüş göstermiştir. Formaldehit değerindeki düşüşün melamin içeriğinin etkisinden olduğu düşünülmektedir. Mukavemet deneyleri sonuçlarına göre; ZnO ve SiO2 nano katkı maddelerinin mukavemetlere olumlu etki ettiği görülmektedir. Fiziksel özelliklerden yanma deneyleri incelendiğinde ZnO nano katkı maddesinin yanma süresi üzerine olumlu etki ettiği, yapı mazemesi olarak numunenin ısı yalıtım özelliği bakımından önemli olan ısı geçirgenlik deneyi sonucuna göre SiO2 katkı oranı arttıkça ısı iletkenlik değerinin azaldığı görülmektedir. Numunelerin boyutsal genişleme deneylerinde boy ve ende genişleme, daralma ve kalınlık artışları incelenmiştir. Deney sonuçları, numunenin üst ve alt yüzey şerit yongalarının üretim yönüne doğru ve üretime dik olarak kesiliş yönüne doğru olarak yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; %30 nem 20°C sıcaklıktan %65 nem 20°C sıcaklık şartlarına geçişlerde üretim yönüne dik yönde boyutsal değişimlerde boy, en ve kalınlık artışlarında önemli bir fark görülmemiştir. %65 nem 20°C sıcaklıktan %85 nem 20°C sıcaklık şartlarına geçişlerde üretim yönüne doğru değişimlerde önemli bir fark yok iken üretim dik yönde boyutsal değişimlerde numune eninde meydana gelen değişimin daha az olduğu ve numune eninde en az genişleme UF tutkalı SiO2 %3 katkı oranında ve MUF tutkalı nano katkısız numunelerde olduğu görülmektedir. Numunelerin boyutsal daralma deneylerinde boy ve ende daralma ve kalınlıklarda azalış incelenmiştir. Deney sonuçları numunenin üst ve alt yüzey şerit yongalarının üretim yönüne doğru ve üretime dik olarak kesiliş yönüne göre yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; %85 nem 20°C sıcaklıktan %65 nem 20°C sıcaklık şartlarına gelindiğinde şerit yonga serilme yönleri üretim yönüne dik olarak kesilen numunelerin enlerinde daralma oranının daha az olduğu ve bunun UF tutkalı SiO2 %1, MUF tutkalı nano katkısız numuneler ve MgO %5 katkı oranınlı numunelerde olduğu görülmektedir. %65 nem 20°C sıcaklıktan %30 nem 20°C sıcaklık şartlarına gelindiğinde ise üretim yönüne ve üretime dik olarak kesilen numunelerin boy, en ve kalınlıkta azalma oranlarında önemli bir farkılılığın olmadığı görülmektedir. Isı geçirgenlik özelliğinin belirlendiği deney sonuçlarına göre; en düşük ısı iletkenliği değerinin MUF tutkalı SiO2 nano katkısı %5 oranında olduğu görülmektedir. Isı geçirgenlik süresinin az olduğu grupların ise UF tutkalı nano katkısız numunelerinde, MUF tutkalı SiO2 nano katkılı %1,%3 oranında ve MUF tutkalı MgO nano katkısı %5 oranında olduğu görülmektedir. Termal ısı özelliklerin belirlendiği TGA testi analiz sonuçlarına göre; her iki tutukal grubu arasında nano katkısız numunelerde ve nano katkılı numunler arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Yangın tepki deneylerinde nano katkı maddelerinin OSB'nin yanma özelliklerine olumsuz bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Yangın tepki deneylerinde alev yüksekliğinin her grup ve nano katkı maddeleri için standartın belirlediği sınır değeri geçmediği gözlemlenmiştir.
Cam lifi takviyeli fenol formaldehit tutkalı ile üretilmiş kayın kontrplakların vidalama tork performanslarının belirlenmesi
Yapılan çalışmada genelde dış mekanlarda, yapı malzemesi olarak kullanılan kontrplakların düşük maliyetli cam lifi ilavesi ile geliştirilen mekanik özelliklerinin vidalama torkları üzerine etkileri ortaya konulmuştur. %3-5 rutubette 600x600 mm ebatlarında ve 2 mm kalınlığında temin edilen kayın kaplamalar kullanılan bu çalışmada, fenol formaldehit tutkalına 25 µm ve 10 µm olmak üzere 2 farklı boyutta toz halde e-tipi cam lifinin %10, 20 ve 30 oranlarında ilave edilmesi ile 7 katmanlı kayın kontrplaklar elde edilmiştir. Elde edilen kontrplaklardan 500x500 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile vidalama tork değerlerinin belirlenmesi testi yapılmıştır. 50x50 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile yoğunluk, denge rutubet miktarı, kalınlığına şişme, çekme-makaslama ve yüzeye dik çekme testleri yapılmıştır. Bahsi geçen testler için ayrı ayrı iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Testlerin ANOVA sonuçlarına göre ikili etkileşimlerin 0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı çıktığında ikili etkileşimin en küçük anlamlı fark değeri (LSD) analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre ikili etkileşimin anlamlı çıkmadığı durumlarda ise faktörlere ayrı ayrı LSD analizi yapılarak karşılaştırmalar yapılmıştır.
Orman ürünleri endüstrisinde kalite iyileştirme tekniklerinin incelenmesi; Düzce ili örneği
Bu çalışmanın amacı, kalite iyileştirme tekniklerinin orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde uygulanabilirliğini değerlendirmek ve konu hakkında işletmelerin görüşlerini almaktır. Bu amaçla Düzce ilinde orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 42 işletme çalışma kapsamına alınmış, işletme temsilcileri ile yüz yüze görüşülerek anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamında sayısallaştırılarak, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; işletmelerin %50'sinin mobilya sektöründe faaliyet gösterdiği, %35,7'sinin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladığı, %42,9'unun kısmen uyguladığı sonucuna varılmıştır. İşletmeler tarafından en çok uygulanan kalite iyileştirme tekniğinin beyin fırtınası tekniği olduğu belirtilmiştir. Ayrıca; "ürünlerin kalite düzeylerinin artması" ve "müşteri memnuniyetinin artması" için işletmelerin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladıkları belirlenmiştir.
Orman ürünleri endüstrisinde faaliyet gösteren firmalara ait risk analizlerinin karşılaştırılması: Düzce ili örneği
İş sağlığı ve güvenliği her geçen gün gerek kanunlarla gerekse de artan çalışan bilinci ile daha da önem kazanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan her kanun ve uygulama çalışanların daha güvende çalışması adına yapılmaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hem kamu hem de özel sektörde faaliyette bulunan tüm işletmelerin risk değerlendirmesi ve iş sağlığı ve güvenliği konularında çalışmalar yapmasını zorunlu hale getirmektedir. Yapılan bu çalışma ile Düzce ilinde 4 farklı sektörde faaliyette bulunan 4 farklı işletmede L Tipi Matris Metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılması amaçlanmış ve elde edilen sonuçların karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma kapsamında ulaşılan işletmeler mobilya, ahşap oyuncak, kaplama ve orman ürünleri-kereste alanlarında faaliyet göstermektedirler. Çalışma kapsamında irdelenen 4 işletmede Covid-19 ile alakalı olarak belirlenen riskler çıkarıldıktan sonra 10 risk başlığı belirlenmiştir. Bu risk kategorilerinde toplam 2014 risk tespit edilmiştir. Belirlenen bu risklerin 43 tanesinin önemsiz risk, 54 tanesinin olası risk, 655 tanesinin önemli risk, 1232 tanesinin esaslı risk ve 30 tanesinin de tolerans gösterilemez risk oldukları saptanmıştır. Çalışma kapsamında risk değerlendirmesi sonucunda yapılan iyileştirmeler sonucunda 2014 riskin 1666 riske indirildiği görülmüştür. Çalışma başında belirlenen 30 adet tolerans gösterilemez riskin ve 1232 adet esaslı riskin tamamen ortadan kaldırıldığı ya da daha az risk içeren duruma indirildiği belirlenmiştir. Çalışma kapsamında belirlenen 655 önemli riskin gerekli düzenlemeler sonucunda 52 önemli risk sayısına indirildiği belirlenmiştir.
Bazı odun çürüklük mantarlarının antagonistik mantarlar ile biyolojik kontrolü
Ahşap malzemede zarar yapan en önemli biyolojik faktörlerden birisi odun çürüten mantarlar olup bu faktörlerle mücadelede geçmişten günümüze en fazla kullanılan yöntem kimyasal korumadır. Ancak özellikle çevresel baskılardan dolayı bilim adamları alternatif koruma yöntemleri üzerinde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmanın amacı, odun çürüklük mantarına karşı bazı antagonist mantarın biyolojik kontrol ajanı olarak değerlendirme potansiyelinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, Trametes versicolor, Trametes hirsuta, Stereum hirsutum, Coniophora puteana, Neolentinus lepideus ve Postia placenta, çürüklük mantarlarına karşı Trichoderma harzianum, Trichoderma viride, Aspergillus niger ve Penicillium brevicompactum mantarlarının antagonist etkileri araştırılmıştır. Çalışma ilk olarak agar ortamında ikili kültür karşılaştırması yapılarak engelleme oranları tespit edilmiş, sonrasında ise odun blokları üzerinde çürüklük testi yapılarak antagonist mantarların performansı karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Trichoderma cinsine ait türlerin çürüklük mantarları üzerinde oldukça etkili bir performansa sahip olduğu, engelleme oranını %76-%99 a yükselttiği ve ağırlık kayıplarını ise %1,9-%5,8 oranına indirdikleri tespit edilmiştir. Engelleme oranları dikkate alındığında antagonistlerin en çok etki oranına P. placenta, en az etki oranına ise S. hirsutum türleri üzerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Elde dilen sonuçlara göre laboratuvar ortamında agar ve odun blokları üzerinde bazı antagonistlerin çürüklük mantarı üzerinde oldukça etkili bir biyolojik kontrole sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak bu çalışmaları desteklenmek amacıyla dış alanda özellikle toprakla temas eden yerlerde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Ağırlık kaybı, Antagonist mantarlar, Biyolojik kontrol, Çürüklük mantarı, Engelleme oranı, Odun koruma
Kaizen yaklaşımıyla bir orman ürünleri işletmesinde süreç iyileştirme
Ülkemizde her geçen gün artan rekabet koşulları ve ihracat gereksinimi sebebiyle işletmelerde kalite ve maliyet ön plana çıkmaktadır. Orman ürünleri işletmelerinde kalite iyileştirme ve maliyeti düşürmenin yolu sürekli iyileştirme çalışmaları ile büyük ölçüde sağlanabilmektedir. Orman ürünleri sektöründe sürekli artan rekabet koşullarında; daha sağlam, daha katma değerli ve özellikle formaldehit salınımının düşük tutulduğu, insan sağlığına daha az zarar veren ihracat ürünlerinin satışı artarak devam etmektedir. Bu artışın karşılanabilmesi için işletmelerde sürekli iyileştirme çalışmaları yapmak en büyük ihtiyaçlar arasındadır. İşletmelerde kalite çemberleri, beyin fırtınası, 5S çalışmaları gibi çalışmalarla sürekli iyileştirmeler sağlanabilmektedir. Yapılan bu çalışma ile İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayınlanan ilk 500 işletme içerisinde ilk 50 sanayi işletmeleri içerisinde yer alan bir orman ürünleri sanayi işletmesinde Kaizen yaklaşımı ile süreç iyileştirme çalışması yapılmıştır. İşletme bünyesinde yonga levha tesisinde gerçekleştirilen bu çalışmada ihracat üretimlerinde kullanılan melamin üre formaldehit tutkalı sonrasında tutkal hatlarının tıkanması sorunu araştırılmıştır. Çalışma kapsamında kalite çemberlerinden beyin fırtınası tekniği ile çözümler geliştirilmiştir. Tutkallama bölgesinde yapılan bazı kimyasal hatların revizyonu yapılmış ve kullanılan ekipmanların da yedeklenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın hayata geçirilmesiyle birlikte üretimde aylık ortalama 360 dakika olan duruş süresi 10-15 dakikalara kadar düşürülmüştür. Üretim de aylık ortalama 441 m³ kapasite kazancı sağlanmıştır. Tutkallama bölgesinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ergonomik risk analizinde de %50 den fazla kazanç elde edilerek özellikle iş kazası ve stres faktörleri azaltılmış, iş temposu ise arttırılmıştır.
Yongalevha üretiminde kalıp ayırıcı kimyasal kullanımının levhanın teknolojik özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada günümüzde levha üretimlerinde kullanılan kalıp ayırıcı kimyasalın yongalevha üretiminde çeşitli miktarlarda kullanılarak, üretim parametrelerine, levhanın fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 18 mm kalınlığında ve 630 kg/m³ yoğunluğundaki yongalevha üretiminde sırasıyla alt ve üst tabakalara 0, 5, 10, 15, 20 ve 25 g/m² olacak şekilde kalıp ayırıcı kimyasal kullanılmıştır. Laboratuvar testleri Kastamonu Entegre A.Ş.'nin Gebze yongalevha fabrikası laboratuvarında TS EN standartlarına uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Levhanın fiziksel özelliklerinden; yoğunluk, rutubet, su alma oranı, kalınlık artım oranı ve yüzey absorbsiyonu testleri yapılırken, mekanik özelliklerden; eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, yüzeye dik çekme direnci, vida tutma direnci ve yüzey sağlamlığı direnci değerleri belirlenmiştir. Bununla beraber üretim parametresi olarak da verilen kimyasal miktarının pres üretim hızına etkisi değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kalıp ayırıcı kimyasal katılımı ile yüzey absorbsiyon değeri, eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü arasında belirgin bir etkileşim tespit edilmiştir. Aynı zamanda üretime hızlanabilme kabiliyeti sağlayarak yongalevha üretim kapasitesinde önemli bir artış sağlamıştır. Aynı zamanda yongalevha üretim bandında oluşabilecek yapışmaları minimize ederek, levha kalitesine olumlu etki sağladığı görülmüştür.
Bir fidanlık işletmesinde pazarlama başarısına etki eden unsurların karar destek sistemleriyle irdelenmesi
Bu tez çalışmasında, fidanlık işletmelerinde pazarlama başarısını etkileyen temel faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin karar destek sistemleri aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Artan kentleşme, peyzaj uygulamalarındaki yaygınlık ve çevresel duyarlılıkla birlikte fidanlık sektörü, stratejik bir üretim alanı haline gelmiştir. Sakarya ili ve bağlı ilçelerinde (Sapanca, Arifiye, Serdivan) yürütülen saha araştırmaları sonucunda sektör uzmanlarıyla gerçekleştirilen anket verileri analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, saha çalışmaları ve uzman görüşleri doğrultusunda belirlenen dokuz pazarlama kriteri (fidan kalitesi, bitki pasaportu, ürün çeşitliliği, sürdürülebilirlik, ulaşılabilirlik, güvenilirlik, fiyat uygunluğu, ödeme kolaylığı, nakliye hizmeti) çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP ve TOPSIS ile değerlendirilmiştir. AHP yöntemiyle kriter ağırlıkları belirlenmiş, en yüksek ağırlık %19 ile "fidan kalitesi" kriterine verilmiştir. Bu bulgu, kalite odaklı üretimin sektördeki pazarlama başarısı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. TOPSIS yöntemiyle işletme türlerinin karşılaştırılması sonucunda, büyük ölçekli özel fidanlıkların pazarlama açısından en ideal profil olduğu tespit edilmiştir (C* = 0,96985). Kamuya ait küçük ölçekli işletmelerin ise en düşük başarı düzeyine sahip olduğu gözlemlenmiştir (C* = 0,21374). Araştırma sonuçları, özel sektör işletmelerinin pazarlama stratejilerinde daha başarılı olduğunu ortaya koymakta ve kamu işletmelerinde bu yönde iyileştirici adımlar atılması gerektiğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, fidanlık sektöründe stratejik karar verme süreçlerinin bilimsel temellere dayandırılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir.
Mobilya eğitiminde karşılaşılan sorunların üç farklı eğitim programında irdelenmesi (Düzce ili örneği)
Mesleki ve teknik eğitim, ülkelerin ekonomik kalkınmasına ve istihdam politikalarına doğrudan etkileri nedeniyle üzerinde yoğun tartışmaların yaşandığı bir eğitim türüdür. Özellikle ülkemiz gibi genç işgücü potansiyeline sahip ülkelerde mesleki eğitimin önemi çok daha ön plana çıkmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Düzce ili için oldukça önemli bir sektör olan ve çok sayıda kişiye istihdam sağlayan mobilya sektörü üzerine eğitim veren farklı düzeyde (ortaöğretim, önlisans ve lisans) eğitim kurumlarındaki öğrencilerin eğitsel sorunlarının belirlenmesi, gelecek beklentilerinin ve meslek algılarının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışmada, 3 farklı eğitim düzeyinden yani ortaöğretim düzeyinde meslek liselerindeki mobilya ve dekorasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerden, önlisans düzeyinde yüksekokullarda yer alan mobilya ve dekorasyon bölümü öğrencilerinden ve lisans düzeyinde de orman endüstri mühendisliği ile ağaç işleri endüstri mühendisliği bölümleri öğrencilerinden veri elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada veri elde etme aracı olarak araştırmacılar tarafından literatüre bağlı kalınarak hazırlanan anketten yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında üç farklı eğitim düzeyinden toplam 247 öğrenciye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler irdelendiğinde ilgili bölümlerde ağırlıklı olarak (%89,1) erkek öğrencilerin olduğu belirlenmiştir. Katılımcı öğrencilere göre ilgili bölümleri seçmelerinde en etkili faktör ailelerinin yönlendirmesidir. Eğitim kademesi yükseldikçe öğrencilerin bilgisayar destekli tasarım yapma becerilerinin arttığı ancak üretim becerilerinin azaldığı belirlenmiş ve bu durumlar istatistiksel olarak da ilişkili tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilere göre eğitim kademesi yükseldikçe ders materyallerinde de iyileşmelerin olduğu ancak fiziki alan yetersizliğinin arttığı görülmüştür ve bu durumlarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde teorik-pratik uyumun iyi olmamasında eğitim kademesi arttıkça sorunların arttığı belirlenmiştir. Eğitim kademelerine göre mesleki öğrenme noktasında en istekli olan grup önlisans öğrencileri olurken, lise düzeyinde mesleği öğrenme isteği diğer eğitim kademelerine göre en düşüktür. Ancak, lisans ve önlisans düzeyindeki öğrencilere göre mezun oldukları bölümle ilgili bir işte çalışmayı daha yüksek oranda isteyenlerin lisans mezunu oldukları tespit edilmiştir.
Gürgen yapraklı kayacık (Ostrya caprinifolia Scop) odunu'nun bazı teknolojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkileri
Bu çalısmada; ısıl islem uygulanan Gürgen Yapraklı Kayacık (Ostryacarpinifolia Scop.) odununun teknolojik özellikleri incelenmistir.Odunun ısıtılması muamelesi eski çaglardan beri bir kurutma ve özelliklerinmodifiye edilmesinde kullanılan bir metottur. Günümüzde de ısı muamelesi aynınedenlerden dolayı kullanılmaktadır.Üç farklı sıcaklık (120, 150 ve 1800C) ve üç farklı süre (2, 6 ve 10 saat)olmak üzere toplam 9 varyasyonda olusturulan deneme deseninde her varyasyon içinayrı kontrol grubu olusturulmustur. Isıl islem uygulaması normal atmosferortamında, sıcaklıgı ±10C duyarlıkta kontrol edilebilen bir etüvde gerçeklestirilmistir.Isıl isleme tabi tutulan test örneklerinde fiziksel özelliklerden; tam kuruyogunluk ve genisleme, mekanik özelliklerden egilme direnci ve egilmede elastikiyetmodülü tespit edilmis ve kontrol gruplarıyla karsılastırılmıstır.Sonuç olarak; ısıl islem uygulamasının fiziksel özellikler üzerindeki etkisiözellikle boyut stabilizasyonu bakımından memnun edici bulunmustur. Fiziksel vemekanik özelliklerde, genellikle artan sıcaklık ve süreye baglı olarak bir düsüskaydedilmistir.Elde edilen sonuçlar ANOVA ve Duncan testi kullanılarak ısıl islem görmüsodunun fiziksel ve mekanik özelliklerine sıcaklık ve sürenin etkileri belirlenmistir.Sonuçlar ısıl islemin örneklerin fiziksel özellikleri üzerinde özellikle de genislemeüzerine etkisinin olumlu oldugunu göstermistir. Sıcaklık ve sürenin artmasıylamekanik ve teknolojik özelliklerde düsüs oldugu gözlenmistir.
Sapsız meşe (Quercus petrea (Mattuschka) Liebl. subsp. iberica (Steven ex Bieb) Krassiln)'nin bazı teknolojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkileri
Bu çalışmada; ısıl işlem uygulanan Sapsız Meşe (Quercus petraea (Mattuschka) Liebl. subsp. iberica (Steven ex Bieb) Krassiln) odununun teknolojik özellikleri incelenmiştir.Odunun ısıtılması muamelesi eski çağlardan beri bir kurutma ve özelliklerin modifiye edilmesinde kullanılan bir metottur. Günümüzde de ısı muamelesi aynı nedenlerden dolayı kullanılmaktadır.Üç farklı sıcaklık (120, 150 ve 1800C) ve üç farklı süre (2, 6 ve 10 saat) olmak üzere toplam 9 varyasyonda oluşturulan deneme deseninde her varyasyon için ayrı kontrol grubu oluşturulmuştur. Isıl işlem uygulaması normal atmosfer ortamında, sıcaklığı ±10C duyarlıkta kontrol edilebilen bir etüvde gerçekleştirilmiştir.Isıl işleme tabi tutulan test örneklerinde fiziksel özelliklerden; tam kuru yoğunluk ve genişleme, mekanik özelliklerden liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü tespit edilmiş ve kontrol gruplarıyla karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak; ısıl işlem uygulamasının fiziksel özellikler üzerindeki etkisi özellikle boyut stabilizasyonu bakımından memnun edici bulunmuştur. Fiziksel ve mekanik özelliklerde, genellikle artan sıcaklık ve süreye bağlı olarak bir düşüş kaydedilmiştir.Elde edilen sonuçlar ANOVA ve Duncan testi kullanılarak ısıl işlem görmüş odunun fiziksel ve mekanik özelliklerine sıcaklık ve sürenin etkileri belirlenmiştir. Sonuçlar ısıl işlemin örneklerin fiziksel özellikleri üzerinde özellikle de genişleme üzerine etkisinin olumlu olduğunu göstermiştir. Sıcaklık ve sürenin artmasıyla mekanik ve teknolojik özelliklerde düşüş olduğu gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Sapsız Meşe, Quercus petraea,Isıl İşlem, Fiziksel ve Mekanik Özellikler
Çeşitli tropik ve yerli ağaç türü öz odunlarının Türkiye denizlerindeki oyucu midyelere (Teredinidae ve Pholadidae) karşı doğal dayanıklılığı ve ekstraktifler ile kimyasal koruyucuların deniz suyunda yıkanma miktarının belirlenmesi
Bu çalışmada, bazı tropik ve yerli ağaç türleri öz odunlarının Türkiye denizlerinde fouling ve boring organizmalara karşı doğal dayanıklılığı incelendi ve deniz suyunda ekstraktif maddelerin ve koruyucu kimyasal maddelerin yıkanma miktarları belirlendi.Afrormosia, Akajou, Azobe, Bilinga, Bubinga, Douka, Dousse, Iroko, Limba, Movingu, Okume, Ovengkol, Paduk, Sapelli, Wenge olmak üzere 15 tropik tür, yerli ağaç türlerimizden Ardıç, Ceviz, Dişbudak, Dut, Göknar, Gürgen, Karaağaç, Karaçam, Kayın, Kestane, Kızılağaç, Kiraz, Meşe, Sarıçam, Sedir, Servi, Y.Akasya, Zeytin olmak üzere 18 tür seçilmiştir. Numuneler bütün türlerin öz odun kısmından hazırlandı ve Türkiye denizlerinde (Karadeniz, Marmara denizi, Ege denizi ve Akdeniz) 6 ayrı limana yerleştirilerek, 12 aylık bir süre bekletildi.Deniz suyu içerisinde yıkanan element miktarlarını belirlemek için yapılan emprenye emprenye işlemi Sarıçam (Pinus sylvestris) kullanıldı. Sarıçam örnekleri halen odun koruma endüstrisinde kullanılan CCA, CCB ile emprenye edildi. Ayrıca krezot ve Tanalith E emprenye maddesi de kullanıldı.Deniz denemeleri sonucunda, Zeytin hariç diğer yerli ağaç türlerinde şiddetli bir tahribatın oluştuğu gözlenmiştir. Tropik ağaç türlerinde daha az tahribat miktarı gözlenmiştir. Tropik ağaç türlerinden Wenge, Douka, Paduk ve Azobe bu çalışmada en dayanıklı ağaç türleri olarak ortaya çıkmıştır. Limanlar bazında bakıldığında en yoğun tahribatın İskenderun ve Trabzon limanların da, en az tahribatın ise Alaçatı limanında olduğu tespit edilmiştir. Ereğli, Bandırma ve Finike deney alanlarında orta derecede tahribat oluşmuştur.Odun örneklerine arız olan deniz delicileri (boring) ve fouling organizmaların baskınlık oranlarına göre değerlendiğinde; fouling organizmaları, %28 oranla en fazla İskenderun limanında, ikinci sırada ise Trabzon limanında (% 18)'lik oranla tespit edilmiştir. Boring organizmalar ise, % 42 ile İskenderun limanında, % 14 oranında ise Finike limanında rastlanmıştır. Teredo navalis ve Lyrodus pedicellatus organizmaları genel olarak her limanda tespit edilmiştir.Deneye tabi tutulan tropik ve yerli ağaç türlerindeki ekstraktif madde yıkanma miktarının limanlara, tropik ve yerli ağaç türü gurubuna ve her bir ağaç türünde farklı oranlarda olduğu tespit edildi. En fazla ekstraktif madde yıkanma oranı Trabzon ve İskendrun limanında, En az yıkanma ise, Alaçatı ve Finike limanında olduğu belirlendi.CCA ve CCB ile emprenye edilerek denizde bekletilen odun örneklerinde Cu ve Cr elementlerinde de önemli miktarlarda yıkanmalar olduğu gözlenmiştir. CCA ile emprenyeli odun örneklerinde genel olarak, Cr elementinin yıkanma miktarı Cu'a göre daha fazla olduğu tespit edildi. Emprenye maddeleri, limanlar bazında düşünüldüğünde en az yıkanma Bandırma limanında tespit edilmiştirAnahtar kelimeler: Yerli ağaç türü, tropik ağaç türü, delici organizmalar, CCA, CCB, doğal dayanıklılık, öz odun, ekstraktif maddeler
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunları, Düzce ili Orman Ürünleri Sanayisi örneği
Bu çalışma ?Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) Sorunları, Düzce İli Orman Ürünleri Sanayisi Örneği? adı altında Düzce Üniversitesi Fen bilimleri Enstitüsü, Orman Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır.Küçük ve orta ölçekli işletmeler ülke ekonomisinde rekabet ortamının gelişmesi ve ekonomik hayatın sağlıklı olarak işleyebilmesi için olmazsa olmaz kurumlardır. KOBİ'lerin istihdam, üretim, ihracat, katma değer ve yatırım içindeki payları her geçen gün artmaktadır.Bu çalışmada "küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri" deyimi ile çizilen kavramsal çerçeveyi iyi bir şekilde tanıyıp tanımlamaya ve bu çerçeve içinde bir alan araştırması yaparak sistematik bir inceleme gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Ülkemiz ekonomisinde ve Düzce İli ekonomisinde de bu denli önemli bir konuma sahip olan küçük ve orta ölçekli orman ürünleri sanayisi işletmelerinin çeşitli sorunları olduğu bilinmektedir.Bu amaçla Düzce İlinde orman ürünleri sanayisinde faaliyet göstermekte olan 43 KOBİ ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır.Anket verileri doğrultusunda KOBİ'lerin sorunlarına değinilmiş, sorunların temelinde finansman yetersizliğinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, KOBİ, Orman Endüstrisi, Düzce
Türkiye'de deri sanayiinde kullanılan bitkisel sepi maddelerinin üretim, ithalat ve ihracatının incelenmesi
Bitkisel sepi (tabaklama) maddeleri ham derinin hazır giyim, mobilya ve aksesuar imalatı için işlenebilir hale getirilmesinde kullanılan vazgeçilmez hammaddeler arasındadır. Ülkemizde meşe palamudu kadehleri, meşe mazısı, sumak yaprakları ve bazı ağaç kabukları başlıca sepi maddesi kaynaklarımız arasındadır.Bu çalışmada ülkemizde ve dünyada önemli bir yeri olan yerli sepi maddelerimizin durumu, üretimi ve dış ticareti incelenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu, Devlet Planlama Teşkilatı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan temin edilen sepi maddeleri ve deri sanayi üretim ve dış ticaretine ait 1990-2008 yılı verileri ışığında 2020 yılına kadar talep tahminleri yapılmıştır. Sepi maddeleri sektörü, ülkemiz ormancılık politikaları ve deri endüstrisi ile birlikte ele alınmış, sektörün durumu GZFT (Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) yöntemi ile ayrıntılı olarak analiz edilerek, bugünkü durumu ve sorunları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Sepi maddesi, deri endüstrisi, dış ticaret, talep tahmini, GZFT analizi.
Kanola (Brassica napus L. ) saplarından modifiye kraft yöntemi ile kağıt hamuru ve kağıt üretimi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Türkiye'de yetişen kanola (Brassica napus L.) bitkisi saplarının kimyasal analizi yapılmıştır.Kanola saplarının kimyasal analizinde; holoselüloz, alfa selüloz, selüloz, lignin, kül oranları ve alkol-benzen, soğuk su ve sıcak su çözünürlük oranları belirlenmiştir.Bu çalışmada ayrıca, kraft-sodyumborhidrür (NaBH4) yöntemiyle kağıt hamuru üretiminde NaBH4' ün hamur verimi üzerine etkisi araştırılmıştır. Optimum hamur üretim koşullarını belirlemek için 21 adet pişirme denemesi yapılmıştır. En yüksek elenmiş hamur verimi ekonomiklikte göz önüne alındığında; sülfidite oranı %28, aktif alkali oranı %20, sıcaklık 150 °C, pişirme süresi 120 dakika, NaBH4 oranı %0.5 ve çözelti/sap oranı 5/1 olarak bulunmuştur.Sonuç olarak, NaBH4 ilavesinin toplam hamur verimini yaklaşık %9 oranında artırdığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Kanola (Brassica napus L.) sapları, kraft, NaBH4, kağıt hamuru, kağıt
Dişbudak (Fraxinus Angustifolia Wall.) odunlarında dikim aralığının biyoliflendirme ve kağıt hamuru üretimi üzerine etkisi
Biyoteknolojinin son dönemlerde özellikle mekanik kağıt hamuru üretimi olmak üzere kullanım alanı bulduğu endüstrilerden birisi de kağıt endüstrisidir. Biyoteknolojinin kağıt hamuru üretimi endüstrisinde kullanılmasında, beyaz çürüklük yapan bir grup mantarların; diğer çürüklük mantarlarının aksine, hücre çeperi bileşenlerinden lignini degrade edebilme yeteneğinden yararlanılmaktadır. Biyolojik kağıt hamuru üretimi (biyoliflendirme-biopulping) alternatif modifiye bir yöntem olup bu yöntemde odunda bulunan ligninin bir kısmı beyaz çürüklük mantarlarının biyolojik degradasyonuyla doğal yoldan çözünmektedir.Bu çalışmada farklı dikim aralıklarına sahip dişbudak plantasyonu ormanından kesilen dişbudak odunları kullanılmıştır. Örnekler 4 farklı bölgeden ve bir de doğal olarak yetişmiş ortamdan olmak üzere toplam 5 farklı bölgeden alınmıştır (1. bölge (4x4m), 2. bölge (3x2m), 3. bölge (3.75x3.75m), 4. bölge (3x2.5m). Bu çalışmayla farklı dikim aralılarına bağlı olarak odunda meydana gelen yoğunluk, sertlik gibi bazı değişikliklerin ağacın kimyasal yapısı üzerindeki etkisine, mantar muamelesine karşı verdiği dirence ve kağıt hamuru üretimi üzerindeki etkiler araştırmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Biyoliflendirme, kraft, dikim aralığı.
Bazı ağaç türlerinde ısıl işlem uygulamasının vernik katman özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışma; Dişbudak (Fraxinus excelsior L.), Anadolu kestanesi (Castenea sativa Mill.), Limba (Terminalia superba) ve İroko (Chlorophora excelsa)' dan oluşan dört odun türüne, normal atmosfer ortamında sıcaklığı ±10C duyarlıkta kontrol edilebilen bir etüvde iki farklı sıcaklık (150 ve 1800C) ve iki farklı süre (3, 6 saat) olmak üzere toplam dört varyasyonda gerçekleştirilen ısıl işlem uygulaması sonrasında; selülozik vernik, sentetik vernik, poliüretan vernik ve su bazlı vernikden ibaret dört tür vernik uygulamasının vernik film katmanlarına ilişkin yüzey pürüzlülüğü, parlaklık ve renk farkı gibi performans özelliklerinin belirlenmesine yönelik olarak hazırlanmıştır. Isıl işlem uygulaması sonrasında, verniklenmiş deney örneklerinin yüzey pürüzlülüğü, parlaklık ve renk değerlerindeki değişmeler tespit edilmiş ve ANOVA ve Duncan testi kullanılarak gruplar arası karşılaştırmalar yapılmıştır.
Süleymaniye plantasyonlarında uygulanan dikim aralığının dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odununun bazı mekanik özelliklerine etkisi
Silvikültürel müdahaleler odun kalitesi üzerine farklı miktarlarda da olsa etki etmektedir. Silvikültürel müdahalelerden biri olan: Dikim aralığının odun kalitesi üzerine etkisini test etmek amacıyla yapılan bu çalışmada; Adapazarı Süleymaniye plantasyonlarında uygulanan 4 farklı dikim aralığının (1. bölge 3x2 m, 2. bölge 3x2.5 m, 3. bölge 3.75x3.75 m, 4. bölge 4x4 m) dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odununun bazı mekanik özellikleri üzerine etkisi belirlemiştir. Bu maksatla her bölgeden 4'er adet ağaç seçilerek TS 4176' ya göre tomruklar alınmıştır. Bu çalışmada mekanik özelliklerden liflere paralel basınç direnci (TS 2595/1977), liflere dik çekme direnci (TS 2476/1976), eğilme direnci (TS 2474/1976), dinamik eğilme (şok) direnci (TS 2477/1976), elastikiyet modülü (TS 2478/1976) ve teknolojik özelliklerden Janka sertlik (TS 2479/1976) değeri tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda en geniş dikim aralığımız olan 4. bölgedeki dar yapraklı dişbudak odununun mekanik özellikleri en yüksek değeri vermesine kabil; dikim aralığının artmasına bağlı olarak konik gövde oluşumu ile budak çap ve sayısının fazla olması. Aynı zamanda direnç kalite değerlerinin azalması; en geniş dikim aralığı olan 4. bölgenin plantasyon dikim aralığı olarak önerilmesine engel teşkil etmektedir.Tomruk kalite sınıfına göre en yüksek kalite grubu içinde yer alan ve silindirik gövde oluşumuna imkan veren 1. bölge (2x3 m) dikim aralığının dar yapraklı dişbudaklar plantasyonları için daha uygun olacağı düşünülmekte ve önerilmektedir. 1. bölgeden alınan odun örnekleri direnci ve kalite değerlerinin dört farklı bölgenin ortalama değerlerine yakın olması bu kanatın oluşmasına etki etmiştir.Bilim Kodu: 379390Anahtar Kelimeler: Dar yapraklı dişbudak, Fraxinus angustifolia, plantasyon, dikimaralığı, mekanik özellikler, kalite değerleri, silvikültür.
Yat mobilyası üreten bir işletmede geleneksel üretim sistemi ile bilgisayar destekli üretim sisteminin karşılaştırılması
Bu çalışmada; yat ve gezi teknelerine özel mobilyaların üretilmesinde bilgisayar destekli üretim (BDÜ) ve geleneksel üretim (GÜ) uygulamaları incelenmiştir. Mobilyaların CNC makinesinde üretilebilirliği, mobilya adedi, parça sayısı, levha miktarı ve işlem zamanı gibi parametreler esas alınarak değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamında HardTop 78 (HT 78) teknesine ait 60 farklı mobilyanın üretimi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler MS Project ve Excel 2007 programında değerlendirilmiştir. BDÜ'de üretim için gerekli olan programlama ve diğer hazırlıklar CNC makinesi, WoodWOP 5.0 ve CutRiteV81 paket programları kullanılarak yapılmıştır.Araştırma sonucunda; HT 78 teknesine ait 60 farklı mobilyanın tamamı GÜ sisteminde üretilebilirken, BDÜ sisteminde ise %68'i (42 adet) %100 üretilebilmektedir. Tüm mobilyaların %32'si (19 adet) ise kısmen BDÜ'de üretilebilir olduğu ortaya çıkmıştır. HT 78 teknesine ait mobilyalar 943 adet parçadan oluşmaktadır. Tüm parçaların %95'i (894 adet) BDÜ'de üretilebilmektedir. %5'nin (49 adet) ise BDÜ'de üretimi yapılamamaktadır. Tekne mobilyaları toplam 277 m2 levhadan meydana gelmektedir. Tüm levha miktarının %91'i (253 m2) BDÜ'de üretilebilmektedir. %9'u (24 m2) ise GÜ sisteminde üretilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.Makinelerin işletmeye maliyetleri 2006 ile 2008 yılları arasındaki fiyatları baz alınarak karşılaştırılmıştır. GÜ'de kullanılan 13 adet konvansiyonel makinenin toplam yatırım maliyeti 106.993 ? iken BDÜ'de kullanılan 3 adet makinenin yatırım maliyeti 341.091 ? olduğu ortaya çıkmıştır. GÜ'de kullanılan makine maliyetleri incelendiğinde BDÜ'ye geçişte işletme için ilk yatırım maliyeti 3.18 kat arttığı tespit edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre yat mobilyalarının üretiminde BDÜ sistemlerinin kullanılmasının işletmeler için daha avantajlı olduğu ortaya çıkmıştır. Makine kapasitesinin ve esnekliğinin sağladığı avantajlar arasında; personel sayısının azalması ve üretilen ürün kalitesindeki standartların kalıcı olması, üretim süresinin kısalarak daha hızlı üretim yapılması ve müşteri taleplerinin hızlı bir şekilde karşılanabilmesi gibi üretimin farklı değişkenlerinde olumlu sonuçlar elde edilmiştir.Yat mobilyası gibi genel kullanıma ait mobilyalardan belirgin farklılıklar içeren mobilyaların tasarım sürecinde, mevcut üretim sisteminin yapısı ve üretilebilirlik değerlendirmesinin daha dikkatli yapılması gerekmektedir.Bu amaçla işletmeler Araştırma-Geliştirme çalışmalarına daha çok önem vermeli, CNC makinesi değerlendirme ve seçimleri daha hassas bir şekilde yapılması önerilmektedir.
Anadolu kestanesi (Castanea sativa Mill.) ve Türk fındığı (Carylus colurna L.) odunlarından modifiye kraft yöntemi ile kağıt hamuru üretimi olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, Türkiye'de yetişen Anadolu Kestanesi (Castanea sativa Mill.) ve Türk fındığı (Carylus colurna L.) odunlarında kraft- bor(NaBH4) yöntemiyle kağıt hamuru üretim koşulları araştırılmıştır. Bu çalışmada kraft pişirme metoduyla optimum pişirme koşullarını belirlemek amacıyla kestane ve türk fındığı odunu için pişirme süresi ve aktif alkali oranları değiştirilerek onikişer pişirme yapılmıştır. Bor bileşeninin etkisini araştırmak amacıyla pişirme çözeltisine %0.5, %1 ve %1.5 oranında sodyum bor hidrür ilave edilerek pişirme yapılmıştır.Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde en uygun pişirme koşulları %25 sülfidite, 1600C sıcaklığında sabit tutulup; kestane odun türü için; %22 aktif alkali, 90dakika pişirme süresi, ve %1.5 sodyum borhidrür ilavesiyle; türk fındığı odun türü içinse;%16 aktif alkali, 60 dakika pişirme süresi, %1.5 sodyum borhidrür ilave edilerek elde edilmiştir.Sonuç olarak sodyum bor hidrür ilaveli kraft pişirmelerinde hamur veriminin arttığı, fiziksel özellikleri özellikle parlaklık özelliğini artırtığı ortaya çıkmıştır
Sebze saplarından (domates, biber, patlıcan) biyoetanol üretiminde enzimatik etkinliğin araştırılması
Bu çalışma kapsamında lignoselülozik materyallerden ekonomik değeri düşük/yok olan ve hasat edildikten sonra çürümeye bırakılan veya yakılmak suretiyle yok edilirken çevreye zarar veren sebze saplarından biyoetanol üretim olanakları araştırılmıştır. Bu materyaller yüksek polisakkarit içeriğine (%65-80) haiz olup bu atık materyalin endüstriyel olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Biyoetanol üretimi fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltacağı gibi petrol bazlı yakıtların neden olduğu sera gazı emisyonu etkisini de azaltacaktır. Esasen etanol gibi bir yakıtın varlığı ve kullanılabilirliği motorun ilk üretildiği tarihten beri biliniyor olmasına rağmen çevre sorunu ve enerji krizlerinin artması ile dünyada geçtiğimiz 30 yılda, ülkemizde ise son yıllarda bu konu hakkındaki çalışmalar artmıştır. Etanolün yanması sonucu, petrol ürünlerine göre daha düşük oranlarda CO, CO2 ile yanıcı olmayan hidrokarbonlar, azot oksitler ve uçucu organik bileşiklerin oluşması bu konunun önemini daha da çok artırmaktadır.Bu çalışmada örnekler önce ön muamele işlemlerinden buhar patlatma ve öğütme işlemine, sonrasında ise kimyasallar ((%2'lik (w/v)) NaBH4, NaOH ve H2SO4) ile 30 ve 90 dk. süreyle muamele edildikten sonra enzim uygulamaları ile fermantasyon işlemine hazır hale getirilmiştir. Bu kapsamda, bu çalışma için, henüz biyoetanol üretiminde hammadde kaynağı olarak hiç araştırılmamış sebze sapları (domates, biber, patlıcan) kullanılarak biyoetanol üretim olanakları değerlendirilmiştir.Bu araştırmada bulunan sonuçlara göre; enzimatik hidrolizde en yüksek tam kuru hammaddeye oranla şeker verimi buhar patlatma yapılmış örneğin 30 dk. NaOH (%30.1) ve öğütme işlemine tabi tutulan örneğin 30 dk. NaOH (%27.4) ile mumelesi sonucunda elde edilmiştir. Bu tez araştırmasında elde edilen sonuçlara göre domates, biber ve patlıcan saplarının biyoetanol üretiminde alternatif hammadde kaynakları olabileceği ortaya konmuştur.
Bioethanol production via enzymatic hydrolysis of lignocellulosic bi?omass: Wheat straw, corn stalks and hazelnut husk
Wheat straw, corn stalks and hazelnut husks which are abundant agricultural waste products in Turkey, could be valuable raw materials for bioethanol production. After harvest, these raw materials are usually left in the fields and burned, which decreases the biological activity of the soil and causes air pollution. Through the use of innovative biotechnology, these waste materials may be valuable in generating economic benefits as well as environmental dividends. The main objective of this study was to examine the suitability of these wastes for bioethanol production and to compare pretreatment techniques with regard to their efficiencies. In this study, wheat straw, corn stalks and hazelnut husks were first steam exploded and then chemically treated to achieve efficient hydrolysis. The conventional chemicals of sodium hydroxide (NaOH), sulfuric acid (H2SO4), hydrogen peroxide (H2O2) and an alternative chemical, sodium borohydrate (NaBH4), were utilized for the first time ever in the chemical treatment procedure.The obtained results showed that NaOH and NaBH4 treated wheat straw resulted in 87.8% and 83.3% glucan conversion in enzymatic hydrolysis, but H2O2 (74.7%) and H2SO4 (71.7%) had lower glucan conversion. The highest ethanol yield (115 g/kg wheat straw) was observed for 4% NaBH4 pretreated sample (60 min) and the theoretical yield (86.9%) was also calculated to be highest for the sample.Results showed that the corn stalks treated with NaOH (83.9%) and NaBH4 (82.9%) gave higher glucan conversion in enzymatic hydrolysis compared to those treated with H2O2 (74.5%) and H2SO4 (56.6%). The highest ethanol yield (97.4 g/kg corn stalk) was obtained when the stalks were pretreated with 4% NaBH4 for 90 min; the theoretical ethanol yield was found to be 72.5%.On the other hand, 4% NaBH4 (90 min) delignified the highest amount of lignin (49.1%) from the hazelnut husks structure. Pretreatment with NaOH and NaBH4, compared to H2O2 and H2SO4, resulted in selective delignification. The highest glucan to glucose conversion (74.4%) and the highest ethanol yield (52.6 g/kg husks) were observed for hazelnut husks treated with 2% NaOH for 90 min.Among the raw materials, wheat straw was found to be the most suitable for bioethanol production. In addition, results indicated that, pretreatment chemical of NaBH4 was as effective as NaOH.
Ticarette önemli bazı odun ve kabuk ekstraktlarının iç mekân ahşap malzemede zarar yapan mantar ve böceklere karşı odun koruyucu etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, ticari olarak üretimi yapılan çevre dostu bitkisel ekstraktların odun koruma etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, zengin kondanse tanen içeriğine sahip mimoza (Acacia mollissima), kebrako (Schinopsis lorentzii) ve pineks (Pinus brutia) ekstraktları değerlendirilmiştir. Ekstraktların emprenye edilmesi için, sarıçam (Pinus sylvestris L.), kayın (Fagus orientalis L.) ve kavak (Populus tremula) türleri kullanılmıştır. Ekstraktların odun koruma etkinliklerinin tayini için, mikolojik ve entomolojik deneylerin yanısıra çeşitli kimyasal analizler yapılmıştır. Mikolojik deneylerde Trametes versicolor ve Pleurotus ostreatus beyaz çürüklük mantarları ile Fomitopsis palustris ve Gloeophyllum trabeum esmer çürüklük mantarları kullanılmıştır. Entomolojik deneylerde ise, Spondylis buprestoides larvalar ile Reticulitermes grassei termiti kullanılmıştır. Ekstraktların kimyasal içeriklerinin belirlenmesi amacıyla HPLC ve GC-MS cihazları kullanılmıştır. Ayrıca, ekstraktların morfolojik yapılarının yanısıra mikolojik deneylerdeki tahribatların görüntülenmesi amacıyla SEM cihazında çalışmalar yapılmıştır. Yapılan mikolojik denemelerin sonunda, mimoza ve kebrako ekstraktlarının hem beyaz hem de esmer çürüklük mantarına karşı oldukça iyi sonuçlar verdiği fakat pineks ekstraktının bu mantarlara karşı iyi bir direnç göstermediği tespit edilmiştir. Mimoza ve kebrako ekstraktlarının %9 ve üzeri konsantrasyon seviyeleri mantar aktivitelerini büyük oranda azalttığı belirlenmiştir. Yapılan entomolojik deneyler sonucu elde edilen bulguların mikolojik deneylerle paralellik gösterdiği saptanmıştır. %12 konsantrasyon seviyesindeki mimoza ve kebrako ekstraktları hem böceği larvalarına hem de termitlere karşı oldukça yüksek bir insektisit etki göstermiştir. Yapılan çalışma sonucu ticari öneme sahip mimoza ve kebrako ekstraktlarının çevre dostu odun koruyucu olarak iç mekân ahşap malzemede zarar yapan mantarlara ve böceklere karşı koruyucu emprenye maddesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Orta yoğunlukta lif levha (MDF) üretiminde inorganik dolgu maddelerinden kaya tuzu, kalsit, boraks, pentahidrat ve talk minerallerinin kullanılabilme olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada, levha endüstrisinde gün geçtikçe artan hammadde talebini karşılayabilmek amacı ile lignoselülozik hammaddeye alternatifler sunmak üzere, ülkemizin yeraltı zenginliklerinden yararlanmak için, orta yoğunlukta liflevha üretimindeinorganik dolgu maddeleri; Kaya tuzu, Kalsit, Boraks pentahidrat ve Talk minerallerinin hem laboratuar hemde fabrika üretiminde kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. İnorganik dolgu katkılı orta yoğunluktaki lif levha panelleri (210x4900x18 mm) Düzce Divapan AŞ. tesislerinde üretilmiştir. Lif üretiminde kullanılan yongalar,asplund defibratorunde 7-7.5 bar buhar basıncı, 180oC sıcaklık ve 4-5 dakika pişirme işlemine uğratılmıştır. Pişirilen yongalara liflendirmeden önce %1,5 parafin verilmekte ve segmentlerde liflendirilmektedir. Defibratör çıkışında blowline hattında liflere %1 amonyum sülfat pulverize olacak şekildeverilmektedir. Ayrı tankta hazırlanan inorganik dolgu maddeleri,1 m³ MDF üretiminde kullanılan lignoselülozik liflerin yerine %3 (20 kg), %6 (40 kg), %9 (60 kg) solüsyon oranlarında üre formaldehit tutkalına karıştırılarak pulverize olarak blowline'dan liflere verilmektedir. Bu aşamadan sonra lifler kurutma hattına girerek %8-%12 rutubete kadar kurutulmakta ve serme bölümünde levha taslağı oluşturulmaktadır. Levhalar, katlı preste 185?190°C sıcaklık, 32?34 kg/cm² basınç ve 270 sn presleme süresinde üretilmektedir.Levhaların klimatize işlemini takiben 50, 80 ve 120 grit büyüklüğündeki zımpara bantları ile zımparalanmıştır. Laboratuar ve fabrikada üretilen levhalara fiziksel deneylerden; yoğunluk deneyi, 2-24 saat su alma ve suda şişme, yüzey toluen testi, biyolojik bozulma, yüzey parlaklığı ve renk değişimi analizleri yapılmıştır. Bu levhalara mekanik ve teknolojik deneylerden eğilme, çekme, elastikiyet, yüzey vida tutma, yüzey janka sertlik mukavemet testleri imal test cihazında yapılmıştır. Test sonuçlarına göre, Kalsit materyalinin hem maliyet hemde teknolojik özellikler açısından üretime en uygun mineral olduğu tespit edilmiştir. MDF'nin yanma testleri; AKY, KKY, KHY, AKY lüx, KKY lüx, KHY lüx, İYB, KHYS, Ağırlık kaybı deneyleri yapılmıştır. Bu levhalarda, inorganik dolgu miktarı arttıkça yanmaya karşı dirençlerinin arttığı görülmüştür. Boraks pentahidrat ve Talk mineralinin yanmaya en dirençli materyal olduğu anlaşılmıştır. İnorganik minerallerdenKalsit, Talk ve Boraks pentahidratın (%3, %6, %9)'luk oranlarında AISI 316, AISI 304, ST-37 çelikler üzerine korozyon etkisi açısından en iyi anti korozotif mineraller olduğu, ancak %6, %9 oranlarında Kaya tuzu mineralinin en korozotif etki gösterdiği ve metal yüzeylerde kullanılmasının uygun olmamaktadır.Sonuç olarak,inorganik dolgu minerallerinin MDF üretiminde kullanılabileceği ortaya çıkmıştır.Anahtar sözcükler: Boraks pentahidrat, İnorganik maddeler, Kaya Tuzu, Kalsit, Korozyon, Lif Levha, MDF, Talk, Teknolojik Özellikler,Yangın Geciktirici.
Yabani kiraz (Cerasus avium (L.) Monench) odununun fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikleri üzerine yüksek sıcaklık uygulamasının etkisi
Bu çalışmada, ağaç malzemede termal modifikasyon ve hızlandırılmış yaşlandırma uygulamasının bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikler üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Yabani Kiraz (Cerasus avium(L.) Monench) odunu ThermoWood yöntemi ile 190°C ve 212°C sıcaklıklarda 1 ve 2 saat ısıl işleme tabi tutulmuştur. Fiziksel özelliklerden tam kuru yoğunluk, hava kurusu yoğunluk, daralma, genişleme, ısı iletkenliği, yüzey pürüzlülüğü, renk ve parlaklık; mekanik direnç özelliklerinden liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, dinamik eğilme direnci ve liflere dik çekme; teknolojik özelliklerden janka sertlik değerine bakılmıştır. Yaşlandırma için hazırlanmış deney örneklerine toplamda 864 hızlandırılmış yapay yaşlandırma uygulanmış, ortalama yüzey pürüzlülüğü, renk ve parlaklık ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalardan önce örnekler 20±2°C sıcaklık ve %65±5 bağıl nem ortamında yeterli süre bekletilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ısıl işlem sonucu fiziksel özelliklerde iyileşme görülmüş, renk koyulaşmış ve parlaklık azalmış, mekanik özellklerden liflere paralel basınç direnci ve eğilmede elastikiyet modülü artarken diğer mekanik dirençlerde azalma belirlenmiştir. Janka sertlik değeri enine kesitte artmasına karşılık teğet ve radyal kesitte farklılıklar göstermiştir. Yaşlandırma görmüş örneklerden elde edilen sonuçlara göre ise ısıl işlemin yüzey düzgünlüğünü iyileştirdiği, ısıl işlem ile rengi koyulaşan ve parlaklığı azalan örneklerin uzun süreli yaşlandırma periyodu sonunda renk ve parlaklık davranışın benzer olduğu, yüzeylerinin grileştiği gözlemlenmiştir. Çalışma sonuçları ısıl işlem görmüş Yabani Kiraz (Cerasus avium(L.) Monench) odununun, boyutsal stabilitenin ön planda olduğu kullanım alanları için uygun olduğunu, ancak yük taşıyıcı yapısal eleman olarak değerlendirilmesinin uygun olmayacağını ortaya koymuştur. Diğer taraftan, dekoratif mobilya üretimi için önemli fırsatlar taşıdığı, dış ortamdaki kullanımlarda ise ısıl işlem sonrası oluşan renk stabilitesinin sağlanması için ilave tedbirlerin alınmasının gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Yabani Kiraz, ThermoWood, Hızlandırılmış Yaşlandırma, Fiziksel Özellikler, Mekanik Özellikler
İğde ağacı (Elaeagnus angustifolia L.) odunu ve kabuğunun kimyasal bileşenlerinin incelenmesi
Bu çalışmada ülkemizin farklı bölgelerinde ve farklı iklim koşullarında yetişebilen iğde ağacı (Elaeagnus angustifolia L.) odunu ve kabuğunun kimyasal özellikleri araştırılmıştır. Çalışma materyalleri ülkemizin 3 farklı bölgesinden farklı iklim koşulları ve farklı yükseltilerden alınarak farklı yükseltilerden ve farklı iklim koşullarından alınan materyallerin odununun ve kabuğunun kimyasal bileşenler açısından farklılıkları ortaya konulması amaçlanmıştır. 1. Örneğimiz kurak bir bölge olan Konya-Karapınar bölgesinden 970 metre yükseklikten alınmıştır. 2. Örneğimiz ise orta yağışlı bir bölge olan Çankırı Ilgaz bölgesinden 730 metre yükseklikten alınmıştır. 3. Örneğimiz yağışlı bir bölge olan Balıkesir Edremit bölgesinden 30 metre yükseklikten alınmıştır. Yaptığımız çalışmada hücre çeperi asıl bileşenlerine baktığımızda öz odun ve diri odunlar arasında bariz farklılıklar görülmemiştir. Holoselüloz miktarı en çok Çankırı bölgesinden alınan numunelerde, alfa selüloz ve lignin oranı Balıkesir bölgesinden alınan numunelerde diğer bölgelere oranla daha yüksek miktarda çıkmıştır. Yaptığımız şeker analizlerine göre glikoz ve ksiloz oranları, öz odunda diri oduna oranla daha yüksek bulunmuştur. Şeker oranlarına bölgesel olarak baktığımızda ise glikoz ve ksiloz oranları en yüksek Çankırı bölgesinde, en düşük ise Karapınar bölgesinden alınan numunelerde çıkmıştır. İç kabuk ve dış kabuk oranlarına baktığımızda holoselüloz ve alfa selüloz miktarları iç kabuklarda daha yüksek çıkmış, lignin oranları ise dış kabuklarda iç kabuklara oranla daha yüksek miktarda çıkmıştır. Soğuk su, sıcak su, etil alkol çözünürlüğü ve %1?lik NaOH çözünürlük değerlerinden odun değerlerine baktığımızda en yüksek Çankırı bölgesinden, en düşük ise Karapınar bölgesinden alınan numunelerde çıkmıştır. Kabuk çözünürlüklerine baktığımızda ise en yüksek oranlar Balıkesir bölgesinden alınan numunelerde çıkmıştır. Anahtar sözcükler: İğde ağacı, öz odun, diri odun, iç kabuk, dış kabuk
Isıl işlemin doğal ve plantasyon ormanlarında yetişen dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odunlarının bazı teknolojik özelliklerine etkisi
Bu tez çalışmasında, Adapazarı-Süleymaniye yöresindeki doğal ve plantasyon (3x2,5 m ve 4x4 m) ormanlarından temin edilen dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odunlarının bazı teknolojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla benzer yetişme ortamı özelliklerine sahip ve mümkün olduğunca aynı yaşlı üç meşcere belirlenmiştir. Üç meşcerenin her birinden, çatlaksız ve anormal tepe formu göstermeyen 4?er adet (toplam 12 ağaç) örnek ağaç kesilerek fiziksel, mekanik ve teknolojik testler yapılmıştır. Kimyasal analizlerin ve yıllık hakla genişliklerinin belirlenmesinde, kesilen ağaçların boyuna yönünde her iki metrede bir tekerlekler alınmıştır. Test ve kontrol örneklerine uygulanacak her bir deney için ilgili standartlara uygun örnekler hazırlanmıştır. Isıl işlem, 120, 160, 190 ve 210°C sıcaklıklarda 3, 6 ve 9 saat süre ile su buharı ortamında gerçekleştirilmiştir. Her üç meşcerenin kontrol örneklerine ait odun ana bileşenleri arasında istatistiksel olarak fark yoktur. Isıl işlemden en fazla zarar gören hücre duvarı bileşeni ksilan olmuştur. Fiziksel testlerden ağırlık kaybı ve yoğunluk dışındaki diğer özelliklerin ısıl işlem sonucu iyileştiği tespit edilmiştir. Özellikle boyutsal stabilizasyonda %62?lik bir artış elde edilmiştir (3x2,5 m). Isıl işlem uygulamalarında olumsuz yönde en fazla etkilenen mekanik özellik eğilme direnci olmuştur. 210°C?nin altındaki varyasyonlarda elastikiyet modülü ve Janka sertlik değerlerinde önemli değişiklikler meydana gelmemiştir. Ancak liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci, elastikiyet modülü ve sertlik değerlerine ait azalma oranlarında, 210°C?deki tüm uygulamalarda (3, 6 ve 9 saat) önemli artışlar görülmüştür. Bu nedenle yüksek sıcaklıklarda ve uzun süre ısıl işlem görmüş dişbudak örnekleri, binalarda yük taşıyıcı yapı elemanı olarak kullanılmamalıdır. Genel olarak en iyi sonuçlar, 3x2,5 m dikim aralığından temin edilen dişbudak örneklerinde tespit edilmiştir. Bu ağaç türü için en uygun ısıl işlem sıcaklık ve zaman kombinasyonları 190°C?de 3 saat olarak belirlenmiştir.
Bakır krom bor (CCB) ve borik asit (BA) emprenye maddelerinin metal bağlantı elemanları üzerine korozyon etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada yeni nesil emprenye maddelerinin metallere korozyon etkisi araştırılmıştır. Çalışmada emprenye maddesi olarak Bakır Krom Bor (CCB) ve Borik Asit (BA) kullanılmıştır. Farklı konsantrasyonlarda hazırlanan CCB ve borik asit çözeltilerinin uygulamada en çok kullanılan paslanmaz çelik türleri olan paslanmaz çelik AISI 304, AISI 316L ve AISI 420 üzerine korozif etkileri araştırılmıştır. Ayrıca %3,5 NaCl ortamında belirlenen konsantrasyonlardaki emprenye maddelerinin korozif davranışları incelenmiş ve sonuçları tartışılmıştır. Çalışmada elektrokimyasal korozyon ölçme yöntemlerinden olan EIS (Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi) ve Tafel ekstrapolarizasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonrasında metallerin yüzeylerinde meydana gelen değişimler SEM (Scanned Electron Microscope) optik resimleri ve EDS (Energy-Dispersive X-Ray Spectroscopy) analizleri ile incelenmiştir. Genel olarak CCB emprenye maddesinin konsantrasyonun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde artış gözlenmiştir. Dolayısıyla CCB emprenye maddesi korozyon inhibitörü gibi davranmış ve metali korozyona karşı koruduğu tespit edilmiştir. Ancak borik asidin konsantrasyonunun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde azalma görülmüştür. Dolayısı ile borik asidin kullanılan metallere korozif etki yaptığı tespit edilmiştir.
Melez kavak odunundan (Populus euroamericana) kağıt hamuru üretiminde ön muamele işlemlerinin soda ve modifikasyonları üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Melez kavak (Populus Euramericana) yongalarından soda ve modifiyeleri ile kağıt hamuru üretilmiştir. Modifiye kimyasalları olarak antrakinon (AQ) ve polisülfür (PS) kullanılmıştır. Ön hidroliz yapılacak en uygun pişirmeyi belirlemek amacı ile toplam 6 adet pişirme gerçekleştirilmiştir. Ön hidroliz için, oksalik asit (OA), etil alkol (EA), sodyum borhidrür kimyasalları ile ksilanaz ve lakkaz enzimleri kullanılmıştır. Modifiye, ön hidroliz kimyasalları ve enzimlerin üretilen hamur ve kâğıtların kimyasal, fiziksel ve optik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. 5/1 sabit çözelti/yonga oranında yapılan kağıt hamuru pişirmeleri, laboratuvar tipi döner kazanda, eşit ortam ve proses suyu sıcaklığı şartlarında gerçekleştirilmiştir. Her pişirmenin hamuru ayrı bir polietilen torbaya konulup hamurun rutubeti TAPPI T 264 om-88 standart yöntemine göre belirlenmiş ve elenmiş hamur verimleri tayin edilmiştir. Ön hidroliz için kullanılacak optimum pişirmeyi belirlemek amacı ile toplam 6 adet pişirme yapılmıştır. Pişirmeler sonucunda elde edilen hamurların elenmiş verim, kappa numarası, viskozite değerleri dikkate alınarak 4 nolu pişirme (%20 NaOH, 170ºC, 120 dak.) kılavuz pişirme olarak seçilmiştir. Bu pişirme koşullarına %0.1 Antrakinon (AQ) %4 Polisülfür (PS) ilave edilmiş ve 2 adet daha pişirme yapılmıştır. Bu şartlarda maksimum hamur verimi elde edilmiştir. Elde edilen hamur verimi KS4 için 48,78, KS7 50,36 ve KS8 50,14'tür. Bu hamurların DP'leri ise sırası ile 1175, 936 ve 957 olarak belirlenmiştir. Soda, soda antrakinon, soda polisulfur hamurlarına ön işlemlerin eklenmesi ile lignin oranının düştüğü ya da aynı kalmasına rağmen DP de artma gözlenmiştir. Uygulanan ön işlemlerin fiziksel ve mekanik özellikleri iyileştirdiği tespit edilmiştir. Oksalik asit ve etanol ile yapılan ön muameleli hamurların toplam veriminde değişiklik olmamasına rağmen, viskoziteleri yükselmiştir. Ksilanaz ve lakkaz enzimiyle yapılan işlemlerde bu durum daha da belirginleşmiştir. Üretilen hamurların özellikleri, geleneksel pişirmelere göre oldukça farklı, daha yüksek verime sahiptir
Isıl işlem görmüş (Thermowood) bazı ağaç türlerinde kullanılan su-bazlı vernik katmanlarının hızlandırılmış uv yaşlandırma etkisine karşı direncinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, ısıl işlem görmüş (ThermoWood) bazı ağaç türlerinde kullanılan su-bazlı vernik katmanlarının hızlandırılmış UV yaşlandırma etkisine karşı direncini belirlemektir. Bu amaçla Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Sapsız meşe (Quercus petreae L.) ve Doğu kayını (Fagus orientalis L.) odunlarından hazırlanan örnekler, ThermoWood metoduna göre 190oC'de 2 saat ve 212oC'de 1-2 saat süreler ile ısıl işleme tabi tutulmuştur. Daha sonra malzeme yüzeylerine su bazlı tek ve çift bileşenli vernikler üretici firma önerileri doğrultusunda endüstriyel uygulamalara uygun olarak katman kalınlıkları birbirine yakın olacak şekilde tatbik edilmiştir. Elde edilen malzemeler, UV-A 340 nm florasan lambalarının bulunduğu QUV accelerated weathering tester cihazında; 144, 288 ve 432 saat süre boyunca UV ışığına (ASTM G 154-06) maruz bırakılmıştır. Yaşlandırma periyotları sonralarında; renk (ΔE, ΔL*, Δa* ve Δb*) (ASTM-D 2244-3), parlaklık (ISO 2813), yüzey pürüzlülüğü (Ra, Rz ve Rmax) (ISO 4287), yüzeye yapışma direnci (ASTM D 4541), salınımsal sertlik (ANS/ISO 1522) ve çizilme direnci değerleri (EN 15186) belirlenmiştir. Araştırma sonucuna göre; kullanılan su bazlı tek ve çift bileşenli verniklerin ısıl işlem görmüş ağaç malzeme yüzeylerinde, yaşlandırma sonrasında parlaklık, yüzeye yapışma direnci, yüzey pürüzlülüğü değerlerinde azalma, sertlik, çizilme ve renk değerlerinde ise artış belirlenmiştir.
TS ISO 16949:2009 kalite yönetim sistemi ve bir orman ürünleri işletmesinde uygulanması
Çalışma Düzce ilinde faaliyet gösteren, içinde yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesi'nin ve orman ürünleri endüstrisi iş kolunda yer alan işletmelerin yönetim ve üretim karakterlerini bünyesinde barındıran bir orman ürünleri sektör temsilcisinin üretim tesisinde gerçekleştirilmiştir. İşletme aynı zamanda müşteri profili açısından otomotiv ana sanayinin tedarikçisi konumunda bulunmakta ve bu konumu ile ulusal ölçekte incelemeye değer nadir bir pozisyonda yer almaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında; makine alt yapısı, çalışan profili, malzeme özelliği, iş akışı ve ürün niteliğinden oluşan üretim karakterleri ile tedarikçi profili, yönetici yetkinliği, üst yönetimin kabiliyeti, dokümantasyon alt yapısı ve müşteri beklentisinden oluşan yönetim karakterlerinin sürekli iyileştirme kapsamında uzun vadeli dönüşümü incelemeye alınmıştır. Tezin amacı; orman ürünleri iş kolundaki bir işletmenin, otomotiv yan sanayi olarak sağladığı hizmet standartlarını belirleyen TS ISO 16949 Otomotiv Yan Sanayi Kalite Yönetim Sistemi kapsamında kalite yönetim sisteminin gelişimi temelinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin işletmeye kısa, orta ve uzun vadede sağlayacağı faydaları benzer konumdaki işletmelere örnek teşkil edecek şekilde ortaya koymaktır. İşletme karakterinin ortaya konulmasını amaçlayan bu çalışmada süreç adımlarını oluşturan tedarikçi, üretim ve müşteri parametreleri üzerinden bir inceleme yapılarak örnek bir profil oluşturulmuştur. İşletmenin proses içi hurda, iç müşteri memnuniyet, müşteri iade ve personel devir oranı gibi üretim parametrelerinin iyileştirilmesi yönünde proje planı doğrultusunda yaptığı faaliyetlerde ilerleme sağladığı tespit edilmiştir. İçinde yer alınan orman ürünleri sektörünün dinamikleri çalışılmak durumunda kalınan tedarikçilerin yeterliliği konusunda kritik bir etken oluşturmakta, tedarikçi performans puanı ile izlenen bu parametrede beklenen düzeye belli ölçüde ulaşılsa dahi bu konuda yapılması gereken çalışmalar proje planı doğrultusunda sürdürülmeye devam etmektedir. Müşteri memnuniyet oranı yıllık olarak müşteri tarafından verilen performans puanı üzerinden izlenmekte, işletme bu parametre verilerine göre beklenen düzeye ulaşmış bulunmaktadır. Yapılan tez çalışmasında elde edilen veriler de bu yönde olmakla beraber işletmenin; insan odaklı yönetim anlayışı, makine alt yapısının modernizasyonu, çalışan personelin yetkinliği, izlenebilirlik, dokümantasyon alt yapısının etkin kullanımı konularında proje planı doğrultusunda çalışma gereksinimi halen bulunmaktadır.
Isıl işlemin (Thermowood yöntemi) bazı ağaç türlerinin fiziksel özellikleri, çürüklük ve hava koşullarına karşı dayanıklılığı üzerine etkileri
Isıl işlem ahşabın boyutsal stabilitesini arttırmak için uygulanan odun modifikasyon yöntemlerinin başında gelmektedir. Bu çalışmada ülkemizde kullanım alanlarına sahip 2 yerli (Kestane ve Akçaağaç), 2 egzotik (Iroko ve Sapelli) odununun beyaz ve esmer çürüklük ile hava koşullarına karşı dayanıklılık, renk farkı ile hava kurusu yoğunluk, tam kuru yoğunluk, genişleme, daralma, yüzey pürüzlülüğü, parlaklık gibi fiziksel özellikler üzerine farklı sıcaklık (190˚C ve 212˚C) ve sürelerde (1 saat ve 2 saat) uygulanan ısıl işlemin etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre tüm ağaç türlerinde ısıl işlem uygulaması ile fiziksel özellikler iyileşmektedir.Ortalama yüzey pürüzlülüğü ısıl işlem uygulanmış örneklerde daha düşük bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Çürüklük, Fiziksel Özellikler, Hızlandırılmış Yaşlandırma, Isıl İşlem.
Aspir (Carthamus tinctorius, L.) saplarından kraft ve modifiye kraft yöntemleri ile kâğıt hamuru ve kâğıt üretimi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, Aspir (carthamus tinctorius, L.) saplarından kraft ve kraft modifiyeleri ile kâğıt hamuru üretilmiştir. Modifiye kimyasal maddeleri olarak antrakinon (AQ), polisülfür (PS), etil alkol (EA) ve sodyum bor hidrür (NaBH4) kullanılmıştır. Modifiye yapılan en uygun pişirmeyi belirlemek amacı ile toplam 12 adet pişirme gerçekleştirilmiştir. Modifiye için antrakinon (AQ), polisülfür (PS), etil alkol (EA) ve sodyum bor hidrür (NaBH4) kimyasal maddeleri kullanılmıştır. Optimum pişirmelerin ve sonrasında uygulanan modifiye kimyasal maddelerinin, hamur ve kâğıtların, fiziksel ve optik özellikleri üzerine olan etkileri incelenmiştir. Aspir sapları içerisinde bulunan yabancı ot ve diğer tahıl samanları elle temizlendikten sonra saplar kesici bir aletle 3-4 cm uzunluğunda parçalara ayrılmıştır. 5/1 sabit çözelti/sap oranında yapılan kâğıt hamuru pişirmeleri, laboratuvar tipi pişirme kazanın da, eşit ortam ve proses suyu sıcaklığı şartlarında gerçekleştirilmiştir. Her pişirmenin hamuru ayrı bir polietilen torbaya konulup hamurun rutubeti TAPPI T 264 om-88 standart yöntemine göre belirlenmiş ve elenmiş hamur verimleri tayin edilmiştir. Optimum koşulu belirlemek için toplam 12 adet pişirme yapılmıştır. Pişirmeler sonucunda elde edilen hamurların elenmiş verim, kappa numarası, viskozite değerleri dikkate alınarak K11 nolu pişirme (%26 NaOH, % 25 Na2S, 170ºC, 120 dak.) kılavuz pişirme olarak seçilmiştir. Bu pişirme koşullarına %0.1-0,15 Antrakinon(AQ), % 20-40 Etil Alkol (EA), %2-4 Polisülfür (PS), %1-2 Sodyum Borhidrür (NaBH4) ilave edilmiş ve 8 adet daha modifiyeli pişirme yapılmıştır. Bu şartlarda maksimum hamur verimi elde edilmiştir. Elde edilen toplam hamur verimi K11 için 32,17 bulunmuştur. DP derecesi ise ile 2200 olarak belirlenmiştir. Kraft, kraft antrakinon, kraft polisulfur hamurlarına ön işlemlerin eklenmesi ile lignin oranının düştüğü ya da aynı kalmasına rağmen DP de artma gözlenmiştir. Uygulanan ön işlemlerin fiziksel ve mekanik özellikleri iyileştirdiği tespit edilmiştir. Polisülfür ve etil alkol ile yapılan modifiyeli hamurların toplam veriminde değişiklik olmamasına rağmen, viskoziteleri yükselmiştir. Üretilen hamurların özellikleri, geleneksel pişirmelere göre oldukça farklı, daha yüksek verime sahiptir.
Orman ürünleri endüstrisinde kalite yönetiminin incelenmesi (Tekirdağ, Kırklareli, Edirne örneği)
Araştırma kapsamında Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne İllerinde faaliyette bulunan orman ürünleri sanayi işletmelerinin kalite yönetimi ile ilgili genel durumlarının belirlenmesi, kalite yönetiminin uygulanması sonucunda işletmelere sağlayacağı yararların ortaya konulması amaçlanmıştır. Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerinde belirlenen 81 orman ürünleri sanayi işletmesine (%74 katılım oranı) yüz yüze görüşme yöntemi ile anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamına sayısallaştırılarak, istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Sektörel değerlendirmeyi amaçlayan bu anket uygulaması sonucunda, çalışmaya katılan işletmelerden %48,3'ünün kalite yönetim sistemi/kalite güvence sistemi belgesi bulundurduğu tespit edilmiştir. Bu bölgedeki işletmelerin %60'ının tam kapasiteyle çalıştığı bulunmuştur. Ayrıca çalışmaya katılan işletmelerin %33,3'ünün de mühendis çalıştırdığı belirlenmiştir. Yapılan anket çalışması sonucunda; işletmelerin kalite konusunda yeterli bilgiye sahip oldukları sonucuna varılmış ancak kalite yönetiminin işletmelerde uygulanma konusunda eksik ve yetersiz kaldıkları anlaşılmıştır. Bunun asıl sebebi olarak da kalifiye personel eksikliğinin olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple işletmelerin kalifiye personel istihdamına önem vermeleri gerekmektedir. Anahtar sözcükler: Kalite, Kalite yönetimi, Orman ürünleri endüstrisi
Buhar patlatma uygulanmış ayçiçeği saplarından enzimatik hidroliz yöntemiyle fermente şeker üretimi
Yenilenebilir enerji, sürekli devam eden doğal süreçlerdeki var olan enerji akışından elde edilen enerji olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda dünyadaki enerji açığını azaltmak ve çevre kirliliğini en aza indirmek amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim artış göstermiştir. Biyoetanol üretimi ile kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlara bağımlılıkta azalma olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma kapsamında glikoz verimini daha fazla arttıracağı düşünülen NaBH4 kimyasal ön muamele işlemi ayçiçeği sapları üzerinde test edilmiştir. Ham numune, buhar patlatma işleminin ardından NaBH4, NaOH ve bu kimyasalların üç farklı konsantrasyonlarda karışımları ile ön muamele edilerek enzimatik hidroliz işlemine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen veriler NaBH4 ile ön muamele işlemine tabi tutulan örneklerde enzimatik hidroliz işlemi sonucunda glikoz ve ksiloz dönüşümlerinin %71,7 ve %59,7 (48 saat) olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan kimyasal ön muameleye tabi tutulmaksızın buhar patlatma işleminin lignini uzaklaştırmada (%21,2) en etkili yöntem olduğu görülmüştür.
Isıl işlem görmüş ladin ağaçlarından üretilen masif panellerin vernik etkilerinin incelenmesi.
Bu çalışmanın amacı, ısıl işlem uygulanan Doğu Ladini (Picea orientalis) odunun endüstriyel üretim koşullarında masif panel levhalar haline getirdikten sonra üzerlerine üst yüzey işlemleri uygulamak ve uygulama sonucunda oluşan etkileri araştırmaktır. Bu kapsamda Doğu Ladini (Picea orientalis) odunu örnekleri Thermowood metodu ile 190°C'de 1.5 saat ve 212°C'de 2 saat ısıl işleme tabi tutulmuşlardır. Thermowood sonrası Doğu Ladini (Picea orientalis) odunları endüstriyel üretim koşullarında masif panel levhalar haline getirilmiştir. Levha haline getirilen malzeme yüzeylerine su bazlı, akrilik, U.V ve tik yağı olmak üzere dört farklı türdeki vernikler, üretici firma önerileri doğrultusunda endüstriyel uygulamalara uygun olacak şekilde tatbik edilmiştir. Elde edilen örneklerin; renk (Δa*, Δb*, ΔL* ve ΔE), parlaklık, yüzey yapışma direnci, salınımsal sertlik, çizilme direnci ve ısı iletkenliği değerleri belirlenmiştir. Araştırma sonucuna göre; Su bazlı, Akrilik, U.V. ve Tik Yağı vernik türüne bağlı olarak parlaklık, yüzey yapışma ve çizilme değerleri azalmıştır. Toplam renk değişim değerleri ise artmıştır. Akrilik vernik ile Tik yağı uygulanmış numunelerde salınımsal sertlik değerinde artış gözlemlenirken su bazlı vernikli numunelerinde azalma tespit edilmiştir.
Bazı odunların çivi ve vida tutma direnci üzerine ısıl işlem uygulamasının etkisi
Bu çalışmada amaç, Sarıçam (Pinus sylvetris L.), Doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.), Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana Mattf.) ve Kanada kavağı (Populus canadensis (Populus nigra x Populus deltoides)) odunlarına ısıl işlem uygulanmasının odunların çivi ve vida tutma direnci üzerine etkisi araştırılarak, optimum uygulama şartlarının belirlenmesidir. Bu amaçla, odun örneklerine üç farklı sıcaklık (120, 160, 200ºC) ve 2 farklı süre (2 ve 6 saat)'de azot gazı ortamında ısıl işlem uygulandıktan sonra denge rutubetine getirilen örneklere standartlar çerçevesinde çivi ve vida uygulanarak, çivi ve vida tutma dirençleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kontrol örneklerinin çivi ve vida tutma direnç değerleri ile karşılaştırılarak optimum ısıl işlem uygulama şartları belirlenmiştir.Sonuç olarak, yapraklı türlerden Doğu kayını en yüksek çivi tutma direnci gösterirken; hem Kanada kavağı hem de iğne yapraklı türler daha düşük çivi tutma direnç değerleri göstermiştir. En düşük çivi tutma direnci değeri Uludağ göknarında elde edilmiştir. En yüksek çivi tutma direnci ısıl işlem sıcaklığına göre 120ºC'de ve ısıl işlem süresine göre 6 saatte elde edilmiştir. En düşük çivi tutma direncinin ise kontrol örneklerinde elde edildiği görülmüştür. Örnek kesitlerinden radyal kesitin en büyük direnç değerini verdiği, onu yaklaşık değerlerle teğet kesitin izlediği, enine kesitin ise en düşük direnç değerini verdiği görülmüştür.Vida tutma direncinde elde edilen değerlere göre ağaç türlerinden Doğu kayını en yüksek vida tutma direncini vermektedir. En düşük vida tutma direnci ise Uludağ göknarında elde edilmiştir. Yapraklı ağaçlar iğne yapraklı ağaçlardan daha yüksek vida tutma direncine sahiptir. Isıl işlem koşullarına göre, ısıl işlem görmemiş örneklerin vida tutma direnci en yüksek, 200ºC'de ısıl işlem görmüş örneklerin vida tutma direnci en düşüktür. Isıl işlem sıcaklığı ile vida tutma direnci ters orantılı olarak değişmektedir. Isıl işlem süresinin vida tutma direncinde fazla etkili olmadığı tespit edilmiştir. Örnek kesiti bakımında vida tutma direncinin de çivi tutma direncinde olduğu gibi en iyi radyal kesitte olduğu, bunu az farkla teğet kesitin izlediği, en düşük değerin ise enine kesitte olduğu saptanmıştır.
Kızılcık (Cornus mas L.) odununun bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Kızılcık (Cornus mas L.) odununun bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikleri belirlenmiştir. Deneylerde kullanılan Kızılcık odun örnekleri Kastamonu ve Taşköprü Orman İşletme Müdürlüklerinden seçilmiştir. Deneyler, Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği ve Karabük Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi bölüm laboratuarlarında gerçekleştirilmiştir. Fiziksel özelliklerden; rutubet, lif doygunluğu rutubeti, odunun içine alabileceği en yüksek su miktarı, hava kurusu özgül ağırlık, tam kuru özgül ağırlık, hacim-yoğunluk değeri ile hacmen daralma ve genişleme yüzdeleri belirlenmiştir. Mekanik özelliklerden; liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci, elastikiyet modülü, şok direnci ile birlikte teknolojik özelliklerden Brinell sertlik, yapışma direnci ve çivi tutma direnci değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, kızılcık odununun fiziksel özelliklerinden rutubet miktarı % 13.341, lif doygunluğu rutubeti % 26.211, odunun içerisine alabileceği en yüksek su miktarı % 70,970, hava kurusu özgül ağırlığı 0.947 g/cm3, tam kuru özgül ağırlığı 0.904 g/cm3, hacim-yoğunluk değeri 0.726 g/cm3, hacmen daralma % 18.41, hacmen genişleme ise % 22.16 olarak bulunmuştur. Mekanik özelliklerden liflere paralel basınç direnci 579.88 kg/cm2, eğilme direnci 978.737 kg/cm2, elastikiyet modülü 59320.13 kg/cm2, şok direnci 0.769 kgm/cm2, teknolojik özelliklerden ise Brinell sertlik liflere paralel yönde 11.16 kg/mm2, radyal yönde 6.49 kg/mm2, teğet yönde 7.64 kg/mm2, yapışma direnci Polivinilasetat (PVAc) tutkalı ile 9.96 N/mm2, Desmodur-VTKA (D-VTKA) tutkalı ile 6.88 N/mm2, çivi tutma direnci liflere paralel yönde 1361.49 N, radyal yönde 1383.04 N, teğet yönde ise 1405.94 N olarak bulunmuştur. Özgül ağırlığı ve elastiklik özelliği yüksek olan kızılcığın el sanatlarında, sandalye ve baston yapımında, ayrıca elastiklik istenen yerlerde kullanımı uygun görülmektedir.
Orman ürünleri sanayinde temiz üretim uygulamaları üzerine bir araştırma: Batı Karadeniz Bölgesi örneği
Son yıllarda dünyadaki enerji gereksiniminin belirgin bir artış göstermesi sebebiyle, sürdürülebilirlik ve temiz enerji kaynakları üzerine araştırmalar hız kazanmıştır. Enerji kaynağının var olması tek başına yeterli olmayıp; bu kaynağın kapasitesi, çevre ile olan uyumu, ekonomik faktörler ve bunun devamlılığı gibi parametreler dikkate alınmaktadır. Bu parametreler göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilirlik ve yenilenebilirlik kavramları öne çıkmaktadır. Batı Karadeniz Bölgesinde (Düzce, Zonguldak, Bolu, Bartın, Karabük, Kastamonu) üretim yapan işletmelerin hem rekabet edebilir konumda olmaları, hem yasal uygulamalara riayet edebilmeleri, hem de üretimlerini 'sürdürülebilir' seviyeye çekebilmeleri açısından söz konusu kavramların işletmeler tarafından yeterince irdelenmesi ve doğru anlaşılması, bunun yanında pratikte de doğru biçimde uygulanmaları gerekmektedir. Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan orman ürünleri sanayi işletmelerinin temiz üretim konusunda mevcut durumlarının belirlenmesi, temiz üretim için gerekli olan kapasite, hammadde temini, yasal zorunluluklar, teşvik imkânları ve sürdürülebilirlik açısından işletmelerce yapılan çalışmalar araştırmanın temel amaçlarını oluşturmuştur. Bu kapsamda öncelikle işletmelerin demografik özellikleri tespit edilmiş ve çalışma kapsamında belirlenen amaçlara ulaşılması için anket yönteminden yararlanılmıştır. Literatürde yapılan çalışmalar dikkate alınarak bir anket formu geliştirilerek hazırlanan anket formları Batı Karadeniz Bölgesinde (Düzce, Zonguldak, Bolu, Bartın, Karabük, Kastamonu) faaliyette olan orman ürünleri sanayi işletmelerine ulaştırılarak, yüz yüze anket tekniği uygulanmıştır. Bu aşamada elde edilen anket formlarında yer alan değişkenler kodlanmış ve her bir aşama için bir veri tabanı oluşturulmuştur. Oluşturulan bu veri tabanları değerlendirilerek, konularla ilgili hesaplamalar SPSS paket programı yardımıyla yapılmıştır. Çalışma sonucunda yapılan anketlerden elde edilen bilgiler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve uygulamaya ışık tutacak şekilde sonuçlar rapor haline getirilmiştir.
Tutkal miktarı ve levha yoğunluğunun MDF'nin fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada; Kızılçam (Pinus brutia Ten) ve Doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky) odunu lifleri kullanılarak üretilen orta yoğunluklu lif levhaların (MDF) bazı fiziksel ( kalınlık artışı, su emme, yüzey prüzlülüğü ) ve mekanik (eğilme, eğilmede elastikiyet modülü, liflere dik ve paralel çekme direnci, yüzey absorbsiyonu, sertlik ) özellikleri üzerine hammadde türü, levha yoğunluğu ve tutkal miktarının etkisi araştırılmıştır.
Orman ürünleri endüstrisinde toplam verimli bakıma yönelik sektörel altyapının belirlenmesi, İnegöl örneği
Yüksek kaliteli ürünlerin düşük maliyetle üretilmesi talebi, dünya çapında birçok üreticiyi ekipman yönetimi programlarına yöneltmiştir. Bu programlar arasında en çok kullanılanı Toplam Verimli Bakım (TVB) olarak adlandırılan bir yönetim sistemidir. Bu çalışmada orman ürünleri endüstrisinde TVB faaliyetleri ile ilgili genel bir durumun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Bursa/İnegöl'de faaliyet gösteren 77 orman ürünleri sanayi işletmesine yüzyüze görüşme yöntemi ile bir anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamında istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; işletmelerin %75,3'ünde bakım bölümünün organizasyon şemasında bağımsız bir bölüm olarak yer aldığı, işletmelerin %53,2'sinde bakım bölümünün gelişme gösterdiği belirlenmiştir. İşletmelerin sadece %9,1'i TVB sistemini uyguladığını, %19,5'i gelecek yıllarda TVB uygulamasına geçmeyi düşündüklerini %22,1'i TVB uygulamasının ne olduğuna dair fikirlerinin olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcı işletmelerin değerlendirmelerine göre, TVB uygulayan işletmelerde verimlilik artışı, hurda oranında azalma, ekipman verimliliğinde artış, arızalarda azalma olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: Bakım, İnegöl, Orman ürünleri endüstrisi, Toplam verimli bakım, TVB
Termik işlemin orta yoğunluktaki lif levhaların (MDF) bazı özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada; Anadolu Karaçamı (Pinus nigra var. pallasiana) ve Doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky) odunu lifleri kullanılarak üretilen orta yoğunlukta ki lif levhaların (MDF) bazı özellikleri (kalınlık artışı, su emme, serbest formaldehit oranı, eğilme, eğilmede elastikiyet modülü, liflere dik ve paralel çekme direnci) üzerine; levha yoğunluğu, ısıl işlem sıcaklığı, ısıl işlem süresi ve presleme sonrası bekletmenin etkisi araştırılmıştır.Deneme levhaları, odun karışımı (%50-%50) halinde olmak üzere, yapıştırıcı madde olarak üre formaldehit (UF) tutkalı kullanılarak, iki farklı yoğunluk seviyesi (700, 740 kg/m³), üç farklı ısıl işlem sıcaklığı (155, 165, 175 °C), üç faklı ısıl işlem süresi (2,5 saat, 3,5 saat, 4,5 saat) ve üç farklı presleme sonrası bekletme zamanları (30 dk, 120 dk, 600 dk) kullanılarak elde edilmiştir. Sonuç olarak, ısıl işlem sıcaklığının (155, 165, 175 °C) değişmesi ile birlikte Çekme direnci, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü değerleri olumsuz yönde etkilenirken, kalınlığına şişme ve su emme ile serbest formaldehit miktarlarında olumlu yönde artış gözlemlenmiştir. Isıl işlem sürelerinin (2,5, 3,5, 4,5 saat) artması ile birlikte çekme direnci değerleri olumsuz yönde etkilenirken, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, kalınlığına şişme ve su emme ile serbest formaldehit miktarlarında olumlu yönde artış gözlemlenmiştir. Presleme sonrası bekletme zamanlarının (30, 120, 600 dk) artması ile birlikte Çekme direnci, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü değerleri olumsuz yönde etkilenirken, kalınlığına şişme ve su emme ve serbest formaldehit miktarlarında olumlu yönde artış gözlemlenmiştir. Levha yoğunluklarının 700 ? 740 kg/m3 olarak değişmesi ile birlikte çekme direnci, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, kalınlığına şişme ve su emme ile serbest formaldehit miktarlarında artan yoğunluk seviyelerinde olumlu yönde artış gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: : Lif levha, Termik İşlem, Mekanik Özellikler, Fiziksel Özellikler, Yoğunluk