Manisa Celal Bayar University
Discipline

Political Science and Public Administration

Manisa Celal Bayar University

1,358

Archived Theses

16

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

2015 yılından sonra Türkiye'nin sınır ötesi askeri güç kullanımının iç siyasete etkileri

2011 yılında başlayan Arap Baharının etkisiyle Ortadoğu ülkelerini etkisi altına alan ve Güney sınırımızda yer alan Suriye içerinde baş gösteren iç karışıkların sonucunda ülkemize gelen yoğun göçün ve terör saldırılarının önlenmesi açısından, BM'nin 51. maddesi uyarınca başlatılan harekatlar ile, 2015 yılında kısmen "Şah Fırat Operasyonu" ile başlayan harekatların, "2016 Fırat Kalkanı, 2017 İdlip Operasyonu, 2018 Zeytin Dalı Harekâtı, 2019 Barış Pınarı Harekâtı, 2020 yılında ise halen devam eden Bahar Kalkanı Harekâtı" ile devam etmekte olup, Türkiye sınır güvenliğini koruma adına önemli adımlar atılmıştır. Türkiye, yapılan sınır ötesi askeri güç kullanımlarında Türk Savunma Sanayi'nin geliştirmiş olduğu yerli ve milli olarak üretilen teçhizatları kullanmıştır. Genel olarak bakılacak olursa; gerçekleşen operasyonların başarılı olması ve olumlu sonuçların meydana gelmesi neticesi olarak iç politika ekseninde, siyasi partilerinin seçim beyannamelerinde yapılan operasyonların olumlu ve olumsuz görüş bildiren partiler ele alınmış ve siyasi partilerin iç politika ekseninde etkin rol oynama çabası ele alınarak bu çalışma yapılmıştır.

Askeri harekatlarAskeri müdahaleSiyasi partiler+5
Ali Avşaroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri

Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.

DuyguDışlanmışlıkGüven+7
Nur Baştiryaki
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de OHAL KHK'ları ile yapılan ihraçların unvan, kurum, il değişkenleriyle incelenmesi

Türkiye'de OHAL KHK'ları ile Yapılan İhraçların Kurum, Unvan, İl Değişkenleriyle İncelenmesi isimli çalışmamızda esas olarak KHK'ların ekli listelerinde yer almak suretiyle yapılan ihraçlar değerlendirilmiştir. Kamu görevinden çıkarma işlemlerine ilişkin resmi gazete verileri incelenerek veri setleri oluşturulmuştur. İhraç edildikten sonra başka bir KHK ile kamu görevine iade edilenler, OHAL Komisyonu kararı veya Mahkeme kararı ile görevine iade edilenlerin iadelerine ilişkin durumları çalışmamızın kapsamı dışında bırakılmıştır. Oluşturulan veri setlerinde yer alan değişkenler göz önünde bulundurularak kamu görevinden ihraç edilenlerin hangi unvan, kurum ve şehir de yoğunlaştıkları tespit edilerek değerlendirilmesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirme neticesinde FETÖ/PDY başta olmak üzere devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya grupların başla devletin stratejik kurumları olan yargı kurumları, emniyet ve eğitim kurumlarında en çok istihdamın sağlandığı unvanlarda, taşradan ziyade Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlerde yoğunlaştıkları tespit edilmiştir. Yine bu kapsamdaki şahısların en çok istihdamın sağlandığı kadrolar haricinde bulundukları kurumlarda üst düzey yönetici pozisyonlarına doğru dikey yönlü yükselme imkanı olan kadrolarda da yer aldıkları tespit edilmiştir. Bu tez çalışması ve benzeri çalışmaların kamu personel rejiminde yapılacak yeniliklere de katkısının olacağı beklenmektedir.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleFETÖ/PDY+3
Necmettin Mesut Sever
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlerde kadın aktivizminin rolü

Toplumsal hareketler, literatürde eski toplumsal hareket ve yeni toplumsal hareket olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu hareketler; kapsamı, konusu, aktörleri, hedefleri ve ideolojik farklılıkları dolayısıyla kadın aktivizmini şekillendirmektedir. Literatür incelendiğinde görülmektedir ki, yeni toplumsal hareketlerde, kadın aktivizminin rolü ve hareketlere etkisi büyük bir öneme sahiptir. Tarihsel süreç ele alındığında kadın aktivizminin gelişimi, farklı dönemlerde ve farklı ülkelerde çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda kadın aktivizminin, farklı ülkelerde ortaya çıkan yeni toplumsal hareketler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kadın aktivizminin toplumsal hareketlerdeki rolü, üç farklı ülkede meydana gelen toplumsal hareketler ele alınarak analiz edilmiştir. Bu toplumsal hareketler; Fransa'da ortaya çıkan Sarı Yelekliler Hareketi, Afganistan'da meydana gelen Taliban Yönetimi'ne karşı kadın aktivizmi ve son olarak İran'da yaşanan Mahsa Amini Olayı'nın yarattığı toplumsal hareketlerde kadınların etkisi konusudur. Kadın aktivizminin üç farklı ülkede meydana gelen toplumsal hareketler üzerindeki etkisi, sonuç bölümünde çeşitli şekillerde ortaya konulmuştur. Genel olarak, farklı konularda ortaya çıkan toplumsal hareketlerin başlamasında, ortaya çıktığı ülkeye ve uluslararası kamuoyuna yayılmasında, etkisini artırmasında ve hedeflerine ulaşmasında kadın aktivistlerin rolünün önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AktivizmAmini, MahsaKadınlar+3
Deniz Ölçer
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında Milli Görüş partileri ve bölünme kongreleri

Türk siyasetinde 1960'lı yıllar sağ ve sol ayrımının belirginleşmeye başladığı ve güçlü bir tabanın oluştuğu dönemdir. Bu dönemde özellikle sağcı olarak adlandırılan kesimlerin içinde sıkışan mütedeyyin kesimin, kendi fikirlerini benimseyen ve bu minvalde siyaset yapan oluşumlara ihtiyaç duyduğu bir zemin de oluşmuştur. Türk siyasi hayatında etkili bir hareket olan Milli Görüş Hareketinin yaşadığı ayrılıkların tespiti, yaşanılan ayrılıkların altında yatan nedenlerin belirlenmesi ve ayrılığa giden süreçlerin incelenerek Türk siyasi hayatına olumlu ve olumsuz yansıyan etkileri araştırılmıştır. Hareket kurulduğu 1969 yılından itibaren birçok siyasi badireler atlatmış, parti kapatmaları ve yasaklamalara maruz kalmıştır. Hareket siyasi hayatı boyunca dört kongre sonrası ayrışma yaşayarak bölünmüştür. Farklı anlayış ve fikirlerin oluşması sonucu ayrılıklar ve bölünmeler yaşayan hareket, tüm olanlara rağmen siyasi hayatını devam ettirmiştir. Hareketin bölünme yaşanan dört kongresinin nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelendiği bu çalışma, literatürde yer alan belli ayrılıkların incelendiği araştırmalardan ziyade, hareketin kuruluşundan itibaren günümüze kadar yaşadığı tüm ayrılıkları ele almış, hareketin kurucu liderinin vefatından sonra yaşanan ayrılıkları da inceleyerek literatüre katkı sunulması hedeflenmiştir.

BölünmeErbakan, NecmettinKongreler+4
Ahmet Şanver
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında tarım reformları: 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu

Tanzimat döneminden sonra Cumhuriyet tarihinde yapılan Tarım Reformları, bu reformların katma değeri, ne ölçüde başarılı olduğu araştırılacaktır. Üçüncü beĢ yıllık kalkınma planı (1973-1977) içerisinde özellikle toprak ve tarım reformlarına oldukça fazla değer gösterildiği anlaĢılmaktadır. Tarımdaki üretimin sürekliliğini sağlamaya ve tarımsal faaliyetlerde bulunanların ekonomik refahını artırmaya dayalı bu reformlar, tarım sektöründe koruyucu bir rol oynayacaktır. Toprak reformu, düĢük gelirli bir çiftçilik sınıfı yerine geliĢmiĢ bir orta sınıf yaratabilir. Reformun en önemli noktalarından biri, tarım sektöründeki potansiyel iĢsizliğin ekonomik koĢullardaki değiĢiklikler ve diğer değiĢikliklere yanıt olarak diğer sektörlere kaydırılarak ele alınmasıydı. Ek olarak, kooperatifler üzerine araĢtırmalar çiftçilere gerekli desteği sağlayacak ve mahsul üretimini artıracaktır. Üçüncü kalkınma planı, tarım sektöründe iklim koĢullarına bağımlılığı azaltmak için tarımsal faaliyetlere yatırım yapılmasını öngörmektedir. Sulanabilir olan tarım arazilerinin arttırılması ve bu doğrultuda yatırımların yapılması gerekmektedir. Tarımsal yatırım alanında öncelik temel gıda maddeleri, meyveler, sebzeler ve hayvancılığa verilmektedir. ĠĢletme yatırımlarına odaklanır. Tarıma yatırım yapmanın bir diğer nedeni de tarımsal ihracatın artırılmasıdır. Bu bağlamda araĢtırmada 1973 yılında gerçekleĢtirilen Toprak ve Tarım Reformu dönemin gazete haberleri ve TBMM tutanaklarında yer alan bilgiler ışığında incelenmiştir.

Cumhuriyet DönemiReformSiyasal reformlar+5
Osman Canpolat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir baskı grubu olarak sosyal medya: Twitter örneği

Bu tez kapsamında sosyal medya bir baskı grubu olarak ele alınmış olup, çeşitli örnekler üzerinden konu derinlemesine irdelenmiş, yapılan paylaşımlar şekiller halinde sunularak analiz edilmiş ve ardından da konuyla ilgili değerlendirmeler aktarılmıştır. Tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın araştırma sorusu "Sosyal medya bir baskı grubu mudur?" olarak belirlenmiştir. Araştırma, baskı grupları kavramı ile beraber sosyal medyayı da eş zamanlı olarak inceleyerek konunun derinlemesine analizini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Sosyal medya her ne kadar güncel bir kavram olsa da yer yer baskı grubu adıyla ifade edilen toplulukların önüne geçebilmektedir. Günümüzdeki en önemli konulardan bir tanesi hızlı iletişim teknolojileridir. Sosyal medya bu teknoloji sayesinde ortaya çıktığı için örgütlerin hızlı aksiyonlar almasına ve sosyal duyarlılığı geliştirmesine büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda doğruluğu ispatlanamayan bilgilerin paylaşılması da konunun bir başka boyutu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tez kapsamında yapılan uzun soluklu araştırmanın sonuçları paylaşılarak bilimsel alana katkı sağlamaya çalışılmıştır. Tez çalışması sırasında sosyal medyanın nasıl daha yararlı ve etkin bir baskı grubu olabileceği hususundaki bulgular, gelecekteki bilimsel çalışmalara yol gösterecek şekilde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Baskı Grupları, Sosyal Medya, Twitter.

Baskı gruplarıSivil toplum örgütleriSosyal medya+1
Furkan Şehitoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Jandarma teşkilatı ve tarihi süreç içerisinde gelişimi

Devletin bekasında hayati rol oynayan ve tarihsel gelişimi boyunca çeşitli isimlerle zikredilen güvenlik kuvvetleri ve ordunun kuruluşu, insanların bütün olarak yaşama başladığı veya devletin teşekkül ettirildiği tarih olarak bilinmektedir. Bu çalışmada güvenlik ihtiyacının karşılanmasında önemli bir görev ifa eden jandarma teşkilatı anlatılmaya çalışılmıştır. Toplumlar, insanların güven içinde yaşamaları için zamanın ihtiyaçlarına göre kanunlar çıkarmışlar ve güvenlik teşkilatlarını kurmuşlardır. Bu çalışmada hem teşkilat geçmişleriyle hem de güçlü devlet yapılarıyla ön plana çıkmış ülkelerin jandarma teşkilatı yapılarına değinilmiştir. Jandarma, Kurtuluş Savaşı sırasında ülkenin zorlu şartlarına ve örgütün lojistik gücünün yetersiz olmasına rağmen cephede savaşan birliklerin yanında yer almıştır. Bu çalışmada; Cumhuriyet yıllarından günümüze kadar güçlenen, yenilenen ve zamanla yeni yasalarla güncellenen jandarma teşkilatının bu süreci incelenmiştir. Jandarma ve polis teşkilatları; vatandaşları çeşitli suçlara mağdur olmaktan korumak amacıyla tedbirler alır. Bu çalışmada vatandaşların güvenliğini ve huzurunu sağlayan Jandarma Teşkilatının içyapısı ve işleyişi incelenmiştir. Jandarma teşkilatı yapısı ve işleyişi, İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk kuvvetlerinden ayrılmaktaydı. 668 sayılı KHK ile İçişleri Bakanlığına bağlanan jandarma teşkilatı yeni bir düzen ve işleyiş ile sürecini devam ettirmektedir. Bu çalışamada 668 Sayılı KHK ile İçişleri Bakanlığına bağlanan jandarma teşkilatının değişen idari yapısı ve işleyişi ele alınmış olup uyum sürecine değinilmiştir.

GüvenlikGüvenlik teşkilatıJandarma+2
Aydın Murat Gürbüz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda göçmen kaçaklığı suçu ve göçmen kaçaklığı ile mücadele politikaları

Türk Ceza Kanunu'nda Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Göçmen Kaçakçılığı Suçu ile Mücadele Politikaları isimli bu çalışmada, insanın varoluşundan beri en temel eylemi olan 'göç' inceleme konusu yapılmıştır. Sosyolojik olarak pek çok sınıflandırma yolu ile tasnif edilen göç eyleminin ceza hukuku ile temas ettiği nokta 'yasadışı göç 'tür. İç savaş, ekonomik sıkıntılar, iklim krizi gibi pek çok nedenle dünyada her geçen gün göç ve göçmen sayısı artmakta ve ne yazık ki bu göçlerin büyük çoğunluğunun yasadışı yollarla yapıldığı görülmektedir. Yasadışı göç eyleminin temel süjesi olan göçmenler; kimi zaman varılmak istenen veya transit geçilen ülkeye bazı kişi veya kişi gruplarının maddi menfaat karşılığında yardım etmesi ile ulaşmaktadır. İşte tam da bu noktada göçmenler suçun konusu-mağduru olma durumunu geçmekte ve göç kavramının ceza hukukundaki görünümlerinden biri olan göçmen kaçakçılığı suçu meydana gelmektedir. Çalışma göçmen kaçakçılığı suçunu hukuki yönden incelemekle birlikte bu suç ile mücadeleye yönelik değerlendirmeler içermektedir. Bu kapsamda bir çalışmanın yapılabilmesi için öncelikle literatür taraması yapılmış; göç ile göçmen kavramları, göç çeşitleri, yasadışı göç ve uluslararası hukukta göçmen kaçakçılığına ilişkin temel düzenlemeler ile kuruluşlar incelenmiştir. Jeopolitik konumu itibariyle dünyada göç hareketliliğinin yoğun olduğu bir ülke olan Türkiye açısından yasal mevzuat incelenmesi yürürlükte bulunan kanunlar ve kadük olmuş kanunlar açısından karşılaştırma yapılmak suretiyle çalışılmıştır. Göçmen kaçakçılığının, son yıllarda uluslararası gündemin önemli konularından biri olması ve hem kişiler özelinde hem de devletler nezdinde doğan mağduriyetlerin artması bu alanda birtakım politikalar oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Geliştirilen mücadele politikalarının, göçmen kaçakçılığı sorununun ele alınış biçimine göre çeşitlilik gösterdiği vurgulanmıştır. Göçmen kaçakçılığı uluslararası örgütlü suç içerisinde değerlendirildiğinde, uygulanmakta olan önlemler uluslararası örgütlü suçla mücadele kapsamındaki önlemlerle örtüşmektedir. Çalışma kapsamında, uygulanan ve uygulanması önerilen mücadele politikaları; Türkiye özelinde incelemeye alınmış, Türkiye'nin yakın ilişkiler içinde olduğu ve göçmen sorununu yakından yaşayan Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya ile Fransa bu kapsamda örnek seçilerek göçmen kaçakçılığı ile ilgili uyguladıkları politikalar yönünden incelenmiştir.

Avrupa BirliğiGöç politikalarıGöçler+5
Gamze Arslantürk Figenkaplan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kamu yönetimi teşkilatlanması

Kıbrıs adasının tarihsel süreçleri üzerinde durulmuş, Osmanlı Devleti öncesi ve Osmanlı Devleti dönemindeki gelişmeler incelenmiştir. Günümüzde Kıbrıs adasının ekonomik, sosyal ve siyasal yönden gelişimi açıklanmış. Döneminin güçlü ülkelerinin Kıbrıs adasını topraklarına katma nedenleri ile günümüzde Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerin Kıbrıs adasına bakış açıları üzerinde çalışılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin idari yapısı ele alınmış, ülkenin egemenliğinin göstergesi olan; yargı, yasama ve yürütme erkleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi, Milletvekilliği seçimleri ve yerel seçimler üzerinde durulmuş, Cumhurbaşkanlığı Kurumu, Bakanlar Kurulu, Merkezi Yönetim, Yerel Yönetimler üzerinde ayrıntılı çalışmalar yapılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ilçe, bucak ve belediye kurumlarının kuruluşları, yapıları organlarının seçimleri ile ilgili çalışmalar yapılarak kurumlar arasındaki ilişkiler anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Kıbrıs adasının tarihten gelen sorunu açıklanırken Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Yunanistan'ın çözümün neresinde oldukları çözüm için tüm tarafların üstünde anlaşmaya varabileceği bir çözüm getirilip getirilmediği, Kıbrıs sorunu için getirilen çözümlerin neler olduğu, bu çözümlerin iki tarafın öz iradesiyle mi getirildiği yoksa dayatmalar sonucunda getirilen çözüm önerileri mi olduğu üzerinde durulmuştur. Son zamanlarda Doğu Akdeniz'de keşfedilen hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu yetki alanları üzerinde çıkan sıkıntılar bu sıkıntıların çözüm yolları için hangi ülkelerin ne tür çözüm yolları getirdiği, Akdeniz'in altında bulunan enerji kaynakları ile ilgili Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bakış açılarının neler olduğu bu konu ile ilgili hangi çalışmaların yapıldığı konuları ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Merkezi Yönetim, Yerel Yönetim, Doğu Akdeniz

Devlet teşkilatıKamu teşkilat yapısıKamu yönetimi+4
Mehmet Demirtaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve şiddeti önlemede kamu politikalarının rolü

Şiddet coğrafi sınır tanımamaktadır. Kadına yönelik şiddet ve istismar, dünyada olduğu gibi bugün Türkiye'de de en yaygın toplumsal sorunlardan biridir. Kadına yönelik şiddet, kadının yaşam, sağlık, beslenme, eğitim, gelişme, toplumsal ve ekonomik yaşama katılma gibi temel insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden önemli bir toplumsal sorun olarak nitelendirilmektedir. Bu toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadınları baskı altına almayı ve üstünlük kurmayı hedeflemektedir. Aile, kadına yönelik şiddetin en sık yaşandığı ortamlardan biri olarak ifade edilmektedir. Kadına yönelik aile içi şiddet uzun zamandır bilinmesine rağmen, geçmişte sadece aileyi ilgilendiren özel bir mesele olarak görülmekteydi. Ancak 1980'li yıllardan itibaren bu algı değişmiş ve kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlali ve bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda özellikle 90'lı yılların sonlarından 2000'li yılların başına kadar bu alanda faaliyet gösteren kadın örgütlerinin kendi kurumlarını oluşturma mücadelesinde bazı yasal değişiklikler yapılmıştır. Bu dönemde yaşanan değişimler, kadına yönelik şiddetin yasa koyucular ve kamu otoriteleri tarafından toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık olarak kabul edilmeye başlandığını göstermektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve şiddeti önlemede kamu politikalarının rolünün ortaya konmasıdır.

FeminizmKadına yönelik şiddetKadınlar+4
Ayşegül Büyükgedik
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Kamu Yönetimi'nde dijitalleşme politikaları

21. yüzyılda devletler, kamu politikaları vasıtasıyla vatandaşlarının bilgi toplumu olması yönünde çeşitli girişimlerde bulunmaktadırlar. Toplumların bilgi ve iletişim kullanımının artması ve ülkelerin her alanda dijitalleşme olgusunu kullanması ülkelerin küresel alanda rekabet gücünü arttıracaktır. Çalışmamızda Türkiye'nin kamu politikaları kapsamında son 50 yıllık bilgi ve teknoloji alanındaki gelişmeleri ele alınmakta ve bu süreçte kamusal hizmet sunumunun dijitalleşme faaliyetleri ile iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar bağlamında yürütülmüştür. Türkiye özellikle 1990'lı yıllarda başlayan bilgi toplumu olma yolundaki politikaları ile günümüze dek sürekli gelişmiş ve vatandaşlarına birçok kamusal hizmeti dijital teknolojiler vasıtasıyla sunmuştur. Özellikle Covid-19 salgınının ortaya çıkardığı teknolojik rekabet ortamı ülkeleri dijital sektörlerin geliştirilmesi olgusu üzerinde daha fazla durulmasına yöneltmiştir. Küreselleşen dünya düzeninde fiziki sınırlar neredeyse ortadan kaldırılmış ve dijital teknolojiler sayesinde iletişim çok daha kolay hale gelmiştir. Bu alandaki gelişmelerden Türkiye'de geri kalmamış ve 2000 sonrası kamu politikası, hükümet programları ve kalkınma planları gibi kapsamlı planların içinde bilgi ve iletişim teknolojilerine yer vermiştir. Ulusal alanda toplumun her kesimine internet ve dijital cihazları götürmeyi hedef kılarak bilgi toplumu olma yolunda stratejiler geliştirilmiştir. Kamu idare teşkilatlanması içinde yeniden yapılanmaya gidilmiş ve teknoloji kavramı genel politikalar kapsamından alınıp başlı başına bir politika halini almıştır. Kamu hizmet sunumlarının vatandaşlara ulaştırılmasında bürokratik engeller mümkün olduğunca kaldırılmış ve vatandaşların hizmete doğrudan erişimi ön planda tutulmuştur. E-devlet tabanlı uygulamalarla bireylerin yer ve zaman kısıtlaması olmadan hizmetlere ulaşması sağlanmıştır. Geleneksel devlet yaklaşımından yeni kamu yönetimi yaklaşımına geçiş ile birlikte vatandaşların karar süreçlerine katılımı sağlanmıştır. Bireyler dijital e-uygulamalar sayesinde merkezi ve yerel yönetimlerin faaliyetleri hakkında görüş ve düşüncelerini anlık olarak ilgili yerlere aktarma fırsatı bulmuşlardır. Kamu yönetimi ve kırtasiyecilik alanında maliyetler azaltışmış ve birçok resmi süreçler dijital uygulamalar sayesinde gerçekleştirilmiştir. Türkiye'nin uluslararası alandaki rekabet gücünü arttırmak için kamu yönetimi ve toplum nezdinde son 20 yılda gerçekleştirdiği dijital dönüşüm, sürekli değişen ve gelişen dünya düzeninde gelecekte de Türkiye gibi bütün dünya ülkeleri için önemini korumaya devam edecektir.

Bilgi toplumuElektronik devletElektronik hizmet+3
Ali Akça
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TE-SAT raporları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin terörizm olgusuna bakışı

Bir olgu olarak terörizm, insanlık tarihi kadar eskidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ve Pentagon binasına yönelik düzenlenen terör saldırıları ile birlikte terörizm, küresel bir boyut kazanmıştır. 1960 ve 1970'li yıllardan itibaren ise bu olgu, hem Avrupa hem de Avrupa Birliği (AB) için de ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu olgu, tüm insanlık için küresel bir tehdit olarak günümüzde de varlığını sürdürmeye devam etmektedir. 11 Eylül saldırılarından önce, AB ve üye devletleri, terör tehditlerine karşı tam anlamıyla hazırlıklı değillerdi. Ancak, 1990'lı yıllardan sonra AB üye devletleri arasında terör konusunda iş birliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla AB tarafından "Avrupa Birliği Kolluk Kuvvetleri İş Birliği Ajansı (Europol)" kurulmuş ve bu kurum, 1999 yılında tam anlamıyla faaliyete geçmiştir. AB, Madrid (2004) ve Londra (2005) terör saldırılarının ardından yeni, potansiyel ve küresel terör tehditleriyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu tür tehditlerin üstesinden gelebilmek için AB bir araç olarak çeşitli stratejiler, programlar, planlar ve belgeler geliştirmiştir. AB'nin terörle mücadele politikalarındaki temel araçlarından biri ise, Europol tarafından 2007 yılından itibaren yayımlanan "Terörizm Durum ve Eğilim Raporları (TE-SAT Raporları)" olmuştur. Bu Yüksek Lisans Tezinin amacı, AB'nin terörizme bakış açısını TE-SAT Raporları çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu Raporlar, AB'nin yıllık terörizm durumunu ve eğilimlerini göstermek için AB üye devletleri ve diğer ilgili aktörler tarafından sağlanan nitel ve nicel verilerden oluşmaktadır. Bu Raporlar'ın terörle mücadeledeki kilit rolü, Europol'ün AB'nin terörle mücadele politikaları özelindeki iş birliği ve koordinasyon işlevini yansıtmasıdır.

Avrupa BirliğiAvrupa güvenlik sistemiGüvenlik+7
Burak Adıyaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların çalışma hayatına katılımında muhafazakarlığın rolü

Geleneksel toplum sahip oluğu dini, kültürel, geleneksel değerler çerçevesinde kadına ve erkeğe birbirinden farklı roller biçmektedir. Kadının ve erkeğin cinsiyetine uygun görülen rollerine olan bağımlılığı toplumda önemli görülmektedir. Rollerini benimseyen kişiler toplumda kabul görürken, benimsemeyen kişiler dışlanarak cezalandırılmaktadır. Muhafazakar düşünce dini değerler ile geleneksel toplumun değerlerini harmanlayıp bireylerin bu çerçevede hareket etmesini desteklemektedir. Çalışmada toplumsal cinsiyet rollerine değinilerek, muhafazakar söylemin Türkiye'de kadınların çalışma hayatına katılımını ne derecede etkilediği anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile cinsiyeti sebebiyle dezavantajlı olan kadının muhafazakar kimliği ile çalışma hayatına katılma ve çalışma hayatında ayakta kalma mücadelesi incelenmiştir. Bu araştırma toplumsal cinsiyet rollerinin muhafazakar düşünceyle birleşince çalışma hayatının her evresinde kadın açısından olumsuz durumların artmasına sebep olduğunu, bu doğrultuda yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırmak için yapılması gerekenleri ele alarak konuya dair çözümler adına farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmakta ve Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan kendini muhafazakar olarak tanımlayan 14 kadınla derinlemesine mülakat gerçekleştirilmektedir. Dini yaşantıyı temeline alan ve geleneksel rollerin gerekliliğini savunan muhafazakar düşünceye bağlı olan kadınların çalışma hayatına katılımının her aşamasında olumsuzluklara maruz kaldığı saptanmaktadır.

Gelenekçi muhafazakarlıkKadınlarMuhafazakarlık+4
Bahriye Kübra Ezikoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin yerel yönetimler politikası

Bu tezde Türkiye'nin yerel yönetimler geçmişi ele alınmış ve bu yerel yönetimlere dair sorunların nasıl çözümlenmesi gerektiğine yönelik üretilen politikalar ile kendi yerel sistemini şekillendirmek için yaptığı politikalar tarihsel gelişimleri ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de siyasi iktidarların kendi bakış açılarından yerel yönetimlere dair yaptıkları politikalar ve daha sonrasında gelen hükümetlerin bu politikaları sil baştan değiştirmesi veyahut da ortadan kaldırması ile birlikte istikrarlı ve düzenli bir anlayışın hâkim olamaması sonucunda bu alanda problemlerin bitmemesine neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'nin Osmanlı'dan miras aldığı yerel yönetim sistemi ile birlikte Cumhuriyet sonrasında bu alanda yaşadığı sorunlar ve buna yönelik getirilen çözümler ve şekillenen kamu politikaları ele alınmıştır Tez, giriş, birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde yerel yönetimlere (il özel idaresi, belediye, büyükşehir belediyesi, köy) dair kavramsal bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu bakımdan Türkiye'de yerel yönetimlerin geçmişi ve gelişim süreci, yerel yönetimlerin yasal mevzuattaki yerine değinilmiştir. Yine Türkiye'nin yerel yönetimler için kendi yapısında yaptığı reformlar ve taraf olduğu uluslararası anlaşmalar bilimsel bir çerçeveden ele alınmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm de kamu politikası kavramsal çerçevede ele alınıp incelenmiştir. Kavramlar biraz daha detaylı bir biçimde incelenmiş, kamu politikasının hazırlanma aşaması, uygulanma aşaması ve değerlendirme aşamalarında nelerin yaşandığı ve nasıl bir yol izlendiğini ve buna yönelik analizin temellerinin nasıl atıldığının üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de uygulanan kamu politikasında etkileri olan kurumlar ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ele alınmaya çalışılmıştır. Özelde ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yeni kamu politikası aktörleri incelenmiş özellikle Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulları ve Cumhurbaşkanlığı Ofislerinin sahip oldukları konumlarının ve işlevlerinin üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise Türkiye'de yerel yönetimlerin sorunlarına karşı yapılan çözümlerin neden başarısız oldukları üzerinde durulup, bundan sonra belirlenecek çözümlere dair kamu politikalarının geliştirilmesinin nasıl olması ile ilgili değerlendirme yapılmıştır Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yerel Yönetimler, Kamu Politikası.

Kamu politikalarıTürk kamu yönetimiYerel yönetimler
Özkan Uludağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Moral Panik Kuramı çerçevesinde medyanın göçmen/mülteci/sığınmacılara yönelik algısal etkileri

Bu çalışmada, göçmenlere yönelik olumlu ya da olumsuz genel tutumların veya genelleştirilmiş inançların oluşmasında medya tarafından üretilen moral paniklerin ne denli etkili olduğu ve hipergerçeklik kuramı ile moral panikler arasındaki benzerliğin imkânı sorgulanmıştır. Çalışmada "göçmen/mülteci/sığınmacıları" ele alan yazılı basının dijital platformlarında yer alan haberler moral panik kuramı çerçevesinde ele alınmış ve hipergerçeklik kuramı ile ilişkilendirilmiştir. Çalışmanın yöntemi "Durum Çalışması" ve "Eleştirel Söylem Analizi" olarak belirlenmiştir.

BenzetimDijital platformlarGöçmenler+7
Yasemin Küçük Diler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenlik politikalarının ve stratejilerinin geliştirilmesinde istihbaratın yeri ve önemi

Bu çalışma, kamu güvenliği politikalarının ve stratejilerinin geliştirilmesinde istihbaratın rolünü ve önemini incelemektedir. Temel amaç, kamu güvenliği politikalarının etkinliğini artırmak, toplumların güvenliğini sağlamak ve güvenlik tehditleriyle başa çıkmak için istihbaratın nasıl kullanılabileceğini anlamaktır. Literatür taraması ve uzman görüşlerine dayanarak, istihbaratın tanımı, işlevleri ve kamu güvenliği politikalarıyla ilişkisi incelenmiştir. Analitik bir yaklaşımla elde edilen bulgular, istihbaratın etkin bir şekilde nasıl kullanılabileceğini ve güvenlik tehditleriyle nasıl başa çıkılabileceğini vurgulamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemi ile birincil ve ikincil kaynaklardan elde edilen verilerin analizine dayanmaktadır. Literatür taraması, akademik makaleler, konuya ilişkin yazılan kitaplar ve diğer ilgili kaynaklar üzerinden yapılmıştır. Ayrıca, uzman görüşleri ve kamu güvenliği politikalarıyla ilgili hazırlık ve uygulama aşamalarının incelenmesi önemli bir yöntem olmuştur. Bu yöntemlerle elde edilen bulgular, kamu güvenliği politikalarının geliştirilmesinde istihbaratın önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, kamu güvenliği politikalarının ve stratejilerinin geliştirilmesinde istihbaratın kritik bir rol oynadığını göstermektedir. İstihbaratın etkin kullanımı, toplumların güvenliğini sağlama ve güvenlik tehditlerine karşı önlem alma konusunda önemli bir araçtır. Bu nedenle, kamu güvenliği politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında istihbaratın dikkate alınması ve stratejik bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

Milli güvenlik bilgisiSiyasal istihbaratStratejik istihbarat+3
İsmail İnal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik: Kırıkkale Sulakyurt Belediyesi örneği

Kamu yönetimi sisteminin önemli bir yanı olarak belediye yerel yönetimleri, demokratik katılım birimleri olmanın yanı sıra kamusal mal ve hizmetlerin yerindelik (subsidiarity) ilkesi çerçevesinde etkin ve verimli bir şekilde sunulmasının da önemli bir aracı olarak işlev görmektedir. Klasik belediyecilik hizmetlerinin ön planda olduğu bir dönemi müteakip 1970'li itibaren sosyal belediyecilik yönüyle öne çıkan belediyeler, sosyal devlet uygulamalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi ve sosyal belediyecilik bağlamında giderek daha önemli hâle gelmiştir. Yerel düzeyde toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik sosyal hizmetlerin sunumunda başat aktör hâle gelen belediyelerin bu yükselişi, özellikle 1990'lardan itibaren belirginleşen küreselleşme ve yerelleşme dinamikleri çerçevesinde ortaya çıkan ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal gelişmelere paralel olarak günümüzde de artarak devam etmektedir. Sözü edilen gelişmelerin ve özellikle kentleşme süreçlerinin realize ettiği iklim bağlamında gençlik hizmetlerinden spor ve yaşlı bakım hizmetlerine, ulusal ve uluslararası göç hareketleriyle hız kazanan yeni sosyal ve ekonomik sorunlardan kentsel yoksulluğun belli başlı dışsallıklarını ortadan kaldırmaya kadar geniş bir yelpazede, sosyal belediyecilik uygulamalarının giderek daha önemli hâle geldiği görülmektedir. Altı çizilen çerçevede bu çalışmanın amacı, sosyal belediyecilik uygulamaları bağlamında Sulakyurt Belediyesi örneğinin incelenmesidir. Bu kapsamda öncelikle belediye yerel yönetimlerinin kuramsal, kavramsal çerçevesi, sosyal belediyecilik yaklaşımıyla ilişkilendirilerek irdelenmiş, sonrasında ise sosyal belediyeciliğin Türkiye pratiği temel özellikler, başlıca nitelikler, sorunlar ve çözüm arayışları bağlamında ele alınmıştır.

Burak Ünver
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Azerbaycan'ın kamu yönetimi teşkilatlarının karşılaştırılması

Devlet vatandaşların tek başlarına karşılayamadıkları ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmuş bir örgüttür. Devlet kamu yönetimleri vasıtasıyla hizmet sunar. Kamu yönetimi için ise belli bir kamu yönetimi teşkilatının var olması gerekmektedir. Bu durumda her ülke kendi sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşantısına, birikimine göre bir yönetim yapısı benimseyerek ve kendi yapısına uygun kamu yönetimi teşkilatı oluşturarak idare edilmektedir. Ülkedeki kamu yönetimi sunumu belirli bir kamu yönetimi teşkilatlanması ile gerçekleştirilmektedir. Bu teşkilatlanma her ülkede farklı olabilmektedir. Çünkü her ülkenin geçmişte ve bugün içinde bulunduğu durumlar kamu yönetimi teşkilatını doğrudan etkileyebilmektedir. Böylelikle her ülkede farklılaşan kamu yönetimi teşkilatlarının neler olduğu, benzerliklerinin ve farlılıklarının neler olduğu, karşılaştırmalı kamu yönetimi ile ortaya çıkarılabilmektedir. Bu çalışmada da Türkiye ve Azerbaycan'ın kamu yönetimi teşkilatlarının nasıl olduğu, nasıl bir yapıda oluşturulduğu, her iki ülkenin yönetim sistemleri ve buna bağlı olarak merkezi ve yerel yönetimler açısından nasıl teşkilatlandığı güncel bilgiler dahilinde açıklanarak karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken, her iki ülkenin birbirine benzeyen ve birbirinden farklı olan özelliklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışma giriş ve sonuç hariç üç ana bölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde Türkiye'deki kamu yönetimi teşkilatı, ikinci bölümünde Azerbaycan'da kamu yönetimi teşkilatı, üçüncü bölümünde ise Türkiye ve Azerbaycan'ın kamu yönetimi teşkilatlanması bakımından karşılaştırılması yer almaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma tekniklerinden karşılaştırma tekniği kullanılmıştır.

Türk kamu yönetimi
Rumeysa Nur Cavlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetimi sisteminde dijital dönüşüm süreci

Dijitalleşme, her alanda olduğu gibi kamu yönetimi sisteminde de önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Kamusal hizmetlerin dijital olarak sunulması hem devlet hem vatandaşlar açısından birçok maliyetten tasarruf sağlamıştır. Dijital vatandaşlık kavramı ortaya çıkmış, vatandaşlar kamu politikası oluşturma süreçlerinde aktif rol almaya başlamıştır. Dijital dönüşüm, günümüzde iş yapış biçimlerini değiştiren bir faktör olmanın yanı sıra, bir gelişmişlik göstergesi haline gelmiştir. Çalışmada uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlarda, ülkelerin dijital gelişmişlik düzeyine dair ölçülen endeksler veri olarak kullanılmıştır. Geleneksel devlet ile dijital devlet arasındaki farklar ortaya konmuştur. İlk bölümde Türk kamu yönetim sistemi yapısal ve örgütsel açıdan incelenmiş, ikinci bölümde Türk kamu yönetiminin dijital dönüşüm süreci tarihsel bağlamda ele alınarak, bu doğrultuda hayata geçirilen projeler ve uygulamalardan bahsedilmiştir. Süreci koordine eden Dijital Dönüşüm Ofisi'nin çalışmalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise sürecin analizi yapılarak, dijitalleşmenin kamu yönetimine, kamusal hizmet sunumlarına ve politika oluşturma süreçlerine olan etkileri incelenmiştir. Tüm kişisel verilerin dijital ortama aktarıldığı günümüzde önem verilmesi gereken siber güvenlik konusu da ele alınmıştır. Dijital dönüşüm, beraberinde getirdiği riskler göz önünde bulundurularak, ulusal menfaatler doğrultusunda planlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

Kamu yönetimi
Haydar Doğukan Çanga
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bireycilik ve toplumculuk ekseninde Türkiye'de TV dizilerinin kültürel değişime etkileri

Bu çalışmada Türk televizyon dizileri ve diğer dijital platformlar üzerinden sosyal mühendislik ya da toplum mühendisliğinin söz konusu olup olmadığının incelemesi yapılacak ve bu nitelik, bireycilik ve toplumculuk kuramları ekseninde gerçekleştirilecektir. Bu inceleme ile birlikte bu durumun toplumsal ve kültürel etkileri açıklanmaya çalışılacaktır. Söz konusu etkilerin toplumsal düzen, toplumsal refah ve toplumsal güvenlik açısından önemini vurgulamak ve sosyal bilincin diziler ve dijital içerikler tarafından nasıl bir etki altına alındığının gözlemlenmesi ve konu ile ilgili sorunların çözümlerini ifade etmeye çalışmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma Bireycilik, Toplumculuk ve bu konulara dair kuramların oluşturduğu fikirleri, televizyon ve dijital platform dizilerinin popüler kültür akımlarını ne kadar temsil ettiğini, küreselleşmenin toplumsal düzen üzerindeki etkisinde televizyonun rolünü ve kültürel değerlerin neden dikkatle korunması gerektiği konularını kapsamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri olan gözlem, temel kaynak ve yayınların incelenmesi(literatür taraması) gibi teknikler kullanılmıştır. Bulgulara göre Bireycilik ve Toplumculuk kuramları genellikle yanlış yorumlanmakta ve toplumu oluşturan bireyler kültürel değerleri farklı açılardan ele almaktadır. Doğu-Batı kültür ve medeniyet çatışmaları devam etmekte ve Doğu kendini Batı'nın her anlamda gerisinde konumlandırmaktadır. Batı'nın ekonomik, teknolojik ve siyasi üstünlüğü, Doğu toplumlarını "Batı Özentisi" haline getirmekte ve dolayısıyla kültürel değişim "olması gereken" değil "olması gerektiğine inanılan" şeklinde gerçekleşmektedir.

Birey
Mikail Eroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal belediyecilik, sosyal yardım ve kadınlar: Çankırı Belediyesi örneği

Küreselleşmeyle birlikte dünya genelinde merkezi ve yerel yönetimlerde önemli değişimler yaşandı. 1980'lere kadar kamu hizmetleri, toplum içinde eşitlik sağlama amacıyla yürütülüyordu. Ancak 1980'lerden sonra neoliberal politikaların etkisiyle, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi yönünde adımlar atıldı ve devletin piyasaya müdahale etmemesi gerektiği düşüncesi benimsendi. Refah düzeyinin artması, eğitim, konut, sağlık ve iş istihdamı gibi önemli konuların etkili bir şekilde yönetilmesi toplum için hayati öneme sahiptir.1980'den sonra Türkiye'de sosyal hizmetlerin büyük bir kısmı belediyelere devredildi. Bu süreç, yerel yönetimlerin toplumun ihtiyaçlarını daha etkin bir şekilde karşılamasını amaçlıyordu. Ancak özelleştirme politikalarının etkisiyle bazı hizmetlerin kalitesinde ve erişiminde zorluklar yaşandı. Dolayısıyla, belediye hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve etkinliği için dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Bu, hem özel sektörün rolünü hem de devletin sorumluluklarını göz önünde bulundurmayı gerektirir. Çalışmada, Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemlerde belediyelerin gelişimi ve dönüşümü incelenirken, yerel yönetimler açısından sosyal belediyecilik kavramı ele alınmıştır. Sosyal belediyecilik anlayışı, belediyelerin sadece altyapı hizmetlerini değil, aynı zamanda toplumun sosyal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak hizmet sunmalarını ifade eder. Bu bağlamda, Çankırı Belediyesi örneği üzerinden sosyal belediyecilik uygulamaları incelenmiştir. Özellikle, kadınlar için sunulan hizmetler bu analizin merkezinde yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Yerel yönetimler ve Sosyal Belediyecilik, Çankırı Belediyesi

Merve Ayata Şen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasette kadın temsili Meral Akşener örneği: 2018-2023 seçimleri

Geçmişten günümüze kadar var olan toplumlar belirli kültürel normlar yasalar çerçevesinde şekillenmiştir. Oluşturulan bu normlar ile birlikte yaşamın sürdürülmesi sağlanmaya çalışılmış böylece kaos ya da düzensizlik yerine düzen ve istikrarın var olduğu bir sistem hedeflenmiştir. Ancak toplumlar tarafından oluşturulan bu normlar eşitlik açısından toplumun bütün bireylerine aynı derecelendirmeye tabi tutamamış ve toplumsal alanda da bu sebeple çatışmalar var olmuştur. Toplumsal alanda var olan ilk ve en temel çatışma alanlarından biri de hiç kuşkusuz kadın ve erkek arasında var olan çatışmadır. Kadınlar ve erkekler cinsiyetlerinden kaynaklı bazı roller atfedilerek bu rollere uygun davranmaları gerektiği düşüncesi hâkim olmuştur. Siyaset de kadınların değil erkeklerin egemenlik alanı olarak benimsenmiştir. Kadınların siyasette var olabilmeleri için mücadeleler verilmiş ve bu haklı mücadeleler neticesinde siyasi haklarına sahip olabilmişlerdir. Çalışmanın ilk olarak üzerinde durduğu konu kadınların siyasal hak mücadelesi ve sonrasında elde ettikleri kazanımlar olmuştur. Çalışma Türkiye özelinde bu kazanımlarla siyasette bir yere gelmiş kadınlar üzerinden siyasette kadın temsilinin bir örneğini ortaya koymayı amaçlamıştır. 2018-2023 arası İyi Parti genel Başkanı Meral AKŞENER'in söylemlerini inceleyen çalışmada, kadın lider ve toplum üzerindeki etkisinin analizi yapılmıştır.

Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıDevlet feminizmiPostmodern feminizm
Tuğçe Aşkal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Azerbaycan hükümet sistemlerinin karşılaştırılması

Hükümet sistemleri devletlerin sosyal, ekonomik ve siyasal özelliklerini yansıtmaktadırlar. Her devlet, kendi sosyal, ekonomik ve siyasal özelliğine uygun hükümet sistemini belirlemek üzere birçok çalışma gerçekleştirmektedir. Devletler tarihleri boyunca farklı hükümet sistemlerini de kullanabilmektedirler. Nitekim insan hayatı devamlı hareket halinde olduğu için devletler de devamlı hareket halindedir. Çalışmamızda bu bağlamda soy ve kültür anlamında benzer olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümet sistemleri incelenmiştir. İki devletin geçirdiği siyasal aşamalar birbirlerinden farklılıklar arz etmektedir. Ancak hükümet sistemlerinin de birçok benzer noktası bulunmaktadır. Bu anlamda çalışmamızda iki devletin hükümet sistemleri detaylı bir biçimde incelenerek karşılaştırma yapılmıştır. Çalışma sonucunda her iki devletin kullandığı hükümet sistemlerinin birçok benzer noktasının yanı sıra çeşitli farklılıklara da sahip olduğu görülmüştür.

Burak Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Etnik kimlik, göç ve organize suç ilişkisi

Tezin Başlığı: Etnik Kimlik, Göç ve Organize Suç İlişkisi Tezin Yazarı: Esra BİLGİOĞLU Üniversite/Enstitü: Çankırı Karatekin Üniversitesi/ Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı: Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı/ Tezli Yüksek Lisans Programı Danışman: Prof. Dr. Ertan BEŞE Sayfa Sayısı: 117 Bu çalışma, organize suç örgütlerinin yapısal ve işlevsel dönüşümünü göç ve etnik kimlik ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Küreselleşme ve modernleşmeyle birlikte sınırların daha geçirgen hâle gelmesi, göç hareketlerinin yoğunlaşmasına ve bu hareketlerin organize suç örgütleriyle kesişmesine neden olmuştur. Göçmen ve mültecilerin yasa dışı yollarla ülkeler arası geçiş yapmaları, onları suç örgütlerinin ağına düşürme riskini artırmakta; hedef ülkelerde ise dışlanma, fırsat eşitsizliği ve ayrımcılık gibi sebeplerle bu bireylerin organize suç yapılarına katılımı kolaylaşmaktadır. Etnik kimlik bu bağlamda, yalnızca kültürel bir aidiyet değil, aynı zamanda örgütlenme ve korunma aracı olarak da işlev görmektedir. Çalışma, göç ve etnisitenin organize suç yapıları üzerindeki etkisini sosyolojik ve kriminolojik kuramlar çerçevesinde değerlendirmektedir. Temel araştırma soruları; etnik kimlik ve göç olgularının organize suçtaki rolü ile bu yapıların söz konusu olguları nasıl bir fırsata dönüştürdüğünü sorgulamaktadır. Tezde nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, betimleyici ve yorumlayıcı analiz yaklaşımıyla örnek olaylar üzerinden karşılaştırmalı örnek olay analiziyle incelenmiştir. Japonya'dan Yakuza, ABD'den Mara Salvatrucha, İtalya'dan Ndrangheta ve Türkiye'deki organize suç yapıları teorik çerçeveyle ilişkilendirilerek incelenmiştir. Çalışma, literatürde çoğunlukla ayrı ele alınan göç, etnik kimlik ve organize suç konularını bir araya getirerek disiplinlerarası bir boşluğu doldurmakta ve politika yapıcılar için uygulanabilir öneriler sunmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle hem akademik hem toplumsal düzeyde önemli katkılar sunmaktadır.

Organize suç örgütleriYasadışı göçÇıkar amaçlı suç örgütleri
Esra Bilgioğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin güvenlik yönetimi bağlamında 2015 sonrası Suriye'ye gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlar

Bu çalışma, Türkiye'nin 2011 sonrası Suriye merkezli güvenlik tehditlerine karşı geliştirdiği stratejileri; uluslararası hukuk, güvenlik yönetimi ve terörle mücadele politikaları çerçevesinde analiz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde güvenlik, millî güvenlik ve sınır güvenliği kavramları kuramsal düzeyde ele alınmış, Türkiye ile Suriye arasındaki sınır güvenliği sorunu incelenmiştir. Devamında, uluslararası hukuk kapsamında Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı ve sınır ötesi operasyonların hukuki temelleri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, terör kavramı, çeşitleri ve mücadele yöntemleri kuramsal temelde açıklanmış; Türkiye'nin IŞİD/DAEŞ, PKK/PYD/YPG, HTŞ ve ÖSO gibi aktörlerle mücadelesi tarihsel süreç ve güncel gelişmeler ışığında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, 2015 sonrası dönemde gerçekleştirilen sınır ötesi askerî operasyonlar (Şah Fırat, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı) operasyonel, stratejik ve diplomatik boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde, Türkiye'nin güvenlik politikasının sadece askerî öncelikli değil, aynı zamanda diplomatik ve sosyo-politik boyutları kapsayan çok katmanlı bir paradigma haline geldiği vurgulanmıştır. Çözüm süreci tartışmaları, PKK/PYD/YPG'nin devletleşme eğilimi ve HTŞ lideri el-Colani'nin siyasi dönüşümü, yeni güvenlik stratejileri bağlamında analiz edilmiştir.

Hüseyin Boz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ombudsmanlık Kurumu: Türkiye-Azerbaycan karşılaştırması

Kamu yönetimi içinde yer alan denetim mekanizmalarının temel amacı, kamu kurumlarının faaliyetlerinin hukuka uygunluğunu sağlamak, idarenin keyfi kararlar almasını önlemek ve vatandaşın haklarını korumaktır. Aslında denetim, sadece yönetim sürecinin ayrılmaz bir parçası değildir. Aynı zamanda demokratik bir devletin de kritik bir yapı taşıdır. Zamanla bu denetim kavramı, iç ve dış denetim olmak üzere ikiye ayrılsa da amacı hep aynı kalmıştır. Netice itibariyle de kamu kurumlarının işleyişini iyileştirmede, düzenin sağlanmasında ve bilhassa hesap verilebilirliğin güvence altına alınmasında önemli bir işlev görmüştür. Bu çalışmada, Türkiye ve Azerbaycan örnekleri referans alınarak bir kıyaslama yapılmıştır. İki ülkedeki kamu denetim kurumları da hem yapısal özellikleri bakımından hem de hukuki temelleri bakımından uygulamadaki yansımalarıyla beraber irdelenmiştir. Yöntem olarak, nitel araştırma tekniklerinden biri olan belge analizi tercih edilmiştir. Bunun yanı sıra ombudsmanlık kurumunun kamu yönetimindeki yeri, sahip olduğu yetkiler, başvuru süreci ve bu kurumların kamu yönetimi üzerindeki denetleyici rolleri de incelenmiştir. Yönetimle denetim arasındaki sıkı ilişki de değerlendirilmiş ve bu ilişkinin kamu gücünü nasıl sınırlayıp vatandaş lehine kullanılabildiği ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda, Türkiye ve Azerbaycan'daki ombudsmanlık kurumlarının uygulama ve toplumsal etkiler yönünden bazı farklılıklar barındırdığı görülmüştür. Her iki ülkede de bu kurumların hukuk devleti ilkesine katkı sağladığı, idari işlemlerin denetlenmesinde tarafsız bir duruş sergilediği ve kamuya hesap verebilirliği artırdığı söylenebilir. Hem mevzuat hem de uygulama yönünden yapılan değerlendirmeler, denetim mekanizmasının sadece düzeni sağlamakla kalmayıp bireylerin haklarını koruma konusunda da etkili bir araç olduğunu ortaya koymuştur.

Kenan Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Premodern dönem siyasal meşruiyet anlayışlarının epistemolojik açıdan değişimi

Bu çalışmada, Premodern Dönem siyasal meşruiyet fikirlerinin epistemolojik açıdan değişimi ele alınmıştır. Siyasal meşruiyet, iktidarın varlığını mümkün kılabilmek için insanların onayını sağlayan değer referanslarına işaret etmektedir. Siyasal meşruiyete ilişkin fikirlerin tarih boyunca farklı sosyal, siyasal ve iktisadi koşullar etkisinde değiştiği söylenebilmektedir. Çalışmanın amacı, Premodern Dönem'de siyasal meşruiyete dair düşüncelerin epistemolojik değişimini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda siyasal meşruiyet kavramsallaştırmasının çerçevesi ve tarihi seyri incelenmiştir. Ardından Premodern Dönem siyasal meşruiyet fikirleri kronolojik bir değerlendirmeyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra da bu fikirlerin siyasal epistemoloji açısından ne gibi bir değişimi yansıttığı tahlil edilmiştir. Çalışmada nitel yaklaşım tercih edilmiş, seçili siyasal meşruiyet düşünceleri üzerinden değişen siyasal epistemoloji somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Literatürdeki kitaplar, kitap bölümleri, bilimsel makaleler ve çevrimiçi internet sitelerinden yararlanılarak, doküman analizi yöntemiyle Premodern Dönem siyasal meşruiyet fikirlerinin değişimi açığa çıkartılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Premodern Dönem'de siyasal meşruiyetin epistemolojik açıdan metafizik referanslara dayandığı görülmüştür. Siyasal iktidarın meşruluğunun atalar kültü, mit, efsaneler ve din gibi metafizik unsurlara dayalı olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte Erken Modern Dönem'le beraber siyasal meşruiyet fikirlerinin epistemolojik açıdan, dünyevi siyasal iktidarlara, insana, bilime ve hukuka atıfla oluşturulduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma siyaset felsefesi ve siyasal düşünceler tarihini, Premodern Dönem siyasal meşruiyet fikirlerinin epistemolojik değişimi bakımından değerlendirmeyi önermektedir. Böylece yapılacak çalışmalarla siyasal meşruiyet fikirleri daha kapsamlı biçimde irdelenebilecek, siyasal düşünceler tarihi ve siyaset felsefesi literatüründeki siyasal meşruiyet mülahazalarının birçok açıdan tahlili mümkün olacaktır.

MeşruiyetSiyaset bilimiSiyaset felsefesi+1
Ramazan Sağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi partilerin göç iletişimine yönelik içerik analizi: 2023 Türkiye Genel Seçimleri örneği

Günümüzde küresel düzeyde önemli bir yere sahip olan göç, Türkiye'de de politik, ekonomik ve sosyal konularda öne çıkmaktadır. Toplumun göç olgusuna bakış açısı çeşitli açılardan olabilirken, bazı kesimler tarafından olumsuz olarak karşılanabilmektedir. Bu bakımdan, toplumdaki mülteci ve göçmenlere dair genel bakış açısı aslında ağırlıklı olarak medyada nasıl anlatıldıkları üzerinden şekillenmektedir. Bu sebeple, medya ve medyadaki haberler göçe dair görüşlerde temel referans kaynağı alınan yer olarak karşımıza çıkmaktadır. Göçmenleri hedef alan olumsuz söylemler, toplumda gerilimleri tetikleyerek ayrımcılık ve önyargıya neden olabilir ve bunun sonucunda nefret söyleminin ve toplumda göçmen karşıtlığının artmasına sebep olabilmektedir. Bu noktada, medyanın kullanımı, olumsuz başlıklar, göçmenlerin temsil edilme biçimleri, ayrımcı dil, nefret içeren söylemler ve görsel temsiller göçmenlere yönelik olumsuz algılara sebep olabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, siyasi partilerin seçim sürecinde yürütmüş oldukları kampanya kapsamında göç ve göçmenlere ilişkin söylemlerini analiz ederek, toplumun göç olgusuna olan bakış açısını nasıl etkilediğini, Türkiye'de göç meselesinin siyasal iletişime nasıl etki ettiğini, siyasi partilerin iletişim politikalarında nasıl bir yer edindiğini değerlendirmektir. Ayrıca göç konusundaki siyasi söylemlerin, sosyal medyada nasıl bir etki ettiğine dair kayıtlara geçmesidir. Bu doğrultuda bu çalışma özellikle seçim sürecinde göç ve göçmenlerle ilgili söylemlerin toplumda nefret, ayrımcılık gibi duyguları açığa çıkararak göçmenlere karşı bakış açısını nasıl etkilediğini siyasal iletişim bağlamında incelemiştir. Çalışma 2023 Türkiye Genel Seçim süreciyle sınırlandırılmıştır. Çalışma, yöntem olarak siyasal iletişim bağlamında değerlendirileceğinden nitel içerik analizi yöntemi olarak değerlendirilebilecek eleştirel söylem analizi kullanılmıştır. Bu dönemde siyasi partilerin "göç" konusunda yapmış olduğu söylemler, seçim çalışmaları, propagandalar, sosyal medya paylaşımları vb. incelenecektir. İncelemede elde edilen veriler, sosyal medya üzerinden paylaşılan bu söylemlerin toplumda nasıl karşılık bulduğu nitel içerik analiz yöntemiyle analiz edilerek söylem analizi çözümlemesiyle sonuçlandırılacaktır.

Düzensiz göçEleştirel söylem çözümlemesiGenel seçimler+6
Melek Uysal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenliği ve politikaları açısından bireysel ve toplumsal şiddetin etkileri

Kamu güvenliği, bireylerin ve toplumların huzur içinde yaşamasını sağlayan temel bir unsurdur. Bu bağlamda, bireysel ve toplumsal şiddet, kamu güvenliğini tehdit eden önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bireysel şiddet, genellikle bir bireyin diğerine karşı gerçekleştirdiği fiziksel veya psikolojik zarar verici eylemleri kapsamaktadır. Bu tür şiddet, kurbanlarda travma, korku ve güvensizlik duyguları yaratmakta ve toplumda da benzer hissiyatların yayılmasına neden olmaktadır. Toplumsal şiddet ise etnik çatışmalar, terör saldırıları ve kitlesel protestolar gibi daha geniş çaplı ve kolektif eylemleri içermektedir. Toplumsal şiddet, kamu düzenini doğrudan etkileyerek toplumsal barışı ve istikrarı bozmaktadır, ayrıca ekonomik kayıplara ve sosyal parçalanmaya yol açmaktadır. Her iki şiddet türü de kamu güvenliği politikalarının şekillendirilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bireysel şiddete karşı alınacak önlemler, genellikle eğitim, farkındalık kampanyaları ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesini gerektirmektedir. Toplumsal şiddetin önlenmesi için ise daha kapsamlı stratejiler gerekmekte olup; bu stratejiler çoğunlukla toplumsal anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesini, adaletin sağlanmasını ve sosyal adaletin teşvik edilmesini içermektedir.

Hayriye Canbaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de idari yargının tarihsel gelişimi ve mevcut durumu: Bir analiz

ÖZET Tezin Başlığı : TÜRKIYE'DE İDARİ YARGININ TARİHİ GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU: BİR ANALİZ Tezin Yazarı : Muhammed Mahir ÖZDEMİR Danışman : Prof. Dr. Gürbüz ÖZDEMİR Anabilim Dalı : Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Tezin Türü : Yüksek Lisans Kabul Tarihi : İdari yargı, devlet ile birey arasındaki uyuşmazlıkları çözen, idarenin hukuki denetimini sağlayan hukuk sistemidir. Bu tez, Osmanlı Devleti'nden günümüze kadar idari yargı sisteminin geçirdiği tarihsel gelişimi, gelişimin evrelerini ve bugünkü mevcut yapısını ele almaktadır. Özellikle Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar ve şu an ki mevcut duruma kadar yasal ve kurumsal değişimler ele alınmaktadır. Bu bağlamda karşılaşılan sorunların çözümüne dair bir çerçeve sunulmaktadır. Özellikle hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığı prensipleri çerçevesinde idari yargının güçlendirilmesine yönelik öneriler getirilmektedir. Tezin ikinci bölümünde, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki idari yargı uygulamaları ve bu dönemin temel özellikleri üzerinde durulmaktadır. Tanzimat Dönemi ile başlayarak Cumhuriyet'in ilanı ve mevcut duruma kadar idari yargı alanında önemli reformlar gerçekleştirilmiş ve Türkiye'nin modern idari yargı sistemi oluşturulmuş bulunmaktadır. Üçüncü bölümde, Cumhuriyet dönemindeki bu reformların sonuçları ve idari yargı sisteminin anayasal dayanakları incelenmektedir. Özellikle 1961 ve 1982 Anayasaları ile idari yargının konumunun güçlendirildiği ve Danıştay'ın yetki ve görevlerinin genişletildiği vurgulanmaktadır. Dördüncü bölümde, uygulamadaki sorunlar öğretisel tartışmalar ve reform önerileri ele almaktadır. Özellikle idari davaların uzun sürmesi, yargı bağımsızlığı ve etkin denetim gibi sorunlar üzerine ve gereken reformlara değinilmektedir. Son olarak sonuç bölümde, Türkiye'deki idari yargının geleceğine dair öngörüler ve öneriler sunulmaktadır. İdari yargının daha belirleyici, sürekliliği ve adil bir kuvvetle işlemesi için yapılması gereken reformlar ve bunlara ilişkin hukuki altyapı değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler:İdari Yargı, İdare Hukuku, İdari Yargılama Usulü

Kamu hukukuTürk hukukuİdari davalar
Muhammed Mahir Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Azerbaycan ombudsmanlık kurumları: Karşılaştırmalı bir değerlendirme

Bireylerin hak ve özgürlüklerini kamu otoriterlerinin karşında savunup idare ile vatandaş arasında çıkan uyuşmazlıkları çözüme kavuşturan ombudsmanlık kurumu ilk olarak İsveç'te kurulmuştur. Başarılı bir şekilde uygulanmakta olan ombudsmanlık kurumu hızla diğer ülkeler tarafından benimsenmeye başlamıştır. Araştırmanın konusunu oluşturan ülkelerden Türkiye Cumhuriyeti'nde Ombudsmanlık Kurumu 2012 yılında, Azerbaycan Cumhuriyetinde ise 2002 yılında oluşturulmuştur. Araştırmada; nitel yöntemlerden doküman analizi yolu ile karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmayla birlikte denetim kavramına, ombudsmanlık kurumunun tarihsel gelişimine, genel özelliklerine, türleri ile uygulama sahası bulduğu 17 ülkenin ombudsman kurumunun yapısal ve işlevsel özelliklerine değinilecektir. Araştırmadan ulaşılan sonuçlar doğrultusunda, Kamu Denetçiliği Kurumunun işlevselliği açısından kanunda düzenlemeye gidilmeli ve kuruma re'sen inceleme yetkisi verilmelidir. Azerbaycan İnsan Hakları Müvekkilinin yayınladığı yıllık raporlarda başvurulara ilişkin istatiksel verilere daha fazla yer verilmelidir. Kurumların bilinirlik düzeylerinin artırılması amacıyla medya aracılığı ile kamuoyu desteği sağlanmalı ve ulusal düzeyde faaliyetler düzenlenmelidir. Her iki kurumda parlamento ombudsmanlığının bir örneğidir. Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyetinde ombudsmanlık kurumları hızlı ve kolay ulaşılabilir bir konumda yapılandırılmalı ve bu doğrultuda özel amaçlı ombudsmanların kurulması gerekmektedir.

AzerbaycanKamu Denetçiliği KurumuKarşılaştırmalı analiz+2
Büşra Bayan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Güney Kore hükümet sistemlerinin yönetim yapısı bağlamında karşılaştırılması

Dünya üzerinde çeşitli hükümet sistemleri mevcuttur. Günümüzde en yaygın hükümet sistemleri; başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı başkanlık sistemidir. Türkiye parlamenter sistemle yönetilen bir ülke iken kendine özgü ve oldukça yeni bir hükümet sistemi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmiştir. Güney Kore başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülke iken parlamenter sisteme geçiş yaşamış ve tekrar kendine özgü başkanlık sistemine geçmiştir. Kore Savaşı'ndan sonra "kardeş ülke" olan iki devlet ekonomik, siyasi, kültürel açıdan birlikte birçok faaliyet yürütmektedir. Bu çalışma ile de yönetsel açıdan mevcut ilişkiye bir yenilik getirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada ilk olarak devlet şekilleri ve hükümet sistemlerinin neler olduğu, ikinci olarak Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, üçüncü olarak Güney Kore Başkanlık Sistemi ve son olarak iki ülkenin karşılaştırılması yer almaktadır. Çalışma literatür taramasına dayalı bir nitel araştırmadır.

Başkanlık sistemiCumhurbaşkanlığı hükümet sistemiGüney Kore+3
Aysena Alkan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük veri ve kamu politikası: COVID-19 pandemi süreci dijital temas izleme uygulamaları üzerine uluslararası bir değerlendirme

Dijital çağda hükümetler büyük veri teknolojisini kamu yönetimi ve kamu politikası oluşturma süreçlerine dahil etmeye başlamışlardır. Bu çalışmaya başlarken büyük verinin kamu politikaları oluşturma ve uygulama sürecini nasıl değiştirdiği, politika oluşturma sürecine dahil edilen büyük verinin hükümetlere nasıl fayda sağladığı ve vatandaş katılımının büyük veri ile ortaya çıkan politika çıktıları ile arasındaki ilişkinin nasıl ilerlediği soruları ile yola çıkılmıştır. Doküman inceleme ve kaynak tarama tekniği kullanılmış ve ikincil verilerden yararalanılmıştır. Büyük verinin kamu politikası oluşturma sürecine dahil edilmesi politikların kanıta dayalı şekilde oluşturulması, hedeflerin daha net belirlenmesi, politikaların ekonomik ve sosyal etkilerinin senaryoya dökülebilmesi ve öngörü yeteneğinin kazanılması ile kaynakları rasyonel kullanabilme, yeni hizmetler üretebilme, kişiselleştirilmiş (ihtiyaca dayalı) diğer bir ifadeyle biray odaklı politikalar geliştirebilme, duygu durum analizi sayesinde politikaların kabul edilirliğini artırabilme ile vatandaşların daha çok etkiye sahip olduğu karar verme süreci oluşturabilme, kamu politikası oluşturma sürecini gerçek zamanlı kontrol edebilme ile değerlendirme sürecini her aşamada uygulayabilme, hızlı cevap verebilme ve anında müdahale edebilme yeteneği ile sürece katkı sağlamaktadır. Bu durumda hükümetler daha etkin, verimli, üretken, nitelikli mal ve hizmet sunan, meşru ve demokratik hale gelmiştir. Kamunun iş yapma süreçleri hızlanmış ve faaliyetleri insan kapasitesinin sınırlarını aşmıştır. Bu noktada Covid-19 pandemi döneminde devletler pandemiyi kontrol altına alabilmek için büyük verinin sunduğu avantajlardan yararlanmaya başlamıştır. Devletlerin insan istihdamının ve insan hızının yetersiz kaldığı küresel Covid-19 salgını döneminde büyük veri teknolojisinden faydalanarak oluşturdukları dijital temas takip uygulamarı pozitif vakaların bildirilmesini sağlayarak enfekte zincirinin önüne geçmeyi hedeflemişdir. Pandemi döneminde ülkelerin büyük veriden nasıl yararlandıklarını ortaya koymak amacıyla 30 ülke karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Covid-19 dijital temas izleme uygulamaları incelendiğinde oluşturulan politikaların dijital kesimi temsil ettiği, bu nedenle uygulamaya ne kadar çok kişi katılırsa uygulamaların ve oluşturulan politikaların daha başarılı olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Büyük veri hükümetlere pandemi sürecinde de verileri etkin bir şekilde yönetilebilmeyi, gerçek zamanlı işlenebilmeyi, hızlı hareket edebilmeyi ve anında müdahale edebilmeyi sağlamıştır.

Büyük veriCOVID 19Devlet politikaları+4
Tuğba Güler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu diplomasi faaliyetleri bakımından kurumsal ve bürokratik yapılanma

Politika ve bürokrasi bağıntısı geçmişten beri siyaset biliminin yanı sıra kamu yönetimi disiplininin de ana inceleme konularından biri olmuştur. Modernleşme süreciyle beraber "devletler üstü" kuruluşların sayısı artmış ve bu bağlamda konvansiyonel savaşlar azalmıştır. Bunun sonucunda, "kamu diplomasisi" anlayışı modern devletlerde çeşitli araçlarla olgunlaşarak kurumsallaşmıştır. Söz konusu "politika-bürokrasi" ilişkisine "kamu diplomasisi "kavramı eklemlenmiştir. Bu kurumsallaşmadan Türkiye'de etkilenmiş olsa da dünyaya oranla daha geç sayılabilecek bir zaman diliminde kamu diplomasisi kurumlarını oluşturmuştur. Bu kurumsallaşma sürecinde Türk devlet geleneğinin köklü pratikleri önemli bir role sahiptir. Ancak söz konusu geleneksel pratikler, bazı dönemlerde bu süreci kötü yönde etkilemiş, nihayetinde günümüzde bu ilişkilerin daha fazla sorgulanıyor olması ve söz konusu kamu diplomasisi kurumlarının daha hızlı bir şekilde değişime uğrayarak bürokratikleşmesi bu konuyu çalışmaya değer kılmıştır. Bu çerçevede çalışma; siyaset, kamu diplomasisi ve bürokrasi kuramlarının modernleşmeye bağlı gelişimleriyle, imparatorluk tecrübesine sahip Türkiye'de söz konusu gelişimlerin nasıl şekillendiğinin ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda tezin temel hipotezi, Türkiye'de bulunan kamu diplomasisi kurumlarının eksikliğinden yola çıkarak Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı yönetimsel dönüşümün bu eksikliğin giderilmesi hususunda önemli bir kilometre taşı olduğu iddiasını içermektedir. Çalışmada "yorumsamacı" bir yaklaşım kullanılmıştır. Bu çerçevede "eleştirel literatür taraması" yöntemi benimsenmiştir. Tezin ana konusunu oluşturan "kamu diplomasisi kurumlarının bürokratikleşmesi" sürecini açıklamada birincil kaynaklar olarak; kamu diplomasisi kurumlarının politikaları, kurum yöneticilerinin beyanatları, devletin yönetim kademesinde sürece yön verenlerin çalışmaları, kamu diplomasisinin bürokratikleşmesini sağlayan hukuki düzenlemeler, söz konusu süreci yönetme iddiasıyla yola çıkan siyasal partilerin tüzükleri ve beyannamelerinden yararlanılmıştır.

BürokrasiDiplomasiKamu bürokrasisi+3
Oğuzhan Arı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile parlamenter sistemde kamu politikası oluşumunun karşılaştırılması

Türkiye'nin siyasi tarihi incelendiğinde farklı hükümet sistemlerinin uygulandığını görülmektedir. Uzun süre uygulanan Parlamenter hükümet sisteminde zaman içinde politik istikrar sağlanamadığı durumlarla karşılaşılmıştır. Hangi hükümet sisteminin ülke şartlarına daha uygun olabileceği sorusu zaman zaman gündeme taşınmıştır. 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen Anayasa değişikliğini öngören referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edilmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından 9 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanının yemin etmesiyle birlikte fiilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Önceki dönemlerde kamu politikalarının belirlenmesi sürecinde ana aktörler olan yasama ve yürütme organlarının yanına cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde politika kurulları ve ofisler de dâhil edilmiştir. Kamu politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve değerlendirilmesinde cumhurbaşkanlığının etkinliği ve rolü artırılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de Parlamenter hükümet sisteminde ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kamu politikasının oluşumu ve süreci karşılaştırmalı olarak incelenecektir.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiHükümet sistemiKamu politikaları+3
Üzeyir Alkış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik kültürü ve iç politikaya etkileri bağlamında "Mavi Vatan" kavramı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası

Türkiye bulunduğu coğrafi ve jeopolitik konum itibariyle küresel ve bölgesel birçok konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Bu tezin amacı, "Mavi Vatan" kavramı çerçevesinde son dönemde Doğu Akdeniz'de gerçekleşen askeri, ekonomik ve diplomatik gelişmelerin, Türk iç politikasına ne derece etki ettiği sorusuna siyasi aktörler ve düşünce kuruluşları zaviyesinden cevap arayıp literatüre katkı sağlamaktır. 'Politika ile ilgili hiçbir mesele tümüyle dışa ya da içe ait değildir. Bu tespitten hareketle dış politikanın, iç ve dış ilişkilerin ve aktörlerin karmaşık ortamında üretilen/uygulanan bir politika olduğunun altı çizilmelidir. İçte ve dışta farklı aktörlerin ve menfaatlerin bir araya getirilmesi ve bunların somut uygulamalara dönüşmesi zaman içerisinde değişebilen koalisyonlara dayanmaktadır'. 'Dış politika' esasen dışarıya ilişkin gibi görünse de temelde iç siyasi dinamiklerle ilişkili ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir kavram olma özelliğine sahiptir. İç politikada halk ve ülke içi siyasi aktörlerin hem fikir oluşturma, hem de ortak bir politikayı destekleme düşüncesi, mevcut ülkenin uluslararası camiada daha kararlı ve güçlü adımlar atmasını kolaylaştırır. "Mavi Vatan" ve "Doğu Akdeniz" meselesinde de bu durum aynen geçerli ve izlenmesi gereken yol olarak dikkate değerdir. Sonuç olarak elde edilen bulgular çerçevesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendisinin ve KKTC'nin haklarını askeri, hukuki ve bürokratik alanlarda olabildiğince savunduğu ve etkin bir dış politika izlediğini söylemek mümkündür. Belli farklılıklar dışında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ki haklılığı gerek İktidar ve muhalefet açısından ve gerekse de belirlenen Düşünce Kuruluşları açısından haklı görülmüştür.

Doğu AkdenizGüvenlikGüvenlik kültürü+7
Mert Tüter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de erken seçimler ve Türk siyasi hayatına etkileri: 1957 genel seçimleri

1923 yılında Halk Fırkasının kurulması ile birlikte Türkiye'de uzun soluklu bir Tek Parti süreci başlamıştır. Tek Parti sürecinde iktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1946 yılına kadar uygulamış olduğu politikalara karşı gelen tepkiler, parti içerisinde muhalif bir kesimi doğurmuştur. Bu muhalif kesim ilerde halkın hür iradesiyle iktidara gelmiş olan Demokrat Parti'nin temelini oluşturmuştur. İkinci Dünya Savaşı'nın getirisi olan değişen dünya düzeninin de etkisi ile, Türkiye "demokrasi" kavramı ile tanışmış ve çok partili siyasi hayata geçilmiştir. Demokrat Parti'nin ilk kez bir muhalefet partisi olarak halkın hür iradesiyle iktidara gelmiş olması ve bu sayede demokrasi kavramının somutlaşması, Türk Demokrasi Tarihi açısından büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında çok partili siyasi hayata geçilmesi ile kurulan Demokrat Parti'nin, sergilemiş olduğu muhalif tutum, iktidara gelmek için vermiş olduğu mücadele ve iktidara geldikten sonra yaşanan siyasi gelişmelerin askeri müdahaleye nasıl bir zemin hazırladığı, 1957 erken genel seçimi özelinde incelenerek analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Seçim, Demokrasi, 1957 Seçimi, Demokrat Parti, Çok Partili Siyasi Hayat.

Büşra Nur Boztepe
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir demokrasi ve özgürlük savaşçısı: Sadık Aldoğan

1945 yılında dünya siyasetinde değişimler yaşanırken Türkiye'de bu değişimlerin etkisi altında kalmıştır. Yaşanan değişimlerin etkisiyle çok partili siyasi hayata geçen Türkiye'nin siyasi seyri de değişime uğramış, Demokrat Parti adında yeni bir parti kurulmuştur. O dönemde iktidar partisi olan CHP'ye karşı olanlar Demokrat Parti'ye katılmışlardır. Sadık Aldoğan, askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra DP saflarında siyasete katılan kişilerdendir. Milli Mücadele döneminde yapılan savaşlarda başarılar göstermiş olan Aldoğan, siyasi hayatta da kendisinden söz ettirmiştir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin kuruluş aşamasında yaşanan sıkıntılara tanıklık etmiş, Türkiye'nin bağımsızlığı adına verilen savaşlarda görevler alarak mücadele vermiş ve daha sonra mücadelesini siyasete taşımış olan General Sadık Aldoğan'ın, demokrasi ve özgürlük uğruna harcadığı çabaları ortaya koymaktır. Bu çalışmayla Aldoğan'ın, askeri hayattaki hizmetleri, söylemleri ve Türk siyasal hayatına katkıları genel çerçevede analiz edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda o dönemde görülen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylar hakkında bilgi edinmemize olanak sağlamıştır.

Aldoğan, SadıkBiyografiDemokrasi+4
Seher Kandemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisinde uluslararası insani yardım ve destek kapsamında Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları: Sudan ülke örneği

Diplomasi çok boyutlu bir kavram olup kendi içerisinde çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Devletlerin belli amaca yönelik resmi olarak sürdüğü ve ikna etme sürecini ifade eden diplomasi yaşanan değişimlere paralel olarak dönüşmüş, değişmiş ve gelişmiştir. Bu kapsamda kamu diplomasisi görece etkili bir devletin diğerleri üzerinde resmi olmayan ancak kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde etkileme çaba ve süreci olarak ortaya çıkmıştır. Kamu diplomasisi özünde resmi diplomasisinin desteklenmesinde devlet dışı aktörlerin katılımını ifade etmektedir. Kamu diplomasisi, genel bir yaklaşım tarzı ve soyut bir kavram olup hayata geçirilmesinde yumuşak güç uygulamalarıyla pratik kazanmaktadır. Yumuşak güç uygulamaları ise değişen koşullara göre iki şekilde yorumlanmaktadır. Birincisi kamu diplomasisini amaçlarına hizmet edecek şekilde strateji, program ve projelerin gerçekleştirilmesidir. İkincisi ise herhangi bir amaç gütmeden ve herhangi bir çıkar ilişkisine dayanmadan yumuşak güç uygulamaların gerçekleştirilmesidir. Batı tarzı yumuşak güç uygulamalarında, belli bir amaç (etnik, dini, ideolojik vb.) söz konusu olduğu gibi insani yardımlar dahil olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetlerin sonucunda hedef ülkede bağımlılık oluşturma, borçlandırma, vesayet elde etme vb. gibi amaçlar öne çıkmaktadır. Uluslararası belgelerde insani yardımların çıkar ilişkisine dayanamaması, hedef, amaç ve uygulama bakımından ayrım gözetilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Bu çalışmada kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamaları incelenmiştir. Yumuşak güç uygulamalarından uluslararası insani yardım boyutu merkeze alınarak; Türkiye'nin bu alandaki faaliyetleri hakkında açıklamalar yapılmış ve ardından Türkiye'nin Sudan'a yönelik yumuşak güç uygulamaları kapsamında yaptığı insani yardımlar araştırılmıştır. Çalışma sonucunda Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları sürecinde gerçekleştirdiği insani yardım faaliyetlerinde Batı yaklaşımının tersine hedef ülkeye yönelik resmi bir çıkar ilişkisi gözetmeden, herhangi bir ayrım gözetmeden, mümkün olduğunca dengeli ve adil bir şekilde insani yardım faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte Türkiye'nin Sudan'a yönelik gerçekleştirdiği insan yardım faaliyetlerinin bu ülkenin kalkınmasına önemli ölçüde yardımcı olduğu, farklı alanlarda çok çeşitli yardımların sağlandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç, İnsani Yardım, Türkiye, Sudan.

DiplomasiKamu diplomasisiSudan+6
Selman Tosun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Terörizmin az gelişmişliğe etkisi: Türkiye ve Nijerya'nın karşılaştırılmalı analizi

Bu araştırmada Türkiye ve Nijerya özelinde terörizmin az gelişmişliğe etkisi araştırılmıştır. Terörizmin az gelişmişliğe etkisinin her bölgede aynı olup olmadığı sorusu üzerinden hareket eden bu çalışma aynı zamanda ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik yapılanmasının terörle mücadelede ki etkisinin üzerine odaklanmıştır. Terörizmin türlerinin arasında yıkıcılık açısından oluşan farklılıklar da ayrıca sorgulanmıştır. Bu çalışmanın iddiası hangi türü olursa olsun terörizmin aynı olumsuz etkiyi ortaya çıkardığı yönündedir. Çalışmanın ilk aşamasında konu ile ilgili kaynaklar taranarak, literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise 2014-2022 yılları arasındaki Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaşanan olaylar, birebir gözlemler ve basından toparlanan gerçek olaylar üzerinden analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda terörizmin az gelişmişliğe net bir şekilde etkisi olduğu, oluşan etkinin ülkenin geneline yayılması ya da bir bölgede sınırlı kalmasının mümkün olduğu bu durumada ülkenin siyasi , sosyal ve ekonomik yapısının neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada örnek olarak seçilen dini istismar eden terör örgütü olan Boko Haram ve etnik yapıyı istismar eden terör örgütü olan PKK'nın terörizmin iki farklı türünün temsilcisi olmasına rağmen etki ettiği alanlarda aynı olumsuz etkileri oluşturduğu tespit edilmiştir. Terörizmin hangi türü olursa olsun etki ettiği alanda oluşturduğu etki aynıdır. Sosyal, siyasal ve ekonomik durumu bozduğu aşikardır.

Boko HaramPKKTerörizm
Hakan Kavuncu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet perspektifinden kadına yönelik psikolojik şiddet algısı: Çankırı Karatekin Üniversitesi öğrencileri üzerine bir araştırma

Toplum temel unsuru olan kadın ve erkeğe sahip olduğu kültürel, geleneksel, dini değerler çerçevesinde roller vermekte ve bireyin bu rollere uygun davranması beklenmektedir. Bu roller bireyin toplum tarafından kabul görülmesinin bir yolu olarak görülmekte ve bu rollere uygun davranılmaması bireyin toplum tarafından dışlanmasına sebep olduğu gibi çevresindeki insanlar tarafından her türlü şiddete maruz kalmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın konusunu toplumun kadın ve erkek için biçtiği roller ve kadının bu rollere uygun davranmaması halinde maruz kaldığı psikolojik şiddet oluşturmaktadır. Çalışmada toplumsal cinsiyet rollerine, şiddete ve toplumsal cinsiyet rollerinden doğan şiddete değinilmektedir. Bu çalışma ile toplumsal cinsiyet rollerinin psikolojik şiddete dönüşümünü incelemek ve kadınların bu şiddet ile hangi durumlarda, ne sıklıkla karşılaştığı ve nasıl mücadele edebileceği analiz edilerek bireysel ve toplumsal farkındalığın oluşturulması ve yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Diğer şiddet türlerinin besleyicisi ve habercisi konumunda olan psikolojik şiddetin önlenmesi diğer şiddet türlerinin engellenmesi açısından önemli bir adım oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmakta ve Çankırı Karatekin Üniversitesinde okuyan on iki öğrenci ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmektedir. Yapılan mülakatta kadınlara maruz kaldığı psikolojik şiddete, toplumsal cinsiyet rollerinin katılımcılar üzerinde psikolojik şiddete dönüşümüne, psikolojik şiddeti besleyen unsurlara ışık tutan sorular sorulmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollere sıkı sıkıya bağlılık gösteren toplumlarda kadının yüksek oranda psikolojik şiddete maruz kaldığı saptanmaktadır.

Kadına yönelik şiddetToplumsal cinsiyetÇankırı+2
Feyza Nur Ayhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de din ve siyaset ekseninde bir parti incelemesi: Milli Nizam Partisi

Bu çalışmada ''Türkiye'de Din ve Siyaset Ekseninde Bir Parti İncelemesi: Milli Nizam Partisi'' konusu incelenmekle birlikte; Dini hareketlerin siyaset üzerindeki etkisinin incelenmesinde Milli Nizam Partisi'nin rolü nedir? Sorusuna da yanıt aranmaktadır. Çağdaşlaşma sürecinde siyasi arenada dindar kesime yaşam hakkı tanımayı olumlu görmeyen politik rejim, MNP ile birlikte değişim göstermek mecburiyetinde kalmış; din kavramı ve dini temel alan ifadeler, politikanın ve kamunun dünyasında varlığını göstermeye başlamıştır. Türkiye'de Din ve Siyaset Ekseninde Bir Parti İncelemesi: Milli Nizam Partisi isimli çalışmada öncelikle; din olgusu tanımlanarak, dinin insanlar ve siyaset üzerindeki etkisinden, Türkiye'deki dini çalışmalardan bahsedilerek; dini hareketlerin siyasete olan etkisini açıklamak bağlamında Nakşibendilik ve Millî Görüş Hareketi irdelenmektedir. Millî Görüş Hareketi'nin faaliyetlerinden, söylemlerinden, ideolojilerinden bahsedilerek; çalışmamın da asıl konusunu oluşturan Milli Nizam Partisi'nin kuruluşu, ideolojisi ve faaliyetleri açıklanmaktadır. Bu çalışmayı Ramazan Akkır'ın ''Türkiye'de Din ile Siyaset İlişkisi Bağlamında Milli Nizam Partisi (2020)'' adlı çalışmasından ayıran fark ise konunun dini hareketler boyutuyla ele alınmasıdır. Partinin, dini hareketlerin siyaset üzerindeki etkisinin incelenmesine nasıl tesir ettiği ve bu bağlamda ne tür bir rol oynadığı açıklanmaktadır. Bu çalışmanın temel yaklaşımı; idealist (yorumsamacı) sosyal bilim paradigmasıdır. Çalışmada din ve siyaset ilişkileri yönünden kim, ne, ne zaman, nerede ve nasıl soruları yardımıyla Milli Nizam Partisi'nin bazı belli nitelikleri ortaya koyulacağından araştırmanın amacı bakımından tanımlayıcı (descriptive) araştırma modeli benimsenmiştir. Çalışmada, ikincil veri kaynağı tercih edilmek ile birlikte bunun sebebi; ikincil verilerin büyük bir kısmının geçerlilik ve güvenilirliklerinin önceden tespit edilerek kabul görmüş olmasıdır. Bunun yanı sıra zaman ve emek kaybı da önlenmektedir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemine başvurulmuştur. Son olarak bu çalışma kişisel görüş, kanaat ve ön yargıların araştırmayı etkilememesine ve araştırma ve yazma etiği ilke ve kurallarına riayet edilmesine özel bir önem gösterilerek yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Din, Politika, Nakşibendiyye Tarikatı, Millî Görüş Hareketi, Milli Nizam Partisi

DinDin politikasıDin-devlet ilişkileri+7
Aslıhan Özler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kentler bağlamında dirençli kent: Çankırı örneği

Kentler, tarihsel süreç içerisinde insanların toplu olarak yaşadıkları, üretim ve tüketim faaliyetlerinin yanında her türlü ihtiyaçlarını karşıladıkları mekânlar olarak ortaya çıkmıştır. Kentsel dirençlilik ise kent içerisinde oluşacak her türlü riske karşı kentin hazır olmasıdır. Kent tarihinin her safhasında dirençlilikten bahsetmek mümkündür. İlk kurulan kentlerde dirençlilik daha çok güvenlik amaçlı sağlanmış olsa da, 21. yüzyıl kentlerine gelindiğinde nüfus yoğunluğundan kaynaklı oluşan sorunlara yönelik dirençlilik sağlanmak hedeflenmiştir. Ocak-2020 tarihinde hayatımıza giren Covid-19 virüsünün neden olduğu salgın hastalık, küreselleşmenin etkisiyle kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve kentlerde ciddi sorunlara yol açmıştır. Mega kentlerde, kent içi akışın hızlı olması salgının kontrolünü zorlaştırmış olsa da, mikro kentlerde salgın süreci daha sistemli ve rahat atlatılmıştır. Araştırmanın çıkış noktasını oluşturan bu durum, mikro bir kent olan Çankırı'da Covid-19 salgın sürecinin nasıl geçirildiğini ve geçirilmekte olduğunu anlamaya neden olmuştur. Bu doğrultuda "derinlemesine mülakat" yöntemi ile Çankırı'da yer alan Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, Çankırı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Çankırı AFAD İl Müdürlüğü, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde görev yapan 5 yetkili kişi yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Kamu kurumlarının salgın sürecinde en önde yer almaları ve koordineyi sağlamaları örneklem olarak seçilmelerinin asıl nedenidir. Yapılan mülakatlar sonucunda Çankırı'da salgın sürecinin sistemli ve bir nebze de olsa daha rahat geçirildiği anlaşılmıştır. Çünkü mikro kent olan Çankırı'da risk durumlarında kurumlar arası iletişim daha kolay sağlanarak hızlı müdahale şansı daha çok olmuş, bu durum vaka ve ölüm oranlarında ciddi azalmalara yol açmıştır.

DirençlilikKentlerKentsel dirençlilik+3
Büşra Konak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlerde yeni bir dönem olarak meydan hareketleri

Özellikle 2010 yılı sonrası ekonomik problemler ve demokrasi krizi ile karşı karşıya kalan insanlar, genel bir hüsran, öfke ve acizlik duygusuyla ve kolektif bir bilinçle meydanlarda seferberlik oluşturmuşlardır. Bireyler mevcut sorunlara ve hoşnutsuzluklara karşı sunulan ekonomik ve sosyal politikaların, krizle mücadele edebilecek yeterlilikte olmadığını düşünmemekteydi. Çevrimiçi platformlarda, kendilerinin endişelerini ve önceliklerini temsil eden çağrılarda bulunmuşlar ve kolektif bilinç oluşturmuşlardı. Binlerce insan hoşnutsuzluklarını görünür kılmak için, meydanlarda toplanmaya başlamışlardı. Meydan hareketleri olarak kavramsallaştırılan bu hareketler, halk egemenliğini savunmak amacıyla eşitlik, eylem, özen ve müşterek değerleri vurgulayarak, liberal temsili demokrasiyi yeniden icat etmeye çalışma gayretiyle ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ve sosyal ağ uygulamaları, bu süreçte kritik bir rol oynamıştır. Bu süreçle birlikte, sadece bilgi kanalları değil, aynı zamanda dijital platformların kullanımıyla artık çok daha kolay ölçeklenebilen yeni müzâkere ve katılımcı karar alma arenaları oluşmuştur. Bu çalışmada, meydan hareketleri olarak değerlendirilebilen günümüz hareketlerinin, temel dinamiklerine, ortaya çıkış nedenlerine, gelişim süreçlerine ve sosyal medya ile olan ilişkisine yer verilecektir. Bu hareketler, farklı hedefler ve sorunlar içerse de ortak niteliklere de sahiptirler. İşçi hareketleri gibi eski hareketlerin aksine ''meydan hareketleri'' oldukça farklı toplumsal problemlere ve taleplere sahip olan, oldukça çeşitli grupların beklentileri ile ilgilenmektedir. Ancak modern demokrasiler, bu beklentileri karşılamakta yetersiz kaldığı gibi, temsil mekanizmalarındaki problemler de siyasal katılımın önünde ciddi bir engel olarak yer almaktadır.

MeydanlarSosyal hareketlerİspanya+1
Nuray Kaner
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi liderlik analizi

Bu çalışmanın amacı Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri ve etkisi bulunan Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi liderlik tutum ve niteliklerinin analiz edilmesidir. Çalışmada iç politikaki tutumlarının analizi için Liderlik Profil Analizi (LPA) ve dış politika için Operasyonel Kod Analizi (OKA) medolojisinden yararlanılmıştır. Her iki analizin temel özelliği siyasi liderin resmi nitelikteki beyanları, konuşmaları, muhataplarıyla ilişkileri, yaklaşımları ve değerlendirmeleri metin incelemesi yapılabilmesidir. Çalışmada Erdoğan'ın LPA ve OKA analizlerinin yapılabilmesi için Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilen Haziran 2018 tarihi başlangıç ve Haziran 2021 tarihi bitiş olarak kabul edilmiştir. Analiz verileri, iç politikaya yönelik olan LPA için Erdoğan'ın AK Parti Grup toplantılarındaki 50 konuşması ile dış politikaya yönelik olan OKA için uluslararası muhataplarına yönelik yaptığı 58 konuşması açık kaynaklardan elde edilmiştir. LPA analizi sonucunda Erdoğan'ın (1) Etki ya da kontrole ilişkin inanç, (2) Güç isteği ve beklentisi, (3) Özgüven, (4) Bilişsel kapasite, (5) Hedef odağı, (6) İç-grup önyargısı ve (7) Başkalarına karşı güvensizlik boyutlarında eşik değerlerin üzerinde olduğu görülmüştür. OKA analizi sonucunda Erdoğan'ın (1) Siyasi evrenin doğası, (2) Temel değerleri gerçekleştirme, (3) Siyasi Evrenin Öngörülebilirliği, (4) Tarihsel gelişim üzerinde kontrol inancı ve (5) Şansın rolü boyutlarında ağırlıklı olarak eşik değerler üzerinde kısmen de eşik değerler altında olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Recep Tayyip Erdoğan, Liderlik, Siyasal Liderlik Analizi, Liderlik Profil Analizi, Operasyonel Kod Analizi.

Erdoğan, Recep TayyipLiderlikLiderlik modelleri+2
Burhan Paydar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet eşitliğini sağlamada yerel hizmetlerin önemi: Ankara Büyükşehir Belediyesi örneği

Bu araştırmanın amacı cinsiyet eşitliğini sağlamada yerel hizmetlerin öneminin tespit edilmesidir. Araştırmada Ankara Büyükşehir Belediyesi örneği incelenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada açık ve kapalı uçlu olmak üzere görüşmeyi derinleştirecek ayrıntılara ulaştıracak sorulara yer verilmiştir. Araştırmaya Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde görevine devam eden 11 kişi katılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların tamamının toplumsal cinsiyet ayrımcılığının var olduğunu ifade ettiği görülmüştür. Bunun en önemli nedeni ise "ataerkillik" olarak görülmektedir. . Katılımcılar aynı zamanda toplumsal cinsiyete duyarlı söylem ve politikaları "samimiyetsiz" ve "tepeden inme" olarak değerlendirmektedir. Katılımcılara göre hükümetin en önemli uygulaması İstanbul Sözleşmesi'nin kabul edilmesidir. Katılımcılara göre ABB'nin toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı uygulamaları "kadın istihdamının / eğitiminin desteklenmesi", "yerel eşitlik eylem planı", "personele yönelik eğitimler", "yerel sağlık eğitimleri" biçimindedir.ldurulacaktır.

Ülkü Söğütdelen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta siyasi kültür ve 2003 sonrası yasama seçimleri üzerindeki etkisi

Irak, siyasi tarihinde bağımsızlığın kazanılması, monarşiden cumhuriyete geçiş ve Amerikan işgali gibi üç önemli kırılma noktası yaşamıştır. Bu kırılma noktaları siyasi kültürün şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu çalışmanın amacı Irak'ta siyasi kültürün tarihi arka planını da ortaya koyarak 2003 sonrası yasama seçimleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Literatürde Irak siyasi kültürünün sınırlı bir dönemini ya da belirli bir grubun siyasi kültürünü ele alan çalışmalar olmakla birlikte siyasi kültür ve yasama seçimleri ilişkisini araştıran bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışma bu boşluğu doldurmaktadır. Çalışmada etnik grup olarak Araplar, Kürtler, Türkmenler ve Ezidiler, dini grup olarak da Sünniler ve Şiiler temel analiz başlıkları olarak seçilmiştir. Ayrıca gruplar içerisindeki alt hizipler de analize dahil edilmiştir. Çalışma ortaya koymuştur ki; tüm siyasi kazanımlara ve siyasi kurumların inşasına rağmen Irak uluslaşma anlamında kayda değer bir mesafe kat edememiştir. Irak'ta mezhebi ve etnik kimlikler oy verme tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Siyasi partiler milli menfaatleri gerçekleştirmek adına grup menfaatlerinden ödün vererek ittifaklar kurmak konusunda isteksizdir. Ayrıca yeni programlar ve politikalar üretme konusunda başarısızdırlar. Seçmenler ise siyasi kurumlara, partilere ve liderlere güvenmemektedir. Dahası, siyasi katılımın seçimlere indirgenmesi vatandaşların siyasal aktifliğini ve uzlaşmacı siyaseti engellemektedir. Mevcut siyasi kültür bu haliyle ülkeyi cihadizm, yeni etnik ve mezhebi bölücülük ve küresel ve bölgesel siyasi müdahalelere karşı savunmasız hale getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Siyasi kültür, yasama seçimleri, mezhepçi siyaset, etnik siyaset, Irak

IrakMezheplerParlamenter sistem+5
Zıadoon Ismael Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal istihbaratın ulusal güvenlik üzerindeki etkisi

Bu araştırmada; günden güne değişen güvenlik algısıyla birlikte, devletin varlığının temeli olan ulusal güvenliğin sağlanmasında Medikal İstihbarat faktörünün tartışılmaz önemi araştırılmıştır. Araştırmada öncelikle 'güvenlik' kavramının farklı tanımlarına yer verilerek ortak bir tanıma ulaşılmak amaçlanmış; güvenlik ve tehdit arasındaki ilişki incelenerek sonuca varılmaya çalışılmıştır. 'Tehdit' kavramının çok boyutlu ve asimetrik bir olgu haline geldiği anlatılmış, ulusal güvenliği etkileyen medikal tehditlerin genel çerçevesi çizilmiştir. Tarih boyunca kimi zaman ciddi olayların seyrini değiştirebilecek asimetrik etkiye sahip salgın hastalıklardan örnekler verilmiş; günümüzde biyoteknolojik ve medikal tehditlerin insan güvenliğini, sağlığını ve dolayısıyla ulusal güvenliği tehdit ettiği örneklendirilerek anlatılmıştır. İnsan ve doğa sağlığına ciddi zararlar verebilen salgınların doğal yollarla oluşup oluşmadığının kolaylıkla tespit edilemeyecek kadar derin etkilere sahip olduğu açıklanmıştır. 'Medikal tehdit' veya 'medikal istihbarat' olgularının kötüye kullanılmasıyla, bireysel veya ulusal güvenliğe karşı oluşturduğu ciddi tehditler örneklendirilmiş; bu tehditler neticesinde devletlerin yeni güvenlik tedbirleri almak zorunda kalmasıyla daha da önem kazanan 'medikal istihbarat' kavramı analiz edilmiştir. 'Medikal istihbarat' faaliyetlerinin, devletlerin ulusal güvenliklerini sağlayabilmesi, sınırlar içinde veya dışındaki bulaşıcı hastalıkları, sağlığı tehdit edebilecek birçok tehdidi önceden tespit edip vaktinde uyarmasıyla ne denli önleyici bir güç olabileceği açıklanmıştır.

GüvenlikGüvenlik önlemleriMedikal istihbarat+5
Abdurrahim Öksüz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisinde vatandaşların görüşlerinin ölçülmesi: Çankırı örneği

Bu çalışma ile 2019 yılında başlayıp, 2023 yılına gelindiğinde devam eden Covid-19 pandemisi hakkında vatandaşların görüşlerinin; Covid-19 hakkında genel bilgiler, koruyucu önlemler, bilgi edinmek için başvurulan yollar boyutlarıyla ölçülmesi, yanıtların sosyodemografik özelliklere göre değişiklik gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma sonucunda vatandaşların salgın ile ilgili görüşlerinin literatürde kayıt altına alınması, pandemi yönetiminde ulusal ve yerel organizasyonların incelenmesi ve pandemi hazırlık planlarına katkı sağlanması, ayrıca sağlığın korunması ve geliştirilmesi için; tek sağlık yaklaşımına ve kentsel sağlık kavramlarına dikkat çekilmesi de çalışmanın diğer amaçlarındandır. Araştırmacı tarafından geliştirilen anket, G-power güç analizi ile belirlenen 383 kişiye uygulanmıştır. Veri analizinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin analizinde ortalama, standart sapma, sayı ve yüzdeler; grup karşılaştırmalarında Ki-Kare testi; normal dağılıma uymayan sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis önemlilik testleri uygulanmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde, hiç aşı olmamış 51 (13,3%) kişi olduğu, orta ve ileri yaşta olanların sağlık okur yazarlığı ile ilişkili sorulara istatistiksel olarak anlamlı düzeyde katılmıyorum görüşü belirttiği, yaşlıların bilgi edinmek için daha çok televizyonu tercih ettiği, gençlerin bilgi edinmek için daha çok sosyal medyayı tercih ettiği, çalışanların maske, sosyal mesafe tedbirlerine katılımının düşük olduğu, aşı yaptırmayanların daha çok gençlerden oluştuğu saptanmıştır.

Fatma Ceylan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00