
10
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sağlık hizmetlerinde dijital ilişkisel pazarlama bileşenlerinin ilişki kalitesine etkisinde e-sağlık okuryazarlığının düzenleyici rolü
Bu çalışmada sağlık hizmetlerinde dijital ilişkisel pazarlamanın ilişki kalitesine etkisi ve her bir dijital ilişkisel pazarlama bileşeninin (güvenilirlik, bağ kurma, iletişim, çatışma yönetimi) ilişki kalitesinin güven, bağlılık, tatmin boyutları üzerindeki etkilerini incelemekte ve bu etkide e-sağlık okuryazarlığının düzenleyici rolünün olup olmadığını saptamak amaçlanmaktadır. Sağlık sektöründe dijitalleşme hızla yaygınlaşmakla birlikte dijital ilişkisel pazarlamanın ilişki kalitesi üzerindeki etkisini, özellikle de bu ilişkiyi bütüncül olarak inceleyen çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ayrıca bu etkileşimde bireylerin dijital sağlık bilgilerini anlama ve kullanma becerilerini ifade eden elektronik sağlık okuryazarlığının düzenleyici rolüne ilişkin çalışmalara rastlanmamıştır. Bu bağlamda çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma kapsamında Ankara ilinde hizmet sunan özel hastanelerde son iki yıl içerisinde sağlık hizmeti alan 18 yaş üstü 397 katılımcıya çevrim içi anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, dijital ilişkisel pazarlamanın ilişki kalitesini ve her bir ilişkisel pazarlama bileşenin ilişki kalitesi boyutlarını anlamlı düzeyde etkilediği saptanmıştır. Ayrıca dijital ilişkisel pazarlama bileşenlerinde güvenilirlik, bağ kurma, iletişim ve çatışma yönetimi bileşenlerinde güvenilirlik, iletişim ve çatışma yönetimi bileşenleri ilişki kalitesi boyutlarından en fazla güven üzerinde güçlü etki yarattığı, bağ kurma boyutunun ise ilişki kalitesi boyutlarından en fazla bağlılık boyutu üzerinde güçlü etki yarattığı son olarak, dijital ilişki pazarlamasının ilişki kalitesine etkisinde e-sağlık okuryazarlığının düzenleyici etkisi olduğu saptanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda insan odaklı hizmet sunumu gerçekleştiren sağlık kuruluşları için dijital ilişkisel pazarlamanın, hasta ilişkileri yönetiminde kilit bir başarı faktörü olduğunu ortaya koymaktadır. Güvenilirlik, iletişim ve çatışma yönetimi bileşenlerinin en fazla güven üzerinde güçlü etki yaratması, hastaların dijital etkileşimlerde kuruluşlardan öncelikli beklentisinin şeffaflık, tutarlılık proaktif problem çözme yetkinliği olduğunu göstermektedir. Bağ kurma boyutunun en fazla bağlılık üzerinde güçlü etki yaratması, kişiselleştirilmiş hizmet sunumunun (randevu hatırlatma, mobil uygulama bildirimleri, kişiye özel video anlatımlı tedavi eğitimleri vb.) hasta sadakatini güçlendirmedeki hayati rolünü teyit etmiştir. Çalışmanın en önemli ve özgün katkısı, e-sağlık okuryazarlığının dijital ilişkisel pazarlama ile ilişki kalitesi arasındaki ilişkide anlamlı ve pozitif yönde güçlendirici bir düzenleyici rol oynamasıdır. Bu sonuç, bireylerin dijital sağlık bilgilerini edinme, anlama ve kullanma düzeyleri arttıkça, sağlık kuruluşunun dijital pazarlama çabalarının ilişki kalitesini artırma gücünün de istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yükseldiğini göstermektedir. Çalışma, dijitalleşen sağlık hizmetleri ortamında müşteri ilişkileri yönetimi (MİY) süreçlerinde başarılı dijital ilişkisel pazarlama uygulamalarının, ilişki kalitesini olumlu yönde etkilediğini ve bunun sürdürülebilirliği için hedef kitlenin e- sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılması gerektiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular ışığında, dijital ilişkisel pazarlama stratejilerinin ilişki kalitesini artırmada başarı gösterdiği kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, daha etkili ve sürdürülebilir sonuçlar elde edebilmek için, dijital ilişkisel pazarlama çabaları, hedef kitlenin E-Sağlık Okuryazarlığını geliştirmeye yönelik eğitim, destek ve kullanıcı dostu arayüz tasarımlarıyla eş zamanlı olarak ilerlemelidir. Bu bütüncül yaklaşım, bireylerin dijital sağlık araçlarını kullanma ve anlama yeterliliğini artırarak DİP uygulamalarının İK üzerindeki pozitif etkisini maksimize etmektedir. Nihayetinde, bu entegre ve kişiselleştirilmiş strateji, sağlık kuruluşlarının dijital çağda uzun soluklu, güvene dayalı ve sadık hasta ilişkilerini inşa etmesinin temelini ve kilit noktasını oluşturmaktadır.
Sosyal medya pazarlamasının tüketici davranışlarına etkisi: Instagram kullanıcıları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada Instagram aracılığıyla yapılan pazarlamanın tüketici satın alma tutum ve davranışlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, sosyal medya platformlarından Instagram hesabına sahip olan ve sahip oldukları Instagram hesabını aktif olarak kullanan katılımcılardan kolayda örnekleme metodu ile seçilen 393 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı Duffett (2017), Can (2017), İnce ve Bozyiğit (2018) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan ölçeklerden uyarlanarak geliştirilmiştir. 38 madde ve 6 boyuttan oluşan Satın Alma Tutum ve Davranış Ölçeğinin güvenirlik katsayısı 0.948 olarak hesaplanmış ve yüksek düzeyde güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Veri analizlerinde ANOVA, t testi ve LSD testi kullanılırken, hipotezlerin test edilmesinde çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde %95 güven aralığı (p<0,05) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Instagram pazarlaması ile farkındalık, bilgi, beğeni ve tercihin satın alma niyetini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği, bu değişkenlerin satın alma niyetindeki varyansın %61,5'ini açıkladığı belirlenmiştir (p=0,000). Diğer yandan farkındalık, beğeni ve tercihin satın alma davranışını istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği, bu değişkenlerin satın alma davranışındaki varyansın %33,7'sini açıkladığı belirlenmiştir (p=0,000). Regresyon analizi sonucunda satın alma tutumu da satın alma davranışını anlamlı ve pozitif etkilemiştir (p=0,000). Dolayısıyla araştırma hipotezlerinin biri dışında tüm hipotezler kabul edilmiştir. Demografik bulgularda katılımcıların yaş, cinsiyet ve günlük sosyal medya kullanım sürelerine göre satın alma tutumları ve davranışlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaşa göre 18-25 yaş aralığındaki katılımcıların satın alma niyetlerinin, 34-45 yaş aralığındaki katılımcılara ve 46-55 yaş aralığındaki katılımcılara kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek olduğu gözlenmiştir (p=0.001). 46-55 yaş aralığındaki katılımcıların satın alma davranışlarının 18-25 yaş aralığındaki katılımcılara ve 26-35 yaş aralığındaki katılımcılara kıyasla anlamlı şekilde daha düşük olduğu gözlenmiştir (p=0.002). Cinsiyete göre kadın katılımcıların satın alma niyetlerinin erkeklere göre daha fazla olduğu gözlenmiştir (p=0.02). Sosyal medya kullanım süresine göre günlük 0-2 saat sosyal medya kullananların sırasıyla satın alma niyeti ve davranışları, günde 3-4 saat (p=0,001; p=0,026) ve 5-6 saat (p=0,004; p=0,007) sosyal medya kullananlara kıyasla anlamlı şekilde daha düşüktür. Araştırma bulguları literatürle tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Satın alma niyeti, satın alma tutumu, satın alma davranışı, Instagram pazarlaması.
Üretim ve hizmet planlamasında çizelgeleme problemlerinin yöneylem teknikleriyle çözümü : Ders ve sınav programlarının optimizasyonu üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, öncelikle üretim çizelgeleme ve zaman çizelgeleme problemlerinin üretim ve hizmet planlamasındaki önemini ortaya çıkarmak ve bu problemlerin çözüm yöntemlerini inceleyerek birer zaman çizelgeleme problemi olan ders ve sınav programlarının otomatik oluşturulmasını sağlayan bir bilgisayar uygulaması geliştirmektir.Bu amaçla, araştırmanın birinci bölümünde, üretim planlamada üretim çizelgelemenin yeri ve önemi, çizelgeleme problemlerinin çeşitleri ve bu problemlerin çözümü için kullanılan çeşitli yöntemler incelenmiştir. Aynı şekilde hizmet planlamasında zaman çizelgeleme problemlerinin yeri ve önemi, eğitim planlamasında birer zaman çizelgeleme problemi olan ders ve sınav programlarının yeri ve önemi incelenmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, öncelikle zaman çizelgeleme problemlerinin tanımı, çeşitleri, yapısı ve önerilen çözüm yöntemleri üzerine bir literatür araştırması sunulmuştur. Literatür araştırmasının ardından uygulamada kullanılacak çözüm algoritmaları (genetik algoritmalar, açgöz rasgele adaptif arama prosedürü, tepe tırmanma algoritması, tabu araştırma, tavlama benzetimi - yapay ısıl işlem algoritmaları) ayrıntılı olarak incelenmiştir.Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için ders ve sınav programlarını çözen bir uygulama geliştirilmiş ve algoritmanın yapısı hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu amaçla öncelikle, problemin kısıtları belirlenerek matematiksel modellemesi yapılmıştır. Bu modeli kullanan melez bir genetik algoritma geliştirilmiş ve detayları sunulmuştur. Son olarak 2007-2008 Bahar yarıyılı için gerekli kısıtlamalar girilerek, ideal konfigürasyon ile program test edilmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.
Özel markalı ürünlerde tüketici satınalma davranışının incelenmesi ve zincir mağaza müşterilerine yönelik bir uygulama
Perakende sektöründeki yoğun rekabet, perakendecileri kendi markalı ürünlerini geliştirmeye yöneltmektedir. Bu şekilde, perakendeciler kendi markaları altında ürettikleri veya başka firmalara ürettirdikleri ürünleri sadece kendi mağazalarında satmakta ve önemi giderek artan özel markalı ürünler pazarını oluşturmaktadırlar. Artan bu önem karşısında, gelecekteki konumunu bugünden hazırlamak isteyen perakendecilerin tüketici satın alma davranışlarını daha stratejik bir bakışla incelemelerinin yanında değişen tüketici davranışlarına karşı değişik stratejiler uygulamaları gerekmektedir. Özel markalı ürünlerin uluslararası pazarlarda artan pazar payları ve ulusal pazarlardaki artan rekabet gücü, tüketicilerin bu ürünlere karşı göstermiş olduğu satın alma davranışlarının perakendeciler tarafından çok boyutlu incelenmesi ile fırsata dönüşecektir. Bu araştırmanın amacı da özel markalı ürünlerde tüketici satın alma davranışının incelenmesidir. Bu çalışmada, tüketicilerin özel markalı ürünlere yönelik satın alma davranışları, tüketicilerin bu ürünlerin fiyat ve kalitelerini nasıl algıladıkları, bu ürünleri tercih eden tüketicilerin hangi demografik özelliklere sahip oldukları ve özel markalı ürünlerin yoğun olarak yer aldığı indirim marketlerinden alışveriş eden tüketicilerin bu ürünlere yönelik satın alma davranışları saptanmaya çalışılmıştır. Araştırılan tüketicilerin eğitim seviyeleri yükseldikçe özel markalı ürün satın alıma eğilimlerinin arttığı görülmüştür. Gelir seviyesi orta düzeyde olan tüketicilerin daha çok özel markalı ürün kullandıkları bulgusu elde edilmiştir. Araştırmamıza dahil olan tüketicilerin büyük çoğunluğu özel markalı ürün satın aldığını belirtmiştir. Araştırılan tüketicilerde gelir düzeyi orta ve altı olan tüketiciler özel markalı ürünleri kaliteli bulurken; yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilerde bu algı azalmaktadır. Özel markalı ürün tercih etmeyen veya daha az tercih eden tüketicilere nedenleri sorulduğunda en önemli sebebinin özel markalı ürünlerin düşük kaliteli olduklarını düşünmeleridir. Bunun dışında tüketicilerin en çok tercih ettiği mağazalar ortaya konulmuştur. Ankete katılan tüketiciler arasından alışverişlerinde sıklıkla indirim marketlerini tercih edenlerin demografik bulgularına ve özel markalı ürünlere yönelik görüşleri de araştırmada incelenmiştir.
Niş pazarlama: Türkiye`de ortopetik destek ürünleri pazarının incelenmesi
ÖZET Niş pazarlama kavramı günümüzde ufak ve orta ölçekli işletmelerin hayatta kalmasında önemli bir role sahiptir. Hedef kitlenin ihtiyaçlarını doğru bir şekilde anlayarak yola çıkan işletmeler, müşterileriyle uzun vadeli güçlü ilişkiler geliştirebilmektedir. Müşteriler ise, tatmin edilmemiş ihtiyaçlarını karşılayan bu işletmelere yüksek bedel ödemeye hazırdır. Ancak niş pazarların büyüme potansiyelinin olması; büyük işletmelerin de, bu pazarlarla ilgilenmesine neden olmaktadır. Müşterileriyle uzun vadeli güçlü ilişkiler kurarak, koruyucu duvarlar oluşturabilen niş oyuncuları, kendilerini bu saldırılara karşı koruyabilmektedir. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, niş pazarlama kavramı, gelişimi ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Niş pazarlamaya yardımcı olan ilişkisel ve veritabanlı pazarlamalara da bu bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde ise; niş pazarlama süreci kapsamında potansiyel niş pazarların nasıl belirleneceği, strateji geliştirme ve müteakiben niş taktiklerinin geliştirilmesinden bahsedilmiştir. Uygulamaya yönelik üçüncü bölümde ise, niş pazarlara iyi bir örnek teşkil eden ortopedik destek ürünleri pazarı incelenmiştir. Bu kapsamda belirlenen firmalarla yapılan görüşmeler sonucu, bu firmaların amaçları, organizasyon yapılan ve pazarlama stratejileri belirtilmiştir. Yapılan bu incelemeleri tamamlamak maksadıyla hedef kitleyi oluşturan doktor, satıcı ve hastalara anketler uygulanarak, hedef kitlenin beklentileri ile incelenen işletmelerin düşünceleri kıyaslanmıştır. Sonuç kısmında ise; genel değerlendirmeler yapılarak, bazı önerilerde bulunulmuştur. vııı
İşletmeler arası bilgi sistemleri kullanımının tedarik zinciri esnekliği üzerine etkisi
Sürekli gelişen teknolojinin ve artan iletişim olanaklarının müşterilerin farklı ürünlere ve satıcılara erişimini kolaylaştırdığı, onları daha seçici hale getirdiği ve işletmeler açısından pazardaki rakip sayısını arttırdığı açıktır. Bu gelişmeler, pazarların daha hareketli ve hızlı değişen bir şekle dönüşmesine yol açmıştır. Bu pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler için en zorlayıcı durumların başında, bu hızlı değişen pazarlara ve müşteri isteklerine aynı hızda uyum göstermek ve bunu sağlarken de kalite ve fiyat açısından rekabet güçlerini korumak gelmektedir. Bu arayış, işletmelerin giderek artan bir ölçüde tedarik zincirleri oluşturmaya yönelmesine neden olmuştur. Oluşturulan tedarik zincirleri sayesinde, işletmeler tedarikçi ve müşterileriyle daha yakın ve uzun dönemli ilişkiler kurma yoluna gitmişlerdir.İşletmeler, tedarikçileri ve müşterileri arasında yakın ve uzun dönemli ilişkiler kurulması, birbiriyle bağlantılı iki kavramın da ortaya çıkışını beraberinde getirmiştir. Bu kavramlar tedarik zincirinde bilgi paylaşımı ve tedarik zinciri bütünleşmesidir. Tedarik zinciri içerisindeki bilgi paylaşımı işletmeler arası bilgi sistemleri yoluyla gerçekleştirilmektedir. Tedarik zinciri bütünleşmesi ise, tarafların tedarik zinciri faaliyetlerini ne derecede ortaklaşa ve eşgüdümlü olarak yürüttüğünün bir ölçüsüdür. Tedarik zinciri literatüründe, bu iki kavramın birbiriyle ilişkisi sıklıkla ele alınmıştır.Tedarik zincirlerinin değişen pazarlara ve müşteri isteklerine uyum yeteneğinin ölçüsü tedarik zinciri esnekliği olarak adlandırılmaktadır. Rekabet gücünü arttırmak ve korumak isteyen tedarik zincirlerinin, esneklik düzeylerini geliştirmeleri gerekmektedir. Literatürde esneklik kavramı çoğunlukla fonksiyonel açıdan ya da işletme esnekliği olarak ele alınmakta, tedarik zincirinin tümünü göz önünde bulunduran bütünleşik bir tedarik zinciri esnekliği kavramı üzerine yapılan çalışmalara daha az rastlanmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada öncelikli olarak tedarik zinciri esnekliğini bütünleşik olarak ölçebilecek bir ölçüm modeli geliştirilmeye çalışılmıştır. Geliştirilen model, tedarik zinciri esnekliğini üç düzeyde (işletme, birinci düzey tedarikçi ve birinci düzey müşteri) ve beş boyutta ölçmektedir.Esneklik literatüründe ele alınan bir başka konu ise, tedarik zincirlerinde yer alan işletmelerin pazarlardaki değişime hızlı uyum sağlayabilmesini belirleyen etkenlerden birinin, işletmeler arasındaki bilgi paylaşımı olduğudur. Bu yöndeki savlarla sıklıkla karşılaşılmasına karşın, işletmeler arasındaki bilgi paylaşımının tedarik zinciri esnekliğini etkileme biçimine yönelik çalışmaların eksikliği görülmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, söz konusu bu eksikliği kapatmaya yönelik olarak, işletmeler arası bilgi paylaşımının tedarik zinciri esnekliğini etkileme biçimini ortaya koyacak bir model geliştirilmesidir.Bu amaç doğrultusunda araştırma modeli tanımlanmış ve yapısal eşitlik modellemesi tekniği kullanılarak sınanmıştır. Sonuçta ortaya çıkan modelden, işletmeler arası bilgi sistemleri kullanımının tedarik zinciri esnekliğini dolaylı yoldan etkilediği belirlenmiştir. Bu dolaylı etki, tedarik zincirindeki bütünleşme düzeyi aracılığı ile sağlanmaktadır.
Bilinçaltı reklamlar ve bilinçaltı reklamlarda cinsellik öğesinin kullanımı
Reklam, günlük hayatta insanların çok karşılaştıkları bir tutundurma bileşenidir. Bir ürün reklam sayesinde tanınır. Tüketici ürünü reklam sonrası satın almaya karar verir. Reklam da, tüketicide bu satın alma davranışını gerçekleştirebilmek için çeşitli taktiklere başvurur. bu taktikler; bazen mizah, ünlü kullanımı gibi tüketiciye zarar vermeyen tarzda,bazende bilinçaltı reklamlar gibi tüketiciyi olumsuz yönde etkileyebilecek şekilde uygulanabilir.Tezin amacı, bilinçaltı reklamlarda kullanılan teknikleri ve reklamların tüketicilere etkisini göstermektir. Bu araştırmada; bilinçaltı reklamlarla ilgili yerli ve yabancı makalelerden, tezlerden, dergilerden ve kitaplardan yararlanılarak literatür çalışması yapılmış ve basılı ve görsel-işitsel reklamlar bu çerçevede incelenmiştir. Bilinçaltı reklamların yasak olmasına rağmen, reklamcıların özellikle cinsellik etmeni kullanarak bu işi uyguladığı çıkan sonuçlarda kullanılmıştır.
Tedarik zincirinde bilgi ve talep yönetimi OLAP veri analizi modeli ile uygulaması
Yoğun rekabet ortamının yaşandığı iş dünyasında işletmeler kendi yerlerini sağlamlaştırmak ve devamlılıklarını sürdürebilmek için tedarik zinciri yönetimi kavramına gittikçe artan şekilde önem vermek ve zincir içerisinde yer alan diğer işletmelerle birlikte stratejik ortaklar olarak çalışmak zorunda olduklarının farkına varmışlardır. Tedarik zinciri yönetimine olan ilgi son yıllarda gittikçe hızlı bir biçimde artmaktadır. Bu hızlı ilgi artışının altında yatan en önemli nedenlerden birisi; işletmelerin imalat maliyetlerini günümüzde düşürebilecekleri en uygun noktaya kadar zaten düşürmüş olmaları ve maliyet tasarrufunun artık tedarik zincirlerini en etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesi sonucu elde edilebileceğinin farkına varmış olmalarıdır.Aynı zamanda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sonucunda, tedarik zincirinin tüm unsurları hakkında kapsamlı bir biçimde veri toplama ve bu verilerin bilgiye dönüştürülerek zincir içerisinde kolaylıkla dağıtılabilmesi olanağı artmıştır. İşletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri müşteri, tedarikçi ve ana işletme arasındaki güvenilir bilgi akışına ve bu akış sonucunda etkin talep yönetimine bağlıdır. Bu nedenle işletmeler yıllık, aylık ve hatta günlük veri analizlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu analizlerin yapılabilmesi için şirketlerin OLAP gibi çeşitli analiz yöntemlerini kullanabilmeleri gerekmektedir. Böylelikle şirketler, sürekli olarak güncel verilerle tedarik zinciri içerisinde yer alan diğer işletmelere ve müşterilerine en etkin ve hızlı bir biçimde hizmet verebilecek ve tedarik zinciri sürecinde yaşanması olası belirsizlikleri de minimum seviyelere taşıyabileceklerdir
Bütünleşik tedarik zinciri ağlarında bilişim paylaşım ölçüm modeli
Son yıllarda tedarik zinciri yönetimi konusu, hem akademik hem de endüstri alanında çok büyük bir şekilde ilgi görmeye başlamıştır. Rekabetin küreselleşmesi, ürün yaşam döngüsünün kısalması, zamana dayalı rekabet ve hızlı değişim, firmaların tedarik zinciri stratejilerini tekrar düşünüp tasarlamaları gerektiğini göstermiştir. Bu gelişmeler ışığında firmalar tedarik zincirlerinde bilişim sistemlerinin var olmasının önemini kavramaya başlamışlardır. Bilişim teknolojileri yakın zamana kadar genellikle alt kademe ve orta kademe yöneticilerin rutin işlerini kolaylaştırmıştır. Günümüzde ise özellikle hızlı bilgisayar işlemcileri, gelişen veri tabanı yazılımları ve internet teknolojileri, üst yönetimin stratejik kararları üzerinde önemli bir etki oluşturmaya başlamıştır. Gelecekte, şirketler arasındaki seviyeleri ve farklılığı belirleyecek en kuvvetli faktör, bilgi akışı olacaktır. Bilgi akışı ise bilişim teknolojilerinin sistemlere bütünleşmesi ile mümkün olmaktadır. Bir işletmenin başarısında başrol üstlenecek faktör, topladığı, işlediği ve dağıttığı bilgiden değer oluşturma becerisi ve bu değeri ele geçirmek için geliştirdiği iş modeli olacaktır. Bu modelin işleyişi tedarik zinciri üyeleri arasındaki bilişim paylaşımının sağlanmasına bağlı olacaktır. Bilişim paylaşımı, tedarik zinciri yönetimi aşamaları ve üyeleri arasında kritik rol oynamaktadır. Tedarik zinciri üyeleri arasında paylaşılması gereken bilgiler zincir üyeleri için yararlı bilgilere dönüşecektir. Bu nedenle paylaşılması gereken bilgilerin belirlenmesi ve bu paylaşımın ölçümüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada bütünleşik tedarik zincir ağındaki elemanlar arasındaki bilişim paylaşımı ölçüm modeli geliştirilmiştir. Model anket yöntemi yardımıyla veri toplanması ile başlayıp toplanan nicel verilerin yapısal denklemler yardımıyla nitel hale getirilmesi ile devam eder. Elde edilen nitel veriler yapay zeka yöntemlerinden endüktif öğrenme yöntemi ile işlenir. Endüktif öğrenme yöntemlerinden RULESX yardımıyla bilişim paylaşım kuralları çıkarılır. Bu kurallar sayesinde bir işletmenin tedarik zincir ağındaki bilişim paylaşımı ölçülebilmekte bu ölçüm sayesinde işletmeye tedarik zinciri ağında iyileştirme yapabilmesi için öneriler sunulabilmektedir. Model sektör bağımsız olup kolaylıkla uygulanabilecek niteliktedir. Hazırlanan anket toplam 23 firmaya uygulanarak bu firmaların bilişim paylaşım değerleri ölçülmüştür. Anket firmalara sanal ortamda uygulanmıştır. Sonuç olarak firmaların bilişim paylaşımının tüm tedarik zincirleri boyunca zayıf olduğu görülmüş, özellikle perakendeci aşamasında bilişim paylaşımının çok az olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bütünleşik tedarik zincir ağları, bilişim paylaşımı, endüktif öğrenme, bilişim paylaşımı ölçümü
İşletme yöneticilerinin algıları açısından ağızdan ağıza iletişimin muhasebe meslek mensuplarının müşteri portföyüne etkisinin incelenmesi (Malatya örneği)
Hizmet faaliyeti ile iştigal eden işletmeler, somut mal üreten diğer işletmeler gibi varlıklarının devamı, rekabet üstünlüğü, müşteri portföyünün artışı gibi amaçlar açısından hizmetleri en uygun tanıtım ve satış teknikleriyle hedef kitlelere duyurmak, hizmetlerinin satışını sağlamak durumundadırlar. Ancak faydalanılan satış teknikleri veya tanıtım araçları faaliyet gösterdikleri hizmet dalına göre farklılık gösterebilmektedir. Ülkemizde bazı hizmet dallarına kanuni ve etik olarak yasak ve sınırlamalar getirilmiştir. Özellikle reklam yapma yasağı bu kanuni yasak ve sınırlamaların başında gelmektedir. 3568 sayılı kanunun 44. maddesi ile muhasebecilik mesleği de bu yasak kapsamında yer alan hizmet mesleklerinden biridir. Ancak yasak kapsamında bulunan bu ve benzeri hizmet üreticilerinin varlıklarının devamı, müşteri portföylerinin artışı gibi amaçlar doğrultusunda bazı pazarlama tekniklerinden yararlanmaları kaçınılmazdır. Bu tekniklerin başında ise ağızdan ağıza iletişim ve özellikle pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişim gelmektedir. Dolayısıyla başka bir alternatifleri bulunmayan bu tür işletmelerin ağızdan ağıza iletişimden etkin bir şekilde yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu araştırma ile ağızdan ağıza iletişimin muhasebe meslek elemanlarının müşteri portföyünü zenginleştirmede etkisinin olup olmadığı, özellikle de pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişimin hizmet işletmelerinin müşteri portföyünü arttırmadaki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ölçek geliştirme sürecinden geçirilerek hazırlanan anketler Malatya ilinde uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen 450 anket verisi SPSS 20,0 programının veri kütüklerine girilmiştir. Frekans, güvenirlik, anova, korelasyon gibi istatistiki analizler yapılmıştır. Analizlerin sonucunda, pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişimin bir hizmet mesleği olan muhasebe meslek elemanlarının müşteri portföyünü arttırmadaki önemi ortaya konarak, daha etkin bir şekilde kullanımı için hem muhasebe hizmetinden yararlanan işletmeler hem de muhasebe hizmeti sunan muhasebe meslek mensuplarına yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ağızdan Ağıza İletişim, Viral Ağızdan Ağıza İletişim, Fısıltı Yoluyla Ağızdan Ağıza İletişim, Pazarlama İletişimi, İletişim