
19
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Sosyal medya pazarlamasının elektronik ağızdan ağıza iletişim ve satın alma niyeti üzerindeki etkisi: Trendyol, Hepsiburada ve Amazon kullanıcılarına ilişkin bir uygulama
Yapılan araştırmada sosyal medya pazarlamasının tüketicilerin elektronik ağızdan ağıza iletişim (e-WOM) davranışları ve satın alma niyetleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin tüketicilerin e-WOM davranışlarını ve satın alma niyetlerini hangi düzeyde ve yönde etkilediğini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş, veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından kişisel bilgi formu ve anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Trendyol, Hepsiburada ve Amazon gibi e-ticaret sitelerinden çevrimiçi alışveriş yapan 620 tüketici oluşturmaktadır. Bulgulara göre sosyal medya pazarlamasında e-ticaret sitelerinin eğlence, trende uygunluk ve kişiselleştirme özellikleri, tüketicilerin e-WOM davranışına etki etmektedir. Ancak etkileşim özelliğinin tüketici e-WOM davranışında etkili olmadığı görülmüştür. Diğer yandan etkileşim, trende uygunluk ve kişiselleştirme özelliklerinin satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu, eğlencenin ise etkili olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak e-WOM davranışı, satın alma niyetini olumlu yönde etkilemektedir.
Sosyal medya pazarlamasının tüketici davranışlarına etkisi: Instagram kullanıcıları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada Instagram aracılığıyla yapılan pazarlamanın tüketici satın alma tutum ve davranışlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, sosyal medya platformlarından Instagram hesabına sahip olan ve sahip oldukları Instagram hesabını aktif olarak kullanan katılımcılardan kolayda örnekleme metodu ile seçilen 393 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı Duffett (2017), Can (2017), İnce ve Bozyiğit (2018) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan ölçeklerden uyarlanarak geliştirilmiştir. 38 madde ve 6 boyuttan oluşan Satın Alma Tutum ve Davranış Ölçeğinin güvenirlik katsayısı 0.948 olarak hesaplanmış ve yüksek düzeyde güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Veri analizlerinde ANOVA, t testi ve LSD testi kullanılırken, hipotezlerin test edilmesinde çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde %95 güven aralığı (p<0,05) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Instagram pazarlaması ile farkındalık, bilgi, beğeni ve tercihin satın alma niyetini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği, bu değişkenlerin satın alma niyetindeki varyansın %61,5'ini açıkladığı belirlenmiştir (p=0,000). Diğer yandan farkındalık, beğeni ve tercihin satın alma davranışını istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği, bu değişkenlerin satın alma davranışındaki varyansın %33,7'sini açıkladığı belirlenmiştir (p=0,000). Regresyon analizi sonucunda satın alma tutumu da satın alma davranışını anlamlı ve pozitif etkilemiştir (p=0,000). Dolayısıyla araştırma hipotezlerinin biri dışında tüm hipotezler kabul edilmiştir. Demografik bulgularda katılımcıların yaş, cinsiyet ve günlük sosyal medya kullanım sürelerine göre satın alma tutumları ve davranışlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaşa göre 18-25 yaş aralığındaki katılımcıların satın alma niyetlerinin, 34-45 yaş aralığındaki katılımcılara ve 46-55 yaş aralığındaki katılımcılara kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek olduğu gözlenmiştir (p=0.001). 46-55 yaş aralığındaki katılımcıların satın alma davranışlarının 18-25 yaş aralığındaki katılımcılara ve 26-35 yaş aralığındaki katılımcılara kıyasla anlamlı şekilde daha düşük olduğu gözlenmiştir (p=0.002). Cinsiyete göre kadın katılımcıların satın alma niyetlerinin erkeklere göre daha fazla olduğu gözlenmiştir (p=0.02). Sosyal medya kullanım süresine göre günlük 0-2 saat sosyal medya kullananların sırasıyla satın alma niyeti ve davranışları, günde 3-4 saat (p=0,001; p=0,026) ve 5-6 saat (p=0,004; p=0,007) sosyal medya kullananlara kıyasla anlamlı şekilde daha düşüktür. Araştırma bulguları literatürle tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Satın alma niyeti, satın alma tutumu, satın alma davranışı, Instagram pazarlaması.
Üretim ve hizmet planlamasında çizelgeleme problemlerinin yöneylem teknikleriyle çözümü : Ders ve sınav programlarının optimizasyonu üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, öncelikle üretim çizelgeleme ve zaman çizelgeleme problemlerinin üretim ve hizmet planlamasındaki önemini ortaya çıkarmak ve bu problemlerin çözüm yöntemlerini inceleyerek birer zaman çizelgeleme problemi olan ders ve sınav programlarının otomatik oluşturulmasını sağlayan bir bilgisayar uygulaması geliştirmektir.Bu amaçla, araştırmanın birinci bölümünde, üretim planlamada üretim çizelgelemenin yeri ve önemi, çizelgeleme problemlerinin çeşitleri ve bu problemlerin çözümü için kullanılan çeşitli yöntemler incelenmiştir. Aynı şekilde hizmet planlamasında zaman çizelgeleme problemlerinin yeri ve önemi, eğitim planlamasında birer zaman çizelgeleme problemi olan ders ve sınav programlarının yeri ve önemi incelenmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, öncelikle zaman çizelgeleme problemlerinin tanımı, çeşitleri, yapısı ve önerilen çözüm yöntemleri üzerine bir literatür araştırması sunulmuştur. Literatür araştırmasının ardından uygulamada kullanılacak çözüm algoritmaları (genetik algoritmalar, açgöz rasgele adaptif arama prosedürü, tepe tırmanma algoritması, tabu araştırma, tavlama benzetimi - yapay ısıl işlem algoritmaları) ayrıntılı olarak incelenmiştir.Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi için ders ve sınav programlarını çözen bir uygulama geliştirilmiş ve algoritmanın yapısı hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu amaçla öncelikle, problemin kısıtları belirlenerek matematiksel modellemesi yapılmıştır. Bu modeli kullanan melez bir genetik algoritma geliştirilmiş ve detayları sunulmuştur. Son olarak 2007-2008 Bahar yarıyılı için gerekli kısıtlamalar girilerek, ideal konfigürasyon ile program test edilmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.
Alternatif dağıtım kanallarından internet bankacılığına yönelik müşteri tercihlerinin incelenmesi
İnternet bankacılığı, hesap açma, veya farklı hesaplara para transfer etme vb. bankacılık hizmetlerinin uzaktan yapıldığı dağıtım kanalını ifade etmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler özellikle internetin yaygın olarak kullanılması, bankacılık sektörünü de önemli ölçüde etkilemektedir. İnternet bankacılığının istenen şekilde gelişmesinde, müşterinin bunu benimsemesi anahtardır. Bu çalışmanın amacı, alternatif dağıtım kanallarından internet bankacılığına yönelik müşteri tercihlerinin incelenmesidir.Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İnternet bankacılığı önemi ve gelişimi, ikinci bölümde internet bankacılığının avantajları, güvenliği ve internet bankacılığına yönelik müşteri tercihlerini etkileyen faktörler, üçüncü bölümde ise; İnternet bankacılığı kullanımına ilişkin Türkiye'de bir uygulama ve sonuçları yer almaktadır. Sonuç ve bulgular tartışıldıktan sonra, internet bankacılığının geliştirilmesi için bu hizmeti sunanlara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.Katılımcıların internet bankacılığı hizmetini değerlendirdikleri çeşitli boyutlarda cinsiyetlerine, yaşa, eğitim durumu, medeni durumu ve ailenin toplam gelirine göre anlamlı farklılık gösterip göstermedikleri test edilmiş ve katılımcıların internet bankacılığını değerlendirme ortalamalarının sadece yaşam tarzı boyutunda cinsiyete bağlı olarak anlamlı değişme gösterdiği, diğer boyutlarda değerlendirmelerin birbirinden istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Buna göre, kadın katılımcıların internet bankacılığını yaşam tarzı olarak görme ortalamaları, erkek katılımcıların ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksektir.Araştırmanın gerçekleştirildiği örnek kitlede en çok kullanılan İş Bankası ile ikinci en çok kullanılan banka çıkan Garanti Bankası arasında müşteri memnuniyeti boyutunda anlamlı farklılık bulunmaktadır. İş Bankası müşterilerinin memnuniyet değerleri daha yüksektir.Katılımcıların internet bankacılığını genel olarak değerlendirmelerinin de bankaya göre farklılaştığı bulunmuştur. Buna göre, İş Bankası müşterilerinin internet bankacılığına ilişkin görüşleri ölçekten elde edilen toplam puana göre karşılaştırıldığında araştırmanın gerçekleştirildiği örnek kitlede, Garanti Bankasının toplam puanına göre daha yüksek bulunmuştur.
Özel markalı ürünlerde tüketici satınalma davranışının incelenmesi ve zincir mağaza müşterilerine yönelik bir uygulama
Perakende sektöründeki yoğun rekabet, perakendecileri kendi markalı ürünlerini geliştirmeye yöneltmektedir. Bu şekilde, perakendeciler kendi markaları altında ürettikleri veya başka firmalara ürettirdikleri ürünleri sadece kendi mağazalarında satmakta ve önemi giderek artan özel markalı ürünler pazarını oluşturmaktadırlar. Artan bu önem karşısında, gelecekteki konumunu bugünden hazırlamak isteyen perakendecilerin tüketici satın alma davranışlarını daha stratejik bir bakışla incelemelerinin yanında değişen tüketici davranışlarına karşı değişik stratejiler uygulamaları gerekmektedir. Özel markalı ürünlerin uluslararası pazarlarda artan pazar payları ve ulusal pazarlardaki artan rekabet gücü, tüketicilerin bu ürünlere karşı göstermiş olduğu satın alma davranışlarının perakendeciler tarafından çok boyutlu incelenmesi ile fırsata dönüşecektir. Bu araştırmanın amacı da özel markalı ürünlerde tüketici satın alma davranışının incelenmesidir. Bu çalışmada, tüketicilerin özel markalı ürünlere yönelik satın alma davranışları, tüketicilerin bu ürünlerin fiyat ve kalitelerini nasıl algıladıkları, bu ürünleri tercih eden tüketicilerin hangi demografik özelliklere sahip oldukları ve özel markalı ürünlerin yoğun olarak yer aldığı indirim marketlerinden alışveriş eden tüketicilerin bu ürünlere yönelik satın alma davranışları saptanmaya çalışılmıştır. Araştırılan tüketicilerin eğitim seviyeleri yükseldikçe özel markalı ürün satın alıma eğilimlerinin arttığı görülmüştür. Gelir seviyesi orta düzeyde olan tüketicilerin daha çok özel markalı ürün kullandıkları bulgusu elde edilmiştir. Araştırmamıza dahil olan tüketicilerin büyük çoğunluğu özel markalı ürün satın aldığını belirtmiştir. Araştırılan tüketicilerde gelir düzeyi orta ve altı olan tüketiciler özel markalı ürünleri kaliteli bulurken; yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilerde bu algı azalmaktadır. Özel markalı ürün tercih etmeyen veya daha az tercih eden tüketicilere nedenleri sorulduğunda en önemli sebebinin özel markalı ürünlerin düşük kaliteli olduklarını düşünmeleridir. Bunun dışında tüketicilerin en çok tercih ettiği mağazalar ortaya konulmuştur. Ankete katılan tüketiciler arasından alışverişlerinde sıklıkla indirim marketlerini tercih edenlerin demografik bulgularına ve özel markalı ürünlere yönelik görüşleri de araştırmada incelenmiştir.
Hazır giyim ürünlerinde markanın tüketici satınalma davranışı üzerindeki etkileri
Haz r giyim sektörü h zla geli mekte olan bir sektördür. Buna ba lolarak haz r giyim sektörüne geli mesine en önemli etki marka vemarkala ma yapmaktad r. nsanlar n çok titiz ve zor karar verici olan haz rgiyim konusunda marka sayay nda hem çabuk hem de do ru karar vermekans elde etmi tir. Her geçen gün haz r giyim pazarlar na rekabet gittikçeartmaktad r. Bu rekabete üstünlük sa lanabilmesinin temel faktörüi letmelerin markala mas n sa lamas d r.Bu çal ma da Ankara buluna Türkiye ve Irakl üniversite ö rencileringiyim ürünlerini seçerken markan n etiksini ölçmektir. Bu amaçla anketçal mas yla ö rencilerden bilgi toplanm t r.Çal mam zda tezin teorik k sm nda yerli ve yabanc bilim adamlar n nkitap ve makalelerinden yararlanm t r. Birinci bölümde haz r giyim, haz rgiyim pazar ve marka ve markala ama üzerinde durulmu tur. kincibölümde tüketici, tüketicinin sat n almas na etki eden faktörler üzerindedurulmu tur. Üçüncü bölümde ise anket yoluyla üniversite ö rencilerindetoplanan verilerin analiz ve yorumlanmas na dayanmaktad r. Be li likert ves ralama ölçe ine uygun olarak düzenlenen anket üniversite ö rencilerinuygulanm t r.De erlendirme bölümünde istatistiksel yöntemler kullan lm t r.Frekans da l m , varyans analizi, f testi ve tukey testi uygulanm vedemografik özelliklerine göre gruplar aras nda farl l n olup olmad tespitedilmi tir.Anahtar Kelimeler: Haz r giyim, Marka, Tüketici, Tüketici Davran lar .
Müşteri memnuniyeti ve perakendecilik sektöründe bir uygulama
108 ÖZET Son yıllarda öne çıkan sektörlerden biri olan perakendecilik sektörü çok dinamik ve aynı zamanda da çok rekabetçi bir yapıya sahiptir. Satılan malların standart oluşu perakendeci kuruluşları hizmet farklılığına yöneltmiştir. Ancak, hizmetlerin soyut oluşu, müşterilerin daha zor tatmin olmalarına neden olmaktadır. Özellikle 90 'lı yıllardan itibaren müşterilerin, perakendecilerden beklentileri ve istekleri kuruluşların stratejilerini belirlemelerinde büyük önem taşıdığı görülmektedir. Müşterilere mal ve hizmet sunumu, müşterinin istediği nitelikte malın sunulması, stok tutma ve hizmet verme gibi işlevlere sahip olan perakendeciler aynı zamanda üreticiler ve diğer kanal aracılarının da önemli gördüğü kuruluşlardır. Müşterilerin memnuniyetini sağlayarak müşterinin sürekli müşteri haline getirilmesi için bir çok pazarlama faaliyeti perakendeci kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Özellikle otomobil kullanımının yaygınlaşması ve kredi kartı kullanımının artmasıyla büyük ölçekli perakendeciler pazarda büyük bir pay alır hale gelmişlerdir. Müşterinin istek ve beklentilerinin bilinmesi perakendeciler için çok büyük önem taşır ve perakendecilerin gerekli araştırmaları yaparak hizmet vermek istedikleri kitlenin özelliklerini ve isteklerini çok iyi analiz etmelidir. Kendisini etkileyen tüm çevresel faktörlerin farkında olmalı ve gerekli adımlan atabilmelidir. Sektörde ayakta kalmanın ve rekabet gücü elde etmenin yolu bundan geçmektedir.
Yeniden üretim sürecinde tasarım, planlama, lojistik faaliyetlerinin incelenmesi ve Türkiye açısından değerlendirilmesi
Üretici işletmeler, yaşam süresi sona ermiş olan ürünlere yeniden üretim faaliyeti ile yeni bir yaşam süresi kazandırdıklarında, bu faaliyet sonucu önemli miktarlarda finansal karlar sağlayabileceklerini gün geçtikçe keşfetmektedirler. Yaşam süresini tamamlamış ürünler, üretim işletmeleri için eskiden herhangi bir değer ifade etmezken; bugünlerde bu ürünler üretim işletmeleri için çok değerli kaynakları oluşturmaktadırlar. Ürün geri kazanımında uygulanan yeniden üretim faaliyeti, çağımızın öne çıkan yeni iş modelleri arasına girmeyi başarmıştır.Yeniden üretim faaliyetinin, literatür incelendiğinde ?Uyuyan Dev? olarak adlandırıldığı görülmektedir. Çünkü sahip olduğu büyük öneme rağmen henüz ekonomik olarak etkisini yavaş yavaş göstermektedir. İlk dönemlerde sadece yatırım mallarında gerçekleştirilen yeniden üretim faaliyeti günümüzde gelişen üretim teknolojisi ile birlikte maliyet azaltıcı, çevreyi koruyucu ve işletme karını arttırıcı bir etken olarak artık birçok sanayi dalında uygulanır hale gelmiştir.İşletmeleri tersine lojistik, ayırma, sınıflama ve yeniden birleştirme süreçlerini içeren, yeniden üretim faaliyetini gerçekleştirmeye zorlayan sebeplerin başında ekonomik konjonktür yer almaktadır. Artan rekabet ile işletmeler daha az maliyetle daha ekonomik üretim gerçekleştirmenin yollarını aramaktadırlar. Bu da işletmelerin yeniden üretim faaliyetini gerçekleştirmelerine yol açmıştır. Yeniden üretim ile daha az maliyetle ve daha az kaynak kullanımıyla üretimi gerçekleştirilen ürünler, daha uygun fiyatlar ile satılarak işletmelere yeni pazar olanakları sağlamışlardır.Çalışmanın birinci bölümünde ürün geri kazanım yöntemleri ve ürün geri kazanım yöntemi olarak, yeniden üretim faaliyeti incelenmiştir. İkinci bölümde yeniden üretim faaliyetini gerçekleştiren işletmelerin uygulamak zorunda oldukları tersine lojistik, yeniden üretim için tasarım ve yeniden üretim için planlama ve kontrol konuları açıklanmıştır. Uygulama bölümü olan son bölümde ise Türkiye'de yeniden üretim faaliyetinin durumunu tespit etmek için işletmelere bir anket çalışması uygulanmıştır.
Değişim mühendisliğinde proje planlama araçları ve simülasyon uygulaması
İşletmelerin zamanla sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa dönmeleri ve süreçlerini etkin kullanmak istemeleri bir takım değişiklikleri zorunlu hale getirmiştir. Bu değişiklikler, değişime olanak sağlayan esnek süreçlerde iyileştirmelerle gerçekleştirilebilir. Ancak esnek olmayan süreçlerin rekabetçi konumlarını ve güçlerini yitirmemeleri için radikal değişiklikler yapmaları gerekmektedir. Süreçlerdeki bu radikal, çarpıcı ve temelden gerçekleştirilen değişimler 90'lı yıllarda M. Hammer ve J. Champy tarafından ortaya konulan Değişim Mühendisliği kavramı ile bir manifesto niteliğine kavuşmuştur.Değişim Mühendisliği çalışmalarının sonunda belirsizliklerin çok olması öngörü yapmayı gerektirmektedir. Uygulamacılar için yapılacak değişimi ve sonucunu öngörebilmek, ileride yapılacak olası hataların önlenmesini sağlayacaktır. Bu öngörü için yararlanılabilecek tekniklerden biri de simülasyondur. Simülasyon tekniği ile değişim mühendisliği uygulanacak sistemde karşılaşılacak olası hatalar görülerek uygulamaya geçmeden önlemlerin alınması sağlanacaktır. Simülasyon bir öngörüden çok sistemin bire bir izlenmesine olanak tanımaktadır.Tez çalışmasının birinci bölümünde değişim mühendisliği kavramı açıklanarak literatürde yapılan değişim mühendisliği ile ilgili çalışmalar ve uygulamalar incelenmiştir. İkinci bölümde proje planlama araçlarına ayrıntılı olarak değinilmiş ve kısıtlı kaynakla proje planlama konusu ve araçları açıklanmıştır.Üçüncü ve son bölümde ise Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarında değişimin önceden öngörülmesi için ProModel simülasyon yazılımıyla mevcut ve tasarlanan sürecin ve alternatif sürecin simülasyonu yapılmıştır. Değişim mühendisliği uygulamasında kısıtlı kaynakla proje planlama araçları ile mevcut kaynaklarla en kısa sürede projeyi tamamlayan planlama aracı bulunmaya çalışılmış ve mevcut planlama algoritmalarına alternatif bir algoritma sunulmuştur.
Dağıtım kanallarında alıcı-satıcı ilişkileri
Dağıtım, pazarlama karmasının en önemli elemanlarından biridir. Üretilen ürünlerin müşteriye ulaştırılmasında dağıtım kanallarının rolü büyüktür. Literatürde dağıtım kanalını oluşturan üyeler arasındaki alıcı-satıcı ilişkileri üzerine yapılmış birçok çalışma vardır. Turizm sektöründe dağıtım kanallarındaki alıcı-satıcı ilişkilerini inceleyen az sayıda çalışma vardır. Bu çalışmanın önemi, Türkiye turizm sektöründeki alıcı-satıcı ilişkilerini inceleyen ilk çalışma olmasıdır.Bu çalışma, dağıtım kanallarındaki alıcı-satıcı ilişkilerinin belirleyicileri üzerine odaklanmıştır. Çalışmada, alıcı-satıcı ilişkilerini inceleyen temel modeller incelenmiş ve son yıllarda çalışmaların alıcı-satıcı ilişkilerinin belirleyicileri üzerine yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmada, literatürde en çok incelenen yedi alıcı-satıcı ilişkisi belirleyicisi tespit edilmiştir. Çalışmanın araştırma kısmında literatürden yola çıkarak Türkiye turizm sektöründeki seyahat acentası-otel ilişkilerinde üç senaryo üzerinde çalışılmıştır. Senaryo 1, en çok incelenen yedi belirleyiciden çoğunu içeren Leonidou vd.'nin (2008) modelidir. Senaryo 2, literatüre dayalı Leonidou vd.'nin (2008) zenginleştirilmiş modelidir. Senaryo 3, Leonidou vd.'nin (2008) modelindeki belirleyicilerin yer aldığı literatüre dayalı alternatif modeldir. Yapılan analizler sonucunda Senaryo 1'in iyileştirmeye ihtiyacı olduğu, Senaryo 3'ün istenilen uyum endekslerini kısmen yakaladığı ve Senaryo 2'nin en iyi model olduğu görülmüştür.Çalışmada yer alan hipotezlerden zorlayıcı gücün çatışmayı pozitif ve memnuniyeti negatif etkilediği, zorlayıcı olmayan gücün memnuniyeti pozitif etkilediği, çatışmanın güveni negatif etkilediği, memnuniyetin güveni pozitif etkilediği, güvenin bağlılığı pozitif etkilediği, çatışmanın memnuniyeti negatif etkilediği, memnuniyetin bağlılığı pozitif etkilediği, zorlayıcı gücün güveni negatif etkilediği, bağlılığın memnuniyeti pozitif etkilediği ve güvenin memnuniyeti pozitif etkilediği bulunmuştur. Diğer hipotezler reddedilmiştir.Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında, çalışmanın bilimsel ve sektörel katkıları ele alınmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Niş pazarlama: Türkiye`de ortopetik destek ürünleri pazarının incelenmesi
ÖZET Niş pazarlama kavramı günümüzde ufak ve orta ölçekli işletmelerin hayatta kalmasında önemli bir role sahiptir. Hedef kitlenin ihtiyaçlarını doğru bir şekilde anlayarak yola çıkan işletmeler, müşterileriyle uzun vadeli güçlü ilişkiler geliştirebilmektedir. Müşteriler ise, tatmin edilmemiş ihtiyaçlarını karşılayan bu işletmelere yüksek bedel ödemeye hazırdır. Ancak niş pazarların büyüme potansiyelinin olması; büyük işletmelerin de, bu pazarlarla ilgilenmesine neden olmaktadır. Müşterileriyle uzun vadeli güçlü ilişkiler kurarak, koruyucu duvarlar oluşturabilen niş oyuncuları, kendilerini bu saldırılara karşı koruyabilmektedir. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, niş pazarlama kavramı, gelişimi ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Niş pazarlamaya yardımcı olan ilişkisel ve veritabanlı pazarlamalara da bu bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde ise; niş pazarlama süreci kapsamında potansiyel niş pazarların nasıl belirleneceği, strateji geliştirme ve müteakiben niş taktiklerinin geliştirilmesinden bahsedilmiştir. Uygulamaya yönelik üçüncü bölümde ise, niş pazarlara iyi bir örnek teşkil eden ortopedik destek ürünleri pazarı incelenmiştir. Bu kapsamda belirlenen firmalarla yapılan görüşmeler sonucu, bu firmaların amaçları, organizasyon yapılan ve pazarlama stratejileri belirtilmiştir. Yapılan bu incelemeleri tamamlamak maksadıyla hedef kitleyi oluşturan doktor, satıcı ve hastalara anketler uygulanarak, hedef kitlenin beklentileri ile incelenen işletmelerin düşünceleri kıyaslanmıştır. Sonuç kısmında ise; genel değerlendirmeler yapılarak, bazı önerilerde bulunulmuştur. vııı
Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji verimliliği açısından değerlendirilmesi
Türkiye'deki mevcut termik santrallerin ve rüzgar santrallerinin çevresel etkileri tartışılmış, ülkenin takip ettiği enerji politikaları nedeniyle gelecekte karşı karşıya kalması muhtemel risklerin bugün görülen belirtilerine dikkat çekilmiştir. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmenin ve enerjide güvenliğin arttırılması konularının ortaya konulması çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır.
Stratejik tedarik zinciri yönetimi'nde bilişim teknolojileri'nin kullanımı: Perakendecilik sektörü'nde bir uygulama
Bugünün rekabet anlayışı işletmeler arasında olmaktan öte işletmelerin tedarikçilerinin tedarikçilerinden başlayıp, müşterilerinin müşterilerine kadar devam eden Tedarik Zincirleri arasında yaşanmaktadır. Tedarik Zinciri Yönetimi kavramı işletmelerin tepe yönetimleri tarafından yürütülmesi gereken stratejik düzeyde bir faaliyettir. Bilgisayarların ve İnternet'in son 20 yılda gösterdiği hızlı gelişim işletme yönetimini ve özellikle Tedarik Zincirleri'ni etkilemiştir. 21. Yüzyıl'ın işletmeleri, rekabetçi üstünlüğü sağlama ve sürdürme konusunda Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi'nde Bilişim Teknolojileri'nden etkin olarak yararlanmak zorundadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde; Tedarik Zinciri Yönetimi'nin kapsamı, tanımı, gelişimi ve Pazarlama ve Lojistik Fonksiyonları ile ilişkisi ile Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi Kavramı ve Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi kapsamındaki faaliyetler ele alınmaktadır.İkinci bölümde; Bilişim, Bilişim Yönetimi ve Bilişim Teknolojileri kavramları, Bilişim'in Tedarik Zinciri Yönetimi'ne etkileri, Tedarik Zinciri Yazılımları ve Elektronik Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi'nde kullanılan Bilişim Teknolojileri ile Perakendecilik Sektörü'nde Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi konuları incelenmektedir.Üçüncü ve son bölümde, Perakendecilik Sektörü'nde Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi'nde Bilişim Teknolojileri'nin kullanımına yönelik Delphi Tekniği ile bir uygulamaya ve bu uygulamaya ilişkin bulgulara yer verilmektedir.
İşletmeler arası bilgi sistemleri kullanımının tedarik zinciri esnekliği üzerine etkisi
Sürekli gelişen teknolojinin ve artan iletişim olanaklarının müşterilerin farklı ürünlere ve satıcılara erişimini kolaylaştırdığı, onları daha seçici hale getirdiği ve işletmeler açısından pazardaki rakip sayısını arttırdığı açıktır. Bu gelişmeler, pazarların daha hareketli ve hızlı değişen bir şekle dönüşmesine yol açmıştır. Bu pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler için en zorlayıcı durumların başında, bu hızlı değişen pazarlara ve müşteri isteklerine aynı hızda uyum göstermek ve bunu sağlarken de kalite ve fiyat açısından rekabet güçlerini korumak gelmektedir. Bu arayış, işletmelerin giderek artan bir ölçüde tedarik zincirleri oluşturmaya yönelmesine neden olmuştur. Oluşturulan tedarik zincirleri sayesinde, işletmeler tedarikçi ve müşterileriyle daha yakın ve uzun dönemli ilişkiler kurma yoluna gitmişlerdir.İşletmeler, tedarikçileri ve müşterileri arasında yakın ve uzun dönemli ilişkiler kurulması, birbiriyle bağlantılı iki kavramın da ortaya çıkışını beraberinde getirmiştir. Bu kavramlar tedarik zincirinde bilgi paylaşımı ve tedarik zinciri bütünleşmesidir. Tedarik zinciri içerisindeki bilgi paylaşımı işletmeler arası bilgi sistemleri yoluyla gerçekleştirilmektedir. Tedarik zinciri bütünleşmesi ise, tarafların tedarik zinciri faaliyetlerini ne derecede ortaklaşa ve eşgüdümlü olarak yürüttüğünün bir ölçüsüdür. Tedarik zinciri literatüründe, bu iki kavramın birbiriyle ilişkisi sıklıkla ele alınmıştır.Tedarik zincirlerinin değişen pazarlara ve müşteri isteklerine uyum yeteneğinin ölçüsü tedarik zinciri esnekliği olarak adlandırılmaktadır. Rekabet gücünü arttırmak ve korumak isteyen tedarik zincirlerinin, esneklik düzeylerini geliştirmeleri gerekmektedir. Literatürde esneklik kavramı çoğunlukla fonksiyonel açıdan ya da işletme esnekliği olarak ele alınmakta, tedarik zincirinin tümünü göz önünde bulunduran bütünleşik bir tedarik zinciri esnekliği kavramı üzerine yapılan çalışmalara daha az rastlanmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada öncelikli olarak tedarik zinciri esnekliğini bütünleşik olarak ölçebilecek bir ölçüm modeli geliştirilmeye çalışılmıştır. Geliştirilen model, tedarik zinciri esnekliğini üç düzeyde (işletme, birinci düzey tedarikçi ve birinci düzey müşteri) ve beş boyutta ölçmektedir.Esneklik literatüründe ele alınan bir başka konu ise, tedarik zincirlerinde yer alan işletmelerin pazarlardaki değişime hızlı uyum sağlayabilmesini belirleyen etkenlerden birinin, işletmeler arasındaki bilgi paylaşımı olduğudur. Bu yöndeki savlarla sıklıkla karşılaşılmasına karşın, işletmeler arasındaki bilgi paylaşımının tedarik zinciri esnekliğini etkileme biçimine yönelik çalışmaların eksikliği görülmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, söz konusu bu eksikliği kapatmaya yönelik olarak, işletmeler arası bilgi paylaşımının tedarik zinciri esnekliğini etkileme biçimini ortaya koyacak bir model geliştirilmesidir.Bu amaç doğrultusunda araştırma modeli tanımlanmış ve yapısal eşitlik modellemesi tekniği kullanılarak sınanmıştır. Sonuçta ortaya çıkan modelden, işletmeler arası bilgi sistemleri kullanımının tedarik zinciri esnekliğini dolaylı yoldan etkilediği belirlenmiştir. Bu dolaylı etki, tedarik zincirindeki bütünleşme düzeyi aracılığı ile sağlanmaktadır.
Bilinçaltı reklamlar ve bilinçaltı reklamlarda cinsellik öğesinin kullanımı
Reklam, günlük hayatta insanların çok karşılaştıkları bir tutundurma bileşenidir. Bir ürün reklam sayesinde tanınır. Tüketici ürünü reklam sonrası satın almaya karar verir. Reklam da, tüketicide bu satın alma davranışını gerçekleştirebilmek için çeşitli taktiklere başvurur. bu taktikler; bazen mizah, ünlü kullanımı gibi tüketiciye zarar vermeyen tarzda,bazende bilinçaltı reklamlar gibi tüketiciyi olumsuz yönde etkileyebilecek şekilde uygulanabilir.Tezin amacı, bilinçaltı reklamlarda kullanılan teknikleri ve reklamların tüketicilere etkisini göstermektir. Bu araştırmada; bilinçaltı reklamlarla ilgili yerli ve yabancı makalelerden, tezlerden, dergilerden ve kitaplardan yararlanılarak literatür çalışması yapılmış ve basılı ve görsel-işitsel reklamlar bu çerçevede incelenmiştir. Bilinçaltı reklamların yasak olmasına rağmen, reklamcıların özellikle cinsellik etmeni kullanarak bu işi uyguladığı çıkan sonuçlarda kullanılmıştır.
Tedarik zincirinde bilgi ve talep yönetimi OLAP veri analizi modeli ile uygulaması
Yoğun rekabet ortamının yaşandığı iş dünyasında işletmeler kendi yerlerini sağlamlaştırmak ve devamlılıklarını sürdürebilmek için tedarik zinciri yönetimi kavramına gittikçe artan şekilde önem vermek ve zincir içerisinde yer alan diğer işletmelerle birlikte stratejik ortaklar olarak çalışmak zorunda olduklarının farkına varmışlardır. Tedarik zinciri yönetimine olan ilgi son yıllarda gittikçe hızlı bir biçimde artmaktadır. Bu hızlı ilgi artışının altında yatan en önemli nedenlerden birisi; işletmelerin imalat maliyetlerini günümüzde düşürebilecekleri en uygun noktaya kadar zaten düşürmüş olmaları ve maliyet tasarrufunun artık tedarik zincirlerini en etkin ve verimli bir biçimde yönetilmesi sonucu elde edilebileceğinin farkına varmış olmalarıdır.Aynı zamanda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sonucunda, tedarik zincirinin tüm unsurları hakkında kapsamlı bir biçimde veri toplama ve bu verilerin bilgiye dönüştürülerek zincir içerisinde kolaylıkla dağıtılabilmesi olanağı artmıştır. İşletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri müşteri, tedarikçi ve ana işletme arasındaki güvenilir bilgi akışına ve bu akış sonucunda etkin talep yönetimine bağlıdır. Bu nedenle işletmeler yıllık, aylık ve hatta günlük veri analizlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu analizlerin yapılabilmesi için şirketlerin OLAP gibi çeşitli analiz yöntemlerini kullanabilmeleri gerekmektedir. Böylelikle şirketler, sürekli olarak güncel verilerle tedarik zinciri içerisinde yer alan diğer işletmelere ve müşterilerine en etkin ve hızlı bir biçimde hizmet verebilecek ve tedarik zinciri sürecinde yaşanması olası belirsizlikleri de minimum seviyelere taşıyabileceklerdir
Kalite odaklı kurumsal kaynak planlama uygulamalarında kritik başarı faktörlerinin belirlenmesi
Bilişim teknolojilerindeki ilerlemeler küresel rekabeti eskisinden çok daha zor hale getirmiştir. İşletmeler başarılı olabilmek ve rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için; maliyetlerini düşürmek, iş süreçlerinin akışını sağlamak, üretim çeşitliliğini artırmak, tedarikçileri arasında bağlantı kurmak ve müşteri ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde cevap vermek zorunda kalmışlardır.İşletmeler bu rekabet ortamında kaynakların verimli ve etkin kullanılması için çeşitli bilgi teknolojilerinden faydalanarak, öncelikle üretim, pazarlama ve finans fonksiyonlarını içeren yönetim bilişim sistemlerini geliştirmişlerdir. Stratejik planlama ve karar verme sürecinde, bilişim sistemlerinden yararlanabilmede en yeni ve en gelişmiş araç?Kurumsal Kaynak Planlaması (KKP)?dır.KKP, farklı coğrafi bölgelerde bulunan tedarik, üretim ve dağıtım kaynaklarının en etkin ve verimli bir şekilde planlaması, eşgüdümü ve kontrol edilmesi işlevlerini içinde bulunduran bir yazılım sistemidir. KKP'nin amacı; işletmelerdeki bütün bölümler arasında amaç ve işleyiş birlikteliğini sağlamaktır. Bununla birlikte başarısız KKP uygulaması işletmeyi eskisinden daha kötü bir duruma da getirebilmektedir.Bu çalışmanın amacı, işletmelerin KKP sistemlerinin kurulumunda dikkate almaları gereken stratejik, taktiksel ve kültürel başarı faktörlerini incelemek ve KKP sistemlerinin uygulaması sonrasında da başarı üzerinde etkin olan faktörleri belirlemektir.Bu çalışmada, kurumların tedarikten, dağıtıma kadar tüm iş süreçlerini bütünleşik bir veri/bilgi yönetim sistemi desteğiyle yönetmesini sağlayan geniş kapsamlı ve modüler yapıya sahip bir yazılım paketi olarak tanımlanabilecek KKP sistemlerinin uygulamaları incelenmiştir. Toplam Kalite Yönetimi deneyimi olan ve KKP projesi kullanmakta olan İşletmelerde anket çalışması yardımıyla veri toplanarak istatiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve KKP sistemlerinin kurulumundaki kritik başarı faktörleri belirlenmiştir.Sonuç olarak, üst yönetimin konuya inanması ve gerekli her türlü desteği vermesi; teknik altyapısı güçlü elemanlardan proje takımları oluşturulması ve projenin tüm aşamalarının detaylı planlanarak etkin proje yönetiminin kullanılmasıyla başarılı bir KKP sisteminin uygulanabileceği değerlendirilmiştir.
Bütünleşik tedarik zinciri ağlarında bilişim paylaşım ölçüm modeli
Son yıllarda tedarik zinciri yönetimi konusu, hem akademik hem de endüstri alanında çok büyük bir şekilde ilgi görmeye başlamıştır. Rekabetin küreselleşmesi, ürün yaşam döngüsünün kısalması, zamana dayalı rekabet ve hızlı değişim, firmaların tedarik zinciri stratejilerini tekrar düşünüp tasarlamaları gerektiğini göstermiştir. Bu gelişmeler ışığında firmalar tedarik zincirlerinde bilişim sistemlerinin var olmasının önemini kavramaya başlamışlardır. Bilişim teknolojileri yakın zamana kadar genellikle alt kademe ve orta kademe yöneticilerin rutin işlerini kolaylaştırmıştır. Günümüzde ise özellikle hızlı bilgisayar işlemcileri, gelişen veri tabanı yazılımları ve internet teknolojileri, üst yönetimin stratejik kararları üzerinde önemli bir etki oluşturmaya başlamıştır. Gelecekte, şirketler arasındaki seviyeleri ve farklılığı belirleyecek en kuvvetli faktör, bilgi akışı olacaktır. Bilgi akışı ise bilişim teknolojilerinin sistemlere bütünleşmesi ile mümkün olmaktadır. Bir işletmenin başarısında başrol üstlenecek faktör, topladığı, işlediği ve dağıttığı bilgiden değer oluşturma becerisi ve bu değeri ele geçirmek için geliştirdiği iş modeli olacaktır. Bu modelin işleyişi tedarik zinciri üyeleri arasındaki bilişim paylaşımının sağlanmasına bağlı olacaktır. Bilişim paylaşımı, tedarik zinciri yönetimi aşamaları ve üyeleri arasında kritik rol oynamaktadır. Tedarik zinciri üyeleri arasında paylaşılması gereken bilgiler zincir üyeleri için yararlı bilgilere dönüşecektir. Bu nedenle paylaşılması gereken bilgilerin belirlenmesi ve bu paylaşımın ölçümüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada bütünleşik tedarik zincir ağındaki elemanlar arasındaki bilişim paylaşımı ölçüm modeli geliştirilmiştir. Model anket yöntemi yardımıyla veri toplanması ile başlayıp toplanan nicel verilerin yapısal denklemler yardımıyla nitel hale getirilmesi ile devam eder. Elde edilen nitel veriler yapay zeka yöntemlerinden endüktif öğrenme yöntemi ile işlenir. Endüktif öğrenme yöntemlerinden RULESX yardımıyla bilişim paylaşım kuralları çıkarılır. Bu kurallar sayesinde bir işletmenin tedarik zincir ağındaki bilişim paylaşımı ölçülebilmekte bu ölçüm sayesinde işletmeye tedarik zinciri ağında iyileştirme yapabilmesi için öneriler sunulabilmektedir. Model sektör bağımsız olup kolaylıkla uygulanabilecek niteliktedir. Hazırlanan anket toplam 23 firmaya uygulanarak bu firmaların bilişim paylaşım değerleri ölçülmüştür. Anket firmalara sanal ortamda uygulanmıştır. Sonuç olarak firmaların bilişim paylaşımının tüm tedarik zincirleri boyunca zayıf olduğu görülmüş, özellikle perakendeci aşamasında bilişim paylaşımının çok az olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bütünleşik tedarik zincir ağları, bilişim paylaşımı, endüktif öğrenme, bilişim paylaşımı ölçümü
İşletme yöneticilerinin algıları açısından ağızdan ağıza iletişimin muhasebe meslek mensuplarının müşteri portföyüne etkisinin incelenmesi (Malatya örneği)
Hizmet faaliyeti ile iştigal eden işletmeler, somut mal üreten diğer işletmeler gibi varlıklarının devamı, rekabet üstünlüğü, müşteri portföyünün artışı gibi amaçlar açısından hizmetleri en uygun tanıtım ve satış teknikleriyle hedef kitlelere duyurmak, hizmetlerinin satışını sağlamak durumundadırlar. Ancak faydalanılan satış teknikleri veya tanıtım araçları faaliyet gösterdikleri hizmet dalına göre farklılık gösterebilmektedir. Ülkemizde bazı hizmet dallarına kanuni ve etik olarak yasak ve sınırlamalar getirilmiştir. Özellikle reklam yapma yasağı bu kanuni yasak ve sınırlamaların başında gelmektedir. 3568 sayılı kanunun 44. maddesi ile muhasebecilik mesleği de bu yasak kapsamında yer alan hizmet mesleklerinden biridir. Ancak yasak kapsamında bulunan bu ve benzeri hizmet üreticilerinin varlıklarının devamı, müşteri portföylerinin artışı gibi amaçlar doğrultusunda bazı pazarlama tekniklerinden yararlanmaları kaçınılmazdır. Bu tekniklerin başında ise ağızdan ağıza iletişim ve özellikle pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişim gelmektedir. Dolayısıyla başka bir alternatifleri bulunmayan bu tür işletmelerin ağızdan ağıza iletişimden etkin bir şekilde yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu araştırma ile ağızdan ağıza iletişimin muhasebe meslek elemanlarının müşteri portföyünü zenginleştirmede etkisinin olup olmadığı, özellikle de pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişimin hizmet işletmelerinin müşteri portföyünü arttırmadaki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla ölçek geliştirme sürecinden geçirilerek hazırlanan anketler Malatya ilinde uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen 450 anket verisi SPSS 20,0 programının veri kütüklerine girilmiştir. Frekans, güvenirlik, anova, korelasyon gibi istatistiki analizler yapılmıştır. Analizlerin sonucunda, pozitif yönlü ağızdan ağıza iletişimin bir hizmet mesleği olan muhasebe meslek elemanlarının müşteri portföyünü arttırmadaki önemi ortaya konarak, daha etkin bir şekilde kullanımı için hem muhasebe hizmetinden yararlanan işletmeler hem de muhasebe hizmeti sunan muhasebe meslek mensuplarına yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ağızdan Ağıza İletişim, Viral Ağızdan Ağıza İletişim, Fısıltı Yoluyla Ağızdan Ağıza İletişim, Pazarlama İletişimi, İletişim