
14
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
COVID-19 pandemisinin Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin denizcileri üzerindeki etkisi
Pandemi terimi, bir kıta veya tüm dünya yüzeyi gibi geniş bir coğrafi alana yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklar için kullanılır. Salgın hastalıkların tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir ve COVID-19 pandemisi de bu tarih içinde ne ilk ne de son olacaktır. Pandemi sürecinde hükümetler, hastalığın yayılımını engellemek amacıyla çeşitli kısıtlamalar uygulamışlardır. Bu kısıtlamalar, bireylerin ruh sağlığı ve çalışma ortamlarını derinden etkilemiştir. Mevcut pandemi durumunun toplumun çeşitli kesimleri üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar bulunsa da, bu çalışmalar oldukça sınırlıdır. Benzer şekilde, pandemi döneminde gemi adamlarının ruhsal durumlarını inceleyen araştırmalar da sınırlıdır ve Karadeniz'e kıyıdaş ülkelerin gemi adamları üzerinde yapılan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu tez çalışması Covid-19'un özellikle Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin denizcileri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma çevrimiçi ve yüz yüze anket yöntemi ile yürütülmüş olup katılımcıların depresyon ve anksiyete seviyeleri gözlemlenmiştir. Ayrıca gemilerde karşılaştıkları sorunlar incelenmiş ve mevcut ruh halleri ile arasındaki anlamlı ilişkiler incelenmiştir. Bulgular, gemi adamlarının %38.8'inin depresyon ve %56.6'sının anksiyete belirtileri gösterdiğini ortaya koymuştur. Gemi adamlarının gemideki görevleri ve deniz tecrübeleri ile anksiyete seviyeleri arasında orta derecede anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, pandemi döneminde gemideki gergin ve sinirli ortam ile gemi adamlarının mental sağlıkları arasında orta seviyede bir ilişki keşfedilmiştir. Ek olarak, gemi adamlarının anksiyete seviyeleri ile pandemi süresince aldıkları ekstra ödeme ve kontrat uzama süreleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışma sonuçları, gemi adamlarının depresyon ve kaygı seviyelerinin Covid-19 öncesine göre önemli ölçüde yüksek olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışmasının sonuçları, denizcilik şirketleri, uluslararası kuruluşlar ve devlet otoriteleri tarafından dikkate alınmalı ve düzenleyici önlemler alınmalıdır. Tüm paydaşların ortak katılımı ile gemi adamlarının psikolojik sağlığını desteklemek amacıyla psikososyal destek programları geliştirilmeli ve iş stresini azaltmaya yönelik çalışma ortamında iyileştirmeler yapılmalıdır. Ayrıca, adil maddi uygulamaların yanı sıra gemi adamlarının psikolojik sağlığını etkileyen faktörler belirlenerek çok paydaşlı bir yaklaşım benimsenmelidir.
Ticari gemiler için personel seçim kriterlerinin bulanık AHP ve TOPSIS teknikleri kullanılarak belirlenmesi
Bu çalışmada ticari gemilerde kaptan olarak görev yapacak olan kişilerin seçimi için gerekli olan kriterlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemleri hibrid şekilde kullanılmıştır. Bulanık AHP yöntemiyle kaptan seçimi için belirlenen ana ve alt kriterlerin önem değerleri hesaplanmıştır. Bulanık TOPSIS yöntemi ile de üç kaptan adayı arasından en iyi adayı bulmak için bir örnek uygulama yapılmıştır. Yapılan çalışmada kullanılan ana ve alt kriterlerin belirlenmesi amacıyla sekiz kişiden oluşan bir uzman grubuyla çalışılmıştır. Literatür çalışması ve uzman grubunun görüşleri doğrultusunda beş ana kriter ve 32 alt kriter tespit edilmiştir. Bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemlerinde kullanılan formlar uzman grubuna gönderilerek yapılan değerlendirmeler Microsoft Excell programı kullanılarak hesaplanmıştır. Eğitim ve mesleki nitelikler ile güvenlik ve risk yönetimi bilinci ana kriterlerinin önem değerlerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Alt kriter bazında ise ilk 5 sırada, sırasıyla, sektör tecrübesi, yabancı dil, denizcilik alanında eğitim, ilgili eğitim ve sertifikalar ve risk değerlendirme ve iyileştirme kriterlerinin geldiği belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen alt kriterlerin önem dereceleri kullanılarak bulanık TOPSIS yöntemiyle örnek bir uygulama yapılmıştır. Uygulamadan elde edilen sonuçlara göre kaptan seçiminde işe en uygun aday olarak 0.0283 değeri ile Aday 2 tespit edilmiştir. İkinci sırada ise 0.0258 değeri ile Aday 3 bulunmaktadır. Son sırada ise 0.0242 değeri ile Aday 1 yer almaktadır. Yapılan çalışmada, denizcilik sektöründe personel seçimi için bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemlerinin birlikte kullanıldığı bir yaklaşım sunulmuştur. Önerilen hibrid yaklaşımın sektörde personel seçiminde kullanılabilir olduğu öngörülmüştür.
Denizcilik 4.0 gelişmeleri ve Türkiye'deki gemi insanlarının teknostres düzeylerinin incelenmesi
Denizcilik sektöründe özellikle 2000'li yıllardan itibaren hızlı gelişme ve değişimler yaşanmıştır. Bu gelişmeler ışığında ortaya çıkan dijitalleşme, işletmelerin operasyon ve karar alma süreçlerinin doğru ve hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Denizcilik sektöründe artan ticaret ve pazar hacmine yanıt vermek amacıyla gemiler ve limanlar, Endüstri 4.0'ın getirdiği yeni teknolojilerden yararlanarak operasyonlarını daha hızlı ve daha az hatayla gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Denizcilik alanında etkisi giderek artan ve sunduğu kolaylıklarla etkili olan teknolojik gelişmeler, operasyonları çoğu zaman kolaylaştırırken bazen de zorlaştırmaktadır. Teknostres gibi, yeni teknolojik cihazların öğrenilmesi ve uygulanmasının neden olduğu stres, denizcileri olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki gemi insanlarının teknostres düzeylerini belirlemek ve teknostres düzeylerinin gemi insanlarının; medeni durum, çalıştıkları bölüm, sahip oldukları gemi insanı ehliyeti, yaş, mezun oldukları denizcilik programı, çalıştıkları gemi tipi, gemideki görevi, mesleki tecrübe ve bakmakla yükümlü oldukları kişi sayısı değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Genel tarama modeli kapsamında yürütülen çalışmanın evreni, Türkiye'de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğünün kayıtlarında yer alan aktif gemi zabitlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri "Tekno-Stres Ölçeği" kullanılarak 411 gemi zabitinden çevrimiçi anket (Google Form) yoluyla elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; gemi insanlarının genel teknostres düzeyleri ile tekno-iş yükü ve tekno-belirsizlik boyutlarındaki teknostres düzeylerinin "orta", tekno-karmaşıklık boyutundaki teknostres düzeylerinin ise "düşük" olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada gemi insanlarının; genel teknostres düzeyleri ile tekno-iş yükü ve tekno-belirsizlik boyutlarındaki teknostres düzeylerinin medeni duruma göre farklılaştığı, tekno-karmaşıklık boyutundaki teknostres düzeylerinin ise medeni durum açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca gemi insanlarının teknostres düzeylerinin, diğer değişkenler açısından anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında gemi insanlarında teknostresin azaltılmasına yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Çalışanların iyi olma halinin iş performansına etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolü: Türkiye'de bir liman örneği
Bu lisansüstü tez araştırmasının amacı bir çalışanın psikolojik İyi olma durumunun iş performansına etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolünü tespit etmektir. Araştırmanın verileri, anket sorularından oluşan üç ölçekten oluşacaktır. Bu ölçekler iyi olma hali ölçeği, iş performans ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeğidir. Türkiye Mersin ilinde bulunan bir liman işletmesinin 3000 çalışanından oluşan araştırmanın evreni arasından kolayda örnekleme yöntemiyle 359 kişi seçilerek örneklem grubu oluşturulmuş ve veriler toplanmıştır. Regresyon analizilerinde yeterli örneklem sayısına ulaşıp ulaşılmadığını hesaplamak için Tabachnick ve ark. (2013) "n>50+8m" formülünün kullanılması literatürde önerilmektedir. Uygulanan 3 ölçekte ve demografik özelliklere toplamda örneklem grubuna 37 soruyu yöneltilmiştir. Araştırmada veri analizi Veriler IBM SPSS 27 (IBM Corp. Released 2020) programı ve Jamovi (The jamovi project, 2024) ile gerçekleştirilmiştir. Bu ölçeklerin Cronbach Alfa güvenilirlik analizi ile iç tutarlılığı ve güvenilirliği incelenmiştir. Gruplara göre katılımcıların ölçüm araçlarından elde edilen skor puanlarının normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk (Shapiro and Wilk, 1965) testi ile incelenmiştir. Ölçüm araçlarına ait skor puanları arasındaki ilişkiler, skorlar normal dağılım sergilediği için Pearson korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Daha sonra çalışanların iyi olma halinin iş performansına etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolü Bootstrap tekniği ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda deniz işletmesi çalışanlarının işin getirisindeki avantajları koruyabilmeleri için mesleki bilgi ve deneyiminin yanında fiziksel ve ruhsal sağlıklarının da iyi durumda tutmaları gerektiği açık olarak görülmektedir. Elde edilen verilere göre bu anlamlı ilişkiye kısmi aracılık eden en tesirli olgu ise devam bağlılığıdır. Deniz İşletmesi çalışanlarının işyerine karşı besledikleri aidiyet ve bağlılık duygusunun beraberinde örgütsel bağlılık kavramını getirdiği gerçeğiyle birlikte, psikolojik iyi oluşun iş performansını olumlu yönde etkilediği, bu durum karşısında da örgütsel bağlılık kavramının kısmi aracılık rolünü üstlendiği belirlenmiştir.
Makine öğrenmesi algoritmaları ile demirleme alanlarında meydana gelen deniz kazalarının şiddetini etkileyen faktörlerin analizi
Demirleme alanları, deniz taşımacılığı faaliyetlerinde gemilerin bakım-onarım işlemlerini gerçekleştirdiği, yükleme ve boşaltma operasyonlarını yürüttüğü, ayrıca sefer öncesinde ya da sonrasında geçici olarak beklediği stratejik öneme sahip deniz alanlarıdır. Ancak uluslararası denizcilik kuruluşları ile bilimsel literatürde yapılan çeşitli çalışmalar, bu bölgelerin aynı zamanda deniz kazalarının sıkça meydana geldiği yüksek riskli alanlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, demirleme sahalarında gerçekleşen deniz kazalarının şiddetini etkileyen faktörleri analiz ederek, bu alanlardaki emniyet risklerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamaktır. Bu doğrultuda, dünya genelinde farklı liman ve kıyı bölgelerinde meydana gelmiş toplam 186 demirleme kazasına ait resmi kaza raporları detaylı şekilde incelenmiş ve elde edilen nitel ile nicel verilerden oluşan kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Veriseti, Lojistik Regresyon ve Bayes Ağı modellemesi gibi ileri düzey istatistiksel ve olasılıksal analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, kazaların şiddetini artıran belirleyici faktörler ortaya konmuş; elde edilen bulgular, gemi personeli, liman otoriteleri, denizcilik idareleri ve politika yapıcılar açısından demirleme alanlarında karşılaşılan kaza risklerini azaltmaya yönelik daha etkili ve hedefe yönelik önleyici stratejilerin geliştirilmesine önemli katkılar sunmuştur.
Liman devleti denetimlerinde denizde çalışma sözleşmesi (MLC 2006) kaynaklı uygunsuzlukların incelenmesi
Denizcilik sektörü, uluslararası ticaretin temel taşlarından biri olup tarih boyunca ekonomik ve kültürel etkileşimlerin önemli bir aracı olmuştur. Ancak gemi adamlarının uzun süreli yaşam ve çalışma alanı olan gemilerdeki ağır çalışma koşulları, insan haklarına uygun yaşam standartlarının zaman zaman göz ardı edilmesine yol açmıştır. Bu durum, gemi adamlarının sektörden uzaklaşmasına neden olmuş ve denizcilikte çalışma koşullarının iyileştirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda, Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (MLC 2006), denizcilerin haklarını korumayı ve güvenli/emniyetli çalışma ortamlarını sağlamayı amaçlayan önemli bir düzenleme olarak hayata geçirilmiştir. Bu çalışmada, liman devleti denetimlerinde MLC 2006 kapsamında tespit edilen uygunsuzluklar ve bu uygunsuzlukların gemi tutulmalarına etkileri incelenmektedir. Çalışma, mevcut eksikliklerin analiz edilerek uygunsuzlukların tekrarlanmasını önlemeyi ve denizcilik sektöründe gemiadamı haklarının korunmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu amaçla, gemilerin tutulmasına yol açan uygunsuzluklar listelenecek ve bayes ağları ile makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak analiz edilecektir. Elde edilen bulgular, denizcilik sektöründe çalışanların yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirme yönünde katkılar sunmayı amaçlamaktadır.
Sefer planı geçiş izi limiti belirlenmesinde bulanık temelli hibrit bir model önerisi
Gemilerde sefer planlamasında emniyetli seyir için belirlenmesi gereken önemli emniyet parametrelerinden biri, Geçiş İzi Limiti (Cross Track Limit-XTL) değeridir. Su üstü engelleri göz önüne alınarak tespit edilen bu değerler, gemiler için belirlenen rotanın sancak ve iskele tarafında yer alan emniyetli seyir alanını ifade eder. Uygulamada, bu değerler genellikle şirket politikaları ve/veya gemi kaptanı tarafından belirlenir. Ancak, kişisel tecrübe ve risk algısı, belirlenen limit değerlerine doğrudan etki eder. Gemi kazalarının büyük bir bölümünün insan kaynaklı olduğu göz önüne alındığında, emniyetli bir seyir sağlanabilmesi için XTL değerinin doğru bir şekilde belirlenmesi son derece önemlidir. Bu çalışmada, XTL değerlerinin makine öğrenmesi yöntemleriyle belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, akademik çalışmalar, şirket politikaları ve uzman görüşleri aracılığıyla XTL değerlerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler, açık denizler ve kısıtlı sular olmak üzere iki ayrı başlık altında incelenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda hazırlanan veri toplama formu, 11 uzakyol gemi kaptanına sunulmuştur. Toplanan veriler ışığında, XTL değerini etkileyen faktörler Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Genişletilmiş Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (BAHP) kullanılarak önem sırasına göre sıralanarak en yüksek etkiye sahip beşer faktör belirlenmiştir. Açık denizlerde ilk beş faktör gemi manevra kabiliyeti, gemi boyu, gemi eni, zabit tecrübesi ve gemi tipi olarak sıralanırken, kısıtlı sularda gemi draftı, CATZOC, trafik durumu, zabit tecrübesi ve gemi hızı olarak sıralanmıştır. Belirlenen bu faktörler temelinde bir Mamdani tip Bulanık Çıkarım Sistemi (Fuzzy Inference System-FIS) modeli oluşturulmuştur. Böylece, makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak XTL değerlerini öneren bir FIS modeli geliştirilmiştir. Sonuç olarak, gemi kaptanı ve/veya şirket politikaları ile belirlenen XTL değerlerinin, subjektif yargılardan arındırılarak, makine öğrenmesine dayalı bir karar destek modeli tarafından önerilmesi sağlanmıştır.
IMO otonom gemi derecelerinin farklı boyutlarda karşılaştırmalı analizi ve ideal otonom gemi derecesi seçimi için bir model önerisi
Bu çalışmada, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından tanımlanan Otonom Gemi Seviyeleri (Maritime Autonomous Surface Ships – MASS 1, 2, 3 ve 4), Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleriyle kapsamlı biçimde değerlendirilerek en uygun otonomluk düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Değerlendirme süreci; maliyet, emniyet ve güvenlik, teknik yeterlilik ile sosyal etkiler olmak üzere dört ana kriter altında yapılandırılmış ve bu kriterlere bağlı alt ölçütlerle detaylandırılmıştır. Kriter ağırlıkları, belirsizlik içeren uzman yargılarını dikkate alan Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (BAHP) ile hesaplanmış; alternatiflerin önceliklendirilmesi ise Gri İlişki Analizi (GRA) ve Ağırlıklı Toplam ve Çarpım Yöntemi (WASPAS) ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular, tüm yöntemlerde tam otonom seviyeyi temsil eden MASS 4'ün tüm kriterler göz önünde tutulduğunda günümüzde en uygun seçenek olarak öne çıktığını göstermektedir. Kriter önem derecelerine bakıldığında, emniyet ve güvenlik unsurunun %33,7 ile en kritik faktör olduğu görülmüş; bunu maliyet (%31,6), teknik kriterler (%23,6) ve sosyal boyutlar (%11,1) izlemiştir. Alt kriter düzeyinde ise siber güvenlik tehditleri, yatırım ve bakım maliyetleri, sistem sürdürülebilirliği ve personel eğitimi gibi faktörler belirleyici olmuştur. Sonuç olarak, otonom denizcilik teknolojilerinin yaygınlaştırılmasında yalnızca teknik uygunluk değil, aynı zamanda güvenlik, ekonomik verimlilik ve toplumsal kabul gibi çok boyutlu parametrelerin birlikte ele alınması gerektiği ortaya konmuştur. Bu bağlamda çalışma, karar vericiler için stratejik düzeyde yön gösterici bilimsel bir temel sunmaktadır.
Çatma-çatışma kaza nedenlerinin sistematik analizi
Teknolojik gelişmeler ve yürürlüğe konulan güncel mevzuatlara rağmen, denizlerde artan trafik yoğunluğu ve ağır meteorolojik koşullar gibi dış faktörler ile insan hataları sebebiyle çatma-çatışma kazaları yaşanmaya devam etmektedir. Bu tür kazalar, yalnızca can ve mal kaybına yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda ciddi çevresel felaketlere de neden olmaktadır. Kazaların genellikle birbiriyle ilişkili nedenler zinciri sonucu meydana geldiği düşünüldüğünde, sadece nedenlerin tespit edilmesi değil, aynı zamanda bu nedenler arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Web of Science (WoS) veri tabanında yer alan ve çatma-çatışma kaza nedenlerini içeren 79 akademik makale incelenmiş; elde edilen nedenler İnsan Faktörü Analizi ve Sınıflandırma Sistemi (HFACS) çerçevesinde sınıflandırılmıştır. HFACS yapısının nedenler arasındaki ilişkileri gösterememesi nedeniyle çatma-çatışma kazalarının oluşumundaki nedensellik ilişkilerinin sistematik olarak gözler önüne serilmesi maksadıyla, yukarıda bahsedilen 79 adet akademik makale arasından nedenler arasındaki ilişkilere yer veren 40 adet akademik makale olduğu tespit edilmiş, HFACS-PV seviyelerine sadık kalınarak Bayes Ağı modeli oluşturulmuştur. HFACS modelinin oluşturulması esnasında tespit edilen nedenler Bayes yapısının oluşturulabilmesi maksadıyla literatüre bağlı kalınarak isimlendirilen düğümler altında toplanmıştır. Geliştirilen bu model aracılığıyla, nedenler arasındaki olasılıksal ilişkiler görselleştirilmiş; düğümler arası bağlantıların kuvvetleri renk kodlarıyla işaretlenerek belirgin etkileşimler ortaya konmuştur. Yapılan bu çalışma ile emniyetsiz eylemleri hazırlayan ön koşullar ile emniyetsiz eylemler arasındaki kuvvetli ilişki göz önüne serilmiştir. Ayrıca eğitim ve personel atama arasındaki kaza oluşumu arasında kuvvetli etki olduğu görülmüş, bu iki faktörün gemiye aşinalık, bölgeye aşinalık ve şirketin gemiadamı ile donatma stratejisi arasındaki bağlantıları incelenmiştir. Çalışma, çatma-çatışma kazalarının önlenmesine yönelik veri temelli ve bütüncül yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemekte ve bu alanda çalışacak araştırmacılar için önemli bir kaynak sunmaktadır.
Bandırma körfezinde denizüstü rüzgar enerji santrali için kurulum yeri seçimi
Türkiye'de rüzgar enerjisi pazarı son yıllarda hızlı bir büyüme göstermektedir. 2016 yılında rüzgar enerjisi kapasitesindeki artış, Türkiye'yi Avrupa'da ilk üç ülke arasına ve dünyada yedinci sıraya taşımıştır. Ülkenin kara ve deniz alanlarına yayılmış yüksek rüzgar enerjisi potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin coğrafi konumu ve iklim koşulları, rüzgar enerjisi üretimi açısından pek çok ülkeye göre avantaj sağlamaktadır. Fosil yakıtlardan farklı olarak çevre dostu ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan rüzgar enerjisi, Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Son yirmi yılda bu kaynağın kullanımındaki artış, rüzgar enerjisinin stratejik önemini daha görünür hale getirmiştir. Bu çalışmada, Bandırma ve çevresindeki kara ve deniz alanlarında rüzgar enerjisi potansiyeli Ters Mesafe Ağırlıklı (TMA) enterpolasyonu ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Çevresel ve mekânsal kısıtlamalar dikkate alındığında, Bandırma Körfezi'nde optimize edilen bölgelerde 20 türbin ile 120 MW kurulu güç öngörülmüştür. Bu sonuçlar, bölgenin denizüstü rüzgar enerjisi açısından uygunluğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin rüzgar enerjisi kurulu gücü dünya çapında lider ülkelerle karşılaştırılmış; işletme, inşa ve lisans aşamasındaki projeler analiz edilmiştir. Yapılan tekno-ekonomik analizler sonucunda, projenin Dengeleme Elektrik Maliyeti (DEM) 86,07 €/MWh olarak hesaplanmış olup, bu değer uluslararası denizüstü rüzgar enerjisi projelerinin maliyet aralıklarıyla (76,92 – 102,56 €/MWh) yüksek derecede rekabet edebilir bir seviyededir. Elde edilen 120 MW'lık fizibil kapasite, Türkiye'nin 2035 yılındaki 5 GW denizüstü rüzgar enerjisi santralleri hedefine doğrudan katkı sunmaktadır. Bu bulgular, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirme ve fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma potansiyelini desteklemektedir.
Kurtarma hukuku kapsamında çevresel kurtarma
Kurtarma sadece antik bir hak olmayıp, denizcilik hukukuna özgü bir haktır. Deniz kurtarmasında en önemli ilke olan, "Faydalı Netice Yoksa, Ödeme Yok" temelinde, ortada bir fayda yoksa yapılan faaliyetlerin maliyeti ne olursa olsun bir ödemenin olmamasına dayanmaktadır. Ancak, bilim ve teknolojinin gelişmesi, artan gemi trafiğiyle birlikte çeşitli kargoların taşınması nedeniyle denizcilik endüstrisinde çevre kirliliği ciddi bir problem haline gelmiştir. Bu yüzden bu ilke, son yıllarda çevre zararını önlemeye yönelik kamu ilgisini yansıtacak şekilde değişikliğe uğramıştır. Günümüzde çevresel koruma gerekliliği geleneksel kurtarma sistemine meydan okumaktadır. Geleneksel kurtarma sistemi içerisinde gelişen çevresel kurtarma günümüzde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada 1989 Londra Konvansiyonu çerçevesinde çevresel kurtarma özellikle Amerikan ve İngiliz uygulamaları göz önünde bulundurulmak ve standart klozlar dahilinde değerlendirilmek suretiyle açıklanmıştır. Uluslararası Kurtarma Birliği (ISU) 1989 Londra Konvansiyonunu değiştirmek üzere çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Bu çalışmada, kurtarma endüstrisinin talepleri doğrultusunda yapılan bu girişimlerin odak noktası olan deniz çevresi kirliliğinin engellenmesi veya en aza indirilmesi hususunda gösterilen çaba karşılığında teşvik amaçlı ücretlendirmeyi amaçlayan eski adı sorumluluk kurtarması olup yeni adı çevresel kurtarma ücreti olarak geleneksel kurtarma ücretinden ayrı bir ücretin nasıl tesis edilebileceği hususundaki özüm yolları incelenmiştir. Ayrıca, kurtaranların çevre kirliliği önleme çabalarının kurtarma hukuku altında ne oranda ve hangi yasal gerekçelerle ücretlendirildini ve diğer hukuk alanlarında alternatif imkanların olup olmadığını ya da tesis edilebilme hususunun analizi yapıldı. Anahtar Kelimeler: Kurtarma, Kurtarma Ücreti, Çevresel Kurtarma ücreti, SCOPIC, Özel Tazminat, , Sigorta
Performance and emission analysis of marine diesel engines during ship maneuvering
Sea transport is the most economical and convenient transportation option for long distance transport. From the 19th century with the realization of the industrial revolution, it has entered into a rapid development of maritime transport. Developing technology and international treaties necessiated more sensitive to changes in the environment of this technology. In this context, IMO (the International Maritime Organization) MARPOL annex 6 (1997 protocol ) was enacted in 2005. Air pollution is causing global warming, the depletion of the ozone layer, acid rain, damage to the human health. Keping constantly under the control of the operation and performance of diesel engines with low air pollution is important. Due to variable loads during maneuvers of ships gases emitted into the atmosphere is damaging the air quality in the port environment. Therefore, they must perform the maneuver of the vessel as soon as possible. In addition, operation of the generators during their stay in the port causes air pollution. During the maneuver for main engine, 20% CO2 and 800% emissions produced specific emissions more than normal operating conditions. In addition, the emissions produced by two generator at same power load is 16% CO2 and 320% CO more specific emissions than one generator operating conditions. In this study, ships exhaust harmful gases released into the environment while maneuvering and port stays are illustrated numerically. During the maneuvering to reduce emissions and port stays were made to run during the determination of the number of the generators. Annual and periodic emission calculations will be based on the calculations methods.
Improvement of planned maintenance system onboard ship
Planned Maintenance System is the backbone of any shipping organization that aims for higher safety and performance values. The obligatory rules and regulations and insurance pressure also forces their hand on higher standards in proper maintenance onboard vessels. The improvement of such systems requires process analysis methods that are easier to run via software contribution. Furthermore a broken system or failure to abide by a given system could result in incidents that would be reflected in the revenue of the company. As in all other industries, it is of utmost importance that the maintenance costs can be controlled and minimized in the maritime industry. This aim can only be achieved with planned maintenance system which was created modern, sistematic and inovative approaches. This research aims to define and analyze to the planned maintenance systems and choose optimum decisions for ship maintenance.
Çatma-çatışma kaza nedenlerinin sistematik analizi
Teknolojik gelişmeler ve yürürlüğe konulan güncel mevzuatlara rağmen, denizlerde artan trafik yoğunluğu ve ağır meteorolojik koşullar gibi dış faktörler ile insan hataları sebebiyle çatma-çatışma kazaları yaşanmaya devam etmektedir. Bu tür kazalar, yalnızca can ve mal kaybına yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda ciddi çevresel felaketlere de neden olmaktadır. Kazaların genellikle birbiriyle ilişkili nedenler zinciri sonucu meydana geldiği düşünüldüğünde, sadece nedenlerin tespit edilmesi değil, aynı zamanda bu nedenler arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Web of Science (WoS) veri tabanında yer alan ve çatma-çatışma kaza nedenlerini içeren 79 akademik makale incelenmiş; elde edilen nedenler İnsan Faktörü Analizi ve Sınıflandırma Sistemi (HFACS) çerçevesinde sınıflandırılmıştır. HFACS yapısının nedenler arasındaki ilişkileri gösterememesi nedeniyle çatma-çatışma kazalarının oluşumundaki nedensellik ilişkilerinin sistematik olarak gözler önüne serilmesi maksadıyla, yukarıda bahsedilen 79 adet akademik makale arasından nedenler arasındaki ilişkilere yer veren 40 adet akademik makale olduğu tespit edilmiş, HFACS-PV seviyelerine sadık kalınarak Bayes Ağı modeli oluşturulmuştur. HFACS modelinin oluşturulması esnasında tespit edilen nedenler Bayes yapısının oluşturulabilmesi maksadıyla literatüre bağlı kalınarak isimlendirilen düğümler altında toplanmıştır. Geliştirilen bu model aracılığıyla, nedenler arasındaki olasılıksal ilişkiler görselleştirilmiş; düğümler arası bağlantıların kuvvetleri renk kodlarıyla işaretlenerek belirgin etkileşimler ortaya konmuştur. Yapılan bu çalışma ile emniyetsiz eylemleri hazırlayan ön koşullar ile emniyetsiz eylemler arasındaki kuvvetli ilişki göz önüne serilmiştir. Ayrıca eğitim ve personel atama arasındaki kaza oluşumu arasında kuvvetli etki olduğu görülmüş, bu iki faktörün gemiye aşinalık, bölgeye aşinalık ve şirketin gemiadamı ile donatma stratejisi arasındaki bağlantıları incelenmiştir. Çalışma, çatma-çatışma kazalarının önlenmesine yönelik veri temelli ve bütüncül yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemekte ve bu alanda çalışacak araştırmacılar için önemli bir kaynak sunmaktadır.