
220
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
COVİD-19 pandemisinin bist endekslerinin makroekonomik değişkenlerle ilişkileri üzerine etkileri: Ampirik bir çalışma
Pay senedi getirileri ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki, özellikle de son dönem küresel gelişmelerin yarattığı durumlar göz önünde bulundurulduğunda, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek geniş kapsamlı bir etkiye sahip olması nedeniyle araştırmacıların ve uygulayıcıların ilgisini son yıllarda giderek daha çok çekmektedir. Yatırımcılar, pay senedi getirilerini etkileyen makroekonomik faktörleri dikkate alarak portföylerini yeniden düzenleyebilirken, politika yapıcılar da bu bilgilerden faydalanarak çeşitli kararlar alabilirler. Bu nedenle, pay senedine yatırım yapmadan önce yatırımcıların pay senedi getirilerini etkileyen faktörleri göz önünde bulundurmalarının, potansiyel riskleri en aza indirmelerine ve daha yüksek getiri elde etmelerine katkı sunması beklenmektedir. Bu bağlamda, makroekonomik değişkenlerin ve küresel ölçekte meydana gelen ve piyasaları etkileyen olayların pay senedi fiyatları üzerindeki etkilerinin incelenmesi önemlidir. Bu etkiler, olayların gerçekleşmeden önce elde edilen verilere dayalı analizlerle birlikte olayların meydana geldiği zaman ve sonrasında yapılacak incelemelerle ortaya çıkarılabilir. Bu tez çalışması, Türkiye'de 2010-2023 yılları arasında BIST 100, BIST Sınai ve BIST Mali endeksleri kapsamında, makroekonomik faktörlerin pay piyasasına etkileri ve küresel ölçekte piyasaları etkileyen Covid-19 pandemisinin makroekonomik değişkenlerle pay endekslerine etkisinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Asur devletinin dini ve inancı
Asur Devleti; Eski Asur, Orta Asur, Yeni Asur ve İmparatorluk dönemi olarak dört bölümde incelenmektedir. Asur Devleti kuruluşundan yıkılışına kadar dine çok önem vermiş bir Mezopotamya toplumudur. Gerek toplumsal, gerek siyasal, ekonomik düşünülebilecek her alanda Asur ülkesinde din faktörü önemli rol oynamıştır.Asurlular çok tanrılı bir toplumdur . Mezopotamya kültünde bulunan bütün tanrılara tapmış, fakat baş tanrı olarak Tanrı olarak Tanrı Asur'u kabul etmişlerdir. Mezopotamya'daki bütün tanrılara saygı göstermişlerdir. Özellikle hükümdarlar yaşanan bütün siyasi gelişmelerde tanrıların etkili olduğuna inanmışlardır. Bu yüzden Asur Devleti hükümdarları tahta çıktıktan sonra tanrıların evi olarak kabul edilen tapınakları inşa etmişlerdir. Yıllar içerisinde harap olmuş tapınakların onarımını sağlamışlardır. Bunları yazıtlarında da konu almışlardır. Tanrılarına kurbanlar sunmuş, gereken değeri vermişlerdir. Hükümdarlar savaştaki galibiyetlerini tanrıların kendilerinden memnun olmasına yormuş, mağlubiyetlerinde ise tanrının öfkesine maruz kaldıklarını düşünmüşlerdir. Herhangi bir bölgeyi fethettiklerinde o bölgenin tanrılarına hürmet etmiş ve tapınakları ile ilgilenmişlerdir. Bunda hem fethedilen bölge halkının hoşnutluğunu kazanmayı hem de tanrının sevgisini kazanmayı amaçlamışlardır. Asur ülkesinde genel olarak siyasetin içerisinde daima din faktörü ile de karşılaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Asur Devleti, Din, Tapınak, Sunak
Ders programı çizelgeleme probleminin genetik algoritma ile çözümü: Bir uygulama
Çizelgeleme problemleri belirli bir faaliyetin kısıtları olabildiğince sağlanarak, mahdut miktardaki zaman aralıklarına atanmasıdır. Eğitim kurumları için bu problem ders ve sınav işlemlerini düzenleme ve uygulamada kullanılmaktadır. Elde yapılan programlar çok uzun zaman almakta ve aksaklıklar çıkmaktadır. Hatta kimi durumlarda yalnızca tek uygun çizelgenin dahi oluşturulması olanaksızlaşmaktadır. Birçok yöntemden yararlanılarak çözülen ders programlama probleminin tek bir çözüm yöntemi yoktur. Kurumdan kuruma, şehirden şehre, ülkeden ülkeye başkalaşan farklılıklar sebebiyle çeşitli uygulamalardan yararlanılmıştır. Zaman çizelgelemesinin bir uzantısı olan ders programı çizelgeleme problemlerinin çözüm yöntemlerinde kesin yöntemler ve sezgisel yöntemler ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Her iki yöntemin de kendine münhasır alt sınıfları vardır. Bu alt sınıfların hepsi ders ve sınav çizelgeleme problemlerine cevap vermektedir ancak çizelgeleme problemlerinde esas olan problemin kısıtlarının ve amaç fonksiyonunun net ve doğru şekilde belirlenmesi ve problemin en kısa zaman zarfında çözülmesidir. Bu noktada hangi algoritmanın seçilmesi gerektiği araştırmacının tercihine kalmıştır. Bu çalışmada zaman çizelgeleme problemlerinin, eğitimsel zaman çizelgeleme başlığı altında ders programı çizelgeleme problemine genetik algoritma ile bir çözüm aranmıştır. Daha önce yapılan çalışmalara değinilerek yeni ve güncel bir sorun olan hibrit/dönüşümlü sınıflar için ders programı oluşturmak hedeflenmiştir. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü için kısıtları belirlenen probleme ait matematiksel model oluşturulmuş ve MATLAB üzerinde Genetik Algoritma ile çözülmüştür. Tüm kısıtların sağlandığı çözüm bulunmuştur.
Katı kültür fermentasyonu uygulanan ayçiçeği küspesi ile kraker üretimi
Bu çalışmanın amacı, ayçiçeği küspesinin (AK) katı kültür fermantasyonuyla toplam fenolik madde (TFM) içeriğini arttırmak ve fermente ayçiçeği küspesi ununu (FAKU) fonksiyonel kraker yapımında kullanmaktır. Öncelikle, ayçiçeği küspesinin Aspergillus oryzae ile katı kültür fermantasyon koşulları optimize edilmiştir. Optimum fermantasyon koşulları; 1x107 inokulum oranı, %70 nem içeriği, 40 °C sıcaklık ve 8 gün inkübasyon süresi olarak bulunmuştur. Kraker yapımında, optimum koşullarda elde edilen FAKU beyaz un (BU) veya tam buğday unu (TBU) ikamesi olarak %5, %7.5 ve %10 oranında kullanılmıştır. Krakerlerin fizikokimyasal, biyoaktif, duyusal, tekstürel ve mikroyapısal özellikleri incelenmiştir. AK'ın katı kültür fermentasyonu AK'a kıyasla daha düşük nem içerikli, L*değerli ve antioksidan aktiviteli FAK üretmiştir (p<0.05). Bunun aksine, AK'ın TFM'sinin %14 oranında artmasına neden olmuştur. FAKU ikamesinin BU ve TBU'lu krakerlerin TFM ve antioksidan aktivitesini önemli ölçüde yükselttiği bulunmuştur. FAKU ilaveli (%5'ten %10'a) BU ve TBU krakerlerinin sertlik değerleri arasında istatistiksel fark saptanmamıştır (p>0.05). FAKU'nun, BU krakerlere kıyasla TBU krakerlerinde duyusal özellikleri iyileştirdiği bulunmuştur. Sonuçlar FAKU'nun fonksiyonel kraker üretiminde un ikamesi olarak kullanabileceğini göstermektedir.
Sümer'de kadın
MÖ. 3500'lerde Mezopotamya coğrafyasının güneyine gelerek yüksek bir medeniyet kurmuş olan Sümerler, inanç sistemleri, hukuk anlayışları ve toplumsal işleyişleri açısından günümüze oldukça fazla bilgi bırakmışlardır. Yazıyı icat eden Sümerliler, yaşamlarının çoğu alanını kayıt altına almışlardır. Nereden ve ne sebepten dolayı bu coğrafyaya geldikleri kesin olarak bilinmeyen Sümerliler, ilk kanun yapan halk olma özelliğine de sahiptirler. Bu kanunlar aracılığı ile kadın ve erkek arasında, sahip olunan haklar da görülmektedir. Cinsiyetler ve işlenen suçlar arasında, ceza anlamında farlılıklar görülmektedir. Müşterek bir yaşam şeklini benimseyen Sümerler, kanal yapımından mabet yapımına vb. birçok alanda birlikte çalışmaktadırlar. Toplum düzeninin istikrarlı ilerleyebilmesi amacıyla, öncelikle aile birliği, evlilik kurumuyla sağlanmakta ve resmi sözleşmeler aracılığı ile güvence altına alınmaktadır. Çoktanrılı bir inanışa sahip olan Sümerler, oluşturmuş oldukları mitler aracılığı ile toplumsal açıdan fayda ve zarar getirebilecek çoğu durumu mitlerinde işleyerek tanrı ve tanrıçaları insan şeklinde tasvir etmektedirler. Ataerkil bir toplum yapısına sahip olan bu halk, cinsiyetler üzerinde roller belirlemiştir. Aile yapısında ve yapılan mesleklerde, cinsiyetler üzerinde belirlenen roller, etkin olmaktadır. Kadın ve erkek arasında belirlenen bu roller, inanç sistemleri aracılığı ile desteklenmiş olup, hukuk sistemleri ile sağlamlaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sümer, Kadın, Toplum, Cinsiyet.
Toplumsal gertçekçi sanatçılardan Nuri İyem, Neşet Günal, Nedim Günsür, Aydın Ayan ve Nedret Sekban'ın sanat anlayışı ve eserlerinin ontolojik açıdan çözümlenmesi
Türk resim sanatının toplumsal gerçekçi sanatçıları Neşet Günal, Nedim Günsür, Nuri İyem, Aydın Ayan, ve Nedret Sekban'ın eserlerini ontolojik açıdan detaylı bir şekilde inceleyerek, bu sanatçıların sanatsal dilini anlama amacını taşımaktadır. nitel bir yöntem olan doküman incelemesi yöntemine dayanmaktadır. Araştırmanın kapsamlı sonuçları şu şekildedir: Neşet Günal'ın eserlerinde, kırsal yaşam ve emeğin sembolizmi ön plandadır. Günal, çiftçilerin ve köylülerin günlük yaşamlarını, tarım sahnelerini, ve toplumsal adaletsizliklere dair derin bir eleştiriyi eserlerinde belirgin bir Şekilde ortaya koymaktadır. Renk ve figüratif anlatımıyla Günal, varlık değerlerine vurgu yaparak izleyiciyi düşündürmeyi amaçlamaktadır. Nedim Günsür'ün eserlerinde, şehir yaşamının karmaşıklığı ve insan ilişkileri detaylı bir şekilde işlenir. Günsür, modern hayatın getirdiği izolasyonu ve yabancılaşmayı sıkça ele almıştır. Kompozisyonlarındaki detaylı görsellik, izleyiciyi düşündürmeye teşvik eder. Nuri İyem, genellikle kadın figürlerini merkeze alarak onları sembolik bir derinlikle tasvir eder. İyem'in eserlerindeki dramatik atmosfer, yoğun bir duygusal deneyim sağlayarak, kadınların güçlü ve hassas yanlarını bir araya getirmektedir. Aydın Ayan'ın eserleri, genellikle savaş sonrası dönemi ve toplumsal dönüşümü yansıtır. Sanatçı, sıklıkla savaşın yıkıcı etkilerini ve insanların bu zorlu dönemdeki yaşam mücadelelerini resmetmektedir. Nedret Sekban'ın eserleri daha çok doğa ve insan arasındaki ilişkiyi işler. Deniz, gökyüzü ve kırsal manzaralar, sanatçının eserlerinde belirgin motiflerdir. Sekban'ın eserlerinin en dikkat çekici yönü, doğanın, insanın duygusal ve psikolojik durumunu nasıl yansıttığını anlamaya odaklanmasıdır. Bu beş sanatçının eserleri incelendiğinde, Türk resim sanatının toplumsal gerçekçilik sanat eğilimi, çeşitli yönleri ve derinliği ile göze çarpmaktadır. Eserler, toplumun çeşitli katmanlarından alınan imgelerle zenginleştirilmiş ve ontolojik değerlerle derinleştirilmiştir. Renk, kompozisyon, sembolizm ve temalar, her sanatçının kendi özgün anlatımını yaratmasına yardımcı olmuştur. Bu araştırma sınırlı sayıda sanatçının eserlerini içermekte ve sadece ontolojik açıdan bir analiz yapmaktadır. Daha geniş bir perspektiften bakabilmek için, gelecekteki araştırmalarda bu sanatçıların diğer sanatsal ve kültürel bağlamları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, ontolojik açıdan yapılan analizlerin yanı sıra sanatçıların biyografik ve sosyal etkilerini inceleyen çalışmalara ihtiyaç vardır. Türk resim sanatının toplumsal gerçekçi sanatçılarının, eserlerinin özgün dilini ve toplumsal mesajını anlamak, sanatın derinliğine inmek ve izleyiciyi düşündürmek, eserleri ontolojik açıdan analiz etmeye yönelik bir adım olmuştur. yapılan bu analizler, sanat tarihine ve kültürüne önemli bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ontolojik Çözümleme, Toplumsal Gerçekçilik, Türk Resim Sanatı.
Döviz kuru ve dış ticaret ilişkisi: Türkiye üzerine bir inceleme
Uluslararası ticaret ve sermaye akımlarında yaşanan olumlu gelişmeler ülkeler arasındaki ticaretin artmasına yol açmış ve döviz kurlarının dış ticaret ile ilişkisi ön plana çıkmıştır. Dış ticaret açığına sahip olan bir ülke olarak Türkiye'de dış ticaretin önemli belirleyicilerinden biri olan döviz kurunun etkisinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu durum çalışmanın kaleme alınmasında motivasyon kaynağı olmuştur. Çalışmada, Türkiye'de döviz kuru ile dış ticaret arasındaki ilişkiyi analiz etmek amacıyla ihracat, reel efektif döviz kuru, yurt dışı gelir ile ithalat, reel efektif döviz kuru ve yurt içi geliri esas alan iki ayrı model oluşturulmuştur. 2002 Ocak ile 2022 Ekim ayları arasındaki dönemi kapsayan veriler yardımıyla durağanlık analizleri yapılmış, sonrasında Vektör Otoregresif (VAR) Modeli, Johansen Eşbütünleşme Testi ve Granger Nedensellik analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ihracat modeline bakıldığında: i) Johansen Eşbütünleşme Testine göre seriler arasında eşbütünleşme ilişkisi olmadığı ii) FMOLS ve DOLS sonuçlarına göre katsayıların pozitif ve anlamlı olduğu, iii) Granger Nedensellik analizi sonuçlarına göre yalnızca ihracattan yurt dışı gelire tek yönlü nedensellik bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. İthalat modeline bakıldığında ise: i) Johansen Eşbütünleşme Testi'ne göre seriler arasında 1 adet eşbütünleşme ilişkisi olduğu, ii) FMOLS ve DOLS sonuçlarına göre katsayıların pozitif ve anlamlı olduğu, iii) Granger Nedensellik analizi sonuçlarına göre reel döviz kurundan ithalata ve yurt içi gelirden ithalata tek yönlü nedensellik bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bakır-volfram kompozitlerinin mekanik alaşımlama ve sinterleme yöntemleri ile üretilmesi ve karakterizasyonu
Günümüzde, ticari değerlere sahip metal esaslı malzemeler arasında bakır ve bakır esaslı kompozitler gösterdikleri üstün özellikleri nedeniyle farklı uygulamalar için önem arz etmektedir. Sahip oldukları yüksek elektriksel ve termal iletkenlik ve iyi korozyon direnci nedeniyle bakır ve bakır esaslı kompozitler, elektronik paketleme, elektrik kontakları ve kaynak elektrotları gibi termal ve elektronik uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, farklı oranda volfram takviye edilen bakır tozları hem karıştırma hem de yüksek enerjili öğütme işlemlerinden geçirilmiştir. Üretilen kompozit tozlarına, tek eksenli soğuk pres ile farklı basınçlar uygulanarak sıkıştırma davranışları incelenmiştir. Farklı pres basınçları ile sıkıştırılan numunelerin 850 °C'de 2sa süre ile yapılan sinterleme sonucunca sinterlenebilirlik davranışları incelenmiştir. Seçilen sıkıştırma basıncı ile farklı sıcaklık ve sürelerde sinterleme yapılarak karşılaştırılmıştır. Üretilen kompozitlerin mikroyapısal karakterizasyonları, X-ışınları difraksiyonu, optik mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Mekanik özellikleri, Vickers mikrosertlik ve aşınma testleri yapılarak ortaya çıkarılmıştır. Son olarak, elektriksel iletkenlik probu kullanılarak üretilen kompozitlerin elektriksel iletkenlikleri incelenmiştir. Sonuçlara göre en yüksek sertlik (110 HV) ve iyi aşınma oranı (0,54±0,09 x10-3 mm3/Nm) değerlerini mekanik alaşımlanmış ağ. %20 W içeren bakır kompozit numunesi göstermiştir.
Osmaniye (Cebel-i Bereket) tarihi bibliyografyası (1914-2000)
Bilgiye erişimi hızlandıran bilim dünyasında büyük bir öneme haiz bibliyografya çalışmaları gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Bilimsel çalışma yapacak bir araştırmacı ele aldığı konunun kaynaklarına kısa sürede ulaşabilmek için adeta zamanla yarışır. Birçok aşaması bulunan bilimsel çalışmalar bir süreci ihtiva etmektedir. Konunun tespiti ile başlayıp literatür taramasıyla devam eden bu süreçte doğru yol izlemek ziyadesiyle önemlidir. Araştırmacının üzerinde çalışacağı konu ile ilgili yapması gereken ilk unsur konunun ana kaynaklarına ulaşıp gerekli okumaları yapmaktır. Daha sonra bu kaynakların referanslarını okumak suretiyle çalışmaya derinlik kazandırmalıdır. Ne var ki bu yöntem araştırmacıya kısıtlı bir imkân sunar. Yapılacak olan bilimsel çalışmaların niteliği araştırmacının zengin bir literatür bilgisine sahip olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu anlamda spesifik alanlarda hazırlanmış bibliyografya çalışmaları araştırmacıya kolaylık sağladığı gibi zaman kaybının önüne geçmekte ve araştırmayı verimli kılmaktadır. Belirli bir konuya ait eserlerin envanterini oluşturmak büyük bir titizlik gerektirdiği gibi oldukça ciddi ve zor bir iştir. 1914-2000 yılları arasını kapsayan bu çalışmada öncelikli olarak bibliyografyanın tarihçesi hakkında bilgi verilmiş, Başbakanlık Osmanlı Arşivi başta olmak üzere Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, ATASE Arşivi, TİTE Arşivi, Türk Tarih Kurumu Arşivi, Kızılay Arşivi ve diğer arşivlerin yanı sıra Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Meclis Tutanakları ve tetkik eserler taranmıştır. Bu çalışma neticesinde Osmaniye Tarihi hakkında her türlü belge ve eserin envanteri meydana getirilerek elde edilen bulgular tasnife tabi tutulmuş, kronolojik çerçeve içerisinde çalışma ortaya konularak bibliyometrik bir analiz yapılmıştır. Ortaya konulan çalışmanın araştırmacılara rehberlik etmesi ve yapılacak yeni akademik çalışmalara temel olması düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Osmaniye, Cebel-i Bereket, Bibliyografya, 1914-2000.
Amplifikasyonun akustik ve fiziksel özelliklerinin işitsel fonksiyon ve kullanıcı üzerine etkileri
İşitme cihazı kullanıcılarının yaşadıkları sorunlardan önemli biri de telefon görüşmeleri sırasında gelen sesin parazitlenmesi ve söyleneni anlayamamalarıdır. Çoğu işitme cihazı markası gelişen teknolojiye paralel olarak işitme cihazlarında bluetooth özelliğini kullanmaya başlamışlardır. Bu çalışmamızda işitme cihazlarının mikrofon yönselliğinin ve bluetooth özelliğinin gürültü maruziyeti olan bireylerde konuşmayı anlama üzerine olan etkileri araştırılacaktır. Gürültü varlığında bilateral işitme cihazı kullanan bireylerin mikrofon yönselliğinin ve bluetooth özelliğinin konuşmayı ayırt etme skorları üzerine etkisi objektif olarak test edilecektir. Orta derecede bilateral sensörinöral tip işitme kaybı olan ve bilateral işitme cihazı kullanan bireylerin gürültüsüz ve gürültülü ortamda işitme cihazlı konuşmayı anlama skorları istatistiksel olarak araştırılacaktır. Elde edilecek sonuçlar literatürdeki verileriyle kıyaslanarak sonuçlar kısmında tartışılacaktır