
38
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Laodikeia camlari (hellenistik-geç antikçağ)
Laodikeia, Denizli İli'nin 6 km kuzeyinde; Eskihisar, Goncalı, Bozburun mahalleleri sınırları içinde yer alır. Rhoas ve Diospolis adındaki erken yerleşimlerin üzerine bir polis olarak kurulduğu MÖ 3. yy'dan itibaren bölgenin en önemli kentleri arasında yer almıştır. Siyasi ve ticari gücü ile metropol kent kimliğini üstlenen Laodikeia, Pagan inancının hakim olduğu görkemli yapıların yanında, Geç Antik Çağ ile birlikte Hıristiyanlığın en önemli mabetlerinden biri olan ve ismi İncil'de de geçen Laodikeia Kilisesi'ne ev sahipliği yapar. Söz konusu siyasi, ekonomik ve dini etkenlerin tümünün kentin cam repertuvarını ilk süreçten itibaren etkilediği görülmüştür. Hellenistik Dönem'in az rastlanan ithal form grupları yanında, Orta ve Geç İmparatorluk Dönemleri içerisinde kentte yoğun şekilde kullanılan cam, Geç Antik Çağ cam üretimine dair elde edilen somut veriler ile kentin bölge içerisindeki yerini ve önemini de kanıtlar niteliktedir. Kuruluşundan itibaren terk edildiği MS 7. yy'a kadar geçen süreçte Laodikeia'da kesintisiz ve yoğun bir kullanıma sahip olan cam günlük yaşamın ve dini ritüellerin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Asur Ticaret Kolonileri Çağında Konya Karahöyük çanak çömleği
Konya Karahöyük MÖ III. ve II. binyılda Orta Anadolu'nun en büyük höyüklerinden biridir. Höyükte 1953-1992 yılları arasında Ord. Prof. Dr. S. ALP tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. MÖ II. binyılın ilk çeyreğinde Asurluların Anadolu'da kurduğu uluslararası ticaret ağına dahil olan höyükte yapılan kazılarda IV-I. tabakalar Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na tarihlendirilmiştir. Arkeolojik kazılarda elde edilen bazı buluntular Konya Karahöyük'ün bu ticari sistem içerisindeki önemli istasyonlardan biri olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu buluntular mühür, mühür baskıları, bazı metal ve kemik eserler ile fayans eserlerden oluşmaktadır. Diğer yandan yerleşim yerleri ile ilgili değerlendirmelerde en önemli verilerden biri olan, yerleşim yerlerin kronolojisini, kültürel, sosyal ve ekonomik yapısını ve farklı bölge ve kültürlerle ilişkilerin tespitinde önemli ipuçları barındıran çanak çömlekler çalışılmamıştır. Bu tez çalışmasında söz konusu çanak çömlekler değerlendirilmiştir. Böylece günümüze kadar sadece yüzey araştırmalarından bilinen Konya Ovası Asur Ticaret Kolonileri Çağı çanak çömlek kültürü, Karahöyük'te arkeolojik kazılar ile ortaya çıkarılan çanak çömlekler üzerinden tanımlanma olanağına kavuşmuştur. Elde edilen sonuçlar Konya Karahöyük'ün en yoğun ilişkilerinin Orta Anadolu kentleri ile olduğunu, Mezopotamya ile de ilişkilerinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca özellikle Geç Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda İç Batı Anadolu kentleri ile de yoğun temasların varlığı görülmektedir. Genel olarak Konya Karahöyük çanak çömleğinin döneminin eğilimlerini yansıttığını ancak kendine has bazı uygulama ve formlarla özgün bir çanak çömlek geleneği ortaya koyduğunu söylemek mümkündür.
Diyarbakır Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi Kütüphanesi koleksiyonuna ait el yazmasının kodikolojik incelemesi ve konservasyonu
Süryaniler, Anadolu coğrafyasında yayılım göstererek kültürel çeşitliliğe değerleri ile katkı sağlayan topluluklardandır. Süryani el yazmaları, özgün yapım teknikleri ve üretim yöntemleri itibariyle bu çeşitliliğin somut örneklerinden biridir. 5. yüzyılın başlarından 20. yüzyıla kadar uzanan geniş zaman diliminde Süryani el yazmalarının üretim gelenekleri aktarılarak korunmuştur. Bu aktarımın geniş bir perspektifte incelenmesine olanak sağlayan el yazmalarının kodikolojik incelemesi; kullanılan malzeme ve araçlar, yazı gereçleri, kitap formları, yapım teknikleri, kâğıt özellikleri, metin yapısı, ketebe kaydı, kopyalanma süreci ve tarihlendirme sistemleri olmak üzere pek çok açıdan değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Kodikolojik inceleme esnasında elde edilen veriler, konservasyon uygulamaları için de referans niteliği taşımaktadır. Bu tez çalışmasında Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi Koleksiyonu'na ait 2 envanter numaralı el yazması çalışılmıştır. El yazması, Süryanice yazılmış bir Fenqitho kitabıdır. Ketebe kaydına göre istinsah tarihi Aralık 1520 Yunan yılı, Miladi 1209'dur. El yazması, ahşap kapaklı ve 47,6 x 30,4 cm ölçülerindedir. Yapım teknikleri, kâğıt özellikleri, mürekkep türü, süsleme ve yazım özellikleri itibariyle özgün özellikler gösteren el yazmasının kodikolojik incelemesi yapılmıştır. Yapılan literatür taraması XRF ve Raman gibi analiz yöntemlerinden elde edilen veriler ile desteklenmiştir. Uluslararası çerçevede kabul gören yöntemler kullanılarak konservasyonu gerçekleştirilmiştir.
Seyitömer Höyük VI. tabaka mimarisi ve çanak çömleği
Seyitömer Höyük, Kütahya ilinin 25 km kuzeybatısında yer almaktadır. Günümüzde Termik Santral İşletme sahası içerisinde kalan Seyitömer Höyük'ün altı ile çevresindeki kömüre ulaşmak amacıyla 1989-2021 yılları arasında aralıklarla arkeolojik kazılar gerçekleştirilmiştir. "Seyitömer Höyük VI. Tabaka Mimarisi ve Çanak Çömleği" adlı tez çalışması 2020-2021 yılları arasında açığa çıkarılan VI. Tabaka verilerini içermektedir. Çalışma, mimari ve çanak çömlek olmak üzere iki ana konu üzerine kurgulanmıştır. Höyüğün üst düzlüğünde açığa çıkarılan VI. Tabaka mimarisinde 24 adet mekân ve 17 adet taban tespit edilmiştir. Höyüğün güneydoğusunda yoğunlaşan mekanlar, ortak duvarlı, bir veya iki odalı, dikdörtgen planlıdır. Bu mekanların arka duvarları yan ve ön duvarlarına göre daha kalın inşa edilmiştir. Mekanlara ek olarak yerleşimde tabanlar açığa çıkarılmıştır. Bu mekân ve tabanlar yerleşim planı hakkında bilgi vermektedir. Yerleşimin radyal planlı olduğu ve mekanların arka duvarının daha kalın örülmesiyle oluşturulmuş bir sur ile çevrelendiği sonucuna varılmıştır. VI. Tabaka'nın en yoğun buluntu grubunu çanak çömlek oluşturmaktadır. Bu tabaka çanak çömleği el yapımı, çark yapımı ve az sayıda kalıp yapımı gruplardan oluşmaktadır. Çanak çömlekte, on bir mal grubu tespit edilmiştir. Mal grupları arasında film astarlı ve ithal mal grupları içinde incelenen ince astarlı ve ince nitelikli, gri astarlı ve parlak perdahlı, yalın ve parlak kırmızı astarlı ve perdahlı mal grupları ilk defa bu tabakada tespit edilmiştir. Kaplarda yerel formlar devam ederken Suriye Şişeleri ve kadehler Suriye-Mezopotamya kökenli formlar olarak repertuara eklenmiştir. Bu formlarla birlikte, çarkta üretilen tabak formları ve depaslar da ilk defa bu tabakada ortaya çıkmaktadır. Elde edilen bulgular ve radyokarbon sonuçları birlikte değerlendirilmiş ve yerleşim MÖ. 2570-2450'ye tarihlendirilmiştir. Daha sonra doldurulacaktır
Anadoluda Prytaneionlar ve Hestia kültü
Hestia kültü ile sembolize edilen prytaneionlar antik dönem şehir planlamacılığında önemli bir rol üstlenen ve şehrin önde gelen kurumlarından biridir. Ancak günümüze ulaşan verilerin yetersizliği, diğer çalışmalara göre geride kalmasına ve hakkında çok az bilgiye sahip olmamıza neden olmuştur. Bu çalışmada yapı ve kültünün özellikle Anadolu kapsamında tüm yönleriyle ele alınması hedeflenmiştir. Yapının ortaya çıkışı ve gelişimi üzerine gerçekleştirilen incelemeler sonucunda köklerinin prehistorik dönemlere kadar uzandığı, dinamik ve zengin bir gelişim göstererek Roma İmparatorluk Dönemi sonlarına kadar sürdüğü anlaşılmıştır. Anadolu'da kanıtlanmış ve muhtemel prytaneion örnekleri incelendiğinde, yapı için ortak bazı özellikler tespit edilmiştir. Örneğin prytaneionlar agora ya da kutsal alan sınırları içerisinde konumlanan, bir avlu ve iki ana oda (Hestiatorion ve Hestia Salonu) ile karakterize edilen tipik bir 'ev mimarisinin' daha büyük boyutlu tasarlanmış hali olarak tanımlanabilir. Ayrıca yapı fonksiyonlarında görülen çeşitlilik, yapının dini ve siyasi kimliği ile bağlantılıdır ve yapıyı tanımlamada önemli bir role sahiptir. Ocağın kişiselleştirilmiş tanrıçası Hestia, hem özel aile evi hem de devletin evi olan prytaneionların koruyucusudur. Tanrıça hakkında bilinenler günümüz verilerine göre sınırlıdır. Evrensel nitelikte olan Hestia kültü, antik Anadolu, Yunanistan ve Roma'ya kadar dağılım göstermektedir.
Batı Anadolu palmet ve dil motifli başlıklar
Mimaride kullanılan Dor, Ion, Korinth ve Kompozit gibi dört ana düzen dışında herhangi bir adlandırmanın ya da gruplandırmanın yapılamadığı bazı mimari uygulamalar da bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi de palmet başlıklar ve bunların ait olduğu düzendir. Bu tip başlıklar için yayınlarda farklı isimler kullanılmıştır. Bunlar; saz yapraklı, dil yapraklı veya yiv (oluk) yapraklı, yivli ve akanthuslu, palmet, Pergamon Tipi, Aeolic, lotus ve akanthus vb. gibi değişik isimlerle adlandırılmıştır. Bu farklı adlandırmalar belirgin ismin oturmadığını göstermektedir. Başlangıçta yalnızca sütun başlıklarında sade bir şekilde palmet başlık olarak yapılmaya başlanılmış, ancak daha sonra diğer düzenlerle birlikte karışık halde kullanılmıştır. Sütun başlıklarının kullanıldığı yapılarda diğer mimari elemanlarla bütünlük sağlaması açısından bu yapının paye, anta ya da plaster başlıklarında da aynı bezeme kullanılmıştır. Ayrıca yapının frizlerine de aynı bezeme işlendiği gibi daha sonra çeşitli şekillerde işlenmeye devam edilmiştir. Uçları sivri yaprak ya da ucu küt dil ya da oluk şeklinde betimlenmiştir. Ancak zamanla bu bezemede değişikliğe gidilmiştir. Çünkü antik dönemde mimaride Dor, ion, Korinth, Kompozit düzen kullanılmaktaydı. Ancak bu düzenler popülerliğini kaybetmeye başladığında, sanatçıların yeni arayışlar içerisine girilmesiyle birlikte, bu düzenlere ait farklı mimari elemanların ya da bölümlerin birlikte kullanılmasından karışık bir düzen ortaya çıkmıştır. Daha önceden bilinmekle birlikte, Palmet Dil Motifli başlıklarda Roma Dönemi'nde moda olan örnekleri oluşturmaktadır. Bu konular tez kapsamında detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Başlık, Yivli, Sütun Başlığı, Akanthus, Palmiye Yapraklı.
Laodikeia Septimius Severus Nymphaeumu
Lykos Vadisi'nin önemli kentlerinden biri olan Laodikeia'da yer alan Septimius Severus Nymphaeumu'nda yürütülen çalışmalar, tezin ana temasını oluşturmaktadır. Nymphaeum, Suriye Caddesi'nin kuzeyinde, Merkezi Agora'nın karşısında yer almaktadır. Nymphaeum'un arşitrav-friz bloğundaki yazıttan anıtsal yapının Zeus Saviour ve Septimius Severus'a (MS 193-211) ithaf edildiği anlaşılmıştır. Çeşme (41,60 x 14,30 m), doğu-batı yönünde ve hippodamik sistemde tek ada üzerinde uzanmaktadır. "U" planlı dikdörtgen havuzlu yapı, üç katlı cephe mimarisine sahiptir ve yapının birinci katı Kompozit, ikinci katı Korinth ve üçüncü katı ise Ion düzenindedir. Çeşme için gerekli olan su, II. Su Dağıtım Terminali'nden sağlanmıştır. Yapıda beş evre belgelenmiş ve çalışmanın tarihsel kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Çeşme, Valens Dönemi Depremi sonrasında yapılan onarım ve düzenlemelerle MS 494 yılı Depremi'ne kadar işlevine devam etmiştir. Deprem sonrası ise büyük ölçüde fonksiyonunu kaybederek alan taş ocağı olarak kullanılmıştır. Yapı özelindeki atölye değerlendirmeleri, Laodikeia'da Aphrodisias Dekorasyon Okulu'nun etkileri yanında İç Phrygia Bölgesi ve Lykos Vadisi kentleri arasında özellikle de Hierapolis'le olan etkileşimlerin MÖ 1. yy'ın ikinci yarısında kadar indiğini göstermektedir. Ayrıca bu etkileşimler, Laodikeia'lı ustaların farklı kentlerde gezici çalışmaları şeklinde olabileceği gibi farklı bölgelerde çalışan sanatçıların da vadiye gelerek çalışması şeklinde karşılıklı bir etkileşim şeklinde de açıklanabilir. Septimius Severus Nymphaeumu, Laodikeia'da her yönüyle değerlendirilerek ele alınan ilk ve tek yapı olması bakımından önemli bir yer tutmaktadır.
Laodıkeıa'nın kent planı
Verimli Lykos Ovası, kuzeyde Çökelez Dağı, güneyde Salbakos Dağları, güneydoğuda Kadmos Dağı ve batıda Buldan Sazak Dağı ile çevrelenmiş olup kuzeybatısından Büyük Menderes Nehri geçmektedir. Vadiye adını veren Lykos ve Menderes Nehri ovaya verimlilik katarak bölgeyi coğrafik, ekonomik ve stratejik anlamda önemli bir odak noktası haline getirmektedir. Lykos Ovası'nın ortasında yer alan Laodikeia Antik Kenti, kuzeydoğuda Lykos (Çürüksu), güneydoğuda Kapros (Başlıçay) ve güneybatıda Asopos (Gümüşçay-Goncalı Deresi) ile birlikte üç tarafı nehirlerle çevrili yüksek bir platform üzerine kurulmuştur. Laodikeia Antik Kenti, Lykos Ovası'nın tarımsal verimliliği, termal su kaynakları, zengin ve kaliteli traverten ocakları ve önemli ticaret yollarının kesiştiği stratejik konumu sebebiyle Prehistorik Dönem'den itibaren Geç Antik Çağ'ın sonuna kadar Batı Anadolu coğrafyasında önemli bir yerleşim özelliklerine sahiptir. Helenistik Dönemden itibaren kareye yakın dikdörtgen insulalardan oluşan ızgara plan kullanılan kentte 42 x 51 metreden oluşan adalara kamu, sivil ve dini yapılar yerleştirilmiştir. Lykos Vadisi içinde yer alan çağdaş kentlerde uygulanan kent planı ve mimari yapılanma değerlendirildiğinde birçok kent Laodikeia ile benzerlik taşımaktadır.
Stratonikeia Tiyatrosu
İç Karia Bölgesi'nin önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia, günümüz Muğla ilinin Yatağan ilçesi sınırları içerisindeki Eskihisar Mahallesi'nde bulunmaktadır. Stratonikeia teritoriumu'nda buğüne kadar yapılan çalışmalarda tespit edilen en erken buluntular Tunç Çağına kadar gitmektedir. Kent merkezinin sınırlarını belirleyen surlar ilk evrede Arkaik Döneme tarihlenmekte olup Stratonikeia'nın Seleukoslar yönetimine geçtiği MÖ 3. yy'da savunma sisteminin genel hatları günümüze ulaşan hali ile tamamlanmış olmalıdır. Kent içinde kalıntıları günümüze ulaşan en erken yapılar Hellenistik Dönem içinde MÖ 2. yy'a tarilenmektedir. Bu dönemde kentteki en anıtsal yapılar kuzey-güney yönde aynı aksta bulunan Gymnasion ve Tiyatrodur. Çalışma konumuzu oluşturan "Stratonikeia Tiyatrosu" tüm yönleri ile ele alınmıştır. Tiyatro Kadıkulesi Tepesi'nin, kuzeydeki düzlük alanla birleştiği yerdeki doğal yamaca kuzey-güney yönünde yapılmıştır. Grek tipinde tek diazomalı ve çift bölümlü inşa edilen tiyatronun koilon kısmı kuzeye bakmaktadır. Koilondan bağımsız olarak yapılan sahne binası MÖ 2. yy'da tek katlıdır. Sahne binası birinci katı Augustus Dönemi'nde büyük bir yenileme çalışması ile tekrar düzenlenip, iki kat daha eklenerek üç katlı yapılmıştır. Böylece birinci katta iç ve dış cephe Dor, ikinci ve üçüncü katta ise Korinth düzeni uygulanmıştır. Farklı bir uygulama ile sahne binasının birinci kat dış cephesi ionik etkili pseudo dorik düzende yapılmıştır. Pseudo dorik düzenindeki dış cephe alınlıklarda kabartmalar ve metoplarda masklar işlenerek dekore edilmiştir. Böylece dış cephe o dönemde bir moda olarak dikkat çekici şekilde vurgulanmıştır. Sahne binasının her iki kenarındaki üzeri açık gamma "Γ" formundaki parodoi ile at nalı formundaki orkestra kısmına geçiş sağlamaktadır. Koilonun kuzeye bakan doğu ve batı cephesinde önde podyum ve arkasında teras duvarları ile diazomaya çıkışı sağlayan üzeri açık sahanlıklı merdiven basamakları yer almaktadır. Bu biçimi ile orijinalliğini büyük ölçüde koruyan tiyatrogeçirdiği imar evreleri ile ünik bir yapı olarak bilim dünyasına tanıtılmıştır.
Patara suyolu çalışmalarında ele geçen Roma dönemi seramikleri
Bu tez, Patara Antik Kenti'nde gerçekleştirilen Su Yolu projesi kazıları kapsamında ele geçirilen Doğu Sigillata A (DSA) grubu seramiklerin detaylı bir analizini sunmaktadır. 2009 ve 2010 yıllarında yürütülen arkeolojik kazılar sırasında bulunan bu seramikler, Lykia Bölgesi'nin Hellenistik Dönem ve Erken Roma Dönemi'nde önemli bir ticaret ve kültürel etkileşim merkezi olduğunu göstermektedir. Çalışma, seramiklerin tipolojik sınıflandırılması, teknik özellikleri ve Hayes Form tiplerine göre tarihlendirilmesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Ayrıca, seramikler üzerindeki grafitto ve baskı bezemeleri aracılığıyla bölgenin dilsel ve etnolojik karakteristikleri hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır. DSA seramiklerinin üzerindeki bezeme ve yazıtlar, antik dönemdeki insanların günlük yaşamı, ticari ilişkileri ve kültürel alışverişleri hakkında bilgi vermektedir. Bu yazıtlar ve bezemeler, seramiklerin sadece kullanım amaçlı değil, aynı zamanda sosyal ve dini ifadeler içerdiğini göstermektedir. Tondo üzerindeki İsis Tacı motifi ve palmet baskıları gibi özellikler, dönemin dini ve kültürel çeşitliliğine ışık tutmaktadır. Seramiklerin hammaddesi, pişirilme teknikleri ve astar özellikleri, bölgedeki seramik üretim tekniklerinin evrimini ve ticari dağılımını ortaya koymaktadır. Bu seramikler, Hellenistik Dönem'den Roma Dönemi'ne geçiş sürecinde Lykia'nın nasıl bir değişim geçirdiğini, özellikle ticaret yolları ve kültürel etkileşim açısından ele almaktadır. Sonuç olarak, bu tez, Patara'daki DSA seramiklerinin arkeolojik, tarihsel ve kültürel bağlamlarını derinlemesine incelerken, Lykia Bölgesi'nin geniş Akdeniz dünyası içindeki rolünü yeniden değerlendirmemizi sağlamaktadır. Çalışma, bölgenin antik dünya ile olan bağlantılarını ve bu bağlantıların sosyo-ekonomik yapı üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koyarak, Akdeniz arkeolojisi literatürüne önemli katkılarda bulunmaktadır.