Pamukkale University
Institute

İslami İlimler Enstitüsü

Pamukkale University

17

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bir pozitif psikoloji olarak Fârâbi'de mutluluk

Mutluluk, insanın iyi oluş hâlini ifade eden çok boyutlu bir kavram olup tarih boyunca farklı düşünürler tarafından çeşitli açılardan tanımlanmıştır. Klasik dönemde mutluluk, insanın erdemli bir yaşam sürmesi ve nihai amacına ulaşmasıyla ilişkilendirilirken; modern dönemde özellikle pozitif psikoloji ile birlikte mutluluk daha çok psikolojik iyilik hâli, bireysel tatmin ve sürdürülebilir yaşam doyumu bağlamında ele alınmaktadır. Bu çalışma, mutluluk kavramını Fârâbî'nin ahlâk, akıl ve nihai gaye merkezli mutluluk anlayışı ile çağdaş pozitif psikolojinin psikolojik iyi oluş temelli yaklaşımı arasında karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Araştırmada mutluluk, yalnızca öznel haz veya duygusal tatmin olarak değil; insanın aklî yetkinliğe ulaşması, erdemli eylemleri süreklilik kazanması ve varoluş amacına uygun bir hayat sürmesiyle gerçekleşen bütüncül bir iyi oluş hâli olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, pozitif psikolojinin mutluluğu çoğunlukla bireysel iyi oluş, yaşam doyumu, psikolojik dayanıklılık ve anlam üretimi çerçevesinde ele aldığı; Fârâbî'nin ise mutluluğu, insanın teorik ve pratik aklını yetkinleştirmesi, ahlâkî erdemleri içselleştirmesi ve nihai olarak hakiki mutluluğa yönelmesiyle ilişkilendirdiği ortaya konmuştur. Bu bağlamda pozitif psikolojide öne çıkan geçici ve ölçülebilir mutluluk anlayışının, Fârâbî'nin "zannî (zahiri) mutluluk" kavramıyla büyük ölçüde örtüştüğü tespit edilmiştir. Araştırmanın temel bulgularına göre Fârâbî'de mutluluk, yalnızca bu dünyaya ait bir iyi oluş durumu değil; insanın aklî, ahlâkî ve metafizik boyutlarını kapsayan, süreklilik arz eden ve nihai olarak uhrevî kemale yönelen bir süreçtir. Pozitif psikolojinin kalıcı mutluluk arayışı ile Fârâbî'nin hakiki mutluluk anlayışı arasında belirli ortak noktalar bulunsa da, Fârâbî'nin mutluluğu aşkın bir amaçla ilişkilendirmesi, modern psikolojik yaklaşımlardan temel bir ayrışma noktası oluşturmaktadır. Sonuç olarak çalışmamız, Fârâbî'nin mutluluk anlayışının, pozitif psikolojinin sınırlı ve dünyaya içkin mutluluk tasavvurunu tamamlayabilecek etik, entelektüel ve anlam merkezli bir perspektif sunduğunu ortaya koymakta; klasik İslam felsefesinin çağdaş mutluluk tartışmalarına kuramsal bir katkı sağlayabileceğini göstermektedir.

Yasin Karadaş
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'n-Neccâr'ın el-İfhâm adlı kırâat eseri ve kırâat ilmindeki yeri

Bu çalışma, Fütûhî nisbesiyle meşhur olan Ebû Bekr Takiyyuddîn Muhammed b. Ahmed b. Abdülazîz el-Fütûhî'nin kırâat ilmi sahasındaki ilmî konumunu ve hususen el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm adlı eserini merkeze alarak müellifin ilmî mirasına katkı sağlamayı hedeflemiştir. Kırâat literatürünün tedvin ve tertip sürecinde mühim bir merhaleyi temsil eden bu eser, yedi kırâat imamının vakf uygulamalarına dair açıklamalarıyla klasik kırâat birikiminin sistematik bir yansımasıdır. İbnü'n-Neccâr el-Fütûhî, kendisinden önceki kırâat üstatlarının birikimini dikkatle derleyip değerlendirmiş; ancak bununla yetinmeyip gerekli gördüğü yerlerde yorum ve açıklamalarda bulunarak bu birikime özgün katkılar sunmuştur. Bu yönüyle müellif hem geleneğe bağlılık hem de ilmî cesaret arasındaki dengeyi kurmayı başaran nâdir simalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmamızda, İbnü'n-Neccâr el-Fütûhî'ye nispet edilen ve günümüze ulaşan el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm adlı eser, nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analizi" ve "doküman incelemesi" yöntemi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Müellifin eserde takip ettiği yöntem, meseleleri ele alış biçimi, ilmî yaklaşımları ve metot tercihleri ayrıntılı şekilde analiz edilmiş; eserde sıkça yer verilen (قيل) ve (قال) gibi tabirlerin bağlamsal arka planları irdelenerek, müellifin hangi görüşleri ne şekilde merkeze aldığı ortaya konulmuştur. Söz konusu eser hakkında daha önce Muhammed b. Ahmed b. Dâvûd tarafından yapılan tahkik çalışması, eserin metin neşrine yönelik kıymetli bir katkı olmakla birlikte, bu çalışmamız mevcut neşrin ötesine geçerek, eserin kırâat literatüründeki yerini daha geniş bir ilmî perspektifle değerlendirme çabası gütmektedir. Bu minvalde, müellifin ilmî çevresi, istifade ettiği kaynaklar ve sonraki âlimler üzerindeki tesiri etraflıca ele alınmış; böylece sadece bir metin analizi yapılmakla kalınmamış, aynı zamanda eserin klasik kırâat ilmindeki yeri ve katkısı da tespit edilmiştir. Bu araştırma, özellikle klasik dönem kırâat eserleriyle yeterince temas edilmemiş olması hasebiyle, alanda hissedilen bir boşluğa katkı sunmayı amaçlamaktadır. İbnü'n-Neccâr'ın söz konusu eseri hem teorik tartışmalara hem de pratik uygulamalara yer vermesi bakımından sahih bir metodolojik örneklik teşkil etmektedir. Vakf ve hemze gibi kırâatın en mühim ve incelikli alanlarını ele alan bu eser gerek içerik gerek yöntem bakımından klasik kırâat geleneğini anlamada önemli bir kaynaktır. Sonuç itibariyle;Vakf el-İfhâm fî şerhi bâbi vakfi Hamza ve Hişâm, yalnızca müellifinin değil, aynı zamanda kadîm kırâat geleneğinin ilmî muhtevasını yansıtan mümtaz bir eserdir. Bu yönüyle, kırâat alanında araştırma yapacak ilim ehli için hem tarihi bir zemin hem de metodolojik bir kaynak olarak kıymet arz etmektedir. Bu çalışma ile amaçlanan; klasik kırâat birikiminin mühim bir halkasını gün yüzüne çıkarmak, geleneğin sürekliliğine katkıda bulunmak ve sonraki ilim araştırmalarına sağlam bir zemin sunmaktır.

Hatice Taşlıcalı
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mesaj odaklı tefsir açısından Ali Küçük'ün Besâirü'l-Kur'ân adlı eseri

Ali Küçük tarafından yazılan Besâiru'l-Kur'ân tefsiri mesaj odaklı yöntemle yazılmış tefsirlerin en iyi örneklerinden biridir. Klasik tefsir kaynaklarından beslenerek Kur'ân'ı açıklayan bu tefsirde vaaz üslûbunun hakim olması onu özgün kılmaktadır. Bu eser üzerinde kısmi çalışmalar yapılmış olsa da genel bir değerlendirmeye rastlanılmamıştır. Bu tez çalışması kapsamında bu tefsir ve bu tefsiri öne çıkaran vaaz üslûbu yazım metodunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, ilk olarak tefsirin yazarı Ali Küçük'ün hayatı ve eserlerine dair bir değerlendirme yapılmaktadır. Ardından Besâirü'l-Kur'ân'ın diğer içtimâî tefsirlerle karşılaştırması yapılmıştır. Sonrasında Ali Küçük'ün Kur'ân algısı başlıklar halinde ele alınmaktadır. Tefsirin ismi ve yazılmasındaki amaç gibi genel özellikleri, tefsirde kullanılan kaynaklar ve kaynaklara yaklaşımı, sureleri sınıflandırması, sureler ve indiği ortam hakkında genel bilgiler vermesi ve ayetleri gruplara ayırarak açıklaması gibi tefsir uslübu, tefsirin rivayet, dirayet ve içtimaî yönü başlıklar halinde açıklanmaktadır. Ayrıca bu tefsirin klasik tefsir metinlerinden farkı, yazarın halka hitap şekli ve Kur'ân'ın mesajını geniş kitlelere ulaştırma metodu üzerinde durulmaktadır. Bunun yanında tefsirde 21. yüzyılda modern toplumun dini ve sosyal ihtiyaçlarını içeren güncel meseleler ele alınmaktadır. Kur'ân'ın günümüz koşullarına uygun biçimde nasıl anlaşılması gerektiğine dair önemli ipuçları sunulmaktadır. Ali Küçük'ün özgün anlatım tarzı ve metodolojisi, onun tefsirinin, halk arasında büyük bir kabul görmesini sağlamıştır.

Mustafa Çakar
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da hayatın geçiş dönemleri ile ilgili halk inanışları ve uygulamaları (Ölüm örneği)

Bu çalışma, geçiş dönemlerine ait Kırgız halk inanışlarını doğum, evlilik ve ölüm gibi insan hayatının üç temel geçiş evresi çerçevesinde inceleyerek bu inanışların tarihsel süreklilik ve dönüşüm dinamiklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, özellikle Sovyetler Birliği döneminde uygulanan ideolojik müdahalelerin, İslamlaşma sürecinin farklı aşamaları ile geleneksel Türk dini inanışlarının halk kültürü üzerindeki etkileri karşılaştırmalı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, söz konusu geçiş ritüellerinin yalnızca geleneksel bir folklorik miras değil, aynı zamanda bireylerin toplumsal kimliklerinin, dini algılarının ve kolektif aidiyet duygularının inşasında merkezi bir rol üstlendiği ortaya konmuştur. Halk inanışlarının, modernleşme, sekülerleşme ve ideolojik baskılar gibi dönüştürücü süreçler karşısında tamamen ortadan kalkmadığı, aksine çeşitli uyarlamalarla varlığını sürdürdüğü ve yeni anlam katmanlarıyla yeniden üretildiği tespit edilmiştir. Bu çalışma, Kırgız halk kültürünün dinî ve sosyal-kültürel dokusunu anlamaya yönelik özgün bir katkı sunmakla kalmayıp, halk inanışlarının modern toplumlardaki işlevi ve evrimine dair genel kuramsal çerçevelere de ışık tutmaktadır. Dolayısıyla bu araştırma, antropoloji, dinler tarihi, sosyoloji ve Orta Asya kültür araştırmaları gibi farklı akademik disiplinler için önemli bir başvuru niteliği taşımaktadır.

Ölüm algısıİnanışlar
Nazaıym Zulpukaar Kyzy
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Peygamber kıssalarında sessizliğin tasavvufî yorumu

İnsanın ihsân mertebesine ulaşma amacı güderek nefsiyle girdiği mücadelede uyguladığı riyâzet unsurları, mârifetullaha erme ve Hakk'ı müşahede makamına ulaşma yolunda bir hazırlık mesabesindedir. İnsân-ı kâmil olma yolunda uygulanan riyâzet türlerinin temelinde, ön hazırlık aşamasında ya da sonucunda sessizlik kavramının olduğu görülmektedir. Kur'ân'ın öğretileri insanın kâmil olma yolculuğuna dair geniş bir çalışma alanına kaynaklık etmektedir. Bu minvalde peygamber kıssaları bu yolculuğu, yolda karşılaşılan zorlukları ve bunlarla baş etme yöntemlerini en özlü ve etkili şekilde özetleyen ilâhî mesajlardır. Çalışmanın birinci bölümünde ilk olarak sessizliğin Arap leksikolojisindeki kavram alanı incelenmiş ve bu yolla samt, sükût, insât gibi kavramlar ele alınarak, sessizliğin sadece sözsüzlüğü ifade etmediğini ortaya koymak hedeflenmiştir. Sessizliğin iletişim unsuru olarak değerlendirilmesinin ardından insân-ı kâmil olan ve İslâmî ölçüde iletişimin inceliklerini ilk öğreten kaynak olması hasebiyle Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sessizliğinin anlamları işlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde önce Kur'ân kıssalarının genel değerlendirilmesi yapılmış ardından peygamber kıssaları tefsir ve işarî tefsirler ışığında sessizlik ekseninde incelenmiştir. Çalışmanın ana kaynağı olarak Kur'ân-ı Kerîm ve tefsirlere ek olarak hadis kaynakları da referans alınmıştır. Tezin ana bulguları, sessizliğin peygamber kıssalarında farklı mânevî halleri temsil ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu tez tasavvuf geleneğinde sükût ve samt kavramlarının yalnızca ahlâkî bir erdem değil, mârifetullaha ve rızâ makamına ulaştıran, içsel dönüşümü sağlayan çok boyutlu bir tebliğ ve mânevî olgunlaşma yolu olduğunu peygamberlerin tevhid yolculuğunu örnek alarak kanıtlamakta, böylece tasavvuf bilim dalına kuramsal bir çeşitlilik katmayı hedeflemektedir.

PeygamberlerSessizlikTasavvuf+1
Hatice Rumeysa Öncel
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Moldo Kılıç'ın şiirlerinde Kur'ân referansları

Kırgız Türk toplumunda İslam dinînin benimsenmesi ve yaygınlık kazanmasında edebî faaliyetler önemli bir rol oynamış; bu süreçte özellikle şairler, halkı dinî değerlerle buluşturma noktasında etkili bir aracı görevi üstlenmişlerdir. Şairler, yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda birer irşat vasıtası olarak halkın dinî bilinçlenmesine katkı sağlamışlardır. Bu bağlamda, XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında yaşayan ve Kırgız yazılı edebî yatının öncülerinden biri kabul edilen Moldo Kılıç, İslâmi öğretileri geleneksel Kırgız kültürüyle harmanlayarak topluma aktaran özgün bir figür olarak öne çıkmaktadır. Şairin şiirlerinde Kur'ân âyetleri, hadis rivâyetleri, fıkıh ve tasavvuf temelli içerikler öne çıkmakta; bu unsurlar, onun dinî ilimlerdeki derinliğini ve şiirsel kudretini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Moldo Kılıç'ın "Zar Zaman", "Kıssa-i Zilzâla", "Kol Kazalı" ve "Kerme Too" başlıklı şiirlerini esas alınarak, şairin daha başka eserlerindeki dinî konular ve Kur'ân merkezli referanslar tahlil edilmiştir. Söz konusu şiirler, İslam inanç esaslarının halk arasında anlaşılır kılınması ve şiir diliyle aktarılması bakımından önemli bir kaynak hüviyetindedir. Ayrıca tezde, Moldo Kılıç'ın eserleri üzerinden İslam itikadının temel başlıkları olan Ulûhiyet (Allah inancı, tevhid anlayışı, ilâhî sıfatlar, melek ve kitap inancı); Nübüvvet (peygamberlik, peygamberler ve kader inancı) ile Âhiret (ecel, ölüm, kıyamet, mizan, cennet ve cehennem) konuları sistematik olarak ele alınmış, bu konular Kırgız halk şiiri bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışma, hem İslâmi düşüncenin halk edebî yatı yoluyla aktarımı hem de Moldo Kılıç'ın dinî kimliğinin şiire yansıması açısından özgün bir katkı sunmaktadır.

Taılakbek Akylbek Uulu
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sâmiha Ayverdi romanlarında toplumsal düzenin kurucu unsuru olarak hakikat düşüncesi

Bu çalışmanın amacı Sâmiha Ayverdi romanlarının sosyolojik olarak incelenmesi ve bu romanlardan hareketle yazarın toplum görüşlerini tespit etmektir. Çünkü yazar sanatı toplumsal bir vazife olarak değerlendirmekte ve toplumsal anlamın sanat eserleri aracılığıyla hem muhafaza edilebileceğini hem de nesilden nesile aktarılabileceğini düşünmektedir. Çalışmada yöntem olarak doküman analizi kullanılmış yazarın romanları betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Ayrıca Sâmiha Ayverdi'nin kurgu dışı çalışmaları da incelenmiş ve gerekli yerlerde analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde tez iki ana bölümden oluşturulmuş, birinci bölümde yazarın hayatı ve sanat anlayışı aktarılmıştır. İkinci bölümde ise yazarın romanları üzerinden yapılan kodlamalar çerçevesinde romanlarında tekrar eden çeşitli kavramlar dikotomiler şeklinde sunulmuş ve ardından insanın tarih, toplum ve kendisiyle ilişkileri çerçevesinde yorumlanmıştır. Sonuç olarak Samiha Ayverdi'ye göre toplum düzenin kurucu unsurunun hakikat düşüncesi olduğu tespit edilmiş fakat hakikat düşüncesinin kişinin bireysel çabasına bağlı olduğu ve herkes için ulaşılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Ayverdi'nin hakikat düşüncesine ulaşmak için altını çizdiği temel kavramın aşk olduğu ve kişinin aşka ulaşmadan dünyayı sağlıklı bir şekilde göremeyeceğine dikkat çekilmiştir. Birey ve toplum ilişkisinde yazarın bireyci bir perspektife konumlandığı ve karakterleri için toplumsal hayatı tekâmül sürecinde bir engel olarak gördüğü anlaşılmıştır. Fakat o bu durumu tecellinin doğal bir sonucu olarak değerlendirmekte ve hakikate erişmiş insanın toplumu için önemli olduğunu da dikkat çekmektedir.

Din sosyolojisiTürk romanı
Zinnure Öncü
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zâdü'l Mesir fi İlmi't Tefsir'de Kur'ân ilimleri

Ulûmü'l- Kur'ân, tefsir ilmiyle beraber varolan ve ona paralel bir şekilde gelişen, Kur'ân'ı anlama ve yorumlamayla doğrudan alakalı bir disiplinin adıdır. Bu çalışmada hicri altıncı asırda yaşamış ve birçok eser yazmış İbnü'l-Cevzî'nin Zâdü'l-mesîr fî ʿilmi't-tefsîr adlı eseri ulûmü'l-Kur'ân açısından incelenecektir. Bunun yanında ulûmü'l Kurân'ın tarihçesi ve önemi üzerinde durulacaktır.

Abdullah Kudsi Temiz
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mevsılî'nin El-İhtiyâr adlı eserinde borçlar hukuku bağlamında kullanılan fıkhî kaidelerin tespit ve değerlendirilmesi

İslam hukuku, Müslümanların hem bireysel hem de toplumsal hayatlarını düzenlemeyi amaç edinmiştir. Bu hukuk sistemi içinde önemli bir yere sahip unsurlardan biri de, fer'î meseleleri genel ilkeler altında toplayan fıkıh kaideleridir. Bu kaideler, benzer meseleleri ortak mantık çerçevesinde anlamaya ve çözmeye yardımcı olur. Bu haliyle kaideler, hem teorik hem de pratik açıdan İslam hukukunun anlaşılmasında büyük katkı sağlar. Bu yönüyle söz konusu kaidelerin mahiyeti, tarihi gelişimi, kaynakları, delil değeri ve fıkıh eserlerindeki yeri üzerine yapılacak derinlemesine incelemeler büyük bir önem arz etmektedir. Çalışmamızda fıkıh kaidelerinin klasik fıkıh eserlerindeki fonksiyonu ele alınmış olup, bu amaç doğrultusunda Mevsılî'nin el-İhtiyâr li-Ta'lîl'il-Muhtâr adlı eserinin borçlar hukukuna dair bölümleri incelenmiştir. İlgili bölüme geçmeden ilk olarak kaide kavramının tanımı, tarihi gelişimi, özellikleri ve kaynakları açıklanmıştır. Ardından Mevsılî'nin, eserinde kullandığı fıkıh kaideleri tespit edilmiştir. Bu kaidelerin ne amaçla ve hangi bağlamda kullanıldığı analiz edilmiştir. Ayrıca bu kaidelerin Hanefî mezhebi literatüründeki geçmişi araştırılarak Mevsılî'nin bu kaideleri özgün biçimde mi kullandığı yoksa önceki eserlerden mi iktibas ettiği ortaya konmuş, bazı kaidelerde müellifin özgün katkısının olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmamızda Mevsılî'nin, kavâid literatüründe önemli bir konuma sahip olduğuna, fıkıh kaidelerinin hüküm çıkarma sürecindeki yol gösterici rolünü ortaya koymakla birlikte fıkıh kaidelerinin oluşması, anlaşılması ve uygulanmasında katkısının olduğuna dikkat çekilmiştir.

Selahattin Özgen
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beklentiler ve sonuçları açısından hac olayı (Denizli örneği)

Din toplumun temel kurumlarından biridir, toplum ile din arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Din toplumsal değişim sürecinde etkili bir unsurdur. Bireylerin ve ailelerin huzurunu temin eden, toplumsal barış ve mutluluğu destekleyen bir yapı sunar. Din inananlarına bir dünya görüşü ve yaşam biçimi sunarak, hayatın şekillenmesinde sürekli bir rol oynar. Aynı zamanda, insanları rahatsız eden olumsuzlukları ve kötülükleri uzaklaştırıp hak, adalet, merhamet ve şefkat gibi değerlerin bireylerin vicdanlarında ve davranışlarında yerleşmesini teşvik eder. Din bazen toplumsal değişimlere direnç göstererek istikrarı sağlar ve toplumun birliğini, düzenini korur. Bu bağlamda, dinin toplum yaşamında çeşitli işlevleri bulunmaktadır. Bu işlevlerin hayata geçirilmesinde dinin pratikleri olan ibadetlerin önemli bir rolü vardır. İbadetler, Allah'a teslimiyet, kardeşlik ve dayanışma gibi değerleri güçlendiren bir zeminde, bireylerin ahlaki olgunluğa ulaşmasını sağlar ve toplumsal normlara uyumu destekler. İslam'ın temel ibadetlerinden biri olan hac, bireysel değişim sağlama özelliğinin yanında toplumsal bir boyut da taşır. Hac, inançlı bireyleri aynı amaç doğrultusunda bir araya getirerek iletişim ve etkileşim içinde kolektif bir bilinç oluşmasına katkı sunan evrensel bir olaydır. Bu yönüyle hac, evrensel bir nitelik sergiler ve yalnızca dini bir ritüel olmanın ötesine geçerek bireysel ve toplumsal yansımaları olan bir olguya dönüşür. Hac ibadetinin bireylerin kişilik, duygu, düşünce, alışkanlık ve davranışları üzerindeki etkilerini incelemek ve sosyolojik açıdan bunları değerlendirmek bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır.

Şaban Aydemir
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2025
00