
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Departman Tezleri
Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde bulunan şemseli yazma Kur'an ciltleri
Türk Cilt Sanatı'nın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Cilt sanatının yaşatılması ve nesilden nesile aktarılması, Türk kültürü ve Türk Süsleme Sanatı açısından önemli ve gereklidir. Türk cilt sanatı ve özellikle bezemelerini içeren konularda tam anlamıyla bir araştırmanın yapılmamış olması dikkati çekmektedir. Türk kültür hayatında cildi ve süslemeleri olmaksızın kitabın yalnızca kendisi düşünülemez. Kitap ne kadar önemli ise kitabın kapağı ve muhafazası da o kadar önemlidir. Türk Cilt Sanatı'nın hem ulusal kültür mirasımız hem de dünya kültür hayatı içinde çok özel bir yeri vardır.Türk sanatı bir bütündür. Farklı sanat kollarında kullanılan desen ve motifler ana hatlarıyla ortak özellikler taşımaktadır. Ancak bu motifler kullanıldıkları ve uygulandıkları yerlere göre değişiklik göstermektedir. Hazırlanan tez, daha önce yapılan çalışmalara göre farklılıklar arz etmektedir. Cilt konusunda yapılan daha önceki çalışmalardan farklı olarak motif ve kompozisyon analizine girmesi tezin önemini artırmaktadır. Yapılan çalışmanın, araştırmacılara yararlı olacağına inanılmaktadır.15. yüzyıl, cilt sanatında Osmanlının en önemli eserleri vermeye başladığı dönemdir. 16. yüzyıl cilt sanatının da klasik dönemi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı cilt sanatı daha da gelişerek klasik üslubuna kavuşmuştur. 17. yüzyılda cilt kapakları izlendiğinde bir çözülme başlar, salbek ve köşebentler atılır, şemse büyür ve formu değişir. 18. yüzyıl ciltlerinde daha çok lake (Edirne kari) ciltler yaygınlaşır. 19-20. yüzyıl ciltlerinde ise eskiye dönüş olmuştur. Eski motifler yenilenir.Kütüphanede tamir gören yazma ciltler üzerindeki uygulamalar, bu eserlerin yanlış tamir edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla kütüphanede muhafaza edilen kitapların gerek korunmasına ve gerekse tanıtımına çok önem verilmesi gereklidir.
Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki Ahmedi Divanı'nın Tezhip Özellikleri (HAMİDİYE 1082)
Beylikler Dönemi ile Osmanlı Dönemi Türk Kitap Sanatlarının etkileşip birleşmesiyle yeni bir sentez meydana gelmiştir. Hamidiye 1082 (Ahmed-i Divanı) el yazması bu sentezin sayılı örneklerinden biri olması, dönemin karakteristik özelliklerini taşımasına rağmen hakkında yeterli düzeyde araştırma yapılmamış olması bizi bu araştırmaya yönlendirmiştir. Süleymaniye Kütüphanesinden eserin orjinali incelenmiş ve Osmanlı arşivlerine ulaşılmıştır. Eser ve yazarı hakkında Beyazıt Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sakarya Üniversitesi Süleyman Demirel Kütüphanesinden istifade edilmiştir.Üzerinde çalıştığımız el yazması eser erken Osmanlı döneminin özelliklerine göre incelenmiş ve her sayfası katalog olarak hazırlanmıştır. Katalogda el yazması eserin cilt kapağının özelliklerinden başlanarak, çeşitli geometrik kartuşlar ve içerisinde yer alan desenler, renk ve motif özellikleri ile incelenmiştir. Bu sayede Erken Osmanlı Devri tezhip sanatında görülen özellikler ile diğer kültürlerin etkileşiminden doğan farklı bir üslup sağlıklı bir şekilde ortaya konulabilecektir.Ahmedi Divanı (Hamidiye 1082) en eski ve Osmanlı kuruluş devrinin divanlarından olduğu halde, fazla çoğaltılmamış veya az itibar görmüştür. Çünkü yurt içi ve yurt dışındaki nüshalarının sayısı tespitlere göre altı tanedir. II. Murat'ın, Ahmedi divanına böyle bir önem vermesi, üzerinde durulması ve düşünülmesini gerektirmektedir. Aklımıza gelen en makul bir sebep, Ahmedi'nin, II. Murat'ın babasının şairi olması ve II. Murat'ın ata yadigârına bağlı kalması olabilir.El yazması eseri inceleme sırasında cilt kapağı ile bezemeli kısımlarda dönemsel farklılıklar olduğu görülmektedir. Eser, bezeme bakımından 15. yüzyıla ait olduğu, cilt kapağı ise daha sonraki yüzyıllarda uygulanan rumi tarzında yapıldığı görülmüştür. Bu durumda el yazması eserin 18.-19. yüzyıllar da tamir gördüğü anlaşılmaktadır.El yazması eserin tezhipli sayfalarda, her kompozisyonun desen analizi tek tek yapılmış, tezhip sanatına ait sabit bazı kurallar dâhilinde tezhiplendiği sonucuna varılmıştır.
XVI. yüzyıla ait üç yazma eserin tezhip özellikleri (Süleymaniye Kütüphanesi İsmihan Sultan 337/1 - Pertevniyal 2- Sultan Ahmed 24)
Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devri olan XVI. yüzyılın zengin kültür ve sanat ortamı içinde üretilen eserler, klasik dönemin doğuşunu gerçekleştirmiştir. XVI. yüzyıl Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere, el yazması eserlerin sayfalarını süsleyen tezhip sanatının mükemmel örneklerinin verildiği bir dönemdir.Süleymaniye Kütüphanesinden seçmiş olduğumuz, İsmihan Sultan 337, Pertevniyal 2 ve Sultan Ahmed 24 katalog numaralı eserlerde bu dönemin tezhip özelliklerine örnek olabilecek eserlerdendir. Eserlerden ilki Fars edebiyatına ait olup Kenzü'r Rumuz adını taşımaktadır. Diğer iki eser ise Kur'an-ı Kerim'dir.Giriş bölümünde genel olarak konun amacı, önemi ve yöntemine yönelik açıklamalar yapılmıştır. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ?XVI. Yüzyıl Türk Kitap Sanatları Ve Tezhip? ana başlığı altındaki; ?XVI. Yüzyıl Türk Kitap Sanatları? bölümünde Hat Sanatı, Katı Sanatı, Cilt Sanatı kısaca anlatılmış, ?Tezhip Sanatı? bölümünde ise tezhip sanatının genel hatları anlatılmıştır.İkinci bölümde, bu üç eser istinsah tarihlerine göre sıralanarak katalog hazırlanmıştır. Kataloglamada eserlerin; eser no, bölüm adı, dili, istinsah tarihi, konusu, ölçüleri( dış ölçü, iç ölçü), sayfa sayısı, satır sayısı, yazı türü, müellifi ve cilt özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserler cilt özelliklerinden başlanarak, örnek olarak alınan tezhipli sayfalar teker teker kataloglanıp, sayfalarda yer alan desenler, motif ve renk özellikleri açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, zahriye tezhibi, sayfa kenarı tezhibi ve başlık tezhibi olmak üzere özgün tasarım olan üç uygulama çalışması yapılmıştır.Sonuç olarak bu tezhipler incelendiğinde bir kez daha görülmüştür ki, tezhip sanatı belirli kurallar çerçevesinde uygulanmış, renkler, desenler ve uygulanış tarzları açısından dönemsel değişimlere uğramış ve gelişme göstermiştir.
İznik çinisinde şemse uygulamaları
Türk tezyinatında önemli bir yer tutan şemse, halı-kilim ve cilt sanatlarında araştırma konusu oluşmuş ancak çini sanatında yeterince incelenmemiştir. Bu sebeple çalışmanın ana temasını klasik dönem İznik çinilerinde kullanılan şemse formu oluşturmaktadır.Arapça güneş anlamına gelen şems kelimesinden türetilmiş olan şemse, Türk çini sanatında ilk olarak Bursa Yeşil Türbe çinilerinde tespit edilmiştir. Renkli sır tekniğinde hazırlanmış tek örnek olan uygulama, yuvarlağa yakın bir forma sahiptir. Uygulama İznik çinisi olmadığından kataloglamada yer almamıştır. Şemse uygulamalı İznik çinileri, sıraltı tekniğinde üretilmişlerdir. Bu çinilerde yer alan şemseler, yuvarlağa yakın ya da klasik mekik formundadırlar. Sıraltı tekniğinde ilk şemse uygulamaları Süleymaniye Camii'nde tespit edilmiştir. Uygulamalardan ilki, klasik mekik formunda, salbekli ve bulut kompozisyonlu olup, madalyon şeklindeki panoların köşe dolgularında yer almaktadır. Diğer uygulama yuvarlağa yakın formlu, bulut kompozisyonlu olup, ulama tarzında tasarlanmıştır. Başlı başına pano şeklinde tasarlanmış şemse uygulamaları ise, ilk olarak Eyüp Sultan Türbesi'nde kullanılmıştır. Şemse uygulamalı çinilere ait en güzel örnekler Selimiye Camii, Rüstem Paşa Camii, Rüstem Paşa Türbesi, Valide-i Atik Camii, Siyavuş Paşa Türbesi, Eyüp Sultan Türbesi, Topkapı Sarayı III. Murat Has Oda, II. Selim Türbesi ve Sultan Ahmet Camii'nde mevcuttur.İncelemelerde XVI. yüzyıla ait şemse uygulamalarının geneli natüralist üsluplu çiçeklerle bezenmiş, sınırları ayrıntılı olarak işlenmiş, klasik mekik formundadırlar. XVII. yüzyıla ait uygulamalarda ise yoğun olarak rumi kompozisyonları tercih edilmiş, sınırlar daha sade işlenmiş ve şemseler yuvarlağa yakın formlarda tasarlanmışlardır. Araştırmanın kataloglama aşamasında şemseler yüzyıllarına göre gruplandırılmış, aynı yüzyıla ait uygulamalar bulundukları yapıların inşa tarihi dikkate alınarak incelenmişlerdir. Yapılan araştırmanın sonunda 31 yapıdan 120 adet şemse kataloglanmıştır. Uygulamalardan 103 tanesi renk ve desen özellikleri açısından birbirinden tamamen farklıdırlar. Tespit edilen şemseler, dönemlerine, zemin rengine, sınırlarına, kullanılan kompozisyonlarına, salbeklerine, simetri durumuna ve kullanım alanlarına göre yedi grupta incelenmiştir. Belirlenen yapılarda hangi gruptan kaçar tane şemse bulunduğunu gösteren bir çizelge hazırlanarak tezin son kısmına eklenmiştir.
Türk çini sanatında renkli sır teknikleri ve reçeteleri
Çininin yüzyıllar boyunca desen ve üslup olarak gösterdiği değişim, onu oluşturan hammadde, malzeme ve tekniğinde de kendini göstermiştir. Çininin asıl iki ana kısmını oluşturan hamur ve sırı kronolojik olarak incelediğimizde hammaddede ki değişiminde farkına varıyoruz. Dış etkenlere dayanıklılığını sağlayan sır, aynı zamanda kullanım şekli ve renkler açısından da diğer etken ise estetik ve sanatsal açıdan sağladığı katkıdır. Bu sırların tarihsel gelişimini; uygulanış biçimleri ve günümüze yansımalarını ortaya koymak hatta belgelemek ise çok önemli.Çininin tarihsel gelişimi; teknikler, hamur, sır, sırların renklendirilmesi ve reçetelerin oluşturulması için kısıtlı kaynaklardan elde edilen teknolojik bilgiler ile reçetelerin uygulama yöntemleri konusunda çeşitli deneysel çalışmalar yapılmıştır.Anadolu'da 12. yy dan günümüze çini sanatı ve tekniği konusunda yapılmış çalışmalar incelenerek, deneyerek varılan sonuçları bu çalışmada yer almış, değerlendirme kısmında anlatılmıştır.
Cumhuriyetten günümüze Kütahya çini sanatı, bazı atölyeler ile ustaların çini ve seramik sanatına katkıları
14. yy. sonlarından günümüze Türk sanatına eşsiz eserler ve örnekler vererek gelişimini sürdüren Kütahya çiniciliğinin, günümüzde geldiği durum, üretimler ve bu üretimlerde emeği geçen atölye ve ustaların katkıları, bu alanda gelinen son noktanın güncel tutulması ve belgelenmesi önemlidir.Bu amaçla hazırlanan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Kütahya İli tarihçesi, coğrafi yapısı ve Kütahya çini sanatının tarihsel gelişimi resimlerle desteklenerek verilmiştir. Kütahya çiniciliğinde kullanılan teknikler, hammaddeler, motif, desen ve kompozisyonlar resimli anlatım yoluyla ikinci bölümü oluşturmuştur.Üçüncü bölüm; 14 yy. temel alınarak, çini sanatına katkıda bulunan atölye ve sanata emeği geçmiş çini ve seramik ustalarından, atölye ve usta üretimlerinin sanata olan katkıları olumlu ve olumsuz yönleriyle kronolojik bir şekilde verilmiştir. Bu çalışmayla ilgili sonuç ve öneriler kısmında ise araştırmalarda varılan görüşler yer almaktadır.
İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Revan Köşkü`nde bulunan çiniler ve karakteristik özellikleri
Osmanlı Sivil Mimarisinin en önemli örneklerini saraylar oluşturmaktadır. İstanbul'un fethinden sonra inşa edilen Topkapı Sarayı akla ilk gelen sivil mimari örneğidir. Topkapı Sarayı Osmanlı mimarlığının hemen hemen her evresini varlığında barındıran geniş kapsamlı bir yapılar topluluğudur. Bu yapı topluluğu içerisinde en dikkat çekici olan örnekler ise köşklerdir. Saray bahçesinde yer alan, sekizgen planlı Revan Köşkü bu yapıya ait olan güzel bir köşk örneğidir.XVII. yy. sivil mimari özellikleri ve süsleme öğelerinin bir uyum içerisinde Topkapı Sarayı Müzesi Revan Köşkünde görmek mümkündür. Yapının kaba inşaatı bittikten sonra içerisine uygulanan tezyini öğelerin örneğin, kalem işi, taş işçiliği, çini ve diğer süslemelerin bir diğerinin önüne geçmediği görülür. Bir denge ve uyum sağlandığı dikkati çeker.Köşk'ün çinileri, XVII. yy. Kütahya Çinilerinin en güzel kompozisyon ve renk özelliklerini taşımaktadır. Köşkün içte ve dışta duvarlarını süsleyen çinilerin günümüze gelene kadar geçen yüzyıllar içerisinde göz alıcı parlaklığını kaybetmediği görülmektedir. Kompozisyon planları simetrik, ulama ve serbest çıkışlı panolar şeklinde düzenlenmiştir.İstanbul Topkapı Sarayı Revan Köşkü 1998?1999?2000 Yılları'nda Topkapı Sarayı Saray Yapıları Projesi Kapsamında çeşitli restorasyonlar geçirmiştir. İstanbul Topkapı Sarayı Revan Köşkü Klasik Osmanlı Mimarisinin ve Çini Sanatının en güzel örneklerini teşkil etmektedir.Anahtar kelimeler: Osmanlı Mimarisi, Türk Çini Sanatı, Revan Köşkü Çinileri