Sakarya University
Discipline

Computer Education and Instructional Technology

Sakarya University

643

Archived Theses

2

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Mobil öğrenme ortamına yönelik teknoloji kabulünün yaşa ve eğitim düzeyine göre incelenmesi: Toplu taşıma sektörüne yönelik bir uygulama

2005 yılından itibaren akıllı tablet ve telefonların sayısının artışı dikkat çekmektedir. Güncel istatistikler incelendiğinde dünya genelinde iki milyardan fazla akıllı telefon kullanıcısı bulunmaktadır. Dünyadaki uygulamalar incelendiğinde mobil cihazların yetişkinlerin hizmetiçi eğitimlerinde de yaygınca kullanıldığı görülmekte ve mobil öğrenme uygulamalarına ayrılan bütçenin günden güne arttığı görülmektedir. Bu çalışmada da toplu taşıma şoförlerine yönelik tasarlanan "Stres Yönetimi Farkındalık" eğitimi mobil öğrenme ortamında verilerek katılımcıların mobil öğrenme kabul düzeyleri ve kabul düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma problemlerine göre araştırma modeli tek grup sontest model olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından oluşturulan Kuder-Richardson 20 değeri 0,70 olan stres yönetimi bilgi testi, Cronbach Alpha katsayısı 0, 97 olan Mobil Teknolojiyi Kabul Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma 2016-2017 yılında, İstanbul'da İETT de çalışan 108 Toplu Taşıma Şöförü ile yapılmıştır. Çalışmada, İstanbul'da Kâğıthane garajında çalışan Toplu Taşıma şoförlerine Akıllı Telefonları üzerinden "Stres Yönetimi Farkındalık Eğitimi" verilmiş ve şöförlerin Teknoloji Kabul düzeylerine göre bu eğitimi kabul etme davranışları, çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. İş sektöründe, mobil araçlar üzerinden hizmet içi eğitimlerin sunulması gittikçe yaygınlaşan ancak, yeni bir uygulamadır. Ancak, çalışan sayısı çok fazla olan ve çok dağınık bir sahada çalışan ve eğitim düzeyleri çok yüksek olmayan personelin eğitiminde Akıllı Telefonların kullanılması nadiren karşılaşılan bir uygulamadır. Bu nedenle, bu çalışma sonucu elde edilen bulguları ile iş dünyasında benzeri özelliklerdeki personele yönelik bir mobil öğrenme ortamının tasarımı, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçleri ile örnek bir çalışma olacaktır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre, Akıllı Telefonların mobil öğrenme ortamı olarak kullanıldığı ortamda şoförlerin bu teknolojiyi bir öğrenme ortamı olarak kabul etme düzeyleri 5 üzerinden 3,88 ortalama ile yüksek bulunmuştur. Bulgular, toplu taşıma şoförlerinin mobil öğrenme sistemine yönelik teknoloji kabul düzeylerinin kullanım kolaylığı, algılanan fayda, kullanıma yönelik tutum ve niyet alt boyutlarında yaşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığını, eğitim düzeylerine göre ise dört alt boyutta da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. İlaveten, veriler eğitim sonundaki kazanımları açısından analiz edildiğinde hem yaş hem de eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark çıkmamıştır. Şöförlerin Teknoloji Kabul Düzeyleri ile eğitim sonu Bilgi Testi puanları arasındaki ilişki analiz edildiğinde toplu taşıma şoförlerinin Mobil teknolojiyi öğrenme ortamı olarak kabul ortalama puanları ile eğitim sonu bilgi testi puanları arasında pozitif yönde güçlü bir anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.

Hizmet içi eğitim programları
Serhat Gümüş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin bir sosyal medya aracı olarak Facebook kullanım tutumlarının teknoloji kabul modeline göre incelenmesi

21. yüzyılda, teknolojinin gelişmesi ve internetin yaygınlaşması insanların bilgi edinme ve iletişim kurma yöntemlerinde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Geçmişteki yüz yüze iletişim yöntemi, günümüzde yerini yavaş yavaş teknolojik araçlar ile iletişim biçimine bırakmaktadır. Böylece, insanların bilgi edinme ve birbirleriyle bağlantı kurma yöntemleri de sanal ortama taşınmaktadır. Sanal ortamlar aracılığıyla bilgi edinme ve iletişim kurma biçimlerinin temelini de sosyal medya oluşturmaktadır. Sosyal medya insanların bağlantı kurma, sosyal etkileşim oluşturma, mesleki çevre edinme, aynı meslek grubundaki kişiler ile işbirlikli çalışma ortamı kurma ve hatta öğrenme süreçlerini dahi etkilemiştir. Esnek yapısı, zengin içerikleri sayesinde öğrenme ve öğretme süreçlerine kolayca entegre edilebilmektedir. Özellikle öğretmenlere sayısız ve kolay ulaşılabilir doküman sağlaması ile son zamanlarda öğretmenlerin önemli bir yardımcısı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı sosyal medya araçlarından Facebook'un eğitim amaçlı kullanımına yönelik okul öncesi öğretmen tutumlarının Teknoloji Kabul Modeli(TKM)'ne göre incelenmesi olarak ifade edilebilir. Çalışma kapsamında bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenlere göre değişimini açıklamak için Genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli'nden yararlanılmıştır. Genişletilmiş model yapısı "Algılanan Fayda(AF)", "Algılanan Kullanım Kolaylığı(AKK)" ve "Kişisel Normlar(KN)" olarak ifade edilen üç temel faktörden oluşmaktadır. Yapılan çalışmada bu alt faktörler ile birlikte, sosyal medya araçlarından olan Facebook'un kullanılmasına yönelik öğretmenlerin "Kullanım Niyetlerine(KUN)" odaklanılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında 2016-2017 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin 55 ilinde bulunan, 340 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Tanımlayıcı bulgulara göre eğitim amaçlı Facebook kullanımına yönelik öğretmenlerin AF, AKK, KN ile KUN algıları arasında pozitif yönde ilişki olduğu görülmüştür.

FacebookOkul öncesi öğretmenler
Metin Yavuz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Branş öğretmenlerinin farklı teknolojik pedagojik değişkenler kapsamında incelenmesi: Konya İli örneği

Hızlı teknolojik gelişim, eğitim ortamlarının en önemli bileşenleri arasında gösterilebilecek öğretmenlerin de teknoloji kullanım yeterliliklerine sahip olmasını gerekli kılmaktadır. Öğretmenlerin bu yöndeki ihtiyaçlarını, farklı teknoloji eğitimi süreçleriyle karşılamaya çalıştıkları ifade edilebilmektedir. Yapılan bu çalışmada, öğretmenlerin teknoloji eğitimi tercihleri belirli değişkenler kapsamında incelenmiş ve teknolojik pedagojik bilgi algıları özelinde karşılaştırmalar yapılmıştır. Genel tarama yöntemi ile, branş öğretmenlerinin; cinsiyet, okul türü, mezuniyet, yaş, hizmet süresi, branş, teknolojiye erişim ve teknolojiyi kullanma gibi özelliklere göre nasıl dağılım gösterdikleri gözlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin aldıkları teknoloji eğitim çeşidi ve branşlarına göre teknolojik pedagojik bilgi algıları arasındaki farklar incelenmiştir. Çalışma grubu, FATİH Projesi kapsamında hizmet içi eğitim alan ve almayan 2014–2015 Eğitim-Öğretim yılında Konya'da ortaokullarda ve liselerde görev yapan (343) branş öğretmeninden oluşmuştur. Bu araştırmada, veriler araştırmacı tarafından hazırlanan bir anket formu ve literatürden alınan bir ölçek ile toplanmaya çalışılmıştır. Anket formu, öğretmenlerin; cinsiyet, okul türü, mezuniyet, yaş, hizmet süresi, branş, teknolojiye erişim ve teknolojiyi kullanma; ölçek kısmı ise öğretmenlerin "Teknolojik Pedagojik Bilgi Algıları" arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemeye yönelik 4'lü likert tipi(kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, katılmıyorum, kesinlikle katılmıyorum) beş sorudan oluşmaktadır. Katılımcılardan toplanan veriler yüzde frekans çizelgelerı ve karşılaştırmalı analiz sonuçlarıyla sunulmuştur. Anketlerle toplanan veriler sırasıyla; sadece FATİH projesi teknoloji eğitimi alan katılımcılara ilişkin veriler, sadece genel teknoloji eğitimi alan katılımcılara ilişkin veriler, FATİH Projesi teknoloji eğitimi ve genel teknoloji eğitimini birlikte almış olan katılımcılardan elde edilen veriler ve bir teknoloji eğitimi almamış olan katılımcılardan elde edilen veriler şeklinde ayrı gruplar içerisinde ele alınmıştır. Demografik bilgilerin yanı sıra, gruplar arası Teknolojik Pedagojik Bilgi Algılarının karşılaştırılmasına yönelik bulgular karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Ölçüm verilerinin normal dağılım göstermediği tespit edildiğinden, karşılaştırmalı analizlerde parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların Teknolojik Pedagojik Bilgi algılarının aldıkları eğitim sürecine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Ortaya çıkan bu farkın ikili gruplar olarak FPTE – GTE (FATİH Projesi Teknoloji Eğitimi ve Genel Teknoloji Eğitimini birlikte almış olanlar) alanlar ile FPTE (FATİH Projesi Teknoloji Eğitimi) alanlar ve FPTE-GTE (FATİH Projesi Teknoloji Eğitimi ve Genel Teknoloji Eğitimini birlikte almış olanlar) alanlar ile BTEA (Bir Teknoloji Eğitimi almamış olanlar) olan katılımcıların arasındaki anlamlı farktan kaynaklandığı görülmektedir. Buna ek olarak, katılımcıların Teknolojik Pedagojik Bilgi algılarının branşlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmektedir.

Özhan Karaca
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin kabul ve kullanım niyetlerinin çeşitli değişkenlere göre analizi

Bu araştırma öğretmenlerin bilgi ve iletişim teknolojilerine ilişkin kabul ve kullanım niyetlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2016 - 2017 eğitim - öğretim yılı Elazığ ili merkez ilçesinde yer alan ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde görev yapan toplam 550 öğretmenden elde edilen veriler üzerinden yürütülmüştür. Çalışma, farklı branşlara sahip öğretmenlerin görev yaptığı 30 devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırma verileri, Koca ve Usluel (2007) tarafından geliştirilen "Teknoloji Kabul ve Kullanım Modelinin Birleştirilmiş Modeli" (TKKBM) ölçeği ve çalışmayı yürüten araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi anketi ile toplanmıştır. Çalışmada ölçeğe ait alt boyutlardan olan niyet, algılanan yarar, sosyal etki ve kaygı olmak üzere 4 faktör kullanılmıştır. Örneklem grubuna dahil olan öğretmenlere uygulanan ölçeğin Cronbach Alpha güvenilirlik katsayısı 0,93 olarak bulunmuştur. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde, tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma, frekans) yanı sıra normal dağılım göstermeyen ölçeğe ait alt boyut puanlarının üç grup ve üzerindeki parametrelerin karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. İki gruba ait değerlendirmelerde ise Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Verilerin analizleri için SPSS 15.0 programı kullanılmıştır. Araştırma verileri öğretmenlerin bilgi ve iletişim teknolojilerini (BİT) kabul ve kullanım niyetleri öğretmenlerin görev yaptıkları okul düzeyi, mesleki kıdem yılı, görev yaptıkları branş, mezun oldukları fakülte ve hizmet içi eğitim alma durumuna göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik kabul ve kullanım niyetlerinin öğretmenlerin mesleki kıdem yılına, görev yaptıkları branşa ve hizmet içi eğitim alma durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterirken, görev yaptıkları okul düzeyi ve mezun oldukları fakülteye göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Bulgular diğer araştırma bulguları ile bütünleştirilerek tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: BİT, Teknoloji, Eğitim, Öğretmen

Hatice Bilge Taşkın
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim ve gelişim profesyonellerinin insan performans teknolojisi alanındaki bilgi ve yeterliliklerinin incelenmesi

İnsanlar genellikle yapılan her işte, işi daha da geliştirerek ve performansı arttırarak daha iyi sonuçlar almayı ve daha başarılı olmayı amaçlarlar. İnsan performansı pek çok değişkene bağlı olmakla birlikte pozitif ya da negatif müdahaleler ile arttırılabilir veya azaltılabilir. Genellikle performans, çalışanın bağlı bulunduğu kurum ile birlikte değerlendirilir ve yine çalışanın performansı, kurum ile olan ilişkisine, beklentisine, aralarındaki uyuma göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle insan performans teknolojisi, insan performansını incelerken, kurumu da içine alacak şekilde iç ve dış değişkenleri de inceleyen sistematik bir bakış açısı getirmiştir. Bu bakış açısı çerçevesinde zaman içerisinde farklı modeller ortaya çıkmasına rağmen insan performans teknolojisi temel olarak, insan performansını arttırmayı ve performansı kısıtlayıcı engeller varsa bu engelleri ortadan kaldırmayı amaçlar. İnsan performans teknolojilerinin ortaya çıkışı, erken dönemde öğretim tasarımı modelini uygulayan profesyonellerin, eğitimin bir çözüm olarak uygulanamayacağı karmaşık organizasyonel süreçlerle karşılaşmaya başlamalarından sonra olmuştur. Dolayısıyla insan performans teknolojilerinin, öğretim tasarımı tabanlı olduğunu söyleyebiliriz. İlk modellerden itibaren insan performans teknolojisi gelişirken, öncelikle öğretim tasarımı modelleri üzerinden ilerlemiştir. Öğretim tasarımının kullanıldığı, kurumsal akademiler ve eğitim departmanları, insan performans teknolojilerini uygulamaya en yakın ve yatkın birimler olarak düşünülebilir. Bu birimler, çeşitli analizler yaparak çalışanların performansını arttırmaya yönelik eğitim tabanlı çözümler uygularlar. İnsan performans teknolojisinin, öğretim tasarımından ve kurumsal akademilerden farklılaştığı nokta ise üretilen çözümlerin sadece eğitim tabanlı olmayıp, farklı alternatiflerde içeriyor olmasıdır. Yapılan bu çalışma, Türkiye'de ki kurumsal akademilerin insan performans teknolojileri modellerine ne kadar yakın iş yaptıklarının tespit edilmesi ve yapılan çalışmaların insan performans teknolojileri modellerine uygunluğu üzerine fikir verebilir. Burada ortaya çıkan sonuç, kurumsal akademilerde ortaya konan bazı çalışmaların insan performans teknolojisi modellerine benzerlik göstermesi ile birlikte, asıl engelin kurumsal akademilerde öğretim tasarımı modellerinin genellikle çok fazla bilinmemesi, bunları uygulayacak yetişmiş personelin olmayışı dolayısıyla da öğretim tasarımı modellerinden doğan bir bilgi ve uygulama eksiği olduğu söylenebilir. Bu da genel anlamda, eğitim departmanlarında ve kurumsal akademilerde yapılan çalışmaların insan performans teknolojileri modellerine benzediği sonucunun çıkarılmasını zorlaştırdığı söylenebilir. Kurumsal akademilerde ve eğitim departmanlarında öğretim tasarımı modellerinin daha köklü olarak yerleşmiş olması ve daha fazla kullanılması durumunda, akademiler tarafından yapılan çalışmaların insan performans teknolojileri modellerine daha fazla benzeyeceği söylenebilir.

Burak Acar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Yapay zekâ güvenlik ve ahlak algısı ölçeği

Bireylerin yapay zekâya yönelik güvenlik ve ahlak algılarını çok boyutlu olarak ölçen "Yapay Zekâ Güvenlik ve Ahlak Algısı Ölçeği"ni (YZGAAÖ) geliştiren ve psikometrik özelliklerini inceleyen bu ölçek; güvenlik farkındalığı, ahlaki değerler, sorumluluk ve hesap verebilirlik, toplumsal etki ile olumlu beklentiler olmak üzere beş alt boyuttan oluşmaktadır. Araştırma karma yöntemli bir ölçek geliştirme çalışması olarak tasarlanmış ve çalışma grubunu 558 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Ölçek maddeleri uluslararası etik çerçeveler ve güncel ampirik çalışmalar temelinde hazırlanmış, uzman görüşleriyle kapsam geçerliği sağlanmıştır. Yapı geçerliği açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleriyle, güvenirliği ise Cronbach's Alpha katsayısı, madde-toplam korelasyonu ve %27 alt-üst grup karşılaştırmasıyla test edilmiştir. Analizler sonucunda ölçeğin 40 maddeden oluşan beş alt boyutlu yapısı doğrulanmıştır. Güvenlik farkındalığı alt boyutu 7 madde (α=.942), ahlaki değerler 10 madde (α=.953), sorumluluk ve hesap verebilirlik 8 madde (α=.952), toplumsal etki 8 madde (α=.966) ve olumlu beklentiler 7 madde (α=.966) ile ölçülmektedir. Tüm alt boyutlarda tek faktörlü yapı elde edilmiş, açıklanan varyans oranları %82.7 ile %93.7 arasında değişmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi uyum indeksleri tüm boyutlarda kabul edilebilir ve iyi düzeyde bulunmuştur. Demografik analizlerde akademik alan değişkenlerine göre anlamlı fark bulunmazken, yaş ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, YZGAAÖ'nün yapay zekâ güvenlik ve ahlak algısını geçerli ve güvenilir biçimde ölçen çok boyutlu bir araç olduğunu göstermektedir.

Yapay zekâetikgüvenlik algısı+3
Soner Demir
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Science
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.276
DoctorateOpen AccessTR

Bilişim teknolojileri öğretmen adayları arasında çevrimiçi sosyal ağların öğretim amaçlı kullanımı

Bu çalışmanın temel amacı, bilişim teknolojileri (BT) öğretmen adaylarının yoğunlukla kullandıkları çevrimiçi sosyal ağların (ÇSA'ların) öğretim amaçlı kullanımını bir yenilik olarak kabul etme süreçlerinin değerlendirilmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda, katılımcıların ÇSA sitelerinin öğretim amaçlı kullanımına ilişkin gereksinimlerinin belirlenmesi; bu gereksinimler paralelinde ÇSA'lar ile harmanlanmış bir öğrenme ortamının hazırlanması; uygulama deneyimlerine ve ilgili alanyazına uygun bir ölçek geliştirilmesi; geliştirilen ölçek yardımıyla bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının var olan durumlarının belirlenmesi ve uç değerlere sahip durumların derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, karma desenli yöntemler arasından eşzamanlı çoklu desen yaklaşımı kullanılmıştır. Genel amaca yanıt verebilmek için çalışma, dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencilerden ayrıntılı bilgi elde edebilmek ve bu bilgiler doğrultusunda ölçek maddeleri geliştirebilmek için Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) Bölümü öğrencilerinden 2011-2012 öğretim yılı bahar döneminde açılan BTÖ426 Proje Geliştirme ve Yönetimi II dersini alan 53 öğretmen adayından veri toplanmıştır. İkinci aşamada öğretmen adaylarının belirttiği gereksinimler doğrultusunda, yüz yüze derslerin ÇSA'lar üzerindeki etkinliklerle desteklendiği harmanlanmış bir öğrenme ortamı sunulmuştur. Harmanlanmış öğrenme ortamında yapılan etkinlikler 2011-2012 öğretim yılı bahar dönemi boyunca (14 hafta) sürdürülmüştür. Çalışmanın üçüncü aşamasında, bir önceki aşamadan elde edilen veriler ışığında "Çevrimiçi Sosyal Ağların Öğretim Amaçlı Kabulü ve Kullanımı" ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme ve faktör analizi için Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi BÖTE öğrencilerinden veri toplanmıştır. Bir sonraki aşamada ölçek, Türkiye genelinde var olan durumun belirlenmesi amacıyla, seçilen yedi devlet üniversitesinin BÖTE bölümlerinde okuyan birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerine gönderilmiştir. Örneklem seçiminde, "2012 Sosyal Bilimler Alanında Üniversitelerin Sıralaması Raporu"nda yer alan sıralamadan her alt kümeyi temsil edecek seçkisiz örneklemler alınması süreci izlenmiştir. Gönderilen ölçek, 567 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi tarafından yanıtlanmış ve %66,36 geri dönüş oranı sağlanmıştır. Bu aşamanın bir uzantısı olarak uç değerlere sahip üniversitelerin öğrencilerinden çok düşük ya da çok yüksek kabul etme ve kullanım düzeyine yol açan etmenler hakkındaki görüşleri alınmıştır. Bu aşamadaki nitel veriler, uç değerlere sahip üniversitelerde seçkisiz olarak belirlenen ikisi birinci sınıf ikisi de dördüncü sınıf olmak üzere toplam dört BÖTE bölümü öğrencisinden toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri anketler ve ölçek yardımıyla, nitel verileri ise gözlem, yarı-yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşmesi ve ÇSA etkinlik kayıtları yardımıyla toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 20 yardımıyla betimsel istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve parametrik testler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca LISREL 8.0 yardımı ile ölçek verileri üzerinde doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Gerek sınıf içi uygulamalardan gerekse ölçekten elde edilen bulgular eşliğinde BT öğretmen adaylarının ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kabul ve kullanım durumlarının performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kullanma niyetlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen ölçekte bu faktörlerin varyansın %64,37'sini açıkladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular eşliğinde, BÖTE öğrencilerinin ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kullanmaya ilişkin olumlu yaklaşım sergiledikleri gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan BOT öğretmen adaylarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımına ilişkin ortalama puanlarının cinsiyet ve üniversite bağlamında farklılaştığı görülmüştür. Araştırmada irdelenen bir diğer değişken sınıf düzeyidir. Gerçekleştirilen çözümlemeler sonucunda, sınıf düzeyi değişkeninin kabul ve kullanım üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve sınıf düzeyi değişkeninden elde edilen bulgular, var olan BÖTE bölümü öğretim programlarının öğrencilerin benimseme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusunu akla getirmiştir. Farklılığın doğasını belirlemek amacıyla uç değerlere sahip üniversitelerdeki öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda, var olan BÖTE bölümü programlarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, var olan farklılığın, üniversitelerde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının kendi derslerinde ÇSA'ları öğretim amaçlı kullanma düzeyleriyle açıklanabildiği görülmüştür.

Aday öğretmenlerBilgisayar destekli öğretimBilişim teknolojileri dersi+6
Elif Buğra Kuzu
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilerin kültürel uyum sürecine yönelik bir çevrimiçi oryantasyon uygulamasının geliştirilmesi ve etkililiğinin incelenmesi

Uluslararası öğrenciler öğrenim amaçlı olarak misafir oldukları ülkelerde birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu sorunların çözümünde uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti vermek için üniversitelerin bünyelerinde danışmanlık merkezleri kurulmuştur. Ancak bu danışmanlık merkezlerinin kullanımı üzerine yapılan çalışmalarda, uluslararası öğrencilerin çoğunluğunun bu merkezlere ilgi duymadığı, yararlanmadığı ve hatta haberdar olmadığı görülmüştür. Danışmanlık hizmetlerinin sunulması için alternatif ve yeni bir yol olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması gündeme gelmiştir. Bu amaçla yapılmış uluslararası boyutta az sayıdaki araştırmada özellikle çevrimiçi teknolojilerin sunduğu avantajlar nedeniyle uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti sunulması için kullanılması önerilmektedir. Bu araştırmanı amacı Eskişehir'de lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecine katkı sağlayabilecek bir çevrimiçi sistemi uluslararası öğrencilerin katılımı ile geliştirmektir. Araştırma; uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecinde yaşadıkları gereksinimlerin belirlenmesi, bu süreçte kullanılabilecek bir çevrimiçi sistemden içerik beklentilerinin belirlenmesi, bu çevrimiçi sistemin ve içeriğinin tasarlanması ve hazırlanan çevrimiçi sistemin etkililiğinin uluslararası öğrencilerin görüşlerine göre geliştirilmesi olmak üzere dört temel aşamadan oluşmaktadır. Uluslararası öğrencilerin uyum sorunlarının belirlenmesi amacıyla dokuz uluslararası öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum süreçlerinde kullanılabilecek bir çevrimiçi sistem hakkındaki içerik beklentileri de öğrenilmeye çalışılmıştır. Daha sonra öğrencilerin içerik konusundaki beklentileri dört uluslararası öğrenci ile yapılan mini odak grup görüşmeleri ile netleştirilmiştir. Uluslararası öğrenciler için açılan ERA-191 kodlu "Dijital Teknoloji ve Kültürel Entegrasyon" dersi kapsamında çevrimiçi sistemin tasarımı tamamlanmış ve içerik geliştirme çalışmalarına geçilmiştir. Bu aşamada yürütülen tasarım çalışmalarında tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra yine ERA-191 dersi kapsamında başka bir grup uluslararası öğrenci ile çevrimiçi sistemin içeriği tamamlanmıştır. Son olarak geliştirilen çevrimiçi sistemin etkililiği ERA 198 kodlu "Türkiye'de Görsel Kültür" dersi kapsamında sekiz uluslararası öğrencinin görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu aşamalarda ise eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışmada nitel veriler; yarı yapılandırılmış görüşmeler, video kayıtları, öğrenci ve araştırmacı günlükleri, öğrencilerin elektronik ortamda yaptıkları tasarımlar, öğrencilerin sosyal paylaşım sitesi üzerindeki paylaşımları ve öğrencilerin çevrimiçi sistem üzendeki paylaşımları gibi değişik kaynaklardan toplanmıştır. Çevrimiçi sistemin etkililiğinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmadan elde edilen bulgulara göre çevrimiçi sistemi kullanan uluslararası öğrencilerin içerik beklentilerinin tamamen karşılandığı belirlenmiştir. Bu durum, çevrimiçi sistem ile uluslararası öğrencilere sunulan danışmanlık hizmetinin etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Çevrimiçi danışmanlık, uluslararası öğrencilerin sorunları.

Kültürel uyumTürk kültürüUluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı+3
Ozan Coşkunserçe
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığı

Yaşamın her alanında sıklıkla kullanılan bilgi iletişim teknolojileri sayesinde, geçmişte basılı materyallerle çalışan öğretmenler, günümüzde bilgiyi dijital ortamlarda üretmekte ve yine dijital ortamlarda saklamaktadır. Eğitim öğretim faaliyetlerinde teknolojiyi sıkça kullanan öğretmenlerin sahip oldukları dijital verilerin güvenliği son derece önemlidir. Veri güvenliğinin öneminden yola çıkan bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve ilgili ölçeği kullanarak var olan durumu ortaya koymaktır. Ölçek geliştirme sürecinde alanyazın taraması ve kritik paydaşlarla yapılan odak grup görüşmeleri sonucunda 93 maddeden oluşan madde havuzu ortaya konmuştur. 12 alan uzmanının görüşü alındıktan sonra taslak ölçek formunun ön deneme uygulaması ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde birer okuldan 79 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda katılımcılar tarafından anlaşılamayan maddeler çıkarılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği için 529 öğretmenden toplanan veriler ile açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmıştır. AFA'dan önce 56 maddeden oluşan taslak ölçek, analiz sonrasında öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığını belirlemeye yönelik tek faktörlü 32 maddelik yapıya kavuşmuştur. Beşli Likert tipindeki ölçeğin Cronbach Alfa (α) iç tutarlık katsayısı .945'tir ve toplam açıklanan varyans % 36.053 olarak hesaplanmıştır. AFA sonucunda ortaya konan faktör yapısını doğrulamak için 335 farklı katılımcı ile doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Modifikasyon indeksleri yardımı ile ideal değerlere ulaşan tek faktörlü yapı, dijital veri güvenliği farkındalık ölçeğinin (DVGFÖ) geçerli ve güvenilir olduğunu, ileride yapılacak araştırmalarda kullanılabileceğini göstermiştir. Balıkesir ilindeki öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemek için 29 farklı okulda görevli 1446 öğretmenden DVGFÖ kullanılarak veri toplanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının 4.16 ortalama ile oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenler; parola oluştururken harf, sayı ve özel karakter kullanmanın önemi, e-posta ile gelen kimlik bilgilerini doğrulama mesajlarına (parola, kredi kartı vb.) itibar edilmemesi ve parola hatırlatmak için kullanılan güvenlik sorularına başkalarının tahmin edemeyeceği yanıtlar verilmesi konularında daha yüksek farkındalığa sahiptir. Güvenlik duvarı yazılımları, İnternet sitelerinde kullanılan güvenlik sertifikaları ve verilerin çeşitli uygulamalar (Dropbox, Google Drive vb.) kullanılarak İnternet ortamında saklanabileceği konularındaki farkındalıkları ise daha düşüktür. Bu araştırmada, bazı demografik değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistiklerin yanında bu değişkenler ile dijital veri güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkiler de incelenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Buna göre; cinsiyet, günlük bilgisayar kullanım süresi, günlük İnternet kullanım süresi, kişisel bilgisayar, tablet bilgisayar ve akıllı telefon sahibi olma durumlarına göre öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, MEB tarafından hayata geçirilen projelerde dijital veri güvenliğinin yeterince yer bulmaması ve öğretmenlerin eğitim öğretim etkinliklerinde bilişim teknolojilerini kullanırken dijital veri kaybı yaşamamaları için yapılması gerekenler vurgulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların; öğretmenlerde dijital veri güvenliği farkındalığı oluşturulmasına katkı sağlayacağı, MEB'in gerçekleştireceği hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanmasında içerik belirleme çalışmalarına yön vereceği ve ileriki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, Dijital Veri, Veri Güvenliği, Veri Güvenliği Farkındalığı, Ölçek GeliĢtirme, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi

Bilgi güvenliğiBilgi teknolojisiBilişsel farkındalık+7
Eray Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algılarının çeşitli değişkenler açısından

Güncel çalışmalara göre, çocukların internete erişim oranları artma, internetle tanışma yaşları ise düşme eğilimindedir. Buna paralel olarak, çocuklar çevrimiçi risklerle daha çok karşı karşıya gelmektedir. Çocukların çevrimiçi fırsatlardan yararlanmalarını desteklemek ve bu ortamlara özgü risklerden etkilenmelerini önlemek önemli bir gündem maddesi halini almıştır. Bu çalışmaların en önemli paydaşlarından biri de öğretmenlerdir. Öğretmenler, çocukların çevrimiçi risklere karşı birincil başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. Bu durum öğretmenlerin çevrimiçi risklere yönelik algılarını önemli bir çalışma alanı haline getirmektedir. Çocukların internete erişim yaşlarının düşme eğiliminde olması ve Türkiye'deki anne babaların internet okuryazarlıklarının düşük olması nedeniyle bu çalışmada sınıf öğretmeni adaylarının çevrimiçi risklere yönelik algılarına odaklanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algılarının, cinsiyet, güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma, çevrimiçi risklerle karşılaşma, internet kullanma sıklığı ve internette kullanılan servis sayısı değişkenlerine göre incelenmesidir. Bu amaçla, araştırma kesitsel tarama deseninde kurgulanmıştır. Çalışmaya, öğretmen adayları için çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algı ölçeğinin geliştirilmesi ile başlanmıştır. Bu amaçla ilk olarak, alanyazındaki çevrimiçi risk çerçeveleri incelenmiş ve bir çerçeve temel alınmak üzere seçilmiştir. Bir sonraki aşamada bu çerçeve bir uzman paneliyle Türkiye bağlamında değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra kuramsal çerçevede yer alan boyutlar için göstergeler yazılarak madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan madde havuzu, ölçek geliştirme deneyimi olan uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen ikinci bir uzman panelinde değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin pilot formu oluşturularak dil ve yüz görünüş geçerlikleri için uzman görüşlerine tabi tutulmuştur. Uzman görüşlerinin alınmasının ardından, ölçek formu ile pilot uygulama gerçekleştirilerek öğretmen adayları tarafından anlaşılırlığı test edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğinin test edilmesi için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yöntemleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliğinin sınanması için iç tutartlık katsayısı ve test – tekrar test güvenirliği yöntemlerine başvurulmuştur. Bu testlerle birlikte "Çocuk ve Ergenlerin Karşılaştığı İnternet Risklerine Yönelik Algı Ölçeği"nin geliştirilmesi tamamlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2013 – 2014 öğretim yılında Türkiye'deki 19 devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinde okumakta olan 1890 sınıf öğretmeni adayıdır. Verilerin analizi için, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi, yinelenen ölçümler için varyans analizi ve parametrik olmayan bağıntı yöntemlerine başvurulmuştur. Araştırma bulgularına göre sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algıları yüksektir. Kadın sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları, erkek sınıf öğretmeni adaylarına göre yüksektir. Sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma ve çevrimiçi risklerle karşılaşma durumlarına göre değişim göstermemektedir. Bunun yanında, öğretmen adaylarının risk algıları ile internet kullanım sıklıkları ve internette kullandıkları servis sayıları arasında bir ilişki gözlenmemiştir. Risk algısı alanyazınına göre, yüksek risk algısı riskten kaçınma davranışının belirleyicileri arasındadır. Bunun bir sonucu olarak, öğretmen adayları çocuklara çevrimiçi teknolojiler konusunda olumsuz bildirimlerde bulunabilir. Ek olarak, öğretmen adayları çevrimiçi teknolojileri derslerine entegre etmeye direnç gösterebilirler. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının risk algılarının düşürülmesi için eğitim ve risk iletişimi çalışmalarının gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Sınıf öğretmenliği, bilişim teknolojileri öğretmenliği, psikolojik danışma ve rehberlik alanları öncelikli olmak üzere, öğretmen adayları için çocukların karşılaşabileceği çevrimiçi risklere yönelik farkındalık eğitimlerinin verilmesi önerilmektedir. Ek olarak görev yapmakta olan öğretmenler için bu çevrimiçi riskler konusunda meslekiçi eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bunun yanında, çevrimiçi riskler sorununun diğer paydaşları olan aileler, eğitim yöneticileri, yazılım geliştiriciler ve kanun koyuculara yönelik farkındalık çalışmalarının geliştirilmesi de önerilmektedir. Bununla birlikte, çevrimiçi riskler probleminin çözümününde en önemli adım çocukların sorunlar ve başa çıkma yöntemleri konusunda bilgilendirilmesidir. Bu bağlamda tüm ders içeriklerinde çocukların güvenli ve sorumlu internet kullanımının vurgulanması son derece önemlidir. Anahtar sözcükler: sınıf öğretmenliği, öğretmen adayı, çevrimiçi risk algısı

Aday öğretmenlerBilgi güvenliğiGüvenlik+6
Onur Dönmez
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Scratch ile programlama öğretiminin bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının motivasyon ve başarılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı Scratch ile programlama öğretiminin öğrencilerin motivasyon ve programlama başarısına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünde eğitim gören 52 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar 26 öğrenci deney ve 26 öğrenci kontrol grubunda olacak şekilde yansız atama yapılarak iki farklı gruba ayrılmışlardır. Uygulamanın ilk yedi haftalık bölümünde programlama mantığının kazandırılması ve temel programlama yapılarının öğretilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla deney grubundaki katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinlikleri, kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise mevcut ders programındaki haliyle akış diyagramları ile problem çözme etkinlikleri yapmışlardır. Uygulamanın ikinci yedi haftalık bölümde ise hem kontrol hem de deney grubunda aynı yöntem kullanılarak C# programlama dili öğretimi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Başarı Testi, Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve Odak Grup Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada 3 (ölçme zamanı)*2 (grup) faktöriyel desen kullanılmıştır. Hem deney grubunda hem de kontrol grubunda Başarı Testi ile Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri ölçeği, öntest, sontest ve sontest 2 olmak üzere üç defa uygulanmıştır. Ayrıca hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcılar ile ilk yedi haftalık uygulamanın sonunda ve C# programlama öğretiminin yapıldığı ikinci yedi haftalık uygulama sonunda odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), tek değişkenli varyans analizi (ANOVA) , bağımsız örneklem t-testi, bağımlı örneklem t-testi ve içerik analizi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre; katılımcıların hem motivasyon hem de başarı puanları; ölçüm zamanına göre, grup değişkenine göre (öğretim yönteminin türüne göre), ölçüm zamanı ve grup değişkeninin etkileşimine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre yapılan basit etki analizi sonucunda katılımcıların motivasyon puanlarının öntestte her iki grupta benzer olduğu, sontest ve sontest 2'de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Ayrıca ölçüm zamanı bağlamında kontrol grubunda katılımcıların motivasyon puanlarının tüm uygulama sonunda azaldığı, deney grubunda ise arttığı görülmüştür. Katılımcıların programlama başarı puanları ele alındığında öntestte her iki grupta da benzer olduğu, sontest ve sontest 2' de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçüm zamanı bağlamında ise hem kontrol hem de deney grubundaki katılımcıların programlama başarı puanlarının tüm uygulama sonunda arttığı görülmüştür. Ayrıca grup değişkeni bağlamında artışın deney grubu lehine anlamlı olarak farklı olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel verileri incelendiğinde deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinliklerinin eğlenceli ve kolay olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerin programlama mantığını kazandırmada ve motivasyonu artırmada etkili olduğunu, ancak bazı temel yapılar için yetersiz olduğunu dile getirmişlerdir. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise akış diyagramları ile problem çözme sürecinin zor ve sıkıcı olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerde ise aktif olamama ve uygulamanın olmaması gibi sınırlılıkların motivasyonlarını düşürdüğünü belirtmişlerdir. Ayrıca deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı sürecinde edindikleri deneyimin C# programlama öğrenme sürecinde programlama başarılarına katkısının olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunuluştur Anahtar Sözcükler: Programlama, oyun tasarımı, Scratch, akıĢ diyagramları,motivasyon

Aday öğretmenlerBilgi teknolojisiBilgisayar destekli öğretim+7
Osman Erol
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Teknoloji destekli öğrenme ortamlarında çoklu görev yapmanın öğrenmeye etkisi

Günümüz genç nesillerini dijital yerliler, Net nesli ya da milenyum nesli olarak tanımlayan popüler kavramlarla alanyazında sıkça karşılaşılmaktadır. Bu tür kavramların ortak çıkış noktası, yeni nesillerin dijital teknolojiler ile geçmiştekilere göre daha yüksek düzeyde etkileşimde bulunmalarıdır. Bazı araştırmacılar bu yüksek düzeyli etkileşiminin bilgiyi edinme ve işleme gibi temel öğrenme alışkanlıklarını da değiştirdiğini öne sürmektedir. Genç neslin öğrenme alışkanlıklarına ilişkin dikkat çeken iddialardan biri bu bireylerin birden çok bilgi ve iletişim kaynağına dikkatlerini aynı anda vererek farklı kaynaklardan gelen bilgileri eş zamanlı olarak işleyebildikleri varsayımıdır. Alanyazında çoklu görev olarak adlandırılan bu durum dijital yerliliğin en belirgin göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Öte yandan son zamanlarda gerek dijital yerlilik kavramına gerekse çoklu görev gerçekleştirme becerisi gibi bir takım dijital yerlilik özelliklerine ciddi eleştirilerin yöneltildiği görülmektedir. Bu eleştirilerde insan bilişsel mimarisinin çoklu görev yapmaya uygun olmadığı ve çoklu görev yapan bireylerin gerek öğrenme gerekse üretim performanslarının bu durumdan olumsuz etkileneceği vurgulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı teknoloji destekli öğrenme ortamlarında çoklu görev yapmanın öğrenmeye olan etkisinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde öğrencilerin bir yandan öğrenirken diğer taraftan da çoklu görev gerçekleştirmelerine olanak tanıyan web-temelli bir ortam tasarlanmıştır. Web ortamı sıralı ve engelleyici, sıralı ve üretici, eş zamanlı ve engelleyici olmak üzere üç farklı çoklu görev türünü içermektedir. Sıralı ve engelleyici çoklu görev ortamı, öğrenme görevi ile öğrenme ile ilgisiz başka bir görevin yer aldığı iki ortam arasındaki geçiş etkinliklerinden oluşmaktadır. Sıralı ve üretici çoklu görev ortamı, iki öğrenme görevi arasında geçişler içerecek şekilde tasarlanmıştır. Sıralı çoklu görev ortamlarında görevler arası geçiş yapan öğrenciler, öğrenmeye ilişkin görevlerine geri döndüklerinde öğrenmelerine kaldıkları yerden devam edebilmektedirler. Eş zamanlı ve engelleyici çoklu görev ortamında ise katılımcıların çoklu görev gerçekleştirirken öğrenme görevlerini duraklatmalarına izin verilmemiştir. Bu ortamdaki öğrenciler eş zamanlı çoklu görev olarak öğrenme etkinliği sırasında çevrimiçi sohbet etmişlerdir. Araştırmada öğretim içeriği olarak sıtmanın yaşam döngüsü ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin iki farklı öğretim videosu kullanılmıştır. Tam deneysel faktöriyel bir desenle tasarlanan araştırmada iki kontrol ve beş deney olmak üzere toplam yedi araştırma grubu bulunmaktadır. Deney grupları belirtilen üç farklı çoklu görev etkinliğinden birini gerçekleştirirken, kontrol grupları öğrenme etkinliğini çoklu görev gerçekleştirmeksizin tamamlamışlardır. Tüm katılımcılar araştırma gruplarına seçkisiz olarak atanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 572 lisans öğrencisidir. Araştırmada katılımcıların söz konusu çoklu görev ortamlarındaki öğrenme başarıları, içeriği hatırlama düzeyi ve konu ilgisi olmak üzere iki değişken bağlamında karşılaştırılmıştır. Araştırma bulguları, sıralı çoklu görev yapmanın sunulan içeriği hatırlamayı olumsuz etkilemediğini, eş zamanlı çoklu görev yapmanın ise hatırlamayı olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Farklı çoklu görev durumlarındaki katılımcıların konu ilgileri karşılaştırıldığında sıtmanın yaşam döngüsü ve yenilenebilir enerji kaynakları videolarını izleyen gruplarda farklı sonuçlarla karşılaşılmıştır. Öğretim içeriği olarak sıtmanın yaşam döngüsü videosunu izleyen gruplarda sıralı çoklu görev gerçekleştirmenin konu ilgisini olumsuz etkilemediği, eş zamanlı çoklu görevin ise olumsuz etkilediği gözlenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları videosunu izleyen çoklu görev gruplarında ise yalnızca sıralı ve üretici çoklu görev grubunun konu ilgisinde anlamlı bir artış gözlenmiştir. Araştırmada öğrenme başarısının yanı sıra bireylerin birtakım özellikleri ile çoklu görev becerileri arasındaki ilişki de incelenmiştir. Bu özellikler katılımcıların teknoloji kullanım düzeyleri, farklı çoklu ortamlarda günlük geçirdikleri süre, ders çalışırken çoklu görev yapma sıklıkları ve çalışan bellek kapasiteleridir. Bulgular, teknoloji kullanım düzeyi ile çoklu görev yaparak öğrenme becerisi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Benzer biçimde farklı çoklu ortamlarda günlük geçirilen süre ile sıralı ve engelleyici ve eş zamanlı ve engelleyici çoklu görev durumlarındaki öğrenci başarısı arasında da herhangi bir ilişki gözlenmemiştir. Öte yandan çoklu ortamlarda geçirilen günlük süre arttıkça sıralı ve üretici çoklu görev durumlarında öğrencilerin başarılarının düştüğü görülmüştür. Sıralı ve üretici çoklu görev etkinliklerinin diğer çoklu görev türlerine göre daha uzun sürdüğü dikkate alınarak çoklu ortamlarda günlük geçirilen sürenin artmasının uzun süreli gerçekleşen öğrenme etkinliklerinde bireylerin öğrenmelerini olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada çoklu görev becerisinin geliştirilebilen bir özellik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim günlük yaşamdaki ders etkinlikleri sırasında çoklu görev gerçekleştirme sıklığı ile tasarlanan çoklu görev ortamında öğrenme başarısı arasında bir ilişki gözlenmemiştir. Son olarak araştırmada farklı çoklu görev türlerinin farklı çalışan bellek bileşenleri ile ilişkili olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Yukarıda kısaca özetlenen araştırma sonuçları ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırma sınırlılıkları vurgulanmış ve gelecekteki çalışmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır. Bu araştırmanın dijital yerlilik ve çoklu göreve ilişkin alanyazına önemli kuramsal katkılarda bulunduğu düşünülmektedir. Çalışmada bu katkıların tartışılmasının yanı sıra öğretim ortam ve etkinliklerinin tasarımı gibi uygulamaya yönelik çıktılara da değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital yerliler, çoklu görev, web-temelli öğrenme.

Bilgisayar destekli öğrenmeTeknoloji destekli öğretimWeb tabanlı eğitim+5
Muhterem Dindar
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan yaz okuluna yönelik öğrenci ve öğretim elemanı görüşleri

Uzaktan eğitim, değişik koşullar ve beklentiler içerisinde bulunan bireylere öğrenme imkânı sağlamada bir seçenek olarak, dünyada hızla yaygınlaşan ve gelişen bir eğitim uygulaması haline gelmiştir. Üniversitelerdeki öğrenenlerin yaz okullarından daha aktif bir şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeple iklim ve bir takım koşullar göz önünde bulundurulduğunda zamandan ve mekândan bağımsız yürütülecek bir yaz okulu uygulaması gerek öğrenciler gerekse öğretim elemanları açısından bir fırsat olarak düşünülebilir. İlgili alan yazı taraması sonucunda yurt dışında ve ülkemizde yaz okullarında açık ve uzaktan öğrenmeye yönelik sınırlı sayıda araştırmaya ulaşılmıştır. Bu açıdan araştırma konusunun alan yazın açısından bir yeniliği temsil ettiği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencileri ve öğretim elemanlarının uzaktan yaz okullarına ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini yaz okulu deneyimi olan, uzaktan öğretim tecrübesine sahip 6 öğretim elemanı ve 6 öğrenci oluşturmaktadır. Görüşmeye dayalı nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler, öğrenci ve öğretim elemanları için farklı sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada, öğrencilerin ve öğretim elemanlarının yaz okuluna ilişkin görüşleri ve yaz okulunda uzaktan öğrenmeye ilişkin görüşleri üstünlükler, sınırlılıklar, uygulama ve öneriler bağlamında değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmanın sonucuna göre uzaktan yaz okullarının normal yaz okullarına göre öğrenciler açısından birçok konuda üstünlük sağladığı görülmüştür. Ayrıca öğretim elemanları ve kurum açısından da bir takım üstünlükler tespit edilmiştir. Uzaktan öğrenme ile yaz okullarının hem öğretim elemanı hem de öğrenciler açısından karşılıklı etkileşimin zayıf kalması sınırlılık olarak belirlenmiştir. Öğrenci ve öğretim elemanları görüşlerinden elde edilen bütün bulgular ilgili temalar altında detaylı olarak açıklanmıştır.

AçıköğretimElektronik öğrenmeUzaktan eğitim+3
Emre Özgül
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretim elemanlarına göre yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörler: Anadolu Üniversitesi örneği

Günümüzde bilginin hızla üretimi, hayatın her alanında gözlenen değişim ivmesini yükseltmekte ve bu durum insanlarda öğrenme ihtiyacının artmasına yol açmaktadır. Bu durum, öğrenmenin okul hayatının ötesinde yaşamboyu devam etmesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Yaşamboyu öğrenme anlayışı, her yaştan birey için önemli olmasının yanında, bilimsel ve kültürel ilerlemelere öncü olan üniversitelerde görevli öğretim elemanlarının, sürekli gelişen ve değişen çağa ayak uydurmaları, alanlarındaki gelişmeleri takip edip, kendilerini mesleki anlamda güncel tutabilmeleri için bir zorunluluktur. Bununla birlikte, toplumları eğiten ve geleceklerini şekillendiren öğretmenlerin yetiştirildiği eğitim fakülteleri, yaşamboyu öğrenme anlayışının topluma aşılanmasında ayrı bir yere sahiptir. Söz konusu misyonun gerçekleştirilmesinde, eğitim fakültelerinde faaliyet gösteren öğretim elemanlarının daha etkili desteklenmeleri ve süreçte daha aktif kılınmaları için yaşamboyu öğrenme konusunda mevcut düzeylerinin araştırılması gereklidir. Bu araştırmada, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme hakkındaki düşüncelerini ve yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörleri belirleyerek, söz konusu faktörler bağlamında eğitim fakültesinde faaliyet gösteren öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çalışma, keşfedici sıralı karma desen ile modellenmiştir. Söz konusu desen kapsamında araştırmanın nitel boyutu olgubilim, nicel boyutu ise tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmanın nitel aşamasının katılımcılarını, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, Anadolu Üniversitesi'nin 17 fakültesinde faaliyet göstermekte olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarına sahip, toplam 65 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Söz konusu katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük esası temelinde hareket edilmiş ve öğretim üyelerinin evren içindeki oransal dağılımına göre amaçlı örneklem alınmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında araştırma evreninin tamamına ulaşılmış ve 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde faaliyet göstermekte olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarına sahip toplam 235 öğretim elemanı katılımcı olarak yer almıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ulaşılan veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yazılı görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ulaşılan tema ve kodlara dayalı olarak, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise ilk aşamada elde edilen nitel bulgular doğrultusunda, araştırmacı tarafından, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörlere ilişkin sorular içeren bir anket formu geliştirilmiştir. Söz konusu veri toplama aracı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde faaliyet gösteren öğretim elemanlarına uygulanmış ve katılımcıların yaşamboyu öğrenme düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasının sonucunda, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme kapsamında mesleki etkinliklere, sosyal etkinliklere ve kişisel gelişim etkinliklerine katıldıkları belirlenmiştir. Katılımcılar, söz konusu sürece aktif katılımlarından bazı sorunlarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Bu sorunların kişisel, mesleki, kurumsal, toplumsal boyutları olduğu ayrıca, akademik sistemin yapısından, teknolojiden, bürokrasiden ve yetersiz olanaklardan kaynaklandığı bulgularına ulaşılmıştır. Öğretim elemanları, yaşamboyu öğrenmenin kişisel, mesleki ve sosyal-toplumsal açılardan, kendileri için önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte katılımcılar, yaşamboyu öğrenmeyi farklı boyutlarıyla tanımlamışlardır. Araştırmanın katılımcıları, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerinin bireysel ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ifade etmişlerdir. Söz konusu bireysel faktörler arasında, bireylerin kişisel, ekonomik, mesleki ve kültürel özelliklerinin yer aldığı belirlenmiştir. Çevresel etkenler kapsamında akademik sistemin yapısı, çalışılan kurum, faaliyet gösterilen bilim dalı, aile, çevre, toplum, maddi olanaklar, devlet yönetimi, bilgi iletişim teknolojileri ve medya faktörlerine ulaşılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasının sonucunda, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ndeki öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme anketinden aldıkları puanların, katılımcıların faaliyet gösterdikleri bölümlerine, anabilim dallarına, yaş aralıklarına, mesleki kıdem yılları, cinsiyete, akademik unvanlara göre farklılık gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca, Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme kapsamında katıldıkları etkinliklerin, ağırlıklı olarak bilimsel ve eğitmenlik etkinlikleri olduğu; söz konusu etkinlikleri sırasıyla spor etkinlikleri, sosyal etkinlikler, idari etkinlikler ve kişisel gelişim etkinliklerinin takip ettiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulamaya, kurumlara ve araştırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşamboyu Öğrenme, Öğretim Elemanları, Akademisyenler, Yaşamboyu Öğrenmede Etkili Faktörler

AkademisyenlerAnadolu ÜniversitesiYaşam boyu öğrenme+2
Halil İbrahim Muazez Haseski
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının web 2.0 teknolojileri kullanımlarına yönelik tersine mesleki gelişim programının tasarlanması ve uygulanması

Değişim hızının erişim hızıyla sürekli artma potansiyelini de beraberinde getirdiği günümüz koşullarında, eğitimciler derslerinde teknolojik araç ve süreçleri kullanım konusunda sürekli desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Mesleki gelişim altında geleneksel yöntem olan eğitim modeliyle (kurs, seminer ve konferans) verilmeye çalışılan destekler ise çoğu zaman istenen hedeflere ulaşamamaktadır. Bu programların uygulanması sırasında ve sonrasında eğitime katılımda isteksizlik, uygun zaman bulunamaması, hedeflere ulaşılamama ya da kısmen ulaşılma sıklıkla karşılaşılan sorunlardandır. Mesleki gelişim programlarının tasarlanmasında ve geliştirilmesinde hitap edilen kesimin özellikleri dolayısıyla yetişkin öğrenimi ilkelerinin göz önünde bulundurulması bu programların başarısını etkileyecektir. Bunun yanında teknoloji ile zenginleştirilmiş eğitim ortamları da öğrenme süreçlerinde sağladığı yeni imkânlarla mesleki gelişim programlarında karşılaşılan sorunların çözülmesinde kullanılabilecek öneriler sunmaktadır. Bu noktadan hareketle çalışmanın konusunu yetişkin öğrenme varsayımları kullanılarak öğretim elemanlarının Web 2.0 kullanımına yönelik tersine mesleki gelişim programının tasarlanması ve uygulanması oluşturmaktadır. Tersine öğrenmenin mesleki gelişimde kullanımı yeni olduğundan araştırma tasarım tabanlı araştırma ile yürütülmüştür. İki aşamadan oluşan çalışmanın ilk basamağında tersine mesleki gelişim programı tasarlanmış ve pilot uygulama yapılmıştır. Elde edilen bulgularla iyileştirmeler yapılarak ikinci basamakta ana uygulamaya gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgularda öğretim elemanlarının programa ilişkin görüşleri bilgilendirme toplantısı, ayrıntılı içerik/pratik bilgi, esnek etkinlikler ve etkileşim temalarında toplanmış, katılımcıların araçlara ilişkin hedeflenen bilgi/beceri düzeylerine ulaştığı belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ve deneyimle, tersine mesleki gelişim programı tasarımında kullanılabilecek bir çerçeve önerisi bilgilendirme toplantısı, mesleki gelişim yaklaşımı, yürütücü özellikleri, geribildirim ve esnek içerik ve örnek üretim süreci başlıklarında sunulmuştur.

Bilgisayar destekli programlamaBilgisayar teknolojisiEğitim programları+7
Fevzi İnan Dönmez
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevrimiçi ortamda oluşturulan dijital öyküleme etkinliklerine ilişkin öğretmen adayları ve ilköğretim öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı çevrimiçi dijital öyküleme etkinliklerinin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) öğretmen adayları tarafından ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerine uygulanması sürecinde öğretmen adayları ve öğrencilerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümünde öğrenim gören sekiz dördüncü sınıf öğretmen adayı ve Eskişehir Özel Çağdaş İlköğretim Okulu 47 altıncı sınıf ilköğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında BÖTE bölümü dördüncü sınıfında öğrenim gören öğretmen adaylarına 2012-2013 güz döneminde dijital öyküleme etkinliklerine yönelik eğitim verilmiş, ikinci aşamasında ise öğretmen adayları 2012-2013 bahar döneminde öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında Eskişehir Özel Çağdaş İlköğretim okulunda öğrenim gören ilköğretim altıncı sınıf öğrencileri ile çevrimiçi ortamda dijital öyküleme etkinliklerini gerçekleştirmişlerdir. Araştırmanın verileri gözlem, yarı yapılandırılmış görüşmeler, günlükler, öğrenci ürünleri ve video kayıtları aracılığıyla elde edilmiştir. Ayrıca dijital öyküleme etkinliklerinin ilköğretim öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerinin gelişimine etkisini belirlemek amacıyla bir anket kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilköğretim altıncı sınıf öğrencileri dijital öyküleme etkinliklerinin 21. yüzyıl becerilerini geliştirdiğini düşünmektedirler. Öğrenciler ayrıca dijital öyküleme sürecinde internet bilgilerinin güvenirliğinden emin olamadıklarını, araştırdıkları konularla ilgili yeterli kaynağa erişemediklerini ve teknik sorunlarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmen adayları ise dijital öyküleme etkinliklerinin hem kendilerinin hem de öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerini geliştirdiğini düşünmektedirler. Ayrıca etkinlikler yoluyla birçok konu ile ilgili bilgi edindiklerini, öğretmenlik becerileri konusunda deneyim kazandıklarını ve etkinliklerin çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmesinin uygulama sürecinde birçok kolaylık sağladığını ifade etmişlerdir. Diğer taraftan uygulama sürecinde dijital öyküleme etkinliklerin uzun sürdüğünü, zamanın yeterli olmadığını ve öğrencilerin isteksiz olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmen adayları ayrıca dijital öykülemenin öğrencilere hem içerik bilgisi kazandırdığı hem de öğrencilerin teknolojik becerilerini geliştirdiği için bilişim teknolojileri dersine uygun olduğunu ve dijital öykülemeyi gelecekte eğitim hayatlarında kullanmayı düşündüklerini ifade etmişlerdir. Anahtar sözcükler: Dijital öyküleme, teknoloji entegrasyonu, 21.yüzyıl becerileri

Aday öğretmenlerElektronik öğrenmeSayısal teknoloji+5
Ferit Karakoyun
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin engellilere özbakım ve ev içi becerilerinin öğretiminde ailelere yönelik beceri öğretimi yazılımının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi

Zihin engelliler bireyler, akranlarına göre akademik, sosyal, dil ve öz bakım becerileri yönünden açık bir şekilde gerilik göstermektedir ve özel eğitime ihtiyaç duymaktadır. Bu bireylerin yaşam kaliteleri, uygun sosyal yardım ve eğitim ile yükseltilebilmektedir. Zihin engelli bireyler zamanlarının çoğunu aileleriyle birlikte geçirdikleri için yaşamlarında ve eğitimlerinde en büyük etkiye sahip kişiler anne ve babadır. Ancak zihin engelli çocuğa sahip birçok aile evde çocuklarına nasıl eğitim verecekleri konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bu nedenle ailelere bu konuda destek olmak ve onları eğitmek oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar, beceri öğretimi konusunda eğitilen ailelerin, çocuklarına etkili şekilde beceri öğretimi yapabildiklerini göstermektedir. Bu eğitimler ve destek için aileleri belli mekanlarda ve belli zamanlarda toplamak zor, maliyetli ve zaman alıcı olabilmektedir. Bilgisayar, İnternet ve mobil teknolojiler bu noktada ailelere çevrimiçi bir ortamda zaman ve mekandan bağımsız destek verebilmeyi mümkün kılmaktadır. Zihin engelli bireylerin eğitiminde en yaygın kullanılan ve kabul görmüş yöntemler, genel olarak davranışçı yaklaşım ve uygulamalı davranış analizi yöntemleridir. Zihin engelli bireylere beceri öğretiminde çevresel koşulların sistemli bir şekilde düzenlenmesini gerektiren uygulamalı davranış analizi yönteminin etkili şekilde kullanılabildiğini gösteren çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Uygulamalı davranış analizi yönteminin aileler tarafından bilinmesi ve etkili şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, ailelerin yapacakları beceri öğretimi etkinliklerinde uygulamalı davranış analizi yöntemi temel alınacaktır. Bu araştırmanın amacı; yetişkin (16-22 yaş) zihin engelli bireylere günlük yaşam becerilerinin öğretiminde aile bireylerinin ve zihin engelli bireylerin kullanımına yönelik mobil beceri öğretimi yazılımı geliştirmek ve bu yazılımın etkililiğini incelemektedir. Araştırma; yazılımın geliştirilmesi ve yazılımın etkililiğinin incelenmesi olmak üzere iki temel aşamadan oluşmaktadır. Yazılım geliştirme aşamasında tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Tasarım tabanlı araştırma, öğrenme ortamlarının tasarlanması ve teorilerin üretilmesinde, geliştirme ve araştırma sürecinde sürekli olarak devam eden tasarım, karar verme, analiz ve tasarımın gözden geçirilmesi döngüsüne sahiptir. Yazılımın etkililiğinin incelenmesi aşamasında dört ebeveynin yazılımı kullanarak beceri öğretimi çalışmaları yapmaları sağlanmış ve bu beceri öğretimi çalışmalarından elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu çalışmada nitel ve nicel veriler; yarı yapılandırılmış görüşmeler, video kayıtları, yazılıma aileler tarafından girilen bilgiler ve yazılımın kullanım kayıtları gibi değişik kaynaklardan toplanmıştır. Yazılımın etkililiğinin incelenmesi aşamasında yapılan çalışmadan elde edilen sonuçlara göre yazılımı kullanan katılımcıların gerçekleştirdikleri öğretim çalışmaları sonuncunda zihin engelli bireyler yeni bir bağımsız yaşam becerisi öğrenebilmişlerdir. Bu durum, yazılım kullanılarak yapılan öğretim çalışmalarının etkili olduğunu göstermektedir.

Beceri kazandırmaEv içi becerisiTeknoloji destekli öğretim+4
Serkan Çankaya
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının 21. yy. öğrenen becerileri ve 21. yy. öğreten becerileri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın temel amacı öğretmenlerin kendi öğrenmeleriyle paralel biçimde öğrettikleri önermesini 21. yy. öğrenen becerileri ve 21. yy. öğreten becerileri çerçevesinde sınanmasıdır. Bu genel amaç ile birlikte, öğretmen adaylarının 21. yy. öğrenen becerileri kullanım düzeyleri ve 21. yy. öğreten becerileri kullanım düzeyleri ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte her iki becerinin kullanımı cinsiyet, üniversite ve bölüm değişkenleri açısından karşılaştırılmış ve 21. yy. becerileri kullanımının alt boyutları ile 21. yy. öğreten becerileri kullanımına yönelik bir model önerilerek aralarındaki ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın katılımcıları iki aşamada incelenmektedir. Bunlardan ilki 21. yy. öğrenen becerileri kullanımı ölçeği ve 21. yy. öğreten becerileri kullanım ölçeğinin geliştirilmesi sürecinin katılımcıları, ikincisi ise Türkiye örnekleminden veri toplanması sürecinin katılımcılarıdır. İlk aşamanın katılımcılarını 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde eğitim görmekte olan 1.159 öğretmen adayı ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapmakta olan altı öğretmen oluşturmaktadır. Türkiye örnekleminden veri toplama aşamasına ise 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin 11 farklı devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinin son sınıfında eğitim görmekte olan 2.506 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmanın bulgularının oluşturulabilmesi için araştırma amaçlarına hizmet eden iki farklı ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan ilki olan 21. yy. öğrenen becerileri kullanımı ölçeği OECD, AASL (2007), Wagner (2008) ve Trilling ve Fadel (2009) kaynakları temel alınarak hazırlanmıştır. İkincisi olan 21. yy. öğreten becerileri kullanım ölçeği için MEB genel öğretmen yeterlikleri, öğretmenler için ISTE standartları, Lemov (2010), Melvin'e (2011) temel alınmıştır. Bu kaynaklar çerçevesinde 21. yy. öğrenen ve öğretmen becerileri kullanımını ölçen iki farklı veri toplama aracı geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yürütülerek geliştirilmiştir. Verilerin analizi süreçlerinin ilkinde, veri toplama araçlarının geliştirilmesi için nitel yaklaşım çerçevesinde içerik analizi, nicel yaklaşım çerçevesinde ise açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, iç tutarlık katsayısı hesaplama ve Pearson korelasyon katsayısına başvurulmuştur. Türkiye örnekleminden toplanan veriler ise toplam puan, MANOVA ve yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adayları 21. yy. öğrenen becerilerini ve dört alt boyutuna (bilişsel beceriler, otonom beceriler, iş birliği ve esneklik becerileri ve yenilikçilik becerileri) ilişkin becerileri, 21. yy. öğreten becerilerini ve beş alt boyutuna (yönetsel beceriler, teknopedagojik beceriler, onamacı beceriler, esnek öğretme becerileri ve üretimsel beceriler) ilişkin becerileri orta düzeyin üzerinde kullanmaktadırlar. Bununla birlikte öğretmen adaylarının 21. yy. öğrenen becerilerini ve 21. yy. öğreten becerilerini kullanımları üniversite, bölüm ve üniversite*bölüm değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Değişkenler ayrı ayrı incelendiğinde ise 21. yy. öğrenen becerileri kullanımlarının üniversite, bölüm ve üniversite*bölüm değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, 21. yy. öğreten becerileri kullanımlarının ise üniversite, cinsiyet ve üniversite*bölüm değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın temel amacına yönelik yürütülen yapısal eşitlik modellemesi ile 21. yy. öğrenen becerileri kullanımının tüm alt boyutları 21. yy. öğreten becerileri kullanımını yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bir başka ifade ile bilişsel beceriler, otonom beceriler, iş birliği ve esneklik becerileri ve yenilikçilik becerileri kullanımlarından 21. yy. öğreten becerileri kullanımına anlamlı yollar tanımlanabilmektedir. Buna ek olarak 21. yy. öğrenen becerileri kullanımı alt boyutlarından otonom beceriler, iş birliği ve esneklik becerileri kullanımı öğretmen adaylarının bilişsel beceri kullanımını yordadığı bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 21. yy. öğrenen becerileri, 21. yy. öğreten becerileri, öğretmen adayları, MANOVA, YEM

21. yüzyılAday öğretmenlerÖğrenen becerileri+1
Derya Orhan Göksün
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının sosyal medyadaki etik davranışlara ilişkin görüşlerinin incelenmesi: Eskişehir ili örneği

Teknolojinin gelişmesiyle ve yaygın kullanılmasıyla birlikte etik dışı davranışlarda bulunmak daha kolay bir hal almıştır. Gerek maruz kalınan olaylar gerekse gözlemlenen davranışlar baz alınarak aslında etik olmayan pek çok davranış normalleşmiş, çok sayıda insan tarafından sıklıkla yapılır hale gelmiştir. Genel olarak iletişim ortamı anlamına gelen medyanın bilgi paylaşım ortamı olduğu da söylenebilir. Bilginin paylaşımı kavramı bir bakıma bilgi yayımı anlamına gelmektedir. Medyanın haber vermek, bilgilendirmek, eğlendirme, eğitmek, denetlemek gibi temel işlevlerinin olduğu düşünüldüğünde, paylaşılan haberin ya da bilginin doğruluğu, güncelliği, kişilik haklarına saygı gösterip göstermediği, gizliliği gibi etik sorunlar söz konusu olabilmektedir. Bu noktada gerek bireysel olarak gerek ortam açısından etik ilkelere dikkat etmek önemlidir. Medyanın yeni hale düşünüldüğünde, insanların artık basılı medyadan başka çevrimiçi ortamları ve sosyal medyayı haber ve bilgi edinme amaçlı kullandıklarını görülmektedir. Bu noktada medya etiği dışında bilgisayar etiği, internet etiği ve çok sayıda insan tarafından kullanılan ve etik dışı davranışlara çok kolay sebep olabilen sosyal medya etiğinin üzerinde durulmalıdır. Bilgi çağında, etik sorunlar Mason (1986) tarafından gizlilik, doğruluk, fikri mülkiyet ve erişim olmak üzere dört temel başlık altında ele almaktadır. Bu modelin temel alındığı bu araştırmanın temel amacı öğretmen adaylarının sosyal medyadaki etik davranışlarına ilişkin profillerini ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının tercih edilmesinin iki önemli sebebi bulunmaktadır. Bunlardan biri sosyal medyayı en yaygın kullanan gurubun 18-29 yaş aralığında olan bireyler olması, ikincisi ise gelecek nesillere model olacak olan öğretmen adaylarının bu konuda görüşlerinin ve sergiledikleri davranışların önemli olmasıdır. Ayrıca alan yazındaki çalışmalar incelendiğinde çalışmaların pek çoğunun etik sorunlardan gizlilik üzerine olduğu görülmektedir. Bu durum göz önüne alındığında araştırma sosyal medya etiğine bütüncül bir bakış sağlamak açısından önemlidir. Araştırma, öğretmen adaylarının sosyal medyadaki etik davranışlarını yordayan değişkenleri belirlemeye yönelik olarak tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma kapsamında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinde Eğitim Fakültelerin okuyan toplam öğrencilerden 3488 öğrenciye ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanmış olan 35 maddelik veri toplama aracı öğrencilere uygulanmış, uygulama sonrasında da toplam 23 öğrenci ile üç farklı grupta odak grup görüşmesi yapılmıştır. Odak grup görüşmelerinde araştırmacı tarafından yazılmış olan etik ikilem senaryoları kullanılmış ve öğrencilerin bu senaryolar üzerinden tartışmaları sağlanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı yardımıyla, nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, gizlilik, doğruluk, fikri mülkiyet ve erişim boyutlarındaki ele alınan değişkenler açısından farklılık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Cinsiyet değişkeni açısından incelendiğinde kadınların özellikle fikri mülkiyet ve erişim boyutlarında erkeklere göre daha hassas davrandıkları görülmektedir. Alan değişkeni açısından maddeler incelendiğinde istatistiksel anlamda farklılık çıkmasına rağmen bu farkın katılımcıların sayılarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Boyutlardaki maddeler incelendiğinde özellikle fikri mülkiyet ve erişim konusunda sınıf düzey açısından daha keskin farklılıklar gösterdiğini sonucu dikkat çekmektedir. Veriler kullanılan forum sayısına göre incelendiğinde ise fazla sayıda forum kullanan katılımcıların daha fazla etik davranma eğiliminde oldukları görülürken bu sonucun tam tersine internette fazla vakit geçiren katılımcıların etik dışı davranma eğilimlerinin arttığı görülmüştür. Yapılan odak grup görüşmelerine göre ise öğrencilerin birkaçı dışında hepsinin kendilerine sağlayacakları faydaların etik davranışlarının önüne geçtiği, kendi menfaatleri söz konusu olduğu zaman etik dışı davranmaktan çekinmeyebilecekleri yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar arasında olduğu söylenebilir. Araştırma sonucunda araştırma süreci ve elde edilen bulgular göz önüne alınarak uygulama ve araştırmaya dönük öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Etik, Öğretmen adayları, PAPA, Sosyal medya etiği,

Aday öğretmenlerEtikSosyal medya+3
Özge Mısırlı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyleri, bireysel yenilikçilik düzeyleri ve bireysel yenilikçilik kategorileri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bilişim teknolojileri kabul düzeyleri ve bireysel yenilikçilik düzeyleri cinsiyet, bölüm, sınıf düzeyi ve yenilikçilik kategorileri değişkenleri açısından karşılaştırılmıştır. Bununla birlikte öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyleri ve alt boyutları ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 2015-2016 eğitim-öğretim bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde eğitim görmekte olan 1819 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma sorularının yanıtlanması için kişisel bilgi formu, Bilişim Teknolojileri Kabul Ölçeği (Baydaş, 2015) ve Bireysel Yenilikçilik Ölçeği (Kılıçer ve Odabaşı, 2010) kullanılmıştır. Bilişim teknolojileri kabul düzeyi ve bireysel yenilikçilik düzeyini ölçen veri toplama araçları, güvenilirlik katsayılarının belirlenmesi amacıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi sürecinde nicel yaklaşım çerçevesinde toplam puan, ortalama puan, iç tutarlılık katsayısı hesaplama, t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyi yüksek çıkmıştır. Bunun yanı sıra öğretmen adayları bilişim teknolojileri kabul düzeyi ölçeğinin beş olumlu alt boyutunda (Kolaylaştırıcı şartlar, Algılanan Yarar, Kullanım Kolaylığı ve Yeterlik, Sosyal Etki, Niyet) yüksek düzeyde, olumsuz alt boyutunda (Kaygı) ise düşük düzeyde çıkmışlardır. Diğer taraftan öğretmen adaylarının bireysel yenilikçilik düzeyleri orta düzeyde, yenilikçilik açısından iyi/ortalamanın üzerinde olarak kabul edilen kategorilerde ve en çok "Sorgulayıcı" kategorisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının bilişim teknoloji kabul düzeyleri ve bireysel yenilikçilik düzeyleri cinsiyet, sınıf düzeyi, anabilim dalı ve bireysel yenilikçilik kategorilerine göre farkları incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul puanlarının sınıf, bölüm ve yenilikçilik kategorileri değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, bireysel yenilikçilik puanlarının ise sınıf ve bölüm değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Ancak cinsiyet değişkeni bağlamında her iki bağımlı değişken açısından da herhangi bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Bunun yanı sıra öğretmen adaylarının bilişim teknolojileri kabul düzeyleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bilişim teknolojileri kabul ölçeğinin alt boyutlarında ise, olumlu alt boyutların tamamının bireysel yenilikçilik ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye, olumsuz alt boyutun ise negatif yönde anlamlı ilişkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişim teknolojileri, Bireysel yenilikçilik, Öğretmen adayları.

Aday öğretmenlerBilişim teknolojisiBireysel yenilikçilik+1
Ferhan Şahin
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının medya okuryazarlığı düzeyleri ile çevrimiçi bilgi araştırma stratejileri düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenerek, aralarındaki olası bir ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evreni, 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde 12 bölüm, 4 sınıf düzeyinde öğrenim gören öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Bu bağlamda, 1858 katılımcıdan toplanan veriler analiz sürecine dâhil edilmiştir. Araştırmanın verileri Tsai (2009) tarafından geliştirilen ve Aşkar ve Mazman (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Çevrimiçi Bilgi Arama Stratejileri Envanteri" ve Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilen "Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen adaylarının demografik bilgileri "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma sonunda öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üzerinde, çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu, cinsiyet ve günlük internet kullanımı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmektedir. Öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri sınıf düzeyi ve bölüm değişkenleri açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmen adaylarının çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeyleri ile bölümleri arasında anlamlı fark gözlenirken, sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Öğretmen adaylarının medya okuryazarlık düzeyleri ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri düzeyleri arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Öğretmen adayları, Medya okuryazarlığı, Çevrimiçi bilgi arama stratejileri

Aday öğretmenlerBilgi aramaMedya okuryazarlığı+1
İsmail Tatar
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Harmanlanmış öğrenme ortamlarında oyunlaştırma bileşenlerinin etkililiği

Bu araştırma kapsamında harmanlanmış öğrenme ortamlarının etkililiğini arttırmak için oyunlaştırma bileşenleri kullanılmış ve bu ortamın etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 2015 - 2016 öğretim yılı güz döneminde öğrenim gören ve Eğitimde Bilişim Teknolojileri I dersine kayıt yaptıran 63 katılımcıyla uygulama süreci gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel ve nitel verilerin ilişkilendirilerek açıklandığı yakınsayan paralel karma desene göre desenlemiştir. Araştırmanın amacı kapsamında, bu ders iki ayrı grup olarak açılmıştır. Araştırmanın deney grubu, yüz yüze ortamda çarkıfelek etkinliği; çevrimiçi ortamda yönergelerin verilmesi, ilerleme çubuğu, rozet, seviye, deneyim puanı, liderlik sıralaması, ödül, dersin tamamlanma oranı, etkinlik tamamlama, etkinliklerin belirli ölçütlere göre sınırlanması, etkinliklere ilişkin katılımcılara bildirimlerin sunulması, alternatif etkinliklere yer verilmesi sayesinde oyunlaştırma bileşenleriyle zenginleştirilmiştir. Araştırmanın kontrol grubunda bu bileşenlere yer verilmemiştir. Araştırmanın verilerine göre gruplar arasında araştırma topluluğu modeli, akademik başarı, motivasyon, duygu durumu açısından bir farklılık oluşmamıştır. Ancak katılımcılar oyunlaştırma bileşenlerinin ilgi çekici olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca grupların çevrimiçi ortamda harcanan ortalama zamanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılığın oluştuğu görülmüştür. Ayrıca katılımcıların çevrimiçi katılımlarında oyunlaştırma bileşenlerinden ödülün, rekabetin, seviyenin, rozetin ve kısıtlamanın etkili olduğu görülmüştür.

Elektronik öğrenmeHarmanlanmış öğrenmeMotivasyon+3
Can Meşe
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bakış açısıyla dijital vatandaşlık göstergelerinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin bakış açısıyla dijital vatandaşlık göstergelerini ortaya çıkarmaktır. Bu genel amaç çerçevesinde üniversite öğrencilerinin dijital vatandaşlık düzeylerini ortaya çıkaracak özgün bir ölçek geliştirilmiş, dijital vatandaşlığa ve alt faktörlere ilişkin ortalamalar arasındaki ilişkiler ortaya çıkartılmıştır. Buna ek olarak dijital vatandaşlığa ve alt faktörlere ilişkin ortalamaların öğrencilerin cinsiyetleri, üniversiteleri, fakülteleri, sınıfları, internet kullanım sıklıkları ve aylık gelir durumları ile olan ilişkileri incelenmiştir. Çalışmanın katılımcıları dijital vatandaşlık ölçeğinin geliştirilme aşamasının ve bu ölçeğin Türkiye örneklemine uygulanması aşamasının katılımcıları olmak üzere iki adımda ele alınmıştır. Ölçeğin geliştirilme aşamasının katılımcıları 2015-2016 Güz ve Bahar döneminde Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde öğrenim gören 625 öğrenciden oluşmaktadır. Ölçeğin Türkiye geneline uygulanması aşamasında ise katılımcılar 2015-2016 Bahar döneminde altı farklı devlet üniversitesinde öğrenim gören 2148 öğrenciden oluşmuştur. Çalışmanın amacına yönelik olarak Ribble ve Bailey'in (2007) dokuz dijital vatandaşlık boyutu temel alınarak ve bu alanda yapılan çalışmalar incelenerek hazırlanan ölçek, geçerlilik ve güvenirlik analizleri kullanılarak geliştirilmiştir. Veri toplama aracının hazırlanması aşamasında madde havuzu oluşturulmuş, madde havuzunun uzman panelinde görüşülmesi ve daha sonra düzenlenen formun uzman görüşüyle iyileştirilmesi gerçekleştirilmiştir. Maddelerin ölçek geliştirme aşamasında açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmış, ardından iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Türkiye genelinde yapılan uygulamada ise araştırmanın alt amaçlarına yanıt aramak için t test, tek faktörlü ANOVA ve Spearman Korelasyon hesaplama yöntemleri işe koşulmuştur. Ölçek geliştirme aşamasında 23 maddelik beş faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Çalışmada oluşturulan bu ölçek ile birlikte çevrimiçi işlemler, doğru kullanım, erişim, sağlık ve toplumsal sorumluluk şeklinde alt faktörler ortaya konulmuştur. Yapılan çözümlemeler sonucunda öncelikle üniversite öğrencilerinin dijital vatandaşlık bağlamındaki alt faktörlerden erişim faktörünün en yüksek değerde olduğu ve bunu sırasıyla doğru kullanım, çevrimiçi işlemler, sağlık ve toplumsal sorumluluk faktörlerinin izlediği belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin dijital vatandaşlığa ilişkin ortalamaları cinsiyetleri bağlamında incelendiğinde kadın üniversite öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Üniversiteler arasında da anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Araştırmada fakültelerin dijital vatandaşlık ortalamaları bağlamında anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Sınıf düzeylerine göre gerçekleştirilen karşılaştırmada ise dijital vatandaşlık ortalamalarının sınıf düzeyi arttıkça arttığı, internet kullanım sıklıkları ve aylık gelirleriyle genel ortalamaları arasındaki bağıntıların ise anlamlı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Dijital vatandaşlık, Dijital vatandaşlık boyutları, Üniversite öğrencileri, Ölçek geliştirme.

Sayısal vatandaşlıkÖlçek geliştirmeÜniversite öğrencileri
Seçil Som Vural
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklara yönelik ontoloji ve folksonomi tabanlı güvenli bir bilgi arama motoru geliştirilmesi

İnternet kullanımında artık yaş sınırı kalmamış ve çocuklar da yetişkinlerde olduğu gibi bilgiye ulaşma amacıyla arama motorlarından yararlanmaya başlamışlardır. Çok küçük yaşlarda teknoloji ile tanışan ve yaygın bir biçimde İnternet teknolojilerinden yararlanan çocuklar, İnternet ortamında bilgi ararken yetişkinlerde olduğu gibi sorunlar yaşamakta ve bu sebeple arama süreçlerinde başarısız olabilmektedirler. Yetişkinlerden farklı olarak çok küçük yaş gruplarında olmaları ve bazı kavramları yanlış anlamaları nedeniyle de farklı ve kendilerini olumsuz etkileyebilecek fiziksel ve ruhsal sorunlar ile de yüzleşebilmektedirler. Bu sebeple çocukların arama süreçlerindeki yaşadıkları sorunlar ve deneyimler detaylıca incelenerek; çocukların güvenli ve doğru bir biçimde bilgi edinmelerine yönelik çalışmalar gerekmektedir. Doğru ve güvenilir bilgiye erişimde oldukça fazla avantajlara sahip ontoloji ve folksonomi yapılarının birlikte kullanıldığı bir bilgi arama motorunun, çocukların bilgiye erişim ihtiyaçlarını karşılayabileceği düşünülmektedir. Bu bilgi arama motoru, çocuklarla birlikte ve onların bilgi arama süreçlerinde yaşadıkları sorunları çözümleyerek geliştirilmelidir. Bu araştırmanın amacı; çocukların güvenli ve doğru bir biçimde bilgi edinmelerini karşılamaya yönelik ontoloji ve folksonomi tabanlı güvenli bir bilgi arama motorunun geliştirilmesidir. Bu araştırmada, çocukların gereksinimlerini karşılamaya yönelik ontoloji ve folksonomi tabanlı güvenli bir bilgi arama motoru tasarlamak ve geliştirmek üzere tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Araştırma, sorunun analizinin gerçekleştirildiği ön araştırma ve ürünün tasarlanıp, geliştirildiği ve uygulandığı sonrasında da yansıtmalarının gerçekleştirildiği ürün aşaması olmak üzere iki temel aşamadan oluşmaktadır. Bu çalışmada veriler, araştırmacı günlüğü, odak grup görüşmesi, yarı yapılandırılmış görüşmeler, geçerlik komitesi toplantı tutanakları ve doküman analizleri (alanyazında gerçekleştirilen çalışmalar) kullanılarak öğrenciler, öğretmenler, alan uzmanları ve araştırmacıdan toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmada; özellikle bilginin güvenilirliği, çok fazla kaynak arasından aranan bilgiye ulaşmada zorluk, konu ile alakasız sitelere erişim ve aranan sorgu ile alakasız sonuçlar, zararlı sitelere erişim, özel arama motorları ve web filtreleri, Türkçe sonuçlar ile ilgili sorunlar, doğru sorgu ifadelerini seçememe, anahtar kelimeyi bulmada zorluk, kısa ve basit sorgular yazma, hız ve bilgi sunumu başlıklarında sorunlar belirlenmiş ve bu sorunlara yönelik çözümlerle birlikte arama motoru geliştirilmiştir. Geliştirilen çocuklara yönelik ontoloji ve folksonomi tabanlı güvenli bir bilgi arama motorunun kullanıcıların ifadeleri doğrultusunda arama süreçlerinde bilgiye erişirken karşılaştıkları sorunlara çözüm olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Arama motoru, Folksonomi, Ontoloji, Tasarım tabanlı araştırma,Çocuklar için arama motoru.

Arama motorlarıBilgi aramaBilgi tarama teknikleri+7
Tayfun Akçay
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevrimiçi öğretim materyali geliştirme ve uygulama süreçlerinin incelenmesi: İngilizce dersi örneği

Araştırmanın amacı, bir İngilizce öğretmeni tarafından çevrimiçi ortamlar aracılığıyla 9. sınıfın bir dönemlik İngilizce öğretim programına yönelik materyallerin geliştirilmesi sürecinin ve geliştirilen materyallerin öğretme – öğrenme sürecinde kullanılma durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın verileri çevrimiçi ortam öğretimi, çevrimiçi öğretim materyali geliştirme ve materyallerin sınıf ortamında kullanılma süreçlerinin video kayıtları, araştırmacı ve öğretmen günlükleri, çalışma kapsamında hazırlanan başarı testi, öğrenci ve öğretmen yazılı görüşme formları, yarı-yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşme formu ve araştırmacının gözlem notlarından oluşmaktadır. Toplanan nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak, nicel veriler ilişkili örnekler t-testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çevrimiçi öğretim materyallerinin uygulanmasıyla ilgili öğrenci görüşleri çoğunlukla olumlu olmuş, öğrenciler süreci eğlenceli, İngilizce becerilerini geliştiren, akılda kalıcı, öğrenmeyi kolaylaştıran ve diğer derslerde de kullanılmasını önerdikleri bir süreç olarak belirtmişlerdir. Benzer şekilde öğrencilere ön test ve son test olarak uygulanan başarı testleri arasında da anlamlı bir fark bulunmuş ve bu veriler nitel verileri desteklemiştir. Öğretmen araştırma sonucunda hem teknoloji yeterliği açısından hem de akademik alanda gelişim göstermiştir. Araştırma süreci boyunca teknik aksaklıklar ve bağlantı sorunları olmuş, öğretmenin bu sorunlara çözüm bulma konusunda da gelişim gösterdiği gözlenmiştir. Buna göre öğretmenin mobil internet kullanımı ve çevrimiçi ortamları aktif bir şekilde kullanmasıyla karşılaşılan sorunlara çözüm bulabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, mesleki gelişim etkinliklerinin bireyin istek, gereksinim, beklenti ve hazırbulunuşluğu göz önünde bulundurulduğunda daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki gelişim etkinliklerinin öğretmen özelliklerine, olanaklarına ve gereksinimlerine göre olarak tasarlanmalarının öğretmenin motivasyon ve verimliliğine katkısı bulunduğu da ulaşılan sonuçlardandır. Anahtar Kelimeler: Mesleki gelişim, Yabancı dil öğretimi, Çevrimiçi ortamlar

Bilgisayar destekli dil eğitimiBilgisayar destekli öğretimDil öğrenme yöntemleri+6
Betül Uluuysal
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının dijital bilgeliğe ilişkin yeterlik algılarının incelenmesi

Dijital yerli-göçmen kavramlarından bağımsız olarak pedagojik bir çerçevede kazanılan dijital bilgelik özelliklerinin hem günümüz öğrencileri hem de öğretmenleri için aranan nitelikler olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretmenlik mesleği açısından dijital bilgeliğe ilişkin yeterlikleri ve göstergeleri belirlemek ve Türkiye genelindeki öğretmen adaylarının dijital bilgeliğe ilişkin yeterlik algı profillerini ortaya koymaktır. Keşfedici sıralı karma desenin kullanıldığı araştırmanın nitel aşamasında, farklı alanlardan uzmanların katılımlarıyla gerçekleştirilen yapılandırılmamış görüşmeler ve Delphi turları sonrasında Düşünme ve Karar Verme, Toplumsallık ve Duygusallık olmak üzere dijital bilgeliğe ilişkin 3 farklı yeterlik alanının bulunduğu bir yapı oluşturulmuştur. Üç Delphi turu sonunda uzlaşma sağlanan bu yapıya ilişkin gösterge maddeleri kullanılarak "Dijital Bilgelik Yeterlik Algısı Ölçeği" geliştirilmiştir. Düşünme ve Karar Verme, Sosyal Duyarlılık ve Paylaşımcılık faktörlerinin bulunduğu bu ölçek kullanılarak gerçekleştirilen nicel aşamada ise, 2017 yılı içerisinde 1474 öğretmen adayından veri toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının kendilerini dijital bilgelik konusunda genel olarak yüksek düzeyde yeterli görmektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algıları, yaş ve bölüm değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken cinsiyet açısından farklılık göstermemektedir. Öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algıları ve teknoloji kullanma yeterlikleri arasında pozitif ve orta düzeyde ilişki bulunurken genel olarak akademik başarı ortalaması ve günlük internet kullanım süresi arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Bununla birlikte öğretmen adaylarının dijital bilgelik yeterlik algılarıyla dijital yerlilik özellikleri arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu gözlenmiştir.

Aday öğretmenlerBilgisayar destekli eğitimBilişim teknolojisi+7
Mesut Türk
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe metin tabanlı açık uçlu soruların yapay zekâ ile değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Türkçe metin tabanlı açık uçlu soruların otomatik olarak değerlendirilmesi için yapay zeka tabanlı bir sistem geliştirilmiştir. Sistem mimarisinde, metin verisinin bağlamını daha iyi anlayabilmek ve dil ilişkilerini daha doğru bir şekilde ortaya çıkarabilmek için Bi-LSTM (Çift yönlü uzun-kısa süreli hafıza) kullanılan altı katmanlı bir model geliştirilmiştir. Sistemde, yanıtların gömülü temsillerini oluşturmak için dört farklı metin gömme yöntemi kullanılmıştır (BERT, S-BERT, Glove ve Word2Vec). Çalışmanın temel amacı, farklı gömme yöntemlerinin performanslarını karşılaştırmak ve geliştirilen sistemin, eğitmenler tarafından yapılan puanlamalarla ne kadar tutarlı olduğunu değerlendirmektir. Çalışmada kullanılan gömme yöntemlerinin performansı, Ağırlıklı Kappa Katsayısı (QWK) kullanılarak ölçülmüştür. Sonuçlar, S-BERT ve BERT gibi bağlamsal anlam çıkarımı yapan yöntemlerin, Glove ve Word2Vec gibi klasik gömme yöntemlerine kıyasla daha yüksek başarı sergilediğini göstermiştir. Bu bulgular, metin değerlendirmede bağlamsal bilgi çıkarımının önemini ortaya koymuştur. Ayrıca Bi-LSTM'nin bu tür bağlamları işleyebilme yeteneğini doğrulamıştır. Sistemin performansı, tüm öğrenci gurubu ve farklı öğrenim düzeyindeki (önlisans ve lisans) öğrenciler üzerinde gerçek eğitmen puanları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sistemin öğrencilerin geneline ve lisans düzeyindeki öğrencilere gerçek eğitmen puanlarına yakın puanlar verdiğini göstermiştir. Bu bulgu, sistemin özellikle lisans seviyesindeki öğrenciler için daha etkili bir değerlendirme aracı olabileceğini göstermektedir. Önlisans düzeyindeki öğrencilere ilişkin değerlendirmede sitemin verdiği puan ile gerçek eğitici puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Bu bulgu, sistemin daha düşük eğitim seviyesindeki öğrencilerin yanıtlarını gerçek eğitmenlere kıyasla daha düşük puanlama eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır. Genel olarak bu çalışma bulguları yapay zeka tabanlı otomatik değerlendirme sistemlerinin insan değerlendirmesine yakın sonuçlar üretebildiğini ortaya koymaktadır. Ancak sistemin en yüksek QWK puanının 0.68 olması, performans iyileştirilmesi gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların sayısı çok azdır. Çalışma bu yönüyle ülkemizde açık uçlu soruların otomatik değerlendirilmesi konusunda önemli bir adım atmıştır. İleride farklı disiplinlerde daha geniş ölçekli veri setleri ve daha güncel gömme yöntemleri kullanılarak yapılacak çalışmalar sistemin genelleştirilebilirliğini ve güvenirliğini daha da arttırabilir.

Mustafa Aksoğan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitsel videolarda eğitmen görünürlüğünün bilişsel yük, sosyal varlık ve öğrenme performansına etkisi: Bir göz izleme çalışması

Dijital teknolojilerin eğitim ortamlarında giderek daha fazla yer edinmesi, öğrenme süreçlerinde çeşitli yenilikleri beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede, eğitsel videolar, öğrenenlerin bilgiye erişimini kolaylaştıran ve etkileşimli öğrenme deneyimlerini destekleyen önemli araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Ancak, eğitsel videoların tasarımında, öğrencilerin bilişsel yükünü en aza indirirken öğrenme performanslarını ve sosyal varlık algılarını nasıl optimize edilebileceği halen araştırılması gereken kritik bir konu olarak varlığını sürdürmektedir. Bu doğrultuda, eğitmen görünürlüğünün farklı biçimlerinin öğrenci deneyimine etkileri, özellikle son yıllarda eğitim teknolojileri ve öğretim tasarımı alanında önemli bir araştırma konusu hâline gelmiştir. Bu araştırmada, eğitsel videolarda farklı eğitmen görünürlüğü koşullarının (eğitmen görünürlüğü olmayan, eğitmen görünürlüğü sabit olan ve kullanıcı tarafından kontrol edilebilen eğitmen görünürlüğü) öğrencilerin bilişsel yük, sosyal varlık algısı ve öğrenme performansı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bununla birlikte, göz izleme yöntemi kullanılarak öğrencilerin görsel dikkat dağılımı ve odaklanma düzeyleri analiz edilerek, eğitmen görünürlüğünün dikkat süreçleri üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, nicel yöntemlerle yapılandırılmış olup, elde edilen bulguların daha derinlemesine yorumlanabilmesi amacıyla nitel verilerle de desteklenmiştir. Araştırma kapsamında her biri 30 katılımcıdan oluşan üç deney grubu oluşturulmuş ve her bir gruba farklı eğitmen görünürlüğü koşullarına sahip videolar izletilmiştir. İlk grup, eğitmen görünürlüğü olmayan videoları; ikinci grup, eğitmen görünürlüğü sabit olan videoları; üçüncü grup ise kullanıcı kontrollü eğitmen görünürlüğüne sahip videoları izlemiştir. Katılımcıların bilişsel yük algıları, sosyal varlık hissi ve öğrenme performansları karşılaştırılmış, ayrıca göz izleme verileri aracılığıyla dikkat dağılımı ve eğitmen görünürlüğü tercihleri analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, farklı eğitmen görünürlüğü koşullarının bilişsel yük, sosyal varlık algısı ve öğrenme performansı üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığını ortaya koymuştur. Eğitmen görünürlüğü olmayan videolar, en düşük bilişsel yük algısına sahipken, sosyal varlık hissi ve öğrenme performansı açısından sınırlı fayda sağlamıştır. Eğitmen görünürlüğü sabit olan videolar, sosyal varlık hissini artırmış ancak bilişsel yükü yükseltmiştir. Kullanıcı kontrollü eğitmen görünürlüğü ise hem bilişsel yükü azaltmış hem de sosyal varlık hissini ve öğrenme performansını olumlu yönde etkilemiştir. Göz izleme verileri, kullanıcı kontrollü eğitmen görünürlüğü grubundaki katılımcıların eğitmeni ihtiyaçlarına göre görünür veya gizli hâle getirerek dikkat yönetimi sağladıklarını göstermiştir. Katılımcılar, içerik karmaşıklığı arttığında eğitmeni gizleme, daha güçlü bir sosyal bağ kurma ihtiyacı hissettiklerinde ise eğitmeni görünür hâle getirme eğiliminde olmuşlardır. Bu bulgu, bireyselleştirilmiş kullanıcı kontrolünün dikkat yönetimi ve öğrenme süreçlerinde kritik bir rol oynayabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, kullanıcı kontrollü eğitmen görünürlüğü, öğrencilerin bireysel öğrenme ihtiyaçlarını karşılayarak daha etkili bir öğrenme deneyimi sunmaktadır. Bu araştırma, eğitsel videoların tasarımında bilişsel yükün azaltılması, sosyal varlık hissinin artırılması ve öğrenme performansının iyileştirilmesi açısından önemli çıkarımlar sunmaktadır. Göz izleme verilerinin kullanılması ve araştırmanın nitel bulgularla desteklenmesi, gelecekteki çalışmalar ve eğitsel video tasarımlarına yönelik daha kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.

Mustafa Alpsülün
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan ve çevre ünitesine yönelik geliştirilen yapay zekâ destekli artırılmış gerçeklik uygulamasının ortaokul öğrencilerinin başarısı ve tutumu üzerindeki etkisi

Eğitimde kullanımı giderek artan Artırılmış Gerçeklik (AG) uygulamaları, fen konularında yer alan gerçekte görülmesi imkânsız veya öğrenilmesi zor olan içeriklerin sınıf ortamında etkileşimli ve gerçekçi bir deneyim ortamı ile sunulmasını desteklemektedir. Öğrenme ortamlarında kullanılan bir diğer teknoloji yapay zekâdır. Yapay zekânın büyük dil modelleri ile çalışan metin tabanlı etkileşimli yapısının, AG uygulamalarına entegre edilmesi, uygulamaların etkileşim boyutunu yenilikçi bir aşamaya taşıyabilmektedir. Bu araştırmada, Fen öğretiminde İnsan ve Çevre ünitesinde yer alan; Biyoçeşitlilik, İnsan-Çevre İlişkileri ve Yıkıcı Doğa Olayları konularına yönelik yapay zekâ destekli AG öğretim materyali (BioscienceAR) geliştirmek ve materyalin öğrencilerin akademik başarıları, Fen Bilimleri dersine yönelik tutumları ve AG uygulamalarına ilişkin tutumları üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel yöntemin baskın olduğu, nitel yöntemle desteklenen karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada nicel verileri açıklamak amacıyla nitel verilerin toplandığı sıralı açıklayıcı desenden yararlanılmıştır. Araştırma süreci, planlama, uygulama ve değerlendirmeyi kapsayan PIE modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın öğretim materyali planlama ve geliştirme sürecinde ise AG geliştiricileri tarafından kullanılan beş aşamalı, dinamik bir tasarım modeli temel alınmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, İnsan ve Çevre Başarı Testi, Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği ve AG Uygulamaları Tutum Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Türkiye'nin İç Anadolu bölgesinde yer alan bir devlet okulunun 5. sınıfında öğrenim gören 56 öğrenciyle sekiz haftalık deneysel süreç yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde öncelikle verilerin normallik varsayımını sağladığı tespit edilmiş olup normal dağılıma uygun parametrik testler kullanılmıştır. Nitel yöntemde; yarı yapılandırılmış görüşme formları dokuz öğrenci ve dersin öğretmenine v uygulanmıştır. Araştırmacı notları da nitel veri kapsamında değerlendirilmiştir. Veriler üçgenleme yöntemi ile analiz edilerek tema, kategori ve kodlara dönüştürülmüştür. Araştırmanın nicel bulgularına göre; deney ve kontrol gruplarının ön test başarı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Bununla birlikte grupların son test başarı puanları incelendiğinde, deney grubu puan ortalamasının kontrol grubu puan ortalamasından yüksek olduğu fakat gruplar arasındaki bu farkın anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir sonuç ise; uygulama başlamadan önce deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Fen Bilimleri dersine yönelik tutum puanlarının denk olduğu, son test puanları incelendiğinde; deney grubu puan ortalamasının kontrol grubu puan ortalamasına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın diğer sonucu kapsamında, deney ve kontrol grubunun AG uygulamalarına ilişkin tutumları incelendiğinde; uygulama öncesi grupların AG uygulamalarına ilişkin tutum puanlarının denk olduğu, uygulama sonrasında deney grubu puan ortalamasının kontrol grubu puan ortalamasına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlarla birlikte araştırma kapsamında İnsan ve Çevre ünitesine yönelik geliştirilen BioscienceAR materyalinin, Fen Bilimleri dersine ilişkin ve AG uygulamalarına yönelik olumlu tutumların geliştirilmesinde destekleyici olarak kullanılabileceği söylenebilir. Ayrıca, bu araştırmanın 2024-2025 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından uygulamaya başlanan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde belirtilen amaca uygun ders kitaplarına AG içeriklerinin entegre edilmesine yönelik örnek bir çalışma olabileceği ve alanyazına önemli katkılar sunulabileceği söylenebilir.

Artırılmış gerçeklikDijital eğitimEtkileşimli öğretim teknikleri+3
Harun Bayer
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zekâ destekli robotik kodlama öğretiminin öğrencilerin tasarım odaklı düşünme ve problem çözme becerilerine etkisi

Yapay zekânın gündelik yaşama hızla yerleşmesi, öğretim programlarında problem çözme, tasarım, kodlama ve yapay zekâ okuryazarlığı gibi becerilerin sürekli güncellenmesini gerektirmektedir. Ulusal ve uluslararası programlarda bu beceriler vurgulanmakla birlikte, yapay zekâ öğretimini içeren robotik kodlama uygulamalarının K-12 düzeyindeki etkilerine dair bulgular sınırlıdır. Araştırmanın amacı, bilişim teknolojileri ve yazılım dersi bağlamında, yapay zekâ destekli robotik kodlama öğretiminin ortaokul öğrencilerinin tasarım odaklı düşünme ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma desende yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları, bir devlet ortaokulunun 6. sınıfında öğrenim gören 73 öğrencidir. Deney-1 ve deney-2 gruplarında yapay zekâ destekli robotik kodlama öğretimi, tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise yapay zekâ destekli robotik kodlama öğretimi mevcut program doğrultusunda sürdürülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veri toplamada araştırma kapsamında geliştirilen "Tasarım Odaklı Düşünme Becerileri Ölçeği" ile "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" uygulanmıştır. Nitel boyutta olgubilim yaklaşımı benimsenmiş; deney gruplarından yarı yapılandırılmış "Öğrenci Görüşme Formu" ve "Yansıtıcı Düşünme Formu" ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilerek temalar halinde raporlanmıştır. Bulgular, son-testte tasarım odaklı düşünme ve problem çözme puanlarında gruplar arasında anlamlı farklılık bulunduğunu göstermiştir. Her iki deney grubunun kontrol grubunu anlamlı biçimde geçtiğini, deney grupları arasında ise anlamlı fark oluşmadığı görülmüştür. Tasarım odaklı düşünme ile problem çözme becerileri arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Deney gruplarının cinsiyete göre tasarım odaklı düşünme ve problem çözme puanlarında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Nitel bulgular, öğrencilerin tasarım odaklı düşünmenin empati ve fikir üretme aşamalarını güçlendirici, yapay zekâ etkinliklerinin (özellikle görsel tanıma ve blok tabanlı uygulamalar) eğlenceli ve erişilebilir bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna karşılık, öğrencilerin prototipleme ve test etme aşamalarında zaman ve teknik yeterliklere bağlı güçlükler yaşadıklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, yapay zekâ destekli robotik kodlama öğretimi ortaokul düzeyinde tasarım odaklı düşünme ile problem çözme becerilerinde anlamlı iyileşme sağlamıştır. Tasarım odaklı düşünmenin duyuşsal-sosyal bileşenleri ile yapay zekânın teknik beceri boyutunu birlikte gözeten pedagojik tasarımların önemi ortaya konulmuştur. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular ışığında, alandaki araştırmacılara ve eğitimcilere, eğitsel süreçlerin iyileştirilmesine katkı sağlayacak öneriler sunulmuştur.

Mehmet Emin Hangün
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönem hafif zihinsel yetersizlik tanısı olan çocukların matematik becerilerini geliştirme ve izlemeye yönelik bir mobil uygulamanın kullanılabilirliği

Erken çocukluk dönemi; sayı kavramı, sayı ilişkileri, işlemler, geometri, uzamsal algı, örüntü, ölçme ve karşılaştırma gibi temel matematiksel kavramların temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresidir. Bu dönemde edinilen matematiksel kazanımlar, ilerleyen yıllarda öğrencilerin matematik başarısının yanı sıra matematiğe yönelik tutum ve motivasyonunun da temelini oluşturmaktadır. Zihinsel yetersizlik (ZY) tanılı çocuklar, dikkat, bellek, dil ve motivasyon alanlarında yaşadıkları güçlükler nedeniyle matematik öğrenmede çeşitli zorluklar yaşayabilmektedir. Literatürde, ZY tanılı çocukların akranlarına kıyasla matematiksel kazanımlarında gecikmeler yaşadıkları yaygın olarak belirtilmektedir. Öğretim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, ZY tanılı çocuklara yönelik matematik becerilerinin öğretiminde teknoloji destekli müdahalelerin artmasına olanak sağlamıştır. Bu müdahaleler, özel gereksinimli çocuklar için kanıta dayalı uygulamalar arasında yer almakla birlikte, özellikle okul öncesi dönem ZY tanılı çocuklar ve bilişsel becerilerin öğretimi bağlamında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Mobil uygulamalar, sahip oldukları multimedya özellikleri sayesinde özel gereksinimli çocuklara çeşitli becerilerin öğretiminde önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin etkili biçimde kullanılabilmesi, geliştirilen uygulamaların eğitsel ve tasarımsal açıdan çocuk dostu özellikler taşımasına bağlıdır. Bu nedenle, geliştirilen mobil uygulamalarda kullanılabilirlik testlerinin gerçekleştirilmesi ve ZY tanılı çocuklar için en etkili, verimli ve memnuniyet düzeyi yüksek tasarımların ortaya konulması gerekmektedir. Bununla birlikte, ZY tanılı çocuklara yönelik tasarım odaklı mobil uygulama sayısının sınırlı olması, tasarım ilkelerinin belirlenmesi açısından daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu araştırma, okul öncesi dönemde hafif düzey ZY tanılı çocukların matematik becerilerini desteklemek ve gelişimlerini izlemek amacıyla geliştirilen bir mobil uygulamanın kullanılabilirliğini değerlendirmeye yönelik nitel bir çalışmadır. Araştırmada, öğretmen, ebeveyn ve çocuk kullanılabilirlik testi gözlem formları, öğretmen görüş formu ve video kayıtları olmak üzere farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Kullanılabilirlik testi gözlem formları alan uzmanları tarafından geliştirilmiştir. Mobil uygulamanın öğretmen, çocuk ve ebeveyn paneline sahip olması nedeniyle tüm katılımcı gruplar açısından etkililik, verimlilik ve memnuniyet düzeyleri değerlendirilmiştir. Ayrıca öğretmenler, "Öğretmen Görüş Formu" aracılığıyla uygulamada yer alan 20 oyuna ilişkin geribildirim sağlamıştır. Verilerin geçerliliğini artırmak amacıyla beş özel eğitim öğretmeni ve beş ZY tanılı çocuğun uygulamayı kullanırken video kayıtları alınmıştır. Formlardan elde edilen veriler betimsel istatistiklerle, video kayıtları ise tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş; bulgular tümevarımsal bir yaklaşımla yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, geliştirilen mobil uygulamanın çocuklar, öğretmenler ve ebeveynler açısından yüksek düzeyde kullanılabilirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Ancak çocuklara yönelik etkililik ve verimlilik alt boyutlarının ayrıntılı incelenmesi, bazı tasarımsal sorunlara işaret etmiştir. Video kayıtları, çocukların sık sık ekrana tıklama davranışı sergilediğini, oyunların model olma ve bağlam verme aşamalarında yetişkin desteğine ihtiyaç duyduklarını ortaya koymuştur. Bu durumun en önemli nedenlerinden birinin, bazı oyunlarda sesli ve görsel uyaran eksikliği olduğu belirlenmiştir. Öğretmen görüş formundan elde edilen veriler bazı oyunlarda karakter ve renk kullanımına ilişkin geliştirilmesi gereken yönler olduğunu da göstermektedir. Aynı zamanda öğretmenler uygulamadaki oyunların, kazanımları destekleyici nitelikte olup, çocuklar için uygun olduğunu belirtmiştir. Video kayıtlardan elde edilen veriler ise uygulamanın kolay öğrenilebilirliğine ilişkin bilgi vermektedir. Sonuç olarak, bu araştırma, okul öncesi dönemde hafif düzey ZY tanılı çocuklara yönelik eğitsel mobil uygulamaların tasarımında dikkate alınması gereken eğitsel ve tasarımsal unsurlara ilişkin çeşitli öneriler sunmaktadır.

Saime Arslan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik algıları

Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik algılarını incelemektir. Araştırmada, nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa ili Yıldırım, Nilüfer ve Osmangazi ilçelerinde devlete ait ortaokullarda görev yapan ortaokul matematik öğretmenlerinin içinden seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilmiş 508 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel verileri toplamak için görüşme talebini kabul eden öğretmenler arasından 8 öğretmen rastgele seçilmiştir. Bu görüşmede öğretmenlerin uzaktan eğitim tanımlamaları, uzaktan matematik eğitiminin değerlendirme, kaynak, öğrenci, kazanım, konuların işlenişi, verim, iletişim, etkileşim, öğretim yöntem ve teknik, zaman-mekan açısısından avantaj ve dezavantajlı yönlerini tespit etmeye yönelik sorularla uzaktan eğitim faaliyetlerini yürütürken kullandıkları araç-gereçler ve bu araç-gereçleri nasıl finanse ettiklerine dair sorular yöneltilmiştir. Elde edilen nitel veriler MAXQDA 12 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öğretmenlere göre uzaktan matematik eğitimi zaman-mekân, kaynakların çokluğu, bazı kazanımların öğretimini kolaylaştırma, somutlaştırma, çoklu zekaya hitap etme gibi avantajlara sahip iken iletişim, etkileşim, değerlendirme, grupla eğitime olanak vermemesi, sınıf içi uygulama gerektiren etkinliklerin yapılamaması sebebiyle dezavantajlıdır. Nicel verilerini toplamak için gönüllük esasına uygun 500 öğretmenin katılımı sağlanmıştır. Veriler bir ölçek yardımıyla toplanmış ve IBM SPSS programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öğretmenin uzaktan eğitim algılarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık yoktur. Öğrenim durumu değişkeni ile uzaktan eğitim algıları arasında temel bakışa ilişkin algı alt boyutunda yüksek lisans lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Kıdem değişkenine bağlı olarak gerçekleşen farklılaşma incelendiğinde ise kaynaklara erişim alt boyutunda anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Bu farklılığın 5-9 yıllık tecrübeye sahip öğretmenlerde diğerlerinden daha fazla olduğu görülmektedir.

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi BölümüMatematikMatematik eğitimi+5
Gülperi Işık
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlık durumlarının incelenmesi: Bursa ili örneği

Dünya üzerinde çok büyük etkileri olan Covid-19 salgınının, eğitim üzerindeki önemli etkileri ve bu etkilere bağlı olarak yaşanan ani değişimler uzaktan eğitime olan ihtiyacı hızla artırmıştır (Can, 2020). Uzaktan eğitime olan ihtiyacın artmasından dolayı bunun en büyük uygulayıcısı olan öğretmenlerin de uzaktan eğitime yönelik tutumları, dijital okuryazarlık durumları hiç olmadığı kadar önem kazanmıştır. Çalışmada, Bursa ili kamu ve özel okullarında 2020 – 2021 eğitim-öğretim döneminde görev yapan 432 öğretmenin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlık durumları ele alınmıştır. Bu çalışmada, betimsel araştırma türlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bursa'daki okullarda görev yapan tüm öğretmenlere Google Forms ile hazırlanan anketler mail ve Whatsapp iletişim uygulaması ile gönderilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere Ağır (2007) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği, Üstündağ ve diğerleri (2017) tarafından geliştirilen Dijital Okuryazarlık Ölçeği uygulanmış ve cinsiyet, yaş, kurum türü, görev yaptığı kademe, mesleki kıdem değişkenleri açısından uzaktan eğitime yönelik tutum ve dijital okuryazarlık durumları incelenmiştir. Veriler SPSS v23 paket program kullanarak analiz edilmiştir. Veriler analiz edilmeden önce dağılımlarının normalliği incelenmiştir ve tüm boyutların normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla parametrik analizlere başvurulmuş, başvurulan bu testlerden t testi ve ANOVA kullanılmıştır. ANOVA sonuçlarından çıkan anlamlılık durumuna göre Post hoc testleriyle gruplar arasındaki anlamlı farklılık ortaya konulmuştur. Araştırmada p anlamlılık değeri <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonunda öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları düşük düzeyde çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları görev yaptığı kademe, mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin dijital okuryazarlık durumları iyi çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin dijital okuryazarlık durumları ile cinsiyet, yaş değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda elde edilen sonuçlara göre uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dijital okuryazarlık, öğretmen tutumları, uzaktan eğitim

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi BölümüBursaDijital okuryazarlık+3
Uğurcan Demiröz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik devre elemanları dersine yönelik artırılmış gerçeklik ve simülasyon destekli öğrenme ortamının tasarlanması

Elektronik Devre Elemanları dersi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü lisans öğretim programına birinci sınıf ikinci yarıyılda okutulmak üzere eklenmiştir. Elektronik Devre Elemanları dersi 3 saat teorik olarak okutulmaktadır. Bu dersi alan öğrenciler ile yapılan görüşmeler doğrultusunda dersin uygulama isteyen içeriklerinin olduğu fakat dersin uygulama saatinin bulunmamasından dolayı ders kavramlarının bilgi düzeyinde kaldığı sonucu elde edilmiştir. Bu çalışma, birinci sınıf lisans öğrencilerinin görüşleri doğrultusunda elektronik devre elemanları dersinde kullanılmak üzere geliştirilen artırılmış gerçeklik ve simülasyon destekli öğrenme ortamının tasarım süreci ile ilgilidir. Öğrenme ortamının tasarımına bu dersi alan gönüllü 5 öğrenci yön vermiştir. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu araştırmada tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Tasarım tabanlı araştırma araştırmacının başlangıçta tasarım ilkelerine bağlı kalarak geliştirmiş olduğu uygulamanın, versiyonlarının her seferinde etkilerine bakarak tasarımını gözden geçirdiği ve tatmin edilecek sonuçları elde edene kadar süreci tekrar ettiği, sonuçlar doğrultusunda en gelişmiş versiyon olan uygulamayı ürettiği araştırma sürecidir (Kuzu, Çankaya, Mısırlı, 2011). Bu araştırmada paydaşlar başlangıçta tasarım ilkelerine bağlı kalarak geliştirilen ilk aşamaya da dâhil ederek tasarımın daha etkin, faydalı ve döngüsel sürecini daha hızlı tamamlaması sağlanmıştır. Dersi alan öğrenci görüşleri, var olan tasarım ilkeleri ve alanyazında bulunan çalışmalar doğrultusunda, üç aşama döngüsel düzeltme süreci geçiren öğrenme ortamı nihai tasarımına ulaşmıştır.

Artırılmış gerçeklikBenzetimBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü+3
İbrahim Kavak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Grupla mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarının öğrencilerin günlük yaşama dayalı problem çözme becerileri üzerindeki etkisi

Robotik, bilgisayar, yazılım, otomasyon ve kontrol, uzay, elektrik elektronik gibi birçok disiplinin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkmış ortak çalışma alanıdır. Gelişen teknoloji ve eğitim politikaları hali hazırda var olan öğretim programlarını şekillendirmektedir. Robotik eğitimi öğrencilerin algoritmik düşüncesine dayanır. Öğrenciler gerçek hayattaki teknolojik sorunları daha rahat çözebilirler, öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerileri artar. Bu çalışmanın amacı grupla yapılan mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarının, ortaokul öğrencilerin günlük yaşama dayalı problem çözme becerileri üzerindeki etkisini araştırmak ve ayrıca öğrencilerin bu konudaki görüşlerini incelemektir. Zengin bilgiye sahip olduğu düşünülen durumların derinlemesine incelenmesi için amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın vi çalışma grubunu, 2019- 2020 eğitim-öğretim yılında Bilişim Teknolojileri dersini alan 11 kız, 32 erkek toplam 43 ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada karma yöntem deseni kullanılmış olup nitel araştırma yöntemi olarak biçimlendirici değerlendirme, nicel kısmında ise zayıf deneysel desende tek gruplu öntest-sontest olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma kısmında Pekbay (2017) tarafından geliştirilen "Günlük Yaşama Dayalı Problem Çözme Becerisi Testi" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nitel araştırma kısmında, araştırmacı gözlem notları kullanılmıştır. Öğrencilerin mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarına karşı görüşlerini belirlemek amacı ile gönüllü 12 öğrenci ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Örneklem Wilcoxon İşaretli Sıralar Testinden yararlanılmış ve p=0,001 , p<0,05 olduğundan anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cohen's d ile etki büyüklüğü hesaplanan etki büyüklüğü değeri d=-3,62, r=0,87 olarak hesaplanmış ve grupla mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalrının öğrencinin günlük yaşama dayalı problem çözme becerisi üzerinde büyük ölçüde etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel kısmında elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarından zevk aldıklarını, grupla çalışmayı eğlenceli bulduklarını, akran öğretiminin gerçekleştiğini ve robotik uygulamalarının günlük hayatlarına olumlu katkılarının olduğunu belirtmişlerdir.

Bilişim teknolojileri dersiGruplarGünlük yaşam+4
Şeyma Yurttaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni nesile bilişim teknolojileri okuryazarlığı becerileri kazandırılması: Avrupa'daki uygulamalar ve Türkiye'deki BT uzmanları görüşü

1997 senesinden 2013 senesine kadar altı kez değişikliğe uğrayan Türkiye'deki BT dersleri ile ilgili politikaların sürekli bir değişim göstererek tutarlı bir yaklaşım sergilemediği görülmektedir. Türkiye'de BT politikaları bu şekilde sıklıkla değiştirilirken bu işin bilfiil içerisinde yer alan BT öğretmenlerinin ve formatörlerin görüşlerinin alındığına dair bir kaynak mevcut değildir. Halbuki sistem yaklaşımına göre sistem bütünü oluşturan parçaların birbirleriyle olan ilişkilerini bütünsel bir anlayışla incelemeyi içerir. Öğretim tasarımı modellerinin pek çoğunda ihtiyacın ve problemin belirlenmesi ve sistemin iyileştirilmesi için paydaş görüşlerinin alınması gerektiği ele alınmıştır. Bu araştırmada da bir modele dayalı BT politikası çıkarılmasına ilk adım olarak paydaş görüşleri alınmıştır. Bununla birlikte Avrupa ülkelerindeki ilkokul ve ortaokul öğrencileri için düzenlenen BTO ile ilgili politikalar ve uygulamalar ortaya konulmakta ve Türkiye'deki BTO uygulamaları ile çeşitli değişkenlere göre incelenerek karşılaştırmalı olarak tartışılmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Yeni Nesil Öğrencilere Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığı Becerileri Kazandırılması" isimli görüş ölçeği ile toplanmıştır. Ölçek iki alt bölümden oluşmaktadır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı 0,93'tür. Her iki bölüm için de yapılan faktör analizi sonucunda iki bölümün de tek bir boyuttan oluştuğu ortaya çıkmış ve birinci bölüm için bu tek boyut ayrı bir BT dersine ihtiyaç olması, ikinci bölüm için ise ayrı bir BT dersine ihtiyaç olmaması ile ilgili sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Branş Öğretmenleri ve Bilişim Teknolojileri Uzmanları olmak üzere 2 ayrı çalışma grubu ile yürütülmüştür. BT Uzmanları çalışma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak veriler çevirim içi anket ile toplanmıştır. Branş Öğretmenlerinin çalışma grubu oluşturulurken evren örneklem ilişkisinden yola çıkılarak, araştırmanın evrenini İstanbul Beşiktaş İlçesinde yer alan toplam 20 devlet ilkokul ve ortaokul'da çalışan Branş öğretmenleri olarak belirlenmiştir. BT Uzmanlarının ayrı bir BT dersinin yer alıp almaması ile ilgili görüşlerinin okul statüsü (özel okul- devlet okulu), kıdem ve mezun oldukları bölüm; bu görüşlerinin olası nedenlerinin çalışma alanı, okul statüsü ve kıdem gibi demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla yürütülen çalışmada 341 BT uzmanına ulaşılmıştır. Bununla birlikte yeni nesil öğrencilere BTO becerilerini kazandırmak için ayrı bir derse ihtiyaç vardır görüşüne katılan 315 BT uzmanının BT derslerinin yapısı; hangi sınıf düzeylerinde, haftada kaçar saat ve dersin statüsü (zorunlu- seçmeli) nasıl olmalı konusundaki görüşleri alınmıştır. Branş ve BT uzmanlarının yeni nesil öğrencilere BTO becerilerinin Branş derslerinde kazandırılıp kazandırılamayacağı konusundaki görüşleri de incelenmiştir. Ek olarak 32 Avrupa ülkesinin BTO ile ilgili politika ve uygulamaları ülkelerin refah düzeyine göre Türkiye ile karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır. Tüm bu veriler ışığında BT uzmanları, Branş öğretmenleri ve Avrupa'daki BT uygulamalarının çeşitli değişkenlere göre durumu ele alınarak Türkiye'de BTO becerilerinin yeni nesil öğrencilere kazandırılması konusunda öneriler geliştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre BT uzmanları yeni nesil öğrencilere BTO becerilerinin ayrı bir BT dersinde kazandırılması görüşüne yüksek katılım sağlamışlar ve bu görüşlerinin olası nedenleri kıdemlerine, okul statülerine, mezun oldukları ve çalıştıkları alana göre farklılık göstermemektedir. Benzer şekilde BT uzmanları ve Branş öğretmenleri BTO becerilerinin Branş derslerinde kazandırılması görüşüne düşük oranda katılım sağlamışlardır. Ayrı bir BT dersine ihtiyaç vardır yönünde görüş bildiren 315 BT uzmanının yeni nesil öğrencilere BTO becerilerinin kazandırılması hususunda derslerin statüsü ile ilgili görüşleri ilkokul 3. ve 4. sınıflarda zorunlu ders statüsünde haftada 2'şer saat ayrı bir BT dersinin olması, ortaokulda ise ayrı bir BT dersinin 5. sınıftan 8. sınıfa kadar zorunlu bir ders statüsünde haftada 2'şer saat olarak yer alması gerektiğini şeklindedir. İlkokul ve ortaokul düzeylerinde incelenen 32 Avrupa ülkesinin 15'inde BT dersinin sadece ortaokulda, 8'inde her iki kademede de bulunduğu, 9 ülkede ise iki kademede de yer almadığı görülmektedir. Sadece ortaokulda ayrı bir BT dersi uygulamasının yer almasının en fazla tercih edilen yaklaşım olduğu görülmektedir. Ülkelerin refah düzeyleri ile uygulanan BT politikaları arasında bir ilişki gözlenmektedir. Refah düzeyi yüksek olan ülkelerde ilkokul ve ortaokul düzeylerinde ayrı bir BT dersi bulunmadığı, refah düzeyi düşük ve Türkiye'ye yakın olan ülkelerde ise ilkokul ve ortaokul düzeylerinde veya yalnızca ortaokul düzeyinde ayrı bir BT dersinin yer aldığı ortaya çıkmıştır.

Ayşe Günay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin eğitiminde kullanılan bir çevrimiçi öğrenme ortamının, çevrimiçi öz yeterlik algısı ve akademik başarıya etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada araştırılan konular 3 başlıkta özetlenebilir: (1) Yetişkinlerin katıldığı bir sertifika programında uzaktan eğitim sürecinin etkililiği, (2) çalışma grubunun çevrimiçi öz-yeterlik algısı, (3) çalışma grubunun sürece ilişkin görüşleri. Bu hedeflere ulaşabilmek amacıyla; uzaktan eğitim ve örgün eğitim içeriklerine ilişkin bir başarı testi, çevrimiçi teknolojilere yönelik bir öz yeterlik algısı ölçeği ve açık uçlu sorulardan oluşan bir görüş formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. İş yeri Hekimliği (İYH) ve İş Güvenliği Uzmanlığı (İGU) sertifikası almak için bir sertifika programına katılan uzmanlar çalışma grubunu oluşturmuşlardır. Yapılan analizler sonucunda, çevrimiçi öz yeterlik algısı açısından, İGU grubunun olumlu yönde anlamlı farklılıklar gösterdiği, İYH grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı, çevrimiçi teknolojilere yönelik öz yeterlik algısı ölçeği son test sonuçlarında iki grup arasında anlamlı bir farkın bulunmadığı gözlenmiştir. Başarı testlerine ilişkin analizde, İYH grubu uzaktan eğitim ve örgün eğitim süreçlerinde olumlu yönde anlamlı farklılık gösterirken, İGU grubu sadece uzaktan eğitim sürecinde olumlu yönde anlamlı farklılık göstermiştir. Bunlara ek olarak katılımcıların çoğunluğu uzaktan eğitim sürecine olumlu yaklaşırken geri kalanları örgün eğitimi tercih etmiştir. Çalışma bulguları incelendiğinde; öncelikle, uzaktan eğitim sürecinin katılımcıların akademik başarılarını anlamlı bir şekilde olumlu yönde farklılaştırdığı ve harmanlanmış öğrenme modelinin çevrimiçi öz yeterlik algısını olumlu yönde etkilediği görülmüştür.

Pınar Öztürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Z-kitap geliştirme kriterlerinin derlenmesi ve bu kriterlere göre güncellenen bir z-kitabın değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlatmış olduğu FATİH Projesi kapsamında oluşturulmaya başlanan z-kitapların hangi özelliklere sahip olması gerektiği araştırılmıştır. Z-kitaplarla ilgili alanyazın taraması yapılmış ve tasarım sırasında dikkat edilmesi gereken kriterlerden oluşan bir kılavuz ortaya çıkarılmıştır. Yapılan alanyazın taramasında Güney Kore'nin yürüttüğü Dijital Ders Kitabı Projesi kapsamında dijital ders kitaplarıyla ilgili ciddi araştırmaların yapıldığı görülmüş ve kriterlerin oluşturulmasında çoğunlukla Güney Kore'deki araştırmalardan yararlanılmıştır. Ulaşılan kriterler, "öğretimsel içerik, sayfa düzeni, metin tasarımı, kişiselleştirme, platform, arayüz, çoklu ortam, etkileşim (bağlantılar, gezinme) ve sözlük" başlıkları altında gruplandırılmıştır. Araştırmanın öncesinde derlenen kriterler bağlamında FATİH projesinde kullanılan bir İngilizce dersi z-kitabı incelenmiş, eksiklikleri belirlenmiş ve üzerinde bazı değişiklikler yapılmıştır. Sonra ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması yapılmıştır. Durum çalışmasında İngilizce öğretmenlerinin z-kitabın ilk hali ve revize edilen son hali hakkında görüşleri alınmıştır. Görüşmeler esnasında veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Kolay ulaşılabilir durum örneklemi içerisinden öğretmenlerin belirlenmesi için ölçüt örneklem kullanılmış ve İstanbul ili içerisinde MEB'e bağlı devlet okullarında lise kademesinde görev yapan 5 İngilizce öğretmenine ulaşılmıştır. Önce bireysel görüşmeler yapılmış, sonra ise veri desteği sağlamak için odak grup görüşmesi yapılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiş ve sonra deşifre edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yapılarak incelenmiş ve verilen cevaplar ana tema ve alt temalara ayrılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre derlenen kriterler bağlamında revize edilen z-kitapta eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar z-kitabın beklentilerini karşılamadığını ve daha zengin olmasını beklediklerini belirtmişlerdir. Öğrencinin yazdıklarını çıktı olarak alabilmesini, arkadaşlarıyla ve öğretmenle paylaşabilmesini, öğretmenin z-kitaba müdahale edebilmesini, menülerin geliştirilmesini, daha interaktif olmasını, çoklu ortamların ve aktivitelerin artırılmasını, güncel yaşanılan zamana uygun görseller ve videoların kullanılmasını, sürükle bırak aktivitelerinin, boşluk doldurmaların ve açık uçlu soruların eklenmesini ve bölüm sonu testlerinin olmasını istediklerini belirtmişlerdir.

Eğitim teknolojisi
İpek Burcu Oruçoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Akran ve öğretmen değerlendirme yöntemlerinin uygulandığı web tabanlı uzaktan eğitim ortamlarında araştırmaya dayalı öğrenme topluluğunun gelişimi

Bu çalışma akran değerlendirme ve öğretmen değerlendirme yöntemlerinin araştırmaya dayalı öğrenme topluluk gelişimine katkılarını ve topluluk oluşumunda akran değerlendirme yönteminin, öğretmen değerlendirme yöntemiyle farklılaşan yönlerini algılanan ve yansıtılan öğretimsel, toplumsal ve bilişsel bulunuşluk düzeylerini belirleyerek ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma teknikleri kullanılmış olup araştırma modeli karma yöntem olarak benimsenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri araştırma topluluğu öğeleri olan öğretimsel bulunuşluk, toplumsal bulunuşluk ve bilişsel bulunuşluk olmuştur. Bağımsız değişken ise uygulanan değerlendirme yöntemi olmuştur. Çalışma grubunu İstanbul'daki bir okulda Çocuk Gelişimi Bölümü (Uzaktan Eğitim) I. sınıfına kayıtlı olan 44 önlisans öğrencisi oluşturmaktadır. Akran değerlendirme grubu ve öğretmen değerlendirme grubu olmak üzere iki eşdeğer grup üzerinde deneysel işlemler yürütülmüştür. Nicel verilere deneysel işlemler sonucunda deney gruplarına uygulanan "Araştırma Topluluğu Ölçeği" sonuçlarından ulaşılmıştır. Elde edilen nicel veriler ortalama tabloları düzenlenerek ve Mann Whitney-U testi uygulanarak incelenmiştir. Nitel araştırma tekniği olarak içerik çözümleme yöntemi benimsenmiştir. Nitel verilere deneysel işlemlerde kullanılan öğrenme yönetim sisteminin veri tabanına kaydedilen tartışma forumları metinlerinin içerik çözümlemesi sonuçlarından ulaşılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesi için ise, araştırmaya dayalı öğrenme topluluğunun öğelerini oluşturan kategoriler bazında mesaj sayıları ve yüzdelik tabloları düzenlenmiştir. Ayrıca, veriler Mann Whitney-U testi uygulanarak incelenmiştir. Araştırma sonuçları, çalışma gruplarının her ikisinde araştırmaya dayalı öğrenme topluluğunun geliştiğini göstermektedir. Ancak, sonuçlar değerlendirme yöntemine bağlı olarak araştırmaya dayalı öğrenme topluluğu bulunuşluk düzeylerinde gelişimsel farklılıklar ortaya çıkarmaktadır. Algılanan toplumsal bulunuşluk kapsamındaki 'Bütünleştirici' kategorisi gruplar arasında farklılık göstermiştir ve akran değerlendirme grubunda öğretmen değerlendirme grubuna göre daha yüksek düzeyde algılanmıştır. İçerik çözümleme sonuçlarına göre, bilişsel bulunuşluğun bütünleştirme kategorisi deney gruplarında en sık kodlanan kategori olmuştur. Anket analizi sonuçları ise, deney gruplarının her ikisinde öğretimsel, toplumsal ve bilişsel bulunuşluğu algılama düzeylerinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Fakat bu düzeyler öğretmen değerlendirme grubunda daha yüksek olmuştur. Deney grupları arasında algılanan toplumsal bulunuşluk açısından anlamlı bir farklılık görülmüştür. Algılanan toplumsal bulunuşluk akran değerlendirme grubuna göre öğretmen değerlendirme grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Araştırmaya dayalı öğrenme topluluğu, öğretimsel bulunuşluk, toplumsal bulunuşluk, bilişsel bulunuşluk, değerlendirme yöntemi

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü
Kerime Yılmaz Özdemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde bilgisayar oyunu geliştirme sürecinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine ve algoritma başarılarına etkisi

Bu araştırma bilgisayar oyunu geliştirme sürecinin eleştirel düşünme becerilerine ve algoritma başarılarına etkisini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Araştırma ön test - son test kontrol gruplu araştırma modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul' un Kartal ilçesinde bulunan Kartal Milli Eğitim Vakfı Ortaokulu 6. sınıflarında yer alan 54 öğrenci oluşturmaktadır. Yansız olarak seçilen iki sınıf kontrol ve deney gruplarını oluşturmaktadır. Araştırma altı hafta uygulanmıştır. Bilişim teknolojileri ve yazılım dersindeki algoritma konusu deney grubu ile oyun geliştirme süreci olarak işlenirken kontrol grubu ile geleneksel yöntemle işlenmiştir. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak eleştirel düşünme becerileri görüşme formu, algoritma başarı testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olan görüşme formu ile araştırma sonunda, deney grubu öğrencilerinin uygulama sürecine ilişkin düşüncelerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde kovaryans ve t-testi analizleri kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programı ile bilgisayarda çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, bilgisayar oyunu geliştirme süreci ile algoritma ve programlama derslerini yapmak geleneksel yöntem ile yapılan derslere göre eleştirel düşünme becerilerini ve algoritma başarılarını anlamlı düzeyde olumlu etkilediği görülmüştür. Uygulama sonunda deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmede öğrencilerin bilgisayar programlamaya yönelik ilgilerinin arttığı gözlenmiştir. Sonuç olarak ortaokul öğrencilerinde bilgisayar oyunu geliştirme sürecinin, eleştirel düşünme becerileri ve algoritma başarılarında etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Bilgisayar programlamaBilişim teknolojileri dersiEleştirel düşünce+1
Uğur Doğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eğitim yazılımının temelini oluşturan yapay zeka programı geliştirme

Bu araştırmada; bilgisayar destekli öğretimde kullanılmak üzere bir ders yazılım modülünün temelim oluşturan yapay zeka programı geliştirilerek, uzman görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Yazılım, Türkçe sözcükleri algılayarak kullanıcıyı yönlendirmelerle, "Microsoft Word" kelime işlemci programım açmayı ve bir word belgesini kaydetmeyi anlatmayı amaçlamakta ve bir öğretmenin özelliklerini sınırlı da olsa, bilgisayar ortamında yaratmaya çalışmaktadır. Ayrıca geliştirilen yazılımın; Genel Özellikleri, Öğretimsel Özellikleri, Ekran Tasarım Özellikleri ve Yapay Zeka Özellikleri açısından, bir ders yazılım modülünün temelini oluşturan yapay zeka programı niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma iki ana aşamada gerçekleştirilmiştir: Birinci aşamada; Yapay Zeka programlama mantığı kullanılarak bir özel ders yazılımı geliştirilmiştir. İkinci aşamada; geliştirilen özel ders yazılımı, genel tarama modeli kullanılarak dört ana başlık altındaIV toplanmış olan elli altı maddelik bir anket uygulaması ile uzmanların görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini; Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültelerinin Bilgisayar ve öğretim Teknolojisi Eğitimi bölümlerinde çalışan; kendi alanlarında en az doktora derecesine sahip, Bilgisayar Destekli Öğretim ve ders yazılımları konusunda bilgi sahibi olan ve bilgisayar kullanabilir (bilgisayar okur-yazarı olan) öğretim elemanlarından oluşturmuştur. Araştırmanın bulguları geliştirilen yazılımın; genel, öğretimsel ve ekran tasarım özellikleri açısından eğitimsel nitelikler taşıdığını ve yeterli düzeyde yapay zeka özelliği içerdiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Eğitim, Yapay Zeka, Öğretim Teknolojileri, Eğitimsel Yazılım, Akıllı Yazılımlar.

Bilgisayar destekli yazılımDers yazılımıEğitim+5
Melkaç Değer Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 2. kademe bilgisayar destekli İngilizce dilbilgisi öğretiminin akademik başarıya ve kalıcılığa etkisi

ÖZET İLKÖĞRETİM 2. KADEME İNGİLİZCE DERSİNDE "GRAMER" ÖĞRETİMİNİN BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMLE YAPİLMASİNİN AKADEMİK BAŞARİYA VE KALICILIĞA ETKİSİ Mine MAKARAC1 Yüksek Lisans Tezi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Ülkü KÖYMEN Ağustos 2004, 95 Sayfa Bu araştırma yabancı dilde dilbilgisi öğretiminde önceden öğrenilmiş olan dilbilgisi yapılarının pekiştirilmesi söz konusu olduğunda, Bilgisayar Destekli Öğretim yönteminin geleneksel öğretim yöntemine göre öğrencinin dilbilgisi başarısına etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma deneysel araştırma modelinde bir çalışmadır. Araştırma 2003-2004 öğretim yılı ikinci yarıyılında Mimar Kemal İlköğretim Okulu altıncı sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Uygulamada bilgisayar yazılımı, ders kitabı, öğretmen ve bilgisayar uzmanı olmak üzere dört kaynaktan yararlanılmıştır. Uygulamanın yapıldığı dilbilgisi yapısı olan geniş zamanının öğretilmesi deney grubunda bilgisayar yazılımıyla, kontrol grubunda ise öğretmen yönetiminde geleneksel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında bilgisayar ders yazılımı, ders kitabı ve dilbilgisi konusuna ilişkin araştırmacının kendisinin hazırlayıp geçerliğini ve güvenirliğini saptadığı bir ölçme aracından yararlanılmıştır. Öğretimi yapılan dilbilgisi konusuna yönelik davranışları yoklayan bu ölçme aracı deney ve kontrol gruplarına uygulamaya başlamadan önce öntest olarak, uygulamadan sonra ise sontest olarak verilmiştir. Aynı ölçme aracı sontest uygulamasında 15 gün sonra, öğrenmedeki kalıcılığı sınamak amacıyla gruplara bir kez daha uygulanmıştır. Araştırmanın dönencelerinde deney grubuyla kontrol grubunun basanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu; Bilgisayar Destekli Yabancı Dil Öğretim yönteminin uygulandığı deney grubunun İngilizce dilbilgisi başarısı, geleneksel yönteme göre yapan kontrol grubu deneklerine göre daha yüksek olduğu öne sürülmüştür. Denencelerin sınanmasında varyans analizi (ANOVA) ve kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmış ve anlamlılık düzeyi olarak.05 alınmıştır. Yapılan çözümlemeler sonucunda şu sonuçlara varılmıştır. 1.Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin başarısı arasında anlamlı bir farklılık yoktur. 2.Bilgisayar destekli yabancı dil öğretimi yöntemiyle geleneksel öğretim yöntemi arasında kalıcılık açısından deney grubu lehine anlamlı bir farklılık vardır. Anahtar Kelimeler: İngilizce Dilbilgisi Öğretimi, İngilizce Öğretimi, Bilgisayar Destekli öğretim, Öğretim Teknolojisi m

Akademik başarıBilgisayar destekli dil eğitimiBilgisayar destekli eğitim+6
Mine Makaracı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretimi ayrıntılama kuramına dayalı tasarlanan WEB tabanlı eşzamansız uzaktan öğretim uygulamasının üniversite öğrencilerinin akademik başarısına etkisi

ÖZET ÖĞRETİMİ AYRINTILAMA KURAMINA DAYALI TASARLANAN WEB TABANLI EŞZAMANSIZ UZAKTAN ÖĞRETİM UYGULAMASININ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN AKADEMİK BAŞARISINA ETKİSİ Mesut ÖZONUR Yüksek Lisans Tezi, Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç.Dr. Mehmet TEKDAL Ağustos 2004, 72 sayfa Bu çalışmada öğretimsel materyal geliştirmek ve Öğretimi Ayrıntılama Kuramı'na dayalı tasarlanan Web Tabanlı Eşzamansız Uzaktan Öğretim Uygulaması ile aynı konuda geleneksel öğreten merkezli yöntemle yapılan öğretimi karşılaştırarak bunların akademik başarıya etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca Çukurova Üniversitesi 'nde verilmekte olan dersleri web üzerinde sunmak ve ülkemizdeki uzaktan eğitim konusundaki çalışmalara katkıda bulunmak üzere çalışılmıştır. Bu çalışmada, gerçek deneysel desen yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla bir deney ve bir kontrol grubu belirlenmiştir. Öğretim, kontrol grubunda geleneksel yöntem kullanılarak yapılırken deney grubunda Öğretimi Ayrıntılama Kuramı'na dayalı olarak hazırlanan uzaktan öğretim materyali kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma "öntest-sontest kontrol gruplu deneme" modeline göre desenlenmiştir. Bu çalışma sonucu, deney grubunun akademik başarı düzeyinin kontrol grubunun akademik basan düzeyinden belirgin bir şekilde daha yüksek olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, Asenkron Eğitim, Web Tabanlı Öğretim, E- Öğrenme, Öğretimi Ayrıntılama Kuramı. u

Akademik başarıUzaktan eğitimUzaktan öğretim+5
Mesut Özonur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenen kontrollü animasyon tekniğine dayalı geliştirilen ders yazılımının meslek lisesi ıı. sınıf öğrencilerinin programlama dersi akademik başarılarına etkisi

Bu çalışmada, öğrenen kontrollü animasyon tekniğine dayalı geliştirilen dersyazılımının öğrencilerin programlama dersi akademik başarılarına etkisi araştırılmıştır.Çalışma grubunu, Adana Çukurova Elektrik Anadolu Meslek Lisesi ikincisınıflarından 60 öğrenci oluşturmaktadır. Rastlantısal olarak seçilen 30 öğrenci deney,30 öğrenci kontrol grubuna alınmıştır.Araştırma sonuçları kontrol ve deney gruplarının akademik başarıları arasındaanlamlı farklılık olmadığını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Öğrenen kontrolü, Animasyon, Etkileşim, Algoritma, Tasarımİlkeleri

Sezen Baran Yamaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi’ndeki internet laboratuarlarını kullanan öğrencilerin profili ve bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bilgi ve iletişim teknolojileri, özellikle İnternet, alanındaki yeni gelişmeler bilgikaynaklarına ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Üniversitelerin bu gelişmeleri takip etmelerigerekir. Mevcut olanakları en verimli şekilde kullanabilmek ve yeni stratejilergeliştirebilmek için İnternet laboratuarlarını kullanan öğrenci profilinin bilinmesi sonderece önemlidir.Bu araştırmada, İnterneti kullanan öğrencilerin profili çıkarılmış ve bazıdeğişkenler açısından incelenmiştir.Araştırmanın temel amacı, üniversitedeki laboratuarları kullanarak İnternet'ebağlanan öğrencilerin demografik özelliklerini çıkarmak, bilgisayar yazılım vedonanımı hakkında bilgi düzeylerini tespit etmek, İnternet servislerini kullanmasıklıklarını ve Internet hakkındaki görüşlerini belirlemektir.Araştırmanın örneklemini 2004 yılı Kasım-Aralık aylarında ÇukurovaÜniversitesinin çeşitli fakültelerinde öğrenim gören ve Bilgisayar Bilimleri, Uygulamave Araştırma Merkezi'ndeki laboratuarları kullanan 964 öğrenci oluşturmuştur. Veritoplama işlemi araştırmacı tarafından geliştirilen anket ile yapılmıştır.Araştırmadan çıkan bazı önemli sonuçlar; (a) Erkekler, İnterneti kızlardan dahafazla kullanmaktadır; (b) Öğrencilerin % 47'sinin evinde bilgisayar vardır; (c)iiiÖğrencilerin %18'sinin evinde İnternet bağlantısı vardır; (d) Öğrencilerin % 45'ibilgisayar kullanmayı kendi kendine öğrenmiştir; (e) Öğrencilerin % 52'si İnternetkullanmayı kendi kendine öğrenmiştir; (f) Öğrencilerin en çok kullandığı internetservisi e-posta'dır; ve (g) Öğrencilerin %90' ı İnternet'i hızlı ve etkili bir bilgi edinmearacı olarak görmektedir.Anahtar Kelimeler : İnternet kullanma amaçları, üniversitelerde İnternet, üniversiteöğrencilerinin İnternet kullanıcı profili, bilgi teknolojisi, iletişim teknolojisi.

Ayşe Tekdal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısalcı (structural) öğrenme teorisi temelinde Joseph M. Scandura tarafından geliştirilen öğretim stratejilerinin temel matematik öğretiminde kullanımı: Bir örnek uygulama modeli

Öğretim uygulamalarının başarılı olabilmesi için, birçok kapsamlı araştırma sonucuna dayalı olarak insanların nasıl öğrendiğini açıklamak üzere oluşturulmuş çeşitli genellemeleri ve ilkeleri içeren bir öğrenme model ya da sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Öğrenme kuramları, öğrenmenin hangi koşullar altında oluşacağını, nasıl meydana geldiğini açıklamaya ve onun evrensel yasalarını bulmaya yöneliktir. Öğrenme kuramları farklı felsefi görüş ve sayıltılardan hareket edilerek geliştirilmektedir. Bu nedenle birbirinden farklı felsefi görüş ve sayıltılardan hareket edilerek geliştirilmektedir. Bu nedenle birbirinden farklı birçok öğrenme kuramı geliştirilmiştir. Öğrenme-öğretme süreçlerinde kullanılan çeşitli materyaller, etkili öğrenmeyi, düşünmeyi, iletişimi ve bilginin kalıcılığını sağlayacaktır. Bu çalışmada, Yapısalcı Öğrenme Teorisi temelinde Joseph M. Scandura tarafından geliştirilen stratejilerden (YÖT) bahsedilmiş ve ilköğretim dördüncü sınıf matematik dersi, ardışık sayılar konusunun öğretimine yardımcı olmak üzere bir örnek uygulama modeli geliştirilmeye çalışılmıştır.

Yadigar Polat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Anlamlı öğrenme yaklaşımına dayalı bilgisayar destekli 7. sınıf fen bilgisi dersi için hazırlanan bir ders yazılımının öğrencilerin akademik başarısına ve kalıcılığa etkisi

Bu çalışmada, anlamlı öğrenme yaklaşımına dayalı bilgisayar destekli 7.sınıf Fenbilgisi dersi için hazırlanan bir ders yazılımının öğrencilerin akademik başarısına ve kalıcılığaetkisi araştırılmıştır.Çalışma 2004-2005 öğretim yılında Cebesoy ilköğretim okulundaki 7. sınıf öğrencileriile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi otuz beşi Deney-1, otuz beşi Deney-2 ve otuz beşikontrol grubu olmak üzere yüz beş öğrenciden rasgele seçilerek oluşturulmuştur. Kontrolgrubuna geleneksel yöntem uygulanırken, Deney-1 grubuna anlamlı öğrenme yaklaşımınadayalı klasik yöntem,Deney-2 grubuna ise bilgisayar destekli anlamlı öğrenme uygulamalarıyaptırılmıştır.Araştırma sonunda Deney-1, Deney-2 ve kontrol grupları arasından öğrencilerinakademik başarıları açısından Deney-2 grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuş, öğrenilenlerinkalıcılığı açısından ise Deney-1 ve kontrol grubu arasında Deney-1 grubu lehine, Deney-1 veDeney-2 grubu arasında ise Deney-2 grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler : Anlamlı Öğrenme, Fen ve Teknoloji Okuryazarlığı, BilgisayarOkur yazarlığı ,Fen Eğitimi, Eğitim Teknolojisi

Arife İnci Kurt Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Oluşturmacı yaklaşıma dayalı olarak fen ve teknoloji dersi ısı - sıcaklık konusunda hazırlanan yazılımın ilköğretim 5.sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisi

Bu çalışmada, oluşturmacı yaklaşıma dayalı olarak Fen ve Teknoloji dersi ısı-sıcaklık konusunda hazırlanan yazılımın İlköğretim 5.sınıf öğrencilerin akademikbaşarılarına ve kalıcılığa etkisi araştırılmıştır.Çalışma 2005-2006 öğretim yılında Osmaniye Merkez Münire Hanımİlköğretim Okulu'ndaki 5. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi36'sı deney ve 36'sı kontrol grubu olmak üzere 72 öğrenciden rasgele seçilerekoluşturulmuştur. Kontrol grubuna Oluşturmacı yaklaşım temelli yöntem uygulanırken,deney grubuna ise oluşturmacı yaklaşıma dayalı bilgisayar destekli uygulamalaryaptırılmıştır.Araştırma sonunda deney ve kontrol grupları arasında öğrencilerin akademikbaşarıları açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuş olup öğrenilenbilgilerin kalıcılığı açısından da deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler : Öğrenme, Oluşturmacı yaklaşım, Fen Öğretimi, BilgisayarDestekli Eğitim , Simülasyon

Oğuzhan Atam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik eğitim seti tasarımında entegre programlama yazılımı ile desteklenen proje tabanlı öğrenmenin öğrencilerin elektronik devre tasarımı yapma ve geliştirme performanslarına ve kalıcılığa etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, endüstri meslek liseleri elektronik bölümlerindeentegre programlama yazılımı ile desteklenen proje tabanlı öğrenme ile entegreprogramlama yazılımı ile desteklenmeyen proje tabanlı öğrenmenin her ikisinin de,geleneksel öğretmen merkezli yöntemle ve birbirleriyle karşılaştırılarak, bunlarınöğrencilerin elektronik devre tasarımı yapma ve geliştirme performanslarına vekalıcılığa etkisini belirlemektir.Araştırmanın örneklemi, Adana ili Seyhan merkez ilçesinde bulunan AkkapıTeknik ve Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümü 10. sınıflarındaki elektronikatölyesi gruplarından yansız bir seçimle birinci ve ikinci deney grupları ile kontrolgrubu için 15'er öğrenci olmak üzere toplam 45 öğrenciden oluşturulmuştur.Araştırmada yöntem olarak; birinci deney grubunda entegre programlamayazılımı ile desteklenen proje tabanlı öğrenme, ikinci deney grubunda ise entegreprogramlama yazılımı ile desteklenmeyen proje tabanlı öğrenme ve kontrol grubundaise geleneksel- öğretmen merkezli yöntem kullanılmıştır. Birinci deney grubundaentegre programlama yazılımı olarak MPLAB ve ProPIC programlarındanyararlanılmıştır.Araştırma verilerinin analizinde, varyans analizi (ANOVA) ve kovaryans analizi(ANCOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, entegre programlama yazılımıile desteklenen proje tabanlı öğrenme gerçekleştiren öğrencilerle, entegre programlamayazılımı ile desteklenmeyen proje tabanlı öğrenme gerçekleştiren öğrenciler arasındaanlamlı bir fark bulunmazken, hem entegre programlama yazılımı ile desteklenen projetabanlı öğrenme gerçekleştiren öğrenciler hem de entegre programlama yazılımı iledesteklenmeyen proje tabanlı öğrenme gerçekleştiren öğrencilerle, kontrol grubunuoluşturan ve geleneksel öğretim gerçekleştiren öğrencilerin elektronik devre tasarımıyapma ve geliştirme performansları ve kalıcılığı arasında, bir çok aşamada anlamlıfarklar olduğunu göstermiştir.Anahtar sözcükler: Yapıcı Kuram, Proje Tabanlı Öğrenme, Elektronik Devre Tasarımı

Adem Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Anlamlı öğrenme kuramına dayalı olarak hazırlanan bilgisayar destekli geometri programının ilköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve kalıcılığa etkisi

Bu deneysel ara tırmanın genel amacı, anlamlı ö renme kuramına dayalı olarakhazırlanan özel ö retici programın (ÖÖP) kullanıldı ı bilgisayar destekli ö retim(BDÖ) yöntemiyle, tüm sınıf ö retimi yöntemin kullanıldı ı grupları kar ıla tırarak,uygulanan yöntemlerin dördüncü sınıf matematik dersi geometri ünitesindeki akademikba arıya ve kalıcılı a etkisini belirlemektir.Ara tırma 2005/2006 e itim ö retim yılının birinci yarıyılında, Adana ili Seyhanilçesinde bulunan Emine Sapmaz lkö retim okulunda gerçekle tirilmi tir. lk olaraktüm dördüncü sınıf ö rencilerinden yansız olarak iki sınıf belirlenmi tir. Sonra busınıflardan biri deney di eri de kontrol grubu olarak belirlenmi tir. Deney grubu 51ö renciden, kontrol grubu ise 56 ö renciden olu maktadır.Deney grubu ara tırmacı tarafından hazırlanan ÖÖP ile bilgisayarlaboratuvarında ders i lerken, kontrol grubu ise aynı konuları ö retmenleri ilesınıflarında i lemi lerdir.Ara tırma verilerinin analizlerinde, varyans analizi (ANOVA) ve kovaryansanalizi (ANCOVA) kullanılmı tır. Ara tırma sonunda deney grubu ile kontrol grubunungeometri ünitesi akademik ba arı sontest puanları arasında deney grubu lehine anlamlıbir fark çıkmı , fakat kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark çıkmamı tır. Gruplararasında cinsiyete dayalı ve evlerinde bilgisayar kullanıp kullanmama durumlarına göreakademik ba arı sontest ve kalıcılık puanları arasında anlamlı bir fark çıkmamı tır.Anahtar Sözcükler: Anlamlı Ö renme, Bilgisayar Destekli Matematik Ö retimi, ÖzelÖ retici Program.

Akın Efendioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00