
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Girişimcilik açısından metaverse incelemesi: Metaverse girişimcilik ve öngörüler
Metaverse kavramı ilk olarak 1992 yılında Neal STEPHENSON tarafından Snow Crash eserinde kullanılmıştır. Metaverse gittikçe popülerlik kazanan, kendini sürekli geliştiren ve teknolojinin gelişiminden güç almasının yanında girişimciler için ilgi çekici bir alan olmuştur. Yeni dünya düzeni ile sosyal, ekonomik, siyasi, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hızla artmaktadır. Bu alanlardaki gelişimlerde girişimcilerin payı oldukça büyüktür. Günümüzde sıkça kullanılmaya başlayan Metaverse'e ise girişimciler açısından girişimcilik abidesi diyebiliriz. Bu çalışmada, Girişimcilik açısından Metaverse'ün incelemesi yapılmış, Girişimcilik ve Metaverse konularıyla ilişkili alt başlıklar derinlemesine ele alınıp bunun yanı sıra Metaverse 'ün olumlu ve olumsuz tarafları incelenmiştir. Bu inceleme mevcut literatür, uygulama ve yatırımları inceleyerek; Metaverse ve onu oluşturan teknolojilerin girişimcilik alanına etkisi ile ilgili kapsamlı bir yaklaşım sunmayı amaçlamaktadır. Girişimciliğin yeni boyutu olarak ortaya çıkan ve geleneksel girişimcilikten farklı özelliklere sahip olan Metaverse Girişimcilik, teknolojik gelişmelerin ilerlemesiyle ortaya çıkmıştır ve gelişim sürecini devam ettirmektedir. Girişimciliğin Metaverse açısından incelendiği bu çalışma ile görülmüştür ki, girişimcilik faaliyetleri yeni bir döneme doğru geçiş yapmaktadır. Girişimcilerin pazar koşulları değişmekte ve yeni ekonomik sistemler ortaya çıkmaktadır. Teknoloji yatırımlarına ağırlık veren girişimcilerin, Metaverse pazarında rekabeti şekillendireceği bir gerçektir. Bu sebeple Metaverse konusu çok disiplinli olarak ele alınması gereken bir konudur. Bu çalışma ile sosyal bilimler alanındaki Girişimcilik ve Metaverse ilişkisi konusunda bilgi birikime katkı vermeyi de hedeflemiştir.
Girişimcilik faaliyetlerinde kadınların karşılaştığı sosyoekonomik sorunlar (Elazığ ili örneği)
Ekonomik kalkınmanın temel bileşenlerinden biri olan işgücünde kadınların aktif rol alması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, kadınların çalışma hayatına katılımı ve girişimcilik faaliyetlerinde daha etkin rol üstlenmeleri, sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda kadının statüsünün de gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda artan kadın girişimcilik trendi, bu alandaki sosyoekonomik sorunların da araştırma konusu olmasına yol açmıştır. Bu araştırma, Elazığ'da girişimcilik faaliyetleri yürüten 20 kadının deneyimleri üzerinden, kadın girişimciliğinde karşılaşılan sosyoekonomik sorunları incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni ile tasarlanmıştır. Fenomenolojik araştırma, katılımcıların deneyimlerini ve bakış açılarını derinlemesine anlamaya odaklanan bir araştırma yöntemidir. Bu çalışmanın evrenini Türkiye'de bulunan kadın girişimciler, örneklem grubunu ise Elazığ'da çeşitli büyüklüklerde ve farklı sektörlerde hizmet vermeye devam eden işletmelerde girişimcilik faaliyetlerinde bulunan 20 kadın teşkil etmektedir. Gönüllülük esası ile çalışmaya görüşleri ile katkı sunan kadın girişimcilerin seçiminde yaş, medeni durum, eğitim durumu, hizmet verdiği sektör kriterleri göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca bu çalışmada, veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Bu form, kadın girişimcilerin karar verme, işletme kurma ve işletme yönetimi süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları tespit etmek amacıyla on soru içermektedir. Araştırma sonucunda kadın girişimcilerin işlerini kurma ve büyütme süreçlerinde finansmana erişim, en kritik sorun olarak öne çıkmakta ve katılımcıların büyük çoğunluğu hibe ve kredi desteklerinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, kadın girişimciler, mentörlük ve danışmanlık kaynaklarına erişimde ciddi engellerle karşılaşmakta ve iş dünyasında cinsiyet temelli önyargılarla mücadele etmektedir. İş bağlantıları kurarken yaşanan güven problemleri ve nitelikli eleman bulma zorlukları, kadınların iş geliştirme potansiyellerini sınırlamaktadır. Çocuk bakım desteği, girişimcilik eğitimleri, mentörlük programları ve vergi teşvikleri gibi yapısal destekler, kadınların iş ve aile yaşamlarını dengelemelerine yardımcı olabilecek önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Elazığ girişimci piyasasının büyük ölçüde erkek egemen olarak algılanması, cinsiyet eşitliği sağlanması yönündeki gereksinimi açıkça ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kadın girişimciliğini teşvik etmek ve sürdürülebilir kılmak için kapsamlı ve çok boyutlu destek stratejilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kadın girişimcilerin karşılaştıkları bu çok boyutlu engellerin aşılması, sadece kadınların değil, genel ekonomik kalkınmanın da önemli bir unsuru olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma ile COVID-19 Pandemi dönemi ve sonrasında meydana gelen 2020 ve 2023 depremlerinin ardından sahadaki güncel durumu ortaya koyarak ekonomiye katkı sunmak istenmiştir.
Türkiye'ye geri dönüş sonrası balkan türklerinin girişimcilik faaliyetleri
Balkanlardan Anadolu'ya yapılan göçler, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde başlamış ve geçtiğimiz yüzyılın sonlarına kadar çeşitli aralıklarla devam etmiştir. 19. yüzyılın sonunda yaşanan siyasi olaylar, savaşlar ve etnik ayrışmaların bir sonucu olarak başlayan bu zorunlu göç hareketleri 20. Yüzyılın son yıllarına kadar devam etmek zorunda kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki topraklarını kaybetmesinin ardından kitlesel olarak yaşanan göç hareketleri Türkiye'nin kültürel, ekonomik ve demografik yapısının değişiminde önemli rol oynamıştır. Ülkeler üzerinde derin izler bırakan göç hareketleri hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti için çoğu zaman baş edilmesi zor bir durum olmuştur. Yaşadıkları zulüm ve katliamdan kaçan Balkan göçmenleri bir anda Anadolu'ya akın etmiş ve bu kadar çok göçmenin ihtiyaçlarını karşılamak devletler için oldukça zor olmuştur. Yaşadıkları zorluklar ve yeni bir hayata başlama gerekliliği göçmenlerin ekonomik hayata atılmalarında ve Türk ekonomisine katkı sağlamalarında etkili olmuştur. Daha önce yaşadıkları bölgelerden getirdikleri bilgi birikimi, beceri ve tecrübelerini kullanan göçmenler özellikle çeşitli iş kollarında kendilerini göstermiş ve Türkiye'de önemli girişimcilik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu çalışma, Balkan göçmenlerinin Balkanlardan anayurda yaşanan geri göç hareketleri sonucunda Türkiye'deki ekonomik ortama ve girişimcilik ekosistemine uyum ve katkı sağlayıp sağlamadıklarını araştırmayı amaçlamıştır. 3 bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde göç kavramı ve Balkan göçlerinin tarihsel boyutu ele alınmıştır. 2. bölümde girişimcilik kavramı, bu kavramın günümüze kadar yaşadığı dönüşüm ve Osmanlı'dan başlayarak Türk girişimciliğinin yıllar içinde geçirdiği değişim incelenmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise 15 Balkan göçmeni girişimci ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak mülakatlar gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın neticesinde; Balkan göçmenlerinin Türkiye'ye geri göç hareketleri sonrasında Türkiye Türkleri ile uyum sağladığı ve Türkiye'deki ekonomik ortama ve girişimcilik ekosistemine uyum ve katkı sağladıkları görülmüştür.
Esnek çalışma kavramının toplumsal cinsiyet bağlamında yansımaları
Esnek çalışma kavramı 20'nci yüzyıldan bu yana çalışma hayatında giderek daha fazla yer alan ve işverenlerle birlikte çalışanların da gündemine de girmeye başlayan insan odaklı bir çalışma türüdür. Yakın dönemde etkisi altında kaldığımız küresel salgınlarla beraber bu çalışma şekli artık birçok iş kulvarında kalıcı olarak yer etmeye başlamıştır. Kişilere ve şartlara göre çalışma standartlarının değiştirilebilmesi hem işveren hem de çalışanların iş tatminine etki edebilmektedir. Türkiye'de hem esnek çalışma kavramının hem de toplumsal cinsiyet bağlamında etkisinin birlikte değerlendirildiği araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmaların taranmasının ve bulgularının değerlendirilmesinin Türkiye'de toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından oldukça değerli olacağı düşünülmektedir. Bu konuya dair tespitlerin ortaya konulmasının gelecek çalışmalara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde esnek çalışma tarzına olan talebin giderek artmasıyla beraber bu kapsamda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirdiği düşünülmektedir. Bu bağlamda kadının özel alanla özdeşleştirilme yaklaşımının derinlik kazanması gibi tespitler, konunun toplumsal cinsiyet bağlamında ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Esnek çalışma kavramının toplumsal cinsiyet bağlamında irdelenmesiyle birlikte detaylı bir biçimde anlaşılmaya çalışılmasının, bu kapsamda alınacak kararların ve uygulanacak politikaların bilimsel verilere dayanması açısından önemli bir yeri olabilecektir. Kadının toplumsal konumu ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı esnek çalışma süreci ile yan yana geldiğinde büyük oranda kadının geleneksel rollerini pekiştirici etkiler yaptığı düşünülmektedir. Tez çalışmamızda; esnek çalışma ve iş tatmini kavramlarının irdelenmesi, bu kavramların olumlu ve olumsuz yansımalarının toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında araştırılması ve geniş bir perspektiften bakılarak analiz edilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda çalışmamız literatür taramasına dayalı nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Farkı veri tabanlarında esnek çalışma ve toplumsal cinsiyet alanında yayınlanmış olan akademik kitap, akademik makale, lisansüstü tez, kongre bildirisi, resmî veri ve istatistiklerin incelenmesi; bu kapsamda ulaşılan sonuçlara dikkat çekmek ve gelecekte yapılacak çalışmalar için araştırma önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Toplumsal cinsiyet, Kadın istihdamı
Uluslararası ilişkilerde yumuşak güç kavramı ve TİKA'nın girişimcilik faaliyetleri
Türkiye, Soğuk Savaş sonrası uluslararası konjonktürde meydana gelen değişiklikler neticesinde dış politikasında olduğu gibi dış yardım konseptinde de çok yönlü ve aktif bir politika izlemeye başlamıştır. Çalışmada öncelikle kısaca güç ve yumuşak güç kavramlarına ilişkin bilgilendirmeler yapılmaktadır. Dış yardım kavramının tanımı, kapsamı ve tarihsel süreç içerisindeki gelişimi ele alınırken aynı zamanda da dış yardımların hangi amaçlar ile yapıldığı, alıcı ülkeler tarafından nasıl karşılandığı gibi sorulara da cevap aranmaktadır. Ardından yumuşak güç ve dış yardımlar arasındaki ilişki değerlendirilerek açıklanmaktadır. Bir yumuşak güç aracı olan dış yardımlar kronolojik bir bütünlük içinde Osmanlı'dan günümüze değin çeşitli örnekler ışığında ele alınmaktadır. Son tahlilde dış yardımların etki ve önemini ortaya koymak adına Türk Dış Politikasında yaşanan gelişmeler ve Türkiye'nin yumuşak güç kaynağı olan kurum ve kuruluşlarına da değinilmektedir. Türkiye, dünya trendlerine paralel olarak bölgedeki nüfuzunu artırmak için yumuşak gücünü kullanmaya çalışıyor. Uluslararası ilişkiler disiplininde sıklıkla üzerinde durulan yumuşak güç konusu da bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışma, Türkiye'nin mevcut yumuşak güç unsurlarını ve dış politika potansiyelini, tarihsel ve kültürel bağlamını hangi koşullarda ve hangi bölgelerde değerlendirebileceğini araştırmaktadır. Bu çalışmada, Soğuk Savaş sonrası değişen ortam ve bölgesel gelişme ışığında, Türkiye'nin uluslararası düzeyde yumuşak gücünün bir unsuru haline gelen Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı'nın Balkanlar'daki faaliyetleri üzerinde durulmaktadır. Türkiye'nin Balkanlar'da barış ve istikrarın sağlanması ve sürdürülmesine yönelik politikasının önemli bir ayağını oluşturan ekonomik, ticari, teknolojik, sosyal, kültürel ve eğitim program ve projeleri TİKA tarafından Balkanlar'da ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Türk Dış Yardımları, TİKA
Girişimcilerin banka kredilerine bakış açılarının incelenmesi: Elazığ ili örneği
Girişimcilerin Banka Kredilerine Bakış Açılarının İncelemesi: Elazığ İl Örneği" başlıklı çalışmamızda Elazığ il sınırları içerisinde faaliyet gösteren 320 işletmenin banka kredileri hakkında görüşleri alınmış, kredi kullanımlarının ne sıklıkta ve miktarda yapıldığı ve kredi kullanımına yaklaşımları incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmada katılımcılara 36 soru yöneltilmiş girişimcilerin banka kredilerine karşı beklenti ve tepkileri analiz edilmek istenmiştir. Örneklemden elde edilen veriler Tukey ve Game-Howell testleri ile analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan işletmelerin %23,8'i mikro ölçekli, %27,2'si küçük ölçekli, %40,9'u orta ölçekli ve %8,1'i büyük ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Hizmet, ticaret, üretim, inşaat-taahhüt alanlarında faaliyet gösteren işletmelerden oluşturulan örneklemin %20,3'ü kadın, %79,7'si erkek katılımcılardan oluşmuştur. Analizler sonucunda girişimcilerin finansman sorununun büyük bir bölümünün ticari, katılım, yatırım ve kalkınma bankaları tarafından karşılandığı görülmüştür. Ayrıca banka kredilerine ulaşma zorluklarının işletmelerin büyüklüklerine, faaliyet sürelerine, kuruluş türlerine, sermaye miktarlarına, cirolarına göre farklılık gösterdiği sonucuna da ulaşılmıştır. Girişimcilerin banka kredilerine ulaşma sürecinde kredinin teminatı, kredinin maliyeti, kredi limitlerinin düşük kalması gibi sorunlar yaşadıkları gözlemlenmiştir. Kamu ve Özel bankaların girişimcilerle olan kredi ilişkilerinde yaşanan zorluk ve kolaylıklar incelenmeye çalışıldı. Nicel bir çalışma yöntemiyle hazırlanan bu çalışma girişimcilerin ekonomik faaliyetlerde ihtiyaç duydukları kredi teminlerinin karşılanması, üretim, ticaret ve bankacılık ilişkisinin ne düzeyde olduğunu belirli bir örneklem üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır.
CVID-19'un e-ticarete etkileri: Elazığ'daki kadın girişimciler üzerine bir araştırma
Teknolojide yaşanan büyük gelişmeler girişimcilik ve internet alanlarında birçok önemli gelişmeye yer vermektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda girişimcilik alanında yeni bir tür olarak, e-ticaret girişimciliği ortaya çıkmaktadır. Girişimcileri belirli zorluklardan kurtaran ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan e-ticaret hacminin, son zamanlarda ciddi artış gösterdiği gözlemlenmektedir. Ticareti internet ile birleştiren e-ticaret, işletmelere ve girişimcilere karlılık ve kolaylık sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 küresel salgını döneminde Elazığ ilinde faaliyet gösteren kadın e-ticaret girişimcilerinin e-ticarette yaşadığı etkilerin incelenmesidir. Kadın e-ticaret girişimcilerinin Covid-19 salgını döneminde yaşadığı farklılıkların ve işletmeleri üzerindeki etkilerinin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışma 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, e-ticaret ve girişimcilik kavramları hakkında teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Covid-19 salgını ve e-ticarete etkileri hakkında bilgiler verilmiştir. Covid-19 pandemi sürecinin birçok alana ve sektöre etkilerinin olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışma, e-ticarete olan etkilerinin incelenmesi ve sonuçlandırılması üzerine yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, Covid-19 pandemi sürecinin e-ticarete etkilerinin olduğu gözlemlenmiş ve kadın girişimciler üzerinde etkilerinin olduğu belirtilmiştir.
Eğitim yönetimi alanında sosyal inovasyon algısı: Elazığ il örneği
Araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin sosyal inovasyon kavramı hakkındaki bilgi, birikim ve yapılan uygulamalarının incelenmesi ile kavrama olan bakış açılarının ve yaklaşımlarının değerlendirilmesidir. Nitel nitelikte olan bu araştırmada olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilinde bulunan ilk ve orta dereceli okul ve kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Her eğitim kurumundan 2 öğretmen ve 1 yönetici olmak üzere toplam 10 eğitim kurumundan gönüllülük esasına göre katılımcılar seçilmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden biri olan amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 10 adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlanırken kapsamlı bir literatür çalışması yapılmış ve sorular belirlenmiştir. Literatür çalışması sonrasında hazırlanan sorular üç alan uzmanı ve bir öğretmen tarafından kapsam, içerik ve anlaşılırlık bakımından incelenerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Araştırmada gönüllü olan yönetici ve öğretmenlere, hazırlanan görüşme formundaki sorular yönlendirilmiştir ve cevaplar ses kaydı aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yöneticilere ve öğretmenlere görüşme öncesinde sosyal inovasyon kavramı açıklanmasına rağmen vermiş oldukları cevaplara bakıldığında hazırbulunuşluk düzeylerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Görüşmeye katılan yöneticilerin ve öğretmenlerin sosyal inovasyon kavramı ile girişimcilik, yenilikçilik ve inovasyon kavramlarını birbirine karıştırdıkları, genellikle sosyal inovasyonu okul içi veya okul dışı yeni bir proje yapmak, yeni bir ürün ortaya koymak veya herhangi bir sosyal faaliyette bulunmak olarak algıladıkları tespit edilmiştir.
Girişimcilik eğitiminin girişimcilik eğilimi üzerine etkisinin incelenmesi: Fırat Üniversitesi örneği
Günümüzde girişimcilik, teknolojinin hızla gelişmesiyle ve bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla ekonomik gelişmede rol oynayan önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Girişimcilik, toplumsal ve bireysel refahı sağlamada ve bireylerin yaşam standardını yükseltmede, sosyal ve ekonomik refahı sağlamada önemli bir ekonomik güç haline gelmiştir. Girişimciliğe verilen bu önem beraberinde girişimcilik eğitimine duyulan ilgiyi de arttırmaktadır. Girişimcilik eğitimi, gençlerin anlaşılmasında ve onların girişimsel tutumlarını arttırmada önemli faktörlerden biridir. Eğitimin genç insanların düşüncelerine ve amaçlarına etkisinden dolayı potansiyel girişimcilerin eğitimle beslenmesi ve geliştirilmesi gerekir. Bu çalışmanın amacı, girişimcilik eğitimi alan bireylerin aldıkları girişimcilik eğitimlerinin girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisini incelemektir.
Okul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ile okul iklimi arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı öğretmen algılarına göre okul yöneticilerin girişimcilik özelliklerinin okul iklimine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmada okul yönetimi, okul yöneticilerinin görev ve sorumlulukları, bir okul yöneticisinde olması gereken özellikler, okul iklimi, okul iklimi türleri, olumlu bir okul iklimi ve okul iklimine etki eden faktörlerin incelenmesinden sonra girişimcinin özellikleri, girişimcilik işlevleri, girişimcilik süreçleri ve girişimcilik eğitimi gibi başlıklar altında girişimcilik kavramı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023 –2024 Eğitim- Öğretim yılında Diyarbakır ilinin Sur ve Çınar ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okulların okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisedeki kademelerinde görev yapan 2230 öğretmen örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş olan 337 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada kişisel bilgiler formu, Yılmaz ve Sünbül (2009) tarafından geliştirilen "Girişimcilik Ölçeği" ve Canlı, Demirtaş ve Özer (2018) tarafından geliştirilen "Okul İklimi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmada betimsel istatistik yöntemlerinden aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde işlemleri, bağımsız örneklem t testi, Pearson Moments çift yönlü korelasyon analizi, regresyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile güvenirlik testi için iç tutarlılık katsayılarını hesaplayan Croanbach Alpha güvenirlik katsayıları tekniklerinden yararlanılmıştır. Girişimcilik ölçeğinin güvenirlik analizleri sonucu Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,987, Okul iklimi ölçeğinin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise 0,862 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ile okul iklimi arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Yönetimi, Okul Yöneticisi, Okul İklimi, Girişimcilik.
Müşteri yolculuk haritası ve marka temas noktaları: Yetişkin bakım kategorisi incelemesi
Bu çalışmada, pazarlamada yeni bir kavram olan müşteri yolculuk haritası ve tüketici temas noktaları ilişkisi ele alınmıştır. Müşteri yolculuk haritası, günümüzde birçok bilim adamı tarafından tanımlanmaktadır. Genel olarak müşteri yolculuk haritası, bir tüketicinin marka ile ilk etkileşime geçtiği ilk aşamadan, markayı farketme, satın almaya karar verme, satın alma sonrası gibi tüm aşamalardan geçtiği sürecin görsel bir grafiğe dönüşütürülmüş halidir . Müşteri yolculuğu kavramı uzun yıllardır pazarlama yönetiminin bir parçası olsa da son dönemlerde müşteri odaklılığın yükseliş trendine girmesi nedeniyle daha fazla önem kazanmıştır. Müşteri yolculuk haritasının bahsinin geçtiği en eski bilgi kaynaklarından birisi, Hollanda'daki bir grup tasarımcı ve danışman tarafından yazılan "Hizmet Tasarımı: Evrimleşen Bir Alana Pratik Erişim" adlı 2003 yılında yayınlanmış bir kitaptır. Kitabın "müşteri yolculuk haritaları" adında bir bölümünde; bir hizmet veya ürününün tüketici ile ilk buluşmasından satış sonraki aşamalara kadar çeşitli temas noktalarını ve etkileşimlerini haritalandırma sürecini anlatıyordu. Tipik bir müşteri yolculuk haritasında farkındalık, değerlendirme, satın alma, satın alma sonrası gibi farklı aşamaları içerir. Bu yolculuğun her aşamasında, müşteri ile ürün veya hizmetler arasında etkileşim kurulan farklı temas noktaları ortaya çıkar. Televizyon reklamları, açıkhava reklam panoları, web siteleri, sosyal medya etkileşimleri ve satış sonrası destek hizmetleri gibi birçok farklı unsur, tüketici temas noktalarına örnek teşkil edebilir. Müşteri yolculuk haritasının ana hedefi, tüketicinin ürün veya hizmetlerle etkileşimde olduğu tüm süreç hakkında detaylı ve kapsamlı bir şekilde yol göstermektir. Müşteri yolculuk haritasında bulunan tüm temas noktaları detaylı bir analiz ile belirlenerek, tüketicilerin işletmelere ait ürün veya hizmetler ile nasıl bir etkileşime girdikleri tespit edilebilir. Haritalar yolculuğun her aşamasında tüketici deneyimine dair gelişim noktaları ve düzeltilmesi gereken adımlar hakkında işletmelere ışık tutabilir. Böylece müşterilerin marka ile uzun süre etkileşim halinde kalması, sadık bir tüketiciye dönüşmesi ve müşteri yaşam döngüsünün optimize edilerek sürdürülebilir bir ilişki oluşturulması sağlanabilir, bu optimizasyon çalışması da işletmenin stratejik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olabilir. (Müşteri Yolculuğu Haritası Nedir? Müşteri Yolculuk Haritası Örnekleri, 2023) Konu ile ilgili literatür Türkiye'de henüz yenidir bu sebeple araştırma yapabilmek için bir ölçek bulunmadığından mümkün görülmemektedir. Konu teorik olarak da az sayıda incelenmiştir. Konunun teorik olarak geniş bir şekilde ele alınıp incelendiği bir çalışma bulunmadığından çalışma teorik olarak bütün yönleriyle ele alınıp incelenecektir. Ayrıca yetişkin bakım kategorisi üzerine yapılacak bir inceleme ile müşterinin yolculuk haritası ve tüketici temas noktaları değerlendirilecek, bunlar arasındaki ilişkinin ve marka stratejisine etkisi araştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Tüketici Yolculuk Haritası, Marka Temas Noktaları, Pazarlama, Marka Yönetimi, Müşteri Deneyimi