
3,445
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Abdülcelîl bin Yûsuf el-Akhisarî'nin (Ö. 1618'den sonra) Şerh-i Seb'atu Ebhur adlı Arapça-Türkçe manzum sözlük şerhi (İnceleme-tenkitli metin)
Şerh-i Seb'atu Ebhur, Abdülcelîl bin Yûsuf el-Akhisarî'nin Seb'atu Ebhur adlı Arapça-Türkçe manzum sözlüğü ve şerhini içermektedir. Seb'atu Ebhur, Arapçadaki hayvan künye ve lakaplarını ele almak amacıyla nazmedilmiştir. 1617'de tamamlanan şerhi ise hayvanlara dair darb-ı meseller, zoolojik, tıbbî ve dinî bilgiler, rüya tabirleri ile çeşitli hikayelerden oluşmaktadır. Abdülcelîl bin Yûsuf detaylı şekilde kaleme aldığı şerhinde, bu bilgilerin her birini alt başlıklar halinde düzenlemiştir. Şerhinin kaynaklarını tefsir, hadis, fıkıh, lügat, tarih, tıp, dil ve edebiyat gibi farklı alanlardaki 202 eser oluşturur. Bu eserlerin alanlarına göre tasnif edilmiş haldeki bir listesini mukaddimede vermiştir. Bu çalışma çerçevesinde manzum sözlük geleneği hakkında genel bilgiler verilmiş ve Şerh-i Seb'atu Ebhur'un gelenek içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Muhtevası, şekil özellikleri ve şerh metodu incelenerek müellifin hayatı, eserleri ve ilmi kişiliğine dair eserinden elde edilen bilgiler sunulmuştur. Metin bölümünde ise eserin Nuruosmaniye ve Yahya Tevfik koleksiyonlarındaki iki nüshası üzerinden oluşturulan tenkitli metni verilmiştir. Eserde yer alan hayvanlar ve bu hayvanlarla alakalı sözcükler için bir dizin ve sözlük oluşturulmuştur.
Pîrî Halîfe'nin Tezkire-i Evliyâ'sı (İnceleme-metin)
Bu çalışma Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonunda kayıtlı yer numarası 06 Mil Yz A 8665 olan, Tezkire-i Evliyâ isimli eserin 2b-50b arası varakların (97 sayfa) transkripsiyonlu metnini ve incelemesini içerir. Eserin mütercimi Pîrî Halîfe (ö. 1455-1460 [?]) olup eser müstensih Mustafa b. Mustafa (ö. [?]) tarafından 1778 yılında istinsah edilmiştir. Eserin tamamı yaklaşık 100 varak olup bu çalışmada 2b ile 50b varaklar arası (48 varak) transkribe edilmiştir. Tezkire-i Evliyâ Eski Anadolu Türkçesi ses özelliklerini taşıması ve Ferîdüddîn Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ'sının tercümelerine dahil edilebilecek nitelikte olması sebebiyle klasik Türk edebiyatı çalışma sahasına ve araştırmacıların dikkatine sunulmuştur. Bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde evliyâ tezkireleri, Ferîdüddîn Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ'sının tercümeleri ile Pîrî Halîfe'nin Tezkire-i Evliyâ isimli eseri hakkında bilgi verildikten sonra metnin imlasından bahsedilmiştir. İkinci bölümde Tezkire-i Evliyâ'nın transkripsiyonlu metni sunulmuştur. Ardından Sonuç ve Bibliyografya verilmiştir. Tezkire-i Evliyâ (2b-50b), içerisinde 13 velînin menkıbelerini ve sözlerini ihtiva eden didaktik nitelikte bir eserdir. Çalışmada Ferîdüddin Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ'sının tercümelerinden olan, Sinan Paşa'nın Tezkiretü'l-Evliyâ'sı, Serhat Küçük (2011) ve Uluhan Özalan'ın (2009) çalışmalarına konu olan tercümeler ele alınarak bir mukâyese çalışması yapılmış, Pîrî Halîfe'nin Tezkire-i Evliyâ'sı ile aralarındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya koyulmuştur. Tezkire-i Evliyâ'nın daha sade bir dille yazıldığı, özet niteliğinde olduğu, içerisinde anlatılmayan bölümlerin ve menkıbelerin olduğu ortaya koyulmuş; Ferîdüddîn Attâr'ın Tezkiretü'l Evliyâ'sının muhtasar bir tercümesi olduğuna kanaat getirilmiştir.
Gürcistan Acara bölgesi halk kültürü (Keda ilçesi örneği)
Bu çalışmada Gürcistan'ın Acara bölgesinde bulunan Keda ilçesinin halk kültürünü araştırılmıştır. Acara bölgesi Gürcistan'ın güneybatısında bulunmaktadır. Bölge Gürcistan'a bağlıdır. Acara'da yaşayan nufüsü Gürcülerden oluşmaktadır. Acara bölgesi; halk kültürü bakımından Gürcistan'ın oldukça zengin ve araştırma için değerli bölgelerinden biridir. Araştırma konusunun kapsamını içeren Keda ilçesi Acara bölgesinde bulunan büyük ilçelerden biridir. Bu ilçede on büyük köy bulunmaktadır. Araştırma için Keda ilçesinin büyük köyleri seçilmiştir ve bilgileri elde etmek amaçlanmıştır. Keda ilçesinin kültürel mirası yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarımını koruyarak günümüze ulaşmıştır. Bu zengin kültürel mirasın izlerini halk inançlarında, adet-gelenek-göreneklerinde, yaşam tarzında ve genel kültüründe yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Keda ilçesi üzerine yapılmış bu çalışma alan araştırmasıdır. Alan araştırması için yerlilerle görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın büyük kısmı kaynak kişiler tarafından verilen bilgilerle doldurulmuştur. Köylere giderek bilgileri ve görselleri elde edilmiştir. Bu Araştırmanın temel amacı, Keda ilçesinde yüzyıllarca biriktirilen bu zengin kültürel mirasın izlerinin kayıt altına alınarak korunmasıdır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Gürcistan, Acara, Batum ve Keda ilçesi hakkında genel bilgilere yer verildi: ikinci bölümünde Keda halkının gelenek-görenekler, yaşamı, geçiş dönemleri başlıkları altında araştırma yapıldı. Üçüncü bölümünde halk edebiyat ürünleri, halk masalları, halk arasında yaygın efsaneleri, alkış-kargışları, dualar, atasözleri, fikralar, bilmeceleri, son bölümünde ise isim-soyisim, yer isimleri ve etimolojiyi başlıkları hakkında inceleme yapıldı. Araştırmaya ek olarak görselleri elkenmiştir.
Mecmû'a-i Gazeliyyât ve Eş'âr, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Numara: NEKTY03296 (1b-38a) inceleme- karşılaştırmalı metin
Tezin konusu İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi NEKTY03296 numarada "Mecmûa'a- i Gazeliyyât ve Eş'âr" ismiyle kayıtlı şiir mecmuasının 1b-38a arası varakların incelenmesi, transkripsiyonu ve tenkitli metninin oluşturulmasıdır. Çalışmada öncelikle çalışmanın amacı, önemi, yöntemi ve konusu hakkında bilgi verilmiş; mecmuanın dış özellikleri, içeriği, dil ve yazım özellikleri maddeler ve tablolar halinde gösterilerek eserin tanıtımı yapılmıştır. Kimlikleri tespit edilen şairlerin biyografilerine yer verilmiştir. Mecmuada kayıtlı şiirlerin transkripsiyonu yapılmıştır. Tespit edilen şiirlerin karşılaştırmalı metni oluşturularak elde edilen bilgiler dipnotta belirtilmiştir. Mecmuada; 12 Farsça ve 182 Türkçe olmak üzere 193 şiir bulunmaktadır. Farsça şiirler çalışma konusunun dışında tutulmuş, inceleme kısmına dahil edilmemiştir. Türkçe şiirler şairin mahlası, nazım şekli/türü, vezni gibi özellikleri birer birer belirtilerek kaydedilmiştir. Mecmuada şiiri tespit edilen 70 tane şair tespit edilmiştir. Bu 70 şairin 26 tanesinin kimliği belirlenmiş ve biyografik bilgileri çalışmaya dâhil edilmiştir. Mecmua yapısı bakımından incelenerek ve eserdeki farklı kayıtlar göz önünde bulundurularak eserin farklı dönemlerde birden çok tertip edici tarafından kaleme alındığı tespit edilmiştir. Amacımız divanı bulunmayan, adları tezkirelerde geçen ancak şiirlerine ulaşılamayan, akademik kaynaklarda ulaşamadığımız şairlerin şiirlerinin ortaya çıkmasına olanak sağlamaktır. İlaveten şöhret sahibi olup eserlerine ulaşabildiğimiz şairlerin ilinmeyen şiirlerini ortaya çıkartarak onların eserlerinin eksik yönlerini gidermekte ve bu aydınlatıcı ve tamamlayıcı çalışma ile araştırmacıların dikkatine sunmaktadır.
Orta Anadolu Abdal müzik geleneğinde keman sazının kullanımı (Seyit Çevik örneği)
Günümüz keman çalgısının tarihi incelendiğinde, tıpkı diğer yaylı çalgılar gibi Orta Asya'da kullanılan ıklığ çalgısından türetildiği görülmektedir. Avrupa'da geliştirilen bu çalgının daha sonraki zamanlarda farklı etkileşimler ile birlikte Anadolu'ya geldiği bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğunda başlatılan batılılaşma hareketleri ile birlikte keman sazı Türk müziğinde kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Türk halk müziğine girişi tam olarak bilinmemekle birlikte 1934 yılında yapılan müzik yasağının bu durumda önemli bir rolü olduğu da söylenebilmektedir. Anadolu da birçok farklı bölgede kullanılan keman, mahalli sanatçılar tarafından da icra edilmektedir. Bu sanatçılardan biri de Keskinli Seyit Çevik'tir. Bu çalışmada Türk halk müziğinde kullanılan keman sazı Seyit Çevik ve eserleri ile açıklanmaya çalışılmıştır. Çevik'in keman icra biçimi incelenmiştir ayrıca kendisine ait üç farklı albümde yer alan 21 adet eser belirlenmiş ve notaya alınmıştır. Eserler makam, ses sahası gibi unsurlar üzerinden incelenmiştir. Literatürde, keman çalgısının Türk halk müziğinde kullanımı özelindeki kaynakların yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Türk halk müziğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen keman çalgısının literatürde de bu öneminin kanıtlanabileceği amacı ile bu çalışmanın üretildiği söylenebilmektedir. Aynı zamanda bu çalışmanın keman sazının Türk halk müziğinde kullanımı üzerine yapılacak farklı çalışmalara da kapı açacağı düşünülmektedir. Bu çalışma karma araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir ve çalışma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama, tarihsel araştırma ve alan araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise; keman sazının halk müziğinde önemli bir yer edindiği, hatta bir halk müziği çalgısı olarak isimlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Çevik'in eserleri incelendiğinde kemanın tamamen yöre tınılarına uyum sağladığı ve yöresel ezgide bir kopukluk yaratmadan icra edildiği de saptanmıştır.
Siyâset-i Şer'iyye bağlamında Mâliki mezhebinde Sedd-i Zerâi
Bu çalışmada, birinci bölümde daha sonra İmam Malik bin Enes'in doğumundan taki ilim tahsil ettiği evrelere kadar, büyük hocalarından nail olduğu güzel ahlak öğretileriyle beraber hayatının kısa bir özetini de zikredeceğim. Yine İmam'ın kendilerinden hadis, fıkıh ve şeri ilimlerin diğerlerini almak için yolculuğa çıktığı hocalarını da zikredeceğim. Mezhebin tesis aşamasından son merhalesine kadar ki kısımları, dünyada bu mezhebin yayıldığına işaret eden, çeşitli ülkelerde inşa edilmiş olan medreseleri de zikredeceğim. İkinci bölümde ise Sedd-i Zerai mevzusunu derinlemesine inceleyeceğim. Bu konunun mahiyeti, delilleri, şartları, önemi ve diğer dört mezhebin alimlerinin görüşleriyle, kurallarını da zikredeceğim. Son olarak ise siyaset-i şeriyye hakkında konuşacağım. Başarı Allah'tandır ve tevekkül de yalnız onadır.
Terörizm ile yolsuzluk arasındaki ilişki: MENA ülkeleri üzerine panel veri analizi
Günümüze dek süregelmiş terörizm, ülkeler ve toplumları üzerinde büyük bir tehdit unsuru olmuştur. Terörizmin yaşanmaya başladığı ilk günden itibaren üzerine çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, net bir tanımı ve asıl gerçekleşme nedenleri ortaya koyulamamıştır. Tüm dünya genelinde varlığını sürdüren ve küresel boyuta ulaşan bu olgu, ortaya çıkış amacı, hedefi, etkileri ve sonuçlarının araştırılmaya devam edildiği bir çalışma alanıdır. Çalışmanın amacı, yolsuzluk olgusunun terörizmin gerçekleşmesi üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu teorik ve ampirik olarak incelemektir. Çalışma MENA (Middle East-North Africa: Orta Doğu-Kuzey Afrika) bölgesindeki 15 ülke özelinde terörizm ile yolsuzluk arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Çalışmada, terör-terörizm ile yolsuzluk kavramları hakkında bilgi verilmiş, aralarındaki bağ literatür taraması ile desteklenmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde ise MENA ülkelerindeki terörizm ve yolsuzluk arasındaki ilişki 2012-2019 dönemi itibariyle Panel Veri Analizi yöntemi ile sınanmıştır. Yapılan analizler neticesinde; yolsuzluğun terörizm faaliyetlerine finans dayanağı olduğu, yolsuzluk eylemlerinin terörizmi desteklediği ve üzerinde belli bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. MENA ülkeleri gibi az gelişmiş ve/veya gelişmekte olan ülkelerde yolsuzluk davranışlarının azalması, terörizmin gerçekleşmesinde kısıtlayıcı ve engelleyici bir rol üstlenmektedir. MENA ülkelerinin refah düzeylerinin belirli bir ölçüde arttırılması ile bu iki olgunun yarattığı problemler engellenebilir. Komşu ülkelerin de iş birliği ile desteklenecek etkili politikalar ve stratejiler yapıldığında bu iki olgu önlenerek güven ortamı oluşturulabilir.
Varoluşçu nihilizm bağlamında çürüme kavramının modernizm'den günümüze resim sanatına etkileri
Toplumsal gelişmeler neticesinde modern sürecin başlarından itibaren dünyanın ve insanlığın evrenin merkezindeki yerinden edilişi, Tanrı'nın ölümünün ilanı ve gerçekleşen dünya savaşları, insanlığı anlam mefhumunu daha geniş ve derinden sorgulamaya itmiştir. Verilen cevaplardan varoluşçu nihilizm, insanlığın çürüme hissinin felsefî karşılığı olarak değerlendirilebilir. Resim sanatının da anlam mefhumuyla ayrılmaz bağı neticesinde, çürüme kavramının varoluşçu nihilizm bağlamında Modernizm'den günümüze resim sanatına etkilerinin araştırılması bu çalışmanın temel amacıdır. Çürüme kavramının araştırılması ve kavramsallaştırmaları, çürüme ile felsefe bağlantısında nihilizmin türleri ve tarihi ve onun bir sonucu olarak antinatalizm ile resim sanatı bağlamında modernizm'den günümüze gelen süreç tezin kapsamını oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ile fenomenolojik, etnografik ve otoetnografik desenler uygulanmıştır. Araştırmada çürümenin farklı biçimlerde resim sanatına yansıdığı görülmüş, varoluşçu nihilizmin de direkt bağlantılı ya da ilişkilendirilebilecek birçok sanatçı tarafından konu edildiği sonucuna varılmıştır.
Foucault perspektifinde heterotopyaların çağdaş sanata yansıması
Tıp kökenli bir terim olan ve Foucault tarafından sosyal bilimler alanına kazandırılan heterotopya kavramı birbiriyle bağdaşmayan dünyaların yan yana, üst üste geldiği, mekanı düzenleme-örgütleme gücüne sahip, ötekiliğin deneyimlendiği mevkileri ifade eder. Postmodern teorinin özgürleştirici güçler olarak öne çıkardığı heterojenlik ve ötekilikle heterotopya kavramı, sanat alanında da kendine yer edinmektedir. Heterotopyaların tecrit edebilme, nüfuz edebilme özelliği, kapatma-kapanma pratiklerinde toplumsal bir karşılaşma imkânı vererek ötekiliğe açılan geçitleri yaratır. Modern dönemde kapatma pratiklerinde özne, norm merkezli ayrıştırma, farklılaştırma sistemine dayanan panoptik bir disiplin biçimiyle sabitlenmiştir. Kapatma pratiklerinde kategorize etme, ayrıştırma, farklılaştırma gibi uygulamalarla öznenin bilgi formuna indirgenmesi, kapatma pratiklerinde ötekinin yaratılmasını sağlayan başat özelliktir. Bu dönemde kapatma pratiklerinin kapitalizmin ihtiyaç duyduğu üretken nüfus yaratımı için maliyetli hale geldiğinin anlaşılmasıyla, yeni bir disiplin biçimi olan panoptizm tercih edilerek öznelerin sabitlenmesi yerine serbest bırakılarak içkin bir iktidar fikrinin aşılanması esas alınmıştır. Panoptizm yalnızca üretken-itaatkâr bedenler yaratmakla kalmamış, kapanma pratiklerinin kabulü de kolaylaştıran bir işlev taşımıştır. Postmodern dönemin heterojen, parçalanmış, kaotik kent manzarası içinde kapanma pratikleri, kamusal alana karışarak öznelerin herhangi bir dış zorlama olmaksızın özgürlük fantazmagoryasıyla kendilerini kontrol altında tutarak, sınırladığı bir mekanizmaya dönüşmüştür. Kapatma ve kapanma pratikleri çağdaş sanata da yansıyarak, ötekiliğin gündelik karşılaşma formlarıyla sunulduğu, müzakereye açıldığı deneyim alanları yaratmaktadır. Bu çalışmada; heterotopya kavramı ve kapatma-kapanma pratiklerinin tarihsel gelişim süreci incelenerek, heterotopyaların Çağdaş sanata yansımaları ele alınan sanat eserleri üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.
Tarihî Türk şivelerinde soru eki
Tarihî Türk Şivelerinde Soru Eki soru eki, dil bilgisindeki yeriyle ilgili çalışmaların incelenmesiyle ele alınmıştır. Soru ekinin işlevleri, Tarihî yazı dillerinin her birinde ayrı ayrı incelenmiş ve şekle dair alt başlıkta da ilgili her bir yazı dilindeki kullanım şekli açıklanmıştır. Çalışma Giriş, Tarihî Türk Şivelerinde Soru Eki, Tespit Edilen Örneklerin Dağılımı ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Girişte, soru ekinin Türk dilinin ekleşme dizisi içindeki yerine dair bilgilerin aktarılmıştır. Tarihî Türk Şivelerinde Soru Eki başlığı, Soru Ekinde İşlevler ve Soru Ekinde Şekil olmak üzere iki başlıkta incelenmiştir. Tespit Edilen Örneklerin Dağılımı bölümünde taranan örneklerin yazı diline göre ve eserlere göre dağılımı, çalışmanın anlaşılırlığı amacına hizmet eden tablo ve grafikler ile gösterilmiştir. Sonuç kısmına gelindiğinde çalışmanın bulguları yer verilmiştir