
3,444
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Modern Mısır Arap edebiyatında öne çıkan eleştirmenler ve eleştiri yöntemleri
"Modern Mısır Arap Edebiyatında Öne Çıkan Eleştirmenler ve Eleştiri Yöntemleri" başlıklı bu çalışmamızda; modern dönemde Mısır'da öne çıkan eleştirmenleri ve eleştiri yöntemlerini inceliyoruz. Çalışmamızda yer verilen eleştirmenler; Hüseyn el-Mersafî, Mustafa Sâdık er-Râfiî, Ahmed Dayf, İbâhim Abdülkâdir el-Mâzinî, Muhammed Hüseyin Heykel, Abdurrahman Şükrî, Abbas Mahmûd el-Akkâd, Muhammed Mendûr, Seyyid Kutub, Tâhâ Hüseyin, Reşâd Rüşdî, Luis Avad, Yahyâ Hakkı, İzzüddin İsmail ve Salâh Fadl'dır. Çalışmamızda incelenen eleştiri yöntemleri; tarihsel eleştiri yöntemi, sosyolojik eleştiri yöntemi, ideolojik eleştiri yöntemi, psikolojik ve psikanalitik eleştiri yöntemleri, yeni eleştiri yöntemi, yapısal eleştiri yöntemi ve izlenimci eleştiri yöntemidir. Mısırlı eleştirmenlerin eserlerinden örneklerle ele alınan bu yöntemlerin sınırlılıkları üzerinde durulmuş, Mısırlı eleştirmenlerin edebî tenkit yöntemlerinde sentezci ve çoğulcu yaklaşımlarına dikkat çekilmiştir. Çalışmamızda; modern dönem Mısırlı eleştirmenlerin yöntemsel eğilimlerini etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmış; bu faktörler, "kişiye ilişkin faktörler" ve "esere ilişkin faktörler" olmak üzere iki sınıfta ele alınmıştır. Esere ilişkin faktörler kapsamında "sanat anlayışları", "alınan eğitimler", "gelenek ve yenilik konusundaki tutum farklılıkları", "eleştirmenlerin amacı ve hitap edilen kitle" faktörlerine yer verilmiştir. Esere ilişkin faktörler kapsamında "edebî tür" ve "edebî eserin içeriği" konularına yer verilmiştir. Modern dönem Mısırlı eleştirmenlerin eserlerinin yöntemsel çeşitlilik ile dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Eleştiri yöntemlerinin sınırlılıkları Tâhâ Hüseyin ve Seyyid Kutub gibi eleştirmenleri sentezci bir yaklaşım benimsemeye yöneltmiştir. Salâh Fadl ise farklı yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyabilmek amacıyla edebî eserleri değerlendirirken çoğulcu bir yaklaşım sergilemiştir.
Mecmû'a-i Eş'âr, Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emîrî manzum 638 (1a-60b) (İnceleme-Karşılaştırmalı Metin-MESTAP'a Göre Tasnifi)
Çalışmanın konusu, Millet Yazma Eser Kütüphanesi Ali Emîrî Koleksiyonu 638 numarada bulunan Mecmû'a-i Eş'âr, adlı şiir mecmuasının (1a-60b) incelenmesi ve transkripsiyonunun yapılması ve tenkitli metninin oluşturulmasıdır. Çalışmada öncelikle çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi vurgulanmış; mecmuanın 1a-60b varaklarının dış özellikleri, muhteva, dil ve yazım özellikleri, şairler, şiirlerinde kullandıkları vezin ve nazım şekilleri gibi tanıtımına dair bilgiler verilmiş, ardından da şairlerin hayatlarına kısaca değinilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında metnin transkripsiyonu yapılarak tenkitli metin kurulmuştur. Mecmua ile karşılaştırılan eserler arasındaki farklar ise dipnotta belirtilmiştir. Son olarak çalışmamızda Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne uygun olarak hazırladığımız muhteva tablosuna yer verdik. Mecmû'a-i Eş'âr, 87 varaktır. Mecmuanın ele aldığımız varaklarında on beş ile on sekizinci yüzyıl arasında yaşam sürmüş 37 farklı şaire ait 11 farklı nazım şekliyle kaleme alınan 269 şiir kayıtlıdır. Kimliği belirlenen 34 şairin biyografileri çalışmada yer almıştır. Bu çalışmayla, dîvânı bulunmayan, kaynaklarda tespit edemediğimiz, tespit edilse dahi şiirlerine ulaşılamayan şairler ve şiirleri gün yüzüne çıkararak akademik sahada yapılacak olan çalışmalara küçük de olsa bir fayda sağlanması amaçlanmaktadır. Bu türden şiir ve şairlerin ortaya çıkarılması edebiyat tarihine katkı sunmayı ve kaybolmuş değerlerin daha geniş açıyla değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Mecmua, Şiir Mecmuası, Dîvân Şiiri, MESTAP
Zîver Paşa Dîvânı'nın dinî-tasavvufî kelime, tabir ve kavramlar bakımından tahlili
Dîvân edebiyatının tarihsel gelişimini bilmek ve bu süreçte görülen yapısal değişimleri inceleyebilmek için öncelikle konuyla ilgili metinlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespiti takiben, aynı zamanda bir dil hazinesi olan Dîvân edebiyatı ürünleri, kendilerinden önce ve sonraki eserler arasındaki bağlantıları bulmak ve aralarındaki muhtemel etkileri ortaya koymak adına tek tek incelenmelidir. Dîvân edebiyatı alanında yapılan tahlil çalışmaları, şâirlerin hayâl dünyalarındaki zenginliklerin yanı sıra, içinde yaşadıkları topluma ilişkin dinî, sosyal ve kültürel unsurları ortaya koymak adına da büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Zîver Paşa Dîvânı'nda yer alan dinî ve tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar üzerinde çalışmaya karar verilmiştir. Çalışmamızda, öncelikle söz konusu dîvânda geçen dinî ve tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar belirlendikten sonra, fişlenen her bir unsurun geçtiği beyit ya da bentler derinlemesine irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca, dinî ve tasavvufî mânâda ortak anlam ve imgelere sahip dinî-tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar bir araya getirilerek, şâirin tasavvur biçimi ve saptanan unsurların, hangi sınırlar içinde, ne gibi hayâllere konu olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.
Demokrat Parti dönemi Ankara (1950-1960)
Bu tez çalışması, 1950-1960 döneminde Ankara'nın demografisini, tarihini, belediye faaliyetlerini, sosyal, ekonomik, idari, kültürel yapısını; ayrıca spor, trafik ve asayiş durumunu incelemektedir. Ankara, tarihi çok eski dönemlere dayanmakla birlikte, Cumhuriyet'in ilanı ve başkent olmasıyla birlikte büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Yeni kurulan Cumhuriyet'in modern bir devlet olarak şekillenmesinde, başkent olarak Ankara merkezi bir rol üstlenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere devlet yönetimi, şehrin gelişimini ulusal bir politika çerçevesinde ele almıştır. Bu doğrultuda, Ankara'nın yaşadığı önemli dönüşümlerden biri de 1950-1960 döneminde gerçekleşmiştir. Bu süreçte, ulaşım, ticaret, ekonomi, siyaset ve kültür alanlarında uygulanan dışa açık politikalar, Ankara'nın sosyal yapısında önemli değişimlere yol açmış ve kentin sonraki dönemlerdeki temel dinamiklerini belirlemiştir. Ancak, bu on yıllık hızlı gelişim süreci, başkentin kalkınmasını sağlarken, birçok yapısal sorunu da beraberinde getirmiştir. Çalışmanın temel amacı, 1950-1960 döneminde Ankara'da yaşanan dönüşümleri, bu değişimlerin etkilerini ve ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm arayışlarını ortaya koymaktır. Demokrat Parti dönemi, siyasal ve toplumsal gelişmelerin farklı siyasal bakış açılarıyla basın üzerinden takip edilmesine imkân tanımıştır. Bu doğrultuda, dönemin basını bu çalışmanın temel kaynakları arasında yer almaktadır. Ayrıca, arşiv kayıtları ve TBMM tutanakları da araştırmada belirleyici bir rol oynamıştır. 1950-1960 dönemine ilişkin farklı araştırmalar bulunmasına rağmen, Ankara'yı tüm yönleriyle ele alan kapsamlı bir çalışmanın eksikliği, bu araştırmayı literatüre katkı sağlayan önemli bir çalışma haline getirmektedir.
İhtilaf epistemolojisi ve Tanrı inancı
İhtilaf epistemolojisi, epistemolojinin bir alt dalı olarak özellikle son yıllarda dikkat çeken bir çalışma alanıdır. İhtilaf, birbirine denk olmayan insanlar arasında oluştuğunda beklendik olmasından dolayı ilgi çekici değilken, birbirine denk olan insanlar arasında oluştuğunda ise şaşırtıcı bir etkiye sahiptir. Nitekim, zaman zaman bazı insanların bizden farklı düşünüyor olmasını garipser ve kendimizden şüphe ederiz. İhtilaf epistemolojisinin temel problematiği; birbirine epistemik anlamda denk olan insanların herhangi bir sebepten dolayı ihtilafa düştüklerinde ne tür bir tepki vermeleri gerektiği ve bu tepkinin gerekçesinin ne olacağıdır. Bu problematiğe bir çözüm olarak üretilen farklı pozisyonların avantajlı ve dezavantajlı oldukları hususların ele alındığı bu tezde son kertede Tanrı inancı söz konusu olduğunda denkliğin mümkün olup olmadığı, mümkün göründüğü yerde ise tarafları neyin beklediği tartışılmaktadır. İddiam odur ki tüm zorluklara rağmen Tanrı inancı konusunda da ideal bir denk ihtilafının oluşması mümkündür. Bununla birlikte, uzlaşımcıların iddiasının aksine, böylesi bir durumda inancı revize etmek ya da inancı askıya almak yerine inanç sorumluluğunun bireyselliğine dayanarak kararlılıkçı olunabileceğini, yani, Tanrı inancının devam ettirilebileceğini savunuyorum. Çoğu felsefi metinde olduğu gibi bu tezde de herhangi bir şekilde nicel yöntem kullanılmamış, sunulan örneklemler yalnızca düşünce deneyleridir. Kavramlar ve iddialar felsefi analize tabi tutularak çözümlenmiş ve yeni çözüm önerileri sunulmuştur. Nitekim, mevcut literatürde sorumluluk ve bireysellik üzerinden geliştirilmiş bir savunu henüz yapılmamıştır.
Parçalanmış toplumlarda modern ulus-devlet inşası: Afganistan örneği (2001-2021)
Bu çalışma, 2001–2021 yılları arasında parçalanmış bir toplum olan Afganistan'da yürütülen ulus-devlet inşa sürecini analiz etmektedir. Araştırma, literatür taramasına dayalı nitel bir yöntem ve analitik– tamamlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmiştir. Afganistan, tarihsel olarak ulusal birlikten yoksun, kimlik temelli ayrışmalarla şekillenmiş ve modern ulus- devlet inşasında sürekli başarısızlığa uğramış bir toplum olarak, parçalanmış toplum kategorisinde tanımlanabilir. 2001 sonrası Afganistan'da anayasa hazırlanmış, seçimler düzenlenmiş ve temel devlet kurumları inşa edilmiştir. Kadınların ve etnik azınlıkların siyasete katılımı teşvik edilmiştir. Ancak bu çabalar, merkeziyetçi yönetim anlayışı, yetersiz kurumsal kapasite ve etnik bölünmüşlük nedeniyle istikrarı sağlayamamıştır. Bulgular, sürdürülebilir ulsu- devlet inşasının yalnızca yüksek yönetişim kapasitesi, adil siyasal temsil ve kimliksel çeşitliliğin tanınmasıyla mümkün olabileceğini göstermektedir. Bu unsurların eksikliği, devleti dışa bağımlı ve toplumsal meşruiyetten yoksun hale getirmiştir. Bu bağlamda, adem-i merkeziyetçilik, kurumsal reformlar, yolsuzlukla mücadele ve kapsayıcı bir ulusal kimlik inşası temel öncelikler olarak önerilmektedir. Afganistan örneği, parçalanmış toplumlarda istikrar ve barışın ancak katılımcı, çoğulcu ve yerli meşruiyete dayalı stratejilerle sağlanabileceğini ortaya koymaktadır.
Vergilendirme hataları ve düzeltme yolları: Danıştay kararlarının incelenmesi
Devletin egemenlik gücü aracılığıyla vergi alma konusunda sahip olduğu fiili ve hukuki gücü vergilendirme yetkisi olarak tanımlanmaktadır. Vergilendirme yetkisi devletin finansal alanda sahibi olduğu en önemli ve temel yetkilerden biridir. Bu sayede devlet, kamu kesiminin ihtiyaç duyduğu temel hizmetleri elinde bulundurduğu vergilendirme yetkisi aracılığıyla Anayasa tarafından kendisine tanınmış olan hakkını kullanarak kamu kesiminin ihtiyaç duyduğu finansal kaynakları karşılama gücüne sahip olmaktadır. Vergilendirme gücünü elinde bulunduran Devletin kamu giderlerinin karşılanabilmesi için vatandaşlardan tahsil etmek zorunda olduğu bu değerler direkt olarak kişilerin mülkiyet haklarına etki ettiği için kamu düzeninin gerçek anlamda korunması ve hukuk devleti gereği üzerinde önemle durulması gereken konu olmuştur. Vergilendirme yetkisi kapsamında vergilendirmeye ilişkin işlemler yapılırken vergi alacağına ilişkin haksız yere vergilendirme veya eksik vergilendirme gibi hatalar meydana gelmektedir. Bu husus Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi Hatası" başlıklı 116. maddesi ve devamında düzenlenme alanı bulmuştur. Vergilendirme işlemlerine ilişkin hataların tespit edilerek düzeltilmesi ve haksız vergilendirilen durumlardan dolayı hem idarenin hem de mükellefin dezavantajlı duruma düşmesinin engellenmesi gerekmektedir. Yine bu hataların düzeltilmesi Vergi Usul Kanunu'nun 120. maddesi ve devamında "Düzeltme Yetkisi ve Reddiyatı" başlığında düzenlenme alanı bularak, uyuşmazlıkların idare ve yargısal yoldan güvence altına alınmasını sağlamıştır. Uygulama sırasında karşılaşılan sorunlardan olan hata ve düzeltme yollarına ilişkin hata türlerinin neler olduğunun tespit edilmesi ve vergilemeye ilişkin işlemlerin usule uygun bir şekilde işletilmesi gerekmektedir. Bu hususta meydana gelecek uyuşmazlıklara ilişkin belirlenen çözüm yolları idari ve yargı yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyuşmazlıklar mükellefin talebiyle idarece çözüme kavuşturulabileceği gibi yargı eliyle de çözümlenebilmektedir. Bu kapsamda çalışmamızda vergisel işlemlerde uyuşmazlıklara ilişkin idari yargıda en üst karar mercii olan Danıştay tarafından verilmiş kararlarda vergi hatalarının görünümü çalışmamızın temel konusunu oluşturmaktadır.
Sosyal belediyecilik bağlamda bilgievleri'nde uygulanan sanatsal faaliyetler: Kocaeli kılavuz gençlik modeli örneği
Bu araştırma, "Bilgievleri'nde Uygulanan Sanatsal Faaliyetleri" incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Kocaeli ilinde faaliyet gösteren Bilgievleri olup, 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilecek olan sanatsal faaliyetleri kapsamaktadır. Sosyal belediyecilik bağlamında Bilgievleri, çocukların okul dışındaki zamanlarını, kötü alışkanlıklar ve ortamlardan uzak durmaları amacıyla, vakitlerini verimli geçirmeleri açısından kurulmuş bir eğitim kurumudur. Bunun yanı sıra çocuklar kurum içerisinde hem ders etkinliklerine hem de atölye faaliyetlerine katılarak informal bir eğitim ortamında kendi yetenekleri doğrultusunda, becerilerini keşfederek geliştirebilecekleri sosyal bir mekân imkânı sunmaktadır. Eğitimin sadece bilgi aktarmak olmadığını, öğrencilerin deneyerek, yaşayarak ve görerek öğrenme fırsatı sunan önemli bir kuruluştur. Kocaeli'nde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kılavuz Gençlik Modeli altında faaliyet gösteren 17 Bilgievi bulunmaktadır. Her bir kuruluş kendi bulunduğu ilçenin durumuna göre ortak amaçlar doğrultusunda işleyiş sağlamaktadır. Yapılacak çalışmayla ilk olarak Bilgievler'nin genel şemasıyla ilgili bilgi verilecektir. Kocaeli'nde Bilgievleri'nin kuruluşuyla ilgili verilerek toplanarak, vizyon- misyon doğrultusunda amacı ve hedefleri açıklanacaktır. Kocaeli'de faaliyet gösteren 17 Bilgievi'nin idarecileri ve Kocaeli Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığında, Gençlik Eğitimi Şube Müdürlüğünde görev yapan birimlerle görüşme yapılarak, genel işleyişleri hakkında verilere toplanacaktır. Alınan bilgiler doğrultusunda gerçekleştirilen sanatsal faaliyetlerle ilgili araştırma gerçekleştirilecektir. Araştırma da Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışma deseni uygulanacaktır. Tarihsel bir perspektiften hareketle, Abbâsîler dönemi Beytü'l-Hikme'den Osmanlı sosyal hizmet kuruluşlarına ve modern Türkiye'deki sosyal belediyecilik anlayışına kadar kapsamlı bir literatür taraması yapılacaktır. Bu çalışma, farklı dönemlerdeki sosyal hizmet anlayışlarının birbirini nasıl etkilediğini ve günümüz gençlik projelerinin tarihsel temellerini incelemektedir. Ayrıca, Finlandiya, Hollanda, Almanya ve Kanada gibi sosyal refah modellerini benimseyen ülkelerin gençlik hizmetleri uygulamalarıyla karşılaştırmalı analizler yapılacaktır. Bilgievleri bakımından Kocaeli ilinde yapılan çalışmalar incelendiğinde tam anlamıyla işleyişi anlatan bilimsel bir yazıya ulaşılamamıştır. Gelecek zamanlarda Kocaeli ilinde, Bilgievler'iyle ilgili çalışma yapacak bilim insanlarına kaynak olması amacıyla, literatüre katkı sağlamayı amaçlanmıştır. Bu amacın yanında, Kocaeli'ndeki Bilgievleri'nin gerçekleştirdikleri sanatsal faaliyetler nelerdir? sorusu incelenecektir. Bu araştırma ile hem Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kılavuz Gençlik Modeli altında Bilgievleri incelenecek olup hem de gerçekleştirilen sanatsal faaliyetler araştırılarak, ilk alanyazın çalışması olacaktır.
Horkheimer, Adorno ve Marcuse'nin modern toplum eleştirisi
Frankfurt Okulu düşünürleri, Aydınlanma düşüncesinin temel ilkelerine dair eleştiriler getirerek, bu düşüncenin kendisini bir mite dönüştürdüğünü vurgularlar. Aydınlanma, başlangıçta mitlere ve efsanelere karşı rasyonel sorgulamalar yapma amacı gütmüş olsa da zamanla akıl araçsallaştırılmış ve insan biliminin egemenliği altına girerek tek tip bir biçim almaya başlamıştır. Bu yüzden Frankfurt Okulu'nun Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirisi, bilimin insan üzerinde yarattığı kontrol ve tek tipleşmeye odaklanmıştır. Frankfurt Okulu'nun öne çıkan düşünürleri arasında Max Horkheimer (1895–1973), Theodor W. Adorno (1903–1969) ve Herbert Marcuse (1898–1979) yer alır. Bu düşünürler genellikle benzer konular üzerine fikirler üretmiş olsalar da aralarında tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. Ancak hepsinin ortak paydası 'eleştirel' bir duruş sergilemeleridir. Horkheimer, Adorno ve Marcuse'nin Aydınlanma'ya yönelik eleştirileri, zamanla eleştirel bir kurama dönüşmüştür. Tezimizde Aydınlanma eleştirisi ile modern toplum eleştirisi aynı anlamda kullanılmaktadır. Tezimiz Frankfurt Okulu'nun bütün temsilcilerini içermeyecek olup, Adorno, Horkheimer ve Marcuse ile sınırlı kalacaktır. Ayrıca, bu düşünürlerin yalnızca Aydınlanma-modern toplum eleştirileri üzerinde durulacak ve eleştirileri özellikle bu konuya hasrettikleri Minima Moralia, Akıl Tutulması ve Tek Boyutlu İnsan eserlerinin çerçevesinde incelenecektir. Mevcut literatür, bu eserleri bütünsel bir şekilde ele almadığından çalışmamız, Aydınlanma ve modern toplum kavramının hem içeriğini hem de Frankfurt Okulu perspektifinden yapılan eleştirilerini derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bugün, aklın her şeyi çözme kapasitesi, bilimin tüm sorunları çözme yeteneği ve bireyselliğin mutluluk getireceği gibi konuların tartışıldığı bir dönemde, bu sorunları yeniden ele almak, modern insanın temel sorunlarının anlaşılmasına katkıda bulunabilir.
İnsan kaynakları analitiğiyle iş pozisyonlarındaki beceri ve yetkinliklerin teşhisine yönelik model önerisi: İnsan kaynakları departmanları üzerine bir uygulama
Günümüz işgücü piyasasında veri, işletmelerin karar desteği için kullandığı en önemli kaynaklar haline gelmiştir. İşletmelerde insan kaynağından veriler aracılığıyla karar desteği sağlanması süreci İnsan Kaynakları Analitiği (İKA) olarak tanımlanmaktadır. İKA'nın uygulanmasının işletmelere sunduğu pek çok faydanın yanında uygulanabilmesi için bazı zorluklar bulunduğu ifade edilmektedir. Özellikle pratik İKA uygulamalarının az sayıda olduğu ifade edilmektedir. İyi uygulamaların az sayıda olması, İKA'nın uygulanmasındaki engellerle ilişkilendirilebilir. Bu engellerin başında yönetimin veri odaklı karar desteğine sıcak bakmaması ve çalışanların bu becerilerden yoksun olması gösterilmektedir. Yönetim desteği ile beceri ve yetkinliklerin geliştirilmesi ise karşılıklı neden sonuç ilişkisine sahiptir. Analitik becerilerden yoksun çalışanların ürettiği veri odaklı karar desteği, yanlış kararlara ve dolayısıyla işletme yönetimlerinin sürece temkinli yaklaşmasına neden olurken, işletme yönetimlerinin analitik beceri taleplerinin var olmaması da çalışanların analitik beceriler konusunda kendisini geliştirme niyetlerini olumsuz etkiler. Bu veriden hareketle sürecin işveren talepleri boyutunu iş ilanları üzerinden incelemek ve pratik uygulamalara katkı sunmak amacıyla doktora tez çalışmasında işverenlerin genel olarak beceri ve yetkinlik talepleri ile spesifik olarak analitik beceri talebini bir departmandaki kariyer süreci boyunca inceleyebilmek için beceri ve yetkinlik teşhis modeli önerilmiştir. İlgili modelin bir uygulaması İK departmanındaki temel fonksiyonları temsil eden anahtar kelimelerin ilan başlıklarında aranmak suretiyle toplandığı bir iş ilanı veri setiyle gerçekleştirilmiştir. Frekans analizleri, çizgi grafikler, kümeleme analizleri ve sıcaklık haritaları ile stajyerden direktöre kadar bir kariyer sürecinde öne çıkan beceri ve yetkinlikler vurgulanmıştır. Uygulama için iki beceri envanteri hazırlanmıştır. Ayrıca çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde İKA'nın tanımı, kapsamı, türleri, kullanılan metrikler ve büyük işletmeler tarafından gerçekleştirilen uygulamalara yer verilmiştir.