
15
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Moda tasarımı eğitiminde kalıp hazırlama dersinin önemi
İnsanlığın en temel ihtiyaçlarından birisi giyinmektir. İnsanlar ilk zamanlarda örtünmek için giyinmiştir. Ancak dünyada her şeyin gelişmesi ve değişmesiyle beraber insanlığın giysiden olan beklentisi de artmıştır. Örtünmenin yanında süslenme ihtiyacını giderme, kimliğini, tarzını, statüsünü belirleme ve giysilerin formuyla oluşan manipülasyonlardan yararlanarak vücutlarında istedikleri görünüme ulaşma arzusu gibi talepleri eklenmiştir. İnsanlık, kumaşları ilk olarak vücutlarının etrafından dolayarak ve bir iğne yardımıyla tutturarak kullanıyordu. Dikiş tekniklerinin yavaş yavaş kullanılmasıyla beraber kenarlarından tutturulan şal görüntüsü kaybolmuştur. Kumaş, parçalar halinde kesilmiş ve parçalar dikilerek giysinin bölümlerini oluşturmuştur. Rönesans döneminde terzilik ve kesim sanatının ortaya çıkmasıyla beraber vücut formlarını en iyi şekilde ortaya koyan giysi üretimi için kalıp, büyük önem arz etmeye başlamıştır. Sanayi devrimiyle beraber üretimde, insan gücüne makineler de dahil olmuştur. Üretim hızlanmış, iş bölümü oluşturulmuş ve üretilen ürün sayıları artarak seri üretimin temelleri atılmıştır. Yeni üretim sisteminde kalıbın önemi artmış ve ürünlerin daha hızlı üretilmesi sağlanmıştır. Geçmişten günümüze kadar farklı kalıp hazırlama teknikleri oluşturulmuş ve teknolojinin gelişmesiyle beraber kalıp hazırlama yöntemleri farklı ortamlarda ve daha pratik bir şekilde hazırlanarak kullanılmaya başlanmıştır. Üretim için bu denli önemli olan kalıp hazırlama, Moda Tasarımı eğitiminde de büyük bir önem teşkil etmektedir. Moda tasarımı eğitimi iki temel üzerine kuruludur: sanat eğitimi ve mesleki teknik eğitim. Öğrenciler temel sanat eğitimi ve figür çizimi gibi sanat dersleri ile moda atölyesi, drapaj ve kalıp hazırlama gibi teknik dersler almaktadırlar. Kalıp hazırlama derslerinde edinilen bilgiler öğrenciye giysiyi tasarlama sürecinde teknik detayları belirleyebilme ve bunların üretimini planlayabilmesini sağlamaktadır. Tasarım süreciyle beraber eğitimde yer alan diğer derslerindeki süreçleri kolay anlama ve doğru sonuçlara ulaşma konusunda olumlu etkisi olmakla beraber öğrenci, mezun olduktan sonra tasarımcı olarak çalışacağı iş sektöründe de onu teknik anlamda güçlendirecektir. Bu çalışma, Moda Tasarım eğitiminde kalıp hazırlama derslerinde edinilen teknik bilgilerin öğrencinin eğitiminde ve eğitiminden sonraki kariyer hayatındaki önemini ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de lisans eğitimi gören 3.- 4. Sınıf moda tasarımı öğrencileri ve Türk giysi tasarımcılarıdır. Araştırmanın verilerini oluşturmak için farklı üniversitelerde eğitim görmekte olan öğrenciler ve sektörde çalışmakta olan giysi tasarımcılarının oluşturduğu maksatlı örneklem grubuyla online ve yüz yüze görüşmeler yapılmış yarı yapılandırılmış mülakat soruları sorulmuş ve görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle MAXODA uygulamasında analiz edilerek, öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veri analizleriyle, tasarımcılarla yapılan görüşmelerden elde edilen veri analizleri karşılaştırılarak bulgular konu bağlamında yorumlanmıştır.
Annelerin 2-8 yaş çocuk giysi tercihlerinde cinsiyetin etkisi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de 2–8 yaş aralığında çocuğu bulunan annelerin çocuk giysi seçim süreçlerini; giysi satın almada cinsiyetin etkisini, bu süreçteki anne–çocuk etkileşimini, kültürel ve toplumsal faktörler ile hızlı moda markalarına yönelik değerlendirmeleri incelenmiştir. Çalışmada, Türkiye'de yaşayan ve 2–8 yaş aralığında çocuğu bulunan annelerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiş elde edilen veriler nitel araştırma yöntemleri kapsamında içerik analiz kullanılarak değerlendirilmiştir. Veriler, tümevarımsal bir yaklaşım doğrultusunda MAXQDA 2024 Pro programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, annelerin çocuk giysi seçiminde öncelikli olarak kalite, fiyat, sağlık ve rahatlık kriterlerini göz önünde bulundurduklarını, çocukların bireysel beğenilerinin ise tercih sürecinde belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır; özellikle çizgi film karakterleri, parlak renkler ve süsleme detayları çocukların tercihlerini etkilemektedir. Renk kullanımında toplumsal cinsiyet kalıplarının sürdüğü; kız çocukları için pembe ve pastel tonların, erkek çocukları için mavi ve koyu tonların tercih edildiği ve annelerin farklı markalardan alışveriş yaparak çeşitlilik aradıkları gözlenmiştir. Hızlı moda markalarının çocuk giysilerini büyük ölçüde cinsiyet temelli kategorilere ayırdığı ve üniseks tasarımlara sınırlı biçimde yer verdiği belirlenmiştir. Ayrıca, çocuklar yaşla birlikte giysi tercih süreçlerine aktif olarak katılmakta; anne-çocuk etkileşimi, özerklik ve kimlik gelişimini desteklemektedir. Genel olarak, çocuk giysi seçimleri çocukların kimlik, karakter ve sosyal gelişiminde hem sembolik hem de pratik bir rol oynamakta olup, toplumsal cinsiyet kodlarının hâlen güçlü bir biçimde varlığını sürdürmesine karşın, annelerin farkındalığı ve markaların kapsayıcı tasarım stratejileri ile bu kalıpların dönüşme potansiyeline sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Giysi kiralama modelinin paylaşım ekonomisindeki yeri ve uygulanabilirlik potansiyeli: Selçuk Üniversitesi örneği
Modanın hızla ilerlemesiyle ortaya çıkan çevresel zararları azaltmak ve tüketicilerin anlık ihtiyaçlarını karşılamak için giysi kiralama modelleri (online gardırop) yeni bir iş alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu model küresel olarak yayılan paylaşım ekonomisinin moda sektöründeki yansımasıdır. Bu çalışmanın genel amacı, Selçuk Üniversitesindeki öğrencilerin giysi kiralama modeline ilişkin bakış açılarını incelemek ve değerlendirmektir. Çalışma Konya ilinde eğitim vermekte olan Selçuk Üniversitesindeki öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmada, tarama modellerinden biri olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler web tabanlı anket yardımıyla toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Whatsapp ve Instagram gibi sosyal medya araçlarına ek olarak e- postadan faydalanılmıştır. Anket, çevrimiçi anketlerden biri olan Google Forms aracılığıyla hazırlanmış olup araştırmaya gönüllü katılımı sağlayan 402 öğrenciye uygulanmıştır. Anket çalışması iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik soruları (yaş, cinsiyet, eğitim, medeni durum, aylık giysi harcaması, sosyal medya kullanımı, çevresel farkındalık seviyesi) içermektedir. İkinci bölüm ise anket sorularının değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında 402 katılımcıdan elde edilen veriler analiz edilmiş ve Online Gardırop Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliği test edilmiştir. Çalışma sonucunda bu modelin çevresel, ekonomik ve sosyal faydalar sunduğunu göstermiştir. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, bireylerin sürdürülebilirlik odaklı tercihlere yönelmesi ve kaynakların verimli kullanılma ihtiyacı bu modelin gelecekte daha yaygın bir şekilde benimsenebileceğini ortaya koymuştur. Selçuk Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılan araştırmada, bireylerin özellikle çevresel kaygılar ve ekonomik tasarruf motivasyonuyla bu tür bir modele olumlu baktıkları tespit edilmiştir. Kelimeler: Giysi Kiralama, Paylaşım Ekonomisi, Giysi Paylaşımı
Kullanıcı odaklı tasarım yaklaşımı ile giysi tasarım modeli geliştirme
Araştırma, kadın kullanıcıların beklenti ve gereksinimleri kapsamında kullanıcı deneyimine dayalı tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla moda tasarımı alanında uygulanabilir süreç modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Stanford d.school beş aşamalı tasarım odaklı düşünme modeli temel alınmış ve süreç kullanıcı odaklı bir anlayışla yürütülmüştür. Araştırmanın tasarım konusu kadın blazer ceketi olarak belirlenmiştir. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden olgubilim yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma grubu amaçlı örnekleme tekniğiyle oluşturulmuş; belirlenen ölçütleri karşılayan 30 kadın kullanıcı araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubu, iki farklı giyim stiline sahip kadın kullanıcılardan oluşmakta olup; G1 başörtüsü kullanmayan, G2 ise başörtüsü kullanan kadın kullanıcılar şeklinde yapılandırılmıştır. Her grupta 5 akademisyen, 5 avukat, 5 ofis çalışanı olmak üzere 15'er çalışan kadın bulunmaktadır. Veriler, çalışmanın alt amaçlarındaki aşamalara özgü hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla toplanmış; içerik analizi ve gömülü teori kullanılarak MAXQDA 2024 programında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda her iki grup için özgün tasarımlar geliştirilmiştir. Lectra programında tasarımların kalıpları hazırlanmıştır. Kalıplar 3D CLO programına aktarılarak üç boyutlu sanal prototipleri oluşturulmuş ve kullanıcı değerlendirmeleri alınmıştır. Seçilen modeller üretilmiş ve kullanıcılar bu ürünleri görsel olarak yeniden değerlendirmiştir. Araştırmanın sonuçları, blazer ceketin kullanıcılar açısından hem fonksiyonel hem de mesleki kimlik, statü ve benlik temsilini destekleyen sembolik bir iletişim aracı olarak algılandığını göstermiştir. Her iki grupta konfor ve hareket kolaylığı temel fonksiyonel gereksinimler olarak öne çıkarken, beğeni ve tercih kriterlerinin kullanım bağlamı ve temsiliyet beklentilerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. G1 grubunda modülerlik, çok yönlü kullanım ve kombinlenebilirlik gibi fonksiyonel değerlerin; G2 grubunda mahremiyet, mesleki görünürlük, güç/özgüven algısı, netlik ve maskülen duruş gibi sembolik değerlerin ön plana çıktığı görülmüştür. Araştırmada geliştirilen kullanıcı odaklı süreç modeliyle kullanıcıların tasarım sürecine dahil edilmesi ve çoklu kullanıcı değerlendirmeleri, tasarım kararlarının kullanıcı beklentileriyle çoğunlukla örtüştüğünü ortaya koymuştur. Bu çerçevede çalışma, kullanıcı verilerinden beslenen, gömülü ihtiyaçları görünür kılan ve bu ihtiyaçları somut tasarım çözümlerine dönüştüren uygulanabilir ve tekrarlanabilir kullanıcı odaklı giysi tasarım süreç modeli sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tasarım Odaklı Düşünme, Kullanıcı Deneyimi, Kullanıcı Odaklı Yaklaşım, Moda Tasarımı, Blazer Ceket.
Üniseks çocuk dış giysi tasarımlarında en az atığa yönelik kalıp tasarım uygulamaları
Bu araştırmada, her iki cinsiyet için de uygun çocuk dış giyim modellerine ait kalıplar kullanılarak, farklı pastal planları hazırlanması ve bu pastal planları üzerinde kumaş verimliliği ile atık oranlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, ulusal düzeyde mağazaları olan kurumsal bir Türk moda markasının üretimde kullandığı 6 adet çocuk dış giyim modeline ait tüm kalıplar üzerinde üç aşamalı uygulama çalışması yapılmıştır. İlk aşamada otomatik serim ile tekli beden kalıplar, kumaşın boyuna, enine ve enine-boyuna yerleştirilerek farklı pastal plan yerleşimleri yapılmış, ikinci aşamada tekli beden kalıplar ile manüel serim ve yapboz tekniği kullanılarak farklı pastal plan yerleşimleri hazırlanmıştır. Son olarak üçüncü aşamada çoklu beden kalıplar ile manüel serim ve yapboz tekniği kullanılarak farklı pastal plan yerleşimleri uygulanmıştır. Firmanın bünyesinde kullanılan Gerber kalıp programında hazırlanan bu pastal planları üzerinde yapılan farklı yerleştirme çalışmalarında pastal boyları kısaldığı için kumaş kullanımının azaltılabileceği görülmüştür. Yapboz yöntemi kullanılarak kalıpların birbirine kenetlenmesi, en az atık oluşturacak şekilde kalıpların farklı opsiyonlarla pastal planlarına yerleştirilmesiyle de firmanın yüksek verimlilik olarak kabul ettiği %85-87 arasında değişen verimlilik oranlarının minimum %93'ün üzerine çıkarılabileceği belirlenmiştir.
20. yüzyıl kadın modasında elbise formlarının değişimi üzerine kronolojik bir araştırma
Modanın önemli gelişmelerin olduğu 20. yüzyılda kadın elbise formlarının değişim sürecinin kronolojik olarak incelenmesinin amaçlandığı çalışmada; Araştırma kapsamında, yerli ve yabancı, basılı ve online kaynaklar taranmış, Vogue dergisinin resmî web sitesinden 1900 – 2000 yılları arasındaki yüzyıllık döneme ait kadın giysi fotoğraflarına ulaşılmıştır. 1978 yılına kadar ağırlıklı olarak Vogue dergisinin Mart ve Ağustos sayılarından birer elbise görseli seçilmiş fakat zamanla derginin aylık baskı sayısı azaldığı için 1978-2000 yılları arasındaki görsel örnekleri bire düşürülmüştür. Böylece 1978 yılına kadar 10 yıllık periyot 20 giysi görseli ile temsil edilecek şekilde sınıflandırılırken son 22 yıl için bir adet giysi görseli ile sınıflandırma tamamlanmış ve 178 adet elbise görseli araştırmanın materyalini oluşturmuştur. Söz konusu periyotlardaki kadın giysi görsellerinin dönemlere özgü siluet, yaka ve kol formlarının biçimsel çizimleri yapılmış, dönemin sanatsal, kültürel ve ekonomik yapısıyla ilişkilendirilerek tasarım özellikleri ve değişim süreci baskın olan özellikleriyle birlikte açıklanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada kadın giysilerinden seçilerek formları incelenmek üzere ele alınan elbisenin, geleneksel olarak kadınlar tarafından giyilen ve gövdeyi örterken bacakların üzerine sarkan bir giysi türü olmakla birlikte herhangi bir uzunlukta etek içeren, bazen tek bazen ise iki parçadan oluşan, resmi veya gündelik olarak tercih edilen ve farklı dikiş teknikleriyle şekillendirilebilen bir giyim ürünü olduğu söylenebilmektedir. Giysilerin kronolojik değerlendirilmesinde, çok çeşitli siluet formları arasından araştırmada kullanılacak 8 siluet formu belirlenmiş, alan literatüründe yer alan temel kol ve yaka formları ile uzun, kısa ve truvakar kol boyu dikkate alınmıştır. 20. Yüzyılda elbise formları on yıllık periyotlarla karşılaştırılmış; H siluetin yüz yıllık dönemde baskın bir biçimde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. 1940 ve 1950'li yıllarda daha zarif ve kadınsı görüntüsüyle Kum Saati siluet görülürken, S ve X siluet ise daha spesifik bir formu temsil ettiği için sadece kendi dönemlerini yansıtarak 1900'lü ve 1950'li yıllarda baskın olarak kendisini göstermiştir. A ve V siluetlerin ise hazırlanmış olan tablolarda zaman dilimlerinin içerisine karışarak biraz daha geri planda kalan formlar olmuşlardır. Yüzyıl içinde çoğunlukla beden üzerinden şekillenen oyuntulu yaka kullanılırken en çok tercih edilen kol formunun ise uzun takma kol olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dönemsel siyasi olaylardan, sanayinin ve teknolojinin ilerlemesi ile endüstrileşmeden ve bunların doğurduğu rekabet ortamlarından dengelerin değişmesi ile modanın çok fazla etkilendiği ve yaşanan savaşlar sırasında tarafların giyim öğelerinin moda trendlerinde ani bir hızla yer aldığı, kimi zaman mikro, kimi zaman ise makro trendlerle modanın elbise formlarını siluet, yaka, kol ve süsleme detaylarıyla şekillendirildiği ve zaman zaman kendini yenileyerek tekrarladığı görülmüştür.
Gençlerin sürdürülebilir modaya yönelik farkındalıklarının giysi satın alma davranışlarına etkisi
Gençlerin Sürdürülebilir moda hakkındaki farkındalıklarının giysi satın alma davranışlarına etkilerinin ne olduğunu ortaya koymayı amaçlayan bu araştırmanın modeli; tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Tüm üniversite öğrencilerinin evrenini oluşturduğu bu araştırmanın örneklemini Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitelerinde öğrenim gören, tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen, gönüllü 505 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan ölçme aracı kullanılmıştır. Üç bölümden oluşan ölçme aracının ilk bölümünde öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde sürdürülebilirliğe yönelik farkındalıklarını belirlemeyi amaçlayan likert tipi sorular yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise bu farkındalığın satın alma davranışına hangi yönde etki ettiği yine likert tipi sorular ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda toplanan veriler SPSS-25 paket programı ile analiz edilmiştir. Gençlerin giysi satın alma davranışları nasıl olduğuna ilişkin alt problem sonuçlarına göre; gençlerin yoğun olarak ihtiyaç duyduklarında ve bütçelerine uygun seçenekler olduğunda giysi satın aldıkları ve sıklıkla AVM, online satış siteleri ve cadde mağazalarını tercih ettikleri belirlenmiştir. Gençlerin sürdürülebilir modaya ilişkin tutumlarının incelenmesi alt problemi sonuçlarına göre; ikinci el giysi satın almadıkları görülen gençlerin kendi ihtiyaçları için gelecek kuşakların yaşamını tehlikeye atmaya karşı olumsuz bir tutuma sahip oldukları, sürdürülebilirliğin en son moda trendlerine cevap veren bir yaklaşım olmadığını ve markaların atık ürünleri yeniden kullanmaya dair politikalara geliştirmelerinin gerektiğini düşündükleri gözlenmiştir. Gençlerin sürdürülebilir modaya ilişkin farkındalıklarının giysi satın alma davranışları üzerinde etkisi alt problem sonuçlarına göre; giysi atıklarının geri dönüşüme alınmasına önem verdikleri, geri dönüşümden elde edilen giysileri satın alma oranlarının düşük olduğu, ikinci el giysi satın almayı tercih etmedikleri, giysi satın alırken kaynakların kullanımına ilişkin endişe taşıma oranlarının düşük olduğu belirlenmiştir. Gençlerin, çevre dostu giysileri tercih etmelerinin düşük oranda olduğu, giysi satın alma yerleri olarak sürdürülebilirliğe önem veren yerlere ilişkin arayışlarının az olduğu tespit edilmiştir. Son olarak demografik veriler incelendiğinde; Yaşları daha yüksek olan bireylerin sürdürülebilirliğe yüksek düzeyde önem verdikleri, eğitim durumu doktora düzeyinde olanların sürdürebilirliğe verdikleri önemin yüksek olduğu, medeni duruma göre bekar ve evli bireylerin sürdürebilirliğe ilişkin görüşlerinin birbirine yakın olduğu, çalışan bireylerin sürdürebilirliğe verdikleri önemin yüksek olduğu saptanmıştır.
Otizmli çocuklar için modifiyeli giysi uygulamaları
Bu çalışma ile otizmli çocukların giyinme/giydirilme sırasında, giysilerle ilgili yaşadıkları problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesi için ebeveynlere giysi modifikasyon tekniklerini uygulayabilme becerisi kazandırmak hedeflenmiştir. Modifiyeli giysilerle otizmli çocukların bağımsız giyinmelerini kolaylaştırmak böylece ebeveyn desteğini azaltmak ve güncel modayı yansıtan, işlevsel, ergonomik, konforlu giysi kullanmalarına katkı sağlamak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de yaşayan otizmli çocuk anneleri amaçlı örneklemini ise İstanbul'da ikamet eden, Tohum Otizm Vakfı, Otistik Çocuk Eğitim Merkezleri (OÇEM), MEB'e bağlı özel eğitim sınıflarında, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim gören 6-12 yaş aralığında otizmli çocuğu olan ve araştırmaya gönüllü katılmayı kabul eden 10 anne/ebeveyn oluşturmuştur. Otizmli çocukların giyinme/giydirilme problemlerinin çözümüne odaklı olduğu için bir vaka/durum çalışmasıdır. Çalışmada annelere, otizmli çocuklarının giyinme becerilerini kolaylaştıracak modifiyeli giysiler hazırlamalarına katkı sağlayacak fotoğraflı ve aşamalı giysi modifikasyon tekniklerini anlatan bir kılavuz hazırlanmıştır. Kılavuzun tasarımı ve içerdiği uygulamalar sebebiyle "tasarım tabanlı araştırma modeli" kullanılmıştır. Otizmli çocukların giyinme/giydirilme problemlerinin çözümü gerektiğinden her çocuğun modifiyeli giysi gereksinimi de ayrıdır. Çevrimiçi ebeveyn anketiyle toplanan verilere göre her bir çocuğun ihtiyaçları özel olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle çalışmada, Tim Brown'un "İnovatif Alan Yaklaşımı" ve "Kullanıcı Merkezli Tasarım" modelleri tercih edilmiştir. Araştırmada, giysi modifikasyon uygulamaları kılavuzunda kullanılan tekniklerin belirlenmesi, ebeveynlere ve otizmli çocuklara katkılarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi için iki farklı çevrimiçi anket uygulanmıştır. Bu amaçla ilk olarak, içerik belirlenmesi için hazırlanan anket uygulanmış ve içerik analizi yapılmıştır. Böylece hangi giysi grubuna hangi tekniklerin uygulanacağı belirlenmiştir. İkinci olarak, hazırlanan kılavuz dijital ortamda e-kılavuz formatına dönüştürülmüş, annelerin e-kılavuza erişimini kolaylaştırmak ve bilgi akışını hızlandırmak için kare kod oluşturulmuştur. E-kılavuz ebeveynlerin incelemesine sunulmuş, sonrasında uygulanan çevrimiçi anket ile kılavuzdaki uygulamaların otizmli çocuklara ve ebeveynlere katkısı olup olmadığı ölçülmüş değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, hazırlanan "Giysi Modifikasyon Uygulamaları Kılavuzu" nun katılımcılar tarafından otizmli çocuklarının ve ebeveynlerinin giyinme/ giydirilme esnasında giysilerde yaşadıkları problemlerin çözümüne katkı sağlayacağını belirttikleri gözlenmiştir.
Diyaliz hastalarının giysi problemlerine yönelik tasarım önerileri
Temel ihtiyaçlardan biri olarak kabul edilen giyinmenin günümüzdeki amacı vücudu korumanın ötesinde, kişisel tatmin, kültür yansıtma, sosyal-statü, modaya uyum sağlama, farklı olma gibi birçok anlamı içerisinde barındıran bir olgu haline gelmiştir. Giyim, kişilerin kimliğini ortaya koymasının yanında, tasarımıyla farklı ihtiyaçlara sahip bireyler için, kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulan bir alandır. Kronik hemodiyaliz hastaları da böbrek nakli oluncaya kadar bu tedavi sürecinin devam etmesi durumuyla karşılaşmaktadırlar. Bu gerçeklikten ve ihtiyaçlardan yola çıkılarak yapılan bu araştırmanın amacı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik giysi gereksinimi olan, hemodiyaliz işlemi gören hastaların bu işlem sırasında kalıcı damar yolu girişi ile yaşadığı problemlere çözüm getirmek için giysi tasarım önerileri geliştirmek, tedavi süreçlerini daha rahat geçirebilecekleri fonksiyonel, ergonomik ve estetik model özelliklerine sahip kullanıcı odaklı giysi tasarımları oluşturmaktır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşmak için açıklayıcı karma yöntem kullanılmıştır. İki aşamalı olan açıklayıcı yöntem gerçekleştirilirken; birinci yöntem nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli seçilmiştir. İlk aşamada 30 kişiye pilot anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan bu pilot çalışma sonucunda elde edilen Cronbach Alphasına bakılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik saptandıktan sonra 96 hemodiyaliz tedavisi gören bireylere anket uygulanmıştır. Bu anket uygulaması sonucunda çapraz ve frekans tablolar ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda tasarım kritikleri oluşturulmuştur. Araştırmanın ikinci yönteminde ise tarama modeli ile ulaşılan bulgulardan yararlanılarak nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kısmına geçilmiştir. Oluşturulan kritiklerdeki sorunları gidermeye yönelik fonksiyonel, ergonomik ve kullanıcı odaklı giysi tasarım önerileri geliştirilmiştir. Tasarım önerileri kadınlar için 4 adet erkekler için 3 adet, hem erkek hem kadın (unisex) hastaların kullanabileceği 1 adet olmak üzere toplamda 8 adet tasarım önerisi hazırlanmıştır. Anket sonucunda en fazla manşet, yaka, kol genişliğinden ve yardımcı malzemelerden memnun olmadıkları ve giyside damar girişinin olduğu bölgelerin açılıp kapanabilir olmasını istedikleri belirlenmiştir. Tedavi sürecinde farklı nedenler sonucunda damar yolunun yeri değiştirilmesi durumunda mevcut giysilerinin bu değişime cevap veremediği yönünde bulguların olduğu ve özellikle boyun ve kasık da açılan damar yolunda tedavi sırasında mahremiyet ile ilgili sıkıntılar yaşandığı görülmüştür. Yaşanılan bu problemler göz önüne alınarak tasarım önerileri geliştirilmiştir.
Z kuşağı giysi satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı giysi tasarımı hakkında görüşlerinin incelenmesi
Literature göre 2000 yılından itibaren doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Z kuşağının dijital çağda büyümüş olmaları nedeni ile önceki kuşaklardan farklılıkları oluşacağı öngörülmekte, dijital ortamın sanal alışverişte yaygın olarak kullanılması kullanıcı odaklı tasarımları da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu araştırmada Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına, giysi satın alma davranışlarına, kullanıcı odaklı tasarıma yönelik görüşlerinin alınması ve Z kuşağı yaş gruplarının görüşlerine ilişkin benzerliklerin ve farklılıkların ortaya koyularak geleceğe bir projeksiyon tutulması hedeflenmektedir. Araştırmanın başlangıcında kuşak kavramı, kuşaklar, gelişim dönemleri, dijital çağ ve özellikleri, tüketicilerin satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı tasarım kavramı konularına ilişkin literatür taraması yapılıp, ilgili araştırmalar incelenmiştir. Amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi 4 gruba uygulanmış, ölçme aracı olarak bir görüşme formu hazırlanıp pandeminin risk oluşturması nedeniyle çevrimiçi ortamda bir odak grup görüşmesi yapılmıştır. Çalışma grupları kartopu yöntemi ile oluşturulmuştur. Kıyaslama yapabilmek ve daha doğru bilgiler elde edebilmek adına gruplar içerisinde cinsiyet eşitliği sağlanmış, eğitim durumuna bağlı 4 ayrı grupta (ilköğretim, ortaöğretim, lise ve üniversite) görüşme uygulanmıştır. Öncesinde görüşme formu iki kişilik gruplara uygulanarak pilot bir çalışma uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolara aktarılmış, katılımcıların çarpıcı görüşlerine yer verilerek veri analizleri yorumlanmıştır. Elde edilen veriler gruplar arasında ilişkilendirilip tartışılmıştır. Sonuç olarak Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına ilişkin; dijital platformları etkin bir şekilde kullandıkları, giysi değiştirmeye gerek duyulmayacak aktivitelere çoğunlukla sahip oldukları, ikili ilişkilere ve aktivitelerine dayalı olarak anlam yükledikleri giysileri olduğu, Z kuşağının giysi satın alma davranışlarına ilişkin; sıklıkla giyim eşyası satın aldıkları, satın aldıkları giysiden çoğunlukla memnun oldukları, giysi üzerinde bir değişiklik yapmak istemedikleri, yaş küçüldükçe alışverişte tercih edilen yerlerin sayısının azaldığı, giysi alışverişinde etkilenilen unsurların sayısı yaş büyüdükçe arttığı, dijital platformlara bağlı unsurlardan lise yaş grubunun daha fazla etkilendiği, Z kuşağının kullanıcı odaklı tasarım kavramına ilişkin; çoğunluğunun bilgisi olmadığı fakat farkındalıkları olduğu, bu nedenle doğru tanımlayabildikleri ve tercih ettikleri, sanal ortamda kendi giysilerini tasarlamak istedikleri ve sanal prova odasını kullanmayı tercih ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Z kuşağının daha iyi anlaşılabilmesi için araştırma konusu önerileri geliştirilmiştir.
Kıyafet albümlerindeki Osmanlı padişahlarının giysi analizi (1618-1809)
Bu araştırmanın amacı; 1618-1809 tarihleri arasında hazırlanmış Osmanlı kıyafet albümlerinde resmedilen padişah figürlerinin incelenerek, figürlerin üzerindeki üstlük ve başlıkların türü, biçimsel özellikleri, kullanılan malzeme ile renk ve kullanım üslubu açısından analiz edilerek kronolojik olarak bir inceleme yapmaktır. Osmanlı imparatorluğunda 1618-1809 tarihlerini kapsayan yaklaşık 200 yıl bir süreçte padişah figürlerinin giysilerdeki değişimin kronolojik olarak sıralanması Türk kültürünün alt yapısına, giyim tarihine önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşık 200 yıl tarihi sürecindeki padişah giysilerinin nasıl değişim gösterdiğinin dönemin sanatçıları tarafından çizilen figürler üzerinden izlenebilmesini de öne çıkartacaktır. Araştırma, 1618-1809 tarihleri arasında çeşitli sanatçılar tarafından çizilmiş 11 kıyafet albümü ve bu albümlerde yer alan 18 padişah figürü ile sınırlandırılmıştır. Bu araştırma, betimsel araştırma modeline dayalı bir çalışmadır. Bu araştırmada, veri toplama tekniği olarak belgesel tarama veri toplama tekniği kullanılmıştır. Analizler, görsellerden yola çıkarak Adobe Illustrator programıyla oluşturulan grafik çizimlerle desteklenmiş, veriler tablo olarak düzenlenmiştir. Tablo, albüm adı, bulunduğu kurum (müze, koleksiyon, kütüphane), envanter ya da yaprak numarası, tarihi, sanatçısı, tasvir edilen padişah ve konu, figürün konumu bilgilerini içermektedir. Ayrıca iç giysiler, tene giyilen giysiler, aksesuarlar ve donatılar da belirtilmiştir. Araştırmanın evreni, Osmanlı dönemi kıyafet kültürünü yansıtan, yerli ve yabancı sanatçılar tarafından hazırlanmış kıyafet albümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 1618-1809 tarihleri arasında yerli ve yabancı sanatçılar tarafından çizilen 11 kıyafet albümünden seçilen 18 çizim oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan Osmanlı kıyafet albümü padişah figürleri kütüphane, koleksiyon ve müzelerden birincil kaynaklardan alınmıştır. Bu araştırma; Osmanlı kıyafet albümlerinde resmedilen padişah figürlerindeki giysilerin türü, formu, kullanılan malzemeleri ve süsleme özelliklerini kronolojik olarak inceleyerek Osmanlı giyim kültürüne dair bulgular sunmaktadır. Araştırma, Osmanlı dönemine ait padişah giysilerindeki değişimi belgeleyerek, giyim tarihi literatürüne katkı sağlamaktadır.
Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatına dair görüş ve sorunların belirlenmesi
Avrupa Birliği, iklim değişikliği ile ilgili eylemlerini daha geniş ve etkili bir şekilde hayata geçirmeye odaklanmaktadır. Bu odağa yönelik sürdürülebilirlik konusunda öncü olan Avrupa Birliği 'Avrupa Yeşil Mutabakat' eylem planını gerçekleştirmiştir. Yeşil Mutabakat ile 2050 yılında iklim-nötr ilk kıta olma hedefini ortaya koyan Avrupa Birliği Tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik 'Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstil için AB Stratejisini' açıklamıştır. Dünya ticaretinde beşinci sırada yer alan Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün bu strateji kapsamında hazırlıklı olması ülke ihracatı açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma: Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatına dair görüş ve sorunların belirlenmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Betimsel nitelikte olan bu araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığı ile 39 ihracatçı işletmeden elde edilmiştir. Araştırmaya katılan işletmelerin AYM gerekliliklerini sürdürülebilir eko-tasarım süreçlerine, envanter bilgisine, atık yönetimine ve insan kaynaklarına dair süreçlerde çoğunlukla uygulamaya başladıkları, karbon emisyon süreçlerinde daha çok planlama aşamasında oldukları belirlenmiştir. Karşılaştıkları sorunlara dair görüşlerde, ürün çeşitliliğin artması ve tedarik zincirindeki hammadde tedarik nitelikleriyle sorunlar yaşadıkları, işletmelerin beklentilerine dair görüşlerde ise, müşteriler tarafından yüksek adetli siparişlerle desteklenmek, sürdürülebilirlik alanında finansmana erişim ve teşvik konularında desteğe ihtiyaç duydukları görülmüştür. Yeşil mutabakatın gereklilikleri ile işletmelerin faaliyet süreçleri, ana ürün grupları, ihracat yapılan ülkeler, gerekli sertifikalar ve sosyal denetim girişimleri değişkenleri arasında ilişki analizi yapılmıştır. Bu analizlerin sonucunda, sürdürülebilir ürün – eko tasarım, envanter bilgisi ve karbon emisyon süreçlerinde faaliyet süreleri değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Diğer süreçler ve değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir.
Ebeveynlerin gelişimi destekleyen giysileri tercih etme eğilimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma; 18-24 ay aralığındaki bebeklerin bilişsel, dil, psikomotor ve sosyal-duygusal gelişimlerini destekleyen giysi (GDG) tasarımları oluşturmak ve bu tür giysilerin yeni pazar potansiyeline ilişkin ebeveynlerin satın alma/tercih etme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Literatürde gelişimi destekleyen giysi çalışmalarının sınırlı sayıda olduğu gözlenmiş, ebeveyn tercihleri ve pazar potansiyelini ölçmeye yönelik bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Yeni ürün tasarımı ve ürünün satın alma potansiyelinin ölçümü konusundaki sektör uygulamalarına örnek olması nedeniyle araştırma önemli bulunmaktadır. Araştırma, Uzman Grubu ve Çalışma Grubu'ndan oluşmaktadır. Uzman Grubu'nda ölçüt örneklemeyle seçilen üç farklı alandan toplam 11 uzman yer almaktadır. Çalışma Grubu kartopu örnekleme metoduyla belirli bir süre içerisinde Web tabanlı anket uygulaması üzerinden gönüllük esasıyla katılım sağlayan 18-24 ay aralığında bebeği olan 150 ebeveynden oluşmaktadır. Karma araştırma yöntemini içeren çalışmada GDG tasarım süreci nitel, yarı deneysel/uygulayıcı araştırma ebeveyn görüşlerinin alınması nicel, tarama modelli araştırmadan oluşmaktadır. Uzman verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu, ebeveyn görüşlerinin toplanmasında yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Uzman görüşme formları nitel analiz ve ebeveyn görüşleri betimleyici istatiksel analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda gelişimi destekleyici giysi tasarım sürecinde; güvenlik/sağlık, konfor (kullanım, hareket, termal ısı), kumaş yapısı, kolay temizlenebilirlik, estetik (form, renk vs.), ekonomiklik/ulaşılabilirlik, kullanımına yönelik bilgilendirme, tasarımda özgünlük ve gelişimsel uygunluk gibi kavramlara dikkat edilmesi gereken özellikler olarak belirlenmiştir. Ebeveynlerin GDG hakkında %52'sinin bilgisinin olduğu, %58,7'sinin GDG hiç rastlamadığı ve %78,7'sinin bu tür giysileri hiç kullanmadığı bilgisine ulaşılmıştır. Ebeveynlerin GDG tercihleri incelendiğinde; estetik kavramından çok fonksiyonelliği tercih ettikleri aynı zamanda görsel, işitsel ve dokunsal uyaran içeren giysileri satın alma/beğenme hususunda belirleyici bir özellik olarak gördükleri belirlenmiştir.
İkinci el giysi satışı yapan internet uygulamalarının incelenmesi
Gelişen yeni iletişim teknolojileriyle beraber dijitalleşmenin önemi gün geçtikçe artarak devam etmektedir. E-ticaret, mobil alışveriş ve mobil uygulamalar sayesinde tüketicilerin geleneksel anlamda yaptığı alışveriş, çevrimiçi pazarlara doğru ivme kazanmıştır. Moda ve giyim sektöründeki sürdürülebilirliğe katkı sağlayan ikinci el giysi satışının yapıldığı web siteleri ve mobil uygulamaları buna örnektir. Modanın ve ikinci el tüketimin sürdürülebilirliği açısından ikinci el giysi satışı yapılan web siteleri ve mobil uygulamalarının incelendiği ve analize tabi tutulduğu bir çalışmaya alan yazında daha önce rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışma, Türkiye'de ikinci el giysi satışı yapan uygulamaların incelenmesi ile moda ve giyim ürünlerine yönelik yenilikçi ve sürdürülebilirlik bilincini irdelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Amaca ulaşmak için araştırma kapsamında seçilen dokuz web sitesi ve mobil uygulamasının içeriklerinin incelenmesi, mevcut durumlarının belirlenmesi için nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak gözlem formları hazırlanmıştır. Formlar doğrultusunda web sitelerinin ve mobil uygulamalarının genel özellikleri (görsel, üyelik oluşturma, ürün yükleme, güvenlik, kategoriler vb.), sosyal medya izlenebilirliği, kullanıcı yorumları ve en çok tercih edilen uygulamanın aylık kadın giyim kategorisindeki ikinci el ürün sirkülasyon durumu analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ikinci el sitelerin web siteleri ve mobil uygulamalarının özellikleri incelendiğinde "logo", "ana sayfada ürün" ve "site içi arama motoru"nun tüm sitelerde bulunduğu görülmüştür. Kadın kullanıcılar tarafından en çok yorum ve değerlendirme alan ikinci el web sitesinin en fazla üst giyim kategorisinde ürün içerdiği görülmüştür. Sitelerde genel olarak iletişim sayfası bulunduğu ancak 7/24 canlı destek hizmeti vermeyen sitelerin iletişim unsurlarını geliştirmesi gerektiği düşünülmektedir. İkinci el satış sitelerinin farklı kanallardan incelenmesi sonucunda sitelerin kullanıcılarına kolaylık sağlaması adına ulaşılabilir özellikler içermeleri gerektiği ve kullanıcının ihtiyaç duyduğu tüm yardım, iletişim, kategoriler gibi özelliklerin ana sayfada göz önünde olması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Omurga deformitelerine yönelik postür destekleyici giysi (soft exosuit) geliştirilmesi
Omurga, insanı ayakta erekt postürde tutan iskeletin önemli bir bölümü ve temel eksenidir. Bu yapıda oluşan doğumsal veya edinsel değişiklikler, hafifden şiddetliye farklı postüral bozukluklara neden olur. Adölesan dönemde sık rastlanan Adölesan İdiopatik Skolyoz (AİS), sebebi bilinmeyen üç boyutlu omurga deformitesidir. AİS'da erken dönemde eğriliği kontrol altına almak için sert korseler (rijit ortezler) kullanılmaktadır. Bu korselerin sert yapısı ve kozmetik uygunsuzluğu adölesan bireylerde korse kullanımında isteksizlik yanında psikososyal problemlere neden olmaktadır. Bu durum tedaviyi olumsuz etkilemekte, tedavi başarısını azaltmakta ve düzenli kullanılmaması nedeniyle skolyozda ilerlemeye neden olmaktadır. Soft yapıdaki korseler, kullanıcı tarafından daha fazla kabul görmekle birlikte rijit yapıdaki korseler kadar skolyozu kontrol etmedeki etkinliği tartışmalıdır. Bu ihtiyaçtan yola çıkılarak, bu araştırmada omurga deformitelerine yönelik postür destekleyici iki farklı Soft Exosuit geliştirilmiş ve olgu üzerinde denemeler ile tasarımsal yönü ve skolyoz kontrolündeki etkisi araştırılmıştır. Deneysel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmanın örneklemini oluşturan olgu; konu uzmanı hekim tarafında rijit ortez kullanım endikasyonu alan 14 yaş skolyoz Cobb açısı 29o olan sert korse kullanmayı kabul etmeyen adölesan kız bireydir. Olgunun skolyozdan etkilenen vücut segmentlerini kontrol etmek amacı ile kullanıcı merkezli tekrarlı (iteratif) tasarım yaklaşımı ile Soft Exosuit prototipleri hazırlanmış ve üzerinde denenmiştir. Soft Exosuit prototiplerinin vücut postürünü kontrol etmedeki etkinliği Korse deneyimi olan hekim ile birlikte analiz edilerek revize edilmiştir. Araştırma yönteminde karar verilen form ve ölçekle toplanan veriler; Soft Exosuit kullanımı öncesi, tedavinin 3., 6. ve 15'inci aylarındaki muayene, radyolojik ve yaşam kalitesi değerlendirmeleri ile etkinlik yönü ile analiz edilmiştir. Pretotip ve prototip tasarımı öncesinde malzeme ve kalıp konstrüksiyonuna yönelik ön hazırlıklar ve testler yapılmıştır. En iyi postür desteğini hangi malzemenin nasıl bir kalıp formuyla vereceğine yönelik teknik analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sayısal verilerin yorumlanmasında istatistiksel analizlerden faydalanılmıştır. Tasarıma ait değerlendirmelerde, ilgili alan uzmanları ve kullanıcı görüşleri dikkate alınmıştır. Tüm aşamalar hem klinik hem de tasarım perspektifinde çok disiplinli yaklaşım ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen, Soft Exosuit prototipleri araştırma olgusu olan hasta tarafından 15 ay süreyle tam zamanlı olarak kullanılmıştır. Tedavinin sonlandırılması için yapılan kontrolde olguda hem kozmetik hem de radyolojik skolyoz Cobb açısı değerlendirmeleri yapılmıştır. Soft Exosuit kullanımı olgunun vücut kozmetik kontrolünü sağlamış, CSL orta hatta dengelemiştir. Cobb açısının başlangıca göre 8,5o azalma ile %29,3 oranında olumlu yönde düzelme gösterdiği ve postür stabilizasyonunun desteklendiği izlenmiştir. Uzman değerlendirmesinde ise Soft Exosuit prototipleri, postür destekleyici yönüyle başarılı bulunmuştur. Bu araştırma skolyozda soft exosuit uygulaması alanında ülkemizde ilk olup, omurga deformitelerinin kontrolü için tasarımsal Soft Exosuit geliştirme çalışmaları için bir yenilik ve temel oluşturmaktadır.