Selçuk University
SELCUK

Selçuk University

Konya, Türkiye
Kuruluş: 1908
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

928

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

6

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
DoktoraAçık ErişimTR

Haber medyasının dijital dönüşümü ve veri gazeteciliği uygulamaları: Birleşik Krallık'taki haber odaları üzerine bir alan araştırması

Bu araştırma, Birleşik Krallık haber medyasını temel alarak veri gazeteciliği uygulamalarının haber odalarında yol açtığı dönüşümü detaylı bir şekilde incelemektedir. Bourdieu'nün Alan Teorisi merceğinden bakan araştırma, yapı (haber odaları) ve fail (gazeteciler) arasındaki karşılıklı dönüşümü keşfetmeye çalışmaktadır. Bu amaçla, haber odalarından birincil veri toplamak için nitel araştırma yöntemlerinden etnografik yaklaşım benimsenmiştir. Araştırmada veri üçgenlemesi yapılarak toplamda 42 veri gazetecisiyle derinlemesine görüşme ve odak-grup görüşmeleri gerçekleştirilmiş, haber odalarında katılımcı gözlem tekniğiyle saha notları tutulmuştur. Araştırma bulgularına göre haber odalarındaki veri gazeteciliği uygulamaları, haber üretiminde kilit bir rol oynamakla kalmayıp diğer gazetecilik türlerini de önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahiptir. Üstelik veri gazeteciliği disiplinler arası bir yapı içinde sürekli olarak gelişmekte, niş bir haber çalışması olmaktan çakarak haber odalarının artık vazgeçilmez ve dinamik birimlerinden birisi olmuştur. Bu durum veri gazetecileri arasında alana yeni girenler ve kıdemli olanlar için bir takım ortak ve farklı epistemolojik gerilimlerin yaşanmasını da görünür kılmıştır. Son olarak araştırma, elde edilen tüm veriler ve bulgular ışığında gazetecilik habitusuna "veri habitusu" adında yeni bir alt-habitus önermektedir.

Ahmet Buğra Kalender
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Siyasi ve ekonomik yönleriyle III. Gıyâseddin Keyhusrev ve Konya Etnografya Müzesi'ndeki sikkeleri

XIII. yüzyılın ikinci yarısı, Türkiye Selçuklu Devleti için Moğol hegemonyasının arttığı, siyasi otoritenin zayıfladığı ve ekonomik istikrarsızlığın derinleştiği bir dönem olmuştur. 1266 yılında Selçuklu tahtına oturan III. Gıyâseddin Keyhusrev saltanatı süresince Moğolların siyasi ve askerî baskısı altında kalmış, devletin gerçek yönetim gücü büyük ölçüde Moğol valileri ve Muînüddin Süleyman Pervâne gibi son derece nüfuzlu devlet adamlarının elinde olmuştur. Muînüddin Süleyman Pervâne Anadolu'da Moğol hâkimiyetini pekiştiren en etkili devlet adamlarından biri olmuştur. Moğollara sadakati sayesinde devlet yönetiminde büyük bir nüfuza sahip olmuş, ancak zaman zaman Memlükler'le de gizli ittifaklar kurarak kendi siyasi çıkarlarını korumaya çalışmıştır. Onun yönetimdeki etkisi, Selçuklu sultanlarını gölgede bırakmış ve Türkiye Selçuklu Devleti'nin Moğollara bağımlılığını artırmıştır. Bu dönemde Türkmen beyliklerinin güçlenmesi, Anadolu topraklarında siyasi dengeleri değiştirmiştir. Karamanoğulları gibi bağımsız hareket eden beylikler, Moğol-Selçuklu otoritesine karşı direniş göstermiştir. Aynı zamanda Hatîroğlu Şerefeddin ve diğer Türkmen beyleri, Moğol tahakkümüne karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir. 1277 yılında Memlük Sultanı Baybars'ın Anadolu'ya düzenlediği sefer ile Moğol hakimiyetine meydan okumuş, bu durum Türkmenleri cesaretlendirmişti. Ancak Selçuklu emirlerinin Moğollara olan sadakati, Baybars'ın desteğinin kalıcı olmasını engellemiştir. Bu isyanların bastırılması, Moğolların Anadolu'daki kontrolünü daha da güçlendirmiştir. Yine bu dönemde Moğol vergi politikaları ve artan mali yükümlülükler, Anadolu'daki ticari faaliyetleri sekteye uğratmış, bu durum tüccar ve üreticiler üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Sinop, Antalya ve Alanya gibi liman şehirleri ticaret açısından önemini korusa da, Moğolların ağır ekonomik talepleri devletin mali bağımsızlığını zayıflatmıştır. Ekonomide yaşanılan zayıflama dönemin sikkelerine de gözlemlenmektedir. III. Gıyâseddin Keyhusrev'e ait sikkelerinde altın ve gümüş saflığında azalma, Selçuklu ekonomisindeki bozulmanın ve enflasyonist baskının bir yansımasıdır.

Anadolu Selçuklu DevletiMoğollarNümismatik
Selma Dülgeroğlu
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlhanlılar döneminde tıp bilimi (kurumlar ve tedavi usulleri)

Moğol istilası, insanlık tarihinin en büyük yağma ve yıkım olaylarından biri olarak öne çıkmaktadır. Yaklaşık elli yıl süren bu yıkım ve yağmanın ardından, Bağdat'ın ele geçirilmesiyle Azerbaycan merkezli Moğol Hanedanlığı'nın bir kolu olan İlhanlı Hanlığı kurulmuş ve Yakın Doğu'da yeni bir dönem açılmıştır. Bu dönem, yıkımın yanı sıra önemli değişimleri de beraberinde getirmiştir. Bu değişim ve dönüşüm, özellikle bilim alanında kendini belirgin bir şekilde göstermiştir. İlhanlı Devleti'nin etkisiyle İslam ve Roma tıbbı Çin topraklarına ulaşmış, buna karşılık Çin tıbbı da Asya'nın batısında tanınmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, İlhanlı tıp biliminin gelişiminde etkili olan unsurlara odaklanarak, bu dönemde kurulan dârüşşifâlar çerçevesinde tıp eğitimi, hekimler, hanların ve çevresindeki devlet adamlarının maruz kaldığı hastalıklar ile bu hastalıkların teşhis ve tedavi yöntemleri incelenmiştir.

Esra Özel
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Osmanlı arşiv belgelerine göre Osmanlı-Napoli Krallığı ilişkileri (1740-1800)

Bu çalışmada, Osmanlı - Napoli Krallığı diplomatik ve siyasî ilişkileri 1740 - 1800 yılları arasındaki zaman dilimi bağlamında incelenmiştir. Napoli Krallığı'nın Bourbon Hanedanı'nın hakimiyetine geçmesi ile birlikte kral olan Carlo'nun Akdeniz'de güvenli bir şekilde ticaret yapma isteği ve Akdeniz ticaretinden payına düşeni almak amacıyla hareket etmesi Osmanlılar ile yakınlaşmasını sağlamıştır. Ayrıca Garp Ocakları'na bağlı olarak faaliyet yürüten korsanların tehditlerinden de kurtulmak isteyen Kral Carlo, Osmanlılar ile 7 Nisan 1740 tarihinde ticaret ve dostluk antlaşması imzalayarak bu isteğini gerçekleştirmek için önemli bir adım atmıştır. Osmanlı Devleti de XVIII. yüzyılın değişen dengleri karşısında Avrupa'da yeni bir müttefik edinmenin faydalı olacağını düşünerek bu yakınlaşmaya sıcak bakmıştır. İki devlet arasındaki münasebetler genel olarak karşılıklı dostluk ilişkileri etrafında başlamıştır. Ancak bu ilişkileri etkileyen önemli bir faktör olarak korsanların meydana getirdiği sorunlar hem Napoli Krallığı yönetici ve elçilerini hem de Osmanlı bürokratlarını zaman zaman sıkıntıya sokmuştur. Bu faaliyetleri engelleyebilmek için gerekli tedbirler alınmaya çalışılmışsa da korsanlık olaylarını tamamen engellemek mümkün olmamıştır. Hatta Napoli Krallığı, Garp Ocakları ile de yakınlaşarak bu sorunu çözmek istemişse de sadece Trablus Ocağı ile 3 Haziran 1741 tarihinde bir antlaşma imzalamayı başarabilmiştir. Ancak bu antlaşma da korsan meselesine tam olarak çözüm olmamıştır. Osmanlı - Napoli Krallığı ilişkileri kültürel açıdan da son derece renkli anlara sahne olmuştur. Karşılıklı hediyeleşmeler ve özellikle de I. Mahmud tarafından Carlo'ya hediye olarak gönderilen fil kral ve halk tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu hediye Napoli halkının hafızasında asırlar boyunca yer etmiştir. Bunlarla birlikte Napoli Krallığı'nın Osmanlı toprakları üzerinde kurmaya çalıştığı diplomatik ağ da esasen ticari amaçların bir tezahürü olarak görünmektedir. Selanik'ten Kıbrıs'a kadar uzanan ve Mora ve havalisini kapsayan tüm sahaya yayılmış bir vaziyette bulunan Napoli diplomatik temsilcilikleri Napoli Krallığı'nın Akdeniz ticaretine verdiği önemi göstermektedir. Son olarak, Napoli Krallığı ile Osmanlıların XVIII. yüzyılın sonlarına doğru topraklarını işgal etmek için harekete geçen Fransa'ya karşı 21 Ocak 1799 tarihinde ittifak kurmaları benzer politikalar yürütebildiklerini ortaya koymaktadır.

Deniz korsanlığıDiplomasiKonsolosluklar+1
Muhammed Özler
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Afganistan Özbeklerinin masalları ile Anadolu Türk masallarının karşılaştırılması (İnceleme-metinler)

ÖZET Masallar, evrensel anlatı formları içermekle birlikte, her milletin kendi tarihî birikimini, toplumsal yapısını, değerler sistemini ve estetik anlayışını yansıtan özgün kültürel göstergelerle örülü sözlü halk edebiyatı ürünleridir. Bu yönüyle masallar, sadece eğlence amacı taşıyan anlatılar olmanın ötesinde, toplumların kolektif hafızasını ve kültürel kimliğini yansıtan önemli kaynaklardır. Farklı kültürlere ait masalların karşılaştırmalı yöntemle incelenmesi ise hem halk edebiyatı araştırmalarına yeni ufuklar kazandırmakta hem de milletler arası tarihsel ve kültürel etkileşimi bilimsel bir zemin üzerinde görünür kılmaktadır. Bu bağlamda hazırlanan bu çalışma, Afganistan Özbekleri ile Anadolu Türklerine ait masalları karşılaştırmalı olarak ele alarak, iki kültürün sözlü anlatım geleneği içerisindeki benzerlik ve farklılıklarını yapısal, tematik ve işlevsel yönlerden ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada, masal kavramının her iki halkın kültürel kodları içerisindeki yeri belirlenmiş; masallarda yer alan epizotlar, karakter tipolojileri, anlatı mekânları, kullanılan eşya ve araçlar, yiyecek-içecek unsurları ve anlatıya yön veren formel yapı taşları karşılaştırmalı bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Çalışma aynı zamanda, masalların işlevsel halk bilimi kuramı çerçevesinde değerlendirilmesine imkân tanımakta; bu doğrultuda masalların eğlendirici, eğitici, kültürel değerleri aktarıcı ve protesto işlevleri tartışılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde ise, incelemeye konu edilen 50 Afganistan Özbek masalı ile 50 Anadolu Türk masalının özgün metinlerine yer verilmiş; bu metinler, iki halkın anlatı dünyasındaki ortak kodları ve ayrışan yönleri doğrudan gözlemleme olanağı sağlayacak biçimde düzenlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, Afganistan Özbekleri ile Anadolu Türkleri arasında tarihsel süreç içerisinde şekillenen kültürel bağları masal geleneği üzerinden irdeleyerek, sözlü kültür alanındaki etkileşimleri somut veriler ışığında ortaya koymakta ve halk edebiyatı disiplininde gerçekleştirilecek karşılaştırmalı çalışmalara metodolojik bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Afganistan Özbekleri, Anadolu Türkleri, masal, sözlü kültür, halk edebiyatı, karşılaştırmalı inceleme.

Noorullah Saıfı
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Feminist eleştiri bağlamında 1980 sonrası Türk plastik sanatlarında sanatçı kadınlar

Çağdaş Türk sanatı içerisinde 1980 yılı sonrasında seçili sanatçı kadınların ürettikleri çalışmaların feminist eleştiri yöntemiyle değerlendirme ve yorumlanmaları üzerine temellenen bu çalışma Giriş, Kavramsal Çerçeve, Türkiye'de Sanat Ortamı ve Sanat Tarihi Kanonunda Sanatçı Kadınlar, Feminist Eleştiri Bağlamında 1980 Sonrası Türk Plastik Sanatlarında Sanatçı Kadınlar ve Sonuç ana bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın Giriş bölümünde konumun sanat ve sanat tarihi yazını açısından önemi, çalışmanın niteliği ve sınırlılıkları; sanatçı kadınlar başta olmak üzere çalışma bağlamında öne çıkan önceki yayınlar ve araştırmalar ile çalışmanın araştırma ve yazın süreçlerinde kullanılan yöntemler açıklanmıştır. Kavramsal Çerçeve bölümünde ana konuya temel ve alt yapı oluşturan Batı ve Türkiye'de modern ve çağdaş sanat, tezin başlangıç sınırı olan 1980 yılına kadar Türk sanatı içerisinde sanatçı kadınlar, feminist sanatın ortaya çıkışı, sanatçıların çalışmalarıyla doğrudan bağlantılı olan Osmanlı ve Türkiye'deki kadın hareketleri ve feminist eleştiri yöntemi hakkında kapsamlı bilgiler verilmiştir. Türkiye'de Sanat Ortamı ve Sanat Tarihi Kanonunda Sanatçı Kadınlar isimli kısımda 1980 yılından günümüze kadar olan süreçte sanatçı kadınların sanat ortamı ile sanat ve sanat tarihi yazımındaki durumları tartışılmıştır. Bu bağlamda sanatçı kadınlara dair yapılan çalışmalar, toplu ve karma sergilerde sanatçıların oranları, sanatçı kadın girişimleri gibi unsurlar nicel verilerle desteklenerek değerlendirilmiştir. Feminist Eleştiri Bağlamında 1980 Sonrası Türk Plastik Sanatlarında Sanatçı Kadınlar başlıklı kısım 1980'li yıllardan itibaren sanatçı kadınların ellerinden ve zihinlerinden çıkmış olan çalışmaların yorumlandığı bölümü oluşturmaktadır. Bu bölümde sanatçıların çalışmaları kadının sanat eserlerinde nesne konumundan özne durumuna geçişi, kadın-kadınlık kimliğinin tartışılması, toplumsal cinsiyet kalıplarına dair tavırları, toplumsal sorunlara karşı tutumları üzerine odaklanan alt başlıklar altında değerlendirilmiştir. Sonuncu bölüm olan Sonuç bölümünde ise ana bölümde yer alan eserlerin çözümleme ve yorumlamaları üzerinden tümevarım yöntemiyle sanatçı kadınların çağdaş sanata, kadın hareketine, sanat ortamına dair söylemleri, katkıları ve etkin pozisyonlarının bir değerlendirilmesi yapılmıştır.

Aktivist sanatFeminist sanatGörsel sanatlar+3
Hazal Orgun Sinan
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00