Süleyman Demirel University
Discipline

Aquatic Sciences

Süleyman Demirel University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

Berdan Akarsu sisteminin (Mersin-Tarsus) bazı su kalite parametreleri ve ötrofikasyon potansiyelinin belirlenmesi

Akarsularda su kalitesi çalışmaları, kirliliğe neden olan kaynaklara yönelik önlemlerin alınması ve sorunların azaltılması için su kirliliği boyutunun kontrol edilmesinde önemli bir araçtır. Akarsular bulundukları bölge ve döküldükleri deniz/göl ekosistemlerindeki sucul canlıları için önemli ve kullanılabilir su kaynaklarındaki azalma düşünüldüğünde, akarsular gibi tatlı su kaynaklarımızın su kalitesinin devamlı izlenmesi ve önlemler alınması büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla, Mersin ilinin önemli akarsularından biri olan Berdan Nehri'nde Eylül 2021-Ağustos 2022 tarihleri arasında yapılan çalışmada ölçülen su kalite parametreleri Sıcaklık(T) 9,80-30,20 °C, Tuzluluk(S) 0,20-0,80 ppt, pH 7,13-9,48, Elektriksel İletkenlik(Eİ) 364,00-1602,00 µS/cm, Çözünmüş Oksijen(ÇO) 5,91-13,11 mg/L, Çözünmüş Oksijen Doygunluk Seviyesi (ÇO % doyg.) % 69,96-171,54, Klorofil-a (Kl-a) 5,12-159,12 µg/L, Nitrat Azotu(NO3-N) 0,27-14,66 mg/L, Orto-Fosfat Fosforu (o-PO4-P ) 0,03-1,70 mg/L, Toplam Azot(TN) 0,70-18,10 mg/L ve Toplam Fosfor (TP) 0,04-1,71 mg/L aralığında tespit edilmiştir. Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği (YSKY)'ne göre tüm istasyonlarda pH, ÇO ve NO3-N, I. sınıf; Eİ, II. sınıf su kalite özelliği gösterirken, TN, istasyon 1 ve istasyon 2'de I. sınıf, istasyon 3'de ise II. sınıf, o-PO4-P ve TP, istasyon 1 ve istasyon 2'de II. sınıf, istasyon 3'de ise III. sınıf su kalite özelliği göstermiştir. Trofik durumuna bakıldığında TN ve TP düzeyine göre tüm istasyonlar ötrofik, Kl-a parametresi bakımından istasyon 2 Mezotrofik, istasyon 1 ve istasyon 3 ötrofik su kalite özelliği göstermiştir. TRIX indeksine göre tüm istasyonlar ötrofik sınıflandırmada yer almıştır. Sonuçlara göre; Berdan Nehri ötrofik su kalite özelliği göstermekte ve bunun nedeninin fosfat kaynaklı olduğu YSKY ve Trofik sınıflandırmada açıkça görülmektedir. Başlıca kirlilik kaynakları olarak Berdan Nehri Havzası boyunca uzanan kentsel atık sular (foseptikler), katı atık sızıntı suları, endüstriyel atık su deşarjları ile tarım ve hayvancılık faaliyetleri sayılabilir.

Suat Marankoz
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Chlorophyta (chlorella vulgaris, scenedesmus obliquus) ve cyanophyta (spirulina platensis) grubu bazı alglerinantibakteriyel etkileri

Besin olarak da tüketilen alglerin içerdikleri birçok fitobileşenin antibakteriyel, antifungal, antiviral, antiparaziter, antioksidan, antikarsinojen gibi etkilere sahip olduğu iyi bilinmektedir. Bu tezde de antibakteriyel aktivitelerini ve uçucu yağ bileşenlerini araştırmak amacıyla Chlorophyta grubundan Chlorella vulgaris ve Scedenesmus obliquus ve Cyanophyta'lardan Spirulina platensis algleri kullanılmıştır. Bu amaçlarla algler antibakteriyel analiz için %10 oranlarında etanol ve metanol ile 48 saat süreyle ekstrakte edilmiş, çözgenler rotary evaporatörde 92°C'de uzaklaştırılmıştır. Elde edilen alg ekstraktlarının %10'luk stok solüsyonları dimetil sulfoksit (DMSO) ile hazırlanmıştır. Antibakteriyel testler stok solüsyonların %10, %5, %1 ve %0,1'lik seyreltileri ile yürütülmüştür. Antibakteriyel aktivite ölçümlerinde alglerin metanol ve etanol seyreltilerinin Gram negatif (Escherichia coli ve Yersinia ruckeri) ve Gram pozitif (Staphylococcus aureus ve Enterococcus faecalis) bakteriler üzerindeki etkisine bakılmıştır. Bu maksatla disk difüzyon, minimal inhibisyon konsantrasyonu (MİK) ve minimum bakterisidal konsantrasyonu (MBK) testleri uygulanmıştır. Ayrıca, alglerin yağ bileşenlerinin gaz kromatografisi kütle spektrometresi (GC-MS) ile analizleri için %25'lik metanol ekstraktları hazırlanmıştır. Antibakteriyel aktivite ölçüm sonuçlarına göre sadece S. platensis'in %10'luk metanol ekstraktının Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkisinin olduğu (15-16 mm zon çapı), minimal inhibisyon konsantrasyonunun 8 mg/L ve minimum bakterisidal konsantrasyonunun 16 mg/L olduğu belirlenmiştir. Diğer iki algin etanol ve metanol ekstraktlarının ve S. platensis'in etanol ekstraktının herhangi bir antibakteriyel etkisinin olmadığı görülmüştür. Alglerin GC-MS analizi ile toplam 23 uçucu yağ bileşeni saptanmıştır. Her üç algde de en yüksek oranda tespit edilen oleik asit S. platensis'te %69,31, C. vulgaris'te %51,67 ve S. obliquus'ta %27,42 oranında olduğu görülmüştür. Bu veriler doğrultusunda, insan sağlığında önemli bir yeri olduğu birçok araştırma ile ortaya konulmuş olan mikroalglerin antibakteriyel etkisine bir katkı sunulmuştur. Doğada yaygın olarak bulunan, besleyici, koruyucu ve tedavi edici alglerin sağlığa etkilerini ortaya koyan araştırmaların ileri tektiklerle sürdürülmesinde büyük yararlar bulunmaktadır.

Musa Bircan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of empowering leadership on employee engagement: examining the mediating role of emotional stability

This study investigates how empowered leadership affects employee engagement in Kabul's private banking sector, using emotional stability as a mediating element. Data from 248 employee were collected on a 5-point Likert scale and analyzed using Pearson correlation and multiple regression. The findings indicate that empowered leadership improves both emotional stability and staff engagement. Emotional stability also increases engagement and helps to balance the relationship between leadership and engagement. Empowering methods like trust-building and collaborative decision-making promote autonomy and emotional well-being, resulting in increased job involvement and pleasure. The study emphasizes the value of emotionally supportive leadership in improving employee morale and productivity. It adds to the literature on leadership and participation by proposing further study using larger samples and longitudinal approaches. Keywords: Empowering Leadership, Emotional Stability, Employee Engagement

Omıd Mır Zada
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye denizlerindeki scorpaena porcus linnaeus, 1758 populasyonlarının genetik analizi

Scorpaena porcus Linnaeus, 1758 ülkemizin tüm denizlerinde bulunan ekonomik bir türdür. Bu çalışmada, Ardesen (Rize), Fındıklı (Rize), Espiye (Giresun), Fatsa (Ordu), Alaçam (Samsun), Körfez (Kocaeli), Kefken (Kocaeli) ve Güllük (Muğla) lokalitelerinden Scorpaena porcus türü örneklenmiştir. Bu çalışmada iki mitokondriyal genin (COI: 617 bç, 16S rRNA: 803 bç) sekans analizi yöntemi kullanılarak populasyonların genetik yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. COI geni için 14 adet, 16S rRNA geni için ise 21 adet haplotip tespit edilmiştir. COI ve 16S rRNA gen bölgeleri için haplotip çeşitliliği, Hd: 0,7840 ve 0,7964; nükleotit çeşitliliği ise, Pi: 0,00269 ve 0,02706 olarak tespit edildi. Populasyonlar arası ve populasyon içi genetik mesafe oldukça düşüktür. Filogenetik analizler sonucunda çalışılan tüm popülasyonlara ait örneklerin aynı kladda toplandığı görülmektedir ve düşük bootsrap değerleriyle filogenetik ağaçta konumlanmışlarıdr. COI ve 16S rRNA genlerine dayalı çizilen maksimum olasılık ağaçları birbirleriyle uyumludur. Bu çalışma ile Scorpaena porcus türü için genetik veri sağlanmış ve özellikle Karadeniz için eksik istasyonlara ait literatüre bilgi temin edilmiştir.

DNAFilogenetikİskorpit balığı
Abdulrahman Akdeniz
Recep Tayyip Erdoğan University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pülümür çayı'nın (Tunceli) fizikokimyasal ve epilitik alg florası

Bu çalışmada, Pülümür Çayı'nın (Tunceli) fiziko kimyasal ve epilitik alg florası yönünden ilişkileri incelenmiştir. Eylül 2021-Ağustos 2022 tarihleri arasında belirlenen 10 istasyonda aylık periyotlar da alınan örneklerde incelenmiştir. Pülümür Çayı'nda yapılan değerlendirmelerde (minimum-ortalama-maksimum) pH (8,15-8.71-9.88), sıcaklık (0,3-8,9-15,5oC), çözünmüş oksijen (8,9-10,7-13 mg/L), klorofil-a (0,365-1,058-2,332), nitrat azotu (0,110-1,188-3,390 mg NO3-N/L), amonyum azotu (0,021-0,133-0,495 mg NH4*-N/L), nitrit azotu (0,003-0,032-0,148 mg NO2-N/L), orto fosfat fosforu (0,308-1,151-2,681 mg PO4/L), toplam sertlik (10,7-18,1-25), kalsiyum sertlik (7,4-11,9-17,9) tespit edilmiş olup, Pülümür Çayı'nın Yerüstü Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği kapsamında orto fosfat fosforu Sınıf III, nitrit azotu Sınıf II ve diğer parametreler ise Sınıf I su kalitesi sınıfında olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemede epilitik alg florası yönünden diyatomeler Bacillariophyta, bentik alg florası Charophyta, Chlorophyta, Cryptista, Cyanobacteria, Haptophyta, Euglenozoa, Ochrophyta, Rhodophyta ve Miozoa gruplarına göre daha önemli olmuştur. Pülümür Çayı'nda Cocconeis placentula, Diatoma vulgare, Diatoma vulgaris, Diatoma moniliformis, Ulnaria ulna, Navicula radiosa, Nitzschia palea, Cymbella tumida, Gomphonema minutum, Gomphonema parvulum, Navicula capitatoradiata, Fragilaria capucina ve Hannaea arcus dikkat çekmektedir. Diyatomeler epilitik alg topluluğu içerisinde bütün ay ve istasyonlarda güçlü bir gelişme kaydetmiştir.

Serdar Çetindağ
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2023
30
DoctorateOpen AccessTR

Işık stresine maruz kalan kerevitlerde (astacus leptodactylus eschscholtz, 1823) çörek otu katkılı yemlerin antioksidan parametrelere etkisi

Olgun kerevitler (Astacus leptodactylus) Keban Baraj Çemişgezek ve Pertek Avlak Sahalarından pinterlerle avlandı. Daha sonra laboratuvara getirilen kerevitler denemeler için tanklara bırakıldı. Çörek otu bitkisinden soğuk sıkım ve masere yöntemleriyle elde edilen yağların pelet yemlere % 1 ve % 2 oranlarında eklenmesiyle rasyonlar oluşturuldu. Deneme gruplarında tam aydınlatmalı tanklarda tutulan kerevitler bu yemlerle beslendi. Tam karanlık, tam aydınlık ve normal gün işiği alan ortamlarda tutulan diğer üç gruptaki kerevitler ise çörek otu yemi eklenilmeden sadece alabalık pelet yemi ile beslenildi. Deneme sonunda hepatopankreas ve kas dokularındaki antioksidan değerleri belirlendi. En düşük MDA seviyesi hem kas ve hem hepatopankreas için 7 numaralı katkısız yemle beslenen fakat üstü açık olup, gece karanlık gündüz ise gün ışığı alan grupta gözlemlenirken, en kötü sonuç ise tamamen aydınlatılan ve çörek otu katısı verilmeyen yemle beslenen tam aydınlık grupta gerçekleşti. Lipid peroksidasyon seviyelerini düşürme açısından katkılı yemlerin ise olumlu sonuçlar verdiği ve özellikle %2'lik karışımlarda en etkili sonuçların alındığı görüldü. Yağlar arasındaki farka baktığımızda ise soğuk sıkım çörek otu yağı ile beslenen grubun değerlerinin daha düşük olduğu görüldü. SOD, GSH ve GSH-Px değerleri hem kas ve hem de hepatopankreas için en yüksek değerleri 7. Numaralı deneme grubunda görülürken, bu grubu çörek otu katkılı yemlerin verildiği gruplar izledi. CAT hepatopankreas değerlerinde 2 numaralı deneme grubunda en yüksek değerler elde edilir iken, CAT kas değerlerinde ise diğer sonuçlarda olduğu gibi 7 numaralı grup değerleri en yüksek çıktı ve 1, 2, 3, 4 numaralı ve katkılı yemlerin verildiği deneme grupları bu grubu takip etti. Analiz sonuçlarına göre kerevitlerin karanlık ortam canlıları olmadığı, gece avlansalar bile normal fotoperiyoda ve gün ışığına da ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Çörek otu yağının oksidatif stresin giderilmesinde kerevitler üzerinde de önemli rolünün olduğu ve soğuk sıkım ve masere yöntemleriyle elde edilen çörek otu yağlarının hemen hemen aynı etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.

Murat Akpınar
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Etiyopya'daki su kaynaklarının Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi'ne uyum çalışmaları: Rift Vadisi Havzası örneği

Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, su kıtlığı ve kirlilik tehditleri karşısında küresel bir öncelik haline gelmiştir. Avrupa Birliği (AB) Su Çerçeve Direktifi (SÇD), su ekosistemlerinin korunmasını ve su kalitesinin iyileştirilmesini hedefleyen kapsamlı bir model çerçevesi sunmaktadır. Bu tez çalışmasında, Etiyopya'nın önemli iç su kaynaklarından biri olan Rift Vadisi Havzası'nda, su kaynaklarının AB Su Çerçeve Direktifi'ne uyum potansiyeli araştırılmış ve bölgeye yönelik önlem programları geliştirmiştir. Rift Vadisi Havzası, Etiyopya'nın orta kesiminde yer alan ve geniş göl sistemleri, tarıma elverişli alanları ve hızla artan nüfusu ile stratejik öneme sahip kapalı bir havzadır. Rift Vadisi Havzası, yoğun tarımsal faaliyetler, evsel atıklar deşarjları, arazi kullanımındaki değişiklikler ve hayvancılık gibi baskı unsurları nedeniyle ciddi kirlilik tehditleriyle karşı karşıyadır. Araştırma, AB SÇD çerçevesinde belirlenen prensipler, metod ve yaklaşımlarını dikkate alarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında ulusal ve uluslararası kuruluşlar veritabanı ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) tabanlı haritalama sistemleri ile uydu görüntüleri gibi kaynaklardan veriler temin edilmiştir. Araştırma alanını oluşturan havzanın sınırı, sınıfları ve havzasındaki arazi kullanımının analiz parametrelerinin hesaplanmasında kullanılan veriler, ArcGIS 10.2 programıyla yapılmıştır. Uzaktan algılama verisi ile üretilen topoğrafik haritaların sayısallaştırılmasında kullanılan modeller gibi hesaplama yöntemleri kullanılarak sayısal ve mekânsal olarak desteklenmiştir. Çalışma, AB SÇD bağlamında yerüstü su kaynaklarının adaptasyonuna yönelik çalışmalar yapılmış olup su tipolojisi belirlenerek havzadaki su kütlelerini sınıflandırılmış, baskı-etki analizi yöntemiyle kirlilik yükleri hesaplanmıştır. Sonrasında su kaynaklarının korunmasını sağlamak amacıyla AB SÇD'de de benimsenen pragmatik yöntem uygulanarak kısa, orta ve uzun vadeli önlem programları geliştirilmiş, kirliliğin azaltılması ve sürdürülebilir su yönetimi için önlem programları tasarlanmıştır. Havza üzerindeki baskılar belirlenmiş, sektörel bazda kirletici parametreler üzerinden toplam askıda katı madde (AKM), biyokimyasal oksijen ihtiyacı (BOİ), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), Toplam-N (azot) ve Toplam-P (fosfor) kirlilik yükleri analiz edilmiştir. Bulgular, evsel, hayvancılık, arazi kullanımı ve tarımsal faaliyetler havzadaki en büyük kirletici unsurları olduğunu göstermektedir. Toplam kirlilik yükü açısından evsel faaliyetlerde KOİ en yüksek değere sahiptir (%45,4), TN arazi kullanımı ve tarımsal sektöründe ise sırasıyla %98 ve %97,1 gibi baskın bir bileşen olarak öne çıkmaktadır. Bölgesel olarak, Dugda bölgesi en yüksek toplam evsel kaynaklı potansiyel kirlilik yüküne %18,4 sahipken, onu Adami Tulu (%17,1) takip etmektedir. Bu çalışma, Rift Vadisi Havzası'nın su kalitesini ve ekolojik durumunu iyileştirmek amacıyla kısa, orta ve uzun vadeli önlem programları geliştirilmesine olanak tanımıştır. Kısa vadede atık su yönetimi ve arıtma sistemlerinin iyileştirilmesi, orta vadede sürdürülebilir tarım uygulamalarının teşvik edilmesi, uzun vadede ise su yönetimi politikalarının AB SÇD ile uyumlu hale getirilmesi önerilmektedir. Bu çalışma, Rift Vadisi Havzası'nın AB Su Çerçeve Direktifi ile uyumluluğunu sağlamak adına önemli yol haritası sunmaktadır. Kirlilik baskılarının azaltılması, atık su yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir su yönetim planlarının uygulanması, Rift Vadisi Havzası'nda iyi ekolojik durumun sağlanması ve su kalitesinin iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Çalışma Rift Vadisi Havzası, alt havzaları ve benzer ekosistemler için bir model oluşturabilecek nitelikte olup, gelişmekte olan ülkelerde su yönetimi politikalarının şekillendirilmesine katkı sağlayacaktır.

Awol Kedır Jewaro
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aksu Çayı (Isparta) üzerinde belirlenen istasyonlarda mevcut baskın bakteri türlerinin ve antibiyotik direnç durumlarının tespiti

Bu tez çalışmasında, Isparta İli Aksu İlçesindeki Aksu Çayı üzerinde belirlenen istasyonlarda baskın tatlı su bakteri türleri tanımlanmış ve karakterize edilmiştir. Tatlı su ortamında bulunan bakteri topluluklarını kapsamlı bir şekilde analiz etmek için geleneksel mikrobiyolojik teknikler ile moleküler yöntemler kullanılmıştır. Araştırmada 3 adet istasyondan alınan tatlı su numuneleri incelenmiş olup 1 nolu istasyondan Acinetobacter johnsonii, Aeromonas sobria, 2 nolu istasyondan Lactococcus garvieae, Aeromonas sobria ve Pseudomonas sp., 3 nolu istasyondan Staphylococcus epidermidis, Enterobacter ludwigii, Pseudomonas sp., ve L. garvieae bakteri türleri tanımlanmıştır. Ek olarak teşhis edilen bakteri türlerinin antibiyotik direnç profilleri hem geleneksel hem de moleküler yöntemlerle incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre izole edilen tüm bakteri türlerinin amoksisilin/klavulanik asit, streptomisin, kanamisin, gentamisin ve ampisiline karşı direnç gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca L. garvieae, S. epidermidis, E. ludwigii, Pseudomonas sp. bakterilerinde 'sul(1)' antibiyotik direnç geni saptanmıştır. Bu çalışma, tatlı su kaynaklarındaki mikrobiyal çeşitlilik ve antibiyotik direnci hakkında önemli bilgiler sunmanın yanı sarı moleküler teşhisin sürdürülebilir çevre yönetimi uygulamalarına dahil edilmesinin önemini de vurgulamakta olup elde edilen sonuçlar ekolojik riskleri ele almak ve tatlı su ekosistemlerinin sağlığını uzun vadede korumak için oldukça önemlidir.

Aksu Çayı
İlker Özil
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00