Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity
Discipline

Palyatif Bakım Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity

11

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

11 Theses
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarına bakım veren hasta yakınlarının anksiyete, depresyon ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada palyatif bakım tedavisi alan hastalara bakım veren hasta yakınlarının sosyodemografik özellikleriyle depresyon, anksiyete ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin çeşitli yönleriyle araştırılması amaçlandı. Çalışmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Palyatif Bakım merkezinde yatarak veya ayaktan palyatif bakım tedavisi alan hastaların %73,3 ü kadın ve %26,7'si erkek olmak üzere toplam 116 yakını oluşturmaktadır. Çalışmamızın amacı doğrultusunda katılımcılara Beck Anksiyete, Beck Depresyon, Kısa Psikolojik Sağlamlık ölçekleri ve 18 sorudan oluşan sosyodemografik veri formu uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (Statistical Package for Social Science) programı kullanılmıştır. Nitel verilerin değerlendirilmesinde sayı (S) ve yüzde (%) değerleri hesaplandı. Elde edilen veriler Kolmogorov-Smirnov testi ile incelendiğinde verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiş olup verilerin analizinde parametrik olmayan testler (Mann-Whitney U- Kruskal-Wallis H) tercih edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre palyatif bakım alan hastalara bakım veren hasta yakınlarının %59,5'inde (hafif, orta, şiddetli) anksiyete, %75,9'unda (hafif, orta, ağır) depresyon olduğu tespit edildi. Psikolojik sağlamlık puanları orta dereceye yakın olduğu göz önüne alındığında hasta yakınlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri için olumlu veya olumsuz bir fark bulunamadı. Kadın olmak, evli olmak, hastanın eşi olmak, düşük eğitim düzeyine ve gelir durumuna sahip olmak, bakım süresinin uzun olması, herhangi bir hastalığa sahip olmak, bakım verilen hastaların bağımlılıklarının yüksek olması hasta yakınlarının anksiyete ve depresyon puanlarını artırdığı psikolojik sağlamlık puanlarını düşürdüğü görülmüştür.

AnksiyeteBakım verenlerBakım verme yükü+6
Sibel Tok
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakımdaki hasta yakınlarının ölüme karşı tutumu ve anksiyete durumunun belirlenmesi

Bu çalışma; Orta Karadeniz bölgesinde bulunan bir ildeki araştırma ve uygulama hastanesinin palyatif bakım merkezindeki palyatif bakım hasta yakınlarının ölüme karşı tutumlarını ve anksiyete durumlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı kesitsel olarak planlanmıştır. Literatürde hasta ve hasta yakınlarının ölüme ilişkin düşüncelerine yönelik çalışmalara sınırlı sayıda rastlandığından, bu çalışmanın hasta yakınlarının ölüme ilişkin düşünceleri, tutumları ve anksiyete durumları gibi konulara ışık tutması hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda araştırmaya 3 Mayıs 2021-3 Şubat 2022 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde takip edilen 41 erkek 117 kadın olmak üzere 158 hasta yakını katılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Ölüme Karşı Tutum Ölçeği (ÖKTÖ), Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları, pandemi şartları sebebiyle araştırmaya katılmaya bir engeli olmayan, çalışmaya katılmaya gönüllü, palyatif bakım merkezinde yatan hasta yakınlarına online olarak onam alındıktan sonra Google form aracılığıyla yüz yüze doldurulmuştur. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı verilerin analizinde sayı, yüzde, minimum, maksimum, medyan, ortalama, standart sapma bağımsız gruplarda t testi ve Tek Yönlü (One Way) Anova Analizi, Post-Hoc testlerinden (Tukey HSD) ve Tamhane's yararlanılmıştır. Veriler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 için benimsenmiştir. Araştırmaya katılan hasta yakınlarının yaş ortalamasının 46,93±13,69 olduğu saptanmıştır. Hasta yakınlarının %74,1'inin kadın, % 25,9'unun erkeklerden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hasta yakınlarının %86,1'i kanser hastası yakını olup, %58,9'u hastanın bakımından primer sorumlu olduklarını ve %94,3'ü hastaları ve hastalığın olası sonuçları hakkında bilgilendirildiklerini bildirmişlerdir. Hastanın olası ölümünü aile içinde konuşmadıklarını bildiren hasta yakını %50,6 iken; hasta yakınlarının %91,8'i ölmek üzere olan kişiye ne zaman öleceği konusunda bilgi verilmemesi gerektiğini bildirmiştir. Hasta yakınlarının ÖKTÖ toplam puan ortalamaları 117,21±18,97, BAE puan ortalamaları ise 8,44±6,57 olarak saptanmıştır. Hasta yakınlarının ölüme karşı tutumları ÖKTÖ ile değerlendirildiğinde; hastanın durumu ve prognoz hakkında bilgilendirilen hasta yakınlarının ÖKTÖ toplam puan ortalamaları diğerlerine göre anlamlı şekilde daha düşük olarak değerlendirilmiştir. Hasta yakınlarının ÖKTÖ'den aldıkları toplam ve alt boyut puan ortalamaları ile BAE puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Hasta yakınlarının ÖKTÖ toplam ve alt boyutlarından Kaçış Kabullenme, Ölüm Korkusu ve Ölümden Kaçınma puan ortalamaları arttıkça BAE puan ortalamalarının da artmakta olduğu değerlendirilmiştir. Çalışmamıza katılan hasta yakınlarının ölüm karşısında daha çok kabullenici tavır sergilediği ve düşük anksiyete belirtileri gösterdikleri bulunmuştur. Palyatif bakımda çalışan sağlık profesyonellerinin, ölümle ilgili hasta yakınları ile konuşması, bilgilendirme yapması, ölüme karşı olumsuz yönde tutumları ve anksiyetesi olan hasta yakınlarına müdahaleler yapması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Hasta Yakını, Kayıp, Palyatif Bakım, Ölüm, Ölüme Karşı Tutum

AnksiyeteHasta bakımıHasta yakınları+4
Seda Çelik
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakımda malnütrisyon durumunun belirlenmesi ve beslenmenin malnütrisyon riski üzerine etkisi

Malnütrisyon riski altında olan palyatif bakım hastalarının sağlıklarını korumak ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla sadece enerji ve protein değil, aynı zamanda vitamin, mineral ve eser elementler gibi mikrobesinlere de düzenli olarak ihtiyaçları vardır. Bu mikrobesinler, vücuttaki biyolojik süreçlerin düzenlenmesinde kritik rol oynar ve eksiklikleri hastaların zaten zorlu olan sağlık durumlarını daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle, beslenme planları bu mikrobesinleri içerecek şekilde düzenlenmelidir, çünkü bu, palyatif bakım hastalarının prognozunu olumlu yönde etkileyerek kötüleşmeyi önleme veya geciktirme potansiyeli taşır. Bu çalışmada; malnütrisyon tarama araçları ile hastaların malnütrisyon derecelerini saptayarak, 3 ay sonra aynı hastaların beslenmesinin malnütrisyon puanı üzerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmamıza 2022-2023 yılları arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi EAH Palyatif Bakım Biriminde yatan ve ayaktan tedavi edilen toplam 250 birey dahil edilmiştir. Çalışmamız kesitsel ve tanımlayıcı niteliktedir. Araştırmada verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından her hasta için primer bakım alan bir bireyin değerlendirmesi yapılarak çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan tüm bakım vericilere Hasta Tanıtım Formu, Nütrisyonel Risk Tarama Testi-2002 (Nutrition Risk Screen-2002(NRS-2002)), Mini Nütrisyonel Assesment testi (MNA) testleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ilk toplanan verilerde 114 kadın ve 136 erkek; 3.ay toplanan veriler ile 94 kadın, 109 erkek ve 47 vefat eden olmak üzere 250 palyatif bakım hastası ile gerçekleştirilmiştir. Hastaların NRS-2002 ve MNA ortalamaları 1.ay sırasıyla 3,08 ± 0,99 ve 2,32 ± 0,7; 3.ay sırasıyla ortalamaları 3,11 ± 1,1 ve 2,23 ± 0,73 ve 1.ay verilerine göre vefat edenlerin sırasıyla ortalamaları 3,71 ± 0,98 ve 2,85 ± 0,36 olarak bulunmuştur. Cinsiyet ile NRS-2002 ve MNA puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak NRS-2002 ölçeğinde erkeklerde 1. ve 3.ay verilerinde farklılık göstermektedir; erkekler kadınlara göre malnütrisyonlu bulunmuşturdur. Ancak MNA ölçeğinde önemli bir fark bulunmamıştır (p>0,05). NRS-2002 ve MNA puanlarına göre 1.ay verilerine bakıldığında sırasıyla %68,2 ve %45,7; 3.ay verilerine bakıldığında sırasıyla %68,5 ve %40; vefat eden hastaların 1.ay verilerine bakıldığında sırasıyla %90,2 ve %84,8 malnütrisyonlu bulunmuştur. En sık karşılaşılan hastalık 1. ayda %22,8 oranıyla gastrointestina(GİS) tümörleri, %21,6 solunum sistemi tümörleri, %21,2 meme ca, %11,6 ürogenital sistem tümörleri, %6,4 baş-boyun tümörleri, %6 kadın genital tümörleri, %4,4 beyin ca, %2,8 ile nörolojik hastalıklar, %1,2 dermatolojik tümörler, %0,8 travma ve %1,2 oranı ile kronik hastalıklardır; 3. ayında ilk sırada %24,1 oranı ile meme ca ve vefat eden hastalar en çok %36,2 solunum sistemi rahatsızlıklarına sahip olanlar görülmüştür.1.ay verilerine göre kol çevresi 21 cm'den az ve baldır çevresi 31 cm'den az yaşayan ve vefat eden (1.ay verilerine bakılarak) sırası ile oranı %28,4 ve %54,3; %34 ve %59,6 olarak görülmüştür. Vefat edenlerde (1.ay verilerine bakılarak) kol ve bacak çevresinin daha az olduğu gözlenmiştir. VKI ile NRS-2002 ve MNA arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0,001). MNA değerinde bir birimlik artış ölüm riskini 9,711 kat artırmaktadır (p=0,015). Hastaların malnütrisyon prevelansı oldukça yüksektir. Kötü beslenmeye erken müdahale malnütrisyonu önlemesine ve sağkalımı artırması üzerine etkili olmaktadır. Palyatif bakım ekibinde diyetisyenin aktif rol alması malnütrisyon riskini erken dönemde fark etmesi, beslenme tedavisi uygulanması; malnütrisyonu önlemesine, mortalitenin azalmasına önemli ölçüde katkıda bulunabilecektir. Anahtar Kelimeler Palyatif Bakım, Malnütrisyon, Enteral Beslenme, Parenteral Beslenme

Dengeli beslenmeEnteral beslenmeParenteral beslenme+2
Özge Arslan
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım alan kanserli hastalara bakım verenlerin yaşam kalitesinin umut düzeylerine etkisi

Amaç: Kanser, umutsuzluk ve belirsizliklerle dolu, hasta ve yakınlarında panik ve kaygı uyandıran, kelime itibariyle de kötü hissettiren bir fonetiğe sahip olmasından dolayı ölümü çağrıştıran bir hastalık olarak algılanmaktadır. Kanserin kabullenilmesi ve tedavisi oldukça zor olduğu için hem tanı alan hastayı hem de bu sürecin en büyük tanığı olan bakım verenini her açıdan uzun ve yıpratıcı bir tedavi dönemi beklemektedir. Kanser, hastaları hem fiziksel hem de psiko-sosyal açıdan olumsuz etkilemektedir. Bu zorlu süreçte hastanın yanında olan ve bakımını üstlenen kişi de bu durumdan son derece etkilenmekte ve yaşam kalitesi düşmektedir. Son yıllarda palyatif bakımda umut kavramının önemi artmaktadır. Hastaların tanı almasından itibaren hasta kadar bakım verenin de psiko-sosyal açıdan değerlendirilmesini kapsayan bütüncül bir yaklaşım oldukça önemlidir. Bu çalışmada palyatif bakım alan kanser hastalarına bakım veren bireylerin yaşam kalitelerinin umut düzeylerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, 01.10.2022-30.06.2023 tarihleri arasında Bitlis Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Biriminde yatan veya ayaktan tedavi edilen kanser tanısı almış bireylere bakım veren 164 hasta yakını üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılara hastalara ve kendilerine dair sosyodemografik özelliklerini belirlemek amacıyla Hasta Tanıtım Formu, Hastaya Bakım Veren Tanıtım Formu, yaşam kaliteleri ve umut düzeylerini belirlemek amacıyla da Kanserli Hastalara Bakım Verenlerde Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. İstatistiksel analizde bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 164 hasta yakınının %77,4'ü kadın, %47,6'sı 30-50 yaş arasında, %68,3'ü evli, %61'inin çocuğu var, %57,3'ü üniversite ve üzeri mezunu, %51,2'si çalışmaktadır. %87,2'si sosyal güvencesi olduğunu, %92,1'i ailesiyle yaşadığını, %60,4'ü 0-1 yıl arası hasta bakımı verdiğini ifade etmiştir. %71,3'ü sorumluluk güçlüğü yaşadığını, %43,9'ü sağlığının etkilendiğini, %34,1'i aile ilişkilerinin etkilendiğini belirtmiştir. %23,8'i ruh sağlığı desteği aldığını, %15,2'si bakmakla yükümlü başka birisinin de olduğunu, %61,6'sı hastaneye kendi aracıyla ulaşım sağladığını, %96,3'ü hastanın tanısını bildiğini ifade etmiştir. Çalışmamızda hasta yakınlarının yaşam kalitesinin düşük olduğu (48,94±16,53), umutsuzluk düzeylerinin ise yüksek olduğu tespit edilmiştir (16,35±3,34). Kanserli hastalara bakım verenlerde yaşam kalitesinin kadınlarda, eğitim seviyesi düşük olanlarda, ekonomik durumu kötü olanlarda, sosyal güvencesi olmayanlarda, köy-kasabada oturanlarda, hastanın 1. derece yakını olanlarda, sorumluluklarını yerine getirmede güçlük yaşayanlarda, bakım sürecinde sağlığı ve aile ilişkileri etkilenenlerde, hastasına günlük bakım verme süresi fazla olanlarda ve bakım sürecinde yardım almayanlarda daha düşük olduğu bulunmuştur (p<0,05). Umutsuzluk düzeyinin ise erkeklerde, eğitim seviyesi düşük olanlarda, ekonomik durumu kötü olanlarda, il /ilçede yaşayanlarda, hastaneye ulaşımda kendi aracı ve otobüs dışındaki diğer araçları kullananlarda, hastanın kardeşi olanlarda, sorumluluk güçlüğü yaşayanlarda ve bu süreçte ruh sağlığı uzmanından destek alanlarda daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kanserli Hastalara Bakım Verenlerde Yaşam Kalitesi Ölçeği ile Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puanları arasında anlamlı korelasyon bulunmamıştır (r=-0,382, p>0,05). Ancak ölçeklerin alt boyutlarında umutsuzluk düzeyi yüksek olanların yaşam kalitesinin düşük olduğu saptanmıştır. Sonuç: Kanserli hastalara bakım verenlerde yaşam kalitesi oldukça düşük olup, umutsuzluk düzeyi ise oldukça yüksektir. Kanserli hastalara bakım verenlerde yaşam kalitesi ve umutsuzluk düzeyi toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ancak ölçeklerin alt boyutlarında beklenen şekilde yüksek umutsuzluk yaşayanların düşük yaşam kalitesine sahip olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Palyatif Bakım, Bakım Veren, Yaşam Kalitesi, Umut, Kanser

Sumru Çabuk
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserli hastalarda beslenme düzeyi ve propolis kullanımının bağışıklık sistemi, kan değerleri ve yaşam kalitesine etkisi

DAHA SONRA DOLDURALACAKTIR

Zehra Yıldırım
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastalarına primer bakım veren yakınlarının sosyal destek algılarının stres düzeyine etkisi

Bu çalışma; palyatif bakım ve tıbbi onkoloji kliniğinde yatarak tedavi edilen kanser hastalarına primer bakım veren yakınlarının sosyal destek algılarının stres düzeyine etkisi ve çeşitli değişkenlerle ilişkisini belirleme amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 5 Temmuz 2022-15 Ocak 2023 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi ile tıbbi onkoloji kliniğinde yatarak takip edilen 47 erkek ve 133 kadın olmak üzere 180 hasta yakını oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzı Ölçeği (SBÇTÖ) ve Bakım Veren Sosyal Destek Ölçeği Formu (BVSDÖF) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi ve Tek Yönlü (One Way) Anova Analizi, Post-Hoc Tukey HSD, Tamhane's, Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Yordama gücünü saptamak üzere basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan istatistiksel testlerde %95 güven aralığı ve p<0.05 anlamlılık seviyesi olarak alınmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalamasının 51,64±11,78, bakım süresinin 12,38±15,40 yıl ve günlük bakım verme süresinin 11,73±4,33 saat olduğu, bakım verenlerin %73,9'unun kadın, %83,9'unun evli, %90'ının çekirdek ailede yaşadığı, %40'ının ilkokul mezunu ve %93,3'ünün çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin %71,1'i sosyal güvencesinin olduğunu, %58,3'ü çalışmadığını, %59,4'ü ev hanımı olduğunu ve %44,4'ü gelirinin giderinden fazla olduğunu belirtmişlerdir. Bakım verenlerin %41,7'si bakım verdikleri hastanın çocuğu olduğunu, %61,7'si yardım aldıklarını, %72,3'ü fiziksel ihtiyaçlarını karşıladığını ve %63,3'ü hastası ile iyi derecede ilişkisi olduğunu ifade etmişlerdir. Bakım verenlerin %56,1'inin kronik hastalığı olduğu, %36,1'inin hipertansiyon tanısı aldığı, %9,4'ünün tanı konmuş ruhsal hastalığı olduğu (depresif bozukluk), %95'inin ruhsal destek almadığı, %6,1'inin ruhsal sorununa yönelik ilaç kullandığı, %94,4'ünün ruhsal destek alma düşüncesinin olmadığı belirlenmiştir. Bakım verilen hastaların hastaların hastalık sürelerinin 19,67±23,13 yıl olduğu, %65,6'sının çalışmadığı ve %96,1'inin aile bireyleri ile yaşadığı belirlenmiştir. %56,1'i bakım verilen hastalarının sağlık durumunu "orta" olarak ifade etmiştir. Hastaların %25'inin mide kanseri ve %48,9'unun Evre 3 olduğu; %69,4'ünün kemoterapi, %25'inin radyoterapi ve %7,8'inin hormonterapi aldığı saptanmıştır. Bakım verenlerin BVSDÖF ve SBÇTÖ puan ortalamalarına bakıldığında bakım verenlerin BVSDÖF Araçsal Destek alt boyut puan ortalamasının 19,89±3,30, Bilgi Desteği alt boyut puan ortalamasının 9,43±1,88, Duygusal Destek alt boyut puan ortalamasının 8,87±1,60 ve toplam ölçek puan ortalamasının 38,20±5,92 olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerin SBÇTÖ Kendine Güvenli Yaklaşım Alt Boyut puan ortalamasının 13,00±2,45, İyimser Yaklaşım Alt Boyut puan ortalamasının 9,51±1,81, Çaresiz Yaklaşım Alt Boyut puan ortalamasının 10,68±3,03, Boyun Eğici Yaklaşım Alt Boyut puan ortalamasının 9,13±2,20, Sosyal Destek Arama Yaklaşımı Alt Boyut puan ortalamasının 6,20±1,95 ve toplam puan ortalamasının 48,53±4,03 olduğu belirlenmiştir. BVSDÖF ile SBÇTÖ puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). BVSDÖF ve tüm alt boyut puan ortalamaları ile SBÇTÖ'nin Kendine Güvenli Yaklaşım, İyimser Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama Yaklaşımı alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. BVSDÖF ve tüm alt boyut puan ortalamaları ile SBÇTÖ'nin Çaresiz Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki vardır. Yaptığımız çalışmada, primer bakım verenlerin çevresinden sağladıkları sosyal destek ile stresle başa çıkma arasında güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal destek, primer bakım verenlerin kendine güvenini, iyimserliğini, sosyal desteğe gereksinim duyduklarında çevresinden talep edebilme seviyesini olumlu yönde etkilediği, sosyal desteğin primer bakım verenlerin çaresiz hissetmelerini ve boyun eğici davranış sergilemelerini azalttığı görülmüştür

Cengiz Gündüz
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarında bası yarası ve beslenme düzeyleri ilişkisinin incelenmesi

Palyatif bakım alan hastalarda bası yarası ve beslenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışmaya 15.03.2023-15.09.2023 tarihleri arasında Ünye Devlet Hastanesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Palyatif Bakım biriminde yatış yapan 60 hasta dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında dahil edilme kriterlerine uyan tüm hastalara Sosyo-Demografik Bilgi Formu Braden Risk Değerlendirme Ölçeği ve Nutrisyonel Risk Skoru (NRS-2002) yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Hastaların rutin biyokimya hemogram sonuçları alınıp, antropometrik ölçümleri (üst kol çevresi, baldır çevresi) yapılıp çalışmada kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS.22.0 programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz için bağımsız örneklem T testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Post Hoc Turkey HSD ile yapılmıştır. Normal dağılım göstermeyen gruplarda Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır. İlişkisel analizleri belirlemek için ise Pearson korelasyon analizi ile Ki-kare testleri kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmaya dahil edilen 60 hastanın %58,3'ü erkek, yaş ortalamaları 72,35 ve %68,3'ü 70 yaş ve üzerindedir. %45'inin primer tanısı kanser, %28,3'ünün nörolojik hastalık ve %26,7'sinin genel durum bozukluğudur. Üst kol çevresi ortalaması 24,73 cm baldır çevresi ortalaması 33,27 cm'dir. Nrs skoru ortalamaları 3,20, Braden Risk skoru ortalaması 17,3'tür. Hastaların %50'si oral beslenmekte, %38,3'ünde bası yarası mevcuttur. Bası yaralarından evre olarak en çok 4. Evre bulunmaktadır. Bası yaralarının en çok %65,2 oranında sakrumda olduğu tespit edilmiştir. Hastaların beslenme şekilleri ile NRS skoru arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). NRS skoru ile Bası yarası durumları arasında anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Bası yarası durumları ile beslenme şekilleri istatistiksel olarak incelendiğinde aralarında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p<0,05). Hastaların beslenme şekilleri ile Braden Risk skoru arasında yine NRS risk değerlendirme ile Braden risk değerlendirmesi arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). NRS skorları ile Braden Risk skorları arasından anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Kan bulgularından albümin ile NRS risk değerlendirmesi arasında anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). Albümin ile NRS skoru arasında negatif yönde Braden Risk skoru ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Hastaların palyatif bakıma yatış yapacakları zaman beslenme ve bası yarası açısından risk altında olup olmadıklarının tespiti için tarama araçlarıyla değerlendirilmelerinin önemli olduğu ve bu sonuçlara göre gereken besin takviyeleri verilerek bası yaralarının önlenmesine yönelik önemli bir adım atmak gerektiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Palyatif bakım, bası yarası, beslenme

Betül Yıldız
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastalarına bakım veren hasta yakınlarının psikolojik sağlamlık durumlarının yaşam kalitesi ile ilişkisi

Bu çalışma kanser hastalarına bakım veren hasta yakınlarının, psikolojik sağlamlık durumlarının yaşam kalitesi ile ilişkisini belirlemeyi amaçlayan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi ile Tokat Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi, Palyatif Bakım, Dahili ve Cerrahi Klinikler ile Kemoterapi Ünitesi'nde araştırmaya katılmaya gönüllü olan kanser hastasına bakım veren 156 kişi oluşturmuştur. Veriler 15 Kasım 2023-15 Mayıs 2024 tarihleri arasında yüz yüze toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Kanserli Hastalarda Yaşam Kalitesi Ölçeği Aile Versiyonu (KHYKÖAV) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı verilerin analizinde sayı, yüzde, minimum, maksimum, medyan, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımını belirlemek amacıyla basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılmıştır (+1,-1). Normal dağılım gösteren verilerin değerlendirilmesinde parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi ve Tek Yönlü (OneWay) Anova Analizi ve Post-Hoc testlerinden Tukey HSD ve Tamhane's yararlanılmıştır. Veriler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan istatistiksel testlerde %95 güven aralığı ve p<0.05 anlamlılık seviyesi olarak alınmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,18±15,09 iken, %62,8'inin kadın, %76,3'ünün evli, %47,4'ünün ilkokul mezunu, %44,9'unun il merkezinde yaşadığı, bakım verenlerin %80,8'inin çocuğunun olduğu ve %37,8'inin 3 ve üzerinde çocuğunun olduğu, %75,6'sının sosyal güvencesi olduğu, %51,9'unun çalışmadığı, %43,6'sının geliri giderine denk olduğu saptanmıştır. Bakım veren hasta yakınlarının KPSÖ puanının 18,10±4,89 ve %71,8'inin orta derecede psikolojik sağlamlığı olduğu belirlenmiştir. Bakım veren hasta yakınlarının KHYKÖAV Psikolojik Sağlık Durumu alt boyut puanı 67,87±16,09, Fiziksel Sağlık Durumu alt boyut puanı 34,88±13,62, Tanıya Yaklaşım Durumu alt boyut puanı 19,03±9,93, Destek ve Ekonomik Etkilenme Durumu alt boyut puanı 14,49±6,44 ve toplam ölçek puanı 136,28±31,07 olarak belirlenmiştir. Bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeyi ile yaşam kalitesi toplam puanı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Bakım verenlerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu ve sağlık durumu ile psikolojik sağlamlık ve yaşam kalitesi arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin psikolojik sağlamlık ve yaşam kalitesi düzeylerinin kadınlara göre daha yüksek olduğu, çocuk sayısı arttıkça psikolojik sağlamlığın azaldığı ve sosyal güvencesi olmayanların daha düşük psikolojik sağlamlık seviyelerine sahip olduğu saptanmıştır. Fiziksel rahatsızlıkları olan bakım verenlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam kalitesinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Bakım sürecinde finansal sorun yaşayan ve sosyal yaşantısında değişiklik olan bakım verenlerin, psikolojik sağlamlık ile yaşam kalitesi düzeyleri düştüğü belirlenmiştir. Sonuç olarak, bakım verenlerin psikolojik sağlamlığı arttıkça yaşam kalitelerinin arttığı saptanmıştır. Öneriler; bakım verenlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam kalitesini iyileştirmek için sosyal güvence ve finansal durumlarını iyileştirici önlemler alınabilir. Ayrıca bakım süresi ve bakım verenlerin sorumluluklarıyla ilgili yaşanan olumsuz etkileri azaltmak için psikolojik destek programları ve eğitimler düzenlenebilir. Anahtar Kelimeler: Kanser, Bakım Veren, Hasta Yakını, Psikolojik Sağlamlık, Yaşam Kalitesi

Sare Hümeyra Eğri
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarına bakım veren hasta yakınlarının algıladığı sosyal destek ve bakım verme yükü

Amaç: Palyatif bakım sürecinin hasta yakınları için psikolojik, fiziksel, ekonomik ve sosyal açıdan zorlanmaları beraberinde getirdiği bilinmektedir. Palyatif bakım sürecindeki hastaya bakım veren hasta yakınlarının hastanın semptomlarını kontrol etme, hasta güvenliğini sağlama, sorun çözme, karar verme, destek verme, kriz anlarını yönetme gibi komplike görevleri vardır. Bu süreçte hasta yakınlarının algıladığı sosyal destek, bakım verme sürecinde hissettikleri bakım yükü ile yakından ilişkili olup, hayati önem arz etmektedir. Yapmayı planladığımız bu tez çalışmasında palyatif bakım hastalarına bakım veren aile bireylerinin yukarıda belirtilen sorunlar ve bakım verme yükünün, algıladıkları sosyal destek ile arasındaki ilişki çok boyutlu olarak araştırılacaktır. Bu çalışma ile palyatif bakımda, bakım veren kişinin algıladığı sosyal desteğin bakım verirken yaşadığı sorunlar ve bakım verme yükü üzerindeki önemi değerlendirilerek çalışmanın palyatif bakımdaki hastalara bakım veren aile bireylerine yaklaşımda yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Yöntem: Bu araştırma Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezi' nde yatan hastası olan ve bu hastaya bakım veren hasta yakınlarının algıladığı sosyal desteğin bakım yükü ile ilişkisini incelemek amacı ile tanımlayıcı ve kesitsel olarak Aralık 2024-Haziran 2025 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Palyatif Bakım Uygulama ve Araştırma Merkezindeki hasta yakınları ile yapılmıştır. Palyatif bakım hastalarına bakım veren hasta yakınlarının algıladığı primer olarak sosyal desteklerinin ölçüldüğü çalışmada %80 güç, %5 yanılma payı ve 0,23'lük (Eker,Akar ve Yaldız, 2001) etki büyüklüğü ile toplamda araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 75 hasta yakını ile çalışılmıştır. Araştırmada, Kişisel Bilgi Formu, İnci ve Erdem (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Bakım Verme Yükü Ölçeği, Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Gözden Geçirilmiş Formu kullanılarak değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada nicel değişkenler ortalama, standart sapma ile nitel değişkenler frekans ve yüzde kullanılarak sunulmuştur. Nicel değişkenlerin gruplara göre dağılımların farklılıkları iki grup olduğunda İki Ortalama Arasındaki farkın önemlilik testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi ile aranmıştır. Nitel değişkenleri için çapraz tablolar oluşturularak ilgili değişkenler arasındaki ilişkiler için Ki-kare testleri kullanılmıştır. p değerleri 0.05'in altında hesaplandığında istatistiksel olarak önemli kabul edilmiştir. Hesaplamalar hazır istatistik yazılımı ile yapılmıştır. (IBM SPSS Statistics for Windows, Version 27.0. Armonk, NY: IBM Corp). Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 75 hasta yakınının %56'sının kadın, örneklem grubun yaş ortalamasının 49,24 yıl, %52'sinin evli, %30'unun üniversite mezunu, %49.3'ünün çalıştığı, %36'sının maddi durumunun iyi, %40'nın maddi durumunun orta ve %24'ünün maddi durumunun düşük olduğu, %69'unun ise daha önce başka bir hastaya bakım vermediği saptanmıştır. Yaptığımız çalışmada p<0,05 ifadesi bulgunun istatiksel olarak anlamlı olduğunu belirtmektedir. Çalışmamızda hasta yakınlarının çok boyutlu algıladıkları sosyal destek puanı 56,37±19,017 olarak, bakım verme yükü puanı ise; 40,79±13,746 olarak bulunmuştur. Çalışmayan bireylerin bakım yükünün, çalışan bireylerin bakım yükünden büyük olduğu bulunmuştur (p=,009<0,05). Evli bireylerin özel bir insandan ( akraba, komşu, doktor, flört) aldıkları sosyal destek bekar bireylere göre fazla olduğu saptanmıştır (p=,034<0,05). Evli bireylerin algıladıkları sosyal desteğin bekar bireylere göre daha fazla olduğu bulunmuştur (p=,005<0,05). Maddi durum olarak geliri giderinden az olan hasta yakınlarının bakım yükünün daha fazla olduğu saptanmıştır (p=,013<0,05). Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile Bakım Verme Yükü Ölçeği toplam puanları arasında anlamlı korelasyon bulunmamıştır (r= -0,064, p>0,05). Sonuç: Palyatif bakım hastalarına bakım veren hasta yakınlarının algıladıkları çok boyutlu sosyal destek ve bakım yükü arasında toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ancak ölçeklerdeki diğer değişkenlerden ve alt ölçek boyutlarından saptanan sonuçların literatüre katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Palyatif Bakım, Bakım Yükü, Sosyal Destek

Algılanan sosyal destek
Yağmur Yetişgin
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi palyatif bakım servisine yatan hastalarda basınç yarası prevelansı ve risk faktörleri ile ilişkisi

Araştırma, retrospektif olarak, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın amacı; Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Palyatif Bakım Servisinde yatan hastaların basınç yarası prevelansının ve basınç yarası gelişiminde rol oynayabilecek risk faktörlerinin belirlenmesidir. Palyatif bakım hastalarının basınç yarası prevelansı hesaplanıp, risk faktörleri değerlendirilerek hastaların yaşam ve bakım kalitesini artırmak ve literatüre önemli bir katkı sağlamak amaçlanmıştır. Ayrıca palyatif bakıma başvuran hastaların sosyo-demografik özelliklerinin tanımlanması, Braden Basınç Yarası Risk Değerlendirme Skalası ile basınç yarası riski, mevcut basınç yarasının özelliklerinin ve risk faktörleri ile olan ilişkisinin değerlendirilmesi de amaçlanmıştır.01.04.2018 ve 30.11.2023 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Palyatif Bakım Servisinde yatarak tedavi edilen 1942 hasta içerisinden değerlendirmeye alınan basınç yarası bulunan 128'i kadın, 151'i erkek olan 279 hasta üzerinden yapılmıştır. Tanımlayıcı analizler çalışma gruplarının genel özellikleri hakkında bilgi vermek amacı ile yapılmıştır. Kategorik değişkenlere ilişkin veriler ise n(%) şeklinde; sürekli değişkenlere ait veriler ortalama±standart sapma şeklinde verilmektedir. Nicel değişkenlerin gruplar arasındaki ortalamalarını karşılaştırırken "İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi"nden yararlanılmaktadır. Nitel değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için çapraz tablolardan ve ki-kare testlerinden yararlanılmıştır. Pearson korelasyon katsayısı nicel değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kullanılmıştır. SPSS 22.0 istatistik programı yazılım için kullanılmıştır. Bulunan analizde p değerleri 0.05'den küçük hesaplandığında istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular ve sonuçlar; Basınç yarası insidansı %14.36 olarak tespit edilmiştir. Basınç yarası bulunan hastaların 217 (%77.8)'si servise kabul edildiğinde basınç yarası vardır 62 (%22.2) hastada ise serviste yatarken oluşmuştur. Hastanın yaşı, tıbbi araç ve girişimsel işlem durumu, beslenme şekli, üriner ve fekal boşaltım durumu, komorbite durumu mobilite durumu, bilinç durumu, primer tanısı, basınç yarası gelişmesinde rol alan risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Elde ettiğimiz veriler ve sonuçlar doğrultusunda 'kişinin immobilitesi arttıkça risk faktörleri artmakta, bununla birlikte Braden Basınç Yarası Risk Değerlendirme Skalası puanı yükselmekte ve basınç yarası oluşumu artmaktadır' hipotezimiz de desteklenmiştir. Basınç Yarasında Risk Değerlendirmenin önemini gösteren çalışmamız sonucunda, Palyatif Bakım Servislerinde hastalara risk değerlendirmenin mutlaka yapılması ve basınç yarası oluşmasını önleyici girişimlerin planlanıp, uygulanması ve değerlendirilmesini, bu birimlerde çalışan hemşirelere ve ekibe basınç yarası riskleri, değerlendirme kriterleri ve basınç yarası bakımına ilişkin düzenli birim içi ve kurum içi eğitimler verilmesi önerilmektedir.

Hospis ve palyatif bakım hemşireliği
Tuğba Özdursun Karaca
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım alan kanser hasta yakınlarının bakım yükü ve tükenmişlik düzeyleri ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki

PALYATİF BAKIM ALAN KANSER HASTA YAKINLARININ BAKIM YÜKÜ VE TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİ İLE YAŞAM KALİTESİ ARASINDAKİ İLİŞKİ ÇAM, Betül Yüksek Lisans, Palyatif Bakım Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Rıza ÇITIL Ağustos 2025, xiii+ 88 sayfa Bu çalışmada palyatif bakım alan kanser hastalarına bakım veren hasta yakınlarının bakım yükü ve tükenmişlik düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişki araştırıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki çalışmanın evrenini Temmuz-Aralık 2024 tarihleri arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Palyatif Bakım ve Medikal Onkoloji birimlerinde tedavi gören kanser hastalarına bakım veren hasta yakınları oluşturdu. Çalışmanın örneklemi ise bu birimlerde tedavi gören kanserli hastalara birincil bakım veren 18 yaş ve üzerindeki bireylerden oluştu. Minimum örneklem büyüklüğünü belirlemek için G*Power 3.1.9.7 programı kullanılarak yapılan güç analizine göre %95 istatistiksel güç, 0.05 hata payı ve 0.25'lik etki büyüklüğü ile çalışmaya dahil edilmesi gereken örneklem sayısı 164 olarak hesaplandı, çalışmaya 144 kanser hasta yakını katıldı (katılım oranı %87,8). Verilerin toplanması amacıyla katılımcılara Hasta Bilgi Formu, Hastaya Bakım Veren Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (ZBVYÖ), Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36 YKÖ) yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulandı. Verilerin analizinde SPSS Statistics Version 22.0 istatistik paket programı kullanıldı. Tanımlayıcı veriler sayı (n), yüzde (%) ve ortalama±standart sapma ile gösterildi. Gruplar arası karşılaştırmalarda Ki-kare testi, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Ölçekler arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizi yapıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alındı. Bakım veren katılımcıların %52,1'i (n=75) kadın, yaş ortalamaları 48,48±14,38 yaş idi. Katılımcıların günlük bakım süresi 11,13±8,57 saat, %31,3'ü 1 ay-6 ay arası süredir bakım vermekte ve büyük çoğunluğu (%85,4) hastanın birinci derece yakını idi. Çalışmaya katılan kanser hastalarının %50,7'si (n=73) erkek, yaş ortalamaları 64,45±12,77 yaş idi. Hastaların yatağa bağımlılık düzeyine göre %20,1'inin yerinden kalkmakta zorlandığı ve desteksiz şekilde yürüyemediği, %9,7'sinin ise yerinden hiç kalkamadığı saptandı. Palyatif bakım alan kanser hastalarına bakım veren bireylerin %31,9'unun hafif, %18,8'inin orta ve %8,3'ünün ise ağır düzeyde bakım yükü olduğu, katılımcıların %59,0'unun düşük, %15,3'ü orta ve %25,7'si yüksek düzeyde duygusal tükenme yaşadıkları, %75'inin düşük, %11,8'inin orta ve %13,2'sinin ise yüksek düzeyde duyarsızlaşma yaşadığı, %70,1'inin yüksek, %18,8'sinin orta ve %11,1'inin düşük düzeyde kişisel başarı algısına sahip oldukları tespit edildi. Cinsiyete göre kadınlarda bakım yükü (p=0,007), duygusal tükenme (p<0,001) ve duyarsızlaşma (p=0,018) anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Hastanın yatağa bağımlılık düzeyi arttıkça bakım verenlerin bakım yükü ve tükenmişlik düzeylerinin anlamlı şekilde arttığı (p<0,001), bakım yükü arttıkça bireylerin tükenmişlik düzeyinin de arttığı, yaşam kalitelerinde ise özellikle enerji düzeyi, ruhsal sağlık ve genel fiziksel/mental sağlık bileşenlerinde anlamlı düşüşler saptandı. Kadın olmak, düşük gelir ve düşük eğitim düzeyinde olmak, bakım süresinin uzun olması ve hastanın semptomlarının artmasının hasta yakınlarının algıladıkları bakım yükü ve tükenmişlik düzeylerini artırırken yaşam kalitelerini düşürdüğü saptandı. Bu bulgular, bakım veren bireylerde artan bakım yükü ve tükenmişliğin yaşam kalitesinde önemli düşüşlere yol açtığını ortaya koymaktadır. Bakım veren bireylere psikososyal destek sağlanması, bakım becerilerinin artırılmasına yönelik eğitimler verilmesi ve sağlık sisteminde bakım vereni de kapsayan bir yaklaşım geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Palyatif bakım, Kanser, Hasta yakını, Bakım yükü, Tükenmişlik, Yaşam kalitesi.

Palyatif bakım
Betül Çam
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00