
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Niğde ekolojik koşullarında farklı sulama düzeylerinin lavanta (Lavandula officinalis) bitkisi gelişimine ve yağ kalitesi üzerine etkilerinin araştırılması
This research was conducted in 2022 and 2023 in the application and research area in the open field of Niğde Ömer Halisdemir University Faculty of Agricultural Sciences and Technologies. A drought trial established on Lavandula officinalis plant, which includes 4 different irrigation levels (100% Irrigation, 66.6% Irrigation, 33.3% Irrigation, 0% Irrigation), 1 The experiment was created in a randomized block design with 3 replications and 45 plants in each replication. The research was conducted on lavandula plants planted in May 2018. Cow manure was given once after planting in 2018 and twice in 2019-2022. Cow manure applied once after weeding control, 1500gr/plant same for all plants. In terms of irrigation levels, since IRR 1 (100%), IRR 2 (66,6%) and IRR 3 (33,3%) and IRR 4 (0%) are statistically in the same group in many parameters, IRR-3 (33.3% ) irrigation level has been suggested considering the irrigation water saving. The aim of this study, which is planned and applied to measure the response of Lavandula plant to determine plant development and oil quality in field conditions and to determine the effectiveness of drought applications on plant growth and some physiological stress parameters with the application of different irrigation levels. When the data obtained in the research were examined, it was found that growing environments and irrigation levels had an effect on the physiological development of lavender. As a result of the research, it was determined that Lavandula could be grown successfully with less irrigation and fertilization in the Niğde region.
Efficacy of neem seed oil, methyl jasmonate and methyl cellulose on teh cold storage life of quality parameters, and their anti-fungal activities on teh Vitis vinifera L. cv. Sultan seedless grape
Grapes are susceptible to loss of antioxidants and nutrients, fungal infection, and rot after harvest. In dis research, neem seed oil, methyl jasmonate and methylcellulose were used against Vitis vinifera L. cv. Cold storage time, quality parameters and their TEMPTEMPTEMPeffectiveness on antifungal activities of Sultani seedless grape variety were investigated. After harvest, the grapes were subjected to 7 separate coating processes, unlike the control group. These; 0.5%, 2%, 8% and 32% neem seed oil (NSO), 100μL methyl jasmonate (MeJA), 1% methylcellulose (MC), 1% MC + (0.5%, 2%, 8% and 32% NSO, 100μL MeJA + (0.5%, 2%, 8% and 32%) NSO and 1% MC + 100μL MJ. Tan, the applied products were stored at 0.5°C and 95% relative humidity for 60 days. TEMPhas been made. Applications at different concentrations were TEMPTEMPTEMPeffective compared to the control. Less rot (3.1%), weight loss (0.32%) and color changes (8.50%) were detected in 32% of NSOMC-treated fruits compared to other treated grapes and the control. The amount of water-soluble total dry matter (TSDM) and titratable acidity level of grapes treated wif 32% NSOMC were preserved compared to the initial rate, and the lowest average pH value was measured as 3.44. While it was determined that grapes treated wif 32% NSOMJ had the highest phenolic compound average, it was determined that the antioxidant activities of grapes treated wif 32% NSOMC decreased. Our research findings suggest that application of neem seed oil along wif methylcellulose and methyl jasmonate could be a safe and TEMPTEMPTEMPeffective commercial treatment to extend the shelf life of Sultani Seedless grape.
Evaluation of dsRNAs targeting different genes in control of Colorado potato beetle (Leptinotarsa decemlineata)
RNA interference (RNAi) serves as a versatile genetic tool capable of selectively inhibiting the expression of specific genes, providing a promising avenue for preventing crops from being infested by insect pests and diseases. In this study, RNAi was employed to investigate its effects on the Colorado Potato Beetle (Leptinotarsa decemlineata Say). The double-stranded RNAs (dsRNAs) were synthesized using L4440 vector in Escherichia coli HT115 strain to silence the L. decemlineata Vacuolar ATPase (V-ATPase), Ultraspiracle protein (USP), and Ecdysone receptor (EcR) mRNAs which are essential for a range of physiological and developmental processes. The results revealed that RNAi increased mortality rates, significant effects on larval weight gain, reduced foliage consumption, and suppression of egg-laying behavior in L. decemlineata. The targeted downregulation of gene expression, as evidenced by reduced mRNA levels, confirmed the efficacy of RNAi. Additionally, combining dsUSP and dsEcR showed a synergistic effect, demonstrating the greatest mortality rate recorded at 90% in larvae, with 88% reduction in the number of laid eggs compared to their individual applications in feeding bioassays. This study shows that employing RNAi technology has the potential to effectively control this devastating potato pest by providing a targeted approach to suppress its population. Keywords: RNA interference, feeding bioassay, mortality, mRNA level, synergism
Bazı yerli ve yabancı ceviz (Juglans regia L.) çeşitlerinin uşak ekolojik koşullarına adaptasyonu
Bu araştırma, 7 yabancı ve 6 yerli çeşit ve genotipin adaptasyon yeteneklerini belirlemek amacıyla Uşak ilinde 7 x 8 m dikim aralığında kurulan üretici bahçesinde 2017 yılında yürütülmüştür. Araştırmada çeşit ve genotiplerin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikleri incelenmiştir. Araştırmada Balkal genotipi haricinde yerli çeşit ve genotipler yabancı ceviz çeşitlerine göre erken yapraklanmıştır. Çeşitlerde en erken yapraklanma Şebin (27 Mart-4 Nisan) ve Oğuzlar-77 (28 Mart-4 Nisan ), en geç yapraklanma ise Cisco (25-29 Nisan) ve Balkal (24-30 Nisan) çeşitlerinde tespit edilmiştir. Çeşit ve genotiplerin çoğu protandri özellik gösterirken, Oğuzlar-77 çeşidi ile Arslan-1 genotipinin protogeni, Kaman-1 çeşidinin ise homogami özellik taşıdığı gözlemlenmiştir. Çeşit ve genotiplerin yan dallarda meyve verimleri %10 (Balkal) ile %90 (Pedro) arasında değişiklik göstermiştir. Pomolojik araştırmaların yapıldığı 13 çeşit ve genotip için kabuklu meyve ağırlığı 10.23 (Oğuzlar-77) – 15.28 gr (Arslan-1), iç ağırlığı 4.38 (Pedro) – 8.16 gr (Arslan-1), randıman %34.96 (Cisco) – 59.70 (Şebin), kabuk kalınlığı 1.61 (Oğuzlar-77) – 2.78 mm (Cisco) arasında belirlenmiştir. Geç yapraklanma, yan dallarda yüksek oranda meyve verme ve yüksek meyve kalitesi açısından Tulare çeşidi haricinde yabancı çeşitlerin tamamı yerli çeşit ve genotiplerden daha yüksek puanlara sahip olmuştur.
Bazı yerli ve yabancı ceviz (Juglans regia L.) çeşitlerinin uşak ekolojik koşullarına adaptasyonu
Bu araştırma, 7 yabancı ve 6 yerli çeşit ve genotipin adaptasyon yeteneklerini belirlemek amacıyla Uşak ilinde 7 x 8 m dikim aralığında kurulan üretici bahçesinde 2017 yılında yürütülmüştür. Araştırmada çeşit ve genotiplerin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özellikleri incelenmiştir. Araştırmada Balkal genotipi haricinde yerli çeşit ve genotipler yabancı ceviz çeşitlerine göre erken yapraklanmıştır. Çeşitlerde en erken yapraklanma Şebin (27 Mart-4 Nisan) ve Oğuzlar-77 (28 Mart-4 Nisan ), en geç yapraklanma ise Cisco (25-29 Nisan) ve Balkal (24-30 Nisan) çeşitlerinde tespit edilmiştir. Çeşit ve genotiplerin çoğu protandri özellik gösterirken, Oğuzlar-77 çeşidi ile Arslan-1 genotipinin protogeni, Kaman-1 çeşidinin ise homogami özellik taşıdığı gözlemlenmiştir. Çeşit ve genotiplerin yan dallarda meyve verimleri %10 (Balkal) ile %90 (Pedro) arasında değişiklik göstermiştir. Pomolojik araştırmaların yapıldığı 13 çeşit ve genotip için kabuklu meyve ağırlığı 10.23 (Oğuzlar-77) – 15.28 gr (Arslan-1), iç ağırlığı 4.38 (Pedro) – 8.16 gr (Arslan-1), randıman %34.96 (Cisco) – 59.70 (Şebin), kabuk kalınlığı 1.61 (Oğuzlar-77) – 2.78 mm (Cisco) arasında belirlenmiştir. Geç yapraklanma, yan dallarda yüksek oranda meyve verme ve yüksek meyve kalitesi açısından Tulare çeşidi haricinde yabancı çeşitlerin tamamı yerli çeşit ve genotiplerden daha yüksek puanlara sahip olmuştur.
Farklı yaşlandırma testlerine tabi tutulmuş amarant tohumlarının kuraklık stresi altında çimlenme performansının belirlenmesi
Tahıl Amaranth yüksek oranda protein, karbonhidrat ve lipid içeriklerinden dolayı son zamanlarda tüketicilerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu çalışmada ise 40 oC' de ve % 18 ve % 24 nem oranlarında kontrollü bozulma ve 40, 45 ve 50 oC de hızlı yaşlandırma testlerine 24, 48, 72 ve 96 saat farklı sürelerde tabi tutulan tohumlar in vitro koşullarında çimlenmeye alınarak yürütülmüştür. Kültürlerin günlük çimlenme sayımları ve 21' inci günde farklı morfolojik ve fiziyolojik parametrelerin ölçümü yapılarak uygun yaşlandırma testi ve süresi belirlenmiştir. Daha sonra yaşlanmayan ve yaşlanan Amaranth tohumlarının in vitro koşullarında kontrol, % 10, % 20 ve % 30 PEG içeren ortamlarda kültüre alınarak kuraklık stresine karşı tepkimeleri belirlenmiştir. Sonuçlara göre 45 oC' de yapılan hızlı yaşlandırma testinde uygulama sürelerin artması ile çimlenme oranında % 20 azalış, çimlenme zamanında yaklaşık 4 günlük artış görülürken, ölçülen diğer parametrelerde değişken bir azalış izlenmiş amaca yönelik uygun test olarak değerlendirilmiştir. Kuraklık stresi sonuçlarına göre yaşlanmayan ve yaşlanan tohumların çimlenmesi sadece % 10 PEG ortamında görülmüştür. Yaşlanma olmayan tohumlarda canlılık % 20, yaşlanan gruplarda ise yaklaşık % 50 azalma belirlenirken, kök uzunluğu yaşlanmayan ve 40 oC de yaşlanan gruplarda %10 PEG uygulamasında artış ancak 45 oC de yaşlanan grupta azalış görülmüştür.
Farklı yaşlandırma testlerine tabi tutulmuş amarant tohumlarının kuraklık stresi altında çimlenme performansının belirlenmesi
Tahıl Amaranth yüksek oranda protein, karbonhidrat ve lipid içeriklerinden dolayı son zamanlarda tüketicilerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu çalışmada ise 40 oC' de ve % 18 ve % 24 nem oranlarında kontrollü bozulma ve 40, 45 ve 50 oC de hızlı yaşlandırma testlerine 24, 48, 72 ve 96 saat farklı sürelerde tabi tutulan tohumlar in vitro koşullarında çimlenmeye alınarak yürütülmüştür. Kültürlerin günlük çimlenme sayımları ve 21' inci günde farklı morfolojik ve fiziyolojik parametrelerin ölçümü yapılarak uygun yaşlandırma testi ve süresi belirlenmiştir. Daha sonra yaşlanmayan ve yaşlanan Amaranth tohumlarının in vitro koşullarında kontrol, % 10, % 20 ve % 30 PEG içeren ortamlarda kültüre alınarak kuraklık stresine karşı tepkimeleri belirlenmiştir. Sonuçlara göre 45 oC' de yapılan hızlı yaşlandırma testinde uygulama sürelerin artması ile çimlenme oranında % 20 azalış, çimlenme zamanında yaklaşık 4 günlük artış görülürken, ölçülen diğer parametrelerde değişken bir azalış izlenmiş amaca yönelik uygun test olarak değerlendirilmiştir. Kuraklık stresi sonuçlarına göre yaşlanmayan ve yaşlanan tohumların çimlenmesi sadece % 10 PEG ortamında görülmüştür. Yaşlanma olmayan tohumlarda canlılık % 20, yaşlanan gruplarda ise yaklaşık % 50 azalma belirlenirken, kök uzunluğu yaşlanmayan ve 40 oC de yaşlanan gruplarda %10 PEG uygulamasında artış ancak 45 oC de yaşlanan grupta azalış görülmüştür.