Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Fakülte

Diş Hekimliği Fakültesi

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

6

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

6 Tez
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Tedavi süresince bekleyen sodyum hipoklorit solüsyonunda zamana bağlı kimyasal değişimlerin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı endodontide en sık kullanılan sodyum hipoklorit (NaOCl) solüsyonunun farklı sürelerle açıkta bekletilmesinin pH, aktif klor miktarı ve yüzey gerilim değerleri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Her bir grup için 10 adet şeffaf kap içerisine 20'şer ml taze NaOCl koyuldu. 1. Grupta solüsyon bekletilmeden ölçümler yapıldı (kontrol grubu), ikinci ve üçüncü gruplarda ise NaOCl solüsyonları sırasıyla 1 ve 2 saat sürelerle açıkta bekletildikten sonra aynı ölçümler yapıldı. Tüm gruplarda pH ölçümleri için dijital pH ölçüm cihazı, yüzey gerilim ölçümleri için Traube stalogmometresi ve aktif klor içeriklerinin belirlenmesi için iyodometrik titrasyon kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizinde, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırmalar için Duncan testlerinden faydalanıldı. Solüsyonların pH değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu gözlendi (p0.05). Bir saat ve iki saat bekletilen solüsyonların pH değerlerinin taze solüsyonunkinden anlamlı düzeyde düşük olduğu; yine iki saat bekletilen solüsyonun pH'ının bir saat bekletilene göre önemli düzeyde düşmüş olduğu belirlendi (p0.05). Yüzey gerilimi değerleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. Gruplar aktif klor miktarları açısından değerlendirildiğinde, taze örneklerle bir saat bekletilen örnekler arasında fark görülmezken (p0.05), iki saat bekletilen örneklerdeki aktif klor miktarının hem taze hem de bir saatlik örneğe göre anlamlı düzeyde artmış olduğu belirlendi (p0.05). Bu çalışma koşullarında, NaOCl solüsyonunun bekleme süresi arttıkça pH değerinin düştüğü, aktif klor miktarının arttığı, yüzey geriliminin ise değişmediği sonucuna ulaşıldı. Anahtar kelimeler: Aktif klor, İyodometrik titrasyon, pH, Sodyum hipoklorit, Traube stalogmometresi, Yüzey gerilimi

Elif Baştuğ Güven
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2024
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Kök kanal tedavili molar dişlerin başarısını etkileyen faktörlerin apikal periodontitis ile ilişkisinin değerlendirilmesi: Retrospektif bir çalışma

Bu çalışmada konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanılarak Türk popülasyonunda endodontik tedavi görmüş maksiller ve mandibular molar dişlerde kök kanal tedavisinin kalitesi, apikal periodontitis prevalansı ve tedavi kalitesinin periapikal duruma etkisi değerlendirilmiştir. 282 hastanın (18-50 yaş arası) 396 endodontik tedavili maksiller ve mandibular birinci ve ikinci molar dişlerinin KIBT görüntüleri aksiyal, sagittal ve koronal kesitlerde incelenmiştir. Kanal dolgu uzunluğu, homojenlik, koronal restorasyon ve komplikasyonlar dahil olmak üzere endodontik tedavinin kalitesi ve lezyon boyutu, köke ilişkisi ve kemik yıkımının yeri gibi periapikal durum periapical and endodontic status scale (PESS) e göre değerlendirilmiştir. Veriler istatistiksel olarak Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, Yates düzeltmesi, Fisher-Freeman-Halton ve Pearson Ki-Kare testleriyle analiz edilmiştir. Dişlerin %57,6'sında apikal periodontitis tespit edilmiştir. Endodontik tedavi kalitesi periapikal lezyonun varlığı, boyutu, kökle ilişkisi ve kemik yıkım yeri ile ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Dolgu maddesinin radyografik apeksten 2 mm uzakta olması (%51,1), kök kanalı dolgu homojenliğinin yetersiz olması (%77,5), koronal restorasyonun yetersiz olması (39,2), kök perforasyonu (%7.5) ve kök kanal tedavisinde kaçırılan kanalların varlığı (43,2) apikal periodontitis sıklığını arttırmıştır (p<0,05). Kök kanal dolgusu kısa olduğunda, 5 mm'den geniş lezyonlar daha sık görülürken, kanal dolgu homojenliği ve koronal restorasyon yetersizliğinde bu geniş lezyonlara ek olarak kortikal kemik yıkımı ve furkasyon lezyonlarının daha sık ortaya çıktığı tespit edilmiştir (p<0,05). Perforasyon ve kaçırılan kanal durumlarında ise lezyonlar genellikle 3 mm'den küçük, tek kökte sınırlı ve kök çevresiyle ilişkili bulunmuştur. Ayrıca bu çalışma endodontik tedavi kalitesinin, periapikal lezyonun varlığı, boyutu, kökle ilişkisi ve kemik yıkımı üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi, Apikal Periodontitis, Periapikal Lezyon, Kök Kanal Tedavisinde Başarısızlık, Tekrarlayan Kök Kanal Tedavisi

Pelinsu Şahin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2024
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Sonik ve ultrasonik irrigasyon aktivasyon derinliğinin apikal debris ekstrüzyonuna etkisi: İn Vitro çalışma

Bu tez çalışmasının amacı, pasif ultrasonik (PUI) ve sonik (EDDY) aktivasyon sistemlerinin farklı derinliklerde kullanımının apikal debris ekstrüzyonu üzerindeki etkisini karşılaştırmaktır. Tüm örnekler, kullanılacak aktivasyon yöntemine göre rastgele üç gruba ayrılmış ve her grup, uygulanacak aktivasyon derinliğine göre iki alt gruba ayrılmıştır (n=15): Grup 1a: EDDY-1 mm, Grup 1b: EDDY-2 mm, Grup 2a: PUI-1 mm, Grup 2b: PUI-2 mm, Grup 3a: Geleneksel-1 mm, Grup 3b: Geleneksel-2 mm. Tüm örneklerde irrigasyon solüsyonu olarak distile su kullanılmıştır. Ekstrüze olan debris ve irrigasyon solüsyonu Eppendorf tüplerinde toplanarak, tüpler 70°C'de 5 gün inkübe edilmiştir. Net debris ağırlıkları deney öncesi ve sonrası hassas terazide tartılarak belirlenmiştir. Normal dağılıma uygunluk Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiş, apikal debris ekstrüzyonu değerlerinin aktivasyon yöntemi ve derinliğe göre karşılaştırılmasında ise iki yönlü ANOVA testi uygulanarak çoklu karşılaştırmalar Bonferroni testi ile analiz edilmiştir. Önem düzeyi p<0,050 olarak alınmıştır. Sonuçlara göre EDDY, PUI'ye kıyasla anlamlı derecede daha fazla apikal debris ekstrüzyonuna neden olmuştur (p<0,001). Ayrıca, apeksten 1 mm uzaklıktan yapılan aktivasyonun, 2 mm uzaklıktan yapılan aktivasyona kıyasla daha fazla debris taşırdığı belirlenmiştir (p<0,001). Ancak, her bir aktivasyon yöntemi içinde derinlikler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p=0,768). PUI her iki penetrasyon derinliği için de EDDY'den daha az debris taşırmıştır.

Züleyha Baş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2025
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Türkiye'de düzenli yayın yapan diş hekimliği dergilerindeki ortodonti yayınlarının bibliyometrik analizi

Bu çalışmanın amacı, son 15 yılda düzenli yayın yapan ulusal kaynaklı diş hekimliği dergilerindeki ortodonti yayınlarının bibliyometrik analizinin yapılmasıdır. Bu çalışmada 2005-2019 yılları arasında Türkiye'de düzenli yayın yapan diş hekimliği fakültelerinin dergileri, Türkiye Klinikleri Diş Hekimliği Bilimleri Dergisi ve Türk Ortodonti Dergisi (TOD)'ndeki ortodonti yayınları bibliyometrik açıdan incelenmiştir. Ortodonti yayınlarının yarısına yakınının TOD'da yayınlandığı ve toplam yayın sayısının yıllara göre dağılımında ise en yüksek sayının 2010-2014 yılları arasında olduğu saptanmıştır. Yayınlar tür yönünden incelendiğinde tüm dergilerde yayınların en fazla orijinal araştırma, en az ise olgu sunumu şeklinde olduğu görülmüştür. Yayınlar sorumlu yazarın ünvanı yönünden incelendiğinde TOD'daki yayınlarda, ünvanı Doç. Dr. ve Dt. olan yazarların oranı daha düşük iken, ünvanı Yrd. Doç. Dr. / Dr. Öğr. Ü. olan yazarların oranının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ortodonti yayınlarına en çok katkıda bulunan üniversiteler Gazi Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi olurken, en fazla yayın yapan yazarların Türkiye'den sonra Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Azerbaycan ve Brezilya'dan olduğu belirlenmiştir. Yıllara göre toplam ortodonti yayın sayıları incelendiğinde yıllar arttıkça ortodonti yayın sayılarının da arttığı görülmüştür. Bölümler arası multidisiplinerlikte, ortodonti ile en fazla çalışma yapan bölümlerin, ağız diş ve çene cerrahisi, pedodonti ve protetik diş tedavisi olduğu ve TOD'daki yayınlarda ortodontistlerin daha çok farklı kurumlardaki ortodontistlerle çalışmayı tercih ettiği, aynı kurumda ve farklı bölümlerde uzmanlaşmış diş hekimleriyle daha az çalışma yaptıkları saptanmıştır. Sonuç olarak ülkemizde ortodonti alanındaki yayınların farklı özellikler bakımından incelenebilmesi için ulusal ve uluslararası ortodonti yayınlarının bibliyometrik analizinin yapılmasına ihtiyaç vardır.

BibliyometriBibliyometrik çözümlemeDergiler+3
Gönül Dinç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı final irrigasyon aktivasyon sistemlerinin kanal içi medikamentlerin dentin tübül penetrasyonuna etkisinin konfokal lazer mikroskop ile incelenmesi

Bu tez çalışmasının amacı; dört farklı final irrigasyon aktivasyon yönteminin iki farklı kanal içi medikamentin dentin tübül penetrasyon derinliğine etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmada kullanılan 96 adet insan mandibular premolar diş kök boyları 12 mm olacak şekilde standardize edilmiştir. Kökler Protaper Next döner eğe sistemiyle X3'e kadar şekillendirilmiş, kök kanalları her eğe değişiminde 2 mL %5,25 NaOCl solüsyonuyla irrige edilmiştir. Şekillendirilmiş kökler final irrigasyon aktivasyon sistemlerine göre dört gruba ayrılmıştır: Grup 1;EndoActivator, Grup 2;XP-endo Finisher, Grup 3;Pasif ultrasonik irrigasyon, Grup 4;Geleneksel iğne irrigasyonu grubu. Örneklerin final irrigasyonu 5 mL %5,25 NaOCl ve 5 mL %17 EDTA solüsyonunun 1'er dakika boyunca aktive edilmesiyle bitirilmiştir. Her grup yerleştirilecek kanal içi medikamente göre iki alt gruba ayrılmıştır: Alt grup A;Ca(OH)2 ve Alt grup B;mTAP. %0,1 Rhodamine B eklenmiş Ca(OH)2 ve mTAP kök kanallarına yerleştirilmiş ve kanal ağızları geçici dolgu materyaliyle kapatılmıştır. 24 saat %100 nemde bekleyen kökler akrilik bloklara sabitlenmiş ve kesit alınması için izomet kesme cihazına bağlanmıştır. Örneklerden; uzun aksa dik olacak şekilde apikalden koronale doğru 2, 5 ve 8 mm uzaklıklarda 1 mm kalınlığında kesitler alınmıştır. 288 kesitten konfokal lazer mikroskop ile 4x büyütmede görüntüler alınmış ve Zeiss LSM Image Browser v.4.2.0 programına aktarılmıştır. Programın imaj araçları yardımıyla dentin tübül penetrasyon yüzdesi ve maksimum penetrasyon derinliği hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi three way ANOVA ile yapılmıştır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda; EndoActivator, XP-endo Finisher ve PUI aktivasyon yöntemlerinin tümünün geleneksel iğne irrigasyonuna göre kanal içi medikamentlerin dentin tübül penetrasyonunu anlamlı düzeyde arttırdığı (p<0,05); XP-endo Finisher ile irrigasyon aktivasyonun ise her iki kanal içi medikament için de en yüksek dentin tübül penetrasyon yüzdesi ve maksimum penetrasyon derinliği değerlerini gösterdiği tespit edilmiştir. Koronal bölgede kanal içi medikamentlerin dentin tübül penetrasyon yüzdesi ve maksimum penetrasyon derinliğinin apikal bölgeye göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). mTAP Ca(OH)2'e göre daha yüksek dentin tübül penetrasyon yüzdesi gösterirken (p<0,05); maksimum penetrasyon derinliği bakımından kanal içi medikamentler arasında anlamlı düzeyde bir farklılığa rastlanmamıştır (p=0,948). Bu çalışmada hiçbir final irrigasyon sisteminin kanal içi medikamentlerin dentin tübül penetrasyonunu %100 sağlamadığı fakat gruplar arasında dentin tübül penetrasyonunu en çok arttıran sistemin XP-endo Finisher eğe olduğu bulunmuştur.

Dental restorasyonDentinKök kanal tedavisi+3
Elif Akkol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
Diş Hekimliği UzmanlıkAçık ErişimTR

Farklı döner eğe sistemlerinin kök kanal dolgu materyalini uzaklaştırma etkinliğinin mikro bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı; dört ayrı NiTi döner eğe sisteminin tekrarlayan kök kanal tedavisi etkinliklerini mikro bilgisayarlı tomografi ile incelemek ve tekrarlayan kök kanal tedavisi sırasında kök kanal dolgusunun uzaklaştırılması için geçen süreleri karşılaştırmaktır. Çalışmada 40 adet insan mandibular premolar dişi kullanılmış ve kök boyları 15 mm olacak şekilde standardize edilmiştir. Örnekler ProTaper Universal döner eğe sistemiyle F2'ye kadar şekillendirilmiş, tek kon yöntemiyle MTA Fillapex kök kanal patı ile doldurulmuştur. Kök kanalları geçici dolgu maddesi ile kapatılmış, 1 ay boyunca 37ºC ve %100 nemli ortamda bekletilmiştir. Kök kanal dolgularının tekrarlayan kök kanal tedavisi öncesi hacmini değerlendirilmek için mikro BT ile taranmıştır. Örnekler kök kanal dolgusunun uzaklaştırması için kullanılacak eğe sistemine göre olarak rastgele 4 gruba ayrılmıştır (n=10): Protaper Universal Retreatment NiTi sistemi, ProTaper NEXT NiTi sistemi, EdgeFile XR NiTi sistemi ve EdgeFile® X3 NiTi sistemi. Kök kanallarında kalan artık dolgu miktarının değerlendirilmesi amacıyla tüm örnekler ikinci kez mikro BT cihazı ile taranmıştır. Elde edilen görüntülerden μCT Evaluation Program kullanılarak kök kanallarından uzaklaştırılan dolgu yüzdeleri hesaplanmıştır. Ayrıca kök kanal dolgusunun uzaklaştırılması sırasında apekse ulaşmak için geçen süre ve tüm dolgunun sökümü için geçen süre kaydedilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde normal dağılıma uygunluk Shapiro Wilk testi ve gruplar arası karşılaştırmada Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda; uzaklaştırılan kök kanal dolgu yüzdesi değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak EdgeFile® X3 grubunda uzaklaştırılan kök kanal dolgu yüzdesi daha az olarak tespit dilmiştir. Gruplara göre apekse ulaşmak için ve tüm dolgunun sökümü için geçen süre EdgeFile® X3 sisteminde, diğer sistemlerinden daha yüksek elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda kullanılan NiTi eğe sistemlerinin hiçbirinin kök kanal dolgusunu tamamen uzaklaştıramadığı, EdgeFile XR sisteminin kök kanal dolgusu uzaklaştırma etkili olduğu ve EdgeFile® X3 sisteminin kök kanal dolgusu uzaklaştırma etkinliğinin diğer eğe sistemlerinden daha az olduğu tespit edilmiştir.

Dental aygıtlarKök kanal dolgu materyalleriKök kanal tedavisi+3
Hüseyin Gündüz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00