1.141
Arşivlenen Tez
2
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile hata yönetimi kültürü arasındaki ilişki
Bu çalışmada Edirne ili kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile hata yönetimi kültürü arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Ayrıca bu çalışmada okul yöneticilerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile okulda hata yönetimi kültürüne yönelik görüşleri de belirlenmiştir. Bu amaçla hem nicel hem nitel verilerden yararlanılarak karma yöntem araştırmalarından açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutundaki hedef evrenini Edirne ilinin dokuz ilçesinde yer alan kamu ortaöğretim kurumlarında görev yapan 1345 öğretmen oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit tesadüfi örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Nitel kısımda amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem kullanılmıştır. Bu kapsamda 366 ortaöğretim kurum öğretmeni ve 14 okul yöneticisi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri ortaöğretim kurumlarına gidilerek elden toplanmıştır. Araştırmada ''Okul Yöneticilerin Yaratıcı Liderlik Özellikleri Ölçeği'' (Uçar ve Sağlam, 2019) (Ek 2) ve ''Hata Yönetimi Kültürü Ölçeği'' (Kurum, 2022) (Ek 3) kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel ve anlam çıkarıcı istatistikler kullanılmıştır ve pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Nitel veriler yüz yüze görüşme aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler esnasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul müdürlerinin sahip olmaları gereken yaratıcı liderlik özellikleri kapsamında proaktif, girişimci, etkili iletişim becerilerine sahip, risk alabilen, yenilik ve değişime açık, iş birliği gibi özellikler ön plana çıkmıştır. Okul yöneticisi seçme ve yerleştirmede bu özelliklere sahip olunup olunmadığı yordanmalı, eğitim yöneticileri bu alanda yeterliliklere sahip kişiler içinden seçilerek görevlendirilmelidir. Okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özellikleri ile okullarda hata yönetimi kültürüne ilişkin görüşleri cinsiyete, branşa, eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermezken görev yapılan okul türüne göre Fen Lisesi müdürlerinin lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Okul müdürlerinin yaratıcı liderlik özelliklerinin alt boyutları olan; girişimcilik ve etkili iletişim, yeniliğe ve değişime açıklık okullarda hata yönetim kültürü arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki varken farklılık boyutu ile hata yönetim kültürü arasında ise orta düzeyde ilişki vardır. Öğretmenler okul müdürlerinin okullarda hata yönetimi kültürüne ilişkin, okul yönetiminin yapılan hataların tekrarlanmaması için gerekli tedbirler aldığını belirtmiştir.Okul yöneticilerinin yaratıcı liderlik özelliklerinden proaktif liderlik özelliklerini aktif kullanmasını gerekli kılar şeklinde söylemek mümkündür. Araştırmanın nitel boyutunda hata; tüm yöneticiler tarafından kasıtlı olmayan, kurum kültürünün işleyişini bozan olaylar olarak tanımlanmıştır. Okulda karşılaşılan hatalar da yöneticiler tarafından; iletişim hataları, kişilik özelliklerinden kaynaklanan hatalar, yönetim ile zayıf iletişim kurma, mali kaynakların ve fiziki imkanların kullanımı ile ilgili hatalar, bürokratik iş ve işlemlerle ilgili hatalar, eğitim öğretim sürecinde yapılan hatalar, personelin davranışından kaynaklı hatalar, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapılan hatalar şeklinde belirtilmiştir. Hataların kaynaklarına ilişkin genel olarak işe önem göstermemenin sebep olduğu görülmüştür. Hata yönetim kültürü sürecinde kullandıkları stratejilere yönelik ise dilek şikâyet kutularının oluşturulması, çalışanlara anket uygulanması, sözel iletişim kurulması şeklindedir.
Öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özellikleri ve informal iletişim
Bu çalışmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre çok kültürlü kişilik özellikleriyle; okullarda görülen informel iletişimin düzeyini belirlemektir. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup; ölçme aracı olarak "Öğretmenlerin Çok Kültürlü Kişilik Özellikleri ile Okullarda İnformel İletişim" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evreninin Siirt İl Merkezindeki resmi okullarda bulunan 2051 öğretmen oluşturmaktadır, Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 619 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS 21 ve MPlus 7 programlarında organize edilerek, frekans tabloları, uyum istatistikleri, açımlayıcı faktör analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri, doğrulayıcı faktör analizi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri yapılarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler çok kültürlü kişilik özelliklerinden kültürel empati ve açıklık becerilerini yüksek düzeyde sergilediklerine yönelik algılarının olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin çok kültürlü kişilik özelliklerinin bir boyutu olan kültürel empati becerilerini; diğer boyutlara göre daha çok kullandıklarına yönelik algılarının olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin okullarda informel iletişimin kullanılma sıklığına yönelik yüksek düzeyde algılarının olduğu görülürken; informel iletişimin olumlu sonuçları orta düzeyde olduğu, kullanılma nedenlerine yönelik algılarının yönelik algılarının ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Okullardaki örgütsel belirsizlik düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı yönetici ve öğretmenlerin okullarda karşılaştıkları belirsizlik durumları karşısında verdikleri tepkileri belirlemek ve buna etki eden değişkenleri (cinsiyet, görev türü, okul türü ve örgütsel belirsizliğin boyutları) incelemektir. Araştırma betimsel tarama modelindedir. Pilot uygulamanın evreni Siirt'in Kurtalan ilçesindeki, ikinci uygulamanın evreni ise Siirt il merkezindeki devlet okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerdir. Uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "Okullardaki Örgütsel Belirsizlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile geliştirilen ölçeğin güvenirlik ve geçerliliği test edilmiştir. Bunun sonucunda 25 maddeli ve Örgütsel Belirsizliğe Dayalı (ÖBD) Örgütsel Olumsuzluklar, ÖBD Yönetsel Uygulamalar ve ÖBD Bireysel Olumsuzluklar olmak üzere üç boyutlu bir yapıya sahiptir. İncelenen değişkenler arasında ise yapısal regresyon modeli yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre ÖBD Örgütsel Olumsuzluklar algı seviyesi ortalamalarında cinsiyet, görev türü ve okul türü değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. ÖBD Yönetsel Uygulamalar algı seviyesi ortalamalarında görev türü ve okul türü değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. Ayrıca ÖBD Bireysel Olumsuzluklar algı seviyesi ortalamalarında cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı düzeyde bir farkın olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Belirsizlik, Örgütsel Belirsizlik, Okul, Kaos
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin demografik değişkenlere ve tükenmişlik düzeylerini etkileyebilecek bazı unsurlara göre tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve tükenmişliğe neden olan faktörleri tespit etmeye çalışmaktır. Araştırmaya İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liselerinde görev yapan 302 öğretmen katılmıştır. Çalışmada, araştırma grubunun kişisel özellikleri ile ilgili bilgi sahibi olmak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ve 18 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu ile tükenmişliği ölçmek amacıyla Maslach tarafından geliştirilen ve 22 sorudan oluşan "Maslach Tükenmişlik Ölçeği (1981)" uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, Oneway Anova testi, Tukey HSD testi, Mann Whitney-U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin ölçek puan ortalamalarına göre düşük seviyede olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri; cinsiyet, branş, mesleği isteyerek seçip seçmeme, öğretmen olarak çalışmaktan memnun olup olmama, eğitim sisteminden memnun olup olmama ve kendini öğretmenlik için yeterli bulup bulmama değişkenlerine göre anlamlı biçimde farklılaşırken, medeni durumlarına, öğretmenlik mesleğindeki kıdemlerine, halen çalışmakta oldukları meslek lisesindeki kıdemlerine, yaşlarına ve sahip oldukları çocuk sayısına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca iş yükü, ödüllendirme, hakkaniyet, aidiyet, kararlara katılabilme ve kişisel değerlerine ters düşen şeyler yapmak zorunda kalıp kalmama durumlarına göre de tükenmişlik düzeylerinin farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu, öğretmen, duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarının azalması
YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9.sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisi ve öğretim programlarına göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS) sorulan matematik soruları ile Lise 9. Sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom'un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıflarda matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu eğitim programına ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler SPSS 16 programında frekans, yüzdelik, T testi, ANOVA ve regrasyon testi ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom'un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bloom Taksonomisi, Ölçme ve Değerlendirme, Matematik Öğretimi, Yazılı Sınav Soruları, YGS
Mesleki ve teknik eğitim kurumları öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencilerinin demografik değişkenlere ve internetle tanışma zamanı, internette ve sosyal ağlarda geçirilen süre gibi bazı unsurlara göre internet kullanım alışkanlıklarını ve algıladıkları sosyal destek derecesini belirlemektir. Çalışmada ayrıca internet kullanım alışkanlıkları ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liselerinde okuyan 456 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, araştırma grubunun kişisel özellikleri ile ilgili bilgi sahibi olmak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", internet kullanım alışkanlıklarını tespit etmek amacıyla "İnternet Kullanım Ölçeği" (Ekinci, 2014) ve algılanan sosyal desteği ölçmek amacıyla da "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" (Eker, Arkar ve Yaldız, 2001) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programında istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları; cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarla tanışma zamanı, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi, internet tabanlı oyunlarla tanışma zamanı ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin algıladığı toplam sosyal destek ise; ailenin ekonomik düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, akademik başarı, bilgisayar sahipliği, internet sahipliği, internetle tanışma zamanı, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Algılanan sosyal desteğin alt boyutları açısından ise; internet kullanım alışkanlıkları ile aileden algılanan sosyal destek arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ilişki olduğu bulunurken; arkadaştan ve özel kişiden algılanan sosyal destek ile internet kullanım alışkanlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Internet kullanım alışkanlıkları, algılanan sosyal destek, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu
4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık öğrencilerin okula hazırbulunuşlukta sosyal uyum düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, 60-66 aylık öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeylerinin okula sosyal-duygusal uyumlarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini, İstanbul Bağcılar ilçesinde 3 ilkokul ve Bahçelievler ilçesinde 1 ilkokul oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okulların birinci sınıflarında eğitim gören 283 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma 3 ayrı grup üzerinde yapılmıştır. Birinci grup 60-66 aylık çocuklardan oluşurken, ikinci grup 67 aydan yukarı olan çocuklardan ve üçüncü grup 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocuklardan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak 36 maddeden oluşan Marmara Üniversitesi Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılmıştır. Veriler, toplam 9 öğretmenin kendi sınıflarındaki öğrencileri için değerlendirdikleri MASDU ölçeği sonuçlarıdır. Gruplar arasındaki sosyal-duygusal uyum farklılıkların anlamlılığı tek yönlü varyans ANOVA , bağımsız grup T-testi ve Tamhane's tekniği kullanılarak bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre bütün yaş gruplarında okula uyum sorunları görülmüştür. Öğrenci grupları arasında ise uyum açısından anlamlı farklılıklar bulunmuş ve uyum sorunu en fazla 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocukların birlikte eğitim gördüğü sınıflarda tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha uyumlu olduğu sonuçları elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Sosyal Uyum, Okul, 60-66 Aylık.
Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri
Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi
Ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokullarda görev yapan müzik öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, İstanbul Avrupa Yakasının çeşitli semtlerinde görev yapan 294 müzik öğretmenine Maslach Tükenmişlik Envanteri uygulanarak, öğretmenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanlarının demografik özelliklerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu, haftalık girilen ders saatleri, sınıflardaki ortalama öğrenci sayılarına ve öğretmenin mesleğini sevme durumuna göre mesleki tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Öğretmenlerin yaşlarına göre ise duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları arasında anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,05), kişisel başarısızlık puanları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Öğretmenlerin medeni durumlarına göre duygusal tükenme puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmüş olup (p<0,05), duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık puanları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Çalışma süresine göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma puanları anlamlı bir farklılık göstermiş olup (p<0,05), kişisel başarısızlık ise anlamlı bir farklılık göstermemiştir (p>0,05). Görev yapılan okul sayısına göre duygusal tükenme boyutu anlamlı farklılık göstermiş olup (p<0,05), diğer tükenmişlik boyutları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Korelasyon analizi sonuçlarına göre duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutları hem yaş, hem de sınıftaki öğrenci sayılarına göre pozitif ve anlamlı ilişki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Tükenme; DuyarsızlaĢma; KiĢisel baĢarısızlık; Müzik öğretmeni.
Liselerde çalışan öğretmenlerde örgütsel bağlılık ile örgütsel sessizlik arasındaki ilişkinin saptanması (Eyüp ilçe örneği)
Bu çalışmanın amacı, liselerde çalışan öğretmenlerin Örgütsel Bağlılık ile Örgütsel Sessizlik arasındaki ilişkilerinin duygusal bağlılıklarını karşılaştırmaya çalışmaktır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Eyüp ilçesi 2014-2015 eğitim – öğretim yılında, aktif olarak çalışmaya devam eden Liselerden oluşmaktadır. Bu araştırmada seçilen tüm örneklemler, İstanbul Eyüp İlçesinde bulunan 14 Lisede görev yapmakta olan toplam 260 okul yöneticisi ve öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın neticesinde; cinsiyet farklılığı açısından bayan çalışanlarının örgüt içi sessizlik durumlarının erkeklere oranla daha fazla sessiz kaldığı, branşları bakımından Dil (Türk Dili ve İngilizce) öğretmenlerinin diğer branşlardaki öğretmenlere oranla daha çok sessiz kaldığı, bu öğretmenlerin çalışma süresi bakımından 10 yıl ve daha fazla kıdeme sahip olan öğretmenlerin örgüte bağlılıklarının daha yüksek olduğu izlenmektedir. Yaşları ve mesleki çalışma süreleri bakımından ise öğretmenlerin örgütsel bağlılık ile örgütsel sessizlik algıları arasında çok büyük farklılıklar bulunmamaktadır. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, Bağlılık, Sessizlik, Lise, Örgütsel Bağlılık, Örgütsel Sessizlik, Çalışan
Okul yöneticilerinin mizah davranışlarına göre sergiledikleri liderlik biçimleri
Bu araştırma, okul yöneticilerinin, sergiledikleri liderlik biçimi ile mizah davranışları arasındaki bağı incelemektedir. Bu amaçla anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerine (49 müdür- 103 müdür yardımcısı), Kouzes ve Posner (1995) tarafından geliştirilen, Korkmaz (2010)' ın Türkçeye uyarladığı 'Liderlik Davranışı' anketi ve Babad (1074)' ın kavramsallaştırdığı dört tür mizah tarzını temel alarak geliştirilen, Philbrick (1989) tarafından kullanılan, Recepoğlu (2011) tarafından Türkçe' ye uyarlanan 'Mizah Tarzları Anketi' uygulanmıştır.Okul yöneticilerinin en fazla 'onaylayıcı mizah' ı kullandıkları bunu sırasıyla, 'mizahi olmayan tarz', 'üretici sosyal mizah', 'reddedici mizah' ve 'alaycı mizah' tarzlarının izledikleri görülmektedir. Okul yöneticilerinin liderlik davranışlarına tüm liderlik davranışlarında puan ortalamaları yüksek olduğu ve en yüksek puan ortalaması ise cesaretlendirme liderlik davranışı olduğu görülmektedir. Erkek okul yöneticilerinin kadın okul yöneticilerine göre daha çok model olma, ilham verme, zorluklarla başa çıkma, harekete geçme, cesaretlendirme liderlik davranışlarını gösterdikleri görülmektedir. Araştırmanın evreni İstanbul İlinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticiler oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Mizah, Mizah Tarzları, Liderlik, Liderlik Biçimleri, Karizmatik Liderlik
İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Ortaöğretim kurumları yöneticilerinin demokratik okul kültürü oluşturmada, okul meclisi projesine karşı tutumlarının incelenmesi: Bahçelievler örneği
Demokrasi günümüzde en işlevsel ve insana değer veren yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde demokrasi kültürünün oluşması amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Okul Meclisleri bu çalışmaların bir kısmını oluşturmaktadır. Öğrencilerin katılım, oy verme, tercih yapma vb. kavramlara belirli yaşlarda hâkim olması ve yaşaması, kültürün oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Bu araştırmanın amacı ortaöğretimde görevli okul yöneticilerinin, Okul Meclisi uygulamalarına karşı görüşlerini belirlemek ve Okul Meclisleri'nin daha sağlıklı işlemesine yönelik öneriler geliştirebilmektir. Bu araştırmada yöntem tarama modellerinden genel tarama modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli, örneklemini ise Bahçelievler ilçesinin 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde ortaokul ve liselerinde görev yapan yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Bahçelievler ilçesinde bulunan tüm ortaöğretim kurumlarına hazırlanan anket ve ölçekler gönderilmiştir. Veriler toplandığında 234 tane anketin yapılan çalışmanın amacına uygun bir şekilde doldurulduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından ilgili alan araştırması sonucu elde edilen verilerden faydalanarak "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" geliştirilmiştir. Hazırlanan ölçeğin yapılan araştırmanın amacına uygunluğunu belirlemek üzere eğitim yönetimi ve denetimi alanında görev yapan öğretim üyelerinin görüşlerinden faydalanılmıştır. Öneriler doğrultusunda ölçeğe son şekil verilmiş ve uygulama için hazır hale getirilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda "Okul Meclisi Uygulama Ölçeği" puanları incelenmiş ve cinsiyet, görev, kıdem, yönetici kıdemi ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı görülmüştür. "Okul Meclisi ile yöneticileri öğrencilerden yeni fikirler öğrenebilir." önermesine katılımcıların çoğunluğu "Çoğunlukla Katılıyorum" ve "Tamamen Katılıyorum" seçeneğini işaretlemiştir. Yeni fikirlerin üretilmesi ve üretilen fikirlerin kullanılması önemlidir. "Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşılmaktadır." önermesine katılımcıların büyük kısmı "Çoğunlukla" seçeneğini işaretlemiştir. Okul Meclisi ile ilgili, yönetici, veli ve öğrencilerin yeterli bilgileri olmadığı için uygulama esnasında sorunlarla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin okul Meclisi ile ilgili öğretmen, yönetici ve velilere yönelik seminerler düzenlemesinin uygun olacağı görülmektedir. Okul Meclisinin okul yönetimi karar alma sürecinde etkili olmaları sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Demokrasi, Okul Meclisi, Yönetici, Katılım, Öğrenci.
Okul müdürlerinin kullandığı güdüleme yöntemleri: Ortaokul öğretmenlerinin değerlendirmeleri
Ülkelerin en önemli yatırımı kaliteli insan gücüdür ve genç nesiller eğitim kurumlarının etkisiyle ülke için güce dönüşmektedir. Çocukların ve gençlerin iyi yetişmesinde okul önemli bir faktördür. Öğretmenler ve yöneticiler birlikte çalışarak okulun faaliyetlerini yürütmektedirler. Yöneticilerin davranışları, öğretmenlerin güdülenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Ortaokullar, eğitim sistemimizde liselere geçiş aşamasındaki kariyer basamağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, ortaokul müdürlerinin kullandıkları güdüleme yöntemlerine yönelik olarak öğretmenlerin değerlendirmeleri araştırılmıştır. Araştırma 2013- 2014 Eğitim- Öğretim yılında İstanbul ili Bakırköy ilçesindeki özel ortaokullar ile devlet ortaokullarında görev yapan öğretmenler üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışma kapsamında, Bakırköy ilçesindeki 14 devlet ortaokulunda görev yapan 299 ve 15 özel ortaokulda görev yapan 99 toplamda ise 315 öğretmene ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Okul Müdürlerinin Öğretmenleri Motive Etme Yaklaşımlarını Belirleme Ölçeği (ÖMEY) (Başın, 2012) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analizler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Tüm analizlerde hata olasılığı en az p < .05 olarak alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin algılarına göre ortaokul müdürlerinin güdüleme yaklaşımları düzeyleri arasında cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık yoktur. Ancak farklı okul türlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Özel okulda çalışan öğretmenler okul müdürlerinin güdüleme yöntemlerini daha çok kullandığını ifade etmişlerdir. Araştırma bulgularından yola çıkılarak, okul yöneticisinin öğretmen güdülenmesi ile ilgilenmesi önemli görülmektedir. Bu nedenle okul yöneticilerinin içeriği güdülenme olan hizmet içi eğitim düzenlemeleri okullarda verimi arttırabilir. Anahtar Kelimeler: Güdüleme, Motivasyon, Ortaokul, Okul Yöneticisi, Öğretmenlerin Değerlendirmeleri, Motive etme Yaklaımları.
Özel eğitim okullarındaki okul yöneticilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi
Yöneticiler, özel gereksinimi olan öğrencilerin eğitsel performanslarını dikkate alarak amaç, içerik ve öğretim süreçlerinde uyarlamalara gereksinim duymaktadırlar. Okul yonetiminde görev yapan idarecilerde problem çözmeye ait becerilerin düzeyi yönetsel başarılarını da etkilemektedir. Araştırmanın amacına uygun olarak, araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli sınırları içinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan resmi özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan 111 yönetici oluşturmuştur. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekten yararlanılmıştır. Veri toplama aracının geliştirilmesi sürecinde ilk olarak tanımlayıcı özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formu ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin kişisel ve mesleki özellikleri ile ilgili verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde hesaplamaları yapılmıştır. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla, anketteki 5 alt boyutun aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları tespit edilmiştir. Özel eğitim kurumlarında (özel eğitim uygulama merkezi, iş uygulama merkezi, mesleki eğitim merkezi) görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yeterliklerini belirlemek amacıyla bu kurumlarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin bağımsız değişkenlere bağlı olarak görüş farklılıklarının test edilmesi için bağımsız grup T-Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analiz sonucunda bazı alt boyutlar arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken, bir kısmında ise anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Yapılan analizler sonucunda; araştırma grubunu oluşturan yöneticilerin yüksek problem çözme becerilerine sahip oldukları anlaşılmıştır. Yapılan son araştırmalar etkin ve başarılı bütün yöneticilerin yüksek problem çözme becerisine sahip olduklarını göstermektedir. Bu doğrultuda elde edilen bu sonuç; genel olarak özel eğitim sektöründe çalışan eğitim yöneticilerinin yüksek problem çözmede dolaylı olarak da başarılı yöneticiler olduklarını göstermektedir.
Zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar(İstanbul/Avcılar İlçesi)
Bu araştırmada, zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin gönüllü olarak katılımıyla, nitel araştırma tekniklerinden biri olan yarı- yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinin Avcılar ilçesinde görev yapan 16 ücretli zihin engeliler sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler temel düzey ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ücretli olarak çalışan öğretmenlerin her hangi bir üniversitenin, her hangi bir bölümünden ön lisans veya lisan mezunu oldukları, zihin engelli çocukların eğitimine ilişkin seminer veya hizmet içi eğitim almış olma şartının aranmadığı görülmüştür. Öğretmenler zihin engelli çocukların orta veya ağır düzeyde olmalarına göre farklı özelliklere sahip olduklarını sınıflarında zihin engelli çocuklarla birlikte zihin engeli bulunan otistik ve down sendromlu çocukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin zihin engelli öğrencilere yönelik sınıf düzenlemelerini ve kullandıkları öğretim yöntemlerini öğrencinin ihtiyacına uygun biçimde yaptıkları fakat akademik beceri, soyut kavramları öğretme ve uygun olmayan davranışları düzeltmede zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler sınıfların yerlerinin uygun biçimde seçilmediğini, eğitim araç-gereç ve materyallerinin teminin de sıkıntılarının olduğunu belirtmişlerdir. Ailelerin çocukların eğitim sürecine katılımının yetersiz olduğu belirlenmiştir
Matematik öğretmenlerinin sınıf yönetimi eğilimleri (İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi örneği)
Bu araştırmada İstanbul ili Beylikdüzü ilçesinde görev yapan matematik öğretmenlerinin kendi algılarına dayanarak sınıf yönetimi konusundaki eğilimlerini saptamak amaçlanmıştır. Tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan 199 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Evrendeki öğretmen sayısı az olduğundan Beylikdüzü İlçesi'nde görev yapan tüm matematik öğretmenlerine anket uygulanmıştır. Daha güvenilir verilerin elde edilmesi için örneklem alma yoluna gidilmemiş "kendini örnekleyen evren" çalışılan evren olarak kabul edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Sivri (2012) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi" kullanılmıştır. Anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin demografik özelliklerinin yer aldığı 5 sorudan oluşan Bilgi Formu (cinsiyet, mesleki deneyim, okul kademesi, sınıf mevcudu, mezun olunan fakülte türü), ikincisi ise "Sınıf Yönetimi Eğilimleri Anketi'dir. Anket ile elde edilen ham veriler SPSS (Stattiscal For Social Sciences) Statistics 15.0 paket programına girilmiş ve istatistiksel çözümlemeler bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenmesi aşamasında araştırmanın amaçları doğrultusunda betimsel istatistikler için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma, ortalamaların bağımsız değişkenlere göre karşılaştırılması için bağımsız grup t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkenine göre plan program etkinlikleri, sınıfın fiziki yapısının düzenlenmesi, zaman yönetimi, davranış yönetimi etkinliklerinde kadın ve erkek öğretmenlerin ortak eğilimlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Kıdem yılı değişkenine göre kıdemli öğretmenlerin sınıf yönetimi boyutlarının hepsinde kendilerini daha yeterli algıladıkları tespit edilmiştir.Okul türü, sınıf mevcudu ve öğretmenlerin mezun oldukları okul değişkenine göre sınıf yönetimi eğilimlerinde bir farklılık bulunmamıştır.
Okul müdürlerinin mentorluk fonksiyonlarının okul müdür yardımcılarının iş doyumuna etkisi
Bu çalışmanın amacı, okul müdürlerinin sergilediği mentorluk fonksiyonlarının müdür yardımcılarının iş doyumunu yordama düzeyini incelemektir. Bunun yanında, müdür yardımcılarının ulaştıkları iş doyumu düzeyi ve okul müdürlerinin sergilediği mentorluk fonksiyonları, müdür yardımcıları ve okul müdürlerine ilişkin çeşitli değişkenler açısından da incelenmiştir. Veri toplama aracında, katılımcı müdür yardımcılarına ve müdür yardımcılarının birlikte çalıştıkları müdüre ilişkin demografik bilgiler, "Mentorluk Fonksiyonları Ölçeği" ve "Minnesota Doyum Ölçeği" yer almaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul ili Bakırköy, Eyüp, Gaziosmanpaşa ve Kağıthane ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapmakta olan 611 müdür yardımcısı oluşturmaktadır. Ölçek, internet ortamında sunularak veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölçeğe ilişkin link, belirtilen ilçelerde yer alan okulların resmi e-posta adreslerine gönderilmiştir. Ölçeğe 402 kişi cevap vermiş, katılım oranı % 65.8 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics (v22) ve MPlus (v7) programları vasıtasıyla çözümlenmiş ve değerlendirilmiştir. Ölçeklerden elde edilen puanlara yönelik frekans dağılımı, yüzde oranı, aritmetik ortalama ve standart sapma hesaplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler T-testi, bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Welch testi, Games-Howell testi, LSD testi, basit doğrusal korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre müdür yardımcılarının iş doyumu ile okul müdürlerinin sergilediği mentorluk fonksiyonları arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişki vardır. Müdür yardımcılarının deneyimlediği iş doyumu düzeyinin okul müdürlerinin sergiledikleri mentorluk fonksiyonları ile doğru orantılı bir biçimde artış gösterdiği belirlenmiştir. Mentorluk fonksiyonlarının iş doyumunun yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mentorluk Fonksiyonları, İş Doyumu, Okul Müdürü, Müdür Yardımcısı.
Ortaöğretim okullarında İngilizce öğretiminde alternatif denetim modeli olarak meslektaş denetimi modelinin öğretmen, okul ve denetim kategorilerine yönelik etkileri
Eğitim denetimi ve İngilizce öğretimi Türkiye'de halen büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Öğrenciler liseden mezun olduklarında yaklaşık bin saatlik ders görmelerine rağmen çoğu başlangıç seviyesini bile geçememektedir, bu da boşa giden zaman ve enerji olarak ülkeye büyük maddi ve manevi yükler getirmektedir. Hem denetim sisteminde hem de İngilizce öğretiminde yapılan değişikliklere rağmen her ikisinde de istenilen kaliteye bir türlü ulaşılamamıştır. Bu çalışma önemlidir çünkü denetim sisteminde yapılacak bir değişiklik ile İngilizce öğretiminde de kalitenin arttırılmasının sağlanabileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu çalışma alanında tek olması açısından da önemlidir. Araştırmanın amacı, alternatif bir denetim modeli olarak ders denetiminde meslektaş denetiminin etkililiğini belirlemektir. Araştırma Türkiye'de ki ortaöğretim okullarında İngilizce dersinin öğretiminde öğretmenlerin kullandığı öğretim ilke ve yöntemleri, planlama ve sınıf yönetimi becerileri bağlamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2014 – 2015 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ili, Bakırköy ve Bahçelievler ilçelerinde bulunan iki Anadolu lisesi, bir Anadolu imam hatip lisesi ve bir Sosyal bilimler lisesinde görev yapan, her okuldan araştırmaya katılmaya gönüllü üç İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 12 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmada tek grup öntest- sontest yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Orta Öğretim Kurumlarında İngilizce Öğretiminde Alternatif Bir Denetim Modeli Olarak Meslektaş Denetiminin Etkinliliğine İlişkin İngilizce Öğretmenlerinin Görüşleri" formu, "İngilizce dersi gözlem formu" ve çalışma grubu ile yapılan görüşme ile elde edilmiştir. Çalışma grubuna araştırmanın başında araştırmacı tarafından meslektaş denetimi anlatılmış ve öğretmenlerin bu konuda bilgi sahibi olmaları sağlanmıştır. Çalışma grubunu oluşturan İngilizce öğretmenleri çalışmanın başında ve sonunda olmak üzere iki kez araştırmacı tarafından geliştirilen "Orta Öğretim Kurumlarında İngilizce Öğretiminde Alternatif Bir Denetim Modeli Olarak Meslektaş Denetiminin Etkinliliğine İlişkin İngilizce Öğretmenlerinin Görüşleri" formunu doldurmuştur. Bilgilendirme süreci sonunda çalışmaya katılan öğretmenler arasında ilk görüşme gerçekleştirilmiş ve uygulama planı yapılmıştır. Uygulama planında hangi öğretmenin dersinin ne zaman ve kim tarafından gözlemleneceği, hangi konunun anlatılacağı ve nasıl bir yöntem izlenenebileceği planlanmıştır. Planlamanın ardından gözlem süreci başlamış ve gruptaki üyeler sırayla birbirlerinin derslerini gözlemleyerek araştırmacı tarafından sağlanan sınıf gözlem formunu doldurmuşlardır. Sınıf gözlem formunda denetçiler hem yapılan uygulamaları tespit etmiş hem de önerilerini ve kendisi için yeni olan uygulamaları belirtmiştir. Gözlem sürecinin tamamlanmasının ardından son görüşme aşamasına geçilmiş ve bu aşamada öğretmenler tespitlerini belirtmişler ve önerilerini sunmuşlardır. Aşamaların tamamlanmasının ardından öğretmenlere "Orta Öğretim Kurumlarında İngilizce Öğretiminde Alternatif Bir Denetim Modeli Olarak Meslektaş Denetiminin Etkinliliğine İlişkin İngilizce Öğretmenlerinin Görüşleri" formu tekrar uygulanmıştır. Son olarak meslektaş denetiminin yararları, sınıklılıkları ve uygulanabilirliği ile ilgili öğretmenlerle görüşme yapılmıştır. Yukarıda belirtilen veri toplama materyalleri ile elde edilen verilerin analizi sonucunda; meslektaş denetiminin öğretmen, okul ve denetim kategorilerine yönelik önemli faydaları olduğu tespit edilmiştir. Özellikle öğretim kalitesinin arttırılmasında yararlı olabileceği, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine fayda sağlayabileceği, öğretmenlerin güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmelerine yardımcı olabileceği, okulda öğretmenler arasında birliğin ve beraberliğin arttırılmasına katkıda bulunabileceği ve okul kültürünü ve iklimini olumlu yönde etkileyebileceği anlaşılmıştır. Buna ilaveten, öğretimin planlanması, yöntem ve teknikler ve sınıf yönetimi bağlamında da öğretmenlerde profesyonel gelişim sağladığı anlaşılmıştır. Ancak, özellikle gözlemlerin planlanması sürecinde zorlukların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Ayrıca oluşturulacak çalışma gruplarının istekli öğretmenlerden oluşturulmasının önemi ya da kurumun böyle bir kültüre sahip olmasının gerekliliği gözlem sürecinde anlaşılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen diğer bir sonuç ise meslektaş denetimin uygulanabilir bir denetim modeli olduğudur. Özellikle kalitenin arttırılması bağlamında aynı işi yapan bireylerin birbirlerinden yararlanmalarının faydalı olacağı saptanmıştır. Bununla birlikte, bu yöntemin uygulanabilir olması için öğretmenler gözlem yaptıkları ders içinde özendirici ödüllerin sunulması gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: eğitim denetimi, meslektaş denetimi, yarı deneysel desen, gözlem, görüşme
Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenlerinin değişime karşı dirençleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki: Bakırköy ilçesi örneği
Bu araştırmada Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ile değişime karşı gösterdikleri direnç düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014–2015 Öğretim Yılı İstanbul ili Bakırköy ilçesinde bulunan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi statüsündeki devlet okullarında görev yapan müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem grubu ise, bu kapsamdaki okullar içerisinde bulunan 4 okulda görev yapan ve rastgele seçilmiş olan 183 yönetici ve öğretmenden oluşmaktadır. Tarama ve ilişkisel tarama modeline uygun olarak anket tekniği ile yapılan araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu'yla birlikte iki ölçek (Öğretmenlerin Okullarda Değişime/Yeniliğe Karşı Direnme Nedenleri Ölçeği, Örgütsel Bağlılık Ölçeği) kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada uygulanan ölçeklerdeki bilgiler SPSS 22 programında çözümlenerek güvenilirlik analizi yapılmıştır ve verilerin ne ölçüde rastlantısal olduğu incelenmiştir. Sosyo-demografik değişkenlere ait yüzde ve frekans dağılımları tablolaştırılarak ölçek sorularının standart sapma ve ortalama bilgilerini içeren betimleyici istatistikleri yorumlanmıştır. Örgütsel bağlılık ölçeği ve değişime direnç nedenleri ölçeğinin alt boyutları ile sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Anova Analizi ve Bağımsız Örneklem t Testi yapılmış, anlamlı farklılığın nedeninin tespiti için Post Hoc Çoklu Karşılaştırma Testleri uygulanmıştır. Ölçek soruları arasındaki ilişkiyi incelemek için Ki-Kare analizi ve Korelasyon Analizi yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; değişim süreci konusunda bilgi eksikliğinden (BE) kaynaklanan direnişler alt boyutu ile öğrenim düzeyi ve bulunulan okuldaki çalışma süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin yeni görev, rol ve sorumluluklar alma isteksizliğinden (RS) kaynaklanan direniş nedenleri alt boyutu ile bulunulan okuldaki çalışma süresi ve hizmetiçi eğitime katılma düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okul yöneticilerinin değişimi yönetememesinden (DY) kaynaklanan direniş nedenleri alt boyutu ile görev ve öğrenim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin değişimden zarar görme korkusundan (ZG) kaynaklanan direniş nedenleri alt boyutu ile hizmetiçi eğitime katılma düzeyi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okulun kapasite eksikliğinden (KE) kaynaklanan direniş nedenleri alt boyutu ile medeni durum, öğrenim durumu ve internet erişim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmaya katılanların devam bağlılığı puan ortalamaları ile cinsiyet değişkeni arasında; duygusal bağlılığı ile öğrenim düzeyi ve kitap okuma sıklığı değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Duygusal bağlılık ile devam bağlılığı ve normatif bağlılık arasında; devam bağlılığı ile de duygusal bağlılık ve normatif bağlılık arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Dolayısıyla öğretmenlerin tüm örgütsel bağlılık alt boyutlarının birbiriyle pozitif yönde bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Örgütsel bağlılığın duygusal bağlılık ve devam bağlılığı alt boyutları ile bilgi eksikliğinden, öğretmenlerin yeni görev, rol ve sorumluluklar alma isteksizliğinden, öğretmenlerin değişimden zarar görme korkusundan, okulun kapasite eksikliğinden, okul yöneticilerinin değişimi yönetememesinden kaynaklanan (BE, RS, ZG, KE, DY) olmak üzere tüm direniş nedenleri alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel bağlılığın normatif bağlılık alt boyutu ile okul yöneticilerinin değişimi yönetememesinden (DY) kaynaklanan direniş nedenleri alt boyutu dışındaki diğer BE, RS, ZG, KE direniş nedenleri alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Değişim, Örgütsel Bağlılık, Değişime Karşı Direnç.
Okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı; okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi arasında ilişkinin ne düzeyde olduğu belirlenerek literatüre katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle ve nicel yaklaşımla yürütüldü. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli, Küçükçekmece ilçesindekindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında çalışan 379 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma evrenin tamamına gidilmesi amaçlanarak araştırma evreninin %66.4'üne ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı açıklanarak bilgilendirme sonrası araştırmaya katılım için izin alınan ve verileri eksiksiz dolduran 252 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; Öğretmen Bilgi Formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği ölçme araçları kullanıldı. Verilerinin çözümlenmesi ve yorumlanması için SPSS 17.0 paket programında Cronbach alpha, yüzdelik değerlendirmeler, ANOVA, t-testi, Kruskal-Wallis Test, Mann Whitney-U, Korelasyon analizi ve Post-Hoc önemlilik testleri kullanılarak analiz edildi. Araştırma sonuçlarına göre, araştırmada okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" alt boyutlarından toplam aritmetik ortalaması ve standart sapma değeri en yüksek puanı "Dönüşümcü Liderlik" boyutunun aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin okul öncesi eğitim öğretmenlerin kişisel-mesleki özelliklerinden yaş, çalışma süresi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı fark gözlemlenmezken öğretmenlerin eğitim durumu, okul türü, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark belirlendi. Araştırmada okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin yenilik yönetimi "Yenilik Yönetimi Ölçeği" alt boyutlarından toplam aritmetik ortalaması ve standart sapma en yüksek puanı "Proje Yönetimi" boyutunun aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin yenilik yönetimine ilişkin okul öncesi eğitim öğretmenlerinin kişisel-mesleki özelliklerinden yaş, eğitim durumu, mesleki kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmezken öğretmenlerin okul türü, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayısı değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı fark belirlendi. Okul öncesi eğitim öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile yenilik yönetimi puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim Öğretmeni, Okul Müdürü, Liderlik Stilleri, Yenilik Yönetimi.
Ortaöğretimde mesleki ve teknik eğitim talebini etkileyen etkenler (İstanbul ili örneği)
Bu çalışmanın amacı adalet alanı olan meslek liselerinin öğrenci profilleri ve öğrencilerin bu tür okulları tercih nedenlerini ortaya koymaktır. Adalet alanı olan meslek liselerine olan talebi etkileyen etkenleri konu alan bu araştırma mevcut durumu betimlemeyi amaçladığından tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 öğretim yılında İstanbul il sınırları içinde bulunan adalet alanı olan meslek liselerinde öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Örneklem ise Beylikdüzü, Büyükçekmece, Kadıköy, Güngören, Bakırköy ilçelerindeki adalet alanı olan meslek liselerinde öğrenim gören 490 öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada, Altunsaray'ın (2000) imam hatip liselerine istemi etkileyen etmenleri ortaya koymak için geliştirmiş olduğu beşli likert türü ölçek izin alınarak kullanılmış bazı bölümleri değiştirilmiş, güvenirlik ve geçerliliği yeniden yapılmıştır Adalet alanı olan meslek liselerine talebi etkileyen etkenlerin belirlenmesinde, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans gibi betimsel istatistiklerden yararlanılacaktır. Ayrıca Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi kullanılacaktır. Araştırmanın sonucuna göre katılan öğrencilerin, adalet alanı meslek liselerini kendi bireysel tercihleri ile birlikte anne-babanın iş ve eğitim durumu, ailenin gelir düzeyi kişisel tercihlerini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Adalet alanı olan meslek lise, eğitim talebi,
İlköğretim I. kademe öğrencilerinde liderlik eğitimi
Bu araştırma, ilköğretim I. kademede eğitim-öğretim gören öğrencilerin liderlik becerilerini geliştirebilmek adına bir program hazırlanması, "Lideriz" isimli programın uygulanması ve etkililiği sınanmasını kapsamaktadır. "Lideriz" eğitim programı öğrencileri 5 temel boyut üzerinde yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu boyutlar: Temel liderlik becerileri, kişisel yetenek, problem çözme becerileri, takım çalışması ve toplumsal hizmettir. Bunun için 24 saatlik "Lideriz" eğitim programı oluşturulmuştur. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Elverişli örneklem yaklaşımı sebebiyle araştırmacının görev yaptığı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İstanbul ili, Güngören ilçesi, Ergenekon İlkokulu araştırma için seçilmiştir. 3. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 15'i kontrol, 15'i ise deney grubu olmak üzere toplam 30 öğrenci ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Deney grubu öğrencilerine, her biri 40'ar dakikalık 24 saattten oluşan "Lideriz" eğitim programı haftada 1 gün 5 saat süreyle uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir çalışmada bulunulmamıştır. Araştırma dâhilinde öğrencilerin liderlik becerilerini belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak, Tüysüz (2007) tarafından geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılmış ve geliştirilmiş "Lider Öğrenci Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre liderlik becerilerini geliştirmek için hazırlanmış olan "Lideriz" eğitim programının, İlköğretim 1. Kademede Eğitim alan öğrencilerde; temel liderlik, kişisel yetenek, problem çözme, takım çalışması ve toplumsal hizmet boyutlarında liderlik becerilerinin gelişimini olumlu yönde desteklediği gözlemlenmiştir. Çalışılan öğrencilere cinsiyet açısından bakıldığında ise liderlik eğitimi için verilen "Lideriz" eğitim programının cinsiyetlere göre olumlu ya da olumsuz bir etkisi gözlemlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Eğitim Programı, Kişisel Yetenek, Problem Çözme, Takım Çalışması, Toplumsal Hizmetler
Örgüt iklimini etkileyen iç etmenler
Her bireyin bir kişiliği olduğu gibi her okulun da kendine özgü bir kişiliği yani bir iklimi vardır. Okulların amaç ve işlevlerini yerine getirmesi, etkili ve verimli olabilmesinde olumlu iklim havasının oluşturulmasının önemi büyüktür. Yönetici ve öğretmenler olumlu okul ikliminin oluşturulmasında ve okulun başarısının şekillenmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu araştırma da örgütsel iklimi en çok etkileyen öğretmenlerle yapılmıştır. Bu çalışmamızın amacı; örgüt iklimini etkileyen iç etmenleri incelemektir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm giriş, ikinci bölümde örgüt iklimi kavramı üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda örgüt ikliminin tanımı, boyutları, türleri, örgüt iklimini etkileyen faktörler, örgüt ikliminin sonuçları, örgüt iklimi ve örgüt kültürü ilişkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, örgüt ikliminin okul eğitimiyle ilişkilendirilmesine yönelik eğitim yöneticiliği, eğitim yönetimi süreçleri, okul iklimi, okul iklimi ve okul kültürü ilişkisi, okul ikliminin boyutları ve olumlu okul iklimi değiştirme üzerinde durularak, konu ile ilgili yurt içi ve yurt dışı çalışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, örgüt iklimini etkileyen iç etmenleri belirlemek amacıyla yapılan araştırmanın modeli, evren ve örneklemi, veri toplama araçları, verilerin analizi konusunda bilgi verilmiştir. Beşinci bölümde, araştırmaya katılan öğretmenlerin okul ikliminin destekleyicilik, sınırlayıcılık, yönlendiricilik, samimilik alt boyutlarına ilişkin görüşleri cinsiyete, kıdem yılına, okulda çalışma süresine ve görevine göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş ve yorumlanmıştır. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Güngören ilçesindeki bağımsız anaokulu, halk eğitim, ilk ve ortaokullarında görev yapan 405 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında, SPSS programında analiz edilmiştir. Anket sorularının güvenilirliğini belirlemek için Cronbach Alpha katsayısından faydalanılmıştır. Hipotez testlerinin analizinde ise; t testi ve anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul ikliminin çalışma süresi ve cinsiyet değişkeninin hiçbir boyutunda anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir. Ölçeğin görev türü değişkeninde ise sınırlayıcılık boyutunda branş öğretmenlerinin sınıf öğretmenlerine kıyasla kendilerini daha sınırlayıcı buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki kıdem değişkeninde farklılıklar yönlendiricilik ve samimiyet boyutunda ön plana çıkmış, öğretmenlerin kıdemleri yükseldikçe denetlenmekten rahatsızlık duydukları sonucuna ulaşılmıştır. Samimiyet boyutunda ise, öğretmenlerin meslektaşları ile paylaşımlarda bulunmadıklarını ya da okul dışındaki zamanlarda birbirlerine vakit ayırmadıklarını söylemek mümkündür.
Bağımsız anaokullarının fiziki alanlarının yönetimi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim mekânlarının fiziki yeterliliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Küçükçekmece İlçesinde bulunan 18 bağımsız anaokulunda çalışan 204 anaokulu öğretmen ve idarecisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde bulunan bağımsız anaokullarında çalışan 117'si kadın 4'ü erkek 121 anaokulu öğretmen ve idarecisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında evrenin %59'una ulaşılmıştır. Küçükçekmece ilçesi İstanbul ilinde bağımsız anaokullarının en çok olduğu ilçe olması dolayısıyla seçilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin; cinsiyet, yaş, görev alanları, mesleki kıdem, eğitim durumu, görev süresi ve mezun olduğu bölüm değişkenleri hakkında bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Öğretmenlerin anaokullarının fiziki yeterliliklerine ilişkin görüşlerini belirlemek için Sanoff (2001) tarafından geliştirilen ve bu çalışma kapsamında araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan Anaokulları Fiziki Yeterlilik Ölçeği (AOFYÖ) kullanılmıştır. Veriler; Tek Yönlü Varyans Analizi, t-testi, Welch testi, Scheffe testi ve Leveneistatiği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan öğretmenlerin bağımsız anaokullarının fiziki yeterliliklerine ilişkin görüşlerinin yaş, mesleki kıdem, eğitim durumu, görev yapılan okuldaki görev süresi değişkenlerine göre farklılaştığı; cinsiyet, görev alanı ve mezun olunan bölüm değişkenlerine göre ise farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, araştırma sonuçları tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anaokulu, Fiziki Yeterlilik
Eğitim yönetiminde protokol
Tarih boyunca bir arada yaşayan insanlar hem aralarındaki ilişkileri düzenli bir hale sokmak hem de doğacak anlaşmazlıkları çözebilmek adına bazı kurallar oluşturup ortaya koymuşlardır. Bu kurallar sadece bir toplumun kendi içinde geçerli değil, diğer toplumlar ve devletlerle olan ilişkilerde de uygulanmıştır. Böylelikle de diplomasi ve protokol kavramları doğmuştur. Toplum içinde ve gündelik yaşamda uygulanan kurallara "sosyal davranış kuralları"; kamusal yaşamda yani resmî ortamlarda, tören, davet gibi etkinliklerde uygulananlara ise "protokol kuralları" denilmektedir. Protokoldeki en büyük sorun ve anlaşmazlıklar her zaman önde gelme hususunda yaşanmıştır. Her makam sahibi kişi, kendi bağlı bulunduğu kurumun diğer kurumlardan daha önemli ve önde olması gerektiğini düşünmüş ve hatta bazen ülkeler arasında da çok önemli boyutlarda protokol krizleri yaşanmıştır. Bu nedenle farklı ülkelerdeki protokol, görgü ve nezaket kuralları ile ilgili hususların bilinmesinin önemi de gün geçtikçe artmaktadır. Günümüz dünyasında özellikle iş ortamlarında olmak üzere hemen her yerde protokol, görgü ve nezaket kurallarına uymanın ve onları uygulamanın önemi üzerinde durulmaktadır. ABD başta olmak üzere birçok farklı ülkede bu kurallar ile ilgili eğitimlerin verildiği görgü okulları (school of etiquette) açılmıştır. Gün geçtikçe bu okulların sayısı ve bu okullarda eğitimi verilen sosyal davranış kuralları ile ilgili kurs ve seminerlerin sayısı da artmaktadır. Birçok kurum ve kuruluş personelini bu tarz okullarda verilmekte olan kurslara ve seminerlere göndererek onların iyi davranışlar sergileyen, terbiyeli bireyler olmalarını sağlamaya çalışmaktadırlar. Örgütsel bir kurum olarak eğitim sistemi içerisindeki okullarda da müdürlerin ve yardımcılarının, öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin hatta okuldaki diğer yardımcı hizmetlerden sorumlu personelin bu kurallar konusunda bilgi sahibi olmaları ve bunlara uymaları önem arz etmektedir. Bu araştırma protokol, görgü ve nezaketin eğitim ve eğitim yönetimindeki önemi ve uygulanması ile ilgilidir. Bunun için farklı türdeki kaynaklar taranmıştır. Protokol, görgü ve nezaket kurallarının; eğitim yöneticileri, okul müdürleri ile müdür yardımcıları, okul hizmetlileri, yarının büyükleri olan öğrenciler ve onları yetiştiren veliler tarafından öğrenilmesinin ve uygulanmasının büyük öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. İyi terbiye, nezaket ve zarafetten yoksun bireyler yetiştirmemek; tam tersine saygılı, görgülü, nerede, ne zaman ve nasıl davranması gerektiğini bilen bir nesil yetiştirmek adına da bu kurallarla ilgili eğitimlerin okullarda verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Protokol kuralları, görgü kuralları, nezaket kuralları, eğitimde görgü ve protokol.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal medya sitelerini eğitsel kullanım amaçlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin sosyal medya sitelerini eğitsel kullanım amaçlarının değerlendirilmesini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı İstanbul ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı biri özel biri devlet okulunda öğrenim gören 300 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların 184'ü kız öğrenci ve 116'sı erkek öğrencidir. Öğrencilerin demografik bilgilerini elde etmek için kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilerini belirlemek için 11 maddelik sorudan oluşan bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu soruların içerisinde araştırmaya katılan kişilerin, okul türü, cinsiyeti ve sosyal medyayı kullanma sıklıkları gibi değişkenler yer almaktadır. Araştırmada kullanılan "Sosyal medya eğitsel kullanım ölçeği" Mazman (2009) tarafından geliştirilmiştir. 11 maddeden oluşan ölçek 5'li likert türünde olup Cronbach Alpha katsayısı ,793 olarak hesaplanmıştır. "Sosyal medya sitelerini kullanım amacı ölçeği" ise Karal ve Kokoç (2010) tarafından geliştirilmiştir. 12 maddeden oluşan ve 5'li likert türünde olan ölçeğin Cronbach Alfa katsayısı ,830 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, sosyal medya sitelerini kullanım amacına yönelik kız öğrencilerin puanının erkek öğrenci puanına göre daha yüksek olduğu ancak iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir. Sosyal medya sitelerini kullanım amacına yönelik okul türüne göre özel okul puanının devlet okulu puanına göre daha yüksek olduğu, sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet, sosyal medya, web, teknoloji.
Hizmet içi eğitimin işgören motivasyonuna etkisi
Eğitimli insan, toplumsal yapının her biriminde önem taşımaktadır. İş yaşamında da eğitimli ve işinin gereklerini yerine getirebilen becerideki çalışanlar büyük bir önem taşımaktadır. İşletmeler, çalışanlarına yeterlilik kazandırabilmek için hizmet içi eğitimler vermektedirler. Bunun yanında çalışanların iç enerjisini canlı tutacak önlemlerle motivasyonlarını da artırmaya çalışmaktadır. Çalışanların mesleki yeterliliklerini artıran hizmet içi eğitimin de motivasyonu artırdığı görülmektedir. Bu araştırmada hizmet içi eğitim algısının motivasyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sivil hava yolu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir işletme evreninde oluşturulan 148 kişilik bir örneklem oluşturulmuştur. Bu örneklemden Clemenz (2005)'in geliştirdiği Hizmet İçi Eğitim Algısı Ölçeği ve Semerci (2010)'un geliştirdiği Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiş ve bu veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde frekans ve yüzde analizi, standart sapma, farklılık testleri, tek yönlü varyans analizi, TUKEY testi ve t testi teknikleri kullanılmıştır. İstatiksel testler sonucunda elde edilen bulgulara göre; hizmet içi eğitim algısı çalışanların motivasyonuna etki etmektedir. Demografik faktörlerin hizmet içi eğitim algısını ölçen analizlere göre hizmet içi eğitim algısı ile sadece gelir değişkeni arasında bir ilişkinin olduğu diğer değişkenlerin ise bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Demografik faktörlerin motivasyon ile ilgisini ölçen analizlerde ise motivasyon ile yaş, cinsiyet, meslekte geçirilen süre, iş yerindeki kıdem, mesleki unvan ve alınan hizmet içi eğitim sayısının anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Buna karşın medeni durum ve gelir değişkenleri ile motivasyon arasında bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler:Hizmet içi eğitim, motivasyon, hizmet içi eğitim motivasyon ilişkisi, Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği..
Ortaokullarda okul kültürünün incelenmesi
Bu araştırmada ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin demografik yapıları ile çalıştıkları okulun, okul kültürü boyutları arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evreni, İstanbul ili, Fatih ilçesinde çalışan ortaokul öğretmenleri. Örneklemi ise bu ortaokullarında çalışan 237 branş öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Ali Rıza TERZİ' nin geliştirdiği "Okul Kültürü Ölçeği" ile toplanıp değerlendirilmiştir. Bu araştırmada elde edilen bulgular SPSS for Windows 22.0 programı ve Windows Office Excel 2007 programı ile analiz edilmiştir. Bir birinden bağımsız grup arasında sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında ise tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Buna bağlı olarak tamamlayıcı olarak post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada bulunan bulgulara göre "Görev Kültürü" boyutunun frekansı değeri daha yüksek çıkmıştır. "Başarı Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları, öğretmenlerin eğitim durumları, okulun yer aldığı çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi ve öğretmenlerin aynı okullardaki çalışma süreleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. "Destek Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları arasında ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. "Görev Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumu ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırmada okul yöneticilerine ve Milli Eğitim Müdürlüklerine Destek Kültürü"' nü geliştirici çalışmalar yapmaları konusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Okul Kültürü, Okul Kültürü Boyutları
İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algıları: İstanbul ili avcılar ilçesi örneği
Eğitim örgütlerinin nitelikli liderler tarafından yönetilmesi, eğitimin niteliğinin arttırılması için oldukça önemlidir. Halen görevde bulunan ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi açısından yeterlik düzeylerinin öğretmenlerin algılarına göre değerlendirilmesini sağlamak ve çeşitli değişkenler açısından elde edilen sonuçlar ışığında gelecekte ilkokul müdürlerinin gerekli olan yeterliklere göre yetiştirilmelerine katkı sağlamak için bu araştırmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırma ile ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin okul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerini İstanbul ili Avcılar ilçesindeki eğitim örgütlerinde nasıl algıladıklarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Avcılar ilçesinde ilkokullarda görev yapan öğretmenler olmak üzere toplam 1070 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 17 kamu ve 5 özel okul olmak üzere 22 ilkokuldan rastgele ve gönüllülük esasına dayalı olarak olarak seçilen 398 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bülbül'ün (2012a) geliştirmiş olduğu "Okullarda Yenilik Yönetimi Ölçeği''nin öğretmen formu kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları araştırmacı tarafından Bülbül (2012a) ve öğretmen formu Göl ve Bülbül (2012, s. 106) tarafından düzenlenmiş olan ölçek 32 madde ve dört alt boyuttan oluşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin; öğretmenlerin algılarına göre yapılan bu çalışmada ölçeğin alt boyutlarına ilişkin Cronbach's Alfa iç tutarlılık katsayıları sırasıyla Girdi Yönetimi için .91, Yenilik stratejisi için .94, Örgütsel Kültür ve Yapı için .96 ve Proje Yönetimi için .97 ölçeğin toplam Cronbach's Alfa katsayısı ise .98 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu ölçek 'hiç katılmıyorum' seçeneğinden 'tamamen katılıyorum' seçeneğine doğru cevaplandırılabilen ve 5'li Likert tipi bir ölçektir. Ölçeğin ilk kısmında öğretmenlerin çalıştıkları okul türü, cinsiyeti, eğitim durumu, mesleki kıdemi, branşı, okuldaki öğretmen ve öğrenci sayıları ve kaç yıldır o okulda görev yaptıkları gibi demografik bilgilerin toplandığı kişisel bilgi formu yer almıştır. Araştırmada toplanan veriler, SPSS 17.0 istatistik paket programı yardımı ile çözümlenmiştir. Alt probleme bağlı olarak verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma değerleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin, müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algılarının, çalıştıkları okul türüne, cinsiyetlerine ve branşlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için Man Whitney U testi; mesleki kıdemlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamak için ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular şöyledir: Araştırma bulguları, araştırmaya katılan öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliği" toplam ölçek puanlarındaki algılarına göre "çok katılıyorum" düzeyine karşılık geldiğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin, ilkokul müdürlerinin "Yenilik Yönetimi Yeterliklerine ilişkin algılarının Örgütsel Kültür ve Yapı, Proje Yönetimi ve Yenilik Stratejisi alt boyutlarında 'Çok Katılıyorum' düzeyine karşılık gelirken; 'Girdi Yönetimi' alt boyutundaki algılarının ise 'Orta derecede katılıyorum' düzeyine karşılık geldiği belirlenmiştir. Alınan puanların ortalamaları dikkate alındığında öğretmenler müdürlerini en çok "Örgütsel Kültür ve Yapı", ikinci sırada "Proje Yönetimi", üçüncü sırada "Yenilik Stratejisi'' ve en son sırada ise "Girdi Yönetimi" boyutunda yeterlik sahibi görmektedirler. Öğretmenlerin ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin algıları, çalıştıkları okul türüne göre ölçeğin toplam puanları ve tüm alt boyutlarındaki puanlarda farklılaşmaktadır. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak okul türü değişkenine göre; özel okullarda çalışan öğretmenlerin algılarının kamu okullarında çalışan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algılarının branş türü değişkenine göre sadece yenilik stratejisi alt boyutuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Toplam ölçek puanına ve diğer alt boyutlara ilişkin puanlarda ise anlamlı farklılık göstermemektedir. Bu sonuca göre, diğer branş sahibi öğretmenlerin algılarının, ilkokul müdürlerinin yenilik yönetimi yeterliklerine yönelik olarak yenilik stratejisi boyutunda, sınıf öğretmenlerinin algılarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmen algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak ortalamalar dikkate alındığında; erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre ve 1-10 yıllık mesleki deneyime sahip olan öğretmenler diğer kıdem sahibi öğretmenlere göre yenilik yönetimi konusunda müdürlerini daha fazla yeterli görmektedirler. Okul müdürlerinin öğretmenler tarafından algılanan yeniliği yönetme becerilerinin, 'çok katılıyorum' düzeyinden en üst düzeye çıkarılması sağlanmalıdır. Bilgi toplumunda yeniliğin ve değişimin hızlı ve kaçınılmaz olduğu göz önünde bulundurulmalı; okul müdürlerinin eğitimin niteliğinin arttırılması için çağın koşullarına uygun yenilikçi liderlik özelliklerinin arttırılması sağlanmalıdır. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin, müdürlerine yönelik yeniliği yönetme yeterlik algılarının kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin algılarına göre daha yüksek olduğunun bu çalışma ile tespit edilmesinden hareketle alanyazına katkı sunması açısından okul müdürlerinin yenilik yönetim yeterliklerinin hem kamu okulları hem de özel okullar açısından özellikle okul türü değişkenine göre incelenmesi önerilmektedir. Ayrıca müdürlerin yenilik yönetimi yeterliklerine ilişkin olarak ortaokul, lise veya diğer öğretim kurumlarının da sadece öğretmen algılarına göre değil aynı zamanda tüm paydaşları kapsayan; öğrenci ve veli algılarına göre de incelenmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Eğitimin niteliğinin arttırılması için hem kamu hem de özel okullar arasında işbirliği yapılması ve bulunan sonuçlarla ilgili olarak ortak proje ve seminerlerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Yenilik, Yenilik Yönetimi, Liderlik, Yenilikçi Liderlik, Eğitim Örgütlerinde Yenilik Yönetimi
Üstün/özel yetenekli öğrenciler için okul dışı STEM eğitiminin değerlendirilmesi
STEM (Science, Technology, Engineering & Mathematics), fen bilimleri ve matematik gibi temel bilimlerin, mühendislik ve teknolojinin tasarım ve uygulamaları ile entegre edilmesini sağlayan bir yaklaşımdır. STEM eğitimi tüm öğrencilere uygulanabilmektedir ancak üstün/özel yeteneklilere uygulanması ile ilgili araştırmaların yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma, üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitimi ile öğrencilerin elde ettikleri kazanımları değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak nitel araştırma modellerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma, daha önceden STEM eğitimi almamış ve üstün/özel yetenekli tanısı konulmuş 12 erkek ve 13 kız olmak üzere toplam 25 öğrencinin katılımıyla 32 saat olarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Aktivite Değerlendirme Formları ve Öğrenci İzleme Formları kullanılmıştır. Aktivite değerlendirme formunda öğrencilerin neler öğrendiği, hangi becerileri elde ettiği, etkinlikten öğrendiklerini nasıl kullanacağı vb. sorular yöneltilmiştir. Öğrenci izleme formunda ise aldıkları eğitimden sonra okul dışında benzer çalışmalar yapıp yapmadıkları, gelecekte insan hayatını kolaylaştıracak bir icat üretip üretmeyecekleri, eğitimden sonra hangi meslek alanına sahip olmak istedikleri vb. sorular yönlendirilmiştir. Yapılan her aktivitede mühendislik tasarım süreci izlenmiş ve aktivite sonrasında öğrencilerin aktivite formlarını doldurmaları sağlanmıştır. Elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak üstün/özel yetenekli öğrenciler için yapılan STEM eğitiminin öğrencilerin fen ve matematik kazanımları ile yaratıcılık, eleştirel düşünme, işbirliği yapma ve iletişim kurma gibi 21. Yüzyıl becerileri elde etmesini sağladığı tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin okulda internet ve teknoloji kullanımına ilişkin sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi
Günümüzde giderek yaygınlaşan teknoloji ve internet kullanımı çeşitli projelerle eğitim alanında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eğitimi daha verimli hale getirmek için akıllı tahta, tablet gibi teknolojik aletler kullanılarak teknoloji eğitime entegre edilmiş ve öğretmenlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Yapılan çalışmalar mesai saatleri içerisinde internet ve teknoloji kullanımının iş gücü kaybına yol açabileceğini göstermektedir. Bu konuda öğretmenlerle ilgili bir çalışma yapılmamış olması yeni bir araştırma konusu yaratmaktadır. Bu çalışmada ilk ve ortaokul türündeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin internet ve teknoloji kullanımına bağlı sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki ilk ve ortaokul türü kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin sanal kaytarma davranışları ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda edinilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesai saatleri içerisinde ve dışarısında yapmış oldukları sanal kaytarma davranışları cinsiyete ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Fakat yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım süresine, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre bazı farklılıklar gözlenmiştir. Mesai saatleri içerisinde iş dışı internet kullanımda ise cinsiyete, eğitim düzeyine ve internet kullanım süresine göre anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen, yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre farklılıklar gözlenmiştir.
Bağımsız anaokullarında ve anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bağımsız anaokulu öğretmenleri ve anasınıfı öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin incelendiği bu araştırma İstanbul ili Güngören ilçesindeki devlet okullarından 20 okul öncesi öğretmeninin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinde görülen tükenmişlik duygusu, tükenmenin psikolojik, davranışsal ve fiziksel belirtileri üzerinde durulmuş; bu duyguya sebep olan etkenler ve başa çıkma yöntemleri araştırılmıştır. Araştırma nitel bir çalışma olmakla birlikte, veriler yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Bu verilerin analizi Nvivo 8 nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Oluşturulan tema ve kodlar üzerinden öğretmenlerdeki tükenmişlik algıları ile ilgili bulgular ortaya çıkarılmıştır. Yapılan araştırmada bağımsız anaokulu öğretmenlerinin özellikle idari baskı, kararlara katılım, mesai dışı çalışmalar, evrak ve prosedürün getirdiği ağır yüklerle birlikte, yorgunluk ve stres düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca teneffüssüz eğitim, yardımcı personel olmayışı, sınıf mevcutlarının fazla oluşundan ötürü çalışma şartlarından duydukları memnuniyetsizlik belirgin derecede öne çıkmaktadır. Toplumda okul öncesi eğitiminin oyun ve çocuk bakımından ibaret olduğunu düşünen kesimler yüzünden, öğretmenlerin statülerini düşük bulma ve değersizlik hissi ile karşı karşıya kaldıkları ve tükenmişlik düzeylerini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık anasınıfı öğretmenleri öğrenci sayıları, teneffüssüz çalışma, sınıf mevcutların fazlalığı gibi sistem kaynaklı sorunlardan dolayı çalışma şartlarının kendilerindeki yorgunluk ve stresi artırdığını vurgulamışlardır. İdarecilerin okul öncesi ile ilgili alan bilgisinin olmayışı ve velilerin fazla müdahil olmalarının işleyişi zorlaştırdığı konusunda hemfikir oldukları görülmektedir. Genel olarak okul öncesi öğretmenlerinin mesleğe karşı hislerini etkileyen olumsuzlukların tükenmişlik seviyelerini de artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin sistemden, velilerden idareden, okul öncesi eğitimine karşı olumsuz bakış açılarından rahatsız oldukları gerçeğinden yola çıkarak bir takım önerilerde bulunulmuştur. Eğitim sisteminden kaynaklanan sorunların giderilmesi için ders saatleri, sınıf mevcutları, yardımcı personel ve teneffüs konusunda iyileştirmeler yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca idari baskı kodu ile karşımıza çıkan, kararlara katılım, özerklik, veliye yönelik çalışmalar, prosedür ve evrak işleri, iş yükünün fazla oluşu gibi olumsuzluklarla baş edemeyen öğretmenleri rahatlatmak için idarecilerin örgütsel iletişim konusunda eğitime alınmaları doğru olacaktır.
İlkokullardaki öğretmenlerin zamanı kullanma becerilerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin zamanı kullanma düzeylerinin öğretmen görüşleriyle belirlenmesidir. Öğretmenlerin zaman kullanımını, karşılaştıkları zaman tuzaklarını ve zamanı etkili kullanma yöntemlerini belirlemek; zaman kullanımı, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanmayla ilgili öğretmen görüşlerinin öğretmenlerin cinsiyeti, mesleki kıdemi, görev yaptığı okulun öğretim şekli, branşı ve görev yaptığı ilçe değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Bağcılar, Bahçelievler ve Güngören'de görev yapan ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrende uygun örneklem yöntemiyle %95 güven aralığı ve %5 hata payı ile 536 ilkokul öğretmeni belirlenmiştir. Öğretmenlere zamanı kullanma, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanma boyutlarından oluşan ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS(v22) programı yardımıyla çözümlenmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, bağımsız örneklemler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkın yönünü belirlemek için ise Tukey testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin zaman kullanımı boyutunda en sık okula zamanında gitme, en az ise zaman çizelgesi hazırlama davranışları sergiledikleri bulunmuştur. Öğretmenlerin zaman kullanımlarının tek yönlü varyans analizi sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin zaman kullanmalarının mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farlılık bulunmuştur. Zaman tuzakları boyutunda öğretmenlerin zaman tuzaklarından en sık öğrencilerin seviyelerinin farklılığı en az ise veli görüşmelerinin ders saatinde yapılması adlı zaman tuzaklarına yakalandıkları görülmüştür. Zamanı etkin kullanma boyutunda öğretmenler en sık derse zamanında başlama, bitirme en az ise geç gelen öğrencileri sınıfa almama yöntemlerini kullanmaktadırlar. Zamanı etkili kullanma boyutunun okulun öğretim şekli değişkenine göre incelendiğinde normal öğretim yapan okullardaki öğretmenlerin ikili öğretim yapan okullardaki öğretmenlere göre zamanı daha etkili kullandıkları bulunmuştur.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) öz yeterlik inanç düzeyleri ile web 2.0 uygulamaları kullanım durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) öz yeterlik inanç düzeyleri ile Web 2.0 uygulamalarını kullanım durumlarının belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkiye' nin altı farklı devlet üniversitesinin son sınıfında öğrenim gören 344 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ile "Web 2.0 Uygulamaları Kullanım Durumları Anketi" ve Canbazoğlu Bilici (2012) tarafından geliştirilen "TPAB Öz Yeterlik İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Altı üniversitede öğrenim gören fen bilgisi öğretmen adaylarından elde edilen veriler SPSS Statistics 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde yüzde ve frekans değerleri hesaplanmış, T-Testi, tek yönlü varyans ANOVA testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Tamhane testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; fen bilgisi öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarını kullanma sıklığı, ortalama zaman ayırma, günlük hayatta ne zamandan beri kullanıdığı, eğitim amaçlı ne zamandan beri kullandığı, en sık nereden erişim sağladığı, kullanım türü ile TPAB öz yeterlik inanç durumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ancak en sık hangi ortamda kullanıldığı ile TPAB öz yeterlik inanç durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. TPAB öz yeterlik inancı ile Web 2.0 kullanma amacı arasında yeterli bir ilişkiye rastlanmazken, popüler ve yaygın kullanılan Web 2.0 uygulamalarını kullanma arasında düşük pozitif yönlü anlamlı bir ilişki görülmüş, Web 2.0 uygulamaları kullanım algıları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarını en çok tüketici olarak, en az ise üretici olarak kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Tüketim olarak da en çok iletişim amacıyla kullandıkları ortaya çıkmıştır. Popüler ve yaygın kullanılan Web 2.0 uygulamalarından en çok kullanılan uygulamanın arama motoru en az kullanılan uygulamanın ise blog olduğu tespit edilmiştir. Web 2.0 uygulamalarını kullanım algıları sonuçları yüksek düzeydedir ve Web 2.0 uygulamalarını kullanma açısından en yüksek algının "Web 2.0 uygulamaları eğitim kaynakları bulmama ve paylaşmama imkan tanıyor", en düşük algının ise "Web 2.0 uygulamaları kullanıcı (tüketici) olmaktan öte, içerik üreticisi olmama imkan tanıyor" olarak tespit edilmiştir. Öğrenme öğretmede yararlanılan Web 2.0 uygulamalarından en çok kullanılanların sırayla Google drive, prezi ve yandex disk olduğu, hiç kullanılmayanların ise tellagami ve edublogs olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının TPAB öz yeterlik inançlarının yüksek düzeyde olduğu; ölçeğin alt boyutlarında en yüksek ortalamaya sahip boyutun "pedagojik bilgi" olduğu, en düşük ortalamaya sahip boyutun ise "teknolojik bilgi" boyutunun olduğu görülmüştür. TPAB öz yeterlik inancı ile cinsiyet, kişisel bilgisayar ve internet bağlantısı sahipliği, bilgisayar kullanma düzeyi, haftada ortalama internet kullanım süresi arasında anlamlı bir ilişki görülürken mezun olunan okul ve haftalık ortalama bilgisayar kullanımı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının Web2.0 uygulamalarını kullanma durumlarının iyileştirilmesi ile TPAB öz yeterlik inançlarının artmasına katkı sağlanacağı düşünülmektedir.
Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve öğrenmede kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve kalıcılığa etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak ön test-son test ve kalıcılık testli kontrol gruplu yarı deneysel modelin kullanıldığı bu çalışma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet okulunun 6. sınıfına devam eden 44 öğrenci ile "Kuvvet ve Hareket", "Işık ve Ses", "Madde ve Isı" ve "Elektriğin İletimi" ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları; yapılandırmacı yaklaşım uygulanan Kontrol Grubu, Bütünleşik STEM eğitimi uygulanan Deney Grubundan oluşmuştur. Bütünleşik STEM eğitiminin öğrencilerin akademik başarı, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ve kalıcılığa etkisini tespit etmek için Akademik Başarı Testi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 24 paket programında normal dağılımlı veriler için t-Testi, normal dağılımlı olmayan veriler için Mann Whitney U testi uygulanarak yapılmıştır. Sonuç olarak, Bütünleşik STEM eğitiminin başarıyı ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisini yapılandırmacı yaklaşıma göre anlamlı düzeyde artırmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kalıcılığa da etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bütünleşik STEM eğitiminin anlamlı düzeyde olmasa da akademik başarıya olumlu yönde katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.
Demokratik okulun işleyiş süreci: Bir örnek olay incelemesi
Bu araştırma eleştirel pedagoji alan yazınına yeni bilgiler katması, demokratik okulda yönetim süreçlerinin nasıl işlediğinin bilinmesi, okula kayıtlı öğrenci, öğretmen ve velinin yönetimdeki ve okul idaresindeki yerinin incelenmesi ve böylelikle araştırma sonunda diğer eğitim kurumlarına alternatif bir yönetim şeklinin sunulabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı, demokratik anlayışa dayalı olarak kurulduğu ilan edilen bir okuldaki öğrenci, öğretmen, veli, yönetici ve okulun çevresindeki bireylerin görüşlerine dayalı olarak, okulun yönetim şeklinin yapısal dinamiklerini ve bu dinamiklerin okulun üyeleri ve çevresine nasıl yansıdığını ele alarak incelemektir. Araştırma soruları şu şekildedir: 1.Demokratik okulda yönetim süreçleri hangi mekanizmalarla yürütülmektedir? 2. Demokratik yönetim ile yönetilen öğrencilerin eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 3. Demokratik yönetim ile yönetilen çalışanların eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 4. Demokratik yönetim ile yönetilen okulu tercih eden çocukların ebeveynin eğitim süreçlerine ilişkin algıları nelerdir? 5. Demokratik yönetim ile yönetilen okul çevresindeki bireylerin, eğitime ilişkin algıları nelerdir? 6.Demokratik yönetim ile yönetilen okul çevresindeki bireylerin, demokratik okula ilişkin tutumları nelerdir? 7. Demokratik okula kayıtlı çalışan, öğrenci ve velinin demokratik okulu tercih etme nedenleri ile eğitime ilişkin algıları arasında bir ilişki var mıdır? 8. Demokratik yönetim ile yönetilen okuldaki çalışan, öğrenci, velinin okul yönetimdeki ve okul idaresindeki rolleri nelerdir? 9. Demokratik okul çevresindeki bireylerin demokratik okul tutumları nelerdir? Bu çalışmada okulun çeşitli yönetimsel süreçleri iki buçuk ay boyunca incelenmiştir. Bu incelemeye ek olarak on okul çalışanı, otuz okul öğrencisi, on beş okul velisi ve okul çevresindeki on beş birey olmak üzere toplamda yetmiş kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. İki buçuk ay boyunca okulda gözlem yapılmış, alan notları tutulmuş, gerekli görülen yerlerde fotoğraf çekilmiş ve ses kaydı alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre okulda 4 tane yönetim mekanizması bulunduğu saptanmıştır. Bu mekanizmalar okul meclisi, ÇAÇÖ ve çemberlerdir. Okul meclisi öğrencilere sorumluluk bilinci kazandırmaktadır. Aynı zamanda; öğrenci, çalışan ve velilerin görüşlerine göre; ÇAÇÖ, öğrencilere çatışma yönetimi becerisi kazandırmaktadır.
Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri ve teknolojik liderliği
Bu çalışma ilk ve ortaokul okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlilikleri ile teknolojik liderlik yeterliliklerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırma Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul ve ortaokullarda görev yapmakta olan okul yöneticileri ile gerçekleşmiştir. Araştırmada örneklem alma yoluna gidilmeyip evren üzerinde çalışılmıştır. Çalışma 2017-2018 eğitim öğretim yılında Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilk ve ortaokullarda görev yapmakta olan 203 okul yöneticileri ile gerçekleşmiştir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup elde edilen veriler; "Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlikleri Ölçeği" ve "İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Değişimi Yönetme Yeterlikleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüş olup analizlerde aritmetik ortalama, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlı fark çıkan durumlarda ise LSD testi uygulanmıştır. Okul yöneticilerinin "teknolojik liderlik" ve "değişim yönetimi" yeterlikleri arasındaki ilişki için ise korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterliklerinin "büyük oranda" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterlikleri alt boyutlar açısından incelendiğinde ise; dijital çağ öğrenme kültürünün diğer boyutlara göre en fazla yeterli oldukları boyut olduğu, sistematik gelişimin ise en az yeterli oldukları boyut olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterliklerinin "pek çok" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterlikleri alt boyutlar açısından incelendiğinde ise; okulda değişimi değerlendirme yeterliliklerinin diğer boyutlara göre en fazla yeterli olduğu, okulda değişim ihtiyacını belirleme yeterlilikleri ise en az yeterli boyut olduğu görülmektedir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik ve değişim yönetimi yeterlik alt boyutlarının görev yaptıkları okul türü değişkenine göre anlamlı farklılık görülmemiştir. Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik yeterlik alt boyutlarının yöneticilikteki kıdemlerine göre anlamlı ölçüde bir farklılaşma görülmemiştir. Okul yöneticilerinin değişim yönetimi yeterlik alt boyutlarından "okulda değişim sürecine hazırlama", okulda değişimi uygulama" ve "okulda değişimi değerlendirme" alt boyutlarının yöneticilikteki kıdemleri bakımından anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Fakat "okulda değişim ihtiyacını belirleme" alt boyutuna göre anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. Yöneticilik kıdemi 1-5 yıl olan okul yöneticilerinin kıdemi 11 yıl ve üzeri olana göre değişimi yönetme yeterliklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin değişimi yönetme yeterlikleri ve teknolojik liderlik yeterlikleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin sınıf yönetimi becerileri ile ilişkisi
Bu çalışma okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile sınıf yönetimi beceri düzeylerinin belirlenmesini amaçlamıştır. Araştırma 2017- 2018 eğitim öğretim yılı, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul öncesi kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri ile gerçekleşmiştir. Okul öncesi öğretmen sayısının en fazla olduğu ilçe MEB istatistik verilerine göre Küçükçekmece İlçesi olarak tespit edilmiştir. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya katılım sağlamak isteyen, ulaşılabilen kişiler araştırmaya katılım sağlamıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmış olup elde edilen veriler; "Tükenmişlik Ölçeği" ve "Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Analizlerde frekans, aritmetik ortalama, ortanca hesaplama ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin "tükenmişlik" ve "sınıf yönetimi becerileri" arasındaki ilişki için ise Sperman Brown korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri "tükenmişlik durumu yok" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinin "her zaman" düzeyinde olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin yaş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı ölçüde farklılaşmadığı görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimi beceri düzeylerinin yaş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı ölçüde farklılaşmadığı görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyi ve sınıf yönetimi beceri düzeyleri arasında negatif yönde, zayıf düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlikleri
Bu araştırmanın temel amacı, yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi; bu yeterlilik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni hal, öğrenim düzeyi, özel veya resmi yaygın eğitim kurumları tarafından verilen kurslara katılıp katılmama durumu ve eğer katılmışsa katılma (eğitim alma) süresi değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesindeki İSMEK kurslarında öğrenim gören 134'ü kadın, 112'si erkek olmak üzere toplam 246 kursiyer oluşturmaktadır. Araştırmada İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin tespit etmek amacıyla araştırmacı ve danışman hocası tarafından geliştirilen ''Yaşam Boyu Öğrenme Yeterlilik Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların yaşam boyu öğrenme yeterliliğinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir, en yüksek algıya sahip yeterliliğin ana dilden iletişim yeterliliği olduğu belirlenirken, en düşük algıya sahip yeterliliğin ise yabancı dilde iletişim yeterliliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin medeni hal ve kurslara katılma (eğitim alma) süresine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak, cinsiyete, yaşa, öğrenim durumu ve kurslara katılıp katılmama durumuna göre farklılık göstermektedir. Yaşam boyu öğrenme Yeterlilik Ölçeğinin kendi alt boyutları arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde ise, bütün alt boyutlar arasında pozitif yönlü, düşük, orta ve yüksek kuvvetli anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir.
İlkokulda görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerinin mobbinge (psikolojik şiddete) maruz kalma düzeyleri
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, çalışma ortamında maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinin düzeyi, özellikleri ve kimler tarafından uygulandığı incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin üç ilçesinde bulunan, 10 ilkokulda görev yapan 155 öğretmen ve yöneticiden oluşmuştur. İlkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma eylemleri ile ilgili veriler, beşli Likert sistemiyle hazırlanmış bir anket ile toplanmıştır. Veriler SPSS veri analiz programında işlenerek, aritmetik ortalama, Mann Whitney ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, İlkokullarda görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinde, gruplar arasında en çok farkın ortaya çıktığı değişkenler, yaş, kıdem, medeni hal ve görevdir. Bu değişkenlere göre ortaya çıkan sonuçlar; 29-34 yaş arasında çalışanların diğer yaş gruplarına oranla, 6-10 yıl arasında görev yapan çalışanların diğer kıdem aralıklarına göre ,bekarların evli çalışana göre,yöneticilerin öğretmenlere oranla daha fazla yıldırma eylemlerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. İlkokullarda meydana gelen yıldırma eylemlerinin çoğunluğunun erkekler tarafından uygulanmaktadır. Yıldırma uygulayan kişilerin yaş aralıklarının ise 36-48 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir.Ankete cevap veren katılımcıların %38,1'i farklı çekincelerden dolayı bu konuda bilgi vermemiştir.
Okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizliğe etkisi
Bu araştırmanın genel amacı okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin düşüncelerine göre okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizliğe etkisini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017/2018 Eğitim Öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan resmi ortaokullarda görev yapmakta olan 366 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış olup 305 öğretmen araştırmaya tabi tutulmuştur. Bu sayı evrenin %83,3'ünü oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Mizah Tarzları Ölçeği" ve "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Örneklem t Testi, Anova Testi (Tek Yönlü Varyans Analizi Testi), Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğretmenlerinin düşüncelerine göre okul yöneticilerinin en fazla "onaylayıcı mizah tarzı"nı, en az ise "alaycı mizah tarzı"nı benimsedikleri tespit edilmiş olup öğretmenlerin örgütsel sessizlik eğilimi göstermelerinin sebebi olarak en çok "yönetici" boyutu, en az ise "öğretmen" boyutu olduğu belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin mizah tarzları ile örgütsel sessizlik boyutları arasındaki anlamlı ilişkiler incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmıştır: Okul yöneticilerinin "mizahı olmayan tarz"ı ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "reddedici mizah tarzı" ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "alaycı mizah tarzı" ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin "üretici sosyal mizah" tarzı ile örgütsel sessizliğin "öğretmen" boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin mizah tarzlarının örgütsel sessizlik boyutları ile ilgili yordayıcılık etkisi ile ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: Okul yöneticilerinin "reddedici mizah tarzı" örgütsel sessizliğin "öğretmen" ve "ortam" boyutları için yordayıcıdır. Okul yöneticilerinin "alaycı mizah tarzı" örgütsel sessizliğin "öğretmen" boyutu için yordayıcıdır.
İlk ve orta okullarda görev yapan yöneticilerin takım algısının incelenmesi
Bu araştırma okul yöneticilerine yönelik takım algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma grubu, 2017- 2018 eğitim öğretim yılı süresince İstanbul ili Beykoz ilçesinde çalışmakta olan 135 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada "Bağlılık ve işbirliği ölçeği", "Etkileşim ve dayanışma ölçeği", "Gelişme ve İş doyumu" ve demografik özellikleri belirlemek adına kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için okul yöneticilerinin demografik özellikleri ile takım algısı düzeyleri ortalama değerleri arasındaki farklılığın belirlenebilmesi için yapılan analizde 0,05 önem düzeyinde Kruskal Wallis H Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, takım algısı, bağlılık ve işbirliği, cinsiyet, yaş, hizmet süresi ve mesleki kıdeme göre anlamlı farklılık bulunmazken, eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. Araştırma bulguları, ele alınan değişkenlerin kurumsal çerçevesi ve diğer araştırma bulguları göz önünde tutularak tartışılmıştır. Anahtar Kelimler: Takım Algısı, Lider, Yönetici
Alternatif okulların felsefi temelleri ile Türkiye'deki uygulamaları: İstanbul ili örneği
Bu çalışmanın amacı alternatif okul olarak nitelendirilen düşünsel yapının felsefi temelleri ve Türkiye'deki uygulamalarını incelemektir. Çocuğun mutluluğunu temel amaç olarak gören alternatif eğitim yaklaşımı, otoriter, öğretmen merkezli ve başarı odaklı geleneksel eğitimin eleştirisiyle ortaya çıkmıştır. Alternatif eğitim, çocuğun mutluluğunu temel prensip olarak görme ve tüm sayıtlılarını bu prensip üzerine kurma gibi iddialarla karşımıza çıkmaktadır. Eğitimin içeriğini zenginleştirmek, devamlı değişim içinde olan dünyaya karşı bireyin kendisini var etme ve bu varlığı koruma çabalarında geleneksel eğitimin yetersiz kalması; alternatif eğitimin bireyin var olma çabasında daha kalıcı ve sürdürülebilir bir yol izlemesi bu çalışmayı kaçınılmaz kılan nedenlerin başında gelmektedir. Bu çalışmada alternatif okulları cazip kılan nedenler ve bu nedenlerin felsefi geçmişleri ile Türkiye'deki alternatif eğitim uygulamalarının aslına benzerlik ve farklılıkları incelenecektir. Geleneksel eğitime alternatif sunan düşünürlerin başında J.J. Rousseu gelmektedir. Bu çalışmada Rousseau'dan başlayarak alternatif eğitim felsefesinin oluşmasına katkı sağlamış düşünürlerin görüşlerine yer verilmiş ve alternatif eğitim felsefesinin temelleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Geleneksel eğitimle alternatif eğitim arasındaki farklar incelenmiştir. Araştırma nitel bir araştırmadır. Araştırma, İstanbul ilindeki Montessori, Reggio Emilia ve Waldorf yaklaşımını uygulayan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen ve idareciler ile yapılan görüşmeler şeklinde yapılmıştır. Bu amaca en uygun, yarı-yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmacının yaptığı gözlemlerde veri olarak kullanılmıştır. Bunun sonucunda da Türkiye'deki alternatif okulların eğitim ve yönetim durumları irdelenmiştir. Araştırmada alternatif okullarda; okulun genel bilgilerine, öğretmenin görevlerine, sınıf yönetimine, uygulanan eğitim programına, çocuk gelişimine, veli-okul ilişkisine, okul yönetimine ve eğitim modeline ilişkin bulgulardan faydalanılmıştır.
Dış göçle Türkiye'ye gelen öğrencilerin okullarda yaşamış oldukları uyum sorunları
Göç, tüm dünyayı ilgilendiren önemli bir olgudur. Göç, sadece bireylerin yer değiştirmesi değildir; aynı zamanda bireylere ait kültür, dil, yaşam tarzı ve değerlerin de yer değiştirmesidir. Bu yüzden göç eden bireyler gittikleri ülkelerde ekonomik, kültürel, sosyal ve dilsel açıdan birçok uyum problemiyle karşılaşmaktadır. Eğitim uyumu ise göç edenlerin maruz kaldığı en önemli uyum problemlerindendir. Göç eden ailelerin çocuklarının okula, arkadaşlarına, öğretmenlerine ve eğitim sistemine uyum sağlayamaması hem göç eden öğrenciler için hem de mevcut öğrenciler için sorun teşkil etmektedir. Bu çalışma ile göç eden öğrencilerin okullarda yaşadığı uyum sorunları incelenmiştir. Araştırma nicel tarama modelindedir. Araştırmanın verileri İstanbul ili Esenler ilçesinde göçmen öğrenci barındıran ortaokullarda çalışmakta olan öğretmen ve idarecilerin görüşlerine dayalı olarak Pirliyev (2010), Bozan (2014) ve Selçuk (2014) tarafından yapılan araştırmalarda kullanılan anket formlarından uyarlanan anket aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin en çok kültür ve dil farklılıklarından ötürü uyum sorunu yaşadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca dış göçle gelen öğrencilerin yaşadığı uyum problemlerinin arkasında göçle gelen ailenin yaşadığı ekonomik problemlerin de etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma ile ortaya çıkan bilgiler bu alanda çalışma yapan uzmanlar ve akademisyenler için bilgiler sunmaktadır.
Sağlık kültür ve spor daire başkanlıklarında çalışan yöneticilerin iş doyum düzeylerinin belirlenmesi: İstanbul örneği
Bu araştırmanın verileri; SKS daire başkanlığı, Spor Koordinatörlükleri, Kültür koordinatörlükleri, Kültür ve Spor, SKS daire direktörlüğü vb. alanında çalışan yöneticilerin iş doyum düzeylerini belirlemek amacıyla 2015-2016 eğitim-öğretim yılında devlet ve vakıf üniversitelerinde tanımlanan görevleri yürüten toplam 47 kişiye, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve iş doyum düzeylerini belirlemek için Weiss ve ark., (1967) tarafından iş doyumunu ölçmek amacıyla geliştirilen ve Baycan (1985) tarafından Türkçeye çevrilip, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak Cronbach Alpha değeri 0.77 olarak belirlenen Minnesota İş Doyum Ölçeği (MSQ) kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler sıklık (Frequency), tanımlayıcı istatistik, Man Whitney U ve Kruskall Wallis varyans analizi testleri ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda araştırma grubunun içsel tatmin puanları arasında 0,05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunurken diğer parametreler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Spor, İş Doyumu.
Okul yöneticilerinin kurumsal aidiyeti ve işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki ilişki: Örgütsel sinerjinin aracılık rolü
Postmodern yaklaşımlar, insanın yalnızca biyolojik ya da maddi yönleriyle değil; duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutlarıyla bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu anlayış, bireyin manevi gereksinimlerinin farkına varılmasını ve örgütsel yapılarda ruhsallık boyutunun da dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin kurumsal aidiyeti ve işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki ilişkiyi, örgütsel sinerji aracılığı ile incelemektir. Bu araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul müdürleri ile müdür yardımcıları oluşturmaktadır. Örneklem ise kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Şanlıurfa iline bağlı ilçelerde görev yapan 356 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İş Motivasyonu Ölçeği", "Kurumsal Aidiyet Ölçeği", "Örgütsel Sinerji Ölçeği" ve "İşyeri Ruhsallığı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma, nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeliyle desenlenmiş; veri analizinde ise yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin kurumsal aidiyet, işyeri ruhsallığı, örgütsel sinerji, iş motivasyonu düzeylerine ait genel veriler incelendiğinde düzeyin yüksek olduğu görülmektedir. Araştırmada cinsiyet değişkeni açısından yapılan analizler sonucunda, kurumsal aidiyet ve örgütsel sinerji düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, iş motivasyonu ve işyeri ruhsallığı düzeylerinde cinsiyete bağlı anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Pozisyon değişkenine göre yapılan değerlendirmelerde, işyeri ruhsallığı, örgütsel sinerji ve kurumsal aidiyet düzeylerinde anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Ancak iş motivasyonu düzeylerinde pozisyona bağlı anlamlı bir değişim bulunmamıştır. Kurum türü değişkeni açısından elde edilen bulgular, işyeri ruhsallığı ve örgütsel sinerji düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koyarken; iş motivasyonu ve kurumsal aidiyet düzeylerinde kurum türüne göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bunun yanı sıra, okul müdürlerinin işyeri ruhsallığı ile iş motivasyonu arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler analiz edilmiş ve bu ilişkilerin anlamlı olduğu doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, işyeri ruhsallığının örgütsel sinerjiyi, örgütsel sinerjinin ise iş motivasyonunu pozitif yönde ve anlamlı şekilde etkilediğini göstermektedir. Ayrıca kurumsal aidiyetin, işyeri ruhsallığı üzerinde anlamlı bir belirleyici rol oynadığı; ancak doğrudan iş motivasyonu ve örgütsel sinerjiyi yordamadığı belirlenmiştir. İşyeri ruhsallığının, örgütsel sinerji aracılığıyla iş motivasyonu üzerinde dolaylı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Yapılan aracılık analizleri sonucunda, işyeri ruhsallığının iş motivasyonu üzerindeki toplam etkisinin hem doğrudan hem de dolaylı yollarla istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, kurumsal yapılarda işyeri ruhsallığını güçlendirmeye yönelik stratejilerin geliştirilmesinin, çalışan motivasyonunu artırmada kritik bir rol oynayabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, örgütsel sinerjiyi destekleyici uygulamaların dolaylı olarak iş motivasyonuna katkı sağlayacağı anlaşılmıştır. Politika ve uygulama önerileri kapsamında, özellikle liderlik gelişimi ve çalışan bağlılığı programlarında işyeri ruhsallığı ve örgütsel sinerjiyi destekleyen uygulamalara öncelik verilmesi gerektiği tartışılmıştır.
Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin görüşleri
İnsanlık son yıllarda derin çevresel bozulmalar, artan toplumsal eşitsizlikler ve küresel ölçekte hissedilen ekonomik krizlerle yüzleşmektedir. Bu gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramını yalnızca bir tercih değil, yaşanabilir bir gelecek için vazgeçilmez bir gereklilik haline getirmiştir. Bugün artık çevremizdeki her değişim, yalnızca doğayı değil, toplumların adalet anlayışını ve ekonomik dengeleri de doğrudan etkilemektedir. Bu noktada eğitim, bireylerin hem düşünce hem de davranış dünyasını şekillendiren güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Okullarda verilen her ders, yapılan her etkinlik, aslında çocuklara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda yaşam biçimi kazandırmaktadır. Dolayısıyla öğretmenler ve yöneticiler, salt bilgi aktaran kişiler değil; sürdürülebilir bir yaşamın somut örneklerini sergileyen rol modellerdir. Onların davranışları, seçimleri ve değerleri öğrenciler için birer "yaşayan ders" niteliği taşır. Bu çalışmada, Gaziantep'in Nizip ilçesinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenleri ile okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin algıları incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş ve toplam 25 katılımcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler üzerinden veriler toplanmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin ve yöneticilerin sürdürülebilirliği nasıl anlamlandırdıkları, bunu günlük uygulamalarına nasıl yansıttıkları ve öğrencilerle ilişkilerinde nasıl rol modellere dönüştükleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların çoğunlukla sürdürülebilirliği çevresel boyut üzerinden düşündüklerini ortaya koymuştur. İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve atık yönetimi en çok öne çıkan temalardır. Bununla birlikte ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal adalet konularında farkındalığın daha zayıf olduğu görülmüştür. Katılımcıların ifadeleri, bireysel değerlerin, sosyal çevrenin ve mesleki deneyimlerin sürdürülebilirlik algılarını şekillendirdiğini göstermektedir. Ayrıca öğretmenler, sürdürülebilirliğin yalnızca derslerde değil; okulun tüm yaşamına yayılması, yani öğrencilerin günlük deneyimleriyle bütünleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, öğretmenlerin bilgi ve tutumlarının güçlendirilmesinin, öğrencilerin küresel sorunlara karşı daha donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağını göstermektedir. Başka bir deyişle, okul koridorlarından sınıf etkinliklerine uzanan her ortam, sürdürülebilirliğin öğretildiği değil, yaşandığı bir alan haline geldiğinde anlamlı bir dönüşüm gerçekleşecektir.
Öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisinde öğretmen motivasyonu ile iş birliğinin aracılık rolü
Öğrenme merkezli liderler, sergiledikleri tutum ve davranışlarla öğretmenlerin güvenini kazanmakta; bu güven ortamı, öğretmenlerin yeni bilgi ve becerileri sınıf içi uygulamalara aktarmasını kolaylaştırmaktadır. Bu liderlik tarzı, aynı zamanda öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ve aralarındaki iş birliğini artırarak öğretim süreçlerinin daha etkili hale gelmesini mümkün kılmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar, öğrenci başarısını destekleyen ve okulun amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlayan liderlik biçimlerini incelemeye odaklanmıştır. Bu bağlamda, öğrenmeyi odağına alan liderlik davranışları, olumlu bir okul iklimi oluşturmak ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisini, öğretmen motivasyonu ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel kesitsel tarama modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Veriler, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezindeki 49 farklı ortaokulda görev yapan 828 öğretmenden çevrim içi anket yoluyla toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen katılımcılara ulaştırılan anketler Google Forms platformu üzerinden uygulanmıştır. Anket formu beş bölümden oluşmaktadır: Katılımcıların demografik bilgilerini içeren birinci bölümün ardından sırasıyla "Öğrenme Merkezli Liderlik Ölçeği", "Öğretmen Uygulamalarında Değişim Ölçeği", "Öğretmen Motivasyon Ölçeği" ve "Kolektif Yeterlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde, öğrenme merkezli liderliğin öğretmen uygulamalarındaki değişim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, öğrenme merkezli liderlik davranışlarının öğretmen uygulamalarında anlamlı düzeyde pozitif değişim yarattığı görülmüştür. Bu değişimin, öğretmenlerin içsel motivasyon düzeyleri ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla da dolaylı olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. Özellikle öğrenmeyi destekleyen, kaynak sağlayan ve model olan liderlerin öğretmenleri daha fazla öğrenmeye teşvik ettiği, bu durumun da sınıf içi uygulamalara doğrudan yansıdığı bulgulanmıştır. Bu tez çalışması, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının yalnızca öğretmen davranışlarını değil, aynı zamanda okul kültürünü ve öğrenci başarısını etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri açısından yol gösterici nitelikte olup, eğitim politikalarının oluşturulmasında da kullanılabilecek uygulamalı veriler sunmaktadır. Bu kapsamda çalışma, öğrenmeyi önceleyen liderlik anlayışının öğretmen gelişimi ve okul etkililiği üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamaktadır.
Kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğine etkisinde psikolojik güçlendirmenin aracılık rolü
Bu araştırma, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliği üzerindeki etkisini ve bu ilişkide psikolojik güçlendirmenin aracılık rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Liderlik literatüründe kapsayıcı liderlik; farklılıkları değerli gören, çalışanların görüşlerini dikkate alan, şeffaf, ulaşılabilir ve katılımcı bir yaklaşım olarak tanımlanırken; çalışan sesliliği, bireylerin örgütsel süreçlere yönelik önerilerini, eleştirilerini ve çözüm fikirlerini ifade etmeleriyle örgütsel iyileştirme ve yenilikçilik süreçlerine katkıda bulunmalarını ifade etmektedir. Bu bağlamda psikolojik güçlendirme, bireylerin işlerine anlam katmalarını, özerklik ve yeterlilik algılarını güçlendirmelerini ve iş yerinde etkili olduklarını hissetmelerini sağlayan bir motivasyon kaynağı olarak kapsayıcı liderlik ve seslilik arasındaki ilişkiye aracılık edebilecek kritik bir değişken olarak öne çıkmaktadır. Nicel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmanın örneklemini, Şanlıurfa ilinde çeşitli ortaöğretim kurumlarında görev yapan 554 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Kapsayıcı Liderlik Ölçeği, Çalışan Sesliliği Ölçeği ve Psikolojik Güçlendirme Ölçeği kullanılmış; elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesi (YEM) aracılığıyla analiz edilerek değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler test edilmiştir. Bulgular, kapsayıcı liderliğin çalışan sesliliğini anlamlı ve pozitif biçimde etkilediğini; psikolojik güçlendirmenin ise bu ilişki üzerinde kısmi aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, kapsayıcı liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel süreçlere aktif katılımını desteklediğini, onların fikirlerini özgürce dile getirmelerini kolaylaştırdığını ve psikolojik güçlendirmenin bu süreci bireylerin anlam, özerklik, yeterlilik ve etki algıları üzerinden pekiştirdiğini göstermektedir. Bu araştırma, kapsayıcı liderlik uygulamalarının eğitim kurumlarında demokratik ve katılımcı bir okul kültürü oluşturduğunu, öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılımını artırdığını ve örgütsel performansı desteklediğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, liderlik literatürüne teorik katkılar sunarken eğitim yönetimi alanı için de pratik öneriler geliştirmekte; kapsayıcı liderlik ile psikolojik güçlendirme arasındaki dinamiklerin çalışan sesliliğini güçlendiren önemli bir mekanizma sunduğunu kanıtlamaktadır.