Zonguldak Bülent Ecevit University
Discipline

Banking and Finance

Zonguldak Bülent Ecevit University

147

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kamu ve özel banka müşterilerinin elektronik bankacılığa güveni ve kullanım sebepleri üzerine bir araştırma: Gaziantep ili uygulaması

Elektronik bankacılık, ülkemizde ve Dünyada kısa bir süre içerisinde büyük gelişmeler kaydeden bir alan olmuştur. Bunun nedeni, elektronik bankacılık sektörünün teknolojik gelişmelerle orantılı olarak yüksek düzeyde ve hızda inovatif fikirleri hayata geçirebilmiş olmasıdır. Araştırma içerisinde güncel sorularla anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda çıkan veriler SPSS programında işlenerek çıkan güvenilirlik düzeyi endeksi ki kare tablosu ve istatistiksel tabloların değerlendirilmesi ile araştırma içerisinde analizlere yer verilmiştir. Elektronik bankacılığın gelişmesi, müşteri memnuniyeti sağlayan bir unsur olmasının yanında,sermaye gerektiren şube bankacılığından farklı olarak teknoloji ile birlikte gelişim gösteren bir faktördür. İşte bu konuda yapılacak araştırmanın ve sorulacak soruların sonunda araştırma içerisinde yapılan anket çalışmasının çözümlenmesi ile alınabilecek yanıtlar incelenmiştir. Bu anketlerin sonuçlarından, Elektronik bankacılığın en çok kullanılan alanlarında yaşanabilecek değişimlere tüketicilerin veya kullanıcıların tepkisi ölçülmektedir. Analiz sonuçlarının grafiklerle ve tablolarla anlatılarak detaylarıyla gösterilmesi araştırmanın amacına uygun olarak tüketici tercihlerinin bankacılığın en çok gelişen sektörlerinden biri olan Elektronik bankacılıkalanında kapasitesinin ölçümüne katkı sağlayacaktır.

Bankacılık işlemleriBankacılık sektörüElektronik bankacılık+3
Vedat Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel yatırımcıların yatırım tercihlerine etki eden faktörlerin davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi: Kastamonu ili örneği

Geleneksel finans, bireylerin her zaman rasyonel davranacağını varsaydığından bireylerin psikolojilerini ve sosyolojik gerçekleri mazur görmektedir. Bu şartlarda gelişmiş olan finansal modeller piyasa anomalilerinin açıklanmasında yeterli olmamış ve bu durumda davranışsal finans ile ilgili yaklaşımda geleneksel örneklerin karşılaştığı zorlulara bir yanıt olarak ortaya çıkmaktadır. Davranışsal finans, son yıllarda ortaya çıkan, bireysel yatırımcılar kararlarının ve aklın sınırlı olduğu durumların finansal durumlar üzerindeki etkisini inceleyen bir alan olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada, Kastamonu ilinde yaşamakta olan bireysel yatırımcıların yatırım tercihlerinde etki eden faktörlerin davranışsal finans kapsamında değerlendirilmek istenmiştir Bu araştırma için Kastamonu ilinde yaşayan 350 bireysel yatırımcıya anket hazırlanmıştır. Basit tesadüfi örneklem yöntemiyle elde edilmiş anket verilerinin SPSS programı ile analiz edilmiştir. Tüm anket sorularında betimsel istatiksel sonuçlar elde edilmiştir ve demografik özellikleri, davranışsal psikolojik eğilimleri, kişisel, finansal ve çevresel faktörler arasındaki hipotezleri analiz edilmesi için frekans, normallik, güvenirlilik, kruskal Wallis ve Mann Whitney testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, elde edilmiş olan bulgulara bakıldığında ise, bireysel yatırımcıların kendini kandırma eğilimlerinde gelir durumu, finansal faktörler ve çevresel faktörlerde anlamlı farklılıklar bulunmuşken, demografik özellikler, kendini kandırma eğilimlerden cinsiyet, medeni durum, yaş, meslek durumları eğitim durumları ve bilişsel eğilimleri ve duygusal eğilimler aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansKastamonu+4
Gamze Ormancı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paraların bankacılık sektörüne etkileri

Bu araştırma, kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren bankacılık sektöründe en az 10 yıl deneyime sahip, konusunda uzman özel banka çalışanlarından kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 10 özel banka çalışanı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi desenlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla çevrim içi ve yüz yüze elde edilmiştir. Veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuçta, kolaylık sağlaması, daha hızlı ve düşük maliyetli işlem yapabilme imkânı sağlaması nedenleri ile kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerini farklılaştıracağı sonucuna varılmıştır. Çalışmada, bankacılık sektörünün kripto paraların ödeme yöntemlerine ilişkin yasal düzenleme beklentisi ile AR-GE çalışmalarının hazırlık aşamasında olduğu belirlenmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+6
Recep Tabakoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin banka kullanım tercihlerinde güven, hizmet kalitesi ve sadakatin rolü: Kastamonu Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın amacı Kastamonu Üniversitesinde öğrenim göre öğrencilerin banka kullanım tercihlerinde hizmet kalitesi, güven ve sadakati rolünü belirlemektir. Literatür detaylı bir şekilde incelendiğinde bu üç unsuru bir arada bulunduran çalışmanın olmadığı görülmektedir. Örneklem olarak sürekli banka ile temas halinde bulunan va bankacılık işlemlerin sık kullanıldığı üniversite öğrencileri üzerinde karar kılınmıştır. Araştırmanın evrenini Kastamonu Üniversitesinde okuyan lisans ve ön lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Kolayda örneklem yöntemi ile 419 öğrenciye anket formu gönderilmiş ve uygulamaya uygun 419 anket verisi elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Hipotezleri test edebilmek amacıyla güvenilirlik, korelasyon ve regresyon analizler uygulanmıştır. Analizler sonunda hizmet kalitesi ve alt boyutlarının güveni anlamlı ve pozitif olarak etkilediği, hizmet kalitesi ve alt boyutlarının sadakati anlamlı ve pozitif olarak etkilediği, güven ve alt boyutlarının sadakati anlamlı ve pozitif olarak etkilediği bulgularına ulaşılmıştır.

Bankacılık işlemleriBankalarGüven+6
Erhan Çelik
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişki; bir alan çalışması

Her geçen gün değişim gösteren dünya koşulları göz önüne alınarak iş dünyasının çalışma atmosferindeki farklılıklarını gün yüzüne çıkarmak adına yapılan bu çalışmada çalışanın örgüte yönelik koşulları, ortamı ve işleyişi yadırgaması sonucunda ses çıkarması olan örgütsel muhalefetin çalışanın örgütü benimsemesi olan örgütsel bağlılığı etkileme düzeyinin günümüz koşullarında ortaya konulması ve örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle örgütsel bağlılık ve örgütsel muhalefet kavramları arasındaki ilişkiyi ve etkiyi açıklamak, günümüz çalışma sektöründe olumsuz sonuçların önüne geçmek, örgüt içerisinde var olan sorunların bu iki kavram çerçevesinde fırsata çevrilmesine katkı sağlamak ve literatüre güncel veriler sunmak açısından bu çalışmanın önemli olacağı düşünülmüştür. Literatür incelendiğinde bu iki kavram arasındaki etki ve ilişkinin detaylı bir şekilde ele alınmadığı görülmektedir. Kamu sektöründe çalışanların esnekliklerinin özel sektöre göre daha az olduğu düşünülerek çalışmanın evreni Kastamonu ilindeki kamu çalışanları olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada öncelikle kavramlar ele alınarak bir yazın taraması yapılmış ve veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Basit-rasgele örneklem yöntemi ile 408 çalışandan anket verisi elde edilmiştir. Anket çalışması ile toplanan veri ışığında açıklayıcı faktör analizi ve korelasyon analizi yapılmış ayrıca yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğin örgütsel bağlılık ile örgütsel muhalefet arasında ilişki olduğu, örgütsel muhalefetin örgütsel bağlılık üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin pozitif yönde olduğu söylenebilir. Ayrıca örgütsel muhalefetin alt boyutlarından yapıcı muhalefetin örgütsel bağlılığı pozitif yönde, sorgulayıcı ve yer değiştirmiş-yatay muhalefetin ise örgütsel bağlılığı negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Kamu personeliYapısal eşitlik modellemeÖlçekler+2
Nurdan Akbulut
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yeşil tahvil ihracının sürdürülebilir kalkınmaya etkisi

Ülkelerin gelişmişlikleri iktisadi büyüme ve kalkınmalarına, sosyal yapının refah düzeyinin yüksek olmasıyla gerçekleşmektedir. Fakat yakın geçmişten günümüze çevresel bozulmalar ile ortaya çıkan sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma kavramları oldukça önem kazanmıştır. İnsan faaliyetlerinin ekosistem üzerinde oluşturduğu baskının canlı yaşamını, gelecek nesilleri tehdit etmesinin önüne geçebilmek için iktisadi ve sosyal olgular ile çevre entegre hale getirilerek bu kavramı ortaya çıkarmıştır. Buna yönelik olarak sürdürülebilir kalkınma boyutlarına ayrıldığında iktisadi, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olarak incelendiğinde; üretim faktörlerinin etkinliğini sağlayan kurumsal ve bireysel yapıların bu konuları dikkate alarak verdikleri kararlar doğrudan sürdürülebilir kalkınmayı etkilemektedir. Bu tez çalışmasında; Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası ve Akbank'ın uzun vadeli borç bulmada ihraç ettiği geleneksel tahviller ve yeşil projelerini finanse etmek amacıyla ihraç ettiği yeşil tahviller ile sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ilişkilendirilen istihdam oranı, geçinme endeksi ve BIST sürdürülebilirlik endeksi arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda değişkenler öncelikle tanımlayıcı istatistikleri değerlendirilmiş, birim kök testleri ile durağanlık dereceleri bulunarak Toda-Yamamato nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda geleneksel tahviller ile yeşil tahviller karşılaştırılmıştır. Analizin bulgularında nedensellik sonucu var olarak çıkan değişkenler sırasıyla istihdam oranı, geçinme endeksi ve BIST sürdürülebilirlik endeksi olmuştur. Tahviller arası değerlendirmede ise yeşil tahvillere göre geleneksel tahvillerin değişkenler ile olan ilişkisinin daha az olduğu tespit edilmiştir.

Hilal Zehra Furuncu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans çerçevesinde kişilerin finansal kararları

Kişilerin son yıllarda davranışsal olarak yatırım ve alım satımlarında çevreye daha bağımlı oldukları, davranuşçıl davrandıkları ve rasyonellikten daha fazla uzaklaşmış oldukları görülmektedir. Kısayollu zihinsel kararlar kişilerin yanlış kararlar vermelerine, çok iyi incelemeden yada araştırmadan irrasyonel davranmanın yatırım kararlarında kazanç durumlarını etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Davranışsal finansla alakalı olan diğer disiplinlerin (psikoloji, sosyoloji, antropoloji, coğrafya) açıklanması ile, aslında davranışçı yaklaşımın kökeninde bulunan bu disiplinlerle dolaylı ya da direkt bir şekilde bağlantılı olduğu gerçeği yadsınamaz bir şekilde ortaya konulmuştur. Yatırım kararlarında gerçek ya da tüzel kişi içinde bulunduğu psikolojik durumun bazen farkında olmayabilir ya da çevresel faktörlere düşündüğünden daha fazla eğilim gösteriyor olabilir. Bu eğilimler; sürü psikolojisi, çerçeveleme etkisi, gurur ve pişmanlık, aşırı güven, güneş ışığı etkisi, kolay para, aşinalık ve muhafazakarlık gibi etkiler üzerine çeşitlenmektedir. Bu çalışmada kişilerin finans kararlarında davranışsal temayüllerin ve yakın ilişkili grupların, kişiler üzerindeki etkileri ve sonuçları belirtilmektedir. Geniş kapsamlı literatür taraması yapılmıştır, anket ve grafik analizlerle sonuçlar incelenmiştir Davranışsal finans alanına bilgi niteliğinde olan bu çalışma, daha kapsamlı çalışmalar ya da tez içeriği için yardımcı olabilecek niteliktedir.

Davranışsal finans
Aysel Kavlakoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi kartı kullanımını belirleyen makroekonomik değişkenler: Türkiye örneği

Gelişen teknoloji ile birlikte değişen ekonomik koşullar, finansal ödeme aracı olan kredi kartlarının kullanımını da artırmaktadır. Bu durumun ekonomik olarak birçok nedeninin olması karar vericileri etkilemektedir. Türkiye'de yaşanan özellikle 2018 döviz kuru şoku ve Covid 19 pandemisi sonrası kredi kartı ile yapılan harcamalarda artış gözlenmektedir. Bu durumun nedeni olarak, kredi kartının kullanımını etkileyen makroekonomik değişkenlerde yaşanan değişimler gösterilmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı, literatürde Türkiye'de kredi kartı kullanımını etkilediği ileri sürülen makroekonomik değişkenlerin etkisini 2015:1-2022:4 çeyrek dönemi altında incelenmesidir. Bu bağlamda ülke ekonomisinin dönem içerisinde yaşadığı krizler dikkate alınarak, yapısal değişimler altında Fourier ADL ve Kesirli Fourier ADL eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, makroekonomik değişkenlerle kredi kartı arasında eşbütünleşme ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca bu değişkenlerden döviz kuru hariç diğer tüm değişkenlerin kredi kartı işlem sayısı üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Ek olarak yapılan Fourier ve Kesirli Fourier Toda-Yamamoto nedensellik testleri milli gelirden kredi kartı kullanımına doğru tek yönlü, dolar ve enflasyon oranı ile kredi kartı kullanımı arasında çift yönlü nedensellik olduğu görülmektedir.

Özge Altay Emiroğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal farkındalık, kitle iletişim araçları ve İslami finans üçgeninde yatırımcı algısı

Bu çalışma, bireylerin finansal farkındalık düzeylerini, kitle iletişim araçlarının etkisini ve İslami finans sisteminin yatırım kararlarına olan yansımalarını incelemektedir. Finansal farkındalık, bireylerin finansal ürünler, fırsatlar ve riskler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayan bir süreçtir. Çalışma, finansal farkındalığın bireylerin daha bilinçli kararlar almasını kolaylaştırdığına ve toplumsal refaha katkıda bulunduğuna dikkat çekmektedir. Ancak, finansal sistemin karmaşıklığı ve bilgiye erişimdeki dengesizlikler, bireylerin farkındalık düzeylerini sınırlandırmaktadır. Kitle iletişim araçları, bireylere finansal bilgiye erişim sağlarken aynı zamanda bilgi kirliliği ve algı yönetimi gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu araçların sağlıklı bilgi aktarımı sağlaması, yatırımcıların doğru yönlendirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. İslami finans, faiz yasağı gibi ilkeleriyle Müslüman yatırımcılar için alternatif bir yaklaşım sunmaktadır. Ancak, faizsiz finansman yöntemlerinin sınırlı uygulanabilirliği ve sermaye piyasalarındaki kısıtlılıklar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yatırım kararlarını etkilemektedir. Çalışma, finansal farkındalık ve eğitimle bireylerin yatırım kararlarında rasyonel davranmalarını sağlamayı, kitle iletişim araçlarının bilgi paylaşımındaki rolünü geliştirmeyi ve İslami finans sisteminin yaygınlaştırılabilirliğini artırmayı hedeflemektedir. Bu üçgen içerisinde yer alan dinamiklerin yatırımcı algısı üzerindeki etkileri analiz edilerek, bireysel ve toplumsal finansal refahın artırılmasına yönelik öneriler sunulmaktadır.

Ferhat Nur
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

UFRS'ye göre 18 gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubunun bir firmanın piyasa değerine olan etkisi

Türkiye, küreselleşme ile birlikte ekonomik olarak dünya ülkeleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Ulusal ve uluslararası yatırımcılar, Türkiye'deki halka açık şirketlerin finansal durumunu Borsa İstanbul (BİST)'dan yakından takip etmektedirler. Günümüzde artık finansal tablolarını uluslararası standartlara göre hazırlayan firmalar tercih edilir hale gelmiştir. Finansal tablolar, şirketin belli bir dönemdeki finansal durumunun gözler önüne serilmesini sağlamaktadır. Yatırımcılar, kredi açıcılar ve şirket sahipleri, şirketleri sektörel anlamda karşılaştırabilmek için aynı standartlardaki verilere ihtiyaç duymaktadır. Bu da uluslararası finansal raporlama standartlarının tüm ülkeler bazında uygulanmasını gerekli kılmıştır. Şirketler, finansal ve anlık durumunu gösteren finansal tablolarını uluslararası standartlara uygun şekilde düzenleyerek yatırımcı ve kredi açıcıların güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şirket bilgilerine ulaşması sağlanmıştır. Çalışmada; "Bir firmanın UFRS'ye göre Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları Hesap Grubunun firmanın piyasa değeri üzerindeki etkisinin araştırılması" amaçlanmıştır. Çalışmada araştırmanın örneklemini de oluşturan şirketlerin 7 yılı kapsayan hisse senetleri ile gelecek aylara ait giderleri arasındaki ilişki ayrı ayrı grafikler şeklinde oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. BIST'te yer alan imalat sanayi firmalarının hisse senetlerine gelecek aylara ait giderler değişkeninin etkisi araştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda değişkenlerin grafik üzerinde lineer olarak karşılaştırması yapılarak ilgili değerlendirmeler ile ilgili ifadeleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye finansal raporlama standartları, gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubu, piyasa değeri. 2020, 75 sayfa Bilim Kodu: .....

Borsa İstanbulFinansal raporlama standartlarıFirma değeri+5
Necmiye Avanoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Irak bankacılık sisteminde risk: Hisse senetleri değerleri üzerinden bir değerlendirme

Ekonomik sektörlerin (sanayi, tarım ve hizmetler) gayri safi yurtiçi hasılaya düşük katkısı. Üretken sektörlere verilen banka kredilerinde azalma, üretken sektörlerde bankacılık riskinin yüksek olması ve yerli üretimin rekabet gücünün düşük olması. Banka kredisi, yerel üretimi teşvik etmek ve artırmak için ana finansman kaynaklarından biridir. Bankacılık Risk yönetimi kavramı önemlidir. Bankanın faaliyetini yöneten temel özellik, riskin nasıl yönetileceğidir, bu nedenle risk, bankacılık faaliyeti bu riskleri tanımlamak için olduğu sürece mümkündür ve herkes, risk marjı olmadan bankacılık faaliyeti olmadığını ve gerekli olanın bu riskten nasıl kaçınılacağı ve bankaları bankacılık krizlerinden nasıl koruyacağıdır. Bankacılık performansı kavramı da önemlidir hedeflerine ulaşmak için bankanın yeteneği bir yansımasıdır? Bankacılık performansı, süreklilik ve büyüme hedeflerine odaklanan bankanın faaliyetinin son adımıdır ve organizasyon için uzun vadeli hedefler olarak kabul edilir. Bu Organizasyon sonucunda performans, belirli bir amaç, böyle bir varlık getirisi gibi Finansal varlıklar, yatırım ve özkaynak getirisi getirisi, karlılık ve büyüme göstergeleri mali performansını ölçmek için hisse başına Satış ve kazanç kullanıldı .karşı değerlendirilmelidir. Bu yüzden onlara borçlu yükümlülüklerini yüz becerisine sahip oldukları bankaların mali performansını değerlendirmek önemli bir aracı finansal göstergeler var. Bu nedenle, tanı araçları performansını ölçmek ve mali performans değerlendirme sonunda başlayan finansal analiz, temel araçlar olarak kabul edilir ve mali göstergeler hangi bankalarda Performans değerlendirme temel için en önemli dayanağıdır, performans değerlendirme süreci başlıca finansal göstergeler uygunluğunu ve bu değerlendirme sürecinin başarıya götürür performansını ölçmek için yeteneklerini bağlıdır ve finansal oranlar sayılar arasındaki matematiksel ilişkilerdir ve genellikle oranlar biçimindedir, bu oranların ölçülmesi kolaydır ve çok sayıda finansal gösterge nedeniyle banka performansının bir ölçüsü olarak kullanılır. Anahtar Kelimeler: Irak Bankacılık Sistemi, Piyasa Değeri, Risk. Bilim Kodu: 1121 2020, 73 Sayfa

Bankacılık sektörüBankacılık sistemiBankalar+5
Saja Abdulsalam Mohammed Al-janabı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Diğer dönen varlıklar hesap grubunun bir şirketin piyasa değerine olan etkisi

Ülkemizde 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren finansal tabloların hazırlanmasında ve sunulmasında Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın uygulanması öngörülmüştür. Çalışmanın giriş bölümünde UFRS ve TFRS hakkında kısa bir bilgilendirme yapılmış ve bu standartlarının önemi vurgulanmıştır. Bunun neticesinde çalışmada Diğer Dönen Varlıklar Hesap Grubu Tek Düzen Hesap Planı Çerçevesinde ele alınmıştır. Hesap grubu kalemleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın model bölümünde ise beş şirket seçilmiş ve bu şirketlere ait finansal raporlardan alınan ilgili hesap grubu tutarları ve yine bu şirketlerin resmi internet sitelerinden alınan piyasa değerleri ile grafikler oluşturulmuş ve bu grafikler neticesinde hesap tutarı ve piyasa değeri arasındaki ilişki yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda; basit regresyon analizi yöntemi kullanılarak elde edilen veriler ışığında; dört firmada Diğer Dönen Varlıklar hesaplarının piyasa değerleri ile arasında paralellik ilişkisi görülmektedir. Bir firmanın ise regresyon analizi sonucu anlamsız çıkmakta ve modele farklı bir değişken eklemek gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Diğer Dönen Varlıklar, Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Piyasa Değeri

Yahya Çakmak
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe mesleği yeri ve geleceğine yönelik sektörde çalışan meslek adaylarının görüşleri üzerinde bir araştırma

Küreselleşen dünya, büyüyen ekonomik yapılanmalar, kurumlar ve işletmelere ait finansal bilgilerin doğruyu yansıttığına dair güven duygusunun önemini artırmıştır. Bu durum ise bağımsız denetim faaliyetlerinin ve bağımsız denetim kuruluşlarının dünyada hızla yer edinmesine sebep olmuştur. Bilgi kullanıcıları açısından finansal tablolara olan güvenin zamanla azalması nedeniyle denetime olan ilgi artış göstermiştir. Dolayısıyla, bilgi kullanıcıları, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak için denetimden yararlanarak doğru kararlar alabilmekte ve yatırımlarını ona göre yapmaktadırlar. Bu araştırma, "Muhasebe Mesleğinin Yeri ve Geleceğine Yönelik Sektörde Çalışan Meslek Adaylarının Görüşleri"ni tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 102 katılımcı üzerinden SMMM aday SMMM meslek memuru ve denetçi olarak görev yapan katılımcı görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın ilk bölümünde denetimin tanımı, amacı ve kapsamı detaylı olarak anlatılmış olup denetimin işleev ve önemi ile denetimdenetçi türlerianlatılmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçevesi kapsamında ikinci bölümünde ise bağımsız denetim ve bağımsız denetçi kavramsal çerçevesi ile ele alınacaktır. Yine bu bölümde yasal çerçevede bağımsız denetim kuruluşları ile bağımsız denetim sürecine değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yeminli mali müşavir mesleğinin bağımsız denetimdeki yeri ve geleceği konusu ele alınmış olup bu anlamda içerik analizi yapılmıştır. Bu çalışma 2021 yılında SMMM, aday SMMM, meslek memuru ve denetçi olarak Kastamonu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Finans ve Bankacılık yüksek lisans programına kayıtlı olan ve sektörde çalışan 102 katılımcının görüşleri ile sınırlıdır. ANAHTAR KELİMELER: Bağımsız Denetim, İç Denetim, Yeminli Mali Müşavir, KGK.

Bağımsız denetimKamu Gözetimi ve Muhasebe Standartları KurumuMuhasebe+3
Ali Baki
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finansta risk faktörleri Türkiye için bir uygulama

Bireyler hayat mücadelelerini devam ettirmek, gereksinimlerini karşılamak, amaçlarına ulaşmak, hayat standartlarını arttırmak için yatırım yaparlar. Bireysel yatırımcıların yatırım yapma davranışları yatırıma karar verme, yatırım aracına karar verme, yatırım aracının sayısına karar verme, yatırım aracını elinde tutacağı süreye karar verme, yatırım araçlarını takip etme gibi alt davranışlardan oluşmaktadır. Geleneksel finans kuramları bireysel yatırımcıların davranışlarını açıklamakta yetersiz kaldıklarından son yıllarda yatırımcıların davranışlarını açıklamak için yatırımcının psikolojik yönlerini, zaaflarını ve duygularını da dikkate alan Davranışsal Finans Teorisi kullanılmaya başlanmıştır. Davranışsal Finans Teorisi giderek daha popüler hale gelmiş ve yatırımcı davranışlarını açıklamak için sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bununla paralel olarak bu teori üzerine yapılan bilimsel araştırmalar da tüm dünyada artmaya başlamıştır. Ancak ülkemizde yatırımcı davranışlarını Davranışsal Finans Teorisi açısından inceleyen bilimsel araştırmalar yeterince yapılmamıştır. Bu araştırma Davranışsal Finans Teorisini kullanarak bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen aşırı özgüven, sürü psikolojisi, kaybetme korkusu, bilinirlik, ruh hali (duygusal faktörler) risk faktörlerinin düzeylerini ve bu faktörlerin yatırımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri farklı yaşlardaki, eğitim düzeylerindeki, farklı sektörlerde çalışan ve farklı gelir düzeyine sahip yaklaşık eşit oranda erkek ve kadın olan 498 kişiden anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın bulguları aşırı özgüven, sürü psikolojisi, kaybetme korkusu ve bilinirlik faktörlerinin yatırımcıların kararlarını etkilediğini, ancak ruh hali (duygusal faktörler) faktörünün yatırımcıların kararlarını etkilemediğini göstermiştir. Yine bulgular bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen aşırı özgüven, sürü psikoloji, kaybetme korkusu, bilinirlik ve ruh hali faktörlerinin yatırımcıların cinsiyetine, yaşına, medeni durumuna, eğitim düzeyine, mesleğine ve gelir düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermiştir. Risk faktörleri algı düzeyleri ile çocuk sayısı arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansEkonomi teorileri+2
Mohammad Arıf Tura Zada
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel salgın sürecinde seçilmiş finansal varlıklar arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisi: Covid-19 örneği

Bu çalışmada COVID-19 pandemisinin ortaya çıktığı süreci de kapsayan 17.09.2014 – 10.05.2021 tarihleri arasında, seçilmiş finansal varlıklar arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisi TVP-VAR modeli ile araştırılmıştır. Veri seti olarak Bitcoin (BTC/USD), Ham petrol (WTI), Dolar endeksi (DXY), Euro-Dolar paritesi (EUR/USD), Ons-altın (XAU/USD) ve MSCI Dünya endeksine ait günlük veriler kullanılmıştır. Araştırmada analizler, pandemi etkisinin daha net ortaya koyulabilmesi amacıyla, tüm örneklem dönemi, salgın öncesi ve salgın esnası dönem olmak üzere üç farklı zaman aralığı için tekrarlanmıştır. Pandemi öncesi ve pandemi esnası dönemler için yapılan analiz sonuçlarında seriler arasındaki volatilite etkileşiminde büyük değişiklikler tespit edilmiştir. İnceleme döneminin tamamını kapsayan analiz sonuçlarına göre Dolar Endeksi diğer seriler üzerinde en baskın volatilite yayıcısı olarak belirlenirken Euro/Dolar paritesi diğer değişkenlerden en çok etkilenen seri olarak görülmüştür. Bitcoin'nin diğer seriler ile volatilite etkileşimine girmemesi araştırmada önce çıkan hususlardandır. Sonuç olarak pandemi gibi kriz dönemleri öncesinde Ham Petrol ve Bitcoin'in diğer varlıklar ile portföy oluşturmakta birlikte kullanılabileceği, kriz dönemlerinde ise bu durumun geçerli olmadığı, örneklem döneminin tamamı dikkate alındığında ise sadece Bitcoin'nin diğer varlıklar ile portföy oluşturmakta birlikte kullanılabileceği düşünülmektedir.

BitcoinCOVID 19Finansal varlık+3
Kubilay Yanık
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal okuryazarlığın bireysel emeklilik sistemi tercihlerine etkisi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde bir araştırma

Küreselleşme ile finansal piyasaların giderek karmaşık hale gelmesi, teknolojinin gelişmesi, yeni finansal ürünlerin ve hizmetlerin ortaya çıkması sonucunda bireyler finansal anlamda birtakım risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bireylerin finansal alanda bu risklerden kaçınması için finansal okuryazar olmaları gerekmektedir. Finansal okuryazarlık tüketicilere finansal konularda gerekli bilgileri edinmesini sağlayarak bu bilgiler sayesinde onlara bilinçli ve doğru karar vermelerine yardımcı olmaktadır. Bireysel emeklilik, bireylerin emeklilik döneminde ek gelir elde ederek rahat bir yaşam sürmelerini sağlayan sistemdir. Ülkemizde yeni gelişmekte olan bireysel emeklilik sistemi ilk olarak bireyler açısından oldukça önemli bir yere sahip olmasına rağmen sisteme katılım ve sistemin bilinirliği istenilen düzeyde değildir. Sisteme katılım ve sistemin bilinirliğinin arttırılması konusunda finansal okuryazarlık oldukça önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyleri ile bireysel emeklilik sistemi farkındalıkları arasındaki ilişkiyi ve etkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmaya 511 öğrenci katılmıştır. Nicel analiz yöntemleri uygulanan araştırma Aralık/2020-Ocak/2021 döneminde uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-25 programında analiz edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde finansal okuryazarlık, ikinci bölümde bireysel emeklilik sistemi ve üçüncü bölümde uygulama kısmı olacak şekilde tamamlanmıştır.

Bireysel emeklilikFinansal eğitimFinansal okuryazarlık+2
Hüseyin Yöntem
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkeler arası doğrudan yabancı yatırım girişleri arasındaki nedensellik analizi: Kırılgan beşli örneği

Günümüzde dünya genelinde küreselleşme hareketlerinin artmasıyla birlikte hacim ve ulaştığı bölge bakımından gelişme gösteren doğrudan yabancı yatırımlar, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ihtiyaç duydukları sermaye açığını kapatmak adına oldukça önemli bir fırsat olarak görülmektedir. Gerçekleşen uluslararası yatırımlardan daha fazla pay almak isteyen ülkeler, sahip oldukları makroekonomik göstergelerde gelişim sağlamaya çalışmakta ve buna ek olarak yatırımcılara çeşitli teşvik ve indirimler uygulamaktadırlar. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların oluşumu ve belirleyicileri detaylı şekilde ele alınmıştır. Bu bağlamda Kırılgan Beşli (Fragile Five) ülkeleri olan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında BIITS ülkelerine ait doğrudan yabancı yatırım girişleri arasındaki nedensellik, her ülkenin bağımlı değişken olduğu beş farklı modelle Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri ardından Toda-Yamamoto nedensellik testi ile (1971-2019 dönemine ait yıllık verilerle) analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde; BIITS ülkelerine ait doğrudan yabancı yatırım girişi verileriyle bahsi geçen ülkeler arasında çeşitli nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Bunlar; Brezilya'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika ülkeleri doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişine nedensellik ilişkisi tespit edilirken, %5 anlamlılık düzeyinde Endonezya doğrudan yabancı yatırım girişinden Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişine nedensellik ilişkisi olduğu ortaya konulmaktadır. Hindistan'a ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya ve Güney Afrika ülkelerinin doğrudan yabancı yatırımlarım girişlerinden Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişlerine nedensellik tespit edilirken, %10 anlamlılık düzeyinde Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Endonezya'dan Hindistan'a doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Endonezya'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişinden Endonezya doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilirken, Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika'dan Endonezya'ya doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Türkiye'ye ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Hindistan doğrudan yabancı yatırım girişinden Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilirken, %10 anlamlılık düzeyinde Brezilya doğrudan yabancı yatırım girişinden Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Endonezya ve Güney Afrika'dan Türkiye'ye doğru doğrudan yabancı yatırım girişi anlamında nedensellik tespit edilememiştir. Güney Afrika'ya ait doğrudan yabancı yatırım girişi verilerinin bağımlı değişken olduğu model için uygulanan test sonucuna göre; %1 anlamlılık düzeyinde Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Türkiye doğrudan yabancı yatırım girişlerinden Güney Afrika doğrudan yabancı yatırım girişlerine doğru nedensellik tespit edilmiştir. Ayrıca bu araştırma kapsamında; ülkelere ait doğrudan yabancı yatırım verilerin de bağımsız bir değişen olarak nitelendirilebileceği ve analizlere dahil edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Kırılgan Beşli Ülkeleri, Genişletilmiş Dickey-Fuller Birim Kök Testi, Phillips-Perron Birim Kök Testi, Toda-Yamamoto Nedensellik Analizi

Birim kök testleriDickey-Fuller TestiDoğrudan yabancı sermaye yatırımları+4
Abdullah Hüseyin Ertürk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe kurumsal sürdürülebilirlik performansının entropi ve gri ilişkisel analiz yöntemleriyle değerlendirilmesi

Kurumsal sürdürülebilirliğe ilişkin kaygılar; sürdürülebilirliğin devamı için yeni arayışlara sebep olmuştur. Bu arayışların sonucunda ise Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim Raporlaması (ESG), Küresel Raporlama Girişimi Raporlaması (GRI) ve Entegre Raporlama gibi finansal ve finansal olmayan raporlama girişimleri başlatılmıştır. Entegre raporlamalar; sosyal, çevresel, kurumsal yönetim ve finansal kriterler göz önünde tutularak yapılmaktadır. Bu çalışmada; Kurumsal Sürdürülebilirlik Kriterleri, Entegre raporlamanın tarihsel gelişimi göz önünde bulundurularak incelenmiştir ve Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri çok boyutlu olarak açıklanmaktadır. Çalışmada ağırlıklı olarak; 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Entegre raporlamanın nasıl ortaya çıktığı, Entegre raporlamanın kurumsal faydalarına ve Entegre raporlamaya yönelik tartışmalara yer verilmiştir. Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri ile Entegre rapor yayınlayan bankalar arasındaki sürdürülebilirlik ilişkisine yönelik analizleri yaparken; her bir kritere ilişkin ağırlıklar Entropi yöntemi ile hesaplanarak Çoklu Karar Verme yöntemi olan ve belirsizlik durumlarında kullanılan Gri İlişkisel Analiz Yöntemi ile bankalar arası sürdürülebilirlik sıralamaları yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Bankaların Entegre raporlarından elde edilen Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterlerinden; en fazla sosyal ve çevresel kriterlere yönelik daha sonra finansal ve kurumsal yönetim kriterlerine yönelik açıklamalara yer verdikleri anlaşılmaktadır. Kurumsal Sürdürülebilirliğin finansal boyutlarının bankalar için önemi; bankaların yeşil yatırımlara ayırdıkları her geçen yıl artan yeşil tahvil yatırım miktarlarından anlaşılmaktadır, buna rağmen bankaların Entegre raporlarında finansal konulara ilişkin açıklamalara, diğer kriterlere oranla daha az yer verdiği görülmektedir.

Bankacılık sektörüBankalarEntegre raporlama+7
Betül Doğan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul sektör endekslerinin dinamik bağlantılılıklarının zaman içerisindeki analizi ve COVID-19 etkisinin incelenmesi

Toplam Bağlantılılık Endeksi bir değişkenin diğer değişkenler üzerindeki ortalama etkisini ölçer. Endeksin artması durumunda ağın birbirine bağlı olduğu ve piyasa riskinin arttığı, buna karşın endeks azaldığında değişkenler arasındaki bağlantının azaldığı ve piyasa riskinin azaldığı anlaşılır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul Sektör Endekslerinin Dinamik Bağlantılılıklarının Zaman İçerindeki Analizi ve Covid-19 salgının bu bağlantılılığa etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 04 Şubat 2013 – 07 Aralık 2020 tarihleri arasında ilgili BIST sektör ve alt sektör endekslerinden 25 endeks belirlenmiş, günlük kapanış fiyatları ile hesaplanan getiriler üzerinden analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi için R programı kullanılmış olup TVP-VAR modelinden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları sınai, mali ve hizmetler sektörlerinin sistem içerisinde en büyük şok vericiler konumunda olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan Madencilik, Spor, MKYO ve sigortacılık sektörlerinin en yüksek alıcı olduğu görülmüştür. Son olarak Covid-19 salgınının başlamasından sonra Toplam Bağlantılılık Endeksi seviyesinin gösterdiği piyasalardaki genel risk, son birkaç yılda rekor sevilere ulaşmıştır.

BağlantılılıkBorsa endeksiBorsa İstanbul+2
Süleyman Dalgar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Perakende sektörü çalışanlarının finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinin belirlenmesi: Burdur ili örneği

Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle finansal piyasaların birbirinden ayrılmaz şekilde bütünleşmesi ve kurumlara olan güvenin kaybolması neticesinde; bireylerin alması gereken finansal kararların yanında gelirlerini akıllıca finanse edebilmesi ve doğru yatırım ve tasarruflara yönelmesinde finansal okuryazarlık oldukça önemli bir kavramdır. Finansal okuryazarlık; yeni duyulmaya başlayan bir kavram olarak karşımıza çıksa da günlük hayatta kişinin paranın kullanılması ve yönetilmesinin bilgi ile değerlendirilerek, etkin karar vermesini sağlayan yeterlilik düzeyini ifade etmektedir. En sıradan işlemlerin dahi üzerinde finansal okuryazarlığın etkisi bulunmaktadır. Finansal okuryazarlık günümüz kararlarında ve geleceğimizi hususunda etkili rol oynamaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Burdur ili içerisinde yer alan perakende sektör çalışanlarının finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinin belirlemek ve katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre finansal okuryazarlık ve finansal farkındalık düzeylerinde farklılaşma olup olmadığını incelemektir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2021 yılı Şubat ve Mart aylarında tesadüfi seçim yöntemi ile belirlenen ve araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden 501 kişiye uygulanmıştır. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmalar ile çeşitli istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların iyi düzeyde finansal okuryazarlık, orta düzeyde finansal farkındalığa sahip oldukları belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyetlerine, medeni durumlarına, firmada çalışma sürelerine ve çocukluk yıllarında çalışma durumlarına göre finansal farkındalık düzeylerinde farklılıklar saptanmazken, araştırmada ele alınan diğer değişkenler, yaş, eğitim durumu, aylık gelir düzeyi, bakmakla yükümlü olunan kişi sayısı, finans, ekonomi vb. konularda eğitim alma durumu, finans ve ekonomik alandaki gelişmeleri takip ettikleri medya ve çalışma hayatına başlayıncaya kadar ailelerinin düzenli işi/geliri olma durumlarına göre finansal okuryazarlık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların finansal farkındalık düzeylerinin medeni durum, aylık gelir düzeyi ve çocukluk yıllarında çalışma durumlarına göre farklılık göstermediği, yukarıda bahsi geçen diğer değişkenlere göre finansal farkındalık düzeylerinde anlamlı farklılıkların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

BurdurFinansal farkındalıkFinansal okuryazarlık+3
Emine Erden
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülke borsaları ile kıymetli metaller arasındaki volatilite yayılımı

Gelişmiş ve gelişen ülke borsaları yatırımcılarına yüksek getiri sağlayabilecek borsalar olduğundan yüksek risk içerebilir. Bu durumdaki yatırımcılar için altın, gümüş, platin, paladyum gibi kıymetli metaller riskten korunmak için güvenli yatırım aracı olarak görülmektedir. Bu çalışmada kıymetli metallerdeki volatilite değişimlerinin gelişmiş ve gelişen ülke borsaları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma analizi için TVP-VAR metodu ile gelişmiş ülkelerden ABD, İngiltere, Almanya, gelişen ülkelerden ise Türkiye, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve Rusya borsa endekslerinin 25.01.2010- 15.11.2021 tarihleri arasındaki verileri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda kıymetli metaller arasında en fazla volatiliteyi yayan gümüş metalinin olduğu borsaların volatiliteyi alan taraf olduğu gözlemlenmiş olup borsaların kıymetli metal piyasalarındaki fiyat değişimlerinden etkilendiği görülürken WIZAFL ile FTSE100 endekslerinin yayılıma tepkisiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarında genel olarak borsa endeksleri ile kıymetli metallerin porföy çeşitlendirmesi açısından aynı portföy içerisinde yer alabileceği sonucuna varılmıştır.

BorsaBorsa endeksiFiyat hareketi+6
Hilal Altın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Banka çalışanlarında teknoloji kabul modeli: Trabzon ili bankacılık sektöründe bir uygulama

Ülkeler arasında sermaye hareketlerinin artması ile birlikte gelişen bankacılık sistemi, teknolojik gelişmelerin kullanımında da öncülük eden sektörlerden biri olmuştur. Bankacılık işlemlerinde internetin kullanımı ile başlayan süreçte bugün bir çok bankacılık işlemi şubelere uğramadan mobil cihazlar ile yapılabilmektedir. Bankacılık sektöründe artan teknoloji kullanımı bu sektörde çalışanlarında teknolojik yeterlilik ihtiyacını artırmış ve bankaların istihdam tercihinde teknolojik yeterlilik etkili olmuştur. bu çalışmada teknoloji kabul modeli aracılığıyla banka çalışanlarının teknoloji ile alakalı gelişim ve beklentileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmakla birlikte, birinci bölümde bankacılık tarihi ile başlanıp fonksiyonel olarak bankacılık işlemleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise çalışmada kullanılan teknoloji kabul modeli ve bu modelin evrimsel süreci incelenmiştir. Son bölümde Teknoloji kabul modeli ölçeği kullanılarak, Trabzon ili merkez ilçede 165 bankacıya rastgele örneklem yöntemiyle bir anket uygulanmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu kısımda elde edilen verilerin öncelikle temel istatistik sonuçları incelenmiş olup daha sonra en küçük kareler yöntemi yardımıyla 6 farklı model kurulmuştur. Sonuçta ilgili bankacıların, teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiği ve yüksek bir fayda algısına sahip olduğu tespit edilmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüElektronik bankacılık+3
Safiye Baycan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil ve internet bankacılığı kullanıcılarının kalite anlayışlarının değerlendirilmesi: Konya ili'nde bir uygulama

İnternet teknolojilerini hızlı takip eden sektörlerin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Bankacılık sektöründe mobil ve internet bankacılığı, müşterilerine şubeler ve bireysel temsilciler aracılığıyla ulaşmak yerine kullanıldığı için olumlu maliyet katkısı ve müşteri memnuniyetine katkısı nedeniyle hızla gelişmiştir. Günümüz dünyasında bankalar arasındaki rekabet mobil bankacılık ve internet bankacılığı üzerinden yapılırken, sadece internet bankalarıda kurulmaya başlanmıştır. Bu çalışmada mobil ve internet bankacılığı kullanan kişilerin memnuniyetlerini ölçmek amacıyla Konya ili merkez ilçesinde rastgele örneklem yöntemi ile seçilen 390 kişiye anket uygulanmıştır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde ise 5'li likert şeklinde ölçek soruları yer almaktadır. Son bölümde ise internet ve mobil bankacılık kullanımında tercih edilen bankaların tercih sıralaması veya yapılan işlemlerin tercih sıralaması ile ilgili sorular yer almaktadır. Sonuç olarak katılımcıların % 98'i mobil bankacılık veya internet bankacılığı kullandıklarında genel olarak memnun olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca çalışmada gruplar arasındaki ilişkileri incelemek için T testi ve Anova testi uygulamaları da kullanılmış ve konut sahibi olmak orta ve üst sınıf ekonomik refaha sahip olmak anlamına gelirken bu zenginlik düzeyi bankacılık hizmetlerine bakış açısını da etkilemiştir. Son olarak en küçük kareler yöntemi ile 3 farklı model kurulmuş ve insanların siteye erişimde sorun yaşamadıkları görüşündeki bir birimlik artış siteyi yeterli bulma düşüncesini 0,316 birim artırmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarElektronik bankacılık+7
Ayşe Arı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Emtia piyasaları ile borsalar arasındaki ilişki: Yeşil finansal endeksler üzerine bir araştırma

Emtialar günlük hayatta hammadde olarak üretimde, sanayide kullanılabildiği gibi gümüş, bakır vb. bazı emtialar yenilenebilir enerji üretiminde de kullanılabilmektedir. Bununla birlikte petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynakların fiyatları ile yenilenebilir enerji üretimi ve yatırımları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Bu anlamda hem birer emtia özelliğine sahip hem de birer yatırım aracı olarak kullanılan emtialar ile yeşil finansal endeksler arasındaki volatilite yayılım ilişkisinin araştırılması oldukça önemli olmaktadır. Bu çalışmada kıymetli metalleri temsilen seçilen altın, gümüş ve enerji emtialarını temsilen seçilen ham petrol, doğalgaz ile yeşil finansal endeksleri temsilen seçilen S&P Küresel Temiz Enerji Endeksi ve S&P Yeşil Tahvil Endeksi arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisi 04.01.2015-05.05.2023 dönemine ait veriler Zamanla Değişen Parametreli Vektör Otoregresyon (Time Varying Parameter/TVP-VAR modeli ile analiz edilerek araştırılmaktadır. Yapılan analizler sonucunda ham petrol ve S&P Yeşil Tahvil Endeksi'nin volatiliteyi yayan; altın, gümüş ve S&P Küresel Temiz Enerji Endeksi'nin ise volatiliteyi alan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ham petrol fiyatlarında ortaya çıkan bir fiyat hareketinin S&P Küresel Temiz Enerji Endeksi ve S&P Yeşil Tahvil Endeksi'nin fiyat oluşumları üzerinde etkili olduğu söylenebilmektedir. Ayrıca S&P Küresel Temiz Enerji Endeksi ve S&P Yeşil Tahvil Endeksi'nden altın ve gümüşe doğru bir volatilite yayılımı olduğu gözlemlenmektedir. Bunlara ek olarak emtialar ile S&P Küresel Temiz Enerji Endeksi ve S&P Yeşil Tahvil Endeksi arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkisinin belirsizlik ve istikrarsızlık dönemlerinde arttığı ve böyle dönemlerde bu değişkenlerin portföylerde birlikte yer almaması gerektiği; belirsizliğin azaldığı dönemlerde ise bu varlıkların portföylerde birlikte kullanılabileceği söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Emtia Piyasaları, Yeşil Finansal Endeksler, Dinamik Bağlantılık İlişkisi, TVP-VAR Analizi

Fiyat değişkenliğiMal borsaları
Fatma Gül Solmaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal istikrarın sağlanmasında finansal sistemin rolü

Finansal sistemde ortaya çıkan gelişmelerin, özellikle 20. yüzyılın sonlarında daha öncesinde yaşanmamış ölçüde hızlandığı görülmektedir. Bilişim teknolojilerinin gelişmesi, sermaye akımlarının serbestleşmesi, finansal otoritelerin doğrudan finansal sisteme yönelik almış olduğu kararlar, küreselleşme vb. birçok faktör bunda etkili olmuştur. Küresel finans sistemi gelişmeye ve genişlemeye başlarken bir takım risklerin sürdürülebilir finansal istikrarı tehdit etmeye başladığı fark edilmiştir. Bu farkındalığın oluşmasının maliyetleri ise oldukça yüksek olmuştur. Başta gelişmekte olan ekonomilerin yaşadığı finansal istikrarsızlık kaynağı olarak değerlendirilen finansal krizler, birbirine bağlı finansal sistemler aracılığıyla tüm dünyaya yayılmıştır. Bu krizlerin ardından 2008'de yaşanan küresel finansal krizi ile, gelişmiş ekonomilerin de, risk altında olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, finansal sistemin bir bütün olarak, finansal istikrar üzerindeki etkilerini açıklamaya yönelik hazırlanmıştır. Bu amaç kapsamında, geniş bir literatür taraması yapılarak finansal sistemin unsurlarıyla ilişkilendirilen göstergeler, ulusal ve uluslararası kurumların finansal istikrar göstergelerinden derlenen bir set olarak oluşturulmuştur. Gösterge seti, öncelikle Meksika, Rusya, Brezilya, Türkiye ve Arjantin finansal Krizleri öncesi ve sonrası 1992-2016 yılları arası verilerle karşılaştırılarak finansal sistemin, finansal istikrar üzerindeki rolü ortaya konulmuştur. Bunun yanında seçilmiş ülkelere, günümüzde finansal sistem kaynaklı sorunlar yaşayan İtalya da dahil edilerek, oluşturulan göstergelerdeki değişimler ile, İtalya ekonomisinin gelecekteki finansal istikrarına ilişkin de değerlendirme yapılmıştır.

Ekonomik istikrarFinansal istikrarFinansal sistem+1
Behlül Ersoy
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katılım bankacılığı ve sürdürülebilir finans: Kuveyt Türk Katılım Bankası örneği

Bu tezde katılım bankacılığının sürdürülebilir finansman modelleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, ilgili akademik yayınlar, sektörel raporlar ve güncel haber analizleri yazılı kaynakların taranmasına dayalı nitel bir araştırmadır. Katılım bankacılığı, faizsiz prensipleri, risk paylaşımı ve reel ekonomiye yönelimi gibi temel nitelikleriyle sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasına potansiyel katkı sağlayabilir. Bununla birlikte sermaye yetersizliği, kaynak maliyetleri, dağıtım kanalı ve ürün çeşitliliği sınırlılıkları gibi çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Sürdürülebilir finans ise çevresel, sosyal ve yönetişimsel faktörleri finansal süreçlere entegre ederek daha eşitlikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik sistemin gelişimini desteklemeyi hedefler. Literatür taraması, iki alan arasında güçlü kavramsal bağlar olduğunu ancak bu potansiyelin uygulamaya yansımasında zorluklar bulunduğunu göstermektedir. Kuveyt Türk Katılım Bankası örneği, bu kesişimin Türkiye'deki somut yansımalarını analiz etmektedir. Sonuçlar, katılım bankacılığı ve sürdürülebilir finans entegrasyonunun finans sektörünün sürdürülebilir dönüşümünde belirgin bir rol potansiyeli taşıdığını işaret etmektedir.

Katılım bankacılığı
Ahmet Kahraman
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerin finansmanı ve ekonomiye etkileri: Türkiye özelinde bir inceleme

Bu çalışma, Türkiye'de doğal afetlerin ekonomi üzerindeki etkilerini ve bu afetlerin finansmanına ilişkin uygulamaları incelemektedir. 1999–2023 yılları arasında meydana gelen büyük depremler örnek alınarak afetlerin kamu maliyesi, istihdam, üretim ve sigorta sistemi üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bulgular, mevcut afet finansman yapısının büyük oranda müdahale odaklı olduğunu, afet öncesi risk azaltma stratejilerinin ise yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda Zorunlu Deprem Sigortası sisteminin genişletilmesi, alternatif finansman araçlarının geliştirilmesi ve yerel yönetimlerin afet hazırlık kapasitelerinin artırılması gibi politik öneriler sunulmuştur.

Deprem sigortasıDoğal afetlerZorunlu deprem sigortası
Özde Gürşen
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kullandırdıkları fonların reel ekonomiye etkisi

Bu tez çalışması ile Türkiye'deki katılım bankalarının kullandırdıkları fonların reel ekonomiye olan etkisi, Türkiye genelinde ve bölgesel bazda incelenmiştir. Tezin ilk amacı katılım bankaları tarafından kullandırılan fonların reel ekonomi üzerindeki etkilerini bölgesel düzeyde incelemektir. Bu amaç kapsamında bölgesel düzeyde kullandırılan fonlar ile gayri safi yurt içi hasıla, ihracat ve ithalat üzerindeki kısa ve uzun dönemli etkileri ortaya koyabilmek amacıyla; panel havuzlanmış ortalama grup tahmincisinden ve bölgeler arasındaki etkileşimin rolünü de dikkate alabilmek amacıyla; mekansal panel veri analizinden yararlanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulara göre, kısa dönemde katılım bankalarının kullandırdıkları fonların ihracat üzerinde pozitif bir etkisi bulunurken, ithalat ve GSYH üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmektedir. Uzun dönemde ise kullandırılan fonların ihracat, ithalat ve GSYH üzerinde arttırıcı bir etki yarattığı ifade edilebilir. Bununla birlikte sonuçlar bölgesel düzeyde farklılık göstermektedir. Tezin bir diğer amacı, katılım bankalarının kullandırdıkları fonların reel ekonomi üzerindeki etkisinin Türkiye geneli için, ekonominin genişleme ve daralma dönemleri açısından nasıl farklılaştığının ortaya konulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye geneli için katılım bankalarının kullandırdıkları fonlar ile sanayi üretim endeksi, reel sektör güven endeksi, ihracat ve ithalat üzerindeki etkileri doğrusal olmayan Hansen Seo eşbütünleşme testi ve eşik değişkenli VECM (TVECM) modeli ile incelenmiştir. Analizden elde edilen sonuçlara göre, kullandırılan fon miktarının düşük olduğu rejimde, fon miktarında meydana gelen artış ithalat, ihracat ve reel sektör güven endeksini arttırırken; sanayi üretim endeksi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Kullandırılan fon miktarının yüksek olduğu rejimde, fon miktarında meydana gelen artış ithalat, ihracat, sanayi üretim endeksi ve reel sektör güven endeksini arttırmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Katılım Bankacılığı, İslami Bankacılık, Reel Ekonomi, Panel Veri Analizi, Zaman Serileri Analizi

Ekonomik etkiFon kullanımıFonlar+5
Mehtap Çalış
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türev ürünlerin kullanımı ile bankaların kârlılık performansı arasındaki ilişkinin analizi

Günümüz dünyasında hemen hemen tüm alanlarda olduğu gibi finansal piyasalar üzerinde de hızlı değişimler ve dönüşümler yaşanabilmektedir. Özellikle finansal alanda yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte finansal varlıklara daha kolay yatırım yapılabilmektedir. Finansal varlıkların fiyatlarında meydana gelen dalgalanmalar birtakım riskleri de beraberinde getirmektedir. Başlangıçta risklerden korunmak amacıyla ortaya çıkan türev piyasalar günümüzde daha çok spekülasyon amacıyla kullanılmaktadır. Dünya'da yaygın olarak kullanılan türev ürünlerin özellikle Türk bankacılık sektöründe de kullanımının son yıllarda yaygınlaşması nedeniyle bu tezde türev ürünlerin bankaların kârlılıkları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Türk bankacılık sektöründe de yaygın olarak kullanılan türev ürünlerin 2005Q4-2020Q4 dönemleri için bankaların aktif kârlılığı, özkaynak kârlılığı ve net faiz marjı üzerindeki etkileri Vektör Otoregresif (VAR) Modeli kullanılarak incelenmiş ve mevduat bankaları ve katılım bankaları ayrı ayrı analiz edilmiştir. VAR modeli bulgularına göre; mevduat bankalarının türev araç kullanımında meydana gelen 1 standart hatalı şok karşısında net faiz marjının anlamlı tepkiler verdiği görülürken, katılım bankalarının türev ürün kullanımında ise özkaynak kârlılığının anlamlı tepkiler verdiği görülmüştür. Mevduat ve katılım bankalarının varyans ayrıştırması analizinde mevduat bankalarının türev ürün kullanımının sırasıyla en fazla net faiz marjı, daha sonra aktif kârlılığı ve özkaynak kârlılığı üzerinde etkisi olduğu görülürken, katılım bankalarında ise türev ürün kullanımının en fazla özkaynak kârlılığı üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca yapılan Toda-Yamamato nedensellik testi ile katılım bankalarında türev ürün kullanımı ile özkaynak kârlılığı arasında çift yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

BankalarKarlılıkKatılım bankacılığı+5
Ümit Tura
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Asimetrik bilgi sorunu çerçevesinde katılım bankaları ve mevduat bankalarının karşılaştırmalı analizi

Çalışmada amaçlanan, finans piyasasındaki asimetrik bilgi sorununun, katılım bankaları ve mevduat bankalarında karşılaştırmalı olarak hem banka bilançosuna ait değişkenler (çalışmada bu değişkenlere mikro değişkenler denilmektedir) hem de makroekonomik değişkenler doğrultusunda ekonomik istikrar ve ekonomik kriz dönemlerinde ayrı ayrı sınanmasıdır. Çalışmada mevduat ve katılım bankalarının takipteki alacaklarının bağımlı değişken olarak alındığı üç model kurulmuştur. Bu modellerin birincisi ve ikincisi mikro değişkenlerden yani bankaların bilanço kalemlerinden oluşmuştur. Üçüncü model ise makroekonomik değişkenlerden oluşmaktadır. Çalışma ekonomik kriz ve istikrar dönemlerinde asimetrik bilgi sorununun farklılaşacağı varsayımından hareketle doğrusal olmayan modellemelerden olan Markov rejim değişim vektör otoregresyon MSIAH-VAR yöntemi ile analiz edilmektedir. Çalışma, asimetrik bilgi sorunu çerçevesinde 6 hipotezin test edilmesine yönelik hazırlanmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulara göre, asimetrik bilgi sorununun katılım bankalarında daha az olmasına yönelik hipotez makroekonomik ve mikro değişkenler açısından değerlendirildiğinde, katılım bankalarının mevduat bankalarından daha iyi olduğu söylenebilir. İkinci hipotez kriz dönemlerinde katılım bankalarının mevduat bankalarına göre daha istikrarlıolduğu iddiasıdır. Bu hipotezle ilgili olarak katılım bankalarınınözkaynaklarının daha güçlü olduğu görülmektedir. Üçüncü hipotez bağlamındakatılım bankalarının reel ekonomiye katkısının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dördüncü hipotezin sonucunda ise iki banka türünün özkaynak ve aktif değerleri karşılaştırıldığındakatılım bankalarının özkaynaklara daha bağımlı bir yapısı olduğu görülmüştür. Beşinci hipotez bağlamındapara politikası araçları ile katılım bankaları arasında asimetrik bilgi sorununun mevduat bankalarına göre daha fazla olduğu görülmüştür. Altıncı hipotez çalışmanın genel olarak bir değerlendirmesi olup bu hipotez çerçevesinde katılım bankalarının gerek istikrar gerek kriz dönemlerinde asimetrik bilgi sorununun daha az olduğu vurgulanmıştır.

Asimetrik enformasyonFaizsiz bankacılıkKarşılaştırmalı analiz+5
Hayal Özçim
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Basel III uzlaşısı çerçevesinde katılım bankalarının sermaye yeterliliğinin karşılaştırmalı analizi

Küresel finansal sistemde, bankacılık sektörü genel ekonominin en önemli unsurlarından biridir. Finansal sistemin sağlıklı işleyebilmesi için bankacılık sektörünün ulusal/uluslararası krizlere karşı dayanıklı bir sermaye yapısına sahip olması gerekmektedir. Bundan dolayı bankaların karşılaşabileceği muhtemel risklere karşı, G10 ülkeleri uluslararası denetim standartlarını geliştirmişlerdir. Bankacılık sektörünü muhtemel risklere karşı koruyup, etkin bir risk yönetimi ve denetimi sağlamayı amaçlayan Basel uzlaşıları, Basel Komitesi tarafından ilk olarak 1988 yılında Basel I Uzlaşısı, daha sonra Basel II Uzlaşısı (2004) ve nihayetinde 2010 yılında Basel III Uzlaşısı yayımlanmıştır. Basel III olarak yayımlanan uzlaşıda sermayenin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, sermaye koruma tamponu, risk temelli olmayan kaldıraç oranı ve likiditeye ilişkin değişiklikler yapılmış ve Basel III'ün 2019 yılına kadar tüm bankacılık sisteminde kademeli olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Basel uzlaşıları çerçevesinde, Sermaye Yeterliliği Kavramı, bir bankanın iflas etmesi halinde mevduat sahiplerinin karşılaşabileceği maliyetleri minimuma indirgemek için asgari olarak tutulması gereken sermaye miktarı üzerine odaklanmış olup, bu yaklaşım küresel bankacılık anlamında risk ölçümüne karşı atılmış önemli bir adım olmuştur. Öte yandan, bankaların karşılaşabileceği muhtemel krizleri önlemek amacıyla banka müşterilerini korumak ve bankacılık sisteminin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilirliğini sağlamak adına, bankaların aldıkları riskleri minimize etmek amacıyla getirilen nicel kısıtlamalara ise, sermaye yeterlilik oranı denilmektedir. Diğer taraftan, Türkiye'de son çeyrek yüzyılda önemli bir gelişim gösteren ve göreceli olarak daha muhafazakâr yatırımcıların finansal tercihi olan katılım bankacılığı, makroekonomik açıdan kayıt dışı ekonomiyi önlemeleri ve devletin vergi gelirlerini artırmaları, reel ekonomi açısından topladıkları fonları ticari ve sınaî faaliyetlerde kullanmaları açısından stratejik öneme sahip bir bankacılık türüdür. Bu çalışmanın amacı, Basel Uzlaşılarında yer alan sermaye yeterlilik kavramının stratejik önemi çerçevesinde, Türkiye'de faaliyette bulunan katılım bankalarının Basel III uzlaşısı açısından sermaye yeterlilik oranlarının, grafik analizleri yöntemiyle değerlendirilmesi ve finansal, ekonomik ve siyasi krizler karşısında katılım bankalarının finansal yapılarına olan duyarlılığının betimleyici analiz yöntemiyle incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Katılım Bankacılığı, Basel Uzlaşıları, Sermaye Yeterliliği, Sermaye Yeterlilik Oranı

Banka sermayesiBasel IIIDöngüsel sermaye tamponu+6
Ayşe Çelik
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe kârlılığın belirleyicileri: Mevduat bankaları üzerine bir uygulama

Yapılan bu çalışma da, Türk bankacılık Sektöründe mevcut olarak faaliyet göstermekte olan, 2006 ve 2019 dmnemine ait BİST(Borsa İstanbul)'da işlem görmüş, halka arz olmuş ve verileri devamlılık gösteren 9(dokuz) adet banka örneğinde yola çıkılarak mevduat bankaların karlılığını etkileyen faktörler araştırılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamada bankacılık sektörüne özgün çeşitli mikro ekonomik değişkenler 3(üç) aylık yani çeyrek dönem verilerinden faydalanarak, bankaların ROE(Özkaynak Karlılık) ve ROA(Aktif karlılık)'ları panel veri analizi metoduyla incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre: ROE(Özkaynak Karlılık)'yle OZSB(Özsermeye Büyüme) ve KREB(Kredi Büyüme) oranları arasındaanlamlı vede pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ancak ROA(Aktif karlılık) açısından bakıldığında OZSB(Özsermeye Büyüme) oranından pozitif yönlü bir ilişki fakat FDG/TA(Faiz Dışı Gelirler/Toplam Aktifler) ve KREB(Kredi Büyüme) değişkenleriyle negatif yönlü bir ilişki içinde olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca elde edilen bulgularda ROE(Özkaynak Karlılık) için OZSB(Özsermeye Büyüme) oranı, ROA(Aktif karlılık) için de FDG/TA(Faiz Dışı Gelirler/Toplam Aktifler) oranı en açıklayıcı değişkenler olarak bulunmuştur.

Bankacılık sektörüBankalarKarlılık+5
Gülşah Doğan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para biriminin düzenlenmesi: Avrupa Birliği örneği

Satoshi Nakamoto'nun Bitcoin ile ilgili makalesiyle hayatımıza girmiş olan ve günümüzde yaygın hale gelen kripto para sistemi; işletmelere ve müşterilerine yeni ödeme yöntemleri, yatırım fırsatları sunmanın bir yolu olarak kazanç sağlamakta ve hatta bazıları devletler tarafından ödenen fiat para birimlerinin yerine geçecek şekilde tasarlanmaktadır. Araştırmada, kripto para birimleri ifade edilerek, finansal bağlamda kripto varlıklarının ekonomik potansiyelini, risklerini analiz etmekte ve bu bağlamda Avrupa Birliği'nde bu sistemin düzenlemesinin gereklilikleri değerlendirmektedir. Avrupa Birliği'nde kripto paraların düzenlemesinin farklı etkileri analiz edilmekte ve düzenlemeleri için politika önerileri geliştirilmektedir. Bununla birlikte, kara para aklama ve terörizmin finansmanı gibi yasa dışı faaliyetlerle ilgisi, tüketicinin ve yatırımcının korunmasının yolları, finansal istikrar üzerindeki etkileri, kripto varlıklarının vergilendirilmesi ve blok zinciri uygulamalarının mevcut yasal çerçeveye uygunluğu ele alınmaktadır. Ulusların atacağı uygun adımları öne çıkararak yarattığı küresel değişim ile artan ilginin, piyasanın geleceğine nasıl etkide bulunacağı araştırılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Kripto para birimleri, Blok zinciri, Bitcoin, Kara para aklama, Avrupa Birliği düzenlemeleri

Avrupa BirliğiAvrupa para sistemiBlockchain+3
Busem Uğur
Bolu Abant İzzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığı kapsamında katılım emeklilik yatırım fonları performanslarının karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Katılım Bireysel Emeklilik sistemi çerçevesinde faaliyet gösteren Katılım Emeklilik Yatırım Fonlarının getiri performanslarını farklı performans ölçüm tekniklerinden yararlanarak ölçmek ve karşılaştırmalı analizlerini yapmaktır. Ölçüm için Türkiye'de faaliyet gösteren faizsiz emeklilik yatırım fonları içinden, toplam portföy değeri en yüksek 15 fon seçilmiştir. Çalışma 2016-2018 yıllarını kapsamaktadır. Seçilen fonların, 2016-2018 yıllarına ait günlük fiyat hareketlerinden aylık ortalama getirileri hesaplanmıştır. Seçilen fonlara ait aylık ortalama getiriler, faklı performans ölçüm teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışmada performans ölçüm teknikleri olarak Jensen (Alfa) Ölçütü, Beta Oranı, Sharpe Ölçütü ve Sortino Ölçütü kullanılmıştır. Fonların getiri performansları genel olarak değerlendirildiğinde: Jensen ölçütüne göre 2016 yılında sade üç fon piyasa karşısında pozitif bir getiri performansı gösterirken, 2017 ve 2018 yıllarında bu fon sayısı ikiye düşmektedir. Beta ölçütüne göre ise fonların tamamı pozitif bir getiri performansı sergilerken, Sharpe ölçütüne göre bu fon sayısı dört adet olarak gözlenmiştir. Son olarak Sortino performans ölçütüne bakacak olursak, 2016 yılında dört adet fon piyasanın üzerinde bir getiri performansı gösterirken, 2017 yılında bu sayı ikiye düşmüş, fakat 2018 yılında dörde adete yükselmiştir. 2016-2018 yıllarını kapsayan analiz sonucunda Jensen, Sharpe, Sortino ölçütüne göre çoğu fon piyasanın altında bir performans göstermiştir.

Bireysel emeklilikBireysel emeklilikEmeklilik fonları+4
Ayhan Bozkurt
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finansal okuryazarlığın kavramsal önemi; üniversite öğrencilerine yönelik uygulamalı bir analiz

Özellikle son dönemlerde önemi artan katılım bankacılığı ya da bir diğer adıyla İslami bankacılık, geleneksel bankacılığın yanında yıllardır devam eden bir sistem olmuştur. İslami bankaların en temel doğuş nedeni, dini hassasiyeti olan bireylerin ellerinde tuttukları fazla fonlardır. Özellikle de finansal piyasalarda fon talep eden kişilerin daha fazla fon ihtiyacının doğması, dini hassasiyeti olan ve ellerinde fon fazlası bulunan kişilerin ise sahip oldukları fon fazlalığının her geçen gün artmasına rağmen piyasalara katılamaması, bir aracıya olan ihtiyacın belirginleşmesine neden olmuştur. Dini hassasiyeti olan ve finansal piyasalarda işlem yapmaktan kaçınan bireylerin, bu piyasalarda işlem yapmamasının nedeni faiz yasağıdır. Faiz, kullanılan paraya karşılık sağlanan kar veya getiri şeklinde tanımlanabilmektedir. Faiz sadece İslamiyet'te değil, diğer semavi dinlerde de yasaklanmıştır. Yani katılım bankalarına olan ihtiyaç sadece nüfusu Müslümanlardan oluşan ülkelerde değil, başka dinlere mensup bireyler için de ihtiyaç olmuştur. Bu çalışmanın amacı farklı bölümlerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin İslami finansal okuryazarlık düzeylerini ölçmektir. Araştırma kapsamında toplam 617 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Analizde, 12 hipotez test edilmiştir. Analiz sonucunda 12 hipotez doğru kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Katılım bankacılığı, İslami bankacılık, Faiz, İslami Finansal Okuryazarlık

Faizsiz bankacılıkFinansal okuryazarlıkKatılım bankacılığı+3
İpek Dolğun
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirliklerini etkileyen finansal performans göstergelerinin incelenmesi

Türkiye'de, faizsiz bankacılık uygulamalarına "özel finans kurumları" ismi ile 1985 yılında başlanılmıştır. 1999 yılında bankalar Kanunu kapsamına alınan ÖFK 2005 yılına gelindiğinde faaliyetlerine katılım bankacılığı adıyla devam etmiştir. Katılım bankalarının sadece faiz hassasiyetine sahip olan ekonomik aktörlerin ötesinde bir kitleye ulaşması ve mevcut finans piyasasında daha büyük bir yer edinmesi geleneksel bankalar ile yaşayacağı rekabet ile belirlenecektir. Katılım bankalarının geleneksel bankalar ile rekabeti ise sadece kâr odaklı olarak ekonomik alanda değil, sosyal ve çevresel alanda da gerçekleşmektedir. İşletmelerin uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmak amacıyla ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri, şirket faaliyetlerine ve karar mekanizmalarına uyarlaması kurumsal sürdürülebilirlik olarak adlandırılmaktadır. Bu tez çalışmasında katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirliklerinin belirleyicisi olan finansal performans göstergeleri incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye'de faaliyette bulunan 5 katılım bankasının 2015-2020 yıllarını kapsayan 30 banka/yıl verisi kullanılmıştır. Panel Veri Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda, katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlikleri üzerinde en yüksek etkiye sahip olan finansal performans oranı ters yönlü bir ilişki saptanan Vergi öncesi kârın aktiflere oranıdır. İstatistiki açıdan ters yönlü bir ilişki bulunması nedeniyle oran arttıkça katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlik uygulamaları azalmaktadır. Ayrıca katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlikleri ile aktif kaynak kârlılığı arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmada kontrol değişkeni olarak yer alan katılım bankalarının büyüklüğü ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında da anlamlı ve pozitif bir ilişki belirlenmiştir.

Faizsiz bankacılıkFinansal performansKatılım bankacılığı+4
Fatih Akbaş
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seçili makroekonomik göstergelerin Borsa İstanbul (Bist-100) endeksine etkisi

Sermaye piyasalarında yer alan hisse senedi piyasası yatırımcıların en çok yatırım faaliyetinde bulundukları piyasadır. Bu tez çalışmasında seçili makroekonomik değişkenler ile BİST-100 endeksi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada 2015:1 - 2020:12 dönemi verileri kullanılmıştır. Makroekonomik göstergeler olarak enflasyon, döviz kuru, faiz, dış ticaret, işsizlik, sanayi üretim endeksi ve kredi temerrüt takası ele alınmıştır. BİST-100 endeksi bağımlı değişken olarak kullanılmışken, enflasyon, döviz kuru, faiz, dış ticaret, işsizlik, sanayi üretim endeksi ve kredi temerrüt takası bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmada Zaman Serileri Analizinden yararlanılmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenlere ait tanımlayıcı istatistiklere bakılmıştır. Serilerin durağanlığını tespit etmek için ADF–PP birim kök testleri kullanılmıştır. BIST-100 hisse senetleri ile makroekonomik değişkenler arasında ilişki olup olmadığının, varsa bu ilişkinin yönü ve derecesinin ölçülmesinde çoklu regresyon yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda makroekonomik değişkenlerden enflasyon, SUE'nin BIST-100 endeksi'ni etkilediği görülmektedir. BİST-100 endeksi ile enflasyon, döviz kuru, işsizlik, SUE ve CDS arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, faiz ve dış ticaret ile BİST-100 arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Borsa endeksiBorsa İstanbulHisse senetleri+3
Büşra Dolaşık
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beklenen enflasyonun dolarizasyon üzerinde etkisi: Türkiye örneği

Yapılan bu çalışmada son yıllarda %50'nin de üzerinde seyreden mevduat dolarizasyondan yola çıkarak, beklenen enflasyon, döviz kuru ve finansal dolarizasyon oranı arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu bağlamda konu alınan 3 değişken için 2013-2021 yılları arasındaki toplam 105 veri olmak üzere aylık verilerden faydalanılarak VAR modeli kurulmuş ve nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasında nedensellik ilişkisi olduğu, uzun dönemli bir ilişkinin olmadığı gözlemlenmiştir. Yapılan granger nedensellik testi sonuçları, döviz kurundaki değişimin dolarizasyona neden olduğunu, dolarizasyonun enflasyon beklentisinde yükselişe neden olduğunu ve döviz kuru ile enflasyon beklentisi arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir.

DolarizasyonDöviz kuruDöviz kuru oynaklığı+3
Burak Kılıçaslan
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öz yeterlilik, risk algılamaları ve bağlılık: Sigorta poliçe sahiplerine ilişkin ilişkilerin incelenmesi

Öz yeterlilik, "Bireylerin belli bir performansı göstermek için gerekli etkinlikleri organize edip, başarılı olarak yapma kapasitelerine ilişkin inancı" olarak tanımlanmaktadır. Risk algısı insanların riskin özellikleri ve şiddeti hakkında yaptıkları öznel bir yargı olarak tanımlanmaktadır. Marka bağlılığı, sürekli ve düzenli olarak bir markanın satın alınmasını ifade eden bir kavramdır. Bu tezin amacı sigorta poliçesine sahip bireylerin öz yeterlilik, risk algılamaları ve markaya olan bağlılıklarının ölçülmesidir. Bu tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel öz yeterlilik kavramından bahsedilerek sigorta sahibi bireylerin öz yeterliliği ile ilgili tanımlara yer verilmiştir. İkinci bölümde sigorta poliçesine sahip bireylerin risk algılamaları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde bireylerin öz yeterlilik ve risk algılama düzeylerinin marka bağlılığı arasındaki ilişki anlatılmaktadır. Dördüncü bölüme de ise bir uygulama ile konu desteklenmektedir. Uygulama kapsamında gözatım yöntemine başvurulmuş ve düzenlenen anket formu yardımıyla Bursa ilinde bulunan sigorta poliçesine sahip katılımcılardan oluşan 395 kişiden veri toplanmıştır. Örneklemin oluşturulmasında tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme kullanılmıştır. Araştırma katılımcılarının profillerinin analizi SPSS 23 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda genel öz yeterlilik düzeyi yüksek olan bireylerin algıladıkları risk düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir ve bu algılanan düşük risk düzeyi markaya olan bağlılığı arttırmaktadır. Literatür değerlendirildiğinde, sigorta hizmetlerinin satın alınması sürecinde sigortalının öz yeterliliği, algılanan risk ve marka bağlılığı konusunun bir arada çalışıldığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Genel olarak; genel öz yeterlilik ile hizmetlerinin satın alınması ve tekrar satın alma konusunda çalışmalara rastlanmıştır. Son bölümde kurulan modellerden bağlılık üzerinde en güçlü etkiye sahip değişkenin genel öz yeterlilik olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda, bulguların teori ve uygulama alanına katkıları tartışılmıştır. Son olarak, ilgi konusu alanda gelecekte gerçekleştirilecek çalışmalara yön verecek öneriler sunulmuştur.

Finansal riskMüşteri sadakatiRisk algılaması+4
Koray Aşantuğrul
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari kredi taleplerinin değerlendirilme süreci ve kredi garanti fonunun işleyişini kapsayan bir uygulama

Bankalar kullandırdıkları kredilerin sorunsuz şekilde geri ödenmesini istemektedirler. Bu nedenle ticari kredi uygulamalarının en önemli süreçlerinin başında, kredi talep eden firmalar için yapılan istihbarat ve mali analiz çalışmaları gelmektedir. İstihbarat ve mali analiz çalışmaları; kredi talebinde bulunan firmanın karakteri, kapasitesi, likiditesi, mali yapısı, hedefleri, piyasa itibarı, sektördeki yeri, karlılığı ve yürüttüğü faaliyetleri hakkında edinilen bilgiler aracılığıyla firmanın kredibilitesinin olup olmadığını tespit etmek için yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Bankalar firmaları kredilendirirken; güvence, likidite, karlılık ve akışkanlık gibi kriterlere dikkat etmektedir. Bu kriterlere göre kredinin geri ödeme koşulları, miktarı, vadesi, teminatları ve fiyatlama konularında firmanın ihtiyaçlarının doğru tespit edilip ona göre kredilendirilmesi gerekmektedir. Bankalar bu kriterlerle gelecekte oluşabilecek riskleri asgari seviyeye indirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu çalışmada örnek uygulamadaki firma için yapılan istihbarat ve mali analizi yer almaktadır. Teminat yetersizliği nedeniyle kredi kullanamayan firmaların bu sorununu gideren, finansman erişimine destek olan Kredi Garanti Fonu'nun işleyişi anlatılmaktadır.

Banka kredileriKredi Garanti FonuKredi değerlendirmesi+3
Faysal Elçin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul sektör endeksleri ile oynaklık endeksi arasındaki ilişkilerin analizi

Teknolojik anlamda yaşanan gelişmeler ekonominin vazgeçilmez parçası olan finansal piyasaları oluşturan aktörleri önemli ölçüde etkilemektedir. Yaşanan gelişmeler finansal piyasalardaki değişim ve dalgalanmaların bir ölçüsü olan oynaklık kavramını finansal aktörler açışından önemli hale getirmiştir. Finansal piyasadaki aktörler yatırım sürecinde finansal göstergeleri baz alarak yatırım kararı verirken oynaklık tahminlerini ölçü kabul ederek doğru kararlar almak hedefi güdüsüyle hareket etmektedirler. Yatırımcılar oynaklık tahminleri ve geçmiş dönem verileri başta olmak üzere finansal verileri kullanarak ve piyasalardaki olası beklenti ve belirsizlikleri baz alarak risk faktörlerini minimize etmek istemektedirler. Finansal piyasalarda riskin bir ölçüsü olarak kabul edilen oynaklık ile ilgili olarak hesaplanan pek çok global, bölgesel ve ülke bazlı endeks bulunmaktadır. Yatırımcılar bu endekslerdeki değişimleri takip ederek yatırımlarını planlama ve yönetme olanağına sahip olmaktadır. Bunun yapılabilmesi için ise yatırım yapılması planlanan borsa veya sektör ile oynaklık endeksleri arasındaki ilişkilerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı; 6 farklı oynaklık endeksi ile Borsa İstanbul sektör endeks getirileri arasında asimetrik nedensellik ilişkilerinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda BİST sınai, mali ve hizmetler endeks getirileri ile Euro oynaklık endeksi, altın oynaklık endeksi, petrol oynaklık endeksi, Euro Stoxx oynaklık endeksi, korku endeksi (VIX) ve NASDAQ oynaklık endeksinin 3/18/2011- 3/29/2019 dönemine ait verileri Hatemi-J asimetrik nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları farklı asimetrik yönlerde olsa da ele alınan tüm oynaklık endeksleri ile BİST sektör getirileri arasında nedensellik ilişkisi bulunduğunu göstermiştir.

Borsa İstanbulEkonomik etkiEndeks+7
Mehmet Selim Çelik
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sigorta sektörünün etkinlik analizi ve ekonomik büyüme üzerindeki etkisi

Finansal piyasalarda önemli bir fon yaratma aracı olan sigorta sektörü gelişmiş ülke ekonomilerinin bel kemiği konumundadır. Türkiye'de sigortacılık sektörü gelişmiş piyasalardaki seviyesine ulaşamamış olsa da ekonomide gittikçe artan bir öneme sahiptir. Buna göre, Türk sigorta sektörü, sektörde yapılan mevzuat düzenlemeleri ve çalışmalarla her geçen gün finansal sistem içindeki yerini sağlamlaştırmaktadır. Bu kapsamda çalışmada sigortacılığın finansal aracılık işlevinden bahsedilmiş, sektörün karlılık, likidite, sermaye yeterliliği ve faaliyet oranları değerlendirilmiştir. Sonrasında, etkinlik analizlerinde kullanılan bir yöntem olan VZA ile 2013-2017 yılları arasında Türk sigortacılık sektörünün verileri temel alınarak sektörün etkinlik analizi yapılmıştır. Çalışmanın amacı, sigortacılık sektöründe yer alan şirketlerin etkinliklerinin ölçülmesi, etkinsiz olan sigorta şirketlerinin etkin konuma gelebilmeleri için öneriler sunulmasıdır. Ayrıca sigorta sektörünün ekonomiye olan katkısının ölçülmesi hedeflenmiştir.

Ekonomik büyümeSigorta sektörüVerimlilik analizi+1
Deniz Çakmak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel kriz sonrasında merkez bankalarının para politikası uygulamaları: Türk bankacılık sektörüne etkileri üzerine bir araştırma

ABD'de 2007 yılı ortalarından itibaren yaşanan Mortgage Krizi 2008 yılı ortalarında Lehman Brothers Yatırım Bankası'nın iflas etmesiyle küresel bir boyut kazanarak ABD ile birlikte küreselleşmenin de etkisiyle tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Son yıllarda teknoloji de yaşanan hızlı değişim ve gelişim ülkelerin küresel ekonomi içerisindeki ticaret hacimlerinin artmasına ve bir ülkede yaşanan krizin çok daha hızlı bir şekilde diğer ülke ve bölgeleri etkilemesine yol açmıştır. Gelişmiş ülke hükümetleri ve merkez bankaları küresel kriz ile mücadele kapsamında kurtarma paketleri hazırlayarak ve faiz indirimi yaparak küresel krizin yıkıcı etkilerini gidermeye yönelik bir politika uygulamışlardır. Merkez bankaları geleneksel para politikalarıyla küresel kriz ile mücadelede beklenen sonuçları alamayınca fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrar hedefini de ortaya koyarak yeni para politikası araçlarını devreye sokmak zorunda kalmışlardır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), küresel kriz sonrasında küresel ekonomide yaşanan gelişmeler çerçevesinde fiyat istikrarı hedefinin yanı sıra finansal istikrar hedefini de devreye sokmuştur. TCMB faiz koridoru, rezerv opsiyon mekanizması ve zorunlu karşılıklar gibi araçlar ile finansal istikrar hedefine ulaşmayı amaçlamıştır. Bu çalışma, merkez bankalarının küresel kriz sonrasında para politikalarında ne gibi bir değişikliğe gittiğini, küresel kriz sonrasında TCMB para politikası uygulamalarının Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkilerini açıklamaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölümde küresel kriz kavramına yer verilerek küresel krizin nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. İkinci bölümde FED, ECB ve TCMB'nin tarihçesi, görev ve yetkileri, bağımsızlıkları ve son olarak da küresel kriz sonrasında uyguladıkları para politikaları incelenmiştir. Son bölümde ise küresel kriz sonrasında TCMB tarafından uygulanan para politikası uygulamalarının Türk bankacılık sektörüne etkileri ele alınmış ve Türk bankacılık sektörünün para politikası uygulamalarından etkilenme düzeyi seçilmiş göstergeler yardımıyla ortaya konulmuştur.

Bankacılık sektörüEkonomik krizKüresel kriz+3
Tuna Kartaloğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yükselen ekonomilerde finansal sektörün yapısal analizi

Yükselen ekonomiler, son yıllarda ekonomisinde hızlı bir büyümenin görüldüğü gelişmekte olan ülkelerden oluşmaktadır. Küreselleşmenin etkileriyle dışa açılan yükselen ekonomiler, pazar hacmi ve hammadde bolluğu ile gelişmiş ülkeleri kendine çekmiş ve dünya pazarında yerini almıştır. Yatırımcılar risklerini bölmek ve gelişmiş piyasalara oranla daha fazla kâr sağlayabilmek için yükselen ekonomi pazarlarına yönelmiştir. Oluşan bu yeni pazarlarda, daha fazla kâr sağlamak isteyen yatırımcıların, yatırım alışkanlıkları bu ülkelerin ekonomilerindeki dalgalanmalardan etkilenmektedir. Ayrıca bu ekonomiler fazla kırılgan bir yapıya sahip oldukları için yatırımcıların piyasadan ani çıkış ve girişlerine de aşırı duyarlıdır. Yükselen ekonomilerde oluşan dalgalanmalar, serbestleşme ile küresel bir etki yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı Morgan Stanley Capital International (MSCI)'ın yayınladığı Yükselen Piyasalar Endeksinde yer alan, yükselen ekonomiler arasından seçilmiş dört ülkenin (Brezilya, Çin, Hindistan, Rusya) ve Türkiye'nin (BRIC-T) 2007-2020 döneminde finansal sektörlerinin gelişimini analiz etmektir. Analiz yapılırken bankacılık sektörü göstergeleri, sigortacılık sektörü göstergeleri ve sermaye piyasası göstergeleri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın birinci bölümünde, finansal sistem ve finansal piyasalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, yükselen ekonomiler, yükselen ekonomilerin sınıflandırılması ve seçilmiş yükselen ekonomilerin temel özellikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise seçilmiş yükselen ekonomilerin bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasası analizi yapılarak, finansal sektörün gelişimi yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yükselen Ekonomiler, Finans, Banka, Sigorta, Sermaye Piyasası

Bankacılık sektörüFinans sektörüSermaye piyasası+3
Tansu Topuzoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat dışı sigorta şirketlerinde sermaye yeterliliği, yoğunlaşma ve karlılık ilişkisinin incelenmesi

Yaşamımızda her an karşılaşabileceğimiz risklere karşı güven içinde olmamızı sağlayan sigorta kavramı uzun yıllardır var olmuştur. Sigortacılık içeriği genişlemiş ve önemine göre de şekillenmiştir. Solvency çalışmaları gibi özellikle şirketleri ve piyasayı koruma adına yapılan düzenlemeler bulunmaktadır. Çalışmanın amacı öncelikle ülkemizde hayat dışı alanda faaliyet gösteren sigorta şirketlerine ait karlılık ve sektördeki yoğunlaşma arasındaki ilişkiyi incelemek ve sermaye yeterliliği oranlarının değişimini de gözlemlemektir. Şirketlerde karlılık ile yoğunlaşma arasında çoğunlukla negatif bir ilişki tespit edilirken, yoğunluğun azaldığı yıllarda sermaye yeterliliğinin ve karlılığın arttığı da gözlemlenmiştir. Sektörün sermaye yeterlilik oranı Avrupa Birliği ülkelerine göre ortalama bir seviyede olup, artma eğilimindedir. Yoğunlaşma ile karlılık arasındaki korelasyon katsayıları dikkate alındığında; Yapı -Davranış- Performans Yaklaşımı'nda beklendiği gibi yüksek yoğunlaşma oranlarına sahip sektörlerde, kar oranlarının da yüksek çıktığı sonucuna ulaşılamamıştır.

Etkinlik KuramıKarlılıkSermaye+4
Gülay Küçük
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sigorta sektöründe finansal performans analizi: Hayat dışı sigorta şirketleri üzerine bir araştırma

Sigortacılık sektörü finansal piyasalar içerisindeki en önemli sektörlerden biridir. Özellikle gelişmiş ülkelerde sigortacılık sektörü finansal piyasaların en önemli unsurlarından biri olarak çok önemli bir konuma sahiptir. Gelişmiş ülkelerin aksine Türkiye'de sigortacılık sektörü yeterince gelişememiş olmasına rağmen Türk sigortacılık sektörünün büyük bir potansiyele sahip olduğu ve sektörün son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdiği görülmektedir. Sigorta branşları, hayat sigortaları (bireysel emeklilik sigortaları) ve hayat dışı sigortalar olarak iki başlıkta sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın amacı hayat dışı (elementer) sigorta sektöründe faaliyet gösteren tesadüfi olarak seçilmiş sigorta şirketlerinin 2014-2023 dönemindeki finansal performans sıralamalarını ortaya koymaktır. Çalışmada beş finansal performans oranı ile eşit ağırlık kullanılarak TOPSİS yöntemiyle seçilmiş hayat dışı sigorta şirketlerinin finansal performans sıralaması yapılmıştır. Çalışmada yapılan finansal performans analizi sonucunda 2014 yılında Neova sigorta finansal performans sıralamasında ilk sırada yer alırken son sırada Unico sigortanın yer aldığı görülmektedir. 2023 yılında ise HDI sigorta finansal performans sıralamasında ilk sırada yer alırken Neova sigorta son sırada yer almıştır. 2014-2023 döneminde hayat dışı sigorta şirketlerinin TOPSİS yöntemine göre ortaya çıkan sıralamalarının da yılda yıla değişiklik gösterdiği görülmüştür. Çalışmada 2014-2023 dönemi genel olarak değerlendirildiğinde Sompo sigorta sekiz defa ilk üçte yer alarak en yüksek finansal performans gösteren hayat dışı sigorta şirketi olurken, Mapfre sigortanın ise ilgili dönemde altı defa son üçte yer alarak en düşük finansal performans gösteren hayat dışı sigorta şirketi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ali Siner
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin katılım bankacılığı algısı üzerine bir alan araştırması

Katılım bankaları, içinde faiz unsuru olan bankacılık ürün ve hizmetlerinden faydalanmayı tercih etmeyen müşterilerin bankacılık işlemlerini yapabilmelerini olanak sağlayan finansal kuruluşlardır. Bu kuruluşlar tüm dünyada ve Türkiye'de her geçen gün daha fazla yaygınlaşmaktadır. Buna rağmen katılım bankacılığının ürün ve hizmetlerine olan talep çok da istenildiği seviyede olmadığı gözükmektedir. Bu durumun oluşmasında katılım bankacılığına ilişkin algı, tutum ve bilgi düzeyinin istenilen seviyede olmaması, tanıtım çalışmalarının yeterince yapılmaması, ürün ve hizmetlerinin kişi ve kurumlar tarafından bilinmemesi ve şube sayısının az olması gibi sebepler sayılabilir. Bu çalışma ile üniversite öğrencilerinin katılım bankacılığına ilişkin algı, tutum ve bilgi düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın bir diğer yapılış amacı ise üniversite öğrencilerinin demografik özellikleri ile katılım bankacılığına ilişkin algı, tutum ve bilgi düzeyleri arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını tespit edebilmektir. Elde edilen verilere göre üniversite öğrencilerinin yaşları, kayıt oldukları fakülteler ve aylık gelirleri gibi demografik özellikleri ile anket sorularına vermiş oldukları cevaplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

Volkan Özenli
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektörünün dijital dönüşümü: Türk bankacılık sektörü üzerine bir araştırma

Bilgi teknolojilerindeki yenilikler, bankacılık sektöründe dijitalleşmeyi hızlandırarak alternatif dağıtım kanallarının çeşitlenmesine ve yeni finansal ürünlerin gelişimine olanak tanımıştır. Bu dönüşüm, işlem hızını artırırken operasyonel maliyetleri düşürmekte ve müşteri beklentilerine uygun çözümler sunulmasına imkân sağlamaktadır. Geleneksel şube bankacılığı yerini giderek internet ve mobil bankacılığa bırakırken, bankalar rekabet avantajı elde edebilmek için iş süreçlerini yeni teknolojiler doğrultusunda yeniden yapılandırmaktadır. Dijitalleşme, yalnızca verimlilik artışı sağlamakla kalmayıp, müşteri deneyimini iyileştirme bakımından da kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Bankalar Birliğinin bankacılıkta dijitalleşme verileri doğrultusunda, Türkiye'de dijital bankacılık sektörünün son beş yıllık (2020-2024) dönemdeki gelişimini analiz etmektir. Bu kapsamda, cinsiyet ve yaş gruplarına göre bireysel, kurumsal ve toplam dijital bankacılık müşteri sayıları ile mobil ve internet bankacılığı faaliyetlerine ilişkin işlem adedi ve işlem hacmi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın diğer bir amacı da, Türkiye'nin dijital bankacılık alanındaki gelişimini Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle karşılaştırarak, Eurostat verileri ışığında dijitalleşmedeki konumunu ortaya koymaktır. Bu kapsamda; Türkiye'nin 2020-2024 döneminde bankacılık sektöründeki dijital dönüşümü analiz edilmiş ve bireysel dijital bankacılık kullanım oranları yaş, cinsiyet, eğitim ve iş profilleri üzerinden Avrupa Birliği üyesi ülkelerle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca, Türk bankacılık sektöründeki dijital dönüşüm kamu, özel ve katılım bankalarının ulusal ve uluslararası düzeyde ödül kazanmış dijital bankacılık uygulamaları üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Dijital Bankacılık, Dijital Dönüşüm, Türkiye

Harun Erhan Kahtalı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sigorta sektöründe kasko sigortasının tercihi üzerine bir araştırma: İstanbul örneği

Kişiler yaşamlarında karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı gerçekleşebilecek zararlardan korunabilmek ve kendilerini güvence altına alabilmek için sigorta kavramına ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda bireyler, sigorta ile belirli bir prim karşılığında sigorta şirketlerinden güvence talep etmektedirler. Diğer taraftan gelişmekte olan ülkelerin finans sisteminde sigortacılık sektörü önemli bir paya sahip olmaktadır. Bu durumun bir göstergesi olarak Türkiye'de kasko sigortasının uygulamada daha yaygın şekilde kullanılan sigorta türü olduğu vurgulanabilir. Ayrıca sektörde her geçen gün artmakta olan taşıt sayısı kasko yaptıran kişi sayısında da artışı sağladığı belirtilebilir. Aynı zamanda kasko branşı prim üretimini arttırdığı da ifade edilebilir. Günümüzde araç sahibi olan kişiler öncelikle aracında ortaya çıkabilecek risklerden korunmak için kasko sigortası yaptırmak istemektedirler. Gerçekleşebilecek zararları önlemek istedikleri için araçlarını farklı şekillerde kasko sigortası ile güvence altına alma fırsatını talep etmektedirler. Bu çalışmanın amacı İstanbul ilinde ikamet eden bireylerin kasko tercihi üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesidir. Çalışmanın diğer bir amacı ise ankete katılan bireylerin demografik, sosyo- ekonomik (gelir seviyesi, ehliyet sahipliği yılı, aracın piyasa değeri, vb.) özelliklerine yer verilerek bireylerin kasko sigortası satın almalarını veya almamalarını etkileyen faktörlerin tespitidir. Çalışmada analizlerden elde edilen sonuçlara göre kasko sahipliği ile cinsiyet, medeni durum, aylık ortalama kişisel gelir, aylık ortalama hane halkı geliri, ehliyet grubu, yılda yapılan km yolun şehir içi- şehirlerarası yaklaşık oranı ve daha önce maddi hasarlı kazanın yaşanması arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ayrıca kasko sahipliği ile belirtilen değişkenlerin bağımsız olduğu ifade edilebilir. Kasko sahipliği ile diğer değişkenler (yaş, eğitim durumu, meslek, araç yaşı, araç piyasa değeri, ehliyet sahiplik yılı, yılda ortalama yapılan km yol, aracın başka kullanıcısının varlığı, daha önce maddi hasarlı kaza geçirildiğinde aracın kaskosunun varlığı,) arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ifade edilebilir.

Duygu Ersin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de net hata ve noksanı etkileyen faktörlerin ekonometrik analizi

Ödemeler dengesi tablosunu dengeleme görevi olan Net Hata ve Noksan (NHN) kalemi bu rolü ile ödemeler dengesi tablosunda kayıt edilemeyen faktörleri içinde barındırır. NHN'ye yol açan bu faktörler nelerdir? NHN Türkiye ekonomisi için bir problem midir? Türkiye NHN'si sürdürülebilir midir? Bunlar cevabı başta döviz kuru, cari denge, dış borç, gayri safi yurt içi hasıla olmak üzere ekonomide beklentiler ve makro değişkenler üzerinde etkileri olan önemli sorular olup tezinde temel motivasyonunu oluşturmaktadırlar. Analiz dönemi olan 2013-2023 yılları arasında Türkiye NHN'sinin ortalaması sıfıra yakın olmakla birlikte giriş-çıkış yönlü dalgalı bir seyir izlediği, dalga büyüklüğünün de yüksek düzeylere ulaşabildiği gözlenmiştir. NHN'de yüksek dalgalanmaya yol açan faktörleri saptamak için nedensellik analizlerinin yanı sıra ARDL ve NARDL tahmin modelleri oluşturulmuştur. Analizler incelenen dönemde NHN'deki yüksek dalgalanmaların temelinde sermaye ve finans hesabı kaynaklı işlemlerin olduğunu göstermiştir. Bu çerçevede "yastık altı" diye niteleyebileceğimiz hanehalkının yabancı para kasa mevcudunun NHN üzerindeki etkisi ön plana çıkmaktadır. Bu değişkenin değişimi ile NHN arasında istatistiki olarak anlamlı, pozitif ve asimetrik bir ilişki olduğu gözlenmektedir. Tasarruf ve enflasyondan korunma aracı olarak döviz tutmanın yaygın olduğu Türkiye'de bankacılık sisteminden yastık altına çıkışlar ya da yastık altından bankacılık sistemine girişler NHN'nin önemli bir belirleyenidir. Sistematik risk algısınn arttığı dönemlerde bankacılık sisteminden mevduat çekilişleri olabilmektedir. Sistematik risk algısının azaldığı, istikrar dönemlerinde ise bu hareketin tersi bir durum oluşmakta ve hane halkı yastık altı yabancı para banknotlarını bankacılık sistemine mevduat olarak geri sokmaktadır. Tahmin edilen katsayılar yastık altından sisteme geri dönüşlerin azalarak gerçekleştiğini göstermektedir.

Ahmet Adnan Eken
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00