Theses supervised by Doç. Dr. Engin Eroğlu

14 theses · Düzce University, Amasya University

DoctorateOpen AccessTR

Peyzaj karakterleri çalışmalarının entegre havza yönetim modellerinde değerlendirilmesi; Bingöl Çapakçur, Yeşilköy, Yamaç mikrohavzaları örneği

Son yıllarda dünyamızı etkisi altına alan küresel iklim değişikliği, ekstrem hava olayları ve karşı karşıya kaldığımız kuraklık doğal kaynakların hızla bozulmasına yol açmaktadır. Tatlı suya ulaşımın giderek azaldığı günümüzde su yönetimi çalışmaları gün geçtikçe popüler hale gelmektedir. Su yönetimine bütüncül yaklaşım için en çok kullanılan model entegre havza yönetim modelleridir. Bu model havza sakinlerinin sosyo-ekonomik yapılarını ve doğal kaynak yönetimini bir arada ele aldığından dünya üzerinde de en çok uygulanan yönetim modellerindendir. Model kurgulanırken en önemli parametre mevcut arazi kullanımıdır. Bu parametre hem koruma ve geliştirme stratejilerini, hem de sosyo-ekonomik faktörleri doğrudan etkilemektedir.Bu araştırmada Bingöl ilinde 3 havzada model kurgulanmış ve yönetim stratejileri geliştirilmiştir. Model kurgulanırken genel olarak kullanılan CORINE arazi örtüsü yerine daha güncel ve sağlıklı verilerin sağlanacağı düşünülen Peyzaj Karakterleri kullanılmıştır. Bu sayede CORINE arazi örtüsünde yer almayan erozyon sahaları, kayalık alanlar, ulaşım ağları, kuru ve sulu dereler araştırmaya dahil edilerek daha güncel stratejiler geliştirilmiştir. CORINE arazi örtüsünün güncel peyzaj karakter alanlarıyla %45,35 oranında farklılık göstermesi, bu kararın ne kadar doğru olduğunu gözler önüne sermiştir. Araştırma boyunca 193 noktadan 12 farklı kullanım alanından toprak ve bitki örneklemesi yapılmıştır. Bu noktaların ayrıca 12'sinden su örneklemesi de yapılarak su kalitesi yıllık olarak incelenerek mevsimsel değişimler belirlenmiştir. Araştırma sonucunda vejetasyon koruma zonları haritası, toprak kalitesi haritası ve su kalite parametreleri güncel olarak verilmiştir. Yapılan koruma ve geliştirme stratejilerinde bu parametrelerin göz önünde bulundurulması araştırmanın güncelliğini arttırmıştır. Araştırma, havzaların risk haritalarının (erozyon, taşkın, heyelan) modele dahil edildiği öncü çalışmalardandır. Erozyon için kullanılan RUSLE modelinde tüm veri setlerinin yersel ölçümler ile hazırlanmıştır. Dolayısıyla en güncel toprak kaybı haritası da oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda 3 havza için risk ve hassasiyet haritaları ortaya konulmuş ve SWOT analizleriyle havza sakinleri araştırmaya dahil edilmiştir. Koruma, kollama ve kalkınma çözüm önerileri havza sakinleri ile entegre bir şekilde ortaya konularak araştırma tamamlanmıştır.

Doğal peyzajFırat-Dicle havzasıKentsel peyzaj
Alperen Meral
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ilindeki bazı tarihi mekanların floristik çeşitlilik açısından değerlendirilmesi ve bitkilendirme önerileri

Tarihi mekanlar, tarihe doğrudan veya dolaylı şekillerle yön vermiş olan kentlerin imgeleri olarak nitelendirilmektedir. Tarihi mekanlar mimari özellikleriyle, sahip oldukları toplumsal değerleriyle, mekanın bulunduğu çevreyle kentin kültürünü yansıtmaktadırlar. Tarihi mekan çevreleri, toplumların kültürel ve sosyal yapılarına göre inanç, rekreasyon, turizm gibi birçok farklı kullanım potansiyelleri ile ön plana çıkmaktadır. Tarihi mekan çevreleri değerlendirmeye alındığında gerek mimari eser gerekse toplumun yapı taşlarıyla ilgili bilgi vermektedir. Örneğin Osmanlı Devleti döneminde soyu ve kudretliliği temsil eden çınar ağacını döneme tanıklık etmiş tarihi mekanların birçoğunun çevresinde görmek mümkündür. Bu açıdan bakıldığında tarihi mekan çevrelerinin sahip oldukları floristik çeşitlilikle açık ve yeşil alan sistemleri bazında peyzaj mimarlığının inceleme alanlarından biridir. Tarihi mekanlar çevrelerindeki bitki örtüsüyle hem ekolojik hem de görsel bir etki oluşturmaktadır. Bir tarihi mekanın sahip olduğu odunsu ve otsu bitki örtüsü mekanın fiziksel ve düşünsel değerini yükseltmek veya düşürmekte etkili olmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı tarih sahnesinde birçok önemli olayın merkezinde bulunan Edirne ilindeki bazı tarihi mekanlar ve çevrelerinin floristik yönden incelenmesi, bu çevrelerin sahip olduğu bitki çeşitliliğiyle ekolojik ve görsel değerlendirmelerinin yapılması, bu değerlendirmeler sonucunda gerekliyse farklı bitkilendirme örneklerinin sunulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Edirne ilinin turizm potansiyelinin yüksek olduğu Sultan II. Bayezid Külliyesi, Eski Cami, Hıdırlık Tabyaları, Tarihi Karaağaç Tren Garı, Selimiye Cami Külliyesi ve Üç Şerefeli (Burmalı) Cami tarihi mekan çevreleri seçilmiştir. Bu alanlarda yerinde gözlem ve el GPS'i (Küresel Konum Sistemleri) yardımı ile mevcut bitkilerin koordinatları altlıklara işlenmiş ve çeşitliliklerin belirlenmesi için istatistiki değerlendirmeler gerçekleştirilmiştir. Buna göre en yüksek bitki çeşitliliği Tarihi Karaağaç Tren Garı'nda, en düşük çeşitlilik ise Hıdırlık Tabyaları'nda çıkmıştır.

BitkilendirmeBiyolojik çeşitlilikEdirne-Karaağaç+3
Hilal Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve yeni dönem konut bahçelerinde kullanılan doğal ve egzotik bitki taksonlarının irdelenmesi: Rize ili örneği

Aralarında ayrılmaz bir bağ kurulan insan ve bitki birlikteliği yaşam biçimini etkileyerek kültürün şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Ancak teknolojik ve ekonomik gelişmelerin hızla arttığı günümüzde kültürler gözle görülür bir şekilde farklılaşmakta ve çoğu unutulmaya yüz tutmaktadır. Yapılan bu çalışmada doğal bitki taksonu kullanımının ve tanınırlığının ne seviyede olduğu, kişiler ve bahçeleri arasındaki bağın bitkisel ve demografik veriler ile ilişkilendirilmesi, konut sahiplerinin bitkiler ile olan kültürel bağının irdelemesi amaçlanmıştır. Zengin bitki çeşitliliğine sahip olan Rize ili çalışma alanı olarak belirlenmiş, il sınırları içerisindeki 12 ilçeye bağlı 29 köy ve 24 mahallede olmak üzere toplam 53 ayrı örneklem alanında bulunan 150 farklı konut bahçesinde çalışmalar yürütülmüştür. Haziran-Ekim ayları arasında arazi çalışmaları sürdürülmüş, konut sahipleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yerinde yapılan arazi çalışmaları sonucunda 120 familyaya ve 401 cinse ait 603 bitki taksonu tespit edilmiştir. Bunların %45'inin doğal, %55'inin egzotik bitki taksonu olduğu belirlenmiştir. En çok karşılaşılan familya 58 farklı taksona ait Asteraceae olurken, en çok karşılaşılan doğal bitki taksonu Commelina communis L., egzotik bitki taksonu Camellia sinensis (L.) O. Kuntze ve dikilen doğal bitki taksonu Brassica oleracea L. var. viridis L. olmuştur. Kullanım amaçlarına göre 603 bitkinin 511 tanesinin en az bir amaçla kullanıldığı, 408 farklı bitkinin ise çoğunluğu oluşturarak görselliğinden dolayı kullanıldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ile görüşme sorularına verdikleri yanıtlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Konut sahipleriyle yapılan görüşmeler sonucu; en güzel bulunan bitki taksonu Zea mays L. olarak belirlenirken, en çirkin bulunan taksonun Tradescantia fluminensis Vell. olduğu belirtilmiştir. Modern ve geleneksel konut bahçeleri kıstasında incelenen beta çeşitlilik değerlerine göre modern konut tiplerinde çeşitliliğin daha yüksek çıktığı görülmüştür. Bahçelerine doğal bitki taksonlarını dikmeye dikkat ettiğini söyleyen konut sahiplerinin çoğunlukta olduğu bu çalışmada, elde edilen sonuçlar belirtilenin tam aksi olduğunu göstermiştir. Yapılmış olan bu çalışma ile doğal bitki taksonlarına olan ilginin artarak biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlaması ön görülmüştür.

Egzotik bitkilerKültürRize+2
Sena Demirci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Farklı habitat tiplerindeki doğal bitki örtüsünün tür ve kompozisyon düzeyinde tanımlanmasına yenilikçi bir yaklaşım

Peyzajın hem doğal hem de kültürel açıdan en önemli bileşenlerinden birini bitkiler oluşturmaktadır. Bitkiler doğal ortamlarında yaşayabildikleri gibi uygun ekolojik koşullarda kendi doğal ortamı dışında da yaşayabilmektedir. Doğal bitkiler yerel çevre koşullarına en iyi uyum sağlayan bitki türleridir. Birçok estetik ve işlevsel özelliklerinin yanısıra ekolojik açıdan da çevreye yararları bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye bitkilerin yayılış ve çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Mevcut bu koşullara rağmen ülkemizde özellikle kentsel alanlarda yapılan bitkilendirme tasarımlarında doğal bitki türlerine yeteri kadar yer verilmemektedir. Bu çalışmanın amacı doğal bitki örtüsünde tespit edilen türlerin ekolojik gösterge değerleri (EIV's) ve doğada bir arada bulunma durumlarını tespit ederek bitkilerin yan yana gelme potansiyellerini ortaya koyarak kentsel bitkilendirmelere ekolojik bir model (eko-bitkilendirme, eko-model) yaklaşımı ortaya koymaktır. Bu kapsamda alandan bitki türleri toplanarak hem doğal bitki türleri tespit edilerek hem de bitkilerin ekolojik istekleri belirlenerek bitki tür çeşitliliği ortaya konulmuştur. Ayrıca doğal bitki kompozisyonlarının dağılım ve yoğunluğunu ortaya koyabilmek için ise "Normalize edilmiş bitki endeksi (NDVI)" kullanılmıştır. Sınırları belli olan benzer ekolojik koşullara sahip tespit edilen bitki gruplarının ve gösterge türlerin ortaya konulabilmesi amacıyla iki yönlü gösterge analizi (TWINSPAN) uygulanmıştır. Çalışma kapsamında CORINE arazi örtüsü sınıflandırmasına göre Düzce Ovası'nda ve ovaya değen noktalarda ki doğal alanlar tespit edilmiş olup orman habitatı, riparian alanlar, kayalık habitatı, bataklık (subasar) alanlar ve mera habitatı olmak üzere 5 farklı habitat türü belirlenmiştir. Bu habitat tiplerinde toplanmış ve teşhis edilmiş olan bitki türlerinin yanyana gelme durumlarının birbirine bağımlı şekilde dağılıp dağılmadığı tespit edildikten sonra gizli değişkenler modeli (LVM's) yardımıyla bitkilerin yanyana gelmelerine dair senaryolar kurgulanmıştır. Ayrıca doğal bitki örtüsünün ekolojik yapısını plan bazında tanımlamak için peyzaj metrikleri kullanılarak leke analizi yapılmıştır. Tür tespitine bağlı olarak bitki kompozisyonları katmanları (ağaç, ağaççık, çalı, otsu, sarılıcı/tırmanıcı)'nın da belirlenmesi ile birlikte ekolojik özelliklerini göz önünde bulundurarak farklı peyzaj alanlarında ekolojik gösterge değerleri belirlenen türler ile bitki gruplarının bitkilendirme tasarımlarında ne şekilde bir arada kullanılacağına dair öneriler getirilmiştir.

Doğal bitkilerHabitatKatmanlar
Sertaç Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel peyzaqjlardaki bitki yetişme ortamı özelliklerinin ekosistem hizmetleri yönünden incelenmesi: Düzce kent örneği

Kentler nüfusun, yapılaşmanın, sanayinin ve tüm bunlarla beraber gelişen tüketim hızının en fazla olduğu alanlardır. Kentleşme ve sanayileşme toplumun yaşam kalitesini ve olanakları artırırken aynı zamanda birçok olumsuz etkiyi de beraberinde getirmektedir. Bu etkilerden en önemlilerinden biri ve son yılların en büyük sorunu olan iklim değişikliğidir. İklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarının yaklaşık %70'inden kentlerimiz sorumludur. Bununla yanında, kentsel yeşil alt yapı, kentin karbon yükünün azaltılmasında önemli bir role sahiptir. Ancak kentsel alanlardaki karbon tutumu ve depolama potansiyeli doğal alanlara kıyasla çok az olması sebebiyle göz ardı edilmektedir. Özellikle karasal ekosistemlerdeki karbonun dörtte üçünü ihtiva eden toprak organik karbonunun kentsel alanlardaki oranı önemsenmemektedir. Toprak organik karbon (TOK) stoklarının bölgesel ve lokal analizi arazi kullanım planlaması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında son 30 yıldır kentleşmeye devam eden Düzce kenti için toprak organik karbon miktarını belirlenerek TOK haritaları oluşturulacaktır. Bu kapsamda rastgele belirlenen örneklem noktalarından 0-30 cm derinlikten toprak örnekleri alınmıştır ve laboratuvar analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda Düzce kenti TOK Haritası oluşturulmuştur. Elde edilen haritanın, küresel iklim değişikliğini azaltma kapsamında planlama ve tasarım aşamalarında, yeşil alt yapı sistemini destekleyen çözüm önerilerinin sunulmasında ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılmasında bir altlık olması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Karbon Stoku, Toprak Organik Karbonu, Ekosistem Düzenleme Hizmetleri

Gamze Akdoğan Cinal
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kent içi yaya ve araç sirkülasyonundaki bitkilendirme standartlarının Düzce örneğinde irdelenmesi

Açık ve yeşil alanlar kentlerin önemli nefes alma ve kentin ekolojik sürdürülebilirliği için önemli merkezleri oluşturmaktadır. Kent içerisinde yaya ve araç yolları kentsel peyzajın önemli yapay koridorları olup ekolojik açıdan da kente önemli katkılar sağlamaktadırlar. Yollar üzerindeki ağaçlar, ağaççık ve çalılar, yer örtücüler ve mevsimlik çiçekler yeşil alanların vazgeçilmezleridir. Araç ve yaya yolları bitkilendirmesi kentin içindeki yeşil dokunun sürekliliğini sağlamakta büyük bir etkendir. Kentlerde bu yönde yapılan bitkilendirmenin gerek uygulamadan gerekse de ekolojik koşullardan kaynaklı sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışma kapsamında Düzce kenti kentsel çekirdek ve çevresinde yer alan D-100 Karayolu, Akçakoca Karayolu, 9 bulvar, 18 cadde ve 14 sokağa ilişkin bitkilendirme standartları, bitki tür seçimleri, bitki dikim aralıkları değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında literatür ve standartlardan faydalanılarak, bir kriter ve puanlama sistemi geliştirilmiştir. İkinci aşamada çalışma alanındaki örnekler bu puanlama sistemine göre puanlanmış ve çok uygun, uygun ve az uygun olarak üçlü gruplandırma yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, tüm bulvarlarda tür seçimi açısından benzer seçimler söz konusu iken dikim standartları açısından farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuç olarak, tercih edilen bitki türü, bitkiler arası mesafe, bitki boyu, taç genişliği, taç altı yüksekliği, ağaç gövde çevresi ve elektrik-levha mesafesi gibi kriterler hem araç hem de yayalar tarafından aktif olarak kullanılan yolların fonksiyonunu doğrudan etkilemektedir.

Nur Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lale Devri'nin (1718-1730) Türk bahçe gelişim sürecine etkilerinin değerlendirilmesi İstanbul örneği

Peyzaj, dünyanın var oluşundan itibaren hayatımızda yeri olan ve sadece manzara olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan bir kavramdır. İnsanlık tarihi boyunca gerek yerleşik gerekse yerleşik olmayan yaşam şartlarında bile insanlar kendilerine özel yaşam alanları belirlemiş ve bu alanları sınırlandırma eğiliminde olmuşlardır. Yerleşik hayat düzeni insanlık tarihine yerleştikten sonra özellikle yaşam alanlarını daha elverişli şekilde kullanma adına yenilikler yapılarak aktif kullanma alanları oluşturulup peyzajın asıl anlamını kazandığını yapılan araştırmalar ve çalışmalar ışığında görmekteyiz. Yerleşik hayat, insan ihtiyaçlarının artması ve teknolojik gelişmelerin çoğalması ile birlikte önem kazanmış ve peyzaj da hayatımızın iyiden iyiye içine girmiş bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. Tarihsel süreçte peyzajı değerlendirerek "Lale Devri" döneminin ele alınması planlanmaktadır. Bu çalışmada; çeşmeler, yalılar, saraylar, su kemerleri, havuzlar ve Lale Devri döneminde kullanılan sanatsal çalışmalar ele alınarak karşılaştırma yöntemi ile peyzajın önemini ortaya koyduk ve neden gerekli bir disiplin olduğunu aktarmaya çalıştık. Lale Devri, elimizdeki -sınırlıda olsa- kaynaklar, belgeler ve araştırmalar ışığında Osmanlı'nın neredeyse mimari ve peyzaj açısından her alandan beslenerek ortaya koyduğu eserlerle en özel olduğu bir dönemdir. Bu bağlamda günümüz tarihi ve kültürel bahçe gelişimine ışık tutmak amacıyla gerek Osmanlı arşivleri gerekse tüm literatürlerde geçen Lale Devri bahçeleri bilgileri İstanbul'daki bazı Lale Devri eserleri ile karşılaştırmalı olarak irdelenmiş ve peyzaj disiplinin içerisinde estetik ve işlevsel durumları belirlenmiştir. İstanbul ile sınırlı eserler ele alındığında örnek olarak seçilen Çırağan Sarayı, Topkapı Sarayı, III. Ahmed Odası önü, Kandilli Hamdi Bey Yalısı gibi mekânlarda yapılan incelemeler sonucunda Lale Devri dönemine en yakın eserin Çırağan Sarayı olduğu, en uzak eserin ise Hamdi Bey Yalısı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak diyebiliriz ki günümüze çok fazla ulaşmış eser olmamakla birlikte günümüze ulaşmış olan eserler incelendiğinde Lale Devri döneminin izlerine rastlanmamaktadır. Anahtar sözcükler: Tarihsel süreç, Lale Devri, peyzaj, sanat

Fatih Atalay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
11
Master'sOpen AccessTR

Kentsel floristik çeşitliliğin belirlenmesinde yeni bir yaklaşım; düzce kenti örneği

Kentsel bitkisel çeşitlilik sadece kentlerin biyolojik çeşitliliğine katkı sağlamakla kalmayıp son yıllarda önemli bir kentsel kavram olan kentsel yeşil altyapıya da oldukça önemli katkılar sağlamaktadırlar. Düzce kent merkezi içerisinde bulunan açık ve yeşil alanlarını teşkil eden park, meydan, yollar, kamusal ve özel bahçeler, mezarlık ve ibadethane bahçeleri gibi farklı mekânsal karakteristiklere sahip alanlarda gerçekleştirilecek olan bu çalışmanın temel amacını; kentsel açık ve yeşil alan sistemleri içerinde önemli bir değere sahip odunsu bitki çeşitliliğinin floristik, işlevsel ve mekânsal analizler yapılarak kent içerinde ortaya koymuş oldukları biyoçeşitlilik değerlerinin ve kentsel yeşil altyapı olanaklılığının belirlenmesi oluşturmaktadır. Kent içerisinde yer alan açık ve yeşil alanlardaki floristik durumun belirlenmesinde bitki çeşitliliği yerinde incelemelerle belirlenmiştir. İşlevsel durumları ele alınmış olan odunsu bitki çeşitliliğinin sahip oldukları estetik ve ekolojik işlevler mekânsal düzeyde ele alınmıştır. Son olarak, yerinde yapılan konumsal değerlendirmeler, CBS üzerindeki mekânsal analizler ile tamamlanmıştır. Yerinde yapılmış olan çalışmalarda, araştırma alanında odunsu bitki türlerine ait tür tespiti ve sayımı, türlere ait kullanım alanları, kullanım amaçları, kullanım yoğunlukları ve mevsimsel değişim potansiyelleri saptanmıştır. Büro çalışmalarında ise kavramsal çalışmaların yanı sıra tespit edilen türlere ait istatistiksel, estetik potansiyeller ve CBS'ye yönelik çalışmalar yürütülmüştür ve tüm bu elde edilen veriler değerlendirilerek, türlerin kentsel biyoçeşitliliğe olan katkıları ve mekânsal karakteristiklere peyzaj mimarlığı yönünden irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda çalışma alanında toplamda 173 tür tespit edilmiştir. Hem fonksiyonel hem de estetik açıdan değerlendirilen kompozisyonların olumlu ve olumsuz yönleri ortaya konulmuş ve çözüm önerileri getirilmiştir. Buna göre refüjlerde kullanılan bazı türler estetik değerleri ortaya koymasına karşın, fonksiyonel açıdan refüj bitkilendirmesine cevap verememektedir. Sonuç olarak, Düzce kenti açık yeşil alanlarında kullanılan odunsu bitkilerin peyzaj mimarlığı için önemli olan estetik ve floristik çeşitlilik yönünden değerlendirilmesi yapılarak önerilerde bulunulmuş ve kent için yeşil altyapı özelliğine cevap verecek potansiyele sahip uygulamalara yönelik öneriler getirilmiştir.

Tuba Gül Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki odun dışı orman ürünü olarak belirlenmiş bazı tıbbi ve aromatik bitkilerin peyzaj mimarlığında değerlendirme olanaklarının belirlenmesi

Orman alanları özellikle sahip oldukları bitkisel çeşitlilikleri ile ön plana çıkan önemli bitki rezervleri olmaktadır. Ormanın ana karakter dokusunu oluşturan odunsu türler ve çoğunlukla da ağaçlar ormanların en belirgin bitkisel materyalidir. Ağaç ve çalı bileşenleri olarak karşımıza çıkan odunsu türler ormancılık çalışmaları için birinci derecede odun hammaddesi niteliği taşımaktadır. Oysaki bitkiler özellikle de odunsu bitkiler ormandaki odun hammaddesi olmasının yanı sıra sahip oldukları çiçek, meyve, yaprak, sürgün ve kök yapıları ile hem gıda maddesi olma hem de estetik değerleri ile peyzajın ana bileşeni olma özelliklerini de taşımaktadırlar. Peyzaj mimarisinde bitkiler canlı materyal grubu içerinde yer alan peyzajın temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmamın temel amacı odun dışı orman ürünü niteliği taşıyan bazı odunsu ağaç, ağaçcıklar, otsu bitkiler ve çalı türlerinin peyzaj mimarlığında estetik ve işlevsel yönden kullanılabilme potansiyellerini belirlemek olmuştur. Bu amaç doğrultusunda yaklaşık 82 adet farklı odunsu ve otsu türe ait tasarım özellikleri ve bu özelliklerin değerlendirilebileceği alternatif kullanım yerlerine yönelik durumları da belirlenmiştir. Anket çalışmasında kullanılan 82 adet bitkinin 32 tanesi otsu, 2 tanesi yarı odunsu, 22 tanesi çalı, 11 tanesi ağaç, 12 tanesi ağaçcık ve 3 tanesi ise sarılıcı olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda bitkisel tasarım gerçekleştirilmiş tüm bu türler kullanılarak işlevleri doğrultusunda yapısal katman oluşturulmuştur. Sonuç olarak ağaç, çalı ve otsu türlerinden oluşan odun dışı orman ürünlerinin bordür yol kenarı, sınırlayıcı ve yönlendirici işlevsel özellikleri ölçü, renk, doku ve form tasarım özellikleri açısından sahip oldukları potansiyeller belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Odun dışı orman ürünü, Peyzaj değeri, Tıbbi ve aromatik

Fatma Banu Ak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzaj mimarlığında bilgisayar destekli programların bitkisel tasarım sürecinde incelenmesi "Düzce Üniversitesi Botanik Bahçesi örneği"

Bilgisayarlar icat edilmeye başlandığı zamanlarda bir oda büyüklüğünde yer kaplıyorken 2000'li yıllardan itibaren ufak çantalara sığar hale gelmesine rağmen işlevi tartışılamayacak kadar etkili olmuştur. Hayatımıza birçok kolaylık getirmesinin yanında faydası da göz ardı edilememektedir. Bilgisayarlar hayatımızın her alanında etkili olduğu gibi peyzaj mimarlığı dalında da fazlasıyla kullanılmaktadır. Günümüzde geleneksel sunum teknikleri yerini yavaş yavaş bilgisayar destekli programların akışına bırakmaktadır. Çünkü bazı programların eşliğinde istekler uygun şekilde tasarlanabilmekte, görseller ile daha gerçekçi ve ilgi çekici sonuçlar elde edilmektedir. Bu tez çalışmasında; hızla gelişmekte ve ilerlemekte olan bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin, peyzaj mimarlığı tasarım sürecine etkilerini saptamak, özellikle güncel iki boyut (2B) ve üç boyut (3B) programlarının görsel sunum tekniklerindeki önemi ve gerekliliğini vurgulamak, aynı zamanda bilgisayar teknolojisinin bitkisel tasarım aşamasındaki avantaj ve dezavantajları da irdelenmektedir. Tez çalışmasının amacı, görselleştirme teknolojisinin kullanım aşamalarını, kullanımdaki zorluk derecesini ve gereksinim olup olmadığını, peyzaj ve çevre planlamasındaki uygulama potansiyelini incelemektedir. Çalışmada tasarım sürecinde kullanılan ve tercih edilen programlar örneklerle değerlendirilmiştir. Bu konuda önce literatürde yapılmış bilimsel araştırmalar ve mevcut uygulamalar incelenmiş, bu uygulamaları kullanan peyzaj mimarlığı öğrencilerine ve uzman görüşlerini almak amacıyla belirli firmalara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Tüm sonuçlar elde edildiğinde genel bir anket yapılmış ve uluslararası geçerliliği açısından değerlendirilmiştir.

Ezgi Kurt
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı arazi örtüsüne bağlı peyzaj bileşenlerinin görsel değerlendirilmesi: Yuvacık Baraj Havzası örneği

Günümüzde birçoğunun yaşadığı şehirlerdeki sıkışıklık, hava ve su kirliliği, toplumsal sorunlardan kaynaklanan sıkıntılar sonucu yaşanan psikolojik ve fizyolojik sorunlar insanlarda doğaya kısa süreli de olsa geri dönme isteği oluşturmaktadır. Buna karşın insanın çevre üzerindeki etkilerinin en fazla hissedildiği günümüzde, arazi örtüsünün ve arazi kullanımının hızlı bir şekilde değişiminin etkisinin en çok ihtiyaç duyulan orman ve yarı doğal alanlar üzerinde olduğu görülmektedir. Ayrıca verimli tarım alanlarının kontrolsüz bir şekilde yapay alanlara dönüştürülmesi arazilerin geri dönüşümsüz bir şekilde yok olmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada Yuvacık Baraj Havzası'nda bulunan farklı arazi örtüsüne bağlı peyzaj bileşenleri potansiyel kullanıcılarının, bu alanla ilgili düşünce ve tercihleri ile birlikte görsel değerlendirmesi yapılmış ve bunun sonucunda araştırma alanı görsel peyzaj kalitesi yönünden değerlendirilmiştir. Görsel değerlendirme, arazilerin özgün niteliklerinin ortaya konması, korunması ve devamlılığının sağlanması açısından önemlidir. Çalışmanın ana materyalini Yuvacık Baraj Havzası'nda bulunan baraj gölü, dere, kayalık, mağara, ormanlık alan, rekreasyon alanı, yayla, yerleşim alanı ve yol habitat tipleri, bu alanlardan çekilen fotoğraflar ve bu fotoğraflar ile hazırlanmış olan anket çalışması oluşturmaktadır. Anket çalışmasında her bir fotoğraf potansiyel kullanıcılar tarafından uyumluluk, doğallık, bakımlılık, açıklık, düzenlilik, hareketlilik, heyecan vericilik, güvenlilik, manzara güzelliği parametreleri bakımından Likert ölçeğinde (Kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, kararsızım, katılmıyorum, kesinlikle katılıyorum) değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere dayanarak çalışma alanındaki bileşenler ile parametreler arasında istatistiki ilişkiler kurulmuştur. Buna göre katılımcıların uyumluluk, doğallık, heyecan vericilik ve manzara güzelliği açısından en çok katıldıkları alan mağara olurken, en bakımlı, açık, düzenli ve hareketli buldukları alan da dere olmuştur. Aynı zamanda katılımcıların demografik özellikleri ile seçimleri arasında da korelatif ilişkiler kurulmuştur.

PeyzajPeyzaj analiziPeyzaj ekolojisi+2
Ayşegül Hacıalioğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çarlık Rusya Dönemi'nde Ahıska Bölgesi

Stratejik öneme sahip olan Kafkasya gerek iklimi gerek doğal geçitleri ile tarih boyunca doğu ile batı, kuzey ile güney arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Bu bağlamda güney batı Kafkasya'da yer alan Ahıska coğrafyası da birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Gerek İskit, Kimmer, Bulgar, Hazar ve Kıpçak akınları ile bölge bir Türk coğrafyası haline gelmiştir. Kadim bir Türk coğrafyası olan Ahıska Bölgesi'ne Gürcü Kralı tarafından Selçuklu akınlarına karşı getirilen Kıpçak Türkleri, Ahıska ve çevresinde 310 yıl devam eden Ahıska Atabek Devleti'ni kurmuşlardır. Kurulduğu bölgede İlhanlı, Akkoyunlu ve Karakoyunlulara bağlı kalan Atabekler, daha sonra Osmanlı akınları sonucunda 1578'de Lala Mustafa Paşa tarafından Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Ahıska Bölgesi, Çarlık Rusya'nın Türksüz bir Ahıska coğrafyası oluşturma ve güneye inme politikaları doğrultusunda 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Edirne Antlaşması ile Rus hâkimiyetine girmiştir. Böylece Ahıskalılar 90 yıl devam eden Rus baskısına maruz kalmışlardır. Rus hâkimiyeti döneminde, Rus asimile politikaları ve Osmanlı-Rus Savaşları sonucunda binlerce Ahıska Türk'ü ata topraklarını terk etmeye mecbur bırakılarak göç etmek zorunda kalmıştır. Buradaki tarihi ve kültürel mirasta Rus ve Ermeniler tarafından tahrip edilerek bakımsızlığa terk edilmiş, binlerce yazma eserde Petersburg'a taşınmıştır. Rusya'nın bu göç politikasının amacı Ahıska ve çevresinin Anadolu ile ayrıca Anadolu Türklüğünün Orta Asya ve Azeri Türkleri ile olan tarihi ve kültürel bağlarını koparmak, böylece tarihi emellerine ulaşmak istemesidir. Bu amaçla bölgeye yoğun bir Ermeni, Rus göçünü teşvik etmiş ve burada bir Ermeni Devleti'nin kurulmasının zeminini hazırlamıştır. Göç etmeyip, burada kalan Türkler de Rus ve Gürcü baskısı altında varlıklarını devam ettirmeye çalışmış gerek Rus gerekse Gürcü asimilesine rağmen Türklüklerini korumayı başarmışlardır. Rus devriminden sonra Sovyetlerin ilan ettiği halkların kendi kaderini tayin hakkını (self-determination) kullanan Ahıska ve Ahılkelek halkı Türkiye'ye katılmak istediklerini Gürcü yönetimine bildirmişlerdir. Bulundukları bölgede bağımsızlıklarını kazanmak için Ahıska Hükümeti Muvakkatası gibi geçici siyasi oluşumlar kurmuşlardır. Ayrıca bulundukları bölgeyi Rus ve Ermenilere karşı korumaya çalışmışlardır. Haziran 1918'de imzalanan Batum Antlaşması ile Ahıska ve Ahılkelek Türkiye'ye bırakılmış fakat Mondros Ateşkes Antlaşması gereği Türk birliklerinin Ahıska ve Ahılkelek'ten çekilmesi sonucunda Ahıska 5 Aralık 1918'de Gürcistan topraklarında kalmıştır. Yapılan çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ahıska adının anlamı, Ahıska'nın coğrafi yapısı ana hatlarıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Ahıska'nın siyasi tarihi, Çarlık Rusyasının bölge üzerindeki politikaları ele alınmıştır. Eserin üçüncü bölümünde Ahıska'daki iktisadi faaliyetler, dördüncü bölümde ise Ahıska'da eğitim faaliyetleri ve tarihi yapılar ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıpçak Türkleri, Ahıska, Edirne Antlaşması, Ahıska Hükümeti Muvakkatesi, Batum Antlaşması.

Serpil Çakıcı
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya'da atın ehlîleştirilmesi, yetiştirilmesi ve bölgeye özgü at ırkları

Orta Asya, Hazar Denizi'nin doğusunda ve kuzeyinde büyük çöllerle, otlaklarla çevrili kapalı bir alan içerisinde yer almaktadır. İlk Türk anayurdu olan bu coğrafyanın etrafında yüksek dağlar bulunmaktadır. Orta Asya'da iklim, devletlerin ve toplumların yaşamını belirleyen en temel etkendir. İklimin karasallığı ve kuraklığı; sulamayı kısıtladığı gibi tarım yapılmasına da engel olmuştur. Nitekim tarımın yapılamaması, iklimin kurak oluşu; Orta Asya coğrafyası üzerinde yaşayan toplulukları zorunlu olarak hayvancılık yapmaya itmiştir. Hayvanlarına gür otlaklar bulmak ve yaşamlarını devam ettirebilmek için göçebe bir yaşamı benimseyen Türkler, bu yaşamın vazgeçilmez hayvanı olarak da atı görmüşlerdir. At, Türklerin yaşamının her alanında var olmuştur. Orta Asya, Türk yaşamına ve karakterine etki ederken, Türklerde atlarına etki etmekteydiler. Kendilerini at ile o kadar içselleştirmişlerdir ki yapılan arkeolojik kazılarda kurganlardan at iskeletleri, at koşum takımları çıkarılmıştır. Kurganlarla sınırlı kalmayan at; sosyal, ekonomik, siyasi, askeri, dini hayatta, edebiyatta, sanatta, kültürde ve mitolojide kendisine yer bulmuştur. Adeta Türk'ün kanadı, sırdaşı, yoldaşı ve dostu haline gelmiştir. Orta Asya'da at yetiştiriciliğine büyük önem verilmiştir. Türkler tarafından yetiştirilen at ırklarının, üzerinde yaşanılan coğrafyanın koşullarına uyum sağlaması için sıkı bir eğitimden geçirilmiştir. Doğumundan ölümüne kadar süren bu eğitimlerde ana tema atların; bozkırın hırçın, hırslı, agresif ve sert yapısına dayanaklı olmasıdır. Nitekim Orta Asya Türk atları istenilen dayanıklılığa sahip olduğu gibi son derece zarif ve güzel atlardır. At yetiştiriciliğinde diğer önemli bir husus ise atların bakımıdır. Türk atları coğrafyayla uyumlu olarak göçebe yaşamda yazlık ve kışlıklarda barındırılmaktaydı. Atların barındırıldıkları yerlerin temiz ve mevsimsel koşullara göre havadar olmasına dikkat edilirdi. Barınmanın yanında temizliği de yapılan atların, bu kapsamda tımarına ve ayaklarının nallanmasına dikkat edilmekteydi. Atlara nal çakımı ayaklarının taştan ve topraktan korunması için yapılmaktaydı. Güzel bir bakımdan geçirilen atlar ister istemez hastalanıyordu. Bu hastalıklar ya bakımsızlıktan ya da üzerinde yaşanılan coğrafyanın koşullarından kaynaklanıyordu. Hastalanan atların büyük bir titizlikle tedavisi yapılır ve eski sağlığına kavuşması beklenirdi. Tez çalışmamız giriş ve sonuç bölümleri hariç dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Orta Asya'da yaşam şartları ve atın ehlîleştirilmesi konusu bulunmaktadır. Bu kapsamda değinilen konular arasında Orta Asya'nın tabiatı, iklimi, yaşamı ve bu coğrafya üzerinde yaşayan Türklerin ilk anayurdu, yayılma sebepleri, Orta Asya'nın Türk yaşamına etkisi ile eski Türk kültürleri, bu kültürlerin ana unsurlarından biri olan at ve at koşum takımları bulunmaktadır. İkinci bölümde Türk kültüründe ve siyasal yaşamında atın önemine yer verilmiştir. Bu bağlamda sosyo-ekonomik, siyasi, askeri, dini ve edebi açıdan atın yeri ve önemi konuları ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde ikinci bir kısım oluşturularak Türklerde dini, mitolojik, sanat ve edebiyat açısından at unsuru irdelenmiştir. Üçüncü bölümde Orta Asya Türk tarihi coğrafyasına özgü at ırkları hakkında bilgiler verilmiştir. Bu kapsamda Sibirya ve Ötüken Atları, Kazak Atları, Kırgız Atları, Özbek Atları, Türkmen Atları, Kafkas Atları, İdil ve Güney Rusya Atları ele alınmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise Orta Asya Türk tarihi coğrafyasına özgü atların bakımı konusu anlatılmıştır. Anlatılanlar arasında Türklerde at yetiştiriciliği, atların eğitimi, bakımı, at hastalıkları ve tedavi şekilleri bulunmaktadır.

Ahmet Ünal
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sümerlerin kökeni meselesi bağlamında: Türk ve Sümer kültüründe hayat ağacı motifi

Sümerlerin kökeni meselesi bağlamında: Türk ve Sümer kültüründe hayat ağacı motifi isimli bu çalışmanın amacı, Sümer ve Türk kültüründe bulunan hayat ağacı motiflerinin, sembollerinin ve inançlarının belirlenmesidir. Bu çerçevede hazırlanan çalışma giriş kısmı, dört ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Bu bölümlere ek olarak, resimler kısmında ise hayat ağacı motifleri ile ilgili resimler bulunmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında tezin amacı, önemi, kapsamı ve konu ile ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde hayat ağacı motifinin genel özellikleri, sembolik anlamları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde hayat ağacı inancının ortaya çıkış yeri olan Mezopotamya'da Sümerlerin, ağaç inancını ne şekilde gördükleri ve mitolojilerine nasıl yansıttıkları anlatılmaktadır. Günümüze kalan arkeolojik buluntular ışığında, hayat ağacı motiflerinin Sümer sanatındaki yeri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise; Türklerin hayat ağacı ve ağaç kültü hakkında bilgi verilmiştir. Hayat ağacının Türk destanlarında nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Ayrıca mimari gibi sanatsal yapılarda hayat ağacı motifinin kullanım yerlerinden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise Sümer ve Türk kültüründe hayat ağacı motifinin ortak noktalarına değinilmektedir. Sonuç bölümünde de elde edilen tüm bilgiler ışığında bazı tespitler yapılmıştır.

Merve Altuntaş
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors