Doç. Dr. Halime Ünlü danışmanlığındaki tezler
16 tez · Isparta University of Applied Sciences
Erkenci domates hatlarında bazı biyokimyasal özelliklerin belirlenmesi
Bu çalışmada Enza Zaden Tarım Ar-Ge Taş. ve Tic. Şirketi'nin gen bankasında bulunan; Domates Mozaik Virüsü (ToMV), Domates Sarı Yaprak Kıvırcıklık Virüsü (TYLCV), Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (TSWV), Nematod (Mi), Verticillium dahlie (Vd), Fusarium (Fol) ve Domates Yaprak Küfü (Clad) gibi hastalıklara dayanıklık kazandırılmış 20 erkenci domates saf hat kullanılmıştır. Bu hatların meyve kabuk rengi, pH, toplam karoten ve ksantofil, titre edilebilir asitlik, briks, toplam fenolik, toplam şeker, indirgen şeker, askorbik asit (C vitamini), likopen ve β-karoten gibi özellikleri üzerinde durulmuştur.Yürütülen bu tez çalışmasında, ıslah programlarında verim, hastalıklara ve zararlılara dayanıklılık gibi konuların yanında meyve kalite özelliklerinin önemi vurgulanmıştır. Biyokimyasal özellikleri bakımından üstün hatların belirlenmesi ile daha sonra yapılacak çalışmalarda kaliteli ticari çeşitlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan hatların bitki başına verimleri 2.5-9.2 kg arasında değişirken, ortalama meyve ağırlıklarının 86-246 g arasında değiştiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda domates meyvelerindeki L*değerleri 30.87-45.35, a* değerleri 8.36-21.48, b* değerleri 15.28-42.17 arasında değişim göstermiştir. Domates meyvelerindeki toplam karoten içeriğinin 80.2-197.5 mg/100 g, toplam ksantofil içeriğinin 115.3-256.6 mg/100 g, titre edilebilir asitliğin %0.27-0.40, pH'nın 3.75-4.95, briks değerlerinin %2.60-6.30, C vitamini içeriğinin 10.50-28.78 mg/100 g, likopen içeriğinin 1.6-4.09 mg/100 g arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Toplamve indirgen şeker içerikleri ise sırasıyla 7.31-17.51 mg/g ve 2.46-6.57 mg/g arasında bulunmuştur. Bu değerlerin incelenmesi sonucunda H7, H17 ve H3 hatlarının biyokim yasal özellikleri bakımından üstün hatlar olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bu veriler genetik kaynaklar ile geliştirilecek yeni çeşitlere yarar sağlaması ümit edilmektedir.
Hümik asitin tuz stresi altındaki domateste (solanum lycopersicum) bazı fizyolojik parametreler ve gen ifadeleri üzerine etkisi
Bu çalışma domates bitkisinde tuz stresinin etkisini belirlemek ve tuz stresi üzerinde hümik asit uygulamasının etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla Kayra F1 domates çeşidine ait bitkiler 150 mM NaCl dozuna maruz bırakılmış ve 3 ml/l olacak şekilde hümik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada gövde yaş-kuru ağırlığı, kök yaş-kuru ağılığı, gövde-kök uzunluğu, prolin, klorofil, MDA ve iyon sızıntısı miktarları ile CAT, SOD, GR ve APX gibi antioksidatif enzim gen ifadeleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda tuz+hümik asit uygulamasının tuz uygulaması ile kıyaslandığında gövde yaş/kuru ağırlığı, kök yaş/kuru ağırlığı, gövde/kök uzunluğu ve klorofil değerlerinde önemli düzeylerde artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, tuz uygulanan bitkilere hümik asit uygulanması ile iyon sızıntısı, MDA ve prolin değerlerinde azalmalar meydana geldiği saptanmıştır. Bu parametreler incelendiğinde tuz uygulamasının olumsuz etkilerine karşılık hümik asit uygulamasının olumlu etkisi gözlemlenmiştir. Çalışmada antioksidatif enzim gen ifadeleri değerlendirildiğinde, tuz stresi altındaki bitkilere hümik asit uygulamasının SOD gen ifadesinde farklılık oluşturmazken APX gen ifadesini artırdığı, CAT ve GR gen ifadelerini ise azalttığı saptanmıştır. Bu sonuçlar hümik asit uygulamasının stres ile ilişkili antioksidatif enzim genleri ve tolerans mekanizmaları üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin olumlu olabileceği görülmüştür. Sonuç olarak, tuz stresinin yaşandığı koşullarda bitkilere uygulanacak olan hümik asitin tuz stresini azaltmada etkin rol oynayabileceği kanısına varılmıştır.
Domateste kuraklık stresine karşı hümik asitin bazı fizyolojik parametreler ve gen ifadeleri üzerine etkisi
Bitkisel materyal olarak domates (Kayra F1) fidelerinin kullanıldığı çalışmada kuraklık stresinin etkilerini belirlemek ve kuraklık stresine karşı hümik asit uygulamasının etkilerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu amaçla kuraklık stresi altındaki bitkilere 3 ml/l dozunda hümik asit uygulanmıştır. Çalışmada gövde/kök yaş-kuru ağırlığı, gövde-kök uzunluğu, prolin, klorofil, MDA, iyon sızıntısı ve bağıl su içeriği miktarları ile CAT, SOD, GR ve APX gibi antioksidatif enzim gen ifadeleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda kontrol uygulamasına göre kuraklık stresinin bitkilerin gövde yaş-kuru ağırlığı, kök yaş-kuru ağırlığı, gövde ve kök uzunluğu, klorofil ve bağıl su içeriğini azalttığını, buna karşılık kuraklık stresine karşı hümik asit kullanımının bu parametreleri önemli düzeyde artırdığı saptanmıştır. Bununla birlikte kuraklık+hümik asit uygulaması ile iyon sızıntısı, MDA ve prolin değerlerinde azalmaların meydana geldiği görülmüştür. Sonuçlar incelendiğinde hümik asit uygulamasının kuraklık stresinin meydana getirdiği olumsuz sonuçları azaltıcı yönde etki gösterdiği saptanmıştır. Kurak koşullar altındaki bitkilerin antioksidatif enzim gen ifadeleri incelendiğinde ise, hümik asit uygulaması ile SOD ve APX gen ifadesinde önemli bir farklılık gözlemlenmezken, CAT gen ifadesinde artışa, GR gen ifadesinde ise azalışa rastlanılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde stres ile ilişkili antioksidatif enzim gen ifadeleri ile hümik asit uygulamasının etkileşimi bulunduğu gözlemlenmiştir. Tüm bu parametreler incelendiğinde kuraklık stresi altındaki bitkilere hümik asit uygulamasının kuraklık stresini azaltmada etkili olabileceği kanısına varılmıştır.
Oksalik asit uygulamalarının marulda verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, marul yetiştiriciliğinde farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada bitkisel materyal olarak Yedikule 5107 çeşidi kullanılmış ve marul bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0, 2, 4 ve 6 mM) oksalik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda marulda uygulamalara göre bitki ağırlığının 343.02-432.57 g/bitki, bitki boyunun 28.0-30.35 cm, bitki çapının 26.67-28.72 cm, yaprak uzunluğunun 21.23-22.44 cm, kök boğazı çapının 19.11-21.49 mm ve yaprak sayısının 47.57-55.63 adet/bitki arasında değiştiği saptanmış ve en yüksek verim değerlerinin 2 mM oksalik asit uygulamasından elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada klorofil SPAD değeri ve toplam fenolik madde içeriği sırasıyla; 37.47-39.31 SPAD ve 67.35-103.98 mg/100g arasında değişim göstermiştir. En yüksek klorofil SPAD değeri 2 mM oksalik asit dozundan elde edilirken; en yüksek fenolik madde değeri 4 mM oksalik asit dozundan elde edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a*, b* ve C* değerlerinin sırasıyla; 47.43-48.76, -17.55- -18.26, 27.89-28.68 ve 32.95-34 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L* değerine 2 mM oksalik asit uygulamasında, en yüksek a*, b* ve C* değerlerine ise 2 mM ve 4 mM oksalik asit uygulamalarında ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki antiradikal değerleri %42.36-82.64 arasında değişirken; P, K, Mg, Fe ve Mn değerlerinin sırasıyla; 7.39-8.40 g/kg, 54.4-75.4 g/kg, 2.13-2.71 g/kg, 161-202 mg/kg ve 38.3-48 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde oksalik asit uygulamalarının marulda verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.
Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma, yapraktan deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biber (Capsicum annuum L.) yetiştiriciliğinde verim ve kalite üzerine olan etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 3 farklı dozda (2000, 4000 ve 6000 ppm) deniz yosunu, 3 farklı dozda (2, 4 ve 6 g/l) spirulina ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 farklı uygulama üzerinde durulmuştur. Deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının meyve eti kalınlığı, indirgen şeker, L*, -a*, b*, C* ve h° üzerine etkileri istatistiki olarak önemsiz bulunurken; verim, meyve sayısı, ortalama meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, gövde çapı, klorofil, titre edilebilir asitlik, toplam fenolik, beta-karoten, toplam şeker ve vitamin C değerleri üzerine olan etkileri önemli bulunmuştur. En yüksek verim (g/bitki) değerleri tüm spirulina uygulamalarında elde edilmiştir. Meyve sayısı ve klorofil (SPAD) değerleri en yüksek 2 g/l spirulina uygulamasında tespit edilmiştir. 4 g/l spirulina uygulamasında en yüksek ortalama meyve ağırlığı (g) ve meyve eni (mm) değerleri saptanırken; 6 g/l spirulina uygulamasında ise en yüksek meyve boyu (cm) değeri elde edilmiştir. Gövde çapı, toplam şeker ve titre edilebilir asitlik değerleri incelendiğinde en yüksek değerler sırasıyla; 2000 ppm deniz yosunu ve kontrol; 2000 ppm deniz yosunu, kontrol ve 6 g/l spirulina; kontrol uygulamalarında bulunmuştur. Toplam fenolik ve beta-karoten bakımından uygulamalar karşılaştırıldığında en iyi sonuç 4000 ppm deniz yosunu ve kontrol uygulamalarında saptanmıştır. En yüksek vitamin C değeri ise 4000 ppm deniz yosunu uygulamasında tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda tüm parametreler incelendiğinde deniz yosunu ve spirulina uygulamalarının biberde verim ve kalite özelliklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.
Oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, oksalik asit ve kitosan uygulamalarının biberde verim ve kalite üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla, 3 farklı dozda oksalik asit (1, 3 ve 5 mM), 3 farklı dozda kitosan (150, 300 ve 450 ppm) ve kontrol olacak şekilde toplamda 7 uygulama fide dikiminden itibaren 21 gün aralıklarla 3 kez yapraktan uygulanmıştır. Çalışmada oksalik asit ve kitosan uygulamalarının meyve çapı, meyve eti kalınlığı, gövde çapı, b*, C* ve h° ve beta karoten üzerine etkilerinin istatistiki olarak önemsiz olduğu bulunmuştur. Kontrol uygulaması ile kıyaslandıklarında oksalik asit ve kitosan uygulamalarının klorofil, titre edilebilir asitlik, askorbik asit, toplam fenolik ve toplam şeker değerlerini düşürdükleri ya da kontrol uygulaması ile benzer etki gösterdikleri tespit edilmiştir. Çalışmada en yüksek verim değeri 450 ppm kitosan uygulamasında elde edilmesine karşılık diğer uygulamaların da verim değerlerini kontrol uygulamasına göre artırdığı tespit edilmiştir. Meyve sayısı, meyve ağırlığı ve meyve uzunluğu değerleri incelendiğinde en yüksek değerlerin sırasıyla; 450 ppm ve 150 ppm kitosan; 450 ppm kitosan ve 5 mM oksalik asit; 5 mM oksalik asit uygulamalarında yer aldığı saptanmıştır. En yüksek indirgen şeker değeri 300 ppm kitosan uygulamasında tespit edilmiştir. 1 mM ve 3 mM oksalik asit uygulamalarında en yüksek L* değerleri saptanırken; 1 mM, 3 mM oksalik asit ve 150 ppm kitosan uygulamalarında en yüksek a* değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda biber yetiştiriciliğinde yapraktan oksalik asit ve kitosan uygulamalarının olumlu etkileri görülmüş olup özellikle verim parametreleri açısından 450 ppm kitosan dozunun ön plana çıktığı tespit edilmiştir.
Oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma, roka yetiştiriciliğinde yapraktan farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel materyal olarak ticari yetiştiriciliği söz konusu olan Eda çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada roka bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0-2-4-6 mM) oksalik asit uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verimin 2 145-2 563 g/m² ve yaprak boyunun 25.99-27.80 cm arasında değiştiği belirlenirken; en yüksek verim değerleri 4 mM oksalik asit uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam klorofil içeriği, kuru madde miktarı, C vitamini miktarı, toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite değerleri sırasıyla; 37.37-40.16 SPAD, %8.08-8.70, 112.34-130.55 mg/100g, 127.35-147.71 mg/100g ve 316.92-379.05 µl/ml arasında bulunmuştur. En yüksek kuru madde değeri 6 mM, en yüksek C vitamini değeri 4 mM, en yüksek klorofil, toplam fenolik ve antioksidan değerleri ise 2 mM oksalik asit uygulamalarından elde edilmiştir. Çalışmada uygulamalara göre renk değerleri içerisinde, a* değerlerinin; 15.29-16.18 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda oksalik asit uygulamasın sonucunda roka yapraklarındaki P, K ve Ca değerlerinin sırasıyla; %0.31-0.60, %5.15-5.56 ve %3.25-5.56 arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışma sonucunda oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve bazı kalite özellikleri üzerinde olumlu etkiye sahip oldukları görülmüştür.
Oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma, roka yetiştiriciliğinde yapraktan farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel materyal olarak ticari yetiştiriciliği söz konusu olan Eda çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada roka bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0-2-4-6 mM) oksalik asit uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verimin 2 145-2 563 g/m² ve yaprak boyunun 25.99-27.80 cm arasında değiştiği belirlenirken; en yüksek verim değerleri 4 mM oksalik asit uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam klorofil içeriği, kuru madde miktarı, C vitamini miktarı, toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite değerleri sırasıyla; 37.37-40.16 SPAD, %8.08-8.70, 112.34-130.55 mg/100g, 127.35-147.71 mg/100g ve 316.92-379.05 µl/ml arasında bulunmuştur. En yüksek kuru madde değeri 6 mM, en yüksek C vitamini değeri 4 mM, en yüksek klorofil, toplam fenolik ve antioksidan değerleri ise 2 mM oksalik asit uygulamalarından elde edilmiştir. Çalışmada uygulamalara göre renk değerleri içerisinde, a* değerlerinin; 15.29-16.18 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda oksalik asit uygulamasın sonucunda roka yapraklarındaki P, K ve Ca değerlerinin sırasıyla; %0.31-0.60, %5.15-5.56 ve %3.25-5.56 arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışma sonucunda oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve bazı kalite özellikleri üzerinde olumlu etkiye sahip oldukları görülmüştür.
Oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma, roka yetiştiriciliğinde yapraktan farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bitkisel materyal olarak ticari yetiştiriciliği söz konusu olan Eda çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada roka bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0-2-4-6 mM) oksalik asit uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verimin 2 145-2 563 g/m² ve yaprak boyunun 25.99-27.80 cm arasında değiştiği belirlenirken; en yüksek verim değerleri 4 mM oksalik asit uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam klorofil içeriği, kuru madde miktarı, C vitamini miktarı, toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite değerleri sırasıyla; 37.37-40.16 SPAD, %8.08-8.70, 112.34-130.55 mg/100g, 127.35-147.71 mg/100g ve 316.92-379.05 µl/ml arasında bulunmuştur. En yüksek kuru madde değeri 6 mM, en yüksek C vitamini değeri 4 mM, en yüksek klorofil, toplam fenolik ve antioksidan değerleri ise 2 mM oksalik asit uygulamalarından elde edilmiştir. Çalışmada uygulamalara göre renk değerleri içerisinde, a* değerlerinin; 15.29-16.18 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda oksalik asit uygulamasın sonucunda roka yapraklarındaki P, K ve Ca değerlerinin sırasıyla; %0.31-0.60, %5.15-5.56 ve %3.25-5.56 arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışma sonucunda oksalik asit uygulamalarının rokada verim ve bazı kalite özellikleri üzerinde olumlu etkiye sahip oldukları görülmüştür.
Oksalik asit uygulamalarının marulda verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, marul yetiştiriciliğinde farklı dozlarda oksalik asit uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada bitkisel materyal olarak Yedikule 5107 çeşidi kullanılmış ve marul bitkilerine yapraktan 4 farklı dozda (0, 2, 4 ve 6 mM) oksalik asit uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda marulda uygulamalara göre bitki ağırlığının 343.02-432.57 g/bitki, bitki boyunun 28.0-30.35 cm, bitki çapının 26.67-28.72 cm, yaprak uzunluğunun 21.23-22.44 cm, kök boğazı çapının 19.11-21.49 mm ve yaprak sayısının 47.57-55.63 adet/bitki arasında değiştiği saptanmış ve en yüksek verim değerlerinin 2 mM oksalik asit uygulamasından elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada klorofil SPAD değeri ve toplam fenolik madde içeriği sırasıyla; 37.47-39.31 SPAD ve 67.35-103.98 mg/100g arasında değişim göstermiştir. En yüksek klorofil SPAD değeri 2 mM oksalik asit dozundan elde edilirken; en yüksek fenolik madde değeri 4 mM oksalik asit dozundan elde edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulamalara göre L*, a*, b* ve C* değerlerinin sırasıyla; 47.43-48.76, -17.55- -18.26, 27.89-28.68 ve 32.95-34 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiş ve en yüksek L* değerine 2 mM oksalik asit uygulamasında, en yüksek a*, b* ve C* değerlerine ise 2 mM ve 4 mM oksalik asit uygulamalarında ulaşılmıştır. Ayrıca marul yapraklarındaki antiradikal değerleri %42.36-82.64 arasında değişirken; P, K, Mg, Fe ve Mn değerlerinin sırasıyla; 7.39-8.40 g/kg, 54.4-75.4 g/kg, 2.13-2.71 g/kg, 161-202 mg/kg ve 38.3-48 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Sonuç olarak tüm bu parametreler incelendiğinde oksalik asit uygulamalarının marulda verim, kalite ve besin elementi içeriklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.
Kitosan uygulamalarının rokada (Eruca sativa) verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, roka yetiştiriciliğinde kitosan uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla bitkisel materyal olarak Bengi roka çeşidi kullanılan çalışmada; yapraktan 4 farklı dozda (0-75-150-300 ppm) kitosan uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verim değerlerinin 1690.6-1913.9 g/m2, bitki boyu değerlerinin 24.33-27.92 cm ve yaprak eni değerlerinin 4.56-5.71 cm arasında değişim gösterdiği belirlenirken; en yüksek değerler 75 ppm kitosan uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam kuru madde, klorofil, toplam fenolik, vitamin C ve antiradikal aktivite değerleri sırasıyla; %7.71-8.68, 34.15-36.68 SPAD, 104.67-180.84 mg/100 g, 126.63-143.51 mg/100 g ve %63.77-71.87 arasında tespit edilmiştir. Toplam kuru madde ve klorofil değerleri en yüksek 75 ppm kitosan uygulamasında saptanmıştır. En yüksek toplam fenolik ve antiradikal değerleri 300 ppm uygulamasından, vitamin C değerleri ise kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Çalışmada a* ve h° değerlerinin sırasıyla; -17.87 - -18.71 ve 124.09-125.78 arasında değişim gösterdikleri ve en yüksek değerlere 75 ppm kitosan uygulamasında ulaşıldığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda kontrol uygulamasına göre kitosan uygulamalarının nitrat birikimini azalttığı ve en düşük nitrat birikiminin 75 ppm kitosan dozundan elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda kitosan uygulamalarının sonucunda roka yapraklarındaki P, Ca, Mg, Cu ve Fe değerlerinin sırasıyla; %0.44-0.52, %3.37-5.55, %0.25-0.29, 8.0-17.0 mg/kg ve 262-336 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışmada kullanılan kitosan dozlarından 75 ppm uygulamasının özellikle verim, bitki boyu, yaprak eni, toplam kuru madde, klorofil, a*, h°, nitrat birikimi ve P parametreleri bakımından ön plana çıktığı tespit edilmiş olup; roka yetiştiriciliğinde tavsiye edilebilir doz olduğu saptanmıştır.
Kitosan uygulamalarının rokada (Eruca sativa) verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, roka yetiştiriciliğinde kitosan uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla bitkisel materyal olarak Bengi roka çeşidi kullanılan çalışmada; yapraktan 4 farklı dozda (0-75-150-300 ppm) kitosan uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verim değerlerinin 1690.6-1913.9 g/m2, bitki boyu değerlerinin 24.33-27.92 cm ve yaprak eni değerlerinin 4.56-5.71 cm arasında değişim gösterdiği belirlenirken; en yüksek değerler 75 ppm kitosan uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam kuru madde, klorofil, toplam fenolik, vitamin C ve antiradikal aktivite değerleri sırasıyla; %7.71-8.68, 34.15-36.68 SPAD, 104.67-180.84 mg/100 g, 126.63-143.51 mg/100 g ve %63.77-71.87 arasında tespit edilmiştir. Toplam kuru madde ve klorofil değerleri en yüksek 75 ppm kitosan uygulamasında saptanmıştır. En yüksek toplam fenolik ve antiradikal değerleri 300 ppm uygulamasından, vitamin C değerleri ise kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Çalışmada a* ve h° değerlerinin sırasıyla; -17.87 - -18.71 ve 124.09-125.78 arasında değişim gösterdikleri ve en yüksek değerlere 75 ppm kitosan uygulamasında ulaşıldığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda kontrol uygulamasına göre kitosan uygulamalarının nitrat birikimini azalttığı ve en düşük nitrat birikiminin 75 ppm kitosan dozundan elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda kitosan uygulamalarının sonucunda roka yapraklarındaki P, Ca, Mg, Cu ve Fe değerlerinin sırasıyla; %0.44-0.52, %3.37-5.55, %0.25-0.29, 8.0-17.0 mg/kg ve 262-336 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışmada kullanılan kitosan dozlarından 75 ppm uygulamasının özellikle verim, bitki boyu, yaprak eni, toplam kuru madde, klorofil, a*, h°, nitrat birikimi ve P parametreleri bakımından ön plana çıktığı tespit edilmiş olup; roka yetiştiriciliğinde tavsiye edilebilir doz olduğu saptanmıştır.
Kitosan uygulamalarının rokada (Eruca sativa) verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırmada, roka yetiştiriciliğinde kitosan uygulamasının verim, kalite ve bitki besin elementleri üzerine olan etkilerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçla bitkisel materyal olarak Bengi roka çeşidi kullanılan çalışmada; yapraktan 4 farklı dozda (0-75-150-300 ppm) kitosan uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda uygulamalara göre verim değerlerinin 1690.6-1913.9 g/m2, bitki boyu değerlerinin 24.33-27.92 cm ve yaprak eni değerlerinin 4.56-5.71 cm arasında değişim gösterdiği belirlenirken; en yüksek değerler 75 ppm kitosan uygulamasından elde edilmiştir. Rokada uygulamalara göre toplam kuru madde, klorofil, toplam fenolik, vitamin C ve antiradikal aktivite değerleri sırasıyla; %7.71-8.68, 34.15-36.68 SPAD, 104.67-180.84 mg/100 g, 126.63-143.51 mg/100 g ve %63.77-71.87 arasında tespit edilmiştir. Toplam kuru madde ve klorofil değerleri en yüksek 75 ppm kitosan uygulamasında saptanmıştır. En yüksek toplam fenolik ve antiradikal değerleri 300 ppm uygulamasından, vitamin C değerleri ise kontrol uygulamasından elde edilmiştir. Çalışmada a* ve h° değerlerinin sırasıyla; -17.87 - -18.71 ve 124.09-125.78 arasında değişim gösterdikleri ve en yüksek değerlere 75 ppm kitosan uygulamasında ulaşıldığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda kontrol uygulamasına göre kitosan uygulamalarının nitrat birikimini azalttığı ve en düşük nitrat birikiminin 75 ppm kitosan dozundan elde edildiği tespit edilmiştir. Çalışmada farklı dozlarda kitosan uygulamalarının sonucunda roka yapraklarındaki P, Ca, Mg, Cu ve Fe değerlerinin sırasıyla; %0.44-0.52, %3.37-5.55, %0.25-0.29, 8.0-17.0 mg/kg ve 262-336 mg/kg arasında değişim gösterdikleri saptanmıştır. Çalışmada kullanılan kitosan dozlarından 75 ppm uygulamasının özellikle verim, bitki boyu, yaprak eni, toplam kuru madde, klorofil, a*, h°, nitrat birikimi ve P parametreleri bakımından ön plana çıktığı tespit edilmiş olup; roka yetiştiriciliğinde tavsiye edilebilir doz olduğu saptanmıştır.
Domates (Solanum lycopersicum)'te hasat sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, kırmızı olum döneminde derimi yapılan Sentino F1 çeşit domateslerde, derim sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada biberiye ve adaçayı esansiyel yağlarıı kullanılmıştır. Bu yağlar farklı dozlarda (0, 300, 600, 900 ppm) domates meyvelerine daldırma şeklinde uygulanmıştır. Domates meyveleri soğukta muhafaza ve raf ömrü koşullarında muhafaza edilmiştir. Soğukta depolama işlemi +5˚C'de %90-95 oransal nemde 30 gün süresince yapılmıştır. Soğukta depolama boyunca her 5 güne bir (0., 5., 10., 15., 20., 25., 30. gün) fiziksel ve biyokimyasal analizler gerçekleştirilmiştir. Raf ömrü için ise 5., 10., 15., 20., 25. ve 30. gün depodan çıkarılan örnekler 2 gün süresince +20˚C'de %60-65 oransal nemde bekletildikten sonra fiziksel ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, adaçayı ve biberiye esansiyel yağınıntüm uygulama gruplarının, kontrol uygulamasına kıyasla domates meyvelerinin kalitesini korumada daha etkili olduğu belirlenmiştir. Adaçayı ve biberiye esansiyel yağı uygulama gruplarının, ağırlık kaybı, meyve rengi, çürüme oranı ve askorbik asit miktarı miktarı üzerine olan etkisi kontrol grubuna oranla daha belirgin ve olumlu yönde olmuştur. Muhafaza edilen domateslerde kalite parametreleri göz önünde bulundurulduğunda en etkili uygulamanın adaçayı esansiyel yağı uygulamasının 600 ppm ve 900 ppm dozları olduğu belirlenmiştir. Hasat sonrasında ürünlerde kullanılan kimyasallar, kalıntı bırakmasından dolayı önemli bir sorun olup insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerdendir. Bitkilerden elde edilen esansiyel yağların, hasat sonrası depolama işleminde kullanılması ile bir yandan domates meyvelerinde depolama süresince ortaya çıkabilecek ürün kayıplarının önüne geçilmesi sağlanırken diğer yandan insan sağlığı ve çevre üzerine olumsuz etkilere sahip olan kimyasal maddelere alternatif bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Depolama, Raf ömrü, Esansiyel yağ, Kalite
Domates (Solanum lycopersicum)'te hasat sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, kırmızı olum döneminde derimi yapılan Sentino F1 çeşit domateslerde, derim sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada biberiye ve adaçayı esansiyel yağlarıı kullanılmıştır. Bu yağlar farklı dozlarda (0, 300, 600, 900 ppm) domates meyvelerine daldırma şeklinde uygulanmıştır. Domates meyveleri soğukta muhafaza ve raf ömrü koşullarında muhafaza edilmiştir. Soğukta depolama işlemi +5˚C'de %90-95 oransal nemde 30 gün süresince yapılmıştır. Soğukta depolama boyunca her 5 güne bir (0., 5., 10., 15., 20., 25., 30. gün) fiziksel ve biyokimyasal analizler gerçekleştirilmiştir. Raf ömrü için ise 5., 10., 15., 20., 25. ve 30. gün depodan çıkarılan örnekler 2 gün süresince +20˚C'de %60-65 oransal nemde bekletildikten sonra fiziksel ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, adaçayı ve biberiye esansiyel yağınıntüm uygulama gruplarının, kontrol uygulamasına kıyasla domates meyvelerinin kalitesini korumada daha etkili olduğu belirlenmiştir. Adaçayı ve biberiye esansiyel yağı uygulama gruplarının, ağırlık kaybı, meyve rengi, çürüme oranı ve askorbik asit miktarı miktarı üzerine olan etkisi kontrol grubuna oranla daha belirgin ve olumlu yönde olmuştur. Muhafaza edilen domateslerde kalite parametreleri göz önünde bulundurulduğunda en etkili uygulamanın adaçayı esansiyel yağı uygulamasının 600 ppm ve 900 ppm dozları olduğu belirlenmiştir. Hasat sonrasında ürünlerde kullanılan kimyasallar, kalıntı bırakmasından dolayı önemli bir sorun olup insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerdendir. Bitkilerden elde edilen esansiyel yağların, hasat sonrası depolama işleminde kullanılması ile bir yandan domates meyvelerinde depolama süresince ortaya çıkabilecek ürün kayıplarının önüne geçilmesi sağlanırken diğer yandan insan sağlığı ve çevre üzerine olumsuz etkilere sahip olan kimyasal maddelere alternatif bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Depolama, Raf ömrü, Esansiyel yağ, Kalite
Domates (Solanum lycopersicum)'te hasat sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, kırmızı olum döneminde derimi yapılan Sentino F1 çeşit domateslerde, derim sonrası esansiyel yağ uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada biberiye ve adaçayı esansiyel yağlarıı kullanılmıştır. Bu yağlar farklı dozlarda (0, 300, 600, 900 ppm) domates meyvelerine daldırma şeklinde uygulanmıştır. Domates meyveleri soğukta muhafaza ve raf ömrü koşullarında muhafaza edilmiştir. Soğukta depolama işlemi +5˚C'de %90-95 oransal nemde 30 gün süresince yapılmıştır. Soğukta depolama boyunca her 5 güne bir (0., 5., 10., 15., 20., 25., 30. gün) fiziksel ve biyokimyasal analizler gerçekleştirilmiştir. Raf ömrü için ise 5., 10., 15., 20., 25. ve 30. gün depodan çıkarılan örnekler 2 gün süresince +20˚C'de %60-65 oransal nemde bekletildikten sonra fiziksel ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, adaçayı ve biberiye esansiyel yağınıntüm uygulama gruplarının, kontrol uygulamasına kıyasla domates meyvelerinin kalitesini korumada daha etkili olduğu belirlenmiştir. Adaçayı ve biberiye esansiyel yağı uygulama gruplarının, ağırlık kaybı, meyve rengi, çürüme oranı ve askorbik asit miktarı miktarı üzerine olan etkisi kontrol grubuna oranla daha belirgin ve olumlu yönde olmuştur. Muhafaza edilen domateslerde kalite parametreleri göz önünde bulundurulduğunda en etkili uygulamanın adaçayı esansiyel yağı uygulamasının 600 ppm ve 900 ppm dozları olduğu belirlenmiştir. Hasat sonrasında ürünlerde kullanılan kimyasallar, kalıntı bırakmasından dolayı önemli bir sorun olup insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerdendir. Bitkilerden elde edilen esansiyel yağların, hasat sonrası depolama işleminde kullanılması ile bir yandan domates meyvelerinde depolama süresince ortaya çıkabilecek ürün kayıplarının önüne geçilmesi sağlanırken diğer yandan insan sağlığı ve çevre üzerine olumsuz etkilere sahip olan kimyasal maddelere alternatif bir yöntem olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Depolama, Raf ömrü, Esansiyel yağ, Kalite