Theses supervised by Doç. Dr. Muharrem Es

18 theses · Yalova University

Master'sOpen AccessTR

TOKİ Konutlarında memnuniyet: Gölcük TOKİ Konutları

1999 yılında Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde yaşanan yıkıcı depremin zararları zaman içerisinde gerek kamu gerekse özel sektör adına faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar tarafından sarılmaya çalışılmakta ve bu eylem devam etmektedir. Ayrıca sanayileşmenin yoğun olduğu Kocaeli ilinde yaşanan içgöç hareketleri, nüfusun hızlı artmasına neden olmakta dolayısıyla sağlam ve güvenilir konut ihtiyacı hissedilmektedir. Konut ihtiyacının karşılanması amacıyla, konut üretimi ve sunumu, farklı üretim biçimlerine göre yapılmaktadır. Bu üretim biçimlerinin en önemli ve bilineni Toplu Konut İdaresi (TOKİ)'dir. Bu araştırmada, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından üretilmiş Gölcük TOKİ konutlardaki kullanıcı memnuniyetlerinin, konut tipi ve kullanıcıların kişisel özellikleri gibi bağımsız değişkenler göz önünde bulundurularak, konut yerleşimi ve kullanımı, konut çevresi ve komşuluk ilişkileri, kullanıcıların beklentileri faktörlerine göre değerlendirilmiştir. Bu amaçla daha önce Kocaeli'nde bulunan kalıcı konutlar için hazırlanan anket, Gölcük'ün TOKİ konutlarına uyarlanarak uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, konut kullanıcı memnuniyeti ile kullanıcıların sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel göstergeleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir ilişki bulunmuştur. Bu amaç doğrultusunda Gölcük TOKİ Konutlarında bulunan toplam 856 daireden rastgele seçilen 281 daire kullanıcısı ile memnuniyet düzeyleri araştırılmış ve anket sonuçları "IBM SPSS 21" istatistik programı vasıtasıyla analiz edilmiş ve verilen cevaplar çapraz tablo karşılaştırması yapılarak değerlendirilmiştir. Buradan çıkan sonuç şunu göstermektedir ki; TOKİ kullanıcıları sadece barınmak maksadıyla ev almaktan ziyade, konutun iç mekan özellliklerinin ihtiyaç ve taleplerine cevap vermesini, altyapının sağlamlığı konusunda güveni, estetik açıdan konut çevre düzeni ile yeşil alanların varlığı ve konut çevresinde bulunan sosyal donatıların olmasını istemektedirler. Bu gibi faktörlerin varlığı memnuniyet düzeylerini yükseltmektedir.

Kullanıcı tatminiToplu Konut İdaresi BaşkanlığıToplu konutlar
Tolga Oral
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Maden sektöründe iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin çalışanlar üzerine etkileri: Elazığ Mermer İşletmeleri örneği

Geçmişten günümüze çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliğine yönelik sorunlar her zaman önemini korumuştur. Sanayi devrimiyle artan üretim etkinliğine yetişme ve rekabet edebilme düşüncesinin, sermaye sahiplerini, kötü çalışma koşullarıyla birlikte ortaya çıkan kaza ve hastalıkları görmezden gelme noktasına getirdiği söylenebilir. Ancak çalışma koşullarında yaşanan olumsuzlukların yansıdığı toplumlardaki sefalet, hastalık ve huzursuzluklar, ülkelerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal risklerin azaltılmasına yönelik düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda gerek Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) sosyal politikalar başlığında düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği mevzuları, gerekse Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) çalışma koşullarına yönelik düzenlemeleri öne çıkmıştır. Ülkemizde de uluslararası düzenlemelerin benimsendiği yasal düzenlemeler yer almakta ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik önlem ve tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Son zamanlarda iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik çalışmalar için önemli bir basamak olan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile getirilen düzenlemelerde önleme yaklaşımının tazmin kadar ağırlıklı olması; risk değerlendirmesinden, eğitime, denetimden organizasyona kadar iş sağlığı ve güvenliğinde bütünsel bağlamda bilinçlendirme kavramı ile iş güvenliği kültürü oluşturulmaya çalışılmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğinde alınan tedbirlerin anlatıldığı bu çalışma literatür taramasına ve bu sektörde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin çalışan bireylerdeki etkileri üzerine bir anket çalışmasına dayanmaktadır. Çalışmada ilk olarak kavramsal çerçevede iş sağlığı ve güvenliği, iş kazası ve meslek hastalıkları, risk ve tehlike kavramlarına değinilmiştir. Sonra iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişimi ele alınıp; ulusal ve uluslararası hukukta iş sağlığı ve güvenliği bağlamında yapılan düzenlemelerden bahsedilmiştir. Son olarak da maden sektöründeki iş sağlığı ve güvenliğine yönelik risklerden ve bunlara yönelik mevzuatın getirdiği tedbirlerden bahsedilerek literatür tamamlanmış ve anket sonuçlarının değerlendirmelerine geçilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Kazası, Meslek Hastalığı, Tehlike ve Risk.

Maden işçileriMadencilik sektörüMermer endüstrisi+7
Berrin Selçuk
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın girişimcilerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunlar: Kahramanmaraş örneği

Toplumumuzun yarısını oluşturan kadınların 1980'lerden itibaren hızlı bir gelişme gösteren girişimcilik konusunda, özellikle son yıllarda büyük bir atılım içinde oldukları gözlemlenmektedir. Kadın girişimciliği, kadınların kendi kazançlarını elde ederek ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarında ve sahip oldukları yetenek ve becerilerini kullanmada önemli bir araçtır. Bu çalışmada Kahramanmaraş ilinde çeşitli sektörlerde faaliyette bulunan kadın girişimcilerin; girişimcilik özellikleri, girişimciliği tercih etme nedenleri ile karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunların aşılmasında etkili faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılan araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Kahramanmaraş ilindeki kadın girişimcilerin gerekli önemi görememeleri sonucu işgücü piyasasında uzun soluklu yer alamadıkları ortaya çıkmaktadır. Kadın girişimciler sadece belirli sektörlerde varlıklarını kısmen sürdürmektedirler. Anahtar kelimeler: Girişimcilik, Kadın Girişimciliği, Kahramanmaraş

GirişimcilerKadın girişimciliğiKadın sorunları+2
Nesibe Şule Eryılmaz
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında aile hekimlerinin yaşadığı problemler ve iş tatmin düzeyleri: Bursa alan araştırması

Sağlıkta Dönüşüm Projesi Kapsamında Aile Hekimlerinin yaşadığı problemler ve İş tatminleri ; Bursa Alan Araştırması Günümüzde sağlık sistemi gün geçtikçe gelişmekte ve revizyonlar ile sistem değişiklikleri kaçınılmaz olmaktadır. Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini takip edebilmek için, ülkemizde eksiklikleri ve olumsuzlukları ile var olan sistemi değiştirmek gerektiği açıktır. Ancak, yapılan uygulama ve sistem değişiklikleri akla gelebilecek her konuda tartışma, polemik, sorun gibi olumsuz durumların yanında, ilk aşamalarda bir belirsizlik yaratacağı da açıktır. Bu bağlamda Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında yer alan aile hekimliği sistemi, ülkemize özgü yeni uygulama ve çeşitli fikir ayrılıkları ile kendini göstermektedir. Bu durumdan etkilenecek en büyük taraflardan biri ise aile hekimleridir. Bu açıdan araştırmada özellikle aile hekimliği sisteminin sorgulandığı ve aile hekimlerinin tatmin ve memnuniyet durumlarını sistem üzerinden yorumlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, iş tatmini kavramı hakkında bilgiler ve literatür taramaları ter almaktadır. İş tatminini etkileyen unsurlar, iş tatminsizliğinin mahiyeti, iş tatmini kuramları gibi kavramsal ve açıklayıcı literatürden bilgiler derlenmiştir. İkinci bölümde, Aile hekimliği kavramının dünyadaki karşılığı ve aile hekimliğinin dünyanın çeşitli ülkeleri arasındaki uygulamaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Türkiye'de sağlık politikaları ve takriben gelişen aile hekimliği uygulaması irdelenmiştir. Türkiye'de ki aile hekimlerinin problemleri, sistemle ilgili sıkıntıları bu bölümde derlenmiştir. Ayrıca, aile hekimliği uygulaması karşısında hasta memnuniyet düzeylerine, bu konu hakkında yapılan araştırmalar çerçevesinde değinilmiştir. Dördüncü ve son bölümde, Bursa ASM'lerinde hizmet veren aile hekimlerine yapılan anket araştırmasının sonuçları irdelenmiştir. Anket çalışmasına ait sorular, aile hekimliği uygulaması ile ilgili görüşleri saptamaya yöneliktir. Ayrıca iş tatmin verilerine yer verilmiştir. Araştırma sonunda, Bursa'da görev yapan aile hekimlerinin genelinde bir tatminsizlik ve uygulama ile ilgili problemler yaşandığı saptanmıştır. Aile hekimliği uygulaması ile işten memnuniyet düzeylerinin mesleki tatmini de etkilediği anlaşılmıştır. Hekimlerin meslekleri ile ya da hastalar ile olan sorunlarından ziyade, sistemin kendisi ile ilgili problemlerinin olduğu kanısına varılmıştır.

Aile hekimliğiDoktorlarSağlık Dönüşüm Programı+1
Yaprak Boysan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan çocuklara yönelik sosyal politikalar

Çocuk işçiliği, insani gelişim açısından ciddi bir sorun olarak görülmektedir. Dünya'da her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılırken, bu çocuklar sağlıklı bir çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum bırakılmakta, fiziksel, sosyal, kültürel, duygusal ve eğitsel gelişime zarar veren koşullarda çalıştırılmaktadır. Çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik ortaya konulan çabalara rağmen yeterli bir sonuç alınamamasının arkasında, emek piyasasının esnekleşmesi ve kuralsızlaşmanın yaygınlaşması gelmektedir. Mevcut sistem dezavantajlı gruplar için çocuk hakları, yardım organizasyonları ve politik yaptırımlar ile göstermelik, yetersiz çözümler üretmektedir. Çalışan çocuklar günümüzde küresel bir sorun olarak görülmektedir. Çalışan çocuklar gibi grupların varlığı ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile ilişkilendirilmekte, bu çocuklara yönelik sosyal politikalar beraberinde siyasi yaptırımları da getirmektedir. Sorunun çözümü, sadece kısa vadeli ağırlıklı olan uygulamalarla değil, uzun vadeli yapısal sorunlar ve ekonomik eşitsizliklerin düzeltilmesini ve aile refah düzeyinin her yönden yükseltilmesini gerektirmektedir.

EşitsizlikSosyal politikaÇalışan çocuklar+5
Hasan Arı
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

2002 - 2014 yılları arasında Türkiye'de kadın sorunlarına yönelik uygulanan kamu sosyal politikalarına kadınların bakışı: Yalova ili örneği

Cinsiyet ilişkilerini dönüştürmede erken bir reform dönemi geçiren Türkiye'de, son 12 yılda gelişen toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların, ekonomik, sosyal ve siyasal alanı kuşatan bütün yaşam alanında kendini tam anlamıyla var edemeyen kadının konumunu nasıl etkilediğini araştırdığım bu çalışmamda; kadın hakları restorasyonunun toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'de 2002-2014 yılları arasında kadınlara yönelik uygulanan sosyal politikaların etkililiği ve etkenlerini ele aldığım araştırmamda, ampirik çözümlemeler için uygulama da yapılmıştır. Genel olarak cinsiyet itibariyle tarihsel süreçteki algılanma şekilleriyle birlikte kadın ve kadın sorunlarını ele alarak başladığım tezimde dünyada bu dönemde gelişen kadın haklarına yönelik politikalar da ele alınmıştır. Sonrasında kadınların yaşadıkları hak ihlalleri noktasında mevcut devlet politikalarıyla oluşturulmaya çalışılan çözüm sürecinde kadınların bilgi ve bilinç düzeyini ölçmek amacıyla Yalova İli'nde yaşayan kadınlarla anket tekniğiyle görüşmeler yapılmış olup; kadınların gerek özel gerekse kamusal alandaki statüsünü etkileyecek olan bu politikalara yönelik bakış açıları da ölçülmeye çalışılmıştır. Toplam 155 kadına sorular sorulmuş olup; öncelikle Türkiye'de kadınların konumuna bakış açıları ölçülmeye çalışılmış ve kadınlara yönelik uygulanan 2002-2014 yılları arasındaki eğitim, sağlık, siyaset-karar alma mekanizmaları, çalışma hayatı ve yasal düzenlemeler ile ilgili ve Yalova ilindeki politikalara yönelik görüşlerine başvurulmuştur. Alınan cevapların analizi sonucunda, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ülkedeki geçerliliğine olan inanç düzeyi düşük çıkmış olup; kadınların ülke çapında temel göstergelerde kadınlara yönelik uygulanan sosyal politikalardan memnuniyet düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu politikalardan haberdar olma konusunda eksiklik tespit edilmiştir. Özellikle Yalova ili içerisinde kadınlara yönelik uygulanan politikalara yönelik fikir sahibi olmadıklarının yüksek düzeyde oluşu dikkat çekmektedir.

Cinsel kimlikDevlet politikalarıEşitlik+6
Ayşe Bayram
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çağrı merkezlerinde çalışma ilişkileri: Yalova, Elazığ ve Şanlıurfa örneği

İçinde bulunduğumuz yüzyılda bilgi ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler her alanda olduğu gibi çalışma ilişkileri sistemi üzerinde de etkisini göstermiş ve bu etki sonucunda çalışma hayatında; yeni meslekler, yeni sektörler ve yeni çalışma şekilleri oluşmuştur. Bilgi ve teknoloji alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak oluşan sektörlerden biride çağrı merkezleridir. İlk kez 1970 yıllarında ortaya çıkan çağrı merkezleri günümüzde hızla büyüyen ve milyonlarca kişinin istihdam edilmesini sağlayan önemli bir sektör haline gelmiştir. Bu çalışmada, özellikle çalısma şekli ile gündeme gelen çağrı merkezlerinin çalışma ilişkileri sistemi incelenmek istenmiştir. Bu doğrultuda özellikle çalışanların çalışma koşulları hakkında bilgi edinmek amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümünde literatür taraması yapılarak, çağrı merkezleri ve çalışma ilişkileri kavramsal çerçevede ele alınmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; çağrı merkezlerinin gelişimi, önemi, dünyadaki vede Türkiye'deki durumu incelenmiştir. İkinci bölümünde ise çalışma ilişkileri teorik olarak incelenerek, çalışma ilişkilerinin gelişimi hakkında bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümü olan uygulamalı kısmında anket yoluyla elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yalova, Elâzığ ve Şanlıurfa'da toplamda 295 çağrı merkezi çalışanına uygulanarak yapılan bu araştırmada; %51 oranındaki çalışanın bu sektörde çalışmaktan memnun oldukları bunun yanı sıra %49 oranında çalışanın ise memnun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların öncelikli ortak sorunları ise ücretlerin azlığı, çalışma gün ve saatleri olduğu görülmektedir.

ElazığYalovaÇalışanlar+7
Bahar Menteşe
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde çalışan memnuniyeti: Gebze Belediyesi örneği

Günümüzün gelişen ve değişen dünyasında yerel yönetimlere verilen önem giderek artmaktadır. Klasik personel yönetimi şimdiki zamanın gereklerine cevap verememektedir. Bundan dolayı klasik personel yönetimi şekil ve içerik olarak değişmiş, yeni bir kavram olan insan kaynakları yönetimine dönüşmek zorunda kalmıştır. Küreselleşme ve rekabetin artması, emeğin yapısal değişimi, yönetim ve üretim modellerindeki farklılıklar, insan kaynakları yönetimi yaklaşımına geçişi hızlandıran birçok faktörlerin başında gelmektedir (Kaynak, 1996:16). Türkiye nüfusunun yarıdan fazlası kent kabul edilen bölgelerde yaşamaktadır. Yerel yönetimin en önemli yapılanmalarından olan belediyeler demokratikleşmenin en iyi şekilde temsil edildiği örgütlerdir. Belediyeler bu yüzden stratejik öneme sahiptir. Belediyelerin kendinden beklenen hizmetleri etkin bir şekilde gerçekleştirebilmeleri çalıştırdığı insan kaynağının niteliğine bağlıdır. Bu çalışmada; birinci bölümde çalışan memnuniyeti, insan kaynağının planlaması, seçimi, eğitiminin geliştirilmesi, performansının değerlendirilmesi, kariyer planlaması, ücret yönetimi, işçi sağlığı ve iş güvenliği, insan kaynakları yönetiminin fonksiyonları hakkında; ikinci bölümde, yerel yönetim kavramı, tanımı, belediye ve belediyelerde insan kaynakları yönetimi ve fonksiyonlarının işleyişi hakkında genel bilgi verilmiştir.Son bölümde ise Gebze Belediyesi çalışanlarına bir anket çalışması uygulanarak kurumda insan kaynakları fonksiyonlarının ne ölçüde etkili ve verimli bir şekilde uygulandığının ve çalışan memnuniyetine etkisinin sonuçları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Yerel Yönetim, Belediye, İnsan Kaynakları Yönetimi ve Çalışan Memnuniyeti

BelediyelerKocaeli-GebzeYerel yönetimler+3
Yasemin Yenler
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan memnuniyetinin insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkinliği: Ankara ilinde bir otel uygulaması

Günümüzde amaçlarına ulaşmaya çalışan tüm örgütlerde hem çalışanların memnuniyeti hem de tatmini büyük ölçüde insan kaynakları yönetiminin başarısından etkilenmektedir. Bu nedenle örgütlerde insan kaynakları yönetimine eskiye oranla daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Bu durum işletmeler için insan kaynakları yönetiminin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Gelişen teknoloji ve rekabet anlayışı, işletmelerin fark yaratabilmesi için çalışanlarını özenle seçmeleri gerektiğini ve çalışanların memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmalarını öngörmektedir. Doğru uygulanan insan kaynakları yönetimi uygulamaları, bir işletmenin daha başarılı olmasını sağlayacaktır. Bu tez çalışmasında çalışan memnuniyetinin insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çerçevede, çalışmanın bölümlerinde insan kaynakları yönetimi ve uygulamaları, çalışan memnuniyeti, çalışan memnuniyetini etkileyen motivasyon teorileri açıklanmıştır. Bu araştırmanın genel amacı, bir hizmet işletmesi olan otelde çalışanların memnuniyetini ölçmeye çalışmaktır. Ankara ilinde beş yıldızlı bir otelde çalışan 96 personele anket uygulanmıştır. Çalışan memnuniyetinin insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkisi olarak açıklanmıştır. Sonuç olarak, otelin uyguladığı insan kaynakları uygulamalarının çalışan memnuniyetini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

AnkaraElektronik insan kaynakları yönetimiOteller+3
Mehmet Erçorumlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrasında yoksulluğun nedenleri: Sorunlar ve çözüm önerileri

Yoksulluk, nedenleri, türleri ve sonuçları itibariyle her ülkenin gündeminden düşmeyen bir olgu olarak varlığını sürdürmektedir. Kapitalizm sonrası anlamı ve boyutu değişen yoksulluk, Türkiye'de de her dönem önemli bir mevzu olagelmiştir. 1980 sonrası neo-liberal düzende değişen her şeyle beraber yoksulluk da nedenleri ve türleri itibariyle çeşitlenmiştir. Yoksulluk, gelir dağılımı bozukluğu, işsizlik, ekonomik krizler, göç, küreselleşme, taşeronlaşma gibi nedenleri ile beraber bulunmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de 1980 sonrasındaki yoksulluğun nedenleri sorunların tespiti ve çözüm önerileri itibari ile ele alınmıştır. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Nicel ve nitel veriler birlikte kullanılarak çıkarımlar yapılmaya çalışılmıştır. 1980 öncesine ait rakamlara ulaşmanın nerdeyse imkânsız olması 1980 sonrasını incelememizin bir nedenidir.

1980 sonrasıEkonomi politikalarıYoksulluk+3
Dilara Coşkun
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması ve yaygınlaştırılmasında sendikaların rolü: Harb-İş Sendikası-Gölcük Tersanesi örneği

Çalışma ilişkileri tarihine bakıldığında çalışma barışı olarak tarif edebileceğimiz, taraflar arasındaki dengenin oluşması büyük mücadele ve fedakarlıklar sonucunda gerçekleşmiştir. Günümüze gelindiğinde ise mevcut şartlar değişikliğe uğramış ve tarafları yeni politikalar ve stratejiler üretmeye zorlamıştır. Bu kapsamda sendikalar üyelerini örgütlülük kültürünü benimsetmek ve kurumsal kimlikleri muhafaza edebilmek amacıyla eğitimler düzenlemişlerdir. Sendikal hareket ve örgüt kültürünü sürdürebilmek adına yapılan eğitimlerin yanında farklı alanlarda sürdürülen eğitimlerde dikkati çekmektedir. Harb-İş sendikası tarafından üyelerine verilen eğitimlerden biri olan iş sağlığı ve güvenliği geliştirme projesi bu konuda örnek teşkil etmektedir. Bu eğitimin en önemli özelliği üyelerin hak ve menfaatlerini korumak adına faaliyet gösteren sendikanın aynı zamanda işveren sorumluluğunda olan konularda da söz sahibi olarak üyeleri üzerindeki hassasiyeti ortaya koymaktadır. Böyle bir eğitim çalışma hayatının aktörleri olan devlet, işveren ve işçi ortaklığı açısından ortak paydadır ve tüm tarafların menfaatine hizmet eden bir projedir. Bu amaca uygun olarak hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde kavramsal çerçeve, ikinci bölümde sendikal hareketin tarihi, üçüncü bölümde iş sağlığı ve güvenliğine genel bir bakış, dördüncü bölümde ise anket çalışmasının değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Sendika, İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Eğitimleri

Gölcük Tersanesi KomutanlığıGüvenlikHarb-iş+5
Engin Demir
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde sosyal belediyecilik uygulamaları, kent yoksulluğu ilişkisi: Afyonkarahisar Belediyesi örneği

Yönetim, Ortaçağdan günümüze kadar çeşitli anlayışlara sahip olmuş, farklı uygulamaları yapılmış bir kavramdır. Bir ekonomiyi, bir işletmeyi ve bir toplumu yönetmek arasında farklar olsa da aslında her birinin ortak noktaları bulunmaktadır. Yönetmek, işin, devletin, toplumun, ekonominin vb. detaylarına hâkim olmak, desteğe veya düzeltilmeye ihtiyaç duyan birimleri, kurumları, kişileri, göstergeleri tespit etmek ve tespit edilen bu noktaları yönetilen yerin hedefleri ve faydaları doğrultusunda iyileştirmeye dayanmaktadır. Yönetimin bir diğer hedefi de geliştirmek, modern çağa uydurmak, rekabet edebilir veya kendine yetebilir bir sistem oluşturmaktır. Yani yönetimin temel hedefleri problemleri tespit ve yok ederek, yönetilen faktörü çağa uygun, kendine yetebilen ya da rekabet edebilen bir faktör haline çevirmektir. Kısaca bu hedefler düzelt ve geliştir olarak kodlanabilir. Ülke yönetimlerinin temel hedefi de yukarıda açıklanan hedeflerle büyük ölçüde uyum göstermektedir. Burada yönetilen faktörler ise toplum ve kurumlardır. Ülke yönetimleri, toplumun desteğe veya yardıma ihtiyacı olan birimlerini (vatandaşlar ve kurumlar) tespit ederek, müdahalede bulunmayı ve düzeltilen birimleri (vatandaşlar ve kurumlar) daha ileriye taşımayı ve geliştirmeyi hedeflemektedir. Fakat birimlerden biri ve en önemlisi insan olduğunda, devlet yönetimlerinin savaşması ve düzeltmesi gereken pek çok kavram ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlar yoksulluk, sosyal dışlanma, işsizlik vb. olarak çeşitlilik arz etmektedir. Oluşan bu çeşitliliğe istinaden devletlerin psikoloji, sosyoloji, ekonomi vb. bilim dalları ile iş birliği halinde çalışması gerekmektedir. Düzelme ve gelişim ancak bu prensiplerin ortak ele alınması ile mümkün olmaktadır. Türk İdari Yapısında yönetim, merkezi ve yerel yönetim olarak ikiye ayrılmaktadır. Yerel yönetimler halkın ihtiyaçlarını daha kolay tespit edebilen bir konumda olmaları sebebiyle, toplumun zayıf yönlerinin tespiti ve bu yönlerin düzeltilmesi adına ülkemizde ve gelişmiş ülkelerde önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla yoksul vatandaşların veya sosyal dışlanmaya daha açık vatandaşların tespitinde, yardım edilmesinde ve topluma kazandırılmasında yerel yönetimler yönetim mekanizmasının en önemli birimlerinden biridir. Vatandaşlar ile iletişim halinde kalarak belirtilen eksikliklerin ve dezavantajlı durumların belirlenmesi, düzeltilmesi ve geliştirilmesi anlayışını benimseyen yerel yönetimler sosyal belediyecilik uygulamaları gerçekleştirmektedirler. Sosyal Politika kavramı ile yakın ilişkisi olan bu kavram günümüzde sanayileşmiş ve belirtilen olumsuzluklara karşı dezavantajlı duruma gelmiş tüm yönetimlerde 1990'lı yıllardan bu yana yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar Belediyesi'nin sosyal belediyecilik faaliyetleri ile kent yoksulluğu ilişkisi incelenmiştir. Sosyal hizmet ve yardımlar, kültürel ve sanatsal faaliyetler ile sportif faaliyetlerden oluşan sosyal belediyecilik faaliyetleri alan vatandaşların bazı hizmetlerde demografik, ekonomik ve eğitim durumları irdelenmiş, 2013-2016 yılları esas alınarak faaliyet raporları aracılığıyla analiz edilmeye çalışılmıştır. "Afyonkarahisar Belediyesi'nin sosyal belediyecilik faaliyetlerini ölçen ilk çalışma" niteliğini taşıyan bu çalışmada belirtilen işlemlerin yapılabilmesi için faaliyet raporu değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bilgilerden hareketle saptanan belirsizliklerin düzeltilmesi için öneriler verilmiş ve çalışmanın geliştirilmesi için yeni planlamalar oluşturulmuştur.

BelediyelerKentlerSosyal politika+3
Cem Kasapoğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yoksulluğu azaltmada yerel sosyal yardımlar: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi örneği

Yoksullukla mücadele politikaları, insanların daha iyi şartlarda yaşaması adına genel olarak merkezi ve yerel yönetimlerce benimsenmiş ve geliştirilmeye çalışılmıştır. Hizmetlerin halka yakınlığı, daha hızlı ve etkin bir şekilde sağlanması ve bu politikaları uygulamada, yerel yönetimlerin etkinliği daha da artmış ve yerel yönetimler içinde de belediye ve büyükşehir belediyelerini ön plana çıkarmıştır. Metropolleşen şehirlerde artan farklı yoksulluk türlerine karşı yerel yönetim birimleri olarak belediye ve büyükşehir belediyelerinin en temel mücadele yöntemi sosyal yardımlar olmuş ve bu yardımlar artan yoksullukla birlikte uygulamalarda çeşitlenerek artış göstermiştir. Bu çalışmada bir yerel yönetim birimi olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin 2010-2015 yılları arasında uyguladığı sosyal yardımlar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kocaeli ilinin merkez ilçesi İzmit'te genellikle alt gelirli nüfusun yaşadığı mahalle bölgelerinde gerçekleştirilen anket çalışmalarıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin yardımlarından haberdar olma, yardımların bağımlılık oluşturup oluşturmadığı, yapılan yardımların memnuniyet düzeyi, temel ihtiyaç maddelerinin belirlenmesi, yardımların ihtiyaçları karşılama durumu ve yapılan yardımların kentsel yoksulluğu azaltmada ki etkisi hakkında kapsamlı bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak kentsel yoksulluk ve sosyal yardımların kavramsal çerçevesi ele alınmış; ikinci bölümünde yerel sosyal yardımların gelişim süreci ve yerel yönetimler tarafından uygulanan sosyal yardımlar hakkında bilgilere yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 2010-2015 yılları arası uyguladığı sosyal yardımların dönemsel incelenmesi yapılmış ve uygulanan anket çalışmasının verileri analiz edilmiştir. İzmit ilçesinde 35 mahallede her aileden sadece bir kişiyle yapılan (genellikle baba veya anne) ve 342 kişinin katıldığı bu anket araştırmasında; yardım alanların %85'i uygulanan yardımların ihtiyaçlarını karşıladığını, gerekli en temel ihtiyaç olarak %96 oranında gıdayı ve %95 oranında barınmayı gördükleri ve ankete katılanların %62'sinin belirttiği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan sosyal yardımların kentsel yoksulluğu azalttığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriKentler+3
Orhan Gazi Hülakü
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinde çalışma ilişkileri: Ordu Büyükşehir Belediyesi örneği

1970'li yılların ortalarından itibaren, sosyal refah devleti anlayışı sorgulanmaya başlamış, devlet güdümündeki Keynesyen ekonomi politikaları, yerini liberal politikalara bırakmıştır. Bu süreç içinde, Fordist üretim tarzından, Post Fordist üretim tarzına geçilmiş ve bu yeni ekonomi ve üretim politikaları, tüketimde, toplumsal yaşamda, devlet-vatandaş ilişkilerinde ve ayrıca çalışma ilişkilerinde radikal değişikliklere neden olmuştur. Fordist üretim tarzında, çalışanların haklarını koruma ve gözetme, çalışma koşullarını iyileştirme konularında başat rol oynayan sendikalar, Post Fordist üretim tarzının beraberinde getirdiği, atipik, esnek çalışma şekilleri ve bireysel, geçici iş akitleriyle zayıflamış ve önemsizleşmiştir. Bu süreçte kamu yönetimi ilkeleri de özel sektöre yakınlaşmış ve kamu örgütlerinin yapısından hizmet sunumuna kadar her alanda köklü değişiklikler yaşanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, bir kamu kurumu olan büyükşehir belediyelerinin, iktisadi hayattaki değişikliklere paralel olarak, çalışma ilişkilerinde meydana gelen dönüşümleri ortaya koymaktır. Aynı zamanda, sendikaların çalışma hayatında gittikçe önemsizleşen konumuna ve iş güvencesinin çalışanlar için anlamına dikkat çekmektir. Araştırmada içerik analizi ve anket yöntemi birlikte kullanılmıştır. İçerik analizi yoluyla, üretim tipinin değişmesine paralel olarak çalışma ilişkilerinde meydana gelen değişiklikler ortaya koyulmuştur. Anket yöntemiyle, bir kamu kurumu olan büyükşehir belediyelerinin çalışma ilişkilerinin hâlihazırdaki durumu, Ordu Büyükşehir Belediyesi çalışanları göz önünde bulundurularak somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Objektifliğin sağlanabilmesi açısından nicel veriler kullanılmıştır. Toplu iş sözleşmelerinin giderek yerini bireysel ve geçici iş sözleşmelerine bıraktığı, bundan dolayı sendikaların üye sayısının azaldığı ve zayıfladığı ortaya çıkmıştır. Eğitimli ve nitelikli çalışanların sayıca fazla olduğu ancak iş güvencesi konusunda çalışanların önemli bir bölümünün kaygılı olduğu görülmektedir. Araştırmada, Ordu Büyükşehir Belediyesi'nin çalışanlarının, anket sorularına verdiği cevaplar, küreselleşmenin yarattığı iktisadi değişimlerin yerel yönetimlere bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriİş ilişkileri
Mücahit Bıyıkoğlu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde çocuklara yönelik uygulanan sosyal politikalar: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği

Bu çalışmada Türkiye'de belediyelerde çocuklara yönelik uygulanan sosyal politikaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneğinde 2010-2016 yılları arasında incelemek amaçlanmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de belediyelerin çocuklara yönelik uyguladığı sosyal politikaları bir büyükşehir belediyesinin çocuklara ne derece uyguladığı konusunda bir fikir vermesi açısından önemlidir. Bu çalışma, Türkiye'de belediyelerde çocuklara yönelik uygulanan sosyal politikaların İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneğinde incelenmesini kapsamaktadır. Araştırma sürecinde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2010-2016 yılları arasındaki faaliyet raporları incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal hizmet alanında çocuklara yönelik uyguladığı sosyal politikaların yeterli düzeyde olmadığı ve mevcut sosyal hizmet uygulamalarıyla çocuklara yeterli hizmet sunmadığı görülmüştür.

BelediyelerSosyal hizmetlerSosyal politika+3
Sema Tomrukçu
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel sosyal politika aktörleri arasındaki işbirliği ağına etki eden faktörler üzerine analitik bir inceleme: Kocaeli örneği

Sosyal politikalar açısından alternatif bir hizmet sunma yöntemi olarak ortaya çıkan ve son zamanlarda oldukça popüler hale gelen kurumlar arası işbirliği ağları bu tez çalışmasının odağını oluşturmaktadır. Bu çalışma yerel düzeyde sosyal politikanın uygulanmasında görev alan aktörler arasındaki ilişkilerin örüntüsünü ortaya çıkarmayı ve işbirliğini etkileyen faktörlerin neler olduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Bu genel amaç çerçevesinde Kocaeli ilinde sosyal politikaya yönelik faaliyet yürüten 133 kurumun yöneticileri veya sosyal politikadan sorumlu görevlileri ile anket yapılmıştır. İki farklı anket formu ile elde edilen veriler SPSS, AMOS ve UCINET programları kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analiz tekniği olarak, frekans ve yüzde dağılımları, grup ortalamalarının karşılaştırılması, doğrulayıcı faktör analizi, yol analiziyle hipotez testi ve sosyal ağ analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde iletişim ve haberleşme, kurumsal kapasite ve örgüt kültürü değişkenleri ile işbirliği ağı oluşturma değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunurken liderlik davranışı ve politik kültür değişkenleri ile işbirliği ağı oluşturma arasındaki ilişki anlamlı değildir. Ayrıca iletişim ve haberleşme değişkeni ile kurumsal kapasite arasında ve liderlik davranışı değişkeni ile örgüt kültürü arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yerel sosyal politika aktörleri arasındaki kurumlar arası işbirliği ağlarının yapısı incelendiğinde, ağın 285 kurumdan oluştuğu ve bu 285 kurum arasında toplam 1810 bağlantı kurulduğu görülmektedir. İşbirliği ağının yoğunluğu %2'dir. Ağdaki mevcut ilişkilerin 310'u karşılıklı iken 1500'ü tek yönlüdür. Karşılıklı olan işbirliklerinin toplam işbirliği oranındaki payı %17'dir. Gelen ve giden bağlantıları baz alan derece merkeziliği analizi sonuçlarına göre Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İŞKUR ağdaki en etkili ve güçlü aktörler konumundadır. Yerel sosyal politika ağında köprü vazifesi gören ve yeni gelişmelerden ve haberlerden daha kolay haberdar olan kurumları tespit etmek için yapılan arasındalık merkeziliği analizi sonucuna göre Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kızılay, Kocaeli Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü en yüksek arasındalık değerine sahip kurumlar olarak tespit edilmiştir. Hem merkezilik analizleri hem de işbirliği ağının görsel haritası birlikte değerlendirildiğinde merkezi kamu kurumları ve yerel yönetimlerin ağda daha önemli ve merkezi konumda bulunduğu, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün ise çoğunluğu itibariyle ağın çevresinde bulunduğu görülmektedir. Devlet dışı aktörler, niceliksel olarak ağda var olmalarına rağmen nitelikli ilişkiler kurma noktasında oldukça etkisiz kalmışlarıdır. Sosyal politika aktörleri arasında kurulan işbirlikleri, işbirliği düzeylerine göre analiz edildiğinde en fazla işbirliği birlikte çalışma düzeyinde gerçekleştirilmektedir. Birlikte çalışma düzeyinde kurumlar arasında bilgi paylaşımı vardır, ancak uzun süreli formel ilişkiler bulunmamaktadır. Kurumların en fazla işbirliği yaptıkları konuların da bilgi paylaşımı ve yönetici görüş alış verişi olduğu göz önünde bulundurulursa sosyal politika aktörlerinin daha az maliyetli ve daha az bağlayıcı olan işbirliklerine yatkın oldukları, kendilerini formel bir şekilde bağlayacak ilişkilere ise daha az başvurdukları anlaşılmaktadır.

KocaeliSosyal ağ analiziSosyal politika+4
Kübra Yavuz
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iç göçün kentleşme üzerine etkisi: Çerkezköy örneği

Globelleşen dünyada var olan değişim süreci ülkemizde de gerçekleşmektedir. Bu çerçevede özellikle 1950'lerden sonra hız kazanan kentleşme süreci, gelişmiş ülkelerde meydana gelen sanayileşme eksenli etkilerin aksine bireylerin; işsizlik, can güvenliği, aile ve köy içi anlaşmazlıklar, iklim şartları, sağlık nedenleri, eğitim durumu vb. pek çok nedenle yaşadıkları yerleri terk etmesi sonucu ortaya çıkan göç hareketlerine dayanmaktadır. Ülkemizde göç yoluyla kente gelen bireyler yeni yerleştikleri kentlerde ve kentlileşme süreci içerisinde belli başlı bir takım sorunlar yaşamaktadırlar. Özellikle bir anda içinde bulundukları ortamı değiştiren bireylerin kırsal bölgelerdeki mevcut sorunlardan ziyade, daha zor ve farklı sorunlar ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunları ele aldığımızda; kırsal kesimden kente göç sebebiyle yaşanan ekonomik, siyasi ve kültürel değişim ve gelişmeler neticesinde toplumsal yapı içerisinde sınıflaşmaya sebep olmaktadır. Öyle ki kentte yaşayan kentsoylular ile kente gelen köylüler arasında ekonomik ve sosyal alanda adaletsizliklere neden olmaktadır. Kırdan kente göç esnasında bireylerin karşılaştıkları sorunlardan başka kentlere yönelik göç hareketliliği kentlerin fiziki yapısında da birtakım sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle gecekondulaşma ve altyapı sorunları en başlıcalarıdır. Diğer sorunlar ise Çevre sorunları, Çarpık kentleşme, Konut ve Toprak sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı Dünyada ve Türkiye' de göç ve kentleşmenin genel özelliklerini tespit etmek, Göç olgusu, kent ve kentleşmenin tanım ve tarihsel gelişim sürecini ele almaktır. Göç hareketliliği neticesinde gerçekleşen kentleşme olgusunu sosyo-ekonomik açıdan nasıl etkilendiğini, sebep sonuç çerçevesinde ele almaktır. Türkiye' de göç olgusunun nedenleri ve göç hareketliliği sonucunda ortaya çıkan sorunlar ele alınmıştır Son bölümde ise Çerkezköy' e gerçekleşen iç göçün nedenleri, sonuçları ve kentleşme üzerine etkisini belirlemeye yönelik bir saha araştırması yapılarak, tablolar ve grafikler yardımıyla yorumlar yapılmıştır.

GöçlerKentleşmeSosyoekonomik faktörler+3
Yavuz Kılıç
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Jack London'ın eserlerinde çalışma ilişkileri

18.yüzyılın başlarında sanayi devriminin getirdiği aşırı üretim ve sonrasında topluma verdiği sıkıntılar, işçi sınıfı açısından atlatılması bir hayli sancılı olmuştur. Jack London eserlerinde işçi sınıfının çektiği bu zorlukları, o dönemin şartlarını, özelliklerini, işçilerin aldığı maaşı, çocuk işçiliğini ve en önemlisi de işçilerin hem toplumsal hem de bireysel olarak bir dönüşüme uğramalarını gerçekçi ve çarpıcı bir biçimde yansıtmıştır. Bu çalışmada Jack London'ın özellikle endüstri ilişkileri ile alakalı eserleri incelenmiş olup; bu eserlerindeki işçilerin çalışma şartları, ücretler, fiyatlar, dönemin toplumsal, ekonomik ve çalışma alanındaki durumu hakkında çıkarım yapılabilmesine olanak sağlayacaktır. Aynı zamanda kapitalizmin, halkın yoksul kesiminin; yani işçi sınıfının karşısına nasıl bir "demir ökçe" olarak çıktığı ve onları insan olmaktan çıkarıp adeta bir makineye nasıl dönüştürdüğü anlatılmaya çalışılmıştır. Sanayi devriminin gelişim göstermesi ve makineleşmenin hız kazanmasıyla birlikte; ortaya çıkan olumsuz koşullar eleştirel bir şekilde belirtilmiştir. Sanayi devrimi hakkında genel bilgilere ve çalışma ilişkileri ile alakalı kavramlara, ilk bölümde farklı kaynaklardan önemli tanımlarla birlikte yer verilmiştir. Ayrıca yaratılan sınıflı toplumun farklı kesimleri arasında meydana gelen sınıf çatışmaları, işçi sınıfı hareketlerinin varlığı ve çıkış noktaları yine ilk bölümde diğer önemli kavramlarla beraber verilmiştir. Yazarın yaşadığı dönemi ve hayatı ikinci bölümde incelenerek dönemin yapısı ile alakalı bilgilere yer verilmektedir. Çalışmanın temelini oluşturan üçüncü bölümdeki; eserlerde ücretler, fiyatlar ve toplumsal yaşamın dönüşümü ayrıntılı olarak incelenmekte, 19.yüzyılın özellikle Amerika Birleşik Devletler'i ve İngiltere'si hakkında önemli ölçüde çıkarımlar yapılmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriLondon, JackÇalışma+4
Ogün Nazlı
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors