Doç. Dr. İbrahim Keklik danışmanlığındaki tezler
14 tez · Hacettepe University
Ortaokul öğrencilerinde sanal zorbalık ve sosyal beceri
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinde sanal zorbalık düzeyi ile sosyal beceri düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla beraber katılımcıların sanal zorbalık ve sosyal beceri düzeyleri sosyo-demografik değişkenler açısından da incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin sanal zorbalık düzeyini belirlemek için Sanal Zorbalığı Belirleme Ölçeği, sosyal beceri düzeyini ölçmek amacıyla Matson Çocuklarda Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve sosyo-demografik verileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışmaya 176 erkek ve 172 kız olmak üzere toplam 348 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. İki ya da daha fazla değişken arasında birlikte değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan modele uygun olarak öğrencilerde sanal zorbalık ile sosyal beceri düzeyi arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma bulgularına göre sanal zorbalık ve sanal kurban puanları ile sosyal beceri alt ölçekleri arasında negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Sanal zorbalık arttıkça sosyal beceri düzeyi puanları düşmektedir. Ayrıca yapılan regresyon analizleri sonucunda sosyal beceri düzeyi puanları düşük olan öğrencilerin, sanal kurban ve sanal zorba ölçeklerinden daha yüksek puan aldıkları anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin sanal zorba ve sanal kurban ölçek puanlarının, internette geçirilen süreye göre farklılık göstermediği görülmektedir. Regresyon analizi sonucunda ise sanal kurban ile internette geçirilen süre arasında manidar bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Zorbalık, Sanal Zorbalık, Sosyal Beceriler, Ergenler
Üniversite öğrencilerinde intihar olasılığının yordanması
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumu değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmada, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ankara'daki bir devlet üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 520 lisans öğrencisinden veri toplanmıştır. İntihar Olasılığı Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Sosyal Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar olasılığı; bağımsız değişkenleri ise yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumudur. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların intihar olasılığı düzeyinin cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Katılımcıların sınıf düzeyine ve büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre intihar olasılığı düzeylerinin değişip değişmediğini belirlemek için ise tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yaşamda anlamın varlığı, umutsuzluk, kırılgan narsisizm ve sosyal bağlılık üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeyinin büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Sonuçlar, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde intihar olasılığının yordanması
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumu değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmada, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ankara'daki bir devlet üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 520 lisans öğrencisinden veri toplanmıştır. İntihar Olasılığı Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Sosyal Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar olasılığı; bağımsız değişkenleri ise yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumudur. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların intihar olasılığı düzeyinin cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Katılımcıların sınıf düzeyine ve büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre intihar olasılığı düzeylerinin değişip değişmediğini belirlemek için ise tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yaşamda anlamın varlığı, umutsuzluk, kırılgan narsisizm ve sosyal bağlılık üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeyinin büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Sonuçlar, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde intihar olasılığının yordanması
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumu değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmada, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ankara'daki bir devlet üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 520 lisans öğrencisinden veri toplanmıştır. İntihar Olasılığı Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Sosyal Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar olasılığı; bağımsız değişkenleri ise yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumudur. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların intihar olasılığı düzeyinin cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Katılımcıların sınıf düzeyine ve büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre intihar olasılığı düzeylerinin değişip değişmediğini belirlemek için ise tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yaşamda anlamın varlığı, umutsuzluk, kırılgan narsisizm ve sosyal bağlılık üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeyinin büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Sonuçlar, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde intihar olasılığının yordanması
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumu değişkenleri açısından incelemektir. Araştırmada, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Ankara'daki bir devlet üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 520 lisans öğrencisinden veri toplanmıştır. İntihar Olasılığı Ölçeği, Yaşamda Anlam Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Sosyal Bağlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar olasılığı; bağımsız değişkenleri ise yaşamda anlam, umutsuzluk, kırılgan narsisizm, sosyal bağlılık, cinsiyet, sınıf düzeyi ve büyüme sürecinde ailenin ekonomik durumudur. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerini yordamak için çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların intihar olasılığı düzeyinin cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek için bağımsız örneklemler t testi yapılmıştır. Katılımcıların sınıf düzeyine ve büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre intihar olasılığı düzeylerinin değişip değişmediğini belirlemek için ise tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre yaşamda anlamın varlığı, umutsuzluk, kırılgan narsisizm ve sosyal bağlılık üniversite öğrencilerinin intihar olasılığını anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin intihar olasılığı düzeyinin büyüme sürecinde ailesinin ekonomik durumuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Sonuçlar, sınırlılıklar, araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler tartışılmıştır.
Yetişkin bekar kadınların bekarlığa ilişkin algıları
Bu araştırmanın amacı, henüz evlilik yapmamış kadınların bekârlığa ilişkin algılarının incelenmesidir. Diğer bir ifadeyle, bu çalışma ile bekâr kadınların evliliğe önem veren toplumdaki yaşantılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. İlk evlenme yaşı ve bekâr kadınların sayısı toplumsal değişimlerle birlikte artış gösterse de geleneksel değerlerin ağırlıklı olduğu toplumlarda evlilik teşvik edilmekte ve hemen herkes için evliliğin gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Bu noktada evlenmemiş ya da evliliği seçmemiş olan kadınlar "evde kalmış" ve benzeri sıfatlarla etiketlenebilmektedir. Bu nedenle bu grubun ihtiyaçlarının, kaygılarının ve sorun alanlarının araştırılması oldukça önem taşımaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul, Ankara ve Diyarbakır'da yaşayan, 25-37 yaş arasındaki 17 evlenmemiş yetişkin kadın oluşturmaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle elde edilmiştir. İçerik analizi yöntemiyle elde edilen bulgular dört ana tema altında toplanmıştır. Bu temalar; (1) bekâr kadınların bekârlığa bakışı, (2) evlenmek ya da evlenmemek ikilemi, (3) toplumda ve sosyal çevrede yaşantılar ve (4) bekâr hayatına uyumdur. Her bir temanın kendine ait alt temaları bulunmaktadır. Araştırma bulguları bu alt temalar kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçları yetişkin bekâr kadınların medeni durumlarına ilişkin sorgulama yapmalarına neden olan içsel ve dışsal baskılar yaşadığına işaret etmektedir. Aile, sosyal çevre ve toplumda maruz kalınan evlilikle ilgili soru, yorum ve öneriler kadınların iyi oluşlarını içsel baskılardan daha fazla olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Kadınlar duygusal açıdan bu durumlarla başa çıkmak ve günlük yaşantılarına devam etmek için bazı yollara başvurmaktadır. Bulgular ile uygulayıcı ve araştırmacı yönelik öneriler tartışılmıştır.
Psikolojik danışmayı erken bırakmanın danışanlar ve psikolojik danışman adayları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans öğrencilerinin 2018-2019 bahar döneminde yürüttükleri psikolojik danışmalarda gerçekleşen erken bırakmaları incelemektir. Lisans düzeyinde psikolojik danışman eğitiminde üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen psikolojik danışma oturumlarının neden erken bırakıldığı çalışmada hem danışanlar hem de psikolojik danışman adayları açısından incelenmiştir. Toplam 233 danışanın psikolojik danışma aldığı bahar döneminde 142 danışan çalışmaya katılmayı kabul etmiş ve 27 danışan psikolojik danışmayı erken bırakmıştır. Nitel araştırma deseniyle gerçekleştirilen bu çalışmada psikolojik danışmayı erken bırakan 10 danışan ve oturumları birlikte yürüttükleri 10 psikolojik danışman adayıyla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde kullanılan içerik analizi sonucunda toplam 7 tema elde edilmiştir; 1) danışanların yardım alma kararları, 2) yardım kaynaklarına erişim ve psikolojik danışman seçimi, 3) psikolojik danışmadan beklentiler ve tatmin olma, 4) psikolojik danışmayı erken bırakma, 5) erken bırakmanın danışan ve psikolojik danışman adaylarına etkisi, 6) erken bırakmayı önleyebilecek faktörler, 7) kampüste sunulan psikolojik yardım hizmetleri. Psikolojik yardım almaya kendilerinin karar verdiği süreçte danışanlar psikolojik danışma yardımını kolay ulaşılabilir bulmuştur. Psikolojik danışman adayı seçiminde danışanların yarısı cinsiyeti önemli bir koşul olarak nitelendirmiştir. Daha önce psikolojik yardım almayan danışanların oturumların nasıl ilerleyeceği ve rollerinin ne olacağı konusunda daha fazla endişeye sahip oldukları görülmüştür. Danışanlar çoğunlukla psikolojik danışmayı erken bırakmalarına gerekçe olarak psikolojik danışmadan tatmin olmamalarını gösterseler de oturumlarda bu durumu dile getirmemişlerdir. Psikolojik danışman adayları ise erken bırakmaların nedenleri arasında daha çok danışan kaynaklı faktörlere işaret etmişlerdir.
Ergenlerin kimlik gelişimi ile akademik motivasyon ve umudun ilişkisinde psikolojik ihtiyaçların aracı rolü
Bu çalışmanın amacı ergenlik döneminde bulunan lise öğrencilerinin kimlik gelişimi ile akademik motivasyon ve umut düzeyleri arasındaki ilişkideki temel psikolojik ihtiyaçların aracılık rolünün test etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Kocaeli'nin 371.000 nüfuslu bir ilçedeki 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine devam eden 480 gönüllü lise öğrencileri oluşturmuştur. Bu kapsamda Kimlik Gelişiminin Boyutları Ölçeği (KGBÖ), Temel Psikolojik İhtiyaçlar – Lise Formu (TPİ-LF), Akademik Güdülenme Ölçeği (AGÖ), Sürekli Umut Ölçeği (DHS) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçeklerden alınan puanların cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek amacıyla bağımısz örneklem t testi, lise türüne göre anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi (tek yönlü anova) yapılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçların aracı rolünün incelenmesi amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaçlar olan özerklik, yeterlik ve ilişkisellik ayrı ayrı aracı değişken olarak ele alındığı üç farklı yapısal eşitlik modeli testi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre puanlar bazı boyutlar hariç cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı; lise türününe göre puanlar arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapısal eşitlik modeli analizi bulgularına göre kimlik gelişiminin içsel yatırımda bulunma boyutu hariç diğer boyutlar ve değişkenler arasındaki ilişkiye temel psikolojik ihtiyaçlar aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmanın sınırlılıklar, araştırmacılar ve uygulamacılar için öneriler tartışılmıştır.
Geçici koruma statüsünde bulunan suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantıları
Bu araştırmanın amacı geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantılarını incelemktir. Bu amaçla nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'daki devlet üniversitelerinde eğitim gören 7'si kadın, 7'si erkek 14 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli üniversite öğrencilerinin göç sürecindeki uyum yaşantılarını incelerken dört kategori belirlenmiştir. Bu kategoriler; Suriye'deki yaşam, Türkiye'ye geçiş süreci, Türkiye'ye entegrasyon ve üniversite yaşamıdır. Bu dört kategori içerisinde on iki tema yer almaktadır. Bu temalar; (1) Çocukluk çağı, (2) savaş öncesi yaşantı, (3) savaşın etkileri, (4) geçiş faktörleri, (5) ilk yaşantılar, (6) Türkiye'den beklentiler, (7) risk faktörleri, (8) koruyucu faktörler, (9) gelecek beklentileri, (10) dayanıklılık, (11) dışlanma/aidiyet, (12) üniversitenin imkânlarıdır. Her bir temanın kendine ait alt temaları bulunmaktadır. Araştırma bulguları bu alt temalar kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları geçici koruma altındaki Suriyeli üniversite öğrencilerin diğer Suriyelilere göre daha kolay ve hızlı bir şekilde sosyal uyum sürecini yaşadıklarına işaret etmektedir. Savaşın etkileri katılımcıların Türkiye'de yaşadıkları zor durumlara karşı dayanıklılığını ve Türkiye'ye uyum sürecini etkilemektedir. Katılımcıların Türkiye'ye sosyal uyumunu etkileyen en önemli faktörlerden bazıları sosyal ve psikolojik destek kaynakları, bireysel özellikler, üniversite eğitimi almak, üniversitedeki sosyal faaliyetlerdir.
Geçici koruma altındaki Suriyelilerin gelecek beklentileri ve iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi
Türkiye, Suriye iç savaşından kaynaklanan göçlerden etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. 2011 yılı Mart ayından itibaren uygulanan "açık kapı politikası" ile pek çok Suriyelinin Türkiye'yi tercih ettiği bilinmektedir. Savaş mağduriyetleri, hâlihazırdaki konaklama koşulları, yaşadıkları travmalar nedeniyle Suriyeliler, pek çok sorunla karşı karşıyadırlar. Yapılan bu çalışmada Türkiye'deki Suriyelilerin algılanan "İyilik Hali" ile "Gelecek Beklentileri" ve bir takım demografik değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu ilişkisel tarama modeli araştırmanın çalışma grubu, Antalya/Serik Kozağacı Köyü olarak belirlenip, kartopu yöntemiyle oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunun % 49,5'i (183) kadın ve % 50,5'i (187) erkek olmak üzere toplam 370 kişiden oluşmaktadır. Kişisel bilgi formunda cinsiyet, medeni durum, yaş, meslek, Türkiye'de bulunma yılı, Türkçe bilme yeterlik düzeyi ne yönelik sorular sorulmuştur. WHO İyilik Hali Ölçeği'nde ise 5 soru bulunmaktadır. Anket formunda da gelecek beklentisine yönelik 11 çoktan seçmeli, 3 açık uçlu olmak üzere toplam 14 madde bulunmaktadır. Bu maddelerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Araştırma formları Arapça olarak kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre katılımcıların iyilik hali, Gelecek Beklentisi Anketi'nin 6 maddesinde farklılaşmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerden ekonomik yardım alma, savaşta kayıp yaşama, yaş, Türkiye'de bulunma süresi, algılanan gelir düzeyi, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma ve savaş sonrası plana göre iyilik halinin farklılaştığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları, sınırlılıkları, ruh sağlığı uzmanlarına, araştırmacılara ve politika yapıcılara ilişkin öneriler tartışılmıştır.
Zorlu yaşam koşullarına maruz kalmış kadınların psikolojik sağlamlık öyküleri
Bu araştırmanın amacı, zorlu yaşam koşullarına maruz kalmış kadınların psikolojik sağlamlık öykülerini incelemek, bu kadınların güçlü yanlarına odaklanmak, onların gözünden güçlü olmalarını sağlayan etmenlerin neler olduğunu araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşayan 50-70 yaş aralığında 16 kadın oluşturmaktadır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından çevrimiçi olarak yapılan görüşmelerde katılımcıların yaşam hikayelerine, çocukluk ve geçmiş yaşantılarına, yaşamış oldukları zorluklara ve vermiş oldukları mücadelelere, sosyal destek sistemine, güçlü olmalarına sebep olan etmenlere yönelik sorular mevcuttur. İçerik analizi yöntemiyle elde edilen bulgular dört ana tema altında toplanmıştır. Bu temalar; (1) güçlü olma, (2) geçmiş ve şimdiki hayata yönelik algılar, (3) koruyucu faktörler ve (4) risk faktörleridir. Her bir temanın alt temaları bulunmaktadır. Bulgular bu alt temalar kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları kadınların toplumda birçok sorun yaşadığını ve bireysel, ekonomik, ailevi bazı faktörlerin baş etmelerinde onlara katkı sağladığını göstermiştir. Özellikle kişisel güçlü özelliklerin varlığının kadınların baş etmelerinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları, sınırlılıkları, doğurguları, uygulamacılar, araştırmacılar ve politika yapıcılar için öneriler tartışılmıştır.
Dürtüsellik ve ruminasyonun akademik öz düzenleme ile ilişkisinde duygu düzenlemenin ve amaç yönelimlerinin aracı rolü
Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin akademik öz düzenleme düzeyleriyle ilişkili değişkenleri incelemektir. Çalışmada, dürtüsellik ve ruminasyonun akademik öz düzenleme ile ilişkilerini ve bu ilişkiler arasında amaç yönelimleri, bastırma ve bilişsel yeniden değerlendirmenin aracı rollerini sınamak amacıyla yapısal bir model geliştirilmiştir. Araştırmanın verileri; Akademik Öz Düzenleme Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği, Başarı Yönelimleri Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve Ruminatif Düşünme Biçimleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya Türkiye'de çeşitli üniversitelerde öğrenim gören, 538 Kadın (%74.7), 177 Erkek (%24.6) ve cinsiyet belirtmeyen 5 kişi olmak üzere toplam 720 üniversite öğrencisi katılmıştır. Verilerin analizi LISREL paket programlarından yararlanılarak yapısal eşitlik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen nihai modelde, dürtüselliğin akademik öz düzenlemeyi doğrudan, negatif yönde yordadığı, bilişsel yeniden değerlendirme, öğrenme ve performans yönelimleri aracılığıyla, dolaylı olarak akademik öz düzenlemeyi yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ruminasyonun akademik öz düzenlemeyi doğrudan veya dolaylı olarak yordamadığı, ruminasyonun sadece duygu düzenlemenin alt boyutlarından bastırma üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olduğu ortaya konulmuştur. Bastırmanın ise akademik öz düzenleme üzerinde yordama etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bulgular, sınırlılıklar, araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler sunulmuştur.
Bağlanma stilleri, cinsiyetçilik ve benliğin ayrımlaşmasının ilişki etiği üzerindeki yordayıcı etkisinde mizacın düzenleyici rolü
İlişki etiği, bağlamsal aile terapisi yaklaşımına göre, ilişkide her iki partnerin de saygı, ilgi, sevgi, özen ve sadakat görmeye ve göstermeye değer olmasını ifade etmektedir. Bu yaklaşım, ilişki sorunlarını, ilişkide bir tarafın tüm bunları almaya kendinde hak görmesine rağmen partnerine verme noktasında sorun yaşaması ve/veya, tersi yönde, partnerine ilgiyi sevgiyi hak görüp kendine görememe ile açıklamaktadır. İlişki etiği, bu değerleri ilişkide gösterebilmeyi ve alabilmeyi yansıtır. Bu çalışmanın amacı, bağlanma boyutlarının, cinsiyetçiliğin ve benliğin ayrımlaşmasının ilişki etiği üzerindeki yordayıcılık etkisini ve bu yordama etkisinde mizacın düzenleyici rolünü genç yetişkinler örnekleminde değerlendirmektir. Analiz sonuçlarında, bağlanma kaygısının, benliğin ayrımlaşmasının ve cinsiyetçiliğin ilişki etiği üzerinde anlamlı yordama etkilerinin olduğu, ancak bağlanma kaçınmasının anlamlı bir yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Toplam puanlarla yapılan analizlerde, bağlanma kaçınmasının düşük düzeyde bir yordama etkisinin olduğu bulunmuştur. Mizaç özelliklerinin düzenleyici etkileri değerlendirildiğinde, bağlanma kaygısının ilişki etiği üzerindeki yordama etkisinde, Tip1 mizaç özelliklerinin arttırıcı; Tip6 mizaç özelliklerinin ise azaltıcı yönde düzenleyici etkisinin olduğu gözlenmiştir. Bağlanma kaçınmasının ilişki etiği üzerindeki yordama etkisinde ise, Tip1, Tip3, Tip6 ve Tip8 mizaç özelliklerinin azaltıcı yönde düzenleyici etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Son olarak, benliğin ayrımlaşması ile ilişki etiği arasındaki yordama etkisinde, Tip2 ve Tip6 mizaç özelliklerinin azaltıcı; Tip7 ve Tip9 mizaç özelliklerinin ise arttırıcı yönde düzenleyici etkisinin olduğu, ancak, cinsiyetçilik ile ilişki etiği arasındaki yordama etkisinde mizaç alanlarının düzenleyici etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, literatürde yer alan diğer çalışma bulguları ile tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları vurgulanmış, araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerde antisosyal davranışlar: Koruyucu faktörler ve risk faktörleri
Okul ve okul dışı ortamlardaki ergen antisosyal davranışları, ergenlik ve yetişkin dönemi psikolojik ve fiziksel sağlığı açısından önemli bir sorun alanı olarak değerlendirilmektedir. Antisosyal davranışlar ile ilgili yapılan çalışmaların çocukluk ve ön-ergenlik dönemi ağırlıklı olması, antisosyal davranışların ergenlik döneminde tepe noktasına ulaşması ve yetişkin fiziksel ve psikolojik sağlını etkilemesi gibi nedenler bu davranışların ergenlik döneminde de kapsamlı bir şekilde ele alınmasının önemini göstermektedir. Bu araştırmanın amacı ergenlerin bireysel, ailesel, arkadaş ilişkileri ve mahalli özellikleri ile antisosyal davranışları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Uşak ili merkez ilçesindeki liselerde öğrenim gören ve yaşları 13-19 arasında değişen 882 lise öğrencisi oluşturmuştur (X̄=15.53, ss=1.29, 597 kız). Bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi sonucunda, antisosyal davranışların alt türleri olan fiziksel saldırganlık tek ebeveynle yaşama ve sınıf düzeyine; kural dışı davranışlar cinsiyet ve sınıf düzeyine; ilişkisel saldırganlık ise cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, anne ve baba eğitim düzeyi, kardeş sayısına göre farklılık gözlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizlerinden elde edilen sonuçlara göre yaş ve ebeveyn beraberlik durumunun kız ergenlerin antisosyal davranışlarını; yaş ve anne eğitim durumunun erkeklerin antisosyal davranışlarını; cinsiyetin düşük başarı düzeyine sahip okullardaki ergenlerin antisosyal davranışlarını; yaşın ise orta düzeyde başarıya sahip okullardaki ergenlerin antisosyal davranışlarını yordadığı anlaşılmaktadır. Bireysel özelliklerden psikolojik sağlamlık, katı-duygusuz özellikler ve olumsuz başa çıkma becerileri, ebeveyn davranışlarından zayıf ebeveyn izleme ve disiplin davranışları ergen antisosyal davranışlarını yordamıştır. Ayrıca, arkadaş ilişkileri ve mahalli şartlar ergenlerin antisosyal davranışlarını yordamamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazındaki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Araştırma sonuçları sınırlılıklar ve alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulamacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.