Theses supervised by Doç. Dr. Murat Oral
13 theses · Konya Technical University
Mimarlık temel eğitiminde hesaplamalı ve yaratıcı düşünce yetisinin kazandırılmasında parametrik tasarımın rolü
Bilgi teknolojileri, her sektörde ve alanda kullanıldığı gibi mimarlık eğitiminde de kendine yer edinmiştir. Bilgiye ulaşmada, bilgisayar teknolojilerinin görsel, işitsel ve düşünsel iletişim ortamları, temel mimarlık eğitiminde öğrenme kapasitesini artırmanın yanında öğrenme hızını ve yaratıcı gücü artırdığı da bilinmektedir. Mimari tasarım, mekânsal çözümleme ve analizlerin, teknik hesaplamalara dayalı olması yaratıcı düşüncenin ürünü bilgisayar ve iletişim araçlarının, mimarlık mesleğinde ve eğitimi sürecinde önemli derecede katkıda bulunmasını sağlamaktadır. Hesaplamalı tasarım, parametrik ve kinetik tasarımlar, yapay zekâ ürünleri gibi bilişsel öğretilerin ve kavramların, mimarlık eğitiminin algoritmik düşünce performansını ve karmaşık tasarım anlayışını geliştirdiği bilinmektedir. Bu çalışmanın temel amacı parametrik ve hesaplamalı düşünce yapısının, mimarlık öğrencilerinde yaratıcı ve ilişkisel düşünebilme yetisinin kazandırılmasındaki etkisini incelemektir. Parametrik ve hesaplamalı düşünce sistemlerinin öğretilmesiyle, temel mimarlık düzeyindeki öğrencilerin, yaratıcı düşünce güçlerini arttırmasının yanı sıra özgün, nitelikli ve çevresel etkenlere karşı değişkenlik gösterebilen tasarımları üretebilmelerinin önü açılacaktır. Mimari form üretimi daha özgürleşerek, hayal edilen her objenin yansıması somutlaştırılabilecektir. Özellikle lineer olmayan, amorf biçimli geometrik şekillerin ifadesi, parametrik tabanlı dijital teknolojik araçların yardımıyla diğer tasarım araçlarına oranla daha doğru ve kısa sürede sağlanmış olacaktır. Aynı zamanda oluşturulan varyasyon sayısı arttırılarak daha kısa süre içerisinde çeşitli sayıda ürün ortaya konulabilecektir. Çok sayıda nitelikli alternatif ürünün oluşturulabilmesi sayesinde yaratıcı düşünebilme yeteneği gelişmiş olacaktır. Araştırmada öğrencilerin, mimarlık eğitimindeki halihazır tasarım yapabilme durumları, yaratıcı düşünebilme yetileri, mimari proje tasarımı süreçleri, mimari tasarımları ifade edebilme durumları, eğrisel geometrik şekilleri veya amorf biçimli modelleri tasarlayabilme ve ifade edebilme durumları, tasarım ürününün çeşitliliği sayısı ve bu doğrultuda mimarlık eğitiminin, özgün ve yaratıcı proje oluşturmadaki yeterliliğini sorgulamak amacıyla Karabük Üniversitesi Mimarlık Bölümü birinci ve ikinci sınıfta eğitim gören 79 öğrenciye Test-Anket çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmalara ait veriler IBM SPSS Statistics 22 programına girilerek açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmış ve ölçeğin güvenilirliği ile geçerliliği analiz edilmiştir. Daha sonra ön test ve son test süreçleri Ttesti ile puanlandırılarak kıyaslanmış ve öğrencilerin yaratıcı ve hesaplamalı düşünebilme yetileri istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Verilerin analiz edilmesiyle anlamlı sonuçlar bulunmuştur.
Okul öncesi eğitim yapılarında iç mekân çevresel faktörlerin değerlendirilmesi: Konya örneği
Toplumun dinamizmi olan çocukların benlik hissinin oluştuğu ve yeteneklerini keşfettiği dönem; okul öncesi eğitim dönemidir. Çocuğun kimlik kazandığı bu dönemde ilk algıları ve anıları, ailesi ile okul öncesi eğitimi aldığı mekânlarda oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı çocuğun fizyolojik gereksinimlerini göz önünde bulundurarak okul öncesi eğitim yapılarında iç mekân çevresel faktörlerinden; aydınlatma ve havalandırma, malzeme, kapasite ve düzen, renk, ergonomi başlıkları altında, Konya ili örnekleriyle araştırmak ve bu araştırma sonucunda ortaya çıkan sorunlar doğrultusunda eğitimcilere ve tasarımcılara ışık tutmaktır. Tez kapsamında, okul öncesi eğitim yapılarında iç mekân çevresel faktörlerin standartları elde edilmeye çalışılmış, bu faktörlerin çocukların eğitiminde uygunluğu araştırılmıştır. Okul öncesi eğitim yapılarının; tanımı, amacı, tarihçesi, iç mekân çevre koşulları ve mekân kurguları ele alınmıştır. Bu araştırmalar göz önünde bulundurularak okul öncesi eğitim yapılarının genellikle eğitim alanları, oyun ve beceri alanları, servis ve sirkülasyon alanlarından oluştuğu görülmüştür. Okul öncesi eğitim yapılarının iç mekân çevresel faktörlerinin tespitinde, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı tez ve makaleler ele alınarak, Milli Eğitim Bakanlığının sayısal veri standartları göz önünde bulundurulmuştur. Öncelikle mekânsal planlama analizi, sonrasında ise bu mekânlarda iç mekân çevresel faktörleri; aydınlatma ve havalandırma, malzeme, kapasite ve düzen, renk, ergonomi başlıkları altında incelenmiştir. Mekânsal planlama analizinde idari birimler, servis alanları ve öğrenim mekânları arasındaki kurgu ve yöntemler incelenmiştir. Tanımlanan iç mekân çevresel faktörlerin öğrenciler üzerindeki etkileri daha önce yapılan araştırmalar kaynak gösterilerek tespit edilmiştir. 3. bölümde Konya ili içerisinde karakteristik 10 okul tespit edilmiştir. Bu okullar kreş ve gündüz bakım evleri ile anaokulları arasından okul öncesi eğitimi danışmanlarına danışılarak seçilmiştir. Öncelikle imar planı düzenlemesinde okul olarak cins tahsisi yapılmış okullar tespit edilmiş ancak sayıları çok az olduğu için sonradan eğitim binasına çevrilmiş yapılar da incelemeye alınmıştır. Sonuç ve değerlendirme olarak tanımlanan iç mekân çevresel faktörlerin standartlarının incelenen eğitim yapılarında uygulamaları, plan şemaları üzerinden ölçülerinin ve kapasitelerinin uygunluğu, tablolarla da diğer çevresel faktörlerin değerlendirilmesinde bulunulmuştur. Tezin tespit ve değerlendirme sonucuna göre iç mekân çevresel faktörlerin, kullanıcıların fiziksel ve psikolojik açıdan daha verimli ve konforlu bir eğitim görebilmesi için tespitlerde bulunulmuştur. Tüm yönlerden değerlendirildiğinde bu çalışmanın kendi alanında atılmış bir adım olduğu düşünülebilir.
Kentsel tasarım projelerinin irdelenmesi: "Aksaray Piri Mehmet Paşa çarşısı" örneği
Ruhu olan, yaşayan ve karmaşık bir dinamik sistem olan kent, tanımlama sınırı olmayan bir yerleşim yeridir. Kent canlı yapısı gereği zaman içerisinde hızlı nüfus artışı, gelişen teknolojik faktörler, doğal afetler, küreselleşme, sosyal, ekonomik ve kültürel değişimler, artan ihtiyaçlar ve farklılaşan beklentiler sonucu yıpranır, eskir ve köhneleşir. Özellikle 19. y.y.'dan itibaren sanayileşme etkilerinin sonucu olarak kentsel değişmeler artmış ve kent dış müdahaleye ihtiyaç duymuştur. Bu durum kentsel tasarım ilke ve standartlarına dayanan kentsel dönüşüm olgusunu doğurmuştur. Günümüz gündeminde çokça yer alan çalışmalar, kullanıcı ihtiyaçlarına cevap vermeyi, kentsel sorunlara kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi, gereksiz kentsel yayılmayı önlemeyi, kentsel ölçekte fiziksel, çevresel, sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı amaçlar. Ülkemizde yaşanan kentsel çevrelerde bütünlüğü olmayan parçacıl çalışmaların yaygınlaşması, insan-çevre ilişkisinin göz ardı edilmesi, proje sürecine tüm aktörlerinin demokratik şekilde katılmaması kenti bütününü olumsuz etkilemektedir. Bu çerçevede müdahale gerektiren kentsel çevrelerin çok boyutta değerlendirilerek sürdürülebilir, daha kaliteli, sağlıklı ve yaşanabilir kentlerin oluşmasında kentsel planlama ve dönüşüm sürecine yön veren kentsel tasarım uygulamaları önem kazanmaktadır. Tep kapsamında yukarıda sıralananlar kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş, kentsel dönüşüm ve kentsel tasarım arasındaki kurgunun yol gösterici ve yönlendirici nitelikte olduğu saptanmıştır. Bu kapsamda kentsel dönüşüm ve kentsel tasarım kavramlarının tarihçesi incelenerek bu sınırlara ve bilgilere uygun Dünya'da ve Türkiye'de örnekler aktarılmıştır. Tezin çalışma sahası olan Aksaray Eski Terminal Yapısı'nın kentsel dönüşüm sonucu uygulanan Piri Mehmet Paşa Projesi incelenerek; projeyi kentsel tasarım ilkeleri bağlamında irdelemek, proje sürecindeki öneri çalışmalarını değerlendirmek, dönüşümün olumlu – olumsuz sonuçlarını tespit etmek, proje aktörlerinin rollerini, ortaklıklarını ve katılımını değerlendirmek çalışmanın temel amacıdır. Alana ait bilgiler ve günümüz durumu fenomenolojik analiz türüyle belirlenen sorulardan oluşan anket çalışması ile desteklenerek aktarılmıştır. Yapılan anket yöntemi ile proje aktörlerinin sürece katılımı, kullanıcı memnuniyeti ve alanın işlevsellik durumu analiz edilmiştir. Sonuç olarak tez çalışmasında Aksaray Piri Mehmet Paşa Çarşısı kentsel dönüşüm projesi, kentsel tasarım ilkeleri bağlamında anlatılmaya çalışılmıştır. Gelecekteki uygulamalara yönelik çözüm önerileri ortaya konmuştur.
Endüstriyel alanların enerji performanslı tasarlanmasına yönelik bir model yaklaşımı; Konya oto sanayi yerleşkesi örneği
Günümüzde artan enerji ihtiyacı ve maliyetleri, oluşan çevre kirliliği gibi etkenler enerji etkin çevrelerin tasarımını zorunlu kılmaktadır. Endüstriyel alanlar kent içerisinde önemli alanları kaplamaktadır. Bu alanlarda enerji performansının iyileştirilmesi enerjinin korunumuna büyük oranda katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda endüstriyel alanlar tasarlanırken binaların enerji performansının iyileştirilmesine yönelik önlemler alınabilecek bir model ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Konya kentinde yer alan Eski Sanayi ve Karatay Sanayide yer alan çalışma atölyeleri incelenmiştir. Alanda yer alan işyerlerinde yapılan araştırmalar sonucunda boyut, yönlenme ve dış kabuk malzeme özellikleri gibi tasarım parametreleri bakımından 128 farklı bina alternatifi ortaya çıkmıştır. Bu alternatiflerin yıllık ısıtma enerjisi ihtiyaçları TSE 825'de yer alan hesaplama metodu ile hesaplanmıştır. Hesaplanan değerler kullanılarak sanayi yapılarının yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacının tahmin edilmesi, bir yapay zekâ yöntemi olan bulanık mantık tekniği ile modellenmiştir. Hesaplanan ısıtma enerjisi ihtiyacı değerleri ile bulanık mantık modelinden elde edilen değerler çoklu determinasyon katsayısı yöntemi (R2) ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda oluşturulan bulanık mantık modeli binaların yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacını %98.09 oranında doğru tahmin ettiği ortaya konmuştur. Buda oluşturulan bulanık mantık modelinin yeni tasarlanacak olan tek hacimli sanayi yapılarının yönlenme boyut ve malzeme özelliklerine göre yıllık ısıtma enerjisi ihtiyacının %98.09 doğruluk oranında tahmin edilmesinde kullanılabileceğini göstermektedir. Bu model kullanılarak tasarımı yapılacak olan binalarda enerji performansını arttırılabilecek önlemler alınması sağlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bina Enerji Performansı, Bulanık Mantık, Mimarlık ve Yapay Zekâ, Sanayi Yapıları
Tahrip olan kentlerin tekrar yenilemesi Halep örneği
Bu çalışma Suriye'deki savaşlar ve afetlerden sonra yeniden yapılanması için bir strateji hazırlamayı amaçlanmıştır. Kentsel çevrenin, çalışma alanının, tüm bileşenlerin dikkate alan bilimsel ve stratejik temellere uygun olabilmesi için, analiz ve küresel deneyimlerden ve teorik materyalden faydalanmıştır. Felaketi ve nedenlerini anlamaya çalışır ve daha sonra felaketi doğru bir şekilde yönetmeye ve imar planlarını, kalkınma planlarının bir parçası olacak şekilde yönlendirmeye ve gerçeği daha iyi hale getirmeye çalışılmıştır. Tarihin mirasın ve mimari kimliğin korunmasına yol açar ve yeniden yapılanma projelerinde ve felaketten önce gelen hazırlıklarda sürdürülebilirlik unsurlarına ulaşılmaktadır. Savaşlar ve silahlı çatışmalar sosyal, kültürel ve ekonomik yapılara yönelik en büyük tehditler karşımıza çıkmaktadır. Ülkelerin siyasi sistemleri de bunlardan etkilenip ve bu nedenle her düzeyde zarara neden olmaktadır. Belki de kentsel ve mimari hasar, savaşların ve silahlı çatışmaların bıraktığı yıkımın yaşayan kaydıdır ve ön planda, bu topluluğun hafızasını ve kimliğini temsil eder, özellikle cemaatin yıkımını temsil eden mimari ve şehirciliğin yıkımı gelmektedir. Genelde farklı dönemlerdeki insan faaliyetlerinin özelliklerini tasvir eden farklı bina türlerini içeren miras mimarisidir. Tarihten ve bu binaların her bir türünün, onunla farklı bir şekilde başa çıkma yolunu empoze eden özel bir doğası vardır ve bu binaların tarihsel değere ve özelliklere sahip olmaktadır. Buna dayanarak, bu araştırmada, açığa çıkan binaların nasıl yeniden inşa edileceğini düşünme eğilimindeyiz. Sembolik bir değer olarak savaşlar ve silahlı çatışmalardan kaynaklanan vandalizm ve yıkım, bu araştırmada, savaşlar ve afetlerden sonra yeniden yapılanma ile ilgili teorik kavramları sunmanın yanı sıra binaları yeniden inşa etmenin farklı yönlerini ve olasılıklarını incelemeye odaklanmıştır. Eski Halep kentinde uygulamaya yönelik bazı Arap ve Batılı vakaları izleyerek, bu eğilimlerin uygulandığı insan felaketlerinden etkilenenlerin nasıl bir yol izlendiğini detaylı bir şekilde incelenmiştir. Genelde bölgemizde meydana gelen olaylar nedeniyle halihazırda tahribata ve bozulmaya maruz kalan şehirlerde, özellikle tarihi şehirlerde yeniden yapılanma için bir ön çalışma hazırlanmıştır.
Geçmişten geleceğe değişkenleriyle mimari tasarım sınırları Aksaray kent merkezi örneği
Kentler canlı mekanizmalarının fıtratı gereği ortak barınma, çalışma, yerleşme, eğlenme gibi ihtiyaçlarının karşılandığının göstergesidir. Nirengi noktası olarak kabul edilen kent meydanları geçmiş çağlarda da olduğu gibi oluşumun başlangıcıdır. Örneğin Aksaray Kent Merkezi, M.Ö. 1700 yıllarında şehir devletleri kuran Hitit Egemenliğinin etkisiyle şehir kavramıyla tanışmış ve bir süre Roma İmparatorluğu'nun idaresinde kalmıştır. Kent meydanı ve çevresinin, Roma İmparatorluğu'ndan günümüz Cumhuriyet Dönemi'ne kadar uzanan tarihsel süreçte Hükümet Konağı'nın bulunduğu odak noktasından başlayarak inşa edildiği bilinmektedir. Mekânsal konfigürasyon, zaman içinde kent meydanı, kent merkezi, kent odağı ve kent kimliğinin kapsamlarını oluşturur. Mimarlık mekana ruh katan, varlıkları ortaya koyan bir disiplindir. Turgut Cansever'in de dediği gibi 'yapılar hayat düzenimizin çevresini oluştururken, hayat tarzımızı da şekillendirir.'. Mimarlık disiplini hayat tarzımızı şekillendirirken sınırlayıcı etmenlerden bağımsız değildir. Mimari tasarım zaman ve mekan bağıntısı kapsamında sınırlarıyla kente kimlik kazandırır. Vitruvius'a göre dayanıklılık, fonksiyonellik ve estetik mimarlık kuramında temel gereksinimler olarak kabul edilmiştir. Temel gereksinimlerin yanı sıra tasarıma etki eden kültürel, sosyolojik, teknolojik, politik, iktisadi gibi tasarımı sınırlayıcı birçok etken bulunmaktadır. Tasarım sınırları ile birlikte hayat düzenimizi şekillendiren mimarlık disiplini, insan ölçeğinde, güneş ve mahremiyet odağında ortaya çıkmaktadır. Tez çalışmasında, çalışmanın amacı ve önemi, kapsamı, problem tespiti, kent merkezi kapsamında mekânsal dizin ve kolektif belleğin irdelenmesi yöntemleri ele alınmıştır. Geçmişten geleceğe değişkenleriyle zaman ve mekan bağıntısına değinilmiştir. Aksaray Kent Merkezi'ne etkisi olan dönemler üzerinde durulmuştur; Modern Dönem, Ulusal Mimarlık Akımları, 20. Yüzyıl Mimarlığı, Erken Cumhuriyet Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi. Canlı bir mekanizma olan kentler mimari tasarım sınırlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Tasarım sınırlarını oluşturan kültürel, ekonomik, teknolojik gibi etkenlere ek olarak tasarım sınırlarını değiştiren ve şekillendiren kentsel hafıza, bellek, mimari kimlik gibi kavramlardan bahsedilmiştir. Kentsel tasarım stratejileri kentsel kimlik, kent örtüsü, kent dokusu kapsamında irdelenmiştir. Kentsel bağlamda tasarlanan, dönüştürülen, ulusal ve uluslararası düzeyde kent merkezleri, kent meydanları örnek olarak incelenmiştir. Kısaca Aksaray kent tarihi ile birlikte ele alınan Aksaray Kent Merkezi, kamusal yapılar ve mekanların tarihçesi ele alınmıştır. Aksaray Kent Merkezi'nde kentsel strateji ve yöntemleri ile aksaklıklar tespit edilmiş ve mekânsal dizin yöntemi ile kentte aksayan, işleyen odakların analizi yapılmıştır. Kolektif bellek kapsamında toplumun bakış açısı, anket yöntemiyle ölçülmüş ve değerlendirilmiştir. Tespitler ile birlikte zaman ve mekan bağıntısı göz önünde bulundurularak, mimari tasarım sınırları ile geçmişten geleceğe kent merkezinin tasarım stratejileri kapsamında kimlik, kolektif bellek, yerin ruhu bağlamında nasıl tesis edilmesi gerektiği ele alınmıştır. Çalışma sonunda kolektif bellek anket yöntemiyle ölçülerek değerlendirilmiştir. Büyüyen demografik yapı bağlamında mekânsal dizin analizi ile yoğunluk problemi ele alınmıştır. Küreselleşme etkisi altında kalan Aksaray Kent Merkezi dünya kenti olgusu kapsamında değerlendirilmektedir.
Tarihi han yapılarının yeniden işlevlendirilmesi ve behram paşa hanı örneği özelinde iç mekanlarının irdelenmesi
Çeşitli amaçlara hizmet etmiş han, kervansaray, hamam, medrese gibi tarihi yapıların geçmişten günümüze gerek bilinçli gerek bilinçsiz kullanıldığı ya da işlevsiz kalarak terk edildiği ve yok olma sürecine girdiği görülmektedir. Bu şekilde yok olmaya yüz tutmuş tarihi yapıların yeniden işlevlendirilerek topluma kazandırılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Yeniden işlevlendirilirken önceliğin yapıyı korumak olması bilinciyle, yapılacak olan müdahalelerin kapsamı sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda Behram Paşa Hanı örneği ele alınmış olup, öncelikle tarihi han yapılarına yönelik genel bir bilgilendirme yapılmış, ardından Behram Paşa Hanı'nın mimari özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Hana verilen yeni işlevin olumlu ve olumsuz özellikleri örneklerle analiz edilmiştir. Yapının günümüze kazandırılması ve kent belleğinde varlığını sürdürebilmesi noktasında yeniden işlevlendirilmesinin olumsuz özellikleri olsa da genel olarak başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Mimari tasarım sürecinde boşluk kavramının analitik irdelenmesi
Bu tez çalışması, mimari tasarım sürecinde boşluk tasarımının araştırılması ve boşluğun, form ile plan düzlemindeki tasarım biçimine göre tasarıma etkilerinin incelenmesi üzerine bir çalışmadır. Mimari tasarımda boşluk, bir mekanda farklı amaçları yerine getirmek ve kullanıcı da farklı etkiler yaratmak için tasarlanır. Tasarlanan bu boşluklar mimari tasarıma fonksiyonel ve estetik değerler katmaktadır. Her boşluk tasarlanırken hacimsel, kütlesel ve mekânsal bir etki yaratır. Tezin amacı mimari tasarım sürecinde boşluk tasarımının bilincini arttırmaktır. Tasarımlarda boşluğun yeterince ele alınmasının o yapıtı nasıl etkilediği incelenen örnekler üzerinden açıklanmaktadır. Tez çalışmasında boşluk kavramı, analitik yaklaşım ile bu tez kapsamında oluşturulan grafiksel yöntemlerle incelenmiştir. Bu yöntemler, Şamlıoğlu (2010)'nun Mimari Formda Boşluğun Keşfi adlı yüksek lisans tezindeki boşluğu sınıflandırması ve Ching (2019)'in Mimarlık, Biçim, Mekan ve Düzen kitabında mekan tasarlama sürecindeki tanımlamaları doğrultusunda oluşturulmuştur. Altı başlığa ayrılan bu grafiksel yöntem; parçalı, bütüncül, merkezi, işlevsel, görsel ve saydam/algısal boşluklar olarak sınıflandırılmıştır. Tez kapsamında incelenen örneklerde yer verilen karakteristik mimari yapılar, çalışmanın sınırını oluşturmaktadır. Bu karakteristik örnekler literatür kapsamında yararlanılan kaynaklardan ve Ching (2019)'in Mimarlık, Biçim, Mekan ve Düzen kitabından seçilmiş ve örnekler boşluk yönünden ele alınmıştır. Literatürden seçilen 30 örnek mimaride boşluğu sınıflandırmada tanımlamalar yapılırken incelenmiş, 24 örnek ise analiz tablolarında boşluk tasarımı açısından sınıflandırılarak incelenmiştir. Mimaride boşluk tasarlarken dikkat edilen unsurlar; şekil-zemin, kütle-mekan, fonksiyon gibi açılardan analiz edilmiştir. Boşluk kavramı, boşluğu tanımlayan öğeler, boşluğu oluşturan elemanlar ve boşluğun tasarımdaki amacı analiz edilmiştir. Tasarımda boşluğun büyüklüğünün ve tasarıma oranının, tasarımın biçimini ve strüktürünü nasıl etkilediği seçilen örnekler üzerinde araştırılması çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Bu analizler sonucunda tüm örneklerin değerlendirilmesi yapılıp tasarım sürecinde boşluğu oluşturan elemanların tasarlanma biçimi incelenmiştir. Bu sınıflandırmalarla örnekler incelenmiş ve boşluğun tasarım sürecinde ele alınış biçimine göre özgün ve işlevsel tasarımlar yaratıldığı sonucu elde edilmiştir. Boşluk tasarım bilincinin önemi ve bu bilinçle tasarımlara başlanılması araştırma sonuçları ile açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Boşluk, Boşluğun Tasarımı, Mimarlıkta Boşluk, Mimari Tasarımda Boşluk, Boşluğun Mekanlaşması
Sanayi yapılarına ait idari ofislerde, iç ortam koşullarının çalışanlar üzerindeki etkileri: Konya örneği
Bu tez çalışmasında sanayi yapılarına ait idari binalarda çalışan personellerin, bulundukları ofis iç ortam koşullarına bağlı olarak; 'verimlilik', 'memnuniyet', 'aidiyet' ve 'psikoloji' üzerine değerlendirmelerinin pozitif yönde geliştirilmesi, iş aidiyetlerinin artırılması, fiziki ve ruhsal sağlık seviyelerinin yükseltilmesi, verimlilik ve memnuniyetlerinin arttırılması için iç ortam koşullarının nasıl olması gerektiği araştırılmıştır. Cinsiyet, yaş ve bulunduğu firmadaki çalışma yılı gibi değişkenlerle karşılıklı etkileşimleri incelenmiştir. Araştırmanın amaçları doğrultusunda 6 farklı sanayi yapısına ait idari ofis ve 72 denek ile memnuniyet anketi gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve Cronbach Alpha güvenilirlik testi yapılmıştır. Ortaya çıkan bulgular; iç ortam koşullarını oluşturan tasarımcılara, hem işverenler hem de iş görenler için daha verimli ve sağlıklı çalışma mekânlarını dizayn etmelerinde yol gösterici olmaktadır. Çalışma sonucunda; havalandırma, aydınlatma, sıcaklık, nem, renk, doku, ses, ergonomi çözümlerinin çalışanların verimliliği, memnuniyeti, aidiyeti ve psikolojileri üzerine direkt etki ettiği tespit edilmiştir.
Mimarlık eğitiminde biyomimikri kavramı: KTÜN mimarlık örneği
İnsanoğlunun doğadan öğrenerek hayatta kalmanın yollarını bulmuştur. Doğadan ilham alma fikri insanlık için yeni bir fikir değildir. Biyomimikri kelimesi "bios" ve "mimic" kavramlarının bir araya gelmesi ile oluşur. "bios" kavramı hayat "mimic" kavramı ise benzetimi ifade eder. Biyomimikri, doğadan ilham alarak tasarlamak olarak özetlenebilir. Doğadan öğrenerek tasarım yapmak farklı kavramlar ile yardımıyla da tanımlanmıştır. Doğadan ilham alınan fikirlerden faydalanılması kavramına, "Biyomimetik (Biomimetics)", "Biyomimesis (Biomimesis)", "Biyognoz (Biognosis)" ve "Biyonik (Bionics)" gibi bir çok isim verilmiştir. Biyomimetik yaklaşımlar temel olarak iki kategoriye ayrılır. Bunlar: Problem Temelli Yaklaşım (Yukarıdan Aşağıya yaklaşım) ve Çözüm Temelli Yaklaşım (Aşağıdan Yukarıya Yaklaşım)'dır. Problem Temelli Tasarım Yaklaşımı ve Çözüm Temelli yaklaşımları için geçerli olan 3 biyomimikri aşaması vardır. Bunlar: organizma, davranış ve ekosistem seviyesidir. Mimarlık eğitiminde tasarım problemlerini çözebilmek için farklı kaynaklardan, farklı yöntemlerden faydalanılır. Mimarlık eğitiminde biyomimikri kavramı yurtiçi ve yurt dışında çeşitli okullarda ders, seminer, stüdyo dersleri kapsamında yer almaktadır. Çalışma kapsamında KTÜN Mimarlık Bölümü lisans öğrencilerinden oluşan bir gruba anket çalışması uygulanmıştır. KTÜN Mimarlık Bölümü lisans düzeyindeki mimarlık öğrencilerinin biyomimikri kavramının, doğadan öğrenerek tasarlama becerilerinin ve disiplinler arası bir ekip olarak çalışmanın önemine yönelik farkındalıklarının tespit edilmiş, konuya yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Tarihi kent dokusu ve mimari mekanların geleceğe taşınmasında bir yöntem önerisi; Sivas örneği
Şehirler kuruluşlarından itibaren bir mabet çeperinde merkezi bir meydana sahip olarak büyüyüp gelişmişlerdir. Gerek mabetler gerekse mabetle ilişkili meydanlar her medeniyetin mekânla kurduğu ilişkiye göre kendince şekillenmiştir. Modern çağın başlamasıyla da şehirlerin gelişimi o zamanın ruhuna uygun şekilde belirlenmiş standartlara göre değişmiştir. Bu durum şehirlerin kendi kimliğinden kopup kimliksizleşmeyi doğurmuştur. Bu nedenle şehirlerin kendi kimliklerini koruması ve geleceğe kendi kimliğini sürdürme sorunu neredeyse şehirlerin ana gündemi haline gelmiştir. Bu tezin örneklem alanı olarak seçilen Tarihi Sivas şehri kale etrafında gelişmiş ve ana meydan olarak tanımlayabileceğimiz kale ile medreselerinde bulunduğu bir meydana kavuşarak çeperler halinde dairesel formda büyümüştür. Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar Sivas'ta çok çeşitli medeniyetler ve devletler hüküm sürmüştür. Günümüz itibariyle merkezinde yer alan gerek arkeolojik sit alanlar gerek anıtsal yapıları ile tarihin birçok katmanını içinde barındırmaktadır. Bu tarihi dokuların korunarak bir sonraki nesillere aktarılması yönündeki girişimler ise ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine nispetle daha geç başlamıştır. Yeryüzünde bilinen en eski medeniyetlere dahi ev sahipliği yapmış olan Anadolu'nun barındırdığı kültür katmanları maalesef çok geç fark edilmiştir. Tüm bu çabalara rağmen kent ölçeğinde ise bütüncül bir koruma şekli geliştirilmesi konusunda yeterince verim alınamamıştır. Bu kapsamda kendine özgü kimliğini kaybetmeye doğru evirilen kadim şehirlerden Sivas şehir dokusunun mimari mekânlara yansıması ve geleceğe sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlamak için kentin kimliği ve belleğini analiz etmek amaçlanmıştır. Sivas tarihi kent merkezini bugüne ve geleceğe taşımayı amaçlayan bu çalışma literatür ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Literatür araştırması bölümünde çalışmanın kavramsal temelini oluşturan kent ve tarihi çevre, tarihi dokuyu koruma, kent ve kültür, bellek ve kentsel bellek, kimlik ve kentsel kimlik, kentsel sürdürülebilirlik ve kentsel süreklilik konuları araştırılmıştır. Literatür araştırmasının ikinci bölümünde ise çalışma alanına dair araştırmalar yapılmıştır. Tezin ikinci bölümü olarak nitelendirilen alan araştırması kısmı dört bölümden oluşmaktadır. İlk olarak çalışma alanı olarak belirlenen Sivas tarihi kent merkezi sur duvarları içinde kalan bölge; öncelikle planlama bağlamında şehrin imar planı altlık olarak kullanılarak alan doluluk-boşluk, yeşil alan, yapı yoğunluğu, yapı kullanma ve kat yoğunluğu bakımından analiz edilmiştir. İkinci olarak çalışma alanı sınırları içinde kalan bölge ve bölgenin çevre ile etkileşiminin belirlenmesi amacıyla Sivas Merkez İlçesi ve Sivas tarihi kent merkezi sur duvarları içinde kalan bölge mekan dizimi yöntemine yönelik kavramlar üzerine kurgulanmıştır. Üçüncü olarak Sivas tarihi kent merkezi mimar, şehir plancı, koruma uzmanı ve yerel yönetim üyelerinin oluşturduğu 70 kişiden oluşan bir uzman grupla yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Sivas tarihi kent merkezinde kent belleğinde yer edinen tarihi binaları tespit etmek ve erişilebilirlik, güvenlik, fonksiyonlar, mimarlık ve planlama kriterleri açısından belirlemek amacıyla sorular yöneltilmiştir. Çalışmada sonuç olarak ön analiz, mekan dizim analizleri ve anket sonuçlarından elde edilen veriler derlenmiştir. Bu verilerin sentezlenmesiyle Sivas kentine dair idari yönetim, yönetmelik, mimari tasarım ve kentsel tasarım boyutunda öneriler getirilmiştir. Bu kapsamda şehrin gelişiminde etkili olan etkenler araştırılmış, değişkenler belirlenerek analizler yapılmıştır. Bu analizler sonucu tarihi kent dokusuyla günümüz kentleşmesi arasında irtibat kurarak geleceğe doğru projeksiyonlar yapılmış ve kendine özgü kimliğini koruyan, sürdürülebilir-yaşanabilir bir kent arayışının alt yapısını oluşturmaya yönelik öneriler tartışılmıştır.
Xııı. yüzyıl tarihi Konya Kent Merkezindeki cami ve mescitlerde kentsel bellek incelemesi
Kent belleği mahalleler, sokaklar, evler ve diğer toplumsal yaşam alanlarında gerçekleşen deneyimlerin izidir. Gerek yüzyıllar içerisinde yaşanan gerekse günümüzde yeniden üretilen, üretilmekte olan kolektif deneyimlerdir. Toplumsal yaşam alanlarında bulunan cami ve mescitlerin de kent belleğindeki yeri yadsınmamalıdır. Günlük yaşamda aktif olarak kullanımda olan bu yapılar, geçmişten bugüne yakın çevreleriyle birlikte bellekte olumlu veya olumsuz şekilde yer etmiştir. Bu yapıların bellekteki konumunu incelerken tarih, kültür ve mekân kavramlarını da incelemek gerekmektedir. Bu çalışmada, Konya Alâeddin Tepesi ve çevresinde bulunan XIII. yüzyılda yapılmış tarihi cami ve mescitlerin yakın çevresi ile incelenmesi ve tarihsel süreç içerisinde yaşadığı değişikliklerle kent belleğindeki yerini tespit etmek amaçlanmaktadır. Yapıldığı tarihten bu yana çeşitli değişimlere maruz kalan sadece bu camiler ve mescitler değil, aynı zamanda bunların yakın çevreleridir. Kente hakim olan yerel yönetimin kararları, kentsel düzenlemeler ve kentlinin ihtiyacına göre şekillenen cami ve mescitlerin yakın çevreleri ile birlikte kent belleğinde yeri de değişime uğramıştır. Çalışmanın yöntemi literatür taraması, saha çalışması ve anketten oluşmaktadır. Öncelikle Konya'nın tarihi, camileri ve mescitleri araştırılmıştır. Daha sonra kapsamı oluşturan Alâeddin Tepesi-Sadreddin Konevi Cami ve Alâeddin Tepesi-Mevlana aksında kalan ve bu aksa en yakın olan XIII. yüzyıla ait cami ve mescitler tespit edilmiştir. Belirlenen yapılar yakın çevresi ile birlikte incelenmiş, tarih boyunca geçirdiği değişimler günümüzdeki durumu ile karşılaştırmalı olarak açıklanmıştır. Günümüz durumu saha çalışması ile fotoğraflanarak kaydedilmiştir. Anket yönteminde katılımcılara yapıların güncel ve tarihi görselleri sunularak çeşitli sorular yöneltilmiş ve böylece yapıların yakın çevresi ile kullanıcının belleğindeki durumu analiz edilmiştir. Yapılan araştırmalar ve anket sonucuna göre bir âlimin türbesini yanında bulunduran cami ve mescitler kent belleğinde yer ederken, türbesi bulunmayan yapılar unutulmaya yüz tutmuştur. Ayrıca kentsel düzenlemeler ile yapılar yol seviyesinden aşağıda kalmış, bazıları ise yüksek konutların arasında kalarak kent içinde algılanma düzeyini kaybetmiştir.
Cami yapılarında doğal havalandırma tasarımı ile pasif soğutma sağlanmasına yönelik bir yaklaşım
Tipik olarak doğal olarak havalandırılan bir yapının enerji tüketimi, klimalı bir yapıya göre %40 daha azdır. Cami yapılarının yıl boyunca tükettiği enerjinin en büyük kısmını yaz aylarında tükettiği soğutma enerjisi oluşturmaktadır. Bu nedenle yaz aylarında camilerde tüketilen enerjinin azaltılması çok önemlidir. Cami yapılarının kat yüksekliği genellikle insan ölçeğinin 5-6 katı kadar yüksek yapılar olarak tasarlanmaktadır. Bu yükseklik, doğal havalandırma için kullanılabilecek çeşitli seviyelerdeki açıklıkların tasarlanmasına olanak tanır. Ancak günümüzde Türkiye'deki cami yapılarında yüksek kotlarda bulunan pencereler açılır pencere olarak değil sabit pencere olarak, estetik kaygılarla tasarlanmakta ve doğal havalandırma potansiyeli göz ardı edilmektedir. Çalışmada camilerdeki bu sorunun tasarım aşamasında çözülmesi adına camilerdeki doğal havalandırma potansiyelinin değerlendirilmesi ve mimarlar için tasarım kriterlerinin oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışmada hesaplamalı akışkanlar dinamiği analizi kullanılarak simülasyonlar oluşturulmuştur. Bu kapsamda ANSYS Fluent programında altı farklı pencere açıklığı senaryosu modellenerek doğal havalandırmanın iç sıcaklıklara etkisi çalışma için tasarlanan bir cami prototipi üzerinde test edilmiştir. Çalışma kapsamı yalnızca iç akış hızları ve iç sıcaklıkları içerecek şekilde sınırlandırılmıştır. İç akış haritaları ve sıcaklık haritaları her senaryo için karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre cami yapılarında baca tipi havalandırmanın oldukça verimli olduğu görülmüştür. Bu bağlamda cami yapılarında üst kotlarda açılabilir pencereler tasarlamak ya da çatıda birden fazla açıklık tasarlamak cami yapılarında mevcut yaygın uygulamaya göre pasif soğutma açısından çok daha olumlu sonuçlar vermiştir. Sonuç olarak mimarların tasarım aşamasında kullanabilecekleri tasarım kriterleri önerilmiştir.