Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Turan

13 theses · Çukurova University, Fırat University, Karadeniz Technical University

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimini belirlemede planlanmış davranışlar teorisi ve girişimcilik eğitiminin rolü

Günümüzde girişimcilik, teknolojinin hızla gelişmesiyle ve bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla ekonomik gelişmede rol oynayan önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Girişimcilik, toplumsal ve bireysel refahı sağlamada ve bireylerin yaşam standartını yükseltmede, sosyal ve ekonomik refahı sağlamada önemli bir ekonomik güç haline gelmiştir. Girişimciliğe verilen bu önem beraberinde girişimcilik eğitimine duyulan ilgiyi de arttırmaktadır. Girişimcilik eğitimi, gençlerin anlaşılmasında ve onların girişimsel tutumlarını arttırmada önemli faktörlerden biridir. Eğitimin genç insanların düşüncelerine ve amaçlarına etkisinden dolayı potansiyel girişimcilerin eğitimle beslenmesi ve geliştirilmesi gerekir (Wang & Wong, 2004). Bu bilgiler ışığında, bu çalışmada Planlanmış Davranışlar Teorisi unsurları olan kişisel tutum, sosyal norm ve algılanan davranışsal kontrolun ve ayrıca girişimcilik eğitiminin öğrencilerin girişimcilik eğilimleri üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi ve Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde girişimcilik eğitimi alan 3. ve 4.sınıf işletme öğrencileri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; üniversite öğrencilerinin algılanan davranışsal kontrollerinin girişimcilik eğilimi üzerinde en yüksek pozitif etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Kişisel tutumun ve girişimcilik eğitiminin de öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini pozitif ve anlamlı olarak etkilediği fakat sosyal normun girişimcilik eğilimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, girişimcilik eğilimi, planlanmış davranışlar teorisi, girişimcilik eğitimi.

GirişimcilikGirişimcilik eğitimiPlanlanmış davranış+1
Ece Ekici
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda İngilizce dersinde yaşanan sorunlara ilişkin sınıf ve İngilizce branş öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veriler, 58 maddeden oluşan anket formu hazırlanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesindeki ilkokullarda görev yapan sınıf ve İngilizce branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 176 sınıf ve 25 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 201 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verileri çözümlemede SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde (%), frekans, aritmetik ortalamadan faydalanılmıştır. Ayrıca demografik verilere dayalı görüşler arası anlamlı farkın olup olmadığını tespit için ise bağımsız gruplar t testi ve varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin İngilizce eğitiminde % 19,4'ü kendilerini yeterli, % 44,3'ü kısmen yeterli, ve % 36,3'ü ise kendilerini yeterli görmemektedirler. Ayrıca sınıf öğretmenleri birleştirilmiş sınıflarda işlenen İngilizce dersinde hedeflenen kazanımlara ulaşmada, zorluk çekmekte ve zaman problemi yaşanmaktadırlar. Araştırmanın sonuçlarına göre, İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, öğrencilerin sınıf içerisinde birbirleriyle İngilizce konuşma etkinlikleri yapacakları ortamları daha fazla sunmaktadır. Yine İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde, öğrencilerle iletişimi İngilizce olarak daha çok sağlamaktadırlar. Ayrıca sınıf öğretmenleri, İngilizce öğretmenlerine göre ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde konuları yetiştirme konusunda daha fazla zaman problemi yaşamaktadırlar. İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul İngilizce dersi müfredatının, öğrencilerin yabancı dil gelişimleri açısından onların yaş seviyelerine daha uygun olduğunu ve İngilizce müfredatında yer alan İngilizce ders saatlerinin arttırılması gerektiğini düşünmektedirler. Araştırmaya katılan kadın öğretmenler, erkek öğretmenlere göre, birleştirilmiş sınıflardaki İngilizce derslerinde öğrencilerin eksik olduğu temel derslerin (Türkçe, matematik) öğretimini daha çok işlemektedirler. İlkokullarda İngilizce öğretiminde karşılaşılan sorunlar, yabancı dil öğretiminde kullanılan temel dil öğretim alanlarının (Okuma, yazma, dinleme, konuşma) dikkate alındığı ayrı ayrı araştırmalar yapılabilir. İngilizce dersinin ilkokul birinci sınıflarda yer alıp almamasına yönelik öğrenci, öğretmen, idareci, akademisyen ve veli gibi birçok paydaşın örnekleme dahil edilmesi ile geniş çaplı bir durum çalışması da yapılabilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, Sınıf Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni, Yabancı Dil Öğretimi.

Branş öğretmenleriSınıf öğretmenleriYabancı dil öğretimi+5
Oğuzhan Toker
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimcilerin kâğıttan okuma ve ekran okuma ile kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle yazmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Teknolojideki hızlı gelişmelerle birlikte bilgisayar, tablet, televizyon, telefon gibi elektronik aletlerle geçirilen zaman artmış bu durum ise bireylerin gün içerisinde ekran üzerinden yapılan okumaları basılı kaynaklardan yapılan okumalara göre daha fazla yapmalarına ve klavye ile yapılan yazı çalışmalarını kalemle yazmaya göre daha fazla yapmalarına sebep olmuştur. Bu araştırmanın amacı; farklı tür okuma ve yazma araçlarının, okuma ve yazma becerilerine olan etkisi ile ilgili eğitimcilerin ne tür düşüncelere sahip olduklarını belirlemektir. Bu araştırmada okuma araçlarından olan basılı kaynakla yapılan okuma ile ekran üzerinden yapılan okumanın ve yazma araçlarından olan kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle ekran üzerinde yapılan yazmanın eğitime olumlu ya da olumsuz etkisinin ve eğitimde teknolojik uygulamaların ilkokullara uygunluğuyla ilgili sınıf öğretmeni, idareci ve akademisyenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Elazığ İli Merkez İlçesindeki eğitimciler çalışma gurubu olarak seçilmiş ve araştırmanın çalışma gurubunu oluşturan Elazığ ilinde görev yapan 10 sınıf öğretmeni,10 idareci ve 10 akademisyenle mülakat uygulaması yapılmıştır. Araştırmada veriler görüşme formuna verilen cevaplarla elde edilmiştir. Nitel araştırma olan bu çalışmada içerik analizi yapılarak bulgular analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan eğitimcilerin görüşlerine göre, kağıttan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; kitabın kendine has kokusunun hissedilmesi, dokunmaktan zevk alınması, okuma hazzına ulaşılması, daha iyi anlaşılması, okuma ve takibinin kolay olması, göz sağlığı açısından daha rahat olması, daha uzun süre okuma yapılabilmesi, not alma açısından kolaylık sağlaması ve daha hızlı okuma yapılabilmesi sonuçlarına ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kâğıttan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; doğaya zarar vermesi, sıkıcı olması, fazla kaynağa ulaşmanın zor olması ve taşıma zorluğu yaşanması görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, ekrandan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; daha dikkat çekici olması, kullanışlı olması, daha fazla kaynağa ulaşılabilmesi, zaman ve kağıt tasarrufu sağlaması, ekonomik olması, daha kalıcı olması, hızlı öğrenmeyi sağlaması ve taşıma kolaylığı görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle ekrandan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; göz sağlığını bozması ve diğer sağlık sorunlarına yol açması, odaklanma sorunu yaşanması, kitaba verilen değeri azaltması, takip ve not alma zorluğunun yaşanması, maliyetli olması, ortam ve teknolojik alt yapı sıkıntısı doğurabilmesi ve genellikle sadece genç nesle hitap ettiği görüşlerine ulaşılmıştır. Ayrıca eğitimcilerin çoğunluğu kağıttan yapılan okumayı, ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını belirtmişleridir. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, kalemle yazmanın avantajlarına ilişkin olarak; kolay duygu aktarımı, psikomotor beceri gelişimi, kişiye özgü olması, akılda kalıcılık sağlaması, kolay ulaşılır olması, kişiliğimizi yansıtması, alışkanlık olması, zevk vermesi, düzen alışkanlığı kazandırması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kalemle yazmanın dezavantajlarını ilişkin olarak ise; işlevini kaybettiği, kağıt israfına sebep olduğu, fizyolojik zararlar verdiği, zaman kaybına neden olduğu ve yanlışı düzelme zorluğu bulunduğu görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, klavye ile yazmanın avantajlarına ilişkin olarak düzeltme kolaylığı, okunaklı yazı, yazı güzelliği, zaman tasarrufu, kağıt tasarrufu, hızlı yazma imkanı, işlevsel ve pratik olması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin klavye ile yazmanın dezavantajlarını belirttiği görüşlerinde ise hissiz olması, sağlığa verdiği zararlar, basit parmak hareketlerinden ibaret olması, Türkçenin bozulmasına etki etmesi, bilgisayarın olduğu ortamla sınırlı olması ve zevk vermemesi görüşlerine ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre eğitimcilerin genelinin elektronik kalemle ilgili bilgisinin olmadığı, bilgisi olanların ise elektronik kalemi gereksiz bulduğu ve ayrıcs kalem ve klavyeye göre daha kullanışsız bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre eğitimcilerin çoğunluğu kalemle yazmayı ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını, kalemle yazma süreci tam kavratıldıktan sonra klavyenin de kullanılabileceğini fakat genel olarak elektronik kalemi ilkokul çocukları açısından uygun bulmadıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okuma, Ekran Okuma, Yazma, Klavyeyle Yazma.

Ekran okumaKlavyeOkuma+2
Helin Doğan Polat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarını öğretmen görüşlerine dayalı olarak değerlendirmektir. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ; öğretmenlerin ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının değerlendirilmesine ilişkin beşli likert ölçeğine dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilerek geçerlik ve güvenirliği sağlanan anketle elde edilmiştir. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme metodu da kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Elazığ ilinde bulunan ilkokul 1.sınıf öğretmenleri ile birleştirilmiş sınıflı okullarda görev yapan 1.sınıf öğretmenlerinden toplam 110 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin değerlenmesinde, "SPSS 21.0" istatiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar "t" testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar, ilk okuma yazma öğretimi için eğitim yazılımlarının değerlendirmesine yönelik görüş maddelerine genel olarak olumlu yönde görüş belirtmişlerdir. Araştırmaya katılanların cinsiyet değişkenine göre Türkçe Dersi Eğitim Yazılımlarının içerik, biçimsel uygunluk, çocuk seviyesine uygunluk ve öğretmen kullanılabilirliğine uygunluğa ilişkin görüşlerin, yapılan t testi sonucunda hiçbir kategoride cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmaya katılanların mesleki kıdem değişkenine göre eğitsel yazılımların öğretmenin kullanabilirliğine uygunluk boyutuna ilişkin genel görüşlerine bakıldığında; 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenler, 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenlere göre daha az uygun gördükleri tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak, ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımları, uygulayıcılar tarafından genelde olumlu bulunduğunu göz önüne alırsak; eğitim yazılımlarının katılımcılar tarafından başarılı bulunduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlk Okuma Yazma Öğretimi, Bilgisayar Destekli Eğim (BDE), Eğitim Yazılımları, Yazılım Değerlendirme

Ders yazılımıEğitim yazılımıTürkçe dersi+3
Nevin Ay Güleryüz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersinin işlevselliğinin ve geleneksel çocuk oyunlarının uygulanabilirliliğine göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersinin işlevselliğinin ve geleneksel çocuk oyunlarına uygulanabilirliliğine göre incelenmesidir. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin ilkokul programı oyun ve fiziki etkinlikler dersini nasıl işledikleri ve ne tür problem yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmacı tarafından geleneksel çocuk oyunları belirlenerek öncelikle bu oyunların öğretmenlerin bilgi düzeyinin ve öğretim sürecinde kullanma sıklığının ne derecede olduğu da araştırılmıştır. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmanın çalışma grubu, 2012-2013 eğitim-öğretim Muş, Elazığ, Malatya ve Şanlıurfa illerinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından öğretmenlere anket uygulayarak elde edilmiştir. Bunun için araştırmacı tarafından hazırlanan anket sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Verilerin analizi aşamasında, SPSS istatistik paket programı aracılığı ile % frekans, aritmetik ortalama, x², bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların % 44,7'si erkek ve % 55,3'ü ise de bayandır. Sınıf mevcudu türüne göre araştırmaya katılanların, % 14.7'si 20 ve altı, % 49,8'i21-30, % 29.9'u31-40 ve % 5.7'si 41 ve üzeri sınıf mevcuduna sahiptir. Mesleki kıdem değişkenine göre araştırmaya katılanların % 24,4'ü 1-5 yıl, %25,3'ü 6-10 yıl, % 18.9'u 11-15 yıl, % 14,7'si 16-20 yıl ve % 16.6'sı ise 21 yıl ve üstü mesleki kıdeme sahiptir. Mezun olunan okul türüne göre, araştırmaya katılanların %13,0'üEğitim Enstitüsü-Eğitim Yüksek Okulu mezunu, % 81,5'i Eğitim Fakültesi Lisans mezunu ve % 5,5'i Diğer Lisans Programları mezunlarından oluşmaktadır. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin "Sanal oyunların çocukları hapsettiği günümüzde geleneksel çocuk oyunlarına ihtiyaç daha çoktur", "Bilgisayar başında geçirilen oyunlar çocukları anti-sosyal hale getirmektedir", "Günümüz çocukları bilgisayar oyunlarıyla şiddete yönelmektedirler", Bilgisayar oyunlarıyla saatlerce hareketsiz kalan çocuklar obezite hastalığına yakalanmaktadırlar", "TV ve bilgisayar gibi teknolojik ürünler çocuklarda dikkat eksikliğine sebep olmaktadır" görüş maddelerine tamamen katıldıkları görülmüştür. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin , "Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersinde geleneksel çocuk oyunlarına yoğun bir şekilde yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum", "Fiziksel etkinlik kartları derslerde işimi kolaylaştırıyor", "Oyun ve Fiziki Etkinlikler dersinde geleneksel çocuk oyunlarını oynatırım" görüş maddelerine katıldıkları görülmüştür. Araştırmaya katılanların mesleki kıdem değişkenine göre oyun ve fiziki etkinlikler dersine ilişkin görüşlerine yapılan varyans analizi sonucunda anlamlı farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun ve fiziki etkinlikler, geleneksel çocuk oyunları, oyun ve fiziki etkinlikler dersi, sınıf öğretmeni

Bireysel ve toplu etkinlik dersiDers dışı etkinliklerDers programları+6
İbrahim Celayir
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda serbest kıyafet uygulamasının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda serbest kıyafet uygulamasına ilişkin okul yöneticisi ve öğretmenlerin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada, tarama modeline dayalı betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketin hazırlanması aşamasında öncelikle ilgili literatür taranmıştır. Uzman görüş ve ön uygulama sonucunda ankete son şekli verilmiştir. Öğretmen ve okul yöneticilerine uygulanmak amacıyla 40 sorudan oluşan anket formu hazırlanmış ve araştırmada kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2013–2014 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde ilkokullarda görev yapan okul yöneticisi ve sınıf öğretmenlerinden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Elazığ ilinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 407 sınıf öğretmeni ve 44 okul yöneticisi olmak üzere toplam 451 eğitimciden oluşturmaktadır. Uygulanan anketlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde " SPSS 16.0" istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin frekans (f), yüzde (%) dağılımları hesaplanmış ve aritmetik ortalamaları değerlendirmede dikkate alınmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlar, okul yöneticisi ve öğretmenlerin serbest kıyafet uygulamasının psiko-sosyal etkileri ve fizyolojik etkileri açısından öğrenciyi kısmen olumlu şekilde etkileyeceği kanısında olduğunu göstermekteyken; ekonomik açıdan, öğretim başarısına etkileri açısından ve okulda güvenliğin sağlanmasına etkileri açısından, öğrenciyi olumsuz şekilde etkileyeceği kanısında olduğunu göstermektedir. Okul yöneticisi ve öğretmen görüşlerinin benzer yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, kadın öğretmen ve okul yöneticilerin serbest kıyafet uygulamasını erkek öğretmen ve okul yöneticilerine göre daha olumlu karşıladıkları görülmektedir. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticisi ve öğretmenlerin meslek kıdem yıllarına göre bakıldığında genç öğretmenlerin serbest kıyafet uygulamasına mesleki kıdemi yüksek olan öğretmenlere göre daha olumlu karşıladıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul kıyafetleri, kıyafet serbestliği, öğretmen, yönetici

GiyimKıyafet serbestliğiYöneticiler+3
Mehmet Sağlayan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi ilköğretim bölümünde derslerin işleniş ve ölçme değerlendirme sürecine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin işleniş ve ölçme-değerlendirme sürecine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretmen adaylarının Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin işleniş ve ölçme-değerlendirme sürecine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla 33 maddeli beşli likert ölçeğine dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat ve Dicle Üniversitelerin' nin Eğitim Fakültelerinin İlköğretim Bölümlerinde öğrenim gören tesadüfî örnekleme yolu ile seçilmiş 820 öğretmen adayından oluşturmaktadır. Uygulanan anketlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde " SPSS 16.0" istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin frekans (N), yüzde (%) ve aritmetik ortalamaları dikkate alınmıştır. Öğretmen adaylarının görüşlerine göre; öğretim elemanlarının öğretim sürecini % 38.01 inin genellikle kitaptaki işlenişi kullandıkları, % 31.47 sinin düzanlatım yöntemini, % 8.24 ünün işbirlikli öğrenmeyi, % 3.83 ünün beyin fırtınası yöntemini ve % 1.48 inin çoklu zeka kuramına dayalı yürüttükleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının görüşlerine göre, öğretim elemanlarının öğretim sürecinde % 32.95 inin yazılı sınavlar, % 22.41 inin testler, % 17.77 sinin ödevler, % 15.18 inin proje çalışmaları, % 6.14 ünün performans değerlendirme ölçekleri ve % 5.54 ünün öğrenci ürün dosyalarını kullanarak ölçme-değerlendirme yaptıkları belirlenmiştir. Bu durum, Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde öğretim süreci ölçme değerlendirme aşamasında öğretim elemanlarının en çok yazılı sınavlar ve testleri kullandıkları sonucunu ortaya çıkarmıştır. Öğretmen adaylarına göre; öğretim elemanlarının dersle ilgili farklı etkinlik ve materyalleri internetten araştırarak derse gelmedikleri ve öğretim elemanlarının derse başlamadan önce öğrencileri yeterince güdülemedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Yine öğretmen adaylarına göre; öğretim elemanlarının derste ara değerlendirme ve kısa süreli quiz vb. değerlendirme yeterince yapmadıkları, sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının alternatif ölçme değerlendirme türlerinden yeterince faydalanmadıkları öğretmen adaylarının görüşlerine göre tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının derslerin hazırlık-işleniş ve ölçme-değerlendirme aşamalarına ilişkin olarak cinsiyet değişkenine göre bazı maddelerde farklı görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin hem hazırlık-işleniş hemde ölçme-değerlendirme aşamalarının genelinde, okul öncesi öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarının, sosyal bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarına göre öğretim elemanları açısından daha olumlu kanaatte ve izlenimde oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Öğretim Süreci, Hazırlık-İşleniş, Ölçme-değerlendirme, Öğretmen adayı.

Aday öğretmenlerDers planlarıDers programları+5
Hülya Ay
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde alternatif bir model olan "organik okula" ilişkin eğitimcilerin görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, Türk Eğitim Sistemi'nde uygulanabilir ve devlet okullarındaki müfredatı destekler nitelikte, Organik Okul Modeli'ni oluşturmak ve bu modele ilişkin eğitimcilerin görüşlerini tespit etmektir. Bu araştırma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde tasarlanmıştır. Organik Okul Modelini oluşturma sürecinde, ilk aşamada literatür taramasına dayalı olarak modelin amaç, içerik, eğitim durumları ve değerlendirme öğeleri oluşturulmuştur. İkinci aşamada, oluşturulan Organik Okul Modeli hakkında eğitimcilerden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcıların okul modeli hakkındaki görüşleri alınmadan önce, okul modelini tanıtan bir paket program izletilmiştir. Okul hakkında gerekli bilgi ve görseller bu videoda mevcuttur. Ardından katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formundaki 9 soru yöneltilmiştir. Görüşme, katılımcıların izniyle ses kayıt aracıyla kayıt altına alınmış daha sonra yazıya dökülüp içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ, Muş ve Van illerinde görev yapan 5 maarif müfettişi, 5 akademisyen, 5 okul yöneticisi, 5 okulöncesi öğretmeni ve 5 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 25 eğitimci oluşturmaktadır. Bu eğitimciler amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu veya zincir örnekleme diye tabir edilen örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda Türkiye'ye özgü yeni bir alternatif okul modeli geliştirilmiştir. Organik Okul Modeli, eğitimciler tarafından genel anlamda olumlu bulunarak, çocukları hayata hazırlayacak, doğayla buluşturacak, yaparak yaşayarak öğrenmeyi sağlayacak, çocukların bilişsel becerilerinin yanı sıra, duyuşsal ve psikomotor becerilerini de geliştirecek, hayata geçirilebilirse eğitime katkı sunabilecek önemli bir çalışma olarak görülmüştür.

Alternatif eğitimEğitimEğitim programları+6
Emir Feridun Çalışkan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların görsel sözlüklerinde bulunan görseller içindeki seslerin konumunun sesi hissetmelerine etkisi

İlkokul birinci sınıf öğrencileri somut işlemler döneminde yer almaktadır. Bu dönemde kullanılan ders kitapları ve öğretim materyallerinde görsel okuma ve görsel sunu öğrenme alanına ait ögeler çokça kullanılmaktadır. Özellikle ilkokuma yazma öğretim sürecinde, seslerin hissedilmesi aşamasında görsel ögelerden öğretmenler çokça faydalanmaktadır. Bu süreçte kullanılan seslerle ilgili görseller, ses öğretimini kolaylaştırarak, seslerin akılda kalıcılığını sağlamakta ve öğrencilerin öğrenme hızını artırmaktadır. Bu araştırmada çocukların görsel sözlüklerinde bulunan görseller içindeki seslerin konumunun, ilkokuma yazma sürecinde ses öğretimine etkisi ele alınmıştır. Araştırma ses temelli cümle yönteminde yer alan ilk iki ses grubu (e,l,a,t,i,n,o,r,m) üzerinde yapılmıştır. Araştırma iki aşamada gerçekleşmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında çocukların seslere dayalı olarak görsel sözlükleri belirlenmiş, ikinci aşamasında ise seslere dayalı görsel sözlük çalışmasında, çocukların seslere ait en çok bildiği görseller ölçme aracına konarak, görseller içindeki seslerin konumunun ilkokuma yazmada ses öğretimine etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu Elazığ ilindeki sosyoekonomik düzeye göre sınıflandırılan (düşük-devlet okulu, orta-devlet okulu, yüksek-devlet okulu, yüksek-özel okul) ve kolay ulaşılabilirlik durum örneklemesine göre seçilmiş dört ilkokuldaki toplam 91 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme aracı iki aşamada yürütülmektedir. Birinci aşamada her sesle ilgili belirlenmiş olan sesin geçtiği 4 görsel ve 2 çeldirici görselin tanınma durumları yer almaktadır. İkinci aşamada ise her sesle ilgili belirlenmiş olan sesin geçtiği 4 görsel ve 2 çeldirici görselde sesin hissedilme durumları yer almaktadır. Araştırmada verilerin istatistiksel çözümlemeleri için bilgisayarda, istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde %, frekans ve ki kara testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğu tüm seslerin toplamına ait görselleri tanımışlardır. Tüm seslerin toplamına ait görseller içinde seslerin hissedilmesinde; öğrencilerin en çok, sesin başta geçtiği görsellerde, daha sonra ise sırasıyla sesin çift, sonda ve ortada geçtiği görsellerde sesi hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin "e", "l", "a", "i", "n", "o" seslerini en çok sesin başta geçtiği görselde, "t" sesini en çok sesin sonda geçtiği görselde, "r" ve "m" seslerini ise en çok sesin çift geçtiği görselde hissettikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda araştırmaya dahil edilen tüm seslerin toplamına ait görseller içindeki seslerin hissedilmesinde, okul durumu ve türü değişkenine göre anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik açıdan yüksek olan özel okula giden öğrencilerin, diğer okullara giden öğrencilere göre, seslerin görseller içindeki bütün konumlarında sesleri daha iyi hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda araştırmaya dahil edilen tüm seslerin toplamına ait görseller içindeki seslerin hissedilmesinde, okul öncesi eğitim süresi değişkenine göre sesin ortada bulunduğu görseller hariç, sesin görseller içindeki diğer konumlarında okul öncesi eğitim süresi fazla olanların lehine anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Okul öncesinde 2 ile 3 yıl eğitim alan öğrenciler, 1 yıl eğitim alan öğrencilere göre sesin başta, sonda ve çift geçtiği görsellerde sesi daha iyi hissetmektedirler. Anahtar Kelimeler: İlkokuma Yazma, Görsel, Görsel Sözlük, Ses, Sesi Hissetme

Eğitim araçlarıGörsel araçlarGörsel okuryazarlık+7
Seyfi Tekin
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İkili öğretmen modeline dayalı ilkokulda öğretmenlik uygulamasına ilişkin öğretmen ve öğretmen adayı görüşlerinin incelenmesi

İki öğretmenli sınıf öğretmenliği modelinin amacı, kalabalık sınıflara ve ilkokulda kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflara bir nebze de olsa çözüm bulmaktır. Ayrıca derslerin verimini arttırmak, kaynaştırma öğrencileriyle daha iyi ilgilenmek, yapılandırmacı yaklaşımı gereğince uygulayabilmek, dikkati dağılan öğrencilerin dikkatini toplamak, çalışmalarında zorlanan öğrencilere destek vermek, yavaş öğrenen öğrencilerin tam öğrenmelerini sağlamak, çabuk öğrenen öğrencilere ek çalışmalar yaptırarak, eğitim ve öğretim sürecinin kalitesini ve verimini arttırmak amaçlamaktadır. Eğitim sorunlarının çözümünde bir alternatif olarak düşünülebilecek olan yardımcı öğretmenlik modeli, kalabalık sınıflarda ve kaynaştırma öğrencilerinin bulundukları sınıflarda etkili olarak kullanılabilir. Ayrıca eğitim fakültesinde öğrenim gören aday öğretmenlerin almış oldukları "Öğretmenlik Uygulaması" derslerinin daha nitelikli ve verimli yetişmesi açısından bu çalışma alternatif bir model olarak düşünülebilir. Bu araştırmanın amacı; yardımcı öğretmen modeline dayalı ilkokulda öğretmenlik uygulamasına ilişkin öğretmen ve öğretmen adayı görüşlerinin incelenmesidir. Bu kapsamda ilkokul öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının yardımcı öğretmenlik modeline ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için Muş il merkezinde görev yapan 12 sınıf öğretmeni ve 12 öğretmen adayı çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme metoduyla elde edilmiştir. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre öğretim sürecinde öğretmenlerin yaşamış oldukların sorunların başında kalabalık sınıflar gelmektedir. Kalabalık sınıflarda etkinliklerin istenilen düzeyde uygulanmadığı, öğrencilere yeterince zaman ayrılamadığı, öğrencilerin yanlış ve eksik öğrenmelerinin zamanında fark edilemediği ve öğrenci merkezli ders işlemenin zor olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlik uygulaması dersinin verimli hale gelebilmesi için, staj süresinin uzatılması, öğretmen adaylarına daha fazla sorumluluk verilmesi, öğretmen adaylarının farklı ortamları görmeleri açısından köy okullarında ve birleştirilmiş sınıflarda staj yapmaları, bu derste gözlemden çok uygulama ağırlıklı çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre yardımcı öğretmen modelinin, ders verimini arttıracağı, sınıf yönetiminin kolaylaşacağı, geri kalan ve yavaş öğrenen öğrencilerde tam öğrenmeyi sağlayacağı, zaman tasarrufunun sağlanacağı, öğrencilerle birebir ilgilenme şansının artacağı, öğretmenlerin iş yükünün azalacağı, kaynaştırma öğrencileriyle daha fazla ilgilenilerek eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanacağı ve öğretim sürecinde karşılaşılacak problemlere daha hızlı ve pratik çözümler üretilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimler: İki Öğretmen Modeli, Kalabalık Sınıflar, Öğretmenlik Uygulaması, Yardımcı Öğretmen Modeli

Aday öğretmenlerKalabalık sınıflarMesleki eğitim+6
Betül Bayar
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların ilkokula başlama durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada 6287 nolu ilköğretim ve eğitim kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunu uygulayan 1 ve 2. sınıf okutan sınıf öğretmenlerinin görüşleri saptanarak, 60 aylık çocukların okula başlamaları ve 60-72 aylık çocukların aynı sınıfta bulunmalarının ortaya çıkardığı sorunları belirmek amaçlanmıştır. Ayrıca 60-72 aylık çocukların okula adaptasyon güçlüğü ile ilgili yaşanılan sorunları tespit etmek de amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 6287 nolu ilköğretim ve eğitim kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunu uygulayan Bitlis ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait ilkokullardaki 1. ve 2. Sınıf öğretmenleri (350 sınıf öğretmeni) ile yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin (anketin tümü) analizi bilgisayar ortamında yapılmış ve bazı verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama gibi betimsel istatistiklere yer verilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre 60-72 aylık çocukların gelişim durumları incelendiğinde okula başlamada takvim yaşının yeterli olmadığı bunun yanında çocukların zihinsel, sosyal, bedensel, duygusal açıdan olgunlaşması gerektiği, okul öncesi eğitime devam eden çocukların daha başarılı oldukları ve ailelerin çocuk gelişimi hakkında bilgilendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 60-72 aylık çocukların okula uyum konusunda öğretmenleri ve arkadaşlarıyla iletişim sıkıntısı yaşadıkları, ailelerinden zor ayrıldıkları, yazma becerisi ve kendini ifade becerisi konusunda zorlandıkları, 1. Sınıf uyum kitapları ve 1. Sınıf programının çocukları zorladığı, bu yaştaki çocukların öz bakım becerilerini yapamadıkları tespit edilmiştir. 60-72 aylık çocukların öğretim sürecinde sınıf öğretmenlerinin çocukların seviyesine indiği ve çocukların ihtiyaçlarını bildikleri, bu dönemdeki çocukların okula iyi başlamaları gelecekteki eğitimlerini etkilediği, sınıflarda aynı yaş grubunun bulunması gerektiği, 2012'de uygulanan ayrı yaş grubunun aynı sınıfta bulunmasının sıkıntılara sebep olduğu, 60 aylık çocukların anasınıfına gitmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca ilkokula başlarken okul olgunluk testleri ile öğrencilerin hazır bulunuşluk durumlarının değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

HazırbulunuşlukOkul olgunluğuOkul öncesi eğitim+2
Mutlu Aslan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Keban (Elazığ) civarındaki metamorfitlerin yapısal analizi ve tektonik evrimi

İnceleme alanı, Doğu Toroslar üzerindeki Elazığ ilinin 45 km batısında yer alan, Keban ilçesi civarında yaklaşık 300 km2 lik bir alan kapsar. Bu çalışmanın amacı; yoğun tektonizmadan dolayı oldukça karmaşık hale gelmiş olan Keban metamorfitlerinin jeolojisinin ve geçirmiş olduğu tektonik evrimin aydınlatılmasına yöneliktir. Bunun için, inceleme alanında yüzeylenen metamorfitlerden ve örtü birimlerinden oldukça fazla sayıda düzlemsel ve çizgisel yapıların duruştan ölçülmüştür. Bu ölçüler haritalara işlenmiş ve kontur diyagramlarıyla da analiz edilmişlerdir. Paleontolojik, petrografik ve mikrotektonik çalışmalar için çok sayıdaki kayaç örneği derlenmiş ve incelenmiştir. Elde edilen bütün bu verilerin birlikte değerlendirilmesiyle de Keban metamorfitlerinin stratigrafisi, diğer birimlerle olan ilişkileri, deformasyon doğrultulan ve tarihçeleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İnceleme alanındaki en yaşlı birim, Keban metamorfitlerinin tabanında yer alan Erken Permiyen yaşlı Arapgir rekristalize kireçtaşlarıdır. Bunların üzerine uyumlu bir şekilde Geç Permiyen yaşlı Nimri formasyonu gelmektedir. Kalkşist, tabakalı dolomitik kireçtaşı ve kristalize kireçtaşlarıyla temsil olunan bu formasyon, Permo-Triyas yaşlı Keban mermerlerine tedrici geçiş göstermektedir. Kesintisiz olarak birbirinin devamı şeklinde gözlenen bu üç formasyon, sığ deniz ortamı koşullarında çökelmişlerdir. Keban mermerlerinin üzerine uyumlu olarak Geç Triyas yaşlı Delimehmet formasyonu gelmektedir. Bu formasyon çalışma alanında, her yerde Keban mermerlerinin üzerinde görülmektedir. Delimehmet formasyonu, kırıntılıların hakimm olduğu metadiyabaz arakatkılı bir fliş karakteristiği göstermekdedir. Hareketli ve kısmen derin deniz ortamında çökelmiştir. Geç Kretase'de Neo-Tetis okyanusunun güney kolunun kapanmaya başlamasıyla ilişkili olarak, Keban metamorfitleri kıvrımlanmış (F1,F2 kıvrımları) ve aynı zamanda da metamorfize olmuşlardır. Çalışma alanının doğusunda yüzeyliyen Erken Triyas-Geç Kretase yaşlı Munzur kireçtaşları, Keban metamorfitleri üzerinde tektonik, Elazığ mağmatitlerinin Ulupınar kuvarslı diyorit üyesi ile intrüzif dokanaklı olarak bulunmaktadır. Bunlar bugünkü konumlarına Santoniyen sonrasında, KD'dan GB'ya doğru yaklaşık 40-50 km kadar sürüklenerek gelmişlerdir. Keban metamorfitlerinin örtü birimlerini ise yaşlıdan gence sırası ile; Erken Paleosen yaşlı Kuşçular formasyonu, Tanesiyen-Lütesiyen yaşlı Seske Formasyonu, Lütesiyen-Geç Oligosen yaşlı Kırkgeçit formasyonu, Akitaniyen yaşlı Alibonca formasyonu, Geç Miyosen yaşlı Karabakır formasyonu ve Pliyo-Kuvaterner (?) yaşlı Hamurlu formasyonu oluşturur. Santoniyen-Kampaniyen yaşlı Elazığ Mağmatitleri ve üzerindeki Geç Kampaniyen-Erken Maastrihtiyen yaşlı Sağdıçlar formasyonu Keban metamorfitleriyle tektonik ilişkilidir. Geç Kretase-Paleosen yaşlı Keban mağmatitleri ise kendisinden yaşlı bütün birimleri kesmektedir. Ayrıca, inceleme alanının yakın kuzeyinde Keban metamorfitleri ile Munzur kireçtaşları arasındaki bindirme düzlemi Keban mağmatitleri tarafından kesilmiştir. Keban metamorfitleri, Alpin orojenezine bağlı olarak en az üç evreli bir kıvrımlanma geçirmişlerdir. Bu deformasyon fazlarının doğrultulan yaşlıdan gence doğru sırası ile yaklaşık olarak şöyledir: D-B, K-G ve KD-GB dır. D-B doğrultulu deformasyon fazı aynı zamanda yeşilşist fasiyesinde metamorfizma da oluşturmuştur. Genç tektonik hareketlerden de etkilenen bölgede, Orta Miyosen veya sonrasında KD- GB ve KB-GD doğrultulu blok faylanmalar (Soğanlı fayı) ile birlikte K-G / KD-GB doğrultulu ters fay bileşeni de olan, doğrultu atımlı sağ yanal bir fay gelişmiştir (Kırklar fayı). Bu fay daha güneydeki, yaklaşık D-B doğrultulu bir bindirme fayına dönüşmektedir (Hor Bindirmesi). Anahtar Kelimeler : Keban metamorfitleri, çok evreli kıvrımlanma, jeolojik evrim, yapısal analiz, blok faylanma.

Elazığ-KebanJeolojik evrimMetamorfitler+2
Ali Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Erken-orta jura yaşlı kumtaşı ve şeyllerin (Gümüşhane, Bayburt) jeokimyasal özellikleri

Doğu Karadeniz Erken-Orta Jura kırıntılıları, Jura öncesi yaşlı kaynak alanlarının jeokimyasal karakteristikleri hakkında önemli bilgiler sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Bu kapsamda, Gümüşhane yöresinde iki ve Bayburt'da bir adet olmak üzere toplam üç adet Erken-Orta Jura istifi özellikle kumtaşı ve şeyl gibi kırıntılı kayaçlar açısından örneklenmiştir. Bunlardan Hur (Gümüşhane) kesitinin havzanın horst alanını, Kösedağı (Gümüşhane) ve Taht (Bayburt) kesitlerinin ise graben alanlarını temsil ettiği düşünülmektedir. Kayaç parçaları yanında, plajiyoklas, alkali feldspat ve kuvars mineralleri kumtaşlarında ana bileşenler durumundadır. Kumtaşlarının bazıları tali oranlarda piroksen, amfibol, biyotit, opak mineral ve muskovit de içermektedirler. Kayaç parçaları asidik ve bazik kökenli olmak üzere iki alt grupta toplanmaktadır. Erken Jura'da bölgede etkin olan bazik yay volkanizması, özellikle bir kısım bazik volkanik kayaç parçaları ile piroksen ve amfibol gibi ferromagnezyen minerallerin çökelme ile eş yaşlı bu volkanizmadan gelmiş olabileceği ihtimalini doğurmaktadır. Kumtaşlarının genelde orta derecede ayrışmış olmaları (CIA=60-70), çökelme sırasında bölgenin dinamik yönden çok sakin olmadığına işaret etmektedir. Kırıntılı kayaçlarda felsik bileşenlerin oranını temsil eden Th ve U gibi iz elementler ile; mafik bileşenlerin oranını temsil eden Sc, Cr gibi iz elementler geniş aralıklar sunmaktadırlar. Bu durum kayaçların kaynak alanlarında felsik kayaçların yanı sıra önemli oranlarda mafik kayaçların da bulunduğuna işaret etmektedir. Ancak, Paleozoyik temel kayaçlarının çok yaygın bir şekilde mafik kayaçlar içermemesi bu görüşe karşı durmakta ve mafik katkının önemli bir kısmının eş zamanlı (Erken Jura) bazik volkanizmadan geldiğini doğrulamaktadır. Bu kayaçların tüm kayaç jeokimyası ada yayı, aktif kıtasal kenar ve pasif kenar gibi birden fazla tektonik ortamı tanımlamaktadır. Bu şekilde, geniş bir tektonik ortam aralığı sunabilen kırıntılı kayaçlar, bu diyagramlarda tanımlanmayan özel bir tektonik ortama işaret edebilir. Nitekim Doğu Karadeniz Erken-Orta Jura havzaları örneğinde olduğu gibi, yay gerisi veya kenar havzalar kırıntılı kayaçların tektonik ortam diyagramlarında tanımlanmayan, hem aktif volkanik yaydan ve hem de kıtadan malzeme alabilecek konumda olan havzalardır. Çalışılan alanların Erken Jura'da yay gerisi konumunda oldukları dikkate alındığında, kırıntılı kayaçların kaynak alan ve tektonik ortam bakımından geniş aralık sunmaları anlamlı görünmektedir.

Remziye Akdoğan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00

Other supervisors