Theses supervised by Dr. Leyla Kırkpınar
11 theses · Dokuz Eylül University
1929 İzmir'in sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı
Bu araştırmamızda, İzmir gibi Türkiye'nin önde gelen ve önemli bir ticari potansiyele sahip olan bir kentinin, 1929 yılı sosyo-ekonomik ve kültürel yapısı ele alınmıştır. İzmir konumu itibariyle Anadolu'nun diğer kentlerine oranla önemli bir ticari potansiyele sahip bir şehirdi. Aynı zamanda Türkiye'nin üçüncü önemli kenti olmasının yanı sıra, çevresindeki yerleşim birimleri için büyük bir hinterlandın merkezi olarak ekonomik potansiyelinin varlığı ve doğal limanıyla dışa açılmış bir kapı olma işlevine de sahipti. Bu özelliklerinin getirmiş olduğu etkilerle birlikte; yanmış, yıkık ve harabe bir şehirden imar ve iskân faaliyetleri sonucu modern bir İzmir'in oluşumu süreci anlatılmıştır. Bu çalışma 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın İzmir'e yansımalarını da ortaya koymuştur.Araştırmamızda; İzmir vilâyeti ve idari yapı, İzmir'de belediyecilik faaliyetleri, nüfus yapısı, eğitim ve imar faaliyetleri ile ilgili önemli bilgiler verilmiştir. Ekonomik yapısıyla ilgili olarak tarım, hayvancılık, sanayi, ticaret, liman, kooperatifçilik, şirketler, ormancılık ve madencilik faaliyetleri anlatılmaya çalışılmıştır. Sosyo-Kültürel yapısında ise; toplumsal yapı, sinema, tiyatro, edebiyat, sanat, bayramlar, gündelik hayat, sağlık, fuar, millet mektepleri, spor, ulaşım ve haberleşme üzerinde durulmuştur.Kısacası bu çalışmamızda, 1929 yılı İzmir'inin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı, ayrıntılı bir şekilde istatistikî bilgiler ile ele alınarak, kent tarihçiliği açısından tahlil edilmeye çalışılmıştır.
Atatürk döneminde köy eğitmenliği
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi siyasal otoritenin öncelikli konularından biri olmuştur.Genel nüfus içerisindeki okuma yazma oranının çok düşük olması ayrıca köylerdeki okuma yazma oranının yok denecek kadar az olması devlet yetkililerine yeni arayışlara yönlendirmiştir.Mustafa Kemal, köy eğitim meselesini çözmek için Saffet ARIKAN 'a teklifte bulunur köy egitmeni yetiştirmek için Türk Silahlı Kuvvetlerinden yararlanma yoluna gidilerek askerliğini çavuş olarak yapanların eğitmen kurslarına katılmaları sağlanır.İlk eğitmen kursu 1936 yılında Eskişehirin Çifteler çiftliğinde açılır. Köy eğitmenleri sayesinde köylerin öğretmen ihtiyacı kısa zamanda büyük ölçüde sağlanır.Eğitmenler görevlerinde başarılı olmuş köy enstitülerinin kurulmasına zemin hazırlamıştır.
1945 Köylüyü Topraklandırma Kanunu ve Türk siyasal yaşamına etkisi
1945 Köylüyü Topraklandırma Kanunu ve Türk Siyasal Yaşamına EtkisiYeni Türk Devleti'nin kurulmasından sonraki 1923 ve 1930 yılları arasında çok partili sisteme geçiş iki defa denenmesine rağmen başarılı olunamamıştır. Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası demokratik rejimlerde beklenen muhalefet partisi olmaktan daha çok kısa zamanda inkılap düşmanlarının toplandığı partiler haline dönüşmüşledir. 1930'dan sonra tekrar başlayan tek partili sistemin Dünya Ekonomik Buhranı'na ve İkinci Dünya Savaşı'na karşı ülke içinde aldığı önlemler toplumun geniş kesimleri tarafından eleştirilere sebep olmuştur. Ayrıca Milli Şef İsmet İnönü'nün meclis içindeki kırılmaz otoritesi de meclis içindeki muhalefetin uzun yıllar ses çıkaramamasına sebep olmuşturUlusal ülkü durumundaki topraksız köylüyü topraklandırma konusu Başta Mustafa Kemal Atatürk'ün olmak üzere her an kafalarda çözüm bekleyen sorunlar arasındaydı. 1945 yılına kadar yapılan çalışmalar gerçek manada bu sorunu ortadan kaldırmaktan çok uzak görünmektedir.İlk defa bu kadar derinlemesine ele alınarak çözülmeye çalışılan topraklandırma konusu, 1945 Köylüyü topraklandırma kanunun da denilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarı olarak meclise gelmiştir. Hazırlanış aşamasında ciddi tartışmaların yaşandığı bu kanunun, meclis görüşmeleri esnasında Adnan Menderes, Refik Koraltan gibi milletvekilleri tarafından eleştirilmiştir.Bu eleştiriler meclis kürsüsünden Milli Şef İnönü'nün ve Cumhuriyet Halk fırkası'nın yaptığı uygulamaların sorgulanmasına kadar gitmiştir. Ayrıca bu kanun ile rejim değişikliği bile düşünüldüğünü belirten muhalif milletvekilleri eleştirilerinin dozunu gittikçe arttırmışlar ve Anayasa'nın ihlal edildiğini dile getirmişlerdir.1945'e kadar sesi çıkmayan muhalefet bu kanun görüşmeleri ile tekrar sesinin çıkartmaya ve mecliste söylenemeyenleri söyleyerek Türk siyasi hayatında yeni bir dönemin başlamasında rol oynamışlardır. Bu görüşmelerle başlayan hükümete yönelik ciddi manadaki eleştiriler, 1945 bütçe görüşmeleri esnasında aynen devam etmiştir. Toprak Kanunu görüşmelerinde olduğu gibi bütçe görüşmelerinde de bütçeyi konuşurken satır aralarında hükümet devamlı eleştirilmiştir.Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kanun olarak ülkeye çok bir şey kazandırmamıştır. Ancak bu kanun görüşmeleri esnasında Adnan Menderes gibi siyasetçilerin de katılımıyla güçlenen muhalefete, yeni oluşumlar için zemin hazırlamış ve Türk siyasal yaşamında çok partili sisteme geçişte bir başlangıç olmuştur.Güçlenen Muhalefet, tek parti yönetiminin uygulamalarından sıkılan halk kitleleri tarafından geniş ölçüde taraftar bularak Demokrat Parti'yi kurmuştur.
1929 dünya ekonomik bunalımının İzmir'de görülen etkileri
1929 Ekonomik Bunalımı Amerika'dan başlayarak bütün dünyayı etkisi altına aldı. Türkiye'de bu bunalımdan olabildiğince etkilendi. Ülkede bunalımı aşmak üzere çeşitli yollara başvuruldu. Bunlardan en önemlisi ithalatı olabildiğince kısıp ihracatı artırarak kendi kendine yeten bir ülke olmaktı. Türkiye bu zor dönemleri denk bütçe politikası ve devletçi yaklaşımlarla atlatmayı başardı. Bunun için birçok parasal düzenlemeler gerçekleştirdi. Merkez Bankası'nı kurdu. Topladığı sanayi ve ziraat kongreleriyle iç dinamiklerini harekete geçirmeye çalıştı. Halk, yerli malı kullanımı konusunda özendirilerek ekonomik bunalımla ilgili olarak sürekli bilgilendirildi.İzmir tarih boyunca Anadolu'nun batıya açılan en önemli ticaret kentlerinden biriydi. Avrupa'ya yapılan ihracatın önemli bir kısmı İzmir Limanı'ndan yapılmaktaydı. Bu nedenle dünya piyasalarındaki durgunluk İzmir'e de yansıyordu. Fiyatlar giderek düşüyor, mallar üreticinin elinde kalıyordu. Hem merkezi yönetim hem yerel yönetim bütçelerini dengelemek ve zorunlu ihtiyaçlarını giderebilmek için halktan son derece ağır vergiler istiyordu. Bunun yanında Osmanlı döneminden beri şehirde ulaşım, alt yapı ve enerji piyasasına hâkim olan yabancı şirketler bu durumlarından sonuna kadar yararlanıyor, halka hizmetleri pahalıya satıyor, kendileri için ekonomik olmayan bölgelere ise hizmet götürmüyorlardı.Uzun süren savaşlardan sonra başta İzmir olmak üzere Anadolu'nun çeşitli yerlerine iskân edilen göçerler önemli sorunlara neden olmaktaydı. İşsizlik günden güne artıyordu. İzmirliler pahalılıktan son derece şikâyetçiydi. 1914 yılında 914 kuruşla geçinebilen ortalama bir aile 1932 yılına gelindiğinde bunun için 125 lira 23 kuruşa ihtiyaç duyuyordu. Eğitim ve sağlık alanlarında önemli sorunlar yaşanmaktaydı. Cumhuriyet'in ilanı sonrasında kısa bir süre içerisinde gerçekleşen devrimler ve hayat pahalılığı, rejim karşıtlarını heyecanlandırmakta, bu durum istenmeyen bazı olaylar için uygun bir ortam sağlamaktaydı.
İttihat ve Terakki ve paramiliter yan kuruluşları
Sultan II. Abdülhamit'i devirerek istibdat yönetime son vermek ve 1876 Anayasa'sını yeniden yürürlüğe koymak amacıyla gizli bir ihtilalci cemiyet olarak kurulan İttihat ve Terakki, İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesinin ardından siyasal yaşamın temel aktörlerinden biri haline gelmiştir.Meşrutiyet dönemi içerisinde `cemiyet-fırka' ikilemi arasında bocalayan ve bir yol arayan Cemiyet, 1913 Kongresi ile nihai kararını vererek fırkalaşma yoluna gitmiştir. Balkan Savaşları'nın getirdiği yıkım sürecinde iktidar koltuğuna oturan İttihatçılar yaklaşan Birinci Dünya Savaşı'nın ayak sesleri arasında, bir yandan devlet aygıtını yeniden organize ederken, bir yandan da sivil toplumun çeşitli unsurlarını yapılandırmaya çalışmışlardır. İttihatçılar, bu doğrultuda farklı adlar ve amaçlar altında örgütlenmiş paramiliter organizasyonlar kurmuşlardır.Bu çalışma; İttihat ve Terakki'nin kuruluşundan fırkalaşmasına uzanan süreçte geçirdiği örgütsel evrim ile `Tam İktidar' dönemi içerisinde kurduğu ve `örgüt-kadro-ideoloji' bağlamında yan kuruluşu olarak nitelenen paramiliter yapılanmalarının örgütsel dokuları arasındaki özdeşlikleri tek bir pencere içerisinde vermeyi amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: İttihat ve Terakki Fırkası, İkinci Meşrutiyet, Paramiliter Kuruluşlar, İzcilik, Teşkilat-ı Mahsusa.
Atatürk Dönemi güzellik yarışmaları ve Keriman Halis
Cumhuriyet devrimleri pek çok alanda uygarlaşmayı amaç edinmiştir. Özellikle toplumsal yaşamda gelişmeyi sağlarken, yeni uygar ulusun en önemli unsurlarından biri olacak kadını da bu sürece dahil etmiştir.Kadın hakları konusunda yapılan devrimlerle yıllardır gelişimi engellenmiş Türk kadını için büyük bir dönüşüm yaşanmıştır. İlk kez Cumhuriyet döneminde yapılan güzellik yarışmaları da bu dönüşümün görünürlüğünü sağlamıştır.Güzellik yarışmaları sadece bu büyük değişimlerin ulusal sınırlarda değil dış dünyada da anlaşılmasını sağlamak için uluslar arası yarışmalarda da yer alınmıştır. Güzellik yarışmaları Cumhuriyet devrimlerinin kadına sağladığı kazanımları göstermek için bir araç olmuştur.İşte bu çalışmada Keriman Halis özelinde güzellik yarışmalarının Türk modernleşmesine katkıları incelenmiştir.
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye Fransa ilişkileri
II. Dünya Savaşı ve Yunus Nadi.
ÖZETI.Dünya Savaşı Sonunda imzalanan antlaşmalar II. Dünya savaşını tetikledi.I.Dünya Savaşı sonunda imzalanan antlaşmalardan en çok rahatsız olan devlet Almanyaoldu. Versay Antlaşma'sının getirdiği ağır koşullar Almanya'yı bunalıma sürükledi.1929 Dünya ekonomik bunalımı da Alman ekonomisini etkiledi. Bu durum NaziPartisinin iktidara gelmesine sebeb oldu. Hitler'in politikasında Versay ve St. Germainantlaşmasının kaldırılması, bir millet, bir devlet ilkesini gerçekleştirmesi, hayat sahasıyani Almanlar'ın yaşamadığı birçok memleketi de kendi sınırları içinde katmak vardı.Hitler bu politikayı gerçekleştirmek için harekete geçti. Almanya'nın Versay'dankurtulma çabalarına karşın İngiltere ve Fransa'nın tepkisiz kalması İtalya'yı cesaretlen-dirdi. İtalya Habeşistan'a saldırdı. Habeşistan'ı ele geçiren İtalya Almanya'ya yakınlaş-tı. Roma- Berlin Mihveri kuruldu.Uzakdoğuda da I. Dünya Savaşından sonra en güçlü devlet Japonya oldu. Japon-ya'nın en önemli sorunu artan nüfusuna göç alanı bulmaktı. Bu sorununu gidermek içinyayılmacı bir politika izlediği gibi Almanya ile birlikte SSCB'ne karşı birleştiler.Antikomiter Paktını imzaladılar. İtalya'nın bu pakta katılmasıylada Mihver grubu ortayaçıktı. Bundan sonra Almanya ?Hayat Sahası? politikasını gerçekleştirmeye yöneldi.Polonya'ya savaş açmasıyla II.Dünya Savaşı çıktı.II.Dünya Savaşı çıktığında Türkiye tarafsızlığını ilan etti. Savaş boyunca da ta-rafsız kalmaya özen gösterdi. Sovyet Rusya'nın Almanya ile saldırmazlık paktınıimzalaması bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de şaşırttı. Buna rağmen TürkiyeSovyet Rusya ile ilişkileri bozmamaya çalıştı. Savaş boyunca ülkede her türlü tedbiri al-dı. Seferberlik ilan edildi. Savunma önlemleri arttırıldı.Yunus Nadi II. Savaşı gelişmelerini, II. Dünya Savaşının çıkışından 1943 yılınakadar olan dönemi kendi yorumlarıyla, Hükümetin basın üzerindeki denetimine dikkatederek okuyucularına aktarmaya çalışır.IVV
Venizelos'un Türkiye ziyareti ve bu ziyaretin Türk-Yunan ilişkilerine etkisi
Kore Savaşı ve Türk Kamuoyu
Kore, Asya Kıtası ve Japonya arasında jeopolitik öneme sahip bir yarım adadır.Kore, bu jeopolitik önemi nedeniyle tarihinin ilk dönemlerinden itibaren komşularınınişgaline uğramıştır.II. Dünya Savaşı'ndan sonra Kore, 38. paralelle ikiye ayrılmıştır. 38. paralelinkuzeyini Sovyet Rusya , güneyini ise Amerika Birleşik Devletleri işgal etmişti. Kore'ninikiye bölünmesiyle Kore sorunu ortaya çıkmıştır.Kuzey Kore'nin 25 Haziran 1950'de Güney Kore'ye saldırmasıyla Kore Savaşıbaşladı. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler, barışı korumak üzere bir karar aldı. BirleşmişMilletler barışı yeniden sağlamak için üye devletlerden Güney Kore'ye yardım etmesiniistedi. Türkiye bu karara uyarak, Kore'ye 5000 kişilik kara kuvveti gönderdi. Muhalefetpartileri, Demokrat Parti Hükümeti'nin asker gönderme kararını eleştirdi.Demokrat Parti Hükümeti, Kore Savaşı'ndan yararlanabileceğini düşünerek Kore'yebir Türk Tugayı gönderdi. Türkiye, Kore Savaşı'na bir Türk Tugayı göndererek demokratikülkelerin yanında yer aldı ve bu girişimiyle dünya kamuoyunun dikkatini çekmeyi de başardı.Türk askerinin Kore'deki başarısı Türkiye'nin NATO'ya üye olmasında etkili oldu.Türk Kamuoyu, Kore Savaşı'nı ve Türk askerinin savaşlarını büyük bir ilgi ile takipetmiştir. Bazı gazeteler savaş muhabiri göndererek, Türk askeri ile ilgili haberleri Türkkamuoyuna iletmiştir. Türk halkı, Kore'de savaşan askerlerimizi kahraman olaraknitelendirmiştir. Türk halkı askerlerimizin başarılarından büyük gurur duymuştur.
1929 dünya ekonomik bunalımının dünyaya, Türkiye'ye ve İzmir'deki üzüm fiyatlarına etkisi
1929'da New York Borsası'nda, hisse senetleri değerinde başlayan büyükdüşüş, para ve sermaye piyasalarını alt üst etti. Kısa bir sürede mali alanda büyükiflaslar oldu. Sınai ve tarımsal alanda büyük fiyat düşüklükleri yaşandı. Sosyalhayatta fakirlik ve işsizlik başladı. Amerika Birleşik Devletleri'nde patlak veren bubüyük kriz, daha sonra Avrupa'ya ve tüm dünyaya yayıldı. Bu olay, tarihe 1929Dünya Ekonomik Bunalımı adıyla kaydedildi.1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nınbaşlamasıyla, tüm dünyada üretim azaldı. Uluslar arası ticaret % 25 daraldı.İnsanların ekonomik çemberleri küçüldü. Birçok banka, sanayi kuruluşu, işletmeiflas etti. Dünya ülkeleri, bunalımdan çıkmak için çözümler aramaya başladı.1929 Krizi'nden Türkiye, Avrupa ve dünyanın büyük ekonomilerine sahipülkeleri kadar etkilenmedi. Fakat bunalımdan hissedilir derecede zarar gördü.Özellikle tarımsal fiyatlardaki düşüşler, ülkenin başını ağrıttı.Türkiye'nin en büyük ihracat merkezi olan İzmir ve onun en önemli ihracatürünü çekirdeksiz kuru üzüm, 1929 Ekonomik Bunalımı'ndan etkilendi. İzmirçekirdeksiz kuru üzümünün en başta borsa satış fiyatları bu durumdan etkilendi. Buüzümün en büyük ihracat piyasaları olan Almanya ve İngiltere piyasaları ekonomikkrize girince; ihracat kıymetleri de düştü. Bunalımın başlamasından birkaç yıl sonraise, İzmir'deki fiyatlar neredeyse yarı yarıya düştü. Bundan bağcılık sektörü yaraaldı. Bağ çiftçileri gitgide zarar etmeye başladı. Kredi ve faiz borçları birikti.Üretimde zararları büyüdü. Tüm bunlar karşısında Türkiye Cumhuriyeti, çeşitlikurumlar oluşturarak bu sıkıntıları önlemeye çalıştı. Oluşturulan kredi kooperatifleri,Üzüm Kurumu, Ziraat Bankası gibi devlet kuruluşları bağcıların ekonomik buhrantemelli sorunlarını hafifletti.Amerikan Borsası'nda doğup tüm dünyaya ve hatta İzmir'deki üzümfiyatlarına kadar tesir edebilen 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı; tarihe, dünyanın enbüyük ekonomik krizi unvanını alarak yazıldı. İzmir'de üzüm fiyatları ise uzun birsüre kendisini toparlayamadı.