Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Emre Yakut
26 theses · Osmaniye Korkut Ata University
İnsani gelişmişlik endeksinin veri madenciliği tekniklerinden olan C5.0 ve GINI algoritmaları kullanarak modellenmesi
İnsani Gelişme Endeksi (İGE), ülkelerin gelişmişliklerini gözönünde bulundurarak insanların mutluluğunu, sağlıklı bir yaşam ile birlikte başarılı bir hayat sürmelerini dikkate alan bir kalkınma endeksidir. Ülkelerin milli gelirlerini karşılaştırarak o ülkenin daha gelişmiş olduğunu açıklamak yeterli değildir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan İGE, insan hayatının daha kaliteli bir hayat sürmesi açısından ülkelerin milli geliri, eğitim ve sağlık göstergelerine dayanarak hesaplanmaktadır. Dolayısıyla İGE, insan hayatının zenginliği açısından ülkeler arası karşılaştırma yapmak için başvurulan bir gösterge değer olmuştur. Bu çalışmada UNDP'nin 2010-2017 yıllarını kapsayan 79 ülkenin verileri kullanılarak veri madenciliğinin karar ağacı tekniklerinden C5.0 ve Gini algoritmaları ile karar ağaçları oluşturulmuştur. Karar ağaçları ile birlikte İGE'ye etki eden faktörler belirlenmiş ve ülkeler çok yüksek, yüksek, orta ve düşük düzeyde gelişmiş ülkeler olarak sınıflandırılarak kurallar elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda C5.0 algoritması ile %97,94 ve Gini algoritması ile %91,93'lük doğru sınıflandırma başarısı elde edilmiştir. Bunun dışında duyarlılık ve belirleyicilik istatistikleri de hesaplanmıştır. İGE'ye en fazla etki eden değişkenlerin eğitim, istihdam ve sağlık göstergelerindeki değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Cinsiyet eşitsizliğini etkileyen faktörlerin C5.0, CART, CHAID analizi yöntemiyle sınıflandırılması
Bu çalışmada Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporundan elde edilen verilerle, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin büyüklüğünün rakamlarla ve zamana bağlı olarak değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkelerin profilini oluşturan dört temel fonksiyon (sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset) ele alınmıştır. Çalışmada veri madenciliği sınıflandırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. 144 ülke için 2006-2016 dönemini kapsayan bir panel veri seti oluşturulmuş ve bu veriler Dünya Ekonomi Formundaki raporlardan temin edilmiştir. CART, C5.0 ve CHAID algoritmaları ile yapılan analiz sonucunda karar ağaçları oluşturulmuş ve ülkelerin cinsiyet eşitsizlik oranını ortaya çıkaracak oranın hangi değişkenin etkisi ile gelişmiş ya da gelişmemiş kategori de olduğu belirlenmek istenmiştir. C5.0, CART, CHAID algoritmaları kullanılarak yapılan analiz sonuçlarına göre en önemli değişkenlerin X5 (profesyonel ve teknik işçiler) değişkeni ve X4 (kanun yapıcılar, yetkililer ve yöneticiler) değişkeni olduğu ve bu iki değişkenin kök düğümün ilk bölünme noktasını oluşturdukları ve X13 (yönetici pozisyonundaki kadınlar) değişkenin de karar ağacının ikinci düğümden devam ederek diğer bölünmeyi oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet eşitsizliği, veri madenciliği, sınıflandırma.
Cinsiyet eşitsizliğini etkileyen faktörlerin C5.0, CART, CHAID analizi yöntemiyle sınıflandırılması
Bu çalışmada Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporundan elde edilen verilerle, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin büyüklüğünün rakamlarla ve zamana bağlı olarak değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkelerin profilini oluşturan dört temel fonksiyon (sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset) ele alınmıştır. Çalışmada veri madenciliği sınıflandırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. 144 ülke için 2006-2016 dönemini kapsayan bir panel veri seti oluşturulmuş ve bu veriler Dünya Ekonomi Formundaki raporlardan temin edilmiştir. CART, C5.0 ve CHAID algoritmaları ile yapılan analiz sonucunda karar ağaçları oluşturulmuş ve ülkelerin cinsiyet eşitsizlik oranını ortaya çıkaracak oranın hangi değişkenin etkisi ile gelişmiş ya da gelişmemiş kategori de olduğu belirlenmek istenmiştir. C5.0, CART, CHAID algoritmaları kullanılarak yapılan analiz sonuçlarına göre en önemli değişkenlerin X5 (profesyonel ve teknik işçiler) değişkeni ve X4 (kanun yapıcılar, yetkililer ve yöneticiler) değişkeni olduğu ve bu iki değişkenin kök düğümün ilk bölünme noktasını oluşturdukları ve X13 (yönetici pozisyonundaki kadınlar) değişkenin de karar ağacının ikinci düğümden devam ederek diğer bölünmeyi oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet eşitsizliği, veri madenciliği, sınıflandırma.
Cinsiyet eşitsizliğini etkileyen faktörlerin C5.0, CART, CHAID analizi yöntemiyle sınıflandırılması
Bu çalışmada Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporundan elde edilen verilerle, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin büyüklüğünün rakamlarla ve zamana bağlı olarak değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkelerin profilini oluşturan dört temel fonksiyon (sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset) ele alınmıştır. Çalışmada veri madenciliği sınıflandırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. 144 ülke için 2006-2016 dönemini kapsayan bir panel veri seti oluşturulmuş ve bu veriler Dünya Ekonomi Formundaki raporlardan temin edilmiştir. CART, C5.0 ve CHAID algoritmaları ile yapılan analiz sonucunda karar ağaçları oluşturulmuş ve ülkelerin cinsiyet eşitsizlik oranını ortaya çıkaracak oranın hangi değişkenin etkisi ile gelişmiş ya da gelişmemiş kategori de olduğu belirlenmek istenmiştir. C5.0, CART, CHAID algoritmaları kullanılarak yapılan analiz sonuçlarına göre en önemli değişkenlerin X5 (profesyonel ve teknik işçiler) değişkeni ve X4 (kanun yapıcılar, yetkililer ve yöneticiler) değişkeni olduğu ve bu iki değişkenin kök düğümün ilk bölünme noktasını oluşturdukları ve X13 (yönetici pozisyonundaki kadınlar) değişkenin de karar ağacının ikinci düğümden devam ederek diğer bölünmeyi oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet eşitsizliği, veri madenciliği, sınıflandırma.
Türkiye elektrik enerjisi tüketiminin genetik algoritma ve ANFIS ile modellenmesi
Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır. Elektrik enerjisi, rahat yaşam standartları açısından ve diğer enerji çeşitleri arasında en popüler olanıdır. Günümüzün vazgeçilmez enerji çeşidi olan elektrik enerjisine her geçen gün duyulan ihtiyaç artmaktadır. Elektrik arz güvenliğinin sağlanabilmesine yönelik verimli elektrik tüketimi için doğru, güvenilir ve anlamlı tahminlerin yapılması gerekmektedir. Elektrik tahminini modellemek için birçok yöntem bulunmaktadır. Bu çalışmada 1995-2017 yılları arasında Türkiye'deki elektrik enerjisi tüketimini modelleyebilmek için genetik algoritmadan lineer ve karesel formlar ve ANFİS için ise üçgen ve gauss üyelik fonksiyonları denenmiştir. Ardından GA ve ANFİS yöntemleri ile belirlenen tahmini değerler ile gerçek elektrik tüketim değerleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için hipotezi testi gerçekleştirilmiştir. GA için lineer model, ANFİS için üçgen üyelik fonksiyonlu model daha başarılı sonuç vermiştir. GA yöntemi için lineer modelde R2 değeri %99,2 ve MAPE değeri %3,2; ANFİS yöntemi için üçgen üyelik fonksiyonlu modelde R2 değeri %95,5 ve MAPE değeri %3,9 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak GA ve ANFİS'e ilişkin kurulan modellerin elektrik tüketim tahmini amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Genetik algoritma, ANFIS, Tahminleme, Elektrik Enerjisi Tüketimi
Türkiye elektrik enerjisi tüketiminin genetik algoritma ve ANFIS ile modellenmesi
Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır. Elektrik enerjisi, rahat yaşam standartları açısından ve diğer enerji çeşitleri arasında en popüler olanıdır. Günümüzün vazgeçilmez enerji çeşidi olan elektrik enerjisine her geçen gün duyulan ihtiyaç artmaktadır. Elektrik arz güvenliğinin sağlanabilmesine yönelik verimli elektrik tüketimi için doğru, güvenilir ve anlamlı tahminlerin yapılması gerekmektedir. Elektrik tahminini modellemek için birçok yöntem bulunmaktadır. Bu çalışmada 1995-2017 yılları arasında Türkiye'deki elektrik enerjisi tüketimini modelleyebilmek için genetik algoritmadan lineer ve karesel formlar ve ANFİS için ise üçgen ve gauss üyelik fonksiyonları denenmiştir. Ardından GA ve ANFİS yöntemleri ile belirlenen tahmini değerler ile gerçek elektrik tüketim değerleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için hipotezi testi gerçekleştirilmiştir. GA için lineer model, ANFİS için üçgen üyelik fonksiyonlu model daha başarılı sonuç vermiştir. GA yöntemi için lineer modelde R2 değeri %99,2 ve MAPE değeri %3,2; ANFİS yöntemi için üçgen üyelik fonksiyonlu modelde R2 değeri %95,5 ve MAPE değeri %3,9 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak GA ve ANFİS'e ilişkin kurulan modellerin elektrik tüketim tahmini amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Genetik algoritma, ANFIS, Tahminleme, Elektrik Enerjisi Tüketimi
Türkiye elektrik enerjisi tüketiminin genetik algoritma ve ANFIS ile modellenmesi
Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır. Elektrik enerjisi, rahat yaşam standartları açısından ve diğer enerji çeşitleri arasında en popüler olanıdır. Günümüzün vazgeçilmez enerji çeşidi olan elektrik enerjisine her geçen gün duyulan ihtiyaç artmaktadır. Elektrik arz güvenliğinin sağlanabilmesine yönelik verimli elektrik tüketimi için doğru, güvenilir ve anlamlı tahminlerin yapılması gerekmektedir. Elektrik tahminini modellemek için birçok yöntem bulunmaktadır. Bu çalışmada 1995-2017 yılları arasında Türkiye'deki elektrik enerjisi tüketimini modelleyebilmek için genetik algoritmadan lineer ve karesel formlar ve ANFİS için ise üçgen ve gauss üyelik fonksiyonları denenmiştir. Ardından GA ve ANFİS yöntemleri ile belirlenen tahmini değerler ile gerçek elektrik tüketim değerleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için hipotezi testi gerçekleştirilmiştir. GA için lineer model, ANFİS için üçgen üyelik fonksiyonlu model daha başarılı sonuç vermiştir. GA yöntemi için lineer modelde R2 değeri %99,2 ve MAPE değeri %3,2; ANFİS yöntemi için üçgen üyelik fonksiyonlu modelde R2 değeri %95,5 ve MAPE değeri %3,9 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak GA ve ANFİS'e ilişkin kurulan modellerin elektrik tüketim tahmini amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Genetik algoritma, ANFIS, Tahminleme, Elektrik Enerjisi Tüketimi
Parçacık sürü optimizasyonu ve genetik algoritma kullanarak Türkiye'nin 2050 yılına kadar enerji tüketim tahmininin yapılması
Parçacık sürü optimizasyonu (PSO) ve genetik algoritma (GA) modern sezgisel optimizasyon teknikleri arasında en önemli optimizasyon teknikleridir. Çalışmada, PSO ve GA modellerini kullanarak 2050 yılına kadar Türkiye'nin enerji talebini tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışmada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, IEA (Uluslararsı Enerji Ajansı), OECD ve TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından verilen yıllık veriler kullanılmıştır. PSO ve GA enerji talep modelleri, nüfus, ihracat, ithalat, gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYH) kullanılarak geliştirilmiştir. Tüm modeller lineer ve karesel formda düzenlenmiştir. Türkiye'nin enerji talebi dört farklı senaryoya göre öngörülmüştür. Analiz sonuçlara göre PSO analizi için R^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 93,07 bununla birlikte GA analizi içinR^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 94,06'lık bir açıklama gücü tespit edilmiştir. Ayrıca karesel modelde ortalama mutlak yüzde hata oranları, PSO için %22,52, GA için %22,74 değerini almıştır. Lewis'e göre bu değerler modellerin kabul edilebilir olduğunu göstermiştir. PSO model değerlerinin GA'ya göre daha iyi tahmin sonuçları verdiği gözlenmiştir.
Çatışma yönetimi, iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, beyaz yakalı konumundaki bireylerin iş arkadaşlarıyla yaşadıkları bir çatışma durumunda daha çok hangi tür çatışma yönetim yaklaşımlarını tercih ettiklerini belirlemek ve tercih edilen çatışma yönetimi yaklaşımlarıyla (problem çözme, uyma, zorlama, kaçınma ve taviz verme stratejisi) çalışanların iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeli kullanarak araştırmaktır. Bunun yanı sıra, araştırmada kullanılan demografik ve kontrol değişkenlerine (işletme türü, çalışan sayısı, mevki, kıdem, toplam deneyim) göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'nde kayıtlı özel sektör işletmelerindeki beyaz yakalı çalışanların oluşturduğu çalışma sonucunda; problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların iş tatmin düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Problem çözme ve zorlama stratejisini tercih eden çalışanların iş performans düzeylerinin yüksek, problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerini ilişkin ortalamaların düşük, taviz verme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerine ilişkin ortalamaların ise yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların iş tatminleri arttıkça hem kariyer tatminleri hem de iş performanslarının arttığı buna karşın çalışanların işten ayrılma niyetlerinin azaldığı sonucuna varılmıştır. İş tatmininin, problem çözme stratejisi ile kariyer tatmini arasındaki ilişkide tam aracılık, iş performansı üzerinde ise kısmi aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir.
Çatışma yönetimi, iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, beyaz yakalı konumundaki bireylerin iş arkadaşlarıyla yaşadıkları bir çatışma durumunda daha çok hangi tür çatışma yönetim yaklaşımlarını tercih ettiklerini belirlemek ve tercih edilen çatışma yönetimi yaklaşımlarıyla (problem çözme, uyma, zorlama, kaçınma ve taviz verme stratejisi) çalışanların iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeli kullanarak araştırmaktır. Bunun yanı sıra, araştırmada kullanılan demografik ve kontrol değişkenlerine (işletme türü, çalışan sayısı, mevki, kıdem, toplam deneyim) göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'nde kayıtlı özel sektör işletmelerindeki beyaz yakalı çalışanların oluşturduğu çalışma sonucunda; problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların iş tatmin düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Problem çözme ve zorlama stratejisini tercih eden çalışanların iş performans düzeylerinin yüksek, problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerini ilişkin ortalamaların düşük, taviz verme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerine ilişkin ortalamaların ise yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların iş tatminleri arttıkça hem kariyer tatminleri hem de iş performanslarının arttığı buna karşın çalışanların işten ayrılma niyetlerinin azaldığı sonucuna varılmıştır. İş tatmininin, problem çözme stratejisi ile kariyer tatmini arasındaki ilişkide tam aracılık, iş performansı üzerinde ise kısmi aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir.
Çatışma yönetimi, iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, beyaz yakalı konumundaki bireylerin iş arkadaşlarıyla yaşadıkları bir çatışma durumunda daha çok hangi tür çatışma yönetim yaklaşımlarını tercih ettiklerini belirlemek ve tercih edilen çatışma yönetimi yaklaşımlarıyla (problem çözme, uyma, zorlama, kaçınma ve taviz verme stratejisi) çalışanların iş tatmini, kariyer tatmini, iş performansı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeli kullanarak araştırmaktır. Bunun yanı sıra, araştırmada kullanılan demografik ve kontrol değişkenlerine (işletme türü, çalışan sayısı, mevki, kıdem, toplam deneyim) göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü'nde kayıtlı özel sektör işletmelerindeki beyaz yakalı çalışanların oluşturduğu çalışma sonucunda; problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların iş tatmin düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Problem çözme ve zorlama stratejisini tercih eden çalışanların iş performans düzeylerinin yüksek, problem çözme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerini ilişkin ortalamaların düşük, taviz verme stratejisini tercih eden çalışanların işten ayrılma niyetlerine ilişkin ortalamaların ise yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların iş tatminleri arttıkça hem kariyer tatminleri hem de iş performanslarının arttığı buna karşın çalışanların işten ayrılma niyetlerinin azaldığı sonucuna varılmıştır. İş tatmininin, problem çözme stratejisi ile kariyer tatmini arasındaki ilişkide tam aracılık, iş performansı üzerinde ise kısmi aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir.
Parçacık sürü optimizasyonu ve genetik algoritma kullanarak Türkiye'nin 2050 yılına kadar enerji tüketim tahmininin yapılması
Parçacık sürü optimizasyonu (PSO) ve genetik algoritma (GA) modern sezgisel optimizasyon teknikleri arasında en önemli optimizasyon teknikleridir. Çalışmada, PSO ve GA modellerini kullanarak 2050 yılına kadar Türkiye'nin enerji talebini tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışmada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, IEA (Uluslararsı Enerji Ajansı), OECD ve TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından verilen yıllık veriler kullanılmıştır. PSO ve GA enerji talep modelleri, nüfus, ihracat, ithalat, gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYH) kullanılarak geliştirilmiştir. Tüm modeller lineer ve karesel formda düzenlenmiştir. Türkiye'nin enerji talebi dört farklı senaryoya göre öngörülmüştür. Analiz sonuçlara göre PSO analizi için R^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 93,07 bununla birlikte GA analizi içinR^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 94,06'lık bir açıklama gücü tespit edilmiştir. Ayrıca karesel modelde ortalama mutlak yüzde hata oranları, PSO için %22,52, GA için %22,74 değerini almıştır. Lewis'e göre bu değerler modellerin kabul edilebilir olduğunu göstermiştir. PSO model değerlerinin GA'ya göre daha iyi tahmin sonuçları verdiği gözlenmiştir.
Parçacık sürü optimizasyonu ve genetik algoritma kullanarak Türkiye'nin 2050 yılına kadar enerji tüketim tahmininin yapılması
Parçacık sürü optimizasyonu (PSO) ve genetik algoritma (GA) modern sezgisel optimizasyon teknikleri arasında en önemli optimizasyon teknikleridir. Çalışmada, PSO ve GA modellerini kullanarak 2050 yılına kadar Türkiye'nin enerji talebini tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışmada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, IEA (Uluslararsı Enerji Ajansı), OECD ve TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından verilen yıllık veriler kullanılmıştır. PSO ve GA enerji talep modelleri, nüfus, ihracat, ithalat, gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYH) kullanılarak geliştirilmiştir. Tüm modeller lineer ve karesel formda düzenlenmiştir. Türkiye'nin enerji talebi dört farklı senaryoya göre öngörülmüştür. Analiz sonuçlara göre PSO analizi için R^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 93,07 bununla birlikte GA analizi içinR^2 değeri lineer modelde % 91,71, karesel modelde % 94,06'lık bir açıklama gücü tespit edilmiştir. Ayrıca karesel modelde ortalama mutlak yüzde hata oranları, PSO için %22,52, GA için %22,74 değerini almıştır. Lewis'e göre bu değerler modellerin kabul edilebilir olduğunu göstermiştir. PSO model değerlerinin GA'ya göre daha iyi tahmin sonuçları verdiği gözlenmiştir.
Türk bankacılık sektörünün finansal performansının klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi: BİST'te bir uygulama
Bankacılık sektörü finansal sistemin önemli bir parçası olarak yer alır. Bankaların finansal sistemdeki pozisyonu nedeniyle bankacılık sektöründe meydana gelebilecek herhangi bir olumsuzluk tüm ülke ekonomisini etkileyebilmektedir. Bankacılık sektörünün kaynak dağılımı ve finansal aracılık görevi açısından etkin ve verimli çalışması, ülke ekonomisi açısından çok önemlidir. Dolayısıyla ekonomiler içerisinde oldukça kritik noktada bulunan bankaların finansal performanslarının değerlendirilmesi büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören 22 bankanın 2009-2018 yılları arası finansal performanslarının, klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada, Copeland yöntemiyle bütünleştirme işlemi yapılarak, kullanılan klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemlerinden öne çıkan yöntemin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada analizler sonucunda elde edilecek verilerin, Türk bankacılık sektörünün finansal performansına katkı yapacağı düşünülmektedir. Çalışmada 26 adet kriter kullanılmıştır. Kullanılan kriterlerin ağırlıkları Entropi ve Bulanık Shannon Entropi yöntemleriyle hesaplanmıştır. Daha sonra Topsis, Vikor, Bulanık Topsis ve Bulanık Vikor yöntemleriyle performans analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Copeland yöntemiyle bütünleştirilmiş ve tek sıralamaya dönüştürülmüştür. Yöntemlerin sıralama sonuçları ve Copeland yöntemi sıralaması arasındaki ilişki Spearman sıra korelasyon testi yapılarak değerlendirilmiştir. Korelasyon testine göre, Bulanık Topsis yönteminin öne çıktığı görülmüştür. Copeland yöntemi ile Bulanık Topsis yöntemi α=0,5 kesim aralığı sonuçlarının en yüksek korelasyona sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Entropi, VIKOR ve TOPSIS, bulanık Shannon entropi, bulanık TOPSIS ve bulanık VIKOR, Copeland yöntemi
Türk bankacılık sektörünün finansal performansının klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi: BİST'te bir uygulama
Bankacılık sektörü finansal sistemin önemli bir parçası olarak yer alır. Bankaların finansal sistemdeki pozisyonu nedeniyle bankacılık sektöründe meydana gelebilecek herhangi bir olumsuzluk tüm ülke ekonomisini etkileyebilmektedir. Bankacılık sektörünün kaynak dağılımı ve finansal aracılık görevi açısından etkin ve verimli çalışması, ülke ekonomisi açısından çok önemlidir. Dolayısıyla ekonomiler içerisinde oldukça kritik noktada bulunan bankaların finansal performanslarının değerlendirilmesi büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören 22 bankanın 2009-2018 yılları arası finansal performanslarının, klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada, Copeland yöntemiyle bütünleştirme işlemi yapılarak, kullanılan klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemlerinden öne çıkan yöntemin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada analizler sonucunda elde edilecek verilerin, Türk bankacılık sektörünün finansal performansına katkı yapacağı düşünülmektedir. Çalışmada 26 adet kriter kullanılmıştır. Kullanılan kriterlerin ağırlıkları Entropi ve Bulanık Shannon Entropi yöntemleriyle hesaplanmıştır. Daha sonra Topsis, Vikor, Bulanık Topsis ve Bulanık Vikor yöntemleriyle performans analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Copeland yöntemiyle bütünleştirilmiş ve tek sıralamaya dönüştürülmüştür. Yöntemlerin sıralama sonuçları ve Copeland yöntemi sıralaması arasındaki ilişki Spearman sıra korelasyon testi yapılarak değerlendirilmiştir. Korelasyon testine göre, Bulanık Topsis yönteminin öne çıktığı görülmüştür. Copeland yöntemi ile Bulanık Topsis yöntemi α=0,5 kesim aralığı sonuçlarının en yüksek korelasyona sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Entropi, VIKOR ve TOPSIS, bulanık Shannon entropi, bulanık TOPSIS ve bulanık VIKOR, Copeland yöntemi
Türk bankacılık sektörünün finansal performansının klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi: BİST'te bir uygulama
Bankacılık sektörü finansal sistemin önemli bir parçası olarak yer alır. Bankaların finansal sistemdeki pozisyonu nedeniyle bankacılık sektöründe meydana gelebilecek herhangi bir olumsuzluk tüm ülke ekonomisini etkileyebilmektedir. Bankacılık sektörünün kaynak dağılımı ve finansal aracılık görevi açısından etkin ve verimli çalışması, ülke ekonomisi açısından çok önemlidir. Dolayısıyla ekonomiler içerisinde oldukça kritik noktada bulunan bankaların finansal performanslarının değerlendirilmesi büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören 22 bankanın 2009-2018 yılları arası finansal performanslarının, klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada, Copeland yöntemiyle bütünleştirme işlemi yapılarak, kullanılan klasik ve bulanık çok kriterli karar verme yöntemlerinden öne çıkan yöntemin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada analizler sonucunda elde edilecek verilerin, Türk bankacılık sektörünün finansal performansına katkı yapacağı düşünülmektedir. Çalışmada 26 adet kriter kullanılmıştır. Kullanılan kriterlerin ağırlıkları Entropi ve Bulanık Shannon Entropi yöntemleriyle hesaplanmıştır. Daha sonra Topsis, Vikor, Bulanık Topsis ve Bulanık Vikor yöntemleriyle performans analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Copeland yöntemiyle bütünleştirilmiş ve tek sıralamaya dönüştürülmüştür. Yöntemlerin sıralama sonuçları ve Copeland yöntemi sıralaması arasındaki ilişki Spearman sıra korelasyon testi yapılarak değerlendirilmiştir. Korelasyon testine göre, Bulanık Topsis yönteminin öne çıktığı görülmüştür. Copeland yöntemi ile Bulanık Topsis yöntemi α=0,5 kesim aralığı sonuçlarının en yüksek korelasyona sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Entropi, VIKOR ve TOPSIS, bulanık Shannon entropi, bulanık TOPSIS ve bulanık VIKOR, Copeland yöntemi
Çok kriterli karar verme yöntemleri ile illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması: Türkiye'de bir uygulama
Günümüzde ekonomik büyüme ve kalkınmanın en önemli araçları arasında yatırımlar yer almaktadır. Sosyal ve ekonomik sorunlara bir arada çözüm üretebilme yeteneğine sahip olan yatırımlar, bu özelliği sebebiyle ülkelerin ve hükümetlerin öncelikli çalışma konuları arasında yer almaktadır. Verimli şekilde işleyen bir yatırım ortamının oluşturulması atıl kapasitenin önüne geçilmesi ve kaynakların yerinde harekete geçirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye'de yatırımcıya yer seçiminde yol gösteren bir çalışmanın yapılmamış olması ve bu alanda yapılan çalışmaların sınırlılığı sebebiyle yapılan bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yatırım yapmak isteyen yerli veya yabancı yatırımcılara, belirlenen kriter seti üzerinden illerin yatırım ortamlarının karşılaştırmasını sunmak ve belirli periyotlarda yatırım ortamını karşılaştırmaya imkan sağlayacak bir çalışmayı politika düzeyinde karar verici kurum/kuruluşların portföyüne kazandırmaktır. Çalışma aynı zamanda kalkınmanın ayrılmaz parçaları olan ekonomik ve sosyal kriterleri bir arada kullanarak ideal yatırım ortamı karşılaştırmasına ve yatırımların sürdürülebilirliğine yatırım öncesi dönemde katkı sunmaya odaklanmıştır. Çalışmada Türkiye'de 81 ilin yatırım ortamı 48 kritere göre karşılaştırılmıştır. Kriterlerin ağırlıklandırılmasında Entropi yöntemi, illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılmasında ise Promethee, Topsis, Vikor ve Moora teknikleri kullanılmıştır. Bu tekniklerden elde edilen sıralama sonuçları Copeland yöntemi ile birleştirilerek nihai sıralama sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan yöntemlerin arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla Spearman sıra korelasyon testi kullanılmış ve Copeland yöntemi ile elde edilen sıralama sonuçlarının illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması bakımından daha güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Yatırım, yatırım ortamı, çok kriterli karar verme, il
Çok kriterli karar verme yöntemleri ile illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması: Türkiye'de bir uygulama
Günümüzde ekonomik büyüme ve kalkınmanın en önemli araçları arasında yatırımlar yer almaktadır. Sosyal ve ekonomik sorunlara bir arada çözüm üretebilme yeteneğine sahip olan yatırımlar, bu özelliği sebebiyle ülkelerin ve hükümetlerin öncelikli çalışma konuları arasında yer almaktadır. Verimli şekilde işleyen bir yatırım ortamının oluşturulması atıl kapasitenin önüne geçilmesi ve kaynakların yerinde harekete geçirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye'de yatırımcıya yer seçiminde yol gösteren bir çalışmanın yapılmamış olması ve bu alanda yapılan çalışmaların sınırlılığı sebebiyle yapılan bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yatırım yapmak isteyen yerli veya yabancı yatırımcılara, belirlenen kriter seti üzerinden illerin yatırım ortamlarının karşılaştırmasını sunmak ve belirli periyotlarda yatırım ortamını karşılaştırmaya imkan sağlayacak bir çalışmayı politika düzeyinde karar verici kurum/kuruluşların portföyüne kazandırmaktır. Çalışma aynı zamanda kalkınmanın ayrılmaz parçaları olan ekonomik ve sosyal kriterleri bir arada kullanarak ideal yatırım ortamı karşılaştırmasına ve yatırımların sürdürülebilirliğine yatırım öncesi dönemde katkı sunmaya odaklanmıştır. Çalışmada Türkiye'de 81 ilin yatırım ortamı 48 kritere göre karşılaştırılmıştır. Kriterlerin ağırlıklandırılmasında Entropi yöntemi, illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılmasında ise Promethee, Topsis, Vikor ve Moora teknikleri kullanılmıştır. Bu tekniklerden elde edilen sıralama sonuçları Copeland yöntemi ile birleştirilerek nihai sıralama sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan yöntemlerin arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla Spearman sıra korelasyon testi kullanılmış ve Copeland yöntemi ile elde edilen sıralama sonuçlarının illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması bakımından daha güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Yatırım, yatırım ortamı, çok kriterli karar verme, il
Çok kriterli karar verme yöntemleri ile illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması: Türkiye'de bir uygulama
Günümüzde ekonomik büyüme ve kalkınmanın en önemli araçları arasında yatırımlar yer almaktadır. Sosyal ve ekonomik sorunlara bir arada çözüm üretebilme yeteneğine sahip olan yatırımlar, bu özelliği sebebiyle ülkelerin ve hükümetlerin öncelikli çalışma konuları arasında yer almaktadır. Verimli şekilde işleyen bir yatırım ortamının oluşturulması atıl kapasitenin önüne geçilmesi ve kaynakların yerinde harekete geçirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye'de yatırımcıya yer seçiminde yol gösteren bir çalışmanın yapılmamış olması ve bu alanda yapılan çalışmaların sınırlılığı sebebiyle yapılan bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yatırım yapmak isteyen yerli veya yabancı yatırımcılara, belirlenen kriter seti üzerinden illerin yatırım ortamlarının karşılaştırmasını sunmak ve belirli periyotlarda yatırım ortamını karşılaştırmaya imkan sağlayacak bir çalışmayı politika düzeyinde karar verici kurum/kuruluşların portföyüne kazandırmaktır. Çalışma aynı zamanda kalkınmanın ayrılmaz parçaları olan ekonomik ve sosyal kriterleri bir arada kullanarak ideal yatırım ortamı karşılaştırmasına ve yatırımların sürdürülebilirliğine yatırım öncesi dönemde katkı sunmaya odaklanmıştır. Çalışmada Türkiye'de 81 ilin yatırım ortamı 48 kritere göre karşılaştırılmıştır. Kriterlerin ağırlıklandırılmasında Entropi yöntemi, illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılmasında ise Promethee, Topsis, Vikor ve Moora teknikleri kullanılmıştır. Bu tekniklerden elde edilen sıralama sonuçları Copeland yöntemi ile birleştirilerek nihai sıralama sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan yöntemlerin arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla Spearman sıra korelasyon testi kullanılmış ve Copeland yöntemi ile elde edilen sıralama sonuçlarının illerin yatırım ortamlarının karşılaştırılması bakımından daha güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Yatırım, yatırım ortamı, çok kriterli karar verme, il
İnsani gelişmişlik endeksinin veri madenciliği tekniklerinden olan C5.0 ve GINI algoritmaları kullanarak modellenmesi
İnsani Gelişme Endeksi (İGE), ülkelerin gelişmişliklerini gözönünde bulundurarak insanların mutluluğunu, sağlıklı bir yaşam ile birlikte başarılı bir hayat sürmelerini dikkate alan bir kalkınma endeksidir. Ülkelerin milli gelirlerini karşılaştırarak o ülkenin daha gelişmiş olduğunu açıklamak yeterli değildir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan İGE, insan hayatının daha kaliteli bir hayat sürmesi açısından ülkelerin milli geliri, eğitim ve sağlık göstergelerine dayanarak hesaplanmaktadır. Dolayısıyla İGE, insan hayatının zenginliği açısından ülkeler arası karşılaştırma yapmak için başvurulan bir gösterge değer olmuştur. Bu çalışmada UNDP'nin 2010-2017 yıllarını kapsayan 79 ülkenin verileri kullanılarak veri madenciliğinin karar ağacı tekniklerinden C5.0 ve Gini algoritmaları ile karar ağaçları oluşturulmuştur. Karar ağaçları ile birlikte İGE'ye etki eden faktörler belirlenmiş ve ülkeler çok yüksek, yüksek, orta ve düşük düzeyde gelişmiş ülkeler olarak sınıflandırılarak kurallar elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda C5.0 algoritması ile %97,94 ve Gini algoritması ile %91,93'lük doğru sınıflandırma başarısı elde edilmiştir. Bunun dışında duyarlılık ve belirleyicilik istatistikleri de hesaplanmıştır. İGE'ye en fazla etki eden değişkenlerin eğitim, istihdam ve sağlık göstergelerindeki değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Yapay sinir ağı tekniği kullanılarak polipropilen BCF ipliklerinin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık değerlerinin tahminlemesi: Tekstil sektöründe bir uygulama
Günümüzde halı üretiminde hav ipliği olarak en çok tüketilen lif olan polipropilen (PP) ipliğin, tüketici talepleri değerlendirildiğinde daha yumuşak, parlak, görünümü muhafaza etme ve rezilyansı iyileştirilmiş özellikte olması istenmektedir. PP ipliğin makine halısı üretiminde kullanılan doğal veya diğer sentetik ipliklere nazaran yumuşaklık ve parlaklık anlamında dezavantaja sahip olduğu bilinmesine rağmen son dönemlerde PP ipliğin özellikleri ve üretim parametreleri ile yapılan çalışmalar neticesinde bu özelliklerin iyileştirildiği görülmektedir. Bu çalışmada, PP BCF (Bulked Continous Filament) iplik üretim parametreleri ile kıvrımlılık, mukavemet ve uzama gibi ticari değeri yüksek özellikler arasında modelleme yapılması, bu özelliklerin önceden tahminlenmesi, üretim bileşenlerinin belirlenmesinde deneme yanılma olarak nitelendirilen geleneksel yöntemlere göre çok daha seri ve yüksek doğrulukta üretim optimizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Kartal Halı firmasında 2017-2018 yılları arasında üretilen PP BCF ipliğin üretim parametreleri ile ipliğin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık çıktı değerleri yapay sinir ağ (YSA) modellerinden İleri beslemeli geri yayılım ağı, İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı ve Elman ağı kullanılarak tahminlenmiştir. Oluşturulan YSA modellerinin performansları, belirlilik katsayısı (R2) ve yüzde doğruluk istatistiksel performans gösterge değerleri (MSE, MAPE, MAE, RMSE, MSPE, MPE gibi) ile karşılaştırılmıştır. Eğitim seti için 108 adet YSA modelleri oluşturularak her üç YSA yöntemi için üçer adet en iyi sonucu veren modeller (FeedForward14-15-16, CascadeForward13-14-15, Elman1-2-3) belirlenmiştir. YSA modellerinin PP BCF ipliklerin test verilerine ilişkin tahmin değerleri ile ölçülen değerler arasındaki farkları doğrulamak için t testi analizi uygulanmış ve istatistiksel performans değerlerine göre en iyi üç YSA modeli (FeedForward15, CascadeForward15, Elman3) seçilmiştir. Bu üç modeldeki ipliklerin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık tahmin değerleri belirlenmiştir. En iyi sonuç veren İleri beslemeli geri yayılım ağı (FeedForward15) modelinin eğitim setine ait R2 değerleri uzama, mukavemet ve kıvrımlılık için sırasıyla 0.8954 – 0.7992 – 0.9047; MSE değeri için 53.65 – 0.33 – 0.25; MAPE değeri için ise %10 - %20 - %9 değerleri; test setine ait R2 değerleri için sırasıyla 0.9124 – 0.8687 – 0.7919; MSE değeri için 57.12 – 0.26 – 0.22; MAPE değeri için ise%11, %46 ve %8 değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde İleri beslemeli geri yayılım ağ modeli istatistiksel performans değerlerinin, Elman ağı ve İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı modellerinin değerlerinden biraz daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.
Yapay sinir ağı tekniği kullanılarak polipropilen BCF ipliklerinin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık değerlerinin tahminlemesi: Tekstil sektöründe bir uygulama
Günümüzde halı üretiminde hav ipliği olarak en çok tüketilen lif olan polipropilen (PP) ipliğin, tüketici talepleri değerlendirildiğinde daha yumuşak, parlak, görünümü muhafaza etme ve rezilyansı iyileştirilmiş özellikte olması istenmektedir. PP ipliğin makine halısı üretiminde kullanılan doğal veya diğer sentetik ipliklere nazaran yumuşaklık ve parlaklık anlamında dezavantaja sahip olduğu bilinmesine rağmen son dönemlerde PP ipliğin özellikleri ve üretim parametreleri ile yapılan çalışmalar neticesinde bu özelliklerin iyileştirildiği görülmektedir. Bu çalışmada, PP BCF (Bulked Continous Filament) iplik üretim parametreleri ile kıvrımlılık, mukavemet ve uzama gibi ticari değeri yüksek özellikler arasında modelleme yapılması, bu özelliklerin önceden tahminlenmesi, üretim bileşenlerinin belirlenmesinde deneme yanılma olarak nitelendirilen geleneksel yöntemlere göre çok daha seri ve yüksek doğrulukta üretim optimizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Kartal Halı firmasında 2017-2018 yılları arasında üretilen PP BCF ipliğin üretim parametreleri ile ipliğin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık çıktı değerleri yapay sinir ağ (YSA) modellerinden İleri beslemeli geri yayılım ağı, İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı ve Elman ağı kullanılarak tahminlenmiştir. Oluşturulan YSA modellerinin performansları, belirlilik katsayısı (R2) ve yüzde doğruluk istatistiksel performans gösterge değerleri (MSE, MAPE, MAE, RMSE, MSPE, MPE gibi) ile karşılaştırılmıştır. Eğitim seti için 108 adet YSA modelleri oluşturularak her üç YSA yöntemi için üçer adet en iyi sonucu veren modeller (FeedForward14-15-16, CascadeForward13-14-15, Elman1-2-3) belirlenmiştir. YSA modellerinin PP BCF ipliklerin test verilerine ilişkin tahmin değerleri ile ölçülen değerler arasındaki farkları doğrulamak için t testi analizi uygulanmış ve istatistiksel performans değerlerine göre en iyi üç YSA modeli (FeedForward15, CascadeForward15, Elman3) seçilmiştir. Bu üç modeldeki ipliklerin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık tahmin değerleri belirlenmiştir. En iyi sonuç veren İleri beslemeli geri yayılım ağı (FeedForward15) modelinin eğitim setine ait R2 değerleri uzama, mukavemet ve kıvrımlılık için sırasıyla 0.8954 – 0.7992 – 0.9047; MSE değeri için 53.65 – 0.33 – 0.25; MAPE değeri için ise %10 - %20 - %9 değerleri; test setine ait R2 değerleri için sırasıyla 0.9124 – 0.8687 – 0.7919; MSE değeri için 57.12 – 0.26 – 0.22; MAPE değeri için ise%11, %46 ve %8 değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde İleri beslemeli geri yayılım ağ modeli istatistiksel performans değerlerinin, Elman ağı ve İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı modellerinin değerlerinden biraz daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.
Yapay sinir ağı tekniği kullanılarak polipropilen BCF ipliklerinin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık değerlerinin tahminlemesi: Tekstil sektöründe bir uygulama
Günümüzde halı üretiminde hav ipliği olarak en çok tüketilen lif olan polipropilen (PP) ipliğin, tüketici talepleri değerlendirildiğinde daha yumuşak, parlak, görünümü muhafaza etme ve rezilyansı iyileştirilmiş özellikte olması istenmektedir. PP ipliğin makine halısı üretiminde kullanılan doğal veya diğer sentetik ipliklere nazaran yumuşaklık ve parlaklık anlamında dezavantaja sahip olduğu bilinmesine rağmen son dönemlerde PP ipliğin özellikleri ve üretim parametreleri ile yapılan çalışmalar neticesinde bu özelliklerin iyileştirildiği görülmektedir. Bu çalışmada, PP BCF (Bulked Continous Filament) iplik üretim parametreleri ile kıvrımlılık, mukavemet ve uzama gibi ticari değeri yüksek özellikler arasında modelleme yapılması, bu özelliklerin önceden tahminlenmesi, üretim bileşenlerinin belirlenmesinde deneme yanılma olarak nitelendirilen geleneksel yöntemlere göre çok daha seri ve yüksek doğrulukta üretim optimizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Kartal Halı firmasında 2017-2018 yılları arasında üretilen PP BCF ipliğin üretim parametreleri ile ipliğin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık çıktı değerleri yapay sinir ağ (YSA) modellerinden İleri beslemeli geri yayılım ağı, İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı ve Elman ağı kullanılarak tahminlenmiştir. Oluşturulan YSA modellerinin performansları, belirlilik katsayısı (R2) ve yüzde doğruluk istatistiksel performans gösterge değerleri (MSE, MAPE, MAE, RMSE, MSPE, MPE gibi) ile karşılaştırılmıştır. Eğitim seti için 108 adet YSA modelleri oluşturularak her üç YSA yöntemi için üçer adet en iyi sonucu veren modeller (FeedForward14-15-16, CascadeForward13-14-15, Elman1-2-3) belirlenmiştir. YSA modellerinin PP BCF ipliklerin test verilerine ilişkin tahmin değerleri ile ölçülen değerler arasındaki farkları doğrulamak için t testi analizi uygulanmış ve istatistiksel performans değerlerine göre en iyi üç YSA modeli (FeedForward15, CascadeForward15, Elman3) seçilmiştir. Bu üç modeldeki ipliklerin uzama, mukavemet ve kıvrımlılık tahmin değerleri belirlenmiştir. En iyi sonuç veren İleri beslemeli geri yayılım ağı (FeedForward15) modelinin eğitim setine ait R2 değerleri uzama, mukavemet ve kıvrımlılık için sırasıyla 0.8954 – 0.7992 – 0.9047; MSE değeri için 53.65 – 0.33 – 0.25; MAPE değeri için ise %10 - %20 - %9 değerleri; test setine ait R2 değerleri için sırasıyla 0.9124 – 0.8687 – 0.7919; MSE değeri için 57.12 – 0.26 – 0.22; MAPE değeri için ise%11, %46 ve %8 değerleri elde edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde İleri beslemeli geri yayılım ağ modeli istatistiksel performans değerlerinin, Elman ağı ve İleri kademeli geri yayılım (Cascade) ağı modellerinin değerlerinden biraz daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.
Türkiye'deki mevduat bankalarının etkinliklerinin veri zarflama analizi (VZA), C5.0 VE CART algoritması ile incelenmesi: 2009-2017 dönemi
Veri madenciliği, geçmişten günümüze artan veri miktarı karşısında neredeyse imkansız hale gelen veri ile karar verme işlevini geliştirmiş ve büyük veriler ile çalışma imkanı sunan bir disiplin olarak literatüre girmiştir. Bu çalışmada, bankaların etkinlik skorlarına Veri Zarflama Analizi ile ulaşılmış, ardından bu sınıflandırma için geliştirilen dört veri madenciliği modelinden biri doğruluk oranları baz alınarak en uygun model olarak belirlenmiştir. Geliştirilen dört modelin arasındaki fark öncelikle kullandıkları iki farklı veri setinden kaynaklıdır. Araştırmada kullanılan temel veri seti, 198 birimin 30 finansal oranı ve etkinlik skorlarından oluşmaktadır.Veri setlerinden ilkine,temel veri setine Mann-Whitney U testi uygulanarak ulaşılmıştır. Bu veri setine C5.0 ve CART algoritmaları uygulanarak ilk iki model elde edilmiştir. İkinci veri seti ise temel veri setine uygulanan İkili Lojistik Regresyon analizi sonucunda elde kalan finansal oranlardan oluşmuştur. Bu sete uygulanan C5.0 ve CART algoritmaları ile son 2 model de oluşturulmuştur. Sonuç olarak en yüksek başarım veren model, Veri Seti-1'e uygulanan CART algoritması ile elde edilmiştir. Etkinlik skoruna en yüksek katkı sağlayan finansal oranlar %35,2 toplam mevduat/toplam aktifler, %19,5 (özkaynak-duran aktifler)/toplam aktifler, %10,3 TL mevduat/toplam mevduat, %9,7 takipteki krediler(brüt)/toplam kredi ve alacaklar olmuştur.