Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hakan Aslan
15 theses · Sakarya University
Afganistan'da İslami sigortacılığın uygulanabilirliği: Nitel bir araştırma
Afganistan'da İslami finans ve sigortacılık faaliyetleri yeni adım atan faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. Bu ülkede İslami sigortacılık ile ilgili henüz herhangi bir uygulama bulunmamaktadır. Genel olarak Afganistan'da İslami finans üzerine yoğunlaşmış kapsamlı akademik çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bunun yanı sıra, bu ülkede İslami sigortacılık ve İslami finans önemli bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu araştırmada iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi, Afganistan'da İslami finans konusu incelenerek elde edilen veriler analiz edilerek uygulama ile ilgili öneriler geliştirilmiştir. Böylelikle, ülkede İslami finansın uygulanabilirliği, gelişimi, engellenen faaliyetler, halkın İslami finans uygulamalarına tepkisi ve İslami finansın uygulanamamasına ilişkin sebepler gibi birçok konu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmada katılımcılar ile yapılan mülakatlardan elde edilen veriler analiz edilerek Afganistan'da İslami finansın uygulamasına ilişkin öneriler geliştirilmiştir. İkinci ise, Afganistan'da İslami sigortacılığın uygulanabilirliğinin irdelenmesi ve uygulanması için uygun bir çerçevenin oluşturulmasına yönelik öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, yarı yapılandırılmış mülakat soruları kullanılarak elde edilen verilerden durum tespiti yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel yöntem tercih edilmiştir. Doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış anket soruları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda Afganistan'da İslami sigortacılığın uygulanabilirliğine ilişkin ilgili kurumlardan yetkili isimler ve birimler ile görüşülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve sigorta şirketleri olmak üzere üç gruptan toplam 7 katılımcı oluşturmuştur. Doküman incelemesiyle incelenen diğer ülke tecrübeleri ve elde edilen mülakat verilene göre Afganistan'da İslami sigortacılığın uygulanabilmesi ve geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.
Travel time reliability analysis of urban transportation network in city of Baghdad using probe vehicle
In the modern age, transportation reliability is something often taken for granted. With the rise of digital technology, a host of new options have become available, from traditional trains to new services. The increased efficiency of public and private transportation has enabled us to traverse both great distances and short jaunts with a reliable degree of speed and safety. However, the current state of transportation reliability can be taken for granted too easily, as it is only the end result of decades of hard work and innovation within the industry. Hence, the biggest challenge that remains is ensuring that these services are resiliently reliable and efficient. To do this, operators and managers must invest in new technologies and better infrastructure to ensure that passengers get a continuously safe, comfortable, and cost-effective journey. The factors, with that regard, contributing to the achievement of one or more of these needs must be identified.The level of traffic congestion is one of the main indicators of the performance of transportation networks. The congestion simply implies that the actual traffic flow on a segment of a roadway exceeds the related available capacity. Traffic congestion is well-known phenomena that has evolved in both developed and growing cities due to the rapid increase in the population and automobiles. There are described six levels of service designated by A,B,C,D,E,F by HCM. In this study the paths available in Baghdad transportation network were investigatigated in terms of the level of service they provide to evaluate their effect on travel time reliability. Reliability in systems engineering can be defined as the degree of stability of the service that a system normally offers. In the face of increasing user demands for high levels of service, reliability concept is becoming increasingly more important in the planning, construction, and operation of transportation networks. Control delay at inntersection is considered one of the most important measures of effectiveness for signalized intersections as these are used to determine the level of service (LOS). The purpose of this thesis is essentially related to the travel time reliability analysis of the three important streets available at the Rusafa side of Baghdad. A GPS device equipped car was driven in actual traffic to collect data from the links along these three routes for three time periods of the day (morning, noon, and night) during 34 rounds for each route to assess the travel time and total delay (deceleration delay, stopped delay, and acceleration delay etc.) experienced. The study in this sense included paths consisting of several streets. Mohammed AlQasim, Army Canal motorway, Palestine street, Al-rubiae street are the selected ones. to study the variations of total travel time and delays through the data collected from March 2022 to May 2022 during the weekdays except for the off days. A total of 34 test runs were carried out in the north and south directions for each case. The obtained results indicated that the stopping times for vehicles represents the major part of the total control delay for both direction through all routes. The related control delay ratios for the first route of the north and south directions represent 74.69% and 63.46% respectivel., The ratios for the north and south directions of the second route were 71.19% and 34.83%,. As for the third route, the north and south directions had the ratios of 60.76% and 74.74%, respectively.The ratios regarding deceleration and acceleration were obtained as close figures. The intersections present on these routes are the primary cause of delays and speed deceleration. However, it should be stated that there are also other factors related to the road itself. The reliability analysis of transportation networks for all routes in both direction (morning and evening periods) indicates that the reliability structure of morning period of the three routes is uneven as compared to the night period. Overall, these discrepancies show that there is a need for careful planning when it comes to travel time concerns. VISSIM software was employed to run simulations for various scenarios in order to identify an acceptable buffer index to eliminate any potential delays. The values obtained as for the first route for the north and south directions are respectively given as 10.24% and 21.03%. The corresponding values for the north and south directions of the second route were 20.21% and 19.87%, respectively. And for the third route, the north and south directions had the values of 27.06% and 26.15%, respectively. There are possible proposals and recommendations to alleviate congestion at intersections and on the road itself.These strategies are less costly and provided both immediate and long-term efficiency.
Yolcuk değerlerine etki eden faktörlerin veri madenciliği ile analizi: Kahramanmaraş örnek çalışması
Ulaşım, toplumsal, sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir role sahiptir. Ulaşım altyapısı ve hizmetleri, mal ve insan hareketliliğini sağlayarak pazarlara erişimi, istihdamı, yatırımları ve rekabeti artırmaktadır. Ulaşım sektörünün gelişimi, toplumun refahı ve kalkınması için hayati bir öneme sahiptir. Ulaşımın etkin ve verimli bir şekilde planlanması ve yönetilmesi ise ulaşım talebi ve arzı arasındaki dengenin sağlanması açısından gereklidir. Ulaşım talebi ve arzı, seyahat edicilerin özellikleri, tercihleri ve davranışları ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, seyahat edicilerin profillerini ve seyahat alışkanlıklarını anlamak, ulaşım planlamasında önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Ana Planı Hane Halkı Anketi verilerini kullanarak, seyahat edicilerin ulaşım alışkanlıklarını etkileyen faktörleri belirlemek ve yorumlamaktır. Veri madenciliği, büyük hacimli verilerden bilgi çıkarmak için kullanılan bir tekniktir. Veri madenciliği ile ulaşım verileri analiz edilerek, seyahat edicilerin yaşları, cinsiyetleri, otomobil sahiplikleri, ekonomik durumları, seyahatlerine başladıkları ve seyahatlerini bitirdikleri coğrafi noktalar ve seyahat için kullandıkları ulaşım modları (türleri) arasındaki ilişkiler ortaya çıkarılabilir. Bu çalışmada, veri madenciliği araçlarından biri olan Orange yazılımı kullanılarak; hane bazlı, kişi bazlı ve yolculuk bazlı olarak birliktelik analizi yapılmıştır. Oluşturulan birliktelik kurallarının minimum destek (minimum support) ve minimum güven (minimum confidence) değerleri, veri setine uygun şekilde seçilmiştir. Elde edilen kuralların sayısı, yapılan yolculuk sayılarına göre değişmektedir. Kuralların içeriği incelendiğinde, seyahat edicilerin ulaşım modu tercihlerinin yaş, cinsiyet, otomobil sahipliği gibi demografik özelliklerle; ekonomik durum gibi sosyo-ekonomik özelliklerle; başlangıç ve bitiş noktalarının konumu gibi coğrafi özelliklerle ilişkili olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım planlama sürecine katkı sağlayabilecek niteliktedir. Ayrıca, bu çalışma ulaşım sektörünün analizi için veri madenciliği yöntemlerinin kullanılmasına bir örnek teşkil etmektedir.
Travel time reliability analysis of three different routes in baghdad city
Transportation is an important aspect of the daily life allowing people to participate in human activities and to obtain basic needs. The rise in population has resulted in an escalation in transportation requirements, leading to an augmented volume of traffic on the roads. Consequently, mobility-related predicaments, such as congestion, have become more prevalent, particularly in city centers where human activities are concentrated. With that sense, transportation networks are to be planned properly to control urban traffic to mitigate mobility problems related to transportation travel time. Travel time reliability refers to the level of assurance and consistency with which travel times can be predicted on a given transportation system. A reliable transportation system offers a certain level of guarantee that one can reach their intended destination within a reasonable timeframe. A transportation system that lacks reliability is susceptible to unforeseen delays, resulting in higher expenses for its users. Travel time reliability is a metric that evaluates the consistency of time taken to traverse a particular link or segment of a road during various hours of the day, quantified in terms of additional time (buffer) that drivers must allocate to compensate for unexpected delays. Travel time reliability is a crucial measure not only for transportation providers but also for passengers who rely on the system for their daily commuting needs. In this study data collection process began when the test vehicle was equipped with GPS (moving vehicle technology) to collect data on specified paths. The Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) program was utilized to analyze GPS field data collected from 50 running trials conducted in both the South and North directions during morning and evening hours. The aim was to assess the impact of increased traffic volume on flow behavior of the vehicles and reliability in three selected routes. In the first case, the average travel time for all links in three paths was obtained from the real time GPS vehicle data. After that traffic volumes on each path were estimated using the BPR equation. Following, a simulation was conducted using the PTV Vissim program to increase traffic volumes by 10% for each iteration up to 10 times, and the average travel times for all increments were calculated. The purpose was to compare the simulation results with the initial and realistic case to determine the traffic structure and reliability after the proposed changes. The results of the buffer time index for three routes (real case), Route1, Route2, and Route3, were obtained as 22%, 12%, and 14%, respectively. In the simulation case, the results for Route1, Route2, and Route3 were obtained as 7%, 8%, and 9%, respectively. These results showed that the reliability got better for Route1 during the peak period, and the best values in real case was for Route2, and in simulation case for Route1. Extra delay in the real case over the free flow travel time was observed on Route1, Route2, and Route3 in terms of the 95th percentile travel time for the real case, which were 52%, 38%, and 41%, respectively. While in the simulation case, the delays increased to 67%, 42%, and 50% for Route1, Route2, and Route3 after the last iteration, respectively.
Dinamik araç sistemli otonom kavşak yönetim stratejisi: Bir algoritma önerisi
Trafik ışıkları, kavşaklarda anahtar bileşenlerden biri olarak trafik yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır. Sinyalize kavşaklardaki gecikmeler seyahat süresini önemli ölçüde etkilemektedir. Kavşak koordinasyonu trafik sürekliliğini sağlamanın en etkili yollarından biridir. Kavşaklardaki sinyal uyumlu trafik ışıkları, ana yollarda seyahat eden araçlar için gecikmeleri, kuyruk uzunluklarını ve seyahat sürelerini önemli ölçüde azaltabilir. Modern teknolojiler çerçevesinde geliştirilen insansız araçlar artık ulaşım sistemlerinin bir parçası haline geldi. Yapılan çalışmada, kavşaklardaki gecikmeleri en aza indirmek için otonom araç sistemlerinin etkinliğini değerlendirmektedir. Otonom araç sistemleri, kavşak koordinasyonu ve trafik yönetimi konularında potansiyel faydalar sunar. Bu sistemler, kavşaklarda trafik akışını optimize etmek için birbirleriyle iletişim kurabilirler. Bu iletişim, araçların hızını ve mesafelerini koordine etmelerini sağlayarak sinyalize kavşaklarda gecikmeleri en aza indirebilir. Ayrıca, otonom araç sistemleri trafik akışını tahmin edebilir ve bu tahminlere dayanarak sinyal planlarını optimize edebilirler. Otonom araç sistemlerinin kavşaklardaki gecikmeleri azaltmada başarılı olabileceğini gösteren birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalar, otonom araçların koordinasyonu sağlayarak trafik akışını iyileştirdiğini ve sinyal planlamasının daha etkili hale getirildiğini göstermiştir. Bununla birlikte, otonom araçlar henüz yaygın olarak kullanılmamaktadır ve mevcut araçların çoğu hala insan kontrolünde olduğundan, sinyalize kavşaklardaki gecikmeler devam etmektedir. Otonom araç sistemleri kavşaklardaki trafik yönetiminde önemli bir rol oynayabilir. Bu sistemlerin kullanımı, sinyalize kavşaklardaki gecikmeleri azaltarak seyahat sürelerini ve kuyruk uzunluklarını azaltabilir. Ancak, otonom araçların yaygın kullanımı için daha fazla gelişim ve düzenleyici önlemlere ihtiyaç vardır. Otonom araç sistemleri, trafik yönetimi konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sistemler, sürücüsüz bir şekilde araç kullanarak trafik akışını daha etkili bir şekilde yönetebilirler. Ayrıca, otonom araçlar birbirleriyle ve kavşaklardaki diğer araçlarla iletişim kurarak trafik akışını daha da optimize edebilirler. Otonom araçların kavşaklardaki gecikmeleri azaltma potansiyeli, diğer faktörlere de bağlıdır. Örneğin, otonom araçların sayısı, trafik akışının yoğunluğu ve kavşaklardaki sinyalizasyon sistemlerinin durumu gibi faktörler, otonom araçların etkinliğini etkileyebilir. Ayrıca, otonom araçların yasal düzenlemeleri ve kabulü de otonom araçların kavşaklardaki gecikmeleri azaltmadaki potansiyelini etkileyebilir. Bu çalışma, otonom araçların sinyalize kavşaklardaki gecikmelerini azaltmak için geliştirilen iki farklı yöntemi ortaya koymaktadır. Bu amaçla, optimum devre süresinin hesabında kullanılan Webster Yöntemi, karşılaştırma yapabilmek adına otonom araç algoritması ile karşılıklı olarak değerlendirilmiş ve sinyalize kavşaklardaki gecikmeler analiz edilmiştir. Ayrıca, sinyal kontrolsüz otonom kavşak yönetim sistemi, VISSIM simülasyon yazılımı kullanılarak elde edilen sonuçlarla da test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, sinyalize kavşak gecikmelerinin 10 kat azaltılabileceğini göstermektedir. Bu önemli bir gelişmedir, çünkü sinyalize kavşaklarda sıkışıklık ve gecikmeler trafiği yavaşlatmakta ve yolculuk süresini artırmaktadır. Otonom araçların kavşaklarda daha hızlı ve verimli bir şekilde hareket etmeleri, trafiği daha akıcı hale getirecek ve yolculuk süresini azaltacaktır. Bu çalışma, otonom araçların trafiği daha verimli hale getirmek için kullanılabilecek yöntemlerden bir tanesidir. Gelecekteki çalışmalar, otonom araçların trafiği daha etkili bir şekilde yönetmek için yeni yöntemler geliştirebilir ve bu teknolojinin kullanımını daha yaygın hale getirebilir. Otonom araç teknolojilerine yapılan yatırımlar arttırılmalı, teknoloji geliştirmeleri hızla ve aratarak devam etmelidir. Daha fazla insan otonom araçlara güvenmeye başladıkça, bu araçların kullanımı daha yaygın hale gelebilir. Bunun sonucunda, yapılan çalışmanın da gösterdiği gibi trafik akışı daha hızlı ve daha verimli hale gelebilir, trafik kazaları sayısı azaltılabilir ve çevre dostu bir ulaşım sistemi oluşturulabilir.
Performance analysis of roundabout junction in Duhok with proposed si̇gnali̇zed one through VISSIM software
Traffic congestion is one of the major sources and reasons of traffic delay, and with increasing number of vehicles annually, this further complicates the situation. While Roundabouts have the unique advantage and capability of contributing to the reduction of congestion by providing traffic flow in one direction around central island and giving priority to the circulating flow, at the same time they were originally designed to accommodate intersections and junctions that had moderate traffic volumes, so with increasing number of vehicles and thus traffic, this situation raises further questions about whether roundabouts will be suitable for accommodating certain junctions in the foreseeable future. In the United Kingdom, for example, after many researches and studies many roundabouts have been converted to signalized junctions over the past decade as the growth of vehicles and population made it overwhelming for them to accommodate traffic. In this research, a decision will be made regarding Gali Roundabout in Duhok, Iraq, whether this junction should be converted to a signalized junction or remain as it is. To reach this aim, several objectives are required to be carried out manually such as obtaining geometrical properties of the Roundabout, obtaining hourly Traffic Volume Count, and via the ever reliable VISSIM software, Average queue length, travel time delay and so on. After triggering some simulations through VISSIM, the software, will aid in the projection. Hypothetic simulations will also be conducted on VISSIM where it is assumed if the number of vehicles entering the roundabout in the future increases by 15%, this will compare with the performance of the roundabout in present time and will thus provide a breakthrough whether the usage of roundabout will be sustainable or not. VISSIM analysis ultimately projects that this roundabout, if it were to be converted to a signalized junction would cause more congestion and increasing travel time delay. It does however also recommend that the roundabout should have a much wider ICD in 5 years time but due to the roundabouts location, which is being nearby a mountain, topographic reasons will likely be an obstacle of performing any changes to its geometrical properties. So this roundabout may be shifted or displaced 200-300m from its original location and then changes to its geometrical elements and properties can be then applied.
Kahramanmaraş ve Kayseri illeri uygulama örnekleri analizleri ile Sakarya ili entegre toplum taşıma sistemi için bir model önerisi
Sakarya ili toplum taşıma sistemleri farklı paydaşlar tarafından yürütülmektedir. Özel halk otobüsleri, minibüsler ve belediyeye ait otobüslerle günlük yolculuk talepleri karşılanmaya çalışılmaktadır. İşletilen sistemlerin birbirinden bağımsız olması, yolculuk taleplerine göre sefer sayılarının ve taşıt kapasitelerinin optimize edilmeden hizmete sunulması gibi unsurlar, mevcut kent toplum taşıma sisteminin bir bütün olarak verimsiz işletme ile sonuçlanmasına neden olmaktadır. Verimsiz işletme ise gereksiz maliyet yükü olarak bölgenin gelişimi üzerinde etkiye sahiptir. Bahsedilen verimsizliğin temelinde otobüs, minibüs ve dolmuş hatlarının birbirlerine pararlel olarak çalışarak benzer güzergahlarda birden fazla seçenek ile aynı amaca hizmet etmesi gereken toplum taşıma unsurlarının birbirleri ile rekabet halinde olmasıdır. Bu şekilde yakıt ve personel verimliliği düşmekte kapasitesinin altında çalışan hatlar oluşmaktadır.Bir diğer konu ise minibüs ve dolmuş hatlarının elektronik veriler doğrultusunda planlanmayan, ihtiyacı karşılamaya yönelik plansız oluşan rotaların plansız kullanılan taşıt kapasitelerinin kendi içlerindeki verimsiz çalışma şartlarıdır.Bu durum, kent toplum taşıma sistemine ait farklı unsurların entegre edilmesi ve yeni bir sistemin oluşturulmasını gerektirmektedir. Yeni sistem önerisi için halihazırda bahsedilen değişimin yapıldığı, minibüs sistemlerinin kaldırılarak belediyeye ait halk otobüsleri ve belediye otobüsleri ile toplum taşıma sistemlerinin devamının sağlandığı Kahramanmaraş ve Kayseri illerimiz değerlendirmeye alınmıştır.Bu illerimizde yapılan dönüşüm çalışmaları araştırma kapsamında incelenecek ve bu dönüşümlerin başarılı olup olmadığı tespit edilecek ve elde edilen çıkarımlardan Sakarya ilimiz için bir model oluşturulacaktır. Kahramanmaraş ve Kayseri illerimizin incelenmesi iki yaklaşım etrafında gerçekleşmiştir.Bu yaklaşımlar müşteri odaklı bakış açısı ve sistem sağlayıcısı odaklı bakış açısıdır.Müşteri odaklı bakış açısında sistem kullanıcılarına belirlenen kritrlerleri inceleme adına sorular hazırlanmış ve anket çalışması yapılmıştır.Anket çalışması her iki ilimiz içinde yapılan dönüşüm öncesi ve sonrası memnuniyeti ölçmeyi hedeflemektedir.Katılımcıların cevapları ve yorumları doğrultusunda anket çalışmaları yorumlanmış ve araştırma yapılan illerimiz Kahramanmaraş ve Kayseri'de kullanıcıların sistemin değişmesinden memnun oldukları tespit edilmiştir.Diğer yaklaşım olan sistem sağlayıcı odaklı bakış açısında ise belediyeler ile görüşmeler yapılarak yeni sistemde taşınan yolcu sayıları, yeni maliyetler ile gelir gider dengesi üzerinde araştırma yapılmış ve yeni sistemin ne kadar verimli olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır.Bu şekilde hem sistemi kullanan halkımız hemde sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi ile sorumlu olan belediyelerimizin gerçekleşen dönüşüm sonrası memnuniyetleri, dönüşümün fayda ve zararları tespit edilmek istenmiştir. Gerçekleşen dönüşümden iki ilimizde de halk ve belediyelerimiz yeni sistemin işlemesinden daha memnunken bazı ek faydalarda tespit edilmiştir. Sistemin veriminin artmasının yanında minibüs ve dolmuşların kalkması ile ulaşımda kart kullanımı zorunlu hale gelmiş, böylece tüm yolculuk verileri belediyelerin elinde hizmet kalitesinin ve veriminin arttırılması için doneler olarak kullanılırken dolmuş ve minibüslerde belli olmayan, vergisi olmayan kazanç ortadan kalkmış, tüm ulaşım sistemi vergilendirilebilir ve takip edilebilir hale gelmiştir.Halkımızı doğrudan ilgilendiren faydalardan biri de şoförlerin belediye çalışanı olarak belirli disiplin kriterleri doğrultusunda ve zamanında görev başında olmaları, araçlarda bulunan güvenlik kameraları ile yapılan gözlemlerle kullanıcıların güvenliğinin artmasıdır.Yine kameralar ve ses kayıtları sayesinde şoförlerin disiplin kurallarına uyumu incelenirken diğer yandan kullanıcılar arasında gerçekleşme ihtimali bulunan bir güvenlik sorununda hızlı bir şekilde güvenlik güçlerine ulaşmak mümkün olmaktadır. Bu anlamda Kahramanmaraş ve Kayseri uygulamaları incelenmiş ve yapılan çalışmanın somut faydaları ortaya çıkmış ve Sakarya ilimiz için bir model oluşturulmuştur. Kahramanmaraş ve Kayseri illerinde gerçekleşen faydaların Sakarya ilimizde de gerçekleşmesi hem halkımız hemde belediyemizin faydasına olacağı tespit edilmiştir.
The impact of financial inclusion on poverty alleviation through Islamic banks
Poverty is one of the worldwide syndromes that affect a significant portion of the global population. Financial inclusion has been acknowledged as a crucial element in poverty reduction by giving disadvantaged people inexpensive access to important financial services such as money transfers, payments, investments, loans, and healthcare. This study aims to offer an empirical analysis of the effect of Islamic banking on poverty alleviation in thirty-one Organization for Islamic Cooperation (OIC) member states. The analysis utilizes unbalanced annual panel data from 1990 to 2020. System Generalized Method of Moments (SGMM) is utilizing an estimator method, this research determines the empirical Human Development Index (HDI) correlation with financial inclusion, according to the amount measurement of the Automated Teller Machines (ATMs) and per square kilometer. Empirical evidence demonstrates that financial inclusion via Islamic banks is positively correlated with poverty alleviation (HDI). The research suggests that Islamic banks should enhance their current strategy and tools to attract more individuals and extend the range of their financial items and services aimed toward helping the underprivileged and helping them alleviate poverty. Policymakers must prioritize addressing the primary hurdles to financial inclusion in Islamic banking. Also, governments and regulators should be responsible for fostering an atmosphere that supports Islamic banks to conduct and administer effectively to help alleviate poverty. This research adds empirical analysis to the existing literature in diverse ways, for example, through its unique findings since it is the first to be undertaken in the OIC member countries.
Yol güvenliği açısından genç sürücülerin rolünün analizi ve etkin bir modelin geliştirilmesi
Genç sürücülerin trafik kazalarına karışma sebepleri ve bu kazaların arkasında bulunan ana faktörlerin belirlenmesi, küresel ölçekte bir problem olup bu kazaların gerek sosyal gerekse de ekonomik hayata etkileri yadsınamaz bir gerçektir. Bu çalışmada 18-25 yaş aralığındaki genç sürücülerin karşılaştıkları kazalar ulusal ölçekte analiz edilmiş ve uluslararası ortak parametreler üzerinden değerlendirilmiştir. Mevcut verilerin geniş kapsamlı içeriğini; anlamlı, kullanışlı ve daha önceden bilinmeyen faydalı bilgi haline getirmek için Veri Madenciliği Yöntemleri kullanılarak detaylı bir analiz yapılmış olup, bu anlamda WEKA yazılımı kullanılmıştır. Birliktelik Kuralları ve diğer ilgili parametreler ışığında, kazaların meydana gelmesinde rol oynayan karşılıklı faktörsel etkilerin değerlendirilmesi ile tez amacı olan kaza sayılarının azaltılmasına dönük sosyal, stratejik, işletimsel ve eğitim içerikli önerilerde bulunulmuştur.
Sürdürülebilir bir toplu taşıma sistemi için Sakarya Büyükşehir Belediyesine ait belediye otobüslerinin performans analizi
Anahtar Kelimeler: Ulaşım, Toplu Taşıma, Sakarya, Performans Analizi, Sürdürülebilir Kent İçi Hareketlilik. Günümüz dünyasının gelecek için öngördüğü sorunların başında gelen ulaşım konusu doğaldır ki ülkemizde de en büyük problemlerden birisidir. Söz konusu ulaşım problemini çözebilmek adına bir çok somut adım ve vizyon proje geliştirilse de asıl çözüm toplulukların hareketlilik taleplerinin ortak paydada giderebilmesinde yatmaktadır. Bu nedenle toplu taşıma sistemleri kentlerin ulaşım sistemlerinde yaşadıkları problemin en önemli ve etkili çözüm yollarıdır. Özel araç sayısındaki artış, çarpık kentleşme, kırsaldan kentlere plansız göçler, geleceğe miras bırakılacak olan çevre ve kısıtlı arazi imkânları sorunsuz ulaşım arterleri ve konforlu ulaşım için gerekli planlamaların yapılmasında ve stratejilerin geliştirilmesinde karşılaşılan en büyük engellerdir. Bu engellerin aşılabilmesi adına toplumların ortak alan ve ortak paydada buluşup sorunları birlikte çözebilmeleri ulaşım mühendisliği temelinde yapılacak bu tür bilimsel çalışmaların uyandıracağı fikirler ile mümkündür. Bu çalışmada Sakarya ili ölçeğinde toplu taşıma adına mevcut sistemin verilerinin toplanması, analizi ve çıktıların perspektifinde öneriler yer almaktadır. Performans ölçümü için anket tekniğinden yararlanılmış ve çıkan sonuçlar üzerinden mevcut sistem analiz edilmiştir. Son olarak, sonuç ve öneriler kısmıyla Sakarya Büyükşehir Belediyesine ait otobüs işletmesine gerekli bilimsel destek verilmiştir.
Vıssım yazılımı kullanarak Mezar-ı-Şerif(Afganistan) örnek çalışması içeriklikavşak gecikme analizleri
Anahtar kelimeler: VISSIM, SIDRA, Sinyal Koordinasyonu, Işıklı Kavşak, Gecikme, Kuyruk Trafik ışıkları kavşaklardaki anahtar bileşenlerden biri olarak, trafik akışının kontrolünde önemli bir role sahiptir. Kavşakların koordine edilmesi sürekli bir trafik akışının elde edilmesi için en etkin yollardan biridir. Işıklı ve sinyal koordineli kavşaklar vasıtası ile arter yollar üzerinde hareket eden araçların gecikme süresi, kuyruk uzunluğu ve seyahat süresi önemli ölçüde azalacaktır. Bu nedenle sinyal koordinasyonu öncesi ve sonrası yapılacak analizler, bir şebekede tıkanıklığın önlenmesinde önemli bir fonksiyon görmektedir. Bu çalışmada; teze konu olarak ele alınan Afganistan'ın önemli bir şehri olan Mezarı- şerifte bulunan iki kavşakdaki mevcut durum ve sinyalize sistemle revize edilerek elde edilen yeni yapı, geometrik durumda yapılan değişiklikler de dikkate alınarak iki farklı VISSIM ve SIDRA yazılımları kullanılarak, gecikme süreleri ve kuyruklama uzunlukları ile ilgili parametreler çerçevesinde analiz edilmiştir. Mevcut durum ve geometrik iyileştirme senaryolarına ek olarak, 40 adet farklı trafik senaryoları oluşturularak sinyal koordinasyonu ile şimdiki ve gelecekteki gecikme süreleri ve kuyruk uzunluklarının azaltılması sayesinde trafik açısından hizmet seviyesinin iyileştirilmesi için analizler yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, geometrik tasarım iyileştirilmesinden önce Marmul caddesine ait birinci ve ikinci kavşak arasında koordinasyon sağlanması durumunda sistem için toplam taşıt gecikmelerinde yüzde 3,36'a varan düşüşler görülmüştür. Geometrik tasarım iyileştirildikten sonra ise sistem için toplam taşıt gecikmelerinde yüzde 8,85'a varan düşüşler görülmüştür. Mevcut durum ile iyileştirilmiş durum kıyaslandığında, iyileştirilmiş durumda koordinasyon öncesi sistem (ağ) için toplam taşıt gecikmelerinde yüzde 51,78'a, koordinasyon sonrası ise toplam taşıt gecikmelerinde de yüzde 54,51'e ulaşan düşüşler görülmüştür. Farklı trafik akım senaryolarına göre yapılan doğrusal regresyon analiz sonuçlarına göre temsil etkinliğini gösteren R2 değerlerinin güçlü bir ilişkiye işaret ettiği görülmüştür.
Polipropilen lif boyutlarının asfalt aşınma tabakası taşıma kapasitesine etkilerinin incelenmesi
Yol kaplama türleri arasında yer alan esnek üstyapı kaplamaları Türkiye'de diğer kaplama türlerine oranla daha çok tercih edilerek öne çıkmaktadır. Esnek üstyapı kaplaması olarak kullanılan asfalt kaplamada doğal koşullar, yüksek sıcaklık ve uzun yükleme sürelerinin etkisiyle deformasyonlara karşı direnç azalmakta ve başta tekerlek izi olmak üzere birçok deformasyon oluşmaktadır. Alt temel deformasyonları, yollarda yapılan altyapı çalışmaları, tamiratlar, ağır trafik yükleri ve benzeri birçok uygulama yolun geometrik standartlarını olumsuz etkilemekte ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bitümlü sıcak karışımlarda tekerlek izi oluşumuna ve yol deformasyonunun önüne geçebilmek için birçok katkı maddesi kullanılmaktadır. Bu katkı maddelerinden bir kısmı bitümü modifiye ederek karışım özelliklerini iyileştirirken, doğrudan karışıma katılan bazı katkı maddeleri ise kaplamanın mühendislik özelliklerini iyileştirmektedir. Bu çalışmada; fiziksel ve yüksek mekanik özellikleri nedeniyle inşaat sektöründe ve farklı alanlarda kullanılan termoplastik bir malzeme olan Polipropilen lifler dört farklı boyutta ( 6, 12, 19 ve 54 mm uzunluklarında) ve %0,5 ile %2,5 arasında %0,5 arttırılarak 5 farklı karışım oranlarında asfalt aşınma tabakasında doğrudan kullanılmıştır. Marshall deneyi için 80 adet 3 nokta kiriş eğilme deneyi için 100 adet katkılı numuneler ve referans numuneleri üretilip mühendislik özellikleri karşılaştırılmış, eğilme dayanımı ve kırılma davranışı üzerine etkileri araştırılmıştır. Kiriş eğilme test sonuçları, çalışılan propilen (PP) liflerin aşınma tabakasına mukavemet açısından önemli katkı sağlamadığı fakat tabakanın bozulmadan daha fazla sehim yapabileceklerini göstermiştir. 19 mm ve 12 mm PP lif katkıları ile güçlendirilmiş aşınma tabakalarının katkısız olanlarla eş değer çekme mukavemetlerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca, kiriş eğilme test sonuçlarında kullanılan formülün tek başına yanıltıcı olabileceği, maksimum tekil yükün de değerlendirmeye alınması gerektiği belirlenmiştir. 3 nokta kiriş eğilme test sonuçlarının aksine 12 ve 19 mm PP lif katkılı numunelerin stabilite değerleri, PP lif katkısız numunelere göre daha yüksek elde edilmiştir. Alttaki tabakanın sağlam olması şartıyla 19 ve 12 mm PP liflerin aşınma tabakalarında kullanılmasının faydalı olacağı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Asfalt Aşınma Tabakası, Polipropilen Lif, Deformasyon, Marshall Stabilite, 3 Noktalı Kiriş Eğilme Testi
Veri madenciliği uygulaması ile sakarya ve denizli hane halkı verileri kullanılarak yolculuk analizlerinin yapılması
Dünyanın ilk seri üretim otomobili olan Ford T Model ile başlayan bir asırlık süreçte otomobiller, hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Otomobillerin hayatımıza kattığı değerin yanında ortaya çıkardığı diğer bir önemli husus ise ulaşım içerikli sorunlardır. Bu sorun, kentsel yaşama ait mevcut sorunlar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Sosyo-ekonomik gelişmeler ile sürekli artan ve çeşitlenen ulaşım talebinin karmaşık ve dinamik yapısı karşısında yetersiz kalan ulaşım sistemlerinin altyapısı ve işleyişi, yerel hatta merkezi yönetimleri daha farklı çözümler üretmeye zorlamaktadır. Mevcut ve gelecek hizmet planları, ulaşım talebinin nicel ve farklılık arz eden değişken yapısı göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Talebin bu değişken yapısını dikkate almadan sunulacak ulaşım hizmeti arzu edilen faydayı sağlamaktan uzak kalacaktır. Bu tezin ana çalışma konusu, hane halkı anket verilerinden elde edilen özniteliklerin, yolculuk miktarları ile olan ilişkisini veri madenciliği yöntemi ve WEKA yazılımı yardımıyla ortaya çıkarmaktır. Kurulacak olan model, hem karmaşık yapıdaki ulaşım talebini tahmin edilebilir bir yapıya dönüştürerek gelecekteki yolculukların tahmini hususunda referans teşkil edecek, hem de alınması gereken stratejik ve politik kararlara zemin teşkil eden anket yüklerinin, zamansal ve ekonomik maliyetlerini hafifletecektir.
Karşılaştırmalı trafik atama teknikleri ile ulaşım şebeke performans analizi
Trafik Ataması, ulaşım modelleme sisteminin son ve dördüncü adımı olup, her sürücünün veya sistem kullanıcısının başlangıç-varış çiftleri için en kısa seyahat süresi veya mesafesine sahip olan güzergahı kullanmak istediği bir ulaşım şebekesinde trafik dağıtma işlemidir. Yapılacak olan bu çalışma ile farklı trafik atama teknikleri ve metodları kullanılarak, test ulaşım şebekesi örnek olay incelemesi üzerinden, karşılaştırmalı seyahat süresi şebeke güvenilirlik performans analizi yapılacaktır. En kısa yol algoritmaları kullanılarak yapılacak çalışmalarda, kent şebekesine ait kapasite sorunu yaşayacak linkler ve güzergâhlar belirlenerek, iyileştirmelere dönük gerekli uygulama önerilerinde bulunulabilinecektir. Bu çalışma kapsamında, test ulaşım şebekesinin verilerine dayanılarak, her tekniğin ilgili prosedürüne göre dört trafik atama tekniği değerlendirilmiştir. Buaraştırmada yukarıda belirtildiği gibi birinci ünitede trafik ataması ve ilgili konular tanıtılmış, ikinci ünitede akademik araştırma makaleleri, dergiler ve basılı kitaplar ışığında trafik ataması için literatür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde her teknik için trafik verileri değerlendirilmiş, dördüncü ünitede ise trafik atama teknikleri analizi yapılmıştır. Beşinci ünitede analiz edilmiş teknikler karşılaştırılmış ve altıncı ünite sonucunda gerekli olan öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Trafik ataması, ulaşım şebekeleri, en kısa yol algoritmaları, talep ve güvenilirlik analizleri
İslami bankacılık gelişimi ile gelir dağılımı ilişkisi
Ekonomilerde geleneksel bankacılık sistemine alternatif olarak faizsizlik esasına göre faaliyet gösteren İslami bankaların gelişim ve derinliklerinin artmasıyla birlikte zamanla finansal piyasalardan daha fazla pay almaya başlamışlardır. Bu durum faizsizlik esasına göre faaliyet gösteren İslami bankaların gelişiminin gelir dağılımına olan etkisinin incelenmesi gereksinimini ortaya çıkarmakla beraber literatürde bu tür çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu çalışmada ilk bölümde bankacılığın ve İslami bankacılığın tarihi gelişimi ile İslami bankacılığın ortaya çıkmasındaki temel etkenlere değinilmiştir. İkinci bölümde gelir ve gelir dağılımı kavramları açıklanmış ve gelir eşitsizliğinde kullanılan yöntemlere temas edilmiştir. Üçüncü bölüm literatür çalışmasının ve ekonometrik analizin yapıldığı bölümdür. Bu bölümde İslami bankacılık gelişiminin gelir dağılımı üzerindeki etkisi Malezya özelinde ARDL sınır testi yöntemi ile 2001-2019 dönemi için incelenmektedir. Çalışmanın ekonometrik bulgularına göre kişi başına düşen milli gelir ekonomik gelişmenin ilk dönemlerinde gelir dağılımı eşitsizliğini azaltırken ekonomik gelişmenin ilerleyen safhalarında gelir eşitsizliğini artırmaktadır. Bu çalışmanın da esas motivasyon kaynağını oluşturan, İslami bankacılık gelişiminin gelir dağılımı ilişkisine bakıldığı zaman, Malezya açısından incelenen dönemde ortalama olarak İslami bankalar tarafından özel sektöre verilen kredi hacminde meydana gelen %1'lik bir artışın gelir eşitsizliğini yine ortalama olarak %0,036 oranında azaltarak, gelir dağılımındaki adaletin sağlanması noktasında olumlu katkı yaptığı tespit edilmiştir. Çalışmada analizlerden elde edilen tespitler sonucunda hem İslami bankacılık sektörüne hem de kamu otoritelerine bazı politika önerileri sunulmaktadır. Bu doğrultuda gelir dağılımındaki adaletin sağlanmasında olumlu katkı yapan İslami bankacılık sisteminin doğru tanıtılması, geliştirilmesi ve derinleştirilmesi tavsiye edilmektedir. Ayrıca kamu otoritelerinin İslami bankacılığın gelişmesinde ve derinleşmesinde etkin bir rol alındığı takdirde Malezya örneğinde görülebileceği üzere İslami finansın hızlı bir gelişim gösterebileceği ve bu durumun gelir eşitsizliğini azaltmada önemli bir rol oynayabileceği ifade edilmektedir.