Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Latife Aktan Özel
15 theses · Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulut motifi
Bu çalışma, Osmanlı Klasik Dönem mimarisinin önemli eserlerinden biri olan Rüstem Paşa Camii'ndeki çini süslemelerinde yer alan bulut motiflerini incelemeyi amaçlamaktadır. Mimar Sinan'ın estetik ve mühendislik birikimini yansıtan bu camide, Geleneksel Türk Sanatlarının önemli bir unsuru olan çini sanatı bağlamında bulut motifinin tarihsel, estetik ve sembolik özellikleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmada, literatür taraması yapılarak bulut motifinin kökeni, desen ve kompozisyon özellikleri ile çini sanatındaki yeri değerlendirilmiştir. Rüstem Paşa Camii'ndeki çinilerde kullanılan bulut motiflerinin tasarım detayları, renk kullanımları ve simetrik düzenlemeleri, dönemin sanat anlayışı ile ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Bulgular, bulut motifinin yalnızca dekoratif bir unsur olmadığını, aynı zamanda geleneksel sanatlar içindeki estetik ve sembolik değerlerini yansıtan bir öğe olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, Rüstem Paşa Camii çinilerindeki bulut motifine dair kapsamlı bir bakış açısı sunmayı ve önemine ışık tutmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda dönemin sanatsal anlayışına katkıları değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan, Çini, Bulut, Motif.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulunan penç motifleri
Bu çalışma, klasik dönem Osmanlı çini sanatının en nitelikli uygulamalarından biri olan İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde yer alan penç motiflerinin biçimsel çeşitliliğini, yüzeysel dağılımını, ölçümsel verilerini ve desen içi işlevlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Caminin tüm çini kaplı yüzeylerinde gerçekleştirilen sistematik gözlem, desen çözümlemesi ve alan ölçüm çalışmaları sonucunda, yapı genelinde toplam 1.556 adet penç motifi tespit edilmiştir. Motifler yalnızca merkezî panolarda değil; çini yüzeyin neredeyse tamamına yayılmış biçimde, farklı desen gruplarının bünyesinde de yer almaktadır. Özellikle küçük boyutlu beş yapraklı pençler; kıvrık dal (rûmî) motiflerinin iç kısımlarında, saz yapraklarının damarlarında, hatâyî göbeklerinin merkezinde, bulut motiflerinin geçiş bölgelerinde ve natüralist üslupla işlenmiş çiçeklerin detaylarında sıklıkla kullanılmıştır. Bununla birlikte, penç motiflerinin yalnızca motif içlerinde değil, dal sistemlerinin üstünde de yer aldığı; böylelikle yalnızca süsleyici değil, desenin bütünlüğünü sağlayan bağlayıcı ve geçiş kurucu bir unsur olarak da işlev gördüğü tespit edilmiştir. Ayrıca camide yer alan bahar ağacı kompozisyonlarındaki çiçeklerin tamamı, biçimsel olarak stilize edilmiş penç formuna dayanmaktadır. Bu durum, motifin hem geleneksel hem natüralist desen anlayışında kendine yer bulduğunu göstermektedir. Pençlerin bu çok yönlü kullanımı, klasik Osmanlı çini süsleme anlayışında motiflerin yalnızca tekrarlayan formlar değil, aynı zamanda yüzeyin akışını yönlendiren kurucu unsurlar olduğunu ortaya koymaktadır. Biçimsel analizlerde dört, altı, sekiz ve on iki yapraklı penç türleri belirlenmiş, camide bahar ağaçları dahil toplamda 34 farklı penç tipi tipolojik olarak sınıflandırılmıştır. Bu türler arasında sade beş yapraklı klasik örnekler, kenar alanlara yerleştirilmiş yarım pençler, iri hatâyî merkezleriyle bütünleşmiş uygulamalar ve rûmî ya da saz yolu motifleriyle iç içe geçmiş örnekler yer almaktadır. Desen içerisinde yer yer merkezden çevreye açılan yapılar oluşturmuş, kimi zaman da arka arkaya dizilerek yüzey boyunca bütünlük sağlamıştır. Penç motifleri, klasik İznik çinilerinde karakteristik olan kobalt mavisi, turkuaz, mercan kırmızısı ve beyaz renklerle uygulanmıştır. Motiflerin boyutsal dağılımı oldukça geniştir. En küçük penç motifleri, geçiş bordürleri, sütun başlıkları ve kıvrımlı dal içlerinde yer almakta olup, yaklaşık 1–1,2 cm çapındadır. En büyük penç motifi ise yaklaşık pandantiflerde bulunan 32 cm diğer büyük penç ise 26 cm çapında olup, cami kubbe geçiş kuşağında yer alan Allah (c.c) ve Hz. Ali lafızlarının bulunduğu karşılıklı iki pandantifte konumlanmıştır. Bu iri motifler, görsel merkez tanımı yapan en belirgin örneklerdir. Yapının farklı bölümlerinde yapılan yüzey analizleri neticesinde pençlerin dağılımı aşağıdaki gibidir: Son Cemaat Yeri ve Kuşakları: 21,5 m² yüzeyde 130 adet Harim Duvarları ve Giriş Kuşağı: 36,5 m² yüzeyde 187 adet Pandantifler ve Geçiş Kuşakları: 14 m² yüzeyde 184 adet Kubbe Geçiş Kuşağı: 6 m² yüzeyde 78 adet Mihrabın Alt ve Üst Yüzeyleri: 7 m² yüzeyde 41 adet Kadınlar Mahfili ve Kuşakları: 9,5 m² yüzeyde 63 adet Sağ ve Sol Galeriler (Alt/Üst): 44 m² yüzeyde 524 adet Revaklar ve Kemer Yüzeyleri: 16 m² yüzeyde 174 adet Pencere Alınlıkları ve Kuşakları: 11 m² yüzeyde 96 adet Sütun Başlıkları, Gövdeleri ve Fil Ayakları: 11 m² yüzeyde 80 adet Kapı Üstü Kuşakları ve Kitabeler: 2 m² yüzeyde 20 adet Yarım Kemer Geçişleri: 2 m² yüzeyde 17 adet Ayrıca yapı genelinde 66 farklı çini kompozisyonu (karo) tespit edilmiştir. Her biri farklı sayıda, ölçüde ve tertipte penç motifi içeren bu düzenlemeler; camide uygulanan bezeme sisteminin yalnızca tekrara değil, çeşitliliğe ve yapısal bütünlüğe dayalı olarak oluşturulduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, Rüstem Paşa Camii'nde kullanılan penç motifleri; sayısal zenginliği, biçimsel çeşitliliği, desen içindeki çok yönlü konumlanışı ve mimari öğelerle kurduğu yapısal bütünlük üzerinden, klasik Osmanlı çini sanatının hem estetik hem teknik anlamda en üst düzey örneklerinden birini temsil etmektedir.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde hatai motifleri
Osmanlı mimarisinde çini sanatı, büyük bir öneme sahiptir ve birçok yapıda kullanılmıştır. Özellikle Osmanlı çini sanatının en parlak dönemlerinde inşa edilen Rüstem Paşa Camii, bu sanatın en değerli örneklerini yansıtır. İstanbul'daki çinili camiler arasında, çini zenginliği açısından öne çıkar. Mimar Sinan'ın eseri olan bu cami, çini müzesini andıran bir görünüm sunar. Son cemaat yerinden başlayarak tüm camiyi kaplayan çinileri, desenleri ve tekniği ile dikkat çeker. Bu özgün desenler, daha sonra inşa edilen pek çok yapı için ilham kaynağı olmuştur. Rüstem Paşa Camii, çini süslemelerindeki zenginliği ve motif çeşitliliği ile dikkat çeken önemli bir yapıdır. Bu çalışmada, caminin çinilerinde yer alan hatai motifleri incelenmiştir. Hatai motifi, birçok sanat dalında farklı formlarda ve özgün tasarımlarla kendine yer bulmaktadır. Çalışmanın amacı, Rüstem Paşa Camii çinilerinde kullanılan hatai motiflerini analiz etmek, motif çeşitlerini ve sayılarını tespit etmek ve elde edilen verileri çizimlerle desteklemektir. Bu tez çalışması kapsamında yapılan incelemeler sonucunda, toplam 138 çeşit hatai motifi tespit edilmiştir. Bunların içinden 112 hatai motifinin ölçüleri alınmıştır. Bu motiflerin boyutları 2,5 cm ile 43,5 cm arasında değişmektedir. Boyutlarına göre sınıflandırıldığında, 8 tanesi büyük boy, 24 tanesi orta boy ve 79 tanesi küçük boy olarak tespit edilmiştir. En çeşitli hatai motifli tasarımlar, caminin kemer tablalarında yer almaktadır. Caminin genelinde kullanılan toplam hatai motif sayısı ise yaklaşık 8852 adet olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çini, Motif, Hatai, Stilize Çiçek, Osmanlı, Rüstem Paşa Camii.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde dört çiçek üslubu (Lale, karanfil, gül, sümbül)
ÖZET Bu araştırmanın amacı Rüstem Paşa Camii çinilerinde yarı stilize çiçek motiflerinin incelenmesidir. Yapılan incelemede motiflerin analizi dört çiçek motifiyle sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada lale, karanfil, gül ve sümbül çiçeği motifleri değerlendirilmiştir. Osmanlı sanatının en önemli örneklerinden birisi olan çini sanatı Osmanlı öncesinde ortaya çıkmış olsa da 16. Yüzyılda zirveye çıkmıştır. Rüstem Paşa camisi de çini sanatının en güzel örneklerinden birisi olarak öne çıkmaktadır. Çini süslemeleri açısından oldukça zengin süslemeler içeren Rüstem Paşa camisi dışarıdan sade bir görüntüye sahiptir. Banisi Rüstem Paşa olan caminin mimarı ise Mimar Sinan'dır. Rüstem Paşa camisinin çini sanatı özellikler son cemaat bölümünden başlayarak içeriye doğru büyük bir zenginlik içermektedir. Camideki lale, karanfil, gül ve sümbül motifleri birlikte incelendiğinde camide en çok bulunan çiçek motifinin lale motifi olduğu belirlenmiştir. Lale motifi caminin birçok bölümünde yer almaktadır. Özellikle camiyi bir bütün olarak çevreleyen bordürlerde öne çıkan lale motifi pano bölümlerinde de ayrı ayrı kompozisyonlar içinde bulunur. Karanfil, gül ve sümbül motifleri ise lale motifine nazaran daha azdır. Bordürlerin önemli bir bölümünde yer almayan bu motifler genellikle balkon altı bölümlerde öne çıkmaktadır. Çiçek motifleri incelemesinde öne çıkan iki pano ise sol cephe panodaki -bahar ya da cennet tablosu olarak da bilinen pano- çini karoları ve minberdeki panosudur. Bu panolarda birçok farklı çiçek motifi birlikte yer almaktadır. Caminin başka bölümlerinde görülmeyen bu zengin içerik çini sanatı açısından önemli örneklerindendir. Bu bağlamda vurgulanması gereken bir diğer bölümü ise fil payeler iv oluşturmaktadır. Fil payelerin hem köşegenlerindeki karolarda hem de üst bölümlerinde farklı motiflerin yer aldığı belirlenmiştir. Cami tek bir yerde görülen çiçek motifi örnekleri de bu payelere işlenmiştir. Cami de en çok kullanılan motifin lale olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak caminin çeşitli bölgelerinden elde edilen verilere göre toplam 14.295 lale, 3004 karanfil, 33 gül ve 2603 sümbül motifi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Çini Sanatı, Lale Motifi, Karanfil Motifi, Gül Motifi, Sümbül Motifi.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulunan yaprak motiflerinin irdelenmesi
Bu tez, Klasik Dönem Osmanlı çini sanatının önde gelen örneklerinden biri olan Rüstem Paşa Camii'nde yer alan yaprak motiflerini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, cami süslemelerinde kullanılan yaprak motiflerinin tarihsel gelişimini, stilistik özelliklerini ve kompozisyon içindeki işlevlerini analiz ederek, bu motiflerin sanatsal değerini ortaya koymaktır. Yaprak motifleri, çini sanatında sıkça rastlanan ve doğadan esinlenen süsleme unsurlarıdır. Bu çalışmada özellikle "saz yolu" ve "hatayi" grubu yaprak motifleri üzerinde durulmuştur. Bu motifler, doğal bitki formlarının stilize edilmesiyle hem doğayı yansıtan hem de sanatsal ifade gücünü artıran özellikler taşımaktadır. Motiflerde kullanılan kobalt mavisi, turkuaz ve mercan kırmızısı gibi renkler, zengin bir görsel ahenk oluşturmaktadır. Motiflerin boyutları ve yerleşim alanları incelendiğinde, tasarım ve uygulama açısından büyük bir çeşitlilik olduğu görülmektedir. Caminin son cemaat yerinden başlayarak harim, kadınlar mahfili ve üçgen kısımlar tamamen çini ile kaplanmıştır. Bu durum, yaprak motiflerinin cami genelinde geniş bir alana yayıldığını ve estetik bir bütünlük sağladığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Osmanlı Çini Sanatı, Klasik Dönem, Saz Yolu, Yaprak Motifi. aha sonra doldurulacaktır
Mozayik çininin günümüz yorumu olarak Barbaros Hayrettin Paşa Cami uygulamaları
Geleneksel çini sanatı, yüzyıllardır mimari yapıların süslenmesinde kullanılmıştır. Bu sanat dalı, farklı tekniklerle çeşitlilik kazanmıştır. Bu çalışma, özellikle mozaik çini tekniğine odaklanmaktadır ve Barbaros Hayrettin Paşa Cami'nin mihrap ve minber çinileri bu teknikle üretilmiştir. Mozaik çini tekniği ana hatlarıyla incelenmiştir. Mozayik çini tekniği Anadolu Selçuklu döneminden günümüze kadar gelmiş bir geleneksel sanat biçimidir. Bu tekniğin özelliği, küçük renkli çini parçaların bir araya getirilerek desenler oluşturulmasıdır. Erken Osmanlı döneminde de kullanılan bu teknik, sonraki yıllarda nadir olarak karşımıza çıkmıştır. 21. Yüzyılda Barbaros Hayrettin Paşa Cami, İstanbul Beşiktaş Levent mevkiinde yer almaktadır. 2020 Yılında inşaatına başlanan caminin, mihrap ve minber tezyinatında mozaik çini tekniği uygulanmıştır. Anadolu Selçuklu dönemindeki mihrap mozayik çinilerinden esinlenilerek mihrap, minber ve kapı köşebent çinileri günümüz üretim tekniklerinden faydalanılarak mozayik çini olarak üretilmiştir. Atölye çalışmaları 2022 yılında başlamış ve 2023'ün mayıs ayına kadar sürmüştür. Mihrap, kavsara, niş, sütunçeler, sütunçe başlıkları ve bordürler mozayik çini ile yapılmıştır. Minber köşk köşelik, köşk korkuluk, yan aynalık ve geçit köşelikte mozayik çini tekniği kullanılmıştır. Caminin son cemaat yeri kemerli tavan korkulukları ve cümle kapısı ile avlu kapıları da kakma mozayik çinilerle süslenmiştir. Sonuç olarak, mozayik çini sanatı gözlem ve araştırma ile günümüz estetik anlayışına uygun bir şekilde uygulanmıştır. Barbaros Hayrettin Paşa Cami, mozayik çini tekniği ile geleneksel sanata katkı sağlamıştır.
Takkeci İbrahim Ağa Camii çinilerinin renk, motif ve kompozisyon olarak incelenmesi
Takkeci İbrahim Ağa Camii'nin 1591-1592 yıllarında yapıldığı kabul edilmektedir. Bu sonuç, cümle kapısındaki ibareden çıkarılmaktadır. Caminin yapım tarihi çeşitli mimar ve sanat tarihçileri tarafından tartışılmıştır. Cami-tevhidhane niteliğinde olan yapının Mimar Sinan eseri olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Sebil ve sıbyan mektebi ile planlanan yapıda, ilk sebil 986 yılında yapılmıştır. Bu tarih, yapının planlanması ve ilk bölümlerinin inşası sırasında Mimar Sinan'ın hayatta olduğunu göstermektedir. Cami, Mimar Sinan'ın çini düzenleme programına uygun olarak tezyin edilmiştir. Caminin tezyinatında kalemişleri, malakâri süslemeler ve çini motifler arasında bütünlük görülmektedir. Takkeci İbrahim Ağa Camii'nde 16. yüzyıl sonu İznik çinileri bulunmaktadır. Caminin güneydoğu duvarı panolarının benzeri olan bir panonun parçaları, minber köşkü ve cami içinde muhtelif yerlere yerleştirilmiştir. Caminin çinilerinden 83 adet çini yerinde olmayıp, bu alanlar beyaza boyanmıştır. Vazolu panonun 32 adet karosu ve mihrap bordüründen 4 adet çini, Gülbenkyan Müzesi'nde sergilenmektedir. Güneybatı duvarında bulunan ulama çininin, Sotheby's Müzayedesi'nde "Avrupa tarzı İznik çinisi" olarak satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Harimi kaplayan mahfil altında 321 adet taklit çini bulunmaktadır. Bu çinilerden 190 adedi müzayedede satışa çıkarılan ulama kompozisyon, 106 adedi hatâyî bordür, 25 adedi rûmîli bordür olarak tespit edilmiştir. Bunların dışında süpürgelik çinileri de vardır ve bunlar kaynaklarda Kütahya çinisi olarak adlandırılmıştır. Ayrıca dünya müzelerinde ve müzayedelerinde cami çinilerinin benzerleri görülmüştür. Bu çinilerden 40 adedinde Albert Sorlin Dorigny'nin ismi geçmektedir. Cami çinilerini fotoğraflayıp mevcut hallerini tespit eden, çalınan çinilerin izlerini araştıran, renk, motif ve kompozisyon olarak çinileri değerlendiren çalışmamız, geleneksel sanatları ve kültürel mirasımızı korumaya yöneliktir.
Mehmet Ağa Camii çinilerindeki motiflerin renk, desen ve kompozisyon olarak incelenmesi
Mehmet Ağa Camii, İstanbul'un Fâtih semtinde yer almakta olup, bânisi Dârü's-saade ağası Habeşî Mehmet Ağa'dır. 1585 yılında Mimar Davud Ağa tarafından inşa edilen cami, dönemin mimari ve sanatsal üslubunu yansıtan önemli bir yapıdır. Bu çalışma, Mehmed Ağa Camii'nde yer alan toplam 24 çini panoyu motif, renk ve kompozisyon açısından sistemli biçimde incelemiştir. Panolardan 20'si hat yazılı, 4'ü simetrik düzenlidir; ayrıca bunların haricinde 2 pano yerinde bulunmamaktadır. Yapıda 16. yüzyıla ait orijinal İznik çinilerinin yanı sıra, 18. yüzyıl Tekfur Sarayı ve günümüz Kütahya üretimi çiniler de yer almaktadır. İznik çinileri zengin motif çeşitliliği ve canlı renkleriyle öne çıkarken, Tekfur ve Kütahya çinileri sade motif, soluk renk ve düşük işçilik kalitesiyle orijinallerle uyumsuzluk göstermektedir. Motifler arasında hatâyî, rûmî, saz yaprağı, penç ve bulut ögeleri sık kullanılmıştır. Restorasyon hataları, özellikle bordür uyumsuzlukları ve motif farklılıkları üzerinden tespit edilmiştir. Süheyl Ünver'in notları da bu hatalara ışık tutmaktadır. Çalışma, caminin çini repertuarını belgelerken aynı zamanda Osmanlı çini sanatındaki süreklilik ve müdahale ilişkisini ortaya koyarak sanat tarihi ve restorasyon alanlarına katkı sunmaktadır.
Mehmed Ağa Camii çinilerindeki hatlar
Bu çalışma, İstanbul'un Fatih ilçesinde yer alan Mehmed Ağa Camii'ndeki hat yazılı çini panoları tarihî, teknik ve sanatsal açıdan incelemektedir. Cami içi ve son cemaat yerinde toplam 22 pano tespit edilmiş, bunlardan 18'inin 16. yüzyıla ait orijinal İznik çinileri olduğu belirlenmiştir. Geriye kalan 4 pano ise biri 18. yüzyıl Tekfur Sarayı, üçü 21. yüzyıl Kütahya üretimi olmak üzere sonraki dönemlere aittir. Tüm panoların yazı içeriği, boyutları, teknik özellikleri ve konumları kataloglanmış; farklı üretim dönemlerine ait üsluplar hat sanatı açısından karşılaştırılmıştır. Tüm panolarda celî sülüs hattı tercih edilmiş; klasik döneme ait panolarda yüksek nitelikli istif ve harf yapıları tespit edilmiştir. Tekfur ve Kütahya panolarında ise çeşitli oran bozulmaları ve metinsel eksiklikler gözlemlenmiştir. Ayrıca camideki bazı panolar, Süleymaniye ve Selimiye gibi büyük camilerdeki benzer içerikli panolarla istif ve üslup bakımından karşılaştırılmış; klasik Osmanlı hat anlayışına bağlılık saptanmıştır. 2009 yılında çalınıp 2019'da iade edilen bir pano ve eksik panoların yerine yapılan restorasyonlar da hat sanatı açısından değerlendirilmiştir. Bu tez, belgelemeye dayalı yaklaşımı ve üslup analizleriyle, Osmanlı dönemine ait hat yazılı çinilerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda sanat tarihi literatürüne katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde kullanılan Rumi çeşitleri ve Rumi elemanları
Bu çalışma, Osmanlı mimarisinin önemli yapılarından biri olan Rüstem Paşa Camii'nde yer alan rumi motifleri ve rumi bezeme elemanlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında caminin bezeme programında kullanılan rumi motiflerinin türleri, kompozisyon şemaları ve uygulama teknikleri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler doğrultusunda, özellikle çini ile bezeli alanlardaki rumi motiflerinin kullanım özelliklerine ilişkin önemli bulgulara ulaşılmıştır. Bütün rumili tasarımların vektörel çizimleri ve puslandırılmış fotoğraf çizimleri yapılarak belgelenmiştir. Yapıdaki süslemelerin çoğunda rumi motifleri belirgin bir ağırlığa sahiptir. Duvarlar, kemer tablaları, mihrap cephesi, pandantifler gibi çeşitli mimari unsurlarda bu motifler farklı yoğunluklarda yer almaktadır. Özellikle ulama karo, bordür, pano, pandantif ve köşebent gibi dekoratif ögelerde rumi motifleri yaygın olarak kullanılmıştır. Camideki çini süslemelerinde yaklaşık %80'inin rumi motifli karolardan oluştuğu tespit edilmiştir. Bordürlerde %70, pandantiflerde %85, kemer tablalarında ise %80 oranında rumi motifli tasarımlar uygulanmıştır. Çalışmada incelenen rumi motif türleri arasında en yaygın olarak sade rumilere yer verildiği, bunu hurde rumilerin izlediği, bezemeli rumilerin ise daha sınırlı kullanıldığı tespit edilmiştir. Sarılma rumilere ise yalnızca tek bir panoda rastlanmıştır. Motiflerde tercih edilen renkler arasında kobalt mavinin en yaygın renk olduğu görülmüş; kırmızı genellikle iç detaylarda, yeşil ise daha sınırlı oranda kullanılmıştır. Bu tez, Rüstem Paşa Camii'ndeki rumi motiflerin Osmanlı çini sanatındaki önemini ortaya koyarak, geleneksel tasarım kurallarına uygun şekilde yeni tasarımlarda nasıl değerlendirilebileceğine dair rehberlik sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Rumi, Türk Çini Sanatı, Rumi Elemanları, Hurde Rumi, Sarılma Rumi, Sencide Rumi.
Rüstem Paşa Camii çinilerinde hat sanatı
Rüstem Paşa Camii, iç ve dış mekânında kullanılan üstün nitelikli İznik çinileriyle, cami mimarisinde çini kullanımının zirveye ulaştığı en seçkin örneklerden biri olarak kabul edilir. Yapının bezeme programının önemli bir parçası olan bu çiniler, 16. yüzyılda Türk Çini Sanatı'nın ulaştığı teknik ve sanatsal gelişimi de açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Cami, yalnızca çini sanatının değil hat sanatı açısından sunduğu zengin repertuarıyla da dönemin yazı estetiğinin önemli bir temsilcisi olarak değerlendirilmektedir. "Rüstem Paşa Camii Çinilerinde Hat Sanatı" başlıklı çalışmada, camideki hat panoları çini süslemeleriyle birlikte değerlendirilerek dönemin sanat anlayışı çerçevesinde kapsamlı bir biçimde incelenmektedir. Camii'nin çinilerindeki hatlar, Mimar Sinan'ın Klasik Dönem camilerindeki bezeme üslubuna paralel olarak özellikle pencere alınlıklarında konumlandırılmıştır. Son cemaat yeri revaklarında yuvarlak formda 8, dış cephe zemin pencereleri alınlıklarında 2 pano yer almaktadır. İç mekânda mihrap duvarında mihrap alınlığı ile 2 pencere alınlığı, üst kat kadınlar mahfili batı yönünde 7 ve doğu yönünde 5 pencere alınlığı, pandantiflerde ise yine yuvarlak formda 8 pano olmak üzere toplamda 33 hat panosu bulunmaktadır. Bu panolarda celî sülüs yazı türü hâkimdir. Bazı panolarda ise kısmen muhakkak yazıya da yer verildiği görülmektedir. Panolardaki hatlar gerek istif gerekse harf anatomileri bakımından döneminin yazı anlayışını yansıtmaktadır. Camideki hat panolarında ayet, hadis ve dua içerikli metinlere yer verilmiştir. Bu metinlerde vurgulanan mesajlar birkaç ana tema üzerinde yoğunlaşmaktadır. Son cemaat yeri ve mihrap cephesi pencere alınlıklarında dua mâhiyetindeki Kuran-ı Kerîm ayetleri, üst kat kadınlar mahfili pencere alınlıklarında ise Allah'ın rızasının talep edildiği, yüce yaratıcıya dünya ve ahiret saadeti için niyazda bulunulduğu, cennete layık bir kul olabilme arzusunun tekrarlandığı, Allah'ın sonsuz merhametinin ve affediliciğinin vurgulandığı âyet ve hadisler tercih edilmiştir. Revak kemerleri ve pandantiflerde ise, Allah (c.c.), Muhammed (s.a.v.), Çeharyâr-i Güzîn ve Hasaneyn isimlerine yer verilmiştir. Caminin çini panolarındaki hatlar mekânla estetik bir uyum oluştururken çini süslemeleriyle birlikte sanatsal bir ifade biçimi ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Rüstem Paşa Camii, Osmanlı cami mimarisinde hat ve çini sanatının karşılıklı etkileşimini ve uyumunu incelemek açısından oldukça önemli bir örnek teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan, Hat Sanatı, Türk Çini Sanatı, Osmanlı Cami Mimarisi.
Türk mimarisi'nde çini kabaralar
Bu araştırmanın amacı Türk Mimarisi'nde kullanılan çini kabaraların tespit edilmesi üzerinedir. Türk çini sanatında kullanılan kabaralar farklı form, desen ve renklerde yapıların yüzeylerini süslerken mekânın kimlik oluşumunda da etkili olmuştur. Çini kabaralar Anadolu Selçuklu döneminden erken dönem Osmanlı sanatına, daha sonrasında Klasik Dönem Osmanlı Mimarisi'nden Cumhuriyet devrine her dönemde farklı form ve şekillerde günümüze kadar ulaşmıştır. Tez metninin başından sonuna 521 adet çini kabara incelenmiştir. Tespit edilen kabaraların 221'i İstanbul'da, 283'ü Konya'da, 5'i Bursa'da, 2'si Kayseri'de, 2'si Edirne'deki yapılarda mevcuttur. Tespit edilen kabaraların 199'si dış cephe yüzeyinde, 306'sı iç mekânda; yapıların iç cephe yüzeylerinde, mihrap yüzeylerinde ve kapılarda kullanılmıştır. Form açısından incelendiğinde kabaraların 171'i yarım küre formunda, 5'i ajurlu formda, 24'si bombeli formda, 40'ı konik formda, 2'si geometrik formda üretilmiştir. Dekorlama açısından analiz edildiğinde 30'i çok renkli desenli ve/veya dekorlu, 479'u tek renkli, renkli sır tekniğiyle çalışılmıştır. Tek renkli sır tekniğinde üretilen formlarda turkuaz, kobalt, beyaz gibi renkle sıklıkla tercih edilmiştir. Sonuç olarak, yapılan çalışmalar neticesinde kullanılan çini kabaraların Türk Mimarisi'ndeki etkisi ve farklı dönemlerde inşa edilen yapılardaki kullanımı tez metninde analiz edilmiştir.
Türk çini sanatındaki tabaklarda hayvan figürleri (16.yy'dan günümüze)
İslamiyet öncesi devirlerde ve Orta İç Asya'da gelişen önemli bir sanat üslubu olarak hayvan üslubunu incelediğimizde, hayvan üslubunun doğuşu, özellikleri, inanç, tarih ve kültür boyutu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türk Çini Sanatı tarihinde çeşitli motiflerle birlikte hayvan figürlerinin de önemli bir rolü vardır. Bununla beraber Türk Çini Sanatındaki Tabaklarda Hayvan Figürleri (16.Yy'dan günümüze) yapılan bu çalışmada, geçmişten günümüze gelen bazı hayvan figürlü tabakların desen, renk ve kompozisyon açısından gruplara ayrılarak, dönemsel çeşitliği, türleri ve farklılıkları incelenerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Tabaklarda tespit ettiğimiz hayvanlar ağırlıklı olarak kuş türleridir. En az ise karada yaşayan maymun figürü yer almaktadır. 16. Yüzyıldan günümüze kadar, Türk Çini Sanatında her dönem her yüzyılda hayvan figürlü tabaklar karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak her biri kendine has ifadeleri barındırır.
Erken Osmanlı dönemi milet işi seramik tabakların incelenmesi
Yüzyıllar boyunca yapılan sanatlar bize miras olarak kalmış, geçmişten günümüze ışık tutmuştur. Eski medeniyetlerin sanatları onların kültürlerinin ifadesidir diyebiliriz. Bu sanatlar içinde, önemli bir yere sahip olan çini ve seramik sanatı, her alanda kullanılmış, günümüze kadar değerini yitirmemiştir. Yapılan arkeolojik kazılarda, Erken Osmanlı döneminde, günlük kullanım eşyası olarak yararlanılan kap kacakların, ilk olarak bulundukları kazı yeri olan "Milet" bölgesinde tespit edildiği bilinmektedir. Kırmızı çamurlu ve beyaz astarlı olan Milet işi seramiklerinde, kobalt mavi, turkuaz, mangan moru, yeşil ve siyah gibi renkler kullanılmış olup, desenleri geometrik çizgiler, bitkisel motifler ve hayvan figürlerinin kullanıldığı bir halk sanatıdır. 14. ve 15. yy. da yoğun olarak üretilen bu seramiklerin, mimarî yapılarda kullanılması dikkat çekici olmakla birlikte, özellikle daha çok İç Anadolu bölgesindeki dini yapılarda kullanıldıkları tespit edilmiştir. Ankara'da yedi, Karaman'da iki cami mihrabına uygulandığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmada, arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan ve mimarîde kullanılan seramik tabakların, renk, kompozisyon, altyapı, tasarım ve kullanım alanları açısından ele alınmış ve uygulamaları yapılmıştır. Birçok müzede, tarihi eser konumunda bulunan ve cami mihraplarında mimarî unsur olarak kullanılan, Milet işi seramik kâseler ve tabaklar, günümüze kadar gelmiş, bu bağlamda araştırma konusu olarak çalışılmıştır. Çeşitli alanlarda kullanılan, bu seramik kâse ve tabaklardan tespit edilenler tek tek incelenmiş ve analiz edilmiştir. 14. ve 15. yüzyılda ortaya çıkan bu seramikler gelecek devrin sanatına temel olduğunun göstergesidir.
İstanbul Kılıç Ali Paşa Camii çinilerindeki hatlar
Klasik Osmanlı mimarîsinin mühim eserleri camilerimiz, iç mimarînin vazgeçilmez bir tezyînî unsuru durumundaki hat sanatının gelişim seyrinin takibi açısından önemli bir uygulama alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı Cihan Devletinin siyasi olduğu kadar, kültürel anlamda da başkenti olarak bilinen İstanbul, fetih sonrası asırlarında birbirinden güzel mimarî eserlerin beşiği olmuştur. Bir medeniyeti yansıtan kültür hazineleri camilerimiz, en parlak dönemini Sinan yapılarıyla gerçektirmiştir. Bu çerçevede "İstanbul Kılıç Ali Paşa Camii Çinilerindeki Hatlar" tezimizin araştırma konusudur. İznik ürünü, sır altı tekniği çini panolardaki hatlar pencere alınlıklarında ve mihrap üstünde yer almaktadır. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan (M.1580) söz konusu cami, Karahisâri üslûbunu benimseyen Hattat Yusuf Demircikulu'nun taşa ve çiniye aktarılan celî hatlarıyla bezenmiştir. Özellikle cami ana giriş kapısının üzerinde yer alan müsennâ kitâbe hat sanatının önemli istifleri arasına girmeyi başarmıştır. Araştırmada, özellikle çinilerdeki yazılar üzerinde durulmuştur. Mimarîde mekân ile metin ilişkisinin önemi ve yazıdaki motifler incelenmiştir. Caminin bânisi, mimarı ve hattatı hakkında ayrıca bilgiler verilmiş ve yazının mimarîdeki önemine ışık tutulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mimar Sinan, cami, hat, çini, mimarî