Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Kaplan

15 theses · Akdeniz University, Amasya University, Antalya Bilim University

Master'sOpen AccessTR

Çevre hukuku kapsamında gürültü'ye neden olma suçu

Gürültü özellikle son yüzyılda insanların huzurunu ve yaşamını olumsuz etkileyen bir olgu haline gelmiştir. Aslında teknolojinin gelişmesi ve yaşamın hızla artmasıyla birlikte gürültünün kaynakları ve etki yerleri de hızla çoğalmıştır. Toplu ve özel ulaşım araçlarının fabrika ve endüstrilerin, elektrikli mutfak ekipmanlarının, havalandırma ekipmanlarının ve sağlık ekipmanlarının sayıları her geçen gün artmakta ve bunlar insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Bu nedenle de "çevre kirliliği" kategorisinde "gürültü" kavramı özel bir yer edinmiştir. Gürültüye neden olma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 183. maddesinde çevreye karşı suç olarak tanımlanmıştır. İstenmeyen ve rahatsız edici sesler anlamına gelen gürültü, insanlar üzerinde fiziksel, psikolojik ve fizyolojik olumsuz etkilere sahiptir. Yasama organı, gürültünün insan sağlığına zarar vermesini yasaklayarak insanların güvenli ve sağlıklı bir yaşam hakkını korumuştur. Gürültüye neden olma suçunda, failin kanunda öngörülen yükümlülüklerden sapan ve tehlike altındaki kişilerin hayatlarına zarar verme ihtimali bulunan gürültü yaratması halinde Gürültüye Neden Olma Suçu oluşacaktır. Bu noktada iki husus dikkate alınır. Öncelikle gürültünün kanun kapsamındaki yükümlülüklerden sapıp sapmadığı tespit edilir ve daha sonra gürültünün insan hayatına yardımcı olan rolünden farklı olup olmadığı belirlenir ancak ikinci aşamada bir risk veya olumsuz etki söz konusudur. Anahtar Kelimeler: Gürültüye neden olma, somut tehlike, potansiyel tehlike, yükümlülüklere aykırılık, çevre hakkı, gürültü yaratma, gürültü kirliliği

Bekir Sami Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bağlamında ihaleye fesat karıştırma suçu

İhaleye fesat karıştırma suçunun kanuni dayanağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesinde yer almaktadır. Kanun sistematiğinde suç, "Özel Hükümler" başlıklı ikinci kitabın, "Topluma Karşı Suçlar" başlığı altında üçüncü kısmın, "Ekonomi Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlıklı dokuzuncu bölümünde düzenleme altına alınmıştır. 5237 sayılı Kanunda suç ilga edilen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki düzenleme dağınıklığa son verilerek bir kanun maddesi ile düzenlenmiştir. Öte yandan 235. madde, kamuoyunda dördüncü yargı paketi olarak adlandırılan 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile de değiştirilmiştir. Çalışmamızda ihaleye fesat karıştırma suçu, mevcut değişiklikleri de kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Bu kapsamda ihale ve ihalenin ilgili kavramları suçun ana konusunu oluşturması sebebiyle açıklanmış olup, ihale hakkında temel bilgiler ihale hukukunun uzmanlık gerektirmesi sebebiyle değinilmiştir. İnceleyecek olduğumuz suç ile ilgili düzenlemeler detaylı bir şekilde irdelenmiş; bu kapsamda öğretideki fikirlerden ve yerleşik Yargıtay içtihatlarından yararlanılarak hem teorik hem de pratik açıdan bir değerlendirme yapılmıştır.

Kamu hukukuKanunlar 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu+3
Kazım Arslan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu

Hukuk kuralları, insanların belirli bir düzen içinde yaşamalarını sağlamak için konulmuştur. Toplumdaki tüm insanların, ortak menfaatleri gereği bu kurallara uygun şekilde yaşaması beklenmektedir. Yaşama hakkının sağlıklı şekilde sürdürülmesi de bu ortak menfaatlerden biridir. Kanun koyucu, kişilerin manevi varlığını, huzurunu ve sükûnet içerisinde yaşamasını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123 ile koruma altına almıştır. Bu suç, Anayasa m. 17 ve 56/1. gereği olarak kişilerin huzurlu bir ortamda rahatsız edilmeksizin belirli bir sükûnet ve psikolojik dinginlik içinde yaşamasını ve faaliyetlerini sürdürmesini; bu şekilde manevi varlığını korumasını ve geliştirmesini sağlamaya çalışmayı amaçlamaktadır. Türk Ceza Kanunu m. 123'te suçun seçimlik hareketlerle, ısrarlı şekilde ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma özel kastıyla işlenebileceği düzenlenmiştir. Hukuka aykırı başka bir davranışta bulunma şeklinde ifade edilen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun seçimlik hareketi, suçta kanunilik ve belirlilik ilkesi çerçevesinde eleştirilmektedir. Hukuki anlamda sorun ortaya çıkmaması için suçun unsurlarının açık ve net olması, yoruma ve genişletilmeye müsait şekilde bırakılmaması gerektiği ifade edilmektedir

Adli hukuk
Büşra Çalışgan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İşlenemez suç

İşlenemez suç, failin bir ceza normunu ihlale yönelmiş olmasına rağmen, hareketin elverişsizliği veya suçun konusunun yokluğu sebebiyle suçun tamamlanabilmesinin baştan itibaren imkânsız olması şeklinde tanımlanabilir. İşlenemez suç hallerinde fail, bir suç işleme iradesini ortaya koymuş olmasına rağmen, suçun maddi konusu üzerinde somut bir tehlike meydana getirememektedir. Bu sebeple işlenemez suç hallerinde faile bir yaptırım uygulamanın gerekli olup olmadığı uzun yıllardır doktrinde tartışılmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta bazı ülkeler işlenemez suç hallerinde faili cezalandırırken, bazı ülkelerde işlenemez suça herhangi bir yaptırım öngörülmemektedir. Bu tercih teşebbüsün cezalandırılması bakımından sübjektif ya da objektif bir teorinin benimsenmesinin doğrudan bir sonucudur. Sübjektif bir teorinin benimsendiği ülkelerde işlenemez suç hallerinde fail cezalandırılmaktadır. Buna karşın objektif bir teorinin benimsendiği ülkelerde ise işlenemez suç cezasız bırakılmaktadır. Ülkemizde işlenemez suç hallerinde faile yaptırım uygulanabileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca failin teşebbüs sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için "elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlaması" şart olarak aranmıştır. Dolayısıyla bir suçu işlemek için elverişsiz bir hareket gerçekleştiren fail, bu eylemi sebebiyle sorumlu tutulamayacaktır. Sonuç olarak teşebbüsün cezalandırılması bakımından Türk Ceza Kanunu'nun objektif bir teoriyi benimsediği ve işlenemez suç hallerini yaptırımsız bıraktığı rahatlıkla söylenebilecektir. İşlenemez suç ceza hukukunun birçok müessesesiyle yakın ilişki içerisindedir. Esasen işlenemez suç konusunda çözüm aranan iki temel sorun bulunmaktadır. Bunlardan birincisi işlenemez suç hallerinde faile bir yaptırım uygulama ihtiyacının bulunup bulunmadığıdır. İkincisi ise elverişli bir teşebbüs ile elverişsiz bir teşebbüsün nasıl ayrılacağı hususudur. İşlenemez suç hallerinde faile bir yaptırım uygulamanın gerekli olduğu sonucuna ulaşıldığı takdirde, Türk Ceza Kanunu'na bu yönde bir hüküm eklenmesi zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte elverişli bir teşebbüs ile elverişsiz bir teşebbüsün nasıl ayırt edilebileceği sorusunun cevabı, yürürlükteki Türk hukuku bakımından oldukça önem arz etmektedir. Zira elverişli teşebbüs halinde fail cezalandırılabilecekken, elverişsiz teşebbüs durumunda ise faile herhangi bir yaptırım uygulanamayacaktır.

Elverişsiz teşebbüsKamu hukukuSuç+1
Nurullah Kantarcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasayı ihlal suçu (Türk Ceza Kanunu Madde 309)

Anayasaları olan devletler, anayasala rında öngörülen düzen i, genel olarak anayasanın bizzatihi kendisi, anayasa yargısı veya ceza kanunları ile korurlar. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin anayasal düzeni, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda öngörülen düzendir. Kanun koyucu, cebir ve şiddet kullana rak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenleri en ağır ceza ile cezalandırmak maksadıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun u'nun 309'uncu maddesinde anayasayı ihlal suçunu düzenlemiştir. Bu çalışmanın amacı, anayasayı ihlal suçunun yapısını, "suç teorisi" kapsamında incelemek ve mümkünse gerek öğretide gerek yüksek mahkeme kararlarında gerekse uygulamada ortaya konulan problem sahaları hakkında çözümler üretmektir. Çalışmada ayrıca, anayasayı ihlal suçunun özel görünüş şekilleri, aynı zamanda bir terör suçu olması nedeniyle suçun bu kapsamdaki özellikleri, özellikle soruşturma ve kovuşturma usulleri yönden diğer suçlara nazaran farklılıkları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Müteakiben, anayasayı ihlal suçun un yaptırımı, yaptırımının infazi ve zamanaşımı konuları incelenmiştir. Ayrıca, Anayasayı ihlal suçunun aynı zamanda, 5237 numaralı Türk Ceza Kanunu'nun 311'inci maddesinde düzenlenen "Yasama organına karşı suç" ile 312'nci maddesinde düzenlenen "Hükûmete karşı suç"u da kapsadığı mütalaa edildiğinden, anayasayı ihlal suçunun her iki suç ile olan ilişkisi ortaya konulmuş ve bu konuda bir teklifte bulunulmuştur.

AnayasaAnayasa hukukuAnayasal düzen+1
Gürsel Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu

Son yıllarda, teknolojinin hızla gelişmesi, dünyada meydana gelen değişim ve gelişmeler ile yeni bir düzenleme konusunu oluşturan bilişim pek çok devletin yeni yasal düzenlemeler yapması yoluna gitmesine sebep olmuş, bu hızlı gelişime ve değişime bağlı olarak yeni suç tiplerinde ve hatta bilişim suçlarında artış olmuş ve böylece bu hızlı ilerleyiş beraberinde bir takım eylemlerin de artık bilişim suçu kabul edilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bilişim alanının hızla hayatımızın bir çok alanına etki etmesi, bu alandaki suçların hem kendi içinde ayrı bir başlık altına alınmasına ve hem de başka suçların içinde düzenlenmesine neden olmuştur. Bizim yasal düzenlemelerimizde de bu gelişmelere bağlı olarak bilişim suçlarına Yeni Türk Ceza Kanunu'nun onuncu bölümünde ''Bilişim Alanında Suçlar'' olarak başlığı altında yer verilmiştir. Dünya devletlerinin hukuklarındaki gelişmelere ve değişmelere paralel olarak, hukukumuzda yer alan önemli ve olumlu düzenlemelerden birisi 245. madde ile "banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması"nın suç tipi olarak kabul edilmesidir. Dünyada ve ülkemizde son yıllarda çok sık rastladığımız bilişim suç türlerinden biri olan bu suçlar ile daha güçlü bir mücadele için yasa koyucu, yeni TCK'da banka ve/veya kredi kartları kullanılmak suretiyle işlenen suçları eski TCK'dan farklı olarak ayrı ve bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. "Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu", TCK'nın İkinci Kitabının, "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı Üçüncü Kısmının, "Bilişim Alanında Suçlar" başlıklı Onuncu Bölümünde, 245. maddede düzenlenmektedir. Çalışmamızda TCK'nun 245. maddesinde yer alan "Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu" inceledik ve hem öğretide hem de uygulamada tartışılan konulara çalışmamızda yer vermeye çalıştık. Bu suçun işlenmesiyle bir yandan kişilerin malvarlığına ilişkin menfaatleri ihlal edilirken bir yandan da banka veya kredi kartlarında yapılan sahteciliklerle toplumun kamu güvenine ilişkin menfaatleri ihlal edilmektedir. Bu suç diğer suç tipleri ile ilişkili olsa da, suçun işlenmesinde bilişim alanının kullanılması ve suçun kendine özgü bir takım özelliklere sahip olması da, suçun ayrıca düzenlenmesini gerekli kılmıştır.

Banka kartıBilişim suçlarıKamu güvenliği+2
Melek Arslan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu (TCK M. 135)

Kişisel verilerin korunması, dünyada 1970'lerden bu yana tartışılmakta olan ve hukuki metinlerde yer verilen bir hak alanıdır. Özellikle teknolojik gelişmelerin etkisi ile bilginin kaydedilmesi, depolanması ve sınıflandırılmasının kolaylaşması sonucunda kişisel verilerin korunmasının önemi her geçen gün artmaktadır. Bireylerin davranışlarını devamlı bir gözetime konu olmaksızın şekillendirebilmeleri, insan onuru ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkı ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle, kişisel verilerin korunması hakkı temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmektedir. Hatta öyle ki, hukukumuzda kişisel verilerin korunması hakkı toplumsal yaşamın temel bir değeri olarak kabul edilerek buna yönelik birtakım ihlallere karşı cezai yaptırım öngörülmüştür. Hukuki metinlerin pek çoğunda kişisel veri, "kimliği belirli ve belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" olarak tanımlanmıştır. Kişisel verilerin işlenmesi ise birtakım şartlar altında kişisel veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak açıklanmaktadır. Bu açıklamaların genel ve soyut yapısı, gerek kavramların içeriğinin ve gerekse hakkın kapsamı ile onu koruma mekanizmalarının öğreti ve uygulama aracılığı ile somutlaştırılmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada öncelikle kişisel veri kavramı uluslararası düzenlemeler ve çeşitli ülkelerin ulusal mevzuatları ile yargı kararları ışığında irdelenmiştir. Ardından kişisel verilerin korunmasına yönelik düzenlemelerin tarihsel gelişimi ve 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere Türk Hukuku açısından mevcut durum değerlendirilmiştir. Son olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda kişisel verilerin korunmasına yönelik olarak yer verilen suç tiplerine değinilerek kanunun 135. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ayrıntılı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: kişisel veri, kişisel verilerin işlenmesi, hukuka aykırı olarak kaydetme, Ceza Hukuku, Türk Ceza Kanunu m. 135.

Kişisel veriVeri güvenliğiVeri koruması hukuku
Melike Köse Aysun
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Hukuku'nda iftira suçu (TCK m. 267)

İçinde bulunmuş olduğumuz çağın iletişim çağı olması sebebiyle insanların birbirleriyle ve toplumla iletişim kurabilmeleri kolaylaştığı gibi haklarını aramak amacıyla yetkili makamlara erişimleri de kolaylaşmıştır. Bilginin yayılma hızının artmış olması insanların faydalı bilgilere erişimi açısından kolaylıklar yaratmış olsa da bu durum kötü niyetli insanların elinde masum kişilere karşı silah olarak da kullanılmaktadır. Günümüzde masum bireyler, kötü niyetli insanların ihbar ve şikayet yoluyla veya basın yayın yoluyla haklarında yapacakları isnatlar neticesinde yetkili makamlar nezdinde şüpheli-sanık konumuna gelebilecekleri gibi, toplum nezdinde de karalanmış olacaklardır. Bu sebeple masum bireylerin haksız isnatlardan korunmasını sağlamak amacıyla geçmişten günümüze hemen hemen her hukuk sisteminde "iftira" bir suç tipi olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

Ceza HukukuTürk Ceza HukukuTürk Ceza Kanunu+2
Alp Tolgahan Serttaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tehdit suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda kişi hürriyetine karşı suçlar arasında düzenlenen tehdit suçu bu yüksek lisans tezinin konusudur. Bu çalışmada tehdit suçu hakkında genel bilgiler verildikten sonra suçun tarihçesi, hürriyet kavramı da ele alınarak incelenmiş, Türk Ceza Kanunu'ndaki benzer suç tipleri ile karşılaştırması yapılmış, çeşitli ülkelerdeki tehdit suçu düzenlemeleri kısaca ele alınmıştır. Tehdit suçunun unsurları detaylı şekilde incelenmiş, failin kusurluluğunu etkileyen haller ile suçun özel görünüş şekillerine değinilmiştir. Konusuna göre yüksek mahkeme kararlarına yer verilerek, teoride tartışılan hususlarda uygulamanın nasıl şekillendiği gösterilmeye çalışılmıştır. Son olarak tehdit suçunun yaptırımı, soruşturma ve kovuşturma yöntemi ile 24/11/2016 tarihli 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişikliği de içeren uzlaştırma uygulamaları kapsamındaki yeri incelenmiştir.

Hukuka aykırılıkKanunlar 5237 sayılıTehdit+3
Mahmut Bıçakcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (TCK M.188)

Tez konusu olarak belirlediğimiz "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu", Türk Ceza Kanunu'nda "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir. TCK m. 188/1'de: Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç etmek suç olarak düzenlenmişken; m. 188/3'te ise; Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suç olarak öngörülmüştür. Bununla birlikte m.188/2'de; ithal ve ihraç eylemleri açısından farklı ülkelerde hükmolunan ve infaz edilen cezaların Türkiye'de verilen aynı eylemlere ilişkin ceza mahkumiyetlerinden mahsup edileceği, m.188/4,5'te suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Ayrıca TCK m. 188/6'da; üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır ve m.188/7'de ise uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Son olarak m.188/8'de ise; bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi nitelikli hal olarak öngörülmüştür.

CezaCeza hukukuKamu hukuku+5
Fahrettin Kıdıl
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukuku'nda şike ve teşvik primi suçları

Spor ilk çağlardan bu yana insan hayatının içerisinde yer alan bir aktivitedir. Başlangıçta hayatta kalabilmek adına zorunlu olarak yapılan atlama, koşma, zıplama gibi etkinliklerden oluşan spor, zamanla eğlence amacıyla da yapılmaya başlanmıştır. Spor; zamanla estetik, politik ve ekonomik bir etkinlik halini almıştır. Özellikle günümüzde, spor adeta bir endüstriyel fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Sporun günümüzde sahip olduğu bu ekonomik değer, spora haksız bir takım davranışların karıştırılmasına yol açmış ve fair- play ruhuna aykırı bir takım fiiller spor müsabakalarında görülmeye başlanmıştır. Spora karışan söz konusu haksız davranışlardan ikisi, şike ve teşvik primi fiilleridir. Söz konusu fiiller neredeyse insanlık kadar eskidir. O kadar ki, M.Ö. 388'de Teselyalı Eupolos'un yenilmeleri için rakiplerine para verdiği bilinmektedir. Şike ve teşvik primi fiilleri ile günümüzde de sık sık karşılaşılmakta ve bu konuda medyada haberler yer almaktadır. Ülkemizde de, 14 Nisan 2011 tarihinde ve 6222 sayılı Kanun'la şike ve teşvik primi fiilleri birer suç haline getirilmiştir. Bu çalışmada şike ve teşvik primi suçları suç inceleme metoduna uygun olarak incelenmeye çalışılmış, ayrıca söz konusu suçlara ilişkin uluslararası hukuk düzenlemelerinden de örnekler verilmiştir.

Ceza hukukuSporSpor+7
Selami Cin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesinde yargılamanın yenilenmesi

Adli hatanın varlığı halinde kesinleşmiş son karar maddi gerçeği yansıtmamaktadır. Maddi gerçeğe, yargılama yapılmak suretiyle yeniden ulaşılması bazı hallerde zaruret arz etmektedir. Bu sebeple olağanüstü bir kanun yolu olarak yargılamanın yenilenmesi kurumuna ihtiyaç duyulmaktadır. Tarihi kökeni Roma uygarlığına dayanan kurum, sistematik olarak gelişim göstermektedir. Özellikle AİHM tarafından dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda verilen düşme kararının da yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak düzenlenmesi önemli bir gelişmedir. Bu ek düzenleme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önüne gelen dosyalar hakkında ihlâl kararı vermesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmamız dahilinde yargılamanın yenilenmesine ilişkin düzenlemeler hakkında doktrindeki eleştirilere yer verilmek suretiyle gelişime katkı yapılmak amaçlanmaktadır.

Adli hataCeza Muhakemeleri Usul KanunuCeza muhakemesi hukuku+4
Hüseyin Teoman Demirci
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yakıt pillerinin gelişimi

Son zamanlarda küresel ısınma ve iklim değişikliği dünyanın önemli bir sorunu haline gelmiş ve insanlık atmosferi kirletip sera gazı etkisi oluşturan fosil yakıtlara alternatif oluşturacak enerji kaynağı arayışı içine girmiştir. Bu kapsamda dünya çapında yapılan çalışmalar evrendeki en fazla bulunan element olan hidrojenin oksijen ile elektrokimyasal reaksiyona girmesi sonucunda çevre dostu elektrik enerjisi üreten cihazlar olan yakıt pilleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Yakıt pillerinin üretimi ve geliştirilmesi, ülkemizin ileri enerji teknolojiler alanında söz sahibi olabilmesi, enerji kaynaklarının çevreye olumsuz etkilerinin azaltılarak yaşam kalitesinin artırılması ve artan enerji talebinin yerel enerji kaynakları ile karşılanarak dışa bağımlılığın azaltılması açılarından önemlidir. Bu çalışmada, YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanı taranarak 2000-2021 yılları arasında elde edilen yakıt pilleriyle ilgili 265 adet onaylanmış tez analiz edilmiştir. Dünyadaki genel eğilime paralel olarak, incelenen tezlerin çoğu polimer elektrolit membran yakıt pili (PEMYP) ile ilgilidir ve ikinci sırada katı oksit yakıt pili (KOYP) ile ilgili çalışmalar yer almaktadır. Bu çalışmaları sırasıyla doğrudan alkol yakıt pili ve ülkemizde yakıtı olan borun hammaddesinin bol miktarda bulunduğu doğrudan borhidrür yakıt pili ile ilgili tez çalışmaları takip etmektedir. PEMYP ilgili çalışmalarda membran, gaz difüzyon ve katalizör tabakaları ve su yönetiminin iyileştirilmesi için farklı malzemeler kullanılmıştır. Diğer yandan, KOYP ilgili çalışmalarda interkonnektör, anot, katot ve elektrolit bileşenleri için çeşitli malzemeler kullanılmıştır. Bu malzemelerin PEMYP ve KOYP performansına etkisi detaylı olarak analiz edilmiştir. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Araştırma Merkezi ve Tübitak MAM Enerji Enstitüsü'nde üniversite-sanayi iş birliğiyle yapılan projeler Türkiye'de yakıt pili teknolojilerinin gelişmesi için önemli bir alt yapı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'de yakıt pili sistemlerinin üretimiyle ilgi benzer kurumların, akademik çalışmaların ve üniversite-sanayi işbirliği projelerinin sayısının artması gerekmektedir.

Muhammet Türkyılmaz
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yatay eksenli bir rüzgar türbini kanadının sayısal analizi ve optimizasyonu

Küresel enerji ihtiyacı teknolojik gelişmeler ve nüfusun artışına bağlı olarak sürekli artmaktır. Fosil yakıt rezervlerinin azalması ve bu yakıtların çevreye olumsuz etkilerinden dolayı enerji ihtiyacının sürdürebilir enerji kaynaklarında karşılanması büyük önem taşımaktadır. Sürdürülebilir enerji kaynağı olarak rüzgâr türbinleri rüzgârın kinetik enerjisini elektrik enerjisi dönüştürür. Bu çalışmada kanat profili geometrisi, kanat sayısı, hücum açısı, kanat açısı, uç hız oranı (λ) ve kanat uzunluğu gibi rüzgâr türbin kanadı tasarım parametrelerin aerodinamik performansa etkisi önerilen yeni iki aşamalı kanat tasarımı optimizasyonu yöntemine bağlı olarak ANSYS Workbench platformu ve SOLIDWORKS programı kullanılarak araştırılmıştır. Birinci aşamada, HAD analizinin doğrulanması için standart NACA 63-415 kanat profilinin Spalarat Almaras ve SST k-ω türbülans modelleri kullanılarak hesaplanan kaldırma kuvveti katsayısı (CL) değerleriyle deneysel CL değerleri 1,6x106 Reynolds sayısında, 0˚-20˚ hücum açısı aralığında karşılaştırılmıştır. SST k-ω türbülans modeli deneysel verilere daha iyi uyum sağladığı için tezdeki tüm hesaplamalarda bu model kullanılmıştır. Sonra, standart NACA 63-415 kanat profilinin alt yüzeyi % 10, % 20 ve % 30 azaltılarak sırasıyla NCAY 10, NCAY 20 ve NCAY 30 kanat profilleri üretilmiştir. Sayısal sonuçlar yeni kanat profillerinin standart NACA 63-415 kanat profiline göre aerodinamik performansı iyileştirmiştir ve maksimum CL/CD (kaldırma kuvveti katsayısı / sürükleme kuvveti katsayısı) değerinin yaklaşık 7° hücum açısında NCAY 30 kanat profili ile elde edilmiştir. İkinci aşamada, kanat uzunluğu boyunca 1 m aralıklarla optimum veter uzunlukları ve bağlama açıları hesaplanmıştır ve standart NACA 63-415 kanat profili için SOLIDWORKS programı kullanarak katı kanat modeli oluşturulmuştur. Üretilen kanat modelinin sonuçları, kanat uzunluğu ve λ artıkça ve kanat açısı azaldıkça tork ve güç değerlerinin iyileştiğini göstermiştir. Daha sonra kanat yüzey geometrisinin aerodinamik performansa etkisi 7° hücum açısı, λtasarım = 7 ve 20 m kanat uzunluğu için yeni üretilen standart NACA 63-415, NCAY 30 ve NCAYÜY 30 (standard NACA 63-415 kanat profilinin alt ve üst yüzeyini %30 azaltma) kanat modelleri kullanılarak 4-16 m/s rüzgâr hızlarında araştırılmıştır. Sonuçlar tüm kanat modellerinde rüzgâr hızı arttıkça güç katsayı (Cp) değerlerinin arttığını ve maksimum Cp değerinin 16 m/s rüzgâr hızında elde edildiğini göstermiştir. En yüksek Cp değeri 0,511 olarak NCAYÜY 30 kanat modelinde elde edilmiştir ve standart NACA 63-415 kanat modeline göre bu kanat modeli Cp değerini %10,62 artırmıştır. Ayrıca diğer kanat modelleri ile karşılaştırıldığında bu kanat modeli kanat arka yüzeyinde basıncı ve kanadın uç kısmının yakınında kanat hızını artırmıştır. NACA 63-415 kanat modeline göre NCAYÜY 30 kanat modeli maksimum kanat hızını %7,2 artmıştır. Bu çalışmada rüzgâr türbini kanadı tasarımında kullanılan yöntem bu konuyla ilgili ilerde yapılacak çalışmalara yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD)Kanat profiliRüzgar türbinleri
Hakan İnan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yağma suçu

Yağma suçu 5237 sayılı TCK'nın ''Özel Hükümler'' Başlıklı ikinci kitabının ''Kişilere Karşı Suçlar'' isimli ikinci kısmının ''Malvarlığına Karşı Suçlar'' şeklindeki onuncu bölümünün 148.149.ve 150.maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma suçu, cebir veya tehdit ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç niteliğindedir. Yağma suçu, cebir veya tehdidin araç olarak kullanılması suretiyle, mağdurun malının alınmasıdır. Diğer bir adlandırmayla, cebri hırsızlıktır. Yağma suçuna ilişkin bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yağmanın tanımı, tarihsel gelişimi, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın karşılaştırılması, benzer suçlardan ayrımı ve korunan hukuki değer anlatılmıştır. İkinci bölümde, suçun unsurları, üçüncü bölümde, kusurluluk, kusurluluğu azaltan ve kaldıran haller ile suçun özel görünüş şekillerine yer verilmiştir. Son olarak dördüncü bölümde ise, şahsi cezasızlık nedenleri, etkin pişmanlık, soruşturma ve kovuşturma, yaptırım, müsadere ve zamanaşımı konuları anlatılmıştır.

CebirKanunlar 5237 sayılıSuç+4
Hüseyin Altınay
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2020
00

Other supervisors